Manisa: Kırkağaç, Sarıhoca Camii

Sarıhoca Camii; Manisa’nın Kırkağaç İlçesi, Cinosman Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sarı Hoca Kırkağaç’ın kurucularındandır. Kayadibi ile Bakır kasabası arasında o zamanlar mevcut Taş köyünde ikamet ettiği tarihlerde Osmanlı padişahı II.Murat ile bu köyde görüşmüş olduğu nakledilir.

Sarı Hoca’nın Türkçeye tercüme ettiği Mevlana Celaleddin Rumi’nin Mesnevi’sini beğenen II.Murat bu hizmetinden dolayı takdir ifadesi olarak Sarıhoca Camiini inşa ettirip Kırkağaç halkını aşar vergisinden muaf tutar ve böylece civardaki bir kısım halk Kırkağaç’a göç ederek buraya yerleşir.

Bir rivayete göre de II. Murat’ın eşi yolculuk esnasında Kırkağaç’tan geçerken rahatsızlanır. Burada Sarı Hoca Efendi’nin duasıyla iyileşir. Bu nedenle padişah II. Murat Sarıhoca Camii’ni ve yanındaki taştan evi yaptırır.

Rivayet edilir ki, 1974 yılındaki Kıbrıs Harekatına Sarı Hoca’nın katıldığı, bu savaşta yüzbaşı olarak görev yapan pilota yardım ettiği, daha sonra bu askerin Sarı Hoca’yı ziyarete geldiği, hoca efendinin yıllar önce öldüğünü öğrendiği, bu olaydan çok etkilenip uzun bir süre Sarıhoca Camiinde her türlü hizmette bulunduğu anlatılır.

Sarı Hoca’nın türbesi ve talebelerine ait mezarlar da camiinin bahçesinde bulunmaktadır. Ayrıca camide Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerifi bulunmakta olup, her yıl Kadir Gecesinde ziyarete açılmaktadır.

Paylaşın

Manisa: Kırkağaç, Anıt Zeytin Ağacı

Anıt Zeytin Ağacı; Manisa’nın Kırkağaç İlçesi, Bakır Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anıt Zeytin ağacı bin altı yüz elli yedi yıllıktır. 2010 yılında Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından anıt ağaç olarak tescillenen “Anıt Zeytin Ağacı” 10.6 metre gövde çapı, 13 metre tepe çapı, 6.84’lük uzunluğu ile siz ziyaretçilerini beklemektedir.

Türkiye’nin en yaşlı, dünyanın üçüncü en yaşlı ağacı olmasına rağmen hala meyve vermesi nedeni ile dünyanın meyve veren en yaşlı zeytin ağacı unvanını elinde bulundurmaktadır. Anıt Zeytin Ağacı hala 4 çeşit zeytin vermeye devam etmektedir.

Bunlar; Memecik, Edremit, Uslu ve Trilye cinsleridir. Ayrıca Yöremize ait bir hikayedir Anıt Zeytin Ağacı. Hikayede Meryem Ana’nın Bergama’dan Efes’e hamile iken göç ettiği sırada İlçemizden geçerken bu zeytini doğacak olan Hz. İsa için diktiği söylenmektedir.

Nitekim Hollandalı araştırmacı Ticia Verveer, Kırkağaç’a gelerek bu zeytin ağacından numune almış ve 2016 yılında ülkesinde karbon testi yaptırdığını belirterek, anıt zeytin ağacının Hz. İsa ile yaşıt olduğunu Kaymakamlığımıza attığı tweet ile bildirmiştir.

Paylaşın

Manisa: Alaşehir, Yağhane Camii

Yağhane Camii; Manisa’nın Alaşehir İlçesi, Soğuksu Mahallesi, Mektep Caddesi yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde çarşı kenarında Süylün Muslu Paşa Cami ve Hamamı diye iki yer gösterilmektedir.

Adı geçen hamam halen varlığını sürdürmekte olup hamamla birlikte anılan camii 1922 yılında yanmış ve yerine yeni bir cami yapılmıştır.

Paylaşın

Manisa: Akhisar Müzesi

Akhisar Müzesi; Manisa’nın Akhisar İlçesi Merkez yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1933 yılında Ali Şefik Hastanesi olarak yapılan bina, aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilerek 1992 yılına kadar Ali Şefik Ortaokulu olarak hizmet vermiştir.

