Malatya: Bahri Camii

Bahri Camii; Malatya’nın Battal Gazi İlçesi’ne bağlı Erenli Beldesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır.

Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Camii, 1667 tarihli bir Osmanlı eseridir. Evlerin ortasındaki geniş alanda bulunan Bahri Camii, ahşap tavanlı camilerden olup alt kısımları taşla, üst kısımları kerpiçle inşa edilmiştir.

Caminin üstü toprak dam iken, son dönemde toprak damın üzerine çatı ilave edilmiştir. Ortadaki ahşap sütunlar ve dış duvarlar üzerine ana hizanlar (ana kirişler) ve onların üzerine de ara hizanlar (ara kirişler) oturtulmuş; toprağın dökülmesini engellemek amacıyla ara hizanların üzeri tahtayla kapatılmıştır.

Bahri Camii, inşa edildiği alanda Eski Mezarlık ve Yeni Cami ile bir arada bulunmaktadır. Türk-İslâm şehir imarisine uygunluk gösteren bu yerleşim kompozisyonu, beldeye tarihî bir yerleşim yeri niteliği kazandırmaktadır.

Paylaşın

Malatya: Akminare Camii

Akminare Camii; Malatya’nın Battalgazi İlçesi’nde şehir surlarının dışında, Derme kanalının kenarında yer almaktadır.

Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Camii, 11573 yılında Kanuninin oğlu II. Selim zamanında Zaim Yusuf oğlu Himmet Bey’e yaptırılmış olup kitabesi mevcuttur. Kare planlı olarak yapılan cami, sekizgen kasnak üzerine oturtulan tek kubbe ile örtülüdür.

Kuzeyinde yer alan minaresi, yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir. Minare, kare kaide üzerinde yükselen silindirik gövdeli ve tek şerefe li olup tamamen düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.

Cami 1974 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Restorasyonda malzeme olarak kesme ve moloz taş kullanılmış, kubbesi de sonradan beton sıva ile desteklenmiştir.

Zamanla yıpranmış olan minare taşları numaralandırılarak sökülmüş ve eksik kısımları tamamlandıktan sonra bugünkü hâline getirilmiştir.

Paylaşın

Malatya: Emir Ömer Mescidi

Emir Ömer Mescidi; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Alacakapı Mahallesi’nde, Roma sur duvarı içerisinde yer almaktadır.

Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Yapı dikdörtgen planlı olup mescitten çok, bir türbe olarak ziyaret edilmektedir. Cümle kapısı, orijinal durumunu koruyan süslemelerle tezyin edilmiştir.

Giriş kısmının batısında bir mezar; kuzey cephesinde 1563-1564 tarihli tamir kitabesi bulunmaktadır.

Bu tarihlerde Miralay Hüsrev Bey tarafından tamir edilen mescit, 1960 ve 2006 yıllarında Vakıflar Bölge  Müdürlüğü’nce iki kez restore edilmiştir.

Paylaşın

Malatya: Onar Köyü, Kaya Mezarları

Kaya Mezarları; Malatya’nın Arapgir İlçesi, Onar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Türkmen Şeyhlerinden Şeyh Hasan Onar tarafından 1224 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın zaviye vakıf arazisi olarak bağışladığı yerde kurulmuştur.

Şeyh Hasan Onar, Türkmen Bayat oymağından olup anne tarafından Hz. Ali soyundan gelmektedir. Kurulmasının ardından bu köy, sınır boyu yerleşim yeri olarak kendisine bağlı Türkmen aşiretlerinin inanç ve yönetim merkezi durumuna gelmiştir.

Bilinen en eski cemevi, Onar Köyü’ndedir. Şeyh Hasan Onar Zaviyesi’ne ait “Büyük Ocak” ve daha sonra Şeyh Hasan’ın oğlu tarafından kurulan “Şeyh Bahşiş” adlarındaki iki meydanevi-cemevi, günümüze kadar ulaşmıştır.

Paylaşın

Malatya: Aslantaşlar

Aslantaşlar; Malatya’nın Darende İlçesi, Yeniköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Göz alabildiğince uzanan bir ovanın ortasında bulunan aslan heykelleri, güney-kuzey yönünde ayakta durur vaziyettedir. Hitit Dönemi’ne ait olan heykellerin baş yüksekliği 2 metre, gövde uzunluğu 2,5 metredir.

Bacak ve ayak aralıkları yontulmadan bırakılan heykellerin ne amaçla dikildiği bilinmemektedir. Yapılan araştırmalarda, yakın çevrede herhangi bir yerleşim yeri veya heykeltıraşlık merkezi olduğuna dair bir bulguya da rastlanmamıştır.

Aslan figürü, bu topraklarda hüküm sürmüş bütün medeniyetler tarafından güç ve iktidarın sembolü olarak kabul edilmiştir. Aslantaşlar, tarih boyunca mezarlara, anıtlara, kaya yüzeylerine ve paralara işlenen aslan figürlerinin güzel örneklerindendir.

