‘Altılı Masa’ Krizi Yönetebilecek Mi?

Karar yazarı Akif Beki, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önceki gün yaptığı açıklamaları değerlendirdiği yazısında “Masanın dağıldığını, ortaklığın bozulduğunu, artık bir arada duramayacaklarını söylemek için erken. Film henüz kopmadı, inceldi” dedi.

Beki, bugünkü “Altılı Masa krizi yönetebilecek mi?” başlıklı köşe yazısında “Akşener’in, Habertürk’te Fatih Altaylı’ya söyledikleri, kriz çıkardı” dedi ve şunları yazdı:

Noter olmadıklarını, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına onay vermek zorunda bırakılamayacaklarını, kazanacak bir aday bulmaları gerektiğini söylemişti.

İYİ Parti’nin, CHP çevrelerinden dayatmaya ve parmak sallamalara maruz kaldığı gibi serzenişleri de oldu. CHP sessiz; öyle anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu konuşmayacak, en azından şimdilik. Cevap; Kılıçdaroğlu’na yakın bir isimden, Politikyol sitesinin başındaki Ali Haydar Fırat’tan geldi.

Fırat, bir tweet dizisiyle Akşener’i sertçe eleştirdi. “İmamoğlu ve Yavaş’a varız” sözlerini, Kılıçdaroğlu’nun önünü kesmek için CHP’nin içini karıştırma olarak okuyordu. Kılıçdaroğlu’nun masaya getirmeyeceğini bile bile o isimleri öne sürmekte ısrar ettiği ama masaya getirilseler Akşener’in onları da istemeyeceği gibi bir fikirden hareketle… Fırat, sonunu da şu reste bağladı: “Bugün itibariyle ortaya çıkan tablo şudur; @kilicdarogluk kendisini halka emanet etmiştir. Halk bütün siyasi oyunları boşa çıkaracak tek güçtür. Yeni bir düzen ancak halkın iktidarı ile mümkündür, kurulacaktır.”

Kılıçdaroğlu’nu etiketlemesi de gösteriyor ki Fırat’ın mesajı, CHP yönetiminin tepkisini yansıtıyor. Fevri bir çıkış değil. CHP lideri, kendini halka emanet edecekse masanın onayını aramaktan vazgeçti, ortak adaylık bahsi de Altılı Masa’dan kalktı demektir.

“Peki masa da ortadan kalkacak mı?” diye soran Karar yazarı, şöyle devam etti:

Yazının tam burasındayken CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in açıklaması kulağıma geldi. Fırat’ın keskinliğinden uzaktı. Topu, göğsünde epey yumuşatmıştı. Özel’e göre; Akşener’in sözleri, Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle çelişmiyordu. Bilakis uyumluydu, masanın karar vericiliği konusundaki mutabakatlarına vurgu yapıyordu. Zaten 4 gün sonra masa toplandığında, herkes bunu görecekti. Nabız tutan ağızları da biraz yokladıktan sonra şunu çıkardım; Altılı Masa kalıyor. Kılıçdaroğlu, masadan kalkmak niyetinde değil.

Bu saatten sonra yürür mü derseniz… Diğer liderler de ortak adayda uzlaşamamanın, masanın sonu olmayacağını dile getiriyordu. Öncelikleri ortak aday çıkarmaktı. Ancak şart değildi. Başaramazlarsa diğer ortak hedefler etrafında ilerlerdi işbirlikleri. Dolayısıyla Altılı Masa’dakiler, bu ihtimali bir kenarda tutuyordu. Masada kriz çıktığı muhakkak. Fakat beklemedikleri, hazırlıksız yakalandıkları, hiç hesapta olmayan, atlatılamayacak bir kriz olmayabilir. Masanın dağıldığını, ortaklığın bozulduğunu, artık bir arada duramayacaklarını söylemek için erken.

Film henüz kopmadı, inceldi. Klişe tabirlerle ipler gerildi, aralarında soğuk rüzgarlar esti. Kara kedi değil de şeytan geçmiş gibi kısa sürebilir, uzayabilir de. Her halükarda; ortak aday için bile iş işten geçti denilemez. Bu hamur çok su kaldırır daha.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘6 Sıfır’ Sözlerine Babacan’dan Yanıt: Gazetelerden Öğrendi

DEVA Lideri Babacan, Erdoğan’ın paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendiğini söyledi: Paradan 6 sıfırı biz attık diyor. Paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendi. Bana sordu ertesi gün, ‘Ya bu ne’ dedi, ‘Paradan 6 sıfır mı atıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘evet’ dedim. ‘Keşke söyleseydin de ben açıklasaydım niye sen açıkladın.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Demokrasi ve Atlım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan arasındaki “6 sıfır” polemiği devam ediyor.

FOX TV’de İlker Karagöz’le Çalar Saat programına konuk olan Babacan, Erdoğan’ın paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendiğini söyledi:

Paradan 6 sıfırı biz attık diyor. Paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendi. Bana sordu ertesi gün, ‘Ya bu ne’ dedi, ‘Paradan 6 sıfır mı atıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘evet’ dedim. ‘Keşke söyleseydin de ben açıklasaydım niye sen açıkladın’ dedi.

Paradan 6 sıfır atma törenini biz Merkez Bankası’nda yaptık. Bugün böyle bir şey olsa, tören Merkez Bankası’nda mı yapılır yoksa külliyede mi yapılır? Bunu kendisini kınamak için söylemiyorum. Devletin başındaki kişi her şeyi bilmek, her şeye burnunu sokmak zorunda değil. Devletin başındaki kişinin yapacağı iş, ehil ve dürüst kadroları kilit yerlere koyacak ve genel koordinasyon sağlayacak o kadar.

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, geçen günlerde katıldığı bir toplantıda Babacan’ı ismini anmadan hedef almıştı:

Enflasyonu şubat ayında makul seviyelere indireceğiz, sonrasında tek haneli rakamlara düşürmekte kararlıyız. Geçmişte bunu biz yaptık. Faizi yüzde 4,6’ya enflasyonu 6,2’ya indirdik.  Kendine paye çıkaranlar yok değil, var. Ya sen kimsin? 6 sıfırı Türk Lirası’ndan çıkaran bu Başbakan, sen kimsin ya? Başbakan olur vermedikten sonra sen ne yapabilirsin ya?

Paylaşın

Sayıştay Raporu: Cumhurbaşkanlığı’nın Günlük Harcaması 10 Milyon TL

Sayıştay’ın 2021 yılı denetim raporuna göre Cumhurbaşkanlığı’nın “tıbbi ve laboratuvar malzemesi” harcamaları 2020 yılına göre iki kattan fazla arttı, 51,8 milyon liradan 112,9 milyon liraya yükseldi.

“Zirai maddeler” kaleminde yapılan harcama ise 2021 yılı yapılan harcamaya göre yaklaşık 5 kat artarak 46 milyon 343 bin 992 liraya çıktı.

ANKA ajansının haberine göre, Cumhurbaşkanlığı’nın “içecek” harcamasında önceki yıla göre yaklaşık 1 milyon liralık artış görüldü. 2020 yılında “içecek” için 1 milyon 872 bin 861 lira harcanırken, 2021 yılında bu harcama 2 milyon 813 bin 948 liraya çıktı.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2021 yılı “Temsil ve tanıtma giderleri” ise 2020 yılına göre yaklaşık 8 milyon liralık artışla 41 milyon 463 bin 566 liraya ulaştı.

Sayıştay’ın, Cumhurbaşkanlığı’nın 2021 yılı hesapları üzerindeki denetim raporu yayınlandı. Sayıştay’ın 2020 denetim raporundaki verilere göre; Cumhurbaşkanlığı’nın 2020 yılında 2 milyar 896 milyon 174 bin 350 lira 66 kuruş olan toplam harcaması 814 milyon 627 bin 196 lira artışla 3 milyar 710 milyon 801 bin 546 liraya yükseldi.

Cumhurbaşkanlığı’nın, 2020 yılında yaklaşık 8 milyon lira olan günlük harcaması 2 milyon liralık artış ile yaklaşık 10 milyon liraya ulaştı.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2020 yılında 314 milyon 560 bin 579 lira olan personel harcaması, yaklaşık 54 milyon liralık yükselişle 368 milyon 773 bin 241 liraya çıktı.

Paylaşın

İran Milli Futbol Takımı’ndan Mahsa Amini Protestosu

İran Milli Futbol Takımı futbolcuları, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesini siyah giyerek protesto etti.

İran Milli Futbol Takımı, FIFA Dünya Kupası öncesinde Viyana’da, Senegal Milli Takımı ile oynadığı hazırlık maçında beyaz formalarının üzerine siyah ceket giyerek çıktı.

İran’ı yakından takip eden spor yorumcularına göre futbol, İranlılar’ın hayatında önemli bir yere sahip olduğu için protesto son derece etkili.

Bazı futbolcular milli takımdaki kariyerlerini düşünmeden protestolara destek oldu. İran futbolunun en büyük isimlerinden biri olan eski milli takım yıldızı Ali Karimi, hükümet yanlısı medyadaki sert eleştirilere rağmen ülkede devam eden protestoları sosyal medya hesaplarından yüksek sesle destekleyerek İran’daki protestocular için bir kahraman oldu.

Stadyumun dışındaki protestocular İran İslâm Cumhuriyeti karşıtı sloganların yanı sıra Ali Karimi ve ile Sardar Azmoun’un isimleriyle tezahürat da yaptı.

Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) ekibi Bayer Leverkusen’in İranlı futbolcusu Sardar Azmoun, tıpkı Karimi gibi protestolara destek veren isimlerden biriydi.

Azmoun, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “İran’ın kadınlarını bu kadar kolay öldürdüğünüz için size yazıklar olsun. Yaşasın İranlı kadınlar. Eğer bunu yapanlar müslümansa Allah beni kâfir eylesin,” demişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Paylaşın

Danimarka’dan Dünya Kupası’nın Ev Sahibi Katar’a İnsan Hakları Tepkisi

Katar’da düzenlenecek 2022 Dünya Kupası tartışmalar sürerken, Danimarka’dan dikkat çeken bir hamle geldi. Danimarka, Katar’ın insan hakları sicilini ve göçmen işçilere muamelesini protesto etmek için Dünya Kupası’nda “sadeleştirilmiş” formalar giyecek.

Forma sponsoru, spor malzemeleri firması Hummel, “yas rengini” temsil etmek için tamamen siyahtan oluşan üçüncü bir forma da tasarladı.

Hummel “binlerce kişinin yaşamına mal olduğunu” iddia ettiği bir turnuvada “görünür olmak istemediğini” açıkladı.

Firma “Danimarka Milli Takımını destekliyoruz ama bu Katar’ı bir ev sahibi ülke olarak desteklemekle aynı şey değil” dedi.

Tasarımda, Danimarka logosu da “sadeleşiyor”. Takımın formaları, tamamen kırmızı ev sahibi ve tamamen beyaz bir deplasman formasından oluşacak.

Danimarka’nın antrenman malzemeleri sponsorları da, Katar’ı eleştiren mesajlara yer açmak için logolarını çekecek.

Katarlı yetkililer, daha önce Dünya Kupası tesislerinin yapımında ölen göçmen işçi sayısının doğru olmadığını savunmuş ve asıl sayının geçen yıl itibariyle 37 olduğunu savunmuştu.

Hummel “Katar’ın insan hakları sicili ve ülkenin Dünya Kupası stadyumlarının inşasında çalışan göçmen işçilere muamelesi konusunda söz söylemek istiyoruz. Sporun insanları bir araya getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Getirmediğinde de sözümüzü söylemek istiyoruz” dedi.

Ancak turnuvayı düzenleyen Katar 2022 Yüksek Konseyi, Hummel’in göçmen işçilerin ölümü iddialarına karşı çıktı.

Açıklamada “Danimarka Futbol Federasyonu (DBU) ile sağlam ve şeffaf bir diyaloğa girdik. Stadyumları ve diğer turnuva projelerini inşa eden 30 bin işçinin sağlık ve güvenliğine duyduğumuz hakiki bağlılığın önemsizleştirilmesini tamamen reddediyoruz” denildi.

Açıklamada “Turnuvanın kalıcı bir sosyal miras bırakması için Katar hükümetiyle birlikte özenle çalıştık” ifadeleri de yer aldı.

Komite ayrıca, DBU’ya “komiteyle yoğun temaslarının sonuçlarını Hummel’e doğru bir şekilde aktarması” çağrısı yaptı.

BBC Spor, FIFA’dan konuyla ilgili yorum istedi.

Harry Kane ‘One Love’ kol bandı takacak

Danimarka daha önce, 20 Kasım’da başlayacak Dünya Kupası’ndaki insan hakları kaygıları için FIFA’ya “ek baskı” yapacaklarını söylemişti.

İngiltere Kaptanı Harry Kane de, Hollanda’nın ayrımcılığa karşı çıkmak ve çeşitlilik ile katılımı özendirmek için başlattığı kampanyanın bir parçası olarak “One Love” kol bandı takmayı planlıyor.

Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Norveç, İsveç, Galler ve İsviçre de inisiyatifi destekliyor.

