Kars: Taşköprü Urartu Yazıtı

Taşköprü Urartu Yazıtı; Kars’ın Arpaçay İlçesi, Taşköprü Köyü sınırları içinde yer alır. 

Urartu kralı Sarduri ( M.Ö.767-735) tarafından bu bölgeye yapılan bir askeri sefer sonrası çivi yazısı ile yazdırılan Taş köprü yazıtının tercümesi şu şekildedir.

“Tanrı Haldi’nin büyüklüğüyle Argiştoğlu Sarduri derki; Terk edilmiş (?) Uhime ülkesini ele geçirdiğim zaman, o seferin dönüşünde, Magaltu şehrini (de) ele geçirdim. Erkek ve kadınları Bianili ülkesine sürgün ettim.

Paylaşın

Kars: Yazılıkaya Resimleri

Yazılıkaya Resimleri; Kars’ın Kağızman İlçesi, Çamuşlu Köyü civarlarında Aladağ’ın doğu yamaçlarında bulunmaktadır.

Üst Paleotik çağlardan kalmıştır. Bu civarda tombul tepe ve Kurbanağa mağaralarında bulunan taş araçlar, ocak yerleri ve şölen tipi el baltaları ise M.Ö. 10.000 yılında tekabül eden alt paleolitik dönemden kalmıştır.

Kurbanağa mağarasında ayrıca, tunç çağına ait çanak-çömlek ve kement file gibi avlanma araçlarını gösteren duvar resimleri bulunmaktadır. Yazılıkaya, Bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde, biri büyük, diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır.

Büyük pano yerden 4 m. yüksekten olup, 14 m. uzunlukta ve yaklaşık 4 m. genişliktedir. Küçük pano ise aynı duvarın doğu uzantısı üzerinde yer almaktadır. Yazılıkaya panolarında insan ve hayvan figürleri bulunmaktadır.

Bu hayvanlar geçi, geyik ve eşeklerden oluşmaktadır. İkinci panonun üzerinde kale benzeri araçlarla oynandığı saptanmıştır. Daha genç dönemlerde yaptığı sanılan bu çizgi üzerinde küçük opsitdiyen kalemler kullanıldığı sanılmaktadır.

Paylaşın

Konya: Etnoğrafya Müzesi

Etnoğrafya Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Sahibiata Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 

İlkin eğitim amaçlı olarak inşa edilen bina 1975 yılında Etnografya Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Üç katlı binanın bodrum katında fotoğrafhane, arşiv, ayniyat ve etütlük eser depoları, kaloriferhane ile halen çalışmaları devam etmekte olan 1998 yılı içerisinde açılması planlanan halı-kilim seksiyonu bulunmaktadır.

Zemin katta teşhir salonu ve Dr. Mehmet Önder Konferans Salonu; birinci katta bürolar, idari hizmet servisleri, kütüphane ve eser depoları bulunmaktadır.

Teşhir salonunda satın alma, hediye ve başka müzelerden devir yolu ile müzeye kazandırılan daha çok Konya ve çevresine ait etnografik eserler sergilenmektedir.

Paylaşın

Konya: Karatay Müzesi

Karatay Müzesi; Konya’nın Selçuklu İlçesi, Ferhuniye Mahallesi, Ankara Caddesi üzerinde yer almaktadır. Rektörlük Binası’nın güney batısında yer alır. 

Karatay Medresesi, Sultan II. İzzeddin Keykavus Devrinde, Emir Celaleddin Karatay tarafından, 649, H. (1251 M.) yılında yaptırılmıştır. Mimarı bilinmemektedir. Osmanlı Devrinde de kullanılan medrese XIX. yüzyılın sonlarında terk edilmiştir.

Medrese Selçuklular Devrinde hadis ve tefsir ilimleri okutulmak üzere “Kapalı Medrese” tipinde Sille taşından inşa edilmiştir. Tek katlıdır. Giriş doğudan gök ve beyaz mermerden yapılmış kapı ile sağlanmaktadır. Kapı Selçuklu Devri taş işçiliğinin şaheser bir örneğidir. Yazı ve desenlerle süslenmiştir.

Kapının üzerinde medresenin yapımı ile ilgili kitabeler yer almaktadır. Kapının diğer yüzeylerine seçme ayet ve hadisler kabartma olarak işlenmiştir. Kapıdan, evvelce kubbe ile örtülü (şimdi üzeri açık) bir avluya, buradan da bir kapı ile medreseye girilir. Medrese salonunun üzeri, merkezinde fener bulunan ve mozaik çinilerle kaplı kubbe ile örtülüdür.

