Türkiye ‘Gelir Adaletsizliği’nde 37 OECD Ülkesi Arasında 4. Sırada

İktidar ekonomide pembe tablolar çizse de açıklanan veriler, bunu doğrulamıyor. Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 37 üyesi arasında gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu 4. ülke.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde ise gelir eşitsizliğinde Türkiye’den daha kötü durumda olan tek ülke Bulgaristan.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de halkın yüzde 40’ı gelirin sadece yüzde 16,5’ini alıyor. En zengin yüzde 20’lik grup ise gelirin yüzde 47,5’ini alıyor.

Gelir dağılımı eşitsizliğinin ölçülmesinde en çok kullanılan yöntemlerin başında Gini katsayısı geliyor. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında bir değer. Sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça ise gelir dağılımında bozulmayı anlatıyor. OECD’nin 2021 veya en yakın yıl verilerine göre zirvede 0,487 puan ile Kosta Rika yer alıyor. Ardından Şili (0,46) ve Meksika (0,42) geliyor. Dördüncü sıradaki Türkiye’nin 2018 yılındaki Gini katsayısı ise 0,397 puan.

Türkiye’den sonra ABD ve İngiltere geliyor

OECD verisinde Türkiye’den hemen sonra ABD (0,395) ve İngiltere’nin (0,366) gelmesi dikkat çekiyor.

En az gelir adaletsizliği Slovakya ve Slovenya’da

Gini katsayısına göre gelir adaletsizliğinin en düşük olduğu ülkeler Slovakya (0,222) ve Slovenya (0,246). Diğer bazı ülkelerde ise Gini katsayısı şöyle: İtalya 0,33; İspanya 0,32; Yunanistan 0,308; Fransa 0,292; Almanya 0,289 ve Çekya 0,248.

AB üyeleri içinde ise en yüksek oran 0,402 puan ile Bulgaristan’da. Türkiye, AB ülkeleri içinde gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu ikinci ülke konumunda.

Gelir dağılımının hesaplandığı diğer yöntem ise toplumdaki en yüksek ve en düşük gelire sahip grupların toplam gelirden aldıkları payların karşılaştırılması. Toplumun en zengin yüzde 20’lik kesiminin geliri ile en yoksul yüzde 20’lik kesiminin gelirine oranı karşılaştırılarak P80/P20 hesaplanıyor. Farkın fazla olması gelir dağılımı eşitsizliğinin yüksek olması anlamına geliyor.

OECD’nin 2021 veya en yakın yıl verilerine göre Türkiye 37 OECD üyesi arasında gelir dağılımı eşitsizliğinin en yüksek olduğu 5. ülke. P80/P20 oranında eşitsizliğin en fazla olduğu 13,3 puan ile Kosta Rika. Ardından Şili (10,3), Meksika (8,9) ve ABD (8,4) geliyor. En düşük ise 3,2 puan ile Slovakya’da.

Türkiye’de gelirin yarısını yüzde 20’lik kesim alıyor

TÜİK’in sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirinin dağılımı da Türkiye’de gelir adaletsizliği gösteriyor. 2020 anket yılı ve 2019 referans yılı verilerine göre Türkiye’de en zengin yüzde 20’lik kesim gelirin yüzde 47,5’i alıyor. En yoksul yüzde 20’lik kesim ise gelirin sadece yüzde 5,9’unu alabiliyor.

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Doğru Olan ‘Ortak Aday’

TİP Lideri Erkan Baş, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, “Biz doğru olanın ortak aday olduğunu düşünüyoruz. Neden böyle düşündüğümüzü de defalarca açıkladım. Çok basit bakıyorum. Siyaset bazen böyle çok karmaşıktır ama biz parti olarak da siyaseti sadeleştirmeye çalışıyoruz. Sorum şu bütün yurttaşlara ve kendi adımıza da bir beyan… İkinci turda oy verebileceğimiz bir adaya ilk turda niye oy vermeyelim? Dolayısıyla hiçbir tartışma yok. Doğru olan, ilk turda bütün muhalefetin oyunu alabilecek, toplumun en geniş kesimlerinin oyunu alabilecek bir ortak adayın belirlenmesidir. Biz bunun doğru olduğunu düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“Diyoruz ki, Tayyip Erdoğan karşısına muhalefet çok aday çıkarttığında otomatikman muhalefet şunu kabul etmiş oluyor. Diyor ki ikinci tura kaldığında en çok kim alırsa biz ona vereceğiz.’ Herkes bunu söylüyor. Fakat seçim dönemi boyunca şunu yaşıyoruz, iktidarla mücadele bir kenara bırakılıyor. Muhalefet kendi içinde ikinci tura kim kalacak yarışına giriyor. Bu pratik bir problem. Dolayısıyla bu enerji kaybına neden oluyor. İnsanların umudunu kıran bir süreç yaşıyoruz ve denedik zaten bunu; başarısız oldu. Buradan yola çıkarak da biz TİP olarak uyarıda bulunuyoruz muhalefete diyoruz ki ikinci turda oy vereceğimiz birisine birinci turda da oy verebiliriz. Yeter ki bunu öncesinde örelim, bunu konuşalım, tartışalım.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Halk TV ekranlarında yayınlanan “İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah” programına konuk oldu. Programda gazeteci Küçükkaya’nın sorularına yanıt veren Baş, Türkiye gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Programın başında, 24 Eylül Cumartesi günü Emek ve Özgürlük İttifakı’nın İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşmasında yaptığı konuşmada “hayal edelim” çağrısında bulunmasına ilişkin konuşan Erkan Baş, “Üniversiteden atılmadan önce öğrencilerimle sık sık sohbet ederdim. Öğrencilerime ilk olarak ‘hayaliniz ne’ diye sorardım. Çünkü ancak hayal edersek geleceği inşa edebiliriz. Umutlarımızın gerçekleştiğini hayal edelim” dedi.

