Tekirdağ: Kurtdere Camii

Kurtdere Camii; Tekirdağ’ın Saray İlçesi, Kurtdere Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1893 yılında yapılan cami,  tuğla ve kesme taş malzeme ile inşa edilmiş olup, kare plana sahiptir. Cephede dikdörtgen formda düzenlenmiş beş pencere mevcuttur.

Giriş kısmı iki katlı, mihrap kısmı ise tek katlıdır. Caminin üst örtüsü kırma çatıdır. Ön kısmındaki pencereler, mahfilin aydınlatılması amacıyla iki sıra halinde yapılmıştır.

Yapının minaresi tek şerefeli olup tuğla malzemelidir. 2015 yılında restore edilen camii  ibadete açık durumdadır.

Paylaşın

Tekirdağ: Müzik Teknolojileri Müzesi

Müzik Teknolojileri Müzesi; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Ertuğrul Mahallesi, Sefa Sokak üzerinde yer almaktadır. 

Müzeye, otogardan merkeze kalkan dolmuşlar ile ulaşım mümkündür.

Süleymanpaşa Belediyesi tarafından yapılan, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan  Müzik Teknolojileri Müzesi’nin içinde hem geçmişte hem de günümüzde kullanılan müzik aletleri ve müzik aletlerinin yapılış aşamasını anlatan malzemelerin yanı sıra çok sayıda yöresel kıyafet sergilenmektedir.

“İbrahim Balaban Müzesi, Tekirdağ Fotoğrafları Müzesi, Rakoczi Müzesi, Namık Kemal Evi ve Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi” de Süleymanpaşa İlçesi sınırları içerisinde yer alan diğer müzelerdir.

İbrahim Balaban Müzesi’nde Nazım Hikmet’in cezaevi arkadaşı ressam İbrahim Balaban’ın belediyeye bağışladığı tabloları ve kişisel dokümanları sergilenmektedir.

Macar Prensi II. Frenc Rakoczi, evde 1720-1735 yılları arasında yaşadığı ev Macaristan Hükümeti tarafından 1932 yılında satın alınarak Rakoczi Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Tekirdağ Fotoğrafları Müzesi ise, Tekirdağ’ın eski resimlerinin sergilendiği bir müzedir.

Namık Kemal Evi, Vatan şairi Namık Kemal’in 1840 yılında Tekirdağ’da doğduğu ev, yakın çevresindeki eski Tekirdağ evleri de örnek alınarak Tekirdağ il Özel İdaresi ve Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında yeniden yaptırılmıştır.

Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi’nde Tekirdağ ve civarında bulunmuş ve tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen eserler sergilenmektedir.

 

Paylaşın

Tekirdağ: Kanara Kanyonu

Kanara Kanyonu;Tekirdağ’ın Saray İlçesi, Güngörmez Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Galata Deresinin yakınlarındaki kanyonun yamaçlarında genel olarak meşe, gürgen, yabani kızılcık ağaçları yer alır.

Vadi yamacında bulunan doğal kaya sığınakları tarih öncesi çağlarda yerleşme yeri, tarih çağlarında kaya mezarı olarak kullanılmıştır.

Zaman zaman antik çağlarda taş ocağı olarak da kullanımı söz konusudur. Kanyonda bulunan Güngörmez Mağaraları  yaklaşık 40 m. uzunluğundadır.

Kamp ve macera turizmi tutkunlarının son yıllarda sıklıkla ziyaret ettiği kanyon  21.10.2019 tarihli ve 246739 sayılı Olur ile ‘Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Tekirdağ: İbrahim Balaban Müzesi

İbrahim Balaban Müzesi; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Ertuğrul Mah, Sefa Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Müzede, Nazım Hikmet’in cezaevi arkadaşı ressam İbrahim Balaban’ın belediyeye bağışladığı tabloları ve kişisel dokümanları sergilenmektedir.

İbrahim Balaban 1921’de Bursa’da doğdu. Doğduğu Seçköy’de üç sınıflı ilkokulunu bitirdikten (1931) sonra, çobanlık, tarım işçiliği yapan, taş kırma işinde çalışan Balaban, önce bir kaçakçılığa adı karıştığı için (1937), sonra da adam öldürme suçuyla (1942) tutuklandı.

Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’i tanıyıp ondan resim yapmayı öğrendi. 1950’de çıkan aftan yararlanarak serbest kalınca, İstanbul Maya Galerisi’nde açılan bir karma sergiye katıldı. 1953’te gene İstanbul’da düzenlediği ilk kişisel sergisiyle, toplumsal gerçekçi akıma yöneldi. “Birinci dönem” adını verdiği bu sergiyi, 1959 yılından başlayarak çeşitli aralıklarla Ankara ve İstanbul’da açtığı öteki dönem sergileri izledi.

1961’de İstanbul’da Yeni Dal Grubu’na katıldı. Özellikle üçüncü ve dördüncü dönem sergilerini, büyük iller dışında Bursa, Denizli, Aydın, Konya, Burdur ve Antalya’ya da götüren sanatçı, bu dönem resimlerini “Dağınık”, “Nakışsı”, “Ağıraksak” gibi özgün adlar altında topladı. 1979-1980 yıllarında Almanya ve Hollanda’da kişisel sergiler açtı.

1982-1985 arasında çeşitli resim dizileri (Yaşam Kavgası dizisi, 1984; vb.) gerçekleştirdi. 1985 sonu ve 1990’da açtığı sergilerde özellikle Anadolu kadınlarına geniş yer ayırdı (Sivaslı Zühre, vb.). Sanata ve toplumsallığa ilişkin görüşlerini, düşüncelerini Balaban (1962), İz (1965), Şair Baba ve Damdakiler (1968), İzdüşümü (1969) adlı kitaplarında kendine özgü bir anlatımla dile getirdi.

Paylaşın

Tekirdağ: Şehitler Abidesi

Şehitler Abidesi; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Orta Camii Mahallesi, Muratlı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çanakkale Savaşı sırasında, Tekirdağ’da hastanelerde şehit olan askerlerin defin edildiği alana 1952 yılında Şehitlik yapılmıştır.

Etrafı ağaçlarla çevrili olan anıt, mermer bir kaide üzerine dayanmaktadır. İki açıklıklı mermer anıta önündeki merdivenlerden çıkılarak ulaşılmaktadır. Merdivenin başlangıcında bir kitabe yer alır.

Tekirdağ Şehitler Abidesi, her yıl şehre gelen yüzlerce turistin ilgisini görmekte. Yolunuz bir zamanda Tekirdağ’a düşerse eğer, şehitler abidesini mutlaka ziyaret edin.

Paylaşın

Tekirdağ: Cedid Ali Paşa Camii

Cedid Ali Paşa Camii; Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi İlçesi, Cedid Ali Paşa Mahallesi, Cami Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Marmara Ereğlisi’nin Osmanlı döneminde yapılmış tek eseridir. Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Cedit (Semiz) Ali Paşa tarafından 1565 yılında Mimar Sinan’a inşaa ettirilmiştir.

Çeşitli onarım ve değişiklikler geçirdiği için orijinalliğini büyük ölçüde kaybetmiştir.  Caminin ilginç bir hikayesi bulunmaktadır.

Banisi Cedit Ali Paşa (Semiz Ali Paşa), Marmara Ereğlisi açıklarından gemiyle geçerken fırtınaya yakalanmış ve yanındakilerle birlikte en yakın kara parçası olan Marmara Ereğlisi’ne sığınmış, karaya çıktıktan sonra Marmara Ereğlisi’ni çok beğenen paşa, buraya bu camiyi yaptırmıştır.

Cami kesme taştan, dikdörtgen planlı olup, mimari özelliğini tümüyle yitirmiştir. Ön kısmına iki katlı dışa geniş pencerelerle açılan bir son cemaat 1986 yılında yeri eklenmiştir. Yanındaki minaresi kesme taş kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Marmara Ereğlisi’nde iki çeşme de onun eseridir.

Paylaşın

Tekirdağ: Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi

Gazi Ömer Bey Cami ve Türbesi; Tekirdağ’ın Malkara İlçesi, Cami Atik Mahallesi, 14 Kasım Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çarşı içinde bulunan yapı, 893 (1488) yılında inşa edilmiştir. Camii Osmanlı Devletinin Rumeli’de yapmış olduğu camilerin en eski örneklerinden biridir.

Kare planlı cami, kesme taştan inşa edilmiştir ve tek kubbelidir. Halen Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olan Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi tescilli olup korunması gerekli bir taşınmaz kültür varlığıdır.

Fatih zamanında yaşamış olan Gazi Ömer Bey;  babası Mora Fatihi Gazi Turhan Bey’in yanında yetişmiş, savaş meydanlarında sayısız kahramanlıklar göstermiş gözü pek bir kumandandır.

Gazi Ömer Bey’in türbesi avluda caminin hemen sol (kuzeydoğu) tarafında yer alır. Kapısı üzerindeki bulunan üç satırlık kitâbe 908 (1502) tarihlidir. Yapılan son restorasyonlar neticesinde her iki yapıda temiz ve bakımlı hale getirilmiş olup ibadet ve ziyarete açık durumdadır.

Paylaşın

Tekirdağ: Sarban-ı Ahmed Türbesi

Sarban-ı Ahmed Türbesi; Tekirdağ’ın Hayrabolu İlçesi, Hisar Mahallesi, Tekirdağ Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kanuni Sultan Süleyman’ın deve kolları komutanı ve çağının en büyük şairi Melami pirlerinden Ahmed-i Sarban’ın türbesidir. 6 köşeli bir plana sahip olan türbe, tuğla hatıllı, horosan derzli, moloz duvar olarak işlenmiş bir cepheye sahiptir. Birçok kez onarım görmüştür.

Şeyh Ahmed Sarban-ı, Hayrabolu’da doğmuştur. Doğum tarihi belli değildir. Çocukluğu ve tahsil hayatı hakkında da fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Memleketinde devecilik yaptığı için “Sarban” lakabıyla meşhur olmuştur. 1545-46 (H. 952) yılında Hayrabolu’da vefat etmiş ve kendi adına yapılan tekkenin türbesinde sırlanmıştır.

Paylaşın

Tekirdağ: Fatih Camii

Fatih Camii; Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi, Cemaliye Mahallesi, Hürriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Fatih Cami, Fatih Sultan Mehmet Vakfı mülkiyetindedir. Fatih Sultan Mehmet’in süt annesi Daye Hatun tarafından 1453 (H.857 ) yılında yaptırılmıştır.

İlçe merkezinde, yerleşim alanı içerisinde bulunan cami, dikdörtgen planlı, moloz taş malzemeyle yapılmıştır. Son cemaat yeri bugün camekanlı olan caminin küçük bir avlusu vardır. Minaresinin gövdesi kalın, petek kısmı incedir.

Camiye girişi sağlayan kapı üzerinde bulunan kitabeden 2. Mahmud’un sadrazamı Benderli Mehmet Selim Paşa tarafından 1824 yılında duvarları ve minaresi dışında esaslı bir tamirden geçirildiği öğrenilmektedir.

Cami bahçesinde bulunan hazirede Osmanlı Dönemi’ne ait mermer mezar taşları bulunmaktadır. Mezarlar arasında  Kırım Giray Han sülalesine ait mezar bulunmaktadır.

Paylaşın

Tekirdağ: Hacerzade İbrahim Bey Camii

Hacerzade İbrahim Bey Camii; Tekirdağ’ın Malkara İlçesi, Hacıevhat Mahallesi, Hürriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1406 tarihinde Hacerzâde İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapının mimarı belli değildir. Bu cami Balkan Savaşı’nda ve depremlerde büyük hasara uğramıştır. Cami restore edilmiş, eski durumuna çok yakın hale getirilmiş ve 15 Ekim 1971 tarihinde Cuma namazından evvel ibadete açılmıştır. Dış görünüşüyle güzel bir tarihi eser olduğu intibağını uyandırmaktadır.

Yapı tamamen düzgün kesme taş malzemeden cephesinde mermer malzeme de kullanılmak suretiyle tek kubbeli mescit planında yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinde yedi sıralı mukarnas kavsaralı, yapıdan dışarı dikdörtgen bir blok halinde taşıntı yapan taç kapı yer alır. Taç kapısının iki yanında mihrabiyeler vardır.

Mukarnas kavsaranın köşelerinde karşılıklı simetrik olarak yerleştirilmiş olan gül beneklere yer verilmiştir. Taç kapının sağında ve solunda mermer çerçeveli iki pencere, diğer yönlerde de ikişer pencere yer alır. Pencerelerin üzerinde yapıyı çepeçevre dolanan ve cepheyi ortadan ikiye bölen bir silme kuşağı dolanır. Bu silme kuşak bugün yer yer tahrip olmuştur.

Caminin son cemaat yeri yoktur. Asıl ibadet alanına kuzey cephenin ortasındaki bir taç kapıyla girilir. Kapı söveleri mermer malzemeli olup üzerinde lamba zıvana tabir edilen geçmeler yer alır. Yine kapının iki yanında kaymalı konsol çıkarmalar yer alır.

Cami Türk üçgenleriyle geçişi sağlanan kubbeyle örtülüdür, içeride destek yoktur. Mihrap taş malzemeli ve mukarnas kavsaralı biçimiyle taç kapıyı tekrarlar biçimdedir. Bu özelliği ile Anadolu Selçuklu dönemi özellikleri burada da sürdürülmüştür. Mihrabın üst kısmı palmetli bir süsleme ile taçlandırılmıştır.

Minber taklit kündekari tekniğinde ahşap malzemeli olup, 1959 yılında aslına uygun olarak yenilenmiştir. Caminin çatıya yakın kısmında yer alan üst pencerelerinde vitray renkli cam süsleme örnekleri görülür. Minare; yapının kuzeybatı köşesinde yer alır.

Şerefe altına kadar olan kısmı orijinaldir. Şerefe ve üst kısmı 1970 yılında tamir görmüştür. Sekizgen minare kaidesinin üç yüzü duvar içinde kalmış olup, beş yüzü dışarıdan görülebilmektedir. Her yüzde Bursa kemeri tabir edilen sepet kulpu kemer süs unsuru olarak kullanılmıştır. Oluklu bir gövde üzerinde mukarnas altlıklara sahip şerefe ve üzerinde de bodur bir petek kısmı, külah, madeni alan yükselir.

Paylaşın