Amasya: Şadgeldi Paşa Türbesi

Şadgeldi Paşa Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Gökmedrese Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Halifet Gazi Türbesi’nin karşısında, Kadılar Türbesi’nin güney-batısındadır. Yapısı Kadılar Türbesi’ne çok benzer. 14. yy.’da inşa edilen eyvan tipli türbe kare planlıdır.

Duvarları kesme taş olan türbenin bir de kubbesi bulunur. doğusundaki camiye bitişik olan türbeye caminin harem kısmından geçilmektedir.

Paylaşın

Amasya: Kadılar Türbesi

Kadılar Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Gökmedrese Mahallesi, Turumtay Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

14. yy.’ın ikinci yarısında yapıldığı bilinen türbenin yaptıranı belli değildir. Halifet Gazi Türbesi’nin hemen karşısında bulunan iki türbeden biridir. Amasya’nın eski kadıları için yapıldığından Kadılar Türbesi denir.

Eyvan tipli türbelerden olan yapının inşasında kesme taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır. Kuzeye bakan genişçe bir kemerli girişi bulunur. Dikdörtgen planlı türbenin üzeri sivri beşik tonozla örtülmüştür. Türbe 2007 yılında restore edilmiştir.

Paylaşın

Amasya: Hamdullah Efendi Türbesi

Hamdullah Efendi Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Mehmet Paşa Mahallesi, Çevikce Sokak üzerinde yer alır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1847 yılında yapılan türbe kare planlı ve tek kubbelidir. Geçişin tromplarla sağlandığı kubbenin üzeri oluklu
kiremitle kaplıdır.

Kuzey güney doğrultuda inşa edilmiş türbenin inşa kitabesi giriş kapısının üzerindedir. Duvarları moloz taştan örme olan türbenin cephesi sıvalıdır. Türbenin duvarları ve kubbe içi boş yer kalmayacak biçimde süslenmiştir.

Paylaşın

Amasya: Halkalı Evliya Türbesi

Halkalı Evliya Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Şehirüstü Mahallesi, Çeribaşı Camii yanındadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yaptıranı bilinmeyen türbenin yapımı 15. yy. olarak belirlenmiştir. Dört ayak üzerine oturmuş bir kubbe ile güney cephesi dışında kenarları açık, baldaken tarzda inşa edilen türbede Şadgeldi Paşa’nın torunlarından Reis-ül Asker Burak Bey’in kızı Şahruz Hatun’un mezarı bulunmaktadır.

Bazı kaynaklara göre türbenin alt kısmında bir mahsen ve içerisinde Şahruz Hatun’un mumyası vardır. Türbe içindeki sandukanın kuzeyinde eskiden bulunan iki siyah taş ve bu taşların kenarlarındaki halkalardan dolayı türbeye Halkalı Evliya Türbesi denmektedir.

Paylaşın

Amasya: Halifet Gazi Türbesi

Halifet Gazi Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Gökmedrese Mahallesi, Torumtay Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Türbenin yapım tarihi konusunda birkaç ayrı görüş bulunur. Genel olarak yapım tarihinin 1225 yılı olduğu söylense de türbenin batı cephesinin bitişik bulunduğu, bugün sadece bir kemer sütununun ve türbenin batı duvarında taş kalıntılarının kaldığı medreseyle aynı tarihte ya da daha önce yapılmış olması gerektiği ileri sürülmektedir.  Kitabesinden medresenin 1210 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla türbenin de bu tarihte veya daha önce yapıldığı kabul edilir. Yaptıranı konusunda da farklı görüşler vardır. Ancak genel görüş türbeyi Danişmend emirlerinden Halifet Gazi’nin yaptırdığıdır. Halifet Gazi Danişmend Beyliği’nin ortadan kalkmasının ardından Selçukluların hizmetine girmiş ve 1222 yılında Amasya valisi olmuştur. Daha sonra Erzurum Valiliği de yapan Gazi 1232 yılında bir sefer sırasında ölünce naaşı Amasya’ya getirilerek buradaki türbeye gömülmüştür.

Kare kaideli, sekizgen gövdeli ve piramidal külahlı türbe iki katlıdır. Yapımında düzgün kesme taş kullanılan türbeye güney cephesindeki basık yay kemerli kapıdan girilir. Yapının sadece bu cephesi süslenmiş, diğer cepheler sade bırakılmıştır. Geometrik düzende işlenmiş zikzaklı bir dış bordür bu süslemelerin çerçevesini oluşturur. Kapı kemerinin üzerinde de yine zikzaklı bir motif bulunur. Kapı mukarnas bir niş içindedir. Kemer üzeri boşluklar ve dış kenarlarda içleri geometrik geçmeler ve yıldızlarla süslenmiş rozetler görülür.

Cephenin üst kısmında ikiz kemerli bir pencere vardır. Sekizgen gövdenin batı cephesinde basık kemerli, doğu cephesinde yuvarlak kemerli birer pencere daha bulunur. Doğudaki pencere de yine üç sıra mukarnaslıdır. Cenazelik olan alt katta doğu batı yönünde yerleştirilmiş mermerden bir lahit yer alır. Lahitin güneye bakan kısmında kıvrık boynuzlu birer koç kafası kabartması görülür. Bunlara dayanan kanatlı eroslar ve medusalarla süsleme devam eder.

Paylaşın

Amasya: Bimarhane (Darüşşifa) Medresesi

Bimarhane (Darüşşifa) Medresesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Pirinççi Mahallesi, Atatürk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Oldukça zengin süslemeli taç kapısı üstündeki kitabesine göre, İlhanlıların Amasya’ya hakim oldukları dönemde, Sultan Olcayto ve eşi İldiz Hatun adına Anber Bin Abdullah tarafından 1308 yılında yaptırılmıştır. Karşılıklı iki eyvanı, eyvanların arasında iki tarafı revaklı avlusu ve revakların ardındaki tonoz örtülü odaları ile klasik açık avlulu Selçuklu medrese planına sahip bir tıp medresesidir.

Giriş cephesi, eyvanlar ve revak kısımları kesme taştan, diğer kısımları moloz taştan inşa edilmiştir. Genel biçimde sade bir görünüme sahip binada tüm süslemeler giriş cephesindeki anıtsal taçkapı ile bunun iki yanında yer alan pencerelerde toplanmıştır. Kapı ana cepheye göre daha yüksek tutulmuş, bu durum kapının anıtsal güzelliğinin daha da belirginleşmesini sağlamıştır.

Genel olarak Selçuklu eserlerinde görülen geometrik ve plastik formlardaki süslemeler, yapıldıkları dönem taş işçiliğinin en değerli örneklerindendir. Sivas, Konya ve Divriği de görülen erken dönem süslemeleri ile Selçuklu taş işçiliğinin birçok motifi bu taçkapıda birarada kullanılmıştır. Mukarnas dolgulu üçgen niş içindeki kapının yay kemeri kilit taşında kullanılan diz çökmüş insan motifli rölyef ilk kez burada kullanılmıştır.

Ön cephenin estetik hakimiyeti taçkapının iki tarafında yeralan büyük birer pencereyle tamamlanmıştır. Darüşşifalar (şifa evi / hastane), Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde hastaları iyileştirme ve tıp eğitimi için kurulmuş yapılardır. Amasya Darüşşifası, kuruluşundan kısa bir süre sonra uygulamalı tıp ilminin merkezi haline gelmiş oldukça önemli bir yapıdır.

Devrine göre olağanüstü gelişmiş yöntemlerle hasta tedavilerinin gerçekleştirildiği, ameliyatların yapıldığı ve tüm bu teknik ve uygulamaların öğrencilere eksiksiz aktarıldığı bu eğitim hastanesini diğerlerinden ayıran önemli bir özelliği vardır. Amasya Darüşşifası, sadece Anadolu’da değil tüm dünyada akıl hastalarının müzik ve su sesiyle iyileştirildiği ilk yerdir.

Yüzyıllar boyunca çok değerli hekimlerin yetiştiği Darüşşifa’nın en bilinen hekimi Sabuncuzade Şerafeddin Bin Ali’dir. Burada 14 yıl hekimlik yapan Sabuncuzade Şerafeddin 1465 yılında hazırladığı Kitab-ül Cerrahiya-i İlhaniyye adlı minyatürlerin de yer aldığı kitabı Fatih Sultan Mehmed’e ithaf etmiş, devrin en önemli hekim ve cerrahıdır. Akıl hastalarının müzikle tedavi edildiği Bimarhane bugün de bu müzik geleneğini devam ettirmektedir.

1939 depreminde büyük hasar gören yapı son büyük restorasyonunu 1992-1997 yılları arasında geçirmiştir ve o tarihten bu yana da Belediye Konservatuvarı olarak kullanılmaktadır. Haftanın iki günü Sanat Müziği ve Halk Müziği konserlerinin düzenlendiği Bimarhane’nin serin ve huzurlu avlusu gün boyunca kenar odalarda süren çalışmalardan yükselen insan ve saz sesleriyle dolar. Yapının bir odası ise Türk Müziği Sazları Müzesi olarak düzenlenmiştir.

Paylaşın

Amasya: Haliliye Medresesi

Haliliye Medresesi; Amasya’nın Gümüşhacıköy İlçesi, Gümüş Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 

Medreseyi Çelebi Sultan Mehmet’in Beylerbeyi Halil Paşa yaptırmıştır. Halil Paşa daha önce burada gümüş madeni eminliği yapmış, 1413’te beylerbeyi olmuştur. Medreseyi yaptırdığı tarih ise 1415’tir. Medrese asıl olarak dikdörtgen planlıdır.

Moloz taştan örülmüş beden duvarlarındaki taşların arasına yakın dönemlerde yapılan onarımlarda dolgular yapılmıştır. İlk yapıldığında kapalı avlulu olan ve üzerinde bir kubbe bulunan medresenin bu kubbesi sonradan çökmüş, yapıya bugün gördüğümüz ahşap sütunlu revaklar eklenerek avlu üzeri açık bırakılmıştır.

Medreseye giriş güney cepheden, üzerinde yapım kitabesinin yer aldığı kapıdandır. İçeri girildiğinde, etrafını ahşap sütunlu ve sivri kemerli, düz tavanlı revakların çevirdiği dikdörtgen avlu görülür. Revakların arkasında odalar ve dershaneler dizilidir. Ortalarda bulunan eyvanlı odalar diğerlerinden daha geniştir ve bunların giriş kapılarının üzerinde de yine kitabeler yeralır.

Her bir oda küçük birer pencere ile dışarıya açılır. Revak ve odaların üzerini kaplayan kiremit çatı da yine sonradan yapılan onarımlarla binaya eklenmiştir. Medrese, uzun yıllar boyunca, Garip Hafız adıyla bilinen İbrahim Hakkı Hazretleri’nin dergahı olarak kullanılmış; kendisi, öldüğünde buraya defnedilmiştir.

Paylaşın

Amasya: Künç Köprü

Künç Köprü; Amasya’nın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bayezitpaşa ile Şamlar Mahallelerini birbirine bağlamaktadır.

Yeşilırmak üzerindeki köprü Selçuklular’ın son dönem eserlerindendir. 13. yy’da, Sultan II. Mesud’un, kimi kaynaklara göre kızı kimilerine göre ise annesi olan Hundi (Hondi) Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Yapımında kesme taşlar ve tuğla kullanılan köprünün belirgin özelliği, üç büyük ayağı birbirine bağlayan hemen hemen aynı büyüklükteki kemerlerin genişliğidir.

Ayakların, nehrin kaynağı yönüne bakan batı kısımlarında, köprünün kuvvetli su akıntılarına dayanabilmesine yardımcı olan, biri köşeli diğerleri yuvarlak biçimli selyaranlar yer alır.

Ortadakinin malzemesi arasında lahit parçaları olduğu anlaşılan ancak nereye ait olduğu bilinmeyen parçalar görülebilmektedir.

Köprünün isminin Hundi Hatun isminden geldiği söylenir. Hundi ismi zaman içinde önce “Kundi” sonradan da “Kunç” veya “Künç” olarak söylenmiştir. Köprü “Kuş Köprü” olarak da bilinir.

Paylaşın

Amasya: İstasyon (Meydan) Köprüsü

İstasyon (Meydan) Köprüsü; Amasya’nın Merkez İlçesi, Ziya Paşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Köprü İstasyon Mahallesi ile Hacı İlyas Mahallelerini birbirine bağlar.

İlk olarak 1145 yılında Selçuklu Sultanı I. Mesud buraya bir köprü kurdurmuş ancak bu köprü yaşanan deprem ve taşkınlara dayanamayarak yıkılmıştır.

Pek çok onarımdan sonra günümüze ulaşabilen bugünkü köprü ilkinin kalıntıları üzerinde ve aynı yapı karakteriyle 1370’li yıllarda yapılmıştır.

Yaptıranı dönemin Amasya Emiri Şadgeldi Paşa’dır. 1824 yılındaki su taşkınında büyük zarar gören köprü 1828’de onarılmış ve yenilenmiştir.

Cumhuriyet döneminde 1940’ta yine büyük bir onarım geçiren köprünün tablası genişletilerek beton dökülmüş, kenarlara metal korkuluklar eklenmiştir.

Kesme taştan yapılmış üç geniş ayak arasında kemerlerden oluşan köprü Amasya Kalesi’nin Meydan Kapısı denilen büyük kapısının önüne rastladığından “Meydan Köprüsü” olarak da adlandırılır.

Paylaşın

Amasya: Çağlayan Köprü

Çağlayan Köprü; Amasya’nın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Amasya merkeze 5 kilometre mesafededir.

Tokat karayolu üzerinde Eryatağı yol ayrımında yer alan bu köprünün yapım yılı ve yaptıranı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak genel kanı, köprüyü Danişmendli emirlerden İltekin Gazi ya da oğlu Hüsamüddevle Hasan’ın 1075 ile 1150 yılları arasında bir zamanda yapıldığıdır.

Bazı kaynaklarda yer aldığı üzere bu köprü, Amasya kuşatmasında kullanılan askerlerin ulaşımını kolaylaştırmak için yaptırılmışsa, yaptıranı İltekin Gazi, yapım yılını ise 1075 olarak kabul etmek akla yatkın gelmektedir. 70 metre uzunluğundaki köprünün ayakları taş, kemerleri ise tuğladandır.

Ayakların batı kısımlarında üçgen biçimli selyaranlar bulunur. Köprünün tam ortasındaki ayağın yine batı kısmı üzerinde köşeli bir çıkıntı vardır. Bu çıkıntının, köprünün yapımıyla ilgili bilgilerin de bulunduğu kitabenin yer aldığı bir tür ‘kitabe köşkü’ ya da diğer adıyla ‘tarih köşkü’ olduğu düşünülmektedir.

Bu, Osmanlı Döneminde köprü mimarisinin ana unsurlarından biri haline gelecek olan tarih köşklerinin en erken örneklerindendir. İltekin Gazi Köprüsü adıyla da bilinen bu köprü için halk arasında en çok Çalak ya da Çalık ismi kullanılır. Bu isimlerin de çağlayan anlamına gelen ‘çağlak’ ya da ‘çahlak’ kelimelerinden dönüştüğü düşünülmektedir

Paylaşın