‘Geç Teslim’ Nedeniyle TOKİ’ye 54 Binden Fazla Dava

Sosyal konut projesine ilişkin detayların açıklanmasının ardından TOKİ’nin (Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı) geçmiş projelerinde yarattığı sorunlar da yeniden gündeme geldi. CHP’li Özgür Özel, “Satılan konutların geç teslim edilmesi nedeniyle 2018’de 54 bin 410 dava açılmış” dedi.

AK Parti iktidarı tarafından “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” olarak nitelendirilen konut projesine ilişkin detaylar AK Partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanırken, projeyi üstelenecek olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) geçmiş projelerine ilişkin sorunlar da gündeme geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, TOKİ’nin geçmişinin parlak olmadığını belirterek Sayıştay raporlarını hatırlattı. “Satılan konutların geç teslim edilmesi nedeniyle 2018’de 54 bin 410 dava açılmış” bilgisini paylaşan Özel, “Şimdi ‘2 yıl sonra evleri vereceğiz, 60 bin TL ver’ diyorsunuz” sözleriyle eleştirisini dile getirdi.

Özel, “TOKİ’den alacak olan vatandaş ‘Bu daireleri almayayım mı?’ diyorsa al kardeşim. 2 sene sonra evleri biz teslim edeceğiz. Bu işleri temizlemek bize kalacak” ifadelerini de kullandı.

‘Yarım kalırsa ciddi bir kriz ortamı olur’

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin toplu konut şirketi KİPTAŞ’ın Genel Müdürü Ali Kurt da TOKİ’nin yıllar önce söz verip henüz temelini atmadığı projeleri olduğunu hatırlattı. TOKİ’nin normalde yıllık 58 bin konut yapabilme kapasitesi olduğunu söyleyen Kurt, “Bunu bir anda 128 bine çıkardılar. Umarım altyapı çalışmalarını tamamlamışlardır. Eğer tamamlanmadıysa bu projeler de diğerleri gibi yarım kalırsa ciddi bir kriz ortamı olur. Piyasayı bozar, arzı karşılamazsa hem fiyatlar daha da artar hem de arz patlar” değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal konutların yapılacağı il ve ilçeler de açıklanırken, büyükşehirlerde Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyelerin projede ağırlık kazanması dikkat çekti. Türkiye’nin 5 büyük ilinde toplam 32 ilçe belediyesinde yapılacak olan konutların sadece 8’i CHP’li belediyelerde yer alacak.

Bu 8 belediye de İzmir’in etkisiyle ortaya çıkarken, İzmir dışında 4 büyük ilde sadece 2 CHP’li belediyenin sınırları proje alanında yer aldı. Ankara ve İstanbul’da da konutların yapılacağı yerlerin tamamı Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyelerde yer aldı.

Paylaşın

TÜİK: Konut Satışları Yüzde 12,7 Azaldı

Türkiye genelinde konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,7 azalarak 123 bin 491 oldu. Bunlar arasında ilk el konut satış sayısı, Ağustos 2021 seviyesine göre yüzde 8,5 azalarak 39 bin 25 oldu. İkinci el konut satışlarıysa aynı dönemde yüzde 14,5 azalış göstererek 84 bin 466 oldu.

Yabancılara yapılan konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,1 azalarak 5 bin 273 oldu. Ağustos ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,3 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı bin 814 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla bin 750 konut satışı ile İstanbul ve 317 konut satışı ile Mersin izledi.

Ağustos ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den bin 238 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 633 konut ile İran, 417 konut ile Irak vatandaşları izledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri, Ağustos 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,7 azalarak 123 bin 491 oldu.

Konut satışlarında İstanbul 18 bin 485 konut satışı ve yüzde 15,0 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 9 bin 736 konut satışı ve yüzde 7,9 pay ile Ankara, 6 bin 395 konut satışı ve yüzde 5,2 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 41 konut ile Hakkari, 63 konut ile Ardahan ve 101 konut ile Bayburt oldu.

Konut satışları Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,7 artışla 943 bin 791 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,0 azalış göstererek 22 bin 168 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 18,0 olarak gerçekleşti. Ocak-Ağustos döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 39,1 artışla 211 bin 631 oldu.

Ağustos ayındaki ipotekli satışların, 6 bin 654’ü; Ocak-Ağustos dönemindeki ipotekli satışların ise 55 bin 348’i ilk el satış olarak gerçekleşti.

101 bin 323 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde diğer konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,1 azalarak 101 bin 323 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 82,0 olarak gerçekleşti. Ocak-Ağustos döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,7 artışla 732 bin 160 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,5 azalarak 39 bin 25 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,6 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Ağustos döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,6 artışla 276 bin 164 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,5 azalış göstererek 84 bin 466 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,4 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Ağustos döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,5 artışla 667 bin 627 olarak gerçekleşti.

Yabancılara 5 bin 273 konut satışı gerçekleşti

Yabancılara yapılan konut satışları Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,1 azalarak 5 bin 273 oldu. Ağustos ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,3 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı bin 814 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla bin 750 konut satışı ile İstanbul ve 317 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Ağustos döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44,6 artarak 44 bin 595 oldu. Ağustos ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den bin 238 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 633 konut ile İran, 417 konut ile Irak vatandaşları izledi.

Paylaşın

Çocuklar Okulda Aç Kalıyor: Ayran, Tost, Su 36 TL

2022-2023 eğitim ve öğretim yılı 12 Eylül Pazartesi başladı, 19 milyon öğrenci ders başı yaptı. Öğrencilerin eğitime başlamasıyla birlikte yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların eğitime erişimlerinin önündeki engeller de ortaya çıktı.  

Türkiye Özel Okullar Derneği’ne göre; özel okullarda okul, yemek, kırtasiye ve servis ücreti hesaba katıldığında ortalama tek bir öğrencinin yıllık masrafı 50-60 bin TL’den başlıyor, 180 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Devlet okullarındaki masraflar illere göre değişse de okul başlarken bir öğrencinin sadece kırtasiye ve kıyafet masrafları en az 2500-3000 TL’yi buluyor.

“Çocuklar tüm gün okulda aç kalıyor”

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz, derin yoksulluğun öğrencilerine ve velillerin yaşamına etkisini bianet’ten Ruken Tuncel’e anlattı.

Yılmaz, okul masraflarının ilkokul, ortaokul ve lisede masraflar farklılık gösterdiğini, ilkokula giden bir öğrencinin masraflarının kırtasiye giyim masrafları ortalama 2500 -3000 TL harcandığını söyledi.

Liselerde okul masrafının daha da arttığını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Lise öğrencilerinde okul açılırken masraflar 4000 TL’yi buluyor.

Okul sürecindeki masrafları ise; en az 2000 TL oluyor. Bu masrafın içinde servis ve yemek var ama çocukların büyük kısmı kantinden bir şey alamıyor. Gelişim çağındaki çocuklar okulda hiçbir şey yemiyor. Sabah evde kahvaltı yapıyorlar ve tüm gün aç kalıyorlar.”

“Ayran, tost, su 36 TL” 

Masrafların sadece okula başladığı dönemle kalmadığını belirten Yılmaz, masrafların öğrenim süreci içinde katlandığını söyledi ve ailelerin masrafları karşılamak da zorlandığını vurguladı:

“Çocuk okulda beslenecekse; günlük kantin masrafı 30-40 TL’yi buluyor. Kantinciler Odası’ndan aldığımız bilgiye göre; ayran, tost ve suyun toplam fiyatı 36 TL.

Özel okullardaki  durum çok daha vahim, elektrik ve doğalgaza zam yapıldığı için özel okullar yemek ücretlerine yansıtmışlar.

Velilerle yaptıkları görüşmede protokolde yer alan ücretlerle hizmet veremeyeceklerini ve yüzde 30-40 zam yapmak zorunda olduklarını söylemişler ve fiyatları güncellemişler. Devlet okullarında da durum aynı zam geldikçe bu kantinlere de yansıyor.

“Aileler masrafları karşılayamıyor”

Diğer taraftan yol ücretleri var. 600 TL ile 1600 TL arasında servis ücreti talep ediliyor. Özel okullarda 2500 TL- 3000 TL’ye kadar çıkıyor. Çoğu aile servise veremiyor, servis sayısı azaldığı için bazı öğrenciler de dışarda kaldı. Ailelerin büyük kısmı bu anlamda da çok mağdur.

Yani okul açılırken yapılan kırtasiye ve kıyafet masrafı dışında aylık bir çocuğun yol, beslenme ve okul dönemindeki masrafı en az 2500 TL. Bu durum özellikle açlık sınırı altındaki aileleri çok zorluyor. Bir an önce bir çalışma yapılmalı ve desteklenmeleri gerekiyor.”

“Okula gidemeyen 200 bin öğrenci sınıfta kaldı”

Okul masraflarındaki artan maliyetin lise çağındaki öğrencilerde okul terkine neden olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “2021-2022 istatistiklerine göre; 1 milyon 738 bin 198 öğrenci okulu bıraktığı, örgün eğitim dışına çıktığını” vurguladı:

“Veliler, çocukların okul masraflarını karşılamak da güçlük çektiği için tercihleri meslek liseleri oluyor. Çocuklar haftanın bir günü okulda oluyor ve diğer günlerde staj yaptıkları işletmede çalıştırılıyorlar. Çocuk hem okula gitmiş oluyor hem de asgari ücretin üçte biri kadar para alıyor.

Ayrıca meslek liselerindeki bu durum nedeniyle çocuklar eğitimden kopuyor. Geçtiğimiz yıl 700 bine yakın öğrenciyi sisteme kattılar fakat bu öğrencilerin 200 bini sınıfta kaldı, bu öğrenciler işletmeye de gitmedi okula da gitmedi.”

“Çocuklar yoksulluk nedeniyle okulu bırakıyor”

Yılmaz, son olarak eğitim çağında birden fazla çocuğu olan ailelere değindi ve derin yoksulluk nedeniyle çocuğunu okula gönderemeyen ailelerin sayısının arttığını belirtti:

“Yine okul çağında dört çocuğu olan aileler, çocukları arasında tercih yapmak zorunda kalıyor hepsini gönderemiyorlar okula. İki çocuğunu okula gönderemiyor ikisini gönderiyor. Mesela eskiden çocuklar okul hayatında başarısız olursa okulu bırakıyordu fakat bugün çocuklar derin yoksulluk nedeniyle okulu terk etmek zorunda kalıyor.”

Paylaşın

İktidar Klasiği: En Fazla Ödenek Yine Müteahhitlere

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2023-2025 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıklarıyla İlgili genelge Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Önceliğin enflasyonun düşürülmesi ve fiyat istikrarında olacağının ifade edildiği genelgede, daha öncekilerde olduğu gibi uyulmayacağı kesin olan tasarruf vaatlerine de yer verildi. İktidarın her adımda çiğnediği tasarruf vaatlerinden olan taşıt alımına zorunlu haller dışında izin verilmeyeceği bildirildi.

Yatırımlarda esas alınacak 2023 yılı ortalama dolar kuru da 21,5 TL olarak belirlendi. En fazla ödenek müteahhitlere garanti ödemelerinin yapıldığı iki bakanlığa ayrıldı.

Hedef büyüme

Temel hedefin sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek olduğu bildirilen genelgede, bunun için temel öncelikler şöyle sıralandı:

“Kamu harcamalarında tasarruf yapmak, enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını korumak, yurtiçi tasarrufları artırmak, cari işlemler açığını azaltmak, kamu mali dengelerini ve mali disiplini daha da güçlendirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı korumak.”

Azami tasarruf

Bu çerçevede, kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların hedeflere azami oranda katkı sağlayacak şekilde tahsisi ve verimli kullanımının temel ilke olacağı vurgulanan genelgede, şunlar yer aldı:

“Kamu yatırım harcamalarından azami düzeyde tasarruf edilirken, kalkınma potansiyelini destekleyici mahiyetteki iktisadi ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilmeye devam edilecektir. Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarımlanacak ve hayata geçirilecektir. Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını ve ticareti destekleyecek mahiyette belirlenecek; iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştiren nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verilecektir.

Kamu yatırımlarına ayrılan kaynaklar bir taraftan öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapı alanlarına yönlendirilirken, yatırımların maliyet etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesine, mevcut sermaye stokunun daha etkin kullanılmasına ve yatırım harcamalarının en kısa zamanda ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesine azami özen gösterilecektir.”

Süren öncelikli projelerden en kısa sürede tamamlanabilecek olanlara öncelik verileceğinin bildirildiği Cumhurbaşkanlığı genelgesinde, yeni projelerin ancak zorunluluk durumunda 2023 Yılı Yatırım Programı’na alınacağı bildirildi.

Bakım ve onarımlara önem verileceği, yurttaşların acil gereksinimlerini giderecek ve ekonomide katma değer artışına doğrudan hizmet edecek projeler dışındakilerin teklif edilemeyeceği belirtildi.

Taşıt alımları ile yeni hizmet binası yapımına ancak zorunlu hallerde izin verilecek. Kamu hizmet binalarından sadece inşaatı büyük ölçüde tamamlananlara ödenek ayrılacak.

Önceki hedeflerinin hiçbiri tutmayan, aldığı tüm önlemlere karşın kur artışını durduramayan iktidar, 2023 yılı yatırımlarında dikkate alınacak ortalama dolar kuru değerini de 21,5 TL olarak belirledi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

“Nureddin Nebati’nin Yerine Bakan Aranıyor” İddiası

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’den görevi devralması için eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le birden fazla görüşüldüğü iddia edildi. İddiada Mehmet Şimşek’in ise her seferinde “Hayır” dediği ifade edildi.

Halk TV yazarı Can Coşkun, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin gidici olduğu, bu görev için eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le görüşüldüğü iddiasını köşesine taşıdı.

Konuyla ilgili kulislerden edindiği bilgileri aktaran gazeteci, “Öncelikle belirtmek lazım ki; Mehmet Şimşek ile birden fazla görüşülmüş. Şimşek her seferinde ve sonuncusunda aynı gerekçeyle ‘hayır’ cevabını vermiş” ifadesini kullandı.

Coşkun, geçmişte Beştepe’nin bütçe kanadında yer alan ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal’a yakın isimlerden birinin şunları söylediğini paylaştı:

“Mehmet Bey ile görüşüldü, ikna olmadı. İlk de değildi. Kendisi ‘İş ilişkilerim var, yeni anlaşmalar yaptım’ diyerek herhangi bir görevi kabul edemeyeceğini bildirdi.”

Köşe yazarı, son olarak “Son görüşmenin ardından 11 gün geçmiş. Bu süreçte bir ikna veya değişim olur mu, kaynağıma göre pek olası değil” bilgisini verdi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti Seçimlere Giderken Muhalefete Nasıl Yüklenecek?

Seçimler yaklaştıkça partilerinde rakiplerine karşı yapacağı hamleler netleşmeye başladı. AK Parti, muhalefet “6’lı masanın ayakları” söylemi üzerinden yüklenmeyi planlıyor. CHP’li belediyeler de seçim sürecinde iktidar partisinin hedefinde olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son MKYK, “Altılı masanın yedinci ortağı PKK destekli HDP, sekizinci ortağı FETÖ. Bunların adı ortada yok ama masaya ortaklar. Türkiye, 6’lı masaya emanet edilemez. 6’lı masanın ayaklarını vatandaşa açıklıkla anlatmalıyız”  talimatı verdiği belirtiliyor.

Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediye başkanlarının icraatları ve başkanların eylem ve söylemlerini yakından izleyen iktidar partisi, muhalefetin “yönetemeyeceği” iddiasını da muhalefet belediyelerinin “başarısızlığı”na dayandırma hesabı yapıyor.

20 yıllık iktidarının en kritik seçimlerine hazırlanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2023 seçimlerine dönük yeni hamleleri devreye sokmaya planlıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, Kira ve konut fiyatlarındaki rekor yükseliş üzerine “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” diye duyurulan Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından gerçekleştirilecek  projeye yönelik ilgi ile moral bulan parti yönetimi, bir yandan “kesenin ağzını” açarken, bir yandan da “yeni ekonomik hamleler”le “kararsızlar” saflarına geçen seçmeni geri kazanma hesabı yapıyor.

“Doğalgaz müjdeleri” ve ilk yerli otomobil TOGG’un üretimine geçilmesi, iktidarın “seçim yatırımları” arasında sayılıyor.

AKP muhalefete ise sahada,  “6’lı masanın gizli ayakları”  söylemi üzerinden yüklenecek.

Seçim hazırlıklarına hız veren AKP; özellikle hayat pahalılığı nedeniyle partiden uzaklaşan seçmeni kazanmaya dönük stratejiler ve sahada kullanılacak dil üzerinde çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında hafta başında yapılan Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısının da ana gündemi seçim hazırlıklarıydı.

Kulislere yansıyan bilgilere göre AKP, seçim stratejisini “dış politikada zafer, ekonomide iyileşme” ve “6’lı masayı yıpratma” stratejisi üzerine kuruyor.

Hangi adımlar öne çıkarılacak?

Bu çerçevede, AKP’nin sahada kullanacağı en önemli argümanlardan birisini “diplomatik zafer” söylemi oluşturacak.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Türkiye’nin “tahıl koridoru” oluşturulmasındaki rolü, Avrupa enerji krizi  yaşarken, Türkiye’nin “iki tarafla da görüşebilen” ülke konumunu koruyabilmesi “diplomatik zafer” olarak görülüyor.

Bu çerçevede, seçmene “yeni dünya düzeninde Türkiye’nin artık küresel güç odağı haline geldiği, bunun ekonomiye de olumlu yansıyacağı” anlatılacak.

Aralık ayındaki kur krizinin ardından ekonomideki dengelerin alt üst olduğu iktidar tarafından da kabul ediliyor.

Ancak geçen Temmuz ayında asgari ücret dahil, çalışanlara ve emeklilere yapılan zamlar, tarımda ürün taban fiyatlarındaki artışlar, 3600 ek gösterge, EYT sorununa çözüm hazırlığı gibi adımların, seçmende karşılık bulduğu düşünülüyor.

Son 2 aydır da parti oylarının yükselişe geçtiği, iktidarın “moral üstünlüğü” yeniden ele geçirdiği savunuluyor.

Erdoğan’ın “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” olarak açıkladığı TOKİ’nin gerçekleştireceği konut projesine yönelik ilgi, partide moralleri de yükseltti.

Bu hamlelerin devamının ise “yeni doğalgaz müjdesi” ve ilk yerli otomobil TOGG’un üretimine başlaması gösteriliyor. TOGG’u üretecek fabrikanın 29 Ekim’deki açılışının da görkemli bir törenle yapılması planlanıyor.

Sosyal konut projesinde olduğu gibi ÖTV indirimi veya ilk kez araç sahibi olacaklar için uygun taksitle  otomobil almayı kolaylaştıracak projelerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Ekonomide Şubat-Mart beklentisi

İktidarın seçim öncesindeki en zayıf noktasını “yüksek enflasyon” oluşturuyor.

İktidar partisi kulislerinde Ocak ayından itibaren ekonomide alınan önlemlerin olumlu sonuçlarının alınmaya başlanacağı ve Şubat-Mart aylarında da enflasyonda düşüş sürecinin başlayacağı hesap ediliyor.

Vatandaşın, ilk başta sıkıntı yaşadığı, ancak artık enflasyonun artış hızının yavaşladığına dikkat çekilerek, “Enflasyon ilk başta yüzde 20’den birden 75’e yükseldi. Şimdi birkaç aydır 80’lerde. En fazla 1-2 puan daha yükselir. Baz etkisiyle daha sonra düşüşe geçecek, Şubat-Mart aylarında insanlar rahat nefes alır” beklentisi dile getiriliyor.

Bu nedenle seçmenin “ekonomide iyileşme olacağına ikna edilmesi”ne dönük adımlar atılması planlanıyor.

Muhalefete nasıl yüklenilecek ?

AKP, muhalefete ise “6’lı masanın ayakları” söylemi üzerinden yüklenmeyi planlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son MKYK, “Altılı masanın yedinci ortağı PKK destekli HDP, sekizinci ortağı FETÖ. Bunların adı ortada yok ama masaya ortaklar. Türkiye, 6’lı masaya emanet edilemez. 6’lı masanın ayaklarını vatandaşa açıklıkla anlatmalıyız”  talimatı verdiği belirtiliyor.

CHP’li belediyeler de seçim sürecinde iktidar partisinin hedefinde olacak.

Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediye başkanlarının icraatları ve başkanların eylem ve söylemlerini yakından izleyen iktidar partisi, muhalefetin “yönetemeyeceği” iddiasını da muhalefet belediyelerinin “başarısızlığı”na dayandırma hesabı yapıyor.

Seçim çalışmalarının en önemli ayaklarından birisini ise gençler oluşturacak.

Yaklaşık 6 milyon gencin ilk kez sandığa gideceği hesap ediliyor ve genç oylarının seçim sonuçlarında belirleyici olacağı görülüyor.

En fazla genç seçmenin AKP’de olduğu vurgulanmakla birlikte, yeni seçmenlerin partiye ilgisinin düşük olduğu ifade ediliyor.

Bu nedenle gençlerin beklenti ve eğilimlerini tespit etmeye dönük kapsamlı bir çalışma yürütülüyor ve gençler için de “sürpriz” projelerin uygulamaya konulması planlanıyor.

Yavaş tedirginliği yaşanmış

AKP yöneticilerine göreuygulanan ekonomik programın seçmende olumlu karşılık buldu ve bu Erdoğan’ın kişisel oylarına da yansıdı.

Ancak ekonomik krizin ilk başlarında, Erdoğan’ın oylarındaki düşüş parti yönetimini tedirgin etmiş, hatta kulislere yansıyan bilgilere göre “Acaba Erdoğan’ın karşısına Mansur Yavaş çıkarsa sıkıntı olur mu?” endişesi yaşanmış.

Ancak AKP kurmayları, artık böyle bir risk kalmadığı görüşünde:

“Tek öngörülemeyen Mansur Yavaş’tı. Ama 2-3 aydır böyle bir sorun yok, karşısına kim çıkarsa çıksın Erdoğan kazanıyor. Ama partiye oy verirken, milletvekili listelerine bakıp, ona göre karar verecek.”

Paylaşın

“Taliban, Verdiği Hiçbir Sözü Yerine Getirmedi”

Uluslararası toplumun ve dünya liderlerinin Afganistan’a ilişkin kaygılarının yükseldiği bir dönemde BM İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’deki 51. Oturumunda (HRC 51) söz alan Avrupa Birliği Afganistan Özel Temsilcisi Tomas Niklasson, Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf olduğunu hatırlatarak, Taliban’ın verilen hiçbir sözü tutmadığını söyledi.

Roma Statüsü kısaca, 15 Haziran 1998 – 17 Temmuz 1998 arasında Roma’da toplanan Birleşmiş Milletler Konferansı’nın karara bağladığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Kuruluş Sözleşmesi’ni ifade ediyor. Afganistan’ın Roma Statüsüne taraf olduğunu dile getirilmesi, Afgan liderlerin ülkedeki insan hakları ihlallerinden dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce kovuşturulabileceklerini ima ediyor.

Avrupa Birliği’nden yapılan açıklamada da, “AB, Afganistan’daki insan hakları ihlallerinin ve ihlallerinin ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerinin artmasından derin kaygı duya geliyor” denildi ve “hesap verebilirlik bağlamında Afganistan’ın Roma Statüsü’ne taraf olduğu”nun hatırlatıldığı ifade edildi.

AB’nin Afganistan’a yönelik uyarıları

AB, Afganistan’da “Yeni öğrenim yılının başladığı Mart’tan bu yana altıncı sınıf ve yukarısında kızların okullara alınmadığını” hatırlattı ve “hayatın her alanında Afgan kadın ve kız çocukları için fırsat eşitliğine olan bağlılığını yineledi.”

“Kadınlar ve kız çocuklarının haklarında kötüleşmenin sürdüğüne” dikkat çeken AB, “Afganistan’daki tüm kadın ve kız çocuklarının yaşamın her alanına tam, eşit ve anlamlı katılımı ve her türlü şiddetten korunmasına sıkı sıkıya bağlı” olduğunu tekrarladı.

Bildiride Ayrıca ayrıca etnik ve dini azınlıklara ve topluluklara mensup kişilerin, LGBTİ bireylerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin ve diğer medya çalışanlarının öldürülmesi, keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler, fiziksel istismar ve işkencenin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “Sivil toplum için daralan alan ve insan hakları ve temel özgürlükler üzerindeki kısıtlamalar birincil endişe kaynağı olmaya devam ediyor” denildi.

AB, Taliban’la ilişki kurmak için ilkesel olarak saptadığı beş kriter açısından verilen hiçbir sözün tutulmadığını vurguladı ve Taliban’ı Afganistan’daki BM Yadım Misyonu’nun (UNAMA) insan hakları alanındaki yetkisini tam olarak kullanmasını sağlamaya çağırdı.

AB’nin beş kriteri

2593 (2021) sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı uyarınca ülkeyi terk etmek isteyen tüm yabancı uyrukluların ve Afganların güvenli, emniyetli ve düzenli bir şekilde ayrılmalarına izin verilmesi ve hareket özgürlüğüne tam saygı.

Özel olarak kadın ve kız çocuklarının yanı sıra çocuklar ve azınlıklara mensup kişilerin haklarını tam kullanmasını teşvik etmek, korumak ve saygı göstermek ve konuşma ve insan hakları savunucularına özel önem vererek hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğüne saygı göstermek.

Afganistan’da insaniyet, tarafsızlık, yan tutmazlık, ve bağımsızlık ilkelerine uygun olarak insani yardım operasyonlarının uygulanmasına izin vermek ve Uluslararası İnsancıl Hukuka tam saygı. Taliban insani yardım operasyonlarının bağımsızlığına saygı duymalı ve tüm kadın çalışanlar dahil olmak üzere tüm insani yardım personeline tüm bölgeye güvenli ve engelsiz erişim sağlamak. İnsani yardımlardan  yararlananların güvenliğinin teminat altına alıınması ve yardım hizmetlerine ücretsiz ve engelsiz erişim verilmesi.

Afganistan’ın terörizmin barınması, finansmanı ve diğer ülkelere ihracı için bir üs olarak hizmet etmesini önlemek. Taliban’ın tüm uluslararası terörizmle dolaylı ve dolaysız bağlarını kesmesini sağlamak üzere her türlü çabanın gösterilmesi.

Müzakereler yoluyla kapsayıcı ve temsili bir hükümet kurulması. Bu bakımdan AB, dengeli ve tüm etnik ve dini azınlıklar dahil olmak üzere içerici temsile sahip, adınların karar alma pozisyonlarına anlamlı katılımını sağlayan bir hükümetin kurulması için çağrıda bulunmaya devam edecektir. Bu kalıcı barış ve ülke bölgenin istkrarı açısından temel koşuldur. BM Güvenlik Konseyince yaptırım uygulanan kişilerin geçici hükümete katılması ciddi kaygı kaynağıdır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Erdoğan’a “HDP Seçmeni” Uyarısı

İktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Abdulkadir Selvi, Areda Survey tarafından yapılan anketin sonuçlarını paylaşırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘HDP seçmeni’ konusunda uyarılarda bulundu; desteğin azaldığına dikkat çekti.

Kamuoyu araştırma şirketleri, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine bir yıldan az süre kala çalışmalarını hızlandırdı. İktidara yakınlığıyla bilinen Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bu kapsamda eline geçen son anketin sonuçlarını okurlarıyla paylaştı.

Söz konusu araştırma, Areda Survey tarafından 23-27 Ağustos tarihleri arasında 2 bin kişiyle yapıldı.

Buna göre “Bu pazar seçim olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 47.9’u “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan” yanıtını verdi. Onu, yüzde 22.2’yle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş izledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 15.2’yle üçüncü, Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yüzde 8.5’le dördüncü sırada yer aldı.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’e yönelik destek ise yüzde 2.9 olarak belirlendi.

HDP seçmeni uyarısı

Bu noktada Selvi, AKP’ye yakın şirketin sonuçlarında dikkati çeken bir detayı paylaştı ve Erdoğan ile iktidar partisine yönelik bazı uyarılarda bulundu. Konuysa; HDP seçmeni.

Gazeteci, yazısının ‘AK Parti dikkat’ başlıklı bölümünde Erdoğan’ın CHP seçmeninden yüzde 2.1, MHP’den yüzde 66.1, İYİ Parti’den de yüzde 4.5 oranında destek aldığını vurguladı ve yakın zamana kadar HDP seçmeninin de oyunu alabilen bir lider olduğunu hatırlattı. Ancak söz konusu araştırmada durumun değiştiğine vurgu yaptı:

“Erdoğan HDP seçmeninin de oyunu alabilen bir liderdi. Dörtte bir oranında oy alıyordu. Ama bu araştırmada HDP seçmeni oy vermiyor. Kürt seçmenle HDP seçmeni aynı değil. Erdoğan Kürt seçmenden en fazla oy alan bir lider. Ama ayrıca HDP seçmeninden de oy alabiliyordu. Bu sorunun mercek altına alınması gerekiyor. HDP seçmeni Mansur Yavaş’a oy vermiyor ama Kılıçdaroğlu’na destek yüzde 15.7 seviyesinde.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarımda Üretici Enflasyonu Yüzde 142 Arttı

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE), Ağustos ayında yıllık yüzde 142,42 artarken, aylık yüzde 4,34 azaldı. Temmuz ayında yüzde 158 ile en yüksek seviye kaydedilmişti. Tarım-ÜFE’de Ağustos ayında bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 99,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 89,02 artış gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi, Ağustos 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarım-ÜFE Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,34 azalış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 99,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 142,42 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 89,02 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 6,89 azalış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 4,34 azalış ve balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 1,24 azalış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 12,81 azalış, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,58 azalış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,99 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 75,12 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları ve yüzde 77,34 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 255,52 ile lifli bitkiler ve yüzde 196,55 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Bir önceki aya göre azalışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 22,00 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 19,86 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt grup ise yüzde 9,27 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve yüzde 8,80 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.

Ağustos ayında, endekste kapsanan 86 maddeden, 35 maddenin ortalama fiyatında azalış, 47 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın

“Putin’e Bombalı Suikast Düzenlendi” İddiası

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bombalı saldırı girişiminde bulunulduğu iddia edildi. Saldırı iddiası henüz Rus kaynakları tarafından doğrulanmazken, sosyal medyada TT oldu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e saldırı girişiminde bulunulduğu iddia edildi.

İngiliz gazetesi The Sun’ın Kremlin kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, Ukrayna’daki savaş devam ederken Putin’in limuzinine saldırı girişiminde bulunulduğu belirtildi.

Gazete, kaynakların Putin’in arabasının sol ön tekerleğinde meydana gelen patlamanın ardından yoğun duman çıktığını söylediğini aktardı.

Haberde, Putin’in zarar görmeden güvenli bir yere götürüldüğü ve güvenlik servisinden çok sayıda tutuklama olduğu iddiası da gündeme getirildi.

Rusya’nın General GVR Telegram kanalına göre, 69 yaşındaki lider hakkındaki gizli bilgilerin sızdırıldığı iddiaları üzerine bazı korumalarının ortadan kaybolduğu belirtiliyor.

Kremlin karşıtı kanaldan yapılan yayında ise, Putin’in resmi konutuna geri döndüğü iddia edildi.

Haber henüz Rus kaynakları tarafından doğrulanmazken sosyal medyada TT oldu.

Paylaşın