Suriye’nin Güneyinde Şiddetli Çatışmalar: En Az 516 Ölü

Suriye’nin güneyinde Dürzilerin yaşadığı bölgede yaşanan çatışmalarda en az 516 kişinin öldüğü duyuruldu. Çatışmalar nedeniyle çok sayıda ailenin de bölgeyi terk ettiği bildirildi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 13 Temmuz’da Siweyda kentinde başlayan çatışmalarda 516 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Yaşamını yitirenler arasında 86 sivil de yer alıyor. Gözlemevi, aynı zamanda mezhep savaşı ve ihlallerin artması konusunda uyarılar da bulunuldu.

SOHR, çok sayıda ailenin birçok mahalleden göç ettiğini belirterek, bölgede korkunun hakim olduğunu kaydetti. SOHR, göçmen ailelere ait mahallelerin Dürzi silahlı grupları tarafından kuşatıldığını belirtti. Buna bağlı olarak Süveyda’nın batısındaki Teara ve Eldara köylerinde göçmen aşiretler ve Süveyda’nın yerel grupları arasında çatışmalar yaşandığı belirtildi.

Suriye’nin kuzeyde özerklik ısrarı

Öte yandan Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetimi, elde ettikleri fiili özerkliği korumalarını sağlayacak “ademi merkeziyetçi bir Suriye” talebini yineledi.

Ülkenin kuzeyinde fiilen yönetimi elinden bulunduran Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi Pazar günü yaptığı açıklamada, “çoğulcu demokratik bir sistem, sosyal adalet, cinsiyet eşitliği ve toplumdaki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan bir Anayasa” çağrısında bulundu.

“Suriyeliler onlarca yıldır gücü ve refahı tekelinde tutan, yerel siyasi iradeyi bastıran ve ülkeyi art arda krizlere sürükleyen merkezi bir sistemden acı çekti” ifadelerine yer verilen açıklamada, “Bugün, tüm halkını kucaklayan ve haklarını eşit şekilde garanti altına alan ademi merkeziyetçi yeni bir Suriye’nin inşasında etkili ortaklar olmayı arzuluyoruz” denildi.

Kürt yönetiminin fiilen ordusu konumundaki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) komutanı Mazlum Abdi geçtiğimiz hafta Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Şam’da bir araya gelmişti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın da katıldığı toplantıda taraflar Mart ayında SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusunda varılan uzlaşının hayata geçirilmesini masaya yatırdı. Ancak görüşmelerde sürecin nasıl ileriye taşınacağı yönünde uzlaşma sağlamamadığı açıklandı.

Görüşme sonrasında Şam yönetimi “her türlü bölünme ya da federalleşmeye” karşı olduğunu yineledi ve SDG savaşçılarının orduya dahil edilmesi çağrısında bulundu.

Şara ile Abdi, Mart ayında kuzeydeki silahlı güçler dahil tüm kurumların merkezi hükümete entegre edilmesi konusunda anlaşmıştı. Ancak Kürt yönetimi, Suriye’deki iç savaş boyunca elde ettiği özerkliği muhafaza etmek istediği için bu yönde fiilen adım atmadı.

ABD Büyükelçisi Tom Barrack, Çarşamba günü Kurdistan 24 kanalına verdiği röportajda, SDG’nin IŞİD’e karşı mücadelede oynadığı rolün önemini kabul etmekle birlikte, “Kendileri için gelecekteki tek yolun Şam olduğu gerçeğini kabul etmek zorundalar” demişti.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nden CHP’ye Ziyaret

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Öcalan’ın avukatı Faik Özgür Erol, CHP Genel Merkezini ziyaret ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü.

Haber Merkezi / Yaklaşık bir saat süren ziyaret sonrası yapılan açıklamada Pervin Buldan ve Mithat Sancar şunları söyledi:

Buldan: “Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdik. Bir saatin üzerinde bir zamanda önemli değerlendirmeler yapıldı. Barış süreci, silah imha töreninden sonra geldiğimiz aşamalar, Meclis’te kurulacak olan komisyon ve bu komisyondan beklentiler ve barış sürecinin ilerleyebilmesi için ortak bir mutabakatın sağlanması konularını detaylıca değerlendirdik sayın başkanla birlikte.

Önemli bir toplantıydı, çünkü yarın Sayın Numan Kurtulmuş’un bütün partilerin grup başkanvekilleriyle sabah bir buluşması gerçekleşecek. Komisyon öncesi yapılacak olan bu buluşmanın da önemli olduğunu, birlikte detaylı bir şekilde değerlendirdik. Çünkü her partinin komisyona dair farklı önerileri ve beklentileri var. Bu komisyonda tartışılması gereken ve sonuca ulaşması gereken farklı beklentiler olduğu için komisyon meselesini daha detaylı değerlendirdik ve tartıştık.

Sayın Özgür Özel’in barış meselesine başından beri sunmuş olduğu önemli katkılar var ve bu katkıların önemli olduğunu ifade ettik. Sayın Özel’in barış sürecine bundan sonra da hem destek vereceğini hem de bu konuda çalışmalara kıymetli bir şekilde destek sunacağını da en azından öğrenmiş olduk. Sayın Özel’e teşekkür ediyoruz bizi kabulünden dolayı. Şunu ifade etmek isterim. Yarın yapılacak komisyon toplantısı önemli bir toplantı. Buradan çıkacak sonuçları hep birlikte bekliyoruz. Sonuçlarını göreceğiz.”

“Sorunu çözme sorumluluğu hepimizin”

Sancar: “Sayın Özgür Özel ve heyetiyle değerli bir görüşme yaptık. İlgilerine çok teşekkür ediyoruz. Sürecin geldiği aşama ile ilgili önemli bütün konuları karşılıklı konuşma imkanı da bulduk. Elbette bu sürecin şimdiki aşamasında Meclis’in devreye girecek olması çok önemli. Çünkü barış yolunda ilerleme ve bu süreci çözüme doğru sağlamlaştırarak yürütme konusunda Meclis çok hayati bir rol oynayacaktır. Bunu baştan beri söylüyoruz.

Bunun dışında elbette başka alanlarda yaşanan sorunlar da var. Sürecin toplumsallaşabilmesi ve barışın bütün toplumu kapsayacak bir şekilde yaygınlaşması önemlidir. Barışın yerleşebilmesi için toplumsallaşması gerekiyor. Bunun için de hukuksal güvenceler ve demokratik mekanizmalar çok önemlidir. Daha doğrusu barışın yerleşebilmesi toplumsallaşma ile mümkün. Toplumsallaşmanın da en önemli araçları hukuksal güvenceler ve demokratik mekanizmalardır.

Elbette her siyasi partinin ve her toplumsal aktörün bu süreçten beklentilerinde ve bu sürece bakışlarında farklılıklar olabilir. Ama 50 yılda birikmiş acılarla devam eden bu sorunda bir çözüme ulaşmak için de olağanüstü bir gayret sarf etme gibi bir yükümlülüğümüz var. Bu yükümlülüğü yerine getirmek de diyalogla, bütün aktörlerin ve toplumsal güçlerin diyaloguyla mümkündür.

Şimdi Meclis zemininde bunun daha yoğun bir şekilde yaşanacağı aşamaya geliyoruz. Biraz önce Pervin Hanım da söyledi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı. Komisyonla ilgili, herhalde önerilerin mutabakata dönüşmesiyle ilgili bir toplantı bu. Oradan çıkacak sonuca göre komisyonun çalışma zamanı ve şartları belirlenmiş olacak. Bizler, barışı adalet ve toplumsal bütünleşme üzerine kurmaya yönelik çabalarımızı en yoğun şekilde sürdüreceğiz. Bu yolda da hep birlikte inşallah başarılı olacağız.”

Paylaşın

Gençlerin Yüzde 42’si Evlenmeyi Düşünmüyor

Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre; Gençlerin yüzde 42’si henüz erken olduğu için evlenmeyi düşünmediğini ifade etti. Gençlerin, yüzde 26’sı ise maddi imkansızlıklar nedeniyle evlenemediğini belirtti.

Araştırma şirketi KONDA’nın Mayıs 2025 tarihli Barometre raporu, Türkiye’de evliliğe bakışın değiştiğini ve özellikle gençlerin evliliği ertelemelerinin ardında birçok toplumsal, ekonomik ve kişisel nedenin bulunduğunu ortaya koydu. 1757 katılımcıyla yapılan araştırmada, evlenmeyi düşünmeyen bireylerin en çok “henüz erken olduğunu düşündükleri” ve “maddi imkansızlıklar” nedeniyle bu kararı aldıkları görüldü.

Araştırmaya göre, evlenmeyi düşünmeyenlerin yüzde 42’si bu kararı almalarının temel gerekçesinin “henüz erken olduğunu düşünmeleri” olduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 34’ü iş veya okul gibi bireysel hedeflerin evlilikten daha öncelikli olduğunu ifade ederken, yüzde 31’i ise “ülke ve dünyanın geleceğinden endişe duyduğu” için evliliği gündemine almadığını söyledi.

Katılımcıların dörtte biri (%26), evlilik kararlarını ertelemelerinin başlıca nedeninin maddi imkansızlıklar olduğunu dile getirdi. Yüzde 21’lik kesim ise “evlenecek aday” bulamadığını söyledi. Bu veriler, ekonomik belirsizliklerin ve sosyal çevre faktörlerinin evliliği nasıl etkilediğine dair önemli bir tablo sunuyor.

Araştırmada daha düşük oranlarda da olsa dikkat çeken başka nedenler de yer aldı: Yüzde 3, partnerinin ya da sevgilisinin evlenmek istemediğini belirtirken, aynı oranda katılımcı ailesinin izin vermediğini söyledi. Yüzde 2 ise sağlık sorunlarını gerekçe gösterdi. Yüzde 7’lik bir kesim ise “diğer” seçeneğini işaretleyerek, farklı bireysel gerekçelerle evliliği düşünmediğini ifade etti.

Paylaşın

Özgür Özel Hakkında Yeni Soruşturma

CHP Lideri Özgür Özel hakkında, “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” ve “tehdit” nedeniyle soruşturma başlatıldı. Özel’in Silivri’de yaptığı konuşma soruşturma gerekçesi olarak gösterildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, Silivri’de yaptığı konuşma nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Savcılıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullandı: “CHP Genel başkanı Özgür Özel hakkında 16/07/2025 tarihinde ilimiz Silivri içerisinde yapmış olduğu basın açıklamasında Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Cahit Cihad Sarı’ya yönelik sözlerine nedeniyle kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret ve tehdit suçlarından re’sen soruşturma başlatılmıştır. Ayrıca adı geçen şahsın bu söylemlerinden sonra Cumhuriyet Savcımızı hedef alan sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara yönelik ayrıca soruşturma başlatılmıştır.”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı değerlendirirken,  İBB operasyonlarında görevli bir savcıyla ilgili önemli iddialarda bulundu. Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde açıklamayan yapan Özel, Erdoğan’ın ‘beyaz Toros’ olaylarına değinmesine atıfta bulunarak, bir savcının İBB operasyonlarında tutuklanan kişiler üzerinde baskı uyguladığını söyledi.

Özel, ismini vermeyip “saçını toplayıp aklını başına toplamayan biri” diye bahsettiği bir savcıya sert ifadelerle yüklendi. Özel, açıklamalarından İBB operasyonlarında görevli olduğu anlaşılan savcıya ilişkin olarak,  “Beyaz Toros’u koymuş oraya, sen kimi tehdit ediyorsun! Onun malına çök, bunun malına çök! Ne diye yetiştirdiler sizi? 1 masum yanlışlıkla içeride duracağına 99 suçlu dışarıda geçsin. Tutukluluk tedbirini buna göre verin diye öğrettiler. Ne yapıyorsun sen? Ne diye herkesin anasının, babasının emeğiyle kurulmuş 60 yıllık şirketlere pat diye çöküyorsun. Kul hakkı yemiyor musun, nasıl vereceksin hesabını?” dedi.

Paylaşın

İmralı Heyeti’nden “Süreç” Yorumu: Hukuki Zemin Çok Önemli

16 önem taşıyor” dedi.

Görüşmeye ilişkin İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ise, “Önemli bir ziyaret oldu. Sürecin geldiği aşamaları hem siyasal anlamda, hem hukuki anlamda, hem de bundan süreç açısından gidilmesi gereken yol anlamında genel bir değerlendirme yaptık” ifadelerini kullandı.

DEM Parti İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ile Mithat Sancar, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. Pervin Buldan ve Mithat Sancar, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Pervin Buldan, açıklamasında, “Önemli bir ziyaret oldu. Sürecin geldiği aşamaları hem siyasal anlamda, hem hukuki anlamda, hem de bundan süreç açısından gidilmesi gereken yol anlamında genel bir değerlendirme yaptık” dedi.

Buldan, şöyle devam etti: “Komisyon aşamasına girdiğimiz bu süreçte sayın Adalet Bakanı’nın da önemli bir görevi ve rolü olacağı kanaatini taşıyoruz. Bu sürecin hukuki bir zeminde yürütülmesini önemli olduğunu ifade ettik kendisine. Kendisi de her türlü desteği şimdiye kadar sunduğunu ama bundan sonra da bu süreç içerisinde sürecin ilerlemesi açısından hukuki ve yasal zeminde yürümesi için görev üstleneceğini ifade etti. Önemli bir görüşme oldu, olumlu bir görüşme oldu.”

Mithat Sancar ise açıklamasında, “Verimli bir görüşme yaptık. Sürecin geldiği bu aşamda hukuki zemin çok önem taşıyor. Sürecin sağlam ve sağlıklı ilerlemesi ve istediğimiz barışa, hukuk devletine, demokrasiye doğru ilerlemesi için Adalet Bakanlığı özel bir konumda duruyor. Çok fazla çalışma yapılacak bundan sonra elbette” diye konuştu.

“Görüşmede Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi konuşuldu mu?” sorusuna Pervin Buldan, “Her konu konuşuldu. Detay vermeyeceğiz, soru da almayacağız aslında öyle kararlaştırmıştık ama sorabileceğiniz hemen hemen bütün konular konuşuldu” yanıtını verdi.

“Silah bırakma süreciyle ilgili bir takvim var mı?” sorusuna ilişkin Buldan, “Takvim yok ama süreç belli aşamalarda ilerleyecek. Aşama aşama gidiyor zaten. Bir silah bırakma, silah teslimi töreninden sonra yeni bir aşamaya geçilecek. Bu aşama, komisyon aşaması elbette ki. Komisyon aşamasında yapılması gereken çok şey var. Bu da tamamlandıktan sonra belki başka bir aşamaya geçilecek. Biz her aşamayı kamuoyuyla paylaşıyoruz, bundan sonra da paylaşmaya devam ederiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan Erdoğan’a: Üçlü İttifak Yok, Biz Devletle Görüşüyoruz

Erdoğan’ın “AKP, MHP ve DEM olarak üçlü yürümeye karar verdik” sözlerine yanıt veren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kesinlikle böyle bir ittifak yok. Biz herhangi bir parti ile değil, devletle bu yolu yürüyoruz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Halk TV’de gazeteciler Kürşad Oğuz ve İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı. Hatimoğulları, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “AKP, MHP ve DEM olarak üçlü yürümeye karar verdik” açıklamasının gündeme getirdiği yeni ittifak iddialarını net bir dille reddetti.

Tülay Hatimoğulları, Erdoğan ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bu sözlerin bir ittifakı kastetmediğine dair açıklamalarını hatırlatarak, “Kesinlikle böyle bir ittifak yok. Herhangi bir partinin çıkarı için dar anlamda bir birliktelik söz konusu olamaz. Biz bu yolu herhangi bir partiyle değil, devletle yürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, sürecin yalnızca iktidarla yürütülmediğini, aynı zamanda muhalefet partileriyle de temas kurulduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Sürecin başladığı ilk günden bu yana sadece iktidar ile değil, muhalefet partileriyle de görüştük. Çünkü barış sürecinin muhalefetsiz olamayacağını başından beri ifade ediyoruz. Biz Süleymaniye’de tarihi bir ana şahitlik ettik. Bunun konuşulmasını isterdik. Ancak belli ki bir kesim bu sürecin gelişmesini istemiyor.”

“Barış süreci seçimle ilişkilendirilmemeli, bu sürece zarar verir”

Programda gündeme gelen bir diğer konu da yeni anayasa çalışmaları oldu. İsmail Saymaz’ın, DEM Parti’nin yeni anayasa sürecine destek vereceği yönündeki iddiaları sorması üzerine Tülay Hatimoğulları şu değerlendirmede bulundu:

“İktidar cephesinden bir erken seçim sinyali gelmiş değil. Ancak mevcut anayasa ile süreç yürütülemiyor. Ya erken seçim gerekecek ya da anayasa değişikliği. Barış süreci seçimle ilişkilendirilmemeli, bu sürece zarar verir. Biz mümkün mertebe bu tartışmayı gündemimize almak istemiyoruz.”

Tülay Hatimoğulları’nın açıklamaları, son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan ittifak ve anayasa süreci iddialarına net bir yanıt niteliği taşıdı.

Paylaşın

Ahmet Özer’e “Kent Uzlaşısı” Davasında Tahliye Kararı

Ahmet Özer, “terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılandığı davada tahliye edildi. Ancak “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla da hakkına tutukluluk kararı bulunan Özer’in cezaevinde kalacak.

Haber Merkezi / Ahmet Özer’in 23 Mayıs’taki ilk duruşması sonrasında Silivri’deki Marmara Cezaevi önünde açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ahmet Özer’in “suçunun” Kürt olmak ve Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak olduğunu söylemişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “silahlı terör örgütü PKK/KCK üyesi olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, salonunun yetersiz kalması nedeniyle Silivri Adliyesi’nin 1 numaralı salonunda düzenlendi. Duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Özer ile avukatları ve çok sayıda partili katıldı.

Özer savunmasında şunları söyledi: “Yargılamam gereksiz şekilde uzatıldı. Hakkımda uydurma iddialarla suç isnat edildi. Ben ve avukatlarım, tanıkların iddialarını çürüttük ve önceki duruşmada tahliye beklerken bugün yine ikinci kez hakim karşısındayım.

Bir tek insan acı çekiyorsa, birçok insan acı çekiyor demektir. 11 Temmuz’da barış sürecinde önemli bir adım attık; ancak benim tutukluluğumun hâlâ devam etmesi bir çelişkidir. Ahmet Özer davası, barış için bir samimiyet testidir.

Başından beri lekelenmeme hakkım ihlal edildi, suçlu ilan edildim. Benim terör örgütü üyesi olmadığımı dünya alem biliyor. Barış süreci yapılacak diye tahliye olmak istemiyorum; zaten hiçbir örgüt üyesi değilim. Sadece terörsüz bir Türkiye yetmez, demokratik bir Türkiye de gerekir.”

Mahkeme heyeti, duruşma sonunda Özer’in yurt dışına çıkış yasağı ve İstanbul sınırlarını terk etmeme şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Ancak Özer Mali Suçlar davası nedeniyle de tutuklandığı için Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde kalmaya devam edecek.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “terör” soruşturması kapsamında 4 Kasım’da tutuklanan ve ardından görevden alınan Ahmet Özer, yolsuzluk soruşturması kapsamında ise “ihale yolsuzluğu’ suçlamasıyla tekrar tutuklanmıştı.

Özer’in tutuklanması, CHP’li belediyelere yönelik başlayan ve siyasi amaçlı olduğu düşünülen operasyonların ilki olarak görülüyor.

Ahmet Özer, ilk duruşmada tutuklanmasının aslında Esenyurt’a kayyum atamakla ilgili olduğunu belirterek “Bir amacı da Esenyurt’tan İstanbul’a tünel kazmaktır. CHP’yi terör örgütüyle ilişkilendirmektir. Bugün burada tarihi bir karar vereceksiniz. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” demişti.

23 Mayıs’ta görülen ilk duruşmadaki savunmasında PKK ile yürütülen müzakerelere de değinen Özer, “Ben hayatımı barışa, kardeşliğe adamış biriyim. Vereceğiniz karar tarihi bir karar olacak. Örgütle barış süreci yürütülüyor. Ben tahliyemi ve beraatimi barış sürecinden dolayı istiyor değilim ama bu karar sürece de katkı yapacaktır. Ben zaten terör örgütü üyesi değilim” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak mahkeme, Özer’in tahliye talebini reddetmiş tutukluluğuna devam kararı almıştı.

Özer’in 23 Mayıs’taki ilk duruşması sonrasında Silivri’deki Marmara Cezaevi önünde bir açıklama yapan CHP lideri Özgür Özel, Ahmet Özer’in “suçunun” Kürt olmak ve Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak olduğunu söylemişti.

Cezaevinde tutuklu bulunan ve bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki başkanlık görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da “Seçimle alamadıkları Esenyurt’u kayyımla ele geçirmeye çalışanlar, Ahmet Özer başkanımızı terörle suçlayarak aylardır bir hukuk katliamı gerçekleştiriyor” demişti.

Kent uzlaşısı eleştirisi

İktidar uzun süredir muhalefet tarafından ‘kent uzlaşısı’ operasyonları nedeniyle eleştiriliyordu. ‘Kent uzlaşısı’ kavramı, CHP ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde bazı belediyelerdeki işbirliği için kullanılmıştı. Bu resmi bir ittifak değil. Partiler bunun bir ‘taban ittifakı’ olduğunu söylüyor.

Özer de bu kapsamda Esenyurt’ta belediye başkanı seçilmişti. Ancak bu ‘işbirliği’, iktidar tarafından ‘terörle’ ilişkilendirilerek ‘suç’ sayıldı. Buna karşın iktidar temsilcileri Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile ‘Terörsüz Türkiye’ denilen bir süreci yürütüyor. Böylesine bir ortamda yasal partiler arasındaki işbirliğinin hedef alınması, muhalefet tarafından eleştirilmişti.

Ayrıca Özer, önceki ‘barış süreci’nde Meclis’te kurulan komisyonda görev almış bir isim. Özer’in ‘kent uzlaşısı’ tutukluluğu, bu açıdan da muhalefet açısından ‘absürt’ bulunuyordu. Böylelikle Özer’in bu kapsamdaki tutukluluğu, ikinci sürecin başlatıcısı olan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımcısı Yıldız’ın mesajı sonrası kaldırılmış oldu.

Paylaşın

Seçim Anketi: CHP, AK Parti’nin 2,3 Puan Önünde

Son seçim anketine göre; CHP, AK Parti’nin 2,3 puan önünde. Ankete katılan katılımcıların, yüzde 32,5’i CHP’ye oy vereceklerini, yüzde 30,2’si ise AK Parti’ye oy vereceklerini belirtti.

Haber Merkezi /Katılımcıların, yüzde 8,6’sı MHP’ye, yüzde 7,7’si DEM Parti’ye ve yüzde 5,1’i de Zafer Partisi’ne oy vereceklerini belirtiler.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

PİAR Araştırma şirketinin temmuz ayı anketine göre partiler oy oranlarını büyük ölçüde koruyor.

26 ilde 3 bin 160 katılımcıyla 7 – 9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen ankette, “Bu pazar genel seçim olsa oy vermeyi düşündüğünüz parti hangisidir?” sorusu yöneltildi.

CHP, yüzde 32,5 oy oranı ile birinci parti konumunu sürdürürken, AK Parti’nin oy oranı yüzde 30,2’de kaldı.

Kararsızlar dağıtıldığında ise tablo şu şekilde oluştu:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 32,5
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 30.2
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): Yüzde 8,6
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 7,7
Zafer Partisi: Yüzde 5,1
İYİ Parti: Yüzde 4.6

Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 3.8
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 1,5
Saadet Partisi: Yüzde 1,4
Türkiye İşçi Partisi (TİP): Yüzde 1,2
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi): Yüzde 0,8
Diğer: Yüzde 2,6

Paylaşın

Buldan’dan Erdoğan’ın “AKP-MHP-DEM” Sözlerine Yanıt : Bu İttifak Süreç İttifakıdır

Erdoğan’ın “Şimdi AK Parti, MHP, DEM en azından üçlü olarak bu yolu beraber yürüme kararı verdik” sözlerine ilişkin konuşan DEM Partili Pervin Buldan, “Yanlış bir yere çekilmesin. Bu ittifak süreç ittifakıdır” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şimdi AK Parti, MHP, DEM en azından üçlü olarak bu yolu beraber yürüme kararı verdik” sözlerine ilişkin ANKA’ya konuştu:

“Yanlış bir yere çekilmesin. Bu ittifak süreç ittifakıdır. Başka bir ittifak olarak algılanmamalı kesinlikle. Herkesin çizgisi ve gittiği yol bellidir. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’yla birlikte DEM Parti’nin süreç itibariyle ortak yol yürüyeceğinin bir mesajıydı bu. Elbette ki biz DEM Parti olarak bu sürecin tam merkezindeyiz ama çözmesi gereken de Cumhur İttifakı’dır. Dolayısıyla böyle bir birliktelik, ortaklaşma anlamlı olacaktır. Bence bunun adına süreç birlikteliği diyelim. Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verilen mesaj, bu birlikteliğin süreç itibariyle olacağının da bir sinyaliydi.”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” projesine ilişkin, “Altını çizerek söylüyorum. Cumhur İttifakı olarak AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve DEM heyeti ile de birlikte bu süreci evelallah pişirerek geleceğe taşıyacağız” dedi. Bu hafta için DEM Parti’den Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile bir araya geldiklerini hatırlatan Erdoğan, “Oturduk, konuştuk. Beraber birlikte bu yürüyüş için neler yapabiliriz bunları konuştuk. Demek oluyormuş. Daha güzel şeyler olacak” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Şimdi AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, DEM biz en azından üçlü olarak bu yolu beraber yürümeye kararı verdik… Şunu herkes bilsin ki artık yumrukları sıkmaya gerek yok. Musafaha edeceğiz. Kucaklaşacağız. Konuşacağız. Birbirimize karşı adım atarak yürüyeceğiz” diye konuştu. Erdoğan, “Irak ve Suriye’deki Kürt kardeşimin meselesi de unutmayın bizim meselemizdir” diyen Erdoğan, onlarla da süreci görüştüklerini, onların da “çok mutlu” olduğunu söyledi.

Paylaşın

Bahçeli’den Demirtaş’a Teşekkür Telefonu

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, PKK’nın silah bırakma töreni sonrası, Selahattin Demirtaş’ın avukatını arayarak sürece katkılarından dolayı teşekkürlerini ve selamlarını ilettiği öğrenildi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK’nın Süleymaniye’de düzenlediği silah bırakma töreninin ardından, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a teşekkür mesajı gönderdiği öğrenildi.

Serbestiyet’in edindiği bilgilere göre Bahçeli, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demirtaş’ın avukatını telefonla arayarak sürece verdiği katkılardan ötürü memnuniyetini dile getirdi.

Bahçeli, telefonda avukata şu ifadeleri kullandı: “Bu sonucun ortaya çıkmasında katkıları çok değerli ve etkili oldu. Bu vesileyle teşekkürlerimi, selam ve saygılarımı kendisine iletirseniz sevinirim.”

Mesajın iletilmesinin ardından Selahattin Demirtaş da el yazısıyla bir not yazarak Bahçeli’ye teşekkürlerini ve saygılarını sundu.

Bu karşılıklı mesajlaşma, Türkiye’de uzun süredir devam eden çatışmalı dönemin ardından atılan silah bırakma adımının, siyasi zemindeki yankılarının yeni bir boyut kazandığını ortaya koydu.

PKK kurucusu Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine PKK’lı ilk grup bugün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Süleymaniye’de “silah bırakma” töreni düzenledi.

DEM Parti’nin verdiği bilgilere göre, aralarında KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Besê Hozat’ın bulunduğu 15 kadın 15 erkek toplam 30 PKK’lı silahlarını yakarak imha etti. 26 Kalaşnikof, 1 Kanas, 1 M4, 1 RPG ve 1 Bixi olduğu bildirilen silahlar bir kazana konularak yakıldı. Silah bırakma töreni, Casana Mağarası’nda yapıldı.

Heyet silah bırakma töreninin yapılacağı alana götürülürken, 200 kadar gazeteci töreni Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye kentine bağlı Dukan ilçesinde kurulan ekranda izledi.

Paylaşın