Liderlerden Can Atalay Tepkisi: Artık Kanun Devleti Bile Değiliz

Siyasi parti liderleri, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine tepki gösterdi.

İYİ Parti Lideri Akşener, “Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararıyla birlikte artık anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürükleniyoruz” ifadelerini kullanırken, DEVA Partisi Lideri Babacan, “Sayenizde artık kanun devleti bile değiliz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ise, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin darbe olduğunu ifade ettiler.

Siyasi parti liderlerinin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin tepkileri şöyle:

Sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yayınlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu darbe girişimine karşı direneceğiz, mücadele edeceğiz. Bu mücadelede herkesi direnmeye, mücadeleye ve bu darbe girişimine karşı pozisyon almaya, tepki göstermeye davet ediyoruz!” dedi.

Konuşmasında, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkında iki kez hak ihlali kararı verdiğini, bu karara mahkeme ve Yargıtay’ın uymayarak Atalay’ı tahliye etmediğini hatırlatan Özgür Özel, “Biraz önce karar okutulurken, bu Meclis’in hakkını, hukukunu savunacak Meclis Başkanı neredeydi? Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Okuttuğu kararda Meclis’e ayar veriyorlar, millete ayar veriyorlar. Meclis Başkanı’na bu kararı hala niye okutmuyorsun diyorlar. Ve böyle bir karar okutuldu” ifadelerini kullandı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un kararın kendisinin Meclis’te olmadığı sırada okutulmasını istediğini iddia eden Özel, “Meclis Başkanı demiş ki, ‘Aman ben dışarıdayken okutun bu kararı’. Bekir Bey’e yetki vermiş, Bekir Bey vekalet ederken kararı okuttu. Güya bu ayıptan, rezaletten kendini kurtaracak. Başını Birleşik Arap Emirlikleri’ne gömünce bu yapılan büyük hukuksuzluğu, Meclis’e saygısızlığı, sana saygısızlığı görmemiş mi oluyorsun?” diye konuştu.

Burada elbette baş sorumlu, sarayda oturan, bütün yetkileri kendisinde toplayan, Anayasa’yı kendisi için önce ihlal eden sonra Anayasa’yı OHAL şartlarında kendine uyduran birisinin yargıyı da kontrol etmesidir” diyen Özel, şöyle devam etti:

“Anayasa Mahkemesi geçit vermedi ama buna geçit verenler Yargıtay’dır, AK Partili yöneticilerdir ve en büyük sorumluluk sahibi de Meclis Başkanı’nın ta kendisidir. Bütün Türkiye’ye sesleniyoruz, Anayasa’nın yok sayılması devletin yok sayılmasıdır. Bugün bir maddeyi yok sayanlar, yarın öbür maddeyi yok sayarlar. Malımızın, canımızın güvencesi anayasadır. Anayasa olmazsa devlet olmaz. Anayasa’yı yok sayanlar bugün Can Atalay’a, Hatay’a ama yarın sana tehdittir. Bu darbe girişiminin karşısında Anayasa’yı korumak her vatandaşın görevidir. Direneceğiz, mücadele edeceğiz.”

“Artık kanun devleti bile değiliz”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Başörtüsü yasaklarına, siyasi parti kapatma davalarına karşı başvurduğunuz mahkemeleri ezip geçtiniz. Hakkı savunan yargıçlar sayesinde o koltuklarda oturup hakkı savunan Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorsunuz. Sayenizde artık kanun devleti bile değiliz” açıklamasını yaptı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bugüne kadar yargı makamları arasında çözülemeyen bir anayasal devlet krizine, ne yazık ki bu akşam Türkiye Büyük Millet Meclisi de dahil oldu” dedi.

“Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi kararıyla birlikte artık anayasasız bir devlet tehlikesine doğru sürükleniyoruz” diyen Akşener, “Sayın Erdoğan’ın devlet organları arasındaki sorunu çözmek yerine, daha da büyütmeyi seçmesine biz elbette şaşırmadık! Ancak anayasamız, milletin andıdır! Andını çiğnediğiniz bir milletin iradesini bu saatten sonra nasıl temsil edeceksiniz? Uyguladığınız kararların meşruiyetini neye dayandıracaksınız? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hukuka, adalete ve vicdanlara düşürdüğünüz bu gölgeyle nasıl yöneteceksiniz?” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen kontrollü Yargı, keyfine göre ülke yöneten Erdoğan’ın ‘korku’larına göre karar veriyor. Muhalafet diyerek bir tavır sınırlaması yapmadan Türkiye’de hukuka, demokrasiye, adalete, bir asırlık gayretlerimize ve geleceğe kıymet veren her bir vatandaşımız Can Atalay’ın Milletvekilliğinin düşürülme çabasına, bu garabete dur demeli, itiraz etmelidir!” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kararın darbe olduğunu belirterek, “Hatay halkının vekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi siyasi darbedir! Saray’ın talimatıyla alınan bu kararla TBMM tarihine kara bir leke daha bulaşmıştır. TBMM’de okunan karar yok hükmündedir. Siyasi rehine olarak cezaevinde tutulan #CanAtalay halkın vekilidir. Hiçbir siyasi darbe bu gerçeği değiştiremez!” ifadelerini kullandı.

Uygulamanın hukuk aykırı olduğu belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hatay Milletvekili ve yoldaşımız Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi hukuksuzluktur, haksızlıktır, gayri meşrudur. Kabul etmiyoruz! Bu iktidar açıkça suç işlemektedir. Olan biten anayasal bir darbedir. #CanAtalay ve demokratik siyaset hakkını kullandığı için rehin tutulan arkadaşlarımız özgürleşene kadar mücadelemizden tek bir geri adım atmayacağız” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Artık bu iktidarı tanıyamıyorum. Birlikte her türlü yasağa, baskıya, engellemeye karşı mücadele ettiğimiz; demokrasinin tesisi, milli iradenin egemenliği, düşünce ve inanç özgürlüğü için omuz omuza mesai harcadıklarımız, o koltuklarda oturanlar olamaz. Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı verdiği Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi, seçmen özgürlüğünün ipotek altına alınması, seçilenlerin hürriyetinin tehdit edilmesidir. Bu kararı alanları kınıyorum!” ifadelerini kullandı.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Anayasa Mahkemesi, Can Atalay hakkında ‘hak ihlali’ kararı vermiştir. Can Atalay, cezaevinde değil TBMM’de olmalıdır. TBMM’nin, Can Atalay’ın Milletvekilliğini düşürmesi yanlıştır” dedi.

“Anayasa’yı yok sayan bir iktidar, öncelikle kendi meşruiyetini yok saymaktadır!”

Saadet Partisi ise bir açıklama yayınladı: “Adaletin olmadığı yerde zulüm ve baskı vardır! Baskı ve zulmün kime yapıldığına bakmaksızın adaletin yanında durmak inancımızın gereğidir. Öte yandan her iktidar, meşruiyetini Anayasa’dan alır. Anayasa’yı yok sayan bir iktidar, öncelikle kendi meşruiyetini yok saymaktadır!

Bilinmesini isteriz ki bizim Can Atalay ile siyasi ve sosyal hiçbir benzerliğimiz yoktur. Ancak milli irade ile seçilmiş bir kişinin vekilliğini, Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen, düşürmek amasız-fakatsız bir hukuk ihlalidir. Bu skandal karara imza atanları kınıyoruz. Adalet önünde herkes eşittir. Bu eşitliği ve yasaları yok sayarsanız artık bir hukuk devleti olma vasfını yitirmiş olursunuz.”

Ne olmuştu

Anayasa Mahkemesi, (AYM) Gezi Davası’ndan tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’la ilgili ikinci kez hak ihlali kararı vermişti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk ihlal kararında olduğu gibi, dosyayı Yargıtay’a göndermişti.

Daire, “Anayasa Mahkemesi’nce verilen ikinci ihlal kararının hukuki değeri olmadığını, bu bağlamda Anayasa’nın 153/6. Maddesi kapsamında uygulanabilecek bir kararın var olmadığını” belirterek Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmamasına karar vermişti.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye F-35 Verme Şartı: S-400

Ankara’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Victoria Nuland, “Açıkçası, eğer S-400 meselesini çözebilirsek, ki bunu istiyoruz, ABD Türkiye’yi F-35 ailesine geri kabul etmekten memnuniyet duyacaktır” dedi ve ekledi:

“Ama önce bu diğer meseleyi çözmeliyiz ve bunu çözerken de Türkiye’nin güçlü bir hava savunmasına sahip olmasını sağlamalıyız.”

Nuland, “Türkiye’nin F-16 filosunu geliştirmesinin Amerikan güvenliği ve bu düzeyde tam aktif ve katılımcı olmanın müttefikler arasında yük paylaşımı için önemli olduğu” konusunda Amerikalı milletvekillerini ikna etmek için çaba sarf edildiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının ardından Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağının satışı ve mevcut F-16’ların modernizasyonu konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmuştu. 15 günlük bildirim süresi cuma günü başladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Victoria Nuland, Ankara’da temaslarda bulundu.

Victoria Nuland “Patriot satışını müzakere ediyorduk ve bu müzakereler devam ederken Türkiye başka bir yöne gitti… Açıkçası, eğer S-400 meselesini çözebilirsek, ki bunu istiyoruz, ABD Türkiye’yi F-35 ailesine geri kabul etmekten memnuniyet duyacaktır. Ama önce bu diğer meseleyi çözmeliyiz ve bunu çözerken de Türkiye’nin güçlü bir hava savunmasına sahip olmasını sağlamalıyız.” dedi.

Nuland ziyaretinin, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasının hemen sonrasına denk gelmesinin tesadüf olmadığını ve iki ülke arasındaki ilişkileri “yeniden canlandırmak” amacını taşıdığını belirtti.

Ziyaret sırasında CNN Türk kanalına röportaj veren Nuland, Türkiye’nin ABD yapımı F-16 jetlerinin ve modernizasyon kitlerinin satın alınması için Kongre’nin onayına ihtiyaç duyan anlaşma konusunda da konuştu.

Victoria Nuland, “Türkiye’nin F-16 filosunu geliştirmesinin Amerikan güvenliği ve bu düzeyde tam aktif ve katılımcı olmanın müttefikler arasında yük paylaşımı için önemli olduğu” konusunda Amerikalı milletvekillerini ikna etmek için çaba sarf edildiğini bildirdi.

Nuland ayrıca yeni jetlerin ne zamana hazır olacağını bilmediğini, ancak Türkiye’nin bu jetlere kavuşmasının ABD için öncelikli olduğunu da sözlerine ekledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının ardından Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağının satışı ve mevcut F-16’ların modernizasyonu konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmuştu. 15 günlük bildirim süresi cuma günü başladı.

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi: AK Parti İle İttifak Görüşmeleri Sona Erdi

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerinde çalışmaları hız kazandı. Yeniden Refah Partisi (YRP), AK Parti ile ittifak görüşmelerinin sona erdiğini duyurdu.

Yeniden Refah Partisi (YRP), yerel seçimlere ilişkin aldığı kararın cuma günü genel başkan Fatih Erbakan tarafından paylaşılacağını açıkladı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Suat Kılıç, yaptığı açıklamada AK Parti ile ittifak görüşmelerinin sona erdiğini duyurarak, partisinin yerel seçimlere ilişkin aldığı kararın cuma günü genel başkan Fatih Erbakan tarafından paylaşılacağını söyledi.

Kılıç, parti olarak 31 Mart 2024 yerel seçimlerine yönelik hazırlıklarının devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: Yeniden Refah Partisi olarak 31 Mart yerel seçim beyannamemizi hazırladık. Beyannamemiz 10 Şubat tarihinde Ankara’da kamuoyuna açıklanacak. Beyannamemizde yeni başlıklar göreceksiniz.

20 yıldır belediyeleri yönetenlerin vaatleri bir yana belediyeleri bugünden itibaren yönetmeye talip olanların vaatleri bir yana. Yeniden Refah Partisi yerel seçim beyannamesinde çocuklar, gençler, kadınlar, yaşlılar, engelliler, çalışanlar-çalışmayanlar, diploma sahibi olup çalışma imkânı bulamayanlar için hasılı tüm sosyal statüler için yeni bir hayat, yeni bir dünya, güvenli ve huzurlu bir gelecek vaadi var.

10 Şubat’ta yerel seçim beyannamemizi kamuoyuna açıklarken bütün büyükşehir il ve ilçe belediye başkan adaylarımızı da kamuoyuyla paylaşmış olacağız.

Kılıç açıklamalarında şunları kaydetti: İttifak görüşmeleri yapıldı. Heyetler arasındaki görüşmeler tamamlandı. Bundan sonrası için ittifak görüşmeleri ya da heyetler arasında yeni bir buluşma, yeni bir görüşme yapmaya doğrusu gerek kalmadı. Taraflar söylediler, dinlediler, anladılar ve ayrıldılar.

Biz ittifak sürecinin daha fazla uzaması düşüncesinde değiliz. Bu konuda Yeniden Refah Partisi Merkez Yürütme Kurulu’nda değerlendirmesini yapmıştır. Genel Başkanımız gerekli gördüğü diğer değerlendirme ve istişareleri yapacaktır. Nihai kararını önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklayacaktır. 3

1 Mart yerel seçimlerine yönelik ittifak arayışlarına ilişkin Yeniden Refah Partisi’nin görüş ve yaklaşımı Genel Başkanımız sayın Fatih Erbakan tarafından cuma günü saat 14.30’da İstanbul’da düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacaktır.

Dolayısıyla Yeniden Refah Partisi olarak kamuoyunu yeterince meşgul eden bu konudaki görüşümüzü Genel Başkanımızın yapacağı açıklamayla Türk toplumuyla paylaşmış olacağız. Alınacak kararın, atılacak adımların herkes için, hepimiz için, ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, temenni ediyoruz.

Paylaşın

TİP Milletvekili Can Atalay’ın Vekilliği Düşürüldü

Tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine yönelik Yargıtay kararı Türkiye Millet Meclisi Genel Kurulu’nda okundu ve böylece vekilliği düşürüldü.

Haber Merkezi / Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan 8 sanıktan biri olan Atalay, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 26 Nisan 2022’de darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri karar okunurken kürsüye yürüdü ve Bozdağ’a tepki gösterdi.

Ellerindeki dövizleri anayasaları TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a gösteren milletvekilleri Anayasa’yı çiğniyorsunuz”, Okuyamazsınız” diye seslendi. Bozdağ, oturuma ara verirken, muhalefet milletvekilleri genel kurul kürsüsünde kararı protesto etti.

Verilen aranın ardından TBMM Başkanvekili Bozdağ, çalışmalara devam edilememesi gerekçesiyle oturumu kapattı. Genel Kurul, çalışmalarına çarşamba günü devam edecek.

Kararın okutulması öncesinde siyasi partilerin grup başkanvekilleri söz aldı. Saadet Grup Başkanvekili Bülent Kaya, gruplara son dakikada haber verildiğini belirterek kararın bugün okutulmamasını istedi.

İYİ Parti Grup başkanvekili Erhan Usta ise Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM kararına uymamasını eleştirdi. “Biz Can Atalay’ın tarafında değiliz. Anayasa ve hukukun yanındayız” diyen Usta, Yargıtay’ın bu tutumuyla kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü kavramına aykırı olduğunu söyledi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit de Genel Kurul’un açılmasına 5 dakika kala Atalay kararının okunacağı bilgisinin paylaşılmasını eleştirerek, bu kararın okunmasıyla Anayasa’ın bir kez daha ihlal edileceğini söyledi.

Koçyiğit “Halkın iradesine darbe yapan iktidar olarak tarihe geçtiniz. Halk, millet iradesine darbe yapıyorsunuz burada. TBMM Başkanı da yurtdışında. Can Atalay kararının bugün burada okunmasını reddediyoruz. Sizi Anayasa’ya uymaya davet ediyoruz” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise kararın okunmasının, “Anayasal düzenin kalıp kalmadığının” da göstergesi olacağını söyledi. Şimdiye kadar kararı okutmayan TBMM Başkanı Kurtulmuş’un karar okunacağı gün yurt dışında olmasını eleştiren Günaydın, “TBMM Başkanı! Birleşik Arap Emirlikleri’nde saklanarak Meclis’teki hukuksuzluktan kaçamazsın” diye konuştu.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise Atalay hakkındaki yargı kararı kesinleştiği için Anayasa gereği kararın okutulduğu görüşünü savundu.

Daha sonra Bozdağ, Atalay hakkındaki kararı okutacağını duyurdu. Bu açıklamayı TİP, CHP ve DEM Parti milletvekilleri alkışlarla protesto etti.

Ne olmuştu?

Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan sekiz sanıktan biri olan Atalay, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 26 Nisan 2022’de darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 25 Nisan 2022’de verdiği karara ilişkin temyiz incelemesini 23 Eylül 2023’te tamamladı ve Atalay’ın yasama dokunulmazlığı bulunduğu gerekçesiyle yargılamada durma kararı verilmesi ve tahliye edilmesi talebini reddetti.

Karar üzerine dava, Atalay’ın bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. 12 Ekim’de bir üyenin dosyaya hazırlanamadığını beyan etmesi gerekçesiyle Atalay’ın bireysel başvurusunu erteleyen AYM, cezaevinde tutuklu bulunan Atalay’ın ‘seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği’ haklarının ihlal edildiğine hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin Atalay hakkında verdiği kararını reddetti. Davayı yeniden değerlendiren AYM, Atalay’a karşı ikinci kez hak ihlali yapıldığı yönünde karar aldı ve Atalay’a 100 bin TL manevi tazminat ödenmesi, mahkumiyet kararının infazının durdurulması ve tahliyesi için kararın İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine oybirliğiyle hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin ikinci hak ihlali kararına uyulmaması yönünde hüküm verdi ve kararında, AYM kararının “hukuki değerinin olmadığı”nı belirtti. Yargıtay’ın AYM’nin kararını tanımayarak mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması hukuk tartışmalarını alevlendirmişti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Sende Hiç Utanma Yok Mu?

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken dedi ki benim hesabın simit çay hesabı. Yazıklar olsun dedi oy istedi. Bugün Ankara’da 1 simit 10 TL. 1 Nisan’da yine 15 TL olacak. Çay da 15 TL. Bir çay, 1 simit 25 TL. Aile 5 kişi, 30 günde 11 bin 250 TL, emekli maaşı 10 bin TL. Hani diyordun ya Ecevit’e, eyy Recep Tayyip Erdoğan sende hiç utanma yok mu?” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP Lideri Özel’in konuşmasında öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Birileri bir yandan siyaseti kutuplaştırmanın, bize hakaret ederek siyasetin gerginleşmesinin ve esas meselelerin konuşulmasını engellemeye çalışıyor.

Bunu Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından Devlet Bahçeli’nin bugünkü konuşmasından görüyorsunuz. Bu kadar hakaret olunca o hakaretlerin bir vazife olarak yerine getirildiği çok belli. Bu Meclis’te iki tane promter kullanılıyor. İkisinin kablosunu takip edin saraydaki bir odaya çıkıyor. Biz onların seviyesine inecek değiliz.

Bizim derdimiz emeklinin aylığı, yoksulların mutfağındaki tencere, pazardaki marketteki mutfaktaki yangın, asgari ücretlinin geçim seviyesi. TÜİK’in rakamları doğru değil ama o rakamlarla bile durumun ne kadar içler acısı olduğu görmek gerekiyor.

Bizim emekli maaşlarıyla ilgili teklifimiz en az asgari ücret olmasıydı. Onlar 10 bin lira yapmak istiyorlar. Biz 17 bin liraya el kaldırdık. Onlar red oyu verdiler. Milletimiz görüyor. Bu gayret sandığın başına gidince karşılığını bulacak.

Toplumun büyük çoğunluğu yoksullaşmaya devam ederken sarayda işler yolunda. Sarayın bir günlük maliyeti 33.6 milyon TL. Saray 1 dakikada 23 bin TL harcıyor. Sarayda 27 saniyede bir emekli maaşı harcanıyor.

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu burada. DİSK ‘vergide adalet’ diyerek yürüdü. Bugün asgari ücretten vergi alınmıyor ama asgari ücret vergi hesabına katılıyor. Emekçi ocak ayında aldığı maaşı kaybediyor. Bunu Meclis gündemine sunduk. DİSK’in bu talebini hep birlikte sahipleniyoruz; vergide adalet istiyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken dedi ki benim hesabın simit çay hesabı. Yazıklar olsun dedi oy istedi. Bugün Ankara’da 1 simit 10 TL. 1 Nisan’da yine 15 TL olacak. Çay da 15 TL. Bir çay, 1 simit 25 TL. Aile 5 kişi, 30 günde 11 bin 250 TL, emekli maaşı 10 bin TL. Hani diyordun ya Ecevit’e, eyy Recep Tayyip Erdoğan sende hiç utanma yok mu?

“DEM, DEM, DEM. DEM diyerek…”

Seçimden bu yana benzin 40 TL’ye çıktı, mazot 18’den 42 TL’ye çıktı. Yetkiyi verin kardeşinize diyen Recep Tayyip Erdoğan aldığı yetkiyle bunu yaptı. Bu sabah Devlet Bahçeli dün akşam Erdoğan… 1 cümleleri var DEM, DEM, DEM. DEM diyerek enflasyonu unutturmanın, zamları gizlemenin, seçimi kazanmanın hesabını yapıyorlar.

Her siyasi partiyle ne kadar ilişkimiz varda DEM Parti ile de o kadar ilişkimiz var. İçtiğimiz bir bardak demli çay. Mecliste oturup aynı masada yemek yerler, şakalaşırlar kamera önüne çıkınca sahtekarlığa başlarlar. Bahçeli DEM diyor, Tayyip Bey zam yapıyor. Sayın Bahçeli milletin derdi DEM değil, zam.

Haftaya bu salon boş olacak. Haftaya 6 Şubat. Biz 50 bin 783 vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremin yıl dönümünde bütün grup olarak deprem bölgesinde olacağız. Bir kez daha hayatını kaybeden bütün Allah’tan rahmet yaralılara şifa diliyoruz.

Bu deprem 3 trilyon dolar vergi toplayan bir iktidarın 21 yılında yaşandı. Ülkeyi tek başına yöneten yani mazereti olmayan imkanları tam olan bir iktidar döneminde yaşandı. Kendisinden önceki dönemi depreme hazırlık yapmadılar diye eleştiren 8 kere imar affı çıkarıp 26 milyar gelir elde eden ama depreme dayanıklı kentler yaratmak için değil kendi iktidarı için kullanan bir iktidar döneminde yaşandı.

Ben depremden sonra hemen yola çıktık. Akşam vakti deprem bölgesine vardık. Malatya Doğanşehir’e sonra da Kahramanmaraş’a gittim. Ömrüm boyunca rüyalarımdan çıkmayacak manzaralar gördüm.

Bunun bir daha yaşanacağını biliyoruz ama afete karşı dirençli kentler yaratmak iktidar partisinin görevidir. Biz o süreçte depreme hiç hazırlık olmadığını gördük. İlk 1 hafta içinde inanılmaz bir koordinasyonsuzluk gördük. İlk 1 saat içinde inanılmaz bir kibir ve korku gördük. Belediyelerden gelen yardımlarda muhalefet partilerinin engellendiğini, dışarıda bekletildiğini gördük.

Darbe paranoyasıyla koca orduyu içeride tutup 10 binlerce canın enkaz altında öldürüldüğünü gördük. Bunları hatırlatmakta fayda var. Ecevit hükümetine 3 gün oldu çadır dağıtmıyorsun diyenlerin Hatay’da 35. gün çadır dağıtamadığını gördük. Kendi imtihanlarıyla sınandılar ama en ağır bedelini yoksullar ödedi.

Millet yardım beklerken milletin telefonuna İBAN gönderdiler. Çadır yok derken Kızılay’ın çadır sattığını öğrendik. Asrın felaketi dediler ama asrın ihmali ile milleti baş başa bıraktılar.

8-9-10 Şubat’ta yaptığı açıklamalarda Erdoğan ‘Yıkılan tüm konutları 1 yıl içinde teslim edeceğiz’ dedi. 650 bin konut ihtiyacı var 1 yıl içinde 319 bin konut inşa edeceğiz dedi. 1 yıl haftaya doluyor. 1 yılda temeli atılan konut sayısı 250, teslim edilen 47 köy evi var. Ama haftaya konut teslim edeceğini söylüyor. Gelecek hafta 46 bin teslim edecekmiş. Gerçekleşme oranı yüzde 7. Bu sözleri takip etmek bizim boynumuzun borcudur.

Bu evler yapılmayınca ne oluyor? 1,5 yaşında Doğa, İsacan ölüyor orada. Çadırda kimse kalmadı diyorlar, ölen şehidin bayrağını ailenin çadırına asıyorlar.

Yerel seçimlere gidiyoruz. 25 yıl şehirlerimizi kötü yönettiler. Buna karşı 2019 yılında artık canına tak edenler İstanbullular dur dedi. Ankara’yı parsel parsel satan dinozor ticaretinden yolunu bulan anlayışa Ankara dur dedi. 11 şehirde israfa kent suçlarına dur dediler. O günden beri CHP ve Millet İttifakı hatta Türkiye ittifakı tarafından seçilmiş belediye başkanlarımız namusluca yönetiyorlar.

İstanbul’u Erdoğan belediyeciliği yönetirse 2 kat fazla parayla yarı yarıya iş yapıyor Arada 4 kat fark var. Meydan okuyoruz. Eskiden yağmur yağar Üsküdar göl olurdu. Pandemide İstanbul’da görülmemiş altyapı çalışması yapıyoruz dediler. Şimdi o kentlere geri dönmek istiyorlar. Haramilerin saltanatını yıktık ya şimdi haramiler geri dönelim mi diyorlar. Bütün elimizdeki büyük şehirlere söylüyoruz elinizdekine çalışkan belediye başkanlarına sahip çıkın.

Biz bütün vatandaşlarımızı Beşiktaş’ta, Karşıkaya’da, Nilüfer’de ağırlayamayız ama bütün vatandaşlarımız kendi şehirlerine çalışkan CHP belediyelerini getirebilirler.

Bugüne kadar 900e yakın aday açıkladık. Seçime giren bütün partiler içinde en üst rakam. CHP geç kalıyor tezine kimse kulak vermesin. Rakiplerimiz yarı rakamlarda. Eskişehir’de vefalı bir vedayı hep birlikte gerçekleştirdik. Bozkırın ortasında terk edilmiş bir şehri bir Avrupa kenti haline getiren, 1 milyon turist ağırlayan kenti yaşatan Yılmaz Büyükerşen konuştu ben ağladım.

Ben konuştum o ağladı. Ayşe Ünlüce başkanımıza gözü arkada kalmadan o şehri teslim etti. Yılmaz hoca bir odada anılarını mı yazacak sanıyorsunuz? Hocanın bir eli Eskişehirli belediyelin üzerinde bir eli CHP’li bütün belediyelerin üzerinde. Kendisi CHP’li belediyelerin hizmetlerinin ortaklaştırıldığı kurulda belediyelerimizi baş koordinatörü.

Kadınların başının üzerinde camdan tavan var. Gençler ve kadınların iddialarının arkasında ben varım. Belediye Meclislerinde kota koyduk, ama pencere sistemini de hayata geçirdik. Kadınlara aday olun arkanızda biz varın dedik. Değişim nasıl olacak diyenlere dün açıklanan İzmir listesine baksın değişim orada.

Yaş ortalaması 46, 12’si 40 yaş altında. 9’u kadın. İzmir’in en büyük ilçelerine kadın aday koyduk. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Karşıyaka’da 5 yıl görev yapan Cemil Tugay’ı görevlendirdik hayırlı uğurlu olsun.

Bahçeli Türkiye İttifakından rahatsız olmuş. Meclise bakan Togg’la geldi, anahtarı bırak biz de binelim dedim. Biz Togg’a neden karşı olalım. Babanın malı gibi bakıyorsun, Togg da bizim ülkenin bütün değerleri de bizim. Ben doğal gazın keşfine karşı değilim, onun yoksul insanlara en ucuz şekilde ulaştırılmasından yanayım.

Bu ülkede hangi değer varsa onun yanındayız. Biz neden TCG Anadolu’nun karşısında olalım? Bizim karşısında olduğumuz 6. filoydu, senin yanında durdukların onun yanında namaza durdular… Siz saray, rant, çıkar ittifakısınız, biz Türkiye ittifakıyız. Türkiye ittifakı 31 Mart seçimlerini kazanacak. “

Paylaşın

Bahçeli’den Özgür Özel’e DEM Ve Kılıçdaroğlu Tepkisi

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “CHP genel başkanının ‘Türki İttifakı’nı telaffuz etmesi nafile bir gayrettir. Millet İttifakı olmadı şimdi de Türkiye İttifakı’nı mı kuracaklar? Zillet tutmadı çatı ismi olarak Türkiye ismini kullanacaklar!” dedi ve ekledi:

“Gördüğümüz kadarıyla DEM’lenmek CHP yönetimine hiç iyi gelmemiş, şuurunu kaybetmiş, siyasi aklını hepten tüketmiştir. Azgın Türkiye muhalefetleriyle Türkiye İttifakı oluşturma gayesi bu sefalet yuvalarının iflah olmaz perişanlığını teyit etmekle kalmamış aciz siyasetlerini de tamamıyle deşifre etmeyi sağlamıştır.”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “Özgür Bey taşıma suyla değirmen dönmeyeceğine göre bu ittifakı kimlerle tesis edeceksiniz? İhanetin dem aldığı  bir ittifaka nasıl Türkiye İttifakı demeyi içinize sindireceksiniz? Henüz kendi aranızda katran yüzüne çıkmış ikilikleri aşamamışken Türkiye İttifakı’nı seslendirmeniz kara mizah değil de nedir?  Kılıçdaroğlu’nun bütün izlerini silmenin neresi Türkiye İttifakı? Neresi adamlık, neresi vefakârlık? Kürsüde gaza gelip kendi kendini alkışlamayı bırak da yüreğin varsa bunları açıkla. PKK bu ittifakın neresinde?” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Sözde aydınlar, özü laçkalaşmış, öz değerleri lekelenmiş siyasetçileri milletimizin gündeminden çekip çıkarmak için elimizden gelen çabayı göstermekle mükellefiz. bu mükellefiyetin cazibe ve çekim alanından ayrılmayacağız. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği refah ve esenliği tartışma kabul edilmez yegane gayemizdir. Siyasetin kaygan ve kaypak ilişki ağına tahvil ve teşmil edenlerin ahlak ve etik ihlaline elbette sessiz ve seyirci kalmayacağız. Türkiye’yi risk ve tehditlerle tuzaklanmış meçhul bir akıbete sürüklemeye çalışan hiçbir odağa atıl durmayacağız.

MHP sahibi olduğu tarihi misyonun idrakindedir. Milli menfaatlerimize aykırı davranan, milletimizin birliğini bozmaya çalışan her kim varsa onlara karşı duruşumuz sarsılmayacaktır. Cesaretimizin kaynağı tarihimizdir, istiklalimizin kaynağı bu topraklara uzanmış yatan kahraman şehitlerimizdir, irademizin kaynağı da büyük Türk milletidir.

Hep birlikte Türkiye’yiz hepimiz Türk Milletiyiz. Millet olma hali bugüne kadar ulaşılmış en modern, en gelişmiş beşeriyet özelliğidir. Milletimizi oluşturan her vatan evladı bir ve eşittir. Türkiye’de sınıflı bir toplum yapısı yoktur; imtiyazlı bir azınlıktan, seçkin bir zümrenin hakimiyetinden, hukuken ve siyaseten üstünlüğü olan seçkin bir tabakadan söz edilemez. Milletimizin her ferdi kanun önünde aynı haklara sahiptir.

Hiç kimse boş hayale kapılmasın yanlış hesap yapmasın Mersin bizim Türkiye hepimizindir. Mersin’de DEM’lenmiş CHP’ye ruhsat yoktur. 31 Mart 2024’te mersin Büyükşehir ve tüm ilçe belediyeleri Cumhur İttifakı yönetimine geçecek, diğerleri sadece nal toplayacaktır.

Birileri bölücüleri, yedi düveli yanına alsın, varsın birileri iftira ve yalan rüzgârından medet umsun, varsın birileri vicdanı sızlamadan parti parti dolaşsın, hatta demlensin siyasi fırıldağa dönüşsün, hiç fark etmeyecek, hiçbir sorun olamayacaktır. Çırpınışları boşunadır. 31 Mart’ta hepsinin bileğini sandıkta bükeceğiz. Alayının hesabını demokrasinin imkanlarıyla göreceğiz.

CHP genel başkanının ‘Türki İttifakı’nı telaffuz etmesi nafile bir gayrettir. Millet İttifakı olmadı şimdi de Türkiye İttifakı’nı mı kuracaklar? Zillet tutmadı çatı ismi olarak Türkiye ismini kullanacaklar! Gördüğümüz kadarıyla DEM’lenmek CHP yönetimine hiç iyi gelmemiş, şuurunu kaybetmiş, siyasi aklını hepten tüketmiştir. Azgın Türkiye muhalefetleriyle Türkiye İttifakı oluşturma gayesi bu sefalet yuvalarının iflah olmaz perişanlığını teyit etmekle kalmamış aciz siyasetlerini de tamamiyle deşifre etmeyi sağlamıştır.

Özgür Bey taşıma suyla değirmen dönmeyeceğine göre bu ittifakı kimlerle tesis edeceksiniz? İhanetin dem aldığı  bir ittifaka nasıl Türkiye İttifakı demeyi içinize sindireceksiniz? Henüz kendi aranızda katran yüzüne çıkmış ikilikleri aşamamışken Türkiye İttifakı’nı seslendirmeniz kara mizah değil de nedir?  Kılıçdaroğlu’nun bütün izlerini silmenin neresi Türkiye İttifakı? Neresi adamlık, neresi vefakârlık? Kürsüde gaza gelip kendi kendini alkışlamayı bırak da yüreğin varsa bunları açıkla. PKK bu ittifakın neresinde?

Davutoğlu’na “başbakanlık” yanıtı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun geçen hafta grup toplantısında yapmış olduğu hezeyan dolu konuşmanın bir yeri oldukça dikkatimi çekti. Bizzat şahsıma yönelik demişti ki; “sizin peşinde koştuğunuz Başbakanlık makamını terk ettik, ama hep olduğumuz gibi göründük, göründüğümüz gibi olduk.” Gerçekleri çarpıtıp inkara yeltenen Davutoğlu’nun durumunu özetleyen, foyasını ortaya çıkaran mana ve muhteva açısından müessir bir söz vardır ve şöyledir: “Savunulacak bir şeyi kalmayanlar, kendilerini haklı çıkarmak için her şeyi inkar etmeye başlarlar. Öyle inkar ederler ki, gece karanlığında şeytan bile şeytanlığından utanır.” Sayın Davutoğlu, Hacı Bektaşi Veli’nin söylediği gibi, “biz dile ve söze değil, öze ve hale bakarız.

Senin özün de, halin de kir tutmuş, temizlenmen için kanaatimce epey bir emek sarf etmene ve zaman harcamana ihtiyacın var. Parlamenter Sistem hakimken, cümle alem biliyor ki, eğer başbakanlık arzusuna kapılsaydım, koşmama yer ve gerek katiyen olmazdı. Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben diyen bir dava insanı, şartlar oluşmadan, millet takdir etmeden, dolambaçlı yollardan ve sipariş edilmiş hiçbir makama talip olmaz, hiçbir koltuğa tenezzül etmez.

Sayın Davutoğlu, masalı bırak, bizi bilen bilir, tanıyan tanır; senin de sicilini ve geçmişini bilmeyen ve tanımayan yoktur. Doğrudur, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Başbakanlık makamı hem doğrudan hem de dolaylı olarak bize teklif edildi. Ancak ben siyasi bölücülerin desteği ve Türkiye’nin aleyhine olan bir iktidar yapısını elimin tersiyle itmeyi, nefsimi çiğnemeyi vatan, millet ve şeref görevi saydım, bundan pişman olmadığım gibi aynı durum bugün vasat bulsa yine benzer duruşu cesaret ve hamiyetle gösteririm.

Bir günlük saltanat için binlerce yıllık milli mirası hiçbir namerde, hiçbir çıkarcıya çiğnetmem. Kaldı ki sen, Başbakanlık makamını terk etmedin, bugün daha iyi anlaşılıyor ki isabetli bir kararla tard edildin, kapının önüne tarihi bir tasarrufla bırakıldın. Anlaşılan hala ıslah olmamış, hala akıllanmamışsın. “Hep olduğumuz gibi göründük, göründüğümüz gibi olduk”, sözüne gelince, Sayın Davutoğlu geçelim bunları, kargaların bile güleceği bu klişe ifadene ne itibar edecek ne de ikna olacak bir Allah’ın kulu zannederim yoktur ve kalmamıştır.

Bu bayağı ezberleri tekrar eden köhne zihniyetlere diyorum ki cumhur ittifakını anlamak ve anlatmak her kişinin harcı değildir hele hele bozguncuların hiç değildir. AKP ve MHP arasında kurulan ahlaki samimi ve milli bağı anlamlandırmak ve hak teslimini yapabilmek için öncelikle izan insaf irade vatan ve millet sevgisiyle yoğrulmuş akıl ve yürek lazımdır.

İsveç’in NATO’ya katılımıyla birlikte 40 adet F16 uçağı ve 79 adet modernizasyon kitinin onay işlemi bir an evvel tamamlanmalı F35’ler için ödediğimiz para da iade edilmelidir. 16 Ocak 2024 tarihindeki grup konuşmamda kullandığım gibi Amerika vatandaşları ABD’ye sahip çıkmalıdır. ABD vatandaşları hem kendi hem de dünyanın geleceği açısından ülkelerini vicdani ve insanı bir çizgiye çekmelidir. Türkiye’yi bölmek ve parçalamak için sevk edilen bölücü terör örgütünün arkasında ABD vardır. ABD’nin kendi içindeki operasyon döneminin fitili tutuşmuştur. Şimdi ABD kendi içinde kaynamaktadır. Teksas merkezli krizin eyaletler arasındaki krizi keskinleştirmektedir. Bu dünya yapma etme bulma dünyasıdır.”