Baş şöyle devam etti:

“Üniversite 4’üncü sınıf öğrencilerine ‘hayaliniz ne?’ diye sorduğumda şu cevabı alıyordum: İş, eş, araba… ‘Böyle hayal mi olur çocuklar?’ diyordum. Ben ilkokuldayken Gagarin olmayı, uzaya gitmeyi hayal ediyordum. Hayal dediğiniz şey böyledir. Bu iktidarın yarattığı en büyük yıkım; insanlarımızın hayal kurma gücünü ellerinden aldı. O kadar gündelik koşturmacayla uğraşıyoruz ki… Aslında biz belki de yaşamıyoruz, hayat bu değil. Yaşam nefes alıp vermekten ibaret değil. Ev kirası, doğal gaz, elektrik faturası ödeyeceksin, günde 12 saat çalışacaksın, kazandığın parayla da çocuğunu okutmaya çalışacaksın… Biz çalışmak için yaşıyoruz. Birileri bizim üzerimizden kâr elde etsin diye yaşıyoruz.”

İsmail Küçükkaya’nın “Erkan Baş’ın bugünkü hayali nedir?” sorusuna yanıt veren Baş, devamında şu ifadeleri kullandı:

“Ben gerçekten bireysel kurtuluşa inanmıyorum. Toplum olarak kurtulacağız. Güzel bir ülkemiz olacak. Güzel bir dünyamız olacak. Ben o güzel dünyaya katkı yapmış olmanın iç huzuruyla olacağım. Ben bugün roman yazmayı hayal ediyorum. Memleket şu felaketi atlatsın…

Ben Tayyip Erdoğan Belediye Başkanı olduğu dönemde lisedeydim. AKP iktidara geldiğinde üniversite öğrencisiydim ve bütün hayatımı mahvettiler. Bütün hayatım zorbalıkla mücadeleyle geçti. Şimdi diyorum ki: Kızım benim yaşadıklarımı yaşamasın. Geleceğe umutla baksın.”

“Karşı karşıya kaldığımız şey bir seçim değil”

Programın devamında yaklaşan seçimlere ilişkin konuşan Baş, “Karşı karşıya kaldığımız bir seçim değil sadece. Biz Türkiye’nin önümüzdeki süreçte nasıl şekilleneceğini yeniden tartışıyoruz” dedi.

Sağcı iktidarların yıllardır Türkiye’yi felakete sürüklediğine dikkat çeken Baş, şu ifadeleri kullandı:

“Esas olarak başta gençler, kadınlar, Kürtler, Aleviler ama en genel kimlik olarak Türkiye halkları bu iktidardan bir an önce kurtulmak istiyorlar ama ülkede hâkim bir siyaset düzeni var. Tek adam rejimi eleştirisi yapmak kolay, herkes bunun kötü olduğunu biliyor ama siyasi partilerde de tek adam rejimi var. Bunu tüm siyasi partiler için söylüyorum. Bu düzen bozuk bir düzen. Örneğin bir kişinin iki dudağından çıkan her şeyin kanun olmasına itiraz ediyoruz ama bu 6 kişi veya 16 kişi olunca yeterli olacak mı? Amacımız milyonlarca insanın siyasette söz sahibi olacağı bir siyasi anlayış yaratmak.

Karşı karşıya kaldığımız bir seçim değil sadece. Biz Türkiye’nin önümüzdeki süreçte nasıl şekilleneceğini yeniden tartışıyoruz. Evet son 20 yıldır Türkiye tarihin en karanlık dönemlerini yaşıyor ama Türkiye niye buraya geldi? Nasıl oldu da 1920’lerden 2000’lere gelirken Türkiye’de tarihin en karanlık dönemi doğdu? 1920’lerden bu yana memlekette halkın gerçek temsilcilerinin siyasette yer bulamadıklarını ve egemenler tarafından dışarıya itildiğini görüyoruz. Bizim ülkemizde egemenler halkın siyasete katılımını engelleyerek tarikatlar eliyle, cemaatler eliyle, özellikle ABD emperyalizminin yönlendirmesiyle Türkiye’de sağcı iktidarları var ettiler. Ve geldiğimiz yer felaket!”

“Erdoğan yalan söylüyor”

Türkiye’de 7 milyona yakın gencin ilk defa oy kullanacağına dikkat çeken Baş, “Erdoğan bu arkadaşlarımızın oyunu almak istiyor. Onlara yönelik sosyal medya kampanyası düzenlemişler, Tayyip Erdoğan videoda ‘Bizden önce seçme yaşı 30’du, biz onu 25’e indirdik, sonra 18’ indirdik’ falan diyor. İnanamadım ben buna. Ben 1979 doğumluyum, Tayyip Erdoğan gelmeden önce oy kullanmıştım. Çok basit… Gençlere sesleniyor ama onlara bir hayal bile sunamıyor. Bariz bir şekilde yalan söylüyorlar. Söylediklerinin hiçbiri doğru değil. Düzen siyasetçilerinin yaptığı en büyük hata gençlere şirin gözükmeye çalışıyorlar ve dalga konusu oluyorlar. Bu memleketin gençleri kandırılacak çocuklar değiller. Olgun, memleketin geleceğine dair kaygı duyan, siyasette kendilerine bir yer arayan konumları var. Böyle ucuz numaralarla gençleri kandıramazsınız” dedi.

Adaylık tartışmaları

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti üyelerine yönelik yaptığı “Benimle misiniz?” çağrısını da değerlendiren Erkan Baş, “Partisinin içine dönük söylediği sözlerle ilgili benim yorum yapmam doğru olmaz. Biz 6’lı Masa’nın iç tartışmalarına dair söz söylemeyi doğru bulmuyoruz. Ama mesele memleket meselesine geldiği takdirde tavrımız açık. Başından bu yana aynı şeyi söylüyoruz; Türkiye bu rejimden kurtulmalı. Bizim bir numaralı görevimiz ve sorumluluğumuz bu. Bu konuda üzerimize düşen her şeyi yaptık ve bundan sonra da yapmaya hazırız” dedi.

Baş, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı tartışmalarına ilişkin şunları söyledi:

“Biz bu konuda şu anda bekleme halindeyiz. İki temel mesele var: Biri esas biri usul. Esas açısından baktığımızda siz nasıl bir ülke vadediyorsunuz, hedefleriniz ne? Önümüze Millet İttifakı’nın ya da 6’lı Masa’nın vaatleri gelecek ve bakacağız. Açıklarlarsa biz tartışmak isteriz.

Türkiye İşçi Partisi adına söylüyorum; biz doğru olanın ortak aday olması gerektiğini düşünüyoruz. İkinci turda oy verebileceğimiz adaya ilk turda neden oy vermeyelim. Doğru olan ilk turda bütün muhalefetin oyunu alabilecek, toplumun en geniş kesimlerinin oyunu alabilecek bir ismin belirlenmesidir.

“Erdoğan hayatının en büyük yenilgisini yaşayabilir”

Geçen seçimden bir deneyimimiz var bizim. Tayyip Erdoğan’ın karşısına muhalefet çok fazla aday çıkardığında şunu kabul etmiş oluyoruz: İkinci tura kalındığında Tayyip Erdoğan’ın karşısında olan ismi destekleyeceğiz ama seçim sürecinde iktidarla mücadele bir kenara bırakılıyor, muhalefet kendi içinde ikinci tura kim kalacak yarışı yapıyor. Bu denendi ve başarısız olundu. İkinci turda oy verebileceğimiz kişiye birinci turda da oy verebiliriz.

Usul açısından da uyarıda bulunmak istiyorum. Biz tek adamın belirlenmesine karşıyız. Ama Millet İttifakı da sürekli ‘6 genel başkan belirleyecek’ diyor. Bu doğru bir tutum değil. Bugünden sendikalara, demokratik kitle örgütlerine gidin, kendiniz dışında bütün siyasi partilerle görüşün. Görüşmekten ne kaybederler? Herkesin içine sinen bir adayda ortaklaşılmasıyla Tayyip Erdoğan hayatının en büyük yenilgisini yaşayabilir.”

“AKP gençlerin hayatını çürüttü”

Programın son bölümünde gençlerin sorunlarına ve AKP iktidarının politikalarına dair açıklamalarda bulunan Erkan Baş, iktidarın bilinçli politikalar uygulayarak gençlerin hayatını ‘çürüttüğünü’ söyledi.

Baş, şunları kaydetti:

“Yoksul mahallelerinde gençler uyuşturucuya sürükleniyor. Yanlış ama bilinçli devlet politikalarıyla gençlerin hayatları çürütülüyor. Çocuklar tarikatlara, cemaatlere mecbur bırakılıyor. Enes Kara diye bir kardeşimiz Elazığ’da hayatına kıydı… Bana Türkiye’nin her yerinden ‘üniversiteyi kazandık, yurt yok. Ne yapacağız?’ mesajları geliyor. Bunların hepsi bilinçli iktidar politikası.

15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün okullarına ve yurtlarına el konuldu. Bunların önemli bir bölümü de kendilerine yakın vakıflara devredildi. Madem el konuldu bunlara devlet işletsin. Okulların büyük bir bölümü imam hatiplere dönüştürüldü. Veliler çocuklarını imam hatiplere göndermek istemiyor ama o yöne iteleniyorlar.

Gençlerimizi spora yönlendirsek hem kötü alışkanlıklardan uzak kalırlar hem sağlıklı olurlar hem de sağlıklı nesiller yetiştiririz.”

Paylaşın

Yakalanmaktan Paçayı Kurtaran Fok, Karakola ‘Teslim Oldu’

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Massachusetts eyaletinde ilginç bir olay yaşandı. Eyalette yer alan bir gölette gezinen ve yakalanmaktan paçayı kurtaran fok, karakola giderek “teslim oldu”. Shoe Göleti’ne girdiği için Shoebert adı verilen boz fok, cuma günü yakalandı.

Hayvan ilk kez iki hafta önce Beverly’deki gölette görüldü. Fokun denizden nehir ve drenaj boruları sayesinde gölete geldiği düşünülüyor.

Hızla bölge sakinlerinin gözdesi olan fok için göletten uzak durulması istendi: Shoebert çok sevimli ama yine de yabani bir hayvan ve boş alana ihtiyacı var.

Bununla birlikte hayvanı yakalamak için itfaiyeciler ve yaban hayatı uzmanları 22 Eylül’de bir operasyon düzenledi. Ancak tekne ve dev ağlarla yapılan birkaç saatlik çalışma başarısız oldu.

Shobert bir sonraki gün göletten çıkıp bir otoparkın içinden geçerek Beverly Polis Teşkilatı binasının yanına geldi ve “teslim oldu.”

Polis tarafından yapılan açıklamada, Shobert’ün “yardım için karakola geldiği” ifade edildi. Yaban hayatı uzmanları, itfaiyeciler ve “gece vardiyasındaki bütün polisler”, hayvanla ilgilendi.

Sağlık durumunun iyi olduğu açıklanan boz fok, Connecticut eyaletindeki Mystic Aquarium’a gönderildi. Akvaryumun hayvan kurtarmak programının müdürü Sarah Callan, Shobert’ün muayene edileceğini ve daha sonra doğaya salınacağını bildirdi:

Tipik enerjik, 4 yaşındaki bir boz fok gibi davranıyor. Shoebert’ü diğer fokların yakınında, sessiz ve tenha bir yere bırakmayı planlıyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya’da Okula Silahlı Saldırı: 7’si Çocuk 13 Ölü, 21 Yaralı

Rusya’nın Udmurtiya Cumhuriyeti’nin başkenti İzhevsk’te bir okula düzenlenen silahlı saldırıda 7’si çocuk 13 kişinin hayatını kaybettiği ve 21 kişinin de yaralandığı bildirildi. Yetkililer, saldırganın kimliğinin tespit edildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İlk yardım ve polis ekipleri olay yerinde çalışmalarını sürdürüyor. Okul binasındaki çocuklar, öğretmen ve diğer çalışanlar tahliye edildi.

Rusya’nın orta bölgelerinde, 650 bin kişinin yaşadığı İzhevsk’de saldırının yaşandığı okul, resmi binaların bulunduğu kent merkezine yakın bir noktada.

Saldırganın kimliği tespit edildi

Saldırganın kimliğinin belirlendiğini duyuran Rusya Soruşturma Komitesi, okul baskınını düzenleyen kişinin ismini Artyom Kazantsev olarak açıkladı.

Yetkililer, saldırganın 1988 doğumlu olduğunu ve kendisinin de saldırı düzenlediği okuldan mezun olduğunu belirtti. Rus soruşturmacılar ayrıca, baskını gerçekleştirdiği sırasında, üstünde Nazi simgesi gamalı haç bulunan bir tişört giydiği belirlenen saldırganın neo-Nazi ideolojisiyle ilişkisinin araştırılmakta olduğunu kaydetti.

Udmurtiya Lideri Aleksandr Breçelov, “88 numaralı okulda ölenler için bugünden 29 Eylül’e kadar Udmurtiya Cumhuriyeti’nde yas ilan edilmiştir” açıklamasını yaptı.

Breçalov ayrıca, okul baskını sırasında hayatını kaybedenlerin aileleri için oluşturulan psikolojik destek hattının numaralarını paylaştı.

Paylaşın

2. El Otomobil Pazarında Daralma Ağustosta Hızlandı

Otoshops Genel Müdürü Melih Mutlu, “Pazardaki durgunluk devam ediyor. Eylül ayı verilerinin de ağustos ayıyla paralel olacağını öngörüyoruz. Tüketicinin krediye ulaşımda yaşadığı zorluklar ve ÖTV matrahlarında güncelleme beklentisi satışlardaki bu durgunluğun ana nedenlerini oluşturuyor” dedi.

Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş ise, son 1,5 aylık dönemde, tüketici kanadında ÖTV’deki indirim beklentilerinin yüksek olduğunu ve pazarın negatif yönde etkilendiğini söyledi.

EBS Danışmanlık’ın hazırladığı rapora göre; ağustos ayında ikinci el otomobil ve hafif ticari araç satışları geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında yüzde 10,72 düşüşle 618 bin 720 adette kaldı. Ağustos ayında ikinci el otomobil satışlarında daralma yıllık bazda yüzde 13’e yaklaşarak yaklaşık 478 bin adet olarak gerçekleşti. Böylece ocak-ağustos döneminde ise ikinci el otomobil ve hafif ticari araç satışları yıllık bazda yüzde 19,75 artarak yaklaşık 5 milyon 176 bin adet olarak gerçekleşti.

Dünya’dan Aysel Yücel’e konuşan ikinci el sektörü temsilcileri, eylül ayında da pazarın kötü gittiğini dile getirirken, satışlardaki düşüşün önemli bir nedeninin tüketicinin ÖTV indirimine yönelik beklentisi olduğunu söyledi. Otoshops Genel Müdürü Melih Mutlu, “Pazardaki durgunluk devam ediyor. Eylül ayı verilerinin de ağustos ayıyla paralel olacağını öngörüyoruz. Tüketicinin krediye ulaşımda yaşadığı zorluklar ve ÖTV matrahlarında güncelleme beklentisi satışlardaki bu durgunluğun ana nedenlerini oluşturuyor” dedi.

Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş ise, son 1,5 aylık dönemde, tüketici kanadında ÖTV’deki indirim beklentilerinin yüksek olduğunu ve pazarın negatif yönde etkilendiğini kaydederek, “ÖTV konusunda, kısa vadede hayata geçecek bir düzenleme ya da indirim beklentisinin artık yersiz olduğunu önemle belirtmek istiyoruz. Bugün hem ikinci el hem de sıfır kilometre araç pazarının en büyük problemi tüketici finansmanı tarafında, vatandaşların karşılaştığı yüksek faiz ve düşük vade. Merkez Bankası politika faizinin 2-3 katı kadar faizlerin sunulduğu bir ortamda tüketiciler otomobil satın almaktan doğal olarak vazgeçiyor. Sektörün tek çıkış yolu uygun faiz ve yüksek vade” dedi.

Stokçuluğa karşı getirilen kararla ilgili olarak görüşlerini paylaşan Karakaş, “6 bin kilometre/ 6 ay şartı ile pazarı manipüle eden ve stokçuluk yapanların önünü kesilmesi hedeflense de, bireyleri kapsamayışı, cezai yaptırımın caydırıcı olmayışı ve maalesef Ağustos ayı sonu itibariyle elimizde olan verilere göre, 354 bin adetlik sıfır araç satışının olduğu atmosferde pozitif bir etki yaratmakta yeterli olmadı” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun En Güçlü Rakibi: ‘Seçilmesi Zor’ Algısı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı Adayının kim olacağı gündemdeki yerini korurken, Halk TV yazarı İsmail Saymaz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “en güçlü rakibinin ‘seçilmesi zor’ algısı” olduğunu söyledi.

Saymaz bugünkü köşe yazısında Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının kesinleştiğini görüşünü dile getirdi. Anketlerde CHP liderinin önde olduğunu ifade eden Saymaz, şunları yazdı:

“CHP liderinin isim vermeden eleştirdiği Özer Sencar’a ait olan MetroPoll Araştırma’nın anketlerinde bile Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın en az beş puan önünde görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun beğenisi ve puanı gitgide yükseliyor üstelik.

Kılıçdaroğlu seçilebilir mi? Evet, seçilebilir. Peki, en büyük rakibi Erdoğan mı? Değil. En büyük rakibi ‘seçilmesi zor’ algısı.

İyi Partililerdeki direnişin gerekçesi Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği değil. Hatta Kılıçdaroğlu bürokratik deneyimi, harama el sürmemiş olması, örnek aile yaşantısı, milliyetçi ve muhafazakarlarla kurduğu bağ esas alındığında İyi Partililerin ilk tercih edeceği isim. Ancak ‘seçilmesi zor’ algısı İyi Partilileri düşündürüyor.

“Bu algının üç dayanağı var” diyen Saymaz, şöyle devam etti:

Biri anketler. Anketlerde Yavaş ve İmamoğlu’nun isimleri de sıralandığı için Kılıçdaroğlu, daha az şanslı görülüyor. Yavaş ve İmamoğlu seçenek olmaktan çıkar, Kılıçdaroğlu tek aday olarak anketlerde yerini alırsa bu algı değişir.

İkincisi, Erdoğan’ın inşa ettiği ‘Bay Kemal’ imajı. Erdoğan, CHP liderliğine seçildiği günden beri Kılıçdaroğlu hakkında “CHP’nin genel müdürü”, “SSK’yı batırdı” ve “Girdiği her seçimi kaybetti” şeklinde argümanlar türeterek, sık sık kullanıyor. Kılıçdaroğlu, ‘Bay Kemal’ lakabını sahiplenerek, tersyüz etme yolunu seçti. Zekice bir hamle yaptı. Fakat bu dakikadan sonra Kılıçdaroğlu’nun ‘Bay Kemal’i yeni bir imajla yüklemesi gerekir. Kılıçdaroğlu’nun birikimi ve yetenekleri bu güncellemeyi sağlayabilir. Elazığ buna örnektir. Elazığ’da aslında söylemediği “Selahattin Demirtaş’ın göğsüne şeref madalyası takacağım” sözünün yazılı olduğu afişin önünde poz vermesi, yalnızca HDP’lilerin değil, eli CHP’ye oy vermeye gitmemiş muhafazakar Kürtlerin de sempatisini kazandı. Bu irade ve kararlılık ‘seçilmesi zor’ algısını yıkabilir.

Üçüncüsü… Gözardı etmemek gerekir ki Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını yine kutuplaştırarak yürütecektir. Kılıçdaroğlu’nu HDP’lilerin, Alevilerin ve solcuların adayı diye göstermek, yüzde 30’luk sosyolojiye sıkıştırmak isteyecektir. Kılıçdaroğlu, sosyoloji tuzağını ‘Herkesin Cumhurbaşkanı’ iddiasıyla bozabilir. Bay Kemal, 31 Mart’ta İstanbul ve Ankara’yı getiren başarının asıl mimarı. Bir kere başardı. Bir kere daha başarabilir.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İran’daki Protestoların Simgelerinden 20 Yaşındaki ‘Hedis Necefi’ Öldürüldü

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoların simge isimlerinden Hedis Necefi öldürüldü.

Haber Merkezi / Muhaliflere ait İranWire haber sitesinin bildirdiğine göre, 21 Eylül’deki gösteriler sırasında Kerec ilçesinde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan 20 yaşındaki Hedis Necefi, ilçedeki Kaim Hastanesi’ne kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetti.

Sosyal medyada yayınlanan haberlere göre, kız kardeşi Hedis Necefi’nin hayatını kaybettiğini doğruladı. Öte yandan, sosyal medyada yayınlanan görüntülerde Hedis Necefi olduğu ileri sürülen kişinin saçlarını bağlayarak eyleme katılmaya hazırlandığı görülüyor.

Öte yandan protestolarda can kaybı 41’e yükseldi. İran İnsan Hakları (IHR) kuruluşunun verilerine göre ise protestolarda güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 54. IHR, hayatını kaybedenlerin çoğunun Gilan eyaletinde ve Mazandran ilinden olduğunu açıkladı.

740 kişi gözaltına alındı

İran Hükümeti’ne ait Isna Haber Ajansı’nın Giyalan Polis Komutanı’nın açıklamasına dayandırdığı haberine göre, Giyalan’da 3 gün içerisinde 60’ı kadın olmak üzere 740 kişi gözaltına alındı.

Gazetecileri Koruma Kuruluşu (CPJ) ise; protestoların başlamasından bu yana 17 gazeteci gözaltına alındığını duyurdu.

Norveç merkezli Kürt İnsan Hakları Grubu Hengaw da halkın Batı Azerbaycan eyaleti Oshnaviyeh’in bazı bölgelerinde kontrolü ele geçirdiğini bildirdi.

İranlı yetkililer, güvenlik güçlerinin bölgede kontrolü kaybettiğini inkar ederken, “isyancıların“  İran’da Devrim Muhafızlarının iç güvenlikten sorumlu kolu Basij’in üç merkezine saldırdığını açıkladı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

VoA’nın haberine göre genç kadının karakolda ölümünü eleştiren sosyal medya yorumcuları arasında, sözünü sakınmamasıyla tanınan reformcu eski milletvekili Mahmud Sadıki, Ayetullah Ali Hamaney’i olayla ilgili kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya ‘Nükleer Silah’ Uyarısı

ABD ile Rusya arasında ‘nükleer silah’ gerilimi tırmanıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Ukrayna’ya karşı herhangi bir şekilde nükleer silaha başvurması halinde  kararlı bir karşılık vereceğini bildirdi ve Moskova’yı “felakete varan sonuçlarla” karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan NBC televizyonunda yaptığı açıklamada “Eğer Rusya çizgiyi aşarsa, bunun Rusya için felakete varan sonuçları olur” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i seferberlik ilan ettiği televizyon konuşmasında üstü kapalı bir biçimde ‘nükleer tehditte’ bulunmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Sullivan, “ABD’nin bunun tam olarak ne anlama geldiğini özel olarak Moskova’ya ilettiğini” belirtti.

Sullivan ayrıca ABD’nin Rusya ile sık sık ve doğrudan iletişim içinde olduğunu, bunun son günlerde Ukrayna’daki durum ve Putin’in eylem ve tehditlerine yönelik tartışmaları da kapsadığını sözlerine ekledi.

Putin’in “Ukrayna halkını haritadan silme niyetinin hala sürdüğünü” belirten Sullivan “Bu nedenle o buna devam ettikçe biz de silahlar, cephanelik, istihbarat ve sunabildiğimiz her türlü desteğe devam etmek zorundayız” diye konuştu.

Ukrayna nükleer güce sahip ülkelerden seslerini yükseltmesini istemişti

Ukrayna’da işgal ettiği topraklarda referandum düzenleyerek Rusya’ya katılımını sağlamayı amaçlayan Moskova, bu topraklara yönelik saldırıları Rusya’ya saldırı olarak göreceğini açıklamış, böyle bir durumun da nükleer silah kullanımı da dahil Rusya’nın kendini savunma gerekçesi olacağını duyurmuştu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk defa seferberlik ilan eden Putin, “Rusya’ya karşı saldırgan söylemler kullananlara hatırlatmak isterim ki, bu ülkenin çeşitli silahları var, bazıları NATO ülkelerinin sahip olduğundan daha modern. Toprak bütünlüğümüz tehdit edilirse Rusya mevcut tüm yolları kullanacak, bu bir blöf değil” ifadelerini kullanmıştı.”

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dymitro Kuleba bu tehditleri “sorumsuzca ve kesinlikle kabul edilemez” ifadeleriyle tanımlamış ve “Ukrayna teslim olmayacak. Bütün nükleer güçlere seslerini yükseltmelerini ve Rusya’ya böyle bir söylemin dünyayı tehlikeye atacağını ve hoş görülmeyeceğini açıkça söylemeli” ekliden sosyal medya hesabından paylaşımda bulunmuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İtalya’da Aşırı Sağcı Parti Sandıktan Birinci Çıktı

Giorgia Meloni liderliğindeki aşırı sağcı İtalya’nın Kardeşleri partisi, İtalya’da Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin belirlendiği genel seçimlerde birinci oldu. Salvini, yaptığı açıklamada koalisyonun “hem Meclis’te hem de Senato’da açık bir avantaja” sahip olduğunu söyledi. 

Haber Merkezi / Seçime katılım oranı yüzde 64 oldu, bu oran 2018’deki son genel seçimlerden 10 puan daha düşük.

Seçimde, kendilerini 5 yıllığına temsil edecek 200 sandalyeli parlamentonun üst kanadı Cumhuriyet Senatosu ile 400 sandalyeli parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisinin yeni üyeleri belirleniyor.

İtalya’nın Kardeşleri (FDI) oyların yüzde 22 ila 26’sını alırken, koalisyon ortakları Matteo Salvini’nin aşırı sağcı Lig Partisi ve Silvio Berlusconi’nin muhafazakar Forza Italia (FI) partisi sırasıyla yüzde 8,5 ila 12,5 ve yüzde 6 ila 8 aralığında oy aldı.

Resmi olmayan rakamlara göre FDI, FI ve Lig koalisyonunun hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu garantilemesiyle 1945’ten bu yana ilk kez aşırı sağcı bir parti İtalya’yı yönetebilir. 45 yaşındaki Meloni, partisinin kazandığı nispeten yüksek oy oranıyla ülkenin ilk kadın ve aşırı sağcı başbakanı olmaya çok yakın.

Meloni’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yanaki en aşırı sağcı İtalyan hükümetini kurması bekleniyor. Ancak İtalya’nın bir sonraki liderinin kim olacağı kararı İtalyan Cumhurbaşkanına ait ve bu süreç zaman alabilir.

AB’nin en büyük üçüncü ekonomisindeki bu durumun Avrupa’nın büyük bölümünde kaygı yaratması bekleniyor.

Kitleselleşmiş ve söylemini nispeten merkeze yaklaştırmış olmakla kökenindeki neo-faşist baskın karakteri koruya gelen İtalya’nın Biraderleri’nin  ittifak yaptığı göçmen karşıtı Matteo Salvini ve eski Başbakan Silvio Berlusconi ile bir koalisyon hükümeti kurarak iktidara yükselmesi mümkün görünüyor.

Solun en büyük gücü Demokrat Parti (PD) yüzde 17 ila 21 arasında bir oya ulaşacak görünüyor. 5 Yıldız Hareketi (M5S) ise yüzde 13,5 ila 17,5 oy oranı ile 2018’deki 30’u aşan tarihsel başarısının oldukça gerisinde kaldı.

İtalya’nın Biraderleri , Lega  ve Forza Italia  ile bazı küçük partilerden oluşan sağ ittifakın toplam oy oranı yüzde 41-45 dolaylarına çıkarken PD’nin şemsiyesi altındaki merkez sol ittifakın oy oranı yüzde 25,5-29,5 arasında kaldı.

Erken seçim kararı, Şubat 2021’de pandemi sonrası toparlanmayı yönetmek üzere başbakanlığa atanan Mario Draghi hükümetinin geçen Temmuz’da düşmesi üzerine alınmıştı.

İtalya’da genel seçimlerde doğrudan başbakan adayları yarışmasa da seçimi kazanan ittifakın liderinin hükümeti kurmakla görevlendirilmesi öngörülüyor. Hükümeti kurma görevini verme yetkisi cumhurbaşkanına ait ve sürecin haftalar sürebileceği belirtiliyor.

Paylaşın

A Milli Futbol Takımı Gruptaki İlk Yenilgisini Aldı

UEFA Uluslar B Ligi’ne yükselmeyi garantileyen A Milli Futbol Takımı, Uluslar C Ligi 1. Grup’taki son maçında Faroe Adaları ile karşı karşıya geldi. Milliler, sahadan 2-1 mağlup ayrıldı.

Haber Merkezi / Başkent Torshavn’da Tórsvøllur Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada ev sahibi Faroe Adaları’na galibiyeti getiren golleri 51. dakikada Viljormur Davidsen ve 59. dakikada Jóan Edmundsson kaydetti. A Millilerin golü 89. dakikda Serdar Gürler’den geldi.

Gruptaki diğer karşılaşmada ise Lüksemburg, Litvanya’yı sahasında 1-0 mağlup etti

Karşılaşmadan dakikalar

28. dakikada gelişen Türkiye’nin atağında Zeki’den aldığı pasla ceza sahasına giren Yunus’un ayak içiyle sert şutunu kaleci Gestsson iki hamlede kontrol etti.

38. dakikada Olsen’in ceza yayı üzerinden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Altay’da kaldı.

44. dakikada ceza yayı ön bölümde kazanılan serbest vuruşu kullanan Bjartlio’nun vuruşunda meşin yuvarlak az farkla üstten auta gitti.

51. dakikada Faroe Adaları öne geçti. Sağ kanatta topla buluşan Solvi Vatnhamar, Eren’den topu kurtardı, altı pas önüne yaptığı ortayı Davidsen kontrol etti. Davidsen’in uygun pozisyonda sol çaprazdan şutunda, Ozan Kabak’a da çarpan top ağlara gitti: 1-0.

59. dakikada Faroe Adaları farkı 2’ye çıkardı. Savunma arkasına atılan topa hareketlenen Edmundsson ceza sahasında topla buluşur buluşmaz sol çaprazdan şutunu attı ve meşin yuvarlağı ağlara yolladı: 2-0.

86. dakikada rakiplerinden sıyrılan Serdar Gürler, ceza sahası dışı sol çaprazdan yaptığı şutta top üstten auta gitti.

89. dakikada Türkiye farkı 1’e indirdi. Ceza sahasına gelen yüksek topa Serdar Dursun kafayı vurdu, arka direkte topu önünde bulan Serdar Gürler’in meşin yuvarlak yere inmeden gelişine ayak içiyle şutunda top ağlara gitti: 2-1.

Stat: Torsvollur

Hakemler: Serhiy Boiko, Dmytro Zaporozhenko, Sergii Prystupa (Ukrayna)

Faroe Adaları: Gestsson, Rolantsson, Vatnsdal, Gunnar Vatnhamar, Davidsen, Andreasen, Bjartalio, Solvi Vatnhamar, Joensen (Dk. 57 Mikkelsen), Meinhard Olsen (Dk. 90+4 Johannesen), Edmundsson (Dk. 72 Klamint Olsen)

Türkiye: Altay Bayındır, Zeki Çelik, Ozan Kabak, Kaan Ayhan, Eren Elmalı (Dk. 82 Umut Bozok), Berkan Kutlu (Dk. 60 Halil Dervişoğlu), Ferdi Kadıoğlu, Yunus Akgün (Dk. 60 İsmail Yüksek), İrfan Can Kahveci, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 60 Serdar Gürler), Serdar Dursun

Goller: Dk. 51 Davidsen, Dk. 59 Edmundsson (Faroe Adaları), Dk. 89 Serdar Gürler (Türkiye)

Sarı kartlar: Dk. 22 Joensen, Dk. 87 Gestsson (Faroe Adaları), Dk. 50 Berkan Kutlu (Türkiye)

Paylaşın