Denizli: İlbadı Mezarlıkbaşı Camii

İlbadı Mezarlıkbaşı Camii; Denizli’nin merkez yerleşim yeri İlbadı Mahallesi, Eski Sarayköy Yolu üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mezarlık geniş bir yamaç ve tepe üzerindedir. Tespit edilebilen en eski mezar Denizli’nin fethi sırasında Bizanslarla yapılan savaşta şehit düşen Mehmet Gazi’dir. Türbeninde H. 660 tarihi vardır. Ayrıca haçlılar tarafından şehit edilen Fatma Yıldız Hanımın mezarı (H. 702), İnançoğullarından yedi kişinin “ Yediler Türbesi Mezarı “ ( H. 710-511) , Şirvani Dede’nin Türbesi ( M. 1529) bulunmaktadır.

Mezarlık kaynaklara göre 9 Temmuz 1920 günü Denizli’yi yakmak isteyen Demirci Mehmet Efe tarafından efenin yemini yerine gelmesi için yakılmıştır. Bu nedenle mezar taşları üzerinde yapılan incelemede daha eski tarihlere ait mezarlar hakkında bilgi edinilememiştir. Tespit edilebilen mezar taşları üzerindeki tarihlendirmeler türbeler dışında mezarlarda tespit edilebilen tarihler H. 973’ten günümüze kadar gelmektedir.

Ziyaret yeri olarak kullanılan mezarlık koruluğu ile bir bütün arz etmektedir. Denizli maden ve motor sanayi nedeniyle oluşan kirlilik mezar taşlarını tahrip etmektedir. Denizli Eski Mezarlığı, Denizli fethinden itibaren kullanılmaya başlanılan Denizli’nin en eski ve en büyük mezarlık ve ziyaret yeridir. Denizli Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü tarafından koruması yapılmaktadır.

Paylaşın

Denizli: Delikliçınar Yeni Camii

Delikliçınar Yeni Camii; Denizli’nin Pamukkale İlçesi, Delikliçınar Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapı kare planlı harim mekanı ve kuzeyindeki son cemaat yerinden oluşmaktadır. Doğu ve batı köşelerde düzgün kesme taştan inşa edilmiş minareler, pabuç bölümüne kadar onarım amacı ile yıkılmıştır. İnşa malzemesi düzgün kesme taş, betonarme ve demirdir. Avlusunda Klasik Osmanlı Mimari tarzına uygun şadırvanı bulunmaktadır.

Yapının içinde zengin bir süsleme programı dikkati çeker. Mihrap duvarında Kütahya işi çini duvar panoları bulunmaktadır. Klasik Osmanlı Dönemi çini süsleme programına uygun olarak 20.yy’da yapılmış olan bu panoların üstünde vitray pencereler bulunmaktadır. Mihrap nişinin içi de bitkisel motiflerin ağırlıkta olduğu bir çini süsleme programına sahiptir.

Mihrap duvarı ve yapının diğer duvarları üzerinde alçı süslemeler bulunmaktadır. Merkezi kubbenin iki yanında birer küçük kubbe yer almaktadır. Kuzeydeki kadınlar mahfili doğu ve batı yönlerde “U” şeklinde güney duvarına dek uzanmaktadır. Kuzey kesimde duvarların yanı sıra iri payeler taşıyıcı unsur olarak kullanılmıştır. Küçük kubbeler ile merkezi kubbe arasında yer alan karşılıklı ikişer sütun taşıyıcı sistem olarak değerlendirilmiştir.

Mimber, kürsü ve yapıdaki tüm pencere kapı çerçeveleri ayrı ayrı süsleme şeridi ile hareketlendirilmiştir. Yapının onarım amacı ile iki minaresi de pabuç bölümüne kadar yıktırılmıştır.  Bursa kemerli açıklıklarla dışa açılan son cemaat yerine 10 basamaklı bir merdivenle ulaşılır. Zemin kat seviyesi altında bodrum katı vardır.  Camide yapıyla ilgili olmayan, burada muhafaza edildiği anlaşılan 1329/1913 ve 1319/1903 tarihli iki kitabe bulunmaktadır. Kayıtlardan yapının 1952 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Paylaşın

Denizli: Hatipoğlu Camii

Hatipoğlu Camii; Denizli’nin Pamukkale İlçesi, 15 Mayıs Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yaklaşık kare planlı harim bölümüne ve önünde sonradan ilave edilmiş kapalı bir son cemaat yerine sahip Camii, kırma ahşap çatılı olup alaturka kiremit kaplıdır. Geniş ahşap saçakları vardır. Kerpiç malzeme ile yığma tarzda inşa edilen yapının güney cephesi dışındaki cepheleri sıvalı ve boyalıdır.