Kubbe kasnağında, duvarların üst kısımlarındaki bordürlerde ve hücre kapıları üzerindeki panoda ayetler yazılıdır. Binanın batı yönünde bulunan beşik tonozlu eyvanın kemerinde besmele ve Ayet-el Kürsi yer almaktadır. Kubbeye geçiş elemanı olan üçgenlerde ise Muhammed, İsa, Musa ve Davud peygamberlerin isimleri ile dört halifenin (Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali)’nin isimlerine yer verilmiştir.

Eyvanın solundaki kubbeli hücre Celaleddin Karatay’ın türbesidir. Medrese duvarlarındaki mozaik çinilerin büyük bir kısmı dökülmüştür. Çinilerde kullanılan renkler, turkuvaz (firuze), lacivert ve siyahtır. Anadolu Selçuklu Devri çini işçiliğinde önemli yeri bulunan Karatay Medresesi 1955 yılında “Çini Eserler Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır.

Sergilenen eserler Anadolu, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine aittir. Celaleddin Karatay Türbesi’nin bulunduğu hücrede ve güneydeki öğrenci hücrelerinde Kubad-Abad Sarayı çinileri alçı süsleri, çini tabaklar, kandiller ve sırsız seramikler sergilenmektedir.

Kubad-Abad Sarayı çinileri haç, yarım haç, sekiz köşeli yıldız ve kare şeklinde olup, lüster ve sıraltı tekniği ile yapılmıştır. I.Alaeddin Keykubat’ın emri ile yaptırılan Kubad-Abad Sarayı İbrahim Hakkı Konyalı ve Prof. Dr. Osman Turan’ın Beyşehir civarında olması gerektiğini işaret etmelerinden sonra 1949 yılında Konya Müze Müdürü Zeki Oral tarafından bulunmuştur.

1952’de Zeki Oral’ın, 1965-1966’da Katharina Ottodorn’un ve 1967’de Mehmet Önder’in sondaj ve kazı çalışmaları ardından uzun süre kendi kaderine terk edilen Kubad-Abad 1980 yılından itibaren Prof. Dr. Rüçhan Arık tarafından yeniden ele alınarak sistemli kazılara başlanmıştır.

Eyvanda Selçuklu Dönemine ait çini kalıntıları, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait seramikler teşhir edilmektedir. Kubbeli salonda Selçuklu Dönemine ait cam tabak, çini parçaları, Beyşehir Eşrefoğlu Camii’ne ait tavan göbekleri ve Osmanlı Dönemine ait seramikler bulunmaktadır.

Paylaşın

Konya: Mevlana Türbesi

Mevlana Türbesi; Konya’nın Karatay İlçesi, Aziziye Mahallesi, Mevlana Caddesi üzerinde yer almaktadır.Dört fil ayağı sütun üzerine bir Selçuklu şaheseridir.

Kubbeyi hadranın dıştan 16 dilimli bir külahı vardır. Külahla silindir gövdenin birleştiği yerde Ayet-el Kürsi yazılıdır. Kubbe muhtelif motifler süs ve kufi ayetlerle bezenmiştir. Kubbenin altında Mevlâna ve Sultan Veled yatmaktadır.

Mezar üzerinde en son II. Abülhamit ‘in hediye ettiği altın sim işli bir puşide örtülüdür. Kubbenin doğusunda Sultan – Ul- Ulema’nın kabri bulunmaktadır. Selçuklu ağaç işlemeciliğinin bir şaheseri olan sandukası yüksekçedir.

Arka cephesi görülmediğinden ayakta imiş hissini verir. Bu sanduka Mevlâna için yapılmış, bilahare babasının üzerine kaldırılmıştır.

Mevlana Celaleddin Rumi Kimdir?

Mevlana Celaleddin Rumi, 1207 yılında Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuş bir sufi ve din bilginidir. Anadolu’nun ünlü evliyalarından sayılan ve hoşgorü felsefesiyle tanınan Mevlana Celaleedin Konya’da yaşamıştır.

Lakabı olan Mevlana “efendimiz” anlamına gelir, ismindeki “Rumi” ise Anadolu’da yaşayan kişi demektir. Şemsi Tebriz’i ile olan manevi dostluğuyla da tanınmaktadır.

Dönemin İslam kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yapan ve Sultan-ül Ulema (Bilginler Sultanı) lakabıyla anılan Bahaeddin Veled’in oğludur. Mevlânâ, babası Bahaeddin Veled’in ölümünden bir yıl sonra, 1232 yılında Konya’ya gelen Seyyid Burhaneddin’in manevi terbiyesi altına girmiş ve dokuz yıl O’na hizmet etmiştir.
Mevlana, 17 Aralık 1273’te ölmüştür.