Katar, sert LBGT karşıtı yasaları ve göçmen işçilere muamelesi konusundaki kaygılar da dahil olmak üzere, insan hakları sicili konusunda ağır eleştiriler aldı.

Katar’ın Dünya Kupası Genel Sekreteri, Mart ayında BBC’ye yaptığı açıklamada eleştirilerin “yanlış bilgiden” kaynaklandığını iddia etmiş ve ülkenin dünya kupasına ev sahipliği yapma konusunda “mahcup” olmaması gerektiğini savunmuştu.

Turnuva için yedi yeni stadyum, yeni bir havaalanı, yeni yollar ve 100 dolayında yeni otel inşa edildi. Katar hükümeti sadece stadyumların inşasında çoğunluğu Bangladeş, Hindistan, Nepal ve Filipinler’den gelen 30 bin yabancı işçinin çalıştığını söylüyor.

İnsan hakları örgütleri, birçoğu ülkede hayatını kaybeden yabancı işçilere muameleden şikayet ediyor.

Guardian gazetesi Şubat 2021’de, Katar’ın Dünya Kupasına ev sahipliği yapma hakkı kazanmasından bu yana, Hindistan, Pakistan, Nepal, Bangladeş ve Sri Lanka’dan gelen 6500 göçmen işçinin öldüğünü yazmıştı.

Sayının, bu ülkelerin Katar’daki büyükelçiliklerden alınan verilere dayandığı belirtilmişti.

Ancak Katar hükümeti, toplam sayının yanıltıcı olduğunu, çünkü kayıtlara geçen tüm ölümlerin Dünya Kupası bağlantılı projelerde gerçekleşmediğini savunmuştu.

Hükümet, 2014-2020 arasındaki kaza kayıtlarının Dünya Kupası şantiyelerindeki işçilerden 37’sinin öldüğünü gösterdiğini ve bunların da sadece üçünün “iş bağlantılı” olduğunu savunmuştu.

BBC Arapça da Katar hükümetinin, yabancı işçilerin ölüm sayılarını gerçekten az bildirdiğine yönelik kanıtlar bulmuştu.

İngiltere Futbol Federasyonu da, Dünya Kupası inşaat projelerindeki “yaralanma ve ölümler için tazminat ödenmesi” çağrılarını desteklemişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

MGK Toplantısı Sona Erdi: Yunanistan’a Adalar Tepkisi

Yaklaşık dört saat süren MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, uluslararası hukuku hiçe sayarak iyi komşuluk ve müttefiklik ilişkilerinin hilafındaki tutumunu ısrarla sürdüren Yunanistan’ın, kışkırtıcı eylemlerine ilave olarak karasuyu ve hava sahası ihlallerini artırarak devam ettirmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Haber Merkezi / Bildiride, Yunanistan yönetimine ayrıca; düzensiz göçmenlerin hayatlarını tehlikeye atan, insan hakları ve insancıl hukuka aykırı faaliyetlerine bir kez daha son verme çağrısında bulunuldu. Bildirinin devamında, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın daha fazla can kaybına ve yıkıma yol açmadan bir an önce sona erdirilerek kapsamlı ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrı tekrarlandı.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı.

Yaklaşık 4 saat süren toplantıda, ağustos ayındaki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı kararları ile göreve getirilen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Gülan ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ilk kez yer aldı.

Toplantı sonrası yayımlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ VE DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuş ve ilave tedbirler görüşülmüştür.

15 Temmuz darbe girişiminin faili terör örgütü FETÖ ile mücadelede gelinen aşama değerlendirilmiş; Türkiye’nin istikrarını ve güvenliğini hedef alan bütün odaklar ve terör örgütleriyle iş birliği içerisinde olan bu ihanet şebekesinin tamamen bertaraf edilmesi yönündeki çabaların kararlılıkla sürdürüleceği bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiştir.

Madrid’de gerçekleştirilen NATO liderler zirvesi ve neticeleri tüm detayları ile ele alınmış; Türkiye’nin yetmiş yıldır mensubu olduğu ittifaktaki yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde ve samimiyetle yerine getirdiği hatırlatılarak, aynı yaklaşımı ittifakın diğer üyelerinden de beklediği vurgulanmıştır. bu kapsamda müttefiklerimiz, FETÖ ve tüm isimlendirmeleriyle birlikte PKK/KCK-PYD/YPG ile mücadelede Türkiye’nin yanında yer almaya ve destek vermeye davet edilmiştir.

Uluslararası hukuku hiçe sayarak iyi komşuluk ve müttefiklik ilişkilerinin hilafındaki tutumunu ısrarla sürdüren Yunanistan’ın, kışkırtıcı eylemlerine ilave olarak karasuyu ve hava sahası ihlallerini artırarak devam ettirmesinin kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir.

Yunanistan yönetimine ayrıca; düzensiz göçmenlerin hayatlarını tehlikeye atan, insan hakları ve insancıl hukuka aykırı faaliyetlerine bir kez daha son verme çağrısında bulunulmuştur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm vizyonuna güçlü destek beyan edilmiştir.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın daha fazla can kaybına ve yıkıma yol açmadan bir an önce sona erdirilerek kapsamlı ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrımız tekrarlanmış; bu kapsamda Türkiye’nin kalıcı barışın tesisi ile küresel çapta bir gıda krizine dönüşmekte olan meselenin çözümü istikametindeki gayretlerinin devam edeceği belirtilmiştir.

Koronavirüs salgını ve ardından dünya genelinde yaşanan çatışmalarla derinleşen küresel ekonomik krizin, genişleyen siyasi ve sosyal etkileri tüm boyutlarıyla değerlendirilmiş, ülkemizin gelecekte ortaya çıkması muhtemel tehditlere karşı her alanda güçlendirilmesi için alınması gereken tedbirler gözden geçirilmiştir.”

Paylaşın

Gençler, Süper Lig’de Şans Bulamadı

Süper Lig’de 7 hafta geride kalırken takımların kadrolarındaki oyuncuların aldıkları süreler de belli oldu. 19 takımın mücadele ettiği ligde oyuncular, 21 yaş ve altı, 22-25 yaş, 26-29 yaş, 30 ve üzeri olarak 4 gruba ayrıldı.

Independent Türkçe’den Mehmet Altunkılıç’ın haberine göre, takımların yaş ortalaması 30,59 ile 26,48 arasında şeklindeydi. Demir Grup Sivasspor, 30,59 yaş ortalamasıyla Süper Lig’de mücadele eden en yaşlı ekip olarak kayda geçti.

Kırmızı-beyazlılar, geride bıraktıkları müsabakalarda 21 yaş ve altındaki oyuncularına yüzde 5,5, 26-29 grubuna yüzde 38,5, 30 yaş ve üzerindeki futbolcularına ise yüzde 56 şans verdi.

Antalyaspor 30,47 yaş ortalamasıyla bu alanda Sivasspor’un ardından en yaşlı 2. ekip konumunda.

Teknik direktör Nuri Şahin, sahaya en çok 30 yaş ve üzerini (yüzde 62,6) sürerken, ikinci tercihi 22-25 yaş grubundan yana kullandı. Antalyaspor’un 21 yaş altına tanıdığı süre yüzde 2,2 oldu.

Ligin en yaşlı üçüncü ekibi 30.01 ortalamayla Adana Demirspor oldu. Mavi-siyahlı ekip 21 yaş ve altına yeşil sahalarda hiç şans vermezken 30 yaş üzerine yüzde 45,7, 26-29 yaş grubunu yüzde 37,4, 22-25 grubunu ise yüzde 16,9’luk dilimlerde tercih etti.

Bu sezonun en genç ekibi 26,48 yaş ortalamasına sahip ekibi İstanbulspor. Bu alanda sarı-siyahlıları Fenerbahçe (26,85) ile Giresunspor (26,94) takip ediyor.

Gençler en çok Beşiktaş’ta süre buldu

Beşiktaş, 21 yaş ve altı oyuncularına yüzde 15,2 şans vererek bu sezon genç oyuncuları en çok kullanan ekip olarak kayda geçti. Giresunspor yüzde 15’le ikinci, Galatasaray yüzde 11,9 ile üçüncü oldu.

Alanyaspor yüzde 11,5, Sivasspor yüzde 5,5 ve Ümraniyespor yüzde 5,2’lik oranla yüzde 5’in üzerine çıkan takımlar olarak sıralandı.

19 takım içerisinde 5 kulübün 21 yaş ve altı oyuncuları kullanmada yüzde 1’in altında kalması dikkat çekiyor. Adana Demirspor, Başakşehir ve Konyaspor, geride kalan süreçte bu kategorideki oyuncularına hiç süre vermedi.

Hatayspor yüzde 0,4, Fenerbahçe ise yüzde 0,5’lik dilimde kaldı.

Antalyaspor’dan 30 yaş üzerine yüzde 62’lik süre dilimi

Nuri Şahin’in teknik direktörlüğünü üstlendiği Antalyaspor, 30 yaş ve üzerinde en çok oyuncuya süre veren kulüp.

