İYİ Parti Lideri Akşener’den İktidara Sert ‘Rusya’ Tepkisi

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan İYİ Parti Lideri Akşener, Türkiye’nin Rusya’nın Avrupa Konseyi üyeliğinden çıkarılması oylamasından çekimser oy kullanmasına sert tepki gösterdi.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları devam ederken; bugün Avrupa Konseyi Rusya yönelik yaptırımlar kapsamında, ülkenin konseyden çıkarılmasına karar verdi.

Oylamada 44 ülke karara kabul oyu verirken, Rusya ve Ermenistan ret, Türkiye çekimser oy kullandı. Azerbaycan ise oylamaya katılmadı.

Türkiye’nin çekimser oy kullanmasına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den sert tepki geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Akşener, ”Putin’in gölgesine özenen yavru tek adamlar, bugün bile aynı iki yüzlülükle Rusya’nın AB konseyi üyeliğinin askıya alınmasına çekimser oy vermişlerdir” diye yazdı.

Akşener, şu ifadeleri kullandı:

” 1956 senesinde Budapeşte’de, 1968 senesinde Prag’da ne yaşandıysa; 2022 senesinde Kiev’de yaşanan da odur. Tek fark; hür dünyanın despotizme ve saldırganlığa daha müsamahakar ve ilgisiz oluşudur.

Kravat takmış çarlar ve türevleri, ABD’nin banisi olduğu küresel ekonomi tarafından şımartılmış hatta cesaretlendirilmiştir. Öyle ki; Batı demokrasileri bu otoriter yönetimlerin şantaj ve tehditlerine boyun eğmiş âdeta dış politikalarını rehin vermişlerdir.

Avrupa kendisini içeriden kilitlemiş bir müze değildir. Geçmişte Bosna ve göçmen meselelerinde olduğu gibi kendisini korumak için zorbalara hoşgörü ile yaklaşamaz, yaklaşmamalıdır.

Bugün Avrupa, Petersburg ve Moskova sokaklarında işgali protesto edenlerdir, Ukrayna’da ülkesini terk etmeyen, hayatı pahasına işgale karşı duran insanlardır. Onlar bugün Avrupa’yı, Alman ve İtalyan hükûmetlerinden daha fazla temsil ediyor.

Uluslararası toplumu; despotizme ve saldırganlığa verdiği bu krediyi geri almaya, küçük ve kısa vadeli çıkarları için tehlikeye attıkları uluslararası güvenliğe sahip çıkmaya davet ediyorum.”

Paylaşın

Babacan’dan ‘NATO Bir Şeyler Yapmalı’ Diyen Erdoğan’a Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘NATO bir şeyler yapmalı’ sözlerini değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Cumhurbaşkanı, Ukrayna’yla ilgili net ve keskin tavrı ortaya koyamadı. Dün uçakta ‘Ne Rusya’dan ne Ukrayna’dan vazgeçeriz’ diyor. Bugün ‘NATO bir şeyler yapmalı’ diyor. Öyle sunuyor ki sanki Türkiye NATO’da değil. Vatandaşımızın kafasını karıştırmaya çalışıyor. Kenara çekiliyor, ‘NATO bir şey yapsın, Avrupa bir şey yapmıyor’ diyor. Sen ne yapıyorsun arkadaş? Onu söyle.” dedi.

Haber Merkezi / Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal girişimine dair konuşan Babacan, “Bombalar, sirenler ve postal sesleriyle güne uyanan Ukrayna halkının, amasız ve fakatsız yanındayız. Amasız, fakatsız, ikirciksiz… Çünkü birileri postal sesleri Doğu’dan gelince heyecana kapılıyor. Çoktan tarihe gömülmesi gereken emperyal hayallerle yatıp kalkıyorlar” dedi.

Bugün yaşananların çok önemli sınav olduğunu, herkesin duruşunu ve niyetini açığa döktüğünü söyleyen Babacan, “Bizim için asıl olan ilkelerdir. DEVA Partisi, tepki vermek için kurşunu kimin sıktığına bakmaz, postal sesleri nereden geliyor diye beklemez. Uluslararası hukuku çiğneyen her kimse, onun karşısında durur” diye konuştu.
Hem bölge hem de dünya için kaygı verici bir süreçten geçildiğini belirten Babacan, “Türkiye için de kaygı verici bir süreç olduğunu kimse unutmasın. İçimizdeki, Doğu’dan gelen postal seslerine alkış tutanlara sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın. Biraz tarih okuyun” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa’da partisinin Nilüfer ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bombalar, sirenler ve postal sesleriyle güne uyanan Ukrayna halkının, amasız ve fakatsız yanındayız. Amasız, fakatsız, ikirciksiz… Çünkü birileri postal sesleri Doğu’dan gelince heyecana kapılıyor. Çoktan tarihe gömülmesi gereken emperyal hayallerle yatıp kalkıyorlar. Ülkemizin tarihi ittifaklarını temelden sarsmak istiyor. Görüyoruz onları. Bugünler çok önemli sınav. Herkes duruşunu, niyetini açığa döküyor. Bizim için asıl olan ilkelerdir. DEVA Partisi, tepki vermek için kurşunu kimin sıktığına bakmaz, postal sesleri nereden geliyor diye beklemez. Uluslararası hukuku çiğneyen her kimse, onun karşısında durur.

Hem bölgemiz hem de tüm dünya için son derece kaygı verici bir süreçten geçiyoruz. Türkiye için de kaygı verici bir süreç olduğunu kimse unutmasın. İçimizdeki, Doğu’dan gelen postal seslerine alkış tutanlara sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın. Biraz tarih okuyun.”

“Sen ne yapıyorsun arkadaş, onu söyle”

Cumhurbaşkanı, Ukrayna’yla ilgili net ve keskin tavrı ortaya koyamadı. Dün uçakta ‘Ne Rusya’dan ne Ukrayna’dan vazgeçeriz’ diyor. Bugün ‘NATO bir şeyler yapmalı’ diyor. Öyle sunuyor ki sanki Türkiye NATO’da değil. Vatandaşımızın kafasını karıştırmaya çalışıyor. Kenara çekiliyor, ‘NATO bir şey yapsın, Avrupa bir şey yapmıyor’ diyor. Sen ne yapıyorsun arkadaş? Onu söyle.

Karadeniz’in iç dengelerinin ve kıyıdaş ülkelerin istikrarı açısından Montrö anlaşmasının harfiyen uygulanması gerekir. Hükûmete tekrar sesleniyorum: Sakın ha yalpa yapmayın. Uluslararası hukuku defalarca deldiniz, deliyorsunuz ama bu Montrö konusundaki hata ülkemizin kendi istikrarına da Karadeniz’in etrafındaki diğer ülkelerin istikrarına da zarar verir.İktidara soruyorum: Ticari hatlar açıkken, ulaşım çok kolayken, bütün ülkeler kendi vatandaşlarını tahliye ederken, niçin etkin bir biçimde vatandaşlarımızı Ukrayna’dan ayrılmaya teşvik etmediniz? Düne kadar uçuşlar vardı. Şimdi ‘Karayoluyla dönün’ diye akıl verene kadar bir hafta önce ‘Risk var, bir an önce ülkenize gelin’ diye söyleseydiniz.

Gazetelerin tek tek manşetlerini belirledikleri, ünlülerin maske takıp kolbastı söylediği yarışmalarla uğraştıkları zamanı, Türkiye’nin dış politikası ve bölgemizin güvenliği için harcamayan bir yönetimle karşı karşıyayız.  Önünü öngöremeyen, yokuş aşağı yuvarlanan, kemer takmayan, hatta arabada kemer olmadığını bile fark etmeyen bir yönetimle karşı karşıyayız.

İktidar partisi üyelerinin, işi bırakıp emekli olduğunda yerleştiği bir kasabaya dönen Dışişleri Bakanlığı’nı, liyakatli kadrolara teslim edeceğiz. Dış ilişkilerde kabadayılığa, fevriliğe ve hamasete son verip, ehliyet, liyakat, nezaket ve diplomasi gibi olmazsa olmaz ilkeleri işleteceğiz.

Avrupa’nın en geniş topraklarına ve en geniş tarım alanlarına sahip ülkemizde, tarımın geldiği içler acısı duruma hem çok üzülüyoruz hem de çok kızıyoruz. Tarımda ithalata bu kadar bağlı olmaya akıl sır ermiyor gibi görünüyor. Basit bir sebep var: Çiftçimizin sesi Külliye’ye ulaşmıyor.Tarım ürünlerinin büyük miktarda ithalatını yapan lobiler Cumhurbaşkanı’na cepten cebe ulaşıyor. Öyle şeyler öneriyorlar ki ne kadar ton buğday, pamuk istiyorsan hazır. Az sayıda ithalatçı Külliye’de seslerini duyuruyor. Beştepe’deki ithalat lobisinin Türkiye’ye vurduğu zincirleri birer birer kıracağız.

“Erdoğan’a ‘stalkerlık’ yapmasını tavsiye ediyorum”

Sayın Erdoğan ‘Muhalefet partilerinin projesi yok’ diyor. Haberleri sabah akşam partili medyadan dinlediği için uydurulmuş gerçeklik dünyasını izliyor, orada da projelerimizi görmüyor. Kendisine tavsiyem sadece TRT’ymiş, A Haber’miş falan izlemesin. Proje görmek istiyorsa buyursun, DEVA Partisi’nin internet sitesine, Youtube sayfasına, sosyal medya hesaplarımıza bir baksın. Kendisine, çaktırmadan bir ‘stalkerlık’ yapmasını tavsiye ediyorum. Biraz kopya çekip, memleket için hayırlı birkaç fikir edinmesi için çok faydalı olacaktır. Kendisini Beştepe Harikalar Diyarı’na hapsetti.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan 65 Yaş Üstüne Çağrı

Kovid 19’da son 24 saatte 71 bin 736 yeni vaka tespit edilirken, 266 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Bu kayıpların vakaların küçük bir kısmı içinde yaşandığı, hastalığı ağır geçirme ihtimali olan 65 yaş üstüyle kronik hastalarımızın kendilerini koruması gerektiği unutulmamalı.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 453 bin 947 test yapılırken, 71 bin 736 yeni vaka tespit edildi. 266 kişi hayatını kaybederken, 90 bin 117 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Can kayıplarımızın neden yüksek seyrettiği dikkat çeken bir konu. Bu kayıpların vakaların küçük bir kısmı içinde yaşandığı, hastalığı ağır geçirme ihtimali olan 65 yaş üstüyle kronik hastalarımızın kendilerini koruması gerektiği unutulmamalı.

18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,04, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,91 oldu. Türkiye’de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 145 milyon 454 bin 202 doza yükseldi.

18 yaş ve üstü nüfusta en az iki doz aşı yaptıranların oranı en yüksek 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa oldu. En az iki doz aşı uygulananların oranı en düşük iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

Paylaşın

Parlamenter Sisteme Dönüş Çalışmasının Detayları Ortaya Çıktı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi, pazartesi günü parlamenter sisteme dönüş çalışmasını kamuoyu ile paylaşacak. Ekim ayından bu yana hazırlığı devam eden metin 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde parlamenter sisteme dönüşün nedenleri anlatılacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; 6 partinin genel başkanlarının 28 Şubat’taki toplantısı, yaklaşık 700 davetlinin katılımıyla Ankara’daki Bilkent Otel’de düzenlenecek.

6 partinin genel başkanı 12 Şubat’ta Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri’nde çalışma yemeğinde bir araya geldi. Yemekte, 6 partinin hazırlıklarını tamamladığı ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ çalışmasının son şekli görüşüldü. Sonrasında ortak bildirinin de yayımlandığı toplantıda, parti genel başkanları kendilerine sunulan 24 sayfalık taslağı, 28 Şubat Pazartesi günü düzenlenecek toplantı ile kamuoyuna açıklama kararı aldı. 28 Şubat’ın hazırlıkları için, metni kaleme alan genel başkan yardımcıları görevlendirildi.

Metni parti kurmayları okuyacak

Hazırlık komitesinin çalışmaları sonucunda toplantının Ankara’daki Bilkent Otel’de 13.30’da yapılmasına karar verildi. Toplantıda genel başkanların oturma düzeninin, partilerinin alfabetik sırasına göre yapılması kararlaştırılırken, parti genel başkanlarının imzalayacağı ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metninin kurmaylar tarafından okunması üzerinde anlaşıldı.

Genel başkanların birer konuşma da yapacağı toplantıya, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de davet edildi. 700’e yakın davetlinin bulunacağı toplantıda, kitapçık haline getirilen metin katılımcılara da dağıtılacak.

Metin 24 sayfa

Partilerin üzerinde anlaştığı parlamenter sistem taslağı üç bölümden oluşacak. Giriş bölümünde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yaşananlar ve neden güçlendirilmiş parlamenter sisteme ihtiyaç olduğu özetlendi. İkinci bölümde güçlendirilmiş parlamenter sistemin ana esasları yer alıyor. İkinci bölümde yasama, yargı ve yürütme alanında yapılacak değişiklikler ele alınıyor. Bu başlıklar altında meclisin güçlendirilmesi planlanıyor.

Parlamenter sisteme yönelik partilerin hazırladıkları ortak metinin son bölümünde ise temel hak ve özgürlüklerle güncel düzenlemeler de yer alıyor. Bu kapsamda ele alınan düzenlemelerden biri kamu ihale kanunu. Yine kamuya alımlarda mülakat uygulamasına ilişkin başlıkta metinde yer alıyor.

Paylaşın

Tunç Soyer’den Cumhurbaşkanı Adaylığı Açıklaması

Cumhurbaşkanlığı tartışmalarına yönelik açıklamada bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “CHP içinden bir aday ismi önerilecekse, önceliğin Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na verilmesi uygun olur” dedi.

Cumhuriyet’ten Tuncay Mollaveisoğlu’na konuşan Soyer, cumhurbaşkanı adaylığı tartışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“‘Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?’ sorusu ülkenin gündeminde… Muhalefet partileri ‘isim için erken’ diyor. Siz ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Soyer, “Ülkemizin yeniden demokratik bir zemine oturması, hak ve özgürlükler adına evrensel standartların hâkim kılınması, yargı bağımsızlığının güvence altına alınması ve çarşı-pazarı yangın yerine çeviren ekonomik çöküşe son verilmesi açısından Millet İttifakı’nın attığı adımları son derece önemli buluyorum. Ama bugünün meselesi adayın kim olacağı değil, sistemin nasıl kurulacağıdır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun birleştirici tavrı ve öncülüğüyle altı lideri aynı masada toplayan kararlılık, elbette ilerleyen süreçte aday isminin belirlenmesi noktasına da ulaşacaktır” dedi.

İBB Başkanı Soyer, şöyle devam etti:

“Bu aşamadan sonra özellikle bizler gibi makamı gereği daha fazla sorumluluk sahibi olması gereken kişilerin gönlümüzden geçen isimleri zikrederek liderleri de zor durumda bırakmaması daha doğru olur. Zaten Millet İttifakı’nın dışında kalan unsurlar bu konuyu neredeyse her gün gündeme getirip ekranlara taşıyor. Ben bu tuzağa düşülmemesi gerektiği inancındayım.”

Tunç Soyer, “Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adaylığına nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi: Eğer CHP içinden bir aday ismi önerilecekse, önceliğin Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na verilmesi uygun olur.

Paylaşın

Vatandaşın En Önemli Sorunu ‘Hayat Pahalılığı’

Mehmet Ali Kulat’ın başkanı olduğu MAK Araştırma Şubat ayı içerisinde yapılan son seçim anketi sonuçlarını kamuoyuna duyurdu. Ankette, vatandaşın en önemli sorunu yüzde 54’le hayat pahalılığı.

5 bin 750 kişinin katıldığı anket sonuçlarına göre Millet İttifakı seçim yarışını önde götürürken, Cumhur İttifakı’nda oy kaybının devam ettiği gözlemleniyor.

Ankete katılanlara “Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz” sorusu sorulurken verilen cevaplara göre AK Parti’nin oy oranı yüzde 31,1, CHP’nin oy oranı yüzde 25,5, İYİ Parti’nin oy oranı yüzde 14,8 gözüken MHP’nin oy oranı ise yüzde 7,2 olarak hesaplandı.

Ankette en dikkat çeken unsurlardan birisi de önceki anketlerde yüzde 8-12 aralığında olan kararsızların yüzde 5’e (287 kişi) kadar gerilemesi oldu.

Son 6 ayda iktidara karşı bakış açışı ankete katılanların yüzde 46’sında olumsuz yönde değişirken, yüzde 44’ünde herhangi bir değişiklik göstermemiş. Son 6 ayda iktidara karşı görüşü olumlu yönde değişenlerin oranı ise yüzde 2.

Yarın bir seçim olsa son seçimde oy verdiği partiye tekrar oy vereceğini söyleyenlerin oranı yüzde 45 çıkarken, aynı partiye oy vermeyeceğini söyleyenler yüzde 48 oldu.

İlk seçimde hangi ittifakın cumhurbaşkanı adayına oy vereceği sorulan katılımcıların yüzde 38’i Millet İttifakı, yüzde 36’sı ise Cumhur İttifakı cevabı verdi. Adaya göre tavrını belirleyecek olanların oranı ise yüzde 12 çıktı.

Paylaşın

Kabinede Revizyon Bekleniyor; Üç Bakanlıkta Görev Değişimi Olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Kabine toplantısının önümüzdeki hafta yapılması bekleniyor. Ocak ayında yapılan toplantı sonrasında basına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Adalet Bakanlığı’ndaki değişiklikle ilgili “Gerekirse kabinede yeni değişiklikler yapabiliriz” ifadesi iktidar kulislerini hareketlendirdi.

Euronews’ta yer alan habere göre; Kulislere göre aslında şubat ayında kabinede mini bir revizyon bekleniyordu ama olmadı. Bu mini revizyonda özellikle iki bakanlıkta değişim bekleniyor. Biri Dışişleri Bakanlığı diğeri de Sağlık Bakanlığı. Mart ayına ertelenen bu değişimin gerçekleşme ihtimali çok yüksek…

Ancak AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre Sağlık Bakanlığı’nda yakın zamanda bir değişim beklenmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Covid-19 öncelikli tehdit olmaktan çıkana ve yasaklar kalkana kadar Fahrettin Koca’nın görevine devam etmesinden yana olduğu konuşuluyor.

İbrahim Kalın’ın adı Kültür, Hakan Fidan’ın ise Dışişleri Bakanlığı için geçiyor

Uzun zamandan beri kamuoyunda değişimin konuşulduğu asıl bakanlık ise Dışişleri…

Mevcut Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ayrılması durumunda yerine iki güçlü adayın ismi öne çıkıyor. Birincisi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, diğeri ise Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mevlüt Çavuşoğlu’ndan memnun. Ancak Erdoğan, mevcut uluslararası konjonktürde Dışişleri Bakanlığı için daha aktif politika izleyen bir aktöre ihtiyaç olduğu düşüncesinde.

Buna da örnek olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gösteriliyor. Akar gibi dış politikada net ve belirleyici politikalar üreten bir ismin yeni dönemde Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturması planlanıyor.

En çok konuşulan isim MİT Başkanı Hakan Fidan. İki neden gösteriliyor. Fidan’ın Türkiye’nin dış politika uygulamasında Savunma Bakanı Hulisi Akar’la yakın çalışma içinde olması ve de Suriye, Libya, Afrika ve Azerbaycan gibi çok sayıda yerde Türkiye’nin dış politikasının sahadaki uygulayıcısı konumunda olması.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Fidan’ın bir süre daha MİT Başkanlığı görevinde kalmasından yana olduğu belirtiliyor. İki nedenden dolayı.

İlki Gülen yapılanması ile uluslararası alandaki mücadelenin bitmediği, yani tehlikenin tam olarak geçmediği düşüncesi.

İkincisi ise PKK ile mücadele. Özellikle Suriye’nin kuzeyindeki kargaşa ve hem bu bölgede hem de Irak’ta zaman zaman PKK yöneticilerine yönelik gerçekleştirilen nokta atışı operasyonlarının kesintiye uğrayacağı kaygısı.

Hatırlanacağı üzere, Hakan Fidan 7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimler öncesi milletvekili aday olmak üzere görevinden istifa etmiş ancak Erdoğan “Hakan Fidan’ın adaylığına olumlu bakmıyorum” demişti. Aday yapılmayan Fidan bir süre sonra da MİT’e geri dönmüştü.

Fidan, bakan yapılmazsa seçimden önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanacak

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın görevine devam etmesi ve Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturmaması durumunda 2023 Haziran seçimlerinden önce kendisine daha önemli bir görev verileceği konuşuluyor.

İktidar kulislerine göre, bu görev icracı Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı olacak. Seçimden kısa bir süre önce yapılması dillendirilen bu atamanın, aynı zamanda Erdoğan’ın seçimi kazanmaya yönelik bir hamlesi olarak da okunabileceği konuşuluyor.

Dışişleri Bakanlığı koltuğunun Hakan Fidan’dan daha çok konuşulan ikinci adayı ise Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın.

Özellikle bir önceki Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump döneminden bu yana, ABD Dışişleri bürokrasisiyle kurduğu iletişim İbrahim Kalın’ı daha da öne çıkarıyor.

Ancak kulislere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın planları arasında Kalın’a Dışişleri Bakanlığı koltuğundan çok, başka bir koltuğun verilmesi söz konusu.

Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın ikiye ayrılıp, Kültür Bakanlığı’na İbrahim Kalın’ın atanacağı ifade ediliyor. İbrahim Kalın’ın adının geçtiği hem Dışişleri hem de Kültür Bakanlığı’na nasıl baktığı ise bilinmiyor.

Tarım Bakanlığı’na Kürt seçmenle bağ kuracak isim getirilecek

Değişimin beklendiği bir diğer bakanlık ise Tarım ve Orman.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin yerine de konuşulan iki isim var. Birisi geçmişte de bu görevi yürüten Mehdi Eker, diğeri ise Ak Parti Dış İlişkiler Başkanı ve eski İçişleri Bakanı Efkan Ala.

Kulislere göre, iktidarın Tarım ve Orman Bakanlığı için düşündüğü iki isim de genel seçim öncesi Kürt seçmen için yatırım aracı olarak görülüyor. Yani bu koltukta oturacak bakanın, Kürt seçmenle bağ kurması beklentisi var.

Öncelikli isim olarak da Mehdi Eker öne çıkıyor. Ancak AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşkilatlarının hem de bazı milletvekillerinin Eker’e karşı itirazları olduğu konuşuluyor.

Erdoğan’ın yakın zamanda Batman’da gençlerle bir araya geldiği ve Kürtçe şarkılarla karşılandığı buluşmayı organize eden isim olan Mehdi Eker’e parti teşkilatlarının itirazının nedeni ise kendilerini tamamen yok sayıp, kayyımlarla hareket etmesi gösteriliyor.

Bu nedenle Efkan Ala’nın Tarım Bakanı olarak atanmasının sürpriz olmayacağı konuşuluyor. Ala’nın ismi bir süre önce de Sedat Peker söylemleri nedeniyle istifa edeceği iddia edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yerine anılıyordu.

Hatta iktidar kulislerinde, Tarım Bakanlığı’na atanması durumunda Ala’nın bu koltukta uzun süre kalmayacağı, ilerleyen dönemlerde de İçişleri Bakanlığı’na atanabileceği de dillendiriliyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Muhalefetin Adayı Kılıçdaroğlu Da Olabilir Ama…

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayının “seçilmesinde tereddüt edilmeyecek” bir aday olması gerektiğini ifade eden SP Lideri Karamollaoğlu, “O aday Sayın Kılıçdaroğlu olursa, o da olur. Ama iyi araştırılması, iyi etüt edilmesi gerekir” dedi.

Karamollaoğlu, kendisinin de katıldığı 6 muhalefet liderinin 12 Şubat’ta gerçekleştirdikleri “yuvarlak masa” toplantısıyla ilgili MHP lideri Bahçeli’nin “Masanın gizli ayağı HDP” yönündeki açıklamalarına ise “Bu doğrudan doğruya yalan” sözleriyle tepki gösterdi.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi liderleri, pazartesi günü “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını geniş katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna açıklayacak.

Toplantının ev sahiplerinden, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “6’lı ittifaka” dönüşmesi beklenen muhalefetin yol haritası ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtladı;

Siz Kasım ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaretinizde demiştiniz ki, “Anlaşmamakta anlaştık.” Ahlatlıbel toplantısındaki yuvarlak masadan kalkarken, hissiyatınız neydi?

Genelde herkesin hissiyatı olumluydu. Yani müsbet bir hava doğdu. Farklı fikirler kısmen gündeme getirildi ama biz hiçbir konunun detayına inmedik. Orada mesela Pazartesi günü yapacağımız toplantıdaki konuların hiçbirisine dokunmadık.

Peki o halde ne görüştünüz beş saat boyunca?

Ne yapacağız diye oturduk, konuştuk. Yemek yedik önce bir defa. Sonra da bu meselelere nasıl yaklaşalım meselesi daha çok gündeme geldi. İyi bir sohbet oldu doğrusu.

Genelde böyle bir birlikteliğe ihtiyaç olduğuna temas edildi. Hiçbir konunun üzerinde uzun uzun durulmadı. Sadece bu işin, bu çalışmaların devam etmesinde, bunun ileride somutlaşma aşamasına gelindiğinde detaydaki meselelerin de zaman içinde konuşulmasına karar verildi. Sürenin uzun olması, çok detaylı önemli konuların ayrı ayrı konuşulduğu manasına gelmiyor.

Bu yayımlanan metin ne ihtiva ediyorsa, aslında o konuşuldu sayılır. Metinde dikkat ederseniz herhangi bir detaya girilmedi.

‘İttifakın isminde değişiklik olmasını gerekli görmüyorum’

Sayın Davutoğlu, ittifakın yeni bir isim altında, yeni bir mekanizmayla oluşturulmasını önermişti. Bu, toplantı masasında nasıl konuşuldu? Sizin bu konuda görüşünüz nedir?

Yani Sayın Davutoğlu’nun böyle bir fikri var. “Bir değişiklik olur, topluma daha güzel bir mesaj verilir,” diye. Tabii farklı kanaatte olanlar da var. İsim de aslında kapsayıcı. Aynı zamanda ideolojik olmayan bir isim. Bundan dolayı da değişiklik olmasını ben şahsen gerekli görmüyorum. Ama o da gündeme geldi. Bizim içimizde de bazı arkadaşlar, “Bu ittifak içinde olmak ne kadar doğrudur, bu ittifaktan çıkılsa mı, yeni bir ittifak mı kurulsa, yeni bir perspektifle mi yaklaşılsa…” Bunlar zikrediliyor. Ama neticede bir konu üzerinde ittifak edilecek ve bir konu üzerinde yürünecek.

‘Geçiş sürecinde atılacak adımlar gündeme gelecek’

Size “5 benzemez” hatta artık “6 benzemez” diyenler var. İşte bir parti “İstanbul Sözleşmesi geri gelecek” diyor, siz farklı bakıyorsunuz, keza ekonomide farklı bakışlar var… 6 partili bir ittifak veya koalisyon iktidarında bu görüş ayrılıkları nasıl uyumlaştırılacak, endişesi yaratmaz mı seçmende?

Bir defa bu bir ittifak. Bugüne kadar ben şahsen bu işi sadece bir ittifak olarak görüyordum. Ancak ekonomide, dış politikada karşılaştığımız problemler o kadar büyüdü ki; geçiş döneminde atılması gereken birtakım adımlar var. Zaten bizim Pazartesi günü (28 Şubat) gündeme getireceğimiz konular o konular olacak.

Bizim temelde bu problemleri çözmek için atmamız icap eden adımlar ne olacak? Birbirimizle çelişmeden mesela “ekonomi” dedik. Bizim prensip olarak söylediğimiz şu; şu anda ekonomide üstesinden gelinemeyecek kadar büyük problemler ortaya çıktı. Bugüne kadar tatbik edilen yanlış politikalardan dolayı. Şu anda bizim üzerinde duyduğumuz konu kaynak temini. O halde israfı, yolsuzluğu, rüşveti bütünüyle ortadan kaldıracağız. İsraf dediğimiz zaman da lükse harcanan paradır, bir üretime katkı sağlayamayacak yatırımlar, bize göre hepsi israftır.

Bütün bu hedefleri planlamak için parlamenter sistem çalışmasında olduğu gibi ayrı ayrı ortak komisyonlar mı kurulacak, nasıl bir yöntem izleyeceksiniz?

Şu anda böyle bir düşünce yok. Ancak bu dediğiniz detaylar iktidar olmadan ortaya koymak çok zordur. Ana hatları belirlenir, iktidar olduğunuz zaman bu politikaları, verilere bakarak tam olarak belirlersiniz. Biz şu anda her veriye sahip değiliz.

‘İttifakın şartları oluşuyor’

Siz daha önce, “ittifakları seçim sürecine girildiğinde konuşuruz” demiştiniz ama şimdi görüyorum ki ittifak fikrine yakın duruyorsunuz. Artık bu işbirliği, 6’lı ittifaka gidiyor diyebilir miyiz?

Tabii, bunu şartlar oluşturuyor. Türkiye’nin şartları artık eskisi gibi değil. Bizim geçmişte ittifakı yaparken de bir numaralı hedefimiz bu yanlış sistemi değiştirmekti. Yani bu başkanlık sistemi hesap vermeyen, layüsel [hesap vermeyen] bir sistemi içimize sindirmemiz mümkün değildir. Bunu yapacak olan da şu anda maalesef, muhalefet kalıyor. Maalesef diyorum, yani iktidar partisi bu noktada bir adım atacak olsa, onunla da oturup konuşulabilir. Ama ben Sayın Cumhurbaşkanı ile konuştuğum zaman böyle bir noktada kesinlikle düşüncelerinin olmadığına şahit oldum.

Onun için de mecburen ittifakları bu dönemde de bir koalisyon gibi görmememize rağmen, son iki, üç ayda ekonominin içine girdiği çıkmazı da gördüğümüzde, “Bu iş sadece bu sistemi değiştirmekle çözülemez, o sistem değişirken atılacak ekonomik adımlarla ilgili de, dış politika ile ilgili de mutlaka birtakım prensiplerin belirlenmesine ihtiyaç var” kanaati noktasına geldik. Onun için de bu biraz daha ileriye evrildi. Yani sadece bu sistemi değiştirecek bir ittifak değil, o kısa dönemde (geçiş dönemi) hiç olmazsa bizim ekonomiyi mutlaka sürüklendiği çukurdan çıkarmamız icap eder.

‘Seçilmesinde tereddüt edilmeyecek bir aday olmalı’

6 parti olarak ısrarla, “adaylık meselesi”nin görüşmediğinizi söylüyorsunuz. İsim olmasa da aday belirleme yöntemi hiç konuşulmadı mı? Ya da konuşulması gerekmiyor mu?

Konuşulmadı genelde. Ama cumhurbaşkanlığı adaylığı özellik arz eden bir konu, en önemli konu. Çünkü seçilecek cumhurbaşkanı parlamentoda çoğunluğu sağlamış olsanız bile tek başına çok geniş yetkilere sahip. O halde cumhurbaşkanı adayının seçilmesinde tereddüt olmayacak bir aday olması elzem. Bunun da kamuoyu yoklamaları ile belirlenmesi icap eder. Bu noktaya girilmedi. Her siyasi partinin genel başkanı da aday olabilir. Sayın Kılıçdaroğlu da olabilir. Ama bizim buradaki derdimiz, aramızdan birinin aday olmasından çok; biz bu seçimi kiminle şüphesiz alırız noktasında bir çalışmanın olmasında fayda olur.

Adaylık konusunda bizim çok titiz davranmamız gerekir. Elbette biz, kimsenin gönlünün kırılmasını arzu etmeyiz. Ancak böyle bir değerlendirmeye giderken, mutlaka seçimi alacak bir adayla hareket etmemiz icap eder kanaati ağır basıyor.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “5 partinin lideri desteklerse aday olurum” dedi. Sizce Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacak aday mıdır, aday olursa destek verir misiniz?

Bu konuda şimdi bir yorum yapmak doğru olmaz benim yönümden. Yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun böyle demesini de garipsemiyorum, doğru buluyorum. Aslında ana muhalefet partisi genel başkanı olarak böyle bir şeyi söylemesi, düşünmesi gayet makul. Ancak biraz önce de ifade ettiğim gibi, hakikaten tereddüt göstermeden bizim bu seçimi kazanacağımız bir adayı belirlememiz lazım. O aday Sayın Kılıçdaroğlu olursa o da olur. Ama iyi araştırılması, iyi etüt edilmesi gerekir.

Bahçeli’ye ‘HDP gizli ayak’ tepkisi: ‘Doğrudan doğruya yalan!’

Yuvarlak masa toplantınızla ilgili MHP lideri Bahçeli, HDP’yi “gizli ayak” olarak nitelendirdi. Ama öte yandan HDP ise “biz yok sayıldık” diye tepki gösterdi. Nasıl yorumluyorsunuz bu tepkileri?

Biz bu konuda HDP’yi yok sayamayız. Ancak ille de Millet İttifakı içinde olması icap eder diye bir kural da yok. Bunu dışlanmışlık olarak da görmemek lazım.

Ama ben Sayın Bahçeli’nin yaklaşımını üzülerek takip ediyorum. Bir partinin genel başkanı, ayağı yere basmadan “bu tip değerlendirmeler bana avantaj sağlar” diye bir yorum içine girmemeli. Böyle şey mi olur? HDP orada olmayacak, gündeme gelmeyecek ama siz diyeceksiniz ki “orta direkte bu var…” Bu doğrudan doğruya yalan. Bunu söylemek, yalan söylemek. Şunun farkında değiller, yalan söylemek siyasetçinin itibarını ortadan kaldırır.

‘Başörtüsü konusunu, hukuki güvence altına almak mümkün’

Baş örtüsü gibi kimi dini hassasiyetlere ilişkin konularda muhafazakar seçmende, “AKP giderse kazanımlarımızı kaybeder miyiz” endişesi dile getiriliyor. Muhalefet ittifakı olarak bu kaygıları giderecek ne gibi adımlar atacaksınız?

Biz bu taahhüdü vermek mecburiyetindeyiz. Biz bugüne kadar inançlı kesimin kazanımlarının kaybedilmesine kesinlikle rıza göstermeyiz. Yani baş örtüsü bundan sonra bir problem olarak ortaya çıkmaz. Hatta bunu hukuki teminat altına almak bile mümkün. Biz buradan taviz vererek bir birlikteliğin içinde olamayız. Millet İttifakı’nda buna karşı çıkacak hiçbir partinin olmadığını da görüyorum.

‘Herkes kendi adı, amblemiyle seçime girer’

Geçen seçimde partinizin adayları CHP, Demokrat Parti adayları da İYİ Parti listesinden seçime girmişti. Önümüzdeki seçimde de böyle bir yöntem benimsenir mi?

Yok, herkes kendi adı, amblemiyle girer. İttifak dediğimiz bugünkü seçim kanununda tarif edilen şekil, ittifakın içinde olursanız, kendi ambleminizle giriyorsunuz. Belirlenen bir nispetin altında oy aldığınız zaman bile bir, iki ilden milletvekili çıkarabiliyorsunuz, baraja takılmıyorsunuz. Ama şu anda partiler kısmen bir araya gelip tek amblem altına gelip seçime girer mi? Bu da bir yoldur ama ben Millet İttifakı’nın böyle bir şekilde bir araya gelip de, bir liste oluşturacaklarını şu anda tahmin etmiyorum.

’28 Şubat zikredilince herkes bir an durdu’

Parlamenter sistem açıklamasının yapılacağı toplantının 28 Şubat’ta yapılması da çok tartışılıyor. İktidar kanadı, bu tarihi “manidar” buldu Hakikaten “manidar” bir tercih mi yapıldı?

Aslında tam bir tesadüf oldu. Hatta 28 Şubat tarihi zikredilince, ister istemez herkes şöyle bir durdu. Yani niye 28? Biz bunu 28’inde değil de 7’sinde (Mart) yapsak… Bu da düşünüldü. Ama sadece 28 olduğu için bunu 7’sine tehir etmenin pek de önemli olmadığını, hatta bizim yönümüzden, 28 Şubat dayatmasına karşı bir tavır olduğunu söylemek bile mümkün. Biz onun bir tavır olarak algılanmasının daha doğru olduğunu düşündük, 28 Şubat olsun dedik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6 parti içinden birisiyle ittifak yapabilir misiniz?” sorusuna “Haşa. Tabanımız kabul etmez” yanıtı verdi. Oysa geçmişte Oğuzhan Asiltürk’le ittifak görüşmelerini yürüttüğünü biliyoruz… Artık umudu kesti mi sizden?

Sayın Erdoğan’ın böyle bir tavır sergilemesini mantıklı buluyorum. Yani “biz zaten güçlüyüz, kimseye de itibar etmeyiz, Sayın Bahçeli ile seçime gireriz” Bu havayı topluma yayacak ki toplumda kendisinin zayıfladığı kanaati doğmasın. Şu anda ben Tayyip Bey’in yani Cumhur İttifakı’nın kazanma ihtimalini görmüyorum diyebilirim, veya çok zayıf bir ihtimal olarak görüyorum. Zaten MHP oyları büyük ölçüde erimiş görünüyor. AK Parti’den de kopanlar artık çok açık; başbakanlık, bakanlık yapan insanlar artık bu partiyi terk ettiler.

İnsanlar fikirlerini beyan ederken endişe ediyor. Onun için de kendi fikirlerini açıkça dile getirenler bile yüzde 30’lara indiyse, seçimde çok daha büyük bir yenilgiyle AK Parti’nin çıkma ihtimali var.

Nereye gidiyor AKP’nin kaybettiği seçmen, size geliyor mu?

Bu seçmen bize gelebilir, ama mütereddit. AK Parti’den kopan arkadaşlara da bu seçmen şimdilik tam olarak güvenemiyor. Seçimde başarılı olup olamayacaklarından dolayı. O noktada da yine her şeye rağmen, en iddialı, en güçlü parti Saadet Partisi’dir. Biz onlardan ciddi bir destek gelir diye ümit ediyoruz. Elbette bir kısmı da gerek Gelecek, gerek DEVA Partisi’ne temayül gösterebilirler.

Asiltürk’ün, partinizin büyüyemediğine dair eleştirileri vardı, hatta kongre resti de çekmişti ama ömrü vefa etmedi. Siz partinizin neden büyüyemediği konusunda özeleştiri yapıyor musunuz?

Saadet Partisi’nin bugüne kadar seçmen nezdinde fazla itibar görmemesinin temel sebebi, toplumda oluşturulan yanlış olgudur. AK Parti’yi sanki, -her ne kadar milli görüş gömleğini çıkardım, dese de- Milli Görüş’ün devamı gibi algılamasıdır. Erbakan Hoca hayattayken ilk seçimlerde biz yüzde 2,5 aldık. Bizim seçmenimiz olduğu gibi AK Parti’ye gitti. Ondan sonraki seçimlerde de birtakım kazanımlar olunca, İmam Hatip okulları, başörtüsü gibi; o devam etti.

İktidara kim destek veriyor dersek, birincisi bankada 1 milyonu bulunanlar. Ben bunların 3-5 milyon arasında oyunun olduğu kanatindeyim. İkincisi sosyal yardım alanlar. Bu 2,5 milyon civarında aileydi, bu şimdi belki 4 milyona çıktı diyorlar. Tam olarak ölçememekle birlikte burada yaklaşık olarak 8-9 milyonla 13-14 milyon arasında oy var. Bu insanları bizim “iktidara geldiğimizde yardımlarınız kesilmeyecek” diye ikna etmemiz lazım. Üçüncüsü de belli bir kesim var, bunlar ağırlıklı olarak cami cemaati olarak görünebilir. Ama onlar da biz kazanımlarımızı kaybederiz endişesini taşıyan gruplar. Biz aradaki tereddütlü 15 milyon seçmeni ikna edebilirsek mesafe katederiz.

Yüzde kaç oy bekliyorsunuz önümüzdeki seçimde?

Bizim muhatabımız seçmenin yüzde 100’üdür. Onlardan ne kadar çıkar bir tahminde bulunmayı doğru bulmuyorum. Ama biz ciddi bir patlama yapacağımız ümidini taşıyoruz.

Ekonomik krize karşı iktidar yeni birtakım enstümanları devreye soktu ve “beş, altı ay sonra sonucunu alırız” diyor. Siz bir erken seçim bekliyor musunuz?

Ben pek erken bir seçim beklemiyorum. Olağanüstü bir durum meydana gelir de Tayyip Bey, “Bu iş gidiyor, onun için bir an önce mevcudu koruyalım” diye bir havaya girerse ayrı. Ancak kendileri seçim kanununda da birtakım değişiklik yapmak istiyor. Bu değişiklikleri Mart ayı içinde bitirmek istiyorlar. O değişikliklerin seçimde uygulanabilmesi için 12 ay geçmesi lazım. O da 2023 demektir.

İsrail’le ilişkiler: ‘Tavır koyarız’

İktidarın İsrail ile ilişkilerine en sert tepkiyi siz koyuyorsunuz. İttifak ortaklarınızla iktidara gelirseniz, İsrail ile ilişki kurmayacak mısınız veya kurulursa tutumunuz ne olacak?

Biz bir tavır koyarız. İsrail ile olan münasebetlere biz yumuşak yaklaşamayız. Yaptıkları zulüm arşa çıktı. Biz zulmün karşısındayız. Bunu terennüm ederiz, dile getiririz, ayağını denk alacaksın, deriz. Dış politikada da, bir ülkenin menfaati benim menfaatimle çelişiyorsa, hukuka bakarız, yine uluslararası hukukta da varsa bir hakkı, tamam oturup konuşalım. Yoksa biz onun zulmüne rıza gösteremeyiz. Bizim burada hiç şakamız yok.

‘Türkiye itidalli davranmalı’

Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye’yi nasıl etkileyebilir, sizce Türkiye nasıl bir politika izlemeli?

Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne müdahalesini doğru bulmuyoruz. Biz buna rıza gösteremeyiz. Rusya ile de aramızın bozulmasını arzu etmeyiz, ama buralarda çatışma ortamının doğmasını da arzu etmeyiz. Bu noktalarda bizim çok itidalli davranmamız icap eder, çünkü zor bir iş.

Paylaşın

HDP’li Güzel Hakkındaki Rapor TBMM Genel Kurulu’na Sunuldu

TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, “silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla hakkında iki ayrı fezleke hazırlanan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde hazırladığı raporu, TBMM Genel Kuruluna havale etti.

Güzel hakkında isnat olunan suça yönelik gizli tanık tarafından ciddi ve ayrıntılı tespit ve bilgilere yer verildiği, yasama dokunulmazlığının milletvekillerine tanınan bir ayrıcalık ve imtiyaz olmadığı ifade edilen raporda, iddiaların bağımsız ve tarafsız yargı organlarınca incelenerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının hem TBMM’nin hem de milletvekilliği makamının itibarı açısından yararlı olacağı belirtildi.

Karma Komisyon’da yapılan oylama sonucunda, soruşturma dosyası bakımından yargılamanın devamını sağlamak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına oy çokluğuyla karar verildiği kaydedildi.

Raporda muhalefet şerhi

Raporda yer alan muhalefet şerhinde ise Güzel’in, ivedi olarak dokunulmazlığının kaldırılmasını gerektirecek bir neden olmadığı savunularak şu ifadelere yer verildi:

“Gidiş amacı göz önünde bulundurulmadan salt PKK’lilerle fotoğrafı olduğu için bir kişinin örgüt üyeliği ile suçlanması ve bu kişi milletvekili ise dokunulmazlığının kaldırılmasının istenmesi adalet ve hakkaniyetle bağdaştırılamaz.

“PKK üyesi olmayan ancak farklı zamanlarda, farklı amaçlarla PKK kamplarını ziyaret etmiş başkaca kişiler olmuştur ve bu kişilerle ilgili hiçbir soruşturma başlatılmamıştır. Bu durum, bugüne değin bir kişinin PKK kamplarına gitmesinin değil, gidiş amacına göre suç olarak nitelendirildiğini veya nitelendirilmediğini göstermektedir.”

Süreç nasıl işleyecek?

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurul’da okunarak görüşülecek. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapacak.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonu’nda, Karma Komisyon’da veya Genel Kurul’da kendi savunmasını yapabilecek ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebilecek.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanacak. Daha sonra Karma Komisyon’un yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunulacak.

Genel Kurul’da dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı 151.

Ne olmuştu?

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, 2017’de hayatını kaybeden PKK’li Volkan Bora ile fotoğrafları basına servis edildi.

Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi.

Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti.

Güzel, 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.

Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı; Anayasa ve Adalet komisyon üyelerinden oluşan TBMM Karma Komisyonu’na gönderildi. Dosyadaki yazışmaları yürütme yetkisiyle kurulan Hazırlık Komisyonu, 3 Şubat’ta oy çokluğuyla aldığı karar ile Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde rapor verdi.

18 Şubat’ta Hazırlık Komisyonu’nun raporunu değerlendiren Karma Komisyon, Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması kapsamında hazırlanan raporu, AKP, MHP, CHP ve İyi Parti milletvekillerinin oyuyla kabul edildi. HDP milletvekilleri hayır oyu kullanarak, komisyon kararına şerh düştü.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Rusya’yı Uluslararası Hukuka Uymaya Davet Ediyorum

Rusya-Ukrayna krizine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum” dedi.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını kınadı.

“Dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir”

Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum. 21. yüzyılda Sovyetler Birliği’ni yeniden diriltme çabaları dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir.

Bu girişim kesinlikle kabul edilemez! Bölgemizin ve dünyanın her zamankinden daha fazla barış ve huzura ihtiyacı vardır. Tüm taraflara sağduyu ve itidalle dünya barışını korumaya yönelik olarak sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Saadet Partisi de sosyal medya hesabından, “Tüm taraflara ve güçlere dünya barışını korumaya yönelik sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. İŞGALE ve SAVAŞA HAYIR!” notunu düştüğü bir paylaşımda bulundu.

Paylaşın