Dervişoğlu’ndan Erdoğan’a Dikkat Çeken “Süreç” Mektubu

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şehit ailelerine mektup göndermesi üzerine, açık bir mektup kaleme aldı.

“Şehit ve gazilerimizin emanetine sahip çıktık’ diyorsunuz ama onların katilleriyle müzakereye izin veriyorsunuz” ifadelerine yer verilen Dervişoğlu’nun mektubu şu şekilde:

“Sayın Cumhurbaşkanı;

Türkiye’nin başındaki terör belasını ortadan kaldırma vaadiyle idarenizde yürütülen “Terörsüz Türkiye” etiketli süreçte, terör örgütünün elebaşından Kandil’e, Barzan ağalarından terörün siyasi sözcülerine kadar, geniş bir kesimle kapalı kapılar ardında görüşmeler yürüttükten sonra,

Mukaddesimiz Şehit Aileleri ve Gazilerimizin de aklınıza gelmiş olmasını, gecikmiş de olsa olumlu buluyorum. Ancak, hiç olmazsa kahramanlarımızın emanetlerine seslenirken hakikatli olsaydınız.

Belirttiğiniz gibi;

Semalarımızda Ezan-ı Muhammedi yankılanıyor, Al Bayrak dalgalanıyorsa, bunu o kahramanlarımıza borçluyuz. Ödenemez bu borcun gereklerinden biri de vatanımıza göz diken katillerle asla muhatap olmamak, taleplerini elimizin tersiyle itmek, hak ettikleri şekilde muamele etmektir. ‘Şehit ve gazilerimizin emanetine sahip çıktık’ diyorsunuz ama onların katilleriyle müzakereye izin veriyorsunuz. Müzakere ediyor, Cumhuriyetimizin tapu senedini hedef almalarına sessiz kalıyor, komisyon önerilerini ve umut hakkı taleplerini muhatap alıp, istedikleri her adımı atıyorsunuz. Aziz şehitlerimizden yana olduğunuzu söylerken, katillerinin de taleplerine rıza gösteriyor hissiyatı yaratıyorsunuz.

Sayın Cumhurbaşkanı; o sebeple, siz Türkiye’yi terörden kurtarmıyor, teröristlerin istek ve emellerinin surda gedik açmasına göz yumuyorsunuz. Göreve geldiğinizde terör neredeyse sıfır noktasındaydı. Kolunu kıpırdatacak hali kalmamıştı. Devr-i iktidarınızdaki yanlış politikalar ve süreçlerle toparlandı, güçlendi.

Ve Sayın Cumhurbaşkanı;

Bu vatana evlat vermiş insanlara mektup yazarken bile ekonomik kayıptan bahsedip, yeni yaralar açıyorsunuz. Mektubunuzun medyaya geçilen ilk örneğindeki, “Trilyonlarca dolar kaynağımızdan sarf-ı nazar ettik” ifadesi nasıl sözdür Sayın Cumhurbaşkanı? Evladını yitirmiş ailelere seslenirken, ekonomik kayıplardan bahsetmek de nedir? Hele de fırsattan istifade, sebep olduğunuz ekonomik felaketi aklamaya çalışmak, “Bu sürecin sonunda bolluk gelecek” türünden gizli mesaj vermek, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na uygun düşüyor mu? Siz, bu uğurda, ordusunun, güvenlik güçlerinin ihtiyacı için harcanan paraya milletimizden tek bir itiraz işittiniz mi? Türk devleti ve Türk Milleti, trilyonlarca dolardan sarf-ı nazar etmedi, vatanımızın bütünlüğü için ne gerekiyorsa onu yaptı. Belli ki, mektubun ilk halindeki bu büyük hatayı görüp gerekli düzeltmeyi yaptırmışsınız. Ancak maiyetinizdekiler ve ekranlarda sözcünüz gibi hareket edenler, hala bu uygunsuz vurguyu yaparak, kahramanlarımızın ailelerinin yüreklerinde yeni yaralar açmaya devam ediyor.

Bu konu, dürüstlüğün şart olduğu bir konudur. Süreçle ilgili memur tayin ettikleriniz, pazarlık yaptı, müzakere etti, tavizler verdi. Tüm bunları, süreci birlikte yürüttüğünüz terör örgütünün elebaşları ve siyasi temsilcileri her gün orta yere saçıyor. Siz ise balçıkla güneşi sıvamaya çalışıyorsunuz. Saklanamayan hakikat budur.

Evet Sayın Cumhurbaşkanı; girdiğiniz bu yanlış yolda, Allah yar ve yardımcımız olsun. Biz, Büyük Türk Milleti adına takipteyiz. Milletimizin de gördüğü hakikatin sözcüsü olacağız. Şu ya da bu sebeple, bu tehlikeli ve yanlış yola girmek mecburiyetinde bırakıldıysanız eğer, şahıs olarak değil belki ama devletin başı olarak çıkış aradığınızda, biz yine sorumluluğumuzun ve görevimizin başında olacağız.

Cumhurbaşkanlığı Makamı’na saygılarımla.”

Paylaşın

Diyanet, Tatil Organizasyonlarını Hedef Aldı: Allah’ın Hükümlerini Hiçe Sayan…

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cuma Hutbesi’nde vatandaşların tatil tercihlerini hedef aldı: “Bazı tatil organizasyonları Allah’ın hükümlerini hiçe sayan, helal haram hassasiyetinden uzak, lüks ve israfın zirveye ulaştığı, nefsani arzu ve isteklerin sınır tanımadığı bir hal aldı.”

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün bu haftaki Cuma Hutbesi, “Sıla-i Rahimle Bereketlenen Tatil” başlığıyla yayınlandı. Hutbe’de “Müslümanın çalışması da dinlenmesi de tatili de eğlenmesi de meşru, ahlaki ve helal sınırlar içerisinde olmalıdır. Müslüman, dinlenirken de zamanını boş geçirmemeli, kulluk ve sorumluluk bilincini daima muhafaza etmelidir” ifadeleri yer aldı.

“Ne yazık ki günümüzde bazı tatil organizasyonları, Allah’ın hükümlerini hiçe sayan, helal haram hassasiyetinden uzak, lüks ve israfın zirveye ulaştığı, nefsani arzu ve isteklerin sınır tanımadığı bir hâl almıştır” denilen hutbede, böyle bir tatil anlayışının İslam dininde asla yerinin olmadığı savunuldu.

Hutbede, “Aslında tatil; tembellik ve miskinlikle, gaflet içinde geçirilen zamanlar olmamalı; aksine, farklı ve faydalı meşguliyetlerle verimli bir dinlenme fırsatına dönüştürülmelidir. Yeryüzünde gezip dolaşarak Yüce Rabbimizin kuvvet ve kudretini tefekkür etmeye, kâinata ibret ve hikmet nazarıyla bakmaya vesile olmalıdır. Bu bilinçle yapılan tatil, sadece dinlenmek değil, aynı zamanda bir eğitim ve bir ibadettir. Tatil; memleketimizi, köyümüzü, şehit kanlarıyla yoğrulmuş cennet vatanımızın tarihi ve doğal güzelliklerini çocuklarımıza tanıtmak için bulunmaz bir fırsattır. Tatil, anne babamızın hayır duasını almak, akrabalarımızla hasret gidermek için güzel bir imkândır. Evlatlarını ve torunlarını özleyen, onların yolunu bekleyen anne babalar için de bir sevinç kaynağıdır. Bugün, nice anne baba evlatlarının, nice dede ve nine torunlarının yollarını gözlemektedir. Bir çift söze, bir selama, bir muhabbete hasret kalan nice büyüklerimiz var” görüşüne yer verildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen haftaki Cuma Hutbesi’nde giyim kuşam özgürlüğüne müdahale çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Seçmenlerin Yüzde 68’i “Duruşmalar TRT’ten Yayımlansın” Diyor

“Belediye Başkanlarının Yargılandığı Davalar TRT’den Canlı Yayımlansın mı” sorusuna, seçmenlerin yüzde 68’i, “halkın her şeyi görmeye hakkı var” diyerek TRT’den canlı yayımlamasını istiyor.

GÜNDEMAR Araştırma’nın 20-26 Temmuz tarihlerinde yaptığı “Türkiye Gündemi” araştırmasına göre seçmenin yüzde 46’sı CHP belediyelerine yönelik tutuklamaların “haksız ve siyasi olduğunu” belirtirken, her dört seçmenden biri “kararları hukuka uygun” olarak değerlendiriyor. 

Araştırmanın Türkiye genelinde CATI (Bilgisayar Destekli Telefonla Görüşme) ve CAWI (Bilgisayar Destekli Çevrimiçi Anket) yöntemleri bir arada 60 il ve 539 ilçede 2 bin 256 kişi ile yapıldı.

Anket sonuçlarına göre; “Belediye Başkanlarının yargılandığı davalar TRT’den canlı yayımlansın mı” sorusuna her dört kişiden üçünün “duruşmalar TRT’den canlı yayımlansın” yanıtını verdiği görüldü. Katılımcıların yüzde 61’i ise Tele1, Halk TV, Sözcü TV ve Now TV gibi televizyon kanallarına yönelik yayın durdurma ve kapatma cezalarını “basın özgürlüğüne müdahale” olarak değerlendirdi. 

Araştırma şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tamer Bolat araştırma sonuçlarını şöyle açıkladı: 

”Araştırma’nın “Belediye Başkanlarının Yargılandığı Davalar TRT’den Canlı Yayımlansın mı” sorusuna her dört kişiden üçü, yani yüzde 68’i, “Halkın her şeyi görmeye hakkı var” diyerek duruşmaların TRT’den canlı yayımlamasını desteklediği görülmüştür. Araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 23’ü böyle bir yayın sürecinin “yargıyı siyasallaştıracağı” kanaatini belirtirken yüzde 9’luk bir kesim de fikrini belirtmemiştir.  

Duruşmaların TRT’den yayımlanması talebi yalnızca CHP, İYİ Parti veya DEM Parti seçmeninde güçlü bir talep değildir, AK Parti ve MHP seçmeninde de güçlü bir taleptir. CHP seçmenin yüzde 69’u, İYİ Parti seçmenin yüzde 81’i, DEM Parti seçmenin yüzde 80’i, AKP seçmeninin 66’sı, MHP seçmeninin de yüzde 64’ü “duruşmalar canlı yayımlansın” talebini desteklemektedir. 

Bu sonuçlar iktidar bloğu içinde de şeffaflık yönünde güçlü bir talebin varlığını ortaya koymaktadır. 

Seçmenin çoğu TRT’ye güvenmiyor

TRT yayınlarına güveni de ölçen araştırmanın sonuçları oldukça çarpıcı. “TRT yayımlarını genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna katılımcıların yalnızca üçte biri, yüzde 33’ü “TRT’nin tarafsız ve objektif yayın yaptığını” belirtirken, katılımcıların yaklaşık yarısı, yüzde 47’si “TRT’nin iktidar yanlısı yayın yaptığını” belirtmektedir. “Fikrim yok / Cevap yok” diyenlerin oranı ise yüzde 20.

AK Parti seçmeninin yüzde 52’si, MHP seçmenin ise yalnızca yüzde 35’i “TRT’nin tarafsız yayın yaptığını” belirtirken, AK Parti seçmenin yüzde 25’i, MHP seçmenin yüzde 52’si “TRT’nin iktidar yanlısı yayın yaptığına” inanmaktadır. Bu oran CHP seçmenin de yüzde 64, İYİ Parti seçmenin de ise 74.

Bu konuda benzer bir sonuç da “TRT, belediye başkanlarına yönelik davaları yayımlaması durumunda bu süreci tarafsız ve kesintisiz biçimde aktarır mı?” sorusunda ortaya çıkıyor. Bu soruya katılımcıların yalnızca yüzde 37’si “evet” derken, yüzde 49’u “TRT’nin böyle bir süreçte taraflı yayın yapacağına” inanıyor.  Bu sonuçlara rağmen Türkiye genelinde her 4 kişiden 3’ü (yüzde 74) TRT’de böyle bir yayın olursa izleyeceğini belirtmiştir. Böyle bir yayını “izlemeyeceğini söyleyenlerin” oranı ise yalnızca yüzde 18’dir. 

Partiler düzeyinde ise AK Parti seçmeninin yüzde 76’sı, CHP seçmeninin yüzde 74’ü, MHP seçmeninin yüzde 65’i, İYİ Parti ve TİP seçmeninin yüzde 70’i “izlerim” derken DEM seçmeninde bu oran yüzde 100’e yaklaşmaktadır. 

Katılımcılara Tele1, Halk TV, Sözcü TV ve Now TV gibi televizyon kanallarına yönelik yayın durdurma ve kapatma cezalarını “nasıl değerlendiriyorsunuz” diye soran GÜNDEMAR Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 61’i bu cezaları “basın özgürlüğüne müdahale” olarak değerlendirmiştir. Katılımcıların yüzde 27’si ise bu cezaların “yayın ilkelerinin ihlali nedeniyle” gerekli olduğunu belirtmiştir. Yüzde 12’lik bir kesim ise fikir belirtmemiştir. 

Bu oranların partilere dağılımında ise CHP seçmeninin yüzde 82’si, İYİ Parti seçmenin yüzde 76’sı, DEM Parti seçmeninin yüzde 94’ü yayın durdurma ve kapatma cezalarının basın özgürlüğü ihlali olduğunu belirtmiştir. AK Parti seçmeninin yüzde 37’si, MHP seçmenin yüzde 58’i de kararları basın özgürlüğü ihlali olarak değerlendirmiştir. 

Katılımcılara “bazı gazetecilerin halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz” diye soran GÜNDEMAR Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 52’si, bu gözaltı ve tutuklamaları siyasi bir susturma aracı olarak değerlendirirken, yüzde 34’ü de bu müdahaleleri hukuki gerekçelere dayanan gerekli uygulamalar olarak görmektedir. 

Bu sonuç toplumun yarısından fazlasının gazetecilere yönelik bu tür işlemleri hukuktan ziyade politik bir baskı aracı olarak algıladığını göstermektedir. Nitekim bu sonuç muhalefet seçmenin de açıkça görülüyor. CHP seçmeninin yüzde 77’si, İYİ Parti seçmenin yüzde 75’i, DEM Parti seçmenin yüzde 58’i gazetecilere yönelik göz altıları ve tutuklamaları “siyasi bir susturma aracı” olarak görüyor. Bu oran AK Parti seçmeninde yüzde 32’i, MHP seçmeninde yüzde 43. 

Araştırmanın diğer bir sonucu da medyaya ve gazetecilere yönelik yaptırımlarda “Çifte Standart” algısının hakim olduğunu ortaya koyuyor. Nitekim “Medya kuruluşlarına yönelik cezaların ve gazetecilere açılan soruşturmaların herkese eşit şekilde uygulandığına inanıyor musunuz” şeklindeki soruya katılımcıların yüzde 62’si “hayır bu yaptırımlar eşit şekilde uygulanmıyor, çifte standart var” diye cevap vermiştir. Yalnızca yüzde 25’lik bir kesim bu uygulamaları eşit bulurken, yüzde 13’lük kesim ise görüş belirtmemiştir. 

CHP seçmeninin yüzde 86’sı,  İYİ Parti seçmeninin yüzde 91’i, DEM Parti seçmeninin yüzde 53’ü, “medya yaptırımlarının eşit uygulanmadığını düşünürken”, AK Parti seçmeninin yüzde 47’si yaptırımların eşit şekilde uygulandığını, yüzde 36’sı da çifte standart olduğunu ifade etmiştir. MHP seçmeninde ise “eşit uygulandığına inanların oranı yalnızca yüzde 14, çifte standart olduğuna inanların oranı yüzde 58’dir. 

Paylaşın

İmam Hatip Ve Meslek Liseleri Boş Kaldı

Sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi.

Liselere Geçiş Sistemi kapsamında düzenlenen sınavın 14-24 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen tercih dönemi tamamlandı. LGS Sınavı’nın tercih sonuçlarına göre, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler liselerine ayrılan kontenjanların tamamı doldu.

Türkiye genelinde, sınavla öğrenci alan 533 Anadolu lisesinin yalnızca yedisinde kontenjan boşlukları oluştu. Anadolu liselerindeki boş kontenjan sayısının yalnızca 143 olduğu bildirildi.

Sayıları giderek artırılan Anadolu imam hatip liseleri ise tercih edilmedi. Buna göre, sınavla öğrenci alan 837 Anadolu imam hatip lisesinin 236’sının kontenjanı doldurulamadı. Anadolu imam hatip liselerindeki toplam boş kontenjan sayısı kayıtlara, 3 bin 825 olarak geçti.

Benzer bir tablo mesleki ve teknik Anadolu liselerinde de yaşandı. Tercih edilebilen meslek liselerinden 294’ünde boşluklar oluştuğu belirtildi. Mesleki eğitim veren liselerdeki boş kontenjan sayısı ise 4 bin 898 ile ifade edildi.