Antalyaspor’un ardından gelen Sivasspor’da bu oran yüzde 56, Başakşehir’de ise yüzde 54,3. Süper Lig’deki 19 kulüpten 8’i 30 yaş ve üzeri oyuncu kullanımında yüzde 40’ın üzerine çıktı.

22-25 yaş grubunda Fenerbahçe zirvede

Jorge Jesus ile bu sezon beğenilen bir performans sergileyen Fenerbahçe, kadrosundaki 22-25 yaş grubuna yüzde 49,2 forma vererek bu kategorinin ilk sırasında yer aldı.

Ligin en genç takımı İstanbulspor, yüzde 46,8’le bu alanda ikinci, Ankaragücü yüzde 35,6 ile üçüncü oldu. Sivasspor, 22-25 yaş grubunda oyuncu tercih etmeyen tek ekip olarak konumlandı.

Hatayspor en çok 26-29 yaş grubunu tercih etti

Ligde 26-29 yaş grubu oyuncuları en çok tercih eden ekip yüzde 58,7’lik süre dilimiyle Hatayspor’da.

Hatay temsilcisinin ardından Giresunspor yüzde 55,5 ile Kasımpaşa yüzde 53,4 geliyor. Yaş grubuna en az süre veren takımlar ise Antalyaspor (10,1), Başakşehir (15,4) ve Galatasaray (18,1).

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Rusya’ya Yeni Yaptırım Paketi

Avrupa Birliği (AB), Rusya’yı hedef alan 8. yaptırım paketini hazırladı. AB’nin yeni yaptırım paketi teklifini AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell açıkladı. Yaptırımlar, bazı Rus mallarına ithalat yasağı ve petrole tavan fiyat uygulanmasını da içeriyor. 

Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’daki Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgelerde düzenlenen referandumları ‘yasa dışı’ ilan etti.

Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçıların “sahte” referandumunu ve Ukrayna topraklarının ilhakını tanımayacaklarını vurgulayan von der Leyen, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer tehdidinin ve seferberlik ilanının gerginliği artırdığını söyledi.

Rusya’nın “Ukrayna işgalini yeni bir düzeye çıkardığını” söyleyen Leyen, ayrıca Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Bu gerginliğin daha da artmasının bedelini Kremlin’e ödetmeye kararlıyız.” dedi.

“Rusya, Avrupa beyin gücünden ve uzmanlığından yararlanmamalı” diyen Leyen, “AB vatandaşlarının Rusya’ya ait şirketlerin yönetim organlarında yer alma yasağı” getirileceğini kaydetti.

Petrole tavan fiyat uygulaması

Bazı gelişmekte olan ülkelerin düşük fiyatlarla Rus petrol kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu belirten Leyen, petrole getirilecek tavan fiyatının “Rusya’nın gelirlerini azaltmaya ve küresel enerji piyasalarını istikrarlı tutmaya yardımcı olacağını” ifade etti.

Von der Leyen, yaptırım paketinin Rus petrolünü de içerdiğine işaret ederek, “Rusya, savaşı finanse etmek için fosil yakıtların satışından elde ettiği karı kullanıyor.” dedi.

Daha önce kabul edilen yaptırım paketleri uyarınca 5 Aralık’tan itibaren Rusya’dan AB’ye deniz yoluyla ham petrol taşınmasının yasaklandığını anımsatan von der Leyen, bazı gelişmekte olan ülkelerin düşük fiyatlı Rus petrol kaynaklarına ihtiyaç duyduklarının farkında olduklarını ifade etti.

Von der Leyen, G7’nin üçüncü ülkeler için Rus petrolüne tavan fiyat getirmeyi prensipte kabul ettiğini hatırlatarak, “Petrole tavan fiyat bir yandan Rusya’nın gelirlerini azaltmaya yardımcı olacak, diğer yandan küresel enerji piyasasını sabit tutacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

İthalat ve ihracat kısıtlamaları

AB üretimi bazı malların da Rusya’ya ihracatına kısıtlama getirilecek. Bu yolla Rus ordusunun askeri alandaki hayati öneme sahip teknolojilerden mahrum bırakılması hedefleniyor. Bu mallar arasında havacılıkta kullanılan malzemeler, elektronik parçalar ve kimyasal maddeler bulunuyor.

Yeni kişi ve kuruluşların yaptırım listesine ekleneceğini kaydeden Leyen, Moskova ile olan ticaretin daha fazla kısıtlanacağını belirtti.

“Özellikle savaş makinesi için ihtiyaç duyulan temel teknolojilerin” aralarında olduğu daha fazla ürüne yasağın planlandığını duyuran Leyen, “Rus ürünlerine yönelik yeni ithalat yasakları, Rusya ekonomisini 7 milyar Euro’luk gelirden mahrum bırakıyor.” dedi.

Yaptırımların ihlali engellenecek

Yaptırımların çevresinden dolanmak konusunda da yeni adımlar attıklarını belirten von der Leyen, “Burada yeni bir kategori ekliyoruz. Bu kategoride, yaptırımlarımızdan kaçınan bireyleri listeleyebileceğiz. Bunun büyük bir caydırıcı etkisi olacak” ifadesini kullandı.

AB’den ürün satın alıp üçüncü ülkelere götürdükten sonra Rusya’ya iletenlerin, AB yaptırımlarının çevresinden dolanmış olacağını anlatan von der Leyen, bu gibi faaliyetlere karışan kişileri yaptırım listesine alabileceklerini vurguladı.

Yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşlar

AB Yüksek Temsilcisi Borrell de yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluşların listesini genişlettiklerini belirtti.

Borrell, listenin “Ukrayna topraklarının Rusya tarafından işgalinde ve ilhak edilmesinde” payı olanlardan oluştuğunu, bunlar arasında üst düzey askeri yetkililer, karar vericiler, bazı oligarklar ile propaganda yapan kişilerin bulunduğunu söyledi.

Borrell, 300 bin kişiyi askere alarak savaşı tırmandıranlara “doğrudan yanıt” vermeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya’da “Rusya’nın vekili” konumundaki Rus yetkililer ile Ukrayna’nın 4 bölgesinde sahte referandum düzenleyen kişileri hedef alacaklarını aktaran Borrell, savunma sektöründen bazı kişileri de listeye ekleyeceklerini belirtti.

Borrell, bunlar arasında Savunma Bakanı ve diğer yüksek rütbeli yetkililerin bulunduğunu ifade ederek, savaş uçakları da dahil olmak üzere her türlü ordu teçhizatını sağlayan ve 300 bin askerin görevlendirilmesinde rol oynayan kişilerin listede yer alacağını söyledi.

Borrell son olarak savaşla ilgili, özellikle Rus işgali altındaki bölgelerde dezenformasyon yayan kişilerin de tespit edilerek listeye alınacağını kaydetti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

James Webb, Sarmal Galaksinin ‘Kemiklerini’ Görüntüledi

James Webb Uzay Teleskobu, sarmal galaksi IC 5332’nin “kemiklerini” görüntüledi. Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency-ESA), galaksinin gözalıcı fotoğrafını dün yayımladı.

Dünya’nın 29 milyon ışık yılı uzaklığındaki IC 5332, 66 bin ışık yılı genişliğinde. Galaksinin boyutu, Samanyolu’nun üçte biri büyüklüğünde.

ESA, iki galaksinin “neredeyse mükemmel bir şekilde karşı karşıya olduğunu” yazdı. Uzmanlara göre bu, IC 5332’in sarmal kollarının iyi şekilde görülmesini sağlıyor.

MIRI adlı kızılötesi spektrumda çalışan görüntüleme aracıyla yakalanan görüntü, Hubble Uzay Teleskobu’nun aynı galaksiyi görüntülediği fotoğraftan çok daha farklı.

Uzay ajansı, Hubble’ın fotoğrafında sarmal kolları ayırıyormuş gibi duran karanlık bölgelerin olduğunu kaydetti. James Webb’inkinde ise “sarmal kolların şeklini yansıtan sürekli yapı karmaşıklığı” dikkat çekiyor.

Görseller, teleskopların algıladığı farklı dalga boylarına bağlı olarak farklı yıldızları ortaya çıkarıyor.

İki görüntü arasındaki fark, galaksinin tozlu bölgelerinden kaynaklanıyor. Kozmik toz, morötesi ışığı engelleyebiliyor. Dolayısıyla Hubble’ın görüntüsü daha koyu görünüyor. James Webb ise kozmik tozun arkasını ortaya koyabiliyor.

Teleskobun kızılötesi gözleri evrenin derinliklerine bakıyor

25 Aralık 2021’de ESA’nın Ariane 5 adlı kargo roketiyle fırlatılan teleskobun kaydettiği görüntüler, yıldızların ve galaksilerin evriminin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

Gözlem aracının MIRI ve diğer kızılötesi kameraları, bir zaman makinesi görevi görüyor.

