CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Ülke Batıyor, İktidar Hala…

Partisinin Esenler ilçe binasının açılışında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, ekonomi konusunda iktidara “Bu işin şakası yok, Beştepe aklını başını almazsa bu işin sonu kötü olacak” diye uyarıda bulundu.

DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Hava Yolları’nın uluslararası uçuşlarında bundan sonra Turkish Airlines adının kullanılmayacağını söylemesine atıfta bulunarak, “Ya ülke batıyor. İktidar hâlâ tabela değiştirmekle meşgul” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Esenler ilçe binasının açılışında konuştu. Gündemine ekonomik sorunları alan Babacan, iktidarı eleştirdi. Türkiye’nin en riskli dönemini yaşadığını belirten Babacan, “Bu ülke iflas ederse gençlere en büyük kötülüğü yapmış, batmış bir ülke bırakmış olursunuz” dedi.

DEVA Lideri Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bu yarışın galibi biz olacağız”

“Önümüzdeki seçimde halkımızı görmezden gelenlerle yarışacağız. Seçildikten sonra seçmenini unutanlarla, Beştepe’den sokağa bile çıkamayanlarla yarışacağız. Gençleri işsizliğe sürükleyenlerle yarışacağız. Doktorlarımızın yurt dışına gitmesine sebep olanlarla yarışacağız. İnsanları marketten ağlayarak çıkartanlarla yarışacağız. Bu ülkenin anayasasını tanımıyorum, saygı duymuyorum diyenlerle yarışacağız. Hakkımızı çiğneyenlerle, hukuku katledenlerle yarışacağız. Bu yarışın galibi biz olacağız. DEVA Partisi her gün her türlü haksızlığa yaşayanlarla beraber bu yarışı kazanacak. Bu yarışı görmezden gelinenler, Türkiye’nin haysiyetli insanları, 84 milyon kazanacak.

3 gündür haykırıyorum ve iktidarı uyarıyorum. Tekrar tekrar vurguluyorum, bu işin şakası yok. İnanın şakası yok. Eğer Beştepe aklını başına almazsa bu işin sonu kötü olacak diyorum. İktidara buradan tekrar tekrar sesleniyorum. Bir vatandaşlık görevi olarak bu uyarımı yapıyorum. Derhal ama derhal aklın ve bilimin gereğini yapın. Allah’ın verdiği aklı kullanın.

Türkiye’nin önemli gündemi budur. Tehlike büyük ve yakın. Birileri tutturmuş gündem değiştirmek için işte falanca şirketin adı ne olsun diye tabela kavgasına girmiş. Birileri aday kim diye magazin peşine düşmüş. Ya ülke batıyor. İktidar hâlâ tabela değiştirmekle meşgul.

“İflas demek işsizliğin patlaması demek”

İflas; parayla bile benzin, mazot bulamamak demek. 6 saat, 10 saat elektrik kesintisi yaşamak demek. İflas demek doğalgaz kıtlığı demek, sanayinin durması demek. İflas demek işsizliğin patlaması demek. Şu andaki enflasyon seviyesi ile bile nefes alamıyorken iflas demek nefessiz kalmak demek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda en riskli dönemini yaşıyoruz. İktidarı buradan çok net bir şekilde uyarıyorum. Derhal ama derhal önlem alın. Koskoca ülkeye yazık etmeyin. Bu ülke iflas ederse gençlere en büyük kötülüğü yapmış, batmış bir ülke bırakmış olursunuz. Esnaf dükkânının kapısına kilit vurmak zorunda kalacak diyorum. Emekli için torunu ile gezmek tamamen hayal olacak, diyorum. Çiftçi toprağını ekemeyecek, dikemeyecek. Pazarda tezgâhlara sebze meyve gelemeyecek.”

Paylaşın

‘Erdoğan, 15 Temmuz’da Erken Seçim Çağrısı Yapacak’ İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz’da yani darbe girişiminin yıldönümünde erken seçim açıklaması yapacak. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın erken seçim çağrısı yapmaya hazırlandığı iddia edildi.

Artı Gerçek’ten Hayri Demir’in haberine göre, Ankara kulislerinde konuşulan senaryoda; Erdoğan 15 Temmuz’da yani darbe girişiminin yıldönümünde erken seçim açıklaması yapacak. Fakat Erdoğan’ın seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacak.

Habere göre, Meclis’in seçim kararı alması içinse 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. AK Parti ve MHP’nin sandalye sayısı bugün itibariyle 333. Bu durumda erken seçim çağrısını sürekli yenileyen muhalefetin de Erdoğan’ın çıkışına “hayır” demeyeceği ve Meclis’ten seçim kararı almasına destek vereceği ifade ediliyor.

Söz konusu senaryo, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Dönüş” çalışması yürüten altı partinin kulislerinde de yoğunca dillendiriliyor. Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Erdoğan’ın böylesi bir çıkış yapma ihtimali partilerin ilgili kurullarında ele alındı.

Eylül-Ekim arası seçim kararı alınabilir

Buna göre, Eylül ikinci yarısı ya da Ekim ayının ilk yarısına denk gelecek şekilde seçim kararı alınabilir. Erdoğan’ın seçim kararı almasının en önemli nedenlerinden birinin ekonomideki kötü gidişat gösteriliyor.

Altılı masanın henüz ilk tur görüşmelerini bile tamamlamış olmasıyla birlikte ortak bir aday konusunda uzlaşının sağlanmamış olmasını da Erdoğan lehine çevirmek için böylesi bir çıkış yapabileceğini güçlendiriyor.

Öte yandan geçmişte AK Parti’de üst düzey görevlerde bulunmuş ancak şimdi altılı masada yer alan bir partinin yönetiminde yer alan bir partili, bu plandan haberdar olduklarını ve planın altılı masanın liderleriyle paylaşıldığını, her olasılığa göre karşı planlarını hayata geçireceklerini ifade etti.

Erdoğan’ın seçim kararı açıklayacağı yönündeki bu bilgiler gündemdeyken, dün il başkanları toplantısında yaptığı açıklama da dikkat çekti. Erdoğan, toplantıda il başkanlarına “yarın seçim olacakmış gibi hızlı ve titiz” çalışmaları için talimat verdi.

Paylaşın

FATF, Malta’yı ‘Gri Liste’den Çıkardı, Türkiye’nin Yeri Değişmedi

Uluslararası kara para aklama ve terörizm finansmanıyla mücadele kuruluşu olarak bilinen Mali Eylem Görev Gücü (FATF) Avrupa Birliği üyesi Malta’yı artan izleme altındaki “gri liste”den çıkardı.

Berlin’de yapılan toplantıda 23 ülkeyle birlikte “gri liste” içinde yer alan Türkiye’nin durumu ise değişmedi.

Merkezi Paris’te olan FATH, 2021 yılı haziran ayında AB üyesi Malta’yı “gri liste”ye almıştı.

FATF Başkanı Marcus Pleyer, Malta’nın kara para aklama ve terörizmin finansmanını önleme konusunda önemli tedbirler aldığını bildirdi.

Malta Başbakanı Robert Abela ise ülkesinin “gri liste”den çıkartılmasını memnunlukla karşıladığını belirterek, Malta’nın bütün kurumlarıyla kara para aklanmasıyla ilgili mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi.

Malta’da Panama Belgelerinde gizli denizaşırı şirketler kurduklarından bahsedilen hükümet yetkililerine karşı yasal işlem yapılmaması ve ulusal pasaportların satışı konusundaki ‘yolsuzluklar’ yıllardır eleştiriliyordu

Malta’da yolsuzlukları araştıran gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın 2017 yılında bombalı suikastta hayatını kaybetmesi sonrası Malta yönetimi uluslararası kamuoyu tarafından eleştirilmişti.

Gazeteci Galizia, Nisan 2017’de kamuoyunda “Panama Belgeleri” olarak bilinen olayın Malta ayağında, dönemin başbakanı Joseph Muscat’ın Özel Kalem Müdürü Keith Schembri, dönemin enerji Bakanı Konrad Mizzi’nin gizli off-shore şirketleri olduğunu ve bunlara Dubai merkezli “17 Black” şirketince para aktardığı iddialarını gündeme getirdi.

2019 yılında Muscat dahil olmak üzere birçok kabine üyesi, cinayete karışan zanlılarla bağlantıları hakkındaki sorular üzerine istifa etmişti.

Türkiye geçen yıl Gri listeye alınmıştı

Mali Eylem Görev Gücü, geçen yıl yapılan inceleme sonucunda Ürdün, Mali ve Türkiye’yi gri listeye almıştı.

Türkiye’nin kara propaganda ve terörizmin finansmanı konusunda ilerleme kaydettiği, ancak hala ciddi sorunların bulundu ifade edilmişti. Türkiye’nin bu konularda taahhütlerde bulunduğu ancak bunların somut eyleme dönüşmesi gerektiği vurgulanmıştı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Harami Düzeni Birlikte Yıkacağız

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, ” Senin çocuğun 92 puan alıp atanamamışken, mülakatla elenmişken, yanında AK Partili dayısı olan gencin 58 puanla ballı maaşla atandığını görüyorsun. Haram olsun” dedi.

Akşener, konuşmasının devamında, “Senin çocuğun işsizken beş maaş alan, hiçbir şey yapmayan danışmanlar var bu ülkede. El ele vereceğiz ve bu harami düzeni birlikte yıkacağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Manisa’nın Salihli ilçesindeki ziyaretinde gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

20 Ocak 2020’den beri il il, ilçe ilçe geziyorum. Uzun bir zamandır seçmen velinimet olmaktan çıktı bu ülkede. Bize ait olmayan her bir konu üzerinden birbirimizle çarpıştırıldık. Sonuç itibariyle komşu komşunun düşman ilan edildiği bir sistemden siyasetçi esnafı kazandı, seçmen kaybetti.

“El ele vereceğiz ve bu harami düzeni birlikte yıkacağız”

Salihli’deyiz. Dolu vurdu, ürün gitti, TARSİM çok pahalı, yaptıranlar açıkta kaldı. Ey saray şürekası, dolu vurmuş, sigorta yaptıramamış çiftçimizin ürününün bedelini ödeyin. O çiftçi senin velinimetin. O çiftçi olmazsa aç kalırsın. Ama duymazlar seslerinizi… O dükkânların içinde acı çeken çiftçileri, esnaf kardeşimin derdini görüyorum.

Senin çocuğun 92 puan alıp atanamamışken, mülakatla elenmişken, yanında AK Partili dayısı olan gencin 58 puanla ballı maaşla atandığını görüyorsun. Haram olsun. Senin çocuğun işsizken beş maaş alan, hiçbir şey yapmayan danışmanlar var bu ülkede. El ele vereceğiz ve bu harami düzeni birlikte yıkacağız. Çocuklarımızın büyük çoğunluğu depresyonda.

 

Paylaşın

HDP’li Sancar: Geleceği Birlikte İnşa Edebiliriz

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partinin Eş Genel Başkan Yardımcıları Tülay Hatimoğulları, Şaziye Köse ve Tuncer Bakırhan ile PM üyesi Emrali Türkmen, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve bağlı sendikaların yöneticileri ile bir araya geldi.

Sancar, “Yıkımı durdurmak yetmiyor, bu talanı durdurmak da yetmiyor, yeni bir başlangıç için de güçlü bir irade ortaya çıkarmak gerekiyor” dedi.

Eğitim Sen Genel Merkezi’nde yapılan görüşmede, HDP’nin 3 Temmuz’da gerçekleştireceği 5’inci Büyük Olağan Kongresi’ne dair görüş alışverişinde bulundu. KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, SES Eş Genel Başkanları Selma Atebey ile Hüsnü Yıldırım ve sendika yöneticileri HDP heyetini karşıladı.

Toplantının basına açık kısmında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yapacakları kongreye işaret ederek, “Bu kongre olağan kongre ama Türkiye’nin çok olağanüstü koşullarında gerçekleştireceğimiz bir kongre. Türkiye’nin özel bir virajdan geçtiği konusunda hepimiz hemfikiriz. Bu yılın önemli bir hesaplaşma yılı olacağı, hatta final evresine doğru ilerlediğimizi söylüyoruz. İktidarın Türkiye’yi getirdiği durum ortada; tam bir talan politikası izleniyor. Sadece yağmadan ibaret değil, demokrasi, özgürlük, emek ve ekmek talan ediliyor. Bu talanın ortasında büyük bir yıkımın eşiğinde bizler de büyük saldırılara rağmen yolumuza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, tarihi bir dönemde bir araya geldiklerinin altını çizen Sancar, şunları söyledi:

“15-16 Haziran’ın yıl dönümündeyiz. 15-16 Haziran Türkiye emekçi mücadele tarihinde özel bir yere sahip. Ben o dönemle ilgili yazıları okurken en çok ‘Gücümüzü birliğimizden alıyoruz’ pankartına takılıyorum. Gerçekten büyük bir birlik vardı, o birlik büyük bir mücadele yarattı ve Türkiye emekçilerinin mücadelesinde büyük bir miras yarattı. Büyük bir birikim yarattı.

Bizler bu tür durumlarda böyle ağır şartlarda demokrasinin, özgürlüklerin, emeğin, ekmeğin talan edildiği, sömürüldüğü, sömürünün derinleştirildiği dönemlerde ne yapmak gerektiğini belki de en 15-16 Haziran’daki o slogana bakarak anlayabiliriz. Yani birlik olarak gücümüzü artırabiliriz. Bugün gidişatı en geniş birliktelik ve en güçlü ortak mücadeleyle aşabiliriz. Bu yıkımı durdurabiliriz. Geleceği birlikte inşa edebiliriz. Yıkımı durdurmak yetmiyor, bu talanı durdurmak da yetmiyor, yeni bir başlangıç için de güçlü bir irade ortaya çıkarmak gerekiyor.

‘Birlik, ancak konuşarak ve istişare ederek sağlanabilir’

Bu yeni başlangıç da mutlaka Türkiye’nin bütün emekçilerini, mazlumlarını, ötekileştirilenlerini, yok sayılanlarını bir araya getirecek bir ortak mücadele hedefiyle sağlanması ile mümkün. Bizler olağan kongreye giderken, bu olağanüstü şartların farkındayız.

Aynı şekilde bu olağanüstü şartlarda ne yapılması gerektiğine tek başına bizim kurulların karar veremeyeceğini, vermemesi gerektiğinin bilincindeyiz. Mücadele hattını, kongremizin gelişimini ve sonraki politikalarımızı emek ve meslek örgütleriyle, halk gruplarıyla, inanç gruplarıyla, kadın ve gençlik hareketlerine danışarak, halkımızla istişare ederek oluşturmak istiyoruz. Birlik, ancak konuşarak ve istişare ederek sağlanabilir.”

Paylaşın

Diyarbakır’da MHP’ye Operasyon: Başkan Gözaltında

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, partisinin Diyarbakır il teşkilatını kapattıklarını duyurmasının ardından bugün birçok yöneticisi de gözaltına alındı.

Diyarbakır’da yayın yapan Tigris Haberden Murat Özbilek’in haberine göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda gece yarısı yapılan operasyonda görevden alınan MHP İl Başkanı Cihan Kayaalp ve bazı yönetim kurulu üyeleri gözaltına alındı.

Emniyete götürülen Kayaalp ve yönetim kurulu üyelerinin ifade işlemleri devam ederken gözaltı gerekçelerinin ‘usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırma’ gibi iddialardan olduğu belirtiliyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada,  “MHP Diyarbakır il teşkilatımız görülen lüzum üzerine parti tüzüğümüzün ilgili maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden feshedilmiş, il başkanlığımız kapatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadelerini kullanmıştı.

“Diyarbakır MHP’yi benimsedi”

Gözaltına alınan Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır İl Teşkilatı Başkanı olarak Cihan Kayaalp, geçtiğimiz Nisan ayında Diyarbakır’da partilerine yönelik ilgiden memnun olduklarını ifade etmişti.

Kayaalp, “Diyarbakırlı hemşerilerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır’daki varlığını artık tamamen benimsedi. En küçük etkinliğimiz bile vatandaşlardan ilgi görüyor. En küçük etkinliğimiz miting havasında geçiyor. Binlerce insan bir araya geliyor” demişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın Adaylık Çağrısına Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla” çağrısına verdiği yanıtta, “Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” ifadelerine yer verdi.

‘İktidarın Öcalan ile görüştüğünü’ de dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar” diye konuştu.

Dikkat çeken “Bülent Arınç’la tokalaşma” konusunda da Kılıçdaroğlu, “Bülent Arınç’la tokalaştık, hatta bir değil iki kez tokalaştık. Niye tokalaşmayalım. Farkı siyasi kulvarlarda olmamıza karşın birbirimize saygılıyız” dedi.

Arınç’ın konuşmasında “AK Parti yeni kurulduğunda ve iktidar olmadığında her toplantıya gittiklerini ısrarla ifade etmesine” dikkati çeken Kılıçdaroğlu, gündem olan “Kral çıplak demenin zamanıdır” ifadesini de “Demokrasi için çok önemli bir açıklama” olarak değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasetçilere ders verir nitelikte bir konuşma. Bu ifade benim açımdan önemli aslında Türk demokrasisi için de son derece önemli bir açıklama” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fox TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Gerçekleri dinlemeye tahammül edemiyorlar. Gerçekleri kim anlatıyor, gazeteciler. Gazeteci yazacak, haber yapacak buna tahammül edemiyorlar. Gerçekleri yazarsan, kamuoyuna sunarsan hapise atacağım diyor. Benim söylediklerimi yazacaksın, diyor. Akıllı bir iktidar özgür bir medyayı savunur. Çünkü bir haksızlık olduğunda anında müdahale etmesine ortam hazırlıyor. Bunlar korkunun eseri. Özgür medyaya, eleştiriye tahammül edemiyorlar.

Parayı biriktiriyorlar şimdi, seçime gideceğiz diye. Türkiye’nin sorunlarına derman olma şansları yok, bunlar gidici ve gidecekler. Kendi beceriksizliğini çöz kardeşim, illa birilerine mi atacaksın suçu. Mazotta yüzde 300’e kadar zam olur mu ya. Bunu yapan Saray, Saray oligarkları. Bir tane adam koymuşsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın başına. Ne söylediği, ne yaptığı belli değil. Gözlerine mi bakacağız, boyuna mı bakacağız, endamına mı bakacağız. Kardeşim sen dön bir benzin fiyatlarına bak, peynir fiyatlarına bak, domates, salatalık fiyatlarına bak. Bunların dünyadan haberi yok.

Hasar tespit komisyonu kurmaya karar verdik. Aklı başında ekonomiyi bilenleri toplayacağız, tespit yapacağız. Strateji ve planlama örgütü kuracağız. Çiftçi neyi ekecek, biçecek planlamak lazım. Mazota bu kadar zam… Nereye gidecek bu. Bir vatandaşın nefes alması lazım, kredi faizlerini sıfırlayacağız. Ortak söylemimiz, 6 ayda insanlar rahat bir nefes alacak. 6 ay içinde Türkiye’de bütün sorunların çözümü ortaya konur.

Devletin tüm kurumlarında nitelikli kişiler var ama bir kenara atılmışlar. Bir güreşçinin banka yönetim kurulunda ne işi var? Önüne gelen dosyayı nasıl inceleyecek? Bütün bunların atamaları baştan sakat. Emin olun kısa sürede fiyat istikrarı sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti devleti akılla yönetilmiyor, önyargıyla yönetiliyor. Bir kişinin egosuyla yönetiliyor.

“85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz”

Faizi indirdik diyor, hangi faizi indirdi. İndirdiği faiz yok. Merkez Bankası, bankalara düşük faizli kredi veriyor, bankaları karlarını yükselttiler. Vatandaşa da yüksek faizli kredi veriyor. Erdoğan kimi kandırıyor, birilerine para kazandırıyor. Boşuna beşli çete demiyoruz. 85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz. Kur korumalı mevduat uygulamasını derhal kaldıracağız. Birilerine bu avantajı niye vereceğim ya? Milletin karnı doymuyor, ben kalkacağım 100-150 bin kişiye olağanüstü faiz vereceğim.

Ekmek alırken vergi verecek milyarları alırken vergi vermeyecek. Man Adası geleneği bu. Getirdiler paraları beş kuruş bir faiz vermediler. Buradan önce Amerika’ya bildiriliyor, şu kadar para hareketi var oradan Man Adası’ndan Türkiye’ye geliyor, vergi cennetlerinden geldiği için beş kuruş para verilmiyor. Açtı bununla ilgili dava, Yargıtay’da bu davayı kazandık. Belgelerin tamamı doğru. Oradaki iddialarımın arkasındayım.

Yap-işlet-devlet ile yapılanlar soygun düzeniyle yapılmıştır. Bunların zarar etme şansı sıfır. İntikam duygusuyla değil, adaletle çözeceğiz. Devletin nasıl soyulduğunu, soygunun boyutunu tespit edeceğiz.

Erdoğan’a adaylık yanıtı

Telaş, çekiniyor. Yüreğin varsa diyor, cumhurbaşkanı adayını açıkla diyor. Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım. Yüreği yetiyorsa çıksın karşıma, dışarıdan niye gazel okuyor. Devletin bütün bilgileri senin elinde. Haksızlık yaptıysak çıkarsın beni mat edersin. Yapamaz, cesaret edemez, çünkü kirli birisi. Benim ne soracağımı gayet iyi biliyor. 10 tane soru sordum. 128 milyar doları kime sattın? O bana sordu hepsine cevap verdim. Birisine bile cevap veremez. Devleti yönetemiyor efendim. Devleti yönetme gücü, kapasitesi yok artık. Bana saldırıyor bir ağız dalaşı yapalım ve dolayısıyla millet benimle Erdoğan arasında tartışmayla ilgilensin. Fiyat artışıyla, zamla, perişanlık gündeme gelmesin.

Arkadaş senin, gücün yetiyorsa toplarsın kadronu, çıkarsın televizyonda karşıma ben söz veriyorum ben tek geleceğim. Sen kimi istiyorsan al gel. Nebati’ni de al, istiyorsan rüşvet alan büyükelçilerini de al, kimi istiyorsan al. Çıkamaz, temiz adam değil, cesaret edemez. Bana niye hakaret ediyorsun kardeşim. Ben senin seviyene düşmem. Ben bu insanlara saygılıyım. Ben kimseye hakaret etmem. Bir düşüncem varsa çıkar efendi gibi anlatırım. Ama o hakaret ederek çünkü bilgi birikim yok hatalarının farkında değil. Yönetim gücünü kaybetmiş durumda. Ülkemizde teknik olarak enflasyon değil bir hayat pahalılığı var diyor. Enflasyonla hayat pahalılığının ne olduğunu bilmiyor. Bunu bilmeyen bir devleti yönetemez.

Büyük bir olasılıkla erken seçime gidecekler, çünkü yönetemiyorlar. Felakete doğru gidiyoruz. Erdoğan’ın bu sorunları çözme kapasitesi de yok, bilgisi de yok. Kasımda olabilir seçim. Yarın bile seçim olsa, biz buna hazırız. Sandık güvenliğinden, seçim bildirgelerine kadar hazırız. Millet İttifakı da buna hazır. Biz 6’lı masa olarak hazırız. Aynı kaygıları taşıyoruz.

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı

Zamanında olursa, Erdoğan’ın aday olmaması lazım. Anayasa açık, hukukçular söylüyor. Büyük bir ihtimalle erken seçim olacak. Bu gerçeği Erdoğan da biliyor, Bahçeli de biliyor.

Bir komisyon kuruldu. 12 kişiden oluşan bir komisyonumuz. 6 güvenlikçi 6 da siyasetçi olmak üzere. Çalışmalar devam ediyor. Her bir aşamada sandık güvenliğini sağlarız diye çalışma yaptık. Benim çağrım olacak; seçim günü sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Bu konuda güvenliği sağlayacağımızdan emin olmalarını istiyorum. Türk demokrasi tarihine güzel bir armağan bırakmalıyız, nasıl sonlandırdığımızı tüm dünyaya duyurmalıyız. Hep beraber sandığa gidelim, oyumuzu kullanalım, demokrasiyi yeniden getirelim. Seçin güvenliğinden kimsenin kaygısı olmasın. SADAT değil feriştahı gelse bir şey olmaz. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz.

İktidardan gitmemek için baskı kuruyorlar, medyaya baskı kuruyorlar, bilim insanlarına, üniversitelere, sosyal medyaya düzenleme getiriyorlar. Bunlar yetmedi şimdi de seçim kanunuyla oynuyorlar. Ben burada kalacağım, hangi yasalarla iktidarımı korurum demektir. Demokrasinin en zayıf noktası geldiğiniz gibi gitmemenizdir. SADAT paramiliter bir yapılanmadır. Erdoğan’ın koruması altında. Bir devletin cumhurbaşkanıyla paramiliter yapıyla ne işi var. Ben miyim milliyetçi Bahçeli mi milliyetçi.

Terör konusunda en ağır maliyeti ödeyen Türkiye’dir. NATO’nun gündeminde kesinlikle terör konusu ele alınmalı ve ortak çaba uygulanması lazım. Teröre destek veren NATO üyeleri var. İsveç, Norveç… (Türkiye’nin tutumu) O konuda yanlış yapıyoruz demiyoruz.

Adalet Yürüyüşü

Çok duygulandığım bir konu. Karar alırken sıradan bir karar değil, yürürken de sıradan bir yürüyüş değildi. Tek başıma yürüyeceğimi söyledim. İlk gün yatacak yeri bile zor buldum. İstanbul’a geldiğimde yanımda milyonlar vardı, oğlum vardı… Gazeteciler sordu, babamla gurur duyuyorum dedi. Burayı atlayalım isterseniz…

Karar alıyorsunuz, iddianame alınıyor mahkeme beraat ettiriyor. AİHM beraat ettiriyor. Bu ülkede kim olursa olsun zülme uğradığı zaman insan olarak burada bir haksızlık var demek lazım. Bu haksızlıktır, zulümdür bu. Ben yanlışı dile getirmezsem yarın bana sormayacaklar mı bu Adalet Yürüyüşü’nü niye yaptın diye. Haksızlık kime yapıldıysa karşı çıkacaksınız.

İktidar görüşüyor zaten Öcalan ile. Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar. Memlekette soyulmadık kişi kalmadı.

Bütün alanlarda toplumu rahatlatmak zorundasınız. Şunu bilinmesini isterim, Türkiye’nin neresinde yaşıyor olursa olsun 6’lı masada kendisini temsil eden birini görüyor.

Ben konuşurken diğer liderlerin iradelerine müdahale etme konusunda duyarlıyım belirtmek isterim… Olması gereken şu, elbette ki devleti tarafsız yönetmek zorundasınız. Devletin temeli ahlak ve adalettir. Herkes görevlerini yasal çerçeve içinde götürdüğü sürece her şey gider niye gitmesin. Hala kafalarında Venezuela var Nijer var. Ya Venezuela buğdayı dışarıdan ithal ediyor. Ya bunların dünyadan haberi yok. Yönetemiyorlar, bilmiyorlar, yönetme güçleri yok.”

Paylaşın

Muhalefet ‘Voltran’ı Nasıl Oluşturacak? Demirtaş Yanıtladı

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığı yazısında muhalefete seslenerek “Siz kararsız seçmenden daha kararsızmışsınız. Lütfen kendinize gelin. Sorumluluk da vebal de hepinizde” demişti.

Türkiye’de yüzde 70’lik kesimin değişimden yana olduğu belirten Demirtaş, muhalefet liderlerinin ortak bir söylem üretemeyip ‘voltran’ı oluşturamadıklarını, sonuç olarak hiçbir şey söylemediklerini ifade etmişti.

Halk TV yazarı İpek Özbey, söz konusu görüşleriyle ilgili Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Demirtaş’la konuştu ; “Voltran nasıl oluşturulur?” diye sordu.

Voltran’ın 1980’lerde televizyon için yapılmış dev bir robot olduğunu belirten Özbey, ”Bu dev robot, beş farklı aslanın birleşiminden oluşmaktadır. Böylece çok daha güçlü hale gelmektedir ve kötülüklere karşı savaşmaktadır” dedi.

Demirtaş, Özbey’e yanıtında Türkiye’de toplumsal birliğin önündeki en büyük engellerden birinin, kaygılar ve korkular olduğunu söyledi. Bunların tarihsel temelleri olduğunun altını çizdi:

“Bununla birlikte, zaman içerisinde iktidarların veya partilerin (kaygı ve korkuları) siyasi programlarının merkezine koymaları nedeniyle bunların bir kısmı da ‘inşa edilmiş korku’ya dönüşmüştür. Ama sonuç olarak bu korkular var ve maalesef toplumu teslim almış durumda. Durum böyle olunca da toplumda ve siyasette sağlıklı düşünme zemini ortadan kalkıyor.

Bu korku iklimini en çok istismar eden, AKP-MHP iktidarıdır. Ülkeyi felakete sürüklemiş, iflas noktasına getirmiş bir zulüm iktidarına karşı bile tüm muhalefetin eksiksiz bir araya gelememesinin veya kısmen geliyor olsalar bile yeterince heyecan yaratamamalarının nedeni de bu korkuların yol açtığı kutuplaşmadır.”

‘Korkular yersiz ve temelsiz değil’

Peki tek neden bu mu? Demirtaş’ın cevabı şöyle:

“Elbette budur demiyorum ama en önemli nedendir diyebiliriz… Hiçbir siyasetçi açıkça ifade etmese de örneğin halen Atatürkçüler İslamcılardan, İslamcılar Atatürkçülerden, Aleviler Sünnilerden, Kürtler hepsinden, hepsi de Kürtlerden korkuyor. Solcular sağcılardan, sağcılar solculardan korkuyor. Bu korkular yersiz ve temelsiz değil, ancak aşılmaz da değil. Bu kesimlerden biri veya birkaçının iktidara gelince geri kalanlara haksızlık ve zulüm yapacağı korkusu ne yazık ki halen var ve bu durum görmezden gelinerek siyasi çözümler üretilemez.

Hakkını yememek gerek, bu konuda muhalefetin önemli çabaları, değerli girişimleri var. Ancak Cumhuriyet’i, ikinci yüz yılında gerçek bir demokrasiyle taçlandırmak istiyorsak daha fazlasına ihtiyaç var. Tüm partilerin ve toplumsal kesimlerin birbirleriyle konuşabileceği, müzakere yürütebileceği bir zemin yaratılması gerekiyor.”

Demirtaş, korkuları yenmenin sorunların çözüldüğü anlamına gelmeyeceğini ama sorunları çözme olanağını, atmosferini sağlayacağını belirtti:

“Bu korkuları yaratanlar, muhalefet partilerinin mevcut yönetimleri ve liderleri olmasalar bile korkuların giderilmesi için sorumluluk almaları, cesur davranmaları gerekir. Bunun için herkes, tabiri caizse önce kendi kapısının önünü süpürmeli, sonra el ele vererek beraberce tüm mahalleyi temizlemelidir.

Her birimiz, bizden korkanların kaygılarını gidermekle sorumluyuz. Bunu yapmadan sağlıklı bir tartışma zemini bulamayacağız. Yani benim çağrım tek bir siyasi ittifak veya ille de tek bir cumhurbaşkanı adayı etrafında buluşmak değildir. Elbette bunlar da olabilir ancak bundan önce, topluma beraberce güven ve güvence verebilmek için samimi bir yüzleşme, özeleştiri ve cesur siyasi çıkışlara ihtiyaç var. Sonrasında tabii ki tüm partiler birbirleriyle oturup konuşmalı, müzakere etmelidir. Bundan daha doğal ne olabilir ki?

Madde madde Voltran

Parti ve lider ismi vermeden muhalefet hangi korkuları gidermekle sorumludur diye ana hatlarıyla belirtmek istersek kanımca şöyle bir tablo çıkar:

  • Tek parti dönemi uygulamalarına geri dönülmeyeceğinin, dindar insanların baskı görmeyeceğinin, Kürt kimliğinin yeniden inkar edilmeyeceğinin, vesayet rejimine prim verilmeyeceğinin, laikçilik yerine özgürlükçü laikliğin esas alınacağının, güvenini ve güvencesini topluma vermelidir.
  • Toplumdaki bölünme, silah, şiddet, terör korkularını giderecek şekilde barış ve birlikte yaşam politikaları öne çıkarılmalıdır. Kürt sorununun TBMM’de çözümü ile ayrışmanın değil, daha güçlü birlikteliğin gelişeceğine toplumu ikna etmelidir.
  • Silahların tümden devre dışı kalacağı kalıcı barış için daha fazla inisiyatifin alınabileceğini göstermelidir. Kürtlerden korkmamak gerektiğini, eylem ve söylemleriyle daha güçlü şekilde ortaya koyarak topluma güven ve güvence vermelidir.
  • Milliyetçilik çizgisinin ırkçılığa, faşizme varmayacağının, Türkçülüğün resmi ideoloji olarak topluma ve devlete dayatılmayacağının, farklı kimlikleri Türkçülük içinde eritme, asimile etme politikalarına meyledilmeyeceğinin, etnik kimliğe dayalı bir millet oluşturma gayretinden vazgeçileceğinin güvenini ve güvencesini topluma vermelidir.
  • Siyasal İslam’ın devlete ve topluma bir ideoloji olarak dayatılmayacağının, cemaat ve tarikatların devleti ve kamusal alanı ele geçirmelerine fırsat tanınmayacağının, tüm yaşam tarzlarına, bütün farklı inançlara, özgürlükçü laiklik çerçevesinde saygı duyulacağının, radikal dini yorum ve uygulamalardan uzak durulacağının, İslam’ın bir barış ve hoşgörü dini olarak yaşanılacağı güvenini ve güvencesini topluma vermelidir.
  • Bu ve benzeri korkular giderilebilirse toplumu da muhalefeti de bir araya getirmek çok kolay olur. Sonrasında beraberce, evrensel demokrasi ve insan hakları ilkeleri doğrultusunda demokratik Cumhuriyet’i ikinci yüz yılda beraberce inşa edebiliriz. Ekonomik kriz, işsizlik ve yoksulluk da ancak bu şekilde çözüme kavuşturulabilir.
  • AKP-MHP iktidarı tam da bu korkuları kaşıyor ve kanatıyorken muhalefete düşen şey, korkulara teslim olmak yerine cesur davranarak toplumu içinde bulunduğu felaketten kurtaracak birlikteliği ve çözüm programını ortaya koymaktır.

‘Voltran’ı oluşturmak’ dediğim budur.”

Paylaşın

Rusya: Kuzeydoğu Suriye’ye Operasyon Sorunları Çözmez

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, 15-16 Haziran’da Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da düzenlenen 18. Astana görüşmelerinin genel oturumunun ardından Suriye’deki son gelişmelere ilişkin basına açıklamada bulundu.

Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmelerinin katılımcılarından olan Lavrentyev, açıklamasında Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye askeri operasyon ihtimaline de değindi.

Rûdaw haber sitesinin aktardığına göre, Lavrentyev, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye olası bir askeri operasyonunun söz konusu bölgedeki “ayrılıkçı grupları” harekete geçirebileceğinden duydukları endişe nedeniyle sorunların başka yollarla çözülmesi gerektiğini söyledi.

“Sorunları çözmenin başka yolları var”

“Bildiğimiz gibi, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde operasyon düzenleme kararı henüz ilan edilmedi” diyen Lavrentyev, öztele şöyle konuştu:

“Biz Türk dostlarımıza söz konusu operasyonun, Suriye’nin kuzeyinde gerilimin artmasına ve ayrılıkçı grupların harekete geçmesine yol açabileceğini ifade ettik ki bunu ne Rusya, ne Irak ve İran ister. Bu nedenle var olan sorunları çözmek için başka yolların olduğuna inanıyoruz.

Açıkçası, askeri operasyon şu anda var olan tüm sorunları çözmeyecektir. Yani, burada Türkiye’nin milli güvenlik sorununu tamamen ortadan kaldırmayacağından bahsediyorum. Bana göre, bu sorun ancak Suriye hükümet güçlerinin sınıra yakın bölgelerinde tam kontrolü ele almasıyla çözülebilir, bunu henüz görmedik. Orada halen Kürt unsurlar mevcut.

(Türkiye sınırları da dahil Suriye’nin kuzeydoğusundaki saldırılar) konusunda tüm taraflarla çalışmaların yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kuzeydoğudaki Kürt grupların Türkiye’ye ve Suriyelilere yönelik saldırılarının ele alınması gerekir.”

18. Astana görüşmeleri hakkında

Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmelerinin garantörleri Türkiye, Rusya ve İran heyetleri, 15-16 Haziran 2022 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da 18. kez bir araya geldi.

Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ikili ve üçlü görüşmelerle başlayan 18. Astana görüşmeleri, “Suriye krizinin askeri bir çözümü olmadığına” ilişkin sonuç bildirgesinin açıklanması ile son buldu.

Taraflar, açıkladıkları sonuç bildirgesiyle, “Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü taahhütlerine” ve “Astana sürecinin Suriye meselesinin barışçıl çözümünde öncü rolüne” vurgu yaptı:

“(Taraflar) Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu ele almışlar ve bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde sağlanabileceği hususunda mutabık kalmışlardır.

Gayrimeşru öz yönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmişlerdir. Suriye’nin birliğini zayıflatmayı amaçlayan ve komşu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden Fırat’ın doğusundaki ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını yinelemişlerdir.”

Bir sonraki Suriye konulu Astana görüşmeleri, 2022 yılının ikinci yarısında yine Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da yapılacak.

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 23 Mayıs’ta yaptığı açıklama “Suriye’ye yeni bir askeri operasyon” sinyali olarak yorumlanmıştı.

Erdoğan son olarak 1 Haziran’daki kabine toplantısının ardından konuyla ilgili özetle şu açıklamayı yaptı:

“Buradan bir kez daha tekrar ediyorum; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz.

Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız. Türkiye’nin bu meşru güvenlik adımlarına bakalım kimler destek verecek, kimler köstek olmaya çalışacak, göreceğiz.”

Paylaşın