HDP’li Sancar: Kaos Planlarını Herkes Çok Ciddiye Almalı

Mersin Polisevi’ne yönelik saldırıyı, “Seçim öncesi kaos planlarının bir parçası olarak görmek gerekir,” diyerek değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Sancar, 2021 yılının Şubat ayından beri bu konuda diğer muhalefet partilerini uyardıklarını hatırlattı.

Tüm muhalefet partilerine seçim sürecindeki provokasyonlara karşı birlikte hareket çağrısında bulunan Sancar, “7 Haziran–1 Kasım arası yaşananları yeniden canlandıracak her türlü hazırlık veya niyeti boşa çıkarmak için çok geniş bir demokratik irade ortaklığına ihtiyaç var,” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DW Türkçe’den Eray Görgülü‘nün sorularını yanıtladı. Sancar’a yöneltilen sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı kurarak ilan ettiniz. Bu ittifak bir seçim işbirliği ittifakı mı? İttifaka ilişkin bundan sonraki yol haritanız nasıl olacak?

Mithat Sancar: İttifak çalışmalarımız bir yıla yakın bir süredir devam ediyordu. Bu çalışmaların başlangıcında esas vurgumuz mücadele ortaklığı temelinde bir araya gelmek şeklindeydi. Şüphesiz seçimler önemli ve herkes bütün ittifakları seçim ekseninde değerlendiriyor. Bizlerin de seçimleri hesaba katmama gibi bir tutumumuz yok ama çalışmalar, seçim odaklı başlamadı. Ortak mücadele temeli üzerine kuruldu. Bundan sonraki yol haritamızı üç aşamada değerlendirmek gerekiyor: Seçimlere kadar olan süreç, seçim süreci ve seçimlerden sonrası. Seçimlere kadar olan sürede her alanda demokratik mücadeleyi büyütmek ve ittifakı farklı toplumsal kesimlere doğru genişletmek temel hedefimizdir. İttifakı seçimlerde nasıl bir biçime dönüştüreceğimizi de zamanı geldiğinde tartışacağız. Biz bu ittifakı seçim sonrasında ülkede yeni bir başlangıcın etkili gücü haline getirmek istiyoruz. Yani seçimler bittikten sonra da Türkiye’de pek çok sorun devam edecek ve yeni sorunlar ortaya çıkacak. Biz bu ittifakı Türkiye’de demokrasiye, emeğin hakkına, adalete ve barışa giden yolda belirleyici aktör ve gerçek alternatif olacak şekilde geliştirmeyi hedefliyoruz.

İttifakın en büyük partisi konumundasınız ve HDP’nin durumu belirleyici olacak. Önümüzde de beklenen bir Anayasa Mahkemesi kararı var. HDP’nin kapatılmasına yönelik bir karar çıkarsa nasıl bir yol izleyeceksiniz?

Kapatma davası gündeme geldiğinden bu yana çok detaylı çalışmalar yapıyoruz. Birden fazla seçeneğimiz var. Bizler Anayasa Mahkemesi kararı ne olursa olsun bu seçimlere mutlaka gücümüzü yansıtacağız. Bu konuda kararlıyız. Her türlü seçeneğe yönelik plan ve programımız var.

CHP’li Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamasına İYİ Parti’den tepki gelmişti. Bu tepkilere karşı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını yeterli buldunuz mu?

Bu tartışma bizim dışımızda yürüdü. Altılı masadaki partilerin açıklamalarını değerlendirme gereği görmüyorum. Kimsenin “HDP’ye bakanlık verilir, verilmez” şeklinde ahkam kesme hakkı yoktur. Bizler bu ülkede demokratik siyaset alanında ısrarımızı bütün zorluklara, baskılara, kuşatmalara rağmen sürdürüyoruz. Bu kararlılığımız partinin büyümesini de sağlıyor. Bizim hedefimiz bütün siyasal ve toplumsal meselelerde ve elbette ülkenin yönetiminde etkili bir güç olmaktır. Bu, bakanlık tartışmalarının ötesinde ve bunu aşan bir hedeftir.

Altılı masanın belirleyeceği adaya karşı tutumunuz nasıl olacak? Destekleyecek misiniz? Desteklerseniz hangi şartlarda destek vereceksiniz?

Kamuya açık müzakere ve doğrudan diyalog yöntemi diğer muhalefet partileri tarafından kabul görürse, ortak aday fikrine açık olduğumuzu 27 Eylül deklarasyonumuzda söyledik, ondan sonra da çeşitli vesilelerle bunu anlattık. Eğer bu yöntemle bir karşılık bulamazsak ayrı bir adayla seçime girme seçeneğini gündemimizde tutuyor ve bu yönde çalışmalar yapıyoruz. Yani çağrı yapmış, öylece oturup cevap bekleyen bir halimiz yok, olamaz da.

Altılı masada İYİ Parti’nin itirazlarına karşın yine de açık müzakere ihtimalini olası görüyor musunuz?

Bu tür spekülasyonlara girmeyi faydalı bulmuyorum. Biz açık ve şeffaf bir siyaset yürütüyoruz, önerdiğimiz yöntem de son derece net. Ayrıca çağrılarımızı sadece siyasi partilere de yapmıyoruz. Türkiye’de bu zorba rejimden, bu sömürücü talan düzeninden kurtulmak isteyen bütün toplum kesimlerine yapıyoruz. Dolayısıyla biz muhalefet partilerine bir çağrı yapmışız ve cevabı bekliyormuşuz gibi bir algı kesinlikle yanlıştır. Biz ittifakımızı Türkiye’de ezilen, sömürülen, inkâr edilen tüm toplum kesimlerinin güçlü adresi ve değişimin gerçek alternatifi haline getirmek istiyoruz.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, HDP ile görüştüklerini açıklamıştı. Altılı masada diğer partilerle görüşmeleriniz sürüyor mu? Varsa bu görüşmeler hangi kapsamda ilerliyor?

Bizim siyasi partiler ve STK’lardan sorumlu eş genel başkan yardımcılığımız ve bu bünyede kurduğumuz bir heyetimiz var. Muhalefet partileriyle gerektiğinde ya da ihtiyaç hasıl olduğunda tabii ki görüşmeler yapıyoruz. Heyetlerimiz, CHP, DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ile zaman zaman bir araya gelip çeşitli konuları değerlendiriyorlar. Fakat bizim seçimler için önerdiğimiz yöntem bu görüşmelerle sınırlı, daha doğrusu bundan ibaret değildir. Biz açık müzakere, doğrudan diyalog ve belli konularda mutabakat yöntemini öneriyoruz. Yani kamuoyunun bilgisi dahilinde görüşmeler yapılmalı ve temel meselelerde mutabakat hedeflenmeli. Müzakere için önerdiğimiz çerçeve de 27 Eylül 2021’de açıkladığımız deklarasyondur. Mutabakat sağlanabilirse o zaman ortak aday seçeneği hayata geçirilebilir.

Bu durumda Demokrat Parti ve İYİ Parti’nin onay vermesi mi gerecek?

Bu, altılı masanın kendi iç meselesidir. Açık müzakerenin ve mutabakat arayışının hangi yollarla, hangi biçimlerle yapılacağı konusunu kendi aralarında tartışabilir ve bir karar verebilirler. Bu mesele bizim değil, onların sonuca bağlamaları gereken bir konudur.

Kemal Kılıçdaroğlu, aday olursa destekleyecek misiniz?

Adayın kim olacağına dair bir tartışma bizim gündemimizde yok. Bunu hep söyledik. Kemal Bey’e değer veriyoruz, çabalarını önemli buluyoruz. Fakat adayın kim olacağı meselesi altılı masanın işidir. Bizim açımızdan aday konusunda şu iki konu çok önemli: Birincisi, aday, açık müzakere ve mutabakat arayışı yöntemini kabul edecek mi? İkincisi, bizim deklarasyon başlıklarımız üzerinden yürüteceğimiz müzakerede varılacak mutabakatı hayata getirecek niteliklere sahip mi? Yani bizim temel beklentimiz demokrasiye, adalete, özgürlüğe, barışa ilişkin yapılacak müzakerede ortaya bir mutabakat çıkarsa bunları yerine getirebilecek bir aday olmalı.

Bu kriterleri karşılaması durumunda Mansur Yavaş’ın olası bir adaylığına destek verecek misiniz?

Kimin ülkede demokrasinin önünü açıp açamayacağını, kimlerin Kürt sorununda demokratik, siyasal çözüm yöntemini benimseyip benimsemeyeceğini, kimlerin emekten yana bir ekonomik sistemin inşasına yanaşıp yanaşmayacağını kestirmek zor değil. Ama biz prensip olarak isim anmıyoruz. Ancak bu söylediklerimden bir sonuç çıkarmak da güç olmasa gerek.

Muhalefet bir süredir seçim öncesi provokasyonların olabileceği uyarıları yapıyor. Mersin’deki Polisevine yönelik terör saldırısını bu uyarılar kapsamında mı değerlendirmek gerekiyor?

