CHP’li Özel’den Bakan Koca’ya ‘sağlık çalışanlarının özlük hakları’ soruları

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle bir önerge veren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, salgın sürecinde özveriyle sağlık çalışanlarının taleplerini gündeme getirdi. Özel, önergede, sağlık çalışanlarının özlük haklarında hiçbir iyileştirme yapılmadığına dikkat çekti.

Haber Merkezi / CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, sağlık çalışanlarının taleplerini gündeme getirdi

Kovid salgını sürecinde, özveriyle görev yapan binlerce sağlık çalışanı bu Kovid’e yakalandığını ve 385 sağlık çalışanın da hayatını kaybettiğine dikkat çeken Özel, “Türkiye, en fazla sağlık çalışanını Kovid’e kurban veren ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Sağlık çalışanlarımız, izin, istifa ve emeklilik yasağı ile canları pahasına görev yapmasına karşın, özlük haklarında hiçbir iyileştirme yapılmamış, ek ödemeler de emeklerini karşılamaktan çok uzak kalmıştır. ‘Sağlık çalışanlarımızın haklarını ödemeyiz’ şeklinde pek çok kez açıklama yapılmasına karşın, sağlık çalışanlarının taleplerinin yerine getirilmesi, haklarının bir kısmının bile ödenmesi konusunda hiçbir adım atılmamıştır” dedi.

CP’li Özel, Bakan Koca’ya şu soruları yöneltti:

  • 2018 ve 2019 yıllarında sağlık çalışanlarına yapılan ek ödemelerin toplam tutarı ne kadardır?
  • Mart 2020-Mart 2021 döneminde, sağlık çalışanların ödenen ek ödemenin bir yıllık toplam tutarı ne kadardır? Bu ödeme kaç sağlık çalışanına yapılmıştır? Bu dönemde ödenen en yüksek ve en düşük ek ödeme miktarı ne kadardır?
  • Salgın sürecinde, kaç sağlık çalışanı hastalığa yakalanmış, kaçı yaşamını yitirmiştir? Kovid nedeniyle çalışamaz duruma gelen sağlık çalışanı sayısı kaçtır?
  • Mart 2020-Mart 2021 döneminde kaç yeni sağlık çalışanı istihdam edilmiştir?
  • Kovid nedeniyle iş göremez hale gelen ya da yaşamını yitiren sağlık çalışanlarından kaçına; Kovid, meslek hastalığı kabul edilerek özlük hakları sağlanmış ve maaş bağlanmıştır? Başvurduğu halde; maaş bağlanmayan sağlık çalışanı sayısı kaçtır?
  • Sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilerek, biraz olsun haklarının ödenmesi yönünde bir girişimde bulunacak mısınız? Yoksa “Sağlık çalışanlarının hakkını ödeyemeyiz” demeye devam mı edeceksiniz?
Paylaşın

Ziya Selçuk: Yüz yüze eğitime başlayamadığımız sınıflarımız var

Sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitimde üçüncü hafta olduğunu hatırlatarak, “Hâlâ yüz yüze eğitime başlayamadığımız sınıflarımız var. Çocuklarımız adına rica ediyorum: Dikkati, kontrolü, tedbiri elden bırakmadığımız bir hafta olsun.”  dedi.

Haber Merkezi / Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Twitter üzerinden bir paylaşımda bulundu. Selçuk, paylaşımında, yüz yüze eğitimde üçüncü hafta olduğunu hatırlatarak, “Okula gelen öğrenci sayımız her hafta biraz daha artıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşımında “Çocuklarımız adına rica ediyorum: Dikkati, kontrolü, tedbiri elden bırakmadığımız bir hafta olsun” diyen Bakan Selçuk, paylaşımında şu ifadeleri kullandı;

“Yüz yüze eğitimde 3. haftadayız. Okula gelen öğrenci sayımız her hafta biraz daha artıyor. Bununla birlikte salgın dolayısıyla hâlâ yüz yüze eğitime başlayamadığımız sınıflarımız var. Çocuklarımız adına rica ediyorum: Dikkati, kontrolü, tedbiri elden bırakmadığımız bir hafta olsun.”

Paylaşın

2021 yılı fitre miktarı ne kadar? Diyanet İşleri Başkanlığı açıkladı

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, 2021 yılı fitre miktarını açıkladı. Açıklamada, “2021 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2022 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için fitre miktarı 28 TL olarak belirlendi” ifadeleri yer aldı.

Haber Kaos / Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından 2021 yılı fitre miktarı açıklandı.

“2021 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2022 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için fitre miktarı 28 TL olarak belirlendi” ifadelerinin yer aldığı açıklama şöyle;

“Din İşleri Yüksek Kurulu, Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı başkanlığında yaptığı toplantı sonrasında aldığı kararla, 2021 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2022 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için fitre miktarının 28 TL olarak belirlendiğini açıkladı.

Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından karar sonrasında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Din İşleri Yüksek Kurulumuzca, 2021 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2022 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için Fitre miktarı 28 TL olarak belirlenmiştir.

Fitre miktarının belirlenmesinde, İslam dininin temel kaynaklarında zikredilen deliller ve günümüz şartlarında bir kişinin günlük gıda ihtiyacının ortalaması esas alınmıştır.

Belirtilen meblağ, nakdî olarak verilebileceği gibi gıda vb. maddelerden aynî olarak da verilebilir.

Belirlenen bu miktar aynı zamanda, günlük fidye miktarıdır.

Bununla birlikte her bir mükellef (fitre veren kişi) bir günlük kendi gıda harcamasına denk düşecek meblağı ya da daha fazlasını fitre/fidye olarak da verebilir.”

Paylaşın

Antalya’da yağmur suyuna sondaj çözümü

Antalya’da yağmur suyu birikmesi ve su baskınlarına maruz kalan yerlerde vatandaşların mağdur olmaması için yeni bir çalışma başlatıyor. Merkez ilçelerde hayata geçirilecek proje ile muhtelif noktalarda sondajlar açılarak, yağmur sularının birikinti oluşturmadan yer altı doğal yapısına boşaltılması hedefleniyor.

Haber Merkezi / Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü yağmur suyu birikmesi ve su baskınlarına maruz kalan yerlerde vatandaşların mağduriyetini gidermeye yönelik yeni bir çalışma başlatıyor.

Merkez ilçelerde hayata geçirilecek proje ile muhtelif noktalarda sondajlar açılarak, yağmur sularının birikinti oluşturmadan yer altı doğal yapısına boşaltılması sağlanacak.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü altyapı etkinliğini artırmaya yönelik yeni bir projenin startını veriyor. Merkez ilçelerde hayata geçirilecek olan proje kapsamında muhtelif noktalarda yağmur suyu drenajını sağlamak için sondajlar açılacak.

2021 yılı programına alınan proje ile yağış suları sondajlar vasıtasıyla birikinti oluşturmadan yer altı doğal yapısına boşaltılacak.

Mayıs sonunda tamamlanacak

50 adet olarak planlanan drenaj sondajlarının toplam derinliği 4000 metre olarak hesaplandı. Kuyuların her birinin çapı 35 cm olacak. Sondaj noktalarına ayrıca 2 gözlü 50 adet menholün yapılması da aynı iş kapsamında yer alacak.

Yaklaşık olarak 1 milyon 800 bin TL yatırım bedeli ile hayata geçirilecek olan proje sayesinde kentin çeşitli cadde ve sokaklarında yaşanan yağmur suyu sorununun çözüme kavuşturulması hedefleniyor. Çalışmaların Mayıs ayı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Paylaşın

Belirsizlik ilkesini benimsemek!

Tanrı adına ortaya çıkan her şiddet ve baskı örneği, kör bir kesinliğe dayanıyordu. Kişinin varsayımları ve duruşuyla ilgili bir nebze belirsizlik, dinin halkın deliliğine dönüşmesini engelleyecekti. Dinde bağnazlığın karşılığı, siyasetteki totalitarizmdir.

Haber Merkezi / Karl Marx’ın kitlelerin afyonu olarak dini suçlaması, temel bir insan şaşkınlığına işaret ediyor. Gerçeklik nedir? Onunla nasıl ilişki kuracağız? Ya da gerçeği nasıl yanıltmayacağız ve onun için çıldırmayacağız?

Gerçeklik bir ve çoktan oluşur. Birçok kişi bir ile nasıl ilişki kurar? Geçmişte bu ilişkiyi açıklamak için farklı modeller geliştirilmiştir. Platon’a göre bir, çoğunun üstündedir. Plotinus’a göre, bir çoğunun kaynağıdır. Spinoza’ya göre bir, çoğunun temelidir. Hegel’e göre bir, çoğunda içkindir.

Dini kitaplarda özelikle İncil’de gerçeklik fikri, yapı olarak üçlüdür. Tanrı, benlik ve bilinmeyen onun üç parçasıdır. Kutsal üçleme, muamma ile kaplı bir gizemdir. Üçü farklıdır ancak bağımsız değildir. Bir, ancak çok. Daha da önemlisi, açık uçlu bir model içerirler; Dinler aleminin görmezden gelmeyi seçtiği bir şey.

Bu görüşe göre gerçeklik bilinmeyeni içerir. Verilen anda hiçbir şey tamamlanmadı. Gerçeklik insan kontrolünün ötesinde olduğundan, insanın diğer insanlara Tanrı’yı ​​oynaması saçmadır. Bugün uğraştığımız gerçeklik yarın ve daha sonra ortaya çıkabilecek olanı da içeriyorsa, onun üzerinde nasıl hükümdar olunur?

Bu, Heisenberg ilkesinin gerçeklikle ilişkilendirilmesinde bir marjı korur. Ruhsal olarak, insanlığın en iyi müttefiki kesinlik değil, gizemle bağlantılı olan saygılı bir belirsizlik duygusudur.

Bu ruhsal belirsizlik ilkesi, dinler tarihini kirleten muazzam sapkınlıklara karşı bir koruma görevi görebilirdi. Tanrı adına ortaya çıkan her şiddet ve baskı örneği, kör bir kesinliğe dayanıyordu. Kişinin varsayımları ve duruşuyla ilgili bir nebze belirsizlik, dinin halkın deliliğine dönüşmesini engelleyecekti. Dinde bağnazlığın karşılığı, siyasetteki totalitarizmdir.

Dindeki belirsizlik ilkesi, verinin ötesine bakma zorunluluğudur; zaman zaman tüm propagandalara ve savunuculara karşı sorumlu bir şekilde şüpheci olmak. Herkesi, uygunluğun gerektirdiği gibi, bir filin bir sütun ya da bir kaya olduğuna inanmaya ikna etmek propagandanın doğasındadır.

Maneviyat, propagandanın keskinliğinin aksine, hayatın gizemi karşısında saygılı bir sessizliği sürdürür. Ruhun durgunluğunda, çok renkli gökkuşağının güzelliği düşünülür; ama aynı zamanda ötesindeki beyaz parlaklığı seziyor.

Paylaşın

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden son dakika uyarıları

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) son dakika yaptığı açıklama ile Van, Hakkari, Muş ve Bitlis çevresi için yoğun kar yağışı, Siirt ve Şırnak çevresinde kuvvetli yağmur yağışının beklendiğini duyurdu. MGM, yaşanabilecek olumsuzluklara karşı vatandaşları dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği konusunda uyardı.

Haber Merkezi / Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; Ülkemizin kuzey, iç ve doğu kesimlerinin çok bulutlu, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Ordu, Elazığ ve Şanlıurfa çevrelerinin yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu Elazığ çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar, diğer yerlerde yağmur ve sağanak şeklinde olması beklenen yağışların, Siirt ve Şırnak çevrelerinde kuvvetli yağmur ve sağanak, Van, Hakkari, Muş ve Bitlis çevrelerinde kuvvetli karla karışık yağmur ve yoğun kar şeklinde olması bekleniyor.

Sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda çığ oluşma tehlikesi bulunmaktadır.

Hava sıcaklığı: Batı kesimlerde 2 ila 4 derece artacağı, diğer yerlerde hissedilir derecede (5 ila 12 derece) azalacağı tahmin ediliyor.

Rüzgar: Genelinde kuzeyli, Marmara’da güneyli yönlerden orta kuvvette, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’nun kuzeyinde kuzeyli yönlerden kuvvetli ve zaman zaman kısa süreli fırtına (60-90 km/sa)şeklinde esmesi bekleniyor.

Uyarılar

Yoğun kar yağışı: Yağışların; Van, Hakkari, Muş ve Bitlis çevrelerinde kuvvetli karla karışık yağmur ve yoğun kar şeklinde olması beklendiğinden ulaşımda aksamalar, buzlanma gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Kuvvetli yağmur: Yağışların, Siirt ve Şırnak çevrelerinde kuvvetli yağmur ve sağanak şeklinde olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı( sel, su baskını, Ulaşımda aksamalar) dikkatli ve tedbirli ulunmalıdır.

Kuvvetli rüzgar: Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’nun kuzeyinde kuzeyli yönlerden kuvvetli ve zaman zaman kısa süreli fırtına (60-100 km/sa) şeklinde esmesi beklendiğinden, yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (ulaşımda aksamalar, çatı uçması, direk devrilmesi vb.) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Çığ: Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda yüksek kar örtüsü bulunan dik yamaçlarda çığ oluşma tehlikesine karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Daha geniş bilgi için TIKLAYIN

Paylaşın

Ağrı, 4 büyüklüğünde deprem ile sarsıldı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ağrı Doğubayazıt’ta saat 08.57’de 4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu. 7.02 kilometre derinlikte olduğu belirlenen deprem çevre illerden de hissedildi.

Haber Merkezi / AFAD’ın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Doğubayazıt’ta saat 08.57’de 4.0 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. 7.02 kilometre derinlikte olduğu belirlenen deprem çevre illerden de hissedildi.

Doğubayazıt’ta meydana gelen deprem sonrası olumsuz bir ihbarın bulunmadığı bilgisi kamuoyuna duyuruldu.

 

Paylaşın

Zorluk doğanın nezaketidir!

İyilik, kişinin düşmanlarına karşı düşünceli olma yeteneği olarak tanımlanır. Doğa kibar bir düşman mı? İnsanları rahatsız eden bir soru şudur: ‘Neden dünyada, hayatta bu kadar çok kabalık olsun?’ Gizli bir amaç mı var yoksa hayat bir dizi kaza mı? Hayat, rastgele bir kaza dizisi olarak değil, amaçlı bir fenomen olarak görülüyorsa, zorlukların yaşamdaki yerini ve anlamını anlamalıyız. Küstahlığı silmenin tek yolu nazik olmaktır. Bu silgiyi kaybetmemeliyiz.

Haber Merkezi / Bu zorlukları nasıl sileriz? Hayatın bizim sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeylere göre olmayacağını anlamalıyız. Nehir bizim isteklerimize göre akmayacak. Deniz dalgalarının yükselişi ve alçalması, sularını kullananların istekleri tarafından belirlenmez. Güneş bizim hayal gücümüze göre doğmayacak veya batmayacak.

Bilgelik, gündüz-gece döngüsüyle uyum içinde çalışmayı ve dinlenmeyi seçmede yatar. Diğer hayvanlar uyurken gecenin yaratıkları güneşsiz gökyüzünün karanlığında sinsi sinsin avlanır ve çiftleşir. Doğa kendi başına ne naziktir ne de zalimdir. Zorlukları doğanın iyilik eylemleri olarak görebiliriz. Zorluklar karşısında, ağırlık antrenmanındaki ter ve yorgunluk kasların güçlenmesine yol açtığı gibi, aksi takdirde uykuda kalacak hayatta kalma becerilerini geliştiremeyiz. Aslında, her şey önceden yazılmış bir senaryoya göre ilerleseydi hayat çok sıkıcı olurdu.

Zorluklarla ilişkilendirdiğimiz olumsuz duyguların çoğu kendi yarattığımız şeylerdir. Bir durumu zor olarak algılıyoruz ve bu yüzden durum zor görünüyor.

Bir zamanlar aptal bir oğlu olan bir kral vardı. Gelecekteki rolü için onu yetiştirmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı, ancak genç prens sadece daha da kötüye gitti. Bir gün kendini bir tavuk olmayı hayal etti. Bir masanın altına oturdu ve dışarı çıkması istendiğinde, “Ben bir tavuğum” dedi. Bir aziz, prensin kimlik krizini çözmeyi teklif etti. O da masanın altından prense katıldı. Prens, “Ben bir tavuğum. Yanıma oturma. ” Aziz cevap verdi, “Ben de bir tavuğum, ama oradaki insanlar bizim tavuk olduğumuzun farkında değiller.” Prens ile bir ilişki kurdu. Yavaş yavaş, aziz yemek masasına oturdu ve prensin yemesini sağladı ve tavukların insanların yapabileceği her şeyi yapabileceğini kanıtlamaları gerektiğini söyledi. Böylece aziz adım adım prensi normale döndürdü.

Doğa bize benzer şekillerde öğretir – hoş görünmeyen deneyimler – bizi küstahlığımızdan ve kibirimizden kurtarır. Nezaketi kabul etmeliyiz.

Sorunlardan nasıl kurtuluruz? İlk olarak, sorunları olumsuz olarak görmeyin. Onlara hayati beceriler konusunda eğitim alanı olarak bakın ve onlardan öğrenirken bile onlardan zevk alın. Bir sorunla karşılaştığınızda şikayet etmek yerine çözümün ne olabileceğine odaklanın. Sorunun kurbanı değil, çözümün bir parçası olun.

Paylaşın

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’ndan ortak basın açıklaması

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı DEVA Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından iki lider birlikte basın açıklamasında bulundu. Babacan, basın açıklamasında “Mevcut iktidarın şu an sorun çözme kabiliyetinin olmadığını görüyoruz.” ifadelerini kullanırken, Davutoğlu, “Ekonomik tablonun göstergelerdeki görüntüsü açıktır. Ekonomi alanında da tablo hiç iç açıcı değil. Böyle bir dönemde karşılıklı istişare çok önemli.” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı DEVA Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lider yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından birlikte basının karşısına geçti. Her iki liderde basın açıklamasında iktidara ekonomi üzerinden eleştirilerde bulundu.

“Ekonomik tablonun göstergelerdeki görüntüsü açıktır. Ekonomi alanında da tablo hiç iç açıcı değil. Böyle bir dönemde karşılıklı istişare çok önemli.” ifadelerini kullanan Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e, hem de Kadınlar Günü’nün olduğu bir hafta içinde insanlık onuruna da kadınlık onuruna da yakışmayan saldırıların yapılmış olması siyasetin seviyesinin nasıl düştüğünün çarpıcı bir göstergesi.

İktidar da bir hukuk problemi olduğunu görüyor. Hukuk problemi olduğunu görmek gereğini yapmak anlamına gelmez. Aksine son dönemde bir hukuk faciası yaşanıyor. Hepimizin buna karşı ortak bir tavır sergilemesi lazım.

Genel Başkan Yardımcımız Selçuk Özdağ’a yapılan saldırı sonrasında saldırganların iki üç hafta tutulduktan sonra serbest bırakılmalarının doğurduğu hazin tablo ortada.

Düşünün ki Ankara’nın ortasında bir siyasi terör faaliyeti oluyor ve ölüme teşebbüsle yaralayanlar serbest bırakılıyorlar. Son olarak da İstanbul’da Levent Gültekin’e saldırı oldu.

Hangi İnsan Hakları Eylem Planı, hangi gerekçeyle ikna edici olabilir ve iyi niyetli olabilir?

Siyasetin alanı daraltılmaya çalışılırken, fezlekeler gündeme getirilirken, parti kapatmalar 90’lı yıllardaki gibi gündeme getirilirken herkesin omuz omuza vermesi lazım.

“Ekonomik tablonun göstergeleri açıktır”

Herkes şu anda 128 milyar doları tartışırken Sayın Cumhurbaşkanı ilk kez damadını savunma ihtiyacı hissetti ama ekonomik tablonun göstergeleri açıktır.”

Bir taraftan eleştirel bir slogan için gözaltı yapılırken diğer taraftan bir genel başkan yardımcısını 17 dikiş atılacak şekilde başından yaralayacaksınız, yaralayanlar belli, zanlılar belli.

O zanlıları yakalayan ve iddianame hazırlayan savcı tehdit edilecek ve o zanlılar Ankara sokaklarında serbestçe dolaşacak. Bu iki tablo da aynı Türkiye. Hangi Türkiye’yi istiyorsunuz siz?”

Albayrak, bir dönem Enerji Bakanlığı yaptığında ben Başbakandım. Yürütülen projeler, Barbaros Hayrettin Gemisi de dahil olmak üzere, projelerin çoğu önceki dönemlerde başlatılmış, benim başbakanlığım döneminde sürdürülmüş ve sonra devam ettirilmiş projelerdir.

Bu yapılan açıklama daha önce Enerji Bakanlığı yapmış arkadaşların tümüne de saygısızlıktır. Yenilenebilir enerji de dahil olmak üzere bütün o projelendirmlerde ve enerji alanında atılan adımlarda Sayın Albayrak’ın herhangi bir öncü rolü yoktur.

Başarılı olup olmaması ayrı bir değerlendirme ama bütün olumlu adımları ve sanki enerjide büyük bir devrim yapmış da onun eseriymiş dediğinizde kendi iktidarınızın iktidar sürekliliğini yok saymış olursunuz.”

Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlıklarından birisinin güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili partisinin ikili bazda yürüttüğü çalışmalar olduğunu söyleyen DEVA Partisi lideri Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Hükûmetin en büyük tutarsızlık gösterdiği konulardan birisi Doğu Türkistan konusu. Sözüm ona insan hakları eylem planı açıklayan, uluslararası sözleşmelerin altında imzası olan bir ülkenin hükümeti Çin’de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı sessiz duramaz. Akıl alır bir şey değil. Bu, iktidarın hem ana ortağına hem de küçük ortağına her gün her gün sorulmalı. Üçüncü ortağın diğer ortakların üzerinde nasıl bir etki alanı kurup da bu konuyu gündeme getirmelerini engellediği de soru işareti. Zaten Sayın Perinçek “geminin rotasını biz çiziyoruz” dedi.

“Hepimiz net, açık ve dik durmalıyız”

Sayın Akşener’in diğer siyasi partilerin genel başkanların tarafından her türlü ahlak sınırını aşacak bir tarz, üslup ve içerikle hedeflenmesi bir acziyetin ifadesidir. Başka türlü sonuç elde edilemeyince ahlak sınırları aşılıyor. Sayın Akşener’e dönük ithamlar, bu ithamlarda bulunanların acziyetidir. Biz tüm kadın siyasetçilerin yanındayız. Bu olanlar kadınların cesaretini asla kırmasın, siyasetin kadınlara ihtiyacı var. Hepimiz net, açık ve dik durmalıyız.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü anayasal bir haktır. Sayın Erdoğan’a dönük herhangi bir eleştiri rahatlıkla cumhurbaşkanına hakaretten işleme sokulabilirken, diğer partilerin genel başkanlarıyla ilgili eleştiriler bambaşka bir kategoride değerlendiriliyorsa burada adalet yoktur. Kendisi diğer genel başkanlarla ilgili ağır ifadeler kullanabiliyor ama kendisiyle ilgili daha hafif ifadelere ‘yargı süreci işlesin’ diyor. Hukuk devletinde ifadeyle değil, şiddetle mücadele edilir. Daha yeni Levent Gültekin’e, öncesinde Orhan Uğuroğlu’na ve Selçuk Özdağ’a siyasal şiddet oldu. Cumhurbaşkanı gazetecilerin alenen siyasal şiddetle baskı altına alındığı bir tabloya sessiz kalamaz. Özel kayırma yöntemleriyle yargı sisteminin kötüye kullanılmasına müsamaha gösterilemez.

“Cumhurbaşkanlığı yetki olduğu kadar hesap verme makamıdır”

Merkez Bankası’nın eksi rezervinin olması ne demek? Sayın Erdoğan, ‘Cüzdanımda 95 milyar dolar var’ diyor ama 139 milyar dolarlık kredi kartı borcundan bahsetmiyor. O rezervinden 44 milyar dolar daha fazla piyasaya borcu var. Niye Merkez Bankasının borcu 139 milyar dolara çıktı? Cumhurbaşkanı’nın bunu ortaya koyması lazım. Türkiye böylesi bir tabloyla ilk defa karşı karşıya kaldı. Cumhurbaşkanı’nın hiçbir sorumluluktan kaçması mümkün değil. Çok istiyordu, vatandaş ‘çok istiyorsan al görelim bakalım ne olacak’ dedi. Bütün yetkileri aldı, artık mazeret yok. Cumhurbaşkanlığı yetki olduğu kadar hesap verme makamıdır.

Bakanı, yardımcılarını, üst düzey bürokrasiyi cumhurbaşkanının kendisi görevlendiriyor. Başarıda da başarısızlıkta da bir numaralı yetki de sorumluluk da kendisindedir. Yanlışlar, hatalar varsa onu da ağırlıklı olarak tek bir kişide değerlendirmemiz lazım. Bir kişinin yaptığı yanlış tercihlerin bedelini, maliyetini, külfetini bütün millet ödüyor.

Fezlekeler yargıyla başlayıp, ara durakta meclise gelen ve yine yargıyla devam edebilecek olan bir konu. Bu konu mutlaka bağımsız ve tarafsız yargı tarafından ele alınmalı. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığında ciddi kuşkuların olduğu bir ülkede her bir fezlekenin münferiden, detaylıca incelenmesi gerekir. Ne parti kapatma ne de dokunulmazlık konusu günlük siyasi oyunların bir parçası olarak kullanılmamalı.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Üreten ülke güçlüdür

Uşak’ta Kanaat Önderleri ve Muhtarlar Toplantısına katılan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin her anlamda üretmesi lazım. Üniversite bilgi üretecek, tarlada, sokakta üreteceğiz. Lokantada, otelde hizmet üreteceğiz. Sanatçı sanat üretecek. Üreten ülke güçlüdür. ” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında siyasi iktidarların başarısının yarattıkları istihdamla ölçülebileceğini de aktaran CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “19 yılın sonunda siz 10 milyonu aşkın işsiz yaratmışsanız hangi başarıdan söz ediyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Uşak’ta Sivaslı Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu, Muharremşah Köyü’nde besiciler ve çiftçiler ile buluştu. Geçtiğimiz ay Uşak’ta, maddi sıkıntılar nedeniyle yaşamına son veren esnaf Reşat Keskin’in ailesine taziye ziyaretinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsmetpaşa Caddesi üzerinde bulunan esnaf ile de bir araya geldi.

“Çok çalışmamız gerekiyor”

CHP lideri Kılıçdaroğlu esnaf ziyareti sonrası, Atatürk Kültür Merkezi’nde partiye yeni katılan üyelere CHP rozeti taktı. Daha sonra partililere seslenen Kılıçdaroğlu, CHP rozetinin sıradan bir rozet olmadığını ifade ederek, herkesin çok çalışması gerektiğini dile getirdi. Vatan, bayrak ve insanların huzuru için mücadele edeceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Devraldığımız miras içinde hiç kimse kimliğinden ötürü, yaşam tarzından veya inancından ötürü ötekileştirilmemelidir. Herkese insan olarak saygı duymalıyız. Bu rozeti taktığımız andan itibaren kendimiz için değil ülkemiz, bayrağımız ve insanlarımız için çalışacağız. Bugün insanlarımız rahatsızsa, evlerine ekmek götüremiyorlarsa, binlerce çocuk yatağa aç giriyorsa, binlerce kadın çöplerden yiyecek topluyorlarsa bu 21. yüzyılın Türkiye’sinde kabul edebileceğimiz bir olay değildir. O nedenle bize düşen bir görev var.”

CHP lideri Kılıçdaroğlu Uşak programı kapsamında son olarak, Kanaat Önderleri ve Muhtarlar Toplantısına katıldı. Katılımcıların sorunları ve taleplerini dinleyen Genel Başkan Kılıçdaroğlu, konuşmasında Türkiye’de bir ekonomik sıkıntı yaşandığını ve bu anlamda kanaat önderlerinin de üzerine görev düştüğünü ifade etti.

Bu dönemde muhtarların hak ettiği değeri görmediğini belirten Kılıçdaroğlu, muhtarlardan iktidara karşı tepkilerini dile getirmelerini istedi. Tarım Kanunuyla her yıl milli gelirin yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilmesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, çiftçinin devletten alacaklı olduğunu aktardı.

Türkiye’nin 1940’lı yıllarda dünyada uçak ihraç eden birkaç ülkeden birisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Uçak fabrikasının temeli 1925’de Kayseri’de atıldı. 8 yıl sonra Kayseri’den kalkan uçak Ankara’ya indi. Etimesgut’ta uçak motoru fabrikaları vardı. Var mı öyle bir fabrika ? Eskişehir’de ayrıca uçak fabrikamız vardı. Ne oldu ? Kendi gemimizi yapıyorduk. 1940’lardan bahsediyorum. Ne oldu bunlara ? Ne oldu bize ? Hiç kimseye minnet etmeyen, başı dik bir devlet düşünün. Onurlu bir devlet düşünün. Daha da önemlisi bütün mazlum milletlere örnek olan bir devlet düşünün. Bütün İslam devletlerine örnek olan bir devlet düşünün. Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye budur. Okuduğu Kur’an-ı anlasın diye Türkçe mealini de hazırlayan Mustafa Kemal’dir. Kaçımız tarihimizi gerçek anlamda biliyoruz. Kaçımız bu tarihimizi çocuklarımıza öğretiyor. Bu açıdan ciddi sorunlar var.”

Türkiye’de halen birleştirilmiş sınıflar olduğunu, 1, 2 ve 3’üncü sınıf öğrencilerinin aynı sınıfta ders gördüklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Aynı öğretmenden ders görüyorlar. Derslik yok. 21’inci yüzyıldan bahsediyorum ve Türkiye’den bahsediyorum.” dedi.

“Siyasi partiler devlet olmak için iktidar olmazlar”

Kemal Kılıçdaroğlu, 18’inci yüzyıl kavramlarıyla 21’inci yüzyılın sorunlarının çözülemeyeceğini belirterek, “21’inci yüzyılın en temel ayrışma noktası demokrasiyle, otoriter rejimdir. Demokrasiyi savunuyorsak beraber olmak zorundayız. Bizim oturup yeniden düşünmemiz lazım. Bir takım tutar gibi parti tutulmaz. Bir parti yanlış yapıyorsa vatandaş diyecek ki ‘kusura bakma yanlış yaptın, sana oy vermiyorum.’ 4 yılda bir seçim yapılmasının nedeni de o. Siyasi partiler devlet olmak için iktidar olmazlar. Devleti yönetmek için iktidar olurlar. Arada fark var.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin her anlamda kalkınması için kendisinin 4 ayaklı bir strateji öngördüğünü vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Can ve mal güvenliğini sağlayan sihirli sözcüğün adı nedir, demokrasi. Türkiye’de yargı bağımsızlığı var mı, yok. Yabancı geliyor mu, gelmiyor. Bizim iş adamlarımız yatırım yapıyorlar mı ? Bu tabloyu ortaya çıkaran siyasi atmosferin hepimizin sorunu olması lazım. Yargı bağımsızlığı olacak. Düşünce özgürlüğü olacak.

Stratejinin ikinci ayağı, üreten Türkiye. Türkiye’nin her anlamda üretmesi lazım. Üniversite bilgi üretecek, tarlada, sokakta üreteceğiz. Lokantada, otelde hizmet üreteceğiz. Sanatçı sanat üretecek. Üreten ülke güçlüdür. Üçüncü ayak güçlü bir sosyal devlet. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı güçlü bir sosyal devlet. O zaman ürettiğimizi hakça bölüşeceğiz. Devlet dediğimiz kurum hiç kimseyi gelecek endişesiyle karşı karşıya getirmeyecek.

Stratejinin dördüncü ayağı sürdürülebilirlik. Yaptığınız yatırımları sürekli büyüteceksiniz. Demokrasi kültürünüzü sürekli büyüteceksiniz. Eski kavgaları bir tarafa bırakmak zorundayız ve artık helalleşmemiz lazım. Geleceğe bakmamız lazım. Haklı haksızı bırakalım.”

Siyasi iktidarların başarısının yarattıkları istihdamla ölçülebileceğini de aktaran Kılıçdaroğlu, “19 yılın sonunda siz 10 milyonu aşkın işsiz yaratmışsanız hangi başarıdan söz ediyorsunuz.” diye konuştu.

Paylaşın