Ahmet Türk: Kürt Sorunu Bir Türkiye Sorunudur

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu HDP’yle çözebiliriz” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Ahmet Türk, bu açıklamayı olumlu bulduğunu belirterek, “Kürt sorunu çözülmediği zaman sadece Kürtler bunun acısını çekmiyor veya sadece Kürtler demokrasiden uzaklaşmıyor aynı zamanda Türkiye halkları da demokrasiden uzaklaşmış oluyor. Bu nedenle Kürt sorunu bir Türkiye sorunudur, bütün halkların sorunudur” dedi.

31 Mart yerel seçimlerinde Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen, ancak daha sonra yerine kayyum atanan Ahmet Türk, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu HDP’yle çözebiliriz” şeklindeki açıklamasını değerlendirdi.

Bianet’ten Ruken Tuncel’in haberine göre CHP liderinin sözlerini olumlu bulduğunu belirten Türk, Kürt sorununun sadece Kürtlerin sorunu olmadığını belirterek “Kürt sorunu çözülmediği zaman sadece Kürtler bunun acısını çekmiyor veya sadece Kürtler demokrasiden uzaklaşmıyor aynı zamanda Türkiye halkları da demokrasiden uzaklaşmış oluyor. Bu nedenle Kürt sorunu bir Türkiye sorunudur, bütün halkların sorunudur” diye konuştu.

Türk, Tuncel’in “Peki, ne olacak, bu sorun nasıl çözülecek, böyle mi devam edecek?” sorusu üzerine “Bir ülkenin barışa ihtiyacı varsa, bir sorun varsa, siyasetçi risk almak zorundadır, gelecekle ilgili hesap yapmalıdır” ifadesini kullandı.

“Ama bugün maalesef bugünden yararlanma hesabı etrafında siyaset yapılıyor. ‘Kürtler konusunda çok açık bir şeyler söylersem, ulusalcı kesim benden kopar, oy kaybederim’ kaygısı var bazılarında” diyen Türk, şöyle devam etti:

“Oysa ki doğruyu savunmak demokrasiye inananların görevidir, doğru projeler etrafında halkı buluşturmak görevdir. ‘Türkiye halkı ulusalcıdır, ulusalcıları desteğini kaybederiz’ anlayışını doğru bulmuyoruz. Ana muhalefet partisinin bunu aşması gerekir, bunu aştığı zaman, Kürtler kiminle demokrasi için birlik olacağının kararını verir.

Tabi ki bugün iktidarın yarattığı bu tablo karşısında Kürtlerin AK Parti ile bir geleceği olmaz, bir görüşmesi olmaz. Birileri bizden uzak bile dursa, biz bize düşen rolü Kürtler olarak oynayacağız, ama bu nereye kadar gider. Bu sorunun çözümü için yeterli olur mu?

‘Yan cebime koy mantığı hiçbir sorunu çözmez’

Biz yerel seçimlerde destekledik, 10-11 ilde bizim desteğimiz olmasaydı seçimi alamazlardı. Ancak ana muhalefet partisi gelecekle ilgili projelerini daha açık ve net ortaya koymalı, Kürtlerin beklentisi de budur, ‘yarın için ne yapacak.’ Yan cebime koy mantığı hiçbir sorunu çözmez.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Çok Dikkatli Olun

Kovid 19’da son 24 saatte 354 bin 854 test yapıldı. 29 bin 338 yeni vaka tespit edilirken, 260 kişi hayatını kaybetti. Bakan Koca’dan “Sosyal ortamlarda çok dikkatli olun. Maskenizi kullanın. Yaptırmadığınız aşılarınızı mutlaka yaptırın. Kritik bir dönemdeyiz” uyarısı geldi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı.

Açıklanan verilere göre, son 24 saatte 354 bin 854 test yapıldı. 29 bin 338 yeni vaka tespit edilirken, 260 kişi hayatını kaybetti. Öte yandan, 23 bin 361 kişi de sağlığına kavuştu.

Koca’dan “çok dikkatli olun” uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini yaparken vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bugünkü vaka sayısı 29.338. Yeni can kaybımız 260. Vaka sayılarında 20.000’i kritik eşik kabul ederken, şimdi neredeyse 30.000’e yaklaşmış durumdayız. Sosyal ortamlarda çok dikkatli olun. Maskenizi kullanın. Yaptırmadığınız aşılarınızı mutlaka yaptırın. Kritik bir dönemdeyiz” dedi.

Paylaşın

28 yıllık Vartinis Davası’nda Zamanaşımı Uyarısı!

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Yargıtay’ın bozma kararı vermesinin ardından bugün Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen Vartinis Davası’nda zaman aşımı riskine dikkat çekti.

Haber Merkezi / 3 Ekim 1993’te Muş’un Vartinis (Altınova) Beldesi’nde dokuz kişinin yanarak can verdiği olayı hatırlatan Yeneroğlu şunları söyledi:

“1993 yılından beri sürüncemede kalan soruşturma ve yargılama süreci nedeniyle dosya halen kesinleşmedi. Eğer 3 Haziran 2023’e kadar karar verilmezse dosya zamanaşımına uğrayacak. Bu elim olayın sorumlularının cezalandırılabilmesi için geç kalındı. En azından emri verenin cezalandırılabilmesi için Yargıtay’ın bozma kararı derhal kesinleştirilmeli.

Askeri mercilerin intikam hissiyle hareket etmesi, masum insanları hedef alması asla kabul edilemez. Köylerin yakılması ve insanların yanarak ölümüne sebep olunması vicdanları yaralayan ağır bir suçtur. Görevsizlik, yetkisizlik kararları ile güvenlik gerekçeleri gösterilerek farklı illere taşınan ve oldukça yavaş işleyen yargılamalarla olayın üzerinden 30 yıl geçirilmesi ve zamanaşımına yaklaşılması devletin askeri mercileri ile yargı organlarının adeta iş birliği içerisinde emri veren kişileri ve suçu işleyen kişileri koruma güdüsüyle hareket ettiği izlenimi vermektedir. DEVA Partisi olarak bugün duruşması gerçekleşen dosya hakkında en kısa sürede karar verilerek, dosyanın kesinleştirilmesi çağrısında bulunuyoruz.”

“Yetkisizlik kararları ve dosyanın sümenaltı edilmesiyle aradan 10 sene geçti”

Yaptığı açıklamada 3 Ekim 1993’te yaşanan olaya ve ardından görülen yargı sürecine dair bilgiler de paylaşan Yeneroğlu şu ifadeleri kullandı:

“2 Ekim 1993 tarihinde yakalanmış bir teröristin Altınova Beldesi’nde terör örgütü PKK’ya ait depoların yerini göstereceğini ifade etmesi üzerine beldeye giden Korkut İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ve Astsubay Mustafa Uçar pusuya düşürülmüş ve Astsubay Mustafa Uçar şehit edilmiştir. Bunun üzerine Yargıtay kararının gerekçesine göre; Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu beldeden araçla ayrılırken ‘Bu gece gelip köyünüzü yakacağız!’ söyleminde bulunmuştur. O gece saat 3 sularında köye gerçekleştirilen askeri operasyon sırasında ise köyde birçok yer ateşe verilmiş, rastgele atış yapılmıştır. Çıkarılan yangınlar sonucunda Öğüt ailesinin evi de yanmış ve yangın sırasında evde bulunan Öğüt ailesinin 9 ferdi Mehmet Nasır Öğüt, Eşref Oran, Sevim Öğüt, Sevda Öğüt, Mehmet Şakir Öğüt, Mehmet Şirin Öğüt, Cihan Öğüt, Aycan Öğüt ve Cinal Öğüt feci şekilde can vermişlerdir.

Olay ile ilgili yürütülen soruşturmalar önce Devlet Güvenlik Mahkemeleri Cumhuriyet Başsavcılıklarında başladı. Yetkisizlik kararları ve dosyanın sümenaltı edilmesiyle aradan 10 sene geçti. 2003 yılında savcılığa yeniden şikâyet dilekçesi verildi. Bunun üzerine Muş Cumhuriyet Savcılığı 2004 yılında görevsizlik kararı verdi. Görevsizlik kararının ardından dosyayı inceleyen Elâzığ Askeri Savcılığı ise 7 yıl bekletti. Neticede yasa değişikliği ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi üzerine ancak 2011 yılında Muş Cumhuriyet Savcılığı konuyu soruşturmaya başladı. Muş Cumhuriyet Savcılığı’nın 3 Haziran 2013 tarihinde düzenlediği iddianame ile zamanaşımı süresi kesildi. Tam 20 yıllık süreçte dosyanın gereği devlet organlarınca yerine getirilmedi.”

Paylaşın

Tokat Niksar’da Korkutan Deprem!

Kandilli Rasathanesi, Tokat’ın Niksar ilçesinde 4.3 büyüklüğünde bir depremin meydana geldiğini duyururken, AFAD, depremin 14.34 kilometre derinlikte gerçekleştiğini bildirdi.

Haber Merkezi / Kandilli Rasathanesi, Tokat’ın Niksar ilçesinde 19.15’te 4.3 büyüklüğünde bir depremin meydana geldiğini duyurdu. Kandilli, açıklamasında, depremin 5 km. derinlikte gerçekleşti bilgisine yer verdi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise, depremin saat 19.09’da Niksar ilçesine bağlı Şahinli köyünde 14.34 kilometre derinlikte gerçekleştiğini bildirdi. AFAD, açıklamasında depremin büyüklüğünün 4.3 olarak ölçüldüğü bilgisine yer verdi.

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Gençler, Çok Özgür Bir Dönem Sizi Bekliyor” Paylaşımı

Sosyal medya hesabından gençlere seslenen, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Çok parlak, çok yaratıcı, çok eğlenceli, çok zengin ve çok özgür bir dönem sizi bekliyor” paylaşımında bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından gençlere seslenerek bir paylaşımda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “‘CHP gelirse ne olacak’ değil, CHP geliyor sevgili gençler. Sizden hayat enerjinizi çalanların inadına, benim önceliğim hayat enerjinizi geri vermek olacak. Çok parlak, çok yaratıcı, çok eğlenceli, çok zengin ve çok özgür bir dönem sizi bekliyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Çözümün Adresi TBMM’dir

Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu HDP’yle çözebiliriz” şeklindeki açıklaması siyasetin sıcak gündem başlığı olmaya devam ediyor. Konu hakkında bir açıklama yapan Demirtaş, “HDP, Kürt sorunu dahil olmak üzere, Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümüne taliptir, irade sahibi siyasi bir aktördür ve elbette muhataptır. Çözümün adresi de doğal olarak TBMM’dir” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu HDP’yle çözebiliriz” şeklindeki açıklamasına HDP Milletvekili Sezai Temelli, “Çözümün adresi İmralı’dır” yanıtını vermişti.

Tartışmaya, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da katıldı.  Demirtaş’ın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlarda şöyle denildi:

“Benim bildiğim HDP, Kürt sorunu dahil olmak üzere, Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümüne taliptir, irade sahibi siyasi bir aktördür ve elbette muhataptır. Çözümün adresi de doğal olarak TBMM’dir.

Tabii ki HDP, Kürt sorununun çözümünde tüm tarafların ve her kesimin, açık ve şeffaf katılımını, muhataplığını bilecek siyasi birikime ve deneyime sahiptir. Faydasız ve çoktan tükenmiş tartışmalar gündeme getirmek çözüme katkı sunmaz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Tablo Değişti

Kovid 19’da son 24 saatte 346 bin 435 Kovid-19 testi yapıldı, 27 bin 688 kişinin testi pozitif çıktı, 231 kişi yaşamını yitirdi. Günlük vaka ve vefatlarla birlikte aşılama oranlarının da yer aldığı tabloda değişiklik yapıldı. Yayımlanan yeni tabloda illerin iki doz aşı oranları yer aldı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Buna göre, son 24 saatte 346 bin 435 Kovid-19 testi yapıldı, 27 bin 688 kişinin testi pozitif çıktı, 231 kişi yaşamını yitirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Günlük Kovid-19 tablomuz değişti. Bugünden itibaren, il bazında, ilk doz yerine, en az iki doz aşı olanların oranlarını paylaşacağız. Aşılarımızı yaptırarak vaka sayılarını düşürelim, can kayıplarımızı azaltalım. İlk doz aşıda önemli bir mesafe kaydettik” ifadelerini kullandı.

Aşılaşada son durum

İl bazında en az iki doz aşı olanların oranının yer aldığı tabloda Kırklareli birinci sırada yer aldı. Kırklareli’yi sırasıyla Muğla, Eskişehir, Çanakkale, Amasya, Edirne ve Ordu izledi. İki doz aşılamada en son sırada ise Şanlıurfa yer alıyor. Kenti; Mardin, Bitlis, Batman ve Muş takip ediyor.

Güncel verilere göre, birinci doz Türkiye ortalaması yüzde 85.10, ikinci doz ortalaması yüzde 68.13, birinci, ikinci ve üçüncü doz toplamı ise 105 milyon 611 bin 261 oldu.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Elinize Dizinize Dursun’ Açıklamasına Kılıçdaroğlu’ndan Sert Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite öğrencilerinin aldığı kredilere yönelik ‘Elinize dizinize dursun’ açıklamasına cevap veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu,  “Bu ülkenin evlatlarıyla, azarlar gibi konuşamazsın. İşini düzgün yap!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için ABD’ye giderken düzenlediği basın toplantısında üniversite öğrencilerinin yurt ve kredi/burs sorunlarına ilişkin ”2001 yılında 45 liraydı, şimdi 650 lira. Elinize dizinize dursun” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın bu sözlerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile yanıt verdi. Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin açıklaması şöyle;

”Erdoğan demeç veriyor, yüzünde sevginin zerresi yok. Halkından nefret eden bir figür… Tutamıyor kendisini, günlük 22 Lira’ya karşılık gelecek şekilde, aylık 650 Lira olan bursları ile ilgili öğrencilere “Elinize dizinize dursun ya!” diyor. Kime diyor? Ülkemizin evlatlarına…

Erdoğan, bu ülkenin evlatlarıyla, azarlar gibi konuşamazsın. Sen onlara hizmet etmek için oradasın. İşini düzgün yap!

Erdoğan, üstelik sen kimseye bir şey de vermiyorsun. Ülkenin anne-babalarının, evlatlarımıza burs olsun diye ödediği vergileri, kendine Saray yapmak için harcıyorsun. Kalan da yetmediği için, evlatlarımız burssuz, yurtsuz kalıyor.

Bugüne kadar sarayını üniversite yapmayı düşünüyordum. Artık yurt yapmayı da düşüneceğim! Gençlerden çalınan her şeyi, onlara geri vereceğim. Senin yanlışlarını, israfını telafi edeceğim.

Erdoğan, küfür kıyameti bırak; birazcık cesaretin varsa, çık er meydanına. Seçimden ne zamana kadar kaçacaksın ki! Sen de biliyorsun, #GeliyorGelmekteOlan”

Paylaşın

Bakan Gül’e “Demirtaş Neden Serbest Bırakılmıyor?” Sorusu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararlarına rağmen Selahattin Demirtaş’ın neden serbest bırakılmadığını ve serbest bırakılmamasının yasal dayanağını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

Haber Merkezi / Soru önergesinde, “Bugün iç hukuk uygulamalarında AİHM kararlarının taraflı uygulandığına veya hiç uygulanmadığına dair çok sayıda örnek yaşamaktayız. Bunun en çarpıcı ve somut örneğini, önceki dönem eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in “derhal tahliye edilmesine” yönelik kararının uygulanmamasında görmekteyiz” diyen Beştaş, Erdoğan’ın, “AİHM’nin verdiği kararlar bizi bağlamaz, biz karşı hamlemizi yaparız, işi bitiririz” ifadesini hatırlattı.

Önergesinde “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Bakanlar Komitesine verilen süre içinde sunulacak eylem planının uygulanması ve Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerekmektedir” diyen Beştaş, Bakan Gül’ün yanıtlaması istemiyle 9 soru yöneltti.

Soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit GÜL tarafından Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 99. maddesi gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesine göre Sözleşmeye taraf tüm devletler AİHM kararlarına uymaya mecburlardır. Bu açıdan AİHM kararları, üye devletler için bağlayıcıdır ve infazı zorunludur. AİHS 44. maddeye göre de AİHM Büyük Dairesinin kararları kesindir ve AİHS’nin tarafı olan ülkeler, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler. Yine Anayasa’nın 90.Maddesine göre; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”

“Demirtaş hakkındaki ihlaller silsilesine devam edilmiştir”

Ancak ne yazık ki bugün iç hukuk uygulamalarında AİHM kararlarının taraflı uygulandığına veya hiç uygulanmadığına dair çok sayıda örnek yaşamaktayız. Bunun en çarpıcı ve somut örneğini, önceki dönem eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in “derhal tahliye edilmesine” yönelik kararının uygulanmamasında görmekteyiz.4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu olan Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun devamı ile ilgili olarak AİHM 20 Kasım 2018 tarihli kararında, Demirtaş’ın tutukluluk halinin sürmesini kişi özgürlüğünün ihlali olarak kabul etmiştir. Aynı zamanda AİHM kararında seçme ve seçilme hakkının da ihlal edildiğine karar vermiştir. Yine Türkiye’ye karşı verdiği bir kararda ilk kez Sözleşme’nin 18. maddesinin ihlal edildiğine, yani Demirtaş’ın hukuki değil siyasi gerekçeyle tutuklandığına karar vermiştir. Ancak cumhurbaşkanının “AİHM’nin verdiği kararlar bizi bağlamaz, biz karşı hamlemizi yaparız, işi bitiririz” şeklindeki açıklamalarından sonra bu kararın gereği yerine getirilmemiş ve Demirtaş hakkındaki ihlaller silsilesine devam edilmiştir.

AİHM’in daha önce verdiği ve Demirtaş’ın hapsedilmesinin siyasi saikle olduğuna dair tespitini, AİHM Büyük Daire de 22 Aralık 2020’de verdiği kararla tekrarlamıştır. Büyük Daire, 20 Eylül 2019 tarihli ikinci tutuklamanın, Demirtaş’ın 4 Kasım 2016 tarihli ilk tutukluluğunun devamı niteliğinde olduğunu vurgulayarak, halen bu nedenle tutuklu olan Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetmiştir.

AİHM Büyük Dairesinin kararından sonra, son olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de 17 Eylül 2021 tarihli kararında Demirtaş’ın bir an önce serbest bırakılmasını istemiştir. Demirtaş ve Kavala’nınderhal serbest bırakılması gerektiğine yönelik bir kez daha uyarıda bulunan Komite, Aralık oturumuna kadar Kavala’nın serbest bırakılmasını bekleme kararı almış; Demirtaş için eylem planınısunması için de Türkiye’ye 30 Eylül’e kadar süre vermiştir. Komitenin, Demirtaş ile ilgili kararında “Propaganda suçundan verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezasının, Demirtaş’ı cezaevinde tutma ve seçimlere katılmasını engelleme amacı taşıdığı” belirtilirken, “Başta Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden dava ve Yargıtay’ın onama kararı olmak üzere, Demirtaş’ın yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan açıklamaları nedeniyle uygulanan bütün olumsuz yaptırımların sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiği” hatırlatılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Bakanlar Komitesine verilen süre içinde sunulacak eylem planının uygulanması ve Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerekmektedir.

Bu bağlamda;

1- Selahattin Demirtaş hakkındaki 20 Kasım 2018 tarihli AİHM kararına, 22 Aralık 2020 tarihli AİHM Büyük Daire kararına ve 17 Eylül 2021 tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararına rağmen neden hala tahliye edilmemiştir?

2- Hem 2018’deki AİHM Daire hem de 2020’deki AİHM Büyük Daire kararından sonra Demirtaş’ın serbest kalmasının önüne geçilmesi için çözüm sürecinin başladığının duyurulduğu 2013 Newroz’unda yaptığı bir konuşma sebebiyle ona verilen bir hapis cezası önce İstinaf’ta, sonra yapılan değişiklikle Yargıtay’da onaylanmıştır. Dolayısıyla Demirtaş şu anda 20 Eylül 2019 tarihinde ikinci kere tutuklandığı dosyadan tutuklu ve Yargıtay’ın verdiği kararla birlikte başka bir dosyadan da hükümlü bulunmaktadır. Bu dosya ifade özgürlüğü kapsamında olduğu halde, serbest bırakılmamasının yasal dayanağı nedir?

3- AİHM Büyük Daire’nin kararı üzerine Avrupa Komitesi Bakanlar Komitesi’nin verdiği karar sonucu; Ankara 22 Ağır Ceza Mahkemesi’nin Demirtaş’ın tutukluluğuna derhal son vermemesinin ve Anayasa Mahkemesi’nin de 4 yıl 8 aylık hapis cezası ile ilgili başvuruyu inceleyip, hükmün kaldırılmasının önünü açmamasının gerekçesi nedir?

4- Demirtaş ve Kavala davalarının dışında başka davalarda da yerel mahkemelerinsiyasi sebeplerle, Anayasa Mahkemesi dâhil olmak üzere başvurucuların cezaevinde tutulması için bir çaba içinde olduğu bilinmektedir. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili bu hak ihlallerini önlemeye yönelik herhangi bir girişiminiz olacak mıdır?

5- Selahattin Demirtaş hakkında TCK’nin 314. maddesinde düzenlenen örgüt üyeliği suçunun kanuni olarak öngörülemez olduğu; çok açık ve geniş olarak yorumlandığı tespiti karşısında herhangi bir kanun değişikliği yapılması hazırlığı var mıdır?

6- Komitenin önüne herhangi bir dosya geldikten sonra taraf devletin tespit edilen ihlal ile ilgili altı ay içinde eylem planı hazırlaması gerekmektedir. Komite, AİHM’in arasında yargı bağımsızlığının da olduğu tespitlerini hatırlatarak Türkiye’de özellikle siyasi tutuklulukla ilgili olarak yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi için atılacak adımları da içerecek şekilde eylem planı sunulmasını talep etmektedir. Bu kapsamda hazırlığı yapılan bir eylem planı var mıdır? Yok ise, gerekçesi nedir?

7- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin üye devletlerin üyeliğini askıya alma ve üye devletleri üyelikten atma yetkisine sahip olduğu göz önüne alındığında bu karara uyulmaması halinde meydana gelecek sonuçların sorumluluğu kime ait olacaktır?

8- AİHM kararlarına uymamanın yaptırımı Avrupa Konseyi’nden çıkmak olduğu halde, neden bu yaptırım ve yaratacağı ağır sonuçlar göze alınmaktadır?

9- Cumhurbaşkanının “AİHM’nin verdiği kararlar bizi bağlamaz” şeklindeki ifadesinden sonra yaşanan hukuksuzluklar silsilesi, cumhurbaşkanının yargıya müdahale ettiğinin ve mahkemelerin de talimatla karar verdiğinin kanıtı değil midir? Şayet öyle ise mahkemelerin “bağımsız” olduğundan söz edebilir miyiz?

Paylaşın

Bakan Özer, Aşı Olan Öğretmen Oranını Paylaştı

Şile Necda Moralıgil İlkokulu ve Ortaokulunun yeniden hizmete açılması törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, öğretmenlerde bir doz aşı oranının yüzde 92, iki doz aşı oranının ise yüzde 83, aşı olmayıp antikor üreten öğretmen oranının yüzde 5 olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Bakan Özer, konuşmasında 2020 Mart ayından itibaren tüm dünyanın daha önce deneyimlemediği bir süreçten geçtiğini ve hala geçmeye devam ettiğini, bir ön hazırlık olmadığı için ülkelerin yeni sürece adapte olmakta zorluklar yaşadığını belirtti.

Bu süreçte en fazla etkilenen sektörlerden birinin de eğitim olduğunu ancak Milli Eğitim Bakanlığının salgın döneminde tüm camiasıyla müthiş bir performans gösterdiğini ifade eden Bakan Özer, “Okulları artık kapalı tutma lüksümüz yok. Okulların yüz yüze eğitime ara vermesinde istediğiniz kadar dijital platformları verimli bir şekilde kullanabilirsiniz ama okul, sadece öğrenmenin gerçekleştirildiği mekânlar değildir. Öğrencilerimizin psikososyal gelişimlerini tamamladığı, ortak çalışmalar üretebildiği; kültür, sanat ve spor aktivitelerinin yapıldığı mekânlar. Dolayısıyla yüz yüze eğitimin yerine ikame edilecek hiçbir mekanizma yoktur ama bu, şu demek değildir: Dijital platformlardan vazgeçeceğiz. Hayır ama yüz yüze eğitime devam ederken sürekli dijital platformlardan da destek alacağız” dedi.

“Eğitim sistemi devasa bir sistem”

Okulların sağlıklı bir şekilde kurallara riayet ederek yüz yüze eğitime devam ettiğini belirten Özer, şu bilgileri aktardı:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eğitim sistemi devasa bir sistem. 18 milyon öğrencimiz var. 1.2 milyon öğretmenimiz var. 100 binin üzerinde idari personelimiz var. 150 bin servis şoförü ve rehberlik destek elemanları var. Kabaca 20 milyon insanın varlık alanı bulduğu bir sistemden bahsediyoruz. Bu sistemi yüz yüze eğitime maksimum düzeyde devam ettirebilmek için vaka bazlı, okul bazlı bir yöntemle süreci yönetmeye çalışıyoruz. Bizim 57 bin 180’i devlet okulu olmak üzere 71 bin 320 okulumuz var. 850 bin dersliğimiz var”

Sağlık Bakanlığının belirlediği vaka veya yakın temas nedeniyle bazı sınıfların yüz yüze eğitime 14 gün ara verdiğini, 14 günlük süre içinde dijital platformlar üzerinden uzaktan eğitime devam edildiğini aktaran Özer, “Eğitim sisteminin, açık ve yüz yüze eğitime devam etmesinin bu süreçte bir milli güvenlik meselesi olduğu yönündeki irademizin arkasında duruyoruz.” ifadelerini kullandı.

Aşı olan öğretmen oranı

Bakan Özer, öğretmenlerle gurur duyduklarını dile getirerek, öğretmenlerde bir doz aşı oranının yüzde 92, iki doz aşı oranının ise yüzde 83, aşı olmayıp antikor üreten öğretmen oranının yüzde 5 olduğunu aktardı.

Paylaşın