Dikkat Çeken Yazı: Başörtüsü Referandumu Özgürlüğe Tuzaktır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence sağlamak amacıyla başlattığı hamle gündemdeki yerini koruyor… Karar gazetesi yazarlarından Mehmet Ocaktan, konuya ilişkin ‘başörtüsü referandumu özgürlüğe tuzaktır’ başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı…

AK Parti’nin başörtüsü konusunu referanduma götürmeye çalışmasının “özgürlüğe kurulan bir tuzak olduğu” görüşünü dile getiren ve “AK Parti’nin ateşle oynadığını” söyleyen Ocaktan, “Muhalefet partilerinden bir tek milletvekili bile bu vebale asla ortak olmamalıdırlar” değerlendirmesinde bulundu.

Ocaktan, bugünkü köşe yazısında “CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence sağlamak amacıyla başlattığı girişim karşısında çaresizlik yaşayan AK Parti iktidarı ‘Madem öyle gelin başörtüsü konusunda anayasa değişikliği yaparak referanduma götürelim’ diyerek meydan okuması, kelimenin tam anlamıyla özgürlüklere kurulan bir tuzaktır” dedi.

Benzer girişimlerin 12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerinde de denendiğini ifade eden Ocaktan, şöyle devam etti:

Şimdi AK Parti, sırf seçimlerde üç-beş oy daha fazla alabilmek için aynı ‘vesayetçi’ anlayışı hayata geçirmek üzere bir din ve inanç özgürlüğü olan başörtüsünü referanduma götürmeye hazırlanıyor.

Oysa din ve inanç özgürlüğü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesiyle garanti altına alınmıştır. Din ve inanç özgürlüğü gibi temel insani haklar asla referanduma sunulamaz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte bu konuda uyarılarda bulunduğunu belirten Ocaktan, şu ifadeleri kullandı:

Vesayetçilere özenerek girişilen bu beyhude çabanın ne kadar tehlikeli bir adım olduğunun AK Parti ne kadar farkındadır bilemem ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçmişte bu konuda ciddi uyarıları var. Yıl 2009, o günlerde özgürlükler konusunda referandum dillendirildiğinde Erdoğan şiddetle karşı çıkıyor ve temel hakların referanduma götürülmesinin son derece yanlış olduğunu söylüyordu.

Erdoğan’ın sözleri aynen şöyle: “Çok ciddi bir yanlışlıktır, bu halka saygısızlık olur. Çünkü bu onun yaradılıştan gelen hakkıdır. Siz yaradılıştan gelen bir hakkı kalkıp da referanduma sunamazsınız ki… Yani bir insanın yaşam özgürlüğünü kalkıp da referanduma sunabilir misiniz, bir inanç özgürlüğünü referanduma sunabilir misiniz, bir düşünce özgürlüğünü sunabilir misiniz? Bunlar çok çok yanlış şeylerdir, bunların üzerinde referandumu konuşmak çok yanlış olur.”

Bugünlerde unutulmuş olabilir belki, tekrar hatırlatmakta yarar var. İsviçre 2009 yılında “minare yasağı” referandumu yapmaya kalktığında Türkiye’de iktidar dahil, pek çok sivil toplum kuruluşu bu girişimin insan haklarına ‘tuzak kurmak’ olduğunu söylemişti. O günlerde bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan şiddetle karşı çıkmış ve “Bu konular referanduma götürülemez” demişti.

“Umarız AK Parti nasıl bir ateşle oynadığının farkındadır” diyen Ocaktan, ayrıca şu değerlendirmede bulundu:

Teknik olarak pek mümkün gözükmüyor ama diyelim ki başörtüsü konusunu referanduma götürdünüz, ya insanlar meseleyi bir iktidar karşıtlığı gibi algılayarak “hayır” oyu kullanırlarsa… Hemen hatırlatalım, böyle bir durumda AK Parti başörtüsünü ebediyyen yasaklayan bir parti oyarak tarihe geçecektir.

AK Parti böyle bir sonuç çıkmasını varsayarak referanduma gitmek gibi bir niyet içinde olamayacağına göre, bilerek ya da bilmeyerek ‘başörtüsüne tuzak’ niteliği taşıyan bu girişimden derhal vazgeçmelidir.

Basında yer alan haberlere göre, bugünkü kabine toplantısında mesele enine-boyuna tartışılacakmış. Eğer AK Parti’de hala birazcık da olsa ’siyasi akıl’ sahibi yöneticiler, vekiller kalmışsa seslerini yükseltip bu yanlışa ‘dur’ demelidirler.

Ayrıca muhalefet partilerinden bir tek milletvekili bile bu vebale asla ortak olmamalıdırlar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Alışveriş Merkezleri Borç Batağında: Borçlarının Faizini Bile Ödeyemiyor

ALMAN ECE Marketplaces’in iştiraki olan, ticari gayrimenkul geliştirme ve yönetim şirketi ECE Türkiye CFO’su Nuri Şapkacı, 450’ye yakın AVM’nin, 280 tanesinin 20 bin metrekare üzerinde olduğunun altını çizerek, “Bunların yaklaşık 80’i bankaların elinde ve bankalar tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.” dedi ve ekledi:

“Şu an ciddi anlamda zor süreç geçiren, bankaların eline geçen AVM’ler var. AVM’ler için zorluklar 2018’de kiraların dövizden TL’ye dönmesiyle başladı. Bazı AVM’ler faizini ödeyemiyor, bu anaparasını hiç ödeyemeyecek demek. 1-2 milyon dolardan bahsetmiyoruz burada. Bize bankalar üzerinden ‘bizi alın’ ya da ‘bize destek verin’ diyen AVM’ler mevcut.”

Kira sözleşmelerinde dövizden TL’ye dönülmesine ilişkin düzenleme sonrasında gelirlerinde kayıp yaşayan ve yükselen kurla birlikte banka borçlarında çıkmaza giren bazı AVM’ler kredi borçlarının faizini bile ödeyemeyecek noktaya geldi. Türkiye’deki AVM’lerin toplam banka borcu 12 milyar doları bulurken bunun yüzde 88’inin döviz olduğu belirtiliyor.

Sözcü’den Saime Başçı’nın aktardığına göre, Türkiye’de yatırımları olan ALMAN ECE Marketplaces’in iştiraki olan, ticari gayrimenkul geliştirme ve yönetim şirketi ECE Türkiye CFO’su Nuri Şapkacı, faaliyette olan 450’ye yakın AVM’nin, 280 tanesinin 20 bin metrekare üzerinde olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bunların yaklaşık 80’i bankaların elinde ve bankalar tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Şu an ciddi anlamda zor süreç geçiren, bankaların eline geçen AVM’ler var. AVM’ler için zorluklar 2018’de kiraların dövizden TL’ye dönmesiyle başladı. Bazı AVM’ler faizini ödeyemiyor, bu anaparasını hiç ödeyemeyecek demek. 1-2 milyon dolardan bahsetmiyoruz burada.

Bize bankalar üzerinden ‘bizi alın’ ya da ‘bize destek verin’ diyen AVM’ler mevcut” değerlendirmesini yaptı.  Kiraların son 3-4 yılda yüzde 150, kredi maliyetlerinin ise yüzde 350 arttığına işaret eden Şapkacı, “Son yapılandırma önerisi hayata geçerse, yatırımcıları rahatlatabilir. Borçlarını ödeyemeyen yerli yatırımcılar bankalarla öyle anlaşmalar yapmışlar ki 20-30 yılda yaptıkları AVM yatırımlarını, grup şirketlerini, şahsi kefaletlerini vermişler. Bankalarla masaya oturduklarında banka ne derse kabul etmek zorundalar.”

‘Ticari gayrimenkul kanunu bir an önce çıkarılmalı’

Kira artışlarına ilişkin, bu noktada ticari gayrimenkul kanunun bir an önce çıkarılması gerektiğini aktaran Nuri Şapkacı, siyasi otoritelerin kendilerine hak verdiğini ancak bir gelişme kaydedilmediğini belirtti. Şapkacı, Ece Türkiye olarak 2019’a göre ziyaretçi sayılarının yüzde 7, satış cirolarının ise yüzde 223 arttığını dile getirdi.

Paylaşın

İdlib’e Hava Saldırısı: En Az 9 Can Kaybı

2011’de Suriye İç Savaşı’nın başlamasından bu yana, şehir Beşar Esad’a karşı silahlı mücadele yürüten muhalif güçlerin elinde bulunan İdlib’e yönelik hava saldırısında 9 kişinin hayatını kaybettiği, 70 üzerinde yaralı olduğu bildirildi.

Suriye hükümeti ve Rusya’nın kuzeybatıdaki İdlib vilayetine yönelik saldırıları hız kazanırken dün Rus savaş uçaklarının kent yakınındaki kampları bombaladı. Saldırılarda dokuz kişi hayatını kaybetti.

