HDP’li Güzel Hakkındaki Rapor TBMM Genel Kurulu’na Sunuldu

TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, “silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla hakkında iki ayrı fezleke hazırlanan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde hazırladığı raporu, TBMM Genel Kuruluna havale etti.

Güzel hakkında isnat olunan suça yönelik gizli tanık tarafından ciddi ve ayrıntılı tespit ve bilgilere yer verildiği, yasama dokunulmazlığının milletvekillerine tanınan bir ayrıcalık ve imtiyaz olmadığı ifade edilen raporda, iddiaların bağımsız ve tarafsız yargı organlarınca incelenerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının hem TBMM’nin hem de milletvekilliği makamının itibarı açısından yararlı olacağı belirtildi.

Karma Komisyon’da yapılan oylama sonucunda, soruşturma dosyası bakımından yargılamanın devamını sağlamak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına oy çokluğuyla karar verildiği kaydedildi.

Raporda muhalefet şerhi

Raporda yer alan muhalefet şerhinde ise Güzel’in, ivedi olarak dokunulmazlığının kaldırılmasını gerektirecek bir neden olmadığı savunularak şu ifadelere yer verildi:

“Gidiş amacı göz önünde bulundurulmadan salt PKK’lilerle fotoğrafı olduğu için bir kişinin örgüt üyeliği ile suçlanması ve bu kişi milletvekili ise dokunulmazlığının kaldırılmasının istenmesi adalet ve hakkaniyetle bağdaştırılamaz.

“PKK üyesi olmayan ancak farklı zamanlarda, farklı amaçlarla PKK kamplarını ziyaret etmiş başkaca kişiler olmuştur ve bu kişilerle ilgili hiçbir soruşturma başlatılmamıştır. Bu durum, bugüne değin bir kişinin PKK kamplarına gitmesinin değil, gidiş amacına göre suç olarak nitelendirildiğini veya nitelendirilmediğini göstermektedir.”

Süreç nasıl işleyecek?

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurul’da okunarak görüşülecek. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapacak.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonu’nda, Karma Komisyon’da veya Genel Kurul’da kendi savunmasını yapabilecek ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebilecek.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanacak. Daha sonra Karma Komisyon’un yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunulacak.

Genel Kurul’da dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı 151.

Ne olmuştu?

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, 2017’de hayatını kaybeden PKK’li Volkan Bora ile fotoğrafları basına servis edildi.

Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi.

Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti.

Güzel, 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.

Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı; Anayasa ve Adalet komisyon üyelerinden oluşan TBMM Karma Komisyonu’na gönderildi. Dosyadaki yazışmaları yürütme yetkisiyle kurulan Hazırlık Komisyonu, 3 Şubat’ta oy çokluğuyla aldığı karar ile Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde rapor verdi.

18 Şubat’ta Hazırlık Komisyonu’nun raporunu değerlendiren Karma Komisyon, Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması kapsamında hazırlanan raporu, AKP, MHP, CHP ve İyi Parti milletvekillerinin oyuyla kabul edildi. HDP milletvekilleri hayır oyu kullanarak, komisyon kararına şerh düştü.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Rusya’yı Uluslararası Hukuka Uymaya Davet Ediyorum

Rusya-Ukrayna krizine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum” dedi.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını kınadı.

“Dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir”

Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum. 21. yüzyılda Sovyetler Birliği’ni yeniden diriltme çabaları dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir.

Bu girişim kesinlikle kabul edilemez! Bölgemizin ve dünyanın her zamankinden daha fazla barış ve huzura ihtiyacı vardır. Tüm taraflara sağduyu ve itidalle dünya barışını korumaya yönelik olarak sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Saadet Partisi de sosyal medya hesabından, “Tüm taraflara ve güçlere dünya barışını korumaya yönelik sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. İŞGALE ve SAVAŞA HAYIR!” notunu düştüğü bir paylaşımda bulundu.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 79 bin 708 yeni vaka tespit edilirken, 281 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Ağır hastalarla can kayıplarının görüldüğü risk grubundakilerin özellikle hatırlatma dozu aşılarını mutlaka yaptırmaları gerekir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 455 bin 201 test yapılırken, 79 bin 708 yeni vaka tespit edildi. 281 kişi hayatını kaybederken, 94 bin 413 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Hastaneye yatışlarda azalma var. Günlük vaka sayıları önemli bir düşüşün ardından belli bir seviyede devam ediyor. Ağır hastalarla can kayıplarının görüldüğü risk grubundakilerin özellikle hatırlatma dozu aşılarını mutlaka yaptırmaları gerekir.

18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,02, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,89 oldu. Türkiye’de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 145 milyon 344 bin 212 doza yükseldi.

18 yaş ve üstü nüfusta en az iki doz aşı yaptıranların oranı en yüksek 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa oldu. En az iki doz aşı uygulananların oranı en düşük iller ise Urfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Türkiye S-400’lerden Acilen Kurtulmalı

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Türkiye, Rusya ile kurduğu asimetrik ilişki modelinden sıyrılmalı, kendisini kırılgan hale getiren S400’lerden acilen kurtulmalı, Akkuyu nükleer santralini derhal millileştirmeli, bölgesel istikrara risk oluşturabilecek Kanal İstanbul projesini durdurmalıdır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı operasyon hakkında, “Rusya’nın bölge devletlerinin güvenlik ve egemenliklerini tehdit etmesi bir dış politika doktrini değil, Dostoyevski romanlarında görülen türden bir ruhsal bunalımdır” değerlendirmesinde bulundu.

Akşener, sosyal medya hesabından bir dizi paylaşımda bulunarak, Rusya ve Ukrayna arasındaki sıcak çatışmaları değerlendirdi.

Türkiye’nin atması gereken adımlara ilişkin görüşlerini paylaşan Akşener, “Türkiye, Rusya ile kurduğu asimetrik ilişki modelinden sıyrılmalı, kendisini kırılgan hale getiren S-400’lerden acilen kurtulmalı, Akkuyu nükleer santralini derhal millileştirmeli, bölgesel istikrara risk oluşturabilecek Kanal İstanbul projesini durdurmalıdır” dedi.

Montrö vurgusu

Akşener’in açıklamaları şöyle:

“Rusya’nın bölge devletlerinin güvenlik ve egemenliklerini tehdit etmesi bir dış politika doktrini değil, Dostoyevski romanlarında görülen türden bir ruhsal bunalımdır. Uluslararası toplum bu davranışı şiddetle reddetmeli ve devlet egemenliği ile saldırmazlık ilkesini esas alan uluslararası sistem yaklaşımına ivedilikle geri dönülmelidir.

Türkiye ise Rusya ile kurduğu asimetrik ilişki modelinden sıyrılmalı, kendisini kırılgan hale getiren S400’lerden acilen kurtulmalı, Akkuyu nükleer santralini derhal millileştirmeli, bölgesel istikrara risk oluşturabilecek Kanal İstanbul projesini durdurmalıdır. Saraydaki bol maaşlı şen azınlık ve iktidarları da bu vesileyle mirasyedi bir evlat gibi her fırsatta hor gördükleri Montrö’nün, Lozan’ın ve ülkemizi Dünya savaşının dışında tutabilmiş iradenin hayati önemini anlamalı ve o iradeyi gösterebilenlere bir hayır dua göndermelidir.”

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden Ukrayna Çağrısı: Sivillerin Hayatı Korunmalı

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın bu sabah Ukrayna’ya karşı başlattığı çok yönlü saldırılarının ardından uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuka eksiksiz saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin ardından bir açıklama yayınlayarak, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile insan hakları ve insan hayatına yönelik tehditler hızla artıyor” dedi.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın bu sabah Ukrayna’ya karşı başlattığı çok yönlü saldırılarının ardından uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuka eksiksiz saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

“Sivillere erişime izin verilmeli”

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “En büyük korkumuz gerçek oldu. Haftalardır tırmanan gerilimin ardından Rusya’nın insan hayatı ve insan hakları açısından en korkunç sonuçlara yol açabilecek işgali başladı” dedi.

Callamard sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ukrayna’nın askeri üslerine bombalar ve füzeler yağıyor ve Rusya ordusunun gelişigüzel silahlar kullandığına ilişkin ilk haberler gelmeye başladı. Uluslararası Af Örgütü bir kez daha tüm tarafları uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna sıkı sıkıya bağlı kalmaya çağırmaktadır. Sivillerin hayatı, evleri ve sivil altyapı korunmalıdır.

Gelişigüzel saldırılar yapılmamalı ve misket bombaları gibi yasaklı silahlar kullanılmamalıdır. Ayrıca, insani yardım örgütlerinin çatışmalardan etkilenen sivillere erişimine izin verilmesi ve erişimin kolaylaştırılması çağrımızı da yineliyoruz. Uluslararası Af Örgütü, tüm tarafların işleyebileceği uluslararası hukuk ihlallerini ortaya çıkarmak için durumu yakından izleyecek.”

2014-2015 dönemi

Uluslararası Af Örgütü daha önce Rusya ile Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların şiddetlenmesinin, sivillerin hayatı, geçimi ve sivil altyapıya yönelik tehditler ile olası bir akut gıda krizi ve kitlesel boyutta yerinden edilme dahil olmak üzere insan hakları açısından yaratabileceği yıkıcı riskler konusunda uyarıda bulunmuştu.

Örgüt, 2014-2015’te Ukrayna’nın doğusunda savaş suçları ve insanlığa karşı suçların işlendiği çatışmaların insan hakları bakımından sebep olduğu ağır kayıpları belgelemişti.

Paylaşın

HDP’li Günay: İktidar, Ukrayna’da Barıştan Yana Tavır Almalı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, “Ukrayna’da yaşanan gelişmeler, NATO ve Rusya arasındaki hegemonya savaşıdır” dedi. Günay, müzakere ve diyalog çağrısında bulundu.

HDP Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla gündemi değerlendirdi. Ukrayna’da yaşanan gelişmeleri değerlendiren Günay, “Ukrayna’da yaşanan gelişmeler, NATO ve Rusya arasındaki hegemonya savaşıdır. Bu savaşın halklara ölüm yıkım getirmenin ötesinde bir şey getirmediğini hepimiz biliyoruz” dedi.

Müzakere ve diplomatik yöntemlerin kullanılması gerektiğini vurgulayan Günay’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Küresel barış adına NATO ve Rusya’nın askeri yayılmacılığı sorunların çözümünde asla çözüm değildir aksine sorunları daha da derinleştirmeden sorunları daha da çözümsüz bırakan bir yöntemdir. Daha da önemlisi askeri yöntemlerle yürütülen yayılmacı politikalar dünya barışını tehdit etmektedir, kabul edilemez.

Bir kez daha uluslararası güçler ve BM’ye, Ukrayna’da yaşanan gelişmelerde barışın hakim olması için devreye girmesini barış ve diyalogla sorunların çözülmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya çağırıyoruz.

BM, AGİT gibi uluslararası güçler devreye girerek, bağımsızlık isteyen bölgelerdeki yaşayan halka sormalıdır. Halkın kendi geleceklerini tayin hakkı halklara bırakılmalıdır.

Halkın iradesine saygı duyacak bir çözüm perspektifi gerçekleştirilmelidir. Dolayısıyla buradan bir kez daha özellikle BM’nin Ukrayna’da devam eden ve bu sabah çatışmalı sürecin başlamasına neden olan gelişmeler karşısında ateşkesin sağlanması, acil önlemler alınması ve harekete geçilmesi çağrısı yapıyoruz.

“AKP siyaseti savaş üzerine kuruyor”

AKP iktidarı bütün siyasetini savaş üzerine kuran bir iktidar. Özellikle dış politikada savaşları kışkırtarak, pozisyon alan bir iktidar. Bizler bir kez daha savaşın toplumlar için yarattığı yıkımı, yurtsuzlaşmayı ve ölümü hatırlatarak; savaştan yana değil halkların iradesinden, barıştan yana tavrını koyarak, barışçıl bir rol oynaması gerektiğini iktidara hatırlatıyoruz.

Zaten Ukrayna’daki gelişmelerin dünya ekonomisi ve piyasalarına yansıması herkes tarafından biliyor. Bunun Türkiye’ye de yansımaları olacaktır.

Türkiye’deki ekonomik kriz de düşünüldüğünde, Türkiye’nin bir an önce barışçıl siyasetten tavrını koyarak ülkenin geleceğini, halkların geleceğini düşünen bir yerden siyasetini kurmalı. İktidar barıştan yana tavır almalıdır parti olarak bunları hep söyledik söylemeye devam edeceğiz. Bizler barış esaslı politika yürüten ve kuruluşları esas itibariyle müzakere, diyaloğu esas alan bir partiyiz.”

Paylaşın

‘Üçüncü İttifak’ta Yeni Gelişme: Yeni Partiler Katılabilir

HDP’nin de aralarında bulunduğu sol ve sosyalist partiler 26 Şubat’ta bir araya gelecek. Toplantıda mücadele ortaklığının yol ve yöntemleri ile oluşuma katılma talebinde bulunan partiler konuşulacak.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) çağrısıyla aralarında Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcileriyle 26 Şubat Cumartesi Günü Ankara’da toplanacak.

HDP’nin çağrısıyla 18 Ocak’ta yapılan ilk toplantının devamı olan bu ikinci toplantıya da siyasi partilerin Genel Başkanları ya da partilerin eş sözcülerinin katılım sağlayacak.

Berivan Altan’ın Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre, HDP Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar imzasıyla gönderilen davetiyede, mücadele ortaklığı noktasında alınan kararların hayata geçirilmesi için yol ve yöntemleri belirlemeye yönelik ikinci toplantı çağrısı yapıldı.

Ankara’da yapılacak ikinci toplantıda mücadele ortaklığının yol ve yöntemlerinin tartışılması yanı sıra bir sekreterya ve yahut koordinasyon yapısının oluşturulması da konuşulacak.

Bir önceki toplantı da mücadele ortaklığının genişlemesine yönelik de çalışmalar olacağı vurgulanmıştı. Bu kapsamda mücadele ortaklığına katılım talebinde bulunan partilerin ve örgütlere dair değerlendirme de aynı toplantıda yapılacak.

Düzenli görüşmelere devam kararı 

Ankara’da 18 Ocak’ta yapılan ilk toplantının ardından aralarında TKP’nin de bulunduğu 8 parti imzasıyla yayınlanan açıklamada, “Ortak mücadeleyi sürdürmeyi, bu mücadele zeminlerini çoğaltmayı ve güçlendirmeyi, Ortak mücadele konularını belirlemek, bunları hayata geçirmeye yönelik içerik, yöntem ve takvimi oluşturmak için düzenli görüşmelere devam etmeyi, mevcut katılımla kendini sınırlamayan, ortak mücadelenin Türkiye’nin bütün demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini hedeflemeyi karar altına aldık.

Türkiye’nin bütün ezilenleri, ötekileştirilenleri, mağdurları, emekçileri, kadınları, gençleri ve ekoloji mücadelesi verenleri ile en geniş demokrasi, eşit yurttaşlık ve mücadele ortaklığını kurmanın yol ve yönetmelerini konuşmaya devam edeceğiz. Demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçler olarak üzerimize düşen toplumsal sorumluluğu yerine getirmeye kararlıyız” denilmişti.

İlk toplantı sonucunda yeni bir buluşma yapılacağı belirtilmesine rağmen TKP, “demokrasi ittifakı” tanımından rahatsız olduklarını belirterek, 2’nci toplantıya katılmama kararı aldı.

Paylaşın

NYT’den Dikkat Çeken Yazı: ABD Ve NATO Masum Seyirciler Değil

NATO ve ABD’nin Rusya’yı kışkırtan hareketlerinin bugünkü duruma giden yolda hatalı adımlar olduğu belirten The New York Times yazarı Thomas L. Friedman’a göre, bu süreçte yangını körükleyen iki olay var. Birincisi, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra ABD’nin NATO’yu genişletme yönündeki kötü düşünülmüş kararı. İkincisi ise Putin’in Rusya’yı komşularıyla yakınlaştıracak ve kendi insanlarını tutabilecek bir ekonomik model inşa edemese dahi NATO’nun Rusya sınırlarında genişlemesini birleştirici bir faktör olarak kullanması.

The New York Times yazarı Thomas L. Friedman “Bu Putin’in Savaşı. Lakin ABD ve NATO da masum seyirciler değiller” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Sol’un aktardığı yazıya göre, Putin’in savaşında ABD de yangını körükledi ve tamamen masum olduğu söylenemez. Putin’in Ukrayna’daki etki alanını terk etmeyi hem stratejik bir kayıp hem de kişisel ve ulusal bir aşağılama olarak gördüğünü öne süren Friedman, Putin’in pazartesi günü yaptığı konuşmayı hatırlatarak Ukrayna’nın Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu söylediğini belirtiyor.

Friedman, Ukraynalıların NATO’dan çok AB’ye katılmak istediğini belirterek, Putin’in bir analoji kurulacak olsa aslında “Yanlış adama aşık oldunuz. Ne NATO’yla ne de AB’yle kaçabilirsiniz. Eğer hükümetinizi ölümüne dövüp eve geri getirmem gerekiyorsa da yaparım” diyerek Ukrayna’ya bağlılığını belirttiğini yazdı.

‘Yangını körükleyen iki olay’

Friedman’a göre, bu süreçte yangını körükleyen iki olay var. Birincisi, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra ABD’nin NATO’yu genişletme yönündeki kötü düşünülmüş kararı. İkincisi ise Putin’in Rusya’yı komşularıyla yakınlaştıracak ve kendi insanlarını tutabilecek bir ekonomik model inşa edemese dahi NATO’nun Rusya sınırlarında genişlemesini birleştirici bir faktör olarak kullanması.

‘Rusya ile daha yakın çalışıyorduk ve NATO’nun düşman değil de dost olabileceği fikrine alışmaya başlamışlardı’

Friedman, Clinton hükümetinde savunma bakanı olan William Perry’nin 2016’daki, “Son birkaç yılda, suçun çoğu Putin’in eylemlerine atılabilir. Ancak başlangıçta ABD’nin suçlamaların çoğunu hak ettiğini söyleyebiliriz. Bizi gerçekten kötü yola sokan ilk eylemimiz, NATO’nun genişlemeye başlaması ve Rusya’nın sınır komşusu olan Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya katılmasıydı. O zamanlar Rusya ile daha yakın çalışıyorduk ve NATO’nun düşman değil de dost olabileceği fikrine alışmaya başlamışlardı, ama NATO’nun hemen sınırlarında olmasından rahatsız oldular ve ilerlememiz için güçlü bir çağrıda bulundular” sözlerini anımsattı.

Friedman, Mayıs 1998’de ABD Senatosu’nun NATO’nun genişlemesini onayladıktan sonra, ‘Sovyetler Birliği’nin kontrol altına alınmasının mimarı’ olarak tanımladığı George Kennan’ı aradığını, Kennan’ın da, “Bence bu yeni bir soğuk savaşın başlangıcı. Rusların kademeli olarak olumsuz tepkiler vereceğini ve bu kararın politikalarını etkileyeceğini düşünüyorum. Bence bu trajik bir hata. Bu karar için hiçbir sebep yoktu. Kimse kimseyi tehdit etmiyordu. Bu genişleme, bu ülkenin kurucu babalarını mezarlarında ters çevirecek.

Her ne kadar ne ciddi bir kaynağımız ne de niyetimiz olmamasına rağmen bir dizi ülkeyi korumak için imza attık. NATO’nun genişlemesi, dış ilişkilerle gerçek bir ilgisi olmayan bir Senato tarafından yapılan tasasız bir eylemdi. Beni rahatsız eden, tüm Senato tartışmasının ne kadar yüzeysel ve yanlış bilgilendirilmiş olduğu. Batı Avrupa’ya saldırmak için can atan bir ülke olarak Rusya’ya yapılan göndermeler beni özellikle rahatsız etti. İnsanlar anlamıyor mu? Soğuk Savaş’taki farklılıklarımız Sovyet Komünist rejimiyleydi.

Ve şimdi, o Sovyet rejimini ortadan kaldırmak için tarihin en büyük kansız devrimini gerçekleştiren insanlara sırtımızı dönüyoruz. Ve Rusya’nın demokrasisi, Rusya’ya karşı savunmak için imza attığımız bu ülkelerden herhangi biri kadar, hatta daha da ileri düzeydedir. Tabii ki Rusya’dan kötü bir tepki gelecek ve ardından NATO’yu genişletenler, size her zaman Rusların böyle olduğunu söylediğimizi söyleyecekler. Ama bu tamamen yanlış” diyerek alınan karara tepki gösterdiğini belirtti.

Şu anki durumun tam olarak Kennan’ın söylediklerini doğruladığını, “İşte TAM OLARAK yaşananlar budur.” diye belirtti.

Friedman, Putin’in başlangıçtan 2008’e kadar NATO’nun genişlemesi konusunda sadece homurdandığını ama daha fazla bir şey yapmadığını hatırlattı. Bu dönemde Rusya ekonomisinin de canlanmasının bir neden olduğunu ama sonrasında Rusya ekonomisi durgunlaştıkça harekete geçtiğini belirtti. Putin’in Rusya halklarını NATO genişlemesi tehdidi etrafında topladığını belirtilen yazıda, aynı Çin’in uzun yıllarca Batı tarafından küçük düşürülmesinin ardından Deng Şioping’in yaptığı gibi Batı’ya karşılık harekete geçtiği belirtildi.

Friedman yazısını, “Bu Putin’in savaşı. Lakin ABD ve NATO, onun gelişimini izleyen masum seyirciler değiller.” diyerek bitirdi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Türkiye, Montrö’ye Sadık Kalmalı

Rusya’nın Donbass’a yönelik askeri operasyonunu değerlendiren CHP Lderi Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin güvenliği açısından Montrö Boğazlar Sözleşmesi çok önemlidir. Birilerinin telkiniyle de Montrö Anlaşması farklı uygulanmamalıdır. Atılacak her yanlış adımın faturası ağır olur” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir dizi ziyaret için gittiği Denizli’de Muhtarlar ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda açıklamalarda bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyon başlatmasına değinen Kılıçdaroğlu, “Güvenlik zirvesinden sonra TBMM’yi acilen toplayın. TBMM’ye bilgi verin. Ülkemiz açısından son derece stratejik ve sorunlu bir süreci yaşıyoruz” dedi.

“Türkiye’nin güvenliği açısından Montrö Boğazlar Sözleşmesi çok önemlidir” diyen Kılıçdaroğlu, “Birilerinin telkiniyle de Montrö Anlaşması farklı uygulanmamalıdır. Atılacak her yanlış adımın faturası ağır olur” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından satırbaşları şöyle:

Türkiye ne yapacak? Güvenlik zirvesi toplanıyor. Akşama kadar Denizli’de olacaktım diğer programlarda vardı. Bu toplantıdan sonra diğer programları iptal ettim. Ankara’ya dönmek zorundayım.

Denizli’den ifade ediyorum. Güvenlik zirvesinden sonra TBMM’yi acilen toplayın. TBMM’ye bilgi verin. Ülkemiz açısından son derece stratejik ve sorunlu bir süreci yaşıyoruz. Öyle bir noktaya geldik ki turist göndermediği zaman perişan oluyoruz. Doğalgaz göndermediği zaman perişan oluyoruz.

Normalde, sağlıklı işleyen bir demokrasi içinde bir siyasal iktidar ülkeyi yönetirken, bir başka ülkeye ekonomik açıdan bu kadar bağımlı bir süreci yaşatmazdı. Yaşatmaması lazımdı. Bir ülke bir başka ülkeye sadece enerji alanında yüzde 60 bağımlı olabilir mi? Söylerken içim acıyor. Nükleer Santralle birlikte bu rakam daha da büyüyecek. Dünyanın en pahalı elektriğini alacağız.

Türkiye’nin güvenliği açısından Montrö Sözleşmesi çok önemlidir. Ona bağlı kalmak da sadık kalmak da çok önemlidir. Birilerinin telkiniyle de Montrö Anlaşması farklı uygulanmamalıdır. Atılacak her yanlış adımın faturası ağır olur.

Suriye’de 33 askerimiz şehit edildi. Herhangi olumsuz bir tablonun Suriye’de bize yükleyeceği faturayı da hepinizin dikkatine sunuyorum. Güzel bir ülkede yaşamak, beraber yaşamak varken, bütün komşularımızla huzur içinde yaşamak varken böyle bir tabloyu Türkiye hak ediyor mu?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Denizli programını yarıda keserek Ankara’ya dönme kararı aldığı da belirtildi. Kanaat önderleri toplantısının açılışında yaptığı konuşmanın ardından Ankara’da, olağanüstü MYK toplantısına başkanlık edecek.

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nin Türkiye İçin Başlattığı ‘İhlal Süreci’ AİHM’e Ulaştı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tutuklu yargılanan iş insanı Osman Kavala ile ilgili Türkiye aleyhine başlattığı ‘ihlal süreci’ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) ulaştı.

Euronews’ta yer alan habere göre; Yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Komitesi’nin Türkiye ile ilgili “ihlal süreci” başlatılması ve davayı Strasbourg Mahkemesi’ne havale etmesiyle ilgili aldığı kararın 21 Şubat’ta AİHM’e ulaştığı bildirildi.

Açıklamada, bu davaya 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire’nin bakacağı aktarıldı. AİHM’in Büyük Dairesi Başkanı’nın belirlediği tarih olan 19 Nisan’a kadar davanın taraflarıyla birlikte Bakanlar Komitesi görüşlerini yazılı olarak bildirmek zorunda olacak.

AİHM’in Büyük Dairesi yeniden ihlal kararı alırsa Türkiye aleyhinde alınacak yaptırımlara karar vermek üzere davayı Bakanlar Komitesi’ne geri gönderecek.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Şubat’ta aldığı kararda iş insanı Osman Kavala ile ilgili davanın AİHM’e havale edilmesine karar vermişti.

Büyükelçiler seviyesinde toplanan komitede yapılan oylamada, ihlal sürecinin ikinci aşaması olarak bilinen ve davanın AİHM’e sevkedilmesine olanak sağlayan ara karar oy çokluğuyla kabul edilmişti.

Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, “Avrupa Konseyi’nin Türkiye’de devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirdiğini ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal ettiğini” bildirmişti.

AİHM kararına uymayan Türkiye’ye yaptırım gelir mi?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Aralık 2021’de AİHM kararına rağmen Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye için bir oylama yaparak ihlal sürecinin ilk aşamasını başlattı.

Avrupa Konseyi aldığı bu kararla, Türkiye’den AİHM’nin Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM’ye havale etme niyetini içeren bir bildirimde bulundu ve konuya ilişkin Ankara’nın görüşünün iletilmesini talep etti.

Ankara’nın yanıtını yeterli bulmayan Bakanlar Komitesi, bugünkü kararıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin kendisine verdiği yetki uyarınca Türkiye’yi toplu bir şekilde AİHM’ye şikayet etmek için ayrı bir karar aldı.

AİHM’nin ihlal yapıldığı yönünde görüş bildirmesi durumunda da Komite, Türkiye’ye karşı alınacak önlemleri değerlendirerek. Bu önlemler arasında Türkiye’nin Konsey üyeliğinden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunuyor.

Yunanistan’da, Cunta döneminde Atina aleyhindeki devlet davasında Cunta yönetiminden istenenin yerine getirilmemesi dışında, bu tarihe kadar uygulamaya konmayan bir Divan kararı mevcut değildi.

Yunanistan Avrupa Konseyi’nden ihraç edilmemek için “Albaylar Cuntası” döneminde 1967 yılında kendi isteğiyle üyeliğini sona erdirdi. Atina, demokrasiye geçiş sonrasında 1974’de Avrupa Konseyi’ne tekrar katıldı.

AİHM kararlarını uygulamadığı için bir Konsey üyesine karşı ilk dava 2017 yılında Azeri muhalif Ilgar Mammadov’un tutukluluğu nedeniyle Azerbaycan’a karşı açılmıştı. Mammadov, Ağustos 2018’de ise serbest bırakıldı.

Paylaşın