Paylaşın

DEM Parti’den Erdoğan’a Yanıt: Kayyımları Uzaylılar Mı Atadı?

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erdoğan’ın ‘İktidarımızda belediyeleri siyasi rengine göre ayırmadık…’ sözlerine verdiği yanıtta, “Bizi siyasi rengimize göre ayırmamış. Ben AKP Genel Başkanına sesleniyorum; kayyımları uzaylılar mı atadı?” dedi ve ekledi:

“Belediyelerimize kayyım atayan onlar değilmiş gibi konuşuyorlar. Halkın siyasi tercihlerine saygı duymayan onlar. Yalan söyledikleri zaman yüzleri de kızarmıyor. Çünkü bu onları gerçek yüzü. Merak etmeyin.  Sandıktan çıkan HDP’nin rengine tahammülü olmayanlara karşı 31 Mart’ta kazanacağımız büyük zafer ile onlara yanıt olacağız. Onların yalanları 31 Mart’ta sandıklardan geri dönecek. Yaptıkları bütün siyasi ayrımcılığın, gaspın kayyım yolsuzluklarının hepsini bizler sandıklardan geri çevireceğiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis Kadın Grubu toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. MA’nın aktardığına göre; Hatimoğulları, Santa Maria Katolik Kilisesi’ne dönük saldırıyı kınayarak, “Size atılan bir kurşun, bir fiskeyi bize atılmış sayarız. Hiçbir şekilde biz burada bulunan farklı halklardan, inançlarda yoldaşlarımızın IŞİD gibi karanlık güçler tarafından hedef haline getirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Katolik halkımızın ve Hristiyan halkımızın yanındayız” dedi.

Türkiye’nin en temel sorunun Kürt sorunu olduğunu ve bu sorunun demokratik ve barışçıl yöntemler ile çözülmesi gerektiği dile getiren Hatimoğulları, annelerin bu nedenle Adalet Nöbeti’ne girdiğini söyledi. Hatimoğulları, “İktidar, Kürt halkının onurlu ve barış talebine ne yazık ki silahla, tankla, topla, SİHA’larla, İHA’larla cevap veriyor. Oysa Kürt halkının talebi onurlu bir barıştır. Sayın Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit yıllardır devam etmektedir. Bu durumu protesto etmek için cezaevlerinde siyasi tutsaklar açlık grevi başlattı.

Bu açlık grevini desteklemek üzere dışarıda Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında analar adalet nöbetinde. Bir yandan açlık grevleri sürdürüyor, analar dışarıda bir yandan adalet nöbetini beraber sürdürüyorlar. Onların talepleri tıpkı cezaevinde esir tutulan, siyasi rehine tutulan çocukları ve yoldaşları gibi Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi ağırlaştırılmış tecridin kalkması ve Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşmasıdır” diye konuştu.

Hatimoğulları, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin İmralı tecridinin kaldırılması ve Kürt sorununun çözümü için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması talepleriyle 1-15 Şubat tarihleri arasında yapılacak “Büyük Özgürlük Yürüyüşü”ne değindi. Hatimoğulları, “1 Şubat’ta Kars ve Van’dan iki kol şeklinde başlayacak olan büyük özgürlük yürüyüşü, 15 Şubat’a kadar devam edecek. Peki bu yürüyüşün amacı nedir? Bu yürüyüşün amacı cezaevlerinde başlayan açlık grevlerinin ve adalet nöbeti ile aynı amacı taşımaktadır.

İmralı tecridinin ortadan kalkması ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi. Ve elbette ki bu yürüyüşteki her uğrak alanlarımızda çeşitli yerlerde kadınlarla, işçilerle, emekçilerle buluşmalar. Türkiye’de yaşanan bütün sorunların Kürt sorunuyla bağlantısını kuran bir yerden bu yürüyüşümüz gerçekleşecek. DEM Parti olarak bizler de bu yürüyüşte yerimizi alacağız. Ama sadece DEM Parti olarak değil, aydınlar, yazarlar, bu ülkede demokrasi isteyen güçlerin temsilcileri de bizlere eşlik edecekler” diye kaydetti.

PKK Liderine yönelik tecride tepki gösteren Hatimoğulları, tecridin “insanlık suçu” olduğunu ifade etti. Hatimoğulları, şöyle devam etti: “Bizler DEM Parti olarak diyalog ve müzakere partisi olarak çağrımızı buradan yineliyoruz. Türkiye’de 84 milyon yurttaşımız bu savaş ve çatışma ortamından etkilenmektedir. Kürt halkına diz çöktürmek için çöktürme planını devreye koydular. Dört parça Kürdistan’da, Rojava’da, Türkiye’de bu plan işlemedi. Kürt halkı değil diz çökmek dört parça Kürdistan’da sesini bütün dünyaya duyuracak kadar güçlü bir örgütlenmenin içine girmiş durumdadır. Bu direnişi bu şekilde kıramazsınız.

Rusya Ukrayna savaşı, İsrail Filistin, Suriye, Rojava, Irak, Federe Kürdistan, İran, Pakistan karmakarışık. Kızıldeniz’de konumlanmış olan gemilerin namluları adeta halkların üzerine dönmüş durumda. Burada altını çizdiğim şeye hep berabere çok dikkat edelim. Savaş bir genişleme eğilimi içerisindedir. Bütün bölgemizi ciddi bir şekilde savaşla karşı karşıyadır. Türkiye bu denklemden asla azade değildir. İşte bizler o yüzden diyoruz ki Kürt sorununu çözelim ki dışarıya karşı da bu savaş atmosferine karşı de bir toplumsal bütünlük içerisinde hep birlikte Türkiye halkları olarak dayanışma içinde karşı koyabilmeyi başarabilelim. Bakın birlikte var olmazsak, küresel saldırıların karşısında birlikte yeniliriz. Bu cümleye hep birlikte dikkat edelim.

Özellikle iktidar partisine sesleniyorum. Dediğimizi iyi anlamalarını iyi idrak etmelerini istiyorum. Bu cümleyi tekrar ediyorum. Birlikte var olmazsak küresel saldırılar karşısında birlikte yeniliriz. Cezaevlerinden, adalet nöbetinden, büyük özgürlük yürüyüşünden demokrasinin sesi yükselecek. Barış talebi yükselecek. Gelin bu taleplere Türkler, Araplar, Ermeniler, Lazlar, Çerkezler, Popmaklar ve burada sayamadığım bütün halklar ve inançlar olarak bu sese hep beraber kulak verelim.

Savaş çığırtkanlığı yapan erkek akla karşı biz kadınlar barışı inşa etme cesaretini hep birlikte büyütmek durumundayız. Türkiye’nin batısındaki değerli kadınlara sesleniyorum; ülkedeki çatışma süreci devam ettikçe, ülkede baskı düzeni artıyor, ülkenin siyasi iklimi gittikçe sertleşiyor. Demokrasi, kadın hakları, insan hakları, doğa hakları bütün bunlar hepsi toprağa gömülüyor. Adeta biz bunlardan artık bahsedemez ve bu konudaki haklarımızı talep edemez bir duruma getiriliyoruz.

Daha çok kadın şiddete uğruyor, daha fazla kadın cinayeti işleniyor böylesi atmosferlerde. Yaşadığımız yoksulluk da bütün bunların cabası. Asgari ücrete zam yapıldığı ayda sadece bir ay içerisinde 700 ürüne zam geldi. Bazı ürünlere 2 kez bazı ürünlere 3 kez zam geldi. Bizler çok derin bir yoksullukla karşı karşıyayız. Hak talep etmeye kalkışınca açız açıktayız, evsiziz kira ödeyemiyoruz, fatura ödeyemiyoruz dediğimizde ise ‘oturun yerinize siz ‘teröristsiniz’ yaftalamasını yapıyorlar bizlere.”

Buradan Türk kadınlarına seslenmek istiyorum; Kürt anaları sizlere barış elini uzatıyor. ‘Gelin Kürt sorununu hep beraber el ele vererek çözelim’ diyorlar. ‘Yaşanan acıları biz Kürt ve Türk kadınları olarak hep birlikte çözebiliriz’ diyorlar. Bizler kadınlar olarak el ele verirsek, bize zorla ezberletilmiş bu Kürt düşmanlığını bir kenara bırakmayı başarabilir. Türk kadınları, Kürt kadınları, Arap kadınları bu ülkede bulunan bütün farklı halklardan kadınlarla el ele tutuşarak, barışı hep beraber kurabiliriz. Gelin kadınlar olarak barış konusunda daha kararlı olalım, daha iradeli olalım. Hep birlikte silahları toprağa gömelim. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında barış ağacı yükselsin. Hep birlikte barış diyelim.”

Hatimoğulları, kadınlara dönük baskılara da işaret ederek, şunları söyledi: “Bakın geçen hafta İstanbul Yedikule hastanesinde görevli doktorun bir hemşireye gerçekleştirdiği cinsel saldırı tüm delileri ve failin kabulüne rağmen faili aklama çalışmaları devam etti. Yine bir kaç gün Ankara’da Ayşegül katledildi. Daha kaç kadının öldürülmesini bekliyoruz. Daha kaç kadının ölümünü erkek yargı izleyecek.

İşte çalıştaylara konu olması gereken konular bunlar ama onlar nafaka kadını alırız konuşuyorlar. Sevgili kadınlar bizler yaşamak için doğduk. Erkekler tarafından katledilmek için doğmadık. Yaşam hakkı en önemli haktır. Yaşama hakkı olmadıktan sonra geri kalan hiçbir hakkın anlamı yoktur. Biz kadınlar yaşamak için birbirimize tutunarak birbirimizden güç almaya devam edeceğiz. Örgütleneceğiz. Hep beraber kazanacağız.

Yerel seçimin arifesindeyiz. Elbette şu anda yerel seçenimler Türkiye’nin gündeminde. Yerel seçimler aynı zamanda DEM Parti olarak bizlerin de en önemli gündemi. Biliyorsunuz bizler çok güçlü bir halk oylaması gerçekleştirdik. Kürdistan illerinde belediye eş başkan adaylar, belediye meclis üyelerinin, çok önemli bir çoğunluğunu halkımız seçti. Dün Amed’de aday tanıtımı programı vardı.

Oradan büyük bir coşkuyla ve enerjiyle geldim. O salonda halkın iradesini gördük. O salonda demokrasinin asıl tecelli edebileceğini, Türkiye ve dünya halklarına, DEM Parti olarak nasıl öğrettiğimizi gördük. Salon cap canlıydı, dip diriydi. Salon umut doluydu. Umut o salondan doldu taştı. Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı.

Aday tanıtımı yaparken elbette bizim geleneğimiz olan bizim açımızdan olmazsa olmaz çalışanlarımızkadın meclisinin özgün çalışmalarıdır. Kadın çalışmalarımızın özgünlüğüdür. Kadınlar rengarenk giyinmişti. Her biri kendi geleneğini yansıtıyordu. İşte DEM Parti bu demektir. DEM parti o fotoğrafa bakıldığında görülecektir ki Anadolu’dur, Mezopotamya’dır, Türkiye’dir. DEM Parti, siyaset sahnesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan tek parti. DEM Parti, bu halkın, bu ülkenin ve en çok da kadınların gözbebeğidir.

Başta kadınlar olmak üzere halkın güçlü sahiplenmesiyle kayyımları göndereceğiz. Bu arada şunu söyleyeyim; AKP genel başkanı dünkü konuşmasında şöyle bir söz sarf etmiş: ‘İktidarımızda belediyeleri siyasi rengine göre ayırmadık…’ Bizi siyasi rengimize göre ayırmamış. Ben AKP Genel Başkanına sesleniyorum; kayyımları uzaylılar mı atadı? Belediyelerimize kayyım atayan onlar değilmiş gibi konuşuyorlar. Halkın siyasi tercihlerine saygı duymayan onlar. Yalan söyledikleri zaman yüzleri de kızarmıyor. Çünkü bu onları gerçek yüzü.

Merak etmeyin. Sandıktan çıkan HDP’nin rengine tahammülü olmayanlara karşı 31 Mart’ta kazanacağımız büyük zafer ile onlara yanıt olacağız. Onların yalanları 31 Mart’ta sandıklardan geri dönecek. Yaptıkları bütün siyasi ayrımcılığın, gaspın kayyım yolsuzluklarının hepsini bizler sandıklardan geri çevireceğiz.

Buradan DEM Parti’yi yeterince tanımayan kadınlara seslenmek istiyorum; Lütfen DEM Parti’nin çalışmalarını tek tek takip edin. DEM Parti kadınların lehine sosyal çalışmaların içinde bulunan neredeyse tek partidir. Kadınlar böylesi bir partiyi daha çok sahiplenmeli. Kendi sorunlarını dile getiren, yerel yönetim anlayışında kadınları merkezine alan bir anlayışa kadınlar daha fazla izleme ve sahip çıkmalıdır. DEM gelir, devran döner. DEM gelir, devran döner. İşte bu bizim kampanyamızın yeni sloganı. Dem gelecek ve devran dönecek. Bizler geleceğiz, kadınlar gelecek, gençler gelecek, işçiler gelecek, emekçiler gelecek barış anaları gelecek.”

Paylaşın

Erdoğan, 8 Başlıklı “Seçim Beyannamesi”ni Açıkladı

AK Parti’nin Seçim Beyannamesi Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, Seçim günü olan 31 Mart’ta kadar gelmeyene gideceğiz, küskünü barıştıracağız, sevmeyeni sevdireceğiz, her eve iş yerine gireceğiz, kararsızları ikna edeceğiz, zaten gönlünde olduklarımızı unutmayacağız” dedi ve ekledi:

“Siyasetin sokakta yapıldığını unutmayacağız. Seçimin sandıkta kazanıldığını bileceğiz. Sizlerden seçim gününe kadar her anı değerlendirmenizi, seçim günü sandığı da namusumuz olarak görerek sahiplenmenizi istiyorum. AK Parti olarak mahalli seçimlerdeki ilk sınavımızı AK eller, AK iller yerel kalkınma başlıyor diye 2004’te vermiştik. 31 Mart seçimlerinde ise ‘Gerçek belediyecilik için hazırız, kararlıyız’ diye gidiyoruz.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçime ilişkin hazırladığı  8 başlıklı “Seçim Beyannamesi”ni açıkladı. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle oldu:

“Sözlerimin özellikle şu çatı altında farklı bir geleceğe, farklı bir doğuma vesile olmasını Allah’tan diliyorum. AK Parti Genel Merkezimizin toplantısını gerçekleştirdiğimiz ek binasının hayırlı olmasını diliyorum. Bu binamızın partimize kazandırılmasında emeği geçenleri yürekten kutluyorum.

Gerçekten her seçim yeni bir tarihin, yeni bir dönemin başlangıç noktasıdır. Seçim demokrasiyle yönetilen ülkelerde, halk adına ülkenin idaresinin sorumluluğu yöneten iktidarın en önemli meşruiyet kaynağıdır. Geçmişte ülkemizde açık oy, gizli sayım yönetimiyle demokrasiyle uyuşmayan seçimler elbette yapılmıştır. Bugün 28. Dönemiyle faaliyet gösteren TBMM’nin yeni dönemi çok partili hayata geçildikten sonra seçimlerle oluşmuştur.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiği 2018 yılında ve daha sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri ülkemizin önemli tarihi noktasında yerini almıştır. Çok partili hayata geçildikten sonra ilk defa 1950 yılında yapılan yerel seçimler bugüne kadar 14 defa tekrarlanmıştır. İnşallah bu yerel seçimleri de demokrasi şöleniyle gerçekleştireceğiz.

Geride bıraktığımız 21 yıl boyunca vesayetin türlü baskılarına, terör örgütlerinin saldırılarına, emperyalistlerin nice sinse oyunlarına rağmen milletimizin iradesini yere düşürmedik, milli irade bayrağını hep yukarıda tuttuk. 31 Mart’ta bu imtihandan alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum. Büyük hayallere kavuşmak için iyi hazırlıklar yapmak, azimle çok çalışmak gerekir.

Biz ülkeye ve millete hizmet yolculuğunda 30 yıl önce başlamış bir hareketiz. Önce şehirlerimizdeki başarılarımızla milletimizin gönlüne girdik. İktidara geldikten sonra da aynı hissiyatın vatan topraklarının her karışını eser ve hizmetle buluşturduk. 2023 hedeflerimizle ardından Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla ülkemizin geleceğini inşa ettik. Evlatlarımıza büyük ve güçlü Türkiye bırakma hedeflerine çelme takılmaması için kimseye malzeme vermemeliyiz.

İçeride ve dışarda Türkiye’nin tökezlemesini, yeniden eskiye dönmesini isteyen bir güruh var. Her ne kadar oklar bizlere çevrilmiş olsa da asıl hedef Türkiye ve milletimizdir. Bunun için sözümüzü rakiplerimize, yarıştığımız adaylara ve partilere değil doğrudan milletimize söylüyoruz. Bunun için vizyonumuzu tüm belediye ve şehirlerimizi kucaklayacak şekilde hazırlıyoruz.

Seçim günü olan 31 Mart’ta kadar gelmeyene gideceğiz, küskünü barıştıracağız, sevmeyeni sevdireceğiz, her eve iş yerine gireceğiz, kararsızları ikna edeceğiz, zaten gönlünde olduklarımızı unutmayacağız. Siyasetin sokakta yapıldığını unutmayacağız. Seçimin sandıkta kazanıldığını bileceğiz. Sizlerden seçim gününe kadar her anı değerlendirmenizi, seçim günü sandığı da namusumuz olarak görerek sahiplenmenizi istiyorum.

AK Parti olarak mahalli seçimlerdeki ilk sınavımızı AK eller, AK iller yerel kalkınma başlıyor diye 2004’te vermiştik. 31 Mart seçimlerinde ise ‘Gerçek belediyecilik için hazırız, kararlıyız’ diye gidiyoruz. Türkiye Yüzyılı hayatımızın her alanı gibi şehirlerimizi de kapsıyor. Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazırız, kararlıyız diyoruz. Bunun için seçim beyannamemizin başlığını ‘Türkiye Yüzyılı İçin Gerçek Belediyecilik’ belirledik.

AK Parti yerel yönetim vizyonu
Katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik
Dirençli şehirler
Türkiye Yüzyılında şehir ve çevre
Toplumsal refah öncelikli şehir ekonomileri
Duyarlı ve kapsayıcı sosyal belediyecilik
Kültür üreten şehirler
Hizmet ve eser belediyeciliği

Bir önceki seçimde belediye yönetimlerini bizden devralanlarının şehirlerimize 5 yıl kaybettirmek dışında hiçbir katkılarının olmadığını milletimiz gördü. Bunun seçim çalışmalarımızın merkezine gerçek belediyeciliğini yerleştirdik. Amacımız şov ve ajans belediyeciliğinden kurtarmaktır. Siz bakmayın birilerinin engellendik edebiyatı yaptığına. Şu an onlar AK Parti belediyelerinin aldıkları paradan daha fazlasını aldılar. Bunların tamamı sorumluluktan kaçmadır.

Diğer belediyelere ne veriliyorsa, hangi kritere göre tahsis yapılıyorsa bunun için de geçerlidir. Her belediye kaynaklardan adil bir şekilde yararlanmaktadır. İBB’yi aldığım zaman bizim borcumuz 2,5 milyar dolardı. Devrederken 1,5 milyar dolarla devrettik. Ama şimdi İBB’nin 3 milyar dolar borcu var. Bunların tek derdi beceriksizliklerinin üstünü örtmektir. Biz hükümet çalışmalarını yönetirken kimsenin siyasi kimliğine bakmıyoruz. Bizim odaklandığımız tek yer, ülkemizin ve şehirlerimizin ihtiyacı, milletimizin beklentisidir.”

Paylaşın

Can Atalay’ın Milletvekilliği Bu Hafta Düşürülecek

TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın durumuna ilişkin açıklamada bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “Tutuklu milletvekili Can Atalay’ın bugün veya bu hafta düşecek” dedi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay’ın Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay ile ilgili aldığı kararların ardından gözler Meclis’e çevrildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Can Atalay kararının bu hafta TBMM’de okutulmasını planladıklarını açıkladı. Usta, “Can Atalay kararı bugün veya bu hafta Meclis’te okunarak milletvekilliği düşecek” şeklinde konuştu.

Son olarak Ankara, İstanbul ve İzmir baro başkanlarının da aralarında bulunduğu 57 baro başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) Numan Kurtulmuş’a hitaben Gezi Parkı davasından tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürüleceği iddialarına ilişkin açık mektup yayımlamıştı.

Ne olmuştu?

28 Dönem Milletvekili Genel Seçiminde TİP Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın avukatları, “müvekkillerinin milletvekili seçilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi” talebiyle Yargıtay’a başvurmuştu.

Yargıtay’ın talebi reddetmesi üzerine Atalay, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurusunda bulunmuş, mahkeme de “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine ve Atalay’ın yeniden yargılanarak tahliyesine karar verilmesine hükmetmişti.

Anayasa Mahkemesince Atalay’ın yeniden yargılanması ve tahliyesi istemiyle yerel mahkemeye gönderilen dosya, yerel mahkemece karar verilmeden Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne iletilmiş, söz konusu ceza dairesi ihlal kararına uymamıştı.

Paylaşın

Eski İYİ Partili İsimden Meral Akşener’i Kızdıracak Sözler

Yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme girme kararının ardından İYİ Parti’den istifa eden Ece Güner, İYİ Parti’nin İstanbul adayı Buğra Kavuncu’ya verilen oyların, Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’a fayda sağlayacağın söyledi.

İYİ Parti’nin toplumsal politikalardan sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, 31 Mart yerel seçimleri hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Güner, yaptığı 3 maddelik paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“1-İstanbul’u sadece E. İmamoğlu veya M. Kurum kazanabilir.
2- Belediye seçimi MV seçimi gibi “nispi” değil: Önde gelen kazanıyor.
3- İmamoğlu’na verilmeyen her oy; Kurum’u seçtirmeye yarayacaktır.”

Güner bu değerlendirmesiyle, İYİ Parti’nin İstanbul adayı Buğra Kavuncu’ya verilen oyların, Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’a fayda sağlayacağına vurguladı.

Temmuz 2023’te İYİ Parti Toplumsal Politikalar Başkanı (Genel Başkan Yardımcısı) olan Avukat Ece Güner, seçimlere ayrı girme kararının ardından Aralık 2023’te partisinden istifa etmişti.

Güner istifa açıklamasında, “Oyları bölersek AK Parti’nin adayı kazanacaktır. Bu somut bir gerçektir. Bu yüzden vicdani kanaatim şöyledir: Kazanabilecek tek aday (ve başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı) olduğu için, hepimiz -tek bir oy bile fire vermeden- Sayın Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u tekrar kazanmasını desteklemeliyiz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın