Beşiktaş Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 16. haftasında Beşiktaş ile Adana Demirspor, Vodafone Park’ta karşı karşıya geldi. Hakem Ali Şansalan’ın düdük çaldığı karşılaşmadan Beşiktaş 1-0 galip ayrıldı. Beşiktaş’a galibiyeti getiren golü 14. dakikada Arthur Masuaku kaydetti.

Haber Merkezi / Gelecek haftayı maç yapmadan geçirecek siyah-beyazlı ekip, Adana Demirspor karşısında aldığı galibiyetle bu sezonki 7. galibiyetine ulaşırken, puanını da 26’ya yükseltti.

Karşılaşmadan dakikalar

12. dakikada Gedson Fernandes’in ara pasında sağ taraftan ceza sahası içine giren Wout Weghorst pasını arka direkte bulunan Kevin N’Koudou’ya aktardı. N’Koudou’nun vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti.

14. dakikada Arthur Masuaku’nun ceza sahası dışı sağ tarafından kullandığı serbest vuruşta direkt kaleye giden meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-0

17. dakikada Salih Uçan’ın sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde iyi yükselen Tayyip Talha Sanuç’un kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Ertaç Özbir’de kaldı.

27. dakikada Younes Belhanda’nın sol taraftan kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde Badou Ndiaye’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Mert Günok’ta kaldı.

49. dakikada Semih Güler’in uzun pasında ceza sahası içi solunda topu alan Henry Onyekuru’nun çaprazdan vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti.

53. dakikada Masuaku’nun uzun topuyla soldan çizgiye inen N’Koudou’nun yerden çevirdiği topa Weghorst kayarak vurdu, meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı.

58. dakikada Emre Akbaba’nın pasıyla soldan ceza sahasına giren Onyekuru’nun pasında Gulbrandsen kaleciyle karşı karşıya pozisyonda vurdu, top yandan auta gitti.

68. dakikada Yusuf Sarı’nın ceza sahası dışı sağ çaprazdan şutunda meşin yuvarlak üst direkten döndü.

78. dakikada Beşiktaş ceza sahasına gönderilen uzun topu Welinton ve Josef de Souza uzaklaştıramadı. Meşin yuvarlağı önünde bulan Onyekuru’nun ceza sahası dışından şutunda, top kalecide kaldı.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Ali Şansalan, Mehmet Kısal, Kamil Çetin

Beşiktaş: Mert Günok, Valentin Rosier, Welinton, Tayyip Talha Sanuç, Arthur Masuaku, Josef de Souza, Salih Uçan (Tayfur Bingöl dk. 65), Gedson Fernandes (Necip Uysal dk. 90+6), Cenk Tosun (Nathan Redmond dk. 66), Kevin N’Koudou (Atiba dk. 89), Wout Weghorst (Jackson Muleka dk. 90)

Adana Demirspor: Ertaç Özbir, Svensson, Samet Akaydin, Semih Güler, Kevin Rodrigues, Stambouli (Erhun Öztümer dk. 86), Badou Ndiaye (Gökhan İnler dk. 76), Fredrik Gulbrandsen (Assombalonga dk. 76), Henry Onyekuru (Akintola dk. 86), Younes Belhanda, Emre Akbaba (Yusuf Sarı dk. 68)

Gol: Arthur Masuaku (dk. 14) (Beşiktaş)

Paylaşın

Galatasaray, 2023’e Lider Olarak Girdi

Süper Lig’in 16. haftasında Galatasaray ile Sivasspor, Sivas 4 Eylül Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Erkan Özdamar’ın yönettiği karşılaşmayı Galatasaray 2-1 kazanarak Süper Lig’de liderliğe yükseldi.

Haber Merkezi / Galatasaray’a galibiyeti getiren golleri 27. dakikada Mertens, 90+5. dakikada Barış Alper Yılmaz kaydederken, Sivasspor’un tek golünü ise 80. dakikada Erdoğan Yeşilyurt attı. Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 33’e yükseltti. Sivasspor ise haftayı 14 puanla tamamladı.

Karşılaşmadan dakikalar

3. dakikada ilk tehlikeli atak Galatasaray’dan geldi. Oliveira’nın ceza yayının gerisinden vuruşunda, meşin yuvarlak az farkla kalenin yanından dışarıya çıktı. 8. dakikada ev sahibi takım etkili geldi. Ulvestad’ın ceza yayı yakınından vuruşunda, top savunmaya çarparak uzaklaştı.

19. dakikada sağ çaprazdan ceza yayına doğru ilerleyen Robin Yalçın’ın şutunda, meşin yuvarlak defansa çarparak kornere çıktı.22. dakikada orta alandan aldığı topla ceza sahasına ilerleyen Kerem Aktürkoğlu, Gomis ile duvar pası yaptıktan sonra top Oliveira’nın önünde kaldı. Bu futbolcunun vuruşunda, meşin yuvarlak savunmaya çarparak uzaklaştı.

25. dakikada Rashica’nın ceza yayının gerisinden şutunda top kaleci Ali Şaşal Vural’da kaldı. 27. dakikada Boey’in sağ kanattan ortasında ceza sahası içerisinde bulunan Mertens topu ağlarla buluşturdu. 0-1

32. dakikada Mertens’in pasıyla ceza sahası önünde topla buluşan Kerem topu kaçırınca Gomis tamamlamak istedi. Kaleci Ali Şaşal’ın yetersiz kaldığı pozisyonda Goutas topu çıkarmayı başardı. 43. dakikada Rashica’nın sağ kanattan yaptığı ortasında ceza sahası içerisinde bulunan Van Aanholt’un vuruşunda top üstten dışarı çıktı.

50. dakikada Sabi’a’nın sağ kanatan yaptığı ortada Ulvestad’ın şutunu kaleci Muslera çıkardı. Dönen topu Robin tamamlamak istedi, Muslera yine gole izin vermedi. Bir kez daha dönen topu Ulvestad ağlarla buluşturdu. Ancak VAR uyarısıyla gol geçerli sayılmadı.

60. dakikada Keita’nın ceza sahası dışından vuruşunda top kaleci Muslera’da kaldı. 62. dakikada Oliveria’nın ceza sahası dışı sağ çaprazdan sert şutunda, kaleci Ali Şaşal Vural’dan dönen topu defans uzaklaştırdı.

66. dakikada Erdoğan Yeşilyurt’un ceza alanı içi sağ çizgiden içeriye gönderdiği meşin yuvarlak Yatabare’nin önünden geçerek taca çıktı. 80. dakikada Sivasspor eşitliği yakaladı. Dia Saba’nın orta alana yakın noktadan gönderdiği pasla defansın arkasına sarkarak ceza sahasına giren Erdoğan Yeşilyurt, yerden düzgün bir vuruşla kaleci Muslera’nın sağından topu ağlara gönderdi: 1-1

84. dakikada Van Aanholt’un ceza yayının gerisinden kullandığı serbest vuruşta, meşin yuvarlak üstten az farkla dışarıya çıktı. 89. dakikada Barış Alper Yımaz’ın sağ kanattan ortasında top savunmadan sekerek kornere çıktı.

90+5. dakikada Galatasaray öne geçti. Abdülkerim Bardakcı’nın Galatasaray yarı sahasından uzun gönderdiği topla defansın arkasına sarkan Barış Alper Yılmaz, ceza sahasında düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı kaleci Ali Şaşal Vural’ın sağından filelerle buluşturdu: 1-2

Stat: Sivas 4 Eylül

Hakemler: Erkan Özdamar, Cevdet Kömürcüoğlu, Ali Ögel

Sivasspor: Ali Şaşal, Goutas, Caner, Robin (Angielski dk. 90+10 ?), Uğur, Ulvestad (Alaaddin dk. 90+10 ?), Keita, Musa (N’jie dk. 67), Sabi’a (Hakan dk. 90+4 ), Erdoğan, Yatabare

Galatasaray: Muslera, Nelsson, Abdulkerim, Boey, Van Aashlt( Dubois dk. 88), Oliveria (Midtsjö dk. 73), Berkan, Rashica (Seferovic dk. 86), Mertens, Kerem (Yusuf dk. 86) Gomis (Barış dk. 73)

Goller: Erdoğan (dk. 80) (Sivasspor), Mertens (dk. 27) Barış (dk. 90+5) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Erdoğan (90+9) (Sivasspor)

Paylaşın

Döviz Mevduatları Erimeye Devam Ediyor: 3 Yılın Dibinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre 23 Aralık haftası itibariyle döviz mevduatları 4,9 milyar dolar azalışla 194,4 milyar dolara geriledi. Böylelikle döviz mevduatları 3 yılın en düşük seviyesine indi.

Haber Merkezi / Pariteden arındırılmış veriye göre 23 Aralık haftasında döviz mevduatları 5 milyar dolar azaldı. Bu veri setinde gerçek kişilerin döviz mevduatlarının 2,3 milyar dolar, tüzellerin 2,7 milyar dolar düştü.

Merkez Bankası rezervleri 128,4 milyar dolar oldu! 

Ayrıca, 23 Aralık itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 2 milyar 657 milyon dolar azalışla 82 milyar 938 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 16 Aralık’ta 85 milyar 595 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 574 milyon dolar artarak 43 milyar 916 milyon dolardan 45 milyar 490 milyon dolara yükseldi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 23 Aralık haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 82 milyon dolar azalışla 129 milyar 511 milyon dolardan 128 milyar 429 milyon dolara indi.

Bankaların kredi ve mevduat hacmi arttı 

Ek olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık bültene göre, sektörün kredi hacmi 23 Aralık itibarıyla 79 milyar 156 milyon lira arttı. Söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 7 trilyon 415 milyar 545 milyon liradan 7 trilyon 494 milyar 701 milyon liraya çıktı.

Bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil), geçen hafta 54 milyar 640 milyon lira arttı. Söz konusu haftada yüzde 0,6 yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatı, 8 trilyon 787 milyar 157 milyon lira oldu.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 23 Aralık itibarıyla 16 milyar 606 milyon lira artışla 1 trilyon 66 milyar 642 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 358 milyar 709 milyon lirası konut, 46 milyar 642 milyon lirası taşıt ve 661 milyar 291 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 9 milyar 210 milyon lira artarak 968 milyar 54 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 4 yükselerek 422 milyar 267 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 208 milyar 343 milyon lirası taksitli, 213 milyar 924 milyon lirası taksitsiz oldu.

BDDK haftalık verilerine göre, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 23 Aralık itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 819 milyon lira azalarak 159 milyar 107 milyon liraya geriledi. Söz konusu takipteki alacakların 136 milyar 247 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynaklar 61 milyar 268 milyon lira artarak 1 trilyon 651 milyar 245 milyon lira oldu.

Paylaşın

HDP’li Günay: Yeni Yılda Mücadeleyi Her Alanda Yükselteceğiz

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Günay, “2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Bir taraftan seçim hazırlık çalışmalarımız devam ederken, bir taraftan ülkenin önemli gündemlerine dair eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm bu çalışmalara paralel olarak, demokratik ittifak çalışmalarımız merkezi ve yerel düzeyde devam etmekte ve örgütsel ağımızı genişletme çalışmaları son hızıyla devam edecektir. Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle Kadın ve Gençlik Meclislerimiz aynı kapsamda çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yeni yılda da HDP umut olmaya, özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay haftalık olağan basın toplantısı düzenledi. 4-5 Şubat 2023’te, İstanbul’da gazeteci, aydın, yazar, akademisyen, siyasetçilerin bir araya geleceği Demokratik Cumhuriyet Konferansı düzenleyeceklerini belirten Günay’ın açıklamaları şöyle:

“Dün Roboski katliamının 11’inci yıl dönümüydü. Dün bir kez daha kapanmayan bir acıyı andık. Yaşamını yitiren 34 canımızı saygıyla anıyorum. Gerçek katiller ortaya çıkıp hesap verinceye kadar bizler mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bu ülkedeki gerçek demokrasinin, Roboski Katliamı’nın gerçek faillerinin hesap vermesiyle olacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bizler HDP olarak, acılı ailelerle birlikte mücadele yürütmeye, hesap sormaya devam edeceğiz.

Gezi Davası iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünün açık göstergesidir

Yılın son günlerindeyiz ve maalesef tekrardan iktidarın düşman politikalarıyla, hukuksuzluklarıyla yılı bitiriyoruz. Dün Gezi Davası kararı istinaf mahkemesinde onaylandı. Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile diğer tutuklulara verilen karar onaylandı. Bu bir kez daha iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünün, yargıyı intikam alma aracına dönüştürdüğünün açık göstergesidir. Baştan sona hukuksuz ve usulsüzlüklerle dolu bir yargılama. Yargıyı sopaya dönüştürenler bilsinler ki; Gezi bu halklara umut oldu. Gezi direnişini ve ruhunu asla zindanlara dolduramazsınız. Bizler Gezi direnişinin yanında durmaya ve Gezi ruhuyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri tecrit politikasıdır

Bildiğiniz üzere HDP olarak Adalet Bakanlığı önünde Adalet Nöbetimiz devam ediyor. Bu ülkedeki savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri elbette iktidarın yürüttüğü tecrit politikalarıdır. Sayın Öcalan’ın avukatları, Asrın Hukuk Bürosu, Sayın Öcalan’ın CPT ile görüşmeye çıkmadığını duyurdu. Zaten 21 aydır avukat ve aile görüşmesinin gerçekleştirilmediği İmralı ile hiç bir fiziki temasın olmadığı kamuoyunun bilgisi dâhilinde. Bizler İmralı tecrit sisteminin, bu ülkedeki hukuksuzlukların, adaletsizliğin, faşizan uygulamaların temelinde olduğunun farkındayız. AKP kendi faşizmini tecrit ile besleyip büyüten bir iktidar. Tek adam rejimine karşı durmak için en çok da iktidarın tecrit politikalarına karşı mücadele ediyoruz, bunda da ısrarlıyız.