Güçlü teleskopları kullanarak çok uzaktaki gök cisimlerini inceleyen bilim insanları, ilgili gök cisminden gelen ışığın Dünya’ya ulaşma süresi uzadığı için “zamanda geriye bakma” imkanı yakalıyor.

James Webb Uzay Teleskobu ise 13,5 milyar yıl öncesini, yani evrenin yeni oluştuğu zamanı gözlemleyebilecek kadar güçlü bir cihaz.

Evrendeki en eski galaksiler, Büyük Patlama’ya o kadar yakın bir dönemde oluştu ki bunların ışığı Dünya yörüngesine ulaştığında son derece soluk oluyor.

Bu ışık evrende ilerlerken genişleyip dağılarak spektrumun kızılötesi ucuna doğru kayıyor. Gözlemlenebilmesi içinse son derece güçlü bir teleskop gerekiyor.

Hubble şimdiye dek geçmişe dair birçok gizemi aydınlatmayı başardı. Ancak gücü bu türden gözlemlere yetmiyordu. Ayrıca Hubble çoğunlukla ultraviyole ve görünür ışıkta gözlem yapmıştı.

Öte yandan James Webb Uzay Teleskobu, kızılötesinde rahatça gözlem yapabilmek için gereken tüm kriterleri karşılıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden Seçim Kanunu’nun İptali İstemine Ret

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), Seçim Kanunu’nun 5. 6., 11. ve 12. maddenin iptali için yaptığı başvuruyu oy çokluğuyla reddetti. Karar 5’e karşı 10 üyenin oyu ile alındı.

Haber Merkezi / CHP, 7393 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. CHP, 7393 sayılı kanunun seçim kurullarının oluşumunu düzenleyen 5 ve 6’ncı, cumhurbaşkanını propaganda yasakları dışında tutan 11’inci ve seçim kurullarının 3 ay içinde yenilenmesini öngören 12’nci maddelerinin iptalini istemişti.

CHP’nin iptalini istediği maddeler şöyle;

Madde 5- 298 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İl seçim kurulu bir başkan, iki asıl ve iki de yedek üyeden oluşur. İl seçim kurulu başkan ve asıl üyeleri, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından ilk derece adli yargı adalet komisyonunca yapılan kura çekimiyle tespit edilir. Kura çekiminde ilk çıkan başkan, sonraki iki üye asil ve en son çıkan iki üye de yedek üye olarak belirlenir. Birinci sınıfa ayrılmış yeterli sayıda hakimin olmaması durumunda en kıdemli hakimden başlayarak eksikler tamamlanır. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapar. Hakimlerin kıdemi, 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 15 inci maddesine göre belirlenir. ”

Madde 6- 298 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “İlçedeki en kıdemli hakim kurulun başkanıdır” İfadesi çıkartılarak yerine “İlçelerde, ilçede görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından, merkez ilçelerde ise il seçim kurulu başkan ve üyelere ilişkin kura çekiminden sonra kalan listeden olacak şekilde il merkezinde görev yapan ve birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından ilk derece adli yargı adalet komisyonunca yapılan kura çekimiyle belirlenen hakim üye kurula başkanlık eder. Birinci sınıfa ayrılmış yeterli sayıda hakimin olmaması durumunda en kıdemli hakim kurulun başkanı olur. Kura çekimine dahil olmak istemeyen hakimler yazılı olarak komisyona başvur. Görev için yeterli sayıda başka hakimin olması halinde kuraya dahil olmak istemeyenler listeden çıkartılır. ” ifadesi eklenmiştir.

Madde 11- 298 sayılı Kanunun

a) 65 inci maddesinin başlığı “Bakanlara ilişkin yasaklar:” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “Başbakan ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
b) 66 ncı maddesinde yer alan “Başbakan, ” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
c) 155 inci maddesinin başlığı “Bakanların yasaklara uymamaları. şeklinde değiştirilmiştir.

Medde 12- 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 32 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Seçim sonucuna göre, ilk sırada yer alan muhtar adayı seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç bir ay içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca Mazbata verilir. Aksi halde ikinciye, daha sonra üçüncüye ve nihayet seçilme ehliyetine sahip aday bulunana kadar bu işlem yapılır. İlçe Seçim kurulunun bu hususta vermiş olduğu kararlara karşı iki gün içerisinde İl Seçim Kuruluna itiraz edilebilir. İl Seçim Kurulunun vermiş olduğu kararlar kesindir. “

Paylaşın