HDP 4. Büyük Konferansı Sonuç Bildirgesi: Demokratik Cumhuriyet

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5. Olağan Kongresi öncesinde, “Büyük Direniş, Büyük Yürüyüş” şiarıyla 6-7 Haziran’da 600 delegenin katılımıyla Ankara’da 4. Büyük Konferansını gerçekleştirdi. 

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, iki gün süren 4. Büyük Konferansın Sonuç Bildirgesini açıkladı.

Konuşmasına, bu sabah gazetecilere yönelik operasyonu kınayarak başlayan Günay “Türkiye halklarının demokratik geleceği için tek çözüm, sistemin radikal demokratik değişimidir. Çözüm 3. Yol’dur; Demokratik Cumhuriyet’in inşa edilmesidir. 4. Konferansımızda, farklı alanlarda mücadeleyi büyütme irademizi bir kez daha güçlü bir şekilde vurguladık” dedi.

Eşit, özgür ve demokratik bir ortak gelecek

Günay’ın açıkladığı “HDP 4. Büyük Konferansı Sonuç Bildirgesi” özetle şöyle:

  • Konferansımız, önümüzdeki dönemde demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet zemininde bir araya gelme iradesini gösterenler olarak; Demokratik Cumhuriyeti inşa hedefine ulaşmak için ortak mücadeleyi ve dayanışmayı güçlendirmeye karar vermiştir.
  • Konferansımız, bu kapsamda eşit, özgür ve demokratik bir ortak geleceği inşa etmek için herkese birleşik mücadele çağrısı yapmaktadır.
  • AKP-MHP iktidarının Türkiye’de yarattığı büyük yıkımdan kurtulmanın, yapısal sorunlara kalıcı çözümler üretmenin yolu, toplumun en geniş kesimleriyle buluşmayı hedefleyen Demokrasi İttifakı’yla mümkündür.
  • Konferansımız, Türkiye’de yaşanan çoklu krizin bir sebebi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni değiştirmeyi; bunun yerine demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir düzenin kurulması ile güçlü demokrasinin inşasını temel hedef olarak belirlemiştir.
  • Türkiye halkları ne demokrasiyi ortadan kaldıran Cumhur İttifakı’na ne de vesayetçi geçmişi özleyen eskinin tekrarı muhalefete mecburdur. Bu sebeple, 3. Yol siyasetimizle Demokrasi İttifakı’nı büyütmek ve sokak sokak, mahalle mahalle toplumsallaştırmak temel hedef olarak belirlenmiştir.
  • Türkiye halkları, tarihinin en yüksek işsizlik ve yoksulluk, borçlanma ve mülksüzleşme sürecini yaşıyor. Ekonomik krizin temel sebebi, iktidarın sermayeyi önceleyen politikaları, emek ve emekçi düşmanlığı ile savaş ve silahlanma harcamalarıdır. Bizler, bu ülkede emeğin sömürülmesine ve yoksulluğa son vermeye, adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya, emeğin ve halkların birlikte özgürleşmesine dair kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyuyoruz.

  • AKP-MHP iktidarı, NATO ve uluslararası güçlerin onayı ve KDP desteği ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne sınır ötesi harekatlar düzenlemekte; enerji koridorları oluşturmak ve bölgenin demografik yapısını değiştirmek amacıyla, Türkiye’ye en ufak bir tehdit oluşturmayan Kuzey-Doğu Suriye topraklarını işgal edeceğinin sinyallerini vermektedir. Bu kirli politikayı reddediyor ve lanetliyoruz. Savaşa, işgale karşı barışı savunmakta ve barış ittifakını büyütmekte kararlıyız.
  • Kürt sorunu, diyalog ve müzakere temelinde Meclis zemini dahil olmak üzere sorunun tüm muhatapları ile demokratik bir şekilde çözülmelidir. Aksi durumda Türkiye’nin ne demokratikleşmesi ne de toplumsal huzura kavuşması mümkün olacaktır. HDP, Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümü için üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye devam edecek ve bu konudaki tutumunda ısrarcı olacaktır.
  • Öcalan’ın 23 yıldır mutlak tecrit koşullarında tutsak edilmesi Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözüm önündeki en büyük engeldir. Tecrit ile birlikte aynı zamanda Türkiye halklarının da barış hakkı ve umudu gasp edilmektedir. İmralı’dan her daim yükselen barış çağrısına kulak verilmelidir. Diyalog ve müzakere odaklı bir çözüm ve bu toprakların on yıllardır ihtiyaç duyduğu barış için İmralı’nın kapıları açılmalı, kendisinin özgür yaşam koşulları sağlanmalıdır.
  • Kadın katliamlarına, tacize, tecavüze, çocuk istismarına, ev içinde ve dışında emek sömürüsüne karşı kadın dayanışmasını ve mücadeleyi büyütmekte ısrarcıyız. Kadınların tarihsel kazanımları olan eşbaşkanlık ve eşit temsiliyetten de, İstanbul Sözleşmesi’nden de vazgeçmiyoruz.
  • Şimdinin ve özgür yarınların kurucu gücü olan gençlerin, eşitler arası bir siyasal ilişki içerisinde inisiyatif aldığı ve özerkliğini koruduğu HDP yürüyüşünü birlikte güçlendirmeye devam ediyoruz.
  • HDP olarak, parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dar ve kısa vadeli çıkar hesaplarıyla değil; Türkiye halklarının çıkarları temelinde yaklaşıyoruz. Parlamentoyu çoğulcu bir yapıya kavuşturma mücadelemize devam edeceğiz.
  • Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bizler için esas olan adayın kim olacağı değil, yeni dönem politikalarının ve ilkelerinin ne olacağıdır. Partimiz, Cumhurbaşkanlığı seçimi için yeni dönemin politikalarını müzakereye açıktır. Bu sürece demokratik dönüşümü hedefleyen ilkeler mutabakatı üzerinden yaklaşıyoruz.
Paylaşın

Akşener İktidara Yüklendi: Yoksullarla Dalga Mı Geçiyorsunuz?

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, ekonomik kriz üzerinden sert sözlerle eleştirerek, “Milletimiz güvensizlik içinde yaşarken, saray şürekasına göre her şey yolunda. Milletimiz yoksullukla boğuşurken, 5 maaşlı, 10 maaşlı, saray danışmanlarının keyifleri, her zamanki gibi yerinde” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Ülkede enflasyon, makyajlı hâliyle bile, yüzde 73 buçuk olarak açıklanırken, beceriksizliğiyle göz kamaştıran Nebati Bakan çıkıp ‘Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla büyümeyi tercih ettik. Bu sistemden dar gelirliler hariç, üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyor’ diyor.” ifadelerini kullandı.

Akşener, açıklamasını, “Böyle bir rezalet olabilir mi? Böyle bir pişkinlik olabilir mi? Yokluğa, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz insanlarımızla bir de utanmadan dalga mı geçiyorsunuz? ‘Dar gelirli hariç, diğerlerinin işleri yolunda’ ne demek? Dar gelirli vatandaşlarımızı, vatandaştan saymayan, böyle bir umursamazlık olabilir mi? Siz nesiniz o zaman? Bostan korkuluğu mu? Bu sistem, sizin tercihiniz değil mi? Uçacak dediğiniz Türkiye, böyle mi uçacak?” sözleriyle sürdürdü.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Bir hükümetin iyi veya fena olduğunu anlamak için hükümetten amaç nedir bunu düşünmek gerekir. Hükümetin 2 hedefi vardır. Biri milletin korunması ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükümet iyi, edemeyen fenadır.

1923’de yapılan bu tespitteki hakikate bugünlerde tüm çarpıcılığı ile şahit oluyoruz. Bay Kriz ve olağanüstü ekonomi yönetimi sayesinde artık her yeni güne yeni bir zam haberiyle uyanıyoruz.

Artık zamla yatıyor, zamla kalkıyoruz. 2 bin 500 lira reva görülen emeklilerimiz, halk ekmek kuyruklarında sıra bekliyor. Akşam evde ne pişireceğini bilemeyen anneler, evine et, süt, yağ, hatta çocuğuna bez bile alamadığı feryat ediyor.

Saray şürekasına göre her şey yolunda. Milletimiz yoksullukla boğuşurken 5, 10 maaşlı saray danışmanlarının keyifleri her zamanki gibi yerinde.

“Utanmadan dalga mı geçiyorsunuz?”

Ülkede enflasyon makyajlı haliyle bile yüzde 73.5 olarak açıklanırken beceriksizliğiyle göz kamaştıran Nebati bakan çıkıp ‘Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla büyümeyi tercih etti. Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kar ediyor’ diyor. Böyle bir rezalet olabilir mi? Utanmadan dalga mı geçiyorsunuz? Bu ne demek? Dar gelirlileri vatandaştan saymayan bir umursamazlık olabilir mi? Siz bostan korkuluğu musunuz? Yazıklar olsun.

Neymiş enflasyon düşüşe girmiş. ÜFE üç hanede. Tırmanış devam ederken, TÜİK tez zamanda bu arkadaşın yardımına koşacak. TÜFE ve ÜFE oranlarından sorumlu daire başkanını görevden aldılar. 20 bölge müdürünü değiştirdiler.

TÜİK, domatesin, patatesin, kiranın ne kadardan hesaplandığını açıklamayacakmış. AB’den böyle bir talep gelmiyormuş.

TÜİK inandırıcılığını geri kazanmak için daha şeffaf olmak yerine kendisini bu ülkenin vatandaşına karşı değil, Sayın Erdoğan’a karşı sorumlu hissediyor. Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistik Kurumu olduğunu itiraf ediyor” diye konuştu.

Açıkladığınız rakamlar işçinin, memurun, emeklinin maaşlarını belirliyor. Gelin iki cihanınızı karartmayın. Gelin bu milletin ahını daha fazla almayın. Ya görevinizi layığıyla yapın ya da o görevlerden şerefinizle ayrılın.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Danıştay ve Sayıştay’ın yıl dönümüydü. Her iki yargı kurumumuzda kadim devlet geleneğimizden damıttığımız köklü devlet kurumlarımızdır.

Sayın Erdoğan’ın en sevmediği kurumlarımızdır. Kendisi adeta devletimize, milletimize ve tarihimize ait ne varsa yıkmaktan, bozmaktan ve yozlaştırmaktan sorumludur. Aksini yapamadığı her şeye ve herkese de uyuz olur.

Nitekim iki kurumumuzun yıl dönümü törenlerinde yaptığı konuşmalarda her zamanki gibi yine bu ülkenin cumhurbaşkanını değil de adeta devlete karşı mücadele eden bir fanatiği gördük.

Sayıştay’a çıktı ve her zamanki yakışıksız tarzıyla ayar verdi. ‘Açık aramayın’ dedi. Yani işinizi yapmayın dedi. Hayırdır Bay kriz neden bu kadar korktun? Sayıştay’ın raporları zaten yolsuzluk ansiklopedisi gibi. Hiç kendini yorma çünkü devlet unutmaz.

Danıştay’a da hem sopa gösterdi hem de hukuk dersi verdi. Neymiş vesayete koltuk değnekliği yapan gizli, açık örgütlerin arka bahçesi haline dönüşen bir yargı millet adına karar veremezmiş.

“Çok mu zoruna gitti?”

Peki Danıştay’ın görevi ne? Hayırdır Sayın Erdoğan, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanlığı kararıyla feshedilemeyeceğini duymak çok mu zoruna gitti? Cübbesine düğme dikemediğin erdemli ve ahlaklı savcıların olmasına çok mu bozuldun?

İlk seçimde yetkiyi alıp Türkiye’yi içine soktuğun bu kurumsallaşma çukurundan evvel Allah çekip biz çıkaracağız. Sende oturup muhalefet sıralarından memleket nasıl yönetilir kıskançlıkla izleyeceksin.

Döktüğü betonun yanına peyzaj olarak 3-5 fidan dikmeyi çevrecilik zanneden betonarme çapsızlık bizlerin gönlünde yara açıyor. Cennet doğamıza edilen ihanet değişmiyor. Marmaris Milli Parkı içerisinde bulunan Kızılbük Koyu’nda büyük bir doğa katliamı yapılıyor.

Rantiyeler yine iş başında. Buradan kağıt üzerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı olarak geçen, gerçekte ise çevremizin, şehirlerimizin tarumarına sessiz kalan Murat Kurum’a ve Muğla Valiliği’ne sormak istiyorum.

ÇED raporu gerekli değildir raporunu hangi amaca, hangi çıkar sahibinin amacına ve hangi beklentiye göre verdiniz? Neyin karşılığında göz yumuyorsunuz?

Çürük-sürtük tartışması

Bir sandıklı siyasi ömürleri kalanların acınası çırpınışlarına, kaçınılmaz sonlarını görenlerin hezeyanlarına, koltuğunu korumak için tüm değerlerini kaybedenlerin hakaretlerine maruz kaldığımız bir haftayı daha geride bıraktık.

Artık pis dillerini, öfkelerini, nefretlerini açık etmekten çekinmiyorlar. Millete hesap vereceğine hesap soran, hak yiyeni savunan kirli bir zihniyet ile karşı karşıyayız.

Sayın Erdoğan ve arkadaşları sayesinde bugün acaba ne olduk diye uyanıyoruz. Bugün acaba hangi hakarete maruz kaldık diye meraklanıyoruz.

Tarihin her döneminde aziz olan büyük Türk milleti, AK Parti iktidarı nezdinde bir gün hain, bir gün terörist oluyor, bir gün nankör oluyor, bir gün vicdansız oluyor, bir gün cibiliyetsiz oluyor.

Geçtiğimiz hafta da hiç utanmadan, sıkılmadan, zerre duraksamadan bu aziz millete ‘çürük ve sürtük’ dendi. Bu hakareti denize dökülüşünü unutamayan bir Yunanlı etmedi. Yazıklar olsun.

Sen bu ülkenin cumhurbaşkanı seçildiğinde bir yemin ettin. Bu yemini namusun ve şerefin üzerine ettin. Hani senin nerede yeminin? Hani nerede milletin huzuru ve refahı?

Nerede adalet? Nerede Atatürk İlke ve İnkılapları? Sen yeminini bozdun Sayın Erdoğan. Kibrinin esiri olup, hakikate kör olurken bozdun. İktidar sarhoşu olup, Meclisimizi vesayetin altına alırken bozdun. Milletin hazinesini yandaşlarına peşkeş çekerken bozdun.

Şimdi senin istediğin gibi yaşamıyor, konuşmuyor diye demokrasiyi, adaleti savunuyor diye seni beğenmiyor, istemiyor, oy vermeyi de düşünmüyor diye milletimize hakaret ederek bozdun.

Sen kendi egonu ‘hak ettikleri teşhisi koydum’ diye şişirmeye devam et. Sen bu hakareti sadece ‘gezici’ diye yaftaladıklarına ettiğini sanmaya devam et. Ben seni acı gerçekle yüzleştireceğim.

Gezi başlangıcından bizzat senin elinle rayından çıkarttığın kadar geçen süreçte, sağcısından solcusuna, muhafazakarından sekülerine, yaşlısından gencine herkesin istibdat rejimine karşı sergilediği bir ruh, bir duruş, bir direniştir. Bu işi tetikleyen ise bizzat ‘iki ayyaş’ söylemidir. O gençler ‘yeter artık’ dediler.

Sen bunu görmedikçe, oraya katılan kadınlara, erkeklere bu hakaretleri ettikçe çok daha derine batıyorsun sayın Erdoğan. Ne yaparsan yap bu ruhu yenemezsin.

Ne kadar sayıp sövsen de işte en sonunda böyle mağlup olursun. Hiç merak etme sana asıl dersi bu aziz millet sandıkta verecek.

Sen, “milletin dili” diye, edepsizliği haklı çıkarmaya çalışadur, Hakaret ettiğin bu aziz millet, sana en okkalı tokadını sandıkta gösterecek!

Çünkü; Birleştireceğine, nefret saçandan Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü; Milletin namusunu koruyacağına, namusa dil uzatandan, Cumhurbaşkanı olmaz!

Çünkü; Devletin varlığına sahip çıkacağına, kendini devlet yerine koyandan, Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü; Türkiye Cumhuriyeti’nin, şanını ve şerefini yücelteceğine, ayaklar altına aldırandan, Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü; Vatanın bölünmez bütünlüğünü savunacağına, Vatan toprağını, bir türlü sahiplenemeyenden, kupon arazi olarak görenden, Cumhurbaşkanı olmaz!

“Aziz Türk Milleti, artık senin gerçek yüzünü gördü”

Çünkü; Hukukun üstünlüğüne, adalete, anayasaya bağlı kalacağına, yandaşa, saraya, koltuğa bağımlı kalandan, Cumhurbaşkanı olmaz!

Ez cümle; Sözünden dönenden, yeminini bozandan, emanete hıyanet edenden, Cumhurbaşkanı hiç olmaz! Aziz Türk Milleti, artık senin gerçek yüzünü gördü.

Geri sayım başladı, bunun artık dönüşü yok. Sandık geldiğinde, milletimizin kutlu iradesi, seni o sandığa gömecek. Emin ol, çok az kaldı!

Gençlerimiz kendilerini; çaresiz, kimsesiz, sahipsiz hissediyor. Üstelik bu çocuklar, “şanslı” olarak nitelendirilebileceğimiz koşullarda yaşaması gereken çocuklar.

Büyükşehirde yaşayan gençlerimiz bile, bunları yaşıyor. Daha küçük şehirlerde, köylerde yaşayan, gençlerimizin, çocuklarımızın durumu, daha da vahim. Onlar, derin bir yokluk, yoksulluk ve imkânsızlık içinde yaşıyorlar. Çünkü; Onların elinden, Cumhuriyet’in imkânlarını aldılar.

Çünkü; Onların elinden, fırsatlarını aldılar. Çünkü; Onların elinden, yükselme, başarma, hayallerine kavuşma umutlarını aldılar.

Onların elinden, çocukluklarını, gençliklerini, en güzel yıllarını çaldılar. Bunun için de ilk önce, eğitime saldırdılar. Hatırlayın: Cumhuriyet için eğitim; köyü, şehri, zengini, fakiri ayırt etmeden, her tüten ocağın, geleceğe dair güveniydi.

Karda kışta, tüm zorluklara rağmen, gençleri okutan, yetiştiren azimdi. Onları geceleri, sobanın başında bile, ders çalıştıran umuttu. Her türlü koşulda, ideallerinin peşinden koşacak, memleketi, muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak nesillerin teminatıydı.

Cumhuriyet eğitim seferberliğini; Köy okullarıyla başlattı. Önce, köylere gönderilecek öğretmenler yetiştirdi. Sonra o idealist öğretmenleri, köylere dağıttı. Bilimin ve fennin ışığını, memleketin dört bir yanına yaydı. Ne acıdır ki; bugün Cumhuriyetin bu vizyonundan, olabildiğine uzaktayız.

Ak Parti’nin eğitimde yol açtığı en önemli tahribatlardan biri, hiç şüphesiz, köy okullarının kapatılması politikasına, hız vermesiyle yaşandı. Son 20 yılda, 20 binden fazla köy okulu kapatıldı. Taşımalı eğitim sistemi denilen, garabet bir uygulamaya geçildi.

Sonuçta ortaya çıkan manzarada; Köy var, köyde çocuk var, ama okul yok… Bugün tam tamına, 722 bin 845 çocuğumuz, Köylerinden, şehir merkezlerine taşınıyor. Köy okulları kapatılınca; Millî bayramlarımız artık köylerimizde kutlanamıyor.

Artık İstiklal Marşımız, her Pazartesi köylerimizde okunmuyor. Bayrağımız göndere çekilmiyor. Köy okulları kapatılınca; Köy hayatı da, canlılığını kaybetti. Tarım bitti, hayvancılık bitti. Oysaki, Atatürk’ümüz ne diyordu: “Köyler ülkemizin kılcal damarları, köylüler de milletin efendisidir.” İşte biz, İYİ Parti olarak; Köylülerimize hak ettikleri itibarı, yeniden kazandırmak için çalışıyoruz.

Bugün maalesef; Cumhuriyet’in geleceği emanet ettiği o nesiller, artık o köylerden çıkmıyor. Çocuklarını köyden uzağa göndermek istemeyen ana babalar, ilk 4 yılın sonunda, çocuklarını okuldan alıyor. Özellikle kız çocuklarımız, erken yaşta okuldan alınıyor. Herhangi bir meslek sahibi olamıyor. Kimisi çocuk yaşta evlendiriliyor.

Gelecek hayali kuramıyor. TÜİK rakamlarına göre, kız çocuklarımızın erken yaşta evlendirilme oranı, erkek çocuklarımızın, tam 21 katı. Son 20 yılda, 1 milyon kız çocuğumuz, yaşları tutmadığı için, mahkeme kararı sonucu evlendirildi.

Bu sayı, resmî nikahlardan çıkan sonuç. Bunun üzerine bir de, kayıt altına alınmayan evlilikler var. Artık kızlarımız; “Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime” diyorlar. Halbuki mücrim olan onlar değil…

Esas mücrim olan; Bizzat Bay Kriz, uyguladığı yanlış politikalar ve bu ucube sistemin kendisidir. Bu kadar basit. AK Parti iktidarının, 2013-2020 yılları arasında; Köy okullarını kapatıp, hiçbir denetimi olmayan, karda kışta gidilemeyen, ya da 40–50 kilometre yol gidilen, taşımalı sistem için harcadığı para, eldeki verilere göre, 20 milyar lirayı aşmış durumda. Artan mazot fiyatları ve gıda enflasyonunu da dikkate alırsak; bugün, bu mali yükün, çok daha fazla olduğu, apaçık ortada…”

Paylaşın

Davutoğlu: Ortak Aday Çıkarabilirsek İlk Turda Kazanabiliriz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisinin oluşturduğu altılı masanın paydaşlarından biri olan Gelecek Partisi  Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, FOX TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’in konuğu oldu.

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan GP Lideri Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Erdoğan’ın, TÜİK’in, Merkez Bankası’nın açıklamalarına dışarıdan baktıklarında ‘Bunlar ekonomi bilmiyor’ deniliyor.

Örtülü faiz uyguluyorlar. Faiz artırmadığını iddia ediyor ama faiz piyasada her an artıyor.

Bunların hepsi güven problemi doğuruyor. Erdoğan’a hiç kimse, en yakınları dahi güvenmiyor. Bir Maliye Bakanı düşünün ki “Dar gelirliler hariç çark dönüyor” diyor. Bu durumda kim güvenir?

Kanun dışı işlem yapan bürokratlarda bir telaş, dürüst bürokratlarda da bu çarktan nasıl kurtulurum diye bir telaş var. Şu an görevden alınan veya ayrılan hiçbir bürokrat üzülmüyor, kurtuldum diyor.

Türkiye’de büyük bir uzlaşıya ihtiyaç hissettiğimiz bir dönemdeyiz. Keşke Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir masa kursaydı. Pandemi bir imkandı. ‘Sizden destek bekliyoruz, ülkeyi beraber çıkaralım’ deseydi. Yapmadı cumhurbaşkanı.

Kendi yanında olan bizleri bile tasfiye etti. Yanına kimleri aldı? 90’lı yılların çetelerini, 90’lı yılların aktörlerini Perinçek’leri vs. aldı. Türkiye’nin birleştirici masasını cumhurbaşkanı kurmalıydı, kuramadı. Bu masayı sen kurmalıydın Sayın Cumhurbaşkanı. Sen Türkiye’yi böldün, ayrıştırdın. Sana oy vermeyenleri hasım gibi gördün.

‘Bizim masa dağılmaz’

Ben geçmişimi reddetmem, ben eski bir başbakanım. Bu dezavantaj değil avantajdır.

Herkesin şunu bilmesi lazım. Ben o masaya bir dayatmayla gelmedim. Başbakanlık makamını ilkeleri gereği bırakan bir insan egosunu yenmiş bir insandır.

Bu masa bir cumhurbaşkanı adayı seçip de kenara çekilecek bir masa değil.

Ümidimiz bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmak. Tek aday çıkmazsa, bizim masa dağılmaz. Biz parlamenter sistem mutabakatı ile birbirimizi bağlamışız. Diyelim bu masadan 2 aday çıktı. İkinci turda bu masa o iki adaydan biri etrafında birleşebilir.

Ortak aday çıkarabilirsek ilk turda kazanabiliriz. İlk turda Erdoğan’ın kazanma şansı yok. Türkiye’de artık bir değişim şart. Değişimin lokomotifi de bu masadır.

Paylaşın

Erdoğan’ın Kampta Kurmaylarıyla Yaptığı Konuşma Sızdı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu Kızılcahamam’da yapılan AK Parti’nin istişare toplantısında bazı milletvekilleri ile baş başa, bazı milletvekilleri ile de gruplar halinde görüşmeler yaptı.

Türkiye gazetesinin haberine göre Erdoğan, bu görüşmelerde milletvekillerine 2023 seçimlerine yönelik uyarılarda bulundu. Erdoğan’ın verdiği mesajlardan bazı önemli başlıklar şöyle:

“Bu seçimleri de alacağız”

“Siz bakmayın 6’lı masanın ‘şöyleymiş böyleymiş’ dediğine, sosyal medyada yazılan çizilenlere. Bu ülkeyi yönetmek o kadar kolay değil. Kuraklık oldu, ardından salgın, sonra Rusya-Ukrayna krizi. Bütün bunlara rağmen biz yatırımlara devam ettik, çarklar döndü. Evet, dar gelirliler sıkıntıda, bunu inkar edecek değiliz. Ama bu kesimlerle ilgili de gereken adımlar atılacak. Sosyal medyada olup bitenlerle moralinizi bozmayın. Bizim için milletin ne dediği önemli. Biz sosyal medyaya bakmayız. Ben daha önce de söylüyordum ‘Twitter cıvıtır’ diye. Ben sosyal medyaya böyle bakıyorum. Biz sahaya bakarız. Sosyal medya ile iktidar olunmaz, sahada çalışarak seçim alınır. Rahat olun. Bu seçimleri de alacağız. Biz çok çalışacağız. Gayret edeceğiz. Biz iyi görünüyoruz, iyi durumdayız.

“Biz çok güçlü bir teşkilatız. 12 milyon üyemiz var”

6’lı masaya bakın daha adayları yok. Bu masanın altı var, sağı var, solu var. Ne yaptıkları belli değil. Bizim seçimlerle ilgili bir sıkıntımız yok. Biz kimseyi kırmadan dökmeden, dar gelirli grupları da rahatlatarak, çalışacağız seçimi alacağız. Siz de sahada rahat olun. Bir sıkıntımız yok. CHP’li belediyelerin yaptıklarını gördünüz. Bir tek musluk açtılar. Çuvalladılar. Teşkilat çalışmalarına daha fazla ağırlık vereceğiz. Biz çok güçlü bir teşkilatız. 12 milyon üyemiz var. Bunların her biri birer oy getirseler 24 milyon oy eder.

Çiftçilerin gübre problemine yönelik yeni bazı adımlar atıyoruz. Problemi çözüyoruz. Bir takım yatırımcılarla görüştüm. Bu alanda gerekli yatırımlar yapılacak. Bu konu Türkiye’nin gündeminden çıkacak. Fındık fiyatını geçen yıl temmuzda açıklamıştı. Bu yıl da aynı dönemde açıklarız. Milleti mağdur etmeyecek bir fiyat açıklayacağız.

“Daha öncekiler nasıl döndüyse öyle döneceklerdir”

Biz sığınmacılarla ilgili olarak muhalefetten farklı düşünüyoruz. Zorla geri gönderme, baskı ile götürme olmaz. Ukrayna-Rusya krizi nedeniyle Polonya’da şu anda 3,5 milyon Ukraynalı var. Hiç duydunuz mu Polonya’da muhalefetin eleştirisini? Biz sınırda güvenlik koridorunu genişlettikçe, onlar da ülkelerine dönecektir eninde sonunda. Daha öncekiler nasıl döndüyse öyle döneceklerdir.”

Paylaşın

AK Parti’nin Sandık Hesabı: Önce ‘Bahar Havası’ Sonra Seçim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrasında, tüm memurların ek göstergelerinde 600 puanlık artış yaptıklarını söyledi. Polis, hemşire, din görevlisi ve öğretmenlere ise 1. dereceye gelmiş olma şartıyla 3 bin 600 ek gösterge verilecek. Genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 3 bin 600’den 4 bin 400’e, şube müdürü ve ilçe müdürü seviyesindeki yöneticilerin ek göstergeleri 2 bin 200’den 3 bine çıkartılacak. 

Ek gösterge memur maaşlarında önemli bir artış sağlamayacak. 600 puanlık artış memurun aylığında sadece brüt 142 liralık artış yapacak. Asıl artış ise memur emekli maaşlarıyla, ikramiyelerde olacak. Ancak burada da 2008 öncesi ve sonrası ayrımı oluşacak. Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen, ek gösterge artışının Ekim 2008’den önce görevde olan kamu personelinin emekli aylığında artış sağlayacağını ancak bunun da beklentileri karşılamayacağını söyledi. Esen, ek gösterge artışının Ekim 2008’den sonra göreve başlayanların emekli aylıkları/ikramiyeleri açısından fazla bir anlamı olmadığını belirtti. Bir emeklinin cumhurbaşkanının açıkladığı rakamları alabilmek için memuriyette 30 yıllık hizmeti bulunması gerecek. Ayrıca açıklananlar alınabilecek en üst rakamlar.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre iktidar bu düzenlemeyi hemen yaşama geçirebilecekken 2023 başına bıraktı. Böylece yaklaşık 20 milyar liranın üzerinde olması beklenen maliyet, 2023 bütçesine kaydırılmış oldu. Memur ve memur emeklilerine temmuzda enflasyon farkı ile birlikte ek artış yapılabileceği de söyleniyordu. Asgari ücrette de artış olacak mı sorusu gündemdeydi. Ancak Erdoğan’ın “Temmuz ayındaki enflasyon farkı artışlarıyla ücretlileri biraz daha rahatlatacağız” demesi, “Ayrıca ek zam olmayacak mı?” sorusunu gündeme getirdi.

“Açıklayamam…”

Buna karşın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Temmuzun başında enflasyon farkını vereceğiz. Onunla ilgili başka düzenlemelerimiz var, burada açıklamıyorum” dedi. Bilgin, “Aralık ayında da bu yaptığımız 3600 ek göstergeyle ilgili düzenleme kamu çalışanlarının maaşlarına ve emekli ikramiyelerine çok daha farklı yansıyacak” dedi. Bilgin’in ayrıca, “Şu müjdeyi vereyim, cumhurbaşkanımız bütün kamu çalışanlarının yaptıkları işlere göre ücretlerinin yeniden düzenlenmesi çalışmasını da uzun vadede bize verdi. Ayrıca yapacağız” demesi dikkat çekti.

Artışlar 2023’e bırakıldı

İktidar asıl artışları 2023 başına bıraktı. Erdoğan’ın da yılbaşında tüm çalışanların durumlarını ekonomide gelinen noktaya uygun şekilde gözden geçirerek, herkesin hakkını almasını temin edeceklerini belirtmesi dikkat çekti. Erdoğan, mevcut maaşlara göre hesaplanan tutarların, ek gösterge düzenlemesiyle yılbaşında daha yüksek seviyelerde olacağını bildirdi. Memur ve memur emeklilerine ocakta yüzde 8 toplusözleşme zammı verilecek. Bu oran, iki yıllık toplusözleşmedeki en yüksek altı aylık oran. Memur emeklilerine toplusözleşme zammının yanı sıra ek göstergeden gelen artış da yansıtılacak. Ayrıca bu yılın ikinci yarısında oluşan enflasyon farkı da yine memur ve memur emeklisine ödenecek.

1 Ocak’ta yürürlüğe girecek asgari ücret aralık ayında belirlenecek. İktidar asgari ücrete de aralıkta artış yapmaya hazırlanıyor. Sözleşmelilere kadro konusu da yine yılbaşına bırakılacak. İktidar daha önceleri “EYT’liler” konusunda çalışma olmadığını söylüyordu. Ancak son zamanlarda söylem değişti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin de önceki gün EYT’lilere yönelik çalışmayı mesafe alındığında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Böylece, seçimin Haziran 2023’te yapılması durumunda yeni yılda ücret ve maaşlardaki artışın ardından sandığa gidilecek.

Paylaşın

‘Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı Net, Yakında Açıklanacak’ İddiası

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Uluslararası Güvenlik ve Stratejik Çalışmalar Uzmanı Murat Gezici, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının net olduğunu ve kısa süre içinde açıklanacağını söyledi. Muhalefet için doğru yöntemin “ortak aday” olduğunu belirten Gezici, “Çatı tamamlanmazsa muhalefet kaybeder” dedi.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’ya konuşan Gezici, 6’lı masanın, belirsizliğe yatkın seçmen gruba karşı ikna edici, somut şeyler söylemesi gerektiğini, muhalefetin söyleminin ise ağırlıklı olarak iktidar eleştirisi üzerinden şekillendiğini kaydetti.

‘Kürtlere nasıl seslenileceğinin sorgulaması yapılacak’

Gezici, şunları söyledi: “Ne yapılacak? Nasıl yapılacak? sorularına yanıtların somut ve yoğun şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerekecek. Sistem değişikliği için anayasa başta olmak üzere daha temel düzenlemeler yapılması gerekiyor. Özellikle Kürtlere nasıl seslenileceğinin sorgulamasının yapılacağını düşünüyorum.”

‘Kemal Bey stratejisini değiştirdi’

Gezici daha önce yaptığı, “Akşener’in istediği aday çıkmaması durumunda sahneye çıkması intihar olur” yorumuna da açıklık getirdi. Gezici, “‘İntihar’ dememin esas sebebi, CHP artık eski CHP değil. Kemal Bey stratejisini değiştirdi. Daha tepkisel, direnişçi, girişimci bir strateji takip etmeye başladı. Empati yapan, proaktif karar alan, gençlerden oy alan ve CHP’nin oyunu 2018’e göre artıran bir Kılıçdaroğlu var” dedi.

‘Ortak aday doğru’

Gezici, halka sorulduğunda yüzde 74’ünün ittifakı bir arada tutan ismin Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söylediğini belirterek, halkın Kılıçdaroğlu’nu seçim sonrasında ittifakı bir arada tutacak, yasaları ortak bir şekilde çıkarabilecek sağduyulu bir lider olarak gördüğünü söyledi. Gezici, “CHP paradigmada keskin bir değişim yaratmış oldu. Akşener, 2018’de aday oldu ve partisinin altında oy aldı. Kılıçdaroğlu bu kadar parlakken, aynı şey tekrarlanabilir. Bu açıdan baktığımızda ortak aday daha doğru bir yöntem, bu çatı tamamlanmazsa muhalefet kaybeder” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Reuters: Suriye, Rusya, SDG Türkiye’nin Olası Harekatına Hazırlanıyor

İngiltere merkezli Reuters haber ajansı, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine operasyon sinyali vermesinin ardından Rusya ve Suriye’nin bölgedeki askeri takviyeleri artırdığı yönünde haber yayınladı. Türkiye destekli gruplar ise Rusya ve Suriye’nin ABD destekli Suriye Demokrat Güçleri’ne (SDG) destek verdiğini iddia ederken SDG’den Suriye yönetimine destek çağrıları yapılıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yarın Ankara’ya yapacağı ziyarette de olası operasyonun görüşüleceği belirtiliyor.

Reuters’e göre, Türkiye’den üst düzey bir yetkili ajansa yaptığı açıklamada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’a “Suriye ve İran’ın Tel Rıfat bölgesinde askeri hareketliliğini artırdığı” yönünde bilgilerin sorulacağını belirterek “Türkiye bu operasyonu öyle veya böyle yapacak” dedi.

Türkiye’nin desteklediği ve aralarında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensuplarının yer aldığı Suriye Milli Ordusu sözcüsü Yusuf Hammud da Reuters’e yaptığı açıklamada, Türkiye sınırına 40 kilometre mesafedeki Tel Rıfat, Menbiç, Kobanê’nin güneyi ve Ayn İsa yakınlarındaki güçlerini artırdıklarını belirterek operasyona hazırlanıldığı mesajı verdi.

Rus helikopterlerinin Tel Rıfat yakınlarındaki bir hava üssüne indiğini söyleyen Hammud, “Suriye rejimi ve İranlı milisler SDG’ye takviye kuvvet gönderiyor” iddiasında bulundu.

‘Operasyon Putin’le ilişkileri test edebilir’

Suriye’nin kuzey sınırlarında TSK’nin henüz kritik bir yığınak yapmadığı ancak son iki haftada roket ve topçu atışlarının daha sık yapıldığı belirtilen haberde “Ankara, Moskova’nın Ukrayna savaşıyla ilgili müzakerelerinde arabuluculuk yapmaya çalıştı ancak Suriye’de karşıt tarafa verdiği destek, Vladimir Putin’le ilişkilerini test edebilir” analizine de yer verildi.

Haberde, “Devlet Başkanı Beşar Esad’ın güçlü müttefiki Rusya’nın en azından üstü kapalı bir onayı olmadan yapılacak bir operasyon ek zayiat riski anlamına da gelebilir” ifadeleri yer aldı.

SDG: Şam’a bağlı birliklerle kordinasyona hazırız

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutanı Mazlum Abdi de 5 Haziran’da Reuters’e verdiği demeçte, Suriye’ye Türkiye’nin olası saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini kullanması için çağrı yaparken SDG Askeri Konseyi’nin bugün Kamışlı’da yapılan olağanüstü toplantısından da benzer bir çağrı yapıldığı kaydedildi.

Almanya merkezli Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’nin son tehditleri dahil olmak üzere işgal projeleri Suriye’nin bölünmesine hazırlık” denildi.

Habere göre, açıklamada, “Potansiyel bir Türk işgali Suriye topraklarında istikrar ve birliği olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle işgale sadece hedef alınan bölgelerde değil, halihazırda işgal altındaki Suriye topraklarında da karşı koyulmalıdır. SDG herhangi bir Türk saldırısına karşı koymak ve Suriye topraklarını korumak için Şam hükümetine bağlı birliklerle koordinasyona hazırdır” ifadeleri yer aldı.

Rusya’dan ise Türkiye’nin operasyon sinyallerine “Suriye’de mevcut zor durumun daha da tehlikeli bir şekilde kötüleşebileceği” uyarısı yapılmıştı. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, basın brifinginde gazetecilerin Rusya’nın Suriye’nin kuzeyindeki mevzilerini güçlendirip güçlendirmediği sorularına ise “Suriye ordusunun bazı askeri noktaları az ya da çok güçlendirdiği” yanıtı vermişti.

Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) destekleyen ABD’den ise “Türkiye’nin olası operasyonunun Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede güç kaybettireceği ve kazanımları baltalayabileceği” açıklaması yapılmıştı. Suriye hükümetine yakın El Vatan gazetesi ise Türkiye sınırına yakın noktalarda birliklerin tank ve ağır silahlarla konuşlandırıldığını yazmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Muhafazakar Kadınlara Çağrı: Bize Katılın

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bize katılın derken çiftçileri üreticileri taksiciyi herkesi istiyorum ama muhafazakar genç kadınların da bize katılmasını istiyorum” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Muhafazakar genç kadın kardeşlerim size de iki çift lafım var. Bunların ne yaptığını biliyorsunuz. Gezi olayları dolayısıyla bu ülkenin kadınlarına nasıl hakaret edildiğini biliyorsunuz. Yarın döner bunlar size de hakaret eder. Ama biz şuna inanırız cennet anaların ayakları altındadır. Ve kadına saygı duyarız. Efendim CHP diyecekler bize hep CHP’yi kötülediler diyecekler şuna inanmanızı isterim; CHP eski CHP değil, siz de eski siz değilsiniz. Artık beraberiz artık birlikteyiz aynı değerleri savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Gençlere de hitap eden Kılıçdaroğlu, “Her türlü haklarını koruyacağız. O gençlere yine sesleniyorum. İktidar değiştiğinde tweet atarsam başım belaya girer mi diye sakın düşünmeyim. Bizim iktidarımızda bizi rahatlıkla eleştirebileceksiniz. Her gencimiz düşüncesini özgürce ifade edecek, bunun sözünü veriyorum” dedi.

Bakan Nebati’nin “Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor” sözünü eleştiren Kılıçdaroğlu, “Bir ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı var olan sistemden dar gelirlerin zarar gördüğünü itiraf ediyor ve bu zarar aynen devam ediyorsa, hiçbir önlem alınmıyorsa bu iktidar kendi kuyusunu kazıyor demektir. Bu iktidarı hep birlikte göndereceğiz tepedekini de emekli edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının büyük bölümünü ekonomik krize ayıran Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

“TÜİK’e müdahale ediyorlar. Enflasyonu düşük göster diye. Bu ne demektir işçiye emekliye dul ve yetime düşük maaş vereceğim. Düşük maaş vermek için baskı kuruyorlar.

İşçinin emeklinin hakkını niye vermiyorsunuz? Bunlar enflasyona sebep olmadılar ki. Enflasyonu yapan büyüten gerekçe olan sensin. İşçilere de emeklilere de dul ve yetimlere memurlara da sesleniyorum, hakkınızın yenmesini istemiyorsanız bize katılacaksınız.

Enflasyon için de bir sürü gerekçe buldular. Her seferinde uyduruyorlar. Ukrayna ile Rusya savaş halinde. Ukrayna’da yüzde 16,4; Rusya’da 21,7 enflasyon rakamları. Savaş halindeki iki ülkede enflasyon böyle.

Gerçek tüketici enflasyonu yüzde 160

TÜİK’in bütün baskılardan sonra kamuoyuna açıkladığı enflasyon ise yüzde 73,50. ENAG’ın yaptığı araştırmaya göre de gerçek tüketici enflasyonu yüzde 160,76. Bunu zaten vatandaş alışveriş yaparken görüyor.

Yaşanan ekonomik buhran dolayısıyla öyle bir noktaya geldiler ki şimdi sıra vatandaşı suçlamaya geldi. Erdoğan söylüyor; ‘Sorunun bir tarafında vatandaşlarımızın bir kısmının tasarruflarını hala döviz cinsinden yapmaktaki ısrarı var’. Sen dolarla borçlanıyorsun. Sen Türkiye’deki ihalelere avro dolar bazında nasıl garanti verdin? Kendisini suçlayacağına vatandaşı suçluyorsun.

Muhafazakar kadınlara seslendi

Bize katılın derken çiftçileri üreticileri taksiciyi herkesi istiyorum ama muhafazakar genç kadınların da bize katılmasını istiyorum. Muhafazakar genç kadın kardeşlerim size de iki çift lafım var. Bunların ne yaptığını biliyorsunuz. Gezi olayları dolayısıyla bu ülkenin kadınlarına nasıl hakaret edildiğini biliyorsunuz.

Yarın döner bunlar size de hakaret eder. Ama biz şuna inanırız cennet anaların ayakları altındadır. Ve kadına saygı duyarız. Efendim CHP diyecekler bize hep CHP’yi kötülediler diyecekler şuna inanmanızı isterim; CHP eski CHP değil, siz de eski siz değilsiniz. Artık beraberiz artık birlikteyiz aynı değerleri savunuyoruz.”

Paylaşın

Gelecek Partili Özdağ: Üç Siyasi Lider Hedefte

Kılıçdaroğlu’nun Ankara’daki linç girişiminde öldürülmek istendiğini iddia eden Gelecek Partili Selçuk Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Ahmet Davutoğlu’nun hedefte olduğunu söyledi.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’da uğradığı linç girişimini hatırlatarak öldürülmek istendiğini söyledi.

Özdağ, “Kılıçdaroğlu saldırıya uğradı, öldürülecekti. Kesinlikle öldürülecekti. Hedefte gidip bir kişinin yumruk atması falan yoktu. Ve ardından da Türkiye’de bir iç savaş provası yapılacaktı, kaos iklimi oluşturulacaktı ve OHAL ilan edilecekti” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet TV’ye konuşan Özdağ, özellikle 3 siyasi liderin dikkatli olması gerektiğini ve geçmişte de bu tarz olayların yaşandığını belirtti.

Türkiye’nin karışmasını isteyen rant sevdalılarının, şantajcı medya ve sermaye patronlarının olduğunu söyleyen Özdağ, “Türkiye’de aydınlara saldırıldı, başbakanlar ve bakanlar öldürüldü. Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi önemli bir saldırıdır. Kılıçdaroğlu orada öldürülecekti. Kılıçdaroğlu şimdi daha çok hedefte” ifadelerini kullandı.

‘Hızlı bir silahlanma var’

Tüm toplumu sağduyulu olmaya davet eden Özdağ, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bu da Türkiye’yi ayağa kaldıracak ve bu kaoslarla beraber OHAL ilan edilerek içe kapatılacak ve muhalefet susturulacaktı. Kaos ortamından istifade etmek istiyorlar. Tarih onları yazacak, bu devlet kimsenin babasının değil. Ölümleri göze aldık, Türkiye kazansın istiyoruz. Esas azmettiricilerle hesaplaşacağız. Üç kişi hedefte; Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Ahmet Davutoğlu. Önümüze önemli bilgiler de geldi. Kışkırtmak için perde arkasında bekleyenler var. Hızlı bir silahlanma var.”

Paylaşın

İYİ Parti’den ‘Az kaldı… Bu Adaletsiz Düzen Bitecek’ Videosu

İYİ Parti, “Bir tarafta 10 maaşlı danışmanların sürdüğü sefa, diğer tarafta hakkı sömürülen, emeğinin karşılığını alamayan milletimiz… Az kaldı… Bu adaletsiz düzen bitecek! Türkiye’nin güçlü, mutlu ve zengin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” mesajıyla iktidarı eleştiren video yayınladı.

İYİ Parti; bir kişinin gece karanlığında ATM’den maaş kartıyla maaşını çekerken, yan taraftaki ATM’ye gelen ekose ceketli, kravatlı bir başkasının 10 ayrı maaş çektiği bir videoyu sosyal medya hesabından yayınladı.

“10 maaşlı bu adaletsiz düzen bitecek; yarınlar senin olacak, az kaldı”sesli mesajının verildiği kısa video, şu notla birlikte paylaşıldı:

Bir tarafta 10 maaşlı danışmanların sürdüğü sefa, diğer tarafta hakkı sömürülen, emeğinin karşılığını alamayan milletimiz… Az kaldı… Bu adaletsiz düzen bitecek! Türkiye’nin güçlü, mutlu ve zengin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz.

İYİ Parti

İYİ Parti, 25 Ekim 2017 tarihinde Meral Akşener liderliğinde kurulan bir partidir. Parti tüzüğüne göre resmî kısaltması “İYİ Parti” şeklindedir. Simgesi güneş ve parti isminin Kayı boyu bayrağından esinlenilerek yazılmasıdır. TBMM’de 37 milletvekili ile grubu bulunmaktadır.

Meral Akşener’e göre İYİ Parti milliyetçi, kalkınmacı, demokrat ve siyasi yelpazenin tam merkezinde olan bir siyasi partidir. Bazı siyasi analist ve gazeteciler de partinin merkez olma çabasını teyit etmektedir. İYİ Parti STK İlişkileri Başkanı Burak Akburak da partinin merkez bir parti olduğunu belirtmektedir.

Akşener 20 Ocak 2020 tarihinden itibaren esnafın sorunlarına dikkat çekmek ve esas gündemin ekonomi olmasına gayret göstermek için Anadolu gezilerine başladı.

Halkın gündeminin siyaset gündeminden farklı olduğunu, seçmenin velinimet haline getirilmesi için bu hareketi başlattığını ifade etti. Akşener’in yurt içi gezilerinin akabinde CHP, DEVA ve Gelecek Partisi genel başkanları da halk ziyaretlerine başladılar.

Paylaşın