Siirt: Çattepe Höyüğü

Çattepe Höyüğü; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Çattepe (Tilli/ Til) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Çattepe Höyüğü, Botan Çayı’nın (Uluçay) Dicle Nehri ile birleştiği sahada doğal bir yarımada üzerindedir. MÖ 4. bin yıldan Orta Çağa kadar yerleşilen Çattepe Höyüğü, sahip olduğu antik liman şehri özelliği ve konumu ile önemli bir turizm merkezidir.

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Çattepe Höyüğü’nün eski adı Tell-Fafan’ dır. Önemli bir Ortaçağ Arap Coğrafyacısı olan Al-Makdisi, Çattepe (Tell-Fafan) yerleşimini, “Ceziret-i İbn Ömer’e (Cizre) bir konak (24 saat) mesafede, bahçelerle bezeli, kapalı çarşıları ve kerpiçten evleri bulunan, hayatın ucuz olduğu bir şehir” olarak tanımlamıştır.

Su taşımacılığına uygun iki büyük nehrin birleşme noktasında olmasından dolayı Arap coğrafyacılara göre Dicle üzerinde gemi taşımacılığının başladığı ilk yer ve özellikle M.S. 10. yüzyıl süresince El-Cezire’nin önemli ticari şehir ve limanlarından biridir.

Yerleşmede Geç Roma Dönemi’nde yapılan büyük boyutlu kale, höyüğün önemli ölçüde tahrip olmasına yol açmakla birlikte, kalenin bulunduğu alanda çıkartılan buluntular buranın prehistorik dönemlerden itibaren yerleşilmiş bir höyük olduğunu göstermektedir. Çattepe Höyüğü, farklı dönemlerde çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptığından dolayı farklı dönemlere ait yapılar ve kalıntılar barındırmaktadır.

 

Paylaşın

Siirt: Türbe Höyüğü

Türbe Höyüğü; Siirt’in Merkez İlçesi, Yokuşbağlar Köyü, Çiçekyurdu Mezrası’nın kuzeybatısında yer alır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Türbe Höyüğü, Botan Vadisi’nin güneybatı kıyısında, Bitlis Çayı’nın Botan Çayı’na (Uluçay) döküldüğü yere yakın bir yerleşim yeridir. Siirt İl Merkezine yaklaşık 27 kilometre uzaklıkta bulunan Höyük, Botan Çayı’nın güneybatısındaki geniş düzlüklerin doğusunda, nehrin kenarında bulunan bir teras üzerindedir. Konum itibariyle önemli bir sahada bulunmaktadır.

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Türbe Höyüğü, tarih turizmi açısından değerlendirilebilecek önemli bir yerleşimdir. Farklı dönemlere ait izler taşıyan höyükte ilk iskan MÖ 7 binyılın son çeyreği öncesi döneme tarihlenmektedir. Höyük üzerinde bulunan mezarlardan dolayı Türbe Höyüğü olarak adlandırılmıştır.

Botan Vadisi’nde bulunan önemli tarihi mekanlardan biridir. Türbe Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan buluntuların farklı dönemlere ait izler taşıması burayı arkeolojik turizm için ilgi çekici kılmaktadır. Türbe Höyük’te ortaya çıkarılan buluntuların turizm açısından değerlendirilmesi bölge turizmi için büyük önem arz etmektedir.

Paylaşın

Siirt: Güsir Höyüğü

Güsir Höyüğü; Siirt’in Eruh İlçesi, Ormanardı Köyü’nün 2 km kadar batısında yer alan Gusir Gölü’nün çevresinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Siirt İl Merkezine yaklaşık 40 km uzaklıktaki Güsir Höyüğü, Botan Çayı (Uluçay) ile birleşen Kavaközü Vadisi’nin güneyinde yer almakta olup, yaklaşık 3-4 hektar büyüklüğünde bir yerleşim alanına sahiptir

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Bölgenin bilinen en eski yerleşim yeri olan Güsir Höyüğü, toplanan buluntulardan elde edilen bilgilere göre, yaklaşık olarak MÖ 9700-8800 aralığında, Çanaksız Çömleksiz Neolitik Döneme tarihlenmektedir. Bu yerleşimden toplanan obsidyen aletlerin varlığı, muhtemelen Botan ve Bitlis Vadileri aracılığıyla Van Gölü Bölgesi’ne değin uzanan bir değiş-tokuş sisteminin varlığıyla ilişkilidir. Bu sahada mimarı kalıntılar, Yontmataş buluntuları ve diğer farklı buluntular mevcuttur.

Höyükte, duvar örgü tekniği, malzeme boyutları birbirinden farklı, dörtgen, oval, yuvarlak planlı yapılar, çukur tabanlı yapı, gömütler, dikilitaşlar, duvarlara asılı yabani koyun boynuzları ve silo benzeri yapılar bulunmaktadır. Ayrıca büyük çoğunluğu çakmaktaşı ve az sayıda da obsiyenden oluşan kazıyıcılar, deliciler, uçlar, kalem, düzeltili dilgi ve yonga gibi aletler Yontmataş buluntuları arasında yer almaktadır.

Yine burada öğütme taşları, delikli taşlar, hayvan başı şeklinde biçimlendirilmiş havanelleri, el taşları, altlıklar, taş tıkaç, kemik deliciler, bezekli taş plakalar, bir yüzü bezekli diğer yüzeyi oluklu taşlar, gömütlerin birçoğuna armağan olarak bırakılan süs eşyaları ve boncuklar, Güsir Höyüğe has olan oval veya yuvarlak biçimli yassı taşlardan yapılan pendant benzeri objeler höyükte ele geçirilen diğer buluntulardır. Bu mimari yapılar ve buluntular, çalışma sahasında prehistorik turizm açısından büyük öneme sahiptir. Höyük doğal çevre özellikleriyle de oldukça dikkat çekicidir

Paylaşın

Siirt: İki Girişli Mağara

ki Girişli Mağara; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Yuvalı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mağaralar tarih boyunca insanların ilgisini çeken oluşumlardır. Büyük yer altı oyukları olarak da tanımlanan mağaralar, genellikle suların eritme süreci ile oluşmuş karstik aşınım şekillerinin en tipik örneklerinden olan yer altı ve yerüstü boşluklarıdır. Doğal oluşumlu mağaralar dışında, insan eliyle yapılmış mağaralar bulunmaktadır.

Mağaraların görsel, sportif, kültür ve sağlık bakımından sahip oldukları özellikler, turizme alternatif bir tip olarak mağara turizmini meydana getirmiştir. Mağaralar doğal oluşum ve varlıklarıyla (sarkıt ve dikitler, traverten, kuyu, göller, dereler, süslü salonlar) doğa turizminin, yerleşim ve dini ibadet yeri olarak kültür ve inanç turizminin, mikrokliması ve içindeki termal şifalı suları ile ise sağlık turizminin içinde değerlendirilmektedir.

Ülkemizin her tarafında olduğu gibi Siirt ve çevresi de mağara turizmi için büyük bir potansiyele sahiptir. İki girişli mağara turizm potansiyeli yüksek olan jeomorfolojik oluşumlardan biridir. Mağara, kalkerli kayacın akarsu tarafından aşındırılması sonucu oluşmuştur. Mağaranın iki girişi olduğu için “İki Girişli Mağara” olarak bilinmektedir. Mağara Bitlis Çayı kenarındaki konumu ve sahip olduğu görünümlerle oldukça ilgi çekicidir. Işıklandırma ve diğer çeşitli çevre düzenlemeleri yapılmak suretiyle turizmde değerlendirilebilir.

Paylaşın

Siirt: Çaykaya Mağarası

Çaykaya Mağarası; Siirt’in Baykan İlçesi, Çaykaya Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mağaralar tarih boyunca insanların ilgisini çeken oluşumlardır. Büyük yer altı oyukları olarak da tanımlanan mağaralar, genellikle suların eritme süreci ile oluşmuş karstik aşınım şekillerinin en tipik örneklerinden olan yer altı ve yerüstü boşluklarıdır. Doğal oluşumlu mağaralar dışında, insan eliyle yapılmış mağaralar bulunmaktadır.

Mağaraların görsel, sportif, kültür ve sağlık bakımından sahip oldukları özellikler, turizme alternatif bir tip olarak mağara turizmini meydana getirmiştir. Mağaralar doğal oluşum ve varlıklarıyla (sarkıt ve dikitler, traverten, kuyu, göller, dereler, süslü salonlar) doğa turizminin, yerleşim ve dini ibadet yeri olarak kültür ve inanç turizminin, mikrokliması ve içindeki termal şifalı suları ile ise sağlık turizminin içinde değerlendirilmektedir.