Paylaşın

Malatya: Ansır Mağaraları

Ansır Mağaraları; Malatya’nın Yazıhan İlçesi, Buzluk Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan Ansır Mağaraları, gerek doğası, gerekse manzarası ile önemli bir konuma sahiptir. Bu mağaralar halk arasında “Buzluk Mağarası” ismi ile de tanınmıştır. Mağaraların insanlar tarafından ne zaman barınak olarak kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaya mağaralarında Yontma Taş Devri ve Hitit uygarlıklarının izlerine rastlanır.

Ayrıca Ansır Vadisi’nde yer alan tarihî yerleşmelerde Roma ve Bizans dönemlerinin yansılarını görmek mümkündür. Geçmişi çok derin izler taşıyan bu mağaraların, Hıristiyanlığın yayılma safhasında devrin hükümdarının zulmünden kaçan Hıristiyanların yerleşim yeri olduğu da söylenmektedir.

Efsaneye göre, Şehristan Kralı dış saldırılardan kendisini korumak için mağaralardan en yükseğine yerleşmiştir. Kayaların altında üç kilise ile 40-50 civarında oda görünümünde kalıntılar vardır. Mağaraların hemen eteğinde kültür katmanı ve mezarlık alanı bulunmaktadır. Bu mezarlıktaki Hitit aslanıçevrede herhangi bir yerleşim yeri veya heykeltıraşlık merkezi olduğuna dair bir bulguya da rastlanmamıştır.

Aslan figürü, bu topraklarda hüküm sürmüş bütün medeniyetler tarafından güç ve iktidarın sembolü olarak kabul edilmiştir. Aslantaşlar, tarih boyunca mezarlara, anıtlara, kaya yüzeylerine ve paralara işlenen aslan figürlerinin güzel örneklerindendir.

Paylaşın

Malatya: Kırklar Mezarlığı

Kırklar Mezarlığı; Malatya’nın Battalgazi, Karahan Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Bir tepe üzerinde bulunan Kırklar Mezarlığı (Şehitliği), geniş bir alanı kaplayan mezarlığın ortasında yer alır. Efsaneye göre Battalgazi ve kırk arkadaşı bu tepede kahramanca savaşmış; savaşta şehit düşen Battalgazi’nin kırk silah arkadaşı buraya defnedilmiştir. O günden sonra burası “Kırklar Mezarlığı” olarak anılmaya başlamıştır.

Yapılan incelemelerde Selçuklu taş işçiliği ve süslemesinin hâkim olduğu mezar taşlarının yanında, Osmanlı Dönemi özelliklerini gösteren mezar taşlarına da rastlanmıştır. XIII. yüzyıla tarihlenen mezarlıkta yapılan çalışmalar sonucunda, üzeri yazılı birçok mezar taşı ile Selçuklu, Roma ve Bizans dönemlerine ait bakır sikkeler ortaya çıkarılmıştır.

Bu mezar taşlarından 532 tanesinin inceleme çalışmaları tamamlanmış, üzerlerindeki yazıların çevirileri yapılmış ve 11 adet mezar taşında ‘‘seyyid’’ ibaresine rastlanmıştır. Ayrıca hicrî 39 – hicrî 71 tarihli çok sayıda mezar taşının çevirilerinden anladığımıza göre, bu bölge Anadolu’nun İslamlaşmasında önemli bir merkez olmuştur.

2011 yılında Malatya Müze Müdürlüğü, Malatya Valiliği KUDEB (Koruma, Uygulama ve Denetim Bürosu), işbirliği ile mezarlık çevresinde hafriyat, temizlik ve düzenleme çalışmalarına başlanmıştır.

Paylaşın

Malatya: Nemrut Dağı Milli Parkı

Nemrut Dağı Milli Parkı; Malatya’nın Pütürge İlçesi, Büyüköz Köyü ile Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin sınırları içerisinde yer almaktadır.

Güneydoğu Toroslar’ın bir uzantısı olan Nemrut Dağı’nın 2150 m yüksekliğinde, Geç Helenistik Dönem’den kalma anıt mezar bulunmaktadır. Bu anıt mezar, Anadolu’da Antik Dönem’e ait en görkemli ibadet yeri olarak ifade edilebilir.

Gün doğumu ve gün batımının muhteşem bir şekilde izlenebildiği butepede, yazıtlara göre Kommagene kralı I. Antiokhos (MÖ 69–36) kendisi için bir anıt mezar ve bunu çevreleyen kutsal mekânlar inşa ettirmiştir. O dönemde Kommagene, Roma İmparatorluğu’na bağlı olan zengin bir krallıktır.

Malatya: Hekimhan, Taşhan

Soyu, baba tarafından Pers kralı Dareios’a (MÖ 522-486), anne tarafından da Makedonya kralı Büyük İskender’e (MÖ 336-323) dayanan Kral I. Antiokhos, her iki kültür dünyasının tanrılarına ve inançlarına duyduğu saygıyı dile getirmek istemiş ve Yunan–Pers karışımı yeni bir din anlayışı (Sinkretizm) ortaya koymuştur.

Bu nedenle, Nemrut Dağı’nın teraslarına diktirdiği heykeller Zeus, Ahura-Mazda, Apollon, Mithra, Helios, Hermes, Herakles, Ares, Artagnes gibi hem Pers hem de Yunan tanrılarının adlarını taşımaktadır. I. Antiokhos kendisini de tanrı mertebesine yükseltip heykelini tanrı heykelleri arasına diktirmiştir.

Kuşkusuz I. Antiokhos’un kültürel ve siyasal amacı, doğu-batı düşüncelerinin karışımı olan yeni bir toplum düzeni kurmaktı. Ancak Nemrut Dağı’nda yapılan son araştırmalar, I. Antiokhos’un bu görkemli anıtı bitiremeden öldüğünü göstermektedir.

Nemrut Dağı’nın doruğunda, yumruk büyüklüğünde kalker taşlardan yığılmış bir tümülüs yer alır. Bunun altında, düzleştirilmek suretiyle meydana getirilmiş olan platform bulunur ve bu platform tümülüs tarafından “Doğu ve Batı Terasları” olarak adlandırılan iki ayrı terasa bölünmüştür. Her iki kült terası da, kralın anne ve babası tarafından ata resimlerini taşıyan stellerle kuşatılmıştır.

Her iki terasta da birbirleriyle özdeş olan ve ortak bir taban üstündeki tahtlarda oturan dev cüsseli beş tanrı heykeli bulunmaktadır. Yükseklikleri 8-9 m’ ye varan tanrı heykellerinin her iki yanında da, oturur biçimde betimlenen kartal ve aslan heykelleri bulunmaktadır.

7-8 tonluk blok taşların üst üste yerleştirilmesiyle inşa edilen bu heybetli tanrı heykellerinin arkasında yükselen dev tümülüs, etkileyici bir fon oluşturmaktadır. Kommagene Krallığı’nın tarih sahnesinden silinmesinin ardından, Nemrut Dağı’ndaki eserler yaklaşık iki bin yıl boyunca yalnızlığa terk edilmiştir.

1881 yılında Alman mühendis Karl Sester, görevli olarak yöreyi incelerken heykellere rastlamış; tanrı heykellerinin oturtulduğu kaidelerin arkasındaki Grekçe yazıtları göremediğinden Kommagene Krallığı’na ait olan bu harabeleri Asur harabeleri zannetmiş ve İzmir’de bulunan Alman konsolosunu bundan haberdar etmiştir.

Takip eden dönemde, 1882 itibarıyla Otto Puchstein ve Karl Sester; 1883 yılında Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) Müdürü Osman Hamdi Bey beraberindeki ekiple bölgeye gelerek Nemrut’ta çalışmışlardır. II. Dünya Savaşı’nın ardından Amerikan arkeolog Theresa Goell ve Alman Karl Doerner, yörede kazı, araştırma ve inceleme yapmışlardır.

Malatya’dan Nemrut’a, 92 kilometrelik Malatya-Pütürge-Tepehan yolu takip edilerek ulaşılmaktadır. 2010 yılında başlatılan yol iyileştirme çalışmalarıyla iki buçuk saat olan ulaşım mesafesi, bir saat on beş dakikaya düşürülmüştür.

Yeryüzünün en değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul edilen bu anıt mezar ve çevresi, 1987’ de UNESCO’nun “İnsanlığın Kültür Mirası” listesine alınmış; 1988’ de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Milli Park olarak ilan edilmiştir.

Paylaşın

Malatya: İstanbulluoğlu Konağı

İstanbulluoğlu Konağı; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Atatürk (Kışla) Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Konak, taş temelli ve iki katlı olan yapı, kerpiçle inşa edilmiş, ancak çıkmalar ahşap dolgu olarak yapılmıştır. Yapıya cadde yönünde çift kanatlı ve ahşap kaş kemerli aynalığı olan kapıdan girilir.

Birinci katta bir salon, dört oda; ikinci katta da bir salon, dört oda yer alır. Konak, üst katındaki çıkmaları ve çıkmaların arasında kalan boşluklarıyla çok yönlü bir güzellik kazanmıştır. Yapı, şemsiye çatılıdır. Yapıda taş, ahşap ve kerpiç malzeme kullanılmıştır.

Paylaşın

Malatya: Abdusselam Camii

Abdusselam Camii; Malatya’nın Yazıhan İlçesi, Fethiye Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Camii, 1566 yılında Malatya Beylerbeyi Abdusselam Oğlu Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Plan tarzı itibari ile yan mekânlı, tabhaneli camiler grubuna girmektedir.

Kuzey cephesinin ortasında sivri kemerli bir nişin ortasında bulunan yuvarlak kemerli kapıdan ana mekâna girilmektedir.

Ana mekân yan mekânlardan çok kuvvetli bir şekilde soyutlanmış, yan mekânlar küçültülmüş, orta alan büyütülmüş, dört köşede tromplarla sekizgen yüksek bir kasnaktan sonra hafif konikleştirilmiş bir kubbe ile kapatılmıştır.

Paylaşın