1994-2007 yılları arasında Öğretmen Evi olarak kullanılmıştır. 4 Eylül 2006 tarihinde Akhisar Müzesi yeri olarak karar verilen, 2007 yılında onarımına başlanan müze, 2011 yılında bitirilmiş, 2012 yılının Ağustos ayında açılmıştır. Akhisar Müzesi 11 bölümde 1451 eserin sergilendiği arkeoloji ve etnografik eserlerden oluşmaktadır.

Arkeolojik seksiyonda, 18-11 milyon yaşlarında fosiller, idoller, el aletleri, M.Ö. 6000-3000 yıllarına tarihlenen Yortan seramikleri, M.Ö. 700-500 yıllarına ait seramik, gümüş kap ve altın buzağı, Hellenistik Dönem seramikleri, M.Ö. 500 – M.S. 200 tarihleri arasına ait figürinler, yağ kandilleri, mezar stelleri ve cam eserler sergilenmektedir.

M.Ö. 500’lere tarihlenen lir çalan Eros, aslan başlı küpe, Herakles mührü, altın yüzük, kolye, iğne, Hıristiyanlık Dönemi’ne ait günlük alet ve eşyalar da bu bölümde yerini almıştır.

Müzenin etnografya bölümünde ise cam kase, tabak sürahi gibi günlük gereçler, Osmanlı Dönemi’nde kullanılmış gaz lambaları ile ve diğer günlük kullanım eşyaları, tabanca ve tüfekler ile çeşitli büyüklükte kılıçlar bulunmaktadır.

Ayrıca yöresel kıyafetler ve bölgeye ait el işi halılar da sergilenmektedir. Etnografya bölümünün bir kısmı da zaman içinde önemini yitiren mesleklere ayrılmış ve yaşadıkları dönemdeki görünüşleriyle bu mesleklere ait dükkanlar yeniden canlandırılmıştır.

Paylaşın

Manisa: Akhisar, Kasap Hali

Kasap Hali; Manisa’nın Akhisar İlçesi Merkez yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Akhisar’ın zengin tarihi ve bereketli toprağı ile buluşan Tarihi Kasap Hali yaşan bir zeytinyağı müzesi olarak şehrin 300 yıllık bu eşsiz lezzetini marka kent kimliği ile sergilemektedir.

Akhisar’ın en eski ticaret bölgelerinden biri olan ve çeşitli meslek gruplarını içinde barındıran bu yapı 1928 yılında Bulgar Ustalar tarafından inşa edilmiştir.

Zamanla özelliğini kaybeden yapı Anıtlar Kurulu ile yürütülen ortak proje kapsamında Manisa Valiliği ve Akhisar Belediyesinin finansal destekleri ile 2012 yılında restore edilmiştir.

Restorasyon çalışmalarının ardından zeytin ve zeytincilik müzesi olarak kimlik kazanan bina aynı zamanda Akhisar Mutfağının damak tadını yansıtan cafe restorantı ile yaşayan bir eser haline getirilmiştir.

Paylaşın

Manisa: Darphane

Darphane; Manisa’nın Şehzadeler İlçesi, İshak Çelebi Mahallesi, Küpbaşı Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Alt katın cephesi sivri kemerli iki açıklık halindedir ve kesme taş kaplamalıdır. Üst kat cephesi ise tuğla söveli ve sivri kemerli sağır bir niş içine açılmış dikdörtgen pencerelidir. Cephe kesme taş kaplamaları arasına ikişer – üçer sıralı yassı tuğlalar yerleştirilmiştir.

Moloz taş örgülü ve kesme taş kaplamalı yapının üst katına batı yönündeki taş basamaklı bir merdiven ile çıkılır. Türk üçgenli bir kuşak yardımıyla taşınan kubbeyi dışarıdan kuşatan bir kasnağı yoktur.

Kare planlı üst katın kıble duvarında bir mihrap veya ocak olduğu düşünülebilecek büyük bir niş ile iki tarafında yerden yüksekte olan birer nişi vardır.

Mimari ve dekoratif süslemenin olmadığı üst kat kuzey cephesindeki iki, doğu cephesindeki bir pencereden ışık almaktadır. Zemin kat, eğimli bir araziye inşa edilmek zorunluluğundan doğmuş, sivri tonoz örtülü, yan yana iki eyvan görünümündeki mekanlardan oluşmuştur.

Paylaşın

Manisa Mevlevihanesi

Manisa Mevlevihanesi; Manisa’nın Şehzadeler İlçesi, Bayındırlık Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mevlevihane, kitabesinden öğrenildiğine göre; Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından 1368-1369 yıllarında yaptırılmıştır. Mevlevihane, İshak Çelebi’nin 1366-1379 yıllarında yaptırdığı Ulu Cami Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturmuştur. Bununla beraber Mevlevihane külliyenin biraz uzağında bulunmaktadır. Mevlevihane külliyenin mimarı Emetullahoğlu’nun eseridir. Manisa’da Mevlevi kültürünün yerleşmesi sonucunda,

Şer’i sicillerden öğrenildiğine göre Osmanlı döneminde de Mevlevihane işlevini sürdürmüş,1664, l665,1681 ve1694 yıllarında onarılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra dergâhların kapatılmasını içeren yasa ile de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetine geçmiştir. Mevlevihane l960-1961 yılında Y. Mimar Süreyya Yücel tarafından, ardından 1982’de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, bir kez daha restore edilmişse de yapı tam olarak korunamamıştır.

Bundan sonra Manisa Yöresi Türk Tarih ve Kültürünü Uygulama Merkezi’ne devredilen yapı 1999-2001 yılında yeniden restore ve dekore edilerek ziyarete açılmıştır. Mevlevihane’nin restorasyonunu Celal Bayar Üniversitesi yapmıştır. Manisa Mevlevihanesi küçük bir tepe üzerine kesme ve moloz taş ile yer yer de yatay tuğlalardan yararlanılarak dikdörtgen planlı, 27.60×20.25 m. ölçüsünde yapılmıştır. Yapının köşelerinde kesme taşa, kemer ve tonozlarda tuğlaya, ana duvarlarda ise yığma moloz taş ile tuğlaya yer verilmiştir.

Pencerelerin lento ve sövelerinde kesme taş kullanılmıştır. Mevlevihane’nin doğu ve güney cepheleri şehre bakmaktadır. Güneybatıdan Mevlevihane’ye yönelen yol yapının önce güney, sonra da batı cephelerini dolaştıktan sonra kuzeydeki giriş kapısına gelmektedir. Buradaki cephe duvarı oldukça yüksek olup yapıyı ana bina ve sundurma olarak ikiye bölmektedir. Böylece yapı daha kütlevi bir görünüm kazanmıştır. Buradaki dışa açılan pencereler dikdörtgen ve sivri kemerlidir. Doğu ve batı cepheleri birbirlerine benzemektedir.

Kuzeydeki giriş cephesinde kare kesitli dört direk ve doğu ile batı duvarları üzerinde 5.50×20.25 m. ölçüsünde bir sundurma bulunmaktadır. Adeta bir portali andıran giriş bir niş görünümündedir. Kapının üzerinde ve yanlarında fil gözü pencereler açılmıştır. Dikdörtgen planlı Mevlevihane’nin semahanesi-mescidi, mutrıp yeri, altı derviş hücresi, harem ve selamlığı, matbahı, kileri bulunuyordu. Mevlevihane’nin üzeri toprak damla örtülmüştür. Mevlevihane’nin alt katı kapalı avlulu bir medrese planına benzemektedir.

Burada üzeri kubbeli kapalı bir orta avlu, köşelerde dört eyvanlı simetrik haçvari bir plan uygulanmıştır. Kapıdan çapraz tonoz örtülü küçük bir giriş holü bulunmaktadır. Bu holün batı ve doğusunda birer oda bulunmaktadır. Buradaki güney odası mescit olarak kullanılmıştır. Sivri kemer alınlıklı eyvanların üzeri beşik tonozlarla örtülü olup sivri kemerler üzerini orta avlunun kubbesi örtmektedir. Aynı zamanda semahane olarak kullanılan orta avlu 7.20×7.20 m. ölçüsünde kare planlıdır. Bu avlunun etrafı yerden 0.50.m yüksekliğinde bir setle çevrilmiştir.

Mescit 6.00×7.90 m. ölçüsünde olup iki sıra pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır. Mescidin iki yanında birbirlerine simetrik köşe odaları yerleştirilmiştir. Mevlevihane’nin ikinci katı güneye doğru açık “U” eklindedir. Bu bölüm alt kattaki orta avlu, köşe odaları ve derviş hücrelerinin üzerinde bulunuyordu. Mevlevihane’nin içerisinde ve dışında bezeme elemanına rastlanmamıştır. Bununla beraber 1693 tarihli şer’i sicil kayıtlarında nakkaşa para ödendiği yazılıdır. Buna dayanılarak o dönemde iç mekânın bezeli olduğu anlaşılmaktadır.

Paylaşın

Manisa: Sinan Bey Medresesi

Sinan Bey Medresesi; Manisa’nın Şehzadeler İlçesi, Tunca Mahallesi, Temiz Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sinan Bey Medresesi, 1982 – 1984 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilmiştir.

Kuzey cephesindeki portal ile aynı aks üzerinde bulunan sivri kemer açıklıklı ve kubbe örtülü ana eyvan, medresenin mescididir. Avlunun güneyi hariç diğer kenarları, devşirme malzemeyle yapılmış revak sistemiyle çevrilmiştir.

Kareye yakın dikdörtgen planlı bir avlunun doğu, batı ve kuzey cepheleri antik dönem devşirme başlıklı sütunların sivri kemerlerle bağlanması ve çapraz tuğla tonozlarla örtülmesi yoluyla yapılmış bir revak sistemiyle çevrilmiştir. Kuzey cephesinden ve bina yüksekliğinden taşıntı yapan portalin kavsarası istiridye niş şeklindedir.

Portal aksı üzerinde bulunan güney taraftaki eyvanda yapıdan çıkıntı yapmış, stalaktitli pandantif bingili bir kubbeyle örtülmüştür. Ana eyvan avluya geniş bir sivri kemerle açılır ve avlu zemininden yüksektedir. Talebe hücreleri de küçük kubbelerle örtülü olup, her birinde ocak vardır ve dışarıya açılan birer pencereyle aydınlanır.

 

Paylaşın

Manisa: Fosil Ayak İzleri

Fosil Ayak İzleri; Manisa’nın Salihli İlçesine bağlı Sindel Köyü, Çakallar Tepesi civarında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Günümüzden 15.000 – 25.000 yıl öncesine ait fosil ayak izleri bulunmaktadır. Killi, ıslak çamur tabakasında oluşan izler, sıcak volkan küllerine maruz kalması neticesi tuğla gibi pişerek binlerce yıldır şekillerini muhafaza etmiştir.

Fosil İnsan Ayak İzleri son derece nadirdir. Belli başlı üç örnek tespit edilebilmiştir:

  • Fransa’da Carerets ve Ganties’te şüpheli olarak Üst Pleistosene ait ve bir mağara içinde Homo sapiens sapiens ya da H. s. fossilis mertebesinde tahminen 25 000 yılın üstündeki bir çağa ait olabilecek ayak izleri bulunmuştur.
  • İtalya’da, Homo neanderthalensis’e ait bir iz bulunmuştur. Yaş olarak Üst Pleistosenin altı, yani 50 000 yıl önceki bir çağa ait olabilir.
  • Macaristan’da, Archantropien grubuna ait olmak üzere, Orta Pleistosenin alt seviyelerinde, yani 500 000 yıl önceki bir çağa ait izler bulunmuştur.
Paylaşın

Manisa: Bin Tepeler

Bin Tepeler; Manisa’nın Salihli, Ahmetli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Marmara Gölü’nün güneyinde, Gediz Ovası’nın kenarında, yaklaşık 90 kadar Tümülüs içeren Bin Tepeler ya da diğer adıyla Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İki büyük tümülüsün, Kral Alyattese ve Kral Gyges’e ait olduğu sanılmaktadır. Tümülüslerin hemen hepsi ilk ve orta çağlarda soyulmuştur. Tapınağın arkasında MS. 400’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen küçük kilise, ilk yedi kiliseden birisidir.

Lidya tümülüsleri, M.Ö. 6 ve 5’inci yüzyıllarda bu peyzajın önemini ortaya koyan unsurlardır. Kraliyet mezarlığı olarak Sardes’e sıkı bir şekilde bağlı olan Bin Tepe, daha erken ve daha geç dönemlere tarihlenen kalıntıları ile Lidya Dönemi’ne ait sadece bir mezarlık alanı değil, kültürün devamını gösteren bir anıttır.

Paylaşın