Görgü tanıkları ve kurtarma ekiplerinin verdiği bilgiye göre Suriye topçusunun da eşlik ettiği saldırılarda, muhaliflerin kontrolündeki son bölge olan İdlib’in batısındaki kamplar ve kamp çevresindeki ormanlık alan hedef alındı.

Suriye ordusu, silahlı muhaliflerin sığınma yerlerini hedef aldığını belirterek sivillere saldırdığı iddialarını reddetti. Rusya’dan herhangi bir açıklama yapılmadı.

Muhalif kuvvetlerin sivil savunma servisi hayatını kaybedenler arasında üç çocuk ve bir kadının bulunduğunu, saldırıların düzenlendiği kamplarda ise 70’in üzerinde insanın yaralandığını belirtti.

Muhalif güçlerin elinde olan ve kuzeybatıda Türkiye sınırı üzerinde bulunan bölgede nüfus 4 milyonun üzerinde.

Muhalif kaynaklar cihatçı Hayat Tahrir el Sham öncülüğünde bir grup ve Türkiye’nin desteklediği isyancı güçlerin öncülüğünde bir diğer grubun bir araya gelmesiyle kurulan koalisyonun ise Suriye ordusunun bölgedeki başlıca mevzilerine saldırarak karşılık verdiğini belirtti.

İdlib

İdlib veya İdlip, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan ve aynı isimli yönetim bölgesinin merkezi şehridir. Halep’e 60 km uzaklıktadır. İlin, Hatay ile toprak komşuluğu vardır. Bu nedenle Hatay ve Kilis gibi güney illeri ile benzerlikler gösterir.

Suriye’nin büyük bir tarım merkezi olan İdlib bölgesi, aynı zamanda birçok “ölü şehir” içeren ve insan yapımı anlatımlar içeren tarihsel yapıtlar olarak oldukça önemlidir. Idlib, bir zamanlar güçlü bir krallığın başkenti olan Ebla antik kentini içermektedir. Nuhaše ve Luhuti antik krallıkları, bugünkü Valilik Bölgesi’nde Bronz ve Demir çağlarında ortaya çıkmıştır.

Şehrin ekonomisi tarıma dayanır ve Suriye’nin önemli tarım merkezlerinden birisidir. Özellikle de zeytin üretimi yapılmaktadır. İdlib zeytin, pamuk, buğday ve meyve, özellikle kiraz için önemli bir üretim merkezidir. Diğer başlıca ürünlerinde badem, susam, incir, üzüm ve domates içerir. 1995 yılında çeşitli narenciye kırpma ile ekili yaklaşık 300 hektar alan vardı.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Derhal Kapatacağız

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluş yıl dönümünde bir mesaj paylaşan DEVA Lideri Babacan, “YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 41’inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle bugün sosyal medya hesabında bir mesaj paylaştı.

Babacan, mesajında şu ifadeleri kullandı: YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız.

YÖK nedir?

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 1982 Anayasası’nın 131. maddesi esasında; “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile” kurulmuş olan kurum. Anayasa’ya göre; Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.

Söz konusu kanun 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’dur.

Bu kanuna göre Yükseköğretim, akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanmamıştır. Kanunla Türkiye’deki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır.

Böylece, söz konusu kanun hükümleri ve Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.

YÖK Yokken Üniversiteler Nereye Bağlıydı?

1981 Üniversite reformundan önceki yıllarda, Türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:

  • Üniversiteler,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı akademiler,
  • Bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
  • Mektupla öğretim yapan YAYKUR
Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Seçim Beyannamesi İçin Kasım Sonu İşret Edildi

İYİ Partili Ümit Özlale, katıldığı bir televizyon programında, “Altılı masada genel başkanlar bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına karar vermişti. Dış politikadan yargıya, ekonomiden milli güvenliğe kadar aklınıza gelebilecek her alanda altı partinin üzerinde anlaştığı bir seçim beyannamesi oluşturuluyor.” dedi ve ekledi:

“O toplantının üçüncüsünü gerçekleştirdik. İYİ Parti’yi ben temsil ediyorum, çok değerli arkadaşlarım var, biz çok uyumlu bir seçim beyannamesini hazırlıyoruz. Kasım ayının sonuna kadar yetiştireceğiz.”

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale, KRT’de yayınlanan Haftanın Panoraması programında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

‘Altılı Masa’nın seçim beyannamesini kasım ayının sonunda açıklayacağını duyuran Özlale hazırlıklar arasında “uyuşturucuyla mücadele eylem planı” olduğunu da ifade etti.

“Partiler arasında görüş ayrılığı yok”

Özlale şunları kaydetti:

‘Altılı Masa’da genel başkanlar bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına karar vermişti. Dış politikadan yargıya, ekonomiden milli güvenliğe kadar aklınıza gelebilecek her alanda altı partinin üzerinde anlaştığı bir seçim beyannamesi oluşturuluyor. O toplantının üçüncüsünü gerçekleştirdik. İYİ Parti’yi ben temsil ediyorum, çok değerli arkadaşlarım var, biz çok uyumlu bir seçim beyannamesini hazırlıyoruz. Kasım ayının sonuna kadar yetiştireceğiz.

Aday önemli ama bazen medya ana noktayı kaçırıyor, Altılı Masa’nın en fazla vurguladığı konu parlamenter sisteme geçiş. Bakın burada sefalet endeksiyle başladık, yargıda ne olduğu çok belli ve uyuşturucu meseleleri tartışılıyor. Yakında açıklanacak bu hükümet programında uyuşturucuyla mücadele ile ilgili de bir eylem planı var.

Dolayısıyla ‘Altılı Masa’nın en önemli buluşma noktası bizi bu kötü yönetim sisteminden parlamenter sisteme geçirecek olan bir yol haritasının belirlenmesi. Bugün Erdoğan olmasın başka biri olsun, dünyanın en yeteneksiz, en kabiliyetli en toplumu kapsayıcı lideri bile olsa bu yönetim sistemi içinde çok kısa bir süre içinde bütün melekelerini kaybeder. O yüzden bizim burada ilk tartışmamız gereken şey bu yönetim sistemini terk edip, Türkiye’ye yakışan parlamenter sisteme nasıl geçeceğimiz.

Aday konusu önemli ama adaydan çok daha önemli olan parlamenter sisteme geçiş sürecinde 6 partinin hazırlayacağı yol haritası. Bu konuda çok önemli bir gidişat var, partiler arasında görüş ayrılığı yok. Vatandaşlarımız iyimser olsunlar, bu ceberut yönetim anlayışının bitmesine 7-8 ay kaldı.

Paylaşın

İklim Zirvesi Mısır’da Başladı: COP27 Nedir?

İklim krizine karşı ortaya konulan planların güçlendirilmesi ve bu planların somut adımlar atılarak hayata geçirilmesine ilişkin müzakerelerin yapılacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27’nci Taraflar Konferansı (COP27) Mısır’da Başladı.

“Uygulama Zirvesi” olarak tanımlanan COP27’de 7-8 Kasım tarihlerindeki Liderler Zirvesi’nin ardından finans, bilim, gençlik ve gelecek nesiller, karbonsuzlaşma, adaptasyon ve tarım, cinsiyet, su, sivil toplum, enerji, biyoçeşitlilik ve çözümler başlıkları altında her gün tematik oturumlar düzenlenecek.

120’den fazla dünya lideri Şarm El-Şeyh’te COP27 olarak bilinen konferansta konuşma yapacak. Konferansa yaklaşık 40.000 kişi katılıyor. Bazı aktivistlerse, Mısır’ın insan hakları siciliyle ilgili endişeler nedeniyle konferansa katılmayı reddetti.

Zirvenin açılışında COP27 Başkanı Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ülkelere taahhütlerini uygulamaya koyma çağrısı yaptı. Şükri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası ortaya çıkan gıda ve enerji krizinin ülkeleri taahhütlerini yerine getirmekten alıkoymaması gerektiğini de söyledi.

Birleşmiş Milletler, COP27 açılışında, “iklim kaosu kronolojisi” olarak tanımladığı yeni bir rapor yayımladı. Raporun tamamı 2023’ün bahar aylarında yayımlanacak.

Raporda, 2022 Küresel İklimin Durumu araştırmasında küresel iklim krizine ilişkin dramatik değişiklikler özetleniyor. Rapora göre, deniz seviyesi 1993’ten bu yana iki katına çıktı ve bu yıl yeni bir rekor seviyeye yükseldi, Avrupa Alpleri’nde de benzeri görülmemiş buzul erimesi belirtileri izleniyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporuna göre, küresel sıcaklığın bu yıl 1850-1900 yılları arasındaki “sanayi öncesi döneme” kıyasla yaklaşık 1,15 derece artması bekleniyor ve son 8 yıl dünyadaki en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçebilir.

COP27’de raporu sunan WMO Başkanı Petter Taalas, “Atmosferde o kadar yüksek karbondioksit seviyesi var ki, Paris Anlaşması’nın (küresel sıcaklık artışını) 1,5 derece ile sınırlama hedefine zar zor erişilebiliyor. Birçok buzul için artık çok geç ve erime binlerce olmasa da yüzlerce yıl devam edecek. Bunun da su güvenliğine önemli etkileri olacak” dedi.

‘İklim Krizi’ ya da ‘iklim Değişikliği’

‘İklim Değişikliği’ veya ‘İklim Krizi’ zaman içinde özellikle de son 70 yılda Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki küresel değişiklikleri ve sıcaklıktaki değişikliklerin sonuçlarına referans vermek için kullanılan bir terim.

Dünya’nın ortalama sıcaklığı doğal olarak yukarı ve aşağı hareket eder, ancak sanayi devriminden bu yana daha önce olduğundan çok daha hızlı şekilde yukarı yönlü seyrediyor.

Sıcaklıktaki bu artış, deniz seviyesinin yükselmesi ve aşırı hava koşulları (sel veya kuraklık gibi) gibi gezegenin çevresi üzerinde bir etkiye sahip.

COP27

İklim krizine karşı ortaya konulan planların güçlendirilmesi ve bu planların somut adımlar atılarak hayata geçirilmesine ilişkin müzakerelerin yapılacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27’nci Taraflar Konferansı (COP27) bu yıl Mısır’da düzenleniyor.

Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde gerçekleştirilen ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında dünyadaki en kapsamlı zirve olan COP27’ye yaklaşık 190 ülkeden 40 binin üzerinde katılımcı, 100’den fazla devlet lideri ve politika yapıcının katılması bekleniyor.

“Uygulama Zirvesi” olarak tanımlanan COP27’de 7-8 Kasım tarihlerindeki Liderler Zirvesi’nin ardından finans, bilim, gençlik ve gelecek nesiller, karbonsuzlaşma, adaptasyon ve tarım, cinsiyet, su, sivil toplum, enerji, biyoçeşitlilik ve çözümler başlıkları altında her gün tematik oturumlar düzenlenecek.

Sera gazları

İklim değişikliğine ve küresel ısınmaya neden olan gazlardır.

Karbondioksit (CO2), azot oksit (N2O) ve metan (CH4) ve daha birçok türde sera gazı mevcut.

Dünya atmosferindeki başlıca sera gazları. NF3, SF6 ve halokarbonlar gibi insan yapımı sera gazları da vardır.

IPCC

IPCC, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ninn kısaltması. 1988 yılında Birleşmiş Milletler ve Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından oluşturuldu.

İnsanların iklim değişikliği üzerindeki etkisini anlamaya yardımcı olmak için önde gelen iklim bilimcilerini bir araya getiren bir çalışma grubu. Şimdiye kadar beş adet uluslararası büyük rapor üretti ve altıncı rapor yayınlanma sürecinde.

BM Genel Sekreteri, en son IPCC raporunu ‘insanlık için kırmızı alarm’ olarak nitelendirerek şunları söyledi:

“Alarm zilleri kulakları sağır ediyor ve kanıtlar reddedilemez: Fosil yakıtların yakılmasından ve ormanların yok edilmesinden kaynaklanan sera gazı emisyonları gezegenimizi boğuyor ve milyarlarca insanı riske atıyor. Küresel ısınma, birçok değişikliğin geri döndürülemez hale gelmesiyle, Dünya üzerindeki her bölgeyi etkiliyor.”

Kyoto Protokolü

Kyoto Protokolü, 1997 yılında kabul edilen ve Japonya’nın Kyoto kentinde düzenlenen üçüncü Taraflar Konferansı’nda (COP3) kabul edilen uluslararası bir antlaşmadır.

2005 yılında uluslararası hukuk haline gelen bu antlaşma 192 devlet tarafından imzalandı ve gelişmiş ülkeler için 2012 yılına kadar emisyon azaltma hedefleri belirlendi. ülkelerin 2008 ve 2012 yılları arasındaki 1990 seviyelerine kıyasla küresel sera gazlarını yüzde 5 azaltması gerektiği belirtildi.

Yüksek sera gazı emisyonlarından çoğunlukla gelişmiş ülkelerin sorumlu olduğu kabul edildiğinden, Çin gibi gelişmekte olan ülkelerin ise emisyonlarını artırmalarına izin verildi.

Bu sebeple daha sonra 2012 yılında Kyoto Protokolü’nde Doha Değişikliği adı verilen bir değişiklik yapıldı.

Doha Değişikliği

Doha Değişikliği, 2012 yılında Katar’ın Doha kentinde düzenlenen sekizinci Taraflar Konferansı’nda (COP8) gerçekleşen ve Kyoto Protokolü’nde yapılan bir değişiklik. 2013’ten 2020’ye sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine kıyasla yüzde 18 oranında azaltmak için 37 ülke tarafından kabul edilmiş bir değişiklik maddesi.

Ulusal Belirlenmiş Katkı (NDC)

Bunlar, emisyonları azaltma hedeflerini belirleyen ülkeler tarafından yapılan planlar ve bu hedeflere ulaşmak için yapacakları eylemler. Paris Anlaşması da bu anlaşmanın belirlediği hedeflerle bağlantılı.

Ülkelerin ulusal olarak belirlenmiş katkıları her beş yılda bir UNFCC’ye sunuluyor. İlk NDC’ler 2015’te sunuldu ve ardından her beş yılda bir devam edecek; 2020, 2025, 2030…

Her yeni NDC gönderildiğinde, önceki NDC’ye kıyasla daha büyük hedefler gösterilmesi bekleniyor.

Örneğin Aralık 2020’de Birleşik Krallık Hükümeti, Birleşik Krallık’ın Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkısının bir parçası olarak 1990 seviyelerine kıyasla ülke emisyon seviyelerini 2030 yılına kadar yüzde 68 oranında azaltma planlarını açıkladı.

İskoç Hükümeti de Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı oluşturmuştu ancak İskoçya Birleşik Krallık’ın bir parçası olduğu için planı resmi olarak UNFCC’ye sunamadı. Ancak belge, İskoç Hükümeti’nin, tüm büyük sera gazlarının emisyonlarını 1990/1995’e kıyasla 2030 yılına kadar en az yüzde 75 oranında azaltma taahhüdünü içeren Paris Anlaşması’nı yerine getirmek için ne yapmakta olduğunu açıklıyor.

Net-sıfır

Net-sıfır, atmosfere salınan emisyon miktarının aynı miktarı atmosferden uzaklaştırarak dengelenmesi anlamına geliyor. Yani emisyon üretmemek anlamına gelmiyor.

Bu nedenle havaya karışan her sera gazı molekülü için bir tane çıkarıyoruz. Bu, örneğin yeni ormanlar oluşturmak gibi karbon depolayan yerler oluşturarak yapılıyor.

Paris Anlaşması

Paris Anlaşması, 2015 yılında Paris’te COP21’in gerçekleştiği sırada üzerinde anlaşmaya varılan uluslararası bir iklim antlaşması. Kyoto Protokolü’nden sonra iklim konusundaki en önemli antlaşma olarak kabul ediliyor.

Bu antlaşma ile iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olacak hedefler belirlendi.

En önemli hedefler şunlar:

  • Üretilen zararlı sera gazlarının miktarını azaltmak,
  • Rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kullanımını artırmak
  • Küresel sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmak.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCC)

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi veya UNFCC, 1994’te yürürlüğe girdi ve 1992’de Rio De Janeiro’daki zirvede kabul edildi.

Bu, iklim değişikliğine neden olan tehlikeli insan faaliyetlerini önlemeyi kabul eden ve 154 devlet tarafından imzalanmış olan küresel bir anlaşma. Bugün ise anlaşmamış olan ülke sayısı 197.

Paylaşın

19 İl İçin Yağış Uyarısı: Ankara, İstanbul, İzmir…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt’unda bulunduğu 19 ilde yağış beklendiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Meteoroloji, vatandaşları yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısında bulundu. Meteoroloji, ayrıca, hava sıcaklığının batı kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı bildirdi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin genelinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun batısı, Güneydoğu Anadolu ile Kırklareli’nin kuzey kesimleri, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Kocaeli ve Sakarya çevreleri, Çanakkale’nin doğu, Balıkesir’in kuzey kesimleri, Muğla’nın güney kesimleri, Ankara’nın güney ve doğu kesimleri, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle yağmur ve sağanak, Akdeniz kıyı kesimlerinde gök gürültülü sağanak, Tunceli, Erzincan, Erzurum ve Bingöl’un yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması beklenen yağışların, Adana’nın güneyi ile Hatay, Diyarbakır, Mardin ve Siirt çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Hava sıcaklığının Marmara, Akdeniz ile iç kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.

Yağışların; Adana’nın güneyi ve Hatay çevreleri ile bu akşam saatlerinde Antalya’nın doğu ilçelerinde yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması konusunda uyarı yapıldı.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

  • Marmara Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Kırklareli’nin kuzeyi, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Sakarya ve Kocaeli çevreleri, Çanakkale’nin doğusu ve Balıkesir’in kuzey kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Ege Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, Muğla’nın güney kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Akdeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları ile Doğu Akdeniz’in sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Adana’nın güney ilçeleri ile Hatay çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.
  • İç Anadolu Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu ile Kırıkkale, Kırşehir ve Aksaray çevreleri ve Ankara’nın güney ve doğu kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Karadeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimleri ile Düzce ve Bolu çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz, parçalı yer yer çok bulutlu, Orta Karadeniz kıyıları ile Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor.
  • Doğu Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu, batı kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı, Erzincan, Bingöl, Tunceli ve Erzurum çevrelerinin yükseklerinin karlakarışık yağmur ve kar şeklinde geçeceği tahmin ediliyor.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Mardin, Diyarbakır ve Batman çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.
Paylaşın

Trabzonspor, 2-0 Öne Geçtiği Maçta Skoru Koruyamadı

Süper Lig’in 13. haftasında Trabzonspor ile Konyaspor, Akyazı’da karşı karşıya geldi. Trabzonspor, 2-0 öne geçtiği karşılaşmada skoru koruyamadı ve sahadan 2-2 berabere ayrıldı. Trabzonspor, bu sonucun ardından puanını 22’ye yükseltti. Konyaspor ise puanını 21 yaptı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un gollerini 14. dakikada Bakasetas ve 24. dakikada Trezeguet kaydederken, Konyaspor’un gollerini 45. ve 54. dakikalarda Mame Diouf attı. Karşılaşma iki yarıdaki uzatmalarla 110 dakika oynanırken, 3 penaltı kararı çıktı ve 1’i iptal edildi. Karşılaşmada 1 de kırmızı kart verildi.

Karşılaşmadan dakikalar

7. dakikada Denswil’in pasıyla sol çaprazdan ceza sahası içine giren Trezeguet’in vuruşunda kaleci Sehic, direk dibinde meşin yuvarlağı kornere çıkardı.

14. dakikada Trabzonspor, VAR uygulamasıyla penaltı kazandı. Altı pas çizgisi önünde Adil Demirbağ’ın Trezeguet’e yaptığı müdahaleyi izleyen karşılaşmanın hakemi Zorbay Küçük penaltı noktasını gösterdi. Bakasetas, kullandığı penaltı atışıyla topu filelere gönderdi: 1-0

25. dakikada Hamsik’in uzak mesafeden vuruşunda kaleci Sehic meşin yuvarlağı kornere çeldi.

27. dakikada Trabzonspor, yine penaltı golüyle skoru 2-0 yaptı. Hamsik’in şutunda, ceza alanı içinde Michalek, topa elle müdahale edince karşılaşmanın hakemi Zorbay Küçük, penaltı noktasını gösterdi. Bu kez Trezeguet, kaleci Sehic’in sağından topu filelere yolladı.

32. dakikada Bytygi’nin ceza sahası dışında vuruşunda topu Uğurcan Kaçır’dan döndü. Dönen topu savunma oyuncuları uzaklaştırdı.

45+8. dakikada Konyaspor farkı bire indirdi. Bartra’nın hatasıyla topu ceza yayı içinde önünde bulan Diouf, sert ve düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı kaleci Uğurcan Çakır’ın sol üst köşesinden filelere yolladı: 2-1

54. dakikada Konyaspor beraberliği yakaladı. Soldan ceza alanı son çizgisine inen Hadziahmetovic’in pasında, altı pas içinde Diouf, topu filelere gönderdi. Video Yardımcı Hakem uygulamasıyla da kontrol edilen pozisyonda gol geçerli sayıldı: 2-2.

64. dakikada Gbamin’in pasında ceza sahası içinde topla buluşan Umut Bozok’un vuruşunda kaleci Sehic meşin yuvarlağı çeldi. Yusuf Erdoğan, önüne düşen topu üstten auta gönderdi.

79. dakikada Bakasetas’ın soldan kullandığı serbest atışta, savunmanın uzaklaştırmak istediği top Bartra’ya doğru geldi. Bu oyuncunun kafa vuruşunda top kaleci Sehic de kaldı.

80. dakikada rakiplerinden sıyrılarak ceza sahası yayına inen Trezeguet’in vuruşunda kaleci Sehic meşin yuvarlağı kornere çeldi.

90+10. dakikada Bakasetas’ın uzak mesafeden vuruşunda meşin yuvarlak Sehic’de kaldı.

Stat: Akyazı

Hakemler: Zorbay Küçük, Volkan Ahmet Narinç, Hakan Yemişken

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Hüseyin Türkmen (Larsen dk. 60), Bartra, Hugo, Denswil (Djaniny dk. 68), Gbamin, Hamsik (Bardhi dk. 80), Bakasetas, Abdulkadir Ömür (Yusuf Erdoğan dk. 46), Trezeguet, Gomez (Umut Bozok dk. 60)

Konyaspor: Sehic, Ahmet Oğuz (Cebrail Karayel dk. 35), Adil Demirbağ, Calvo, Guilherme, Bruno Paz (Uche dk. 35), Mıchalak (Oğulcan dk. 80), Soner, Amir Hadziahmetovic, Zymer Bytygi (Uğurcan Yazgılı dk. 85), Mame Diouf

Goller: Bakasetas (dk. 14 pen.), Trezeguet (dk. 27 pen.) (Trabzonspor), Mame Duouf (dk. 45+7 ve 55 ) (Konyaspor)

Kırmızı Kart: Uche (dk. 81) (Konyaspor)

Paylaşın

CHP’den ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması: Yüzde 100 Mutabakat Var

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı merak edilirken, CHP’li Eren Erdem konuya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) üyesi ve eski milletvekili Eren Erdem, CHP’nin altılı masaya cumhurbaşkanı adayı olarak sunacağı ismin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi ve ekledi: Yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Eren Erdem ayrıca, “Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur” dedi.

CHP’li Eren Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

“Aday kim olacak? Buna altılı masa karar verecek. Elbette her parti masaya aday önerebilir. CHP’nin tüzel kişiliğinin masaya TEK önerisi, Kemal Kılıçdaroğlu’dur. CHP’nin önereceği isim konusunda, yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur.

Kamuoyunda, masada ve CHP’de kafa karışıklığı varmış gibi bir algı üretiliyor. Kafası karışık olan Saray’dır. 2 yıla yakın süre önce, ilk dile getiren kişilerden biri olarak söylüyorum; CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda yüzde 100 mutabakat vardır, heyecan vardır.

Elbette son kararı alacak yegane merci; değerli Genel Başkanların bir arada memleketin refahı için buluştuğu altılı masadır. Masa, CHP’nin önerisi dahil, her görüşü ele alabilecektir. Bu hususta, CHP olarak irademiz açık, güvenimiz sonsuz, enerjimiz yüksektir.”

Paylaşın

Kredi Veya Kart Borcunu Ödeyemeyenlerin Sayısı Yüzde 42,4 arttı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, ekonomik krizi gözler önüne seren her gün yeni bir veri yayınlanıyor. Bu yılın ilk 9 ayında bireysel kredi borcunu ödememiş kişi sayısı yüzde 18,1 artışla 819 bin 546 oldu.

Haber Merkezi / Bireysel kredi kartı borcunu ödememiş kişi sayısı ise, yüzde 127,9 artışla 706 bin 457, bireysel kredi veya kart borcunu ödememiş kişi sayısı da yüzde 42,4 artışla bir milyon 218 bin 397’ye yükseldi.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi, Eylül 2022 “Negatif Nitelikli Bireysel Kredi ve Kredi Kartı” raporunu yayınladı.

Buna göre, Eylül 2021’e kıyasla bireysel kredi borcunu ödememiş (takipte olan, batık durumda) kişi sayısı yüzde 14.3 azalışla 98 bin 427 olurken bireysel kredi kartı borcunu ödememiş kişi sayısı yüzde 126.9 artışla 106 bin 574’e yükseldi. Kredi veya kart borcunu ödememiş kişi sayısı da yüzde 21.4 artışla 181 bin 640 oldu.

İlk dokuz ayda ise bireysel kredi borcunu ödememiş kişi sayısı yüzde 18.1 artışla 819 bin 546, bireysel kredi kartı borcunu ödememiş kişi sayısı yüzde 127.9 artışla 706 bin 457, bireysel kredi veya kart borcunu ödememiş kişi sayısı da yüzde 42.4 artışla 1 milyon 218 bin 397’ye yükseldi.

Önceki yıllar da dikkate alındığında ise bireysel kredi veya kredi kartı borcu devam eden kişi sayısı 4 milyon 165 bin 902’ye yükseldi. Ayrıca yine TBB Risk Merkezi verilerine göre Eylül 2022 itibarıyla bireysel kredi kartlarını da içeren bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacaklar bir önceki yıla göre yüzde 43 artış ile 32 milyar TL’ye yükseldi.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın