Özgür Özel: Hukuk Devleti İptal Edildi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul Saraçhane’de konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuk devleti, hukuk güvencesi iptal edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasının bulunduğu Saraçhane’de konuştu.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi: “Bugünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı geçmiş dönemde hepinizin bildiği tekrar etmeyeceğim 20’ye yakın ve tamamı siyasi davalarda mahkeme mahkeme gezdirilip istenen kendisine dikte ettirilen kararların alınmasının sağlandığı bir adalet giyotinini, seyyar giyotin olarak gezmişti. Dünyanın en mobilize hakimiydi. En çok gezdirilen hakimiydi. Sonra ödüllendirildi siyasi bir makama gitti.

Erdoğan’ın diliyle eskiden bakanlar siyasi, başyardımcıları, müsteşarlar teknikti. Bu yeni sistemde bakanlar teknik, yardımcıları siyasi diyordu ve o siyasi kişilik hakimler ve savcılar siyasete girdiklerinde, milletvekili aday adayı olduklarında bile artık siyasi görüşleri belli olduğundan göreve dönemezken ülkeyi yöneten kişinin, bir partinin genel başkanının siyasi bir makama getirdiği, görev verdiği kişiyi sana İstanbul’da ihtiyacım var diye buraya geri yollamıştı.

Geçmişin seyyar giyotinini burada Cumhuriyet Başsavcısı oldu. 9 Ekim gününden beri adaleti katletmeye, başta partimiz olmak üzere tüm muhalefete saldırmaya, bunları haber yapanları da suçlu görmeye, tweet atanı suçlu görmeye, beğeni yapanı suçlu görmeye, ifadeye çağırmaya, hapse atmaya, bizleri yıldırmaya ve bıktırmaya çalışıyor.”

Bunu yapmasının sebebi 31 Mart seçimlerinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından hazmedilmemiş olmasıdır. Milletin verdiği mesajı almamıştır. Yenilmeyi kabullenememiştir. Güya yenilmezdi. Bütün meşrutiyetini sandıktan alıyordu. Her sandık önceden yaptıklarını ibra ediyor, temizliyor. Bundan sonra yapacaklarına alan açıyordu. 31 Mart’ta partisinin kurulduğu günden beri ilk kez kaybetti, ikinci parti oldu ve İstanbul’u İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder dediği İstanbul’u, İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır dediği İstanbul’u üçüncü kez Ekrem İmamoğlu’na kaybetti.

Ekrem İmamoğlu onu dört kez üst üste yendi, Beylikdüzü dahil. Ona hiç yenilmedi. Kendini yenilmez gören o gece artık kaybedendi. Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci partiydi ve karşısında dört tür yenemediği birisi vardı ve İstanbul’u kazanmıştı. O yüzden her gece kendi sesiyle uyanıyor. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.

İstanbul’u kaybeden Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi kaybedecekti. İstanbul’u kazanan Ekrem İmamoğlu da Türkiye’yi kazanacaktı. İşte, işte bu ruh hali, işte bu psikoloji, işte bu hazımsızlık. Her şeyi, geldiği her makamı borçlu olduğu milletin kararına hürmetsizliği, saygısızlığı, tanımamayı, öyle ya demokrasi trendi, işine geldiği yere kadar binmişti, işine gelen istasyonda inecekti.

Demokrasi treninden indi, darbecilerin safına o istasyonda katıldı. Tayyip Bey’in indiği istasyonda 15 Temmuz darbecileri vardır. Tayyip Bey’in indiği istasyonda Kenan Evren vardır. Tayyip Bey’in indiği istasyonda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde darbeye kalkışmış, başarmış başarmamış herkes vardır. Artık bu yüzden tercihi, bu yüzden tercihi bir kez daha milletin karşısına devleti dikmek olmuştur. Bu millet, bu halk devletini sever, saygı duyar, çağırın askere gider, ister vergi verir, evladını şehit verir ama devlet milletin karşısına dikilirse, devletle millet yarıştığında millet kazanır.

“Erdoğan’a karşı bu millet yine kazanacaktır”

Daha önce Kenan Evren bu millete ‘geç bu kişiyi seç’ dediğinde, parmağıyla işaret ettiğinde sandığın birisinde kendi varken onun dediğini değil bir sivil adayı seçen bu milletin feraseti 15 Temmuz’da demokrasinin karşısındaki o meczuplar ordusuna karşı sandığı ve sandığın seçtiklerini koruyan bu millet nasıl 31 Mart’ta valiler il başkanı, kaymakamlar ilçe başkanı, Anadolu Ajansı Cumhur İttifakı ajansı, TRT AK Parti’nin televizyonu olmuşken, karşımıza devlet dikilmişken millet kazandıysa, milletin adayı Ekrem İmamoğlu kazandıysa bu sefer de milletin karşısına devleti diken Erdoğan’a karşı bu millet yine kazanacaktır.

Sayın, en son Sol Parti ziyaret etti. Sayın Müsavat Dervişoğlu sağ olsun yoldaymış, geliyor. Dayanışma ziyaretlerini de burada kabul edeceğiz. Milletin emanetini, milletin emanetine sonuna kadar sahip çıkan bir belediye başkanına, bir belediye meclisine ve İstanbul’un iradesine katkı sağlamak, onlarla birlikte olmak, onlarla mücadele etmek için ben Saraçhane’deyim. Biz Saraçhane’deyiz. Nerede olalım diye soranlara buyurun Saraçhane’ye diyoruz.

Artık Pazar günü 81 ilde 973 ilçede, ilçelerin mahallelerinde kurulacak sandıklar tek değildir. Oraya bir sandık koyacağız. 1 milyon 750 bin üyemizle adayımızı belirleyeceğiz. Ancak yanında bir sandık daha olacak. O sandığın adı dayanışma sandığıdır. O sandığa oy vermeye tüm siyasi partiler, her görüş, her görüşten ama demokrasiden yana olan herkes davetlidir. Bir sandıkta bir parti bugüne kadarki en demokratik yolla adayını belirleyecek ve arkasına geçecektir.

Diğer sandıkta ise cumhuriyete inanan, demokrasiye inanan, sandığa inanan, o sandığın kendisinin, evladının, torununun geleceği, geleceğinin garantisi olduğuna inanan, bu ülkenin Afganistan olmamasına, Suriye olmamasına yönelik teminatın da, yıllarca çalışıp didinip aldığı evin tapusunun teminatının da, bankadaki parasının teminatının da demokrasi olduğunu, böyle yamyamların bir gece sırf kendisine rakip olanın diplomasına çöktükleri gibi malına, mülküne, canına kastedilmesin diye demokrasiye ihtiyaç duyan herkesi 23 Mart’ın dayanışma sandığına bekliyoruz. Artık 23 Mart Pazar günü Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday belirlemesini kapsayan ama aşan bir demokrasi direnişinin günüdür. Bütün Türkiye’yi dayanışma sandıklarında olmaya davet ediyorum.

Burada olmaya, mücadele etmeye, direnmeye devam edeceğiz. Yol, yol önemlidir. Yolcunun başına neyin geldiği değil, o yolun varlığı önemlidir. Biz hepimiz o yolun yolcusuyuz. Bizi bu yola bu ülkenin kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk çıkardı. Bu yolda dönenler olur, bu yolda ölenler olur. Ama bu yolun yolcuları tükenmez. Son Cumhuriyet Halk Partili hapse tıkılana, son Cumhuriyet Halk Partili vurulana kadar bu yolun yolcusuyuz. Önderimizin gösterdiği yolda yürümeye devam ediyoruz.”

Paylaşın

Dilek İmamoğlu: Adaletin Olmadığı Yerde Kimse Güvende Değil

Dilek İmamoğlu, eşi Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada, adaletin çökertilmesinin herkesin özgürlüğüne ve güvenliğine zarar vereceğini ifade ederek, “adaletin olmadığı yerde hiç kimse güvende değildir” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından, eşi Dilek İmamoğlu sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak yaşananlara sert tepki gösterdi.

Karar’ın aktardığına göre; Bu sürecin, iktidarın seçimle kaybedemediği rakiplerini hukuk yoluyla saf dışı bırakma girişimi olduğunu belirten Dilek İmamoğlu, demokrasinin ayaklar altına alındığını ve adaletin ağır bir saldırı altında olduğunu vurguladı.

Dilek İmamoğlu, iktidarın ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’yi yıkıma sürüklediğini, ancak bu yıkımı hukuk ve adalet alanında da gerçekleştirmekten çekinmediğini ifade etti.

“Ne yazık ki ülkemiz ve demokrasimiz açısından çok can yakıcı günler yaşıyoruz. Ülkemizi ekonomik anlamda yıkıma sürükleyenler, iktidarlarını korumak adına aynı yıkımı hukuk ve adalet alanında da gerçekleştirmekten hiç çekinmiyorlar. Sandıkta kaybedeceklerini bildikleri rakiplerini hukuk eliyle saf dışı bırakmaya çalışıyorlar.”

Dilek İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının usulsüz bir şekilde iptal edilmesinin ardından, sahurdan hemen sonra evlerine polis baskını yapıldığını belirterek, bu sürecin açık bir sindirme politikası olduğunu söyledi.

İmamoğlu’nun hukuki gerekçelerle değil, siyaseten hedef alındığını belirten Dilek İmamoğlu, seçimle alt edilemeyen bir rakibin hukuk eliyle saf dışı bırakılmak istendiğini vurguladı.

“Ekrem İmamoğlu hakkındaki soruşturmaların gerçek nedenini herkes biliyor. Gerçek nedeni, Ekrem İmamoğlu’nun milletin sevgisini kazanması olduğunun sadece Türkiye değil, tüm dünya farkında. Bugün Ekrem İmamoğlu gözaltına alınmıştır. Çünkü rakiplerini sandıkta tam dört kere alt etmiştir. Bir sonraki sandıkta kaybetmek istemeyenler, demokrasiyi ayaklar altına alarak uzun zamandır planladıkları bu hamleyi yapmışlardır.”

“Adaletin olmadığı yerde hiç kimse güvende değildir”

Dilek İmamoğlu, bu yaşananların sadece Ekrem İmamoğlu’na değil, tüm topluma yönelik bir saldırı olduğunu belirterek, adaletin çökertilmesinin herkesin özgürlüğüne ve güvenliğine zarar vereceğini ifade etti.

“Bu yapılanlar kreşte okuyan çocuklarımıza, kent lokantasında karnını doyuran emekçilere, kent ormanlarında yürüyüş yapan insanlara, yurtlarda kalan öğrencilere, toplumun tamamına yapılan bir haksızlıktır. Çünkü adaletin olmadığı yerde hiç kimse güvende değildir.”

Dilek İmamoğlu, milletin bu müdahalelerin aslında kendi iradesine yönelik olduğunu gördüğünü vurgulayarak, halkın en iyi cevabı vereceğine inandığını söyledi.

“Endişeniz olmasın, müsterih olun. Millet, bu müdahalelerin aslında kendi iradesine yönelik olduğunu çok iyi görüyor. Bu kadar büyük haksızlık, hukuksuzluk karşısında hiç kimse susmaz, susmamalı. Milletin kendi iradesine yönelik bu hamlelere en iyi cevabı vereceğinden hiç şüphem yok. Bu milletin ferasetine güveniyor, adaletin tecelli edeceğine tüm kalbimle inanıyorum. Ekrem İmamoğlu millete emanettir.”

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Dahil 100’den Fazla Gözaltı: Millet İradesine Darbe Vuruluyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı. İmamoğlu, gözaltı kararı sonrası, sosyal medya hesabından “Millet iradesine darbe vuruluyor” paylaşımı yaptı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile basın danışmanı Murat Ongun’un da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişi hakkında gözaltı karar verildi. Gözaltılar 2 ayrı soruşturma kapsamında gerçekleştirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Savcılıktan yapılan diğer açıklamada da Ekrem İmamoğlu ile 8 kişi hakkında, “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” suçundan gözaltı kararı verildiği belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, 31 Mart yerel seçimlerinde uygulandığı belirtilen “kent uzlaşısı” çalışmaları gerekçe gösterilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında gözaltı kararı verdiği bildirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde, belediye meclis üyesi listelerinin kendisinin onayıyla belirlenmesi de nazara alındığında terör örgütünün yönetimince de ifade edilen metropollerde etkinliğinin arttırılması amacını taşıyan kent uzlaşısı faaliyetine bilerek iştirak etmek suretiyle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri…” ifadelerine yer verildi.

“Millet iradesine darbe vuruluyor”

Ekrem İmamoğlu, hakkında verilen gözaltına kararına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İmamoğlu, saat 07.12’de “Millet iradesine darbe vuruluyor” notuyla yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

Üzülerek söylüyorum, milletimizi iradesini gasp etmeye çalışan bir avuç akıl, benim sevgili polislerimi, bu ülkenin emniyet güçlerini bu kötülüğe alet ederek, 16 milyon İstanbullunun konutunun kapısına yüzlerce polis yığmıştır.

Zorbalıkla karşı karşıyız ama yılmayacağımı bilmenizi istiyorum. Hepinizi çok seviyorum. Ben kendimi milletime emanet ediyorum. Dimdik ayakta olacağımı bütün milletim bilsin. O kişiye ve onun bütün bu süreci aparat gibi kullanan aklıyla mücadeleye devam edeceğim.”

İBB’den yapılan açıklamada, “Bugün, ülkemiz ve milletimiz adına son derece üzücü bir sürece tanıklık etmekteyiz. Hukukun üstünlüğü ve demokratik iradeye olan inancımız doğrultusunda, yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın devamında, “Adaletin en kısa sürede yeniden tesis edileceğine ve başta Sayın Başkanımız olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımızın görevlerine döneceğine olan inancımız tamdır” denildi.

Açıklama, “Bu süreçte, bizlere düşen en önemli sorumluluk, 16 milyon İstanbulluya bugüne kadar olduğu gibi kesintisiz ve kaliteli hizmet sunmaya devam etmektir. Tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte görevimizin başında olacak, şehrimize olan sorumluluğumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadeleriyle devam etti.

Açıklama, “Her şeyin en kısa sürede daha güzel olacağına olan inancımızla, saygılarımızı sunarız” ifadeleriyle son buldu.

Valilik, gösteri yasağı getirdi

İstanbul Valiliği şehirde geniş güvenlik önlemleri alındığını duyurdu. Valiliğini internet sitesinden yapılan açıklamada “il genelinde kamu düzenini muhafaza etmek ve oluşabilecek provokatif eylemlerin önüne geçmek” için 19-23 Mart tarihleri arasında İstanbul’da “her türlü toplantı, gösteri ve basın açıklaması” yapılmasının yasaklandığı duyuruldu.

Valiliğin kararı çerçevesinde 19 Mart 06:00’dan itibaren geçerli olmak kaydıyla Yenikapı-Atatürk Havalimanı ve Yenikapı-Kirazlı metro hatlarının Emniyet-Fatih istasyonu sefere kapatıldı. Bu istasyondan, İmamoğlu’nun götürüldüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün de bulunduğu Vatan Caddesi’ne çıkılabiliyor.

Paylaşın

Özgür Özel’den Ekrem İmamoğlu’nun Gözaltına Alınmasına “Darbe” Tepkisi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve basın danışmanı Murat Ongun’un da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişi hakkında gözaltı kararı verilmesine sosyal medyadan yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

Özel, “Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir. Şu anda bir sonraki cumhurbaşkanını milletin belirlemesine engel olmak üzere bir güç devrededir. Bir sonraki cumhurbaşkanımıza darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Milletimiz devletini sever ama birileri tarafından devlet milletin karşısına dikilirse millet buna izin vermez. Esas güç millettir ve en sonunda millet kazanır. Yine öyle olacak. Teslim olmayacağız. En sonunda yine milletin dediği olacak ve Türkiye kazanacak” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Özgür Özel, daha sonra Halk TV yayınına bağlandı. Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Bütün darbeler iktidarla yapılır… Ben ‘darbeye karşı demokrasiyi savunacağız’ dedim. Sen bugün yapılan darbenin neresindesin? AKP ve MHP’ye soruyorum; ‘Siz bu darbenin neresindesiniz?’ Sizin cuntadan ne farkınız var? Pazar günü kurulacak sandığa darbe yapıyorsunuz. Yazıklar olsun size” dedi.

23 Mart’ta yapılması planlanan ön seçimin gerçekleşeceğini ifade eden Özel, “Ben nerede olursam olayım, 23 Mart günü herkesi sandık başına bekliyorum. Biz ne şartta olursak olalım, dışarda da olsak içerde de olsak o sandıklar kurulacak.” diye konuştu.

Siyasilerden tepkiler

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan, gözaltıları “demokrasiye, halk iradesine yönelik açık bir saldırı” olarak nitelendirdi ve gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da “Bu operasyon hukuk sınırlarını tanımayan, siyasi bir operasyondur. Sandık, oy, makam uğruna Türkiye’deki toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı onarılmaz bir yere doğru götürmektir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkanı İmamoğlu başta olmak üzere İBB yönetiminden bir çok ismin gözaltına alınmasına ilişkin ”İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması akılla hukukla açıklanabilecek bir şey değildir” diye konuştu.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, ”Ellerine geçirdikleri gücü kullanarak halk iradesini kırmaya dönük girişimlerine devam ediyorlar. Bu bir darbedir. Ne olursa olsun, bu güzel ülkeyi darbecilerin insafına teslim etmeyeceğiz” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, karara tepki göstererek, “Bu ülkede hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve millet iradesini savunan herkes bilmelidir ki, seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu girişimler asla ama asla kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Demirtaş Ve Mızraklı’dan “Süreç” Mesajı: Meclis Adım Atmalı

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’nın, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrası başlayan sürece dair mesajını paylaştı.

Mesajda, süreci güçlendirecek eş zamanlı adımların Meclis tarafından atılması ve hızlıca ele alması gerektiği ifadelerine yer verildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi: “Örgütün bir an önce kongresini toplaması ve kendisiyle ilgili nihai kararı vermesi de beklentilerinden biri, bunu da arzuluyorlar ve koşullarının hazırlanması gerektiğini ifade ettiler. Bu süreci güçlendirecek eş zamanlı adımların Meclis tarafından atılması ve hızlıca ele alması gerektiğini söylüyorlar.

Şunu ifade ediyorlar ‘Bu süreç hızlı ilerlemezse suistimallere, provokasyonlara açık hale gelebilir. Geçmişte bunun tecrübesini çok yaşadık, dolayısıyla herkesin iyi niyetle bu sürecin hızlanması ve hızla adım atılması noktasında üzerine düşen ne varsa yapması gerekir’ dediler.

Meclis’in, hükümetin, Cumhurbaşkanının, muhalefet partilerinin örgütün silah bırakması ve demokratik adımların atılması için üzerlerine düşeni iyi niyetle çaba içerisinde olması gerektiğini ifade ettiler. Cezaevlerinde çok sayıda hasta tutuklu var, siyasetçi var, birçok insan var. Bunlarla ilgili düzenlemeler de beklentileri içerisinde.”

Paylaşın

Diploma Soruşturması: İptal Edilirse Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, diploma soruşturması hakkında bilinmesi gerekenlere ilişkin bir bilgi notu hazırladı.

BirGün’ün aktardığına göre; Mehmet Pehlivan’ın hazırladığı bilgi notundan öne çıkan bölümler şöyle:

Diploma hakkında iptal kararını kim verebilir?

“Diploma hakkında karar verebilecek tek mercii, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Kuruludur. Savcılığın, YÖK’ün, Rektörlüğün bu konuda bir karar verme yetkisi yoktur. Fakülte Yönetim Kurulu, 7 üyeden oluşmaktadır.

İptal kararı sonrası hukuki süreç nasıl işleyecek?

Diplomanın iptali, idari işlemin geri alınması şeklinde yeni bir idari işlemdir. Bu nedenle idari işleme karşı, İstanbul İdare Mahkemelerinde dava açılacaktır. Davanın aleyhe sonuçlanması halinde, istinaf yoluyla Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurulacaktır. İstinaf incelemesi neticesinde Danıştay 8. Dairesi’ne temyiz incelemesine gidecektir. Dava sürecinde bir yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi halinde yükseköğrenim mezuniyeti bulunmayacaktır.

Bu soruşturmanın yetki saptırması olduğu, dolayısıyla “yargı tacizi” olarak kategori konumlandırılması nedeniyle de AİHS’in 18. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de çift şeritli başvuru yapılacaktır.”

İmamoğlu’nun avukatı ayrıca, “Bu sürecin Sn. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik bir hamle olması nedeniyle bu hukuksuzluğa iştirak ederek demokratik seçim sürecine müdahale eden herkes hakkında görevi kötüye kullanma suçunun yanı sıra “Anayasayı Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs” suçundan da suç duyurularında bulunulacaktır” açıklamasını yaptı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan soruşturma kapsamında İstanbul Üniversitesi’ne gönderdiği ikinci yazıda işlemlerin hızlandırılmasını talep etmişti. Ayrıca Soruşturma kapsamında 5 Mart’ta İmamoğlu’nun ifadesi alınmıştı.

İmamoğlu hakkındaki diğer davalar neler?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile ilgili sözleri nedeniyle de soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında kabul edilen iddianamede İmamoğlu “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermekle” suçlanıyor ve 7 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması ve siyasi yasak talep ediliyor. Davanın ilk duruşması 11 Nisan’da görülecek.

İmamoğlu hakkında, CHP davalarında yer aldığını söylediği bilirkişi hakkındaki sözleri nedeniyle açılan başka bir soruşturmada da “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla da 4 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak istendi.

Ayrıca kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen ve 2019’a kadar uzanan davanın yanı sıra, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı (2014-2019) dönemindeki bir ihale nedeniyle açılan bir dava ve Kasım 2024’te İBB’nin bazı etkinliklerde usulsüz harcama yapılarak kamu zararına yol açıldığı iddialarına ilişkin başlatılan bir soruşturma da var.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: Abdullah Öcalan, PKK’nın “Kurucu Önderi”dir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan için kullandığı “PKK’nın kurucu önderi” ifadesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Kim ne derse desin aleni ve aşikar gerçek budur” dedi.

Haber Merkezi / Devlet Bahçeli ayrıca, DEM Parti’den gelecek hafta MHP’ye yapılacak ziyaret için de “Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim. Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündemdeki gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Devlet Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ortak aklın etkin ve etkili işletilmesine eşanlı şekilde milli değer ve emanetlere dürüstçe bağlılık elbette geniş çaplı uzlaşmanın ve buruk gönüllere ulaşmanın altın formülüdür. Sıkılmış yumrukların açılması, gerilmiş yüz hatlarının yumuşaması, sırt dönmek yerine sırt sırta verilmesi, bunun yanı sıra iyimser, iyiliksever ve iyi niyetli ilişki ve irtibat ağlarının tesis edilmesi kilitli kapıları açabilecek en makul anahtardır. Sabır, sağgörü ve sağduyu mihverinde atılacak güven veren adımların boşa çıkması asla düşünülemeyecektir.

Daha fazla kaynaşarak, daha çok konuşarak, daha yürekten kucaklaşarak milli ve manevi temelde müessir, müteselsil ve müşterek bir geleceğin inşası mümkün, hatta muhakkaktır. Önyargıların markaj ve mahkumiyetinden mutlaka kurtulmak lazımdır. Üzerimize serpilen ölü toprağını kaldırıp atmanın yanında ilkel dürtülerin, illegal düzeneklerin, sanal ve sipariş provokasyonların zehirli sarmalından inanç ve irade birliğiyle sıyrılmak hem zorunlu bir ihtiyaç hem de tarihi, coğrafi ve kültürel bir mecburiyettir.

Ahlaklı, sorumlu, etik ve milli hassasiyetlere tam sadakat duyan bir siyaset pratiğinin kronik sorunlar karşısında acze düşmesi, çaresizliğin fanusuna kısılıp kalması mümkün değildir. Türk milletinin siyasetten ve siyasi partilerden yegane beklentisi haklı ve meşru taleplerine kulak verilmesi, hayatın ve hadiselerin doğal akışından kaynaklanan zincirleme sorunların aşama aşana dengeli ve demokratik müdahalelerle çözüme kavuşturulmasıdır.

Türk ve Türkiye Yüzyılı aynı zamanda huzur ve refahın yüzyılı olacaktır. Fırtınalı bölgesel ve küresel sisteme karşı esnek, enerjik, erdemli, muhkem, müteyakkız ve stratejik direnç göstermek kadar iç cepheyi sağlam, sağlıklı ve zinde tutmak da beka düzeyinde önceliğimiz olmalıdır. Bu konuda herkes peşin hükümlere aldırmadan titizlik göstermelidir. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her kardeşimiz, büyük Türk milletine mensup olan her insanımız bölücü terörden ileri düzeyde şikayetçidir.

Artık terörü kalıcı olarak hayatımızdan çıkarmanın zamanı gelip çatmıştır. Çünkü terörle varılacak hiçbir yer, erişilecek hiçbir menzil yoktur. Kaldı ki geride kalan 41 yıllık zamanda bölücü terör örgütü sadece yakmış, yıkmış, katletmiş, kirletmiş, isyan ve şiddet eylemlerinde sürekli çıta yükseltmiştir. 27 Şubat 2025 tarihinde, terör örgütünün kurucu önderi tarafından yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ kapsamında PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte örgütsel varlığının feshedilmesi istenmiştir. Bu çağrı esas itibariyle talimatla bezenmiş ve belgelenmiş bir çağrıdır.

Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile PYD/YPG elebaşının 10 Mart tarihinde Şam’da imzaladıkları 8 maddelik anlaşma metiniyle mühim bir eşik aşılmış, komşu ülke Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü tescillenmiştir. Ülkemiz aleyhine beşinci kol faaliyeti yapan ücretsiz ajan provokatörlerin saptırmaları ve suyu bulandırma çabaları devamlı ilerleyiş halinde olsa da, malum ve vaki gerçek YPG/PYD/(SDG)’nin kendini feshederek silah bırakmış olmasıdır.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların, sınır kapılarının, havaalanlarının, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye Arap Cumhuriyeti’ne entegre edilecek olması, Kürt toplumunun Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve geçici anayasanın kabulü edilmesi inkarı ve ihmali olmayacak ciddi gelişmelerden bazılarıdır. PKK’nın ise derhal ve hiçbir şart ileri sürmeksizin 27 Şubat çağrısı doğrultusunda kongresini toplayarak feshini kararlaştırması, kanlı silahların teslimini bir an evvel yapması ertelenemez ve geciktirilemez bir gündem konusudur.

Geçmişte, PKK’nın kuruluş manifestosunda hedefi ‘Bağımsız Birleşik Kürdistan’a ulaşmaktır. Federasyon, otonomi, özerklik, demokratik Cumhuriyete katılım gibi seçenekler o dönemde yoktur. Bunlar müteakip yıllarda Türkiye düşmanlarının dayatma ve telkinleriyle alternatif seçenekler olarak tezahür etmiştir. Bu karanlık ve hain hedeflere ulaşmak için yürütülecek strateji ‘uzun süreli halk savaşı’, buna ulaşmanın mekanizmaları ‘parti-cephe-ordu’ yapılanması, hedefe ulaşmanın silahlı yöntemi ise sırasıyla “silahlı propaganda” ve sözde ‘gerilla savaşı’dır.

27 Şubat İmralı açıklamasıyla PKK’nin anlam yoksunluğu, aşırı tekrara yol açması, dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamladığı ve feshinin gerekli olduğu netleşmiştir. Kurucu önder ifadesinden rahatsız olan, bu tanımlamayı istismar eden, üstelik Milliyetçi Hareket Partisi’ne haksız ve hayasız şekilde saldırıya geçenler evvelemirde bu sıfatın bize ait olmadığını, patentinin bizde bulunmadığını, örgütsel ve ideolojik bir adlandırmadan başka da bir manaya gelmediğini biliyor olsalar bile bilmezliğe yatan ucuzlaşmış ve koflaşmış şarlatan tiplerdir.

“Abdullah Öcalan, PKK’nın kurucu önderidir”

Nitekim PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikar gerçek budur. CHP’nin ve yandaş televizyon kanallarının terörsüz Türkiye hedefini sabote etme gayesi, diyalog kanallarını baltalama gayreti maalesef gözle görülecek kadar açıktır ve açıktadır. Dil ve üslup çoraklığıyla birlikte fikri ve siyasi çarpıklık CHP’yi Türkiye’nin karşısında sivrilen bozguncu bir odağa dönüştürmüştür.

Bu nedenle CHP yönetimi aklıselim çizgiye gelmedikçe, maşeri vicdanın kabulleneceği makul ve muhterem bir siyaset ahlakına sahip olmadıkça Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dikkate ve itibara alınması söz konusu olmayacaktır. Demokrasi devriminden bahsedenler, icazetli tek kişinin oylanacağı, tek kişinin katılacağı karikatür mahiyetli bir önseçimi demokrasinin ilkeleriyle nasıl bağdaştırdıklarını, bunun neresinin demokrasi devrimi olduğunu izah etmeleri tutarlılık gereğidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihindeki en göz alıcı yüksek demokrasi örneği bir yanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milli irade marifetince tescili, diğer yanda da Sayın Cumhurbaşkanımızın aldığı oy seviyesidir.

CHP Genel Başkanı ve çıkarcı yönetimi yine baltayı taşa vurmuştur. Ne yapsalar beyhudedir, terörsüz Türkiye’nin doğuş müjdesini karartamayacaklardır. DEM Parti heyetinin siyasi partilerle bir program çerçevesinde görüşmesi, terörsüz Türkiye mücadelesine destekleri takdire şayandır. Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim.

Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum. Yanlış anlamaları tetikleyecek, kırılgan ortamı hırpalayıp sarsacak her türlü açıklamadan özenle kaçınılması gerektiğini düşünüyorum.

Gideceğimiz daha uzun bir yol vardır. Denizi geçip de derede çırpınmanın bir manası yoktur. Birbirimize Çanakkale ruhuyla sarılmamız milli varlığımızın topluca muhafazası ve müdafaası adına manevi bir vecibedir, milli bir görevdir. Önümüzdeki günlerde bir yanda Nevruz Bayramı, diğer yanda Ramazan Bayramı kutlanacaktır. Allah’tan dileğim her günümüzün bayram olması, ülkemizin bayram yerine dönmesidir.

Kalpleri pırıl pırıl, adeta dalgasız deniz olan aziz millet evlatları yeni emperyalizmin kalleş pusularına ve kanlı tuzaklarına düşmeyecek, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti milli birlik ruhuyla ve bin yıllık kardeşlik şuuruyla sonsuza kadar var olacaktır.”

Paylaşın

Özgür Özel’den “Selahattin Demirtaş” Yorumu: Özgürlüğüne Kavuşmalı

Selahattin Demirtaş geçen hafta yayımlanan yazısını değerlendiren CHP Lideri Özgür Özel, “Ülkemizde huzur ve barışın tesisi için Demirtaş gibi deneyimli ve başarılı bir siyasetçinin aktif katkıları çok değerli olacaktır” dedi ve ekledi:

“Her ne kadar kendisi gündeme getirmese de bu katkının etkin şekilde yerine getirilebilmesi için Demirtaş’ın yaşadığı mağduriyetin de sonlandırılması gereklidir. Adalet Bakanlığı hızlı bir şekilde AİHM’nin verdiği kararı temel alarak yeniden yargılama işlemlerini başlatmalı ve Demirtaş özgürlüğüne kavuşmalıdır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın geçen hafta yayınlanan yazısını Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’e değerlendirdi:

“Demirtaş’ın yazısını büyük bir memnuniyetle okudum. Yazıda birçok önemli nokta bulunmakla birlikte, şu yaklaşımın altını önemle çiziyorum: ‘Türkiye Cumhuriyeti devleti hepimizin devletidir. Bu anlamda Cumhuriyeti demokratikleştirme görevi de hepimizindir. Kaybettiğimiz tüm evlatlarımızın, şehit ve gazilerimizin hatıralarına bağlı kalarak birlikte kazanalım.’

Bizim yıllardır tutarlı bir şekilde gündeme getirdiğimiz ve ‘Kürtlere tam olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum, bu devlet benim de devletimdir diyecekleri bir Türkiye teklif ediyorum’ ifadesiyle ortaya koyduğumuz demokratikleşme vizyonuna bu özlü ifadelerle verdiği destek için Demirtaş’a teşekkür ediyorum.

Ortadoğu’nun içinden geçtiği bu sancılı dönemde Türkiye’de huzur ve barışa büyük ihtiyaç duyuyoruz. Ülkemizde huzur ve barışın tesisi için Demirtaş gibi deneyimli ve başarılı bir siyasetçinin aktif katkıları çok değerli olacaktır. Her ne kadar kendisi gündeme getirmese de bu katkının etkin şekilde yerine getirilebilmesi için Demirtaş’ın yaşadığı mağduriyetin de sonlandırılması gereklidir. Adalet Bakanlığı hızlı bir şekilde AİHM’nin verdiği kararı temel alarak yeniden yargılama işlemlerini başlatmalı ve Demirtaş özgürlüğüne kavuşmalıdır.

Bunun bir son değil, Demirtaş’ın bölgede istikrara ve ülkemizde demokratikleşmeye katkıları için yeni bir başlangıç olacağı inancındayım. CHP olarak ülkemizin tüm sorunlarının çözümünü demokratikleşmede görüyoruz. Böyle bir ortamda aydınların, aktivistlerin, meslek örgütü temsilcilerinin, seçilmiş siyasetçilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin hapiste tutulmasının Türkiye’ye de sürece de faydası yoktur.”

Özel ayrıca şunları kaydetti: “Tüm bunlarla birlikte, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin, hiçbir şahsi siyasi hedef doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyeceğimizi ve bu amacı taşıyan anayasa değişikliği girişimlerin karşısında durduğumuzu hatırlatmak isterim. Sorunların çözümü, mevcut anayasayı ihlal eden yaklaşımlara son vermek ve demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemeleri hayata geçirmekle mümkündür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Yurtta barış dünyada barış’ ilkesi yol göstericimiz olmaya devam edecek. Yurttaşlarımızı teba olmaktan çıkarıp eşit vatandaşlık hakkını getiren, ülkemizi çok partili demokrasiye taşıyan Cumhuriyet değerlerine tam bağlılık içinde, adalet ve demokrasi mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Babacan Diyarbakır’da Konuştu: Barış Savaştan İyidir

Diyarbakır’da katıldığı bir etkinlikte konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Barış savaştan iyidir. Sükût kavgadan iyidir, diyalog çatışmadan iyidir. Yaşamak ölmekten iyidir” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır’da katıldığı iftar programında konuştu. Karar’ın aktardığına göre; Babacan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Barış savaştan iyidir. Sükût kavgadan iyidir, diyalog çatışmadan iyidir. Yaşamak ölmekten iyidir. Ülkemiz bitmek bilmeyen çatışmalardan, saldırılardan, kardeşi kardeşe kırdıranlardan çok çekti. Birliğimizi, beraberliğimizi kaybettik.

Ülkenin büyük ekonomik potansiyelini kaybettik. Ama her şeyden önce canlarımızı kaybettik, bu toprakların evlatlarını kaybettik… On binlerce aileye ateş düştü.

Ama artık kaybedecek tek bir günümüz, tek bir saatimiz bile yok. Ya ileriye bakacak, hep birlikte kararlılıkla yürüyeceğiz; Ya da arkamıza bakıp, yalpalayıp, bu fırsatı kaçıracağız. Ya bin yıldır beraber yaşayan insanlar olarak sarılıp helalleşeceğiz; Ya da çeşit çeşit bahane üretip ayrışmaya devam edeceğiz.”

Ali Babacan, bölgede barış ve çözüm sürecini sekteye uğratmak isteyenlerin varlığına dikkat çekerek, özellikle Suriye üzerinden yürütülen çatışmaların tehlikesine işaret etti. Lazkiye ve çevresinde yaşanan katliamları hatırlatan Babacan, Türkiye’nin bu tür mezhep veya etnik temelli çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini belirtti.

“Etnisite, din veya mezhep üzerinden çıkarılan çatışmaları doğru okumalı, bu tartışmaların bu topraklarda büyümesine izin vermemeliyiz. Türkiye on yıllardır çektiği sorunlardan kurtulmalı artık.

Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana, barış çağrılarıyla başlayıp devam eden süreci yakından izliyoruz. İhtiyatlı bir iyimserlikle takip ediyoruz. İlk günden bu yana aynı noktadayız. Çözüm için %5 bir ihtimal bile olsa, biz o ihtimali bile destekleriz. Bazıları gibi, bu kadim meseleyi siyasi “fırsatçılık” alanı olarak görmüyoruz.”

“Ana dili, insanlara anasının ak sütü gibi helaldir”

Babacan, konuşmasının devamında kimlik ve özgürlükler konusunda net bir duruş sergilediklerini belirterek, vatandaşların anadilini konuşma hakkını tartışma konusu haline getirmenin yanlış olduğunu vurguladı:

“Kimlikler üzerinden sürekli kavga üretilen bir Türkiye istemiyoruz. İnsanların hayat tarzına müdahale edilen bir Türkiye istemiyoruz. Yanlış kayyum uygulamalarıyla, seçmenin iradesinin gasp edildiği bir Türkiye istemiyoruz.

‘Ana dili, insanlara anasının ak sütü gibi helaldir’ diyoruz. ‘Bu ülkenin her vatandaşı, eşit ve onurlu vatandaştır’ diyoruz. ‘Haklar ve özgürlükler pazarlık konusu yapılamaz, derhal tanınır’ diyoruz.

Bizim durduğumuz yer açık, net. Çözüm, meşru demokratik siyasetle olacaktır. Sorunların tartışılması ve çözüm üretilmesi için doğru zemin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”

Ali Babacan, Diyarbakır’daki konuşmasında, Türkiye’deki siyasi aktörlerin çelişkili duruşlarını eleştirerek, DEVA Partisi’nin her zaman tutarlı bir çizgide ilerlediğini ifade etti:

“Biz, hiçbir zaman, Diyarbakır’da kuzuyu hatırlayan, Ankara’da kurdun yanı başında hizaya girenlerden olmadık.
Biz, çareyi hiçbir zaman düşman üretmekte görmedik. Hamasetin arkasına sığınmadık, çözüm ürettik. Popülizmin arkasına saklanmadık, siyaset ürettik.”

Babacan, çözüm için diyaloğun önemine vurgu yaparak, siyasi tartışmaların Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yürütülmesi gerektiğini söyledi.

DEVA Partisi lideri, konuşmasında muhalefete de eleştiriler yöneltti. Kimlik siyaseti ve popülizm üzerinden yapılan tartışmaların çözüm üretmekten uzak olduğunu belirten Babacan, “Sürekli hamasetle, sert söylemlerle, halkın gerçek sorunları görmezden geliniyor” dedi.

Babacan, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi sorunların çözümü için yapıcı politikalar geliştirilmesi gerektiğini belirterek, DEVA Partisi’nin çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyeceğini ifade etti.

Paylaşın

İmamoğlu İle Yavaş Görüştü: Kimse Kimsenin Yedeği Değil

ABB Başkanı Mansur Yavaş, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaptığı görüşme sonrası, eski basın danışmanı Volkan Gültekin’in iddialarına ilişkin, “Kimse kimsenin yedeği falan olmaz. Böyle adlandırılmak, böyle düşünmek Ekrem Başkan’a karşı da bana karşı da terbiyesizliktir” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ile görüşmek üzere Ankara’ya geldi. Mansur Yavaş’ın davetiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan görüşme yaklaşık 30 dakikanın ardından sona erdi. Görüşmenin ardından İmamoğlu ve Yavaş, gazetecilere açıklama yaptı.

BirGün’ün aktardığına göre; Yavaş şunları kaydetti: “Malum eğilim yoklaması var. Bu konuda ufak bir görüş ayrılığımız vardı. Bunlar basına yansımıştı. Dolayısıyla ben kişisel olarak katılmayacağımın uygun olacağını düşündüm. Ama bu her konuda ağzımızı açtığımızda arada bir problem var gibi adlandırıldığı için böyle bir görüntü vermek istedik. Bizler yol arkadaşıyız. Ben kendisine ziyareti için teşekkür ediyorum hem de eğilim yoklamasında kendisine başarılar diliyorum.”

Ardından konuşan İmamoğlu ise şunları kaydetti: “Ankara’ya ayak bastığımızda kendisini genelde ararım. Dönem dönem de ziyaret ederim. Bugün de keyifli bir buluşma anını yaşayacağız Ankara’da. Ön seçim öncesi bütün örgütlerin toplandığı buluşmalar yapıyoruz. Burada da dört-beş ili kapsayan bir toplantı yapacağız. Öncesinde Mansur Başkanımıza ‘merhaba’ dedik. Buluştuk, biraz sohbet ettik. Bize başarı dileklerini iletti. Sonuçta biz birlikteyiz yol arkadaşıyız. Hedefimiz tek, memleketimiz bu ceberrut süreçten kurtarmaktır. Başka bir hedefimiz yoktur.”

Bir gazetecinin “Sayın İmamoğlu’nun bugünkü Ankara buluşması için Ankara’da salon verilmediği iddiaları gündeme geldi. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Yavaş şu yanıtı verdi: ”Biz artık troll iddialara cevap vermek istemiyoruz ama dün bir TV’den aradılar ‘böyle bir iddia var, siz de cevap vermediniz dediler. ‘Vallahi, her iddiaya cevap verirsek bunun sonu alınmaz ama kendisini ikna etmek için yazıyı da gönderdik.

Bizden 4 Şubat’ta Milkli Eğitim Bakanlığı Salonu’nun tahsisini istedi. Benim önerim şu, 500 metre ileride geçerken salonun içerisine bakın. Kimler var, kaç gündür oradalar ve ne zaman sonlandırılıyor oradaki çalışmalar bir baksınlar. Böyle bir şey olamaz. Aramızı bozmak için mümkün olan bütün gayreti gösteriyorlar ama başarılı olamayacaklar. Hepimizin bir derdi var. Derin yoksulluk yaşanan dönemde bu iktidarın değişmesi lazım. Ortak hedefimiz bu.”

“Kimse kimsenin yedeği değil”

Yavaş, eski basın danışmanı Volkan Gültekin’in iddialarına ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti: ”Kimse kimsenin yedeği olmaz ama TV’lerde yapılan yorumlarda genellikle yapılan yorumlarda ki biz bunlardan şöyle şikayetçiyiz. 2023 seçimleri öncesinde tam 5 yıl aday kim olacak diye başladılar şimdi de 31 Mart’tan sonra sadece konu aday kim olacak. Dolayısıyla gerçek gündemi, ekonomik sıkıntıları unutturmak istiyorlar. Biz mümkün olduğu kadar bunların dışında kalmak istiyoruz. Ancak durum dayanılmaz bir hal aldı.

Şöyle ki ‘Ekrem Başkan’ın başına bir iş gelirse onun yerine şu olur, o olmazsa onun yerine o olur…’ Bunlar gerçekten adlandırmakta ve söylemekte çok zorlandığım şekilde ben bu değerlendirmeleri kötü buluyorum. Kimse kimsenin yedeği falan olmaz. Böyle adlandırılmak, böyle düşünmek Ekrem Başkan’a karşı da bana karşı da terbiyesizliktir. Biz medeni insanlarız, bir yol mutlaka bulunacak. Siyasi yol haritamızda da biliyorsunuz, üçlü toplantıdan sonra zaten açıkladık. O günden bugüne farklı söylediğim hiçbir şey yok, yol haritası odur”

İmamoğlu, bir gazetecinin ”Diplomasının iptali halinde yol haritasının ne olacağına” ilişkin soruya, ”Senin bile diplomanı iptal edebilirler, bu iptal edilirse” yanıtını verdi.

Yavaş, “Bir siyasiye bu şekilde kumpas kurmak, bir şekilde yolunun kesilmesi için aparatlar bulmak son derece çirkin. Aslında sayın Cumhurbaşkanı’nın müdahale etmesi lazım. Çünkü bu konularda en büyük tecrübe sahibi kendisi. Her seçime girerken mutlaka karalama iftira kampanyasıyla yol alınmak isteniyor. Ankara’nın kirli siyasetini temizledik. Sıra Türkiye’nin kirli siyasetini temizlemeye geldi inşallah o da olacak.”

Mansur Yavaş da aynı konuda şunları söyledi: ”Bir siyasiye bu şekilde kumpas kurmak. Bir şekilde yolunun kesilmesi için bir takım aparatları kullanmak…Bu hukuk olur, idare olur…Son derece çirkin buluyorum. Aslında Sayın Cumhurbaşkanı’nın müdahale etmesi lazım buna. Bu konularda en büyük tecrübe sahibi kendisi. Yolu kesilmek istendi, kesilemedi. Artık demokrasimiz normal hale gelsin. Ben Ankara’ya 2009’da geldim. Her seçime girerken mutlaka bir karalama, iftira kampanyası ile yol almak istiyor. Biz Ankara’nın kirli siyasetini temizledik. Sıra Türkiye’nin kirli siyasetini temizlemeye geldi. O da olacak.”

Ekrem İmamoğlu, bir soru üzerine, Yavaş ile aralarında bir diyalog sorunu olmadığını vurgulayarak, ”Partimizin bir yol haritası var. Partimizin alacağı her karara ve sürece saygı duyduğumuzu ve duyacağımızı belirtiyoruz. Süreç yürüyor, fikirler, düşünceler ayrışabilir. Mesele bir yolun yolcusu olmak. Biz aynı yolun yol arkadaşlarıyız. Eninde sonunda memleket güzel günlere kavuşsun mücadelesi bunun adı” diye konuştu.

Öte yandan İmamoğlu, partisinin Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi için 23 Mart’ta gerçekleştirilecek ön seçime geri sayım sürerken halk buluşmalarına devam ediyor. Yavaş, görüşmenin ardından, Mamak Belediyesi Hidayet Türkoğlu Spor Salonu’nda saat 12.00’de partililere hitap edecek olan İmamoğlu’nu uğurladı.

Paylaşın