CHP’de Kılıçdaroğlu Kulisleri: Parti Rozetini Çıkaracak, Yetkilerini Paylaşacak

AK Parti ve MHP liderlerinin “cumhurbaşkanı adayını açıkla” baskısına karşın, altılı masada yer alan muhalefet partilerinin seçim sürecini bekleme tutumunda şimdilik değişiklik yok.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ancak muhalefetin adayının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmasına “yüksek ihtimal” gözüyle bakılan CHP’de, hesaplar da büyük ölçüde buna göre yapılıyor.

CHP kulislerinde seslendirilen görüşe göre altılı masadan aday olarak çıkması halinde Kılıçdaroğlu, genel başkanlık rozetini çıkarıp yerine bir vekil atayacak, seçimi kazanması halinde de parti görevinden istifa edecek ve partide kurultay süreci başlayacak.

Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde geçiş süreci boyunca birçok yetkisini parlamenter sistem ilkelerine göre paylaşacak.

Siyasi kulislerde en çok konuşulan konuların başında, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı geliyor.

Altılı masada yaygın görüş, adayın CHP’li bir ismin olacağı yönünde.

CHP ise hesaplarını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına göre yapıyor.

Hatta Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve cumhurbaşkanı seçilmesi halinde atılacak adımlara ilişkin strateji üzerinde çalışılıyor.

‘Parti rozetini çıkaracak, yerine vekil atayacak’

CHP kulislerinde aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ilk işinin parti rozetini çıkarmak olacağı ifade ediliyor.

Parti içinde bazı yöneticiler, partinin seçim sürecinde genel başkansız kalmaması ve seçimden hemen sonra kurultay telaşı yaşanmaması için 5-6 ay gibi görevde kalabileceğini savunsa da ağırlıklı görüş, aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun parti rozetini hemen çıkaracağı yönünde.

Kılıçdaroğlu’nun bu konuda son derece hassas olduğuna dikkat çeken bazı parti yöneticileri, 2018 seçimlerinde partinin adayı Muharrem İnce’nin de parti rozetini çıkardığını anımsatıyorlar.

Ancak İnce’den farklı olarak Kılıçdaroğlu genel başkan olduğu için, genel başkan vekilliği formülü düşünülüyor.

CHP tüzüğü, genel başkanın yokluğunda Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinden birisini yerine vekaleten atamasına ve genel başkanın yetkilerini kullanmasına olanak tanıyor.

Bu çerçevede, seçim sürecinde partinin genel başkansız kalmaması ve bir kurultay zorunluluğu doğmaması için Kılıçdaroğlu’nun aday olduktan sonra yerine genel başkan vekili atayacağı aynı zamanda genel sekretere de, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlıktan istifa edeceğine ilişkin bir dilekçe verebileceği ifade ediliyor.

Bu hesaba göre Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlık istifa edecek ve genel başkanvekili partiyi tüzükte öngörülen süreler içinde kurultaya götürecek.

Yetki kullanımına dört kriter

Güçlendirilmiş parlamenter sistem taahhüdüyle seçime gidecek olan altılı masada yer alan partilerin temsilcilerinden oluşan komisyon, geçiş süreci planlaması için çalışmalarını sürdürüyor.

Ancak masada yer alan partilerde ortak görüş, fiili parlamenter sistem uygulanması ve bu çerçevede mevcut sisteme göre seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerinin de buna göre dizayn edilmesi yönünde.

CHP kulislerinde cumhurbaşkanının yetkilerine ilişkin dört temel kriter dile getiriliyor.

Bunlar;

  • Kullanabileceği yetkiler,
  • Anayasa ve yasalarda olmasına karşın kullanmayacağı yetkiler,
  • Hükümet ile müştereken kullanacağı yetkiler
  • Ve Cumhurbaşkanı’nın yerine kullanılacak yetkiler olarak ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanının kullanmayacağı yetkilerle ilgili “Mesela, partisinin il başkanını atamayacak veya kayyum atamayacak” değerlendirmesi yapılırken, “yerine kullanılacak yetkiler” kapsamında da rektör ataması gösteriliyor.

Seçilecek cumhurbaşkanının rektör atama yetkisi bulunmasına karşın, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerin seçimi doğrultusunda atama yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Müştereken kullanacağı yetkilere de hükümette görev alacak cumhurbaşkanı yardımcısı ve kabine üyelerinin atanması veya eşgüdümü gibi parlamenter sistemde kullanılan yetkiler örnek gösteriliyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na Destek

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik, “Alevi kimliği Sünniler için endişe” sözlerine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, “Aday belirleme kriterlerinde liyakatin değil de ırkın veya mezhebin aranması; ülkemize, insanımıza ve geleceğimize yapılabilecek en büyük kötülüktür” dedi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Karamollaoğlu şu ifadeleri kullandı:

”Sayın Kılıçdaroğlu ve Alevi vatandaşlarımıza yönelik sarf edilen ayrıştırıcı ve ötekileştirici ifadelerden dolayı üzüntümü belirtmek isterim.

Yöneticide aranan vasıf mezhep değil; dürüstlük, adalet, ehliyet ve liyakat olmalıdır. Aday belirleme kriterlerinde liyakatin değil de ırkın veya mezhebin aranması; ülkemize, insanımıza ve geleceğimize yapılabilecek en büyük kötülüktür.”

Ne olmuştu?

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, Kılıçdaroğlu’na ilişkin “Alevi olması benim açımdan bir engel değil, çünkü ben tanıyorum, ilkelerini biliyorum. Ancak siyasette maksat kazanmaktır. Türkiye’deki genel objektif açısından baktığımda bir çekince görürüm. Türkiye’nin yüzde 65’i yüzde 70’i muhafazakâr profil çiziyorsa, ona hitap edebilen, farklı bir isimle çıkılır” demişti. İYİ Parti, Ankara Milletvekili Halil İbrahim Oral’ı disiplin kuruluna sevk etti.

Akşener, Kılıçdaroğlu ve Alevilerden özür diledi

Sakarya ziyaretinde halka seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İbrahim Halil Oral’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığı ile ilgili sözlerini değerlendirdi.

“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, üzülen her bir kardeşimden İYİ Parti Genel Başkanı olarak özür diliyorum” diyen Akşener konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi sizinle bir başka üzüntümü paylaşacağım. Ankara milletvekilimiz Halil İbrahim Oral, bir YouTube kanalında bir konuşma yaptı. Ben başkalarının yaptıklarını bizlerin yapmasını kesinlikle tasvip etmiyorum. Alevilik üzerinden yapılan her türlü tarifi, kim üzerinden olursa olsun şiddetle reddediyorum.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, üzülen her bir kardeşimden İYİ Parti Genel Başkanı olarak özür diliyorum. Bizim gibi ailelerin her birinin evinde mutlaka Ali, Hüseyin, Hasan vardır. Ali merttir, Ali cesurdur. Ali zor zamanımızda ‘Medet Ya Ali’ dediğimiz bir büyüğümüzdür. Dolayısıyla Hz. Ali’yi sevenlerin üzülmesine, incinmesine müsaade etmeyeceğim gibi çok üzüldüğümü ifade ediyor ve her bir kardeşimden ayrı ayrı özür diliyorum.”

Paylaşın

Akşener’den Kılıçdaroğlu Ve Alevilere Özür

Sakarya ziyaretinde halka seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığı ile ilgili sözlerini değerlendirdi.

“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, üzülen her bir kardeşimden İYİ Parti Genel Başkanı olarak özür diliyorum” diyen Akşener konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi sizinle bir başka üzüntümü paylaşacağım. Ankara milletvekilimiz Halil İbrahim Oral, bir YouTube kanalında bir konuşma yaptı. Ben başkalarının yaptıklarını bizlerin yapmasını kesinlikle tasvip etmiyorum. Alevilik üzerinden yapılan her türlü tarifi, kim üzerinden olursa olsun şiddetle reddediyorum.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, üzülen her bir kardeşimden İYİ Parti Genel Başkanı olarak özür diliyorum. Bizim gibi ailelerin her birinin evinde mutlaka Ali, Hüseyin, Hasan vardır. Ali merttir, Ali cesurdur. Ali zor zamanımızda ‘Medet Ya Ali’ dediğimiz bir büyüğümüzdür. Dolayısıyla Hz. Ali’yi sevenlerin üzülmesine, incinmesine müsaade etmeyeceğim gibi çok üzüldüğümü ifade ediyor ve her bir kardeşimden ayrı ayrı özür diliyorum.”

İbrahim Halil Oral özür diledi

İbrahim Halil Oral da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla özür diledi. Oral, “Bir YouTube kanalında yaptığım açıklamaların yanlış anlaşılması ve kullandığım bazı özensiz ifadeler sebebiyle başta Sayın @kilicdarogluk ve Alevi kardeşlerim olmak üzere tüm milletimizden özür diliyorum” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral katıldığı canlı yayında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanı adaylığı konusunda şu ifadeleri kullanmıştı;

“Alevi olması benim açımdan bir engel değil, çünkü ben tanıyorum, ilkelerini biliyorum. Ancak siyasette maksat kazanmaktır. Türkiye’deki genel objektif açısından baktığımda bir çekince görürüm. Türkiye’nin yüzde 65’i yüzde 70’i muhafazakar profil çiziyorsa, ona hitap edebilen, farklı bir isimle çıkılır. Türk toplumu açısından, yani sünni diyebileceğimiz daha Müslüman kesim tarafından bu bir endişedir. Bu bir oy verilmemesi gereken bir problemdir. Bu açıdan bakılabilir. Ama alevi olduğu için Kılıçdaroğlu’nun (aday) yapılmaması, bence bir engel değil.”

Paylaşın

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na Açtığı Davayı Kaybetti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yolsuzluk, sözde Cumhurbaşkanı…” eleştirilerine karşı aleyhinde açtığı 1 milyon liralık tazminat davasını kazandı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, sosyal medya hesabından Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bugün görülen davanın kararını duyurdu.

Celal Çelik, “Onurlu Yargıçlar, kararları ile Erdoğan’a ders vermeye devam ediyor! Genel Başkanımızın, “yolsuzluk, sözde Cumhurbaşkanı…” eleştirilerine karşı 1 milyon TL talepli dava açmış olan Erdoğan, bugünkü duruşmada yine kaybetti! @kilicdaroglu yine kazandı! Zira hep haklı..” dedi.

Ne olmuştu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 10 Ocak 2021’de düzenlediği basın toplantısında, basına getirilen yasakları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sözcü gazetesi ile ilgili “okumayın” çağrısını eleştirirken, “2020 yılında bir ülkenin sözde cumhurbaşkanı, bir gazeteyi doğrudan hedef gösterip ‘ben o gazeteyi okumuyorum, siz de satın almayıp, okumayın’ diye çağrı yapıyorsa orada medya üzerindeki vesayeti ve baskıyı düşünün. Sıradan bir kişi bunu söylemiyor, devleti yöneten en tepedeki koltukta oturan zat söylüyor” demişti.

Paylaşın

Kulis: Çanlar Nureddin Nebati İçin Çalıyor

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, son yazısında, ekonomi yönetiminde ‘laf dinlemeyen’ kişilerin birer birer görevden alındığını hatırlatarak “En son çanların Nurettin Nebati için çaldığına dair kulis bilgileri yansıyor” ifadelerini kullandı.

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, bir süredir yükseliş trendinde olan dolar/TL’nin 17 seviyesinin üzerine çıkması başta olmak üzere Türkiye ekonomisinde yaşanan son gelişmeleri köşesine taşıdı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ısrarla kendisini ‘ekonomist’ olarak ilan ettiğini belirten Taşgetiren, “Ekonomist olarak tüm ekonomi-politikayı belirliyor olması son derece tabii. Zaten öyle oluyor” dedi; ardından şunları kaydetti:

“Diğer tüm ekonomi birimlerinin ‘Laf dinliyor olmaları’ bekleniyor, laf dinlemeyenler de gidiyor. Epeyce giden oldu. Damat bey gitti, onun yerine gelenler gitti, merkez bankası başkanları gitti, TUİK yöneticileri sapır sapır döküldü…

En son çanların Nurettin Nebati için çaldığına dair kulis bilgileri yansıyor.

Farklı düşünenler ‘mandacı’ kategorisine girme riski taşıdığı için, bu yapı içinde, ‘İşler iyi gitmiyor’ demek cesaret meselesi haline geliyor. Çünkü ‘işler iyi gitmiyor’ demek, ekonomiyi ve de her şeyi belirleyen ‘en yüksek irade’yi ‘sorumlu’ göstermek anlamı içeriyor. Ama bu tür yapılarda hem o ‘en yüksek irade’ her şeyi belirlemeli, hem de ortaya çıkan yanlışlardan sorumlu tutulmamalı.”

Paylaşın

AK Parti’de ‘Mahmut Özer’ Krizi

AK Parti’nin Ankara Kızılcahamam kampında Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile milletvekilleri arasında “üslup” tartışmasının yaşandığı öğrenildi. AK Parti’nin “30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı”, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla yapıldı.

Tüm AK Parti teşkilatının katıldığı toplantıda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de sunum yaptı.

“Yozlaşma” eleştirisi

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, Özer’in sunumunun ardından söz alan AK Partili milletvekilleri, eğitim sistemiyle ilgili eleştirilerini iletti. Ancak bu eleştiriler sonrasında Özer’in yanıt verirken kullandığı üslup AK Partili vekilleri kızdırdı. Bazı milletvekilleri, “toplumda ahlak yozlaşmasının yaşandığı, bu yozlaşmanın çocuk ve gençler üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu” savunarak Özer’e, “Acaba müfredata ahlak ve adap ile ilgili ders mi konulsa” önerisini getirdi.

Ancak Özer’in bu soruya, “Müfredata cari açık dersi konulunca cari açık da kapanmıyor” şeklinde yanıt verdiği ve bu sözler üzerine bazı vekillerinin “salonu terk ettiği, bazılarının da söz alarak, Özer’in üslubuna tepki gösterdiği” kaydedildi. AK Partili vekillerin, “üslup tepkisi” ise AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un da Bakan Özer’i “uyardığı” kaydedildi.

“Atanmış seçilmiş” gerginliği

AK Parti içinde “atanmışlar-seçilmişler” tartışması yaşandığı belirtildi. Bazı milletvekillerinin, “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte dışarıdan atanan bakanlarla milletvekilleri arasında yeterli iletişimin sağlanamaması” nedeniyle parti yönetimine de “tepki gösterdiği” ileri sürüldü.

Milletvekillerinin, parti yönetimine, “Seçim bölgelerimizde halka yoğun temas halindeyiz. Cumhurbaşkanımız da bölgemizde, halkla bir arada olmamız gerektiğini söylüyor. Sahada vatandaşlardan gelen pek çok talep ve şikâyetler oluyor. Bunları bakanlara iletmek ve çözüm yolu aramak isterken bazı bakanlıkların kapılarının bizlere kapalı olduğunu, görüşme taleplerimize çoğu kez cevap dahi verilmediğini görmek, bizleri üzüyor” şeklinde sitemde bulundukları ifade edildi.

Paylaşın

HDP’li Semra Güzel İçin Süreç Başladı

“Terör örgütü üyesi” olmakla suçlanan ve yargılanması için dokunulmazlığı kaldırılan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in devamsızlık gerekçesiyle milletvekilliğinin düşürülmesi gündeme geldi. Güzel’in TBMM Genel Kurul’da son beş birleşime katılmadığı tespit edildi ve milletvekilliğinin düşürülmesi için yasal süreç böylece başladı.

TBMM Genel Kurulu, 27. Dönem başından bu yana müşahade usulüyle açılıyordu. Yani Meclis Başkan Vekili, gözlem usulüyle “Toplantı yeter sayısı vardır” diyerek Genel Kurul toplantısını başlatıyordu.

Ancak HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından Cumhur İttifakı, 31 Mayıs’ta aldığı bir kararla Meclis Genel Kurulu’nun 7 Temmuz’a kadar yoklama ile açılmasını kararlaştırdı. İlk yoklama kararı da aynı gün uygulandı.

Uygulanması kararlaştırılan TBMM İçtüzüğü’ne göre, bir milletvekili son bir ay içerisinde beş birleşime mazeretsiz katılmazsa devamsızlığı tespit ediliyor. Bu kararın da Semra Güzel’in milletvekilliğinin düşürülmesi için alındığı yorumları yapılmıştı.

Bugün itibarıyla Semra Güzel’in son beş birleşime katılmadığı Başkanlık Divanınca tespit edildi. Güzel’in dosyası şimdi Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderilecek. Karma Komisyon dosyayı inceleyecek ve hazırlayacağı raporu Genel Kurul’a sunacak. Genel Kurul da üye tam sayısının salt çoğunluğu ile Semra Güzel’in milletvekilliğini düşürebilecek.

Son dönemde büyük oranda boş sıralarla açılan Meclis Genel Kurulu, son beş birleşimdir neredeyse tüm vekillerin katılımıyla açılıyordu. Vekillerin büyük çoğunluğu yoklamaya katılıp Genel Kurul’dan ayrılıyordu.

Beştaş: 2015’ten beri yoklama istisnaydı

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün  süreçle ilgili sorularını yanıtlayan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, 2015’ten bu yana Meclis’te olduğunu ve bugüne kadar yoklamanın çok istisnaî durumlarda yapıldığına dikkat çekti. En fazla devamsızlığın iktidar grubu milletvekilleri tarafından yapıldığını kaydeden Beştaş, “Cumhur İttifakı sıraları yüzde 90 oranında boştur. İktidar grubu kanunlar üzerindeki tartışılan maddeleri dahi bilmez” eleştirisini yöneltti.

Yoklama kararının aniden getirildiğini ifade eden Beştaş, “Bizimle hiçbir istişare yapılmadı. Diğer gruplara bilgi verilmedi. Kamuoyuna çeşitli bilgiler yansıdı. Bu kararın Semra vekilimizle ilgili olduğu söylendi” ifadesini kullandı.

“Eğer bu karar Semra Güzel için alındıysa ki böyle olduğu ifade ediliyor. Bu kesinlikle kötü niyetlidir. Halk iradesini gasp etmenin başka bir yoludur” diyen Beştaş, bunların tamamının seçim çalışması olduğunu dile getirdi. Beştaş, iktidarın çeşitli hukuksuzluklarla ve vekillik düşürme yoluyla halkı kendilerine karşı örgütlemeye çalıştığını da iddia etti.

Semra Güzel’in nerede olduğu bilinmiyor

Adıyaman’da 2017 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği hava destekli operasyonda öldürülen PKK militanı Volkan Bora’nın cep telefonu incelemesinde HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ile çekilmiş fotoğrafları Ocak ayında kamuoyuna yansımıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da geçen Ocak ayında dokunulmazlığı kaldırılan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında “terör örgütü üyeliği” suçlamasından iki ayrı dosya kapsamında yakalama kararı çıkarttı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da Güzel’e bilinen adreslerinde ulaşılamadığını ve resmi kanallar açısından yurt dışına çıkışının gözükmediğini söylemişti.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Erdoğan’ Videosu

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2015 yılından bugüne kadar dolar kuruna ilişkin açıklamalarının yer aldığı bir videoyu sosyal medya hesabında paylaştı.

Babacan’ın paylaştığı videoda, Erdoğan’ın farklı tarihlerde dolar kuru hakkında yaptığı yorumlar ile kurun o günkü değerine yer verildi. Babacan, paylaşımına, “Cumhurbaşkanı ülkenin para birimini pul olarak güncelledi” notunu düştü.

Erdoğan’ın videoda yer verilen açıklamaları ve dolar kurunun o günkü değerleri şöyle:

  • 6 Mart 2015-dolar kuru 2,60 TL: Dolara aşırı derecede yatırım yapanlar yaya kalabilirler.
  • 24 Mayıs 2018-dolar kuru 4,71 TL: Kısa vadede kurdaki dalgalanmanın önünü kesebilecek imkanlara da sahibiz.
  • 31 Ağustos 2018-dolar kuru 6,56 TL: Döviz kuru ne olacak diyen varsa onlara da cevabımız şudur; ‘bu da geçer yahu’ olacaktır.
  • 1 Aralık 2021-dolar kuru 13,36: Kur dediğin bugün artar, yarın düşer.
  • 17 Şubat 2022-dolar kuru 13,62: Ülkemizin ayağına vurulan her pranga gibi faiz prangasını da döviz kuru prangasını da enflasyon prangasını da parçalayıp atacağız.
  • 27 Mayıs 2022-dolar kuru 16,37: Kur ve enflasyon sorunun üstesinden elbette geleceğiz.

Videonun sonunda ise “Bugün 1 ABD doları eşittir 17,18 Türk lirası” yazısı yer aldı.

Paylaşın

Kira Artışına Yüzde 25 Sınırlaması Meclis’ten Geçti

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bugün açıkladığı ve kira artışlarını yüzde 25 ile sınırlayan düzenleme TBMM Genel Kurulu’ndan geçti. Düzenleme, yasanın yürürlüğe girdiği tarih ve daha sonraki tarihlerde yapılan kira sözleşmelerini kapsayacak ve 1 Temmuz 2023’e kadar geçerli olacak.

Bekir Bozdağı’ın “Yaptığımız çalışma sonucunda konut kiraları bakımından 1 Temmuz 2023’e kadar yenilenecek kira sözleşmelerinde bir önceki kira yılının yüzde 25’ini geçmemek koşuluyla yapılacak artışların geçerli olduğuna dair bir geçici hüküm Borçlar Kanunu’na Adalet Komisyonu’nda eklenecek” açıklamalarının ardından düzenleme Meclis Genel Kurulu gündemine alındı.

AKP ve MHP milletvekillerinin imzasıyla, Genel Kurul’da görüşülen Avukatlık Yasası’na madde eklenmesi için verilen önerge kabul edildi. Kiraların 1 Temmuz 2023’e kadar yüzde 25’le sınırlanmasına ilişkin önerge şu şekilde:

“Konut kiraları bakımından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ila (bu tarih dahil) 1-7-2023 tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde 25’ini geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki 12 aylık ortalamalara göre değişim oranının yüzde 25’in altında kalması halinde, değişim oranı geçerlidir. Bu kural, 1 yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Bu oranları geçecek şekilde yapılan sözleşmeler, fazla miktar yönünden geçersizdir. Bu fıkra hükmü, 344’üncü maddenin ikinci fırkası uyarınca hakim tarafından verilecek kararlar bakımından da uygulanır.”

Ankara’da düzenlenen “Uzlaştırma Ödül Töreni ve Sempozyumu”nda konuşan Bozdağ, yeni düzenlemenin, beklentileri karşıladığını umduğunu söyledi. Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu düzenlemeyi yaparken geçici olmasına özellikle önem verdik. Geçici bir düzenleme. Bu düzenlemede, kiracı ve sahibinin hukukuna halel vermeden ikisinin de belli bir fedakarlıkta bir noktada durmasına da özen gösterdik. Umarım beklentileri karşılar. Umarım beklediğimiz sonuçları doğurur.”

Düzenleme 1 yıllık süreyi kapsayacak. Ev sahipleri ve kiracılar arasında ihtilaf olması halinde, sorunun daha hızlı çözülmesi için arabulucu formülü devreye girecek. Kira ihtilafları mahkeme yerine bu şekilde çözülecek. Arabulucu formülünün detayları henüz netleşmedi.

Türkiye’de ev sahipleri ve kiracılar, son dönemde üzerinde çalışılan önemli konulardan olan kira düzenlemesini merakla bekliyordu. Kira artışına sabit bir oran getirileceği duyurulmuştu.

Yeni düzenleme ile ilgili çalışmaları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ birlikte yürütmüşlerdi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

SADAT’tan Kılıçdaroğlu’na 1 Milyon Liralık Tazminat Davası

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na 1 milyon lira tazminat davası açtığını duyurdu.

Haber Merkezi / SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi imzasıyla yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 13.05.2022 tarihinde beraberinde 70’e yakın milletvekili ve toplamda 150’ye yakın partilisiyle birlikte şirket merkezimize gelerek şirketimizin kapılarını zorlamıştır. Sözde görüşme isteğinin karşılık bulmaması sonucunda şirketimizin saygınlığını ve itibarını hedef alan haksız ithamlarda bulunmuş, bu saldırısı tüm basın-yayın organlarında yayınlanarak kamuoyunda şirketimiz hakkında olumsuz algının oluşmasına sebep olmuştur.

Gelinen noktada, Kemal Kılıçdaroğlu; bir aya yakın bir süredir şirketimize yönelik gerçekleştirdiği hukuka aykırı saldırılarıyla şirketimizin itibarını zedelemekle kalmayıp şirketimizin yöneticilerini, hissedarlarını ve çalışanlarını da seçmeni ve kamuoyu nezdinde hedef göstererek şirketimize karşı adeta topyekün savaş açmıştır.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, geçen haftalarda İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan SADAT’ın önüne gitmişti. Çok sayıda CHP’li vekilin de eşlik etiği Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı;

“Türkiye asla paramiliter kuruluşlara, kurumlara, kişilere teslim edilmeyecektir. Seçim güvenliği önemlidir. Önünde bulunduğumuz SADAT bir paramiliter kuruluştur. Daha düne kadar Erdoğan’ın danışmalığını yapıyordu bunlar. Bu kuruluşun hedefleri arasında gayri nizami harp eğitimi de var.

Dikkatini çekmek isterim kamuoyunun; gayri nizami harp eğitim var. Yani sabotaj, baskın, pusu kurma, suikast ve tedhiş… Tedhiş Arapça terör olarak tanımlanıyor, Türkçesi de terör. Burası terörist yetiştiren bir kurumdur.

Dolayısıyla eğer bugün Türkiye’de milyonlarca insan varsa ve Suriye’den gelmişlerse bunların buraya gelişlerinde en büyük rolü oynayan da SADAT’tır. Erdoğan’a sormak isterim, sen bu kuruluşu niçin danışman yaptın ve hangi gerekçeyle çalıştın.

“SADAT’çılardan korkacak değiliz”

Şunu herkesin bilmesini isterim, CHP demokratik yollarla bu ülkede seçimin yapması için her türlü çabayı gösterecektir. SADAT gibi kuruluşlar, ki olursa olsun, seçimi gölgeleyecek herhangi bir şey olursa sorumlusu burası ve Saray’dır. Bunu bütün Türkiye’ye ve halkımıza açıkça ifade ediyoruz.

Biz öyle SADAT’çılardan, tedhişçilerden korkacak değiliz. Korkaklar, kapılarını açmayanlardır. Buraya geldik bilgi almak istedik ama korkularından yuvalarına sığındılar. O yuva onları korumaz. Biz bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Paylaşın