Kayseri: Kurşunlu Cami ve Şadırvanı

Kurşunlu Cami ve Şadırvanı; Kayseri’nin Kocasinan İlçesi, Gevhernesibe Mahallesi içerisinde yer alır.

Memleketi Kayseri olan Mimar Sinan’ın 1573 yılında inşa ettirdiği ve asıl adı Hacı Ahmet Paşa Camisi olan bu cami, merkezî kubbesinin kurşunla kaplı olmasından dolayı “Kurşunlu Cami” adını almıştır.

Cami, şehirde 12 eser yapan Mimar Sinan’ın Kayseri’de Kurşunlu Cami ve Şadırvanı 03 günümüze ulaşmış tek eseri olma özelliğini taşımaktadır.

İç süslemeleri, minberi ve avluda sekiz sütuna basan sivri kemerlerin taşıdığı kubbeli şadırvanı ile dikkat çekmektedir.

Klasik Osmanlı dönemi mimari eseri olan Kurşunlu Cami, kalem nakışları ve süslemeleri bakımından Kayseri’nin en güzel camilerinden biridir.

Caminin düzgün kesme taştan inşa edilen son cemaat yeri, Mimar Sinan’ın İstanbul Üsküdar’daki Mihrimah, Atik Valide ve Eminönü Rüstem Paşa camilerinde olduğu gibi çift revaklıdır.

Paylaşın

Kütahya: Ulu Camii

Ulu Cami; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Börekçiler Mahallesi, Sultan Bağı Caddesi üzerinde yer almaktadır.Kütahya’da bulunan tek padişah camiidir.

Vakfa Sultan Bayezid Yıldırım Han Cami’i şerifi olarak kayıtlıdır. 48×26 m. ebadında Kütahya’nın en büyük cami’isidir. Şehzade Yıldırm Bayezid Germiyan beyi Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun ile evlendiğinde Kütahya Valisi iken (1381–1389) bu cami’yi yaptırmaya başlamıştır. Ancak seferden sefere koşması ve Ankara Savaşı sonunda Timurleng’e esir düşmesi ve daha sonrada vefat etmesi sebebiyle cami’yi bitirmek (813 H. 1410 M.) oğlu Musa Çelebi’ye nasip olmuştur. Cami’nin vakfiyesi Fatih Sultan Mehmed Han zamanında tertip olunmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman Han 1 Temmuz 1522’de Rodos Seferi’ne giderken Kütahya’da ordusu ile birlikte üç gün kalmış ve Mimar Sinan’a bu güzel cami’yi tamir etmesini emretmiştir. 1 Temmuz 1534’de de yine Kanuni Irak seferine çıktığında dört gün burada kalmış ve namazlarını bu cami’de kılmıştır. II. Selim şehzadeliğinde Kütahya Valisi iken (1558 – 1566) babasının vefatını öğrendiğinde 27 Eylül 1566’da Cuma Hutbesi’ni kendi adına okumasını hatibe emretmiş ve böylece padişahlığını bu cami’de ilan etmiş ve cuma namazından sonra İstanbul’a hareket ederek tahta oturmuştur.

Evliya Çelebi 1672’de cami’nin 180×90 Ayak olduğunu iki yan ve bir kıble kapısının bulunduğunu 57 çam direkli ahşap çatılı iki tarafında mihraba kadar fevkani sofa bulunduğunu ve 64 demir parmaklıklı penceresi ve tek kubbesi olduğunu yazar ve fevkani kısmıyla beraber iki bin cemaat aldığını üzerinin kurşun örtülü serapa kargir olduğunu da söyler (1611). 1805 senesinde Kütahya naibi Şehzade Mustafa Efendi’ye verilen dilekçe ile namaz kılınamayacak derecede harap olan cami mütevelli ve halkın gayretiyle tamir edilmiştir. Bu tamirde cami’nin tavanı beşik örtüsü denen tarzda yapılmıştır.

1889 senesinde Kütahya Mutasarrıfı Veysel Paşa zamanında eski yapı temellere kadar yıktırılmış ve cami’in bugünkü kubbeli ve mermer direkli olan yapımı başlatılmıştır. Cami’deki mermer sütun ve plakalar Çavdarhisar (Aizanoi) harabelerinden getirilmiş ustaları da yerli Rumlar dan “İlya ve Yorgi” dir. Cami duvarlarındaki yazılar Hattat Tekirdağlı zade Halil Kütahyavi’nindir. Cami tamamlandığında Mutasarrıf Ahmed Fuad Paşa iç tezyinat ve tefrişi ile aydınlatma araçlarını temin etmiştir.

Ahşap mimberi hiç çivi kullanılmadan yapılmış çok güzel bir eserdir. Cami’de eskiden bulunan iki adet saat Kütahya’lı meşhur neyzen Saatçi Mustafa Efendi tarafından yapılmıştır. Revağın sağ bölmesinde yerden birkaç basamakla çıkılan ve sonradan bölünen Vahid Paşa Kütüphanesi vardır.

Paylaşın

Kayseri: Cıncıklı Cami

Cıncıklı Cami; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

Çiğdelizade Cami olarak da bilinen yapı, Çiğlizade Hacı Ahmet Ağa tarafından 1664-1665 tarihlerinde inşa edilmiştir.

Hicri 1062 tarihli vakıfnamede belirtildiğine göre Ahmet Ağa, Debbağ esnafından olup Kepe İlyas mahallesindeki Çiğdeli bahçenin kendine ait yarı hissesini kendi camisine ve bazı çeşme ve camilere vakfetmiştir.

Cami, 1715 ve 1923 yıllarında tamir ettirilmiş, 1985 yılında ise yol açmak için asıl yerinden geri çekilerek yeniden inşa edilmiştir.

Kare planlı olarak kesme taştan inşa edilen caminin, kule minaresinde diğer minarelerden farklı olarak silindirik bir merdiven sistemi uygulanmıştır.

Paylaşın

Kayseri: Şeyh Tennuri Camisi

Şeyh Tennuri Camisi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Şeyh Tennuri Cami’nin 1466 yılında bizzat Şeyh İbrahim Tennuri tarafından yaptırıldığına ve 1586 yılında oğlu Şeyh Abdurrahim Efendi tarafından inşa ettirildiğine dair iki farklı görüş vardır.

Kare planlı olarak yapılan camiye yapışık bir mimaride olan türbe ise 1484-1485 yıllarında inşa edilmiştir.

Kayseri’de örnekleri çok görülen klasik Selçuklu kümbetlerine benzeyen türbeye camiden geçişi sağlayan bir eyvan mevcuttur.

Türbede üç sanduka bulunmaktadır. Şeyh İbrahim Tennuri, oğlu ve halifesi Şeyh Lütfüllah, yine oğlu ve halifesi Ali Sultan’ın burada yattığı bilinmektedir.

Cami ve türbenin yanında bulunan ve 1482 yılında yapıldığı tahmin edilen çeşme ise günümüze kadar pek çok onarım görmüştür.

Cami, türbe ve çeşmesiyle birlikte bir kompleks oluşturmaktadır. Şeyh Tennuri Türbesi Selçuklu tipi türbelerden Osmanlı tipi türbelere geçişin ilk örneklerindendir.

Paylaşın

Kütahya: Takvacılar (Timurtaş Paşa) Camii

Takvacılar (Timurtaş Paşa) Camii; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Paşam Sultan Mahallesi, Mısır Çarşısı Sokak üzerinde yer almaktadır.

Yıldırım Beyazıt’ in ilk Kütahya valiliğinden sonra Kosova savaşına katılmak üzere Murad Hüdavendigâr’ın yanına gittiği sırada Kütahya ve civarının muhafızlığına görevlendirilmiş olan Timurtaş Paşa tarafından 1389-1402 yılları arasında yaptırılmış.

Aradan geçen uzun zaman içerisinde bir çok tamir görmüş. 1761 tarihlerinde Silahtar Mehmet Paşa tarafından onarım ve değişiklik yapılmış. 1834 yılında da bir tamir görmüş.

Cami, imaret ve medreseden oluşan külliye şeklinde yapılmış. Bir yandan kuyumcular çarşısı, diğer yandan bedesten ve kavaflar çarşısı ile çevrili olduğundan, çarşının ortasında kaybolmuş durumdadır. Mimari tekniği itibariyle de diğer camilerden farklı olarak basık bir yapıdır.

Timurtaş Paşa Kimdir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde adı geçen önemli kişiler arasında Timurtaş Paşa da yer almaktadır. Kaynakların aktardığına göre Timurtaş Paşa Osmanlıların ilk vezirleri arasında yer almaktadır.

Orhan Bey zamanında adı duyulmaya başlayan Timurtaş Paşa Osmanlıların beylikten devlete geçiş sürecinde kat edilen aşamalarda emeği olan ve devletin kurumsallaşmasına katkısı sağlayan önemli bir vezirdir.

Fetihlerde gösterdiği yararlılıklar kadar kargaşa ortamlarında dirliği sağlayan duruş ve manevraları ile devletin adeta sigortası oldu.

Paylaşın

Kayseri: Lala Paşa (Lala Muslihiddin) Camisi

Lala Paşa (Lala Muslihiddin) Camisi ve Kümbeti; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Tacettin Veli Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

Lala Paşa Camisi’nin yanındaki kümbetten daha sonra yapıldığı düşünülmektedir. Mimari özellikleriyle 12. yüzyılın son çeyreğine ya da 13. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenebilmektedir.

Dikdörtgen planlı caminin minaresi sonradan eklenmiştir. Kayıtlarda, caminin 1903 tarihinde Evkaf İdaresi tarafından onarıldığı, bitişiğinde bir sıbyan mektebi ile çeşme olduğundan bahsedilmektedir.

Bu yapılardan sadece çeşme günümüze gelebilmiştir. Tarih kitabesi olmayan minberdeki yazılar Kuran’ı Kerim’den alınmış ayetleri ihtiva etmektedir.

Yazım şekli ve yan satıhlardaki geçmelerle Hunat Camisi’nin minberi arasında benzerlik kurulmakta ve minberin 13. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir.

Camiye giriş, batı ve kuzey cephelerde bulunan iki kapı açıklığı ile sağlanmaktadır. Kümbete geçiş ise, doğu cephesinde yer alan bir kapı ile gerçekleşmektedir.

Paylaşın

Kayseri: Hatıroğlu Camisi

Hatıroğlu Camisi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Şehit Nazımbey Mahallesi, Şht. Miralay Nazım Bey Bulvarı üzerinde yer alır.

Camiyi, Moğol emirlerinden Hatıroğlu Eşref Bey’in yaptırdığı bilinmektedir. 1222 ve 1271’de inşa edildiğine dair iki farklı görüş vardır.

Halk arasında “Katıroğlu Camisi” olarak bilinen bu caminin, bazı kaynaklarda “Toprak Minare”, “Osman Paşa” camisi gibi isimlerle de anıldığı yer alsa da günümüzde bu isimler kullanılmamaktadır.

Minaresi 1835 yılında meydana gelen depremde yıkılmış ve 1867 yılında caminin tamiratı sırasında minare yeniden inşa edilmiştir.

Caminin daha sonra 1912 yılında Sultan Reşat zamanında yeniden onarılmış olduğu kitabesinden anlaşılmaktadır.

Cami, kubbeyle örtülü kare mekânlı harim, kuzeyde üç küçük kubbeli son cemaat mahali ve devamındaki kemerler ile üç kısma ayrılan saçaklı bölümden oluşmaktadır.

Paylaşın

Kayseri: Ulu Cami (Camii Kebir)

Ulu Cami (Camii Kebir); Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Camikebir Mahallesi, Kaleönü Caddesi üzerinde yer alır.

Kayseri’yi başkent yapan Danişmentli hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafından 1134-1143 yıllarında yaptırdığı düşünülen, Sultan Camisi veya Cami-i Kebir adlarıyla da bilinen cami, Kayseri’nin en eski Selçuklu Dönemi yapısıdır.

Uzunlamasına dikdörtgen plan şekli, mihrab önü kubbesi, eyvan uygulamasını devam ettirme anlayışı ile Büyük Selçukluların cami geleneğini Anadolu’da yaşatan ilk örneklerdendir.

Caminin doğusunda, Vezirhan’ın güney duvarına bitişik olarak yapılmış çeşmenin ise 18. yüzyılın başlarında inşa edildiği düşünülmektedir.

Caminin kuzey, doğu ve batı olmak üzere üç kapısı vardır. Kuzey kapısının kanatları Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Kayseri: Han Cami ve Kümbeti

Han Cami ve Kümbeti; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Tacettin Veli Mahallesi içerisinde yer alır.

Şehir surlarının dışında kalanların konaklaması için 13. yüzyılda han olarak inşa edilen yapı, şehrin surların dışına taşması ile camiye dönüştürülmüştür.

Yapı güneybatıdan şehir surlarına yaslanan, derinliğine dikdörtgen planlı, beş sahnlı avlusuz bir handır. 1188 yılına tarihlenen kümbetin içinde ise iki lahit yer almaktadır.

Hanın basık kemerli kapısı orta göze açılmaktadır. Caminin mihrabı bu kapı yerine yerleştirilince sonradan bu kapı iptal edilmiştir.

Paylaşın

Kayseri: Sindelhöyük

Sindelhöyük; Kayseri’nin Develi ilçesi’ne bağlı bir kasabadır. Sindelhöyük, Develi’nin en büyük ve gelişmiş kasabasıdır.

1209’da Bilecik’in Söğüt ilçesinde Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan sonra Anadolu’ya yerleşen; Develioğulları, Aydınoğulları, Aşıklar ve bu gibi kabilelerin yöreyi yerleşim bölgesi olarak seçmesi neticesinde kurulmuştur.

Sindelhöyük Kasabası ismini mezarlığından almaktadır. Mezarlığın ortasının yüksek olması nedeniyle, eski Türkçede “mezarı yüksek” anlamına gelen Sindelhöyük ismi verilmiştir. (sin = mezar & höyük = yüksek) demektir.

Sindelhöyük Kasabasına ilk gelen ve yerleşim bölgesi olarak seçenlerin Menteşeoğulları olduğu tahmin edilmektedir.

Paylaşın