Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na 1 Milyon Liralık Tazminat Davası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine 1 milyon TL’lik tazminat davası açtı. Davanın gerekçesi olarak, Kılıçdaroğlu’nun 22 Mart’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) CHP Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşma ve 31 Mart tarihindeki Twitter paylaşımı gösterildi. 

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “O, vergi memuru. Ama ben ekonomistim. Aramızdaki fark bu” diyen Erdoğan’a sosyal medyadan verdiği yanıtta, “Sen ekonomist değil, olsan olsan 5’li çetenin tahsildarı olursun. Halkın parasına göz dikmiş bir tahsildar!” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan ziyareti dönüşünde basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunmuştu. Erdoğan, yap-işlet-devret uygulamasının ülkeyi zarara uğrattığı değerlendirmesinin hatırlatılması üzerine şu ifadeleri kullanmıştı;

“Yetişemediği üzüme koruk deme meselesi var ya, bununki bu. Varsa alternatifin, alternatifi söyle. Bugün kamu özel anlayışıyla dünyada bu tür yatırımların yapılması en gelişmiş ülkelerde bile var. Yani bugün Amerika bu şekilde 1,5 trilyon dolarlık altyapı üstyapı yatırımının planlamasını yapıyor. Almanya hakeza öyle. Biz milli bütçeye yük olmadan bu işleri nasıl yaparız, onun üzerine gidiyoruz. Biz kalkıp da bu yüklenici firmaya durup dururken, havadan para verecek değiliz ki. Nedir? Sözleşmeye göre burada diyelim ki şu kadar sayıda araç veya yolcu taşındı, taşınmadı; o farkı biz devlet olarak öderiz.

Kaldı ki şimdiye kadar da geçiş sayıları garanti edilenin üstünde olmuştur. Buradan niye rahatsız oluyor ki o? Bu yatırımda, devletin cebinden 1 kuruş çıkmıyor. Ama ben çok açık bir şey söyleyeceğim. Hazine’den 1 kuruş para çıkmayan böyle dev yatırımlar için kalkıp da kredi alsanız, bu kredinin faiz hesabını yapın. Bu faiz hesabı acaba nereye varır? Bu faiz hesaplamasını yaptığınız zaman ona, o yıl yapacağınız ödemeyi buluyor mu? Bulmaz.

Biz bunların hesaplarını çok yaptık. O vergi memuru. Ama ben ekonomistim. Aramızdaki fark bu. İşim benim bu işlerle geçti. Ama ona bundan sonra zaten vergi memurluğu da vermezler çünkü SSK’de genel müdürken orayı batırdı. Rahmetli Savaş Ay programında, onun dönemindeki hastanelerin halini göstermişti, o zaman bu işin hesabını ona nasıl sormuştu. O yavrular, insanlar imkansızlıklar sebebiyle o hastanelerde ne hale düşmüştü, o günleri hatırlayalım.”

Paylaşın

Muhalefette ‘Seçim Güvenliği’ Çalışmaları: Sandıklarda Kuş Uçurtmayacağız

Muhalefet, seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi, ittifak yapan siyasi partilerin milletvekili hesaplama sisteminin değiştirilmesi gibi düzenlemeleri içeren kanun değişikliğinin ardından yeni seçim senaryolarına hazırlanırken, diğer yandan da ‘seçim güvenliğine’ ilişkin yol haritalarını şekillendiriyor. 

Gazete Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA liderleri seçim güvenliği için ortak çalışma grubu oluşturma kararı alırken HDP de ayrıca seçim güvenliği hazırlıklarını sürdürüyor. Muhalefet temsilcileri “sandıklarda kuş uçurtmayacağız” diyor.

Türkiye’nin 81 ilindeki saha çalışmalarının yanı sandık güvenliği için de bugünden hazırlandıklarını ifade eden CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, önceki seçimde kurulan 180 bin sandığı baz alarak sandık görevlilerini yüzde 98.5 oranında belirlediklerini söyledi. Salıcı bu orana ek olarak sandık görevlilerinin yedeklerinin de yüzde 50 oranında oluşturulduğunu kaydetti.

Yerel seçimlerde İstanbul’da uygulanan ve kamuoyunda “İstanbul Modeli” olarak adlandırılan modelin başarısına dikkat çeken Salıcı, 2023 seçimlerinde de bu modeli uygulayacaklarını belirterek şunları söyledi:

“Her sandık başında CHP’li bir sandık sorumlusu, her okulda bir veri bilişim sorumlusu, ilçede veya okulda seçim gününü ve itirazları takip edecek hukuk sorumluları olacak. Bunlar 10 sandık kurulan okulda da 100 sandık kurulan okulda da olacak. Bu yüzden seçim zamanı ıslak imzalı tutanakları fiziki olarak dağıtım merkezine ulaşmadan dijital olarak bize aktaracak veri giriş sorumluları olacak. Aynı zamanda da sandık başındaki oylama sırasında itirazların doğru yönlendirilmesi için hukuk sorumluları yer alacak. 973 ilçenin tamamında bunu yapacaklar. Sandığı giren oyun girdiği gibi çıkmasını sağlayacağız. Kuş uçurtmayacağız. Bu model doğu illerinde de batı illerinde de aynı şekilde uygulanacak.

Seçim kanununda yapılan değişikliğin seçim adaletini de sorunlu hale getirdiğini söyleyen Salıcı, bu süreçte yasanın yarattığı eşitsizliği ve adaletsizliği topluma tek tek anlatacaklarını da ifade ederek şöyle devam etti: “Türkiye’de seçimin güvenliği, adaleti konusu Anayasa’ya getirmiş oldukları yasayla doğrudan zedeleniyor. Seçim kurullarında ‘kıdemli hâkim’ şartının kaldırılması ve Cumhurbaşkanı’nın seçim yasaklarından muaf olması seçimin adaletini zedeliyor. Biz öncelikle buradaki adaletsizlikleri topluma anlatacağız.”

‘6 parti ortak çalışma yapacak’

Sandık güvenliğinin sağlanması için diğer muhalefet partileri ile ortak çalışma yürüteceklerinin de altını çizen Salıcı, bu seçimin sadece CHP’nin seçimi olmadığını söyledi. Salıcı, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem isteyen 6 partinin seçim güvenliği noktasında kuracakları komisyonun bu alanda çalışma yapacağını ifade etti.

Millet İttifakı ortağı İYİ Parti’de de seçim güvenliğine yönelik çalışmalar devam ediyor. Kısa süre önce partinin Başkanlık Divanı’nda yapılan değişiklikle Seçim İşleri Başkanı Mehmet Tolga Akalın’ın yerine Ankara Milletvekili Şenol Sunat getirildi. Bu durumun seçim ve seçim güvenliği çalışmasında bir strateji değişikliğine neden olmayacağını ifade eden parti kaynakları, çalışmaların aynı eksende devam ettiğini aktardı.

Bu kapsamda İYİ Parti, seçim güvenliği için kendi geliştirdiği yazılım olan İRİS (İYİ Parti Raporlama ve İletişim Sistemi) üzerinden sandık kurulu üyelerinin çoğunluğunun atamasını gerçekleştirdi. Seçimlerde görev alacak sandık kurulu üyelerinin yüzde 70’inin atamasını bu program üzerinden yapan İYİ Parti, şu ana kadar 135 bin 731 sandık kurulu üyesi belirledi.

Aynı zamanda yapılacak ilk seçimlere hazır olmak için sandık görevlileri eğitmenleri de sahada olacak. İYİ Parti, 200 sandığa 1 eğitmen düşecek şekilde planlama yaptı. Partide şu ana kadar kendi illerinde sandıklarda görev yapacak sandık kurulu üyesi ve müşahitleri eğitmek üzere bine yakın kişiye eğitim verildi. Türkiye’nin her yerinde çalışma yaptıklarını belirten parti kaynakları söz konusu eğitmenlerin belirlenen sandık kurulu üyelerine eğitim vermeye başladıklarını söyledi.

‘Gerekli önlemleri alacağız’  

Seçimlere partilerine dönük kapatma davası ve baskılarla gittiklerini ifade eden HDP Seçim İşleri Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, tüm olumsuzluklara rağmen seçmenin sandıklarda özgürce oy kullanması için gerekli önlemleri alacaklarını söyledi. Sandıkların seçim tarihi ve takvimi netleştikten sonra belirlendiğini ifade eden Tiryaki şunları söyledi:

“Bütün il ve ilçelerde sandık kurulu üyesi veremiyoruz ama daha önceki seçimlerde yaklaşık 100 bin sandığa müşahit veya sandık kurulu görevlisi verebildik. Önümüzdeki seçimlerde de özellikle etkili olduğumuz bölgelerde, milletvekili çıkardığımız kentlerde sandık kurulu görevlisi anlamında bu sayının altına düşmeyiz. Seçim güvenliğine yönelik merkezi eğitimlerimizi, il ve ilçe komisyonlarımızın eğitimlerini tamamladık. Geçmiş yıllarda görev verdiğimiz okul sorumlularımıza ve sandık kurulu üyelerimizin önemli bir bölümüne ulaştık ancak henüz eğitim verme aşamasında değiliz. Ancak bugün seçim kararı alınsa seçim güvenliği noktasında geride kalacağımızı düşünmüyorum.”

‘Hiçbir sandığı boş bırakmama gayreti içindeyiz’ 

Seçimlerde önceki yıllarda olduğu gibi toplu oy kullanılmasına ve görevlilerin sandık başlarından uzaklaştırılmasına izin vermeyeceklerini ifade eden Tiryaki sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimlerde kamu görevlilerinin seçime etki ettiğini, siyasi otorite lehine çalışma yürüttüklerini düşünüyoruz. Biliyorsunuz Suruç’ta önceki seçimlerde bazı yerlere sandık görevlileri giremedi. Bunun kaynağı iktidar gücünü arkasına alan bazı kamu görevlileridir. Dolayısıyla sandık güvenliğini sağlama konusunda sandık birleştirme kararları verilecektir. Sandık görevlilerimizin sandık başına ulaşması için de üstün bir çaba sarf etmeyi düşünüyoruz. Ben muhalefet partilerinin bu konuda gösterecekleri duyarlılıkla her türlü seçim hilesinin önüne geçebileceklerine inananlardanım. Aynı zamanda Türkiye’de seçimleri Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) temsileri, STK’lar, demokrasi güçleri yakından izliyor. Karamsar olmamızı gerektiren bir neden olduğunu düşünmüyorum. Daha çok görevliyle önlem alacağız. Hiçbir sandığı boş bırakmama gayreti içindeyiz.”

Tiryaki, sandık güvenliği konusunda muhalefet partilerinin ortak hareket etmesinin de önemine işaret etti. “Ortak çalışmaya hazırız” diyen Tiryaki, “Muhalefet partilerinin güçlerini birleştirerek veri paylaşma, güvenlik konusunda ortak çalışma yapmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Biz bu konuda muhalefet partileri ile çalışmaya hazırız. En önemli önlemlerden biri bu olabilir” ifadelerine yer verdi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 38 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 9 bin 021 yeni vaka tespit edilirken, 38 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,36 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,10 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 211 bin 068 test yapılırken, 9 bin 021 yeni vaka tespit edildi. 38 kişi hayatını kaybederken, 10 bin 312 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,36 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,10 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 070 bin 173’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 02 Nisan verilerine göre, 242 bin 186 test yapılmıştı. 11 bin 783 vaka tespit edilirken, 41 kişi hayatını kaybetmiş ve 13 bin 421 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan Dikkat Çeken ‘Üçüncü Yol’ Açıklaması

Partisinin Malatya kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Şimdi yeni bir başlangıç zamanıdır. Ne mevcut iktidarın soygun, yalancı, imhacı, savaşçı politikaları ne de değişim adına makyaj ile yeni bir dönem vaatleri. İkisi de olmayacak. Şimdi 3’üncü yol zamanıdır. Şimdi HDP ile birlikte büyük demokrasi ittifakının zamanıdır.” dedi.

Haber Merkezi / Sancar, “Bütün baskılara, kumpaslara karşı halkın bu kararlı yürüyüşü, inancı, desteğiyle mücadelesini büyüterek yürüyor. Demokrasi İttifakı’nı da en geniş kesimleri kapsayacak şekilde kurma kararını sürdürüyor. Bu yolda da başarılı ve önemli gelişmeler yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

Mithat Sancar, “Eğer değişim istiyorsak, ki biz istiyoruz, halklar istiyor, demokratik dönüşüm ve büyük barış istiyorsak şimdi HDP zamanıdır. Şimdi HDP’nin yürüttüğü 3’üncü Yolu büyütme zamanıdır. Bu irade ve kararlılığı, inandırıcı, tutarlı politikaları kimse görmezden gelemez. Kimsenin görmezden gelmesine halklar izin vermez. Biz buradayız, gücümüz halkımızdandır, haklılığımız inandığımız değerlerdendir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Malatya İl Örgütü, 4’üncü Olağan Kongresi’ni kentteki bir düğün salonunda gerçekleştirdi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, kongrede bir konuşma yaptı. Sancar’ın konuşması şöyle;

“Bu coşkuyu, bu kararlılığı burada bizlere yaşattığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Newroz’da başlayan, öncesinde 8 Mart’ta yola koyulan coşku ve kararlılık kervanı büyüyerek devam ediyor. Malatya kongresi de işte bunun bir kanıtıdır. O nedenle emeği geçen herkese teşekkürlerimi partim adına sunuyorum. Emeklerinize sağlık, var olun! Malatya bizler için önemli bir şehir. Hakların, inançların bir arada büyüdüğü ve yaşadığı bir şehir ama aynı zamanda acıların da olduğu bir coğrafya. Bizler; halkların birlikteliğini, inançların özgürlüğünü sağlamak ve böyle bir düzeni kurmak için yola çıkan bir parti olarak Malatya’ya çok özel bir önem veriyoruz.

“Mıgırdiç Margosyan’ı saygıyla anıyoruz, ruhu şad olsun”

Bu birlikteliği sağlamanın yolu, acının Malatya’da tarihin bir parçası olduğunu unutmamak ve bununla yüzleşmenin yollarını bulmaktır. Çünkü geçmişle yüzleşmeden, yaraları iyileştirmeden geleceği barış ve demokrasi üzerine kuramayız. Bu barışı kurabilmemiz için, geleceğin demokratik düzenini ve kültürünü kurabilmemiz için geçmişle yüzleşmemiz gerekiyor. Yaraları iyileştirmenin yolu hakikat ve adaletten geçer. İşte, hakikat ve adaletin hafızalarından, çok önemli sözcülerinden birini dün maalesef yitirdik. Mıgırdiç Margosyan ağabeyimizi sonsuzluğa uğurladık. 1915’te burada yaşanan kırımın, kıyımın hafızasıydı. Bu acının sözcüsüydü ama acıyı hiçbir zaman kine ve nefrete dönüştürmedi. Tam tersine yaraları iyileştirecek büyük barışın yollarını aradı. Bir yandan en ağır yaraları yazarken diğer yandan bizleri tebessüm ettirmeyi becerebildi. İşte bu büyük bilgeyi, bu koca çınarı huzurlarınızda saygıyla anıyorum. Başımız sağ olsun. Ruhu şad olsun.

“Hrant’ın hakikat dili, sistemin nimetlerinden yararlanan çevreyi ürküttü”

Bu toprakların çocuğu Hrant Dink de aynı yolda yürüyordu. Hrant Dink de geçmişin ağır yaralarını sarabilmek için barışın, adaletin, hakikatin dilini kullanıyordu. Kin ve nefreti değil, hakikat ve adaleti birlikte yaşamanın imkanlarını arıyordu. Bu, egemen sistemin bütün nimetlerinden yararlanan her çevreyi ürküttü. Malatya’nın bu güzel çocuğunu, o değerli dostumuzu, o güzel yoldaşımızı bu nedenle katlettiler. Biliyorlardı ki, o dil yerleşirse kendi düzenlerini üzerine kurdukları düşmanlığın temelleri ortadan kalkacaktı. Kinin, nefretin, düşmanlığın ortadan kaldırıldığı bir düzende adalet, barış ve demokrasi olacaktı. İşte Hrant’ın dili de o dildi, mücadelesi o mücadeleydi. Onu susturmalarının nedeni de o hain cinayetin sebebi de buydu.

“Bedel ödeyen insanların birikimini aldık büyük barışa yürüyoruz”

Biz HDP olarak aynı yolda yürüyoruz. Bu yolda daha önce mücadele etmiş, tecrübe biriktirmiş, bedel ödemiş bütün insanların birikimini devraldık, büyük barışa doğru yürüyoruz. Biliyoruz ki büyük barış ancak eşit yurttaşlık üzerine kurulur. Büyük barış ancak halkların ve inançların özgürlüğü üzerine kurulabilir. Büyük barış ancak toplumsal adalet üzerine, emeğin hakkını aldığı bir düzende kurulabilir. Biliyoruz ki büyük barış, doğayla iç içe uyumlu yaşayarak kurulabilir. Biliyoruz ki büyük barış kadınlara düşmanlığın ortadan kaldırıldığı bir yaşamda kurulabilir. Biliyoruz ki büyük barış gençlerin kendilerini yaşayabilecekleri, geleceğe umutla bakabilecekleri bir düzende kurulabilir. O nedenle büyük barışı biz büyük hedefimiz olarak belirledik ve bu yolda Malatya kongresinin bundan sonra Malatya’daki mücadelenin çok özel bir yeri olacağına inanıyoruz. Bu nedenle bundan sonra yapacağımız çalışmalara büyük dikkatle katılıp takip edeceğiz. Her türlü katkıyı sunmak adına elimden geleni yapacağımı da buradan bir kez daha söyleyeyim.

“İktidarı göndereceğiz ama farklı bir görüntüyle aynı zihniyeti sürdürecek bir iktidar da istemiyoruz”

Değerli dostlar bu iktidar biraz önce saydığım bütün konularda bir düşmanlık ve savaş politikası izlemektedir. Halklara, farklılıklara, inançlara karşı savaş yürütmektedir. Doğaya karşı bir savaş yürütmektedir; emeğe karşı, kadınlara karşı, gençlere karşı savaş yürütmektedir. İşte bu iktidarı göndermeye kararlıysak önce bu savaş politikalarının tamamına karşı çıkmak zorundayız. Eğer savaş politikalarını çökertirsek bu iktidarı da göndeririz. Ama bu da yetmez. Savaş zihniyetini; halklara, inançlara, kadınlara, toprağa, emeğe karşı savaşı besleyen kaynakları da değiştirmek zorundayız. Yani bu düzeni de değiştirmek zorundayız. Evet, iktidarı göndereceğiz ama yerine benzer zihniyeti farklı bir görüntüyle sürdürmek isteyecek bir iktidar da istemiyoruz.

“Üçüncü Yol Türkiye’ye adaleti, barışı ve demokrasiyi getirecek”

O nedenle biz güçlü demokrasi, kalıcı barış, eşit yurttaşlık ve adalet temelinde Üçüncü Yolumuzu kurduk, büyütüyoruz. Bu yol Türkiye’ye barışı da demokrasiyi de getirecektir. Bu yol bizlere adaleti de getirecektir. Ezilen, sömürülen, ötekileştirilen bütün toplum kesimlerinin haklarını, hukuklarını teslim edecek bir düzeyi de yaratacaktır. O nedenle Üçüncü Yolda kararlıyız. Newroz işte Üçüncü Yolun ne kadar güçlü ilerlediğinin büyük bir kanıtıdır. Türkiye’nin 70 merkezinde milyonlar meydanları doldurdular. O milyonlar çok önemli mesajlar verdiler. Bu mesajlar elbette en başta iktidaradır. “Bu politikalarla, Kürt sorununda çözümsüzlük, cezaevlerinde zulüm, ağırlaştırılmış tecrit ile bir yere varamazsın. Biz buradayız, burada barış ve demokratik çözüm için kararlıyız, bu yoldan bizi alıkoyamazsın.” dediler. İktidara bu mesajı verdi milyonlar.

“Milyonlar Newroz’da Kürt sorununda demokratik çözüm için güçlü bir mesaj verdi”

Bunları burada anmak bile gereksiz ama hani birileri “Kürtler HDP’yi sevmiyor” diyordu. Öyle bir gür cevap verdi ki milyonlar, kimin neyi sevdiğini dünya alem gördü. Dünya alem kim barışı, kim gerçek özgürlüğü, eşitliği istiyor meydanlarda gördü. Kürt sorununa demokratik çözüm için iktidara güçlü bir mesaj verdi. Ne kadar saldırırsan saldır, HDP’yi ne kadar kuşatmaya çalışırsan çalış, savaş politikalarında ne kadar ısrar edersen et biz buradayız, dedi. Em li vir in. Em azadî û aşitî dixwazin. Em demokrasî û edalet dixwazin. Milyonların söylediği buydu değerli dostlar.

“Büyük barışın kilidini açacak şey Kürt sorununda demokratik çözümdür”

Gerçekten HDP halktır. Bütün baskılara, kumpaslara karşı halkın bu kararlı yürüyüşü, inancı, desteğiyle mücadelesini büyüterek yürüyor. Demokrasi ittifakını da en geniş kesimleri kapsayacak şekilde kurma kararını sürdürüyor. Bu yolda da başarılı ve önemli gelişmeler yaşanıyor. Newroz meydanının mesajı sadece iktidara değil bütün kesimlereydi. Diğer muhalefet partilerine de mesaj vardı. Ürkek davranmayın, değişim istiyorsanız cesur olun. Bu ülkede değişim büyük barış ile gelir. Büyük barışın kilidini açacak şey Kürt sorununda demokratik çözümdür. Kürt sorununda demokratik çözüm konusunda inandırıcı tutarlı herhangi bir program önüne koymadan toplumu değişime ikna etmeden istediğinizin sonuçlara varamazsınız. Yani kuru değişim mesajlarıyla, teknik programlarla, ürkek mesajlarla bu kadar ağır sorunları çözemezsiniz.

“Alternatif vardır, bu alternatifi hayata geçirecek güç de imkan da vardır”

O nedenle eğer değişim istiyorsak -ki biz istiyoruz, halklar istiyor- demokratik dönüşüm ve büyük barış istiyorsak şimdi HDP zamanıdır. Şimdi HDP’nin yürüttüğü Üçüncü Yolu büyütme zamanıdır. Bu irade ve kararlılığı, inandırıcı tutarlı politikaları kimse görmezden gelemez. Kimsenin görmezden gelmesine halklar izin vermez. İktidarı da durdurur, diğer muhalefet partilerine de gerekli mesajları verir. Biz buradayız, gücümüz halkımızdandır, haklılığımız inandığımız değerlerdendir. Gerçekten bu ülkede Alevi-Sünni düşmanlığını körükleyenlere dur diyecek, Kürt sorununda zulmü, cezaevlerinde zorbalığı sürdürecek her türlü anlayışı durduracak güç sizlersiniz. Sizlerin ayakta tuttuğu HDP’dir, HDP’nin birlikte yürüdüğü demokrasi güçleridir. Alternatif vardır, bu alternatifi hayata geçirecek güç de imkan da vardır. Bunu herkes böyle bilsin, en başta biz kendimize inanıp güvenelim. Bu yolda şimdiye kadar gösterdiğimiz kararlılığı büyütüp hep ileriye doğru bakalım. Göreceksiniz, işte o zaman mutlaka kazanacağız. Ödediğimiz bedeller boşuna olmayacak. Cezaevlerinde siyasi rehine olarak tutulan yoldaşlarımız da özgürlüğe kavuşacak. Burada birlikte özgürlük halayı çekeceğimiz günler de yakındır.

“Newroz’da verilen mesajı aldık gereklerini yerine getirmek için çalışacağız”

Newroz büyük barışın ama adalet, eşitlik, özgürlük temelinde büyük barışın kurulabileceğini ve kurulması konusunda büyük bir halk talebinin bulunduğunu bir kez daha ortaya koydu. Newroz bizler için Kürt sorununda demokratik çözüm, özgürlük ve büyük barış demektir. Bütün halkların eşit yaşayacağı, bütün inançların özgür olacağı bir yeni başlangıç yapmak demektir. Her Newroz’da yeni başlangıç irademizi bir kez daha ortaya koyuyoruz ama 2022 Newroz’unun özel bir yeri var. Çünkü 2022 yılı baskıcı, faşist, inkarcı, imhacı anlayış ile özgürlük, demokratik çözüm, büyük barış isteyen anlayış arasındaki mücadelenin final yılıdır. Bu finalde halkların gücü kazanacak, halkların birlikte, eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşama umudu kazanacaktır. Bu nedenle Newroz önemliydi, bu nedenle Newroz’un verdiği mesajlar dikkatle değerlendirilmelidir. Herkese mesaj verdi, bize de verdi. Newroz bizlerin, HDP’nin sorumluluğunu da artırdı. Bizim bu halkların iradesine, umuduna, kararlılığına layık olmak için daha çok çalışmamız gerektiğini bize çok açık bir şekilde gösterdi. Biz bu mesajı aldık. Biz milyonların bize verdiği mesajı da aldık. Ona layık olmak ve gereğini yerine getirmek için elimizden geleni her alanda yapmaya devam edeceğiz. Bütün gücümüzle sizlere layık olmak ve sizin hedeflerinize bu ülkeyi ulaştırmak için çalışmaya devam edeceğiz.

“Gençler akın akın HDP’ye geliyor”

Kemal Kurkut’u, o güzel insanı bir kez daha burada analım. Açık cinayet ve adaletsiz bir yargı, zalim bir düzen. Apaçık bir cinayeti aklayan bir mekanizma. İşte bu adaletsizliğin sadece Kürtlere yönelik olmadığını son yıllarda pek çok örnek ortaya koyunca HDP’nin yıllardır yaptığı çağrılar daha iyi anlaşılır oldu. Kemal Kurkut’a karşı bu cinayet sadece bir şahsı hedef almıyor. Gençliğin iradesini, coşkusunu, geleceğe barışla yürüme iradesini de hedef alıyor. Gençleri ürkütmek, korkutmak sindirmek içindir. Mahkeme’nin verdiği karar da aynı amaca yöneliktir. Ama Newroz meydanlarında da kongre salonlarımızda da görüyoruz ki gençler akın akın buraya geliyorlar. Gençler geleceklerini kendi elleriyle kuracaklar. AKP Genel Başkanı çıkıp gençlere “Seyahat edin, gidin dünyayı gezin, görün” diyor ama burada gençlere yaşam hakkı tanımıyor. Gençlerin şimdi aradığı şey kendini yaşama hakkı ve bir iş, kaliteli ve ücretsiz eğitim. Bunu arıyor gençler. Demokratik, özgür bir ülke istiyor gençler. Ama bu iktidar gençleri de, halkın yüzde 90’ını da açlığa ve yoksulluğa mahkum etmiştir.

“Kayısı emekçisi ürünü yok pahasına satmak zorunda kalıyor”

İşte Malatya’nın durumu. Malatya tarımla, hayvancılıkla geçimini sağlayan bir kentimiz, ama hayvancılık bitmek üzere; tarımda da en önemli ürün olan kayısının durumu ortada. Dünya kayısı üretiminin yüzde 70’i bu güzel şehirde yapılıyor. Yüzde 70 üretimin emekçileri şimdi yoksulluğa mahkum edildi. Bunun rantını büyük şirketler ve aracı tacirler yiyor. Emekçi tarlada, ağaçta, bahçede ürettiği ürünü yok pahasına satıyor, markete 8-10 kat fazla ücretle geliyor. Bu iktidar doğayla da savaşıyor. Şimdiye kadar 505 maden açılmış, 800’den fazla maden için de ruhsat hazırlığı yapıyor. Bunun ne demek olduğunu burada yaşayan değerli halkımız, yani siz çok iyi bilirsiniz. Başka yerde de aynı şeyi yapıyorlar. Doğayı, emeği, üreticinin emeğini talan ediyorlar. Bu ülkenin verimli topraklarını talan ediyorlar. Bu talan bu ülkeyi kıtlığa, yoksulluğa, açlığa sürüklüyor.

“Yeşil Malatya diye anılan bu şehir gri Malatya oldu, beton Malatya oldu”

İşte bu düzen değişmeli arkadaşlar. Yıllarca, on yıllarca yeşil Malatya diye anılan bu şehir gri Malatya oldu, beton Malatya oldu. Hak mıdır bu? Buna dur dememiz gerekiyor. Buna dur demek için de aş ve iş mücadelesini demokrasi mücadelesiyle, emek mücadelesini özgürlük mücadelesiyle buluşturmamız lazım. Her yerde ve alanda halkları, inançları, emekçileri, köylüleri, yoksulları, gençleri, kadınları bir araya getirecek büyük bir mücadele birlikteliği lazım. Demokrasi ittifakı hedefimiz işte bu mücadele birlikteliği içindir. Bunu kurduğumuz zaman bu iktidarı durduracak, değiştirecek ve bu rejimi de değiştireceğiz. Bu düzeni de değiştireceğiz. Umut sizdedir, güç sizdedir.

“Malatya’nın güçlü halk birlikteliğini Meclis’te mutlaka göreceğiz”

“Şimdi HDP zamanıdır” şiarıyla yürüyoruz biz. Şimdi Türkiye’de yeni başlangıç zamanıdır. Türkiye’de HDP zamanını yaşamak için şimdi Malatya’da HDP zamanıdır. Üç vekil hedefinizden vazgeçmeyin. Gelecek seçimlere Malatya’nın halklarının, inançlarının ortak mücadelesini Meclis’e taşımaya hep birlikte söz verelim. Taşıyacağız, Malatya’nın bu güçlü halk birlikteliğini, inanç kardeşliğini temsil edecek iradeyi Meclis’te gelecek dönem mutlaka göreceğiz. Değişimin dalga dalga yükseldiğini, ilerlediğini Malatya kendi vereceği katkı ve emekle ayrıca ortaya koyacaktır. Malatya buna hazırdır, biz buna hazırız. Hep birlikte bunu yapmaya bir kez daha söz veriyoruz.

“İleriye, yeni başlangıca yürüyoruz”

Şimdi yeni bir başlangıç zamanıdır. Ne mevcut iktidarın soyguncu, yalancı, imhacı, savaşçı politikaları ne de değişim adına makyaj ile yeni bir dönem vaatleri. İkisi de olmayacak. Şimdi Üçüncü Yol zamanıdır. Şimdi HDP ile birlikte büyük demokrasi ittifakının zamanıdır. Değişim burada bitecek. Sözlerimi Mevlana’nın dizeleri ile bitireceğim. “Dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Evet şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Şimdi yeni başlangıç lazım, o irade buradadır. Bunu başaracak güç buradadır. Tamamlıyor Mevlana sözlerini şöyle: “Uçmak dostlara, uçmak, geride kalmayı kendime yediremem”. Biz geride kalmayı bu halkların kendine yedirmeyeceğini biliyoruz. Biz geriye dönüp bakma anlamında küçük yeniliklerle asla yetinmek istemiyoruz. Şimdi biz ileriye, yeni başlangıca, büyük barışa, demokrasiye, eşit yurttaşlığa, adalete yürüyoruz. Bu ülkenin bütün mağdurlarını ve ezilenlerini refah, barış ve adalet içinde yaşacakları bir düzene taşıyacağız. İleriye yürüyoruz, yolumuz açıktır. Em zanin rêya me vekiriye, îradeya me xurt e, baweriya me xurt e.”

Paylaşın

AK Parti’nin Yeni Seçim Hamlesi Ortaya Çıktı

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) mühür mum ve oy pusulası ihaleleriyle erken seçim tartışmaları devam ediyor. Erken seçim iddialarının yanı sıra iki şirketin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seçim kampanyası için sunum yaptığı iddia edildi. 

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, AK Parti, seçimler için hazırlıklara başladı. 2018 seçimlerinden itibaren seçim stratejileri, kampanyalar ve kamuoyu yoklamaları konusunda kurumsal olarak herhangi bir şirketle çalışmayan AK Parti’nin, önümüzdeki seçimler için iki yeni şirketle görüşmeler yürüttüğü belirtildi.

Haberde, Erdoğan’ın yapılan sunumları beğendiği ve yakın zamanda bu iki şirketle anlaşma yapılacağı belirtilirken AK Parti yönetimi ve Erdoğan, 2023 seçimlerini ‘bir yol ayrımı ve kırılma noktası’ olarak gördüğü ifade edildi.

AK Parti kurmayları, kendilerine oy verenlerin yüzde 70’ten fazlasının dar gelirliler olduğuna dikkat çekerek 2022 yılı sonundan itibaren asgari ücret, EYT, 3600 ek gösterge, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, emekli maaşları gibi sıkıntılı alanlar konusunda bütün imkânların zorlanacağını dile getiriyor.

YSK’nın seçim hazırlıkları sürüyor!

Öte yandan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ise seçime doğru tüm hazırlıklarını tamamlamak için alımlarına ‘tam gaz’ devam ediyor. Devlet Malzeme Ofisi (DMO), YSK’nin ihtiyacı doğrultusunda 23 Mart’ta iki farklı ihaleye çıkmıştı. İlk ihale, yalnızca oy verme kabininden oluşmuştu. İkinci ihale ise ‘kırtasiye malzemesi’ adıyla yayımlanmıştı.

12 kalemden oluşan ihaleye göre, 250 bin adet ıstampa süngeri ve 500 bin şişe ıstampa mürekkebi, 500 bin adet mühür kartuşu, 500 bin çubuk mühür mumu, 35 bin yumak kendir ip alınması öngörülmüştü. Istampa sünger ve mürekkebi için teslim süresi 60, mühür kartuşu için 90 ve mühür mumu ile kendir ip için 180 gün teslim süresi belirlenmişti.

DMO dün yeni bir ihale ilanı daha yayımladı. Bu kez YSK’nin ihtiyacı beş kalem filigranlı oy pusulası ve zarfı kâğıdı, hazırlanan teknik şartnamelerine uygun şekilde açık teklif isteme usulüne göre satın alınacak.

Paylaşın

YSK’nın Seçim Hazırlıkları Sürüyor!

AK Parti ve MHP milletvekillerinin ortak imzasıyla hazırlanan Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasa, cumhurbaşkanının onayının ardından yürürlüğe girecek.

Cumhuriyet gazetesinden Mustafa Çakır’ın haberine göre  anayasa hükmü gereği seçim yasalarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamıyor. Bu nedenle yasanın uygulanabilmesi için seçimlerin bir yıl sonra yapılması gerekiyor.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ise seçime doğru tüm hazırlıklarını tamamlamak için alımlarına ‘tam gaz’ devam ediyor. Devlet Malzeme Ofisi (DMO), YSK’nin ihtiyacı doğrultusunda 23 Mart’ta iki farklı ihaleye çıkmıştı. İlk ihale, yalnızca oy verme kabininden oluşmuştu. İkinci ihale ise ‘kırtasiye malzemesi’ adıyla yayımlanmıştı. 12 kalemden oluşan ihaleye göre, 250 bin adet ıstampa süngeri ve 500 bin şişe ıstampa mürekkebi, 500 bin adet mühür kartuşu, 500 bin çubuk mühür mumu, 35 bin yumak kendir ip alınması öngörülmüştü. Istampa sünger ve mürekkebi için teslim süresi 60, mühür kartuşu için 90 ve mühür mumu ile kendir ip için 180 gün teslim süresi belirlenmişti.

DMO dün yeni bir ihale ilanı daha yayımladı. Bu kez YSK’nin ihtiyacı beş kalem filigranlı oy pusulası ve zarfı kâğıdı, hazırlanan teknik şartnamelerine uygun şekilde açık teklif isteme usulüne göre satın alınacak.

6 ay süre verildi

Beş kalem malzemenin toplam miktarı 21 bin 450 tona ulaşıyor. Bu kapsamda beyaz, mavi, sarı renkli çeşitli ebatlarda oy pusulası kâğıtları ile sarı renkli filigranlı oy zarfı kâğıtları alınacak. Teslim süresi ise altı ay. Teklifler 15 Nisan’a dek Euro cinsinden verilecek. Yerli isteklilere yapılacak ödemeler fiili teslim tarihindeki Merkez Bankası Euro alış kuru üzerinden TL olarak yapılacak. Yabancı isteklilere yapılacak ödemeler ise Euro cinsinden olacak.

Paylaşın

“Millet İttifakı Seçim Yasasına Karşı ‘İnce İşçilik’ Yapacak”

Cumhur İttifakı’nın milletvekili dağılımında ittifak toplam oylarının etkisini kaldıran düzenlemesi sonrası Millet İttifakı’nın ne yapacağı konuşuluyor. İttifaka göre her partinin seçim bölgelerindeki gücüne göre milletvekili çıkaracağı sistem yeni partiler için avantaj olabilir.

Partilere göre getirilen sistemin Millet İttifakı’nı dağıtması mümkün değil. Çünkü ittifak öncelikle ortak cumhurbaşkanı adayı sağlayacak, ayrıca içinde yer alan tüm partilerin üzerindeki baraj stresi kalkacak.

Peki CHP ve İYİ Parti dışında ittifaka katılması muhtemel SAADET, Demokrat, Gelecek ve DEVA Partileri kendi listeleri ile milletvekili çıkarabilir mi?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre  partiler ‘ince işçilik’ ile bunun mümkün olduğu görüşünde. İstanbul (98), Ankara (36) ve İzmir’in (28) yanı sıra Bursa (20), Antalya (17), Adana (15), Konya (15), Gaziantep (14), Şanlıurfa (14) Mersin (13), Kocaeli (13), Diyarbakır (12) Hatay (11), Kayseri (10) ve Manisa’da (10) il barajının yüzde 5’lerde olduğuna dikkat çeken uzmanlar partilerin bu il barajlarını aşarak vekil çıkarmasının mümkün olacağı görüşünde.

Ayrıca 10 milletvekilinin altında milletvekili bulunan kentlerde de “Adayın niteliğine göre milletvekili kazanmanın yolu açık” görüşü savunuluyor. Partiler, “Hepimizin hedefi parlamentoda çoğunluğun muhalefet tarafından alınması. Biz de bunu sağlayacak formülü bulacağız” diyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 41 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 11 bin 783 yeni vaka tespit edilirken, 41 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,36 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,10 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 242 bin 186 test yapılırken, 11 bin 783 yeni vaka tespit edildi. 41 kişi hayatını kaybederken, 13 bin 421 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,36 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,09 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 064 bin 641’a yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 31 Mart verilerine göre, 265 bin 362 test yapılmıştı. 13 bin 367 vaka tespit edilirken, 45 kişi hayatını kaybetmiş ve 14 bin 858 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan İktidara Çok Sert Ekonomi Tepkisi

‘Sokak Ekonomisi Sorunları ve Çözüm Yolları’ Çalıştayı’nda konuşan Davutoğlu, ekonomi üzerinden iktidara yüklenerek, “Geçim sıkıntısıyla halkımızın büyük bir bunalıma sürüklendiği bir kara kışı az gördük. Kış sert geçti ama mutfaklardaki kara kış çok daha sert geçti.” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde partisinin düzenlediği “Sokak Ekonomisi Sorunları ve Çözüm Yolları” çalıştayında konuştu.

Ahmet Davutoğlu, “Zorlu bir Ramazan’a giriyoruz. Halkımız ilk kez bu kadar derin bir şekilde iftar sofrası, sahur sofrası hazırlama telaşı içinde. Çok zor günler yaşandı, geçmişte ülkemizde. Ama bu kadar yoğun ve geçim sıkıntısıyla halkımızın büyük bir bunalıma sürüklendiği bir kara kışı az gördük. Kış sert geçti ama mutfaklardaki kara kış çok daha sert geçti” dedi.

Çalıştaya, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkan Yardımcısı İsmail Yücel, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tonguç, DEVA Partisi Sivil Toplum ve Halka İlişkiler Başkanı Hamza Aydoğdu da katıldı.

Davutoğlu, özetle şunları söyledi:

Zorlu bir Ramazan’a giriyoruz. Halkımız ilk kez bu kadar derin bir şekilde iftar sofrası, sahur sofrası hazırlama telaşı içinde. Çok zor günler yaşandı, geçmişte ülkemizde. Ama bu kadar yoğun ve geçim sıkıntısıyla halkımızın büyük bir bunalıma sürüklendiği bir kara kışı az gördük. Kış sert geçti ama mutfaklardaki kara kış çok daha sert geçti.

Siyaset eğer halkın içinden ve halka birlikte yapılırsa anlamlı ve onurlu bir meşgaledir. Ama siyaset güç devşirme, güç biriktirme ve çıkar oluşturma çabası olarak yürütülürse işte o siyaset kirli bir siyaset haline dönüşür.

Biz Gelecek Partisi olarak emeğin her türlüsüne, helal rızkın her çeşidine saygı ile bakıyoruz… Onların emekleri bir onur mücadelesidir. Bir anormallikle karşı karşıya değiliz. Tasfiye edilmesi gereken bir grupla da karşı karşıya değiliz… Hayatımızın her yerinde olan her zaman beraber olduğumuz bazen bizim de içinde olduğumuz bir topluluk adına konuşuyoruz… Sokak emekçileri tasfiye edilmesi gereken değil saygı duyulması gereken ve bütün sosyal haklara kavuşması gereken bir topluluktur.

 

Öyle bir yoksulluk yaşanıyor ki bu ülkede iktidardakiler lüks alanlarında bunları fark etmeseler bile bu yoksulluk Türkiye için sadece bir ekonomik kriz değil bir sosyal gerilim potansiyeli taşıyor.”

(Kaynak: Milli Gazete)

Paylaşın

‘Erdoğan, Nebati’ye Konuşma Yasağı Getirdi’ İddiası

Ziraat Bankası’nın eski Genel Müdür Yardımcısı Şenol Babuşcu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye ‘konuşma yasağı’ getirildiğini iddia etti.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selim Temurci, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin nisan ya da mayıs ayında görevden alınacağını iddia etmişti. Bakan Nebati’ye, bu defa da konuşma yasağı getirildiği ileri sürüldü.

Ziraat Bankası’nın eski Genel Müdür Yardımcısı Şenol Babuşcu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı’nın, son dönemde yaptığı skandal açıklamalarla eleştirilerin odağı haline gelen Bakan Nebati’ye ‘konuşma’ yasağı koyduğu ileri sürüldü. Erdoğan’ın Nebati’yi sert bir şekilde uyardığı ve basına açıklama yapmamasını ve toplantılarda konuşmamasını istediği iddia edildi” ifadelerini kullandı.

Bakan Nebati’nin, Fransa’da yatırımcılara yaptığı konuşmada, ”Bir problem mi yaşadınız? Rahat olun. Bize hemen ulaşırsınız. Bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun. Mevzuatı da değiştiririz” ifadeleri tepki çekmişti.

Paylaşın