“Erdoğan, Abdullah Öcalan – DEM Parti Görüşmesi İçin Talimat Verdi” İddiası

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “İmralı ile DEM grubu görüşmesi gecikmemeli” açıklaması gündemdeki yerini korurken Erdoğan’ın görüşme için talimat verdiği öne sürüldü.

İddiaya göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bir ‘ön hazırlık’ yapacak, bu hazırlıkların tamamlanmasından sonra DEM heyetinin İmralı’ya gitmesine izin verilecek.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan’la görüşmek için yaptığı başvuruyla ilgili Adalet Bakanlığı’ndan henüz yanıt gelmezken iktidara yakın Türkiye gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebe sıcak baktığını ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a sürecin hızlandırılması için talimat verdiğini yazdı.

Haberde, “Erdoğan’ın, geçmişteki çözüm sürecinde yaşananların tekrar etmemesi için, yeni sürecin ‘temkinli ve dikkatli’ yürütülmesi talimatını verdiği öğrenildi. DEM Parti’nin Adalet Bakanlığı’na bu konuda yaptığı başvurunun kısa sürede olumlu sonuçlanmasına kesin gözüyle bakılıyor” denildi.

İddiaya göre, MİT bir ‘ön hazırlık’ yapacak, bu hazırlıkların tamamlanmasından sonra DEM heyetinin İmralı’ya gitmesine izin verilecek. AK Parti kaynakları “Öcalan, DEM’lilere örgütle bağlantılarını kesmeleri, örgütün de lağvedilmesi yönünde bir şey söylerse; İmralı ziyaretlerinin devamı gelir” değerlendirmesini yaptı.

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, 28 Kasım tarihli yazısında DEM Partililerin Öcalan’a görüşmesine izin verileceğini belirtmişti. Selvi, “DEM içinden çözümü destekleyen ve Öcalan’ın mesajlarını doğru aktarabilecek deneyimli isimler tercih edilebilir” demişti.

MHP’ye yakınlığı ile bilinen Türkgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Müftüoğlu, DEM Parti – Öcalan görüşmesinin cumartesi günü olabileceğini iddia etmişti.

Ne olmuştu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ekim ayı başında partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’ın ‘umut hakkından faydalanması’ ve ‘DEM Parti’nin Meclis grubunda konuşması’ çağrısında bulunmuştu. Bu çağrısını sık sık yineleyen Bahçeli, salı günü de “22 Ekim grup toplantısında ne demişsek aynen arkasındayız. İmralı ile DEM grubu görüşmesi gecikmemeli” dedi.

Bahçeli’nin bu sözlerinden sonra ‘görüşme olup olmayacağı’ sorusu yanıtını aramaya başladı. Bahçeli’nin konuşmayı yaptığı 26 Kasım’da DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan’la İmralı’da görüşmek için resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 27 Kasım’da AK Parti’nin grup toplantısının ardından gazetecilerin, Bahçeli’nin ‘İmralı ile DEM Parti görüşsün’ çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “Görüşüyor” yanıtı verdi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yine 27 Kasım’da DEM Parti Eş Genel Başkanlarının İmralı başvurusuna ilişkin konuştu. Tunç, “Başvuruyu değerlendiriyoruz. Makul bir sürede cevap verilir” dedi.

‘Görüşme olacak mı olmayacak mı’ tartışmaları sürerken Adalet Bakanlığı’nın görüşmeye izin verdiği iddiası ortaya atıldı. Ancak DEM Parti, Adalet Bakanlığı’na yapılan, Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusuna ilişkin bakanlıktan kendilerine herhangi bir geri dönüş olmadığını bildirdi.

Paylaşın

CHP Ve Dem Parti’den Ortak Açıklama: Herkesin Eşit Hissettiği Bir Ülke İstiyoruz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile basın toplantısı düzenleyen CHP Lideri Özgür Özel, Biz  yaşayan herkesin eşit hissettiği bir ülke istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Bunun için de üzerimize düşen adımları atmaya hazırız. Tüm siyasi partilerin birbirleriyle diyalog kurabilidiği bir süreci hep beraber yaşamak isteriz. Bu konuda geçmişten gelen tüm kötü tecrübelere rağmen tarihsel tutarlılığımızdan farklı bir noktada değiliz”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

DEM  Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, beraberindeki heyet ile CHP Genel Merkezi’ne geldi. CHP Yurtiçi ve Yurtdışı Örgütlemeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, Eş Genel Başkanları kapıda karşıladı.

Hatimoğulları ve Bakırhan daha sonra CHP’nin toplantı salonuna geçti. Özgür Özel’e Genel Sekreter Selin Sayek Böke ve Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de eşlik etti. Basına verilen fotoğraf ve görüntünün ardından görüşme başladı. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı da düzenlendi.

Burada konuşan Bakırhan, “Kayyum, yönetim biçimine doğru ilerliyor. Bu mesele sadece DEM Parti’nin değil, hepimizin meselesidir. Yasal düzenlemeler yapılarak bu kayyum sorunundan kurturulur. CHP’nin bu konuda ortaya koyduğu pratik değerliydi. Bu ülkeyi umarım bu ayıptan kurtarabiliriz” dedi.

Bakırhan, PKK lideri Abdullah Öcalan ve DEM Parti’nin görüşmesine ilişkin Adalet Bakanlığı’na yapılan başvuruya ilişkin kendisine sorulan soruyu yanıtladı. Bakırhan, “Başvurumuzu yaptık ama henüz resmi bir yanıt gelmedi. Olumlu bir yanıt gelmesini umuyoruz. Önemli olan oraya kimin gittiği değil, orada ne söylenildiği ve ne düşünüldüğüdür. Bekliyoruz” diye konuştu.

Ardından CHP lideri Özgür Özel konuştu. Özel, yeni süreç hakkında “Samimiyetle ve şeffaflıkla davranılırsa Türkiye 40 yıldır çözemediği ve hepimize çok acılar yaşatmış bir sürecin toplumsal barış sürecine dönmesi Türkiye’deki herkese kazandırır. Türkiye’yi çok sayıda riskten de kurtarır” ifadelerine yer verdi.

“Herkesin eşit hissettiği bir ülke istiyoruz”

Kayyum atamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye genelinden ilk günler yaratılan algının oldukça değiştiğini ve anket değerlendirmelerinde kayyum atamanın hoş karşılanmadığını hep birlikte görüyoruz.

Bu günlerde Meclis’teki 10 muhalefet partisi bir araya geldi ve kanun teklifi verdi. Yargı süreci tamamlanmamış olanlar için yargı süreci işler. Ama görevine devam eder.

Biz yaşayan herkesin eşit hissettiği bir ülke istiyoruz. Bunun için de üzerimize düşen adımları atmaya hazırız. Tüm siyasi partilerin birbirleriyle diyalog kurabilidiği bir süreci hep beraber yaşamak isteriz. Bu konuda geçmişten gelen tüm kötü tecrübelere rağmen tarihsel tutarlılığımızdan farklı bir noktada değiliz”

Özel, bir gazetecinin Akın Gürlek’e yönelik sözleri nedeniyle kendisi hakkında başlatılan soruşturmayla ilgili sorusunu yanıtladı. Özel, “Kendisine görevi ile ilgili hakaret ettiğimi söylüyor. Sabahın köründe bir eve gitmek senin görevin mi? Öyle aynayla konuşan başsavcıdan bize de kendisine de faydası yok” dedi.

Paylaşın

Ahmet Özer’den “Ben Ne Zaman Terörist Oldum?” Mesajı

Esenyurt belediye başkanlığı görevini yürütürken 30 Ekim’de tutuklanan ve yerine kayyım atanan Ahmet Özer, Silivri Cezaevi’nden “Ben ne zaman terörist oldum?” mesajı gönderdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklanan ve yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti. Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Ziyaret sonrası açıklama yapan Özel, Ahmet Özer’in “Ben ne zaman terörist oldum?” diye sorduğunu belirtti.

Özel; savcı Akın Gürlek’i FETÖ’vari yöntemler kullanmakla eleştirdiği konuşmasında şunları söyledi: “FETÖ’vari kumpaslarla iş görenler FETÖ’vari sonu görürler. Kaçarak sıçan gibi bu ülkeyi terk eden Zekeriya Öz’ü hiç birimiz unutmadık, yine günü gelince o çok güvendikleri arkalarından çekilirler ya kaçarak giderler ya da burada ettiklerinin cezasını çekerler.

Akın Gürlek eliyle Ahmet Özer’e düşman hukuku uygulanmaktadır. Düşman ceza hukuku uygulanmaktadır. Akın Gürlek cürmün kadar yer yakarsın. Yazıklar olsun ki gücünü diplomandan değil sahiplerinden talimat vericilerden alıyorsun. Buradan Akın Gürlek’e sesleniyorum; hukuk içine dön, Anayasa sınırları içine gir, verilen talimatlarla suç işleme. Bundan sonra senin de hukuki ortamdaki güvencen biz olalım. Tövbe et, istifa et.”

Ahmet Özer’in mesajlarını paylaştığı konuşmasında Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Bir kreş açtım, bir yılda 15 kreş hedefim vardı diyor. 70 caddeye asfalt yaptık, Esenyurt gibi bir yerde bir karış yeşil alanı kalmayan yerde 100 bin metrekarelik devasa bir park yaptık diyor. Şimdi bunların hepsi durmuş, kahroluyorum diyor. İki kişiden biri beni seçti, bunlar nasıl olur inanamıyorum diyor. 16 yıldır bu partideyim, çabalıyorum diyor. Hayatım boyunca hep teröre karşı oldum, yazdığım bütün kitaplar terörün mutlaka ve mutlaka demokrasi yoluyla alt edilmesi barışın sağlanmasıdır diyor.

Dosya bana gizli, avukatlarına gizli basına açık! Sürekli basına gizlilik olan dosyadan bilgi sızdıran bir iletişim var diyor. Bu dosyanın basın iletişimini kim, ne amaçla yapar? Gizlilik olan dosyada bizlerin sonradan duyacağı şeyleri iktidara yakın medya ne amaçla yazmaktadır? Önce televizyondan sonra avukatlardan duyulan bir bilgi, dosyanın maksatlı olarak manipüle edildiğini kanıtlamaktadır.

Hepimiz biliyoruz ki, Ahmet Özer suçsuzdur. Bir şafak operasyonuyla yaratılan algı operasyonu onur kırıcıdır. Yatak modasına eşinin engellenerek girilmesi onur kırıcıdır. Avukatsız işlemler hukuksuzdur.”

“Savunmasını okutmadılar”

Ahmet Özer’e tutukluluk incelemesinde savunma yaptırılmadığını belirten, CHP lideri şöyle konuştu: “Bir şeyi ilk kez açıklayacağım. Sayın Ahmet Özer’in tutukluluğunun birinci ayında tutukluluğunun değerlendirilme durumu var. Arada gizli tanık olduğu için avukatları duruşma istedi. Ahmet Özer, 4 sayfa savunmasıyla geldi. Tıraşını oldu, takım elbisesini giydi. Hakim karşısına geçti, söze başladı. O sırada hakim ‘Ahmet Bey, tutukluluğunuzun devamına karar verdim.’ dedi. Dedi ki ‘Beni dinlemeyecek misiniz?’ 4 sayfa yazının okunmasına tahammül etmeyip hemen ‘Ben devamına karar verdim’ diyorlar.

Bir akıl, Ahmet Özer’le, onu seçenlerle psikolojik harp yürütüyor. Direncimizi kırmaya çalışıyorlar. Ahmet Özer’e sen ne yaparsan biz kararımızı verdik, diyorlar. Dimdik ayaktayız, durmayacağız. Akın Gürlek gibi aparatları kullanarak bizimle baş edemezsiniz. Bundan sonra eğer bu iddianamenin yazılması biraz daha gecikirse hukuki ve siyasi yönden çok daha aktif etkin yollarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz haklı bir zemindeyiz. Esenyurt’taki anket AK Parti’nin elinde de var. Yüzde 80 Ahmet Özer’e haksızlık yapıldı diyor.”

Paylaşın

Erbakan, AK Parti İle İttifaka Kapıları Kapattı

14 ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinde AK Parti ile ittifak yapan Yeniden Refah Partisinin lideri Fatih Erbakan, “Bundan sonra Cumhur İttifakı ile AK Parti ile herhangi bir ittifakımız, birlikteliğimizin olması söz konusu değil” dedi.

Erbakan, MHP lideri Bahçeli’nin Öcalan-DEM görüşmesi çağrısına dair, Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakılacağını düşünmenin sığ bir yaklaşım olduğunu söyledi. Erdoğan, “Anadil, belediyelerin yetkilerinin artırılması gibi, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne halel getirmeyecek şekilde müzakereler yürütülebilir” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin 6. yıldönümü dolayısıyla medya buluşması düzenledi. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Yeni yaşı “İman, azim ve aşkla” sloganıyla kutladıklarını anlatan Erbakan partisinin son seçimlerdeki oy oranı ve hedeflerini içeren bir sunum yaptı.

Erbakan’ın verdiği bilgiye göre Yeniden Refah Partisi’nin üye sayısı 6 yılda 600 bine ulaştı. Bir ittifakın parçası olmadan girilen 14 Mayıs seçimlerinde yüzde 2.5, 31 Mart yerel seçimlerinde ise yaklaşık yüzde 7 oy alındı. Yeniden Refah Partisi’nin yerel seçim sonuçlarına bakıldığında Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olduğunu ifade eden Erbakan, bunun hazine yardımı, medya desteği olmadan gerçekleştiğini söyledi, teşkilatlara, millete teşekkür etti.

AK Parti’nin politikalarını eleştiren Erbakan, “Nepotizmde zirve yaptılar”, “Eskiden askeri vesayet vardı, AK Parti iktidarı bunu kaldırdı, ama bu sefer de Beştepe vesayeti ortaya konuldu. Bir vesayetten kurtulduk bir başka vesayete duçar olduk”, “Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasakları ortadan kaldıracağız dediler, 20 milyon insan sosyal yardım alıyor, siyasi muhaliflere göz açtırılmıyor” değerlendirmelerinde bulundu.

Partisinin Türk tipi başkanlık yerine Meclis’in daha da güçlendirildiği demokratikleştirilmiş başkanlık sisteminden yana olduğunu anlatan Erbakan gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erbakan MHP lideri Bahçeli’nin Öcalan-DEM görüşmesi çağrısına dair, Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakılacağını düşünmenin sığ bir yaklaşım olduğunu söyledi.

TUSAŞ saldırısını hatırlatan, Suriye’deki silahlı yapılanmaya dikkat çeken Erbakan, “Bölgedeki insanımızın temel talepleriyle ilgili bölgenin siyasi partileriyle, kanaat önderleri, aşiret reisleri ile müzakere edilmesi lazım. PKK, Öcalan’ın muhatap alınıp müzakere edilmesi uygun değil. Anadil, belediyelerin yetkilerinin artırılması gibi, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne halel getirmeyecek şekilde müzakereler yürütülebilir” dedi.

“Samimi olmadıklarını gördük”

AK Parti iktidarına yönelik çok sayıda eleştiri getiren Erbakan’a 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği desteği bugün nasıl değerlendirdiği soruldu. Yapılan iş birliği kapsamında imzalanan mutabakatın gereğinin yerine getirilmediğini söyleyen Erbakan, şu ifadeleri kullandı: “Maalesef bunun seçimi kazanmaya dönük bir hamle olduğunu, bunu imzalarken samimi olmadıklarını gördük. Bırakın mutabakat metninin gereklerini, tersi icraatlarla devam ettiler.

Ülke için son bir şans olarak uzattığımız dalı maalesef geri çevirdiler. Biz burada bir vebalden kurtulduk. En azından denemiş olduk. Samimi olmadıklarını gördük. Bundan sonra Cumhur İttifakı ile AK Parti ile herhangi bir ittifakımız, birlikteliğimizin olması söz konusu değil. Bundan sonraki seçimlerde Yeniden Refah Partisi olarak kendi adayımızla, müstakil olarak seçimlere gireceğimizi ifade ettik.”

Erbakan Saadet Partisi’nin yönetiminin değişmesinin ardından yeni bir iş birliği olasılığını da değerlendirdi, “Saadet Partisi ile birçok temel konuda benzer görüşlere sahibiz. Türkiye’nin, milletin menfaati, bahsettiğimiz sorunlardan kurtulmak için, TBMM çalışmalarına daha aktif katılabilmek için iş birliği, birliktelik söz konusu olabilir. Bizim açımızdan rezerv olmadığını daha önce de ifade etti. Yeni bir dönem” dedi.

Paylaşın

Özel’den Kayyım Özeleştirisi: Geçmişte Yeterince Tepki Veremedik

Kayyım konusunda özeleştiri veren CHP Lideri Özgür Özel, “Geçmişteki kayyım uygulamalarında ilk birkaç gün tepki gösterip sonra bunu terk edip bunun sürdürülmemiş olması yeni kayyumların önünü açtı bence” dedi ve ekledi:

“Bunu kimseyi eleştirmek için söylemiyorum ve burada öz eleştiri de yapabilirim. Halkın iradesine bir darbe varsa onun kendi partinizden olup olmadığına bakmaksızın tepki vermek gerekiyordu.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre; Özel, iktidarın kayyum politikasından parti içi tartışmalara, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayından dış politikaya kadar çok sayıda konuyu değerlendirdi.

İktidarın, tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile görüşmelerine yönelik engelleyici tavrını eleştiren Özel, Adalet Bakanlığı’ndan gecikmeli çıkan görüşme onayında, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın etkili olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Adalet Bakanlığı’nın tavrındaki değişikliğin olası bir DEM Parti ile Öcalan görüşmesi ile ilgisi var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Devlet Bahçeli, ‘Öcalan’la görüşülsün’ dedi. Adalet Bakanlığı, yarın bir gün buna izin verecek ama beni belediye başkanımla görüştürmeyecek. Bunu göze alamazlar, elbette bu durumdan bağımsız değildir. Ama Salı günü, grup toplantımızdaki söylememiz de önemliydi. İktidar kanadından bize, ‘İzin verilecek de Akın Gürlek’e çok ağır konuşuyorsun.

Bunu söylersen görüşemezsin, söyleme’ gibi telkinler geldi. Ben her slı bilerek Akın Gürlek’i konuştum. Diğeri muhalefeti terbiye etmek, istikamet, çerçeve çizmektir. Bunu söylersen görüşemezsin demektir. Sırf bu konudaki ilkesel duruş gereği Akın Gürlek’e laf söyledim, bu salı da söyledim aldık görüşmeyi. Aslında Akın Gürlek AKP’nin dokunulmazı. Saray’ın korumasındaki bürokrat, süper savcı gibi bir şey yüklenmeye çalışıldı. Muhalefete karşı arkasında durdular. Salı günkü gruptan sonra bu şeyden vazgeçtiler, arkasından çekildiler. Bunu yapmak için her salı söyledim. Akın Gürlek’e laf söylemesek uysal ve bize çizilen çerçeve içerisinde muhalefet yapmış oluruz.”

Özel, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin Meclis grup toplantısında kullandığı, “CHP nasıl bu kadar belediye kazanabiliyor? Bunun müsebbibi biziz. Bu bir özeleştiridir” sözlerini de değerlendirdi. CHP’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde, daha önce oy alamadığı seçmenden de oy aldığının altını çizen Özel, “Bunu kendi hatalarına bağlamalarını Erdoğan’ın ağzından duymak kıymetli” dedi.

Partisinin doğru aday belirleme yöntemi ve yeni bir stratejiyle yerel seçimlerde başarı elde ettiğini kaydeden CHP Genel Başkanı Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Seçim kazanmayı geçmişinde olan her şeyi aklama ve gelecek için meşruiyet alanı olarak düşündüler. 31 Mart 2024’te unvan maçını biz kazanınca -onlar bunu unvan maçına çevirdi- kendisini çok önemsiz, siyasette her şeyini kaybetmiş olarak gördü. Aslında alınan her oyun kıymetini vermek, alınamayanın da mukayesesini yapmak lazım. Tayyip Bey’e tavsiyem şu, rakibini tanımadan yenemezsin. Ben onu çok iyi tanıdığımı kendisine de söyledim. Rakibimi tanıdığım için 31 Mart’ı kazandım.”

Parti içi tartışmalar ve kurultay talebi de Özel’in gazetecilerle buluşmasında gündeme geldi. Özel, “Kurultay tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu, şu sözlerle yanıtladı: “Bu tartışma belli bir noktada doygunluğa ulaştı ve arkadaşlarıma bu tartışmaları kestiğimizi, sürdürmeyeceğimizi söyledim. Bundan birkaç gün sonra 81 il başkanı ki kurultayda 46’sı beni desteklememişti, ‘Genel başkanımızın politikalarını destekliyoruz. CHP iktidarının ayak sesleri var’ dediler ve tartışmayı bıçak gibi kestiler.

Ben bundan sonra dönüp de aynı tartışmalara girmek istemem. Sokakta olmayan şeyin kurultay salonunda karşılığı olmaz. Sokakta, CHP yönetiminden bir memnuniyet var. Tüm anketler de bunu gösteriyor. Bunun dışında her tartışma partiyi aşağı çeker. Mart ayından beri, abonelikle çalışan altı şirketin ortalamalarını takip ediyoruz. Sadece Eylül ayında düşüş yaşadık orada da kurultay konusu vardı. Vatandaşın sorunlarını konuştuğumuz her ay birinci partiydik. Ekim ayında tamamı düzeldi, Kasım’da birinci olmadığımız hiçbir anket görmedim daha. İçe dönmenin CHP’ye bir maliyeti var ve bu tartışmaları geride bıraktık.

Sosyal medyada yaratılmaya çalışılan gündemler çok suni. Bu parti içinden değil, parti dışından fonlanan bir gündem. CHP’de bir kargaşa varmış gibi gösterilmek isteniyor. Ama bu gerçek kişilerin değil, bot hesapların yürüttüğü bir tartışma. Ben örgütün sesini duyan, örgütün sesini dinleyen, örgütle birlikte karar veren bir genel başkan olarak örgütün sesini dinlerim, örgüt ne istiyorsa onu yaparız.”

“Geçmişte kayyımlara yeterince tepki veremedik”

CHP’li Özel, iktidarın kayyum politikası ve CHP’nin kayyum atamalarına karşı tavrına yönelik soruları da cevaplandırdı. Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanması ile başlayan tartışmalara yönelik etkin ve net pozisyonlarının aynı şekilde sürdürüleceğini kaydeden Özel, şunları söyledi: “Kayyum meselesinde, geçmişteki kayyum uygulamalarında birkaç gün tepki gösterilip bunun sürdürülmemiş olması yenilerinin önünü açtı. Burada özeleştiri de yapabilirim.

Halkın iradesine bir darbe varsa onun hangi partiden olduğuna bakmaksızın tepki vermek gerekiyordu. Biz bu dönem Hakkari’de de Mardin’de de aynı tepkiyi verdik. ‘CHP’li belediyeler, kolay kayyum atanacak belediyeler değildir ve bunu herkes görmelidir’ gibi bir görüşümüz de var. Esenyurt’ta vatandaşın yüzde 80’i bize hak veriyor. Türkiye’de de her geçen gün bu kayyumlara itirazın yükseldiği ölçülüyor. Esenyurt’ta bir ayı tamamladık. Bunu ne kadar sürdürürlerse biz o kadar sürdüreceğiz.”

Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bir araya geleceklerini de açıkladı. Partisinin tüm belediye başkanlarıyla olduğu gibi Yavaş ve İmamoğlu ile de eşgüdüm halinde çalıştıklarını ifade eden Özel, “Belediye başkanlarımızın teker teker karşılaştırmalı raporları hazırlanıyor. CHP’li belediyelerin 2023 yılı karnesi gelecek. Sahadaki anketlerden gördüğüm, vatandaş memnuniyeti beklentilerimizin de ötesinde” ifadelerini kullandı.

AKP’nin, CHP’li belediyelere yönelik engelleyici uygulamalarıyla ilgili de konuşan Özel, “AKP, bu tutumuyla gözden düşmüştür. Gönülden düşmekten korkmam gönül kazanılır ama gözden düştün mü bir daha olmaz” yorumunu yaptı.

Özel, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili konuşmasında ise şunları kayda geçirdi: “2019 seçimlerinde İYİ Parti Mansur Yavaş’ı aday yapmak istedi ama Mansur Bey, ‘Ben CHP’nin adayıyım’ görüşünü dile getirdi. Doğru ve başarı getiren bir seçimdi. Daha sonra hem Mansur Bey’e hem Ekrem Bey’e partilerinin tutumu dışında davranmaları şeklinde çağrı yapıldı. Her ikisi de bu sınavı geçti. Mansur Bey’in Türkiye’nin daha iyi yönetilmesine ilişkin bir talebi var ve bu talep noktasında da bir iddiası var. Bundan da doğal bir şey olamaz. Ama ben Mansur Bey’in tüm partinin kararlarının sonuçlarına saygılı olacağına inanıyorum, görüyorum. Kendi beyanları da var zaten.

Mansur Bey ve Ekrem Bey’in isimleri anılırken bazen başka isimlerden, ‘Biz de varız’ diye sitemler duyuyorum. Ben iki adayın ismi öne çıktığı için onlarla ilgili yorum yapıyorum. Kimsenin önünü kesmek CHP’nin geleneğinde, kültüründe yok. Bana hep iki aday soruldu. Üçüncü sorulduğunda ona da başarılar dileriz. Bu sürece katkı sağlayacak yol arkadaşları lazım. Bu iktidarı değiştirme meselesi kişisel taleplerin çok ötesinde bir mesele. Kimimize sorumluluk, kimimize fedakarlık düşüyor.”

Özel’in gazetecilere yaptığı açıklamaların diğer bazı satır başlarında ise şunlar öne çıktı: “Parlamentoda yapılacak bir şeye katkı veririz. Ama Parlamentonun dışlanmasını doğru bulmam. Çünkü toplumsal mutabakat bizim olmazsa olmazımız. Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir önce halka sunulur. Bence bu da Anayasa yapmak kadar kritik bir süreç. Türkiye’de devam eden ve ülkeye çok şey kaybettirmiş 40 yıllık bir çatışma. Terörü bitirme konusunda önemli. Bu mutabakatta bizim CHP olarak kırmızı çizgimiz; şehit aileleri ve gaziler bu sürece rıza gösteriyor mu?

Devlet Bahçeli, her hafta pozisyonunu yenilemek, tahkim etmek daha iyi anlatmak suretiyle gündemi elde tutmaya çalışıyor. Geçen hafta Devlet Bey, ‘Ne var yani Abdullah Öcalan gelse çağrıda bulunsa Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesi için de Anayasa değişse bunun kime zararı var?’ demişti. Cumhurbaşkanı’nın Anayasa meselesiyle Öcalan’ın ‘Terör bitsin’ çağrısını aynı paragrafta almak bir siyasi hesap olduğunu gösteriyor. Ben burada Cumhur İttifakı’nın şu ana kadarki tavır ve tutumlarını samimi bulmuyorum. Çıkar hesabı içinde olduklarını düşünüyorum.

“Esat’la görüşme talebimiz vardı”

Dış politikada CHP çok güçlü bir parti ama dış ilişkilerde eksiklerimiz vardı. CHP’nin temsil edilmesi gereken her yerde görev alıyorum. Etkili bir dış ilişkiler yürütmeye çalışıyoruz. Rusya’ya bir temsilci atadık. Putin’i destekleyen Adil Rusya Partisi bizimle görüşmek istedi. Ziyarete gelecekler. Son bir yılda on yurt dışı gezisi yaptık. Bunu aynı hızda artırarak devam edeceğiz. Esat’la görüşme talebimiz vardı.

Bizden resmi yazı istediler, bir tarih belirleyecekler, onu bekliyoruz. Şu zaman olacak diyemiyorum, orada Rusya-Erdoğan-Esat arasında bir denge var. Herhalde ondan dolayı bize tarih vermek için bekliyorlar. Bize, ‘Size randevu vermeye karar verdik, resmi yazı yollarsanız tarih belirleyeceğiz’ dediler. Çok gecikmeden cevap alacağımızı bekliyoruz. Filistin’e de gideceğiz. Uçağımızın kuyruk numarasına kadar bildirildi. Hava sahasının açılmasını bekliyoruz.”

Paylaşın

Yeni Çözüm Süreci Tartışmaları: Bakırhan’dan “Önce İktidar Netleşsin” Yorumu

Yeni çözüm süreci tartışmalarına ilişkin konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Önce onlar netleşsin. Bu sorunu nasıl çözmek istiyorlar? Bunu merak ediyoruz. Türkiye kamuoyu da merak ediyor” dedi.

Tuncer Bakırhan, konuşmasının devamında “Gerçek demokrasiyi uygulayan, farklılıkların farklılığını kabul eden, hak ve hukuku hayata geçiren, demokratik, insanların iradesine kayyım atanmadığı, insanların kendini farklılıklarıyla birlikte eşit ve özgür bir şekilde yansıttığı bir zeminden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Medyascope’da Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. “Partililerin İmralı’ya gitmesi olayını Bahçeli gündeme getirdi. Olabileceğini varsayıyoruz. Bunun bir diğer aşaması olarak aynı partilerin geçen sefer olduğu gibi İmralı’nın mesajını Kandil’e taşıması gibi bir seçenek yine gündeme gelebilir mi?” diye soran Çakır’a, Bakırhan şöyle yanıt verdi:

“Biz postacılık falan yapacak değiliz. Biz demokratik zeminde üzerimize düşen sorumluluk neyse yaparız. Bu meselenin toplumsallaşması, kamuoyuna, halklara, tabanımıza, Türkiye’ye anlatılması için kent kent dolaşırız. Bütün insanlara dokunuruz. Önemli bir sorumluluğumuz var. Bence bunu bana soracağınıza Filipinler Devleti ile Moro halkı arasında arabulucu olan Türkiye’ye deyin ki, Orada nasıl yaptıysanız burada da yapın’. Somali’de arabuluculuk yapan, şu anda milletvekili olan bir beyefendiyle biz görüştük. Mesela burada çok büyük önemli deneyimler anlattı. Şimdi bence onlar buna bir yol bulur. Koskoca Türkiye Devleti’dir.”

Bakırhan, Ömer Öcalan’ın hem DEM Partili milletvekili olması hem de Abdullah Öcalan’ın yeğeni olması nedeniyle bu geçiş sürecinde İmralı’ya gitmek için ideal bir isim olduğunu belirtti. Kamuoyuna kısa bir açıklama yapsa da Ömer Öcalan’ın, amcasıyla uzun süre görüştüğünü aktaran Bakırhan, bunların detaylarını paylaştı.

Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın moral ve motivasyonunun yüksek olduğunu söyledi. Bakırhan, Öcalan için “Dinamik, morali yerinde ve umudunu hiç yitirmemiş” dedi. Bakırhan, “Marx yazdı ama son kitabını yazamadı. Bu konuda ciddi bir yoğunlaşmam var. Sanırım Marx’ın yazmak istediği son kitabı ben yazacağım” şeklinde bir mesaj ilettiğini açıkladı.

Bakırhan, Öcalan’ın “Türkiye’nin dinamikleriyle bu sorun çözülsün. Türkiye’de çözülsün. Demokratik cumhuriyet zemininde çözülsün” mesajını verdiğini, ayrılıkçı olmayan bir yaklaşımla Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin tanınmasını önerdiğini belirtti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirirken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına dair de konuştu. “İktidarın söylemi ile pratiği arasında büyük bir makas açıklığı, büyük bir uçurum var” diyen Bakırhan, mevcut sürecin sadece Bahçeli’nin “kendi kendine icat ettiği” bir süreç olmadığını, temelinde “meseleye dönük iktidarın programları ve projeleri” olduğunu vurguladı.

İktidar ile MHP arasındaki ilişkiyi analiz eden DEM Parti Eş Genel Başkanı, “Bir rol paylaşımı olmuş olabilir. Ama içerik, nitelik ve nüansta farklılıklar olduğu kesin” değerlendirmesinde bulundu. Bu durumu örneklerle açıklayan DEM Parti Eş Genel Başkanı, “Bahçeli Ahmet Türk’e övgüler diziyor, bir hafta sonra farklı bir tutum sergiliyor. Ömer Öcalan İmralı’ya gidiyor. Yani Bahçeli ne diyorsa tersine bir pratik işliyor” ifadelerini kullandı.

“Bu sorunu nasıl çözmek istiyorlar? Merak ediyoruz”

İktidarı da eleştiren Bakırhan, “Önce onlar netleşsin. Bu sorunu nasıl çözmek istiyorlar? Bunu merak ediyoruz. Türkiye kamuoyu da merak ediyor” dedi. Bakırhan, “Gerçek demokrasiyi uygulayan, farklılıkların farklılığını kabul eden, hak ve hukuku hayata geçiren, demokratik, insanların iradesine kayyım atanmadığı, insanların kendini farklılıklarıyla birlikte eşit ve özgür bir şekilde yansıttığı bir zeminden bahsediyoruz” açıklamasında bulundu.

DEM Parti’nin Kandil ile herhangi bir diyalogunun olmadığını vurgulayan Bakırhan, şunları kaydetti: “Ben şuna inanıyorum: Şu anda Öcalan’ın sözü üzerine başka bir söz söyleyecek Kürt aktör yok. Sonuçta örgütü kuran kendisi. Örgütün kurucu lideri. Onların da ‘başmüzakereci’, ‘önderlik’ dediği bir insanı dinlemeyeceklerini sanmıyorum.

Mesela bazen, bazı yayın organlarında biz Öcalan’ı dinlemiyoruz diye tartışıyorlar. Bazen de Kandil dinlemiyor diye tartışıyorlar. Bazen bir Selahattin Demirtaş’ı dikkate almıyoruz deniliyor. Böyle bir dünya yok Kürt zemininde. DEM Parti’nin durduğu yer belli: Müzakereyle, diyalogla bu sorun çözülsün. Ben ilk defa KCK’nin bu konuda çok net somut bir açıklamasını okudum. KCK, Öcalan’ın işareti ederek, ‘Muhatap oradadır. Bizim için söylediği söz tartışılmazdır’ dedi.”

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken F-35 Açıklaması: Politikamız Değişmedi

ABD Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’ye F-35 tedariki için gerekli şartlar herkesçe biliniyor ve politikamız değişmedi. Türkiye’nin NATO ile birlikte çalışabilirliğini sürdürmesi ABD’nin kritik bir önceliği olmaya devam ediyor” açıklamasında bulundu.

Türkiye, kurucu ortaklarından olduğu F-35 programından, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından çıkarılmış, Amerikalı yetkililer S-400’lerin beşinci nesil savaş uçağı olan F-35’ler için güvenlik riski oluşturduğunu belirtmişti.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ABD’nin Türkiye’nin elindeki Rus yapımı S-400 füzelerine bir itirazı kalmadığı ve F-35 savaş uçaklarını verebileceklerine dair sözlerine Washington’dan yanıt geldi.

VOA Türkçe’nin konuya ilişkin yorum talebine yanıt veren ABD Dışişleri Bakanlığı, politikalarında bir değişiklik olmadığını kaydetti.

Yazılı açıklama yapan bakanlık, “Türkiye’ye F-35 tedariki için gerekli şartlar herkesçe biliniyor ve politikamız değişmedi. Türkiye’nin NATO ile birlikte çalışabilirliğini sürdürmesi ABD’nin kritik bir önceliği olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Bakanlık Türkiye’nin F-35 alımı ya da F-35 programına dönüşü ile ilgili görüşmeler konusundaki soruları yanıtsız bıraktı.

Türkiye, kurucu ortaklarından olduğu F-35 programından, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından çıkarılmış, Amerikalı yetkililer S-400’lerin beşinci nesil savaş uçağı olan F-35’ler için güvenlik riski oluşturduğunu belirtmişti.

2019 yılında Rusya’dan S-400 sistemi satın alan Türkiye, Rusya ile kapsamlı savunma işbirliği yapan ülkelere yaptırım öngören CAATSA kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO ülkesi olmuştu.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, bakanlığın 2025 yılı bütçe görüşmelerinde “F-35’lerle ilgili 6 tane uçağımız var orada. Amerikalılar da bu F-35 konusunda biz Kaan uçağını yapabileceğimizi ve uçtuğunu da görünce biraz düşünceleri de değişti. Onlar kendileri de F-35’i de verebileceklerini ifade ediyorlar. Hem üretim payımızın tekrar bize verilmesinde ısrar ediyoruz, hem de 40 tane F-35 almak isteğimizi bildirdik. Bu konuda da daha henüz öyle bir gelişme olmadı, oldukça bildiririz” demişti.

Güler, “Şimdi, bu son Amerikalılar’la görüşmelerimizde S-400’le ilgili de işte ‘Şunu yapacaksınız, bunu yapacaksınız’ dediler hepsini reddettik. Şu anda hâlen, bizim kabul ettiğimiz merkezde olmak kaydıyla Amerikalılar’ın da herhangi bir itirazı kalmadı S-400’lerle ilgili” diye konuşmuştu.

Ancak ABD, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400’lerin, NATO’nun ortak güvenlik mimarisini zafiyete uğratacağına sık sık dikkat çekiyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığı geçen mart ayında yaptığı açıklamada, Rus S-400 sisteminin NATO teçhizatı ile uyumlu olmadığını ve bu sistemin NATO teknolojisinin güvenliğini tehdit ettiğini vurgulamıştı. Bakanlık sözcüsü, sistemin Türkiye’nin NATO müttefiki olarak taahhütleriyle uyumlu olmadığının altını çizerek, Türkiye’ye S-400 sistemini muhafaza etmemesi çağrısını yinelemişti.

Sözcü, S-400 konusu çözülürse ve çözüldüğünde, ABD’nin F-35 programı konusunda Türkiye ile yapılacak bir görüşmeyi memnuniyetle karşılayacağını belirtmişti.

Paylaşın

Erdoğan İşaret Etmişti: RTÜK Kanallara Ceza Yağdırdı

Radyo ve Televizyon üst Kurulu (RTÜK) haftalık olağan toplantısında, Halk TV, Flash Haber, Tele 1, Sözcü TV, NOW TV, Star TV, Show TV, Kanal D, S Sport, Exxen ve TV8’e 13 ayrı yaptırım uygulama kararı aldı.

Haber Merkezi / Erdoğan, 25 Kasım’da yaptığı açıklamada, “Kadına şiddet konusunda sinema ve dizi sektörümüzün de kendine çeki düzen vermesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Radyo ve Televizyon üst Kurulu (RTÜK) haftalık olağan toplantısında, iktidara yönelik eleştirel haberler yapan çok sayıda televizyon kanalına üst sınırdan idari para cezası yağdırdı. RTÜK’ün verdiği cezalar ve gerekçeleri şöyle:

MHP’den üç milletvekilinin istifasının değerlendirildiği ROTA programında kullanılan “Bahçeli’ye dosyayı Erdoğan vermiş” ve “Erdoğan görüntüleri izletmiş” alt yazıları “tarafsızlık-doğruluk” ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle Halk TV’ye yüzde 3 idari para cezası verildi.

“Yenidoğan Çetesi”nin konuşulduğu Arena programında İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’in Sağlık Bakanı’nın İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü dönemi ile ilgili gündeme getirdiği iddialar, tarafsızlık-doğruluk ilkelerine aykırı bulunarak SZC TV’ye yüzde 3 idari para cezası verildi.

Flash Haber TV’ye, Sunucu Fatih Ertürk’ün Başkentte Gündem programında “Neden aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz?” sorusuyla toplumun bir kesiminin kötü olaylara müstahak olduğunu ima ettiği ve ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle yüzde 3 idari para cezası, Can Ataklı’nın “bazen de böyle tersten çakarlar işte”, “bu kadar kafasızlık olur mu ya” ifadeleri, kaba ve argo olduğu gerekçesiyle yüzde 3 idari para cezası verildi.

Tele 1’e, program sunucusu Musa Özuğurlu’nun Gazeteci Yavuz Donat ile ilgili ifadeleri insan onuruna aykırı olduğu gerekçesiyle yüzde 3 idari para cezası verildi.

Hiranur Vakfı’nda yaşanan sürecin drama hali yaptırıma uğradı. Arka Sokaklar dizisinin, tarikatta küçük yaşta evlilik ve cinayet konusunun işlendiği bölümü, milli ve manevi değerlere aykırı bulunarak Kanal D’ye 2 kez program durdurma ve yüzde 3 para cezası verildi.

Şiddet sahneleri nedeniyle; “Sahipsizler” dizisi için Star TV’ye, “Yabani” dizisi için NOW TV’ye ve “Deha” dizisi için Show TV’ye 2 kez program durdurma ve yüzde 3 idari para cezası verildi.

S Sport+, EXXEN TV ve TV8’e spor karşılaşması yayınlarında yasa dışı bahis reklamlarına yer verdikleri gerekçesiyle yüzde 3 idari para cezası, TV8’e ayrıca reklam süresini aştığı gerekçesiyle yüzde 3 idari para cezası verildi.

Erdoğan “dizi sektörü kendine çeki düzen vermeli” demişti

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 Kasım’da kullandığı “Kadına şiddet konusunda sinema ve dizi sektörümüzün de kendine çeki düzen vermesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerinin ardından yaptığı açıklamada şunları demişti:

“Hiç kimse reyting uğruna kadına yönelik şiddeti kanıksatamaz. Şiddetin karşısında biz varız.”

Paylaşın

DEM Parti’den Bahçeli’nin “Öcalan” Çıkışı Yorumu: “Çizgimize Gelsinler” Derlerse Yokuz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘İmralı ile DEM grubu görüşsün’ sözlerini değerlendiren DEM Partililer, “Kendilerince bize bir yol çizmişler, bizi ona dahil edip, ona razı etmeye çalışıyorlar. Şimdi buna razı olsak, bu kadar yıldır niye bunun bedelini ödeyelim” diyor ve ekliyorlar:

“Bütün haklardan vazgeç, halkına sırtını dön, gel seninle konuşalım. Böyle bir şey olabilir mi, biz kendi hakikatimizi nasıl inkar edelim, halkın bunu kabul eder mi? DEM Parti barışa dair sözünü her gün kuruyor. Her çağrıya anlamlıdır diyoruz. Ama kasıt ‘DEM Parti amasız fakatsız gelsin, bizim çizgiden yürüsün’ diyorlarsa, biz ona yokuz. Ama bu niyeti açıklarsa bilebiliriz.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında bir kez daha Öcalan çağrısında bulunarak, “İmralı ile DEM grubu arasında yüz yüze temasın yapılmasını bekliyoruz” dedi. Bahçeli’nin açıklamasının ardından partisinin grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Tülay Hatimoğulları ile birlikte, PKK lideri Abdullah Öcalan ile İmralı’da görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvuracaklarını açıkladı.

Grup toplantısının ardından ise başvuru Adalet Bakanlığı’na iletildi. Bu açıklamaların ardından Meclis kulisleri de hareketlendi. Bahçeli’nin çıkışını ve DEM Parti’nin İmralı başvurusunu AK Parti ve DEM Parti kaynakları Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’a değerlendirdi.

Görüştüğümüz DEM Partili kaynaklar, DEM Parti’nin Adalet Bakanlığı’na yaptığı görüşme başvurusunun sistematik bir şekilde yapıldığına dikkat çekerek, bu başvurular arasında DEM Parti Eş Genel Başkanlarının başvurusunun da bulunduğu belirtti ve ekledi: “Başvurumuz bir gün önce hazırdı, sadece çakıştı. Bu fluluk içinde bir top çevirme hali var. Biz başvurumuzu yaptık, o zaman başvurumuzu kabul edin. Gereğini yapın” dedi.

MHP liderinin açıklamalarının partide bir şaşkınlık yaratmadığını ve önceki konuşmaları ile tutarlı olduğunu söyleyen partili, “Bahçeli bu kez sadece bir tık daha öteye götürerek, yüz yüze görüşsün açıklamasında bulundu” dedi.

Bahçeli’nin yaptığı Öcalan’ın DEM Parti ile görüşsün açıklamalarının parti içindeki yansımalarına da değinen partili, “DEM Parti’den bu konuda ne bekleniyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Bir görüşme, bir diyalog olacaksa buna bir mekanizma gerekiyor. Burada DEM Parti’nin gitmesi de bir mekanizma, heyetin gitmesi de bir mekanizma. Doğal olarak demokratik siyaset alanında Kürt sorunu gibi meselelerin çözümünde DEM Parti muhataptır.

Ama Kürt sorunun çözümünde İmralı muhataptır, Sayın Öcalan muhataptır. Bu anlamda iki etkili muhatabın görüşmesinde bir sıkıntı yok. Bu çok doğal, olması gereken bir şey. Burada ya avukatlar ya da siyasi heyet belirlenecekti. O siyasi heyet içerisinde DEM Parti’den bağımsız bir heyet zaten olamaz. Bu açıdan farklı bir durum yok ama bunu pekiştirilmiş oldu.”

Bahçeli’nin açıklamalarına karşılık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bir açıklama gelmemesine de dikkat çeken DEM Partili yetkili “Top iktidarın sahasında” tespitinde bulundu ve konuşmasını şöyle sürdürdü: “İktidarın bu söylenenlere yekten cevap vermiyor olması bizim için de anlaşılır değil, bizim için de sorunlu bir alan. Kendi ittifakının ortağı olan bir parti bu kadar çok söz söylüyor ve tüm bu sözlerin karşısında cumhurbaşkanı hiçbir söz etmiyor.

Ama herkesin beklediği Cumhurbaşkanının konuşması. Fikir ayrılığı yok gibi sözler söylenmiş olsa da bu anlamda bir rol bölümü mü var, bir mutabakat mı var yoksa bir çatlak mı var, bütün bunları tahlil etmek mevcut haliyle çok zor. Bizim de beklentimiz cumhurbaşkanının açıklama yapması, çıksın açıklama yapsın. Bu sorun çözülecekse muhataplarından birisi de hükümetin başıdır.”

Bir taraftan kayyım atamalarının gerçekleşmesi, Öcalan’a avukat kısıtlaması getirilmesinin de anlaşılır olmadığını söyleyen partili, “İyi polis, kötü polis midir? Yoksa başka bir strateji midir inanın bilmiyoruz” diye konuştu.

Bahçeli’nin “DEM Parti bir tercih yapsın, Kandil ile arasına mesafe koysun” yönünde yaptığı açıklamalarını ise klasik bir retorik olarak değerlendirdiklerini belirten partili, “AKP’de sürekli bunu söylüyor. Bu sözlerin toplamda bu sürece katkısı olmadığı açık ve nettir. Demokratik siyaset alanındayız. Kürt sorunun demokratik çözümü için bedel ödüyoruz. Biz bu bedeli vermesek, bu sistemin daha çok kötüsüne tanıklık edeceğiz. Mesele çözülecekse bu dilin artık terkedilmesi gerekiyor. PKK Kürt sorununun nedeni değildir, bir sonucudur. O yüzden nedenleri üzerine konuşmamız gerekiyor” dedi.

“Bu dille nerede buluşabiliriz ki?” sorusunu da yönelten partili, şöyle devam etti: “Kendilerince bize bir yol çizmişler, bizi ona dahil edip, ona razı etmeye çalışıyorlar. Şimdi buna razı olsak, bu kadar yıldır niye bunun bedelini ödeyelim. Bütün haklardan vazgeç, halkına sırtını dön, gel seninle konuşalım. Böyle bir şey olabilir mi, biz kendi hakikatimizi nasıl inkar edelim, halkın bunu kabul eder mi? DEM Parti barışa dair sözünü her gün kuruyor. Her çağrıya anlamlıdır diyoruz. Ama kasıt ‘DEM Parti amasız fakatsız gelsin, bizim çizgiden yürüsün’ diyorlarsa, biz ona yokuz. Ama bu niyeti açıklarsa bilebiliriz.”

İktidar kanadı ile görüşmeye yönelik bir değerlendirme yapmadıklarını belirten partili, ama bunun görüşmeyeceklerin anlamına gelmediğini de ifade etti. Kürt sorununun demokratik çözümü için herkesle görüşebileceklerini belirterek, “Ama bu zaman, zemin ve yol almakla ilgili. Ortada sadece beyanlar var. Gün geldiğinde görüşmenin önünde bir engel yok” diye konuştu.

Ufuk Uras ile Devlet Bahçeli’nin yaptığı görüşmeye ilişkin Ufuk Uras’ın da aralarında olduğu heyetin bir dizi görüşme gerçekleştirdiğini belirten DEM Partili yetkili, Bahçeli’nin de heyetin içinden görüşmek Ufuk Uras’ı seçtiğini söyledi. Ufuk Uras’ın DEM Parti Eş Başkanları ile sohbet için geldiğini belirten partili, şöyle devam etti:

“Gündemde olan bir görüşme değildi. Yarım saat sürdü ve eş başkanlarımız Bahçeli ile yapacağı görüşmeye sahip değildi. Görüşmenin sonunda MHP’ye ziyarette bulunacağını ifade etti. Bizim ayarladığımız ve gündemini belirlediğimiz bir görüşme değildi, tamamen bizden bağımsız ama bizden görüştükten sonra MHP’ye gitmesi planlı gibi bir algı yarattı. Öyle bir durum yok. Mesele zaten aracılarla çözülecek bir konu değil.

Kürt sorunu gibi kadim bir sorun çözülecekse muhatapları bellidir. Bu muhataplarla oturulup konuşulur. Arabulucu meselesini aşan bir mesele. Sürece ilişkin Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bir görüşme gerçekleşecek mi?” sorusuna ise sistematik olarak ziyaretlerin gerçekleşti yanıtını verdi. Süreç açısından yeni bir gelişme olmadığını belirten partili bu nedenle resmi bir ziyaretin de olmadığını söyledi.

“Bahçeli yeni bir yol açtı”

AK Partili kaynaklar ise, Bahçeli’nin bu konuda muazzam bir yol açtığını belirterek, Bahçeli’nin bütün ezberleri bozduğunu aktardı. “Bunun ötesinde söylenecek, içini dolduracak bir şey yok” diyen AKP’li yönetici mevut yolların kullanıldığını belirterek, “Ama sonuçları olumlu olmadı. O zaman en baştan, yeni bir şey yapmanız lazım. Bahçeli yeni bir yol açtı” dedi. AK Partili yönetici sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bahçeli’nin açtığı yolda, ölçüt PKK’nin silah bırakması. Nihayetinde, PKK’nın silah bırakması, lağvedilmesi ve bu ülkenin bir parçası olarak ülkenin çıkarlarına hizmet etmesi noktasına varılacaksa gelsin yapsın. Ölçüt bu; silah bırak, örgütü lağvet; demokratik, sivil hayatın parçası ol. Bu ülkenin çıkarlarının, geleceğinin parçası ol.”

Aynı AK Partili yetkili DEM Parti’nin başvurusuna izin verilip verilmeyeceğinin teknik bir konu olduğunu belirterek “Bu tür mahkumların görüşme durumunu Adalet Bakanlığı değerlendirir. İnfaz kanunu gereğince uygulama yöntemi oluşması lazım, bakılması lazım. Milletvekilleri olabilir, İnsan Hakları Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu olabilir. Bunlar teknik konular. O sağlanır, cezaevi yönetmeliği neyse ona göre sağlanır” dedi ve ekledi:

“Esas olan Devlet Bey’in açtığı yolun ne kadar anlaşıldığı. Önemli olan zihinlerde oluşan engelleyici kuralları yumuşatmak, normalleştirmek. Ondan sonra uygulamada kanunlar bile dönem dönem değişir. Muazzam bir yeni bir yol açılmış. Önemli olan buna samimiyetle yaklaşmak. Uygulama kolay iş.”

Kamuoyunda Erdoğan-Bahçeli arasında anlaşmazlık yaşandığına yönelik haberlerin doğruyu yansıtmadığını belirten AK Partili yönetici, 1 Ekim’den bu yana aynı çizgide, birbirlerini tamamlayan açıklamalar yaptıklarını ifade etti. AKP’li kurmay, “Hızlı bir süreç beklememeliyiz. Toplumun her kesimi bu gelişmeyi kendine özgü tarif edecektir. Bunu görmek lazım. Tarif ettikçe belki yeni şeyler ortaya çıkacak, belki yanlış anlaşılmalar doğruya evrilecek” açıklamasında bulundu.

Önceki süreçte herkesin kendi muradını tarif ettiğini belirten aynı partili, şimdi ise alışkanlıkların bir kenara bırakılması gerektiğine dikkat çekti ve şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanı uzun süredir ‘İç cepheyi sağlam tutmak gerekir’ nihayetinde hedef ülkenin refahı, daha güçlü, zengin bir ülke olması. Göreceğiz, her bir şeyin riski olduğu gibi bu sürecin de riskleri var. Risklerin büyüklüğüne, özelliğine göre avantajları da olacaktır.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Bahçeli’nin “Öcalan” Çağrısına Yanıt: Cesur Bir Teklif

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısına yanıt veren Erdoğan, “Sayın Bahçeli gerçekten cesur ve ezberleri bozan bir teklif ortaya koymuştur. Sayın Bahçeli ile tam bir mutabakat halindeyiz. Uyum ve eş güdüm içinde hareket ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz de bu meseleyi tüm yönleriyle ele alıyoruz. Kurumlarımız değerlendirmemize hiçbir detayı atlamadan devlet ciddiyetiyle yürütüyor. Bunu da kumarbazlara özgü, ‘el artırıyorum’ sorumsuzluğuyla değil, omuzlarımızdaki ağırlığın getirdiğiyle sükunet ve soğuk kanlılıkla değerlendiriyoruz. Devlet ciddiyeti ve büyük bir hassasiyetle yürütüyoruz. Terör belasını bertaraf etmekte kararlıyız.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Türklerle Kürtler arasında örülen terör duvarını yıkacağız. Bu hedefimizde samimiyiz, kararlıyız. Sayın Bahçeli’nin tarihi çağrısından sonra her iki yapının da aynı kafadan olduğunu göstermiştir. Karşımızdaki tablo çok da umutlu olmamıza izin vermiyor… Sınırlarımızda bir terör yapısının kurulmasına izin vermeyeceğiz. Terörle mücadelemiz son teröristi ortadan kaldırıncaya kadar devam edecektir. Terörsüz Türkiye hedefimizi gerçeğe dönüştüreceğiz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Katliamların ve zulümlerin yanında bölgemiz adeta cayır cayır yanıyor. Cumhur İttifakı olarak tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hedeflerine doğru yürümesi için çalışıyoruz. Kardeşlik siyasetimizden eser ve hizmet politikamızdan ödün vermedik” dedi.

“İsrail ile Lübnan arasında bu sabah yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından memnuniyet duyuyorum” diyen Erdoğan, “İsrail sorumluluklarını harfiyen yerine getirmeli. Coğrafyamızdaki krizlerin çözümü için çabalıyoruz. Gazze’de katliamın durması ve kalıcı ateşkesin sağlanması için Türkiye olarak her katkıyı sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun duruşmada yaptığı savunmaya yanıt veren Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunlara hak ettikleri cevabı vermedikçe densizlik çıtaları yükseliyor. CHP’nin eski genel başkanının davalı olarak bulunduğu mahkeme salonunda savurduğu zırvalar, hakaretler bunun en son örneğidir. Karşımıza çıktığı bütün seçimleri kaybeden bu zat, sürgüne gönderilen biri. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış.

Gündeme gelmenin yolunu bize sataşmakta, bizim üzerimizden prim yapmaktan görüyor. Bu zatın FETÖ’cülere nasıl koşa koşa gittiğini biliyoruz. 15 Temmuz gecesinde de kahvesini yudumladı. ABD’de hamburgercide ne yaptığını o gün bugündür açıklayamadı. Nereden tutarsanız tutun elinizde kalan bir başarısızlık, çapsızlık örneğiyle karşı karşıyayız. Bu zatın Türkiye’yi yönetmeye talip olduğu masa arkadaşları, özellikle dile getirdikleri siyasi nezaketsizliktir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bakanlar arasında başlayıp AK Parti-CHP gerilimine dönüşen kreş tartışmasına da değinen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Yeni genel başkanlarının eskisinden geri kalır yanı yok. MEB bir yazı gönderiyor. Bu hatırlatma kanuni bir zorunluluktan kaynaklanıyor. Tıpkı öğrenci bursları meselesi gibi burada da CHP bizzat kendisinin müsebbibi olduğu bir konuda istismar siyasetine sarılıyor.

Cehalet tek başına katlanabilir bir eksikliktir. Ama ukalalıkla yan yana gelince çekilmez bir hal alıyor. Son konuda sergiledikleri tablo tam olarak budur. Anaokulu kreş ayrımını dahi bilmiyorlar. Bakanlıktan gelen yazıyı okumamışlar. Hadi okudular anladılar diyelim. Bu sefer de yalan ve iftira alışkanlığından kurtulamıyorlar.”

Kılıçlı yemin eden teğmenlerin disipline sevk edilmesine destek veren Erdoğan, şunları kaydetti: “CHP bu konuda önüne arkasına bakmadan konuşuyor. TSK’da disiplin hayati öneme sahiptir. Komutanların talimatına rağmen disiplinsizlik yapan teğmenlerin yarın neler yapabileceğini kim bilir. Disiplinsizlik yapanları kahramanlaştırmak neyin nesidir?

Bu ordu bir zümrenin, partinin değil milletin ordusudur. Bu ordu ölürsem şehit kalırsam gazi diyen serdengeçtilerin ordusudur. Bu ordu 3 kıta yedi iklimde İslam’ın bayraktarlığını yapan şanlı bir ordudur. Ordumuzun konumunu gayet iyi biliyoruz. CHP ordumuzun ruh kökünü koparmaya muvaffak olamadı. Ordumuzun yıpratılmasına da provoke edilmesine de izin vermeyiz. Kahraman ordumuz, vesayet heveslilerinden ve FETÖ’cü hainlerden temizlendikçe vatan savunmasını çok daha iyi bir şekilde yerine getirmeye başlamıştır.

Sınırlarımızın ötesinde terör örgütüne nefes aldırmayan bir orduya sahibiz. Karası denizi ve havası ile TSK’nın gıptayla takip edilen başarılarına istismarcıların gölge düşürmesine müsaade etmeyiz. 3-5 oy için ‘Mustafa Kemal’in itleri’ hakaretini sineye çekeceksiniz, meclis kürsüsünde bölücü terör örgütü yandaşlarından ayar yerken gıkınızı çıkarmayacaksınız, Pensilvanya’dan gelen destek mesajlarına bir çift laf demeyeceksiniz, utanmadan bize çıkıp vatan ve mehmetçik sevgisinden bahsedeceksiniz…

Siz gidin önce kara sicilinizle yüzleşin. Sizin haddinize mi? Ordumuza siyaset virüsünün bulaşmasına izin vermeyeceğiz… CHP2nin sorumsuz yöneticilerinin ordumuzu nizamsızlık, disiplinsizlik tehditleriyle karşı karşıya bırakmasına göz yummayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak darbecilere ve şakşakçılarına rağmen, sivil siyaseti, adaleti, milletimizin haklarını savunmayı gerekirse canımız pahasına sürdüreceğiz.”

“Konserler üzerinden ortaya saçılan yolsuzluklar buz dağının sadece görünen kısmıdır” diyen Erdoğan, “Suyun altında çok daha büyük hırsızlıklar vardır. Halkçı belediyecilik sloganı altında nasıl bir soygun yürütüldüğünü önümüzdeki dönemde göreceğiz. Bunun hesabını sandıkta benim aziz milletim muhakkak soracaktır” diye konuştu.

“Terör belasını bertaraf etmekte kararlıyız”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan çağrısına yanıt veren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Bahçeli gerçekten cesur ve ezberleri bozan bir teklif ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 14 Kasım’da yaptığımız görüşme dahil pek çok konuyu ele alıyoruz. Sayın Bahçeli ile tam bir mutabakat halindeyiz. Uyum ve eş güdüm içinde hareket ediyoruz.

Biz de bu meseleyi tüm yönleriyle ele alıyoruz. Kurumlarımız değerlendirmemize hiçbir detayı atlamadan devlet ciddiyetiyle yürütüyor. Bunu da kumarbazlara özgü, ‘el artırıyorum’ sorumsuzluğuyla değil, omuzlarımızdaki ağırlığın getirdiğiyle sükunet ve soğuk kanlılıkla değerlendiriyoruz. Devlet ciddiyeti ve büyük bir hassasiyetle yürütüyoruz. Terör belasını bertaraf etmekte kararlıyız.

Türklerle Kürtler arasında örülen terör duvarını yıkacağız. Bu hedefimizde samimiyiz, kararlıyız. Sayın Bahçeli’nin tarihi çağrısından sonra her iki yapının da aynı kafadan olduğunu göstermiştir. Karşımızdaki tablo çok da umutlu olmamıza izin vermiyor… Sınırlarımızda bir terör yapısının kurulmasına izin vermeyeceğiz. Terörle mücadelemiz son teröristi ortadan kaldırıncaya kadar devam edecektir. Terörsüz Türkiye hedefimizi gerçeğe dönüştüreceğiz.”

Paylaşın