CHP Lideri Özel, İktidara “Asgari Ücret” Vaadini Hatırlattı

CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın seçim döneminde verdiği “enflasyon tek haneye düşene kadar yılda dört kez asgari ücret zammı” vaadini hatırlatarak, geçen yıl yalnızca yılbaşında artış yapıldığını, o zamdan bu yana da asgari ücretin eridiğini söyledi.

TÜİK verilerine göre bile asgari ücretin 3 bin liradan fazla değer kaybettiğini belirten Özel, “Gerçek enflasyonla kıyaslandığında, yapılan zam çoktan buharlaştı. Temmuz itibarıyla asgari ücret artışı tamamen anlamsız hale gelecek” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunu (TESK) ziyaret etti. Ziyaret sonrası TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile birlikte kameralar karşısına geçen Özgür Özel, artan enflasyon ve sabit kalan asgari ücret nedeniyle hem çalışanların hem de esnafın ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşadığını vurguladı.

Özgür Özel, iktidarın seçim döneminde verdiği “enflasyon tek haneye düşene kadar yılda dört kez asgari ücret zammı” vaadini hatırlatarak, geçen yıl yalnızca yılbaşında artış yapıldığını, o zamdan bu yana da asgari ücretin eridiğini söyledi. TÜİK verilerine göre bile asgari ücretin 3 bin liradan fazla değer kaybettiğini belirten Özel, “Gerçek enflasyonla kıyaslandığında, yapılan zam çoktan buharlaştı. Temmuz itibarıyla asgari ücret artışı tamamen anlamsız hale gelecek” dedi.

“İşçide, memurda, emeklide para yoksa; esnafta da yok”

Asgari ücretin artırılmasının sadece işçiyi değil, dolaylı olarak esnafı da ilgilendirdiğini vurgulayan Özel, “İşçinin, memurun, emeklinin cebinde para yoksa, çiftçi ürününe hak ettiği fiyatı alamıyorsa; esnafın da kasası boş demektir” ifadelerini kullandı. Ancak artan maliyetler karşısında esnafın da zorlandığını söyleyen Özel, asgari ücretin artması durumunda küçük esnafın SGK prim desteğiyle korunması gerektiğini kaydetti.

CHP’nin çözüm önerisini de paylaşan Özel, “Asgari ücret artışında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim gelirleri yükseliyor. Bu gelirlerin dörtte biri bile küçük esnafa destek olarak aktarılsa, ciddi bir rahatlama sağlanır” dedi. Beş kişiye kadar asgari ücretli çalıştıran küçük esnafa yönelik doğrudan destek önerisinin hayata geçirilmesini istedi.

Esnafın emeklilik şartlarının adaletsiz olduğunu da söyleyen Özel, “Yanında çalışan işçi 7 bin 200 günle emekli olurken, esnaf 9 bin gün prim ödemek zorunda. Bu da en az altı yıl daha çalışmak, her ay 8 bin lira ödemek ve maaş alamamak demek” şeklinde konuştu. İktidarın daha önce verdiği “9 bin gün prim şartı 7 bin 200’e indirilecek” sözünü hatırlatan Özel, bu vaadin artık hayata geçirilmesini talep etti.

Esnafın krediye erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını, yüksek faizlerin küçük işletmeleri zora soktuğunu belirten Özel, esnafa uzun vadeli, düşük faizli kredi imkânlarının sağlanması gerektiğini söyledi. CHP’li Mersin Milletvekili Talat Dinçer’in TESK geçmişiyle Meclis’teki esnaf temsiline dikkat çeken Özel, bu alandaki düzenlemeleri yakında Meclis gündemine taşıyacaklarını duyurdu.

Son olarak Erdoğan’a da çağrıda bulunan Özel, “Esnafın elini havada bırakmayalım, hep birlikte tutalım. Esnafın partisi olmaz, herkesin esnafı var ama sorunları ortak. Gelin bu sorunları birlikte çözelim” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yap İşlet Devret Projeleri “Kara Deliğe” Dönüştü

Yap İşlet Devret (YİD) modeli ile hayata geçirilen otoyollara yapılan garanti ödeme miktarının son sekiz yılda 200 milyar liraya dayanmasına ilişkin yazılı açıklama yapan CHP’li Ulaş Karasu, ”Her yıl katlanarak büyüyen bu kara delik, halka verilmesi gereken tüm kaynakları yutuyor” dedi.