Ülkemizin her tarafında olduğu gibi Siirt ve çevresi de mağara turizmi için büyük bir potansiyele sahiptir. Çaykaya Mağarası doğal özellikleri ile en dikkat çekici olanıdır. Mağara, bölgede günümüze kadar araştırması yapılmış en uzun doğal mağara özelliğine sahiptir. Germik Formasyonun üst seviyelerini oluşturan masif kireçtaşları içerisinde, sahadaki bindirmeler sonucu gelişmiş olan mağara yaklaşık 200 m uzunluğundadır.

Mağara, sağ tarafında yer alan Başur Çayı vadisine paralel olarak, fay hattı boyunca K-KD yönlü olarak devam etmektedir. Ortalama 5 m derinliğe sahip olan ve ilk girişten itibaren 13 m’lik ikinci bir inişle ulaşılan mağara tabanından itibaren, yaklaşık 20 derece eğime sahip olan ana galeriden 6 m ilerlenerek GD yönünde gelişmiş olan bir kola ulaşmaktadır.

Yarasa popülasyonunun bulunduğu yan kol ortalama 1,5 m genişlik, 1,5 m yükseklik ve yaklaşık 60 m uzunluğundadır. Mağaranın tabanı genel olarak çökmüş moloz ve irili ufaklı kaya parçalarıyla kaplı olup, yer yer damlataş oluşumları görülmektedir. Çaykaya Mağarası turizm için büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak mağara, gerekli düzenlemeler yapıldığı takdirde şartıyla turizm amaçlı kullanılabilir.

Paylaşın

Siirt: Cumhuriyet (Hıdr-Ul Ahdar) Camii

Cumhuriyet (Hıdr-Ul Ahdar) Camii; Siirt’in Merkez İlçesi, Ulus Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Siirt yöresi uzun tarihi geçmişi süresince farklı dinlere mensup grupları içinde barındırmış, dini misyonu olan önemli bir merkezdir. Önemli inanç çekim merkezlerine sahip olan Siirt, İslam dini başta olmak üzere çeşitli dinlere ait dini eserlere sahip, önemli bir alternatifi teşkil etmektedir.

Nitekim inanç turizminin gelişimini sağlayan önemli bir faktör de, dini mekânların ibadetlerin gerçekleştirilmesi için kullanımı nedeniyle insanlar tarafından ziyaret edilmesidir. Bu eserlerden biride Cumhuriyet (Hıdr-Ul Ahdar) Camisi’dir.

Hıdr’ul Ahdar Camii’ın, 12. yüzyılın başlarında yapıldığı düşünülmektedir. 1929 yılında yeniden onarılan, minaresi yenilenen caminin ismi de Cumhuriyet Camii olarak değiştirilmiştir. Caminin bitişiğinde bulunan Suk’ul Ayn Çeşmesi de Selçuklu döneminde yapılmıştır.

Kesme taştan, tek kubbeli bir yapı olan bu caminin doğusuna Selçuklu döneminden sonra iki kubbeli bir mekân eklenmiş ve yapının planı dikdörtgene dönüşmüştür. Kuzey yönünde biri ibadet mekânına, diğeri de sonradan eklenen bölüme açılan iki ayrı kapısı bulunmaktadır. Bu kapılar sivri kemerlidir. Ancak bu kemerli kapılar sonradan kapatılmış ve iki küçük kapıya dönüştürülmüştür.

Paylaşın

Siirt: İncekaya (Kormas) Kalesi

İncekaya (Kormas) Kalesi: Siirt’in Şirvan İlçesi, İncekaya Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

İncekaya Köyü’ne şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. Köyden kalenin bulunduğu bölgeye yürüyerek ulaşılabilir.

İncekaya (Kormas) Kalesi bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Osmanlı döneminde 1666 yılında yapıldığı ve 1702 yılında yenilendiği tahmin edilen kalede, kalenin savunması için üç burç, içindeki yönetim kesimi ve halk için ambarlar, ev, hamam, sarnıç, imaret, yönetim sarayı ve ahırlar bulunmaktadır.

Siirt çevresinde çok sayıda kale bulunmakla beraber bunların bir kısmı yıkılmış durumdadır. Harabe şeklinde olan bu kalelerin ulaşım imkanları da kısıtlıdır. Ancak kısmen de ayakta durabilmiş kalelerin restore edilip korunması ve turizme kazandırılması önem teşkil etmektedir.

Kaleler buranın coğrafi çevre özelliklerine göre şekillenmiştir. Genelde tepe üzerinde konumlanan bu yapılar yamaç şeklinde inşa edilmişlerdir. Ayrıca kullanılan inşa malzemesi de sahada yoğun bir şekilde bulunan kireç taşları, jips gibi malzemelerden oluşmaktadır.

Paylaşın

Siirt: Şeyh İbrahim El Mücahid Türbesi

Şeyh İbrahim El Mücahid Türbesi; Siirt’in Tillo İlçesi, Fakirullah Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Asıl adı İbrahim olan Şeyh Mücahid Hz. Kutb’ul Aktab Şeyh Hamza El-Kebir Hz.’nin oğludur. Doğum tarihi bilinmeyen Şeyh İbrahim El-Mücahid Hz. Tillo’da dünyaya gelmiş ve babası gibi Velayet Makamına yükselmiştir.

İbrahim Hakki Hz. eserlerinde onun çok sayıdaki kerametlerinden bahsetmiştir. Divanı olduğu söylenmektedir. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde kendisi hakkında master çalışması yapılmıştır.

Şeyh İbrahim El-Mücahid Hz. Hicri 660, Miladi 1262 senesinde babasından önce Tillo’da vefat etmiştir. İlçede adına yapılmış olan türbede metfundur. Halen İlçede onun soyundan gelen aileler ve adını taşıyan bir mahalle mevcuttur.

Paylaşın

Siirt: İsmail Fakirullah Türbesi

İsmail Fakirullah Türbesi; Siirt’in Tillo İlçesi, Fakirullah Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İsmail Fakirullah Hazretleri, çocuk yaşlarında ilim tahsiline başlamış ve hoca oluncaya kadar ilim tahsiline aralıksız devam etmiştir. Yirmi dört yaşındayken babasını kaybetmiştir. Bu yaşta evlenerek oturduğu camide müderrislik ve imamlık yapmaya başlamıştır.

Otuz yaşında annesini kaybettikten sonra, zühd ve takvasının gereği olarak kendisine bir tarla satın almış, bizzat kendi elleriyle asma ağaçları dikmiş ve geçimini sağlamak için çalışmıştır. Tarla ekmiş, ekin biçmiştir. Kırk yaşına kadar günlerinin çoğunu oruçla geçirmiş, orucunu birkaç üzüm tanesi ile açmıştır. Kırk gün konuşmadan, yemeden içmeden kesilip mana alemine dalmıştır.

Kırkıncı gün gözünü açmış, bir tas su içmiş, ekşi nar aşı isteyip, bir parça ekmekle yemiş ve kendine gelmiştir. Bundan sonra yemeğini normal yemeye başlamıştır. Daha sonra kırk sekiz yaşında Hacc’a gitmiştir. İsmail Fakirullah Hazretlerinin biri kız olmak üzere 5 çocuğu vardı.

Üveysiyye tarikatının esasları doğrultusunda, her kesimden insanları irşat ederken, diğer tarafta şer-i ilimler ve müspet ilimlerde dünyaca ünlü meşhur ilim adamları yetiştirmiştir. Hayatını hak yolda insanları irşat etmekle geçiren bu büyük veli, Hicri 1146, Miladi 1734 senesinde ruhunu Mevlasına teslim etmiştir. Kabri Tillo da kendi ismiyle anılan türbededir. Her sene binlerce kişi türbesini ziyaret etmektedir.

Paylaşın

Siirt: Şeyh Hamza El-Kebir Türbesi

Şeyh Hamza El-Kebir Türbesi; Siirt’in Tillo İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şeyh Hamza El-Kebir Hazretleri’nin doğum tarihi bilinmemektedir. Hims Vilayeti’ne bağlı Tedmur denilen yerden gelmiştir. Soyu büyük Sahabi Halid Bin Velid’e (R.A.) dayanır.

Babaları Ebu Said-i Magzuni, Hicri 470, Miladi 1077 ile Hicri 561, Miladi 1166 yılları arasında yaşayan Abdülkadir Geylani Hz.’ne muasir olmuş, hatta birbirlerine karşılık ders vermişlerdir.

Başta İsmail Fakirullah Hz.’nin tespiti olmak üzere tevatürle sabit olan O’nun büyük velayeti ve “Kutb’ul Aktab” makamına ulaşmış, Tillo’nun başta gelen velilerinden biri olmuştur. Tarikati “Hamzeviyye” tarikatıdır.

12 erkek çocuğu olmuştur. Bunların hepsi velayet makamına müşerref olmuşlardır. Şeyh Hamza El-Kebir Hz. Hicri 669, Miladi 1271 tarihinde vefat etmiştir. Kabri şerifi Tillo’da kendi adına yaptırılan türbededir.

Paylaşın