Adalet Bakanını bu suça ortak olmamaya davet ediyoruz

HDP olarak parlamento grubumuz Adalet Bakanlığı önünde hukuk uygulansın ve avukatlar görüşme gerçekleştirsin talebiyle nöbet eylemi başlattı. Eylemimiz 1 haftadır devam ediyor. Ne yazık ki Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda henüz bir açıklama yapılmış, avukat ve aile görüşlerinin yapılması için herhangi bir adım atılmış değil. Daha da önemlisi bizlerin, Eş Genel Başkanlarımızın yaptığı başvuru, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in yaptığı başvuru, DTK Eş Genel Başkanı Berdan Öztürk’ün ve vekillerimizin yaptığı başvurulara Adalet Bakanlığı henüz bir yanıt vermedi.

Bir kez daha Adalet Bakanlığı’na şunu hatırlatmak isterim: Oturduğunuz koltuk, adaletin tesis edilmesi için var olan bir makamdır. Sorumluluğunuzdaki bir cezaevinde 21 aydır aile ve avukat görüşmeleri gerçekleştirilmiyorsa, tecrit politikalarında ısrar ediliyorsa, siz de hukuku ayaklar altına alıyorsunuz. Adalet Bakanı olarak bu suça ortak oluyorsunuz. Bizler Adalet Bakanı’nı bu suça ortak olmamaya, çağrılarımıza ve taleplerimize cevap olmaya davet ediyoruz. Demokratik kamuoyunun kaygılarını gidermek için en hızlı şekilde avukat ve aile görüşmesinin gerçekleşmesi talebimizi yineliyoruz.

Tecride karşı çıkmak, demokrasi, barış ve özgürlükte ısrar etmektir

Tecrit politikaları, savaş politikaları, tek adam rejimini besliyor. Tecrit politikaları bu ülkedeki her türlü hukuksuzluğun temelinde ve AKP’nin bir yönetim biçimine dönüştü. Tek adam rejimine karşı çıkmak, tecride karşı çıkmak, demokrasi, barış ve özgürlükte ısrar etmektir. Sayın Öcalan ile yapılacak görüşmelerin nasıl etki yaratacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Nasıl barışçıl bir ortam gelişeceğini, nasıl özgürlük ve demokrasinin gelişeceğinin farkındayız. Bundan da en fazla rahatsız olan, savaş politikalarından beslenen, içeride dışarıda savaş politikalarında ısrar eden AKP iktidarıdır. Bu nedenle tecritte ısrarlı. Adaletin tesis edilmesini, hukukun uygulanmasını, Adalet Bakanlığı’nın bu konuda bir an önce kaygıları giderecek adımlar atmasını, bir kez daha talep ediyoruz.

DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor

Bu tecrit politikalarıyla beraber her yerde Kürt halkına, onun örgütlü gücüne karşı saldırılar, baskılar devam ediyor. En son bileşen partimiz DBP Eş Genel Başkanı Sayın Keskin Bayındır, Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun tutuklandı. Birçok İl Eşbaşkanı gözaltına alındı, birçok il örgütü ve DBP Genel Merkezi’nde hukuka aykırı şekilde aramalar yapıldı. Bu iktidar kaybediyor, kaybederken de Kürdün örgütlü gücüne her alanda düşmanlık yapıyor.

Kürdün örgütlü gücüne saldırarak, DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor. Ama Kürt halkı kendisine yapılan zulmü, kendi iradesine, örgütlü gücüne yapılan baskı, tutuklama ve gözaltıları asla unutmaz, bunun cevabını da sandıkta mutlaka verecektir. Keskin Bayındır’ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Her alanda DBP ile omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Mirasını devraldığımız mücadele geleneği, her alanda baskılara karşı örgütlenmesini büyüterek cevap vermiştir. Her alanda yan yana omuz omuza mücadeleyi sürdüreceğiz.

Her yerde Kürde düşmanlık yapmaya devam ediyor

Her alanda saldırılar sürerken, Paris Katliamının 10’uncu yılında ikinci bir Paris katliamı gerçekleşti. Kadın mücadelesinin öncü isimlerinden Emine Kara, sanatçı Mir Perwer, Abdurrahman Kızıl katledildi. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Birinci Paris katliamının arkasındaki karanlık güçler açığa çıksaydı bugün ikinci Paris katliamı açığa çıkmayacaktı. İktidarın her yerde içeride dışarıda Kürdün nefes aldığı her yerde, Kürdün kazanımlarında, Kürt halkına dönük düşman politikalarında bu saldırılarda etkilidir. İktidarın ırkçı politikaları, Kürt politikaları, her yerde Kürtlere dönük katliamları tetikliyor. Her yerde Kürde düşmanlık yapmaya devam ediyor.

Kürt halkının değerlerini hedef alan cinayettir

Buradan Fransız yetkililerine bir  kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu katliama aydınlatmak, bu cinayetin arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkarmak sizlerin sorumluğunda. Bizler bunun farkındayız, ne birinci Paris katliamı ne de ikinci Paris katliamı sıradan ırkçı cinayetler değildir. Arkasında karanlık güçlerin olduğu, organize edilmiş ve tamamen Kürt halkının değerlerinin hedef alındığı cinayetlerdir.

Emine Kara, Kürt kadın mücadelesinin öncü isimlerindedir. Katledilmesinin ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganın yankı bulduğu bir döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Mir Perwer, Kürt müziğindeki emekleri ile herkes tarafından biliniyor.  İktidarın Kürt kültür kırımına yönelik politikaları ile hedef alınması tesadüf değildir. Tam da iktidarın Kürt kadın, kültür düşmanı, halk düşmanı politikaları ile bağlantılıdır. Hiç bir katil bunları tek başına yapamaz bunlar organize suçlardır. Bir an önce katiller ve arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılmalıdır.

Bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik

Bir önemli katliam davası da karara bağlandı. Partimizin İzmir İl Örgütüne yönelik gerçekleştirilen saldırıda katledilen Deniz Poyraz arkadaşımızın dava duruşması görüldü. Bu duruşma şunu gösterdi. Orada bir yargılama gerçekleşmedi. Dava süresince bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik. Delillerin karartıldığı, araştırılmadığı, katillerin her koşulda korunduğu, mağdurların daha da mağdur edildiği bir yargılama sürecine tanık olduk. Bir yargılama süreci düşünün ki duruşma salonunda katilin çıkardığı provokasyonlar sonucu gaz sıkıldı, müştekilerin ve mağdurların avukatlarının, Eş Genel Başkanımızın salona alınmadığı bir yargılama yapıldı. Bu bir yargılama değil, siyasi bir cinayetin üzerinin örtülmesidir. Bu siyasi bir cinayeti aklama, bir tetikçiyi yargılıyormuş süsü vererek, arkasındaki güçleri korumaktır.

Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez

Bu cinayet HDP’nin il binasında gerçekleşti. Türkiye’nin  önemli kent merkezlerinden biri ve 3’üncü büyük siyasi partisine yönelik gerçekleştirilen bir saldırıdır. Bu katil bunu tek başına organize etmiş olamaz. Herkes katliamın hangi koşullarda gerçekleştiğini, katilin hangi eğitimlerden geçtiğini, hangi poligonlarda atış talimi yaptığını, kimlerle ilişkide olduğunu, arkasındaki karanlık güçleri biliyor. Bu karanlık güçler hesap verinceye kadar bizler mücadelemize devam edeceğiz. Mahkeme olayı basit bir cinayet olarak ele aldı.

Tetikçiye tasarlayarak cinayetten ceza vermesini kabul etmiyoruz. Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez. Bütün bu gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadayken bir yargılama görüntüsü verilerek ceza verildi. Katil tek başına değil, arkasındaki bütün güçlerden mücadele ile hesap soracağız. Yargılama süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan başta avukatlar olmak üzere, yine Kadınlar Birlikte Güçlü İnisiyatifi’ne teşekkür ediyoruz. Kadınların, baroların dayanışma duygusu bizler için önemliydi. Bizleri yalnız bırakmayan, katillerin ortaya çıkması için mücadele eden, bizlerle yan yana, omuz omuza duran her bir arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

2022 yılı AKP-MHP’nin politik tercihleri nedeniyle koyu karanlığa döndü

Değerli basın emekçileri, 2022 yılını artan saldırılarla, derinleşen krizlerle geride bırakıyoruz. Toplumun büyük kesiminin umut ve beklentilerle karşıladığı 2022 yılı, AKP ve MHP iktidarının politik tercihleri nedeniyle ne yazık ki koyu bir karanlığa, kara bir kışa döndü. Bütün toplumsal kesimler iktidarın saldırı politikalarının hedefi haline geldi. 2022’de iyice açığa çıktı ki; iktidarın yönetme biçimine dönüşen tecrit artık ülkeye yayılmış ve sistematikleşmiş durumdadır. Bunun sonucunda cezaevlerinin tamamında ağır hak ihlalleri yaşanmış, cenazeler çıkmış, hasta tutsaklar tedavi edilmemiş, her türlü hak ihlali, infaz yakma, saldırı, işkence ve kötü muamele yaşanmıştır.

Her kesimin sesi ve itirazı savaş ve tecrit politikalarıyla engellendi

Emine Şenşayaşar, Adalet Nöbeti tutan anneler, Cumartesi insanları, tecride karşı alana çıkan Kürtler, demokratik siyaset yürüten bizler her tür engelleme, abluka ve gözaltılara maruz kalırken, aynı tecrit 25 Kasım’da kadınlara, Meclis’e yürümek isteyen emekçilere, zeytinlikler için alana çıkan çiftçilere, eşit yurttaşlık için mücadele eden Alevilere, ‘Barınamıyoruz’ diyen öğrencilere, ‘Doğa talan edilmesin’ diyen ekolojistlere ve hatta 6 yaşındaki çocukların cinsel istismarını protesto etmek isteyenlere de uygulanıyor.

2022’de tecrit ve abluka öyle bir boyuta ulaştı ki sokak bütün hak arama yöntemlerine kapatıldı ve milletvekillerinin sokak ortasında ayağı kırıldı, siyasetçiler engellendi. İktidarın yasakçı politikalarına itiraz eden herkesin ve her kesimin sesi ve itirazı savaş ve tecrit politikalarıyla engellendi. Bütün bunlarla ekonomiyi çökerttiler, demokrasiyi rafa kaldırdılar, hukuksuzluğu yol haline getirdiler; Durum ortada, TÜİK’in şaibeli resmi verilerine göre, bugün enflasyon yüzde 85 civarında, işsizlik almış başını gidiyor, cari açık, bütçe açığı artıyor. İnsanlar evlerine ekmek götüremez hale getirildi. Neden mi? İktidarın savaş ve tecrit politikaları yüzünden.

Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz

Kuşkusuz 2022’de iktidarın düşmanlıklarını, demokratik siyasete tahammülsüzlüğünü anlatmaya günler yetmez. Yılın son birkaç gününde yaşanılanlar bile 2022 özetini açığa çıkarıyor. Yine de yıl boyunca mücadelemizi bütün engellemelere ve saldırılara rağmen sürdürdük. İttifaklarımızı geliştirdik, yeni mücadele yolları açtık. Emek ve Özgürlük İttifakıyla da halklara umut olduk. Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz. İçeride dışarıda nerede olursak olalım sessiz kalmayacağını kanıtlamış bir partidir HDP. İşte bize öfkelerinin nedeni budur, bize saldırılarının altında bu yatıyor. Ama unutulmasın ki; Demokrasi, özgürlük ve eşitlik hepimiz için gereklidir. Bir kesime yönelik hukuksuzluk gelişirken, diğer kesimlerin hukuk içinde olması mümkün değildir ve 2022 yılı bunu açık bir şekilde göstermiştir. HDP her koşulda mücadele etmeye yeni yılda da halklara umut olmaya devam edecektir.

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi, işte 2023 yılını böyle karşılıyoruz

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi. İşte 2023 yılını böyle karşılıyoruz. 2023 ülke tarihinin en kritik seçimlerinden birinin yapılacağı bir yıl olacak. Seçimlere olağanüstü koşullarda gireceğimizin farkındayız. Partimizin tarihsel mücadele geleneği ve büyük birikimi bu kritik süreci de başarıyla atlatacağımızın en büyük kanıtıdır. Buna bağlı olarak seçim çalışmaları kapsamında hem merkezi hem de yerel düzeyde hazırlıklarımızı başlatarak merkezi ve yerel koordinasyonlarımızı büyük oranda oluşturduk.

Seçimde mevcut iktidara kaybettirmek, parlamentoda en üst düzeyde temsil gücüne ulaşmak ve ülkenin demokratik geleceğini demokratik ittifaklar temelinde inşa etmek en temel stratejimizdir. Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere toplumun bütün demokratik muhalefetini kapsayacak daha geniş bir demokrasi ittifakını kurmak, en temel hedeflerimizden biridir. Seçimlerde ülkeyi savaşa, baskıya, eşitsizliğe, cinsiyetçiliğe ve faşizme mahkûm edenlere, büyük kaybettireceğimiz ve büyük kazanacağımıza dair inancımız da tamdır!

Demokratik Cumhuriyet Konferansımız geleceğe ışık tutacak

4-5 Şubat 2023 tarihlerinde İstanbul’da gazeteci, aydın, yazar, akademisyen, siyasetçilerin bir araya geleceği Demokratik Cumhuriyet Konferansı düzenleyeceğiz. Amacımız emek, demokrasi ve özgürlük güçleri olarak nasıl bir Cumhuriyet rejiminde yaşamak istediğimizi tartışmaya açmak, taleplerimizi gerçekleştirme imkânlarını birlikte konuşmak ve değerlendirmektir.

Yeni yılda mücadeleyi her alanda yükselteceğiz

Yılın son günlerinde de Adana ve Batman’da “Savaşa, Tecride ve Yoksulluğa Hayır” mitingleri düzenledik. Yeni yılda da tecrit karşıtı mücadelemize devam edeceğiz. Mart ayında tarihin en görkemli kutlamaları elbette bizi bekliyor. 8 Mart ve Newroz alanlarını taleplerimizin, direnişimizin, umudun ve zaferin görkemiyle mutlaka dolduracağız.

Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz

2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Bir taraftan seçim hazırlık çalışmalarımız devam ederken, bir taraftan ülkenin önemli gündemlerine dair eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir. Tüm bu çalışmalara paralel olarak, demokratik ittifak çalışmalarımız merkezi ve yerel düzeyde devam etmekte ve örgütsel ağımızı genişletme çalışmaları son hızıyla devam edecektir. Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle Kadın ve Gençlik Meclislerimiz aynı kapsamda çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yeni yılda da HDP umut olmaya, özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum. “

Paylaşın

Fincancı’nın Tutukluluğuna Devam Kararı: Bir Sonraki Duruşma 11 Ocak’ta

TTB Başkanı Fincancı’nın yargılandığı davanın ikinci duruşması 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Avukatların reddi hakim talebi reddedilirken, Fincancı’nın tutukluluğuna devam kararı verildi. Fincancı’nın davası 11 Ocak 2023’e ertelendi.

Haber Merkezi / Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “Terör örgütü propangandası yapma” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul Adalet Sarayı 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Avukatların reddi hakim talebi reddedildi. Şebnem Korur Fincancı’nın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 11 Ocak’a erteledi. Duruşma sonunda, duruşmayı izlemeye gelenler ‘Şebnem Hoca yalnız değildir’, ‘Hak hukuk adalet’ sloganları atarak ve alkışlarla adliyeden ayrıldı.

Duruşmayı, yurtdışından gelen heyet, EMEP, TİP, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, TMMOB ve DİSK, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri, Serpil Kemalbay, Oya Ersoy, Hüda Kaya, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker ile farklı STK temsilcileri izledi.

“Savcılık üst sınırdan cezalandırılmasını istedi”

Yoğun kalabalığa rağmen küçük salonda görülen duruşmada bugün karar çıkması bekleniyordu. Duruşma, savcılığın Fincancı’nın “Terör örgütü propagandası yapma” suçunu işlediği gerekçesiyle üst sınırdan cezalandırılmasını istediği mütalaayı tekrarlamasıyla başladı.

Üç avukat sınırıyla görülen duruşmada savunmasını yapan Fincancı, sözlerine “Yaşananların sizin üzerinizdeki etkisini bilemiyorum. Ancak süreç, inanılmaz bir algı ile yürütülüyor. Benim için vatandaşlıktan çıkarılsın deniyor. Kimi kimin vatanından çıkarıyorlar?” diyerek başladı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın bakanlık faaliyetlerini içeren değerlendirme toplantısında yaptığı açıklamaya değinen Fincancı, “Bu hafta sonu Milli Savunma Bakanlığı ‘Kimyasal silah iftirasında bulunanları milletimiz asla affetmeyecektir’ dedi. Şimdi bu talimat değil de nedir? Siyasi otorite tamamen algılarla hareket etmektedir” ifadelerini kullandı.

“Terörist isem hangi örgüttenim?”

“Ben terörist isem hangi örgütten terörist olduğumu çok merak ediyorum. TTB mi? İşkenceye karşı komisyonlar mı? Ya da Filipinler’deki insan hakları örgütleri mi?” diyen Fincancı,  “TTB’den kurtulmayı istiyorlar benden hayli hayli kurtulmak istiyorlar. İdam cezası getirilirse ancak o zaman. Karşı olduğumuz bir eylemi gerçekleştirirseniz kurtulmuş olursunuz” dedi.

Avukat Meriç Eyüboğlu, usuli taleplerinin bile gerekçesiz reddedildiğini belirterek, mahkemenin objektifliğini kaybettiğini söyledi. Eyüboğlu, heyetin dosyadan el çekmesi gerektiğini belirterek, reddi hakim talebinde bulundu.

Ret nedeniyle duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, talebin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddi hakim talebini kabul etmedi.

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti: Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Fincancı açıklamalarının ardından Yeni Şafak gazetesi, “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’dan ihanet dolu sözler: PKK kanalında TSK’ya iftira attı” şeklinde bir haber yayınladı. Sabah gazetesi de “Emekli komutanlar PKK’nın ‘Kimyasal Silah’ iftirasına ateş püskürdü: Şebnem Korur Fincancı hukuk önünde hesap versin!” haberinde emekli generallerin açıklamalarına yer verdi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ağır eleştirileri

TTB Başkanı Korur Fincancı, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında kimyasal silah kullandığına dair iddialar olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Tabipleri Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız” açıklamasında bulunmuş; Salı günü meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli de, TTB’nin kapatılmasını ve Şebnem Korur Fincancı’nın vatandaşlıktan çıkarılmasını talep etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlattığını açıkladı: 20.10.2022 tarihinde PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve 5237 yılı Türk Ceza Kanununun 301/2. maddesi kapsamında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçlarından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır.

Fincancı, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.

Paylaşın

Brezilyalı Efsane Futbolcu Pele, Hayatını Kaybetti

Uzun süredir kolon kanseriyle mücadele eden Brezilyalı efsane futbolcu Pele (Edson Arantes do Nascimento), Sao Paulo’da tedavi gördüğü Albert Einstein Hastanesinde hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / 1958, 1962 ve 1970’te Dünya Kupası’nı kazanan Brezilya Milli Takımı’nın en önemli isimlerinden olan Pele, Maradona ile birlikte dünyanın en iyi futbolcuları arasında gösteriliyordu.

Pele, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Sahip olduğumuz her şey senin sayende. Seni sonsuza kadar seveceğiz. Huzur içinde yat.” ifadesini kullandı.

Pele Kimdir?

Pele, Brezilya’nın Tres Coraçoes şehrinde Dondinho isimli kendisi gibi futbolcu olan bir babanın ve Celeste Arantes isimli bir annenin oğlu olarak 23 Ekim 1940’ta dünyaya geldi.

İki çocuklu yoksul bir ailenin büyük çocuğu olan Brezilyalı efsanevi futbolcuya, okul arkadaşları tarafından o dönem örnek aldığı Vasco da Gamalı oyuncu Bile’ye istinaden “Pele” takma adı verildi.

Küçük yaşlarda kafelerde garson olarak çalışan, belli yaşa kadar bir futbol topu dahi bulunmayan Pele, yeşil sahalara ilk adımını, Bauru Athletic Club ile attı ve Sao Paulo Gençler Eyalet Şampiyonası’nda 1954-1956 yıllarında üst üste 3 kez şampiyonluk yaşadı.

Genç takımdaki antrenörü Waldemar de Brito tarafından Santos Kulübüne denenmeye götürülen Pele’nin başarılarla dolu kariyeri, 1956’da burada ilk profesyonel sözleşmesini imzalayarak başladı.

Santos’taki ilk yılında henüz 16 yaşındayken gol krallığı yaşayan Pele; Real Madrid, Juventus ve Manchester United’ın transfer tekliflerine rağmen kendisini “milli hazine” olarak nitelendiren Brezilya hükümetinin transferine izin vermemesi nedeniyle takımından ayrılmadı.

Pele, takımıyla geçirdiği 19 yıl boyunca 10 eyalet ve 6 lig şampiyonluğu, ikişer Libertadores Kupası ve Kıtalar Arası Kupa kazandı.

Pele, genç yaşından itibaren forma giymeye başladığı Brezilya Milli Takımı’na altın çağını yaşattı.

İlk maçına 1957’de Maracana Stadı’nda Arjantin karşısında 16 yaş 9 aylıkken çıkan genç Pele, 2-1 kaybettikleri mücadelede takımının tek golüne imza atarak o dönem milli takımlar düzeyinde en genç yaşta gol atan futbolcu oldu.

İsveç 1958, Şili 1962 ve Meksika 1970’teki dünya kupalarında “Sambacılar” ile 3 kez şampiyonluk yaşayan Pele, organizasyonda 3 kupa kaldıran tek oyuncu konumunda.

Brezilya Milli Takımı ile 1957-1971 yıllarında 92 kez sahaya çıkan “Siyah İnci” lakaplı Pele, 77 gole imza attı.

Pele, Santos’tan ayrıldıktan sonra futbol kariyerine yine Amerika kıtasında devam etti.

ABD ligi ekiplerinden New York Cosmos’ta 1975-1977 yıllarında mücadele eden Brezilyalı efsanevi oyuncu, son senesinde lig şampiyonluğu yaşadı.

Futbol yaşamının ardından ülkesinde spor bakanlığı, FIFA ve Santos’un futbol elçiliğini yapan Pele, New York Cosmos’un onursal başkanlığı, Birleşmiş Milletler ve UNESCO’nun iyi niyet elçiliği gibi görevler üstlendi.

Pele, Brezilya liginde 3, eyalet liginde 11, Libertadores Kupası ve Copa America’da birer kez gol krallığı yaşadı.

Dünya Kupası Rüya Takımı’nda yer alan Pele, 1952 FIFA Dünya Kupası’nda “en iyi genç oyuncu”, 1958 FIFA Dünya Kupası’nda “gümüş top” ödülleri kazandı, 2013’te ise FIFA Altın Top Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Ayrıca Pele’ye FIFA, Uluslararası Olimpiyat Komitesi, UNICEF ve TIME dergisi tarafından yüzyılın futbolcusu ve atleti unvanları verildi.

“Siyah İnci”, “Futbolun Kralı”, “Kral Pele” gibi lakaplar takılan efsane futbolcu, bin gol barajını aşan oyunculardan biri oldu. Pele, 1363 maçlık kariyerine 1279 gol sığdırarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Paylaşın

SP Lideri Temel Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Çıkışı

Partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaroğlu, “Altılı Masa sırf bu sistemi değiştirmek isteyen altı parti tarafından kurulan bir masadır. Biz, tek adam rejiminin ülkemize fayda sağlamadığını gördük. Yeniden, biraz daha tedbir alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldık. Bu kararda da inşallah bütün çabalara rağmen birlikteliğimizi devam ettireceğiz. Ben buna inanıyorum, böyle de görüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı medya grupları, özellikle de iktidar yanlısı; ‘Bu masanın işi bitti, artık bunlar birlikte yürüyemezler’. Nereden çıkardın? Sen, bunun için belki yatıp kalkıp dua edebilirsin. Dua etmeyi bile beceremezsin sen. Yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse neye yarar?”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla ifade edebilecek, bir sıkıntı olduğu zaman ister devletle ister kendi aralarında mahkemelere gidildiğinde hakkını alacağından emin olacak. Bu şartları oluşturacağız mutlaka. Ekonomide israf, yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak. Ekonomi, üretim bazlı bir modele dönüşecek.

Devlet de bütün kaynaklarını bu yolda yatırım yapmak isteyen müteşebbislere tahsis edecek ve biz bir bütün olarak Edirne’den Kars’a, Ardahan’a kadar; Iğdır’dan, Hakkari’den Antalya’ya, Muğla’ya kadar üretime dönük yatırımlarla bu ülkeyi kalkındırmayı bir görev addediyoruz. Dışarıdan bakıldığında ‘bunlar uzlaşamazlar’ zannediliyordu ama biz uzlaştık. Asgari müştereklerimizi belirledik. Türkiye’yi, bu sistemi değiştirecek ve bu sistem değişene kadar da uygulanacak politikaları belirleyen çalışmalar yaptık. Son çalışmamızı da inşallah önümüzdeki toplantıyı müteakiben kamuoyuyla paylaşacağız.”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İktidarın yola çıkarken kullandığı ifade çok önemli: ‘Biz, Milli Görüş gömleğini çıkarttık.’ dediler. Basit bir ifade! Sanki basit bir giysiden ibaretmiş gibi. Ama ne giydiğini de çok açık bir şekilde ortaya koydu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı, Beyaz Saray’a gidemiyor; ama o gün daha yasaklıyken bile poz verdi Beyaz Saray’da! Arkasından da çıkarılan Milli Görüş gömleğinin yerine kendisine ‘Cesaret Madalyası’ verilerek, bir yeni gömlek giydirdiler, Siyonist yapı tarafından giydirildi bu gömlek!

“İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar”

Bu iktidarın ister erken, isterse zamanında yapılsın, 2023 seçimlerinde bir daha kazanma şansı yok! Ama eğer seçmen kütükleriyle oynar, sandıklara müdahale edecek kadar aşağılara düşerseniz; ülkeyi nereye götürürsünüz bilemem ama ben artık bu ülkede yaşayanların yüzde 70’inin Ak Parti’den ümidini kestiğini görüyorum.
Şimdi mesela asgari ücret tespiti için aylarca konuşuluyor, kaç kere toplantı yapıldı. En sonunda yine açlık sınırında bir rakamı, asgari ücret olarak belirlediler. Evet az bir rakam değil; ama emin olun birkaç ay içerisinde göreceksiniz yine bu asgari ücret açlık sınırının dahi altında kalacak, ihtiyaç patlayıp gidecek! Neden? Çünkü sistem bozuk! Çünkü almaları icap eden tedbirleri almıyorlar. İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar. Siz bu anlayışla ekonomide etkili bir politika ortaya koyamazsınız ki.

AB üyesi olabilmek için Kıbrıs’ı, bundan 15 yıl önce tümden vermeye razı olmuşlardı. Annan Planı’nı biz, Allah rahmet eylesin, Oya Akgönenç Hanım’ı göndererek, buna evet demeyin dedik, anlatamadık. İktidar da gitti, ‘evet’ deyin diye çaba gösterdi. İşin garip tarafı evet diyenler Kıbrıs tarafında fazla oldu. Biz buna rıza gösteremeyiz. Ege! Bir zamanlar Yunanlar Ege’de hak iddia ettiler, Kardak adalarına bile asker çıkardılar. Sonra Tansu Çiller Hanım, ‘biz buna izin vermeyiz’ dedi. Şimdi ne diyor yine bu iktidar? ‘Biz buraya yerleşmenize izin vermeyiz.’ Aldılar ya, yerleştiler! Hangi kafayla siz böyle diyorsunuz, adamlar yerleşti ya! Onları oradan çıkarmak istiyorsanız, savaşmak mecburiyetindesiniz, lafla olmaz bu işler! Ege’yi bütünüyle Yunanistan’a terk ettiler, Allah’tan korkmak icap eder!

Maalesef en büyük hazinemiz olan gençliğimiz de bir ümitsizlik havasına girdi. Tarım ve hayvancılık da can çekişiyor. Doğayı tahrip ettik, ümit neye kaldı? Gaza! Şimdi gaza geliyoruz. Öyle bir havaya girdik ki, ooo birden bire, tam seçime 6 ay kala Karadeniz’de bulduğumuz gaz, milyarlarca dolara tekabül ediyor. 30 yıl bize yetecek, 1 trilyon dolarlık gaz rezervi bulmuşuz! Peki bundan önce bulduklarımız? Doğu Akdeniz’de, Ege’de, birçok yerde biz gaz ve petrol bulmuştuk, ne oldu onlara? Tarihe karıştı! Şimdi yeni gaz… Bizim de milletimize söyleyeceğimiz şey; arkadaş sakın ola gaza gelmeyin!

Allah nasip ederse, önümüzdeki yıl Sayın Erdoğan’ın iktidarda kalabilmek için göstereceği tüm çabalara rağmen, inşallah bir yönetim değişikliği olacak. Anketler şuymuş, buymuş dese de; şunu bilin ki insanımızın büyük bir kısmı artık iktidardan ümidini kesmiş durumda. Bu iktidar problemleri çözemiyor, çözemedi, özellikle son 5-6 yıldır, hatta 10 sene diyebiliriz, pusulasını bütünüyle kaybetti. İşte 6’lı masa bu gidişatı durdurmak ve sırf bu sistemi değiştirmek isteyen partiler tarafından kurulan bir masa.

“Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak”

Biz, tek adam rejiminin ülkemize bir fayda sağlamadığını gördük ve yeniden tedbirleri alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldık. Ve tüm çabalara rağmen bu kararı, bu birlikteliğimizi devam ettireceğiz, ben buna inanıyorum. Özellikle iktidar yanlısı medya gruplarına bakarsanız; ‘oooo, masa bitti, bunlar birlikte yürüyemezler.’ Nereden çıkardınız?

Siz bunun için yatıp-kalkıp dua edebilirsiniz, gerçi siz dua etmeyi de beceremezsiniz, yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse ne olacak? Şu bilinsin ki, inşallah önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar tamamen değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla söyleyecek, bir sıkıntı olduğu zaman, ister devletle, ister kendi aralarında, mahkemeye gittiği zaman hakkını alacağından emin olacak! Bu şartları oluşturacağız mutlaka! Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 14 Aralık’ta Siyasi Cinayet İşlendi

İmamoğlu’na verilen hapis ve siyasi yasak kararı hakkında değerlendirmede bulunan Akşener, “Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur?” dedi ve ekledi:

“Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine… Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak.”

Akşener, devamında ise, “Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin ardından Karar gazetesi yazarı Elif Çakır’a da değerlendirmede bulundu.

İYİ Parti lideri, İmamoğlu’na verilen cezanın ardından Saraçhane’deki mitinge gitmesiyle ilgili olarak şunları kaydetti:

“Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur? Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine…

Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak. Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.”

Akşener, görüşmede cumhurbaşkanı adayı konusunun gündeme gelip gelmediği konusunda şunları söyledi:

“Hayır. Aday meselesi iki liderin konuşacağı bir mesele değil, aday meselesini görüşmek, konuşmak etik de olmazdı, onu Altılı Masada konuşacağız, birlikte karar vereceğiz. Dediğim gibi sadece Saraçhane meselesini konuştuk. Bir de bir yıldır Altılı Masa olarak toplanıyoruz, ne yaptık, ne ettik, ne aşama kaydettik, ne yapmamız gerekiyor, bunların üzerinde konuştuk.”

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 100 Kişi İdam Cezasıyla Karşı Karşıya

Norveç merkezli Iran Human Rights (IHRNGO), ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara destek veren çok sayıda kişinin idam tehdidi altında olduğunu bildirdi.

Haber Merkezi / IHRNGO, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamasında, protestolarda bu güne kadar 476 kişinin hayatını kaybettiğini, hayatını kaybedenlerden 64’ünün çocuk, 34’ünün kadın olduğu belirtti.

Açıklamada, “Ayrıca, en az 100 protestocu şu anda infaz, ölüm cezası veya hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya” dendi. Açıklamada, çoğu ailenin sessiz kalması için baskı altına alındığı, gerçek sayının çok daha yüksek olduğuna inanıldığı ifade edildi.

Verilere göre Sistan ve Belucistan eyaletinde 130, Batı Azerbaycan eyaletinde 53, Kürdistan eyaletinde 53, Tahran’da 52, Mazandaran eyaletinde 38, Gilan eyaletinde 26, Kirmanşah’ta 25, Alborz’da 23, İsfahan’da 14, Fars’ta 11, Zencan, Lorestan, Markazi, Kazvin, Hamevdan’da toplam 15 kişi hayatını kaybetti.

Öte yandan İran İnsan Hakları Eylemcileri Haber Ajansı’na (HRANA) göre protestolar sırasında 69’u çocuk olmak üzere en az 500 kişi öldürüldü. Ayrıca, iki gösterici idam edilirken 26 kişi daha idam edilmeyi bekliyor. Gözaltına alınan çok sayıda kişinin de farklı işkencelere maruz kaldığı aktarılıyor.

İran’da 2017, 2018 ve 2019’da da uzun soluklu protestolar düzenlenmesine rağmen son eylemlerin toplumun bütün kesimlerinden insanları içermesi ve protestolara kadınların öncülük etmesiyle ayrıştığı belirtiliyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Yoğun Hava Saldırısı

16 Aralık’tan bu yana Ukrayna’ya yönelik en ağır saldırıyı gerçekleştiren Rusya, 120’den fazla füze ile ülkenin farklı bölgelerini hedef aldı. Rusya’nın yoğun hava saldırısı, Moskova’nın dün Kiev’in barış planını kabul etmeyeceği açıklamasının ardından geldi.

Haber Merkezi / Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Oleksiy Arestovych, Rusya’nın perşembe sabahı ülkesine yönelik büyük bir hava saldırısı başlattığını ve belirli aralıklarla 100‘den fazla füze attığını duyurdu.

Facebook hesabından açıklama yapan Arestovych, “Rusya tarafından Uknayna topraklarına bu sabah büyük bir hava saldırı başlatıldı. Belirli aralıklarla 100’den fazla füze atıldı.” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin danışmanı Mihaylo Podolyak Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, “düşmanın kritik alt yapıya zarar vermeyi ve sivilleri toplu halde öldürmeyi hedeflediğini” belirtti.

Ukrayna Hava Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada da, Rusya’nın “kamikaze” olarak adlandırılan insansız hava araçları (İHA) ile gece boyunca düzenlediği saldırıların ardından ülkenin farklı bölgelerine havadan ve denizden fırlatılan seyir füzeleri ile taarruzu sürdürdüğü belirtildi.

Başkent Kiev’in yanı sıra ülkenin kuzeydoğusundaki Harkiv, batısındaki Lviv ve Karadeniz kıyısındaki Odessa’da patlamaların olduğu, ülke genelinde sirenlerin çaldığı bildirildi.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, Kiev’de saldırılar sonrasında kentteki tüketicilerin yüzde 40’ının elektriklerinin kesildiğini bildirdi. Kliçko, füze saldırıları nedeniyle aralarında 14 yaşında bir kızın da bulunduğu üç kişinin yaralandığını belirtti.

Kiev’deki askeri yetkililer ise iki binanın isabet aldığını, kentin güneybatısında da bir sanayi tesisi ile çocuk parkının hasar gördüğünü aktardı.

Harkiv Belediye Başkanı Ihor Tereçov, saldırıların ardından nerelerin vurulduğunu ve ölen ya da yaralanan olup olmadığını incelediklerini açıkladı.

Aralık ayının ortasından bu yana en ağır saldırı

Lviv Belediye Başkanı Andriy Sadovyi Telegram hesabından kentin yüzde 90’ına elektrik verilemediğini duyurdu.

Rusya’nın bugün fırlattığı füzeler, 16 Aralık’tan bu yana Ukrayna’ya yönelik en ağır saldırı oldu. Ukrayna, Aralık ayı ortasında da Karadeniz’deki savaş gemilerinden ve havadan yoğun bombardımana hedef olmuştu.

Bugünkü saldırı Ekim ayından bu yana Rusya’nın düzenlediği 10’uncu yoğun saldırı oldu. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, günlerdir yeni saldırılar olabileceği konusunda uyarıda bulunuyordu.

Rus ordusu, geçen haftalarda Ukrayna’nın enerji tesislerini hedef alan saldırılar düzenlemişti. Ukrayna hava savunmasına rağmen, saldırılar enerji alt yapısına ağır hasar verdi. Batı, Rusya’yı kış ve soğuğu silah olarak kullanmakla suçluyor.

Rusya, barış planını Ukrayna’nın, Moskova’nın 4 bölgeyi ilhakını kabul etmemesi halinde tartışmayacağı tehdidinde bulunmuştu.

Rusya, gerçekleştirdiği hava saldırılarının sivil hedeflere yönelik olmadığını iddia ederken, Ukrayna bu saldırıların kentlerini ve alt yapısını imha ettiğini dile getiriyor.

Ukrayna’nın son dönemde geri aldığı Herson kenti, Rusya’nın sürekli ağır bombardımanına hedef olan kentler arasında yer alıyor.

Zelenskiy: 1800’den fazla yerleşim yerinde kontrolü sağladık

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, dün parlamentoya hitaben yaptığı konuşmasında, Rus güçlerince ele geçirilen 1800’den fazla yerleşim yerinde tekrar kontrolü sağladıklarını duyurdu.

Rusya’nın, Ukrayna’da savaş başlatmakla sadece ülkesini değil, Batı ülkelerini de tehdit ettiği yorumunda bulunan Zelenskiy, “Artık Batı’da hiç kimse Rusya’dan korkmuyor ve korkmayacak.” diye konuştu.

Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya’ya karşı bugün Ukrayna’ya silah desteği yaptığını belirten Zelenskiy, “Tarihte ilk kez, Avrupa Birliği bu tür büyük ölçekli saldırılara karşı savunma yardımı yapıyor.” şeklinde konuştu.

Zelenskiy, AB’nin ülkesine bu yıl “aday ülke” statüsünü verdiğini hatırlatarak, “Ukrayna bu statüyü çoktan hak etti.” dedi.

Ülkesinin bir AB üyesi olması gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, “Ukrayna’nın AB üyeliği konusunda müzakerelere başlamanın zamanı geldi.” ifadesini kullandı.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bugüne kadar Rus tarafıyla yapılan esir takası sonucu 1456 Ukraynalı askerin serbest kaldığını ifade eden Zelenskiy, “Toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmemiz gerektiği gibi, toplumsal bütünlüğü de yeniden sağlamalıyız.” dedi.

Paylaşın