Yap İşlet Devret (YİD) modeliyle inşa edilen otoyollar için kamu bütçesinden müteahhit firmalara yapılan garanti ödemeleri yıllar içinde katlanarak arttı. 2017 yılında 1 milyar 127 milyon TL olarak kayıtlara geçen ödeme, 2024 yılında 60 milyar 294 milyon TL’ye ulaştı. Bu süreçte yapılan toplam ödeme ise 187 milyar 300 milyon TL’ye dayandı.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) faaliyet raporlarına göre, 2017-2024 yılları arasında müteahhitlere toplam 187,3 milyar TL ödeme yapıldı. Cumhuriyet’in aktardığına göre; CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Her yıl katlanarak büyüyen bu kara delik, halka verilmesi gereken tüm kaynakları yutuyor” diyerek projelerin kamuya maliyetine dikkat çekti.

Dönemin Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan’ın, garanti ödemelerinin Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesindeki “Hane halkına yapılan transferler” kaleminden gerçekleştirildiği yönündeki açıklaması sonrası dikkatler bu kaleme çevrildi. KGM verilerine göre, 2017 yılında yapılan ödeme sadece 1.1 milyar TL düzeyindeyken, 2024’te bu tutar yaklaşık 53.5 kat artarak 60.3 milyar TL’ye ulaştı.

Ulaş Karasu, garanti ödemeleriyle birlikte kamunun üzerindeki yükün arttığını belirtti. Karasu, “Büyük yapım ihalelerinde, rekabete olanak sağlayacak açık usul yerine 21/b pazarlık usulü tercih edilmesi bu kara deliği büyütüyor. Kapalı kapılar ardında yapılan sözleşme değişiklikleriyle çocuklarımız, torunlarımız dahi yandaşlara borçlu hale getiriliyor” dedi.

Ödenen garanti tutarlarının döviz kuru karşılığı da oldukça dikkat çekici seviyelere ulaştı. 2017 yılında 1 milyar 127 milyon TL olan ödeme, o yılın ortalama dolar kuru olan 3,60 TL üzerinden hesaplandığında 313 milyon dolara denk geliyor. Garanti ödemeleri 2020’de ilk kez 1 milyar doları aştı. 2023’te bu rakam 2 milyar 393 milyon dolara, 2024’te ise 1 milyar 843,8 milyon dolara ulaştı.

Döviz bazında yapılan bu hesaplamalara göre müteahhitlere 2017-2024 döneminde ödenen garanti tutarları toplamda yaklaşık 11 milyar 650 milyon doları buluyor. Bu da ortalama kur üzerinden yaklaşık 425 milyar TL’ye karşılık geliyor.

Paylaşın

Dervişoğlu: İktidar Hayal Satacağına Gerçeklerle İlgilensin

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, asgari ücret tartışmalarına ilişkin, “Bizim hesabımız ve önerimize göre asgari ücret en az 29 bin 850 TL olmalıdır. İktidar, devlet aklı diye hayaller satacağına, gerçeklerle ilgilensin” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin konuştu. Dervişoğlu’nun konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Öncelikle, Sayın Ümit Özdağ’a bir kere daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ancak, ifade etmeliyim ki, biz, hukuka uygun olmayan bir tutuklamanın, aylarca süren hak mahrumiyetinin tahliye ile neticelenmesine değil, Ümit Özdağ’ın Silivri’den kurtulmasına seviniyoruz. Tekrar aramıza hoş geldin diyoruz. Ne planlanıyor olursa olsun milliyetçilerin ayrışmasıyla değil birleşmesiyle sonuçlanacaktır.

Siyasi tarih, bu tutuklamayı birçok yönüyle ele alıp, sorgulayacaktır. Ne için yapıldığını, neye hizmet ettiğini, kendi içinde hangi stratejileri barındırdığını, hiç şüphesiz değerlendirecektir. Arkadaşlar, hürriyet lütuf değildir. Hürriyet, keyfe keder bir iş değildir, hürriyet piyango hiç değildir! İşte tam da bu yüzden, bu devran son bulmalıdır. Onu da hep birlikte yapacağız. Kurulan tuzakları bozacak, zalim devlet zihniyetinden arınıp, adil devletin temellerini atacağız.

Bu hafta sona erecek olan 2024-2025 eğitim öğretim yılı vesilesiyle, eğitim davamız ile başlayacağım. Çünkü bu üstümüzden geçen füzelere, savaş uçaklarına, istihbarat ve iletişim ağlarına bakarken, iki ülke arasındaki teknolojik farkı görmemiz gerekiyor. Dünya’nın gittiği yönü ve bu yönün ülkelere, milletlere, toplumlara ve bireylere etkisine bakmamız gerekiyor. inkişaf, terakki, modernleşme, kalkınma, çağdaşlaşma, ne derseniz deyin; 21.yy’ın ilk çeyreği geride kalmışken “bugün biz neredeyiz, yarın nerede olacağız? sorusunu sormadan, yapılacak siyasetin bir anlamı yoktur. 23 yıllık iktidarın yarattığı en büyük üç yıkım alanı nedir derseniz, şüphesiz en başa Milli eğitimi koyarım.

23 yıldır sistematik olarak Anayasal görevlerini yerine getirememekte, dahası Anayasayı kasten ihlal etmektedir. Önce her bir maddeyi, her bir fıkrayı ihlal ediyorlar, sistematik ihlallerle Anayasa’yı uygulanamaz hale getiriyorlar. Anayasamızı ve Anayasal haklarımızı, vazgeçilmez, devredilemez haklarımızı bize unutturuyorlar. Devletin bireyle, toplumla yaptığı sözleşmeyi ortadan kaldırıyorlar. Ahdi ve akdi çiğniyorlar. Sonra da yeni Anayasa istiyorlar. Hep anlattığım gibi, yolsuz bir devlet istiyorlar. Yoksul bir Türkiye istiyorlar. İnsanımız, her yeni güne boğazından geçecek bir lokma ekmeğin derdiyle başlasın, onun uğruna da her şeye ‘evet’ desin istiyorlar.

“Asgari ücret, yılda iki defa güncellenmeli”

7 yıldır kararlılıkla sürdürülen ekonomik kriz, mutfaktaki sönmeyen yangın ve onun en önemli parçası sadakaya dönmüş maaşlar! Ülkemizde maalesef asgari ücret, bu yoksulluk ve korku siyasetinin en temel araçlarından birisidir. Çünkü Erdoğan Türkiye’sinde, asgari ücret artık istisna değil, kuraldır. Bu kural da, çalışan nüfusumuzun yüzde 80’i ya asgari ücretle çalışıyor ya da asgari ücret sınırında maaş alıyor. Bugün 22.105 liralık bir asgari ücret vardır. İYİ Parti’nin bu konudaki önerisi açıktır. Asgari ücret, yılda iki defa güncellenmelidir, bu yasal bir zorunluluk olmalıdır. İkincisi ise, bu rakam belirlenirken hem işçi, hem işverenin hali birlikte düşünülmelidir.

İşverenin üzerindeki yük, devlet tarafından omuzlanmalıdır. Vergi muafiyeti mi? Doğrudan destek mi? Hepsini yapmaya, imkanlar ve yasalarımız müsaittir. Bizim hesabımız ve önerimize göre de asgari ücret bugün en az 29 bin 850 TL olmalıdır. Önerimiz budur. İktidar, devlet aklı diye hayaller satacağına, gerçeklerle ilgilensin. İktidar buyursun, Meclisi teröristlerle kucaklaşmasına araç edeceğine, devletin vatandaşıyla kucaklaşacağı şekilde yani asıl vasfıyla kullansın. Getirsinler teklifi, destekleyelim!

Adeta aylardır ‘geliyorum’ diyen çatışma nihayet gelmiştir. Bir terör hükümetince yönetilen İsrail’in Gazze’de yürüttüğü sistematik soykırım devam ederken, şiddet, yıkım ve kan, İran kentlerine sirayet ettirilmiştir. İran hükümetinin üst düzey yetkilileri çok sofistike yöntemlerle suikasta uğramıştır. Tesisler bombalanmaktadır, insanlar ölmektedir. Anlaşılmaktadır ki diplomasi, akıl, insanlık ve makuliyet ölçütleri dünyayı terk etmektedir. İYİ Parti olarak, herkesi aklı selime, diplomasiye ve sulha çağırmaktayız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten iktidardan da bu yolda amasız ve fakatsız bir çaba içinde olmasını talep etmekteyiz.”

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: CHP Kapıları Kapattı

CHP’li Gökhan Günaydın, “Cumhuriyet Halk Partisi bir anayasa değişikliği masasına oturmayacaktır. Bunu açıkça söylemiştir ve gerekçemizi de bu netlikle ifade ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, AK Parti ve MHP’nin öncülüğünde başlatılan anayasa değişikliği sürecine ilişkin partisinin tavrını net ifadelerle ortaya koydu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni anayasa tartışmalarına katılmayacağını belirten Günaydın, “Cumhuriyet Halk Partisi bir anayasa değişikliği masasına oturmayacaktır. Bunu açıkça söylemiştir ve gerekçemizi de bu netlikle ifade ediyoruz” dedi.

Günaydın, mevcut anayasanın çoğunlukla AK Parti döneminde değiştirildiğini vurgulayarak, “Bu anayasanın hükümlerinin dörtte üçü Erdoğan döneminde yenilendi. Dolayısıyla yalnızca dörtte biri Kenan Evren döneminden kalma. Bugün artık bu metin, Erdoğan dönemi anayasasıdır” ifadelerini kullandı.

T24’de konuşan Gökhan Günaydın, 2010 ve 2017 yıllarında yapılan anayasa değişikliklerinin Türkiye’yi demokratikleştirmediğini savundu. 2010’daki değişiklikle yargı sisteminin “bir tarikata teslim edildiğini”, 2017 değişikliğiyle ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirildiğini hatırlatarak, “2017 değişikliği denge ve denetlemeyi ortadan kaldıran bir tek adam rejimini müesses nizama dönüştürmüştür” dedi.

Gökhan Günaydın, anayasa değişikliği konusunda AK Parti ve MHP’nin meclisteki sayısının yetersiz olduğuna dikkat çekerek, “Cumhur İttifakı’nın… toplam sandalye sayısı 329. ‘İstisnai yol’ diye tanımladıklarını şeyi aşabilmeleri için 360 milletvekiline ihtiyaçları var. Dolayısıyla… Cumhur İttifakı dışından destek gerekiyor. Her halükârda yanına parti katmak zorunda, dertleri bu” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önerdiği 100 kişilik yasa yapım komisyonuna da katılmayacaklarını belirten Günaydın, “102 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi boş kâğıda imza atmaz” dedi. Söz konusu komisyonun üye sayısı, amacı ve oy verme usulünün önceden belirlenmeden oluşturulmak istendiğini belirten Günaydın, bunun meşruiyet ve şeffaflık açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

Gökhan Günaydın, iktidarın anayasa üzerinden demokratikleşme söylemini samimi bulmadıklarını belirterek, “OHAL döneminden gelen bu anti-demokratik düzenlemeyi kaldıralım” dediler. Hani sen demokratikleşme istiyorsun ya, komisyon kurmaya falan ne gerek var? Bizim kanun teklifinin altına bir imza at ve şu kayyımı ortadan kaldırıverelim” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ali Babacan: Enflasyonun Sorumlusu Bu İktidar

Yeni Yol Grup toplantısında konuşan DEVA Lideri Ali Babacan, “Enflasyonu patlatan bu hükümettir. Enflasyonun sorumlusu bu iktidardır. Kendi suçunun cezasını vatandaşa çektirmek zulümdür” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu toplantısında konuştu. Konuşmasına İsrail-İran savaşıyla ilgili uyarılarla başlayan Babacan, nükleer meselelerin çözümünün ancak diplomasiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

Babacan, “Son günlerde ısrarla ABD’yi bizzat saldırılara katılmaya zorluyor. ABD’nin ‘saldıran taraf’ olarak savaşa katılması tüm bölgeyi ateşin içine atmak demektir. Uyarıyorum: Felaket yanı başımızda, insanlık için felaket kapıda. Şımarık, arsız, hadsiz, hukuksuz bir terör devletiyle karşı karşıyayız. Bu devletin karşısında dünya sessiz. Vaktiyle insan haklarını, uluslararası hukuku dillerinden düşürmeyenler, şimdi hizaya dizildi, bu arsızlığı izliyor” ifadelerini kullandı.

Ekonomi başlığında hükümeti sert sözlerle eleştiren Babacan, temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmamasını “hak gaspı” olarak nitelendirdi. “Enflasyonu patlatan bu hükümettir. Enflasyonun sorumlusu bu iktidardır. Kendi suçunun cezasını vatandaşa çektirmek zulümdür” diyen Babacan, asgari ücretliye ve emekliye hak ettikleri zamların verilmesi çağrısında bulundu.

Babacan konuşmasının bir diğer bölümünde, 26 yaşındaki Kadir adlı bir gencin kumar borcu yüzünden yaşamına son verdiğini aktararak, gençler arasında hızla yaygınlaşan sanal bahis ve kumar konusuna dikkat çekti. “Eyy Erdoğan! Ülkeyi ne hale getirdiğinizin farkında mısınız? Kumarhaneleri herkesin cebine soktunuz, sanal kumara lisans verdiniz. Bu gençlerin hayatı üzerine bahis oynuyorsunuz” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı doğrudan hedef aldı.

Madde bağımlılığı konusunu da gündeme taşıyan Babacan, Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaşının 9’a kadar düştüğünü vurguladı. Rehabilitasyon merkezlerinin ve devletin müdahalesinin yetersiz olduğunu söyleyen Babacan, “Sokaklarda çeşit çeşit uyuşturucu satılıyor. Okul çevreleri tehlike altında. Toplumun ahlakını, neslin ruhunu koruyamayan bir iktidar; kendi meşruiyetini de koruyamaz” ifadelerini kullandı.

Babacan, partisinin bağımlılıkla mücadeleye yönelik “Hesap Vakti” kampanyasını da duyurdu. “Yıllardır görmezden gelenlere karşı milletin duruşunu, vicdanın çağrısını kamuoyuyla paylaşacağız” diyen Babacan, hükümete “Neredesiniz?” diye sordu.

“Bu topraklarda yeniden adaleti, bereketi ve kardeşliği hâkim kılacağız”

Konuşmasında demokrasi ve özgürlük vurgusunu da sürdüren Babacan, güvenliğin ancak demokrasi ve hukukla sağlanabileceğini ifade etti. “Türkiye’nin güçlü olmasının tek yolu; demokrasidir, özgürlüklerdir, hukuktur, adalettir. Hukuktan, adaletten daha önemli bir güvenlik politikası yoktur” dedi.

Ekonomik sorunlara da geniş yer veren Babacan, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine olası etkilerini anlattı. “Böyle zor dönemlerde, ekonomiyi sağlam tutmanın yolu da hukuktan geçer, adaletten geçer. Kamu ihale mevzuatı derhal değiştirilmeli, israf durdurulmalıdır” diyerek çözüm önerilerini sıraladı.

Babacan konuşmasını topluma seslenerek tamamladı. Gençlere, annelere, işçilere, emeklilere seslenen Babacan, “Sizi görüyoruz. Sizi duyuyoruz. Yalnız değilsiniz. Bu ülkenin derdiyle dertlenmeyenlere inat, sizlerin sesi olmak için buradayız. Bu topraklarda yeniden adaleti, bereketi ve kardeşliği hâkim kılacağız” dedi.

Paylaşın

İş Arayan Her Dört Kişiden Biri Üniversite Mezunu

2 milyon 161 bin 561 kişinin Türkiye İş Kurumu’na (İŞKUR) iş arama amacıyla başvurduğu kaydedilirken, bu kişilerin yaklaşık yüzde 25’inin üniversite mezunu olduğu tespit edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son yayımladığı verilere göre, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 32’ye ulaştı. Bu oran, hem istihdamda olmayanları hem de iş bulma umudunu yitirmiş, çalışmaya hazır ancak başvuru yapmayan bireyleri kapsıyor. Geniş tanımlı işsiz sayısı toplamda 13 milyona yükselirken, bu sayı son bir yılda 2.2 milyon, son bir ayda ise 1.2 milyon kişi arttı.

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından açıklanan 2025 Ocak-Mayıs dönemi verileri ise işsizliğin yapısal boyutunu gözler önüne serdi. 2 milyon 161 bin 561 kişinin İŞKUR’a iş arama amacıyla başvurduğu kaydedilirken, bu kişilerin yaklaşık yüzde 25’inin üniversite mezunu olduğu tespit edildi.

İŞKUR’da kayıtlı olan üniversite mezunu iş arayanların dağılımı şöyle:

Önlisans mezunu: 245.414 kişi
Lisans mezunu: 265.408 kişi
Yüksek lisans mezunu: 12.290 kişi
Doktora mezunu: 495 kişi

Bu verilere göre toplam 523.608 üniversite mezunu, İŞKUR kapısında iş bekliyor. Dahası, bu mezunların 59.208’i bir yıldan uzun süredir iş arıyor.

Sözcü’nün haberine göre; İŞKUR verileri, hangi meslek gruplarında daha fazla işe yerleştirme yapıldığını da gösteriyor. İlk sırada 45.843 kişiyle turizm ve otelcilik elemanlığı yer aldı. Bu mesleği, 37.133 kişiyle silahsız özel güvenlik görevlisi, 18.165 kişiyle reyon görevlisi, 17.719 kişiyle güvenlik görevlisi ve 14.963 kişiyle konfeksiyon işçisi takip etti.

3 bin kişilik kadroya 1,6 milyon başvuru

İstihdamdaki umutsuz tablo, Sağlık Bakanlığı’nın işçi alımı ilanına yapılan başvurularla da gözler önüne serildi. Bakanlık, 3.658 kişilik bir alım duyurusunda bulunmuş; bu alımların 3.170’ini temizlik görevlisi kadrosu oluşturmuştu. Ancak bu sınırlı sayıda pozisyon için yapılan başvuru sayısı tam 1.6 milyona ulaştı.

Başvuruların şehir bazlı dağılımı da dikkat çekti:

İstanbul: 94.266 başvuru
Şanlıurfa: 71.838 başvuru
Ankara: 57.726 başvuru

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan “Bölgesel Barış” Çağrısı

Bölgesel gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yapan Selahattin Demirtaş, “Böyle bir dönemde hiç kimse küçük hesaplar yaparak maceracı, riskli ve sonu felaketle sonuçlanacak hamleleri aklından bile geçirmemelidir. Unutulmamalıdır ki, emperyalizm bir kazananı olmayacak bir viranedir” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bölgesel gelişmelere ilişki yazılı açıklama yaptı.

Demirtaş, “Hamaset Değil Cesaret Zamanıdır” başlıklı yazısında “Bizim, bölgesel barışı ilkesel olarak savunma ve bunun için yoğun çaba harcamanın yanı sıra, içeride de birliği ve barışı sağlamakta daha hızlı ve cesur hareket etmemiz gerekir” diyerek yapılması gerekenleri 4 başlıkta sıraladı:

“1- Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı ve PKK’nin fesih kararıyla birlikte silahsızlanma sürecinin herhangi bir tahriklamaya ya da provokasyona yüz vermeden, etkili ve hızlı şekilde tamamlanması için tüm taraflara düşen büyük görevler düşüyor, cesaret ve feraset gösterilmesi gerekiyor.

2- İç cepheyi güçlendirme amacına da adalet duygusunun gelişmesine de hizmet etmediği açık olan siyasi görünümlü yargı tacizlerine kesinlikle son verilmelidir. Ortada bir suç isnadı varsa bunun, tarafsızlığı ve bağımsızlığı sorgulanmayacak başsavcılar, savcılar ve yargıçlar eliyle yürütülmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.

Seçilmiş belediye başkanları ve bürokratların tutuksuz yargılanmaları iç hukukumuzun da gereğidir ve bu konuda artık somut mesafe kat edilmeli, tahliyeler sağlanmalı, adil bir yargı süreciyle de davalar en hızlı şekilde sonuçlandırılmalıdır. Orta Doğu’daki ateş devasa bir yangına dönüşürken toplumu dışlayacak böylesi tutumlarda ısrar edilmemelidir.

3- Böyle bir dönemde hiç kimse küçük hesaplar yaparak maceracı, riskli ve sonu felaketle sonuçlanacak hamleleri aklından bile geçirmemelidir. Unutulmamalıdır ki, emperyalizm bir kazananı olmayacak bir viranedir. Bizler Türkiye toplumunun her bir bireyine birer birer olacağız; olası risklere, saldırılara, provokasyonlara karşı gerektiğinde Edirne’den Hakkari’ye kadar 85 milyonluk bir halk olarak direneceğiz; ortak vatanımızı, canımız pahasına savunacağız.

Kendi iç sorunlarımızı da kendi aramızda, karşılıklı güven çerçevesinde ve “kardeşlik ruhuyla” çözeceğiz. Bunun dışındaki her arayış sadece felaket getirir. Bu konuda ezberci, öfkeli, intikamcı ve kindar hiçbir yaklaşıma prim vermeyecek, cesur ve samimi olacağız.

4- Orta Doğu yangınının kısa sürede sönmeyeceğini öngörerek kısa, orta ve uzun vadeli bir iç ve dış ortak politika hattının belirlenmesi ve her siyasi grubun bu hattı gönül rahatlığıyla savunabilmesi için Cumhurbaşkanı’nın davetiyle, TBMM’de tüm siyasi parti genel başkanlarıyla bir çalışma toplantısının en kısa zamanda yapılması yararlı olacaktır.

Belirttiğim noktaların hiçbiri iç politikada nezakete dayalı demokratik muhalefetin ve iktidarın denetlenmesinin, eleştirilmensinin önünde engel değildir. Birlik ve beraberlik ancak çoğulculuk ve eleştirel aklın özgürce işlemesiyle mümkündür.

Bizler barışı, özgürlüğü ve eşitliği bir arada savunacağız. Mazlum coğrafya Türkiye’dir; demokrasi, barış ve adaletin inşa edilmesi halinde bu unvan son bulacak, tüm dünya halkları için umut olacaktır. Bu kasırga bir gün elbette dinecek ve bizler bu toprakların kadim halkları olarak burada, bir arada, özgür ve eşit yaşayacağız.”

Paylaşın

Cezaevlerinde Kaç Kişi Açlık Grevinde?

CHP Milletvekili İnan Akgün Alp, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a, “Türkiye genelinde ceza infaz kurumlarında başlatılmış bir açlık grevi var mıdır? Kaç cezaevinde bu eylem yürütülmektedir? Kaç kişi açlık grevindedir?” sorularını yöneltti.

“Kuyu tipi” olarak adlandırılan yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına karşı başlatılan açlık grevlerine ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle önerge veren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, “Kaç cezaevinde bu eylem yürütülmektedir? Kaç kişi açlık grevindedir?​” diye sordu.

Evrensel’in aktardığına göre; Alp, şunları kaydetti: “Cezaevlerimizdeki tutuklu ve hükümlü sayısı 400 bini çoktan aştı. Bu sayı kapasitenin çok üzerinde. İnfaz rejimiyle ilgili düzenlemeler yapıldı fakat kamuoyunu yeterince tatmin etmedi, yeni bir paket beklentisi var. Çok sayıda tutuklu ve hükümlünün açlık grevinde olduğu ve bu grevlerin 200. gününe yaklaştığına dair çok sayıda mektup alıyoruz. Sayın Adalet Bakanına bir soru önergesi verdik ve bunun cevabını bekliyoruz.”

Alp, önergesinde ise şunları sordu:

Türkiye genelinde ceza infaz kurumlarında başlatılmış bir açlık grevi var mıdır?
Kaç cezaevinde bu eylem yürütülmektedir? Kaç kişi açlık grevindedir?
Açlık grevine katılanların talepleri nelerdir?
Adalet Bakanlığı bu taleplerin karşılanmasına veya sorunların çözümüne dönük bir çalışma yürütmekte midir?
Açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık durumları izlenmekte midir? Herhangi bir sağlık sorunu yaşanmış mıdır?

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun “Akın Gürlek” Davası 16 Temmuz’a Ertelendi

Ekrem İmamoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i “tehdit edip, hedef gösterdiği” iddiasıyla açılan dava 16 Temmuz saat 10.00’a erteledi. İmamoğlu için 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası isteniyor.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik sözleri nedeniyle açılan davanın ikinci duruşması Silivri’de görüldü.

Ekrem İmamoğlu savunmasında, “İstanbul’u bu zihniyete karşı tam üç kez kazandığım için bu zindandayım. 16 milyon kişiye ayırmadan, insanlığa hizmete kutsal bir çerçeveden bakan, herkesin derdine ortak olan halkçı bir belediyecilik yaptığımız için buradayım. Ön seçimde dünya tarihinde ilk kez 15,5 milyon kişinin oyunu alarak cumhurbaşkanı adayı olduğum için buradayım” dedi. Savunmasında birçok kez “Biz yargılanmıyoruz, direkt cezalandırılıyoruz” ifadesini kullanan İmamoğlu, bunun nasıl yapıldığını örnekleriyle anlattı.

İmamoğlu’nun savunmasının ardından avukatları, savcılığın esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma için ek süre talep etti. 10 gün süre veren mahkeme heyeti, duruşmayı 16 Temmuz saat 10.00’a erteledi.

Neden yargılanıyor?

Ekrem İmamoğlu, 20 Ocak’ta Modern Hukuk ve Yargının Siyasallaşması Paneli’nde CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’ın gözaltına alınması üzerinden Akın Gürlek’e seslendi ve şunları söyledi:

“Cem Aydın’ı ifade için çağırıyorsun. Evine baskın yapıyorsun. Senin amacın milletin gözünü korkutmak. Başsavcı sana söylüyorum. Senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına kimse dayanmasın.”

Bunun üzerine hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma davaya dönüştü. İddianamede ‘kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret’, ‘tehdit’ ve ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek’ suçlandı ve 7 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Özgür Özel hakkında da Akın Gürlek’le ilgili soruşturma

CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında da Başsavcı Akın Gürlek’e yönelik sözleri nedeniyle soruşturma Ankara’da başlatılmıştı.

Özel’in Akın Gürlek’e yönelik “Akın sert kayaya çarptın oğlum. Aklını başına al Akın… Bir daha görmeyeceğim… O haysiyetsizliği bir daha görmeyeceğim” şeklindeki sözlerinin “suç işlemeye tahrik, kamu görevlisine hakaret ve tehdit suçlarını oluşturduğu” sözleri soruşturmaya konu olmuştu.

Paylaşın

DEM Partili Temelli’den “Süreç” İçin Komisyon Çağrısı

DEM Partili Sezai Temelli, PKK’nın silah bırakma ve fesih kararı sonrası gelişen sürece ilişkin, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a Meclis’te komisyon kurulması için harekete geçme çağrısı yaptı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’te güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenen Temelli, “Türkiye’de sağlanacak olan Kürt barışının bölgeye olacak etkilerini uzun zamandır dile getiriyoruz. Kürt meselesi demokratik bir çözüme kavuşursa bu anlamda kalıcı bir barış inşa edilebilirse bölge halklarının kurtuluşu da buradan geçer. Filistin halkının da bölgedeki tüm halkların da kurtuluşu buradan geçiyor. Yoksa İran ve İrail gibi rejimilerden geçmiyor. Bugün için Türkiye için çok riskler birikmiş durumda. Bu risklere karşı yegane gücümüz barıştır. Bu vesileyle çağrımızı yineliyoruz; gelin demokratik toplum çağrısına, kalıcı barış mücadelesine destek verin. Bu anlamıyla üzerimize düşen sorumluluklar var. Diplomasi alanında yapılacaklar var ama Meclisin de yapması gerekenler var. Meclis torba yasaların içinde boğulmaya devam ediyor. Oysa Meclis demokratik toplum ve barış konusunda inisiyatif alma günlerini yaşıyor.” dedi.

“Meseleye özgü Meclis komisyonu kurulmalı”

İnisiyatif alınması ve adım atılmasını isteyen Temelli komsiyonun yapısına dair ise şunları söyledi: “Meseleri birbirine karıştırmamız gerekiyor. Bu konuda çalışacak komisyon kendisini bu konuda yetkinleştirmeli ve etkili bir çalışmayı ortaya koymalıdır. Yok anayasa yok başka meselelermiş, her şeyi birbirine karıştırıp hareketsiz hale gelmememiz lazım. Anayasa çalışmaları da muhakkak yapılabilir diğer çalışmalar da yapılabilir ama bu meseleye özgü bir çalışma için Meclis komisyonu önemlidir.”

Hasta tutukluların durumuna değinen Temelli yargı paketindeki eksiklikleri eleştirdi, “Nihat Genç 30 yılı doldurmasına rağmen iyi halli olmadığı gerekçesiyle bırakılmadı. İnsanlara ‘pişman mısınız’ diyerek kimliğini değiştiremezsiniz..” diye konuştu.

Gazetecilerin İmralı görüşmesinin ne zaman gerçekleşeceği sorusu üzerine “Başvuruyu yaptık cevap bekliyoruz.” diye yanıt verdi.

(Kaynak: MA)

Paylaşın