“Türkiye Ve ABD, SDG’ye Operasyon Konusunda Anlaştı” İddiası

ABD’li ve Türk askeri yetkililer arasında Kilis bölgesinde bir görüşme gerçekleştirildiği, burada Türkiye’nin talepleri, SDG’ye yönelik askeri operasyon ve ABD’nin bu konudaki tutumu tartışıldığı iddia edildi: ABD ile Türkiye tarihi belirtmeyen sınırlı bir operasyon konusunda anlaştılar.

Washington yönetimi ile Ankara’nın, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) düzenlenecek ‘sınırlı bir saldırı’ konusunda anlaşmaya vardığı iddia edildi. Suudi gazetesi Şarkul Avsat’ta yer alan haberde, Türkiye’den ve ABD’den askeri yetkililerin Kilis’te bir araya geldiği belirtildi.

Gazeteye konuşan Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) kaynağı, “Geçtiğimiz birkaç saat içinde, ABD’li askeri yetkililer ve Türk mevkidaşları arasında Kilis bölgesinde bir görüşme gerçekleşti. Burada Türkiye’nin talepleri, SDG’ye yönelik askeri operasyon ve ABD’nin bu konudaki tutumu tartışıldı. İki taraf arasında uzun bir diyalogun ardından ABD’lilerle henüz tarihini belirtmeyen sınırlı bir operasyon konusunda anlaştılar” ifadelerini kullandı.

‘Tel Rıfat ve Kobane ile sınırlı kalacak’

SMO gruplarından birinin liderine dayandırılan haberde, TSK’nin çarşamba günü SMO’daki üç kolordu komutanını ‘sahadaki son gelişmelerini tartışmak, taarruz askeri planları geliştirmek ve Halep’in kuzey ve kuzeydoğusunda SDG’ye karşı operasyonunun başlatılması için eksenleri belirlemek üzere Kilis’te önemli bir askeri toplantıya katılmaya çağırdığını’ ileri sürdü. Gazeteye göre SMO’nun olası operasyona katılımı Tel Rıfat ve Kobane ile sınırlı kalacak.

SMO, ‘hareket için hazırız’ dedi

Geçtiğimiz günlerde Reuters ajansına konuşan Ankara’nın desteklediği Suriye Milli Ordusu’ndan (SMO) bir kaynak da, ‘harekatın genişletilmesi ihtimaline karşı hazırlıklı olmalarının istendiğini’ iddia etmişti. Söz konusu isim, henüz bir takvim belirlenmediğini söylemişti.

Rudaw da, SMO bünyesindeki grupların olası bir kara harekatına hazırlandığını aktardı. SMO komutanlarından Muhammed Yusuf, “Pençe-Kılıç Harekâtı için hazırlıklarımızı tamamladık. Fırat’ın batısında ve doğusunda bir harekat için tüm kuvvetlerimizle hazırız” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Altılı Masa, Parlamenter Sisteme Dönüşü 28 Kasım’da Açıklayacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, 28 Kasım’da parlamenter sisteme dönüş için anayasa değişiklik önerisini açıklayacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi hedefleyen altı partinin ortak anayasa değişik teklifi 28 Kasım’da Ankara Bilkent Otel’de gerçekleşecek toplantı ile kamuoyuna açıklanacak. Genel başkanlar tarafından görevlendirilen komisyonun gerçekleştirdiği çalışma sonucu ortaya çıkan metin altı partinin ortak anayasa değişiklik teklifi olacak. Altı partinin adayının kazanması ve altılı masanın mecliste çoğunluğu alması durumunda bu anayasa değişiklik teklifi kanunlaştırılacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in aktardığına göre, çalışmalarda yer alan komisyon üyelerinden elde edilen bilgiye göre 28 Kasım’da hazırlanacak metin, daha önce açıklanan güçlendirilmiş parlamenter sistem ortak metnin anayasa değişik teklifine dönüştürülmesi şekli olacak.

Cumhurbaşkanı’nın yetkileri düzenlenecek

Altılı partinin Anayasa değişiklik teklifinden cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ele alınıyor. 28 Kasım’da açıklanacak teklif metnine göre;

  • Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıl olacak.
  • Cumhurbaşkanı bir sefer seçilebilecek.
  • Cumhurbaşkanı sadece temsil yetkisine sahip olacak.
  • Yasalar konusunda Cumhurbaşkanı uyarı anlamında yasayı tek sefer geri gönderebilecek.
  • Cumhurbaşkanının parti üyesi olması da yeniden düzenlenecek.
  • Cumhurbaşkanının hukuki ve cezai sorumluluğu, yargılama makamı ve usulü de belirlenecek.

Başbakan ve Bakanlar Kurulu Anayasa’ya eklenecek

Parlamenter sisteme dönüşün Anayasa teklifi olacak metinde, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Anayasa’dan çıkartılan başbakan ibaresi yeniden eklenecek.

Başbakan ve bakanların yetki ve sorumluluk alanlarına ilişkin düzenleme de 28 Kasım’da açıklanacak metinde yer alacak.

Metinde; “Başbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak belirlenecek. Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya ihtiyaç halinde milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan tarafından atanacak. Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumlu olacak. Hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla hükümetin kurulmasında basit çoğunluk, düşürülmesinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu esas alınacak” ifadeleri yer alıyor.

Yargı yeniden yapılandırılacak

  • Altılı masanın ortak Anayasa değişiklik metnin bir diğer başlığı ise yargı olacak. Metinde öngörülen Anayasa değişikliğine göre
  • Hakimler ve Savcılar Kurulu kaldırılacak.
  • Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olmak üzere iki kurul oluşturulacak.
  • Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın Hakimler Kurulu’nda yer almayacak.
  • Çoklu baro uygulaması sona erecek.
Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Siyasette ‘Kadın’ Olmanın Zorluklarını Anlattı

Katıldığı bir programda kadın politikacı olmanın nasıl bir duygu olduğu sorulan İYİ Parti Lideri Akşener, kadın olmanın başlı başına zor olduğunu ifade etti. Cumhuriyet’in en büyük başarısının, eğitim yoluyla hem kadınlara hem de erkeklere fırsat eşitliği sağlamasının olduğunu vurgulayan Akşener, kadınlara karşı ön yargılara değindi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cam tavanlar, çeşitli engeller var. Mesela, siz çok güzel bir kadınsınız ama zeki bir kadınsınız. Sırf güzel olarak anılmak sizi sinir ediyordur. Sadece güzellikle anılmak, buranın çok az görülüp bu tarafın görülmesi bile başlı başına bir tacizdir. Başarılarımız hep birilerinin üzerinden alkışlanır.” şeklinde konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de yayınlanan “Çağla ile Yeni Bir Gün” programının canlı yayın konuğu oldu. Akşener, canlı yayında ailesi ve evlilik hayatı ile siyasette kadın olmanın zorluklarını anlattı.

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında ilkokul öğretmenlerinin Akşener’le ilgili videosunun yayınlandığı programda stüdyoya gelen bir sanatçı, saz çalarak Akşener’in sevdiği türküleri seslendirdi.
Ailesinden söz eden Akşener, anne ve babasının çocuk yaşta mübadeleyle Türkiye’ye geldiğini belirterek, okumayı çok sevdiğini anlattı.

Eşi ve çocuklarından bahseden Akşener, gençliğinin başındayken hayalinde evlilik olmadığını, ancak ailesiyle gittiği Kocaeli’de 18 yaşında tanıştığı eşiyle 24 yaşında evlenmeye karar verdiğini dile getirdi.

Akşener, 42 yıldır evli olduğunu belirterek, şunları anlattı:

“Eşimle birbirimize karşı bir çekinmemiz yok, bu benim siyasi hayatım için müthiş bir şey. Mesela, politik bir fırsat doğdu. Benim çok istediğim bir şeydi, büyükşehir belediye başkanlığı adaylığı üzerinden. Sonra çok iyi performans gösterdim ama kazanamadım. Kaybederken kazanan bir seçim oldu. Ankara’ya çağırdılar, Ankara’da bir yolculuk başlayacak. Biz birbirimize bir söz verdik, hayatımızda ne olursa paylaşacağız diye. Mesele benim eşime, onun da bana söylemediği hiçbir şey yoktur. Bakın insanlar yalan konuşur, elbette konuşur. Bizim birbirimize dair konuşmadığımız, söylemediğimiz hiçbir şey yoktur. Muhtemelen bu evliliğimizde çok önemli bir etken oldu.”

Eşiyle yan yana bir fotoğrafı gösterilen Akşener, “Ben siyaset yapıyorum, erkek-kadın fark etmez binlerce insanla fotoğrafım var. Buradan eşimi kaldırmışlar, bu fotoğrafın yanına FETÖ’yü koymuşlar. O kadar hakarete, iftiraya uğradım bu süreç içerisinde. Hepsinde beni sakinleştiren kocam oldu. Diyor ki; ‘Bir kadının yanından kocası kaldırılmaz.'” diye konuştu.

Kadın politikacı olmanın nasıl bir duygu olduğu sorulan Akşener, kadın olmanın başlı başına zor olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet’in en büyük başarısının, eğitim yoluyla hem kadınlara hem de erkeklere fırsat eşitliği sağlamasının olduğunu vurgulayan Akşener, kadınlara karşı ön yargılara değindi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cam tavanlar, çeşitli engeller var. Mesela, siz çok güzel bir kadınsınız ama zeki bir kadınsınız. Sırf güzel olarak anılmak sizi sinir ediyordur. Sadece güzellikle anılmak, buranın çok az görülüp bu tarafın görülmesi bile başlı başına bir tacizdir. Başarılarımız hep birilerinin üzerinden alkışlanır.” şeklinde konuştu.

Akşener’e, programda yapılan bir kase de hediye edildi.

Paylaşın

Dikkat Çeken İddia: Katar’dan Türkiye’ye 10 Milyar Dolar Kaynak

Türkiye ve Katar arasında 10 milyar dolarlık finansal kaynak konusundaki görüşmelerin son aşamasına gelindiği iddia edildi. 10 milyar dolarlık kaynağın, merkez bankaları arasında swap, Eurobond ya da diğer bazı finansal metodlar yöntemiyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı ismi açıklanmayan iki üst düzey yöneticiye dayandırdığı haberinde Türkiye ve Katar arasında 10 milyar dolarlık finansal kaynak konusundaki görüşmelerin son aşamasına gelindiğini iddia etti.

Haberde, Katar’ın Türkiye’ye sağlayacağı 10 milyar dolarlık kaynağın, merkez bankaları arasında swap, Eurobond ya da diğer bazı finansal metodlar yöntemiyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı Katar’ın da Türkiye Maliye Bakanlığı yetkililerinin de konuya ilişkin soruları şu aşamada yanıtsız bıraktıklarını ifade etti.

Reuters haber ajansı, batılı ülkelerin Türkiye’ye son dönemde yatırım yapmak konusunda çekingen davranmaya başlaması üzerine Ankara’nın ekonomiyi desteklemek, liranin değerinin korunması amacıyla kendisine yakın ülkelerden destek alma yoluna gittiğini belirtiyor.

Türkiye daha önce de toplam da 15 milyar dolarlık bir swap anlaşması gerçekleştirmiş durumda.

Ajansa konuşan ismi açıklanmayan kaynaklar, görüşmelerin en az 8 milyar dolarlık bir kaynak için yapıldığını söz konusu kaynağın 10 milyar dolara kadar yükselebileceğini belirtiyorlar.

Kaynağın 2 ila 3 milyar dolarlık kısmının bu yıl sonuna kadar geri kalan bölümünün de önümüzdeki yıl içerisinde sağlanabileceği iddia ediliyor.

Bu yıl içerisinde sağlanacak 2-3 milyar dolarlık kısmın Eurobond şeklinde olabileceği belirtiliyor.

Ankara, hali hazırda Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Katar ve Güney Kore’yle toplamda 28 milyar dolarlık swap anlaşması yapmıs durumda.

Türkiye son olarak Suudi Arabistan’la Türkiye Merkez Bankası’nda 5 milyar dolarlık mevduat hesabı açması konusunda görüşmeler yapıyor. TCMB konuya ilişkin henüz bir yorum ya da açıklamada bulunmadı.

Merkez Bankası’nın son dönemde swap anlaşmaları yerine mevduat hesap yöntemini tercih ettiği belirtiliyor.

Paylaşın

Altılı Masa, Erken Seçime Destek Olmayacak Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, bir taraftan seçime yönelik hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan seçimin ne zaman yapılacağı ve takvime göre çeşitli olasılıklar da masaya yatırılmış durumda.

Altılı masayı oluşturan iki farklı partinin üst düzey yetkililerinden edinilen bilgiye göre muhalefet normalde 18 Haziran’da yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle bahara çekileceği konuşulan seçim için TBMM’de karar alınmasına destek olmamayı da değerlendiriyor.

Haziran’da yapılması gereken seçimin Mayıs ya da Nisan’a çekilmesini desteklememeleri gerektiğini çünkü bunun gerçek anlamda bir erken seçim olmayacağını belirten bir parti yetkilisi, “Bizler ısrarla dedik ki 2022’de gelin erken seçim kararı alın, biz de destekleyelim. Ama şimdi 2023 baharında yapılacak bir seçimin neresi erken olacak?” ifadesini kullandı.

Altılı Masa’nın bir yandan 2023 seçimleri sonrası “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” geçiş süreci için hazırladığı anayasa çalışmasını açıklamaya ve 9. buluşmasını yapmaya hazırlanırken, diğer yandan bahar aylarına çekilmesi olası, geciktirilmiş bir erken seçime destek vermemeyi kendi içinde görüştüğü belirtiliyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi liderleri 28 Kasım Pazartesi günü iki kez bir araya gelecek. Sabah saatlerinde Bilkent Otel’de yapılacak ilk toplantıda Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu tarafından tamamlanan 2023 seçimleri sonrası “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” geçiş sürecinin anayasa çalışması kamuoyuna açıklanacak.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin kulislerinden edindiği bilgilere göre, genel başkanların daha önce imzaladığı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi öngören mutabakat metni temel alınarak hazırlanan çalışma ile mevcut anayasanın yaklaşık 89 maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu çalışma içinde yeni sistemde cumhurbaşkanını kimin seçeceği ya da baş örtüsü gibi konularla ilgili değişiklik önerilerinin bulunmayacağı öğrenildi.

Anayasa toplantısının ardından, öğleden sonra ise genel başkanlar Demokrat Parti ev sahipliğinde yeniden bir araya gelecek. Edinilen bilgilere göre bu buluşmada geçiş sürecinin yol haritasının kamuoyuna sunulması tarihi kararlaştırılabilir. Bu sürecin yol haritası ile bir çeşit seçim beyannamesi ve hükümet programı niteliğinde olacak olan “ortak söylem belgesinin” açıklanmasının da yıl sonuna kadar yapılabileceği konuşuluyor.

Her partinin önce kendi mutfağında hazırladığı, ardından altılı masanın ilgili komisyonu tarafından bir süredir ortaklaştırılan söylem belgesinin şu ana kadar yaklaşık yüzde 60’ı tamamlanmış durumda.

Muhalefet erken seçime destek olmayacak mı?

Altılı masa bir taraftan seçime yönelik hazırlıklarını sürdürürken, diğer yandan seçimin ne zaman yapılacağı ve takvime göre çeşitli olasılıklar da masaya yatırılmış durumda.

Altılı masayı oluşturan iki farklı partinin üst düzey yetkililerinden edinilen bilgiye göre muhalefet normalde 18 Haziran’da yapılması gereken ancak çeşitli nedenlerle bahara çekileceği konuşulan seçim için TBMM’de karar alınmasına destek olmamayı da değerlendiriyor.

Haziran’da yapılması gereken seçimin Mayıs ya da Nisan’a çekilmesini desteklememeleri gerektiğini çünkü bunun gerçek anlamda bir erken seçim olmayacağını belirten bir parti yetkilisi, “Bizler ısrarla dedik ki 2022’de gelin erken seçim kararı alın, biz de destekleyelim. Ama şimdi 2023 baharında yapılacak bir seçimin neresi erken olacak?” ifadesini kullandı.

Seçim yasasının muhalefet partilerinin kazanamaması için çok ince hesaplarla tasarlanarak değiştirildiğini, bu nedenle iktidarın yeni seçim yasasını mutlaka kullanmak isteyeceğini söyleyen yetkili, Cumhur İttifakı”nın bahar aylarında bir seçimi Erdoğan’ın adaylığının tartışmaya açılmaması için istediğini belirterek, muhalefet olarak buna destek olunmaması gerektiğini söylüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı ile ilgili tartışmalar bir süredir yapılıyordu. Bazı anayasa hukukçuları ve muhalefet üyeleri Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını belirtirken, iktidar Erdoğan’ın 2014’te eski sistemle, 2018’de ise yeni sistemle cumhurbaşkanı seçildiğini ve dolayısıyla 2023 seçiminin Erdoğan’ın ikinci adaylığı olduğunu belirterek ortada bir anayasaya aykırılık olmadığını söylüyor.

Bununla birlikte iktidarın yine de herhangi bir meşruiyet sorunu yaratmamak ve Erdoğan’ın durumunu tartıştırmamak için seçimi zamanında yapmayarak, TBMM kararıyla bir çeşit “geciktirilmiş erken seçim” yapmak isteyebileceği bir süredir belirtiliyordu.

“256 hafta bekliyorsak, bekleriz bir dört hafta daha”

Muhalefetin şimdiye kadar Meclis’ten böyle bir geciktirilmiş erken seçim kararı çıkmasına çok itiraz etmeyebileceği, çünkü Erdoğan ve çevresinin yeniden bir “mağduriyet” algısı yaratmasına izin vermek istemediği konuşuluyordu.

Altılı masa kulislerinden edinilen bilgiler ise şimdi bu eğilimin biraz tersine dönmekte olduğu ve Meclis’te Cumhur İttifakı’na destek olunması konusuna eskisi kadar sıcak bakılmadığı yönünde.

Bir parti yetkilisi konuyla ilgili olarak “Bir seçim dönemi toplam 260 haftadır, yani beş yıl. 256 hafta bekliyorsak, bekleriz bir dört hafta daha. Mayıs’ta erken seçim mi olur?” diyor.

Bu arada muhalefet partileri arasında erken seçim tarihi ile ilgili konuşulan bir başka senaryo ise iktidarın Ocak ayı başında maaşlara ve asgari ücrete yapacağı zamların ardından çok uzun süre beklemek istemeyebileceği, zamların yarattığı olumlu hava dağılmadan ve enflasyonist etkisini görmeden baharın ilk aylarında seçimi yapmak isteyebileceği.

Öte yandan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı’nın 2023 sınav takviminde YKS tarihini 17-18 Haziran 2023 olarak belirlemesi de erken seçim tartışmalarını alevlendirdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik “Prensip olarak seçim takvimiyle sınav takvimi üst üste gelmez. Öğrencilerimizin hiçbir sınavını seçim takvimine denk getirmeyiz. Bununla ilgili ÖSYM bir çalışma yapıyor, yakın zamanda kamuoyuyla paylaşır” açıklamasında bulundu.

Meclis’teki sandalye dağılımının etkisi ne olur?

Mevcut sistemle erken seçim kararı alınabilmesi için ya Cumhurbaşkanı’nın kararı olması ya da TBMM’nin beşte üç çoğunluk oyuyla yani en az 360 milletvekili tarafından “kabul” oyu verilmesi gerekiyor. Ancak iktidarın bunun için muhalefetin desteğine ihtiyacı var. Çünkü AKP ile MHP’nin sandalye sayısı şu an için toplam 334.

TBMM’de halen CHP’nin 134, HDP’nin 57, İYİ Parti’nin 37, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 4, Memleket Partisi’nin 2, Demokrat Parti’nin ise 2 milletvekili bulunuyor. Zafer Partisi, DEVA Partisi, Demokratik Bölgeler Partisi, Saadet Partisi ve Yenilik Partisi’nin birer milletvekili var. Toplam 580 milletvekilinden oluşan TBMM’de bağımsız milletvekili sayısı ise dört.

Paylaşın

Şebnem Korur Fincancı Hakkında İddianame: 7 Yıl 6 Aya Kadar Hapis Talebi

27 Ekim’de ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

Haber Merkezi / Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “PKK’ya yönelik yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarının tarafsız heyetlerce soruşturulması gerektiğini ifade eden Şebnem Korur Fincancı hakkında ‘örgüt propagandası yapmak’ ve ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti: Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Fincancı açıklamalarının ardından Yeni Şafak gazetesi, “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’dan ihanet dolu sözler: PKK kanalında TSK’ya iftira attı” şeklinde bir haber yayınladı. Sabah gazetesi de “Emekli komutanlar PKK’nın ‘Kimyasal Silah’ iftirasına ateş püskürdü: Şebnem Korur Fincancı hukuk önünde hesap versin!” haberinde emekli generallerin açıklamalarına yer verdi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ağır eleştirileri

TTB Başkanı Korur Fincancı, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında kimyasal silah kullandığına dair iddialar olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Tabipleri Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız” açıklamasında bulunmuş; Salı günü meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli de, TTB’nin kapatılmasını ve Şebnem Korur Fincancı’nın vatandaşlıktan çıkarılmasını talep etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlattığını açıkladı: 20.10.2022 tarihinde PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve 5237 yılı Türk Ceza Kanununun 301/2. maddesi kapsamında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçlarından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır.

Fincancı, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.

Paylaşın

Gazeteci Barış Pehlivan’dan “Meral Akşener’e Kumpas” İddiası

Halk TV’de yayınlanan “Sansürsüz” programında dikkat çeken iddialarda bulunan Gazeteci Barış Pehlivan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında yürütülen bir ‘FETÖ’ soruşturması olduğunu söyledi.

Gazeteci Pehlivan, “Ben bu duyduklarımı İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz’a sordum. Dedi ki: ‘Çok daha büyük bir kumpas ve oyun var’” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, ‘FETÖ’ ile ilişkilendirildiği bir soruşturma yürütüldüğü yönünde iddiaları olduğunu söyleyen Pehlivan’ın açıklamaları şöyle:

“Akşener’i gözaltına alın talimatı mı verildi?”

6 yıldır kapanmayan Sayın Akşener’le FETÖ’yü ilişkilendiren bir soruşturma var. 2019 yılında gizlilik kararı alınıyor hala kapanmıyor. Biraz araştırdım.

Bu soruşturmayı yakından bilen yargı dünyasından bazı isimlerle konuştum. Deniyor ki: Meral Akşener’i o süreçte susturmak isteyenler vardı. Acaba ihbar mektupları mı yazıldı? Ayrıca cezaevindeki bazı FETÖ’cüler, belki bazı vaatler karşılığında Akşener aleyhinde ifadeler mi verdi? 15 Temmuz sonrası Akşener MHP Liderliği’ne oynarken; Akşener’in darbe öncesi ‘başbakan olacağım’ sözleriyle FETÖ ile ilişkilendirmek mi istenildi? Devletteki bazı görevliler evrak yakma görüntüsü mü oluşturmaya çalıştı? Acaba bazı yargı mensuplarının önüne bunların hepsi yığıldı ve Akşener’i gözaltına alın talimatı mı verildi? Akşener’in siyasi ilerleyişini engellemek için Akşener’i gözaltına aldırmak istendi.

“Dosya hala kapatılmadı”

2016 yılında Yeniçağ yazarlarına FETÖ operasyonları düzenlendi. Acaba dediler buradan mı yürüyelim? Yine karşı çıkanlar oldu. Bu da tutmadı. Birden fazla koldan Akşener’in susturulmasından bahsediyorum ve buna direnen bürokrat ve yargı mensuplarından bahsediyorum. 2016 yılında oluşturulan bu dosyanın hala kapatılmadığını hatırlatmak istiyorum. Hala açık. Hala Meral Akşener ifadeye çağırılmadı.

“Çok daha büyük kumpas var”

Ben bu duyduklarımı İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz’a sordum. Dedi ki “Çok daha büyük bir kumpas ve oyun var.”

Bir yargı mensubu bana, “Bu soruşturma bir kaplama iş. Kaplama iş uydurulmuş operasyonlara koyduğumuz isimdir” diye konuştu.

Paylaşın

Yemen’de 2 Milyon Kişi Yardımlardan Mahrum

Yaklaşık 7 yıldır iç savaşın sürdüğü Yemen, tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), insani yardım anlaşmalarına gereken onayın gecikmesi sebebiyle Yemen’de 2 milyon kişinin yardımlardan mahrum kaldığını açıkladı.

OCHA’nın Twitter hesabından yapılan yazılı açıklamada, bu yılın Temmuz ve Eylül ayları arasında 2 milyon kişinin insani yardımların en az bir çeşidine ulaşamadığı, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasında yaşanan sıkıntıların çoğunun “bürokratik engellerden” kaynaklandı belirtildi.

OCHA, yardım görevlilerinin yaşadığı sorunların Temmuz-Eylül döneminde daha önceki aylara göre artış gösterdiğini, bu sürede Yemen’in 19 ilinde 673 olay yaşandığını açıkladı. Bu olaylardan 307’sinin insani yardım hareketliliğinin engellenmesinden kaynaklandığını ifade etti.

Açıklamada, insani yardım hareketliliği konusundaki olayların yüzde 94’ünün Husilerin kontrolündeki alanlarda görüldüğü, Husilerin Yemen’de insani yardım alanında faaliyet gösteren kadınların yanlarında yakın bir erkek akrabası olmadan hareket etmesine izin vermediği vurgulandı.

Yemen İç Savaşı

Yemen iç savaşı, 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında devam eden çatışmalardır.

Arap Baharı sonrası devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükûmet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır. Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur.

Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

Ülkede halen devam eden iç savaşta 377 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de çatışmaların yol açtığı insani kriz giderek büyüyor.

Paylaşın

İranlı Futbolcu Ghafouri Gözaltına Alındı: Devlete Karşı Propaganda

İranlı futbolcu Voria Ghafouri, takımı Foolad Khuzestan’ın dünkü antrenmanı sonrası gözaltına alındığı duyuruldu. Gözaltı gerekçesi olarak, Ghafouri’nin “devlete karşı propaganda yayması” ve “Milli Dünya Kupası takımına zarar vermeye çalışması” gösterildi.

Voria Ghafouri, sosyal medya mesajlarında, İran Kürtlerini destekleyen açıklamalar yapıyordu.

The Guardian’ın aktardığına göre, Ghafouri, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, hükümete “Kürt halkını öldürmeyi bırakma” çağrıları yapıyordu. Yakın zamanda ise şu mesajı paylaşmıştı:

Kürt halkını öldürmeyi bırakın!! Kürtler İran’ın kendisidir… Kürtleri öldürmek İran’ı öldürmekle eşdeğerdir. Eğer insanların öldürülmesine kayıtsız kalıyorsanız İranlı değilsiniz, insan bile değilsiniz… Tüm kabileler İranlıdır. İnsanları öldürmeyin!!!

Öte yandan, daha önce de eski Dışişleri Bakanı Javad Zarif’i eleştirdiği için gözaltına alınan Ghafouri’nin yeniden gözaltına alınması sadece ona değil, Katar’daki Dünya Kupası’nda oynayan İran milli takımına da bir uyarı olarak yorumlandı.

Son dönemde İran’da bazı bakanlar Ghafouri’yi “Kürt ayrılıkçı” olmakla suçlamış, futbolcu ise bu ithama yanıt olarak “İran için canını verebileceğini” söylemişti. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in şu açıklamasının da Ghafouri’yi hedef aldığı değerlendirmeleri yapılmıştı:

Ülkenin barış ve güvenliğinden faydalanan, işlerinin ve sevdikleri sporların keyfini çıkaran bazıları kendilerini besleyen eli ısırıyor.

İran’ın Kürt illerinden Senendecli olan Ghafouri, daha önce sosyal medya hesabından İran’ın Kürdistan eyaletinin dağlarında geleneksel Kürt kıyafetleriyle fotoğrafını paylaşmıştı.

Senendec ise kendisi de İranlı bir Kürt olan Jîna Mahsa Amini’nin hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolarda güvenlik güçlerinin saldırılarının en şiddetli yaşandığı şehirlerden biri olarak öne çıkıyor.

Voria Ghafouri, 2019 yılında hapis cezasına çarptırılmasının ardınndan kendini yakan Sahar Khodayari’nin anısına mavi forma dağıtmıştı.

Ghafouri, 2021’de kadın futbol taraftarlarına yönelik bir şiddet olayı için de “Bir futbolcu olarak annelerimiz ve kız kardeşlerimizin stadyumlarımıza girmesinin yasak olduğu bir dönemde futbol oynamaktan gerçekten utanıyorum” açıklaması yapmıştı.

Dünya Kupası için Katar’da bulunan İran futbol milli takımının kaptanı Ehsan Hajsafi de, 20 Kasım’da bir açıklama yaparak protestolara destek vermişti. İran milli takımı da oynadığı maçlarda milli marşı okumamış, bu da devam eden protestolara destek olarak değerlendirilmişti.

Protesto gösterileri devam ediyor 

İran’da, Jina Mahsa Amini’nin polis tarafından öldürülmesi üzerine 16 Eylül’de ülke çapında başlayan protesto gösterileri sürüyor.

Sosyal medyada yayınlanan görüntülere göre İsfahan, Tahran, Meşhed, İran Kürdistan’ı ve Elburz eyaletinin Kerec kentinde toplanan kalabalıklar yönetim karşıtı slogan atarak yürüyüş yaptı.

Tahran’ın Ekbatan bölgesinde toplanan kalabalık, caddede yürüyüş yaparak yönetim karşıtı slogan atarken Settar Han bölgesinde göstericiler yolda ateş yakıp protesto çağrısında bulundu.

Şehrin Narmek ve Çitger semtleri de protestolara sahne oldu.

İran Kürdistan’ın Kamyaran kentinde de protestolarda hayatını kaybedenler için düzenlenen anmaya katılanlar, yönetim karşıtı sloganlar atarken İsfahan şehrinde toplanan kalabalık da sloganlar eşliğinde yürüyüş yaptı.

Resmi kaynaklardan olaylarda sivillerin ve güvenlik güçlerinin öldüğüne dair açıklamalar yapılsa da ölü sayısı hakkında net bilgi verilmiyor.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, 17 Kasım’da yayınladığı raporda, gösterilerde 342 kişinin öldüğünü duyurmuştu. İran medyasına yansıyan haberlere göre, gösteriler sırasında 50’den fazla güvenlik görevlisi de yaşamını yitirdi.

Ülkedeki 31 eyaletten 23’üne dair verilerin yer aldığı raporda en çok can kaybının Sünnilerin yoğunlukta olduğu Sistan-Belucistan eyaletinde yaşandığı belirtilmişti.

Paylaşın

Dünya Kupası’nda Brezilya Rüzgarı

Katar’ın ev sahipliğini yaptığı 2022 FIFA Dünya Kupası G Grubu’nda Brezilya ile Sırbistan, Lusail Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Brezilya, 62. ve 73. dakikalarda Richarlison’ın kaydettiği gollerle sahadan 2-0 galip ayrıldı. 

Haber Merkezi / Brezilya’nın G Grubu ikinci maçındaki rakibi İsviçre olacak. Sırbistan da Kamerun’la karşı karşıya gelecek. Müsabakalar 28 Kasım Pazartesi oynanacak.

Karşılaşmadan dakikalar

13. dakikada Neymar sol kanattan korneri kullandı, direkt kaleyi düşündü, kaleci Vanja’nın müdahalesinin ardından top direkten dışarıya çıktı.

21. dakikada ceza yayı gerisinde topla buluşan Casemiro kaleyi düşünüyor ancak kaleci Vanja Milinkovic-Savic üzerine gelen topu iki hamlede kontrol etti.

35. dakikada ceza yayı sağ çaprazına sokulan Raphinha Paqueta ile duvar pası yaparak ceza sahasına giriyor ve yerden vuruşunu yapıyor etkisiz.

37. dakikada sağ kanattan gelişen atakta Zivkovic ortasını uzak direğe doğru gönderiyor. Gelen topa savunma ile birlikte yükselen Mladenovic kafa vuruşunu yapıyor ancak meşin yuvarlak kalenin sol tarafından dışarı gitti.

41. dakikada Casemiro’nun sol çapraza doğru uzun oynadığı topu savunmanın arkasında kontrol eden Vinicius ceza sahası içi sol çaprazından vurdu ancak çerçeveyi bulamadı.

47. dakikada savunmanın yaptığı hatayı değerlendirerek topu çalan Raphinha sağ çaprazdan ceza sahasına girip vurdu ancak kaleci Vanja gole izin vermedi.

60. dakikada Alex Sandro ceza yayının gerisinden sürpriz bir şut çıkardı, top yan direkten oyun alanına döndü. Pozisyonun devamında Vinicius sol kanattan sağına çekip uzak köşeyi düşündü ancak isabetsiz.

62. dakikada Neymar rakibini karşısına alıp ceza alanına girdi, Vinicius sürpriz bir şekilde Neymar’ın önünden bir şut çıkardı, kaleci Vanja’dan dönen topu Richarlison tamamladı. Sambacılar 1-0 önde.

73. dakikada Vinicius sol kanattan topu getirdi, penaltı noktasının üzerindeki Richarlison’a aktardı, yıldız golcü öncü topu tek kontrolle havaya kaldırdı, döndü, voleyi vurdu, müthiş bir gole imza attı. Skor şimdi 2-0!

80. dakikada Casemiro uzaktan harika vurdu, top üst direkten oyun alanına döndü. Bu Brezilya’nın 3. direği! 82. dakikada Rodrygo ceza alanına girmeden yerden vurdu, kaleci Vanja başarılı.

Stat: Lusail

Hakemler: Alireza Faghani, Mohammad Mansouri, Mohammadreza Abolfazli (İran)

Brezilya: Alisson, Danilo, Marquinhos, Thiago Silva, Alex Sandro, Casemiro, Paqueta (Dk. 75 Fred), Raphinha (Dk. 87 Martinelli), Neymar (Dk. 79 Antony), Vinicius Jr (Dk. 75 Rodrygo), Richarlison (Dk. 79 Gabriel Jesus)

Sırbistan: Vanja Milinkovic Savic, Veljkovic, Milenkovic, Pavlovic, Zivkovic (Dk. 57 Radonjic), Gudelj (Dk. 58 Ilic), Sergej Milinkovic Savic, Lukic (Dk. 66 Lazovic), Mladenovic (Dk. 66 Vlahovic), Tadic, Mitrovic (Dk. 83 Maksimovic)

Goller: Dk. 62 ve 73 Richarlison (Brezilya)

Paylaşın