Bizim seçim güvenliğine yönelik çağrılarımız 2021 Şubat ayından beri devam ediyor. Seçime giderken bütün muhalefet partilerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini hep ifade ettik. Ayrıca muhtemel kaos senaryolarına karşı birlikte tutum almak gerektiğine dair de uyarılarımızı yaptık, yapıyoruz. O günden bu yana yaşadıklarımız ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koyuyor. Deniz Poyraz arkadaşımız katledildiğinde de benzer şeyleri söylemiştik ve devlet içinde veya iktidar çevrelerinde kaos planları yapan odaklar bulunduğu kanısında olduğumuzu vurgulamıştık. O günkü uyarılarımız her türlü kaos planına karşı demokratik siyasette ısrar etme ve olabilecek en geniş demokratik dayanışmayı oluşturma politikasına yönelikti. Seçimlere daha da yaklaştığımız bu dönemde kaos planlarının önemli boyutlara ulaşma ihtimalini herkes çok ciddiye almalıdır. Mersin’deki olayın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Saldırıyı biz de açık bir şekilde kınadık, kınıyoruz ama kınamak tek başına yetmiyor. Üzüntülüyüz elbette ama üzüntü bildirmek de tek başına çözüm değil. Bu saldırının detayları derhal aydınlatılmalıdır. Çünkü kaos planlarından medet umanların en büyük beslenme kaynakları kafa karışıklığı yaratmak ve toplumsal karmaşanın derinleşeceği şartları tahrik etmektir. 7 Haziran–1 Kasım arası yaşananları yeniden canlandıracak her türlü hazırlık veya niyeti boşa çıkarmak için çok geniş bir demokratik irade ortaklığına ihtiyaç var.

Selahattin Demirtaş, HDP Kurultayının ardından “Çuvaldızı kendimize batırmalıyız” demişti. Demirtaş’ın bu ifade ile HDP yönetimini eleştirdiği yorumları yapılmıştı. Siz bu konuda bir özeleştiri yaptınız mı? Demirtaş, gerçekten HDP yönetimini mi eleştirdi?

Selahattin Demirtaş eş genel başkanlık yapmış, çeşitli kademelerde bu mücadeleye büyük katkılar sunmuş değerli bir arkadaşımızdır. Görüşlerini kamuoyuyla paylaşması da hakkıdır ve gayet normaldir. Bunlar içinde öneri ve eleştiriler de olabilir. Ama biz, Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarının parti politikalarıyla esasta uyumlu olduğunu ve parti politikalarını destekleme amacına yönelik olduğunu düşünüyoruz. Parti yönetimi ile Selahattin Demirtaş arasında ihtilaf veya ayrılık, çekişme veya çeliki olduğuna dair her türlü spekülasyon temelsizdir. Kendisiyle diyaloğumuz düzenli olarak devam ediyor. Sadece kendisiyle de değil, cezaevlerinde diğer arkadaşlarımızla bütün önemli aşamalarda öneri ve görüş istiyoruz.

Herhangi bir yasal engeli olmaması durumunda Selahattin Demirtaş’ı cumhurbaşkanı adayı olarak gösterir misiniz?

Kendi mekanizmalarımızı, yani tabanla istişare ve kurullarda tartışma yöntemini işletmeden, bu konuda bir karar vermemiz söz konusu olamaz. Mekanizmalarımızın temel özellikleri çoğulculuk, katılımcılık ve enine boyuna müzakeredir. Bunun dışında HDP’de hiç kimse “bizim adayımız şu isimdir” deme yetkisine sahip değil. Buna eş başkanlar da dahil. Ayrıca kurduğumuz ittifak içerisinde tartışmalar yürütmeden, adayla ilgili değerlendirme yapmamız da doğru olmaz.

Paylaşın

Türkiye, Seçim Dürüstlüğü Açısından 165 Ülke Arasında 123. Sırada

Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) Genel Başkanı Sami Doğan, ““Uluslararası değerlendirmelere göre, seçimi otoriter rejim kategorisinde yer alan ülkemiz, seçim dürüstlüğü açısından 165 ülke arasında 123’üncü sırada. Bu durum bize, ülkemizde seçim güvenliğinin, seçimlerin hukuki sorunları yanında seçimin meşruiyeti açısından potansiyel riskler barındırdığını da gösteriyor” dedi ve ekledi:

“Altı partinin oluşturduğu Millet İttifakı’nın sonuna kadar sürmesi, seçim güvenliği açısından önemli olduğu kadar halkın umudunu yüksek tutması için de ayrıca gereklidir. 2023 seçimleri, tek adam rejiminin sonlandırılması ve güçlü bir parlamenter rejime dönülmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır.”

Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) ve Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen Seçim Güvenliği Çalıştayı, Çankaya Belediyesi Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi’nde yapıldı. Çalıştaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı ve Parti İçi Eğitim Sorumlusu Aytuğ Atıcı da konuşmacı olarak katıldı.

ANKA‘nın aktardığına göre, SDD Genel Başkanı Sami Doğan, “Uluslararası değerlendirmelere göre, seçimi otoriter rejim kategorisinde yer alan ülkemiz, seçim dürüstlüğü açısından 165 ülke arasında 123’üncü sırada. Bu durum bize, ülkemizde seçim güvenliğinin, seçimlerin hukuki sorunları yanında seçimin meşruiyeti açısından potansiyel riskler barındırdığını da gösteriyor. Altı partinin oluşturduğu Millet İttifakı’nın sonuna kadar sürmesi, seçim güvenliği açısından önemli olduğu kadar halkın umudunu yüksek tutması için de ayrıca gereklidir. 2023 seçimleri, tek adam rejiminin sonlandırılması ve güçlü bir parlamenter rejime dönülmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

Çalıştaya, Ankara Avukat Hakları Grubu, TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası, Ben Seçerim Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği, Oy ve Ötesi, Türk Hukuk Kurumu, Mülkiyeliler Birliği gibi birçok sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütü katıldı.

Paylaşın

Restoranlar Müşteri Kaybından Endişeli: Nakit Ödemeye 7 İndirim

Çalışanlara ödenen yemek bedelinin yemek kartına yüklenme zorunluluğunun kalkacağına yönelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın paylaştığı gelişme, yeme içme sektöründe olumlu karşılanırken, bazı sektör temsilcileri nakdi ödemenin yeme içme dışında kullanılması halinde restoranlar için müşteri kaybının yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Dünya gazetesinden Merve Yiğitcan’ın haberine göre, bazı restoranların kart yerine artık nakit ödemeyi tercih edecek müşterileri için yüzde 7 indirim hazırlıklarına başladı.

Kararı değerlendiren Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, yemek kartı komisyonlarına yönelik sektör olarak uzun bir süredir mücadele verdiklerini hatırlatırken, bu haliyle yemek kartı zorunluluğun kalkacak olmasını memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi. Bundan sonraki süreçte, restoranların eskiden yemek kartı kullanan ve artık yemek ücretini nakit olarak alacak müşterileri için birtakım aksiyonlar alması gerektiğini savundu.

‘Komisyon müşteriye verilebilir’

Bingöl, tüm sektöre çağrı yaparak, “Yemek kartı şirketlerinin eskiden uyguladığı yüzde 12 olan komisyon oranını yüze 7’ye düşürmüştük. Şimdi yemek kartlarının yoğun olduğu restoranların hemen o komisyon oranlarında müşterilerine indirim yapmaları lazım. Yüzde 7’yi yemek kartı firmasına değil size veriyoruz, diyerek o müşteriyi kaçırmaması lazım. Bununla ilgili bir kampanya başlatacağız” ifadelerini kullandı.

Yemek kartının cirodaki payı yüzde 3-5

Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise uygulamanın yeme içme sektörü için hem fırsat hem de bazı riskleri taşıdığını söyledi. Komisyon maliyetinin kalkıyor olmasını fırsat, çalışanın ise bu desteği artık yemek yeme dışında kullanma imkânının ise bir kayba neden olacağına işaret etti.

TURYİD bünyesinde yer alan restoranlarda yemek kartları ile yapılan harcamanın toplam işletmenin cirosu içerisinde yüzde 3 ila yüzde 5 oranında bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Demirer, “Yemek kartları ile yapılan ödemenin yerini çalışana nakit olarak ödenmesi çalışanın seçimi bunu yemeğe harcama yerine farklı ihtiyaçlarını karşılama yönünde olabilecektir. Bunun yanı sıra yine nakde elde edeceği gelirin yine bir kısmını restoranlarda harcama eğilimi olacaktır.

İşletme sahiplerinin bu durumda bir kısım iş kaybı olacaktır. Nakit elde edeceği aylık 1000 TL’nin bir kısmını yine restoranlarda harcayacak olan ve ölçümlemesi de imkânsız hale gelecek olan bu harcama tutarlarından işletme sahibinin karı ise yemek kartı firmalarına ödemekte olduğu yüzde 6 ila yüzde 8 bandındaki komisyonu ödeme yükümlülüğünden kurtulmuş olacaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

AK Parti’den Yeni Seçim Hamlesi: Strateji Ve Akiller Odası

2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça, partilerde seçim hamlelerini yapmaya başladı. Kulislere yansıyanlara göre, AK Parti’nin, seçim sürecinde yol haritasını hazırlayıp denetlemesini yapmak için Strateji Birimi, partiye danışmanlık görevi yapması için de Akiller Birimi kuracağı belirtiliyor.

Seçime giderken iktidar, yeni birimler kuruyor. Partinin seçim sürecinde yol haritasını hazırlayıp, denetlemesini yapmak için strateji birimi, partiye danışmanlık görevi yapması için de akiller birimi kuracağı belirtiliyor.

Partinin tecrübeli vitrin isimlerinin strateji biriminde yer alacağı ifade edilirken, AKP’nin kurucu isimlerinin ise akiller biriminde yer alacağı ileri sürülüyor.

Milli Gazete’den Bünyamin Güler‘in haberine göre; AK Parti Genel Merkezi’nde de yeni birimler kurulmaya başlandığı belirtiliyor.

Özellikle seçim sürecinde partinin koordineli çalışması ve yeni stratejiler geliştirmesi için partinin tecrübeli isimlerinin yer alacağı bir birim kurulacağı ifade edilirken, diğer taraftan ise partiye danışmanlık yapacak akiller biriminin kurulacağı belirtiliyor.

Akiller Birimi’nin başında Binali Yıldırım olacak

İktidarın kuracağı birimlerden birinin Strateji Birimi olacağı ifade edilirken, bu birimde ise Mahir Ünal, Ömer Çelik, Numan Kurtulmuş, Cevdet Yılmaz, Yalçın Akdoğan, Bülent Turan ve Afgan Ala gibi isimlerin olacağı kaydedildi.

Öte yandan Binali Yıldırım başkanlığında ise Akiller Birimi’nin kurulacağı kaydedilirken, bu birimde ise AK Parti’nin kurucu isimlerinin yer alacağı ileri sürüldü.

Paylaşın

Türk-İş Açıkladı: Açlık Sınırı 7 Bin 245 Lira

Türk-İş’in yaptığı araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için eylül ayında yapması gereken gıda harcaması tutarı yani ‘açlık sınırı’ 7 bin 245 lira oldu.

Haber Merkezi / Araştırmaya göre, gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen ‘yoksulluk sınırı’ ise 23 bin 600 lira olarak hesaplandı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş), çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Eylül 2022 sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, bu ay 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden ‘açlık sınırı’ 7 bin 245 lira oldu.

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen ‘yoksulluk sınırı’ ise 23 bin 600 lira olarak hesaplandı. Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ aylık 9 bin 470 lira olarak belirlendi.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,15 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 130 oldu.

Araştırmaya göre, eylül ayında süt ve peynir fiyatları gerilerken, yoğurt fiyatları sabit kaldı. Balık ve dana eti fiyatı gerilerken, kuzu eti yüzde 7, tavuk eti yüzde 8, yumurta yüzde 11 zamlandı.

Nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimeğin fiyatları geriledi. Yeşil mercimeğin fiyatı düştü. Kuru fasulye fiyatı yüzde 21 yükseldi. Bulgurda yüzde 7, makarnada yüzde 6 fiyat artışı görüldü. Pirinç ve irmik fiyatları yükseldi. Un ve ekmek fiyatı aynı kaldı.

Ayçiçek yağının fiyatı değişmedi, margarin fiyatı düştü, zeytinyağı bir ayda yüzde 12 zamlandı. Çay ve ıhlamur fiyatları gerilerken şeker fiyatı sabit kaldı.

Bal yüzde 27, pekmez yüzde 21, reçel yüzde 19, yeşil zeytin yüzde 27, siyah zeytin yüzde 18, baharatlar yüzde 9 zamlandı. Salça yüzde 51 artışla eylül ayının en çok zamlanan gıdası oldu.

Semt pazarlarında maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin ve pırasa, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yükseldi. Patates fiyatları değişmedi. Soğan ve domates fiyatı geriledi. Salatalık, biber, patlıcan, kabak fiyatları ise arttı.

Paylaşın

EBRD, Türkiye İçin Büyüme Tahminini Yüzde 4,5’e Yükseltti

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), beklenenden daha güçlü bir iç talep ve ihracattaki ılımlı toparlanmayı takiben Türkiye için 2022 büyüme tahminini yüzde 4,5’e yükselttiğini açıkladı.

Mayıs ayında açıklanan bir önceki tahmin yüzde 2 olarak belirlenmişti.

EBRD’nin faaliyet gösterdiği bölgeler için hazırladığı son Bölgesel Ekonomik Beklentiler raporunda açıklanan tahminler, Ukrayna’da krizinin, gaz arzındaki azalmanın ve dünya genelindeki enflasyonun ekonomiler üzerindeki etkisini ortaya koydu.

Bloomberg’in aktardığı raporda, Türk bankalarının iyi sermayelendirilmiş olmaları ve yüzde 3’ün altında seyreden takipteki alacak oranlarıyla Türkiye ekonomisinin kuvvetli yönlerinden biri olduğu vurgulanırken, ekonomik faaliyetin nispeten güçlü kalmaya devam ettiği belirtildi.

Kısa vadeli dış borç ve rezerv riski

Raporda dikkat çekilen diğer bir unsur ise Türk lirasındaki hızlı değer kaybı ve yüksek enflasyonun oluşturduğu temel kırılganlıklar.

EBRD’nin raporunda Türkiye’nin artan cari açığı ve 180 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli dış borcu ve 15 milyar dolar civarında olan rezervlerin zayıflaması önemli endişeler olarak dikkat öne çıktı.

Banka, Türkiye ekonomisinin 2023 yılında, planlanan seçimler öncesinde hane halkı ve kamu harcamalarının etkisiyle yaz başındaki tahminlere paralel olarak yüzde 3,5 oranında büyümesini bekliyor.

Küresel jeopolitik gerilimler ve gelişmiş ülkelerdeki agresif parasal sıkılaştırma gibi küresel faktörlerin de Türkiye’nin büyümesini etkileme riski taşıdığı belirtiliyor.

Türkiye, EBRD’nin en büyük pazarı olma özelliğini taşıyor. Ülkede çoğunluğu özel sektörden olmak üzere 380’den fazla projeye yatırım yapan Banka’nın 16,877 milyon euronun üzerindeki yatırımı bulunuyor.

Paylaşın

AK Partili Vekiller, Erdoğan’ın Talimatını Yerine Getiremiyorlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TBMM’nin kapanmasının hemen ardından 2023 seçimleri için partisinin milletvekilleri, belediye başkanları ve il, ilçe teşkilatlarına “Sahada olun, halka dokunun” talimatına karşın sahadan “AK Partili milletvekilleri sahada yok” serzenişleri geldiği ifade edildi. 

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre parti yönetimine bu serzenişlerin özellikle “AK Parti’nin kalesi” olarak nitelendirilen il ve ilçelerden geldiği belirtilirken AK Partili kurmaylar, “İllerin, ilçelerin durumları tek tek not alınarak  Erdoğan’a iletiliyor. Bu seçimler önceki seçimlerden farklı. Çalışanlar emeğinin karşılığını alacak çalışmayanlar ise yeniden aday gösterilmeyecek” değerlendirmelerini yaptı.

MHP, hafta sonu Erzurum’da miting gerçekleştirerek “Sahaya hâkimiz” mesajını verdi. Bu seçimlerde MHP’nin beklentisi “en az iki milletvekili.” Ancak daha önce AK Parti’ye oy vermiş yurttaşlar, MHP’nin ortağı olduğu Cumhur İttifakı’ndaki “AK Partili vekillere” tepkili. Yurttaşlar, “bu kez milletvekili seçimlerinde tercihlerini bir başka partiye kullanabileceklerini” ifade ediyor.

Vekiller sahada yok

AK Parti eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu başbakanlığında kurulan seçim hükümeti döneminde içişleri bakanı olarak görev yapan, eski Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok gibi göz önündeki isimleri Erzurum’dan aday göstermişti. Ancak yurttaşlar “eskiye oranla AK Partili milletvekillerini sahada görmediklerini” belirtiyor.

AK Partili kurmaylar ise “bu tür serzenişlerin özellikle AK Parti’nin kalesi olarak nitelendirilen pek çok ilden kendilerine geldiğini” belirtiyor ve “yine de sahada üç ay öncesine göre daha iyiyiz” değerlendirmelerini yapıyor. AKP’li kurmaylar “Bu seçimler önceki seçimlerden farklı. Çalışanlar emeğinin karşılığını alacak, çalışmayanlar ise yeniden aday gösterilmeyecek. Bu konuda tavrımız net. Cumhurbaşkanımızın da tavrı net” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın

Küba’yı ‘Ian Kasırgası’ Vurdu; Ülke Karanlığa Gömüldü

Hızı saatte 200 kilometreye yaklaşan Ian kasırgası, Küba’nın batı kıyılarını vurdu. Kasırga nedeniyle adanın tamamında elektriklerin kesildiği açıklanırken, 2 kişinin de hayatını kaybettiği bildirildi.

ABD Ulusal Kasırga Merkezi kasırganın Küba’dan ayrılmadan önce Meksika Körfezi’nin güneydoğusunda güç topladığını bildirdi. Karayipleri geçen hafta da Fiona Kasırgası vurmuştu.

Kasırganın Çarşamba günü geç saatlerde Florida’nın batı kıyısına ulaşması bekleniyor.

Ian Kasırgası’nın Küba’nın batı kıyılarına vurmasıyla, adanın tamamında elektriklerin kesildiği açıklandı.

Yetkililer, başlıca elektrik santrallerinden birinin yeniden çalıştırılamaması yüzünden, elektrik dağıtım şebekesinin tamamen çöktüğünü duyurdu.

Kasırga nedeniyle iki kişinin öldüğü ve ülke genelinde hasar gören binalar olduğu bildirildi.

3. kategori kasırga saatteki hızı 200 kilometreye yaklaşar rüzgarlara yol açıyor ve şu anda Florida’ya doğru ilerliyor.

Elektrik kurumunun başı, Küba devlet televizyonunda ulusal şebekenin çökmesi nedeniyle ada çapında kesinti yaşandığını ve 11 milyon kişinin karanlıkta kaldığını duyurdu.

Devlet haber ajansından bir gazeteci ülkedeki elektrik şebekesinin yüzde 100 oranında devre dışı kaldığını bildirdi.

Başkent Havana’nın 100 kilometre doğusundaki Matanzas’taki Antonio Guiteras, ülkenin en önemli enerji santrali. Santralin kapanması, adanın hiçbir yerine elektrik verilememesi anlamına geliyor.

Ünlü Finca Robaina purosunun sahibi, sosyal medyada kasırganın tütün tarlalarına verdiği hazarı gösteren fotoğraflar paylaştı. Hirochi Robaina “Kıyamet gibiydi, gerçek bir felaketti” dedi.

Uzmanlar Küba’nın bazı bölgelerinde Ian Kasırgası nedeniyle 30 santimetreye kadar yağmur düşebileceği uyarısı yapmıştı.

Küba lideri Miguel Diaz Canel zarar gören Pinar del Rio bölgesini ziyaret etti.

Bölgede, evinin duvarları çöken 43 yaşındaki bir kadın hayatını kaybetti.

New York Times da, San Juan y Martinez kasabasında sulama için kullanılan bir rüzgar türbinini kapatmaya çalışan bir çiftçinin elektrik akımına kapılarak öldüğünü bildirdi.

ABD Ulusal Kasırga Merkezi kasırganın Küba’dan ayrılmadan önce Meksika Körfezi’nin güneydoğusunda güç topladığını bildirdi.

Kasırganın Çarşamba günü geç saatlerde Florida’nın batı kıyısına ulaşması bekleniyor. NHC, Ian’ın Florida’nın Batı kıyılarını vurana dek 4. kategori bir kasırga olabileceğini söylüyor. Eyalette 2,5 milyon kişiye tahliye emri verildi.

Florida Valisi Ron DeSantis, eyaletin tümünde acil durum ilan etti ve 5 bin Ulusal Muhafızı göreve çağırdı.

Tampa bölgesinin 1921’den bu yana ilk kez doğrudan kasırgaya maruz kalabileceği ve sahil boyunca dalga boyunun 3 metreyi bulabileceği belirtildi.

Komşu Georgia eyaletinde de acil durum ilan edildi ve 500 Ulusal Muhafız hazır bekletiliyor. Karayipleri geçen hafta da Fiona Kasırgası vurmuştu.

Paylaşın

Kamu Bankaları, Rusya’nın Mir Ödeme Sisteminden Çıktı

ABD, Rusya’nın Mir ödeme sisteminin Rusya dışında yayılmasına yardım edenlere yaptırım uygulamaya hazır olduğunu duyurmasının ardından, Halkbank, Ziraat Bankası, İş Bankası ve Türkiye Vakıflar Bankası, sistemden ayrılmaya karar verdi.

Bloomberg’in üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberine göre, kuruluşların Rus ödeme sisteminden çıkma kararını Salı günü erken saatlerde aldığını ve kararın da henüz kamuya açıklanmadığını bildirdi.

Habere göre, söz konusu gelişmeyle ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı yorum yapmaktan kaçındı.

Karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta MİR’e alternatifleri görüşmek üzere Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile yaptığı görüşme sonrasında geldi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazinesi Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi (OFAC) de, bu ayın başlarında finans kurumlarını MİR ile yeni anlaşmalara girmemeleri veya mevcut anlaşmaları genişletmemeleri konusunda uyardı.

Rusya Merkez Bankası tarafından Visa ve Mastercard dışında bir alternatif olarak geliştirilen MiR’e Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, Denizbank ve Halkbank dahil olmuştu.

Mir Ödeme Sistemi nedir?

Mir, Rusya Merkez Bankası tarafından 1 Mayıs 2017’de kabul edilen yasa ile kurulan bir ulusal ödeme sistemidir. Şu anda çoğunlukla Aeroflot ve Rus Demiryolları gibi Rusya merkezli şirketler tarafından kabul edilmektedir, ancak Rus iştirakleri olan yabancı şirketler arasında yavaş yavaş kabul görmektedir. Sistem, Rusya Ulusal Kart Ödeme Sistemi tarafından işletilmektedir ve Rusya Merkez Bankası’nın yüzde yüz iştirakidir.

Sistem, 2016 yılında, birkaç Rus bankasının ABD merkezli Visa ve MasterCard tarafından onlara uygulanan yaptırımlar nedeniyle hizmetleri reddedilmesinin ardından potansiyel elektronik ödeme bloklarının üstesinden gelmenin bir yolu olarak tasarlandı.

Mir sisteminde çalışan ilk kartlar Aralık 2015’te piyasaya sürüldü. Rusya’nın önde gelen bankası Sberbank tarafından da Ekim 2016’da kullanılmaya başlandı. 2016 yılı sonunda 64 banka tarafından 1.76 milyon Mir kartı çıkarıldı ve Kasım 2019’a kadar bu sayı 69.8 milyona yükseldi.

Mir esas olarak Rus hükümeti tarafından desteklenir ve tüm vergi ve emeklilik ödemelerinin 1 Mayıs 2017’de yürürlüğe giren mevzuatla Ocak 2018’e kadar sistem üzerinden uygulanmaya başlanmasını zorunlu tuttu. Bankalar, daha yerleşik ödeme sistemlerine ait kartlara kıyasla maliyetlerinin daha yüksek olabileceğinden korktukları için Mir kartları kullanmak konusunda isteksizdi.

Paylaşın

Rusya: Ukrayna’daki Referandumlardan ‘Evet’ Çıktı

Ukrayna’nın Rusya kontrolündeki bölgelerde yapılan referanduma ilişkin açıklama yapan Rusya Seçim Komisyonu, oy sayımına başlandığı ve ilk sonuçlara göre “evet” oylarının önde olduğunu açıkladı. 

Komisyonun açıklamasında şu ana kadar oyların yüzde 27’sinin sayıldığı ve yüzde 98 ‘evet’ çıktığı bildirildi. Rusya’nın işgal altındaki Herson bölgesine atadığı Vladimir Saldo, Rus basınına yaptığı açıklamada, oylamada ‘zafer kazanıldığını’ söyledi.

Seçim Komisyonu’nun açıklamasına tepki gösteren Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba ise oyların geçerli olmadığını ileri sürdü.

Bakan Kuleba, Fransız mevkidaşı Catherine Colonna ile birlikte Kiev’de düzenlediği basın toplantısında “Bu durum politikamızı, diplomasimizi ve askeri alandaki eylemlerimizi değiştirmeyecek” dedi.

Geçen hafta Kremlin, sözde Donetsk ve Luhansk cumhuriyetleri ile Herson ve Zaporijya bölgelerinde Rusya’ya katılmayı öngören referandumların düzenleneceği ve Moskova’nın da bu referandumlardan çıkacak sonucu kabul edeceğini açıklamıştı.

5 gün süren referandumlardan Rusya’ya katılım sonucunun çıkacağı bekleniyordu. Sandıktan çıkan ‘evet’ oyu, Rus parlamentosunun her iki kanadı tarafından onaylanacak ve ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in imzası ile resmileşecek.

Moskova hükümeti, bu bölgelerin ilhak edilmesinin ardından Rusya’nın bir parçası olacağını ve bu bölgelere yönelik herhangi bir saldırının Rus topraklarına yapılmış sayılacağını belirterek üstü kapalı ‘nükleer silah’ tehdidinde bulunuyor.

Avrupa Birliği (AB), “referandumun’ organizatörlerine yaptırım uygulanacağını duyurdu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Sözcüsü Peter Stano, basın toplantısında yaptığı açıklamada, AB’nin bu referandumu “yasa dışı” tanımladığını belirterek, referandumu organize edenlere yaptırım uygulanacağını bildirdi.

Stano, “Bu yasa dışı referandumların düzenlenmesinde görev alan ve destek veren herkes için bunun sonuçları olacak.” dedi.

İngiltere de dün yaptığı açıklamada, Rusya yanlısı ayrılıkçıların, Ukrayna’nın 4 bölgesinde sözde referandum düzenlemesi nedeniyle 92 yeni yaptırım kararı almıştı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, yaptırımların, Ukrayna’nın 4 bölgesinde yasa dışı oylamaya zorlayan üst düzey Rus yetkililerin yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in favori PR ajansı olarak bilinen “IMA Consulting” adlı şirketi hedef aldığı belirtilmişti.

İngiltere, halihazırda tahmini küresel net değeri 130 milyar sterlinin üzerinde olan 120’den fazla oligark dahil 1200’den fazla kişi ve 120’den fazla kuruluşa yaptırım uyguladı.

Paylaşın