Murat Kurum Mu, Ekrem İmamoğlu Mu? Güncel Anket Sonuçları

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, sonucu en çok merak edilen İstanbul seçimlerine ilişkin Murat Kurum ve Ekrem İmamoğlu cephesinden güncel anket sonuçları gelmeye devam ediyor.

Akit TV canlı yayınında açıklamalarda bulunan Cumhur İttifakı’nın İstanbul adayı Murat Kurum, “Elinizdeki güncel anket sonuçları nasıl?” sorusunu yanıtladı. “31 Mart akşamı kazanacağız. Bunu gittiğimiz her yerdeki coşkudan, heyecandan, azimden görüyoruz” iddiasında bulunan Kurum, şöyle konuştu:

“Sahadaki ilgi, sevgi doğal anketi gösteriyor. 1-1,5 puan biz öndeyiz dediğimiz yerden bunun üzerine koya koya gidiyoruz. Şu an 1,8 puan fark var. Bazı araştırma şirketleri bunun çok daha üzerinde olduğunu da ifade ediyorlar. Üzerine koyarak farkı aça aça büyük bir zaferi kazanıyor olacağız.”

Gazeteci Aytunç Erkin de, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçim çalışma ofisindeki  son anketin sonuçlarını aktardı. 

 Sözcü yazarı  Aytunç Erkin, İmamoğlu’nun seçim çalışma ofisinde, “Bu seçim iki turlu olsaydı, ikinci tur sonucu bu olurdu. Muhalefet seçmenlerinin bir kısmı kendi partilerinin adaylarına yönelse de (bir anlamda ilk turda kendi partilerini tercih etse de) büyük bir mutabakatla İstanbul’u İmamoğlu’nun yönetmesini istiyor” değerlendirmesi yapıldığını aktardı. 

Seçim ofisinin baz aldığı TEAM Araştırma’nın son saha çalışmasında “İstanbul’u kimin yönetmesini istersiniz?” sorusunun yanıtı şöyle: Ekrem İmamoğlu diyenler yüzde 56.8, Murat Kurum diyenlerse yüzde 43.2. Arada 13.4 fark var. 

Sonuçlara göre; AKP’lilerin yüzde 12.3’ü, MHP’lilerin yüzde 20.4’ü, Yeniden Refah Partililerin yüzde 38.4’ü, İYİ Partililerin yüzde 86.3’ü, DEM Partililerin yüzde 89.8’i, TİP’lilerin yüzde 93.6’sı, Zafer Partililerin yüzde 66.8’i İmamoğlu’nun İstanbul’u yönetmesini istiyor. 

Aytunç Erkin yazısının bu bölümünde “Bu çalışmayı paylaşan İmamoğlu’nun ekibi, “Aslında seçmen İmamoğlu’nun yönetmesinden yana ancak oy vermeye giderken parti aidiyeti öne çıkıyor. Buna rağmen İstanbul’da öndeyiz” değerlendirmesi yapıyor.” dedi. 

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Büyük Bir Zafere Doğru Gidiyoruz

İstanbul’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Geçen sefer İstanbul’u kazanan ne CHP’ydi, ne sadece Millet İttifakıydı. Emin olun İstanbul ittifakıydı. Yalandan sıkılmış, talandan sıkılmış, israftan bıkmış, israf yerine hizmet isteyen. Azarlanmak yerine güler yüz isteyen. İstanbul’un tepesinde helikopter ile uçup, Katarlılara, Arap şeylerine arsa verenler yerine İstanbul için gece gündüz koşturanlara İstanbullular görevi verdi” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da Çekmeköy – Sancaktepe – Sultanbeyli Metro Hattı Çekmeköy – Samandıra 1. Etap açılışına katıldı. Özgür Özel, şunları söyledi: “Muhteşem bir ekip var. O muhteşem ekibin içinden birisi, geçmişte İSTAÇ ve Metro A.Ş.’de Ekrem Beyin ekibinde olan, çalışkan ve çok iyi bir yöneticiyi bu sefer buraya aday yaptık. Alper Yeğin Başkan o ekibin içindendir. Alper Başkanımız, henüz 40 yaşında. İstanbul’da yepyeni bir hikayemiz var.

Ondan genç 7 belediye başkan adayımız var. 31 yaşında belediye başkan adayımız var. Ortak özellikleri. Bir iyi eğitimliler. İki, geçmişleri başarı hikayesi ile dolu. Üç, sütte leke var, onlarda leke yok. Dört, hizmet etmeye, çalışmaya geliyorlar. Sizinle başarmaya geliyorlar. İstanbul’da şu anda 14 belediyemiz var. Üzerine 14 daha koymak üzereyiz. Ama hani 14’ü 15 yaparken ilk kim geliyor dersen Alper Başkan geliyor. Ona sahip çıkın. Önümüzdeki 2 hafta onun kadar çok çalışın. Yüzünüzü güldürecek, hepimizin göğsünü kabartacak.

Değerli Sancaktepeliler. Bundan 5 yıl önce İstanbul ve Sancaktepe bir karar verdi. Sancaktepe’de, İstanbul’da büyükşehir ile ilgili verdiği oyların karşılığını teker teker aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ilk alacağımız anlaşıldığında panik halinde yollara döküldüler. Geldiler, dediler ki eğer CHP kazanırsa İSPARK’ı filanca terör örgütüne verir dediler. Ama o günden bugüne hem İSPARK’ta hem bütün iştiraklerimizde ne kimsenin ekmeğine dokunduk, ne ayrımcılık yaptık. Liyakate göre gencecik insanları, hangi siyasi görüşten olursa olsun, neye inanırsa inansın, nasıl giyinirse giyinsin ayırmadan, İstanbullu olmanın, bu memleketin evladı olmanın dışında başka kritere bakmadan,

Ekrem Başkan aldı, çalıştırdı, büyük İstanbul hikayesini bu yüce gönüllüğü, sevgisi ile başardı. Şimdi hep birlikte rakamları görüyoruz, ne kadar övünsek az. Bakın 5 yıl önce İstanbul Belediyesinde kreş yoktu. Çünkü onların kadın diye bir derdi yoktu. Kadın evde oturacak, çocuk bakacak, hasta bakacak, engellisine bakacak, yeri ev olacaktı. Oysa biz kadının sosyal hayata katılmasını, kadının çalışma hayatına katılmasını istiyorduk. Ekrem Başkan İstanbul’da tam 100 tane, Türkiye’de CHP’li belediyeler 300 tane kreş yaparak kazandırdılar. Şimdi anneler güvenerek çocuklarını bırakacakları kreşlere sahipler.

Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a öğrenciler geliyor. Barınma sorunu var. Türkiye’de yüzde 24 öğrenciye yurt verilebiliyor. İstanbul’da rakam çok daha aşağılarda, yüzde 10’larda. Yani devlet öğrenciyi buraya yolluyor ama barınma sorununu çözmüyor. Biz geldiğimizde Ekrem Başkana siz yetkiyi verdiğinizde İstanbul’da öğrenci yurdu yoktu. Niye öğrenciler, yurt bulamayacaklar, onlara yurt veren birilerine gidecekler, birtakım cemaatlerin, tarikatların yurduna gidecekler. Oysa bu evlatlar hepimizin evlatları. Ekrem Başkan İstanbul’da 14 tane CHP’li belediye, Türkiye’de 61 tane yurt yaptılar, yurt yapmaya da kreş yapmaya da annelere ve evlatlarına sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Tabi İstanbul’un derdi var ama öğretmenlerin dertleri var. Diyorlar ki biz devletin sözüne inanmayacak mıyız? Geçen seçimlerden önce çıktılar mülakatı kaldıracağız dediler, şimdi mülakatı kaldırmıyorlar. Biraz önce söyledim, biz insan ayırmazken onlar mülakat yaparak, kendilerini ama AKP’ye oy vermek yetmez. Hatta üye olmak yetmez. Torpilli AKP’lileri mülakatta alıyorlar, vatandaşın çocuklarını eliyorlar. Öğretmenlere mülakatsız atama istiyoruz. Bugün Türkiye’de ilk öğretmen okulunun kuruluşunun yıl dönümü. Bir öğretmen çocuğu olarak, annesi ve babası öğretmen, 10 yaşında yatılı okula yollanmış, öğretmenlerin elinde, devlet ekmeği ile büyümüş bir kardeşiniz olarak buradan bütün öğretmenleri selamlıyorum.

Emekli öğretmenlerin ellerinden öpüyorum. Çalışan öğretmenleri selamlıyorum. Göreve atanmamış öğretmenlere diyoruz ki bunlar size sahip çıkmayacaklar. Size atanamayan öğretmen diyorlar. Öğretmenin ne günahı var da atanamamış. Atanmayan öğretmen. Tayyip Erdoğan’ın sahip çıkmadığı öğretmen. Tayyip Erdoğan’ın mülakatla elediği, ayrımcılık yaptığı öğretmen var. O yüzden mülakatsız öğretmen tayinlerini ve atanmayan öğretmenin kalmadığı, okulsuz köy okulunun kalmadığı, öğretmenin öğrenciden, öğrencinin öğretmenden uzak kalmadığı bir Türkiye için hep beraber çalışacağız, hep beraber başaracağız.

“Adım adım daha iyiye giden bir süreç”

Değerli İstanbullular, bugün metro açılışı yapmak için geldik. Ancak İstanbul’da her gün bir yeni açılışın, 5 yıllık emeğin karşılığını almanın ve her geçen gün yarınlara güvenle bakmanın adım adım daha iyiye giden sürecin içindeyiz. Sizden bir isteğim var. 15 gün kaldı. Büyük bir zafer, büyük bir başarıya doğru adım adım gidiyoruz. Meydanlar dolu. Meydanlar heyecanlı. Meydanlar sabırsız. Bu ülkede büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor. Büyük sorunlar yaşanıyor. Bilhassa emeklilerimizin sorunlarını aylardır dile getiriyorum. AKP, iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu.

Bugün gidin kuyumcuya, 10 bin lira 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Bugün bir emekli cebindeki bir çeyrek altını düşürse, döner gider arar ve durur. Bugün emeklinin birinin değil bütün emeklilerin cebinden, öyle bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın, bir sefer değil her ay kaybolmaktadır. Ey emekliler, değerli büyüklerim. 5,5 çeyrek altını düşürdüğünüzü kaybettiğiniz yerde arayın. Bir altın kaybedilse geçtiğiniz yolda ararsınız. Siz 8 çeyrek altınlık emekli maaşı alıyorken bu 2,5’e indiyse bunu siz bir seçim kazandığında kaybettiniz, Tayyip Erdoğan’ın geldiği, AKP’nin geldiği seçim sandığı sizin cebinizden aylık 5,5 çeyrek altını aldı.

Kaybedilen şey, yitirildiği yerde aranır. O zaman madem sandıkta kaybettik, hakkımızı sandıkta arayacağız. Emekliler 2018’den beri bin lira iki bayramda ikramiye alıyorlar. Biz bir asgari ücret söz vermiştik, biz de yapacağız dediler, 3 yıl yapmayıp 2018’de bin lira yaptılar. O beğenmediğimiz bin lira 24 kilo kıyma alıyordu. 2021’de 2 bin oldu, bu sene 3 bin lira yaptılar. Bakın ilk emekli ikramiyesi verildiğinde 24 kilo kıyma alırken, bugün 3 bin lira sadece 6 kilo kıyma alıyor. Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin. 30 Ramazan, 30 iftar, 30 sahur. Ardından bayram sofrası var.

Her emeklinin sofrasından, dolabından, mutfağından ve bayram sofrasından her emeklinin ailesinin evladının, torunun kursağından tam 18 kilo kıymayı aldı bunlar 6 yılda. Bundan sonra emekliler herkese para bulup, emekliye para bulamayan Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta seslerini duyuracaklar. Tam 1 aydır, 7 bölgede gittiğim bütün şehirlerde günde en az 4-5 kez emeklinin çilesini anlatıyorum. Nihayet 1 ay önce kanun teklifi verdik. Emekli kart çıkaralım, doğalgaz, su, elektrik, telefonda emekliye yüzde 40 indirim tanımlayalım, emeklinin alması gereken 7 bin lirayı hesaplarına yatıralım dedik bugüne kadar sustular. Ne zaman gördüler ki? 31 Mart’ta pabuç pahalı, dün akşam emekli kart çıkarabilirim diyor.

Sakın ha, geçen sefer gibi seçim sonrasına yalanlara kimse kanmasın. Nasıl mülakatta yalan attıysa, nasıl her konuda verdiği sözü tutmadıysa, emekliyi kandıracak. Bugüne kadar emekliye sahip çıkmayana sandıkta oy yok. Beşli çeteye, saray müteahhidine, yazlık saraya, kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya para bulan, emekliye para bulmayan Tayyip Erdoğan’a 31 Mart’ta oy var mı? İşte emeklinin sesi bu. Emeklinin sesini duymayanın sonu hüsrandır. Biz CHP olarak sizin sesiniz olmaya, sizin sesinizi duyurmaya, emeklinin, emekçinin, esnafın ve köylünün sesini duyurmaya sizin için çalışmaya devam edeceğiz.

Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçince örtülü ödeneği Cumhurbaşkanlığına bağladılar. Geçen ay harcanan ödenek 218 milyon lira. Bu ay harcanan örtülü ödenek 2 milyar lira. Seçim gelirken faturası olmadan, hesabı olmadan nereye harcandığı bilinmeyen 2 milyar lira harcamış Cumhurbaşkanı. Size yüzde 33 zam verenler, 1 ayda harcamaları 7 katına, 1 yılda kendi örtülü ödeneklerine yüzde 238 zam yapıyorlar. Yani sizin paranızla sizin iradenizi çalmaya çalışıyorlar. Biz CHP olarak kimseyi, emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi, esnafı ezdirmeyeceğiz. Size tepeden bakanlara, sizi bir karınca gibi görüp ezmeye kalkışanlara diyoruz ki karıncanın kardeşi var, o da CHP’dir.

Son sözüm şudur, geçen seçimlerde İstanbul’da ve Türkiye’de ittifaklarımız vardı. Şüphesiz Millet İttifakı önemliydi, sürsün istedik. Ama kendilerinin bizim saygı duyduğumuz gerekçeleriyle ittifakın dışında kaldılar. İttifakın dışında yöneticiler kalabilir. Ancak geçen sefer İstanbul’u kazanan ne CHP’ydi, ne sadece Millet İttifakıydı. Emin olun İstanbul ittifakıydı.

Yalandan sıkılmış, talandan sıkılmış, israftan bıkmış, israf yerine hizmet isteyen. Azarlanmak yerine güler yüz isteyen. İstanbul’un tepesinde helikopter ile uçup, Katarlılara, Arap şeyhlerine arsa verenler yerine İstanbul için gece gündüz koşturanlara İstanbullular görevi verdi. Şimdi o ittifaktakiler değişmedi, o ittifaktaki sosyal demokratlar duruyor. Milliyetçi demokratlar var. Yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlar var, iyi insanlar var. Onlar duruyor mu? Muhafazakar demokratlar var.

Haramdan ve yalandan korkan, bu olanlara inanamayan muhafazakar demokratlar var. İstanbul ittifakında Türk’ü Kürt’ü Laz’ı, Çerkez’i, göçmeni, bütün demokratlar var. Biz İstanbul ittifakına inanıyoruz, İstanbul ittifakına güveniyoruz. Biz İstanbul ittifakının mimarı, evladı, İstanbul’un geçmiş 5 yılında emeği olan, hepinizin gözünün önünde alnının teri olan, gözünü asla ve asla kıymıktan sakınmayan, sizin için çalışan bir evladımız var. Türkiye’nin umudu, İstanbul’un gururu Ekrem İmamoğlu var. O bu sevgiyi hak ediyor, İstanbul Ekrem İmamoğlu’nu hak ediyor, ona güveniyoruz, size inanıyoruz. Ekrem Başkanı ve İstanbul’u size emanet ediyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Bağımsız Filistin Devleti Kurulmalı

Burdur’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir bağımsız Filistin devletinin kurulması, tanınması ve bütün dünyanın bu barış formülüne destek vermesini bir kez daha talep ediyorum. Akan kanın durmasını, bütün İslam coğrafyasına ve güzel memleketimize barışın hakim olmasını cenabı haktan niyaz ediyorum” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da düzenlenen iftar programına katıldı. Burada konuşan Özel, “Sayın il başkanım, değerli belediye başkanım, başkan adaylarımız, çok kıymetli muhtarlarım, Burdur’un çok kıymetli, vatansever, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel insanları, hepinize merhaba. Hoş geldiniz. Bugün kardeşim Ali Orkun Ercengiz’in bir geleneksel iftar davetinde sizlerleyiz” dedi.

Hizmetlerin ayrım gözetilmeden gerçekleştirildiğini vurgulayan Özel, “Tabi ele mikrofonu alınca burada siyaset yapacak halimiz yok. Hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün vatandaşlarımızın belediye başkanıdır Ali Orkun Ercengiz. Tüm vatandaşlarımıza eşit hizmet sunmakla yükümlüdür. Hepimizin öncelikle Ramazanınızı kutluyorum. Tuttuğunuz oruçları Allah kabul etsin. Sağlık, afiyet içinde, mutluluk içinde bayrama erişmenizi ve bayramı bayram gibi geçirmenizi ümit ediyorum” ifadesini kullandı.

İsrail’in Gazze saldırılarına da dikkat çeken Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Sözü almışken burada herhalde her birimizin üzerinde mutabakat sağlayacağı bir şeyi talep etmek gerekiyor o da akan gözyaşının ve kanın durmasıdır. Filistin’de aylardır Hamas’ın yapmış olduğu bir saldırıdan sonra İsrail devletinin orantısız şekilde hasta gözetmeden çocuk kadın gözetmeden yaptığı saldırılarda 32 binin üzerinde Filistinli hayatını kaybetti.

Bunların çok önemli kısmının kadınlar ve çocuklar olduğunu biliyoruz. Mübarek Ramazan ayında çatışmaların durmasını, İsrail’in saldırıların durmasını ümit ediyoruz. Ancak olmadı. Dünyadaki 140 ülkedeki sol, sosyal demokrat, sosyalist partilerin liderlerine mektup yazarak ateşkesin sağlanması için çaba içinde olmamız gerektiğini ifade etmiştim. Buradan Burdur’dan bir kez daha Filistin’deki zulmün, saldırıların, savaşın, İsrail’in yapmış olduğu devlet terörünün sona ermesi çağrısında bulunuyoruz”

CHP Lideri Özgür Özel, geçmiş dönemde Filistin ile kurulan ilişkiyi anımsatarak, “CHP’nin Genel Başkanı olarak, üçüncü genel başkanımız Kıbrıs fatihi Karaoğlan Bülent Ecevit’in, Yaser Arafat ile vaktinde kurduğu ilişkiyi sahiplendiğimizi ifade etmek isterim. Hem Bülent Ecevit’e hem Yaser Arafat’a Allah’tan rahmet dileriz.

Onların birbiri ile olan dayanışması ve CHP’nin Filistin’e desteği bugün de aynı şekilde sürmektedir. Ben 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir bağımsız Filistin devletinin kurulması, tanınması ve bütün dünyanın bu barış formülüne destek vermesini bir kez daha talep ediyorum. Akan kanın durmasını, bütün İslam coğrafyasına ve güzel memleketimize barışın hakim olmasını cenabı haktan niyaz ediyorum” dedi.

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nden Osman Kavala Ve Selahattin Demirtaş Kararı

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararlarını görüşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala için Ankara ile “diyaloğu sürdürme”, Selahattin Demirtaş için derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi, Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 1949’da kurulmuş hükümetlerarası bir kuruluştur. Avrupa Konseyi’ne Rusya, Belarus, Kosova, Kazakistan ve gözlemci Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üyedir.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre, Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından 10 Aralık 2019 tarihinde açıklanan ve 11 Temmuz 2022 tarihinde de onaylanan kararın uygulanma süreci Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından bu hafta Strasbourg’da bir kez daha ele alındı.

Bakanlar Komitesi, AİHM kararları gündemli toplantısı sonunda AİHM’nin Osman Kavala kararının uygulanış sürecinde Ankara ile teknik diyaloğu ön plana çıkaran politikasını sürdürdü. Komite, Ankara ile yürütülen üst düzey siyasi ve teknik görüşmelerin devam etmesini kararlaştırdı.

Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren ve Kavala’nın serbest bırakılmasını talep eden AİHM’nin kararını uygulamayan Türkiye, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin denetimine girmişti. AİHM kararı gereği Kavala’nın ‘derhal serbest bırakılması’ için Ankara’ya yeniden çağrıda bulunan ve diyalog vurgusu yapan Komite, Ankara’ya yönelik bir yaptırım kararı almadı. Komite, Kavala’nın avukatları ve kimi uluslararası sivil toplum kuruluşlarının Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Kavala dosyasında devreye girmesi için yaptıkları çağrılara da olumlu yanıt vermedi.

Kavala dosyası 13 Kasım 2023 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic-Buric ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ankara’da gerçekleşen görüşmelerinde ele alınmış, Bakanlar Komitesi bu ziyaret sonrası Aralık 2023’teki toplantılarında Mart 2024’e kadar üst düzey teknik temasların devam etmesi yönünde karar almıştı. Bu karar kapsamında Avrupa Konseyi’nden üst düzey bir heyet ‘Kavala’nın serbest bırakılması için Türk yargı sistemindeki mevcut yolları’ görüşmek üzere 15 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da temaslarda bulunmuştu.

Bakanlar Komitesi’nin aldığı kararda geçen yıl her düzeyde başlatılan diyalog sürecinin ‘yapıcı’ ve ‘sonuç odaklı’ devam etmesi çağrısı yer aldı. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi’nin Osman Kavala tarafından yapılmış bireysel başvuruları AİHM kararları temelinde ivedilikle inceleyip karara bağlamasına özellikle vurguda bulunuldu. Komitenin kararında, Osman Kavala serbest bırakılmadıkça Türkiye’nin ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerini ve hukuk devleti ilkelerini ihlale devam edeceği’ de özellikle not edildi.

Komite, AKPM’nin Kavala dosyasında devreye girmesine şimdilik sıcak bakmıyor. Kavala’nın avukatları ve kimi uluslararası sivil toplum kuruluşları (Human Rights Watch, The International Commission of Jurists, Turkey Human Rights Litigation Support Project) AKPM’nin 12 Ekim 2023 tarihli Osman Kavala kararı gereği Bakanlar Komitesi ile ‘Ortak Tamamlayıcı Prosedür’ adı verilen sürecin başlatılması çağrısında bulunmuştu.

Bugüne kadar somut olarak kullanılmayan bu yöntem, Bakanlar Komitesi’nde daha ziyade teknik düzeyde yürütülen diyalog sürecinin siyasi bir platform olan AKPM gündemine daha yoğun biçimde taşınması anlamına geliyor.

Geçtiğimiz haftalarda Kavala hakkında Strasbourg’a ayrıntılı bir dosya ileten uluslararası sivil toplum kuruluşları Bakanlar Komitesi’ne AKPM’nin 12 Ekim 2023 tarihli kararını olduğu gibi benimsemesi çağrısında bulunmuştu. AKPM kararında, Avrupa Konseyi ve AB ülkelerinin, Osman Kavala hakkındaki AİHM kararının yerine getirilmemesi halinde ‘Magnitsky mevzuatları’ ya da benzeri hukuksal araçları kullanarak Ankara’ya spesifik yaptırımlar uygulamaları da istenmişti.

AİHM kararlarının infazı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor. Bakanlar Komitesi, AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli Osman Kavala kararı yerine getirilmediği gerekçesiyle 2 Şubat 2022 tarihinde Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” adı verilen süreci başlatmış, bu kapsamda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini AİHM’ye sormuş, AİHM 11 Temmuz 2022 tarihinde Osman Kavala kararının yerine getirilmediğine hükmetmişti.

Kavala’nın avukatları bu yıl Ocak ayında AİHM’e yeni bir dava başvurusunda bulundu. Başvuru AİHM’nin 2019 yılında verdiği kararla ilgili ihlal sürecinin devamı ve Kavala hakkında Türk mahkemeleri önünde 28 Eylül 2023 tarihinde kesinleşmiş mahkumiyet kararına ilişkin hak ihlali iddialarını kapsıyor. Başvuru henüz AİHM tarafından Türk hükümetine tebliğ edilmedi.

AKPM’nin her yıl insan hakları aktivistlerine verdiği Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne geçen yıl Osman Kavala layık görülmüş, ödülü 9 Ekim 2023 tarihinde Strasbourg’da düzenlenen bir törenle Kavala adına eşi Ayşe Buğra Kavala almıştı.

Selahattin Demirtaş için tahliye çağrısı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bu hafta Selahattin Demirtaş hakkındaki son AİHM kararını da ele aldı. Komite, AİHM kararı gereği Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi ve durumunda değişiklik olmaması halinde Haziran 2024’teki oturumlarında ikaz niteliğinde bir ara karar alacağı mesajı verdi.

Paylaşın

AİHM’den Dikkat Çeken Karar: Alevilik Ayrı Bir İnanç

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Aleviliği İslamiyet’ten ayrı bir inanç olarak kabul etti. AİHM, kararını İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 9.maddesine dayandırdı.

Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunan AİHM, 1959 yılında Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak kurulmuş uluslararası bir mahkemedir.

Avusturya Alevi Toplulukları Federasyonu (ATF), Mart 2009’da yasal olarak tanınan bir dini topluluk olarak tanınmak için Avusturya kurumlarına başvurdu. Ancak Avusturya’daki ‘İslam Dini Cemaati’ talepler hakkında olumsuz yanıt verilmesini istedi.

ATF ise Aleviliğin İslam’ın dini doktrinine taban tabana zıt olan senkretik bir inanç olduğunu savundu. Fakat Avusturya devleti Alevilerin taleplerini reddetti. Alevi inancının İslami olarak tanımladığını İslam Yasası kapsamında tanındığı belirtildi.

Anayasa Mahkemesi, 1 Aralık 2010’da bu kararı iptal etti. Ancak İslam Dini Cemaati bu kararı tekrar Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Anayasa Mahkemesi görüşmeyi reddetti. Bunun üzerine olay Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme İslam Dini Cemaati’ni haklı buldu. 2019 yılına kadar devam eden bu süreçte Aleviler haksız bulundu. Konu ardından AİHM’ye taşındı.

Manevi tazminat verilmesine hükmedildi

AİHM İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 9.maddesindeki “Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; Bu hak, dinini veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve tek başına veya başkalarıyla topluca ve kamuya açık veya özel olarak dinini veya inancını ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yoluyla açıklama özgürlüğünü içerir” ifadelerinden yola çıkarak Aleviliğin İslam’dan ayrı bir inanç olduğunu kabul etti.

Ayrıca ATF’ye manevi zarar tazminatı olarak 10 bin euro ve masraf ile giderler için 20 bin euro verilmesine hükmedildi.

Paylaşın

Erdoğan Van’da Konuştu: CHP Ve DEM Parti’yi Hedef Aldı

Van’da halka seslenen Erdoğan, CHP ve DEM Parti’yi hedef alarak, “Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanlığında yüzde 38,5’lik oy oranı ile şahsıma verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu oy oranı Van ile aramızdaki muhabbeti, gönül bağını, vefayı ifade etmekten çok uzaktır. Mayıs seçimlerinde karşımızdaki CHP adayı etrafında birleştiler” dedi ve ekledi:

“Ülkemizde tek parti faşizmi döneminin acılarını bilmeyen, yaşamayan, dinlemeyen yoktur. Yeniden bu zihniyeti diriltmek için var gücüyle çalışan CHP’yi ve adayını getirip sizlere dayattılar. Sizlerin kapınızın önünden geçilmeyeceğiniz isimleri iradenize ipotek koyarak meclise taşıdılar. Hatta cumhurbaşkanı yapmak istediler. Van’ı da bu oyuna alet ettiler.”

Erdoğan, konuşmasını, Oysa şehirler içinde divan kurulsa ehli irfan Van’ı birinci seçer derler. İşte bu Van’ı götürüp tek parti faşizminin temsilcisi CHP’ye ve onun kifayetsiz yöneticilerinin ihtiraslarına kurban ettiler. Bugün aynı oyunu yine sahnelemenin peşindeler. Fiyakalı ifadelerle gizlemeye, saklamaya, gözlerden kaçırmaya çalıştıkları ittifaklarla sizlerin iradesini bir kez daha satılığa çıkardılar. Şu ilçe senin, bu belediye meclis üyesi benim hesabı yaptılar. Kazanmak için değil kaybettirmek için çalış mantığını devreye soktular.

Kurdukları bu çarpık oyunlar aklıyla milletle alay ettiler. İşin içine deste deste paraların da girmesiyle bu oyun iyice kirlendi. Bağırarak, çağırarak, yalan üstüne yalan söyleyerek arsızca etrafa saldırarak, kibirle milleti aşağılayarak kimse kendini bu kirden arındıramaz. Milletimiz bu sinsi ve kirli oyunların hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Utanma bilmeyen suratlara milli irade tokatını vuracaktır” sözleriyle devam ettirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Beşyol Meydanı’nda düzenlenen Van Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Öncelikle dün Hakkari’den dönerken yolda geçirdiği trafik kazasında vefat eden AK Parti Van İl Yönetim Kurulu üyemiz Bilal Eryiğit kardeşimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilal kardeşimizin ailesine, yakınlarına ve Van İl Teşkilatı’mıza başsağlığı diliyorum.

İpek yolunun hiç sönmeyen kutup yıldızı, medeniyetler beşiği, tabiatıyla, kültürüyle, insanıyla dünyanın gıpta ettiği Van’da sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Çekmesi bana düşer, fizanda olsak bile gönlümüz Van’a düşer. Evet, biz de Van’a düşen gönlümüzü hasret pınarından kana kana doyurmak için her fırsatta size koşuyoruz. İyi gününüzde, kötü gününüzde hep yanınızda oldum.

Özü sözünden, sözü özünden ayrılmayan hakkın ve hakikatin şehri Van’da sağolsun bizi hep bağrına bastı. Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanlığında yüzde 38,5’lik oy oranı ile şahsıma verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu oy oranı Van ile aramızdaki muhabbeti, gönül bağını, vefayı ifade etmekten çok uzaktır.

Mayıs seçimlerinde karşımızdaki CHP adayı etrafında birleştiler. Ülkemizde tek parti faşizmi döneminin acılarını bilmeyen, yaşamayan, dinlemeyen yoktur. Yeniden bu zihniyeti diriltmek için var gücüyle çalışan CHP’yi ve adayını getirip sizlere dayattılar. Sizlerin kapınızın önünden geçilmeyeceğiniz isimleri iradenize ipotek koyarak meclise taşıdılar. Hatta cumhurbaşkanı yapmak istediler. Van’ı da bu oyuna alet ettiler.

Oysa şehirler içinde divan kurulsa ehli irfan Van’ı birinci seçer derler. İşte bu Van’ı götürüp tek parti faşizminin temsilcisi CHP’ye ve onun kifayetsiz yöneticilerinin ihtiraslarına kurban ettiler. Bugün aynı oyunu yine sahnelemenin peşindeler. Fiyakalı ifadelerle gizlemeye, saklamaya, gözlerden kaçırmaya çalıştıkları ittifaklarla sizlerin iradesini bir kez daha satılığa çıkardılar.

Şu ilçe senin, bu belediye meclis üyesi benim hesabı yaptılar. Kazanmak için değil kaybettirmek için çalış mantığını devreye soktular. Kurdukları bu çarpık oyunlar aklıyla milletle alay ettiler. İşin içine deste deste paraların da girmesiyle bu oyun iyice kirlendi. Bağırarak, çağırarak, yalan üstüne yalan söyleyerek arsızca etrafa saldırarak, kibirle milleti aşağılayarak kimse kendini bu kirden arındıramaz. Milletimiz bu sinsi ve kirli oyunların hesabını 31 Mart’ta sandıkta soracak. Utanma bilmeyen suratlara milli irade tokatını vuracaktır.

Bugün burada milli irade tokatının ilk seslerini duyuralım mı? Arkadaşlara dedim ki emniyet şu anda karşımızda ne görüyor? Verdikleri rakam, 55 bin. Sizleri karanlık gündemlerine meze etmek isteyenlere hak ettikleri dersi vermeye var mısınız? Vanlının iradesini sapkın ideolojilere, zübük siyasetçilere peşkeş çekmeye çalışanlara dur demeye var mısınız? Van’ın geleceğini umursamayanları, mahşeri vicdanda mahkum etmeye var mısınız? Van’ın kendisi için değil emperyalistlere hizmet için enerjisini sömürenlerden kurtarmaya var mısınız? İşte benim gönüldaşım, yoldaşım, ahiretliğim Van budur.

Bu coğrafyayı büyük zorluklarla vatan yaptık. Vatanımız olarak kalması için de çok fedakarlıkta bulunduk. Son asrımızın her döneminde demokrasimiz gelişmesin, kalkınmamız gerçekleşmesin, ayaklarımız üzerinde duramayalım diye başımıza musallat edilen bir musibet önümüze çıkartıldı. Musibet kimi zaman darbeler, kimi zaman cuntalar, kimi zaman siyasi ve ekonomik krizler, kimi zaman sosyal gerilimler, kimi zaman terör eylemleri olarak karşımıza çıktı.

“Herkes kendi ihtirasının peşindedir”

CHP dediğiniz CHP değildir. Bu tabela altında toplananlar bilhassa da şu anda bir titan zincirinin halkaları, rantiye çarkının dişlileri haline gelmişlerdir. Herkes kendi ihtirasının peşindedir… Öte yandan DEM dediğiniz parti de kimin iradesi, kimin elinde belli değil. Bu yapının gerçek anlamda bir siyasi faaliyetini ülkenin ve milletin hayatını değiştirecek bir programını, projesini, gayretini gördünüz mü?

Göremezsiniz, çünkü bu yapının tek misyonu Türkiye’nin aleyhine olan ne varsa ona destek vermektir. Mirasyedisinden partimizin eskilerine kadar ötekileri söylemeye gerek bile duymuyorum. Türkiye’de ülkenin ve milletin güvenliği, huzuru, selameti, refahı için çalışan, çabalayan, ter döken, mücadele veren sadece biz varız. Cumhur İttifakı bunun için saldırıların hedefindedir.

Ne diyor o güzel türküde; “Giderem Van’a doğru, yolum İran’a doğru. Kes başım kanım aksın, kadir bilene doğru.” Akıttığımız her damla ter, kadir kıymet bilene feda olsun helal olsun. Ama kadir kıymet bilmeyip de sırf ülkenin ve şehirlerin kaynaklarına göz diktikleri için milli irade işportacılığına soyunan istismarcılara da eyvallah etmeyiz. Van’ı bu mücadelemizde en güçlü şekilde yanımızda görmek istiyoruz.”

Paylaşın

AK Parti – Yeniden Refah Görüşmeleri: Kaç Belediye İstendiği Netleşti

31 Mart’ta yapılacak seçimlere günler kalırken, Yeniden Refahlı Doğan Aydal, seçimler için AK Parti ile yaptıkları pazarlıklarda 2 büyükşehir, 2 il ve 35 ilçe belediyesi istediklerini açıkladı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanvekili ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Doğan Aydal, Sözcü TV’de yerel seçimler öncesi yürütülen pazarlıklarda AK Parti’den kaç belediye istediklerini açıkladı.

Doğan Aydal, YRP’nin Kocaeli, Sakarya, Kütahya ve Bilecek belediyelerini ve 35 ilçe belediyesi istediklerini ifade etti.

AK Parti’nin MHP’ye bıraktığı belediyeleri hatırlatan Aydal, Yeniden Refah’ın da oy oranı doğrultusunda talepleri olduğunu söyledi ve “İki büyükşehir isteriz, Kocaeli ve Sakarya dedik. İki de il istedik, Kütahya ve Bilecik” dedi.

AK Parti’nin, YRP olmadan 76 ilçeyi kazanamayacağını, bunlardan da 35’ini istediklerini anlatan Aydal, AKP’den Ali İhsan Yavuz’un da görüşmeleri not ettiğini ancak ikinci toplantıda işlerin değiştiğini söyledi.

Doğan Aydal, ikinci toplantıdan itibaren AKP heyetinin kendilerine ‘Biz size belediye meclis üyelikleri verelim’ teklifiyle geldiğini açıkladı.

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, YRP’nin kendilerinden 100 belediye talep ettiğini söylemişti.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Sert Sözler: Milli İrade Hırsızı

İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen ve şu anda AK Parti Eskişehir Belediye Başkanı Olan Nebi Hatipoğlu’na tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Daha bir yıl önce AKP’ye itirazı olan MHP’ye itirazı olan ve Eskişehirlilerden, Atatürkçülerinden oy alan AKP’ye muhalefet edeceğim oy alan birisi o günlerde aynı zamanda o iktidardan yüksek miktarda şirketlerine teşvik alıyormuş” dedi ve ekledi:

“Bu teşviklerin gereğini seçimden hemen sonra partisini değiştirerek Eskişehirlilerin oylarını alıp, Eskişehirliler bilmiyor mu oyu Ak Parti’ye vermeyi MHP’ye vermeyi. Sana vermişler bir Milli irade hırsızlığıyla, bir siyasi yankesicilikle AKP’ye transfer olan birisi şimdi diyor ki Eskişehir’i ben yöneteyim. Eskişehir’i Ayşe Ünlüce yönetirse kim kazanıyor 80 bin Eskişehirli kazanıyor. 5 mahalle kazanıyor halk kazanıyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de 100. Yıl Kültür Merkezi açılışında açıklamalarda bulundu. Özel’in konuşmasından öne çıkan satırbaşları şu şekilde: “Buranın yıllar önce bir kapalı pazar yeri olma şartıyla belediyeye bırakıldığının burayla ilgili kararın mahalle meclisleriyle verildiğini, benim belediye başkanlarım kenti o kentin sakinleriyle yönetmeyi tercih ediyorlar. Buraya sadece bir kapalı pazar yeri değil çok amaçlı bir kültür merkezi kazandırılıyor.

Ve bu yapılırken bir şey daha ortaya çıkıyor AKP’li belediyelerin tamamen ihalelerle yaptığı işler, onları bir ihale açıp müteahhitte kazandırmak yerine, belli hizmetleri kendisi gören Odunpazarı belediye hem istihdam yaratıyor. Bu sebeple 200 milyonun üzerinde tasarruf sağlıyor. Ve o 200 milyon lira bu büyük ekonomik krizde inşaat maliyetleri bu kadar artarken, 80 bin nüfusa sahip 5 mahalle buraya geliyor böylesine devasa bir yatırım yapıyor. İşte halk için halkla birlikte yönetmek. İşte sosyal belediyecilik bu demek ben Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’a özellikle teşekkür ediyorum.

Burada esas olan gönül belediyeciliği. Kazım Kurt’u öve öve yere göğe sığdıramazlar, Eskişehir’e kim geliyorsa Yılmaz Büyükerşen’den bahsetmeden onunla duyduğu gururu ifade etmeden bizim odamızdan ayrılmazlar. Eskişehir’i bu günlere getiren bu kuvvetli ekiple gurur duyuyoruz.

Bugün Eskişehir’i Türkiye değil dünya konuşuyor. Şimdi geliyor bu yerel yönetim mucizesi şöyle bir adım atıyor. Tecrübe geçmişteki başarıları bir yere kadar getirirken bir yandan da kadınlarını yetiştirdi. CHP’nin en önem verdiği şey gençlerdir kadınlardır Şimdi Yılmaz Büyükerşen hoca kendi ekibinden kendi genel sekreterini Eskişehirlilerin taktiriyle, onların onaylarıyla bu mucizevi kent değişimini sürdürmek üzere gözü arkada kalmadan gönül rahatlığıyla Ayşe Ünlüce’ye devrediyor biz de yolu açık olsun diyoruz.

“Milli irade hırsızı”

Her seçim umudu barındırır içinde ama demokrasinin gereği bir riski de barındırır. Daha bir yıl önce AKP’ye itirazı olan MHP’ye itirazı olan ve Eskişehirlilerden, Atatürkçülerinden oy alan AKP’ye muhalefet edeceğim oy alan birisi o günlerde aynı zamanda o iktidardan yüksek miktarda şirketlerine teşvik alıyormuş. Bu teşviklerin gereğini seçimden hemen sonra partisini değiştirerek Eskişehirlilerin oylarını alıp, Eskişehirliler bilmiyor mu oyu Ak Parti’ye vermeyi MHP’ye vermeyi. Sana vermişler bir Milli irade hırsızlığıyla, bir siyasi yankesicilikle AKP’ye transfer olan birisi şimdi diyor ki Eskişehir’i ben yöneteyim. Eskişehir’i Ayşe Ünlüce yönetirse kim kazanıyor 80 bin Eskişehirli kazanıyor. 5 mahalle kazanıyor halk kazanıyor.

Peki oyları çalıp kaçan kazanırsa ne olacakmış. Dün il başkanımı dikkatli takip ettim. Kapalı bir toplantı, bir vakıf toplantısı. AKP’ye yakın bir vakıf. Diyor ki kendisi hele bir seçileyim belediyenin bütün imkanlarını bu vakfa açacağım, bütün vakıfa açacağım. Milli irade hırsızı kazanırsa Birlik Vakfı kazanacakmış, TÜRGEV kazanacakmış. TÜGVA kazanacakmış. Daha beteri Ensar Vakfı kazanacakmış. Sizin paranızı Yılmaz hocanın 20 yıldır biriktirdiklerini onlar hizmete dönüştürür size verirken o evlatlarımızı koruyamayan Ensar Vakfı’na Eskişehir’i peşkeş çektirecekmiş. Yok öyle şey biz buradayız Eskişehir’i kimseye peşkeş çektirmeyiz.”

Paylaşın

Babacan’dan ‘TRT’ Tepkisi: İktidarın Propaganda Makinesi

DEVA Lideri Ali Babacan, TRT’nin yayın politikasıyla ilgili, “TRT’deki durum çok vahim. Tamamen şu an iktidarın bir propaganda makinesi haline gelmiş durumda. DEVA Partisi kuruldu kurulalı, toplam bizimle ilgili yayın süresine bir bakın, 3-5 dakikayı geçmez. Dört yılda üç beş dakikalık, toplam, geçmez. O da hep negatiften bir şey tutturmuşlardır yani” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Negatif bir şeyden bir yayın yapmışlardır. Bu adil değil, çünkü TRT, 85 milyonun vergileriyle finanse ediliyor, bir. İkincisi TRT elektrikten pay alıyor. Bugün sadece AK Parti’ye, sadece MHP’ye oy verenlerin elektrik faturasından kesilip de TRT finanse edilmiyor. Bütün siyasi partilere destek verenlerin elektrik faturasının altına TRT payı ekleniyor. Demek ki TRT’nin bütün bu milletin destekledikleri partilere adil bir görünürlük sağlaması lazım, haberleri de tarafsız vermesi lazım.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’de bir basın toplantısı düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serap Karaosmanoğlu’nun da tanıtıldığı basın toplantısında Babacan, TRT’nin yayın politikasına, ekonomiye ve yaklaşan yerel seçimlere değindi.

Bir gazetecinin sorduğu TRT’nin yayın politikasıyla ilgili soruyu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “TRT’deki durum çok vahim. Tamamen şu an iktidarın bir propaganda makinesi haline gelmiş durumda. DEVA Partisi kuruldu kurulalı, toplam bizimle ilgili yayın süresine bir bakın, 3-5 dakikayı geçmez. Dört yılda üç beş dakikalık, toplam, geçmez. O da hep negatiften bir şey tutturmuşlardır yani.

Negatif bir şeyden bir yayın yapmışlardır. Bu adil değil, çünkü TRT, 85 milyonun vergileriyle finanse ediliyor, bir. İkincisi TRT elektrikten pay alıyor. Bugün sadece AK Parti’ye, sadece MHP’ye oy verenlerin elektrik faturasından kesilip de TRT finanse edilmiyor. Bütün siyasi partilere destek verenlerin elektrik faturasının altına TRT payı ekleniyor. Demek ki TRT’nin bütün bu milletin destekledikleri partilere adil bir görünürlük sağlaması lazım, haberleri de tarafsız vermesi lazım.”

“TRT’den bizim beklediğimiz tarafsızlık”

Babacan, açıklamalarına şu ifadelerle devam etti: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız İdris Şahin bey, partimizin de sözcüsü. İstanbul teşkilatımızla gittiler, TRT’nin önüne bir siyah çelenk koydular. Ve bu siyah çelengin anlamı nedir, biz sizden tarafsız yayın istiyoruz arkadaş. Eskiden olduğu gibi, onlarca yıldır gerçekleştirildiği gibi tarafsız yayın. TRT’den bizim beklediğimiz tarafsızlık. Ama kamu kuruluşlarında ne tarafsızlık kaldı ne bağımsızlık kaldı.

Ülkeyi yönetenlerin hukukla ve süreyle sınırlandırılması gerekiyor. Oysa şu andaki hükûmet, şu andaki iktidar hukuk tanımıyor. Anayasa tanımıyor. Anayasa’ya göre Sayın Erdoğan’ın bir yemini var değil mi; meclis kürsüsüne, işte Seda Hanım’ın da, bütün milletvekillerinin de önünde çıktı kürsüye, ‘ben’ dedi ‘görevimi tarafsızca yapacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim’ dedi göreve başladı. Peki görevini tarafsız yaptığını söylemek mümkün mü?

Adaylarımızdan 9’u kadın. Bu da İzmir’de bir rekor sanırım. Büyükşehir adayımız, artı 8 ilçe belediye başkan adayımız kadın. Pınar Hanım burada bizimle, Karşıyaka adayımız bizim kurucularımızdan, ilk İzmir teşkilatımızın çekirdek nüvesinden. Bugün sabahtan Tire’ye uğradık, Tire adayımız kadın. Kiraz ve Ödemiş’ten izin istediler, biz çalışma yapmak istiyoruz dediler, tabii dedim hiç sorun yok, öyle genel başkanımızın yanında dolaşayım diye şey yapmayın uğraşmayın. Hemen gidin çalışmalarınıza devam edin. Dolayısıyla sahadayız, ve çok yüksek bir kadın temsiliyle şu anda sahadayız.”

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayının yaptığı “Belediyecilik tecrübesi olan tek adayım” açıklamasına dair sorulan bir soruyu Ali Babacan şöyle yanıtladı: “Ben bu ülkenin ekonomisinin başına geçtiğimde 35 yaşındaydım. Ve daha önce devlette hiçbir çalışmam yoktu. O zamanlar biliyorsunuz, bana ne diyorlardı, Bebecan diyorlardı. ‘Bu genç adam mı yapacak bu işi?’ diyorlardı. Ama ne oldu, Türkiye ekonomisinin en parlak dönemi, çok şükür benim ekonominin başında olduğum dönem oldu. 3.500 dolarlık milli gelirimizi aldık 12.500 dolara çıkardık.”

“Kimlik siyaseti yapmıyoruz”

Babacan, açıklamalarına şu ifadelerle devam etti: “İktidar olacağımızı bilsek ırkçılıkla biz iktidar olmayız. Çünkü ırkçılık yaparak iktidar olanların bu ülkeyi zerre kadar faydası olmaz; bu ülkeyi bölerler, parçalarlar. Onun için kimlik siyaseti de yapmıyoruz. Kimlik siyaseti ne demek; ‘ben şuyum, sen de şusun, bana oy ver.’ Ya da dönüyorsunuz, ‘sen falancasın ben de falancayım, onun için bana oy ver’. Ben o kimlik siyaseti yapanlara diyorum ki, arkadaş, sen Türkiye için ne yapacaksın, onu konuş.

Siyaset tarzımızda kavga yok. Bizim siyaset tarzımızda gererek, kutuplaştırarak sen benden misin değil misin, beriki misin öteki misin diye insanları kutuplara ayırarak bir siyaset tarzı yok. Biz çok şükür Türkiye’nin her mahallesine rahatça girebilen, Türkiye’nin her kesiminin sempatiyle baktığı bir siyasi partiyiz. Ve bu özellikteki başka siyasi parti de yok.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda “Yeniden Refah” Sıkıntısı

31 Mart’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kalırken, siyasi masalarda, AK Parti açısından farklı sonuçları olabilecek iller konuşuluyor. Örneğin, Şanlıurfa, Ordu ve Bursa. Seçimi kaybetme olasılığının dışında oy kaybı yaşanması da bekleniyor.

AK Partililer, Hatay ve Antalya’dan umutlanmış durumdalar. Trabzon’da AK Partinin, Mersin’de CHP’nin oylarını artırarak seçimi alacağı konuşuluyor. Kırıkkale’de de farklı bir durum yaşanıyor. CHP’li adayın sevilen bir isim olmasının sürpriz yaratabileceğini iddia edenler var.

Ankara’da halen Cumhur İttifakı’nın yönettiği Mamak, Etimesgut, Haymana ve Gölbaşı gibi ilçelerde Yeniden Refah Partisi (YRP) nedeniyle sıkıntı olabileceği belirtiliyor. Aynı olumsuz etkinin İstanbul’da Bahçelievler, Sancaktepe, Silivri, Çatalca, Eyüp gibi ilçelerde de olabileceği analiz ediliyor.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, kulislerde yapılan analizlerde, bazı illerle ilgili sürpriz sonuçların konuşulduğunu ve “YRP, DEM ve yanlış aday etkisi.” YRP etkisi AKP’yi, DEM etkisinin de CHP’yi yakından ilgilendirdiğini aktardı.

Babacan yerel seçime sayıla günler kala kulislere ilişkin şu bilgileri paylaştı: Yapılan analizlerde, bazı illerle ilgili sürpriz sonuçlar konuşuluyor. Üç etkiden söz ediliyor; “YRP, DEM ve yanlış aday etkisi.” YRP etkisi AKP’yi, DEM etkisi CHP’yi daha yakından ilgilendiriyor.

Siyasi masalarda, AKP açısından farklı sonuçları olabilecek iller konuşuluyor. Örneğin, Şanlıurfa, Ordu ve Bursa. Seçimi kaybetme olasılığının dışında oy kaybı yaşanması da bekleniyor. AKP’liler, Hatay ve Antalya’dan umutlanmış durumdalar.

Trabzon’da AKP’nin, Mersin’de CHP’nin oylarını artırarak seçimi alacağı konuşuluyor. Kırıkkale’de de farklı bir durum yaşanıyor. CHP’li adayın sevilen bir isim olmasının sürpriz yaratabileceğini iddia edenler var.

Yeniden Refah Partisi etkisi

YRP’nin etkisi, CHP’nin etkisinden daha çok konuşuluyor. Adana’yı okumakta zorluk çekiyorlar. CHP ve AKP’nin başa baş yarıştığı bu ilde, YRP’nin oyları AKP’nin şansını azaltacak gibi. Yeniden Refah Partisi Balıkesir, Bursa, Şanlıurfa ve ilçelerinde olduğu gibi Bingöl, Yozgat, Muş, Elazığ illerinde de Cumhur İttifakı’nın oy sonuçlarına etki edecek.

Ankara’da halen Cumhur İttifakı’nın yönettiği Mamak, Etimesgut, Haymana ve Gölbaşı gibi ilçelerde YRP nedeniyle sıkıntı olabileceği belirtiliyor. Aynı olumsuz etkinin İstanbul’da Bahçelievler, Sancaktepe, Silivri, Çatalca, Eyüp gibi ilçelerde de olabileceği analiz ediliyor.

Bütün bunlar konuşulurken, Cumhur İttifakı’nın birbirine bıraktığı illerdeki sonuçları da unutmamak gerekir. Cumhur İttifakı 22 ilde hem kendi aralarında hem de diğer partilerle yarışacak. Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Bayburt, Bolu, Çankırı, Düzce, Elazığ, Gümüşhane, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırıkkale, Kilis, Kütahya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat’ta kıran kırana rekabet var.

24 ilde ise MHP, AKP’nin adaylarını destekleyecek. Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Artvin, Batman, Bilecek, Bingöl, Bitlis, Burdur, Çanakkale, Çorum, Edirne, Giresun, Hakkari, Iğdır, Kırşehir, Muş, Rize, Siirt, Sinop, Şırnak, Tunceli, Yalova ve Zonguldak’ta MHP’nin adayı yok. Osmaniye, Erzincan, Kars, Kırklareli, Bartın’da ise AKP ortağını destekliyor. 30 büyükşehirden Manisa ve Mersin MHP’nin, kalan 28 büyükşehir ise AKP’nin oldu.

Bu paylaşımın, partilerin oy oranlarına etkisi önemli. İki partinin ittifak yapmadığı ve yarışmaya karar verdiği illerde de durumlar ilginç. Örneğin Aksaray, Amasya, Çankırı, Isparta, Karabük, Karaman ve Uşak gibi illerde ittifak ortakları bir önceki seçimlerde birbiriyle yarışırken, çok küçük oy farklarıyla sonuca gitmişlerdi.

Şimdi bu illerde İYİ Parti’nin zayıf yapısının, YRP gerçeğinin sonuçları nasıl etkileyeceği merak konusu. Anadolu illerinde seçimler sürprizli sonuçlara gebe…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın