Türkiye’de 5 Kişide ‘Maymun Çiçeği’ Tespit Edildi

Kabine Toplantısı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de 5 maymun çiçeği vakasının tespit edildiğini, bunların 4’ünün tedavisinin tamamlandığını açıkladı.

Endemik bir virüsün neden olduğu nadir hastalıklardan biri olarak bilinen maymun çiçeği, Kongo ve Batı Afrika türü olmak üzere 2’ye ayrılıyor.

Genellikle hayvandan insana ve nadiren insandan insana yakın temasla bulaşan virüs, vücutta yüksek ateş ve kaşıntılı kabarcıklara yol açabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü, 23 Temmuz’da başta Avrupa olmak üzere dünyada yayılmayı sürdüren maymun çiçeği salgınını Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu (PHEIC) ilan etmişti.

Maymun çiçeği hastalığı nedir?

Maymun çiçeği, 1980’li yıllarda tamamen ortadan kalkan çiçek hastalığının bir çeşit akraba virüsü.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre, hastalık 1958’de maymun kolonilerinde keşfedildi. İnsana bulaşan ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) rapor edildi.

O tarihten bu yana Benin, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Güney Sudan’ın da içinde bulunduğu 11 Afrika ülkesinde bu virüs görüldü.

Belirtileri ne?

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

Maymun çiçeğinin kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün olarak bilinse de DSÖ’ye göre bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebiliyor.

Tedavisi var mı?

DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Çiçek hastalığına karşı aşılamanın hastalığı önlemede yaklaşık yüzde 85 oranında etkili olduğu ileri sürüldü.

2003 yılında ABD’de yaşanan yayılmada, 47 kişi hayatını kaybetmişti.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatsa bile DSÖ’ye göre, bu virüsten ölüm oranı yüzde 11 civarında. Çocuklar ve gençlerde ölüm oranı daha fazla olabiliyor.

Paylaşın

Abdullah Gül’den Ekonomi Üzerinden İktidara Eleştiriler

AK Partinin kurucularından, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “En çok hayret ettiğim şey enflasyonun bu kadar hafife alınması. Enflasyonla çok kararlı, rasyonel, güçlü bir şekilde mücadele etmek için artık son vakit” dedi.

Karar gazetesinden Mehmet Ocaktan’a konuşan Gül, “Enflasyonun ne olduğunu, enflasyonun nasıl büyük bir bela, kötülük, ahlaksızlık, hastalık olduğu ve bir kamu hırsızlığı olduğu gerçekten idrak edilmezse enflasyonla amansızca bir mücadele içerisine girilemez” ifadelerini kullandı.

“Bunun farkında olunmadığını gördüğünü” söyleyen Gül, “iktidar için bir seçim mağlubiyeti söz konusu olursa bunun en büyük sebebinin enflasyonu hafife almak olacağını” vurguladı.

Gül, bundan 2 ay kadar önce açıklanan son milli gelir tabloları, ücret, maaş ve sabit gelirlilerin toplam milli gelirdeki paylarının ne kadar ciddi bir şekilde düştüğünü gösterdiğini” söylerken, “Bunun ötesinde karların, rantların, faizlerin, bunların da nasıl arttığını. Bu çok dehşet verici bir şey. Bu orta sınıfın nasıl gerilediğini, bu gelir dağılımının nasıl bozulduğunu, tablolarla, matematiksel şekilde ortaya koyuyor. Bunun bütün müsebbibi enflasyon” diye devam etti.

Abdullah Gül, “özellikle dini değerleri önemseyen iktidarların ekonomi politikalarında sadece faizi düşük seviyede tutmak amacıyla değil, diğer kötülüklerden de halkı koruyabilmeleri için enflasyonu birinci öncelik olarak gözaltında tutmaları gerektiğini” vurguladı.

Gül “Dünyada enflasyonun % 6-7 olduğu ülkelerde olağanüstü seferberlik varken Türkiye’nin daha büyük bir mücadele içerisine girmesi gerektiğine inanıyorum. Birinci şart bununla mücadele edecek kadronun, yani ekonomi ve finanstan sorumlu kadroların içeride ve dışarıda kredibilitesinin, güveninin oluşturulması lazım” “dedi.

‘Ağbal ve Elvan dönemi büyük fırsat kaçtı’

Naci Ağbal’ın Merkez Bankası Başkanı, Lütfi Elvan’da Hazine ve Maliye Bakanı olduğu dönem “büyük bir fırsatın kaçırıldığını” vurgulayan Gül “Arkadaşların cumhurbaşkanına sadakatinde bir tereddüt söz konusu değildi. Ama yaptıkları şey rasyonel, test edilmiş, dünyada benzer krizlerde denenmiş ve netice alınmış politikaları kararlılıkla uygulamalarıydı. Bunun neticesi olarak da güven oluşmaya başlamıştı. O hafta Naci Bey’in görevden alınması büyük bir talihsizlik oldu” diye devam etti.

Birinci mesele inandırıcı ve güven verici bir kadronun göreve getirilmesi, ikinci mesele ise tabii ki o ekibin kapsamlı enflasyonla mücadele programını açıklaması ve bunun uygulanacağına dair siyasi iradenin ortaya konmasıdır” diyen Abdullah Gül şöyle devam etti

“Bazen üzülerek görüyorum, hükümetteki bazı arkadaşlar, bize ezberletilen politikalarla Türkiye fasit daireden çıkamaz, zincirlerini kırıp şahlanamaz gibi açıklamalar yapıyorlar, çok yetkili makamlardaki kişiler, çok şaşırıyorum doğrusu. Çarpan cetveli de bize ezberletilmiş ona bakarsanız. Bu tip retorikler bizi felakete götürür. Seçimlere bir sene kalmışken son fırsat, enflasyonla mücadele açısından büyük bir hamle yapmak lazım.”

‘Merkez Bankası bağımsız olmalı’

Abdullah Gül “Merkez Bankası enflasyonla mücadele konusunda hükümete yardımcı oluyor mu?” sorusunu da şöyle yanıtladı.

“Çok üzücü ki tam tersine, yasayla birinci görevi ülkede finans istikrarını sağlamak olan banka, sanki böyle bir yasal sorumluluğu yokmuş gibi davranıyor. Finans istikrarı enflasyonun en düşük seviyede tutulması demek. Yani ekonomik faaliyetlerde karar alınırken enflasyonun dikkate alınmayacak kadar düşük seviyede olması demek. Merkez Bankası esas sorumluluğunu unutmadan büyüme ve istihdam politikalarına destek verirse o zaman hükümete yardımcı olur ve başarısına katkı sağlayabilir. Doğrusunun yapılabilmesi için siyasi direktiflerden Merkez Bankası’nın bağımsız olması gerekir. Güven ve inandırıcılığın kaybedilmesindeki en büyük faktör bu.”

‘Helal olsun’ dedirtecek ekip kurmak

Abdullah Gül, “Erdoğan’ın yerinde olsa ne yapacağı sorusunu ise “Benim yapacağım iş, finans ve iş çevrelerinin, herkesin ‘Helal olsun çok doğru insanları buldu ve göreve getirdi’ diyebileceği bir ekibi kurmak olur ve bu ekibin de kararlı şekilde çalışması için müsaade eder, yetkiyi veririm” diye yanıtladı.

“Siz bunu deklare edin, inanın enflasyon bugünden düşmeye başlar” diyen Abdullah Gül “Gelecek yılki seçim için popülist politikalar yapılır, yanlış harcamalar içerisine girilir ve ekonomik göstergeler açık gizli çok daha negatif durumlara gelirse, Türkiye’nin gelecek nesillerini etkileyecek bir durum ortaya çıkar. Kim iktidar olursa olsun Türkiye dünyadan daha da kopar ve geriye düşer. Toparlanması da daha zor ve maliyetli olur. Türkiye kaybeder, gelecek nesiller, hepimiz kaybederiz” ifadelerini kullandı.

‘Din herhangi bir şekilde araç olmamalı’

Abdullah Gül, din-siyaset ilişkisi konusundaki soruya da “Kendinizi bir dinin temsilcisi veya partinizi bir din partisi gibi sunmaya başlarsanız bütün bu yanlışlıklar, noksanlıklar sonunda dine atfedilir. Bu çok tehlikeli bir durum. Bu dinin anlatılmasına da, tebliğine de en büyük zararı veren büyük bir sorumsuzluk olur.” dedi.

Din özgürlüğünün önünde hangi engeller varsa kaldırılması gerektiğin söyleyen Gül “Bunun ötesinde dinin herhangi bir şekilde araçsallaştırılmasına asla fırsat vermemek gerekir” dedi.

Paylaşın

TBMM, Sağlık Çalışanları İçin Toplanamadı; Kılıçdaroğlu’ndan Tepki

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) milletvekillerinin talebiyle Meclis Başkanı Mustafa Şentop tarafından Genel Kurul bugün için olağanüstü toplantıya çağrıldı. Ancak kurulun toplanması için gerekli olan yeter sayıya ulaşılamadığından toplantı çağrısı düştü.

Sağlık çalışanlarının sorunlarının ele alınması gündemiyle toplanan Genel Kurul’a CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte yaklaşık 100 CHP’li milletvekili katıldı. 32 İYİ Parti milletvekili, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu Genel Kurul’da hazır bulundu.

AK Parti, MHP ve HDP Milletvekilleri daha önce açıkladıkları gibi Genel Kurul’da bulunmadı. Meclis yoklamasında gerekli çoğunluğun bulunup açılması ihtimaline karşı az sayıda iktidar milletvekili kulis ve bahçede bekledi.

Meclis Genel Kurulu saat 15.00’te Baskanvekili Süreyya Sadi Bilgiç tarafından açıldı. Bilgiç toplantı çağrısıyla ilgili bilgi verdi, daha sonra elektronik sistem üzerinden yoklama işlemini başlattı. Yoklama sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile birlikte 20 kadar AK Partili milletvekili Genel Kurul salonuna girdi ama yoklamaya katılmadı. CHP’li milletvekilleri oylama sırasında Genel Kurul salonuna giren ama yoklamaya katılmayan AK Partililere “Meclis’ten kaçmayın” diye seslendi.

Yapılan oylamada toplantı yeter sayısı bulunamadı. Bilgiç, yeterli sayıya ulaşılamadığını belirterek olağanüstü toplantı çağrısının düştüğünü söyledi. Bunun üzerine Genel Kurul kapandı.

Kılıçdaroğlu’ndan açıklama

“Sağlıkta şiddet Türkiye’nin temel sorunlarından birisidir” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu sorunu çözecek organ TBMM’dir. TBMM’yi bu acı olayları engellemek açısından göreve davet ettik. CHP olarak, İYİ Parti olarak, Demokrat Parti olarak arkadaşlar buradaydı. Hepimiz görevimizi yaptık” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Ama parlamentoyu işlevsiz kılan iki organ, iki temel kurum AK PARTİ ve MHP… Dolayısıyla bundan sonra olacak bütün negatif olayların sorumlusu da onlardır” diyerek tepki gösterdi.

Paylaşın

Yolcu Garantili Havalimanları Yıl Boyunca Boş Kaldı

Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli ile yapılan birçok yol, köprü, havalimanı gibi bazıları garantili olan projeler halkın bütçesine yük olurken, aynı modelle yapılan havalimanlarının bazıları da atıl durumda kaldı.

Türkiye’de bulunan 60 havalimanından bazılarını yolcular tercih etmezken, yılı hiç sefer yapmadan tamamlıyor ve yıl boyunca boş duruyor.

Gökçeada, Aydın Çıldır, Balıkesir Merkez ve Uşak havaalanına bu yıl hiç uçak inip, kalkmazken Tokat Havaalanı’nı da bir yılda sadece 190 uçak kullandı. Siirt Havaalanı’na 2022’nin ilk 6 ayında gelen uçak sayısı ise yalnızca 174 oldu. Kocaeli Cengiz Topel Havaalanı’nda yalnızca 4 uçak inip kalkarken YİD modeli ile yapılan Zafer Havalimanı ise adeta bir kara delik oldu.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Kocaeli Cengiz Topel Havaalanı’ndan 2022 yılı Temmuz ayına kadar yalnızca 544 dış hat yolcusu uçtu, iç hat yolcusu ise hiç gelmedi. 2022’nin ilk 6 ayında 50 binin altında yolcu sayısı olan havaalanlarından Bursa Yenişehir’i 48 bin 258 yolcu kullanırken, Hakkari Yüksekova’dan 47 bin 393 yolcu uçtu.

Amasya Merzifon 43 bin 741, Zonguldak Çaycuma 36 bin 441, Eskişehir Hasan Polatkan 35 bin 893, Sinop 30 bin 677, Isparta Süleyman Demirel 30 bin 166, Tokat: 26 bin 783, Kastamonu 22 bin 63, Kütahya Zafer 21 bin 927 yolcu ağırlayabildi.

Paylaşın

DBP’li Saliha Aydeniz’in Dosyası Meclis’te

Anayasa ve Adalet Komisyonları’ndan oluşan Karma Komisyon, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz’in hakkında düzenlenen 5 fezlekeyi görüşerek, oy çokluğuyla dokunulmazlığının kaldırılması kararı aldı.

Komisyon tarafından yapılan bilgilendirmeye göre rapor, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) muhalefet şerhleri ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurul gündemine sunuldu.

TBMM Genel Kurulu’nun toplanması ile birlikte söz konusu raporun görüşülmesinin de önü açılmış oldu.

AKP, MHP ve HDP katılmayacak

CHP milletvekillerinin çağrısıyla TBMM Genel Kurulu bugün olağanüstü toplanmasına ve sağlıkta şiddetin görüşülmesine karar verilmişti. AKP, MHP ve HDP, görüşmelerde yer almayacağını duyurmuş, Meclis’te temsil edilen diğer partilerin ise Genel Kurul’da yer alacağı belirtilmişti.

Meclis İç Tüzüğü’ne göre olağanüstü toplantılarda yapılan çağrı kapsamında görüşmeler yapılıp Meclis kapanıyor. Ancak AKP ve MHP grubu bir sonraki gün için çalışma talep edebilir. Bu durumda Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması ile ilgili dosyanın da görüşülmesi mümkün olabilir.

Mithat Sancar eleştirmişti

HDP, CHP’nin çağrı öncesi kendilerine danışmamasını “siyasi nezaketsizlik” olarak değerlendirmiş ve görüşmelere katılmama kararı almıştı. Medyascope’ta Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da diyalog vurgusu yapmış ve Saliha Aydeniz hakkındaki süreci hatırlatarak, dosyanın görüşmelerde gündeme getirileceğini belirterek eleştiride bulunmuştu.

Paylaşın

Akşener’den ’13. Cumhurbaşkanı’ Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt

‘Gönlünüzden geçen 13. Cumhurbaşkanı kimdir” sorusuna Akşener, ‘Siz şimdi Sayın Erdoğan’ın sinirini niye bozuyorsunuz?’ yanıtını verdi. Akşener, ‘Başbakan olunca ilk yapacağı ilk icraatı?’ sorusuna ise ‘İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamak olacak.’ şeklinde yanıt verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Instagram hesabından canlı yayın yaptı.

Yayını “Merhaba, dün Balıkesir’de esnaf ziyaretindeydim, bugün de İstanbul’da evimdeyim. Dedim ki takipçilerime, sizlere zaman ayırayım sorulularınızı bekliyorum” diyerek duyuran Akşener’e sorulan sorular ve yanıtları şöyle:

– AK Parti ile ittifak yapar mısınız? Ona göre oy vereceğim.

Akşener: Yapmam ona göre oy ver

– Gönlünüzden geçen 13. Cumhurbaşkanı kimdir efendim.

Akşener: Siz şimdi Sayın Erdoğan’ın sinirini niye bozuyorsunuz?

– Meral Akşener Başbakan olunca ilk yapacağı ilk icraatı?

Akşener: İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamak olacak.

– Meral abla Suriyelileri ne olur vatanlarına geri gönderin.

Akşener: Olur, göndereceğiz.

-Böyle her şehri gezmeye devam edecek misiniz?

Akşener: Her şehri gezdik ikinci kere her şehri gezmeye devam edeceğiz.

– Başkanım insanlar yokluk içinde değil varlık içinde yaşayabilecek mi?

Akşener: Elbette. Hırsızlığı engelleyeceğiz, israfı engelleyeceğiz, çalmayacağız, çaldırmayacağız ve varlık içinde yaşayacaksınız.

– Meral Hanım ne olur bizi bu iktidardan kurtarın.

Akşener: Başüstüne.

– Bu kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz?

Akşener: İnancımdan buluyorum. Çünkü bu ülkeden aldım, sizin için geri ödemeye çalışıyorum. Bu arada birazcık da marazadan besleniyorum.

– Ne olur bu adam gitsin artık.

Akşener: Merak etme gidecek.

– Gençleri umutlandırmak için bir cümle kursanız bu ne olurdu?

Akşener: Az kaldı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Osman Kavala: AİHM Kararını Tüm Milletvekillerine Göndereceğim

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi Davası kapsamında tutuklu bulunan Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Can Atalay ve Osman Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.

İş insanı Osman Kavala, Çakırözer ile aracılığıyla gönderdiği mesajda, “AİHM’in, tutukluluğumun hak ihlali olduğu yönündeki kararına uymayan Türkiye hakkında son olarak verdiği kararı çevirtip TBMM’deki tüm milletvekillerine göndereceğim. Özellikle de susturma ve caydırma amacıyla, yani kasıtla bunların yapıldığını anlatan 18. Maddenin ihlali konusunu tüm vekiller bilmeli, okumalı” dedi.

“Hukuksuzluk sona ermeli”

Hukuksuzluğun bir an önce sona ermesini talep eden Tayfun Kahraman da şunları söyledi:  “Burada tutulduğumuz her gün hayatımızdan çalınan günler. 3 Ağustos’ta 100. gün olacak. Osman Kavala için 1734 gün! Bu hırsızlığa son verin. İstinaf Mahkemesi bir an önce dosyamızı ele almalı. Anayasa Mahkemesi bir an önce tutukluluğumuzla ilgili hukuksuzluğa dur demeli.”

“Bir tek bunlar mı doğruyu biliyor?”

Hakan Altınay ise mesajında, şöyle dedi: “AİHM kararını tanımamak, Avrupa Konseyi çağrısını kararına uymamak bunlar bugüne kadar hiç olmayan işlerdi. Türkiye’de 66 hükümet kuruldu. Avrupa Konseyi’ne üye olduğumuz günden bugüne kurulan 48 hükümet Avrupa Konseyi ile ilişkileri, üyeliğimizi, AİHM kararlarına uyumu hep Türkiye’nin çıkarına gördü.

“Yani o 48 hükümetin hepsi yanılıyordu da bir tek bunlar mı doğrusunu biliyor ve AİHM kararına uymuyor? Erbakan, Ecevit, Demirel, Çiller, Özal hepsi de yanılıyor olamaz. Şimdi bu uluslararası kuruluş, onun mahkemesi diyor ki ‘Sizin mahkemenizin kararları yok hükmündedir.”

“İstinafın mutlaka bozması gerekir”

Can Atalay da mesajında şu ifadelere yer verdi: “En önce de Osman Kavala’yı bırakmaları lazım. Hukuka aykırılıklar var. Daha önceki bozma kararlarındaki bozma gerekçelerine bile uyulmamış. İstinafın mutlaka bozması gerekir. Hele de AYM hakkımızda hak ihlali vermezse kendini kapatmış sayılır.

“Dışarıda bizimle gösterilen dayanışmaya minnettarız. Teşekkür ederiz. Tabi ki iyiyiz, güçlüyüz, sağlamız. Ama burada bir gün dahi tutulmamız fazladır. O yüzden çiğnenen yok sayılan hak ve özgürlüklerimizi derhal istiyoruz. Hakkımızın teslim edilmesini istiyoruz.”

“Özgürlüklerine kavuşmalılar”

Ziyaretiyle ilgili açıklama yapan Çakırözer, “Hep söyledik, yine söylüyoruz. Gezi de milyonlar Anayasal hak olan protesto hakkını kullandı. Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater aylardır cezaevinde, cezaevlerindeki 100’üncü günlerini gelecek hafta dolduracaklar.

“Aynı şekilde Osman Kavala 1734 gündür tutuklu. Onların bir gün dahi cezaevinde tutulması haksızlıktır, hukuksuzluktur. Anayasa Mahkemesi onların başvurularını bir an önce ele alarak bu hukuksuzluğu bozmalı, adaletsizlik bir an önce giderilmelidir. Bu masum insanlar derhal özgürlüklerine kavuşmalıdır” diye konuştu.

Paylaşın

Kovid 19 Verilerindeki Büyük Tutarsızlık Raporlara Yansıdı!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, hazırladığı “21 İlde Bulaşıcı Hastalık Ölümleri Raporu”nda Sağlık Bakanlığı’nın pandemi nedeniyle gerçekleşen ölümlerin verilerinde tutarsızlık olduğunu açıkladı.

ANKA’da yer alan habere göre, CHP’li İlgezdi, yeni tip koronavirüs (Covid-19) kaynaklı ölümlerle ilgili CHP’li 21 belediyenin ölüm verilerinden derlediği raporda, “Söz konusu 21 ilde Belediyelerimizin kayıtlarına göre 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık sebebiyle vefat eden yurttaşlarımızın toplam sayısı 96 bin 985 kişidir. Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla ölüm nedeni Covid-19 olarak bildirilenlerin sayısı ise yurt çapında toplam olarak 99 bin 57 kişidir” ifadelerine yer verdi.

Gamze Akkuş İlgezdi, raporunda şunları kaydetti:

“2020 yılında kapsadığı nüfus 39 milyon 720 bin 917 kişi olan ve ülkemizin nüfusunun yüzde 46,9’unu temsil eden 11 Büyükşehir ve 10 il belediyemizde 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık nedeniyle ölen yurttaşların sayısı değerlendirilmektedir. Söz konusu 21 ilde Belediyelerimizin kayıtlarına göre 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık sebebiyle vefat eden yurttaşlarımızın toplam sayısı 96 bin 985 kişidir.

Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla ölüm nedeni Covid-19 olarak bildirilenlerin sayısı ise yurt çapında toplam olarak 99 bin 057 kişidir. Pandeminin ilan edilmesi sonrasında 2020 yılında her ay Sağlık Bakanlığı tarafından yurt çapında açıklanan Covid-19 ölüm sayısı, CHP Genel Merkezi tarafından toplanan bulaşıcı hastalık ölüm sayılarından daha düşüktür.

30 Haziran 2022 tarihi itibarıyla Türkiye’de Covid-19 ölümlerinin Sağlık Bakanlığı’nın bildiriminden yaklaşık 2,1 kat daha fazla olarak 206 bin 760 kişi olabileceği tahmin edilmektedir. Belediyelerde de ölüm raporlarına bulaşıcı hastalık yazılmayan ölümlerin varlığı, ülkemizdeki Covid-19 ölüm sayısının daha fazla olma olasılığının araştırılmasını gerektirmektedir.

21 Belediyenin kayıtlarında aylara göre bulaşıcı hastalık ölümleri değerlendirildiğinde en yüksek ölüm sayısı 2020 yılının Kasım ve Aralık ayında, 2021 yılının Nisan ayında ve 2022 yılının Şubat ayında kayıtlara yansımıştır. 2022 yılının Mayıs ve Haziran aylarında en düşük ölüm sayısı gözlenmektedir.”

‘Pandeminin ülkemizdeki yükü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerden çok daha ağırdır’

“Türkiye Temmuz ayının başı itibarıyla dünyada doğrulanmış Covid-19 olgu sayısında 10. Doğrulanmış ölüm sayısında ise 19.sıradadır. Doğrulanmış olgu sayılarının da eksik açıklandığı tartışmaları bir yana, Covid-19 nedeniyle ölüm sayıları doğru olarak açıklanmış olsa, ülkemizin ölüm sayılarına göre pandeminin en çok etkilediği dünyadaki 7. ülke olduğu anlaşılacaktır. Dünya nüfusuna göre 17.sırada olan ülkemizin Covid-19 pandemisinde olgu ve ölüm sayılarında üst sıralarda yer alması, pandemiye karşı güçlü bir yanıtın verilemediğinin en açık göstergeleri arasında yer almaktadır.

En son bütçe görüşmeleri sırasında bizzat Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Covid-19 hastalığı geçirenlerde hastalığın bıraktığı hasarlardan dolayı gelecek üç yıl boyunca mevcut ölümlerin üç-dört katı kadar kayıp beklendiğini açıklamak zorunda kalmıştır. Ne TÜİK ne de Sağlık Bakanlığı ülkemizdeki 2020 ve 2021 yıllarına ait toplam ölüm sayılarını bile halen açıklamamıştır. Covid-19 pandemisi ülkemizde iyi yönetilememektedir ve açıkça görüldüğü gibi Covid-19 pandemisinin ülkemizdeki yükü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerden çok daha ağırdır.”

Paylaşın

Seçimlerden HDP’nin Ana Muhalefet Olduğu Bir Tablo Ortaya Çıkabilir

Seçimler sonrasında ortaya çıkacak sonuçların çok şeye gebe olduğunu belirten gazeteci Sedat Bozkurt, son yazısında, “Millet İttifakı’nın koalisyon hükümeti oluşturduğu bir parlamento zemininde HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo da çıkabilir” ifadelerini kullandı.

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında bir yıldan az süre kalan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine değindi.

HDP’nin kilit parti olduğunu, bu nedenle hep kendisiyle diyalog kurulmasını istediğini belirten Bozkurt, “Çünkü istemediği adayın cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyecek bir oy potansiyeline sahip. Onaylayacağı bir adayı da ilk turda cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtabiliyor” dedi; ardından şunları kaydetti:

“HDP’nin de önceliği parlamenter sistem. Parlamento zemininde anayasa değişikliği konusunda Millet İttifakının yeterli sayıyı bulmasında kolaylaştırıcı olacak bir durum bu. İktidar bileşenlerinin ‘masanın altına’ itelenmesine karşın Deva, Gelecek, SP ve CHP’nin HDP ile temasları, önlerine somut hedefler koymasalar da mevcut.

Seçimler sonrasında ortaya çıkacak sonuçlar da çok şeye gebe. Buradaki denklemde de HDP önemli. Seçim kaybetmiş Erdoğan ve parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmiş AKP yönetilebilir mi? İktidar, devlet elinden gitmiş bir Erdoğan ve partisi AKP, muhalefet yaparak politik olarak hayatını devam ettirebilir mi? Neye, nasıl muhalefet yapacak? Bunlar ciddi ve Erdoğan ile AKP açısından baraj soruları.

‘HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo’

Bu şartlar altında parlamento dağılımı mutlaka değişecektir. Ve o değişim sonucunda ortaya Millet İttifakı’nın koalisyon hükümeti oluşturduğu bir parlamento zemininde HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo da çıkabilir. İşte bir başka denklem daha. Bu meseleleri çok konuşacağız sanırım. (…)”

Yazının tamamını için TIKLAYIN

Paylaşın

“Akşener, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına ‘Hayır’ Diyemez” İddiası

‘Altılı Masa’nın önündeki en önemli konulardan biri ortak cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi olacak. Altılı masa temsilcileri aday belirleme sürecinde masanın itici iki gücü olan CHP ve İYİ Parti genel başkanlarının anlaşmasının önemine dikkat çekiyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre burada son dönem adaylıkta ismi öne çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “hayır” diyemeyeceği ileri sürülüyor.

Bu görüşü savunanlar özellikle Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti’nin seçime girememe tehlikesi ortaya çıktığında CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçiş sürecini hatırlatıyor. İYİ Parti ise konuya farklı bakıyor.

2019 yerel seçimlerinde CHP ve İYİ Parti’nin iş birliği ile çok sayıda büyükşehir ve il belediyesinin CHP tarafından kazanıldığını, İYİ Parti’nin ise sadece 18 belediye aldığını kaydeden partililer “Borç-alacak kalmadı” diyor.

Muhafazakarlarda Kılıçdaroğlu algısı: Sakinliği olumlu karşılanıyor

“Altılı Masa”daki muhafazakar partiler iktidar tarafından “CHP’nin vagonuna binmek” suçlamasıyla karşılaşıyor. Söz konusu propagandanın seçim boyunca da devam edeceği görülüyor. Ancak söz konusu partiler seçmen tabanında bunun çok karşılık bulmayacağı görüşünde.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı durumunda da tabandan büyük tepki beklemediklerini kaydeden muhafazakar bir partideki bir yetkili, “Partimizin çalışmaları kapsamında değişik illerde gençlerle bir araya geliyoruz. İleri yaştakiler daha sert ama gençler Kemal Bey konusunda daha ılımlı. Özellikle sakinliği olumlu karşılanıyor. Gençler artık bağıran çağıran, kendine karışan birini istemiyor. ‘İşini iyi yapsın yeter’ diyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın