Tekirdağ: Cedid Ali Paşa Camii

Cedid Ali Paşa Camii; Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi İlçesi, Cedid Ali Paşa Mahallesi, Cami Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Marmara Ereğlisi’nin Osmanlı döneminde yapılmış tek eseridir. Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Cedit (Semiz) Ali Paşa tarafından 1565 yılında Mimar Sinan’a inşaa ettirilmiştir.

Çeşitli onarım ve değişiklikler geçirdiği için orijinalliğini büyük ölçüde kaybetmiştir.  Caminin ilginç bir hikayesi bulunmaktadır.

Banisi Cedit Ali Paşa (Semiz Ali Paşa), Marmara Ereğlisi açıklarından gemiyle geçerken fırtınaya yakalanmış ve yanındakilerle birlikte en yakın kara parçası olan Marmara Ereğlisi’ne sığınmış, karaya çıktıktan sonra Marmara Ereğlisi’ni çok beğenen paşa, buraya bu camiyi yaptırmıştır.

Cami kesme taştan, dikdörtgen planlı olup, mimari özelliğini tümüyle yitirmiştir. Ön kısmına iki katlı dışa geniş pencerelerle açılan bir son cemaat 1986 yılında yeri eklenmiştir. Yanındaki minaresi kesme taş kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Marmara Ereğlisi’nde iki çeşme de onun eseridir.

Paylaşın

Tekirdağ: Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi

Gazi Ömer Bey Cami ve Türbesi; Tekirdağ’ın Malkara İlçesi, Cami Atik Mahallesi, 14 Kasım Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çarşı içinde bulunan yapı, 893 (1488) yılında inşa edilmiştir. Camii Osmanlı Devletinin Rumeli’de yapmış olduğu camilerin en eski örneklerinden biridir.

Kare planlı cami, kesme taştan inşa edilmiştir ve tek kubbelidir. Halen Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olan Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi tescilli olup korunması gerekli bir taşınmaz kültür varlığıdır.

Fatih zamanında yaşamış olan Gazi Ömer Bey;  babası Mora Fatihi Gazi Turhan Bey’in yanında yetişmiş, savaş meydanlarında sayısız kahramanlıklar göstermiş gözü pek bir kumandandır.

Gazi Ömer Bey’in türbesi avluda caminin hemen sol (kuzeydoğu) tarafında yer alır. Kapısı üzerindeki bulunan üç satırlık kitâbe 908 (1502) tarihlidir. Yapılan son restorasyonlar neticesinde her iki yapıda temiz ve bakımlı hale getirilmiş olup ibadet ve ziyarete açık durumdadır.

Paylaşın

Tekirdağ: Sarban-ı Ahmed Türbesi

Sarban-ı Ahmed Türbesi; Tekirdağ’ın Hayrabolu İlçesi, Hisar Mahallesi, Tekirdağ Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kanuni Sultan Süleyman’ın deve kolları komutanı ve çağının en büyük şairi Melami pirlerinden Ahmed-i Sarban’ın türbesidir. 6 köşeli bir plana sahip olan türbe, tuğla hatıllı, horosan derzli, moloz duvar olarak işlenmiş bir cepheye sahiptir. Birçok kez onarım görmüştür.

Şeyh Ahmed Sarban-ı, Hayrabolu’da doğmuştur. Doğum tarihi belli değildir. Çocukluğu ve tahsil hayatı hakkında da fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Memleketinde devecilik yaptığı için “Sarban” lakabıyla meşhur olmuştur. 1545-46 (H. 952) yılında Hayrabolu’da vefat etmiş ve kendi adına yapılan tekkenin türbesinde sırlanmıştır.

Paylaşın

Tekirdağ: Fatih Camii

Fatih Camii; Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi, Cemaliye Mahallesi, Hürriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Fatih Cami, Fatih Sultan Mehmet Vakfı mülkiyetindedir. Fatih Sultan Mehmet’in süt annesi Daye Hatun tarafından 1453 (H.857 ) yılında yaptırılmıştır.

İlçe merkezinde, yerleşim alanı içerisinde bulunan cami, dikdörtgen planlı, moloz taş malzemeyle yapılmıştır. Son cemaat yeri bugün camekanlı olan caminin küçük bir avlusu vardır. Minaresinin gövdesi kalın, petek kısmı incedir.

Camiye girişi sağlayan kapı üzerinde bulunan kitabeden 2. Mahmud’un sadrazamı Benderli Mehmet Selim Paşa tarafından 1824 yılında duvarları ve minaresi dışında esaslı bir tamirden geçirildiği öğrenilmektedir.

Cami bahçesinde bulunan hazirede Osmanlı Dönemi’ne ait mermer mezar taşları bulunmaktadır. Mezarlar arasında  Kırım Giray Han sülalesine ait mezar bulunmaktadır.

Paylaşın

Tekirdağ: Hacerzade İbrahim Bey Camii

Hacerzade İbrahim Bey Camii; Tekirdağ’ın Malkara İlçesi, Hacıevhat Mahallesi, Hürriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1406 tarihinde Hacerzâde İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapının mimarı belli değildir. Bu cami Balkan Savaşı’nda ve depremlerde büyük hasara uğramıştır. Cami restore edilmiş, eski durumuna çok yakın hale getirilmiş ve 15 Ekim 1971 tarihinde Cuma namazından evvel ibadete açılmıştır. Dış görünüşüyle güzel bir tarihi eser olduğu intibağını uyandırmaktadır.

Yapı tamamen düzgün kesme taş malzemeden cephesinde mermer malzeme de kullanılmak suretiyle tek kubbeli mescit planında yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinde yedi sıralı mukarnas kavsaralı, yapıdan dışarı dikdörtgen bir blok halinde taşıntı yapan taç kapı yer alır. Taç kapısının iki yanında mihrabiyeler vardır.

Mukarnas kavsaranın köşelerinde karşılıklı simetrik olarak yerleştirilmiş olan gül beneklere yer verilmiştir. Taç kapının sağında ve solunda mermer çerçeveli iki pencere, diğer yönlerde de ikişer pencere yer alır. Pencerelerin üzerinde yapıyı çepeçevre dolanan ve cepheyi ortadan ikiye bölen bir silme kuşağı dolanır. Bu silme kuşak bugün yer yer tahrip olmuştur.

Caminin son cemaat yeri yoktur. Asıl ibadet alanına kuzey cephenin ortasındaki bir taç kapıyla girilir. Kapı söveleri mermer malzemeli olup üzerinde lamba zıvana tabir edilen geçmeler yer alır. Yine kapının iki yanında kaymalı konsol çıkarmalar yer alır.

Cami Türk üçgenleriyle geçişi sağlanan kubbeyle örtülüdür, içeride destek yoktur. Mihrap taş malzemeli ve mukarnas kavsaralı biçimiyle taç kapıyı tekrarlar biçimdedir. Bu özelliği ile Anadolu Selçuklu dönemi özellikleri burada da sürdürülmüştür. Mihrabın üst kısmı palmetli bir süsleme ile taçlandırılmıştır.

Minber taklit kündekari tekniğinde ahşap malzemeli olup, 1959 yılında aslına uygun olarak yenilenmiştir. Caminin çatıya yakın kısmında yer alan üst pencerelerinde vitray renkli cam süsleme örnekleri görülür. Minare; yapının kuzeybatı köşesinde yer alır.

Şerefe altına kadar olan kısmı orijinaldir. Şerefe ve üst kısmı 1970 yılında tamir görmüştür. Sekizgen minare kaidesinin üç yüzü duvar içinde kalmış olup, beş yüzü dışarıdan görülebilmektedir. Her yüzde Bursa kemeri tabir edilen sepet kulpu kemer süs unsuru olarak kullanılmıştır. Oluklu bir gövde üzerinde mukarnas altlıklara sahip şerefe ve üzerinde de bodur bir petek kısmı, külah, madeni alan yükselir.

Paylaşın

Tekirdağ: Güneşkaya ve Güngörmez Mağaraları

Güneşkaya ve Güngörmez Mağaraları; Tekirdağ’ın Saray İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İlçenin 2 km batısında eski bir yerleşim yeri olan Güneşkaya’da mağaralar ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda M.Ö. 5000 -3000 kalkolitik çağa ilişkin buluntulara rastlanmıştır.

Güngörmez Mağaraları ise, ilçesnin güneyinden geçen Galata deresinin dik yamaçlarında yer alırlar. M.Ö. 5000-3000 kalkolitik çağ buluntularına rastlanmıştır. İlginç fiziki yapıları vardır.

Alışıldık mağara biçiminden farklı olarak, yer yer çöküntüler ve derenin aşındırması ile daha çok oyukları andırmaktadırlar. Ancak zirveye doğru çıkarken veya dere boyuca doğuya doğru ilerlerseniz yine irili ufaklı mağara girişleri vardır.

Alan oldukça geniş ve doğa yürüyüşü için uygundur. Dilerseniz dere kenarındaki açıklık alanda piknik yapıp kamp kurabilirsiniz. Ayrıca park noktasının hemen yanında bir restoran bulunuyor.

Paylaşın

Tekirdağ: Kumbağ Köprüsü

Kumbağ Köprüsü; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Barbaros Beldesi, Naip Köyü yolu üzerinde yer almaktadır.

Halen kullanılmakta olan köprüye özel araç ile yada merkezden kalkan Kumbağ Otobüsleri ile ulaşmak mümkündür.

Yeniköy, Yağzır ve Çanakçı derelerinin birleşmesiyle oluşan Koca Dere’nin üzerinde yer alan köprü, sivri kemerli ve tek gözlüdür.

Taş, tuğla ve horasan harcı kullanılarak yapılmıştır. Köprünün kenarlarının dolmuş olması nedeni le kesin uzunluğu saptanamamıştır.

Paylaşın

Tekirdağ: Namık Kemal İl Halk Kütüphanesi

Namık Kemal İl Halk Kütüphanesi; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Ertuğrul Mahallesi, Rakoczi Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Namık Kemal İl Halk Kütüphanesi 19 Mayıs 1964 tarihinde hizmete açılmıştır. Kütüphane 13 Eylül 2001 tarihinden itibaren İtalyan Konağı olarak bilinen binaya taşınmış olup halen bu binada hizmet vermeye devam etmektedir.

Kütüphanenin bulunduğu bina İtalyan Konağı olarak anılmaktadır. Bu şekilde anılmasının sebebi, binanın 19. yüzyılda bir İtalyan ailesi olan Dussi ailesine ait olmasıdır.

Dussi ailesinin üç kuşağını barındıran aynı zamanda İtalyan Konsolosluğu olarak da kullanılan bu konak, daha sonra açık arttırmayla satılmış, konağı Tekirdağ Belediyesi satın alarak, Kültür Bakanlığı’na devretmiştir. 2014 yılında büyük bir onarım geçiren kütüphane binası; 2015 Ocak ayında yeniden hizmete başlamıştır.

Donanım değişikliği için gerekli ödenek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilimiş, teknik projesi çizilmiş ve 2019 yılı içerisinde tefrişat ihalesi Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca yapılarak yeni yerinde hizmet vermeye başlaması planlanmaktadır.

 

Paylaşın

Tekirdağ Fotoğrafları Müzesi

Tekirdağ Fotoğrafları Müzesi; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Ertuğrul Mahallesi, Sefa Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1923 yılında Lozan Mübadelesi nedeni ile Tekirdağ’dan Yunanistan’a göç eden Mavridis Ailesi’nin terk ettiği evlerine Selanik’ten gelen Eşkinat Ailesi yerleşir. Mübadil olarak yer değiştiren ailelerin bir zamanlar yaşadığı evin çocukları Dimitrios Mavridis ile Ekrem Eşkinat, aslında aynı evin çocuklarıdır. Mavridis’in çocukluk yılları Atina’da geçmiştir.

Dimitrios Mavridis babasının ölüm döşeğinde sayıkladığı ‘Tekirdağ’daki evimiz’ sözlerinden etkilenip 50 yıl boyunca Tekirdağ’ı araştırmış, Hiç kimsede eşi benzeri olmayan yüzlerce eski Tekirdağ fotoğrafını toplamış, Tekirdağ hakkında 12 kitap yazmıştır. Tekirdağ’daki aile evini yıllarca arayan Mavridis, Tekirdağ’a gelişlerinden birinde evin fotoğrafını bulmuş, gördüğü gibi evi aramaya başlamış. Bir elindeki fotoğraf bir de eve bakmış.

Ekrem Eşkinat ise yıllar sonra eski Tekirdağ fotoğraflarını araştırırken fotoğrafların altındaki imzadan ulaşır Mavridis’e. Eşkinat tarihine ve barışa sahip çıkmak adına hemen harekete geçer. Mavridis’in Atina’daki evine gider. Mavridis’in yaklaşık 1500 Tekirdağ fotoğrafının yer aldığı koleksiyonunu inceler. O ziyaretlerin birinde mübadil olarak yer değiştiren ailelerin aynı evde yaşadıkları ortaya çıkar. Eşkinat, Mavridis’e “Bu fotoğrafları bize vermen lazım. Çünkü artık ne ben Türk’üm ne sen Yunan’sın. Biz aynı evin çocuklarıyız” der.

Köşk, Süleymanpaşa Belediyesi tarafından müzeye dönüştürülür. Köşkün müze için seçilmesindeki en büyük etken 150 yıllık ve 1500’den fazla Tekirdağ’ın fotoğrafından oluşan dev bir koleksiyonu olan Dimitrios Mavridis’in burada yaşamış olmasıdır. Mavridis bu paha biçilmez koleksiyonu Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi’ne bağışlamıştır.

Paylaşın

Tekirdağ: Heraion Teikhos Antik Kenti

Heraion Teikhos Antik Kenti; Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçesi, Karaevli Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İstanbul- Tekirdağ karayolu üzerinde, Tekirdağ’a 10 km. uzaklıkta bulunan Heraion Teikhos bir Trak antik yerleşimidir.  Kazı çalışmaları 2000 yılından itibaren sürdürülmektedir. Yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları kentin M.Ö. 2. Bin’den itibaren, M.S. 13. yüzyılın sonuna kadar kesintisiz iskan edildiğini göstermiştir.

Heraion Teikhos kazılarında bulunan taş el baltaları, el yapımı pişmiş toprak  kaplar vb. buluntular, Tunç ve Demir Devri buluntularıdır. Höyük şeklindeki Yerleşimin Akropolü’nde sürdürülen kazı çalışmaları  M.Ö. 6. yüzyıldan, M.S. 1. yüzyıla kadar  kültür katlarının gün ışığına çıkmasını sağlamıştır.

M.Ö. 8. yüzyılda Samos (Sisam) adasından çok sayıda  kolonistin şehre yerleştiği bilinmektedir  Samos’un en önemli tanrıçası olan Hera’nın kutsanması ve şehrin adının Heraion Teikhos: Hera’nın (sur) duvarları= Hera’nın şehri adını alması da, muhtemelen bu dönemde olmuştur. Yerleşimde ele geçen sapan taşları ise M.Ö. 6. yüzyıldaki Pers istilası döneminden kalma silahlardır.

Siyah ve Kırmızı Figürlü kaplar, Kerch vazoları ise M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda Yunanistan ve bilhassa Attika Yarımadası ile  olan ilişkileri belgelemektedir. Tunçtan ok uçları, damgalı ampora kulpları ve hellen sikkeleri de, şehrin bir liman kenti olarak Klasik ve Hellenistik Devirler’de, Yunanistan ve Ege adalarıyla  olan ticari ilişkilerini belgelemektedir.

Paylaşın