Mevlânâ’nın 800.doğum yılı olan 2007 UNESCO tarafından dünya Mevlânâ yılı ilan edilmiştir. Bu karar Mozart yılı olan 2006’nın mart ayında alınmıştır.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin Eserleri:

  • Mesnevi
  • Büyük Divan “Divan-ı Kebir”
  • Fihi Ma-Fih “Ne varsa İçindedir”
  • Mecalis-i Seb’a “(Mevlana’nın 7 vaazı)”
  • Mektubat “(Mektuplar)
Paylaşın

Kars: Arpaçay Kütük Ev

2016 yılında yapımına başlanan ve 2017 yılında hizmete açılan Arpaçay Kütük Ev, Kars’ın Arpaçay İlçesi, Çanasu Köyü mevkinde Çıldır Gölü kenarında yer almaktadır.

Betonarme bodrum kat üzerine ahşap loğlardan inşa edilen yapı; bodrum, zemin ve ara kattan oluşmakta kişilik restorantı biri süit olmak üzere 5 adet odası ve yatak kapasitesi ile hizmet veren kütük ev eşsiz göl manzarasının yanı sıra konuklarına Çıldır Gölünde tekne türü yapma imkanı sunuyor.

Ana/ara taşıyıcı duvarları,kolonları laminasyon tekniği ile birleştirilen ahşap makaslardan oluşan kütük  ev ayrıca deprem kuşağında yer almasından dolayı çelik elem irliği normlarına uygun olarak yapılan kütük ev aşağıdaki belgelere ve sertifikalara sahip;

  • PEFC Sertifikası
  • COC Sertifikası
  • CE Belgesi
  • ETA Belgesi
  • SFS Belgesi
  • M1 Emisyon Sınıflandırma Belgesi
Paylaşın

Konya: Sırçalı Mezar Anıtlar Müzesi

Sırçalı Mezar Anıtlar Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Gazialemşah Mahallesi, Sırçalı Medrese Sokak üzerinde yer almaktadır. Alâeddin Cami’nin güney doğusundadır.

Sırçalı Medrese, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde medrese olarak kullanılmıştır. XVII. yüzyılda terk edilmiş olan medresenin talebe odaları yıkılmıştır.

XIX. yüzyılda ise kerpiçle yapılan bu odalarda eğitime devam edilmiştir.Medrese 1954 yılında yeniden onarıma ve korumaya alınarak 1960 yılında Konya Müzesi’ne bağlı “Mezar Anıtları” seksiyonu olarak ziyarete açılmıştır.

1969 yılında Kültür Bakanlığı aslına uygun olarak Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiştir.1988-1990 yılları arasında yeniden restorasyona alınan ve teşhir tanzimi yapılarak yenilenen müzenin bahçesinde toprak altında olan Bizans Devrine ait katakomp da onarılarak ziyarete açılmıştır.

Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi’nde çoğunluğu zaman içerisinde yok olan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi açısından değerli olan Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.

 

Paylaşın

Kars: Dilek Köprüsü

Dilek Köprüsü; Kars’ın Merkez İlçesi, Kaleiçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kars Çayı üzerinde kurulu olan Dilek Köprüsü, Kars’ın Rus egemenliğinde kaldığı dönemde yaptırılmıştır.

Kars; 18 Kasım 1877 den 25 Nisan 1918’e kadar 40 yıl  Rus egemenliğinde kalmıştır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Asar Kalesi (Kedrea)

Asar Kalesi (Kedrea); Afyonkarahisar’ın Bayat İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

İlçe merkezinin 4 kilometre kadar batısında, Köroğlu Dağı eteklerinde doğal yükseltili bir kaya kütlesi olup, üzeri surla çevrelenmiştir.

Sur içinde tonozlu sarnıç, dinsel ve idari yapılara ait temeller bulunmaktadır. Bizans Dönemi’nde “Kedrea” adlı önemli bir yerleşim yeri olmuştur.

Bugünkü Ankara-Afyon yolu olarak da kullanılan doğu-batı yolunu, Bizans Dönemi’nde koruyan, savunan bir güvenlik kentidir.

Paylaşın

Kars: Taş Köprü

Taş Köprü; Kars’ın Merkez İlçesi, Kaleiçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kars çayının dar boğazı üzerinde M.S. 1579 yılında Osmanlı Padişahı III. Murat’ın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Üç tonoz kemerli olarak yaptırılan köprünün tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmış olup daha sonra bir kısmı yıkılan köprüyü Karahanoğlu Hacı Ebübekir 1725 yılında yeniden yaptırmıştır.

Paylaşın