Güney ve batı cepheleri tamamen sağır olan yapının doğu cephesinde üç adet dikdörtgen fonlu basit pencere yer almaktadır. Yapıdaki tüm doğramalar ahşaptır. Köşede konumlanan taşınmazın bahçe duvarları üzerinde karo taşlarla kaplanmış bir çeşme yer almaktadır. Çeşmenin devamında yer alan bahçe duvarları babalara sahip iken sonraki dönemde araları örülerek bahçe duvarı yükseltilmiştir.

Yapının giriş mekanının ahşap saçakları ve çatısı cami harim üst örtüsünden farklı düzenlenmiştir. Çatı harimden ayrıdır. Bu giriş mekanı ahşap bir merdiven ile ulaşılan ve ahşap dikmelere oturan ahşap döşeme ve tavana sahiptir. Cami harimi de ahşap tavanlı olup, güney duvarında yarım daire profilli basit bir mihrabı vardır.

Yapının son cemaat yeri gibi düzenlenen giriş kısmı içten tamamen açılarak, cami harimine dahil edilmiştir. Kurul kararı ile cami parseli içinde bulunan tek katlı imam evi yıkılarak kaldırılmıştır. Ayrıca yakın zamanda batı beden duvarındaki belverme nedeni ile duvarı desteklemek üzere beton destek duvarı yapılmıştır. Caminin boyası yenilenerek rengi değiştirilmiştir.

Paylaşın

Denizli: Hacı Baki Camii

Hacı Baki Camii; Denizli’nin Pamukkale İlçesi, Hacıkaplanlar Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Camiye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hacı Baki Cami’nin dış cephede dikdörtgen pencereler açılmıştır. Üzeri kırma çatıyla örtülü olup, alaturka kiremitle kaplıdır.

Caminin mihrabı barok süslemelerle hareketlendirilmiştir. Caminin orijinalinde duvar süslemesi olarak kullanılan kalem işleri daha sonraki dönemlerde boya ile kapatılmıştır.

Paylaşın

Denizli: Un Pazarı Camii

Un Pazarı Camii; Denizli’nin Merkezefendi İlçesi, Saraylılar Mahallesi, Kaleiçi Çarsısı içerisinde yer almaktadır. 

Camiye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Un Pazarı Camisi; iki katlı olup, zemin katı dükkan, üst katı cami olarak kullanılmaktadır. Kırma çatılı caminin üzeri alaturka kiremitle kaplıdır.

Arasta Camisi ve Balıkçılar Çarşısı Camisi ile birlikte Kaleiçi’ndeki üç camiden biri olan Un Pazarı Camisi, Aydın Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun 13.08.2007 tarihi 1053 sayılı kararı ile koruma altına alınmıştır.

Paylaşın

Denizli: Atatürk Evi Etnografya Müzesi

Atatürk Evi Etnografya Müzesi; Denizli’nin Merkezefendi İlçesi, Saraylar Mahallesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Binanın, yapılış tarihi hakkında kesin bir belge bulunmamakla birlikte; halktan edinilen bilgilerden 19. yüzyıl sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bina, dış yapısı, planı, pencerelerinin formu ve süsleme özelliklerinden dolayı  Sakız üslubu olarak tanımlanmaktadır.

İki katlı olarak inşa edilen yapı, plan itibariyle orta sofalı ve bu sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Üst katın sofası, ön cephede cepheyi hareketlendiren çıkma balkona, arka cephede ise iki kat boyunca yükselen ve sonradan eklendiği anlaşılan bölüme açılmaktadır.

Zemin katın tavan silmeleri ile üst katı taşıyan ahşap direklerin üzerini örten kaval yivli meander bezemeli, silme başlıklı dekoratif köşe payelerinin dışında herhangi bir süslemesi yoktur.Bina, Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılmış ve Ulu Önder Atatürk, 4 Şubat 1931 tarihinde Denizli’ye gelişlerinde burada bir gece konuk edilmiştir. 1950 yıllarından sonra Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilerek bir süre Verem Savaş Dispanseri olarak hizmet vermiştir. 1977 yılında da Kültür Bakanlığı tarafından anıt eser olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olan 1981 yılından 1983 yılı sonuna kadar binanın onarımı ve teşhir tanzimi gerçekleştirilerek 1 Şubat 1984 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. Zamanın olumsuz etkisi, mimari yapısı ve bulunduğu yer itibariyle bina yıpranmış, 1997 yılı sonunda tekrar onarıma alınmıştır. Onarım ve yeniden teşhir tanzimi ile Atatürk’ün Denizli’yi onurlandırmalarının 68. yılı olan 4 Şubat 1999 tarihinde yeniden hizmete girmiştir.

Müze:

Müzenin alt katında etnografik eserler sergilenmekte, üst katı ise Atatürk’e ait eserlerin sergilendiği iki odanın dışındaki diğer odalar ise geleneksel Denizli Evi olarak düzenlenmiştir.

Alt kat;

Ziyaretçi girişinin solundaki ve sağındaki iki odada, duvar ve yer vitrinlerinde gümüş ve bafon kadın takıları, işlemeli kadın cepkenleri, el işlemeleri ile  fincan zarfları sergilenmektedir. Sağdaki ikinci odada ahşap oyma hat örnekleri bulunmaktadır.

Alt katta ki en geniş ve üçüncü odada, vitrinler içersinde değişik tipte tüfekler, kılıçlar, Yatağan Palaları, tabancalar, işlemeli kadın giysileri, el işlemeleri ile İzmir’in düşman tarafından işgaline karşı 16 Mayıs 1919 tarihinde Denizli Bayramyeri meydanında düzenlenen mitingde kullanılan Sancak ve Milli Mücadelede büyük yararlılıkları görülen Çal İlçesi Selcen köyünden olan Hüseyin Efe’ye (Hüseyin Çavuş) ait giysi sergilenmektedir.

Üst kat;

Ebeveyn Odası: Sedirler üzerine oturmuş ve ayakta duran mankenler üzerine işlemeli kadın ve erkek giysilerinin sergilendiği bir oda içinde dede, nine ve diğer aile bireyleri bulunmaktadır.

Atatürk’ün Çalışma Odası: Atatürk’ün Denizli’yi ziyaretlerinde kaldıkları oda, çalışma odası olarak düzenlenmiş, istirahat için divan, çalışma masası, Atatürk’ün Denizli’de çekilmiş fotoğrafları ile cam eşyaların bulunduğu camlı dolap yer almaktadır.

Atatürk’ün Yatak Odası:Bu odada Atatürk tarafından kullanılan pirinç başlıklı karyola, ot yatak, telefon ve aynalı elbise dolabı sergilenmektedir.

Günlük Oda:Tipik bir Türk ailesinin günlük yaşamını geçirdiği odada sedir üzerinde nine, beşikteki bebeğiyle ilgilenen gelin, ortada meydan sinisi ve yemek yiyen çocuk ile ocakta kahve pişiren genç kız görülebilir.

Baş Oda:Sedirler üzerinde, el işlemeleri yapan ana-kız ortada bakır sini içinde mutfak kapları, aynalar, bakır mangal ve döküm soba sergilenmektedir.

Sofa :Eski Denizli Milletvekillerinden Necip Ali Küçüka’ya ait aynalı konsol, mankenler üzerinde işlemeli giysiler ile Yaşar Çallı tarafından müzemize bağışlanan yağlı boya tablo ve aynalı askılıklar sergilenmektedir

 

Paylaşın

Denizli: Pamukkale, Hierapolis Arkeoloji Müzesi

Hierapolis Arkeoloji Müzesi; Denizli’nin Pamukkale İlçesi, Sümer Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.Müzede Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksu) vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır.

Ayrıca Tunç çağının en güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü’nden elde edilen arkeolojik buluntular müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ayrıca Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler Hierapolis Müzesi’nde toplanmış ve sergilenmektedir.

Hierapolis Hamamı’nın bölümlerinden olan üç kapalı mekân ile doğu bitişiğindeki kütüphane ve gymnasium olarak bilinen açık mekânlar müze teşhir alanları olarak düzenlenmiştir. Küçük ve büyük birçok eserin sergilendiği müze üç kapalı mekândan oluşmaktadır. Açık alanda sergilenen eserler ise daha çok mermer ve taş eserlerdir.

Heykeller ve Lahitler Salonu

Bu salon, Hierapolis ve Laodikeia kazılarından elde edilen lahitler, heykeller, mezar taşları, mimari sütun, paye başlıkları ve yazıtlardan oluşmaktadır. Yunan ve Hellenistik orjinallere bağlı olarak yapılmış Roma dönemine ait bu eserler içinde Tyche, Dionysos, Pan, Asklepios, İsis Rahibesi, Demeter heykelleri bulunmaktadır. Mezar taşları ise yöreye ait geleneği simgeleyen aile mezarları ile ilgili örnekleri oluşturmaktadır. Yöreye özgü geleneğin diğer bir örneği pişmiş toprak lahit olup döneminin güzel örneğini temsil etmektedir.

Üzerinde kitabesi bulunan Maximillan’ın lahdi ile Laodikeia kentinde ortaya çıkan ve müzenin en güzel eserlerinden biri olan Sidemara tipi lahit, bir kent meclisi üyesine (Arhon) aittir.Yine bu salonda muhtemelen anıtsal bir yapının gmaeus Arrius Apuleius Aurelianus’a ait olduğundan bahseden bir yazıt ve bu yazıtla ilgili gladyatör döğüşleri ve boğa oyunları konulu kabartmalar vardır.

Küçük Buluntular Salonu

Bu salonda M.Ö.lV. binden beri bir çok uygarlığa damgasını vuran küçük buluntular sergilenmektedir. Belirli bir kronolojiye göre sergilenen bu eserler Denizli ve çevresindeki bir çok arkeolojik yerleşimlerden elde edilen eserlerden oluşmaktadır.

Bu salonda, dönemi itibariyle eski uygarlığın güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü kazısından çıkarılmış olan eserler ayrı bir önem taşımaktadır. İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün 1952-1957 yılları arasında yaptığı kazı sonunda elde edilen bu eserler; idoller, pişmiş toprak testi ve tören (libasyon ) kapları ve taş eserlerdir. Özellikle M.Ö.lV.binden bu yana en güzel örnekleri vermektedir.

Salonun diğer bölümlerinde ise Frig, Hellenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait, pişmiş toprak kandiller, adak kapları, cam kapları, kolyeler, madeni takılar (yüzük, küpe, bilezik vb.) sergilenmektedir.Giriş kapısının tam karşısındaki vitrinde ise Denizli Müze Müdürlüğü başkanlığında Denizli Müzesi Arkeologlarının yapmış olduğu Gümüşler kazısı,İcikli kazısı ve Akköy Bizans dönemi aile mezarı kazısında ortaya çıkarılan ;altın küpeler,altın yüzükler,altın elbise süsü ve pişmiş toprak eserler sergilenmektedir.

Ayrıca kronolojik bir sıraya göre sergilenmiş olan sikkeler bu salonun önemli eserlerini oluşturmaktadır. Sikkenin ilk darbedildiği M.Ö.Vl.yüzyıldan beri, Hellenistik, Roma, Bizans ve Selçuklu ile Osmanlı dönemlerine ait altın, gümüş ve bronz sikke örneklerini bu salonda görmek mümkündür.

Tiyatro Buluntuları Salonu

Hierapolis Tiyatrosu’nun sahne binasının fasadını süsleyen eserler birçoğu restore edilerek müzenin bu salonunda teşhir edilmiştir. Sahne kabartmalarının bir kısmı yerinde (insitu) olup bir kısmının ise mülajları alınarak sahne binasındaki yerine kopyeleri konulmuştur.

Bu salonda yer alan eserler; Apollon ile Artemis’e ait mitolojik kabartmalar, Dionysos’un eğlence alayları, Roma İmparatoru Septimus Severus’un taç giyme törenine ait kabartmalar, Persephone’nin Hades tarafından yeraltına kaçırılmasına ait firiz, Apollon, Leto, Artemis, Hades ile ilgili heykeller, sfenksler, Kral Attalos ve Eumenes’in büst heykelleri ile mimari kabartma örnekleri yer almaktadır.

Ayrıca kent tanrıçasının (Hierapolis’in) taç giyme töreni ve tiyatro ile ilgili meclis kararlarını belirten yazıtlar önemli eserlerdir.Salonun orta bölümünde Sfenks,Denizler tanrısı Poseidon’nun oğlu Triton,yer altı tanrısı Hades ile Tiyatro aktörünün heykeli vardır. Niş içersinde ise Tanrıça Leto, Tanrıça Artemis ile tanrıça Apollon’nun heykelleri bulunmaktadır.

Paylaşın

Denizli: Arasta Camii

Arasta Camii; Denizli’nin Merkezefendi İlçesi, Saraylar Mahallesi, Kaleiçi Çarşısı içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Un Pazarı ve Balıkçılar Çarşısı Camisi ile birlikte Kaleiçi’ndeki üç camiden biri olan Arasta Camisi, Aydın Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun 13.08.2007 tarihi 1053 sayılı kararı ile koruma altına alınmıştır.

Tarihi Kaleiçi Çarşısı içinde yer alan Arasta Camii’nin kim tarafından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Camii’nin girişinde yer alan kitabede H. 1323 ve H. 1325 tarihi okunmaktadır. Bu tarihin caminin yapılış tarihi mi  yoksa camide yapılan bir onarımın tarihi mi bilinmemektedir.

Paylaşın

Çorum: Hüseyin Gazi Medresesi ve Tekkesi

Hüseyin Gazi Medresesi ve Tekkesi; Çorum’un Alaca İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine 3 km. mesafedeki medrese ve tekkeye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte XIII. yy’a ait (takriben 1220 I. Alaaddin Keykubat dönemi veya II. Kılıç Arslan dönemi 1155-1192 dönemi zikredilebilir) Selçuklu medresesi olduğu sanılıyor.

Birbirine geçme iki bölüm halinde düzenlenmiş bir yapıdır. Medreseye açılan portelin -dış kapının- iki tarafında bir insanın ayakta rahatça sığabileceği büyüklükte kuzey ve güney yönünden karşıdan birbirine bakar konumda nöbetçilerin giriş-çıkışları kontrol edebilmeleri için iki nöbetçi mahfili vardır.

Binanın doğusundaki portalden medresenin giriş Holü’ne geçirilir. Bu hol 3.30×4.35 m. boyutlarındadır ve portalin arka duvarı üzerinde görülen izlerden aslında tonozla örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Bunun kuzeyinde iki kademeli olarak dışarıya doğru çıkıntı yapan bir kanat bulunur. Bu kanatın köşeleri ve pencere söveleri muntazam kesme taştan yapılmış, doğu cephesindeki iki pencere sonradan moloz taşla doldurulmuştur.

Giriş holünün batı duvarındaki kesme taştan örülmüş, basit ve kemerli kapı medresenin avlusuna açılır. Avlunun iki yanında talebe hücreleri bulunur. Gerek binanın tabii döşeme seviyesinin bir metreden fazla toprakla dolu olması, gerekse üst yapının bütünüyle yıkılmış olması burada kazı yapılmadan plan şeması çıkartmağa imkan bırakmamıştır.

Duvardaki birkaç iz, bazı hacimlerin şekli ve ölçüsü hakkında ipuçları vermektedir. İç kapının arkasında bulunan tonoz başlangıcı, kapı ile avlu arasında bir eyvan olduğunu gösterir. Giriş eyvanının doğusunda mazgal pencereli bir oda, batısında ise testere dişi şeklinde konsollardan, aslında kubbeli olduğu anlaşılan küçük bir vestibülün gerisinde beşik tonozlu bir oda bulunur.

Avlunun doğusunda iki mazgal pencere daha vardır. Duvar kalıntıları burada iki büyücek oda bulunduğunu gösterir. Avlunun batısı binanın diğer kısımlarından daha harap durumdadır. Güney kısımda ise ortada bir eyvan vardır. Bunun batısında mazgal pencereli beşik tonozlu bir oda ile doğusunda iyi durumda bulunan yüksek bir türbe yer alır.

Türbenin kapısı avlu tarafındadır. Üzeri kornişli yarım daire kemerli kapının üstünde beyaz mermerden bir kitabe bulunmaktadır. Dört yanında birer yüksek pencere bulunan türbenin içi, basık çapraz tonozla örtülüdür. Yani dışarıda görülen kubbe yalancıdır, sonradan yapılmış olması mümkündür. Hüseyin Gazi Medresesi’nde bugün sanat eseri sayılabilecek tek elemanı portalidir. 480 m. genişliğindeki mermer portali basit bir bordür çerçeveler. Kapı nişi derin ve kemerli, altı sıra skalaktit dolguludur.

Skalaktitlerin altında, üzerinde yazı bulunmayan, siyah mermer bir kitabe levhası bulunur. Üzerinde ucu yukarıya kalkık bir kemer bulunan kapının sövesi bir sıra beyaz, bir sıra siyah mermerden geçmeli olarak yapılmıştır. Portalin yanlarında skalaktitli mihrabiyeler, kapı nişinin köşelerine ise süs kolonları konulmuştur. Bunlardan soldaki düşmüştür. Fakat sağdakinin bitkisel motiflerle süslü yüksek başlığıyla gövdesinin üst kısmı yerindedir.’ Medresenin ön yüzündeki kitâbede okunabildiği kadarıyla ‘Pilavhozzâde Ali Said Baba’nın asarı vakfiyesidir’ yazılıdır.

Hüseyin Gazi Türbesi ve medresesi ile ilgili veriler yeterli olmamasına rağmen araştırmalarımızda bulabildiğimiz doneler ilginç ve birbirinden farklılık göstermektedir: ‘Roma kaynaklarında Hüseyin Gazi’nin ölüm yeri olarak ‘Ameryum’u’ ‘Arap kaynaklarında Hüseyin Gazi’nin ölüm yeri olarak ‘Amoryum’ ‘Angora’ olarak gösterilmektedir.’
‘Sör Charles (Hüseyin Gazi Tekkesi) bu yeri kilise olarak tanımlarken’, ‘Haamilton (1837-38) seyahatinde bu yerin Selçuklu Tekkesi olduğunu ve ayrıca Konya Medresesi şeklinde planlandığını ifade etmektedir’

‘Hasluck ise Hüseyin Gazi’nin gerçek mezarının Alaca’da olduğunu ileri sürmektedir.’ ‘Şahmas Battal tarafından İslam yapılmış rahip olarak da anılmıştır. Şahmas’ın adı Alaca’da kendi adıyla korunmuş ancak bu tekkede Hüseyin Gazi’nin olduğu bildiriliyor’

Paylaşın

Çorum: Gerdek Kaya Mezarı

Gerdek Kaya Mezarı; Çorum’un Alaca İlçesinin 18 kilometre kuzeyinde, Camili Köyü (Gerdek Köyü) sınırları içerisinde yer almaktadır.

Gerdek Kaya Mezarı’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yerleşimin doğusundaki kayaya oyulan üç sütunlu mezar, M.Ö. 2. yüzyıl Helenistik döneme tarihlenir. Gerdek Kaya Mezarı yakınlarında ayrıca, Alaca Vadisi’nin girişindeki su kanalları görülebilir.

Taşoda denilen kalıt üzerinde bir çeşit tahta benzer bir yapı mevcuttur. Bu kısım bir oturmaya ve aşağıdakilere seslenebilmeye imkân veren taht benzeri bir yapıdır. Bundan ötürü bu yapının söz konusu kavmin önde gelen bir şahsı için yapıldığı düşünülmektedir.

Paylaşın