CHP’li Oğuz Kaan Salıcı: Kürt Sorununu Çözebiliriz

CHP’li Oğuz Kaan Salıcı, Van’da yaptığı açıklamada, Kürt sorunun nasıl çözüleceğine dair bir tarifleri olduğunu belirterek, “Üniter yapı içinde, Türkiye’nin birliği bütünlüğü içinde, parlamento zemininde, şeffaf bir şekilde ve demokratik usullerle Kürt sorununu çözebiliriz” dedi.

CHP’li Salıcı, konuşmasının devamında, “Çözeriz, önce yapılması gereken şey Türkiye’deki ağır baskı rejimini ortadan kaldırmak, Türkiye’yi demokratikleştirmektir. Türkiye’de ifade özgürlüğünün önündeki engelleri ortadan kaldırmaktır. Kayyım sisteminden kurtulmaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerde parti teşkilatlarını güçlendirmek, oy oranını arttırmak amacıyla kurduğu Doğu Masası çalışmalarını sürdürüyor. Van, Hakkari ve Erzurum’u kapsayan 4 günlük program kapsamında üye katılım törenleri, esnaf ziyareti ve sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapılacak.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre, Doğu Masası çalışmaları kapsamında seçimlerde “Sürpriz denilecek sonuçlar alacağız” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Kürt meselesi ile ilgili, “Kürt sorunu bizim için tüm Türkiye’nin sorunu. Meseleyi Van’da yaşayan Kürt vatandaşların sorunu olarak görmüyoruz, Türkiye’nin sorunu olarak görüyoruz” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal, Cihangir İslam, 23. Dönem Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim, Parti Meclisi Üyeleri Devrim Barış Çelik, Nevaf Bilek, Aylin Yaman, Hasan Efe Uyar, Gizem Özcan, Semra Dinçer, Ayça Taşkent ve Genel Başkan Danışmanı Veli Özdemir’in yer aldığı heyet 4 gün boyunca Van, Hakkari ve Erzurum’da olacak.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Van’da düzenlediği basın sohbet toplantısında, “Doğu Masası kapsamında 2002 seçim sonuçlarına göre belirlenen 22 il vardı. Ama bizim 8 vekilimiz var. Oyumuzun düşük olduğu ve bundan memnun olmadığımız iller bunlar. Çalışmadan sonuç alıyoruz. Bunu daha da ilerletme çabamız var. Çalışmaları yoğunlaştırarak devam edeceğiz” dedi.

Üye sayılarında ciddi artışlar olduğunu belirten Salıcı, bölgeye dair hedeflerinin ne olduğu sorusuna, “Konfeksiyon işi yapmıyoruz. Terzilik yapıyoruz. Her ile özel çalışmalar yapıyoruz. Oyumuzu artırmak istiyoruz. Bu çalışmaların iktidar yürüyüşünü büyütmesini hedefliyoruz. Van’da 4. parti olmayı sorgulamamız lazım. Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş şimdi CHP’ye oy verecek insanlar var Van’da. Biz Van’dan vekil çıkaracağız. Diyarbakır, Urfa’da oyumuzu arttıracağız. Sürpriz denilen sonuçlar alacağız. Seçimden sonra da çalışmalar devam edecek” yanıtı verdi.

‘Altılı masa yerli yerinde duruyor’

“HDP’ye Bakanlık” tartışmalarının Altılı Masa’yı nasıl etkilediği sorusu üzerine Salıcı, “Altılı masa yerli yerinde duruyor. Altılı Masanın iradesi belli tartışmalarla sarsılacak bir irade değil. Parlamenter sistem, güçler ayrılığı, kayyım rejiminin sonlanması gibi geniş vizyonu olan bir masanın ortaya çıkan, çıkartılan, iktidar tarafından pompalanan tartışmalarla geri adım atması beklenmesin” değerlendirmesi yaptı. Altılı Masa’da yer alan partilerin farklı partiler olduğunu anlatan Salıcı, ayrılıkları değil, ortaklıkları ele alan bir bakış içinde olduklarını söyledi.

Salıcı, Kürt Sorununun çözümü için nasıl öneriler sundukları sorusuna şu yanıtı verdi: “Hakkari’de de İstanbul’da da vatandaşın birinciliği önceliği sorusuna ekonomi yanıtı veriliyor. Tek dert bu değil. Adalet var, dış politika, eğitim var. Kürt sorununu da dert eden vatandaşlarımız var. Kürt sorunu belli bir kesimin dert edeceği sorun değil. Kürt sorunu bizim için tüm Türkiye’nin sorunu. Meseleyi Van’da yaşayan Kürt vatandaşların sorunu olarak görmüyoruz, Türkiye’nin sorunu olarak görüyoruz. Edirne’de yaşayan vatandaşlarımızın da sorunu Van’da yaşayanların da sorunu. Kürt meselesini ilk dile getiren, tartışan, ilgili kurullarında konuşan bir siyasi iradeyiz. Kürt sorunu var mıdır, biz olduğu kanaatindeyiz.”

‘Kürt sorunu nasıl çözülür’ tarifi

Kürt sorunun nasıl çözüleceğine dair bir tarifleri olduğunu belirten Salıcı bu tarifi de şöyle yaptı: “Üniter yapı içinde, Türkiye’nin birliği bütünlüğü içinde, parlamento zemininde, şeffaf bir şekilde ve demokratik usullerle Kürt sorununu çözebiliriz. Çözeriz, önce yapılması gereken şey Türkiye’deki ağır baskı rejimini ortadan kaldırmak, Türkiye’yi demokratikleştirmektir. Türkiye’de ifade özgürlüğünün önündeki engelleri ortadan kaldırmaktır. Kayyım sisteminden kurtulmaktır.”

Salıcı’ya “Kürt sorununun çözümüne dair reçete sundunuz ama tarifiniz nedir” sorusu da yöneltildi. Salıcı bu soruya şu yanıtı verdi: “Ben Kürdüm ve Kürt olmamdan kaynaklı sorunlar yaşıyorum diyen vatandaşlarımız ya da kimliğim, inancım nedeniyle sorun yaşıyorum diyen vatandaşlarımızı aynı çerçevede görüyoruz. Benim doğuştan gelen bir özelliğimden dolayı sorun yaşıyorum. Biz istiyoruz ki kanunlar herkese eşit uygulansın. Demokratik hak ve özgürlüklerin alanı genişlesin. İnsanların kimlikleri, inançları, farklılıkları ile alakalı sorun yaşama durumları minimum seviyeye insin. Biz Kürt meselesini bölgesel bir mesele, sınırlara dair bir mesele görmüyoruz. Temel insan hakkı olarak görüyoruz. Temel demokratikleşme çerçevesi içinde çözebileceğimiz bir mesele olarak görüyoruz” yanıtı verdi.

Kürt meselesi ile ilgili Anayasa çerçevesinde nasıl bir çözüm önerdikleri sorusu üzerine de Salıcı, “Altılı Masada mutabık olduğumuz konuları açıkladık. Bunların da genişleyeceği alanlar olacak. Bunların çözümü seçimlerde yapılacak tercih. Otoriter bir yönetim mi, demokrasiden yana mı tercih yapılacak. Otoriter yönetim ile devam edeceksek bunları konuşmanın anlamı yok. Biz demokrasi etrafında bir araya gelecek güçler, Altılı Masa demokrasinin yolunu açsın. Demokrasi ile bağlantılı sorunların büyük kısmı çözülmüş olacak. En başta reçete her şeyi kapsasın olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

3 Dakikada Şarj Olan 20 Yıl Ömre Sahip Batarya Geliştirildi

Bir girişim, dakikalar içinde tamamen şarj olabilen, mevcut elektrikli araç (EA) bataryalarının iki katından daha uzun süre dayanan ve elektrikli otomobiller için uygun bir katı hal pili geliştirdi.

Üç dakikada şarj olabilen ve ömrü boyunca 10 binden fazla şarj döngüsüne sahip bir saat pili prototipini başarıyla çalıştırdıktan sonra, Harvard Üniversitesi’nden çıkan girişim Adden Energy, yakın gelecekte ticarileştirmek amacıyla teknolojiyi daha da ilerletmek için 5,15 milyon dolar fon aldı.

Girişime göre temiz enerji depolama teknolojisinin hızlı gelişimi, iklim değişikliği “vebasıyla” mücadelede kritik öneme sahip.

Adden Energy CEO’su William Fitzhugh, bu cihazın yaygın kullanımını kolaylaştırmak için, evde garajı olmayan ve bu nedenle elektrikli araçlarını gece evde şarj etme imkanı bulunmayan Amerikalıların yüzde 37’sine hitap etmeyi umuyor.

Fitzhugh, “Dünyanın araç filosunun tamamen elektrikli araçlardan oluşması, iklim değişikliğiyle mücadelede atabileceğimiz en anlamlı adımlardan biri” dedi.

Bununla birlikte, elektrikli araç kullanımının geniş çapta benimsenmesi, çeşitli tüketici ihtiyaçlarını karşılayabilecek bataryalar gerektiriyor… EA’ların, esasen şu anda gaz pompasında harcadığınız zamana benzer sürelerde, içten yanmalı araçların yakıt dolumundan çok farklı olmayan zaman zarflarında şarj edilmesi gerek.

