ABD’nin Ukrayna’ya Vereceği ‘Kamikaze İHA’lar Savaşı Nasıl Etkileyecek?

Batılı ülkeler, Rusya’nın işgaline uğrayan Ukrayna’ya askeri yardımlar gönderiyor. Son olarak ABD, 800 milyon dolarlık yeni askeri destek paketinin parçası olarak Ukrayna’ya ‘kamikaze’ insansız hava araçları vereceğini duyurdu.

Kullanımı pratik olan “Switchblade”, çarpma anında patlayan küçük ‘intihar uçağı’ olarak adlandırılıyor. Bu ‘uçan silah’ hakkında ne biliyoruz? ‘Kamikazeler’, Ukrayna’daki savaşta ne gibi bir fark yaratabilir?

Switchblade, bir sırt çantasına sığacak kadar küçük; saatte yaklaşık 100 km hıza ulaşabiliyor. Tek kullanımlık drone üzerinde kameralar, rehberlik sistemleri ve patlayıcılar taşıyor.

Çoğu silahın aksine, Switchblade herhangi bir zamanda bir görevi devre dışı bırakabiliyor ve operatörün verdiği komuta bağlı olarak başka bir hedefe yeniden kilitlenebiliyor. Bu noktada sivillerin korunması amaçlanıyor.

‘Yeni nesil füze’

Switchblade 300 ve Switchblade 600 olmak üzere iki versiyonu bulunuyor. Üretici AeroVironment’e göre Switchblade 300, hedefini vurmadan önce 15 dakika boyunca 10 km mesafeye kadar uçabiliyor.

Şirket, kamikaze drone’nun gerçek zamanlı GPS koordinatlarını ve videoları kullandığını belirtiyor. Fırlatıcı ve taşıma çantasından oluşan kit dahil 2.5 kg ağırlığında. Bu drone, hava, deniz ve karadan fırlatılabiliyor.

Daha büyük Switchblade 600, tanklar gibi zırhlı hedefleri vurmak için tasarlandı. AeroVironment’e göre taşıdığı füzeyle 55 kg ağırlığa ulaşan drone 10 dakikadan daha kısa sürede konuşlandırılabiliyor. Yaklaşık 40 dakika havada kalabilen “yeni nesil füze”, 40 km menzile sahip.

Ukrayna başka hangi silahları kullanıyor?

Ukrayna, lazer güdümlü bombalar atan Bayraktar TB2 insansız hava araçları da kullanıyor. Londra merkezli Royal United Services Enstitüsü’nden Jack Watling’e göre, insansız hava araçları, Rusya işgalinin ilk aşamalarında beklenmedik şekilde başarılı oldu. ABD yönetimi şu ana kadar Ukrayna’ya 1.2 milyar doların üzerinde güvenlik yardım paketini onayladı.

Onlar arasında 600’den fazla Stinger uçaksavar füzesi, 2.600 Javelin zırhlı sistem, 200 el bombası fırlatıcısı ve mühimmat, 200 pompalı tüfek, 200 makineli tüfek, yaklaşık 40 milyon hafif silah mühimmatı ve 1 milyondan fazla el bombası, havan ve havan topu bulunuyor. Ayrıca helikopterler, devriye botları, uydu görüntüleri, zırhlar, kasklar da Ukrayna’ya gönderildi.

ABD’den yeni paket

ABD Başkanı Joe Biden “Ukrayna’ya savaşması ve önümüzdeki tüm zor günlerde kendilerini savunması için silah vereceğiz.” dedi. Yeni 800 milyon dolarlık yardım paketinde 800 Stinger uçaksavar sistemi, 2.000 Javelin, 1.000 hafif zırhlı silah ve 6.000 AT-4 taşınabilir tanksavar silahı bulunuyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 105 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 17 bin 328 yeni vaka tespit edilirken, 105 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,27 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,04 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 295 bin 004 test yapılırken, 17 bin 328 yeni vaka tespit edildi. 105 kişi hayatını kaybederken, 18 bin 269 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,27 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,04 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 435 bin 701’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 18 Mart verilerine göre, dün 312 bin 117 test yapılmıştı. Dün, 19 bin 126 vaka tespit edilirken, 123 kişi hayatını kaybetmiş ve 20 bin 274 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

EMEP Genel Başkanı Akdeniz: Halk İttifakını Örgütlüyoruz, Geliyoruz

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Bir tarafta Cumhur ittifakı bir tarafta Millet İttifakı. Şimdi yapmaya çalıştıkları şey AKP ve CHP arasına sıkıştırılmış bir seçim yarışı. Bunu reddediyoruz. Üçüncü bir seçeneği, devrimci demokrat halk ittifakını örgütlüyoruz, geliyoruz, geliyoruz arkadaşlar” dedi.

Emek Partisi (EMEP) İstanbul İl Örgütü tarafından Avcılar’da bulunan Violent Balo Davet Salonu’nda dayanışma yemeği düzenlendi. Dayanışma yemeğine çok sayıda siyasi parti ve sendika temsilcilerinin yanı sıra yüzlerce işçi ve emekçi de katıldı.

Evrensel’de yer alan habere göre; Dayanışma gecesinin açılış konuşmasını EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros yaptı. Etkinliğe katılan konukları selamlayan Barbaros, birlikte mücadele vurgusu yaparak önümüzdeki dönemlerde gerçekleşecek Newroz ve 1 Mayıs etkinliklerine katılım çağrısı yaptı.

Daha sonra söz alan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 18 Mart’ta Çanakkale’de Anadolu’nun her yerinden insanların yurdunu savunmak için kahramanca omuz omuza dövüştüğünü söylerken “Onları saygı anıyoruz. Ama Osmanlı yönetiminin de bu ülke insanlarını savaşa sürükleyen politikalarını unutmayacağız” dedi. Çanakkale’de açılan köprünün maliyetinin yine halkın sırtına yükleneceğini söyleyen Akdeniz “45 bin araç garantisi veriyorlar. KDV dahil köprüden geçiş ücreti 18 avro. Geçiş garantisi 6 milyar avro. Köprüden geçmeyen araçların maliyeti yine bizlerden, halktan, sizden çıkacak. İşte bunlar Çanakkale diye diye her destandan rant çıkaran tüccarlar şebekesidir. Bunların vatanla milletle bir alakaları yoktur” ifadelerini kullandı.

“Türkiye NATO’dan çıkmak zorundadır”

Rusya ile Ukrayna arasında süren savaşla ilgili “Biz Ukrayna’da, Donbas’ta, Kırım’da gerici emperyal heveslerle işbirliği yapan burjuva yönetimlerine hayır diyoruz. Biz Ukrayna halkının, Donbas halkının, Kırım halkının kendi  kaderini tayin etme hakkını savunuyoruz. Rusya, Ukrayna topraklarını terk etmeli, işgal son bulmalı” dedi. “NATO da emperyalisttir, Amerika da emperyalisttir, AB de Rusya da emperyalisttir. Biz emperyalizme karşı devrim ve sosyalizmin bayrağı diyoruz” diye konuşan Akdeniz, hükümetin iki yüzlü tutum sergilediğini söyleyerek şunları söyledi: “Savaş bütçesi Meclisten geçtiği sürece, Ukrayna’ya SİHA’lar satıldığı sürece NATO’nun truva atı olarak o bölgelerde cirit atmak barışı değil, savaşı getirir. Türkiye’nin garantörlüğü Türkiye’nin savaş bataklığına çekilmesini getirir. NATO’ya karşı barış mücadelesi anti emperyalist olmak zorundadır. Türkiye NATO’dan çıkmak zorundadır. Barışı savunuyorsanız önce NATO’dan çıkacaksınız”

Yaşananların ülke ekonomisine yansımasını da değerlendiren Akdeniz “Memleketi tefecilerin eline düşürdüler. Patronlara faiz cenneti, emekçilere enflasyon cehennemini bu iktidar yarattı. Ülkenin tahıl deposu Konya nerede, ayçiçek diyarı Trakya nerede? Hepsini yabancı şirketlere peşkeş çektiler. Türkiye gıda krizi, açlık kriziyle karşı karşıya. ‘Aman bekleyin seçim gelsin’ demeyeceğiz. Halkın örgütlü gücüyle iş için, ekmek için, demokrasi için meydanlara ineceğiz. Newroz’lardan 1 Mayıslara yüz binler meydanlarda olacak” dedi. Geçtiğimiz ay yüzün üzerinde fabrika ve işyerinde eylemler olduğunu söyleyen Akdeniz “Sorun şu: Bütün bunları nasıl birleştireceğiz? Bir genel grevi, bir genel direnişi nasıl örgütleyeceğiz. İşte bunu yaptığımızda bu düzen siyasetini yapanlar tarihin çöplüğüne gidecekler” dedi. Bugün dünyada ve Türkiye’de en önemli eksikliğin uluslararası işçi sınıfının siyaset sahnesinin göbeğine oturmaması olduğunu söyleyen Akdeniz “Bugün eksiklik işçilerin kendi partilerini güçlendirmeleridir. EMEP’in her bürosu bir mücadele okuludur. Gelin siyasete katılın ve işçi sınıfı nasıl siyaset yaparmış bu burjuva bezirganlara gösterelim” ifadelerini kullandı.

“Üçüncü bir seçeneği, devrimci demokrat halk ittifakını örgütlüyoruz, geliyoruz”

AKP ve MHP’nin Meclise sunduğu seçim yasası teklifini de eleştiren Akdeniz “Sandıkları daha çok korumamız gerekecek. Demokratik iradeyi hep birlikte sahiplenmemiz gerekecek. Eskiden iki kutuplu bir burjuva siyasete Türkiye halklarını mahkum etmek istiyorlardı. Bir tarafta Cumhur ittifakı bir tarafta Millet İttifakı. Şimdi yapmaya çalıştıkları şey AKP ve CHP arasına sıkıştırılmış bir seçim yarışı. Bunu reddediyoruz. Üçüncü bir seçeneği, devrimci demokrat halk ittifakını örgütlüyoruz, geliyoruz, geliyoruz arkadaşlar” dedi.

Basın üzerindeki baskılara dikkat çeken Akdeniz “Evrensel, BirGün, Yeni Yaşam, Cumhuriyete sahip çıkacağız. Basın İlan Kurumu 900 günü aşkın bir süredir Evrensel’e ilan vermiyor. Evrensel baskılara direniyor. Daha çok okuyacağız, okutacağız” dedi.

Eskişehir’de Gezi direnişi eylemleri sırasında polis ve sivil kişilerce darp edilerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın doğum gününü kutlayan Akdeniz, Gezi Davası’nın 21 Mart’ta görülecek 5’inci duruşmasına da çağrı yaparak “Mücella Yapıcı ve arkadaşlarının dava duruşması görülecek. Herkesi Gezi’ye, yargılanan arkadaşlarımıza sahip çıkmaya çağırıyorum” dedi.

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı Türkiye-ABD İlişkilerini Nasıl Etkiledi?

Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale başlaması, son yıllarda inişli çıkışlı bir süreç izleyen Türk-Amerikan ilişkilerinde dengeleri değiştirmişe benziyor. Ankara’nın net şekilde Rusya’nın işgal girişimini reddetmesi, Montrö Sözleşmesi uyarınca İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nı kapatması, diplomatik çözüm için çaba göstermesi Washington’dan “takdir ve teşekkür” mesajlarını getiriyor.

Diplomatik kaynaklara göre, gelecek hafta düzenlenecek NATO Zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasında bir görüşme olması sürpriz sayılmamalı. İki ülke arasında artan diyaloğun F-16 satışı ve S-400’ler sorununu nasıl etkileyeceği, tartışılan konular arasında.

Ukrayna krizinin Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrine ve diyaloğuna olan olumlu etkisi hem Ankara hem de Washington’daki yetkililer tarafından dile getiriliyor. Rusya’nın NATO sınırlarına kadar genişleyen saldırıları, Avrupa’nın güvenliği açısından NATO’nun kurumsal olarak önemini ortaya koyduğu gibi, jeopolitik konumu ve Moskova ile ilişkisi de Ankara’nın ittifak içindeki kritik rolünün teyit edilmesini sağladı.

Hem Washington hem de diğer önemli NATO başkentlerinde yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin rolü açısından dört ana unsur öne çıktı. Birincisi, Ankara’nın Moskova ile derin ekonomik ve ticari ilişkilerine karşın Ukrayna’ya dönük askeri operasyonu kesin bir dille reddetmesi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki kınama oylamasında uluslararası toplumla birlikte hareket etmesi.

İkincisi, Ukrayna’nın Kırım dahil toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunmasına verdiği siyasi desteğin yanı sıra, başta silahlı insansız hava araçları (SİHA) olmak üzere, Kiev’e verdiği askeri destek. Türkiye’nin bu yöndeki desteğinin 24 Şubat sonrasında da sürdüğü uluslararası basında çıkan ve Ankara tarafından yalanlanmayan haberler arasında yer alıyor.

Üçüncü önemli gelişme, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi uyarınca İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nı askeri gemilere kapatması. Başta Ukrayna olmak üzere ABD ve diğer NATO üyeleri, Rus savaş gemilerinin Karadeniz’e geçişini engelleyen bu adımı takdir ettiklerini kayda geçirdiler.

Diğer bir önemli unsur da Türkiye’nin, ikisiyle de özel ilişkilere sahip olduğu Rusya ve Ukrayna arasında sorunun diplomatik yolla çözümüne yaptığı katkı oldu. Tarafların arasındaki görüş ayrılıklarının azaltılması ve sonunda bir anlaşmaya varılması açısından oynadığı rolü sürdüren Türk liderlerinin özellikle Rusya karşıtlarıyla temasta kalmaları önemli bir araç olarak değerlendiriliyor.

Bunlarla beraber Türk dış politikasında geçen seneden bu yana gözlemlenen normalleşme kapsamında İsrail, Ermenistan, Yunanistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle yeniden temasların kurulması ve gerilimden işbirliği sürecine geçiliyor olması da Washington’da olumlu yansıyan gelişmeler arasında.

Ankara-Washington temasları artıyor

Bu süreçte Türk-Amerikan ilişkilerine olumlu yansıyan en somut gelişme, diyaloğun sıklığı ve düzeyindeki artış oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden’ın 9 Mart’ta yaptıkları telefon görüşmesinin yanı sıra, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ABD’li mevkidaşı Anthony Blinken ile Savunma Bakanı Hulusi Akar da ABD Savunma Bakanı Austin Lloyd ile kriz sürecinde birden fazla kez temas kurdular.

Diplomatik kaynaklar, 24 Mart’ta Brüksel’de düzenlenecek olağanüstü NATO Liderler Zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasında yeni bir görüşme gerçekleşmesi olasılığının yüksek olduğunu kaydettiler. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun 1-2 ay içerisinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve diğer yetkililerle görüşmek üzere Washington’a bir ziyaretinin planlandığı da öğrenildi.

Düzenli Stratejik Diyalog Mekanizması

Türk-Amerikan diyaloğunun önemli sonuçlarından biri de Stratejik Diyalog Mekanizması’nın aktive edilmesi kararı oldu. Ankara’nın uzun zamandan bu yana talep ettiği mekanizma için yeşil ışık, Erdoğan-Biden arasında geçen sene Roma’da yapılan görüşmede yakılmıştı.

Söz konusu mekanizmayı, ikili ilişkilerin tamamını, yaşanan sorunları ve işbirliği alanlarını yapısal bir bütünlük içinde ve düzenli aralıklarla ele alınması için isteyen Ankara, dışişleri bakanı ya da bakan yardımcısı düzeyinde işletilecek bu sürecin yararlı olacağına inanıyor.

Bu konuda ilk adım 4 Mart’ta Türkiye’de temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın ziyareti sırasında atılmıştı. Bu sürecin önümüzdeki haftalarda ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Türkiye’ye yapılacak farklı düzeylerdeki ziyaretlerle daha da ileri taşınması bekleniyor.

Bu mekanizma kapsamında iki ülke arasında siyasi, ticari ve ekonomik ilişkilerin doğru ve stratejik bir düzlemde ele alınması, ABD’nin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Kuzey Suriye’de YPG’ye sağladığı destek ve Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerinden kaynaklanan sorunların çözüme kavuşturulmaya çalışılması öngörülüyor.

Ankara’ya yaptırım baskısı yok

Ukrayna odaklı gündemde en çok merak edilen konular arasında Türkiye’nin Rusya’ya karşı başlatılan yaptırımlara katılması konusunda ABD’den bir telkin ya da baskının gelip gelmediği de yer alıyor. Ankara’nın bu yönde bir baskıyla karşılaşmadığını, hava sahasını açık tutmasının da anlaşılır karşılandığı kaydediliyor.

Ancak bu durumun Rusya’nın Suriye’den Ukrayna savaş alanına askeri ekipman ya da paralı savaşçı taşıdığı bilinen askeri uçakları kapsamamasına dönük bir beklentinin masaya gelme olasılığı Ankara’da dile getirilen konular arasında.

F-16 satışını ve S-400’leri nasıl etkileyecek?

Türkiye ile ABD arasında geçen senenin sonundan itibaren geliştirilen “pozitif gündemin” en önemli etkenlerinden bir tanesi Türk Hava Kuvvetleri’nin gereksinimi kapsamında 40 adet yeni nesil F-16 alım ve mevcut filoda yer alan 80 uçak için de modernizasyon kiti talebi oldu. S-400’leri konuşlandırdığı için beşinci nesil savaş uçağı F-35 programından çıkarılan Türkiye, bu adımla hava kuvvetlerinde zaafın önüne geçmeyi planlıyor.

Kaynaklara göre, geçen aylarda başlayan teknik görüşmeler yaz aylarında tamamlanabilir ve onay için ABD Kongresi’ne sunulabilir. Biden yönetimi, F-16’ların satışı konusunda Ankara’ya hükümet tarafından bir sorun çıkartılmayacağını ancak Kongre’de onayın güç olacağını kaydediyordu.

Ankara ise Ukrayna krizinin yarattığı büyük güvenlik riskinin sadece Türkiye değil tüm ittifakı etkileyebileceği, dolayısıyla Amerikan yönetiminin NATO’nun güneydoğu kanadının hava üstünlüğünü gözeterek F-16’ların satış onayı için Kongre nezdinde daha fazla baskı yapması gerektiğini kaydediyor.

Kaynaklar, son gelişmelerin Kongre nezdinde belli bir parça etkisi olduğuna dikkat çekiyor ve F-16’lar için onay sürecinin bundan olumlu etkilenebileceğini belirtiyor. Türkiye, NATO içerisinde ABD’den sonra en büyük F-16 filosuna sahip.

Ancak sayıları azalsa da Kongre üyeleri arasında Türkiye aleyhine konuşmaya devam eden üyeler de var. Yunan lobisine yakınlığıyla bilinen Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör Bob Menendez, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, F-16’ların satışa onay verilmesi için Türkiye’nin S-400’leri topraklarından çıkarması gerektiğini yinelemişti.

Ankara’daki diplomatik kaynaklar ise Türk-Amerikan ilişkilerinde en ciddi tıkanma noktalarından olan S-400 hava savunma sistemleri ile ilgili sorunun ikili diyaloğun normalleşmesine paralel olarak çözülme fırsatı olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye, S-400’leri Rusya’dan 2019 yazında konuşlandırmaya başlamış ve bir kez test etmişti. Hava savunma sisteminin Ankara yakınlarındaki bir askeri üste bulundurulduğu ancak bir daha aktive edilmediği kaydediliyor. Amerikan yasaları, Türkiye’nin Rus silah sistemini elinde tutmaması hükmünü içeriyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Aksoy Araştırma: Halkın Ekonomide Umudu Kalmadı

İktidar, ekonomide pembe tablo çizmeye çalışsa da yurttaşın en önemli sorunu temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması. 11 Mart’ta 1067 kişiyle yapılan Aksoy Araştırma’nın Türkiye Monitörü 2022 10. hafta araştırmasının sonuçları da bu tabloyu ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 73,4’ü Türkiye’nin gidişatının kötü olduğunu belirtti.

Türkiye’nin iyiye gittiğinin düşünenlerin oranı sadece yüzde 9,5 oldu. Geçen aylar ile kıyaslandığında, ekonomideki kriz derinleştikçe Türkiye’nin genel gidişatıyla ilgili olumsuz görüş de artıyor. Geçen ay gidişatın kötü olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 67,8’di. Geçen yılın mart ayında yapılan ölçümde ise Türkiye’nin kötüye gittiğini belirtenlerin oranı yüzde 66,3’tü. AKP’ye oy vereceğini söyleyenlerin yüzde 55’5’i, MHP’ye oy vereceğini söyleyenlerin yüzde 56,9’u ülkenin gidişatının kötü olduğunu ifade etti. Türkiye’nin genel gidişatıyla ilgili en olumsuz görüş HDP seçmenine aitti. HDP seçmeninin tamamı Türkiye’nin genel olarak kötüye gittiğini ifade etti.

En büyük sorun ekonomi

Araştırmaya katılanlara Türkiye’nin en önemli sorununun ne olduğu da soruldu. Katılımcıların yüzde 70,2’si “Ekonomi” cevabını verdi. Adalet başlığı ise yüzde 10 ile ikinci sırada yer alan en önemli sorundu. Katılımcılara göre güvenlik yüzde 0,4, sağlık ve çevre başlıkları yüzde 0,6 oranları ile en düşük oranda görülen sorunlardı. Bu durum halk nezdinde sağlığa bakışın giderek normalleştirildiğini gösterdi.

Türkiye’nin gidişatına paralel olarak araştırmaya katılanlara ekonomik gidişat da soruldu. Katılımcıların yüzde 84,8’i ekonominin gidişatını “berbat/kötü” buldu. “Aynı” bulanların oranı yüzde 11,3, “mükemmel/iyi” bulanların oranı ise yüzde 3,9 oldu. Ocak 2021’den itibaren seçmenin yarısından fazlası ekonomiyi “berbat/kötü” olarak değerlendiriyordu. Özellikle eylül 2021 tarihinden itibaren seçmenin olumsuz görüşünün giderek arttığı dikkat çekti. AKP seçmeninin yüzde 73,2’si, MHP seçmeninin ise yüzde 73,6’sı ekonominin mevcut durumunu “berbat/kötü” olarak nitelendirdi.

Katılımcıların ekonominin geleceğine dair görüşleri de genel olarak olumsuzdu. Araştırmaya katılanların yüzde 60,6’sı ekonominin bir yıl sonra şu anki halinden daha kötü olacağını ifade etti. İyi olacağını belirtenlerin oranı yüzde 23, aynı kalacağını belirtenlerin oranı ise yüzde 16,4’tü.

Araştırmada sağlık çalışanlarının hak arayışı, ayçiçek yağı fiyatlarındaki fahiş artış, zeytinlik alanların madenciliğe açılmasıyla ilgili de konular ele alındı. Araştırmaya katılanların yüzde 83,8’i Cumhurbaşkanı olması durumunda sağlık çalışanlarını dinleyeceğini ve talep ettikleri gerekli iyileştirmeleri yapacaklarını ifade etti. Mevcut koşulların yeterli olduğunu belirterek giden doktorların yerine yeni mezunları getireceğini belirtenlerin oranı yüzde 16,2’ydi.

Artan ayçiçek yağı fiyatları gündeme gelen sorunlardan bir diğeri olarak seçmene farklı seçeneklerle soruldu. Araştırmaya katılanların yüzde 39,1’i fiyatların hükümetin yönetememesinden dolayı arttığını belirtti. Marketleri sorumlu bulanların oranı ise yüzde 34,2 oldu. Katılımcıların yüzde 13,8’i üretici maliyetlerinin artmasını, yüzde 12,9’u ise Rusya-Ukrayna savaşını işaret etti. Resmî Gazete’de yapılan yönetmelik değişikliğiyle zeytinlik alanlarının madencilik faaliyetlerine açılması seçmene sorulduğunda desteğin düşük olduğu görüldü. Araştırmaya katılanların yüzde 61,9’u bu kararı desteklemediklerini belirtti. Bu alanda AKP’lilerin yüzde 42,2’sinin kararı desteklemediklerini söylemeleri dikkat çekti. MHP’lilerin kararı desteklemeyenlerinin oranı ise yüzde 43,1 oldu.

AKP ve CHP kafa kafaya

MAK Araştırma Başkanı Mehmet Ali Kulat, son yaptıkları anketin sonucunu açıkladı. Kulat, AKP’nin halen birinci parti olduğunu ancak oyların CHP ile neredeyse kafa kafaya geldiğini belirtti. AKP’nin yüzde 28-29 bandına geldiğini ifade eden Kulat, “Yüzde 27’lere kadar inebilecek bir AK Parti şu an için görünüyor. CHP’yle çok yaklaştılar kafa kafaya geldiler” diye konuştu.

Seçim kanunu teklifin barajın düşürülmesinin bir HDP’yi baraj altı bırakmak ve Millet İttifakı’nı bölmek üzere iki amacı olduğunu söyleyen Kulat, HDP’nin baraj sorunu olmadığını belirten Kulat “İktidar tarafından şöyle bir iddia var: ‘Baraj yüksek olduğu için Türkiye’de HDP barajı aşsın diye başka partilerden HDP’ye destek oluyor, bunu engelleyelim. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da blok oy alıyor, bunu engelleyelim.’ Bu da AK Parti’den giden vekil anlamına geliyor. Dolayısıyla baraj aşağıya düştüğünde HDP’nin baraj altında kalacağına inanan iktidarda bazıları var. İş öyle değil HDP barajın üstünde. HDP’nin yüzde 2-3 seçmeni, şehirlerde genellikle esnaf olanlar, kendilerini iktidarın içinde kamufle ederler. İktidar değişsin o seçmen bu sefer de kendini CHP’li diye tarif eder. Çünkü devletten çekinceleri olan bir seçmen gurubu ” dedi.

Ekonomi berbat

Türkiye’nin gidişatının kötü olduğunu söyleyenlerin oranı: Yüzde 73,4, Türkiye’nin en önemli sorunu “ekonomi” diyenlerin oranı: Yüzde 70,2, Ekonominin gidişatını “berbat/kötü” bulanların oranı: 84,8, Zeytinlik alanlarının madenciliğe açılmasını desteklemeyenlerin oranı: 61,9

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

Demirtaş’tan ‘Newroz’ Çağrısı: Sesiniz Edirne’ye Kadar Ulaşıyor

20 Mart’ta İstanbul’da düzenlenecek olan Newroz kutlamasına katılma çağırısında bulunan Demirtaş, “#HaydiNewroza Nasıl olsa sesiniz Edirne’ye kadar ulaşıyor. Newroza we pîroz be! Newroza şima pîroz bo!” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş başkanlarından Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından “newroz”u kutladı. Yarın İstanbul’da düzenlenecek olan Newroz kutlamasına çağıran Demirtaş şöyle dedi:

“Newroz’u şimdiden kutluyorum. Barışa ve özgürlüklere vesile olmasını diliyorum. 20 Mart Pazar günü 11:00’de Yenikapı Meydanı’nda, büyük Newroz kutlamasında buluşalım. #HaydiNewroza Nasıl olsa sesiniz Edirne’ye kadar ulaşıyor. Newroza we pîroz be! Newroza şima pîroz bo!”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 123 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 19 bin 126 yeni vaka tespit edilirken, 123 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,26 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,04 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 312 bin 117 test yapılırken, 19 bin 126 yeni vaka tespit edildi. 123 kişi hayatını kaybederken, 20 bin 274 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,26 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,04 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 421 bin 935’e yükseldi.

18 yaş üstünde en az iki doz aşı yaptıranların oranının en yüksek olduğu 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa oldu. En az iki doz aşı uygulananların oranının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

Bakanlığın açıkladığı 17 Mart Perşembe gününe ait verilere göre, 21 bin 354 vaka tespit edilirken 101 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 319 bin 260 test yapılmış ve 25 bin 619 kişi iyileşmişti.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan Yeni Kitap Önerisi

Avukatlarının aracılığıyla kullandığı sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Selahattin Demirtaş, HDP eski milletvekili İdris Baluken’in, ‘Sincan’dan Edirne’ye Hasbıhal-Name’ ve Bülent Parmaksız’ın kaleme aldığı, ‘Hayatı Yeniden Kurmak’ başlıklı kitaplarını önerdi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatlarının aracılığıyla kullandığı sosyal medya hesabından kitap önerisinde bulundu.

Cezaevinde bulunan HDP eski milletvekili İdris Baluken’in Dipnot Yayınları’ndan çıkan, ‘Sincan’dan Edirne’ye Hasbıhal-Name’ ve Bülent Parmaksız’ın kaleme aldığı, Piya Art Yayınları tarafından basılan ‘Hayatı Yeniden Kurmak’ başlıklı kitaplarını öneren Demirtaş, “Hapishanedeki iki değerli arkadaşımdan iki değerli kitap. Okumanızı öneriyorum. Kitap alamıyorsanız lütfen bana yazın” dedi.

 

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Bölge Sistemi’ Tepkisi: Tam Bir Garabet

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile emniyet sisteminde yapılan değişikliği eleştirerek, “Erdoğan’ın imzaladığı ‘Bölge Sistemi’ tam bir garabettir. Bu bozuk yönetmeliği iktidara gelir gelmez kaldıracağız” dedi.

Haber Merkezi / Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmeliğe tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın imzaladığı ‘Bölge Sistemi’ tam bir garabettir. Saray, hayatı zorluklarla dolu olan Polisimize ‘Daha çok zorluğa katlanacaksın’ diyor. Emniyet Teşkilatımızda gece gündüz emek veren kardeşlerimiz hiç merak etmesin, bu bozuk yönetmeliği iktidara gelir gelmez kaldıracağız!”

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün Resmi internet sitesinden yönetmeliğe ilişkin yapılan açıklama ise şu şekilde;

“1) Yönetmelikte 2016 yılının Haziran ayında yapılan değişiklikler ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki il ve ilçelerin süresi arttırılmış idi.

Personelimizden gelen talepler ve İl Emniyet Müdürlüklerimizin de görüşleri doğrultusunda il ve ilçelerin görev süreleri yeniden düzenlenmiş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde bulunan il ve ilçelerin süreleri büyük oranda düşürülmüştür.

Nitekim halen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerimizde görev yapan yaklaşık (62.000) personelimiz yapılan değişiklikteki sürelere tabi olacak ve bu durumdan yararlanacaktır. Hizmet süresi artan yerlerde halen görev yapan personelimiz ise artıştan etkilenmeyecektir.

Ayrıca 2. Şark görevini yapmakta olan personelimiz, görev süresi (2) yıl olan birimler haricinde, yeni düzenlenen sürelerden (1) yıl eksik görev yapması durumunda şark görevini tamamlamış sayılacaktır. Ancak Emniyet Müdürü ve Emniyet Amiri rütbesindeki personel, bu uygulamaya tabi tutulmayacaktır.
Yeni düzenleme sayesinde hizmet süresi düşürülmesinden dolayı yaklaşık (7.500) personelimiz şark illerindeki görevini tamamlamış sayılacaktır.

2) Şark görevini bitiren personel, talep etmesi halinde daha önce çalıştığı kadroya tekrar atanması yönünde değerlendirilmeye tabi tutulacaktır.

– Şark görevinden muafiyet ve nüfusa kayıtlı olduğu yere atanma hakkından yararlanan şehit ve gazi yakınlarımız bu haktan yararlanmaya devam edecek olup, mevzuat sebebiyle bu haklardan yararlanamayan şehit ve gazi yakını Teşkilat mensuplarımızın da bu kapsama alınması sağlanmıştır. (Tüm şehit yakınları, tüm gaziler ve gazi yakınları, 15 Temmuz gazileri ve yakınları)

3) Mevcut yönetmelikte personelimizin yakınlarının sağlık nedeniyle atanma mazereti sadece kendi, eş ve çocukları ile sınırlı iken, yeni düzenleme ile personelimize;

-Evin tek çocuğu olması ve mahkeme ile vasi tayin edilmesi şartıyla anne ve babasının sağlık mazereti nedeniyle,

-Tek kardeş olması ve mahkeme ile vasi tayin edilmesi şartıyla kardeşinin sağlık mazereti nedeniyle atama talebinde bulunması hususu düzenlenmiştir.

4) Personelin eşinin çakılı kadro olarak görev yapmakta olması durumunda, çalıştığı ilin hizmet süresini tamamlaması üzerine, talep etmesi durumunda Emniyet teşkilatında Genel İdare Hizmetleri Sınıfına atanabilmesi daha kolay hale getirilmiştir.

5) Personelimizin; ilköğretim, ortaöğretim veya üniversite son sınıfa geçecek olan çocuğu olması durumunda, ipka taleplerinin kabul edilmesi düzenlenmiştir.

6) Personelimizin tabi olduğu (2) bölge üzerinden gerçekleştirilen atama ve yer değiştirme uygulaması, personelin atandığı birimde çok uzun süreli çalışmasına sebep olmaktadır. Uzun süreli çalışmanın beraberinde getirdiği olumsuzlukları bertaraf etmek, atama ve yer değiştirme sistemini daha dinamik bir yapıya kavuşturmak amacıyla mevcut uygulamadaki 1. Bölge (Batı) ve 2. Bölge (Doğu) olarak iki bölgeye ayrılan iller; kendi arasında (2) gruba ayrılmış, illerimiz toplam (4) grupta sınıflandırılmıştır.

Yapılan düzenleme ile personelin ülke genelinde daha adaletli ve hakkaniyete uygun istihdam edilmesi, personelin istedikleri illerde görev yapmasının önünün açılması ve personel arasında huzursuzluğa yol açan uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Bu uygulama ile personelimizin meslek hayatı boyunca tüm bölge ve gruplarda belli bir sıra dahilinde görev yapması hedeflenmekle birlikte; teşkilatta halen görev yapan personelin mevcut yönetmelikteki (2) bölgeli sisteme tabi olması, aile düzenini ve çalışma hayatını buna göre planlamış olması nedeniyle, bahse konu uygulamaya 01.01.2024 tarihinden itibaren kademeli olarak geçiş yapılacaktır.

7) Halen teşkilatımızda tüm rütbelerdeki personelimizden sırası gelenler için zaten 2. şark görevi uygulaması yapılmaktadır.

Bu değişiklik ile bir personel meslek hayatı boyunca merkezden en fazla (4) atamaya tabi tutulacak olup daha sonra kendi isteği ile tercihlerine göre atama talep edebilecektir.”

Paylaşın

Ahmet Türk’ten ‘Newroz’ Çağrısı: Bu Bir Görevdir

Tanınmış siyasetçi Ahmet Türk, Newroz kutlamalarına dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmelerde bulundu. Halkın 2022 yılı Newroz’unu, “Newroz’un sıcak ateşiyle kutluyorum” diyerek konuşmasına başlayan Türk, Newroz, Dünya halkları, özellikle Ortadoğu ve Kafkas halklarının kutladığı Newroz’un, Kürtler için daha önemli bir gün olduğunu söyledi.

“Newroz bizim için özgürlük günüdür” diyen Türk, “Bizim için kimliğine sahip çıkma günüdür. Bizim için geleceğini belirleme günüdür. Bunun mücadelesidir. Böyle bilmek gerekiyor. Tabi ki; Newrozlar hep coşkulu bir şekilde geçti, yaşandı. Gerçekten Newroz’da verilen mesajlar ve halkımızın Newroz’a katılımı, taleplerini çok açık şekilde orada dile getirmenin hep mutluluğunu yaşadık. İnanıyorum ki; bugün de yine o mutluluğu yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Kürtlerin Newroz kutlamalarının herkesçe önemsendiğini ve dünyanın gözünün Kürtlerin üzerinde olduğunu dile getiren Türk,  “Herkes ‘acaba katılım ne kadar olacak? Eskisi gibi bir katılım sağlanır mı’ diye mercek altından bizi izlemeye devam ediyor” dedi.

“Kürtler kendisine sahip çıkıyor, kimliğine sahip çıkıyor”

Halka, “Bu özgürlük gününü, bu kendinize, kimliğinize, şahsiyetinize çıkacak günü mutlaka büyük bir katılımla Newroz’u kutlayın. Büyük bir coşkuyla Newroz’u kutlayın” çağrısı yapan Türk, “Elbette ki; halkımızın ortak demokratik değerler etrafında buluşması ve gelecek ile ilgili düşüncelerini, fikirlerini, duruşlarını ortaya koyması geleceğimiz açısından çok önemlidir. Bu nedenle Newroz bu açıdan da çok önemli bir gündür. Evet, ‘Kürtler kendisine sahip çıkıyor, kimliğine sahip çıkıyor, bayramına sahip çıkıyor ve bunun mücadelesini vermeye kararlıdır’ mesajı ortaya çıkacaktır. Bu nedenle özellikle tüm halkımızla Newroz günü alanlarda buluşalım, hep birlikte alanlarda olalım” diye belirtti.

Kendisi için en önemli kutlamanın, 2013 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevinden gönderdiği mektubun okunduğu Newroz olduğunu dile getiren Türk, şunları ifade etti: “Sayın Öcalan’ın özellikle İmralı’dan halka gönderdiği mesaj ve o mesajın Newroz alanında okunması tarihi bir gündü. Bu bakımdan çok önemliydi o gün. Demokratik bir gelecek için mesajlar v ardı. Halkın demokrasiye sahip çıkması ve demokratik haklarını sonuna kadar kullanması açısından önemli mesajlar vardı. O Newroz, bütün Newroz’lara damgasını vurdu. Ve o Newroz’un coşkusu, kalabalığı, asla unutulmayacak düzeydeydi. Onu ifade etmek istiyorum. Ama genellikle bütün Newrozlar baskılara rağmen, yıldırmalara rağmen, devletin Newroz alanlarına giden insanlara karşı bazen gaz, bazen copla, bazen tehditle insanları yıldırmak istemesine rağmen coşkulu geçmiştir.”

Newroz’un kendisinin başlı başına da anlamlı olduğunu dile getiren Türk, Demirci Kawa’nın özgürlük mücadelesinin güncelleştirilerek, bugünlere taşıyan bir anlamı olduğunu ifade etti. Türk, “Önümüzdeki Newroz’un da bu anlamda kutlanacağına inanıyorum” dedi.

“Bu bir görevdir, bu bir sorumluluktur”

Kürt siyasetine ve siyasetçilerine dönük uygulamalara dikkat çekerek, Newroz’un neden coşkulu geçmesi gerektiğini ifade eden Türk, sözlerini şöyle tamamladı: “Newroz’un coşkuyla güçlü geçmesi hepimiz açısından bir moraldir. Dışarıdaki arkadaşlarımız için bir moraldir. Bütün bu hastalığına rağmen, bütün bu durumuna rağmen inanıyorum ki; ekranlarda Newroz coşkusunu gördüğünde Aysel Tuğluk’u da etkileyecek. Onu da sevindirecek diye düşünüyorum. Bu Newroz’un coşkulu geçmesi ve katılımın her seneden daha fazla olması açısından halkımızı Newroz alanlarına davet ediyoruz. Bu bir görevdir, bu bir sorumluluktur, diye düşünüyorum.”

Paylaşın