Türkiye’de Dolandırıcılık Son 5 Yılda 5 Kat Arttı: Avrupa’da İlk Sırada

Avrupa Dolandırıcılıkla Mücadele Ofisi (OLAF) verileri, Türkiye’de teknoloji kullanımıyla yapılan dolandırıcılık vakalarının son 5 yılda 5 kat arttığını ortaya koydu.

Karar’ın aktardığı OLAF verilerine göre, Türkiye bu alanda Avrupa’da ilk sıraya yükselirken, dünya genelinde en çok dolandırıcılık olayının yaşandığı ülkeler arasına girdi.

Özellikle oltalama (phishing), ses klonlama ve yapay zekâ destekli sahtekârlıklar gibi dijital dolandırıcılık yöntemleri yaygınlaşırken, 2020 yılında yılda 460 bin olan dolandırıcılık vakası, 2024 yılı itibarıyla 2,3 milyona ulaştı. Önlenen girişimlerle birlikte toplam dolandırıcılık vakası 3,8 milyonu buldu.

Adalet Bakanlığı verilerine göre, dolandırıcılık suçu, hırsızlığın ardından mal varlığına karşı işlenen en yaygın suç hâline geldi. Mahkemelerde en fazla görülen davalar arasında ilk sıralarda yer alan dolandırıcılık suçları, hukuk sisteminde ciddi bir yük oluşturuyor.

Türkiye’de Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre, teknoloji kullanılarak yapılan dolandırıcılık suçlarına 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Ancak birçok vakada ceza indirimleri uygulanıyor, sanıklar ilk duruşmaya kadar yattıkları süreyle serbest kalıyor.

ABD ve Avrupa’da ise dolandırıcılık cezaları çok daha ağır. ABD’de bu tür suçlara 10 yıla kadar kesin hapis cezası verilirken, ayrıca 10 bin ila 25 bin dolar arasında değişen ağır para cezaları uygulanıyor. Uzmanlar, Türkiye’de de benzer caydırıcı yaptırımların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Prof. Dr. Hakan Kara: Enflasyon arttıkça dolandırıcılık artıyor

Eski TCMB Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabında paylaştığı grafikle, enflasyon artışı ile dolandırıcılık vakaları arasındaki çarpıcı ilişkiyi gözler önüne serdi. Paylaşımda, ekonomik sıkıntıların ve hayat pahalılığının artmasıyla dolandırıcılık vakalarının da yükseldiği net bir şekilde görülüyor.

Uzmanlar, teknolojik gelişmelerin dolandırıcılık yöntemlerini daha sofistike hâle getirdiğini belirtirken, veri güvenliğinin artırılması, ceza sisteminin sıkılaştırılması ve halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye’nin bu alandaki yasal düzenlemeleri gözden geçirerek, dolandırıcılık suçlarına karşı daha etkin bir mücadele yürütmesi gerektiği ifade ediliyor.

Paylaşın

CHP Lideri Özel, TİP Lideri Baş’ı Ziyaret Etti: Ortak Mücadele Vurgusu

CHP Lideri Özgür Özel, TİP Lideri Erkan Baş ile yaptığı görüşme sonrası, “Türkiye’nin içinde bulunduğu, hem vatandaşın yakıcı sorunlarını ve bunların çaresinin bir sandık olduğunu, erken seçim olduğunu ve bu iktidarın bir an önce değiştirilmesi, emekten yana ve demokrasiden eşitlikten yana bir iktidarın ülkeyi yönetmesi ile mümkün olduğuna ilişkin görüş alışverişinde bulunduk” dedi.

Haber Merkezi / TİP Lideri Erkan Baş ise görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Çok ağır bir süreçten geçiyoruz. Türkiye şu an itibarıyla Yunanistan nüfusu kadar işsizin yaşadığı bir ülke haline geldi. Toplumun tüm kesimlerinin yargı sopasıyla dövüle dövüle mahkum edilmediği bir ülke. İktidar bir oyun planlıyor. Dün en son örneğini gördük. Bizi, mücadele edenleri satın alabilecek para yoktur. Kim iktidara karşı mücadele ediyorsa onun yanındayız. Hep birlikte kurtulacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile görüştü. İstanbul’da gerçekleşen görüşmenin ardından açıklama yapan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bütünüyle muhalefetin yargı sopasıyla, yargı taciziyle sindirilmeye çalışıldığı bu süreçte, partimizin buna karşı geçmişte konvansiyonel muhalefet yöntemlerinin tamamını tükettiği süreçte, seçilmiş organlarının yaptığı değerlendirmeler sonucunda erken seçim sandığının bir an önce gelmesi için tüm yönleri ile bu seçime hazır olduğumuzu göstermek ve bir seçimin olmazsa olmazı partinin adayının da belirlenmesi sürecinde olduğumuzu, bunu 23’ünde yapacağımız bir ön seçimle, CHP’ye Şubat ayı sonuna kadar üye olmuş herkesin oy kullanacağı bir ön seçimle belirleyeceğimizi ve bundan sonraki sürecimizle ilgili TİP’in değerli heyetine CHP’nin içinden gerekli bilgilendirmeleri yaptık. Onların önerilerini, değerlendirmelerini dinleme imkanı bulduk.

Ben bugün öğleden sonra Silivri Cezaevi’nde Sevgili Can Atalay’ı ziyaret edeceğim. Onun yanında tutuklu belediye başkanlarımızı ve Gezi davasından hepimiz adına tutuklu olan, hepimiz adına cezaevinde yatan arkadaşlarımızı ayrı ayrı ziyaret edeceğim. Biraz önce ifade edildiği gibi iktidar, muhalefete ayrı ayrı saldırarak, bazen çok stratejik hedefler belirleyip o hedefler üzerinden muhalefeti bölmeye çalışarak, hatta bir siyasi partinin iç işlerine müdahale edip, daha önce de ifade etmiştim CHP’ye karşı yargı eliyle bir siyasi operasyon ve darbe girişiminde bulunarak 1.5 yıl önce bitmiş bir kurultayı ve olağan kurultay sürecine altı ay kalmış bir yerde 1.5 yıl önce yapılmış bir kurultayı iptal etmeye kalkacak kadar bir darbe ittifakını örgütlemeye çalışarak bu iktidar her şeyi deniyor.

Bunun karşısında yapılabilecek tek şey muhalefetin birlikte olmasıdır. Bütün halinde güçlü bir itirazı, güçlü bir direnişi hep birlikte örgütlenmesidir ve sonunda da bu iktidara karşı seçim sandığında hep birlikte olmaktır. Bu hep birlikte olmaktan ittifakları değil, bu iktidara karşı muhalefetin birbirine güç vererek, birbirinden güç alarak mücadele etmesinden bahsediyoruz. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi bizim çok uzun yıllardır emek mücadelesinde duyduğumuz şimdi de siyasette bir arada olmanın ve bir arada mücadele etmenin simge sözleriyle biz de ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ diyoruz.”

CHP’nin Cumhurbaşkanı aday adaylığı başvurusunun yarın sona ermesi ve gelinen süreç hakkındaki görüşleri sorulan Özgür Özel, şunları söyledi: “Benim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak beklentim, bu sürecin tüm aday adayları açısından adil ve şeffaf bir şekilde yürümesidir. Gruptaki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilere göre Sayın Ekrem İmamoğlu aday olmak için gerekecek imza sayısının üç katına yakınını zaten ilk günün sonunda veya 24 saat içinde tamamlamıştı. Salı günü ilk imza atıldıktan 24 saat sonra gerekli imza sayısına dakikalar içerisinde ulaşıp bir gün içinde de üç katına ulaşmıştı. Şu anki son rakamı bilmiyorum, arkadaşlar Ankara’dan açıklarlar.

Onun dışında grubumuza çeşitli başvurular oluyor, ya da basına yansıyor. Biz bütün başvurulara gidip kendilerini zaten milletvekillerimizin Ankara’da olduğu bir süreçte, bütün başvuranların gidip milletvekillerimize bu taleplerini iletmelerini ve tüm adaylar açısından eşit bir şekilde, adil bir şekilde yaklaşıyoruz. Yarın akşamüstü saat 17.00’ye kadar imza sayısı 20’yi geçen aday adaylarını Genel Merkezimize bildireceğiz ve o aday adayları kendi başvurularını diğer evrakları ile birlikte tamamlayacaklar. Süreç, Cumhuriyet Halk Partisi’nde hem Meclis ayağı tabii orası milletvekillerinin imza attıkları bir süreç. İlk kez yaşanıyor olmasından dolayı ilgi çekici ve heyecan verici. Ama esas büyük heyecanın 81 il ve 973 ilçede ve bilhassa online üyelikler üzerinden 18-25 yaş arası seçmende Cumhuriyet Halk Partisi‘ne kayıt olma noktasında yaşandığını görüyoruz.

Bu partiye olan teveccühün, yönelmenin ötesinde, Erdoğan’ın karşısında, bir sonraki cumhurbaşkanlığı yarışına girecek adayı belirlemek ve aslında Erdoğan’ın değiştirilmesi, bu düzenin değiştirilmesi, yasakların kalkması, özgürlüklerin gelmesi, yasak olan tek şeyin yasaklar olacağı bir Türkiye’nin inşasına duyulan özlem, yoksulluğa itiraz, işsizliğe itiraz, örgütlenmenin karşısındaki her türlü engellemeye ve saldırganlığa itiraz, basın özgürlüğünün kısıtlanmasına itiraz noktasındaki bir toplumsal uyanışı ve hareketlenmeyi hep birlikte görüyoruz. Bizim esas heyecanla takip ettiğimiz taraf o taraftır.”

Özgür Özel, “Lütfü Savaş’ın CHP Kurultayı’na ilişkin CHP MYK, PM ve YDK’nın görevden uzaklaştırılması taleplerinin mahkeme tarafından reddedilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, “Yapılan başvurunun hukuki bir zemini yok. Yapılan başvuru, siyaseten yıpratma başvurusudur. Yapılan başvuru, bugünkü iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’nin birinci parti olmasından ve Türkiye’de bu iktidara itiraz edenlerin çok büyük bir çoğunlukla bu iktidarı savunan Cumhur İttifakı’nın çok ilerisinde olmasından duyulan rahatsızlık ve panikle Cumhuriyet Halk Partisi’ni karıştırmaya, tartıştırmaya, bu tartışmadan medet ummaya çalışanların yaptığı bir planlamadır. Orada da Lütfü Savaş, sadece bu kirli oyunun kullandığı bir piyondur” yanıtını verdi.

CHP Lideri Özel, “TÜSİAD gözaltılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in farklı ülkelere yaptığı yatırım ziyaretleri bu süreçte olumsuz etkilenir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Mehmet Şimşek sunumlar yapıyor. Sunumunu tek slayta indirsin. ‘Türkiye yatırım yapmak için böyle bir ülke’ desin. TÜSİAD Başkanı’nın iki polisin kolundaki fotoğrafını, Türkiye’deki yatırım ortamı bu kadar müsait diye gösterebilir. Herhalde Mehmet Şimşek’in en son isteyeceği fotoğraf, kendisi açısından o fotoğraftır. Yani hukuk güvencesinin olmadığı, mülkiyet güvencesinin olmadığı, insanların ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkeye kimse gelip de yatırım yapmak istemez. TÜSİAD’ın yapmış olduğu geçen haftaki açıklamadan sonra durdular, beklediler. Ve Erdoğan’ın dün verdiği startla o görüntüleri yaşattılar.

Sadece TÜSİAD değil, sendikalar bunu söylüyor, dernekler bunu söylüyor, vakıflar bunu söylüyor, muhalif gazeteciler bunu yazıyor, bütün siyasetçiler bunu söylüyor ve muhalefet hangi kanattan olursa olsun aynı sert muameleye tabi tutuluyor. Çünkü buradaki bütün maksat, ‘Kimse sesini çıkarmasın, sesini çıkaranın başına bu gelir.’ Dün de Erdoğan şöyle bir şey yaptı, ‘Bugüne kadar sendikacıları, işçileri, öğrencileri, gazetecileri, siyasetçileri cezalandırıyorduk. Bakın kimsenin garantisi yok. Sermayenin temsilcilerinin de başına aynı şey geliyor.

Kimse ağzını açmaya kalkmasın.’ Grup toplantısında söylemiştim bir Afrika atasözünü. Ormandan dışarıya doğru aslanla ceylan, sırtlanla kaplan bir arada kaçıyorsa; birileri ormanı yaktı demektir. Orman yanıyor, Türkiye yanıyor. Ve dünkü görüntüler, TÜSİAD’ın muhatap olduğu muamele, bütün Türkiye’ye gözdağıdır. Muhalefet zaten bu gözdağına çoktandır bedel ödüyordu. Şimdi sırayı TÜSİAD’a getirdiler. Biz özgürlükleri savunan, hukuku savunan, demokrasiyi savunan kim varsa onun yanındayız, arkasındayız ve her türlü özgürlüğü savunuyoruz.

Son sözüm şu olsun, son ifadem, Recep Tayyip Erdoğan dün grup konuşmasında bir şiir polemiğini kendisi açısından sürdürmeyi tercih ediyor. Bir parmak bir yeri işaret ettiğinde, gerçekten akıllı insanlar parmağın işaret ettiği yere bakar. Ama parmağın işaret ettiği yere bakmak yerine parmağın ucuna bakanlar, aslında akılları yerine duygularına esir olmuş ve kaybetmeye mahkum olanlardır. Ben Erdoğan’a şunu hatırlatıyorum. Bir şiir okumuştun, suç olacak bir şey de değildi. Ama bu Siirt’teydi. Sen Siirt’te bir şiir okudun, yasaklı duruma düştün. Sonra CHP ile birlikte anayasa değişikliği yapıldı, kimse ifade özgürlüğünün engellenmesinden dolayı siyasi yasaklı olmamalıdır. Partinin başındaydın ama ‘Muhtar bile olamaz’ deniliyordu.

Milletvekili yolu kapalıydı. Anayasa değişti ve Siirt’te yapılan seçimlerle ilk kez milletvekili ve başbakan oldu. Vaktiyle Erdoğan’a oy verip ona siyaset yolunu açan Siirt, yüzde 60 oy ile bir belediye başkanı seçiyor sen de ona kayyum atıyorsun. Bu Siirt üçlemesi Erdoğan’ın ve AK Parti’nin demokrasi yolculuğunun özetidir. Vaktiyle ‘Demokrasi bir trendir, gerektiğinde ineriz’ dediğinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Şimdi trenden indi. İndiği istasyon, bizim CHP olarak tarihin bir kara lekesi olarak adlandırdığımız otoriterlik, despotluk ve bundan sonra Türkiye’deki hiç kimsenin mal, mülk, fikir, ifade özgürlüğünün olmadığı bir otoriter sistemdir. Onların varmak istediği istasyon burasıymış, indiler. Ama demokrasi treni yoluna devam edecek. Tarih inenleri de yazacak, direnenleri de yazacak.”

Erkan Baş: Hep birlikte kurtulacağız

TİP Lideri Erkan Baş ise, “Türkiye çok ağır bir süreçten geçiyor buna ilişkin değerlendirmeler yaptık. Nedeni çok basit Türkiye şu an itibarıyla Yunanistan nüfusu kadar işsizin, Hollanda nüfusu kadar da yoksulun yaşadığı hale geldi. Bu iktidarın da devam etmesinin yolu toplumun tüm kesimlerinin yargı sopasıyla dövüle dövüle mahkum edilmesi. Buna isyan edenlerin polis çopuyla, cezaeviyle sindirmesi olduğunu görüyoruz. İktidar bir oyun planlıyor. Kendisi dışında kimsenin konuşamayacağı. Dün en son örneğini gördük. Bizi, mücadele edenleri satın alabilecek bir para yoktur. Bizi kokrutabilecekleri herhangi bir enstrümanları da yoktur. Bu ülkede kim iktidara karşı mücadele ediyorsa sonuna kadar onun yanındayız. Hep birlikte kurtulacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Yılmaz Tunç’tan TÜSİAD Açıklaması: Erdoğan’ın Konuşmasından Sonra Başlamadı

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile TÜSİAD YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın haklarında başlatılan soruşturmalara ilişkin konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Soruşturma dün başlamadı, Cumhurbaşkanımızın konuşmasından önce başlamıştı” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Ömer Arif Aras, dernek genel kurulundaki konuşmalarında iktidarı eleştirdikleri ifadelere ilişkin başlatılan soruşturmada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

TGRT Haber’de açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın haklarında başlatılan soruşturmada adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına ilişkin de konuştu.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ömer Aras’ın polis gözetiminde ifadeye götürülmesine ilişkin konuşan Tunç, “TÜSİAD başkanlarına gözaltı kararı olmadı. Ayrıca soruşturma dün başlamadı, Cumhurbaşkanımızın konuşmasından önce başlamıştı. İfade alma, düne denk geldi. Soruşturma devam edecek. Cumhurbaşkanımız da konuya detaylıca değindi. Sivil toplum kuruluşları fikirlerini özgürce ifade edebilir. TÜSİAD mevcut soruşturmaları etkilemeyi amaçladı. Cumhurbaşkanımız bu konuya değindi, tepkisini de ortaya koydu. TÜSİAD yöneticilerin konuşmalarındaki hususları Türkiye’nin hak etmediğini vurguluyoruz” dedi.

Tunç, TÜSİAD başkanının kayyum eleştirilerine de değinerek şu ifadeleri kaydetti: “Konuşmalarında Türkiye’de hukuk güvenliği olmadığını, eksiklikleri ifade ederek, somut örneklerle ifade etmeye çalıştılar. Yargının gerçekleştirdiği soruşturmaları dile getirerek bunun ‘hukuk güvenliğini zedelediğini ifade ederek, yürüyen soruşturmalar bakımından, onların da etkilenmeye çalışıldığını düşünen büyük bir kitle oluştu.

Bir kısım DEM Parti ve CHP’li belediyelere terör iltisakı nedeniyle geçici görevlendirmeler yapıldı. Terör soruşturmaları süren belediye başkanlar var. Durup dururken görevden alınıp yerine kayyım atanan bir belediye başkanı yok. Bunu TÜSİAD başkanı söylüyor. TÜSİAD ‘Türkiye üretiyor’ demeli.

Açılan soruşturmaların kararı yargıdadır. ‘Seçilmiş belediye başkanları yerine kayyım atanıyor, doğru değil’ diyor. Burada seçilmiş başkanların görevden alınması ve yerine atama yapılması anayasamızda olan bir şey. Bir kısım belediye başkanları terör nedeniyle görevden el çektiriliyor başka bir kısım ise yolsuzluk nedeniyle… CHP ve DEM Partili belediyelere, kayyım değil aslında, geçici görevlendirme, haklarında devam eden terörle ilgili soruşturmalar var.”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, partisinin grup toplantısında şunları söylemişti: “TÜSİAD’ın açıklaması haddini aştı, buram buram provokasyon kokuyor.  Demokraside hiç kimse eleştiriden layusel değildir. Demokrasimizin standardını yükselten, yasakları kaldıran bizim iktidarlarımızdır. Tutarlı olması halinde eleştirilere kulak tıkamayız.

TÜSİAD’ın açıklaması sonrasında ’emre emade uşak’ misali sıraya dizilen muhalefet figürlerini nazarı dikkate almıyoruz. Kuklalarla bizim işimiz olmaz. Bizim muhatabımız kuklacılardır. TÜSİAD zihniyetinin neye tekabül ettiğini çok iyi hatırlıyoruz. Eski Türkiye’de siyaseti dizayn ediyorlardı.

Eski Türkiye’de senelerce borunuzu öttürmüş olabilirsiniz. Hukukun kapsamı dışında bırakıldığınız eski Türkiye’yi özlüyor da olabilirsiniz. Ama yeni Türkiye’de haddinizi bileceksiniz. İş adamı derneği iseniz iş adamı derneği gibi davranmayı bileceksiniz. Siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kuracaksınız ya da ağzınızdan çıkan iki çift lafa bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz.”

Paylaşın

Erdoğan, TÜSİAD’ı Hedef Aldı: Yeni Türkiye’de Haddinizi Bileceksiniz

TÜSİAD’ın eleştirilerine tepki gösteren Erdoğan, “TÜSİAD zihniyeti geride kaldı. Bunlar eski Türkiye’de siyaseti dizayn ediyordu. Hukukun kapsama alanı dışında tutulduğunuz eski Türkiye’yi özlüyor olabilirsiniz ama yeni Türkiye’de haddinizi bileceksiniz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Tüm vatandaşlarıma en derin muhabbetlerimi gönderiyorum. AK Parti Grup Toplantısı’nın ülkemize hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Meclis çatısı altındaki çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.

Cumhur İttifakı olarak tam bir dayanışma içindeyiz. Milletimize hizmet etmek için gecemizi gündüzümüze katarken muhalefet ise hızımızı kesmek için elinden geleni yapıyor. Türkiye’de ise bir türlü kapanmayan bir muhalefet açığı vardır. Bu açık günden güne büyüyor. Muhalefet siyasi rekabeti siyasi husumete dönüştürme alışkanlığından bir türlü vazgeçemedi.

Yeni genel başkanla birlikte değişime dair umutlar yerini hayal kırıklığına uğrattı. CHP’de gelen gideni aratıyor. Sayın Özel oturduğu koltuğun hakkını veremedi. Bu partiye oy veren vatandaşlarımız adına doğrusu biz üzülüyoruz. Peki sonunda ne oldu? Motor su kaynattı. Bize şiir bilmez derken asıl bilmezin kendisi olduğu ortaya çıktı. Siyasette aklına her geleni söylemek sürekli polemik peşinden koşmak akıllı bir siyaset yöntemi değildir.

Muhalefetin engellemelerine prim vermeden bu yüce çatı altında Türkiye’ye aşkla hizmet edeceğiz. Unutmayınız bize oy versin veya vermesin her bir vatandaşın emaneti bizlerin omuzlarındadır. Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partili dostlarımıza da teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye tekrar geçmiş olsun diliyorum. Sağlığına kavuşmasından dolayı duyduğumuz memnuniyeti özellikle ifade ediyoruz.

Medyaya yansıyan iddiaların yenilir yutulur tarafı yok. Ana muhalefet cephesinde patlak veren iddiaları kendi seçmenlerinin de büyük bir teessüfle takip ettiğine inanıyorum. Son tartışmalarda bizim tavrımız bellidir. Biz şeffaflığın ve seçmen iradesinin özgürce tecelli etmesinden yanayız. Temennimiz ortaya dökülen pisliklerin ana muhalefette arınmaya ve temizliğe vesile olmasıdır. Onlar adına biz utanıyoruz. Bundan arınmaları gerekiyor. Bizim onların hançer siyasetiyle oyalanacak vaktimiz yok. Kapanmamış hesapları varsa buna bizi alet etmesinler. Konu yargıda, bizi dahil etmeye kalkmasınlar.

Gazze’de sürgün planına izin yok. Gazze üzerindeki gayriinsani planlara göz yummayız. Avrupa susarken sesimizi yükselttik. Gazze’de mazlumların yanında dimdik ayaktayız… Liderlere TOGG hediyemiz de muhalefeti rahatsız etti. Ufku dar olanlar anlamaz. Milletimizin binlerce yıllık tarihini bilmeyenler binlerce kilometre uzakta Türkiye’ye gösterilen muhabbeti anlamaz.

“Bunlar eski Türkiye’de siyaseti dizayn ediyordu”

TÜSİAD’ın haddi aşan ve buram buram provokasyon kokan açıklamalarına geçmeden önce şunu belirtmek istiyorum. Demokrasilerde hiç kimse eleştirilerden azade değildir. Tutarlı olması halinde eleştirilere kulak tıkamayız. TÜSİAD zihniyeti geride kaldı. Bunlar eski Türkiye’de siyaseti dizayn ediyordu.

Muhalefet TÜSİAD’ın açıklamasıyla sıraya girdi. TÜSİAD yönetiminin açıklamaları sonrasında ’emre amade uşak’ misali sıraya giren muhalefet figürlerini nazarı dikkate almıyoruz. Kuklalarla bizim işimiz olmaz. Bizim muhatabımız kuklacılardır. TÜSİAD zihniyetinin ne demek olduğunu hatırlatıyoruz. TÜSİAD’ın eski zihniyetinin yeniden tedavüle sokulmaya çalışıldığının farkındayız.

2002 öncesi zihniyeti hatırlıyoruz. TÜSİAD iktidara ayar veriyordu, buna dur dedik. Türkiye’nin gerçek anlamdaki her demokrasi ve kalkınma hamlesi TÜSİAD zihniyetini daima rahatsız etmiştir. Morali bozuk olan ülke değil, TÜSİAD demirbaşlarıdır. Çöken TÜSİAD’ın iddia ettiği sistem değil kendilerinin altın devirlerini yaşadığı dönemlere ilişkin hayalleridir. Güven bunalımında olan halk değil TÜSİAD’dır. Ey TÜSİAD deprem afetinde siz ne yaptınız? AFAD’ın yanında ne kadar destek verdiniz. Ne ile oralarda bulundunuz.

Biz burada olduğumuz sürece eski sistemi geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Türkiye sizin tapulu mülkünüz, millet sizin personeliniz, siyasetçiler de maaşlı elemanlarınız değildir. Siyaset yapacaksınız parti kurun. Hukukun kapsama alanı dışında tutulduğunuz eski Türkiye’yi özlüyor olabilirsiniz ama yeni Türkiye’de haddinizi bileceksiniz.”

Paylaşın

Özel, Erdoğan’a Seslendi: Darbenin Neresindesin?

Partisine yönelik soruşturmalara tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Sana darbe yapılırsa ben karşısındayım, 15 Temmuz’da gördük. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Peki sen Akın Gürlek’in yürüttüğü bu darbenin neresindesin?” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da İl Genel Meclis Üyeleri Buluşması’nda konuştu. Özgür Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Örneğin, rahmetli Ecevit’e yönelik ne söylüyorsa, hatırlayın, 68.000 öğretmen atanmamış durumdaydı. Efendim madem atamayacaksın bu evlatları, bu sabileri niye mezun ettin?

Geldiğimizde bütün öğretmenleri atayacağız diye gelen Erdoğan, bugün rahmetliyi 68.000 öğretmenin hesabını soran Erdoğan, 1 milyon atamadığı öğretmenin gözlerinin içine bakmak durumunda. Ve 1 milyon atanmamış öğretmen var. Bu sabileri madem atamayacaktın, niye okuttun sorusu kendi sözü kendisini sınıyor, tarih önünde kendisini mahkum ediyor.

Yine depremde, depremin 3. günü oldu. Nerede bu devlet? Halen daha çadırı olmayan depremzedeler var diyen Erdoğan, depremin 33. gününde nerede bu devlet? Halen daha 33 gün olmuş, çadırı olmayan depremzedeler var sözüyle sınandı, bunun karşısında kaldı.

“CHP birinci parti”

Türkiye’de 7 bölgede belediyesi olan tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. O yüzden dönüp de Erdoğan gibi kinayelerle, alaylarla, rakiplerini küçük görmeyle asla meşgul olmadık. Ama yine de Türkiye’de 7 bölgede, Türkiye’de Ege bölgesinde bütün belediyeleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin aldığını ve Erdoğan’ın Ege bölgesinde olmadığını ifade etmek gerekiyor. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin her bölgede olduğunu ve bundan sonra da her bölgede olacağını ifade edelim.

Bugüne kadar yapılan ciddi anketlerin ortalamasına göre CHP, 3,5-4 puan farkla birinci parti. Bu durum Sayın Erdoğan’ın hazımsızlık duygusunu tetiklemiştir. Dünyanın bütün diktatörleri gibi Türkiye’yi yöneten siyasi akıl da şu anda sadece ve sadece kendi iktidarının devamına, bunun da ancak baskı ve korkuyla olacağına inanmış durumdadır. Bu yüzden dün grup toplantımızda ifade ettiğim bir sivil darbe mekaniği şu anda Türkiye’de harekettedir, çalışmaktadır.

Bugün bir sivil darbe mekaniği işliyor ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sivil darbe mekaniğine karşı ne söyleyeceğini merak ediyorum. Ve tertemiz kurultayı, dün 81 il başkanı geldi. 81 ilin 81 il başkanı geldi dün, baba evinde açıklama yaptı. Ama bir darbe mekaniği, o sonucu hazmedemeyenlerin, karşımızda daha doğrusu bir darbe ittifakı var. O sonucu hazmedemeyenlerin, o sonucun ürettiği 31 Mart’ın mağluplarının ve esas olarak da bugün yükselen umudu korkuya çevirmeye çalışanların örgütlediği bir darbe mekaniği var.

Siyasi darbe yürütmenin başına yapılır. Siyasi darbe eskiden başbakana yapılıyordu, şimdi cumhurbaşkanına yapılır. 15 Temmuz’da sahip çıktım, bu gece yapsınlar yine karşısındayım. Yine sonuna kadar seçilmişlerin arkasındayım. Ama bugün bir siyasi darbe yapılıyor bir cumhurbaşkanına. Mevcut cumhurbaşkanına değil, bu milletin seçeceği bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapmaya çalışıyorlar

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum! Darbeyi sana yaparlarsa ben karşısındayım. 15 Temmuz’da gördün! Soruyorum, sen bu darbenin neresindesin? Akın Gürlek’in yürüttüğü, adli tarafını yürüttüğü Ankara’da yürütülen Cumhuriyet Halk Partisi’ne, baba evimize, baba ocağına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye darbe yapmaya çalışanlar. Adayımızı belirlemeye çalışıyoruz, aday adaylarının başvuru günlerindeyiz. 23 Mart’ta yapacağımız yapacağımız ön seçimi yaptırmamaya çalışanlar.

Çıkaracağı cumhurbaşkanı adayının seni yeneceğini bildiğiniz için mi bu darbenin içindesiniz, yönetimindesiniz? Değilseniz çıkın bu darbe girişimine karşı bir tutum alın. Alamıyorsanız, susuyorsanız, biz 15 Temmuz’da susmadık. Yarın olsun yine susmayız ama sana darbe yapıldığında sana sahip çıkan bu demokrasinin mimarı Cumhuriyet Halk Partisi’ne darbe yapmaya çalışanlara da, içinde olanlara da, işbirlikçilerine de, göz yumanlara da yazıklar olsun!

Söz veriyorum başaramayacaksınız! Söz veriyorum başaramayacaksınız! Söz veriyorum başaramayacaksınız! İl genel meclisleri ayağa kalkmış! Belediye başkanları ayağa kalkmış! Milletvekilleri ayağa kalkmış! Biz ayaktaysak oturanlar utansın!”

Paylaşın

Ali Babacan, TÜSİAD Üzerinden İktidara Yüklendi: Ülkeyi Çökertiyorsunuz

Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, TÜSİAD’a yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin, “Bu soruşturma kürsüye çıkıp ‘bu ülkeye yatırım yapmayın’ demekten farklı değildir” dedi ve ekledi:

“Bu soruşturmayı açmak demek, ‘benim sağım solum belli olmaz ayağınızı denk alın istediğim anda yargı yoluyla ya da kontrol yoluyla tepenize çökerim’ demektir. Bu soruşturma yabancı yatırımcıya korku yerli yatırımcıya gözdağı vermekten başka bir şey değildir. İnanın bunlar bu ülkeyi yönetmeyi bilmiyorlar. Sadece ekonomide değil siyasetin her alanında ülkeyi çökertiyorlar.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında konuştu. İktidarın ekonomi ve hukuk politikalarını sert sözlerle eleştiren Ali Babacan, özellikle TÜSİAD’a yönelik başlatılan soruşturmayı gündeme getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“İktidar hakikate karşı. Gerçekleri duymak istemiyorlar. İktidarın hakikate alerjisi var. Geçtiğimiz günlerde bu alerji bu sefer de TÜSİAD’a karşı nüksetti. Hemen yargı sopasına sarıldılar, soruşturmayı başlattılar. Çünkü kendileri gibi düşünmeyen herkes ya hain ya da suçlu TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı bir takım tespitlerde bulunmuş, ekonomi yönetimine dair ülkedeki hukuk ve adalet uygulamalarına dair bir takım sorunları dillendirmiş.

O tespitlerde, ‘depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybediyoruz demek ki hata, suistimal ve kayırmacılık çok yaygın’ diyor. Biz depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybetmiyor muyuz? Sayın Erdoğan ve şürakasına sesleniyorum çıkıp ‘bu yanlış, bu yalan’ diyebilir misiniz? Başka ne diyor, ‘eleştirel ifadelere ve habercilik faaliyetlerine açılan soruşturmalar çok sıklaştı’ diyor, bu doğru.

Her ses çıkaran soruşturma açılmıyor mu? Gazeteciler ev hapsine tabi tutulmuyor mu? Eleştiren yorum yapan, haber okuyan basın mensupları gözaltına alınmıyor mu, tutuklanmıyor mu? Sayın Erdoğan ve çevresindekiler çıkıp ‘bu yanlış bu yalan’ diyebilir misiniz? ‘Suç işlemek için örgüt kurmak, şirket kurmaktan çok daha kolay oldu’, diyor yanlış mı? Her köşe başında ayrı bir çete, her sokakta ayrı bir mafya yok mu? Ülkede işyerleri kurşunlanmıyor mu?

Sayın Erdoğan ve çevresindekiler çıkıp ‘bu yanlış, bu yalan’ diyebilir misiniz? Yıllardır söylüyoruz, tekrar söyleyeceğiz farklı her sesi susturmaya çalışarak, soruşturmalar açarak bu ülkeyi düzlüğe çıkaramazsınız, adaletten hukuktan vazgeçerek ekonomiyi düzeltemezsiniz. Bu şartlarda kim bu ülkeye yatırım yapar, kim yönetime güvenir de parasını Türkiye’ye getirir?

TÜSİAD’a açılan bu soruşturma kürsüye çıkıp ‘bu ülkeye yatırım yapmayın’ demekten farklı değildir. Bu soruşturmayı açmak demek, ‘benim sağım solum belli olmaz ayağınızı denk alın istediğim anda yargı yoluyla ya da kontrol yoluyla tepenize çökerim’ demektir. Bu soruşturma yabancı yatırımcıya korku yerli yatırımcıya gözdağı vermekten başka bir şey değildir. İnanın bunlar bu ülkeyi yönetmeyi bilmiyorlar. Sadece ekonomide değil siyasetin her alanında ülkeyi çökertiyorlar.”

“Yanlış politikalarla bu ülkeyi yönetemezsiniz”

Konuşmasında ekonomik sıkıntılara da değinen Ali Babacan, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısını hatırlatarak, “Birkaç yıl önce ucuz et kuyruklarında bekleyen emekliler, şimdi ucuz yemek ve ekmek kuyruklarında bekliyor” dedi. Açlık sınırının 22 bin lirayı geçtiğini ancak en düşük emekli maaşının 14 bin 469 lira olduğunu belirten Babacan, bu rakamlarla geçinmenin imkânsız olduğunu vurguladı.

Ali Babacan, hükümetin hukuk düzenini ihlal ederek ekonomiyi düzeltemeyeceğini belirtti. “Güçlü bir ekonomi mi istiyorsunuz? Önce adil bir hukuk düzeni kuracaksınız” diyen Babacan, iktidarın eleştirileri susturma çabalarının ülkeye istikrar getiremeyeceğini söyledi. Konuşmasının sonunda hükümeti gerçeklerle yüzleşmeye davet eden Babacan, “Yanlış politikalarla bu ülkeyi yönetemezsiniz. Anlamadınız, anlamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

DEVA Lideri Babacan, grup toplantısında “vur vur inlesin” diye slogan atan partililere, “Vurmak bizim kültürümüzde yok. Biz ne zaman vuracağız biliyor musunuz? Seçim günü artık seçim konuşuluyor ya. Artık seçimin konuşulmasını önlemek mümkün değil, bu ülkede seçim konuşulur. O günü geldiğinde oy pusulasında önümüze alacağız, o evet mührünü öyle kuvvetli vuracağız ki Külliye’nin duvarları sarsılacak zaten. Asıl o zaman” dedi.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan TÜSİAD’a: Geç Kaldınız

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, TÜSİAD’a açılan soruşturmaya ilişkin, “TÜSİAD’ın hatası konuşmak değil, geç kalmaktır. Umuyorum ki cesaretle dile getirdikleri doğruların cesaretle arkasında durmaya muvaffak olabilirler” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun gündeminde ekonomideki sorunlar, kayyum atamaları, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler ve TÜSİAD’ın açıklamaları vardı:

TÜSİAD’ın eleştiri yapma hakkı olduğunu ancak bu eleştirileri yöneltmekte geç kaldığını belirten Müsavat Dervişoğlu, şöyle konuştu: “TÜSİAD açıklama yapar, darbeden ve vesayetten bahseder bu beyler. Ne demiş bu TÜSİAD? ‘Hukukun üstünlüğünün yok edilmesi yatırım ortamını olumsuz etkiliyor… Enflasyonla mücadelede tüm kesimlerle sosyal mutabakat sağlanmalıdır… Merkez Bankası’nın bağımsızlığından taviz verilmemelidir… Kamu harcamalarının verimsiz kullanımı ve kayıt dışı istihdam bütçe açıklarını artırıyor ve gelir adaletini bozuyor…

Şimdi ben size soruyorum. Bunların hangisi yanlış? Burada yanlış yok. Aksine söylenecek çok şey var. Peki TÜSİAD, bunları deme hakkına sahip mi? TÜSİAD tüzüğünde rekabetçi piyasa ekonomisi sürdürülebilir kalkınma ve katılımcı demokrasi anlayışının benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına katkı sağlamaya amaçlar diyor. Bu tüzük, resmi kayıtlarda yer alıp ilgili makamların denetiminden geçtiğine göre TÜSİAD bütün bunları söyleme hakkına sahiptir.

Peki o zaman sorun nedir? Bence sorun, bunları söylemek için çok geç kalmış olmaları… Kısa dönemli karlılıkları için uzun dönemli demokratik ve sosyal düzenin yıkılıp tarumar olmasını oturup beklemeleridir.

TÜSİAD’ın hatası konuşmak değil, geç kalmaktır. Umuyorum ki cesaretle dile getirdikleri doğruların cesaretle arkasında durmaya muvaffak olabilirler. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar döneminde yolsuzluk ve rüşvet arttı. Yoksulluk yolsuzlukla kardeştir. Türkiye’de vergi cehenneminde yaşıyoruz. Bu cehennemler birileri için rant cennetidir.”

“Kayyum devletin başındadır”

Kayyum gündeminden de bahseden Dervişoğlu, “Kayyum devletin başında” derken iktidara muhalif her kesimin üzerinde baskı kurulduğunu ifade etti: “İstibdat her dilde aynı anlama geliyor. Yani aslına bakarsanız kayyum hepimizin başındadır. Çünkü kayyum devletin başındadır.

Bugün bu yüzden en büyük sorunumuzun adı budur: Türk vatandaşı olabilmek, Cumhuriyet yurttaşı kalabilmek Cumhuriyeti muhafaza ve müdafaa etmektir! Konuşmamız gereken ortak dil adalettir. Ortak fikir hürriyettir. Yapmamız gereken iş ise tektir ve bellidir. O da Cumhuriyet’tir! Boş yere söylemiyorum. Bu ülkenin kurtuluşu birlikten geçer.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelere de değindi. Dervişoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kadere bak” çıkışına gönderme yaptı.

“Hepiniz bir, biz ise tekiz” diyen Dervişoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Bunlar hep imtihan Erdoğan. 100 yıl sonra hepiniz itilaf cephesinde yeniden toplandınız! Kadere bak! Ben de diyorum ki! Bir taraftan, saray kadıları, bir taraftan Beştepe, bir taraftan Balgat, bir taraftan İsrail, bir taraftan Barzani, bir taraftan Colani, bir taraftan bölücüler, bir taraftan Vahabiler, bir taraftan İmralı, bir taraftan HÜDA-PAR, bir taraftan DEM, Hizbullah-PYD-YPG-PKK-Kandil-PJAK. Topunuz gelin! Buradayız, Cumhuriyet gibi dimdik ayaktayız. Hepiniz bir, biz ise tekiz. Mustafa Kemal’in askerleriyiz.”

Paylaşın

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu: Ya Demokrasi Ya Çetelerin Yönetimi

Yeni Yol Partisi’nin Grup Toplantısı’nda konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğunu belirterek, “Bilyoner oligarşinin küçük bir modelini Türkiye’de mi kuracaksınız? Ya demokrasi ya da çetelerin oluşturduğu bir oligarşi mi?” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol Partisi’nin Grup Toplantısı’nda konuştu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle: “Dünyada ne oluyorsa Türkiye’yi etkiliyor. Önümüzdeki dönemde de dünya ile Türkiye bir yol ayrımına doğru ilerliyor. Münih Konferansı, dünyanın nabzının attığı bir yerdi. 2007 yılında Putin’in oradaki konuşmasında Rusya’nın stratejisindeki değişimin işaretlerini vermişti. Ardından önce Gürcistan sonra da Ukrayna müdahalesi gelmişti.

Yeni Amerikan yönetiminin başkan yardımcısı, Münih’te yaptığı konuşmada Avrupalılara seslenerek ‘artık sizin değerlerinizin geçerli olduğu bir dünya yok’ demişti. Konuşmasında ne Gazze’ye ne de Filistin’den bahsetmedi. Yalnızca Avrupa’nın ikinci dünya savaşından sonra inşa ettiği yapılar ve uluslararası hukuktan bahsetti.

Avrupa’da yükselen ırkçılığı desteklediğini ifade ederek, Almanya’daki Türk karşıtı, İslam karşıtı, yabancı karşıtı partiye yönelik hukuki engellemelerin kalkması halinde, geleceğin iktidar partisi olabileceğini söyledi. Dikkat çeken diğer açıklaması ise İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakma eyleminin İsveç mahkemesince düşünce özgürlüğü olarak görülmemesine karşı çıkması oldu.

Türkiye’nin dar gündeminin ötesinde dünya neredeyse 1930’lu yılların ötesini yaşıyor. Irkçılık ve yabancı düşmanlığı yükseliyor. Amerika ile Rusya, soğuk savaş sonrası ilk kez aynı yönetim anlayışıyla bir araya geliyorlar. Ukrayna konusunda Trump ile Putin bir buçuk saat görüşüyor.

Suudi Arabistan’da Ukrayna’nın geleceği konuşuluyor ancak masada ne Türkiye var ne de Ukrayna’nın diğer komşuları, ne Avrupa var ne de Birleşmiş Milletler var. Yeni bir döneme giriyoruz ve ben buna neo-emperyal, yeni sömürgeci dönem diyorum. Bu yönetimlerin ortak karakterleri de oligarşilere dayandırılması. Avrupa, bilyonerlerin oligarşi yönetimine gidiyor.

Geçen hafta bu kürsüde yaptığım açıklamayı tekrarlıyorum. Gazzelilere hitaben söylüyorum: Eğer Amerika’nın 15 bin kilometre öteden gelip oraya el koyma hakkı varsa, Gazzelilerin, Filistin Devleti kurulana kadar son meşru devletleri olan Osmanlı Devleti’ne bir referandum yaparak bağlanma hakları vardır. Türkiye Cumhuriyeti için de bu bir mesuliyettir.

Arap medyasında bu konuşmanın destekçileri varken, Arap ulusalcıları ve Türkiye’deki tarih okumasından yoksun olanlar bana karşı çıktılar. Doğu Akdeniz’e söz söyleyecek kim varsa önce Gazze diyecek. Buradan iktidara iki teklifte bulunuyorum. Bir, madem Filistin devleti var o zaman Filistin devletiyle Doğu Akdeniz’deki Filistin’in doğal gaz kaynakları konusunda mutabakat zaptı imzalayın.

Aynı imzayı Suriye ve Lübnan’la yapın. Bizi Doğu Akdeniz’e sıkıştırmak isteyenleri yaptığınız anlaşmalarla Kıbrıs’la İsrail arasındaki dar alana sıkıştırın. İkinci teklifim, dün Ukrayna Cumhurbaşkanı buradaydı çünkü o da dışlananlardan biriydi. Türkiye ev sahipliği yapmak istiyor. Doğru bir politika. Ancak önce Amerika ve Rusya’ya ‘Amerika’yla bizden habersiz ne konuştunuz?’ diye sorun.

Gelişmeler böyle devam ederse NATO ortadan çatlayacak. Amerikan Başkan Yardımcısı açıkça ‘artık kendi güvenliğinize kendiniz bakın’ dedi. Bu durumda Türkiye, NATO anlaşmasının dördüncü maddesi gereğince acil bir istişareye çağırmalı ve ‘Ben gerek Gazze savaşı gerek Ukrayna savaşı nedeniyle stratejik çıkarlarımın ve bölgedeki risklerin tehdidi altında olduğumu düşünüyorum. Gelin bunu konuşalım’ demeli.

NATO şimdi lazım olmayacaksa ne zaman lazım olacak? Orada, eğer Amerika’yla ayrışma yaşanırsa da tutumunu ortaya koymalı. Türkiye, birilerinin arkasından gidecek bir ülke olamaz. Türkiye öncü ülkedir. Tarihin arkasından koşulmaz, tarihin içinde koşulur, önüne geçilir, tarih yazdırılır.

“Ya demokrasi ya da çetelerin oluşturduğu bir oligarşi mi?”

Türkiye bir yol ayrımında artık. Uluslararası hukuktan, insan haklarından, evrensel değerlerden, Birleşmiş Milletler sisteminden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden yana mı olacaksınız, yoksa bilyoner oligarşinin küçük bir modelini Türkiye’de mi kuracaksınız? Ya demokrasi ya da çetelerin oluşturduğu bir oligarşi mi?

Her eleştireni soruşturmaya tabii tutmak, tutuklamak, 10-15 yıl hapishanede tutmak oligarşinin dışavurumudur. Siz sivil toplumu öldürdünüz. Muhafazakar sivil toplum örgütlerini öldürdükleri için şimdi de TÜSİAD’ı susturmaya çalışıyorlar. Muhafazakar sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum: Yanlışlıklara karşı hep beraber 28 Şubat’ta mücadele etmiştik ve hukuk olmadan ekonomi olmaz demiştik. O zaman milli sermaye olarak gördüğümüz şirketlere baskı yapıldığında dimdik karşı çıkmıştık. Adalet, yakınlarınıza uyguladığınız bir şey olduğunda adalet değildir. Adalet, hasımlarınıza uyguladığınızda adalet olur.

Ekim ayında Bahçeli’nin yaptığı açıklamalardan bugüne Türkiye’nin siyaseti savruluyor. Bir taraftan Bahçeli’nin açıklamalarıyla yürüyen süreç varken diğer taraftan kayyum atamaları ve yoğun operasyonlar var. Bahçeli ilk açıklama yaptığında içeride sorunlarımızı çözmemiz gerek diyerek desteklemiştim.

Ancak neden Sayın Cumhurbaşkanı’nın uygulamaları çelişkili? Hangisi doğru? Dem Heyeti 15 Şubat’ta açıklama gelecek demişti. Herkesin kafası karışık. İktidar milletvekillerinin de kafası karışık, devlet aklını inşa etmesi gerekenlerin de kafası karışık. Böyle bir Türkiye gittikçe otoriter eğilimlere teslim olan bir Türkiye olur.

Bizim kafamız net. Hem terörsüz bir Türkiye hem de tam demokratik bir Türkiye. Biri diğerinin alternatifi değil… İktidar kanadına baktığımızda bir tarafta özgürlüklerin kısıtlanması, yargıya siyasi baskı ve değişik partilerden milletvekili transferi çabası. Bir iktidar ne zaman milletvekili transferleri için kirli pazarlığa girişmişse çöküş başlamış demektir. 23 Mart’ta gerçekleşecek AK Parti kongresi var. Kongrede neler olacağı konusunda iktidar içindekilerinde soru işaretleri var. İktidarın MHP-AK Parti ilişkileri ise Sayın Bahçeli’nin sağlık durumuna ve insiyatifine bağlı.

23 Şubat’ta bir de ana muhalefetin cumhurbaşkanı adaylığı için ön seçim var. Bir yıl önce yapılan seçimde 5 yıl için büyük şehirleri yönetme yetkisi aldıktan bir yıl sonra cumhurbaşkanlığı hesapları içine girmek doğru değil. Herkesin birinci gündem maddesi İstanbul’u bekleyen deprem olması gerekiyor. Hem iktidara hem ana muhalefete sesleniyorum, dünyayı tartışın. Nereye gidiyoruz sorusunu konuşmalıyız.

Ramazan bayram ikramiyesi olarak bütün emeklilere bir asgari ücret yani 22 bin 405 Türk Lirası bayram ikramiyesi verilsin. Üretim her alanda daraldı ve 95 bin esnaf kepenk indirdi. Stratejik ve ekonomik yolsuzluğun olduğu bir diğer nokta da UTTS. Bir çipin maliyeti beş buçuk bin Türk Lirasıyken, araç sahiplerinden 55 bin Türk Lirası isteniyor ve İsrail firmasına gidecek. Yani bir gün o çiple İsrail karşıtı söz söyleyenler tespit edilip havaya uçurulduklarında hesabı kim verecek?”

Paylaşın

MHP’den Devlet Bahçeli Açıklaması: Kısa Sürede Mesaisine Başlayacak

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyup Yıldız, “Tedavi sürecini tamamlayan Sayın Genel Başkanımız taburcu olarak Ankara’ya dönmüş, nekahet sürecinin ardından Allah’ın izniyle kısa sürede mesaisine başlayacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Eyyup Yıldız, Devlet Bahçeli hakkında çıkan haberlerle ilgili hukuki süreçlerin başlatıldığı da belirtti. Sosyal medyada, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “öldüğüne” ilişkin paylaşımlar dikkati çekiyor.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyup Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında sosyal medyada ve bazı yayın organlarında yer alan iddialara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yıldız açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:

“Daha önceden MHP Genel Merkezimizin resmi sayfasından kamuoyuna paylaşılan metni hatırlatarak diyoruz ki: Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, 4 Şubat 2025’te daha önce planlanmış tetkik, tahlil ve check-up işlemleri için Kocaeli Gebze’deki Anadolu Sağlık Merkezi’ne giriş yapmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda daha önce operasyon geçirdiği kalp kapakçığında bir sorun tespit edilmiş ve başarılı bir girişimsel operasyon gerçekleştirilmiştir.

14 Şubat 2025 itibarıyla tedavi sürecini tamamlayan Sayın Genel Başkanımız taburcu olarak Ankara’ya dönmüş, nekahat sürecinin ardından Allah’ın izniyle kısa sürede mesaisine başlayacaktır. Ancak Türkiye düşmanlarının, ihanet şebekelerinin ve fitne odaklarının korkusu yine gün yüzüne çıkmıştır. Allah’tan, milletten ve adaletten nasibini almamış hainler, sosyal medya üzerinden iftira ve karalama kampanyalarıyla gerçekleri çarpıtmaya çalışmaktadır.

Bu ihanet çeteleri, liderimizin dimdik duruşundan, milletine olan bağlılığından, vatanı için gösterdiği mücadeleden korkmaktadır. Çünkü bilirler ki, Liderimiz Devlet Bahçeli nefesi yettiğince bu milletin, bu vatanın ve Türk-İslam ülküsünün savunucusu olmaya devam edecektir! Bilinmelidir ki, Türkiye’nin istikrara yürümesi, terörsüz bir Türkiye hedefine adım adım yaklaşması ve yurtdışında yürütülen başarılı süreçler bazı odakları rahatsız etmiştir.

Fitne çıkarmak, milleti yanıltmak isteyenlerin derdi budur! Ancak unutulmamalıdır ki, iftira atan diller, yalan yayan eller ve fitne tohumu eken hainler er ya da geç milletin tokadıyla yüzleşecektir! Sayın Genel Başkanımız, dualarla ve milletinin sevgisiyle ayağa kalkmıştır. Onun nefesi, sesi ve yüreği Türk milletinin her ferdinde yankılanmaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi iftirayı atarlarsa atsınlar, imanı güçlü olanın iradesi de güçlü olur! ‘Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!’ Biz de unutmayacağız!

Liderimizin sağlığı üzerinden yapılan bu alçakça kampanyaların tüm teknik ve hukuki süreçleri titizlikle yürütülmekte, bu fitneyi yayanlar tek tek tespit edilmektedir. Devletimize ve milletimize uzanan her kirli eli kıracak, bu iftira çetelerini saklandıkları deliklerden çıkararak hesap soracağız! Türk milleti, liderine sahip çıkmaya devam edecektir.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin vizyonuna, vatanseverliğine ve inançlı duruşuna yönelik her türlü saldırıya karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. Çünkü biz biriz, beraberiz ve Allah’ın izniyle bu kutlu davanın yılmaz neferleri olmaya devam edeceğiz!”

Paylaşın

İktidarın Hedefindeki TÜSİAD’dan Açıklama: Demokrasi Ve Hukuk Devleti Vurgusu

İktidarın hedefindeki TÜSİAD’dan yapılan yeni açıklamada, kuruma yapılan eleştiriler de dahil olmak üzere tartışmaların demokrasinin zenginliği olarak görülmesi gerektiği belirtildi.

Haber Merkezi / 14 Şubat’ta Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Ömer Aras’a iktidara yönelik eleştiriler içeren konuşmasıyla ilgili soruşturma açılmıştı.

İktidarı ekonomi başta olmak üzere güncel politikalarını eleştiren ve bu nedenle iktidar tarafından hedefe konulan Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yeni bir açıklama yaptı.

TÜSİAD’ın açıklamasında ”Tüzüğümüzdeki amaçlar doğrultusunda, her zaman ülkemizin kalkınması ve tüm toplumun menfaati hedefiyle, doğru olduğuna inandığımız tespit ve önerilerimizi demokratik kurum ve kurallara saygı ile katılımcı demokrasi ilkesi çerçevesinde şeffaflıkla paylaşıyoruz” denildi.

TÜSİAD’ın ülkenin refahı ve kalkınmasına katkı sağlayacak konuları gündeme aldığı belirtilen açıklamada ”Türkiye’nin dünyadaki rekabet gücünün yükselmesine katkı sağlıyor; uluslararası iş dünyasındaki temsil gücümüz ile ülkemizin yüksek menfaatleri doğrultusunda çalışıyoruz” vurgusu yapıldı.

Açıklamada kuruma yapılan eleştiriler de dahil olmak üzere tartışmaların ‘zenginlik’ olarak görülmesi gerektiği belirtildi: ”Ekonomik kalkınmayı ancak insan hakları temelli, katılımcı demokrasi ilkesini benimsemiş bir hukuk devleti ile kalıcı hale getirebiliriz. Ülkemizi ileri taşıyacak ortak hedeflerimize bilgi, deneyim ve önerilerimizle katkıda bulunmak, ülkemize karşı sorumluluğumuzdur.”

TÜSİAD’dan yapılan açıklama şöyle: “TÜSİAD olarak tüzüğümüzdeki amaçlar doğrultusunda, her zaman ülkemizin kalkınması ve tüm toplumun menfaati hedefiyle, doğru olduğuna inandığımız tespit ve önerilerimizi demokratik kurum ve kurallara saygı ile katılımcı demokrasi ilkesi çerçevesinde şeffaflıkla paylaşıyoruz.

Ülkemiz için çalışan, üreten, istihdam sağlayan iş insanları ve sanayicilerin gönüllü birlikteliğini temsil eden TÜSİAD olarak; bağımsız ve tarafsız şekilde, ülkemizin refahı ve kalkınmasına katkı sağlayacak konuları gündemimize alıyoruz. Türkiye’nin dünyadaki rekabet gücünün yükselmesine katkı sağlıyor; uluslararası iş dünyasındaki temsil gücümüz ile ülkemizin yüksek menfaatleri doğrultusunda çalışıyoruz.

Kamuoyunda derneğimize yöneltilen eleştiriler dahil her konunun dile getirilmesi, Türkiye’de tartışma ve demokrasi kültürünün zenginliği olarak görülmelidir.

Ekonomik kalkınmayı ancak insan hakları temelli, katılımcı demokrasi ilkesini benimsemiş bir hukuk devleti ile kalıcı hale getirebiliriz. Ülkemizi ileri taşıyacak ortak hedeflerimize bilgi, deneyim ve önerilerimizle katkıda bulunmak, ülkemize karşı sorumluluğumuzdur.”

Ne olmuştu?

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras, 13 Şubat’ta Genel Kurul’da yaptığı konuşmada son dönemdeki siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini açıklamıştı. TÜSİAD’ın açıklamalarına iktidar kanadından sert tepki gelmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gerçeği aykırı bilgiyi alenen yayma” suçlarından soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın