Bakanlar, TÜSİAD’a Randevu Vermedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirileri sonrası Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) bu hafta bakanlarla yapmayı planladığı görüşme için henüz randevu verilmedi.

TÜSİAD heyeti, 7-8 Ankara’da siyasi partileri ziyaret etti. TÜSİAD takvimine göre bu hafta da bakanlardan randevu alınacaktı.

Ancak TÜSİAD Başkanı Orhan Turan’ın “İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda Türkiye’nin dile getirdiği sıkıntıların ve taleplerin müzakere yoluyla, karşılıklı anlayışı geliştirerek ve ittifak ruhuna uygun şekilde çözülebileceğini ümit ediyoruz” açıklamasına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sert tepkisi sonrası beklenen randevular verilmeyince, planlanan görüşme takvimi de yürürlüğe giremedi.

‘Erdoğan’ın sözlerinin karşılığı test edilecek’

Sözcü yazarı Serpil Yılmaz bugünkü yazısının ‘O kapı kapalı’ başlıklı bölümünde, konuya ilişkin şunları yazdı:

“Turan’ın sözlerine, Erdoğan ‘Haddini bil’ ifadesiyle karşılık vermişti. Patronlar Kulübü olarak anılan TÜSİAD’a ‘Bu gidişiyle devam ederse iktidarın kapısını hiç çalmasınlar. CHP size ne diyorsa o ağızla konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve milli duruş sergileyenlere açıktır, yerli ve milli duruş sergilemeyene kapalıdır’ diyen Erdoğan’ın sözlerinin Ankara’daki karşılığı bu hafta test edilecek.

2022 yılı başında başkanlık koltuğuna oturan Turan’a ‘Ağababalarınız da aynı kafadaydı’ diye çıkışan Erdoğan da çok iyi biliyordur; TÜSİAD yönetim kurulu başkanı, kişisel değil kurumsal görüş dile getirir.”

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken ‘Erdoğan’ Analizi

Amerikan medya kuruluşu Bloomberg, Türkiye ile Batı ülkeleri arasındaki ilişkilerin gerildiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘giderek daha katı bir retorik’ kullanmaya başladığını yazdı.

Türkiye’deki ekonomi ve seçim gündemine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı analizde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan gelecek yıl haziran ayında yapılması planlanan seçimlerin kampanya dönemini başlattı. Erdoğan, üçüncü on yılında da iktidarını korumak istiyor” ifadeleri kullanıldı.

“Türkiye’nin müttefikleri, düşmanları ve Türkler, 12 aylık bir türbülansa hazırlanmak için kemerlerini bağlamak isteyebilir” denilen Bobby Ghosh imzalı analizde, “ABD ve Avrupa, tam da Rusya’ya karşı daha çok iş birliğine ihtiyaç duydukları bir dönemde Erdoğan’dan çamur atma ve zıtlaşmaya karşı kendini hazırlamalı. İyi şartlarda inatçı olan Erdoğan, siyasi olarak savunmasız hale geldikçe Batı ile daha da geçimsiz oldu” ifadeleri yer aldı.

‘Erdoğan, inatla direndi’

‘Türkiye’nin yine bir kısır döngüye girdiğini’ yazan Ghosh, şöyle devam etti: “Liranın düşmesine ve enflasyonun yükselmesine rağmen, Erdoğan faiz oranlarını yükseltme çağrılarına inatla direndi.

Seçim zamanına kadar ekonomik geri dönüşü sağlama olasılığının düşük olduğu Erdoğan’ın, yeniden seçilmek için lehine kullanacağı başka yollar bulması gerekiyor. Tüm sinyaller, kendi ülkesinde etno-milliyetçiliğe hitap edeceği, hayali veya gerçek düşmanlara karşı alarm vereceğine işaret ediyor.

‘Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile karşı karşıya gelemez’

Erdoğan’ın bazı sevdiği öcüler artık gündem dışı. Türkiye’nin ekonomik sorunları, Erdoğan’ı Körfez Arap ülkeleriyle yakınlık kurmaya ve halkın beğenisini kazanmaya zorladı. Yatırım beklediği ülkeler Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile karşı karşıya gelemez. Erdoğan ayrıca Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile arkadaşlık kurduğu için İsrail’e karşı da yumuşak davranmaya başladı. Bu da geriye tek bir tanıdık günah keçisi bırakıyor: Batı.”

Erdoğan’ın ABD ve Avrupa karşıtı söylemlerini artırdığına dikkat çeken Ghosh, “Önümüzdeki aylarda Erdoğan’ın, Batı’nın ikiyüzlülüğünün genel temalarına bel bağlamasını ve Türkiye’nin sıkıntılarını ‘küresel siyaset ve para baronları’ tarafından yürütülen kasıtlı bir kampanyanın sonucu olduğuna dair komplo teorilerinde üstelemesini bekleyebiliriz” dedi. Erdoğan’ın Batı ile ilişkilerde daha az uyumlu olmasının öngörüldüğünü yazan Ghosh, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini Ankara’nın veto etmesinin bunun bir uzantısı olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine itirazını ulusal güvenlik meselesi olarak çerçeveleyerek (onları Kürt teröristlere yardım etmekle suçluyor) tehdidi abartıyor ve inatçılığını, yabancı zorbalık karşısında bir vatansever direniş olarak resmediyor. Köşeye sıkışmış ve uzlaşmazlığın kendi yararına olduğuna karar vermiş bir politikacıdan mantıklı olmasını beklemenin anlamı yoktur.

Başkan Biden ve Avrupalı liderler Erdoğan’ın nasıl davranacağını bilmeli ve ona göre hareket etmeli. Tehditler işe yaramaz ve aksine onun açıklamalarına uygun düşer. Yapacakları şey, Türkiye’nin iş birliği yapmamasına karşılık bir geçici çözüm bulunacağının sinyalini vermek olabilir. İsveç ve Finlandiya için NATO üyelerinin ayrı bir güvenlik yapısı oluşturmaları bunlardan biri olabilir. Bunu gelecek yaza kadar yapabilirler ve daha sonra ya yeni bir Türkiye Cumhurbaşkanı ile muhatap olurlar ya da artık Batı’yı öcü olarak görmeyen ve zafer kazanmış bir Erdoğan’la görüşürler.”

Paylaşın

CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Ülke Batıyor, İktidar Hala…

Partisinin Esenler ilçe binasının açılışında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, ekonomi konusunda iktidara “Bu işin şakası yok, Beştepe aklını başını almazsa bu işin sonu kötü olacak” diye uyarıda bulundu.

DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Hava Yolları’nın uluslararası uçuşlarında bundan sonra Turkish Airlines adının kullanılmayacağını söylemesine atıfta bulunarak, “Ya ülke batıyor. İktidar hâlâ tabela değiştirmekle meşgul” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Esenler ilçe binasının açılışında konuştu. Gündemine ekonomik sorunları alan Babacan, iktidarı eleştirdi. Türkiye’nin en riskli dönemini yaşadığını belirten Babacan, “Bu ülke iflas ederse gençlere en büyük kötülüğü yapmış, batmış bir ülke bırakmış olursunuz” dedi.

DEVA Lideri Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bu yarışın galibi biz olacağız”

“Önümüzdeki seçimde halkımızı görmezden gelenlerle yarışacağız. Seçildikten sonra seçmenini unutanlarla, Beştepe’den sokağa bile çıkamayanlarla yarışacağız. Gençleri işsizliğe sürükleyenlerle yarışacağız. Doktorlarımızın yurt dışına gitmesine sebep olanlarla yarışacağız. İnsanları marketten ağlayarak çıkartanlarla yarışacağız. Bu ülkenin anayasasını tanımıyorum, saygı duymuyorum diyenlerle yarışacağız. Hakkımızı çiğneyenlerle, hukuku katledenlerle yarışacağız. Bu yarışın galibi biz olacağız. DEVA Partisi her gün her türlü haksızlığa yaşayanlarla beraber bu yarışı kazanacak. Bu yarışı görmezden gelinenler, Türkiye’nin haysiyetli insanları, 84 milyon kazanacak.

3 gündür haykırıyorum ve iktidarı uyarıyorum. Tekrar tekrar vurguluyorum, bu işin şakası yok. İnanın şakası yok. Eğer Beştepe aklını başına almazsa bu işin sonu kötü olacak diyorum. İktidara buradan tekrar tekrar sesleniyorum. Bir vatandaşlık görevi olarak bu uyarımı yapıyorum. Derhal ama derhal aklın ve bilimin gereğini yapın. Allah’ın verdiği aklı kullanın.

Türkiye’nin önemli gündemi budur. Tehlike büyük ve yakın. Birileri tutturmuş gündem değiştirmek için işte falanca şirketin adı ne olsun diye tabela kavgasına girmiş. Birileri aday kim diye magazin peşine düşmüş. Ya ülke batıyor. İktidar hâlâ tabela değiştirmekle meşgul.

“İflas demek işsizliğin patlaması demek”

İflas; parayla bile benzin, mazot bulamamak demek. 6 saat, 10 saat elektrik kesintisi yaşamak demek. İflas demek doğalgaz kıtlığı demek, sanayinin durması demek. İflas demek işsizliğin patlaması demek. Şu andaki enflasyon seviyesi ile bile nefes alamıyorken iflas demek nefessiz kalmak demek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin şu anda en riskli dönemini yaşıyoruz. İktidarı buradan çok net bir şekilde uyarıyorum. Derhal ama derhal önlem alın. Koskoca ülkeye yazık etmeyin. Bu ülke iflas ederse gençlere en büyük kötülüğü yapmış, batmış bir ülke bırakmış olursunuz. Esnaf dükkânının kapısına kilit vurmak zorunda kalacak diyorum. Emekli için torunu ile gezmek tamamen hayal olacak, diyorum. Çiftçi toprağını ekemeyecek, dikemeyecek. Pazarda tezgâhlara sebze meyve gelemeyecek.”

Paylaşın

‘Erdoğan, 15 Temmuz’da Erken Seçim Çağrısı Yapacak’ İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz’da yani darbe girişiminin yıldönümünde erken seçim açıklaması yapacak. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın erken seçim çağrısı yapmaya hazırlandığı iddia edildi.

Artı Gerçek’ten Hayri Demir’in haberine göre, Ankara kulislerinde konuşulan senaryoda; Erdoğan 15 Temmuz’da yani darbe girişiminin yıldönümünde erken seçim açıklaması yapacak. Fakat Erdoğan’ın seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacak.

Habere göre, Meclis’in seçim kararı alması içinse 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. AK Parti ve MHP’nin sandalye sayısı bugün itibariyle 333. Bu durumda erken seçim çağrısını sürekli yenileyen muhalefetin de Erdoğan’ın çıkışına “hayır” demeyeceği ve Meclis’ten seçim kararı almasına destek vereceği ifade ediliyor.

Söz konusu senaryo, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Dönüş” çalışması yürüten altı partinin kulislerinde de yoğunca dillendiriliyor. Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Erdoğan’ın böylesi bir çıkış yapma ihtimali partilerin ilgili kurullarında ele alındı.

Eylül-Ekim arası seçim kararı alınabilir

Buna göre, Eylül ikinci yarısı ya da Ekim ayının ilk yarısına denk gelecek şekilde seçim kararı alınabilir. Erdoğan’ın seçim kararı almasının en önemli nedenlerinden birinin ekonomideki kötü gidişat gösteriliyor.

Altılı masanın henüz ilk tur görüşmelerini bile tamamlamış olmasıyla birlikte ortak bir aday konusunda uzlaşının sağlanmamış olmasını da Erdoğan lehine çevirmek için böylesi bir çıkış yapabileceğini güçlendiriyor.

Öte yandan geçmişte AK Parti’de üst düzey görevlerde bulunmuş ancak şimdi altılı masada yer alan bir partinin yönetiminde yer alan bir partili, bu plandan haberdar olduklarını ve planın altılı masanın liderleriyle paylaşıldığını, her olasılığa göre karşı planlarını hayata geçireceklerini ifade etti.

Erdoğan’ın seçim kararı açıklayacağı yönündeki bu bilgiler gündemdeyken, dün il başkanları toplantısında yaptığı açıklama da dikkat çekti. Erdoğan, toplantıda il başkanlarına “yarın seçim olacakmış gibi hızlı ve titiz” çalışmaları için talimat verdi.

Paylaşın

FATF, Malta’yı ‘Gri Liste’den Çıkardı, Türkiye’nin Yeri Değişmedi

Uluslararası kara para aklama ve terörizm finansmanıyla mücadele kuruluşu olarak bilinen Mali Eylem Görev Gücü (FATF) Avrupa Birliği üyesi Malta’yı artan izleme altındaki “gri liste”den çıkardı.

Berlin’de yapılan toplantıda 23 ülkeyle birlikte “gri liste” içinde yer alan Türkiye’nin durumu ise değişmedi.

Merkezi Paris’te olan FATH, 2021 yılı haziran ayında AB üyesi Malta’yı “gri liste”ye almıştı.

FATF Başkanı Marcus Pleyer, Malta’nın kara para aklama ve terörizmin finansmanını önleme konusunda önemli tedbirler aldığını bildirdi.

Malta Başbakanı Robert Abela ise ülkesinin “gri liste”den çıkartılmasını memnunlukla karşıladığını belirterek, Malta’nın bütün kurumlarıyla kara para aklanmasıyla ilgili mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi.

Malta’da Panama Belgelerinde gizli denizaşırı şirketler kurduklarından bahsedilen hükümet yetkililerine karşı yasal işlem yapılmaması ve ulusal pasaportların satışı konusundaki ‘yolsuzluklar’ yıllardır eleştiriliyordu

Malta’da yolsuzlukları araştıran gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın 2017 yılında bombalı suikastta hayatını kaybetmesi sonrası Malta yönetimi uluslararası kamuoyu tarafından eleştirilmişti.

Gazeteci Galizia, Nisan 2017’de kamuoyunda “Panama Belgeleri” olarak bilinen olayın Malta ayağında, dönemin başbakanı Joseph Muscat’ın Özel Kalem Müdürü Keith Schembri, dönemin enerji Bakanı Konrad Mizzi’nin gizli off-shore şirketleri olduğunu ve bunlara Dubai merkezli “17 Black” şirketince para aktardığı iddialarını gündeme getirdi.

2019 yılında Muscat dahil olmak üzere birçok kabine üyesi, cinayete karışan zanlılarla bağlantıları hakkındaki sorular üzerine istifa etmişti.

Türkiye geçen yıl Gri listeye alınmıştı

Mali Eylem Görev Gücü, geçen yıl yapılan inceleme sonucunda Ürdün, Mali ve Türkiye’yi gri listeye almıştı.

Türkiye’nin kara propaganda ve terörizmin finansmanı konusunda ilerleme kaydettiği, ancak hala ciddi sorunların bulundu ifade edilmişti. Türkiye’nin bu konularda taahhütlerde bulunduğu ancak bunların somut eyleme dönüşmesi gerektiği vurgulanmıştı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Harami Düzeni Birlikte Yıkacağız

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, ” Senin çocuğun 92 puan alıp atanamamışken, mülakatla elenmişken, yanında AK Partili dayısı olan gencin 58 puanla ballı maaşla atandığını görüyorsun. Haram olsun” dedi.

Akşener, konuşmasının devamında, “Senin çocuğun işsizken beş maaş alan, hiçbir şey yapmayan danışmanlar var bu ülkede. El ele vereceğiz ve bu harami düzeni birlikte yıkacağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Manisa’nın Salihli ilçesindeki ziyaretinde gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

20 Ocak 2020’den beri il il, ilçe ilçe geziyorum. Uzun bir zamandır seçmen velinimet olmaktan çıktı bu ülkede. Bize ait olmayan her bir konu üzerinden birbirimizle çarpıştırıldık. Sonuç itibariyle komşu komşunun düşman ilan edildiği bir sistemden siyasetçi esnafı kazandı, seçmen kaybetti.

“El ele vereceğiz ve bu harami düzeni birlikte yıkacağız”

Salihli’deyiz. Dolu vurdu, ürün gitti, TARSİM çok pahalı, yaptıranlar açıkta kaldı. Ey saray şürekası, dolu vurmuş, sigorta yaptıramamış çiftçimizin ürününün bedelini ödeyin. O çiftçi senin velinimetin. O çiftçi olmazsa aç kalırsın. Ama duymazlar seslerinizi… O dükkânların içinde acı çeken çiftçileri, esnaf kardeşimin derdini görüyorum.

Senin çocuğun 92 puan alıp atanamamışken, mülakatla elenmişken, yanında AK Partili dayısı olan gencin 58 puanla ballı maaşla atandığını görüyorsun. Haram olsun. Senin çocuğun işsizken beş maaş alan, hiçbir şey yapmayan danışmanlar var bu ülkede. El ele vereceğiz ve bu harami düzeni birlikte yıkacağız. Çocuklarımızın büyük çoğunluğu depresyonda.

 

Paylaşın

HDP’li Sancar: Geleceği Birlikte İnşa Edebiliriz

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partinin Eş Genel Başkan Yardımcıları Tülay Hatimoğulları, Şaziye Köse ve Tuncer Bakırhan ile PM üyesi Emrali Türkmen, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve bağlı sendikaların yöneticileri ile bir araya geldi.

Sancar, “Yıkımı durdurmak yetmiyor, bu talanı durdurmak da yetmiyor, yeni bir başlangıç için de güçlü bir irade ortaya çıkarmak gerekiyor” dedi.

Eğitim Sen Genel Merkezi’nde yapılan görüşmede, HDP’nin 3 Temmuz’da gerçekleştireceği 5’inci Büyük Olağan Kongresi’ne dair görüş alışverişinde bulundu. KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, SES Eş Genel Başkanları Selma Atebey ile Hüsnü Yıldırım ve sendika yöneticileri HDP heyetini karşıladı.

Toplantının basına açık kısmında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yapacakları kongreye işaret ederek, “Bu kongre olağan kongre ama Türkiye’nin çok olağanüstü koşullarında gerçekleştireceğimiz bir kongre. Türkiye’nin özel bir virajdan geçtiği konusunda hepimiz hemfikiriz. Bu yılın önemli bir hesaplaşma yılı olacağı, hatta final evresine doğru ilerlediğimizi söylüyoruz. İktidarın Türkiye’yi getirdiği durum ortada; tam bir talan politikası izleniyor. Sadece yağmadan ibaret değil, demokrasi, özgürlük, emek ve ekmek talan ediliyor. Bu talanın ortasında büyük bir yıkımın eşiğinde bizler de büyük saldırılara rağmen yolumuza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, tarihi bir dönemde bir araya geldiklerinin altını çizen Sancar, şunları söyledi:

“15-16 Haziran’ın yıl dönümündeyiz. 15-16 Haziran Türkiye emekçi mücadele tarihinde özel bir yere sahip. Ben o dönemle ilgili yazıları okurken en çok ‘Gücümüzü birliğimizden alıyoruz’ pankartına takılıyorum. Gerçekten büyük bir birlik vardı, o birlik büyük bir mücadele yarattı ve Türkiye emekçilerinin mücadelesinde büyük bir miras yarattı. Büyük bir birikim yarattı.

Bizler bu tür durumlarda böyle ağır şartlarda demokrasinin, özgürlüklerin, emeğin, ekmeğin talan edildiği, sömürüldüğü, sömürünün derinleştirildiği dönemlerde ne yapmak gerektiğini belki de en 15-16 Haziran’daki o slogana bakarak anlayabiliriz. Yani birlik olarak gücümüzü artırabiliriz. Bugün gidişatı en geniş birliktelik ve en güçlü ortak mücadeleyle aşabiliriz. Bu yıkımı durdurabiliriz. Geleceği birlikte inşa edebiliriz. Yıkımı durdurmak yetmiyor, bu talanı durdurmak da yetmiyor, yeni bir başlangıç için de güçlü bir irade ortaya çıkarmak gerekiyor.

‘Birlik, ancak konuşarak ve istişare ederek sağlanabilir’

Bu yeni başlangıç da mutlaka Türkiye’nin bütün emekçilerini, mazlumlarını, ötekileştirilenlerini, yok sayılanlarını bir araya getirecek bir ortak mücadele hedefiyle sağlanması ile mümkün. Bizler olağan kongreye giderken, bu olağanüstü şartların farkındayız.

Aynı şekilde bu olağanüstü şartlarda ne yapılması gerektiğine tek başına bizim kurulların karar veremeyeceğini, vermemesi gerektiğinin bilincindeyiz. Mücadele hattını, kongremizin gelişimini ve sonraki politikalarımızı emek ve meslek örgütleriyle, halk gruplarıyla, inanç gruplarıyla, kadın ve gençlik hareketlerine danışarak, halkımızla istişare ederek oluşturmak istiyoruz. Birlik, ancak konuşarak ve istişare ederek sağlanabilir.”

Paylaşın

Diyarbakır’da MHP’ye Operasyon: Başkan Gözaltında

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, partisinin Diyarbakır il teşkilatını kapattıklarını duyurmasının ardından bugün birçok yöneticisi de gözaltına alındı.

Diyarbakır’da yayın yapan Tigris Haberden Murat Özbilek’in haberine göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda gece yarısı yapılan operasyonda görevden alınan MHP İl Başkanı Cihan Kayaalp ve bazı yönetim kurulu üyeleri gözaltına alındı.

Emniyete götürülen Kayaalp ve yönetim kurulu üyelerinin ifade işlemleri devam ederken gözaltı gerekçelerinin ‘usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırma’ gibi iddialardan olduğu belirtiliyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada,  “MHP Diyarbakır il teşkilatımız görülen lüzum üzerine parti tüzüğümüzün ilgili maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden feshedilmiş, il başkanlığımız kapatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadelerini kullanmıştı.

“Diyarbakır MHP’yi benimsedi”

Gözaltına alınan Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır İl Teşkilatı Başkanı olarak Cihan Kayaalp, geçtiğimiz Nisan ayında Diyarbakır’da partilerine yönelik ilgiden memnun olduklarını ifade etmişti.

Kayaalp, “Diyarbakırlı hemşerilerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır’daki varlığını artık tamamen benimsedi. En küçük etkinliğimiz bile vatandaşlardan ilgi görüyor. En küçük etkinliğimiz miting havasında geçiyor. Binlerce insan bir araya geliyor” demişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın Adaylık Çağrısına Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla” çağrısına verdiği yanıtta, “Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” ifadelerine yer verdi.

‘İktidarın Öcalan ile görüştüğünü’ de dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar” diye konuştu.

Dikkat çeken “Bülent Arınç’la tokalaşma” konusunda da Kılıçdaroğlu, “Bülent Arınç’la tokalaştık, hatta bir değil iki kez tokalaştık. Niye tokalaşmayalım. Farkı siyasi kulvarlarda olmamıza karşın birbirimize saygılıyız” dedi.

Arınç’ın konuşmasında “AK Parti yeni kurulduğunda ve iktidar olmadığında her toplantıya gittiklerini ısrarla ifade etmesine” dikkati çeken Kılıçdaroğlu, gündem olan “Kral çıplak demenin zamanıdır” ifadesini de “Demokrasi için çok önemli bir açıklama” olarak değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasetçilere ders verir nitelikte bir konuşma. Bu ifade benim açımdan önemli aslında Türk demokrasisi için de son derece önemli bir açıklama” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fox TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Gerçekleri dinlemeye tahammül edemiyorlar. Gerçekleri kim anlatıyor, gazeteciler. Gazeteci yazacak, haber yapacak buna tahammül edemiyorlar. Gerçekleri yazarsan, kamuoyuna sunarsan hapise atacağım diyor. Benim söylediklerimi yazacaksın, diyor. Akıllı bir iktidar özgür bir medyayı savunur. Çünkü bir haksızlık olduğunda anında müdahale etmesine ortam hazırlıyor. Bunlar korkunun eseri. Özgür medyaya, eleştiriye tahammül edemiyorlar.

Parayı biriktiriyorlar şimdi, seçime gideceğiz diye. Türkiye’nin sorunlarına derman olma şansları yok, bunlar gidici ve gidecekler. Kendi beceriksizliğini çöz kardeşim, illa birilerine mi atacaksın suçu. Mazotta yüzde 300’e kadar zam olur mu ya. Bunu yapan Saray, Saray oligarkları. Bir tane adam koymuşsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın başına. Ne söylediği, ne yaptığı belli değil. Gözlerine mi bakacağız, boyuna mı bakacağız, endamına mı bakacağız. Kardeşim sen dön bir benzin fiyatlarına bak, peynir fiyatlarına bak, domates, salatalık fiyatlarına bak. Bunların dünyadan haberi yok.

Hasar tespit komisyonu kurmaya karar verdik. Aklı başında ekonomiyi bilenleri toplayacağız, tespit yapacağız. Strateji ve planlama örgütü kuracağız. Çiftçi neyi ekecek, biçecek planlamak lazım. Mazota bu kadar zam… Nereye gidecek bu. Bir vatandaşın nefes alması lazım, kredi faizlerini sıfırlayacağız. Ortak söylemimiz, 6 ayda insanlar rahat bir nefes alacak. 6 ay içinde Türkiye’de bütün sorunların çözümü ortaya konur.

Devletin tüm kurumlarında nitelikli kişiler var ama bir kenara atılmışlar. Bir güreşçinin banka yönetim kurulunda ne işi var? Önüne gelen dosyayı nasıl inceleyecek? Bütün bunların atamaları baştan sakat. Emin olun kısa sürede fiyat istikrarı sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti devleti akılla yönetilmiyor, önyargıyla yönetiliyor. Bir kişinin egosuyla yönetiliyor.

“85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz”

Faizi indirdik diyor, hangi faizi indirdi. İndirdiği faiz yok. Merkez Bankası, bankalara düşük faizli kredi veriyor, bankaları karlarını yükselttiler. Vatandaşa da yüksek faizli kredi veriyor. Erdoğan kimi kandırıyor, birilerine para kazandırıyor. Boşuna beşli çete demiyoruz. 85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz. Kur korumalı mevduat uygulamasını derhal kaldıracağız. Birilerine bu avantajı niye vereceğim ya? Milletin karnı doymuyor, ben kalkacağım 100-150 bin kişiye olağanüstü faiz vereceğim.

Ekmek alırken vergi verecek milyarları alırken vergi vermeyecek. Man Adası geleneği bu. Getirdiler paraları beş kuruş bir faiz vermediler. Buradan önce Amerika’ya bildiriliyor, şu kadar para hareketi var oradan Man Adası’ndan Türkiye’ye geliyor, vergi cennetlerinden geldiği için beş kuruş para verilmiyor. Açtı bununla ilgili dava, Yargıtay’da bu davayı kazandık. Belgelerin tamamı doğru. Oradaki iddialarımın arkasındayım.

Yap-işlet-devlet ile yapılanlar soygun düzeniyle yapılmıştır. Bunların zarar etme şansı sıfır. İntikam duygusuyla değil, adaletle çözeceğiz. Devletin nasıl soyulduğunu, soygunun boyutunu tespit edeceğiz.

Erdoğan’a adaylık yanıtı

Telaş, çekiniyor. Yüreğin varsa diyor, cumhurbaşkanı adayını açıkla diyor. Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım. Yüreği yetiyorsa çıksın karşıma, dışarıdan niye gazel okuyor. Devletin bütün bilgileri senin elinde. Haksızlık yaptıysak çıkarsın beni mat edersin. Yapamaz, cesaret edemez, çünkü kirli birisi. Benim ne soracağımı gayet iyi biliyor. 10 tane soru sordum. 128 milyar doları kime sattın? O bana sordu hepsine cevap verdim. Birisine bile cevap veremez. Devleti yönetemiyor efendim. Devleti yönetme gücü, kapasitesi yok artık. Bana saldırıyor bir ağız dalaşı yapalım ve dolayısıyla millet benimle Erdoğan arasında tartışmayla ilgilensin. Fiyat artışıyla, zamla, perişanlık gündeme gelmesin.

Arkadaş senin, gücün yetiyorsa toplarsın kadronu, çıkarsın televizyonda karşıma ben söz veriyorum ben tek geleceğim. Sen kimi istiyorsan al gel. Nebati’ni de al, istiyorsan rüşvet alan büyükelçilerini de al, kimi istiyorsan al. Çıkamaz, temiz adam değil, cesaret edemez. Bana niye hakaret ediyorsun kardeşim. Ben senin seviyene düşmem. Ben bu insanlara saygılıyım. Ben kimseye hakaret etmem. Bir düşüncem varsa çıkar efendi gibi anlatırım. Ama o hakaret ederek çünkü bilgi birikim yok hatalarının farkında değil. Yönetim gücünü kaybetmiş durumda. Ülkemizde teknik olarak enflasyon değil bir hayat pahalılığı var diyor. Enflasyonla hayat pahalılığının ne olduğunu bilmiyor. Bunu bilmeyen bir devleti yönetemez.

Büyük bir olasılıkla erken seçime gidecekler, çünkü yönetemiyorlar. Felakete doğru gidiyoruz. Erdoğan’ın bu sorunları çözme kapasitesi de yok, bilgisi de yok. Kasımda olabilir seçim. Yarın bile seçim olsa, biz buna hazırız. Sandık güvenliğinden, seçim bildirgelerine kadar hazırız. Millet İttifakı da buna hazır. Biz 6’lı masa olarak hazırız. Aynı kaygıları taşıyoruz.

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı

Zamanında olursa, Erdoğan’ın aday olmaması lazım. Anayasa açık, hukukçular söylüyor. Büyük bir ihtimalle erken seçim olacak. Bu gerçeği Erdoğan da biliyor, Bahçeli de biliyor.

Bir komisyon kuruldu. 12 kişiden oluşan bir komisyonumuz. 6 güvenlikçi 6 da siyasetçi olmak üzere. Çalışmalar devam ediyor. Her bir aşamada sandık güvenliğini sağlarız diye çalışma yaptık. Benim çağrım olacak; seçim günü sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Bu konuda güvenliği sağlayacağımızdan emin olmalarını istiyorum. Türk demokrasi tarihine güzel bir armağan bırakmalıyız, nasıl sonlandırdığımızı tüm dünyaya duyurmalıyız. Hep beraber sandığa gidelim, oyumuzu kullanalım, demokrasiyi yeniden getirelim. Seçin güvenliğinden kimsenin kaygısı olmasın. SADAT değil feriştahı gelse bir şey olmaz. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz.

İktidardan gitmemek için baskı kuruyorlar, medyaya baskı kuruyorlar, bilim insanlarına, üniversitelere, sosyal medyaya düzenleme getiriyorlar. Bunlar yetmedi şimdi de seçim kanunuyla oynuyorlar. Ben burada kalacağım, hangi yasalarla iktidarımı korurum demektir. Demokrasinin en zayıf noktası geldiğiniz gibi gitmemenizdir. SADAT paramiliter bir yapılanmadır. Erdoğan’ın koruması altında. Bir devletin cumhurbaşkanıyla paramiliter yapıyla ne işi var. Ben miyim milliyetçi Bahçeli mi milliyetçi.

Terör konusunda en ağır maliyeti ödeyen Türkiye’dir. NATO’nun gündeminde kesinlikle terör konusu ele alınmalı ve ortak çaba uygulanması lazım. Teröre destek veren NATO üyeleri var. İsveç, Norveç… (Türkiye’nin tutumu) O konuda yanlış yapıyoruz demiyoruz.

Adalet Yürüyüşü

Çok duygulandığım bir konu. Karar alırken sıradan bir karar değil, yürürken de sıradan bir yürüyüş değildi. Tek başıma yürüyeceğimi söyledim. İlk gün yatacak yeri bile zor buldum. İstanbul’a geldiğimde yanımda milyonlar vardı, oğlum vardı… Gazeteciler sordu, babamla gurur duyuyorum dedi. Burayı atlayalım isterseniz…

Karar alıyorsunuz, iddianame alınıyor mahkeme beraat ettiriyor. AİHM beraat ettiriyor. Bu ülkede kim olursa olsun zülme uğradığı zaman insan olarak burada bir haksızlık var demek lazım. Bu haksızlıktır, zulümdür bu. Ben yanlışı dile getirmezsem yarın bana sormayacaklar mı bu Adalet Yürüyüşü’nü niye yaptın diye. Haksızlık kime yapıldıysa karşı çıkacaksınız.

İktidar görüşüyor zaten Öcalan ile. Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar. Memlekette soyulmadık kişi kalmadı.

Bütün alanlarda toplumu rahatlatmak zorundasınız. Şunu bilinmesini isterim, Türkiye’nin neresinde yaşıyor olursa olsun 6’lı masada kendisini temsil eden birini görüyor.

Ben konuşurken diğer liderlerin iradelerine müdahale etme konusunda duyarlıyım belirtmek isterim… Olması gereken şu, elbette ki devleti tarafsız yönetmek zorundasınız. Devletin temeli ahlak ve adalettir. Herkes görevlerini yasal çerçeve içinde götürdüğü sürece her şey gider niye gitmesin. Hala kafalarında Venezuela var Nijer var. Ya Venezuela buğdayı dışarıdan ithal ediyor. Ya bunların dünyadan haberi yok. Yönetemiyorlar, bilmiyorlar, yönetme güçleri yok.”

Paylaşın