Tahminler, dünya araç filosunun elektrikli hale gelmesinin tek başına küresel sera gazı salımlarını yüzde 16 oranında azaltabileceğine işaret ederken, bu “yeni batarya örneği” bu hedefe ulaşmak için gerekli görülüyor.

Harvard’da malzeme bilimi doçenti ve Adden Energy’nin bilim danışmanı Xin Li, “Eğer temiz enerjili bir geleceğe doğru ilerleyeceksek şu an yoldaki araçların tam anlamıyla sadece ‘yüzde 1’ini’ oluşturan elektrikli araçlar lüks bir moda olarak kalamaz, EA bataryaları sadece 3 ila 5 yıl dayanırsa ABD’nin ikinci el otomobil pazarı olmayacak” dedi.

Teknolojinin herkes tarafından erişilebilir olması gerek… Batarya teknolojimizi geliştirmek için herhangi bir temel sınır görmüyoruz. Bu teknolojinin geliştirilmesi çığır açabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

AİHM, IŞİD’e Katılan 2 Vatandaşının Geri Dönüşünü Reddeden Fransa’yı Suçlu Buldu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Büyük Dairesi, Fransa’nın, Irak-Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) katılan ve Suriye’deki kamplarda tutulan iki vatandaşının ülkelerine dönmesini reddetmesinden dolayı “insan hakları ihlalinde bulunduğuna” hükmetti.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, AİHM’in 17 yargıçtan oluşan Büyük Dairesi, iki Fransız vatandaşının ailelerinin yaptığı başvuruda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 4. numaralı protokolünün, 3. maddesinin 1. fıkrasının Fransa tarafından ihlal edildiği görüşüne vardı.

Bu protokolün ilgili maddesi, “AİHS’ne taraf hiç bir ülkenin vatandaşının ülkesi topraklarına sokulmamasını” yasaklıyor.

Fransa’ya dönmek isteyenler için bu dava emsal olabilir

Bu dava Fransa’dan Suriye, Irak veya başka bölgelere savaşmak için gidip Fransa izin vermediği için dönemeyen vatandaşların ülkeye dönüşü için içtihat oluşturması açısından da önem taşıyor.

AİHM’in ilgili dairesi, davanın “hukuken karışık” olduğunu gerekçe göstererek kendi yargılama hakkından feragat ederek, 2019 ve 2020 yılında yapılan başvuruları genelde temyiz duruşmalarına bakan Büyük Daire’ye göndermişti.

Büyük Daire’de 2021 yılında yapılan duruşmaya Avrupa Konseyi İnsan Hakları Temsilcisi müdahil taraf olarak katılmış ve sunduğu savunmasında Fransa’yı suçlamıştı.

Başvuruyu yapanlar, ayrıca yakınlarının Fransa’ya girişine izin vermeyerek, Paris’in AİHS’nin işkence ve kötü muamelenin yasaklanmasıyla ilgili 3. maddesini de ihlal ettiği şikayetinde bulunmuştu. Büyük Daire, bu şikayeti ise değerlendirmedi.

Büyük Daire, Fransız yargı makamlarının daha önce verdiği ülkeye girişlerine izin verilmeyen vatandaşlarla ilgili kararları yeniden değerlendirmesine hükmetti.

Kızları Irak-Şam İslam Devleti’ne katılan iki Fransız aile, kızlarının üç torunlarıyla birlikte Fransa’ya geri dönmeleri için Fransız makamlarına başvuruda bulunmuştu. Taleplerinin reddedilmesi üzerine aileler kararı AİHM’e taşımıştı.

AİHM ayrıca, başvurunun yeniden değerlendirilmesinin yanı sıra, Fransa’nın başvuru yapan iki aileye mahkeme masrafları için 18 bin ve 13 bin 200 euro ödemesine karar verdi.

Fransız  mahkemeleri başvuru yapanları geri çevirmişti

Kararın açıklandığı oturumda Fransa’nın Avrupa Konseyi Büyükelçisi’nin yanı sıra Danimarka, İsveç, İngiltere ve İspanya gibi çeşitli ülke temsilcileri de hazır bulundu. Bu ülkeler de Suriye’de bulunan vatandaşlarının geri dönüşlerine izin vermiyor.

Paris İdari Mahkemesi ve Danıştay, 2020 yılında kendilerine yapılan başvuruyu kabul etmemişti.

Fransız hükümeti uzun süredir IŞİD’e katılanların ve ailelerinin yerel mahkemelerde yargılanması gerektiğini belirterek, geri dönüşlerini reddediyor.

Avrupa ülkelerinde IŞİD üyesi olmak için Orta Doğu’ya seyahat edenlerin geri dönüşleri konusunda kamuoyu genel anlamda tepkili. İnsan hakları savunucuları ise IŞİD militanlarının tutulduğu kamplarda kalan çocukların durumundan endişe duyuyor ve en kısa sürede geri getirilmeleri çağrısında bulunuyor.

Paylaşın

Pakistan’da ‘Muson Yağmurları’nın Bilançosu Ağır Oldu: En Az 1400 Ölü

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı sellerde can kaybı 1400’ü aşarken, yaşamını yitirenlerin 499’u çocuk, 280’i ise kadın. Ayrıca, 750 bin 223 çiftlik hayvanı de telef oldu.

Haber Merkezi / 1 milyon 743 bin 345 ev hasara uğradı, bunlardan 568 bin 817’si tamamen yıkıldı. Ülke genelinde sellerden etkilenenlerin sayısı 33 milyon 46 bin 329. Kurulan çadır kamplarına ise 663 bin 869 kişi sığındı.

Ülke genelinde 6 bin 674 kilometre yol zarar görürken 269 köprü yıkıldı.

3,5 milyondan fazla çocuğun eğitimi sekteye uğradı. Sindh, Belucistan, Pencap ve Hayber Pahtunhva eyaletlerinde yaklaşık 22 bin okul kullanılamaz hale geldi.

Milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp

Hükümet, Pakistan’daki 160 bölgenin 72’sini afet bölgesi ilân ederken ülkenin üçte birinin selden etkilendiği belirtiliyor.

Pakistan Gelir ve Maliye Bakanı Miftah İsmail, sellerin ekonomik maliyetini 10-12,5 milyar dolar olarak açıkladı fakat bağımsız gözlemciler, bunun 15-20 milyar dolar arasında olduğunu ve daha da artacağını tahmin ediyor.

En çok Sindh eyaleti etkilendi

Sindh eyaleti genelinde sellerden 2 bin 687 kilometre yol hasar görürken 1 milyon 527 bin 596 ev kısmen veya tamamen yıkıldı. Eyalet genelinde 1,2 milyon hektarlık tarım arazisi zarar gördü.

Eyalete bağlı Sehvan, Khairpur Natan Şah, Larkana ve Sukkur gibi şehirler sular altında kalırken bu kentlerin kuzeyindeki bölgelerle kara yolu ulaşımı kesildi.

Yetkililer, şehirlerdeki suyun çekilmesinin üç-altı ay süreceğini belirtiyor.

Salgın hastalıklar artıyor

İklim felaketleri, Pakistan genelinde yaklaşık 1500 sağlık tesisini etkiledi. Bu durum selden etkilenen bölgelerde sağlık kurumu, sağlık çalışanı ve ilaç tedarikini önemli ölçüde etkiledi.

Ülkenin dört eyaletine bağlı 45 bölgede on binlerce kişi ishal, sıtma, dang humması, tifo, yılan ve köpek ısırıkları, deri, göz ve akut üst solunum yolu enfeksiyonları gibi hastalıklardan mustarip.

Kara ve demiryolu ulaşımı kesildi

Hayber Pahtunhva eyaletinde sel nedeniyle altyapı da ciddi şekilde zarar gördü. Eyaletin kuzeyinde yer alan Kalam şehri ile karayolu bağlantısı tamamen kesildi.

Belucistan eyaletinde de demiryolu ulaşımı uzun süredir askıda. Eyaletin Afganistan ve İran ile demiryolu ticareti, sel nedeniyle yapılamıyor.

Pakistan’da sel sebebiyle oluşan yıkımın restorasyonunun yıllar alacağı belirtiliyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kadıköy Belediyesi, İşçilerin Zam Taleplerini Reddetti

İstanbul’da Kadıköy Belediyesi işçileri toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde taleplerine karşılık bulamadı. Nerdeyse 2500’e yakın işçi, enflasyon ve ekonomik kriz etkilerinin göz önünde tutulmasını ve maaşlarına bu koşullar doğrultusunda zam yapılmasını istedi.

Fakat uzlaşma sağlanamadı. Genel İş İstanbul Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Başkanı Murat Aydoğan sürecin belli noktalarda tıkandığını ifade etti.

Maltepe, Kartal, Ataşehir gibi ilçelerin ardından Genel-İş Sendikası, Kadıköy Belediyesi ile de masaya oturdu. Aydoğan yıl içinde iki altı aylık dönemde zam almayı talep ettiklerini bununla birlikte ikramiye, kapsam ve idari mevzuat hakkında olan isteklerini de belediyeye ilettiklerini ifade etti. Aydoğan ayrıca kapsam düzenlemeleriyle her ilçede aynı mesleğe mensup mühendis, tekniker, mimar vb. çalışanlarının kapsamlarını ayırdıklarını, artık Kartal, Ataşehir ve Maltepe Belediye’lerinde  çalışan aynı işi yapan kişilerin maaşlarının eşit olacağını vurguladı.

Diğer yandan Kadıköy Belediyesi’nde geçerli olan 4250 Tl’lik asgari ücret üzerinden %98 miktarında zam talep ettiklerini ama bunun belediye tarafından geri çevrildiğini söyledi. Aydoğan, Anadolu Yakası’nda Ataşehir, Kartal ve Maltepe’de Ocak 2023’te yüzde 20, Temmuz 2023’te yüzde 30 ve Ocak 2024’te yüzde 20 olmak üzere bir zam kazancı elde ettiklerini ama Kadıköy Belediyesi’nde bu sürecin tıkandığını da vurguladı.

Kötü giden ekonomik koşullar ve enflasyon karşısında talep ettikleri zamlarda haklı olduklarını düşünen Aydoğan, bir iki gün içinde grev kararı alacaklarını belirtti. Kararın alınmasının ardından altı iş günü içerisinde Kadıköy Belediyesi’nde işçiler greve gidecek.

Paylaşın

İYİ Parti: Tarihin En Yüksek Kaynağı Belirsiz Para Girişi Yaşanıyor

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), yılın ilk 7 ayında cari açığın 36.6 milyar dolar olduğunu açıkladı. 7 aylık kaynağı belirsiz para girişi (net hata ve noksan kalemi) ise 24.34 milyar dolar oldu.

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale, Merkez Bankası’nın açıkladığı rakamları değerlendirdi. Özlale, ortaya çıkan durumun veri akışındaki zaman tutarsızlığı gibi ölçüm problemlerinden kaynaklanıyor olabileceğini belirtti.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre, Özlale, “Ancak cari açığın yüzde 66,4’ü kadar bir ölçüm problemini kabul etmek de pek mümkün değil. Üstelik 7 ay üst üste net hata ve noksan kaleminin pozitif geldiği sadece iki dönem var. Birincisi Eylül 2008-Mart 2009 arası. Bu dönemde 12,9 milyar USD net hata ve noksan var. İkincisi ise 2022’nin ilk 7 ayı ve bu son 7 aydaki net hata ve noksan 2008-2009’dakinin neredeyse 2 katı. Hal böyle olunca bu miktarın tamamını net hata ve noksan olarak kabul etmek güç oluyor. İçindeki önemli bir kısma ne hata ne noksan demek daha doğru olabilir” dedi.

‘Yeni ekonomi modelinin pek de işe yaramadığını…’

Ödemeler dengesini de ilgilendiren ve iki gün önce açıklanan diğer bir veri de dış ticaret endeksleri. Temmuzda bir önceki aya göre ihracatın yüzde 6,8, ithalatın ise yüzde 11,3 arttığının açıklandığını hatırlatan Özlale, “Birim fiyat kısmı ise tam bir trajedi. İhracatımızın birim fiyatı yüzde 6,2, ithalatımızın birim fiyatı ise yüzde 27 artmış. Yani ihracata dayalı büyümeyi ucuz işgücü üzerinden kurgulayan yeni ekonomi modelinin pek de işe yaramadığını yeniden görmüş olduk” dedi ve şu yorumda bulundu:

“Mesele sadece fiyat değil, miktar olarak dünyaya ödemeler dengesini bozacak yönde bağlanıyoruz. Enerji krizi nedeniyle Avrupa’ya ihracatımızın azalma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, turizm gelirlerindeki sezon etkisinin bittiğini düşündüğünüzde cari açık cephesinde işlerin iyiye gitmeyeceğini net şekilde söyleyebiliriz. Ülkemizin yatırım çekiciliğinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu da düşündüğünüzde ‘bu açığı finanse etmek için net hata ve noksanı daha ne kadar kullanabilirler?’ sorusu akla geliyor. Eğer kaynağı belli olmasa da finansman bulamazsak rezerv yakmamız gerekecek ama ülkemizde pek kullanılabilir rezerv olmadığını anlatmaktan ya da duymaktan en az bizim kadar sizler de rahatsız olmuşsunuzdur.”

İYİ Partili Özlale’ye göre açıklanan sanayi üretimi verisi ie reel sektördeki ser dııruşa işaret ediyor. Sanayi üretiminde aylık yüzde 6,2 azalma yaşandığını, bir diğer yavaşlama göstergesinin de perakende satışlarda ortaya çıktığını belirten Özlale, “Bu yavaşlama belirtileri hükümeti ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanını çok rahatsız etmiş olmalı ki yeni bir büyük kredi paketine hazırlandıklarını biliyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

“‘Bunun enflasyonist bir etkisi olur mu’ diye akademik tartışmalara gerek yok çünkü enflasyon hükümetin pek de umurunda değil. Örneğin dün Sayın Cumhurbaşkanı yeni konut projesini açıkladı ama iki gün önce gelen inşaat maliyet endeksi verisi bina inşaatı maliyetlerinin temmuzda aylık yüzde 7,1 artışla yıllık yüzde 110,6’ya çıktığını söyledi. Üretim maliyetleri böyle kontrolsüz artmaya devam ederken asgari ücretlilere konut alma imkânı sunacak projenin gerçekleşme ihtimali de düşündürücü açıkçası.”

‘Ülkeye döviz girişi açıklanamayan kanallardan gerçekleşiyor’

Son iki günde hükümetin ‘başarı göstergesi’ olarak sunabileceği tek pozitif göstergenin TÜİK’in açıkladığı işsizlik oranının azalması verisi olduğunu söyleyen Özlale, “TÜİK verilerine göre bir ayda istihdam 148 bin kişi azalmış olmasına rağmen işgücündeki 262 bin kişilik azalmanın etkisiyle işsizlik oranında bir azalma yaşandı. Oysa tüm geniş tanımlı işsizlik oranlarında bir artış vardı” dedi ve şöyle devam etti:

“Reel sektör üretimi daha fazla sürdüremiyor… Ekonomideki döviz talebi artıyor ama ülkeye döviz girişi açıklanamayan kanallardan gerçekleşiyor ve ne kadar sürdürülebilir olduğu belli değil… Fiyat artışları durmaksızın yoluna devam ederken vatandaş iş bulma ümidini yitiriyor… Böyle bir ortamda milyonlarca TL harcayarak yaptıkları etkinlikte Cumhurbaşkanı vatandaşa ucuz konut olanağı sunacakları projelerini anlatıyor.”

Paylaşın

Sedat Peker’in Evine Silahlı Saldırı; Peker’den Açıklama: Çok Eğleneceğiz

Organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in İstanbul Beykoz’daki evine silahlı saldırı düzenlendi. Saldırı sonrası Peker’in yakınlarına “Vallahi çok eğleneceğiz. Ama zamanını ben belirleyeceğim” dediği öğrenildi.

Halk TV’nin haberine göre, Peker’in Beykoz Korusu’nun sınırları içinde yer alan ve ‘tek mal varlığım’ dediği evine bu sabah silahlı saldırı düzenlendi. Saldırı, bu sabah 09.30’da gerçekleşti.

Evin önüne iki araç geldi. Bir araç uzakta beklerken, yakına gelen aracın camı açıldı. Eve Sedat Peker’in bilgisi dahilinde geldiğini söyleyen kişi görevlilerin kendisine yaklaşması üzerine arabanın içinden ateş etti.

Evdeki görevli Yılmaz Günay’a 3 kurşun isabet etti. Günay, ağır yaralı olarak Beykoz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Evde, Peker’in bilgisi dahilinde 6 kişinin güvenlik amacıyla kaldığı, 3’er kişilik vardiyalarla çalıştıkları öğrenildi.

Sedat Peker: Çok eğleneceğiz

Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuşan Sedat Peker’in yakın çevresinin aktardığına göre, “Aptal düşmanlar maalesef insanın zekasını köreltiyor.”

Saymaz’ın Peker’in yakın çevresinden edindiği bilgiler şöyle:

“Sedat Peker’in bu konularla ilgili daha önceden bilgisi vardı. Hatta Dubai’ye yollanan kişilere (suikast timi) başka isimlere pasaport çıkarıldı. Kişilerin isimleri başka fakat sahte isimlere gerçek pasaport çıkarıldı.

-Bu kişilerin görevi suikasti yapmak değil suikastle ilgili grupları koordine etmek.

-Sahte isimle çıkarılan pasaportların gerçek sahiplerinin bilgisi de Sedat Peker’de.

-‘Türkiye’deki yakınlarının hepsini öldüreceğiz’ tarzında ki bu eylemlerin olacağı da Sedat Peker tarafından biliniyordu. Hatta bunu yakın arkadaşlarıyla da paylaştı.

-Türkiye içerisindeki bu organizasyonda yer alan isimler de kendisinde.

– Buradan anlıyoruz ki: hükümeti sarsan bu suç dosyalarını ifşa ederken güvenlikle ilgili de bilgi sahibi. Hesaplarını ona göre yapıyor.”

Yine edinilen bilgilere göre, Peker yakınlarına “Vallahi çok eğleneceğiz. Ama zamanını ben belirleyeceğim” dedi.

Paylaşın

‘Merkez Bankası Arka Kapıdan 75 Milyar Dolar Sattı’ iddiası

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı faiz politikaları sonucu bankaların kullandırdığı kredi faizleri katlanırken, resmi enflasyon da yüzde 80’i buldu.

Merkez Bankası’nın döviz kurlarını baskılamak için zaman zaman ‘arka kapı’ döviz satışı yaptığı dile getirilirken, Bloomberg Türkiye ve İsveç Ekonomisti Selva Baziki sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yılın ilk 8 ayında bu rakamın 75 milyar dolara ulaştığını yazdı. Böylelikle, aylık döviz satışı miktarı 9,5 milyar doları bulmuş oldu.

Baziki, müdahalelerin yaz aylarında turizm gelirleri nedeniyle yavaşladığını da belirtti. Baziki, 5 Ağustos’ta yaptığı paylaşımda da 7 aylık rakamın 66 milyar dolar olduğunu söylemişti.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’ndan Muhalefeti ‘FETÖ’ Üzerinden Vurma Hazırlığı

Ana omurgasını AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, muhalefeti ‘Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ üzerinden vurma hazırlığı yapıyor. HDP’yi “6’lı masanın 7. ayağı olarak tanımlayan” Cumhur İttifakı, seçimlere dokuz ay kala bu kez de sahada “8. ayak FETÖ söylemini” kullanacak.

AK Parti MKYK, önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantının ana gündemini seçim süreci oluştururken AKP’nin 2023 seçimlerinde yürüteceği propaganda da belli oldu.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, toplantıda, CHP ve 6’lı masa gündeme geldi. CHP Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’lilere bakanlık verebiliriz” sözleri üzerine Erdoğan’ın kurmaylarına, “6’lı masanın yedinci ayağı HDP, sekizinci ayağı ise FETÖ. Saha çalışmalarında bunu halka anlatın. Muhalefet artık açık açık HDP’yle işbirliği yapıyor. Bu da söylemleriyle ortaya çıkıyor” dediği kaydedildi.

“Küskün döndü” iddiası

Toplantıda, AKP’nin altı ay önce sahadaki durumuyla altı ay sonraki saha durumu da karşılaştırıldı. AK Parti yönetiminin hazırladığı raporlar, Erdoğan’a sunuldu. Muhalefetin henüz bir cumhurbaşkanı adayı belirleyememesinin yurttaşlarda “muhalefete karşı güvensizlik uyandırdığı” belirtildi.

Ekonomi nedeniyle “faturayı AKP’ye kesen küskün seçmenin yeniden AKP’ye dönüş yaptığı” savunulurken Erdoğan’ın da kurmaylarına, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de parlamento seçimlerinde de AKP birinci parti olacak. Sahada vatandaşla yüz yüze temasınızı artırın” talimatı verdiği de öğrenildi.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da İkinci Tur Görüşmeleri: Can Alıcı Konular Gündemde

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmelerinde cumhurbaşkanı adaylığından kabinedeki görev dağılımına, geçiş sürecinden ittifak stratejisine kadar birçok ‘can alıcı’ konunun karara bağlanacağı belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine bir yıldan az süre kala siyasi partilerin bu konuda atacağı adımlar merak ediliyor. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin bir araya geldiği altılı masanın ikinci tur görüşmelerinde adaylıktan kabinedeki görev dağılımına kadar birçok maddenin gündeme geleceği belirtiliyor.

Habertürk gazetesi yazarı Bülent Aydemir, ‘Dananın kuyruğu kopuyor ‘ başlıklı yazısında görüşmelerin 2 Ekim’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde başlayacağını hatırlattı. Hangi toplantılarda hangi konuların konuşulacağını, hangi kararların alınacağını ilgililerle konuştuğunu dile getiren Aydemir, şu bilgileri verdi:

Geçiş dönemi

“CHP’nin ev sahipliğinde yapılacak 2 Ekim tarihli toplantının gündeminde, parlamenter sisteme geçiş döneminde yapılacak işler var. Kurulan ortak komisyon çalışmasını tamamlayıp raporunu hazırlamıştı. Liderler kendi partilerinin görüş ve yaklaşımlarını gündeme getirecek.

DEVA Partisi, bu konuda özellikle ısrarcı olan ve bunu çok sık gündeme getiren partilerden biriydi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ülkenin seçimden sonra de facto parlamenter sistemle yönetilmesini önermişti. Babacan, “Beş yıl komple bir paketi sunalım. Vatandaş da bir daha mı seçim demesin, kafası karışmasın” hassasiyetini ortaya koymuştu. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi durumunda geçiş döneminde cumhurbaşkanı, 6 partinin de hassasiyetlerini idrak ederek görev yapacak.

Adayın 6’lı masanın dışından bir isim olması durumunda, 6’lı masa neyi savunuyor, değerleri neler, o tarihe kadar neler görüşüldü ve mutabakatlar neler? Bunları bilerek görev yapması sağlanacak. “İki yıl geçiş dönemi olsun” yaklaşımı da bu toplantıda karara bağlanacak.

İyi Parti’nin geçiş döneminde yürütmenin, yani bakanlıkların nasıl olacağı, iş bölümünün nasıl yapılacağı konusunu masaya getirmesi bekleniyor. Kim, hangi bakanlıkları üstlenecek, görev paylaşımı nasıl olacak? Çözüm bekleyen konular bunlar… Hemen belirteyim, oy potansiyeli açısından küçük partilerin yürütmeye talip olmama yönünde bir yaklaşımları var. Onlar diğer büyük partilerin listesinden gireceği için azami sayıda milletvekili çıkarmayı planlıyor. Seçim tarihi yaklaştığı için 6’lı masa buluşmaları daha dar aralıklarla yapılacak. Bundan sonraki gündem liderlerin karar vereceği konular olduğu için teknik çalışma komisyonlarından ziyade liderler daha fazla mesai yapacak. Geçiş dönemi konusu; CHP, DEVA ve Demokrat Parti’nin ev sahipliği yapacağı dönemde konuşulup karara bağlanacak.

Adaylık konusu

En can alıcı mesele; cumhurbaşkanı adaylığı… Aday 6’lı masadan mı çıkacak, dışarıdan bir isim mi olacak? “Seçilebilecek isim” ne demek? Adaylık kriterleri neler olmalı? İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener net bir şekilde, “Ben aday değilim, olmayacağım” demişti. Buna rağmen kendisine adaylık teklifi gelir mi? Bilemiyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “aday ol” diye bir teklif gelir mi? Yanıtı merak edilen sorular bunlar… Tabii ki cevaplarını şu anda veremeyiz ancak yaklaşımı şöyle özetleyebilirim: Kamuoyu araştırmaları, teknik veriler üzerinden hareket edilecek. Parti kurullarının görüşleri doğrultusunda bir yaklaşım sergilenecek. İdeal ve demokratik olanı, her parti liderinin alternatif isimler önermeleri…

Bu bölümdeki kritik konu; masadaki dört lider evet derse, önerilen ismin kabul görüp görmeyeceği… Yoksa tam ittifak, yani 6’da 6 oy mu aranacak? Bir isim üzerinde tam ittifak çıkmazsa ne olacağı bilinmiyor ancak 6’lı masanın ülke sorumluluğu gereği, somut verilere bakarak bir karar vereceğini düşünüyorum. İyi Parti, CHP’nin önereceği adayı destekleme yönünde eğilim gösterirse, yürütme kısmında, yani bakanlık sayısında bazı avantajlar sağlayabilir. Adaylık başlığı Gelecek Partisi’nin ev sahibi olacağı toplantıda gündeme gelecek.

İttifak stratejisi

Saadet Partisi ve İyi Parti’nin ev sahipliği yapacağı son iki toplantıda ittifaklar meselesi görüşülecek. 6’lı masada; Millet İttifakı’nın TBMM’de çoğunluğu sağlayacağı en iyi yöntemle seçime girme iradesi bulunuyor. En fazla milletvekili çıkarılacak yöntem belirlenecek; buna göre listeler oluşturulacak.

Öncelikli hedef küçük partilerin yüzde 3 barajını aşmaları ve Hazine yardımı alabilmeleri. 87 seçim bölgesinin her birinde ayrı bir senaryo üzerinde çalışılacak. En fazla milletvekili nasıl çıkarılacaksa partiler bütün enerjilerini oraya odaklayacak. Bunun çok zor bir mesele olduğunun altını çizmek isterim…

Bu takvim, seçimin zamanında yapılmasına göre oluşturuldu. Herhangi bir nedenle seçim öne alınırsa ya da baskın seçim olursa, partiler gündem başlıklarının kritik olanlarını öne çekme ya da takvimi sıkıştırma hazırlıkları da yapıyor. Bu üç başlığın ardından son iş olarak 6’lı masa ortak propaganda mekanizması oluşturacak.”

Paylaşın