Afyonkarahisar: Altıgöz Köprüsü

Altıgöz Köprüsü; Afyonkarahisar’ın Merkez İlçesi, Çetinkaya Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Akarçay üzerinde yer almaktadır.

Afyonkarahisar’dan Çıkrık-Ambanaz (Beyyazı) üzerinden Han Köy’e, Kumartaş (Erenler) – Sipsin (Çayırbağ) üzerinden Gazlıgöl ve Eskişehir’e giden eski yol üzerindedir. İkisi yuvarlak dördü sivri olmak üzere altı adet kemerli gözü vardır.

Bu nedenle Altıgöz Köprüsü olarak adlandırılmıştır. Moloz taş dolgu üzeri, iri kesme taş kaplamalı, yer yer devşirme taş kullanılmıştır. Dalgakıranların bulunduğu kuzeybatı cephesinin güney duvarı üzerinde devşirme bir yazıt bulunmaktadır.

Eski korkuluk taşları büyük bir olasılıkla bugünkü adı Süğlün Köyü olan antik Prymnessos Şehri’nin tiyatro basamaklarından yapılmıştır. “Kometos Theodosiou’nun eseri” diye yazılı Grekçe yazıt, eğer bir başka yerden devşirilerek getirilmemişse, bugünkü köprünün yerinde, Bizans döneminde yapılmış bir başka köprünün varlığından söz etmek mümkündür.

Köprü üzerinde bulunan yatay dikdörtgen şekilli kitabeye göre, 1209 yılından önce Oğuz oğlu Sabıküddin Ebül Vefa İlyas Bey tarafından yaptırılan köprü, vasiyeti üzerine de oğlu Ebu Hamid Hacı Mehmed bin İlyas tarafından 606 (1237) yılında bugünkü haliyle onartmıştır.

Müstakil olan kitabenin sol tarafında gayet ufak ve karışık sekiz satır daha yazı varsa da okunamamaktadır. Şer-i mahkeme sicilinde Akkoyunlular’a ait olduğu belirtilen köprü, 1072 (1661-62) tarihinde, Abdülgaffar adlı bir kişi tarafından yeniden onartılmıştır.

Son olarak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, 1985 yılında tamir ve restorasyonu yapılmıştır. Akarçay’ın içine düşen ve 1980 yılında müzeye kaldırılmış olan onarım kitabesi tekrar orijinal yerine yerleştirilmiştir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Hayran Veli Sultan Türbesi

Hayran Veli Sultan Türbesi; Afyonkarahisar’ın İhsaniye İlçesi, Kayıhan Kasabası sınırları içerisinde yer almaktadır.

Türbe, Hayran Veli Camii’ne bitişik bir türbedir. Türbe içinde müritlere ait çok sayıda sanduka vardır. Horasan erlerinden bir halk tabibi olup, bir tür cilt hastalığını iyileştirdiği söylenmektedir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Giresunlular Şehitliği

Giresunlular Şehitliği; Afyonkarahisar’ın İscehisar İlçesi, Doğanlar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Giresunluların oluşturduğu 47’nci Alay tarafından ele geçirilen Dedesivrisi (Sivritepe)’nde şehit olan 14 Giresunlu için 1967 yılında Giresunlu Hacı Ahmet Halil Asal tarafından ilk düzenlemesi yapılmış, 1990 yılında ise bugünkü anıt ve mezarların bulunduğu şehitlik haline getirilmiştir.

Paylaşın

Konya: İplikçi Camii

İplikçi Camii; Konya’nın Meram İlçesi, Alaeddin Caddesi üzerinde yer almaktadır. Camii iplikçiler çarşısında bulunduğu için İplikçi Camii adını almıştır.

Geçmişte, bitişiğinde bulunduğu bilinen ve zamanla yıkılarak ortadan kalkmış Altunapa Medresesi’nin 1202 tarihli vakfiyesinde, medresenin mütevellisi tâyin edilen iplikçi Necibüddîn Ayaz ile caminin yakınındaki İplikçiler Çarşısı dolayısıyla, her iki yapı da önce İplikçiler ve sonra da İplikçi adıyla meşhur olmuştur. Caminin kıble duvarına bitişik kubbeli yapının, yıkılan medresenin kubbeli odalardan birine âit olduğu düşünülmüştür.

Kuzey-batı güney-doğu yönünde uzanan dikdörtgen bir oturum alanı üzerine tuğladan inşa edilmiş olan yapı, hâlihazırda, zamanla yükseltilmiş olan cadde ve kaldırım dolayısıyla çukurda kalmıştır.

Caminin kuzey-batı ve güney-doğu cephelerinde basık kemerli birer kapı açıklığı bulunmaktadır; doğu köşesinde yükselen iki şerefeli tuğla minaresi yenidir. Aynı konumda yer alan ilk minarenin, tuğla örgülü bir kaideye oturan ve prizmatik geçişli bir pabuç kısmı üzerinde yükselen silindirik gövdeli bir kütle halinde tasarlandığı anlaşılmakla birlikte, şerefesinin aslî hâli bilinmemektedir.

Kuzey-doğu cephesindeki etrafı tuğla örgülü dikdörtgen bir çerçeve içine alınmış basık kemerli kapı açıklığıyla dahil olunan ibâdet mekânı, tuğla örgülü sivri ve basık yuvarlak kemerlerle birbirlerine ve duvarlara gömülü kontroforlara bağlanan kare ve dikdörtgen planlı ayaklar vasıtasıyla, kıble duvarına paralel üç sahna taksim edilmiş; mihrap aksı üzerindeki sahın daha geniş tutulduğu gibi, sahnı oluşturan üç bölüm de elips formlu birer kubbeyle örtülmüştür. Mihrap önündeki sahın beşik tonozlarla, diğer iki sahın ise çapraz tonozlarla örtülüdür.

Caminin ilk inşaatına âit kitâbesi yoktur; yapının 12. yüzyılın sonları ya da en geç 1201 tarihinde inşa edildiği ve bânîsinin de Tebrizli Ebû’l-Fâzl Abdülcebbâr olduğu ileri sürülmekle birlikte, bazı araştırmacılar, caminin medreseden kısa bir süre sonra ve medresenin de bânîsi olduğu bilinen Selçuklu Atabeyi Şemseddîn Altunapa tarafından inşa ettirildiğini düşünürler.

Caminin kıble duvarındaki şimdiki mermer mihrabının altında ortaya çıkartılan turkuaz ve patlıcan moru sırlı çini mozaik mihrap kalıntısının ilk yapıya âit olduğu anlaşılmaktadır.

Caddeye açılan kapısı üzerindeki dört satırlık kitâbesinden, caminin, Kişçi (Somuncu) olarak tanınan El-hac Ebûbekir bin Mesûd tarafından 1333 yılında yenilendiği anlaşılmaktadır. 1431 tarihinde Turgut oğlu Ebû’l-Fâzl Ahmed Bey tarafından ihya edildiği bilinen yapı, bir yangın sonucunda harap olmuş ve 16.üzyılın sonlarına doğru tüccârdan Hacı Emrullah tarafından tekrar tâmir ettirilmiştir.

Paylaşın

Konya: Kapu Camii

Kapu Camii; Konya’nın Meram İlçesi, Tevfikiye Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Asıl adı ihyaiyye olup eski Konya Kalesinin kapılarından birini çevresinde yer aldığında Kapu Camii adıyla anılır. Cami ilk defa 1658 yılında Mevlevi Dergahı Postnişinlerinden Pir Hüseyin Çelebi tarafından yapılmıştır.

Bir süre sonra yıkılan bu camiyi 1811 yılında Konya Müftüsü Esenlilerlizade seyyid Abdurrahman yenilemiş, 1867 yılında bir yangın cami ile birlikte bu civardaki vakıf dükkanları da yok etmiştir.

Bu yeni inşasına dair 1285 H. (18868 M) tarihli kitabesi taç kapısı üzerinde yer almaktadır. Kapı Cami Konya’da yer alan Osmanlı Dönemine camilerinin en büyüğüdür.

Kuzeyinde 10 mermer sütuna istinat eden yüksek bir son cemaat mahalli ve basık kemerli bir cümle kapısı vardır.

Ayrıca doğu ve batı yönlerinde de birer kapısı bulunmaktadır. Kesme taşlardan inşa edilen camiinin üzeri dıştan çatı, içten büyüklü küçüklü sekiz kubbe ile örtülüdür.

Paylaşın

Konya: Selimiye Camii

Selimiye Camii; Konya’nın Karatay İlçesi, Aziziye Mahallesi, Müze Alanı Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Mevlâna Müzesinin yanında bulunmaktadır. II. Sultan Selim’in Konya Valiliği sırasında 1558 yılında yapımına başlanmış ve 1567 yılında tamamlanmıştır.

Klâsik Osmanlı mimarîsinin Konya’daki en güzel rneklerinden biridir. Plan itibari ile İstanbul’da bulunan Fatih Câmiine benzemektedir.

Merkezî kubbe ile örtülü mekân tek yönden yarım kubbe ile genişletilmiştir. Yedi kubbeli son cemaat mahalli ile iki minaresi bulunan câminin iç mekânı kalem işi ile tezyin edilmiştir.

Paylaşın

Konya: Şemsi Tebrizi Camii

Şemsi Tebrizi Camii; Konya’nın Karatay İlçesi, Şemsitebrizi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Mevlâna Celâleddin Rûmî’nin hayatında en önemli değişim Şems-i Tebrizî ile olan karşılaşması ile başlar. Bu tarihe kadar medrese ve camilerde ders ve vaazlarla meşgul olan Mevlâna, Şems ile buluşmasından sonra değişmiştir.

Tebriz’de dünyaya gelen Şems-i Tebrizi’nin asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şems-i Tebrizi’nin manevi arayışı Hz. Mevlana ile karşılaşması ile son bulmuştur.

Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlana ile üç- üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasını sağlamış, O’nu kamil bir Hak aşığı yapmıştır. Mevlâna dostu Şems’i unutmamış ve yazdığı Divan’ı âdeta ona ithaf etmiştir.

Bu gün Konya’da Şems makamı olarak bilinen ve Mevlana türbesinden önce ziyaret edilen Şemsi-i tebrizi camiinin İlk olarak 13. Yüzyılda yapıldığı ileri sürülmektedir. Bugünkü yapı ise 1510 yılında Abdürrezakoğlu Emir İshak Bey tarafından mescid ile birlikte elden geçirilmiş ve genişletilmiştir.

Ancak kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Cami bölümüyle bitişik durumda, içten tavanlı dıştan sekizgen tambur üzerine piramidal külahla örtülüdür. Eyvan şeklinde olan türbe mescide kalem işi süslenmiş ahşap Bursa kemeriyle açılır. Diğer yönlerde biri altta, diğeri üstte olmak üzere ikişer penceresi vardır.

Üzeri örtülü sandukanın altında önceleri kuyu bulunduğu söyleniyorsa da araştırmalar neticesinde burasının kuyu değil mumyalık olduğu anlaşılmıştır. Gövdesi taştan tambur ve külahı ise tuğladan yapılan türbe 1977 yılında onarılmıştır.

Paylaşın

Konya: Şerafettin Camii

Şerafettin Camii; Konya’nın Karatay İlçesi, Şerafettin Caddesi üzerinde yer almaktadır. Hükümet konağının güney cephesindedir.

Camii ilk defa XII. Yüzyılda Şeyh Şerafettin tarafından yaptırılmış 1336 yılında tamamen yıktırılarak Çavuş oğlu Mehmet Bey tarafından inşa ettirilmiştir.

Camii gövdesi kesme taşlardan büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeyi 10 fil ayağı tutmakta, güneyinde bir yarım kubbe ile desteklenmektedir. Mihrabın bulunduğu kısmı dışarıya taşmaktadır.

Güney kısmı hariç diğer yönlerdeki ikinci kat mahfelleri bulunmaktadır. Camii iç yazı ve nakışlarla donatılmıştır.

Mermer işlemeli mimber ve mihrabı takdire değer bir sanat eseridir. Sonradan ilave edilmiş tek şerefeli bir de minaresi vardır.

Paylaşın

Konya: Atatürk Anıtı

Atatürk Anıtı; Konya’nın Meram İlçesi, Abdülaziz Caddesi üzerinde yer almaktadır.

1924 yılında Konya Belediye Meclisi’nin bir Atatürk anıtı yapılmasına karar vermiştir.

1917 yılında Mimar Muzaffer’e (1881-1920) Tarım Anıtı olarak yaptırılan Konya Ziraat Abidesi’nin de kaide olarak kullanılmasına karar verilmiştir.

Ankara Zafer Anıtı’nın da heykeltıraşı olan Heinrich Krippel tarafından yapılan Konya Atatürk Anıtı, 29 Ekim 1926’da Cumhuriyet Bayramı’nda büyük bir törenle açılmıştır.

Törene Vali İzzet Bey, Belediye Başkan Vekili Nuri Bakkalbaşı, Konya Milletvekili Kazım Hüsnü, askeri ve sivil erkan, okullar ve vatandaşlar katılmıştır.

Nuri Bakkalbaşı, konuşmasının ardından anıtı açmıştır. Açılışta heykelin iki yanında, biri “Hürriyet”i diğeri “Cumhuriyet”i temsil eden iki genç kız beyaz tüller içerisinde yer almıştır.

Paylaşın

Konya: Eflatunpınar Hitit Anıtı

Eflatunpınar Hitit Anıtı; Konya’nın Beyşehir İlçesi, Fasıllar mevkiinde yer almaktadır. Anıt Beyşehir’e 22 km. uzaklıktadır. Anıt dikdörtgen bir havuz şeklinde inşa edilmiştir ve yakındaki bir su kaynağı ile beslenmektedir.

Yaklaşık 30 metreye 34 metre boyutlarındaki havuzun en göze çarpan kısmı kuzey duvarında yükselen, büyük taş bloklar ile inşa edilmiş, kabartma figürlü yüksek duvardır. Güneye bakan yüzeyinde, ortada Fırtına Tanrısı ve Güneş Tanrıçası yer almaktadır.

Her ikisinin üzerinde de birer kanatlı güneş kursu bulunmaktadır. Onların çevresindeki on adet hayvan başlı hibrit figürler hem tanrıların üstündeki güneş kurslarını hem de en üstteki devasa kanatlı güneş kursunu elleriyle destekler şekilde resmedilmişlerdir.

En altta, kısmen görünen beş dağ tanrısı bulunmaktadır. Bunlardan ortada bulunan üç tanesinin göbeklerinde muhtemelen dağlardaki pınarları temsil eden su delikleri mevcuttur. Toplu olarak rölyef kozmik bir betimleme olarak düşünülebilir: Tanrılar ve mitolojik yaratıklar, dünyayı temsil eden dağ tanrıları üzerinde durmakta ve gökyüzünü temsil eden güneş kurslarını tutmaktadır. Bu rölyefli duvarın hem cephe uzunluğu hem de tabandan yüksekliği yaklaşık 7 metredir.

Rölyeflerin sağ ve sol tarafına doğru havuzun alçak duvarları içine işlenmiş olarak iki adet tanrıça figürü bulunmaktadır. Havuzun güney tarafında, havuza bakan yanında oldukça hasarlı bir tanrı ve tanrıça kabartması bulunan dikdörtgen bir platform vardır. Gölet zemininde ve çevresinde çeşitli başka heykel parçaları bulunmuştur.

Bunların en büyüğü bir üçlü boğa protomudur. Bu parça göletin güneybatı tarafında inşa edilmiş Roma dönemine ait bir barajın duvarında dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır ve dolayısıyla orijinal konumu bilinmemektedir. Anıttaki figürlerin profil yerine önden görünüm şekilde betimlenmiş olması Hitit İmparatorluk döneminde nadir görülen bir özelliktir.

Civarda herhangi bir yazıt bulunmamış olmasına rağmen, Yalburt, Köylütolu ve Hatip’e yakın olması sebebiyle M.Ö. 13. yüzyılın 2. yarısına tarihlenebilir. Alanda 1996-2002 arasında kazı ve temizlik çalışmaları ve 2011-2012 yıllarında restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Paylaşın