“Her yıl karşılaşılan olağan tablo”

Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, tercih sonuçlarına ilişkin BirGün’den Mustafa Bildirici‘ye değerlendirmelerde bulundu. Tabloyu, “Her yıl karşılaşılan olağan tablo” olarak değerlendiren Ünsal, şunları söyledi:

“Mesleki ve teknik Anadolu liseleri ile Anadolu imam hatip liselerinde her yıl genel anlamda boşluklar oluşuyor. Bu okulların proje okul olarak adlandırılmasının toplumdaki beklentiyi karşılayamadığı görülüyor. Öğrencilerin büyük bölümünün fen, sosyal bilimler ve Anadolu liselerini tercih ettiği net şekilde sonuçlarla ortaya konuluyor.

Eğitimle ilgili planlama ne ise kontenjanlar da ona göre belirleniyor. Kontenjanlar yalnızca öğrencilerin tercihleri doğrultusunda belirlenseydi imam hatiplerin ve mesleki eğitim veren liselerin kontenjanının daha az olması gerekirdi.”

Ünsal, 4-6 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek nakil tercihleriyle ilgili de konuştu. Nakil döneminde büyük hareketlilik beklenmemesi gerektiğini kaydeden Ünsal, “Nakillerin gerçekleşmesi için üst sıralardaki okulların boşalması gerekiyor ki yukarı doğru kaymalar olsun. Genel olarak 285’lik puana kadar bir kontenjan boşluğu olmadığını görüyoruz” dedi.

Paylaşın

1302 Kanun Teklifi Gündeme Alınmadı: Meclis İşlevsizleştirildi

Son iki senede CHP’nin 774, DEM Parti’nin 331, İYİ Parti’nin 114, Yeniden Refah Partisi’nin ve Yeni Yol Grubu’nun ise 83 yasa teklifinin tek bir tanesi bile TBMM gündemine alınmadı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) muhalefet partilerim kanun tekliflerinin yok sayıldığını söyledi.

TBMM Genel Sekreterliği’nden alınan verileri paylaşan Kış, “Son iki senede CHP 774, DEM Parti 331, İYİ Parti 114, Saadet-Yeniden Refah Grubu ise 83 yasa teklifi sundu. Toplamı 1.302 kanun teklifi. Bu tekliflerden tek bir tanesi bile gündeme alınmadı.” dedi.

Gülcan Kış, Meclis’te 16 partinin temsil edildiğini belirterek “Ancak karar alma süreçleri Saray’dan yürütülüyor” ifadelerini kullandı. Gülcan Kış, ardından da şunları ekledi:

“Meclis’teki muhalefet partileri olarak geçim derdi, barınma sorunu, adalet arayışı için mücadele ettik. Asgari ücretin artırılması, emekli maaşlarının insanca seviyeye çıkarılması, öğrencilere barınma ve burs desteği, işçilere sosyal güvence, gençlere istihdam…

Bu teklifler halk için hazırlandı ama Saray halktan yana hiçbir adıma izin vermedi. Erdoğan halkın taleplerini yok sayarak Meclis’i devre dışı bıraktı. Muhalefetin sözü susturuldu, Meclis işlevsizleştirildi. Bu bir yetki devri değil; doğrudan halk iradesinin gasp edilmesidir.”

Paylaşın

“Selahattin Demirtaş Tahliye Edilebilir” Açıklaması

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Mesut Özer, Demirtaş’ın önümüzdeki ay tahliye edilebileceğini söyledi.

DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu aracılığıyla kamuoyuna mesaj gönder “Umut ediyoruz ki barışla birlikte Türkiye’de yeni bir sayfa açılacak ve aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa etmek için çok daha güçlü bir zemin oluşacaktır” demişti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Mesut Özer, Demirtaş’ın önümüzdeki ay tahliye edilebileceğini söyledi.

Avukat Özer, kurdistan24.net’e yaptığı açıklamada, TBMM kurulacak komisyonun, değişmesi gereken yasaları değiştirmeye ve düzeltmeye hazırlandığını belirterek, “Komisyon, öneriyi Meclis’e sunacak ve onaylanması için 301 milletvekilinin oy kullanması gerekiyor” dedi.

Selahattin Demirtaş’ın durumu hakkında da konuşan Özer, Demirtaş’ın önümüzdeki ay tahliye edilebileceğini ifade etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin üçüncü kez hak ihlali kararı vermesinin ardından avukatları tarafından Demirtaş hakkında yapılan tahliye talebi temmuz ayında reddedilmişti.

“Özgürlük dolu günlere”

Demirtaş, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu aracılığıyla kamuoyuna mesaj gönderdi. “Umut ediyoruz ki barışla birlikte Türkiye’de yeni bir sayfa açılacak ve aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa etmek için çok daha güçlü bir zemin oluşacaktır” diye Demirtaş’ın mesajının tamamı şu şekilde:

“Değerli vekilimiz Sn. Gergerlioğlu aracılığıyla selam ve dayanışma duygularını ileten tüm dostlara bizden de yürek dolusu selam, sevgiler. Herkes için gerçek bir adalet, eşitlik ve demokrasi mücadelesine yılmadan devam ederken ısrarla barış demeye de devam edeceğiz. Umut ediyoruz ki barışla birlikte Türkiye’de yeni bir sayfa açılacak ve aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa etmek için çok daha güçlü bir zemin oluşacaktır. Özgürlük dolu günlere.”

Paylaşın

Demirtaş: Silahların Bırakılması Gerekiyor

“Silahların bırakılması gerekiyor” diyen Selahattin Demirtaş, “Barışa ulaşmanın başka yolu yok. Radikal adımlar atılmalı ve barışın yolu bir şekilde açılmalı” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cezaevinden umut ve barış çağrıları içeren mesajlar gönderdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Edirne Cezaevi’ne yaptığı ziyaretin ardından aktardığına göre, Demirtaş çözüm süreci ve barış konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.

“Silahların bırakılması gerekiyor” diyen Demirtaş, “Barışa ulaşmanın başka yolu yok. Radikal adımlar atılmalı ve barışın yolu bir şekilde açılmalı” dedi.

Cezaevinden çıkma ihtimaliyle ilgili de konuşan Demirtaş, “Mutlaka bir gün çıkacağım. Yeter ki barış sağlansın. Benim çıkmam önemli değil; önemli olan, herkese adalet ve özgürlük diyen erdemli bir toplumun inşa edilmesi. Bu acıların bir daha yaşanmaması gerekir” dedi.

Gergerlioğlu ise ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, “Barış umudunu yitirmemiş, halkını ve toplumu düşünen olgun bir Demirtaş gördüm. Derin analizler yaptı ve oldukça umut doluydu” diye konuştu.

Paylaşın

Trump’tan Türkiye’ye Yüzde 15 Ek Gümrük Vergisi

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’den ithal edilecek ürünlere uygulanacak yüzde 15 ek gümrük vergisi kararını imzaladı. Türkiye için daha önce yüzde 10’luk bir gümrük vergisi açıklanmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, çok sayıda ülkeye ek gümrük vergileri açıkladı. İmzalanan kararda ülkelere uygulanacak olan vergi oranları, yüzde 10 ile 41 arasında değişti.

ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği bütün ürünler yüzde 15 ek gümrük vergisine tabi olacak. Türkiye için daha önce yüzde 10’luk bir gümrük vergisi açıklanmıştı. Bu oran yüzde 50 artmış oldu.

Avrupa Birliği’ne (AB) getirilecek verginin Türkiye’den yüksek olması bazı fabrikaların Türkiye’ye taşınması beklentisi vardı ancak bu gerçekleşmedi. AB’ye uygulanan vergi de Türkiye’ye uygulanan vergi de yüzde 15 oldu.

Türkiye’nin komşularından Suriye’ye yüzde 41 ve Irak’a ise yüzde 35 ek gümrük vergisi getirildi.

Yayımlanan kararname, 8 Ağustostan itibaren yürürlüğe girecek. Trump bu vergileri göreve geldikten sonra açıklamış fakat ticaret anlaşması müzakereleri yürütmek için yürürlüğünü ertelemişti.

Öte yandan Trump, Kanada’ya uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25’ten yüzde 35’e çıkarılmasını öngören bir kararnameyi de imzaladı. Kanada’ya yönelik yeni tarife oranının bugün (1 Ağustos) yürürlüğe gireceği bildirildi.

Avrupa Birliği için bu oran, geçen haftaki anlaşmada kararlaştırıldığı üzere yüzde 15 oldu.

ABD ile ticaret anlaşması imzalayan bir diğer ülke olan İngiltere de yüzde 10 ek gümrük vergisine tabi olacak.

ABD’ye geçen yıl 63 milyar dolar ihracat yapan İsviçre ise Suriye, Laos ve Myanmar’ın ardından en çok gümrük vergisi getirilen ülke oldu. Trump, İsviçre’ye yönelik ek gümrük vergisi oranını yüzde 39 olarak belirledi.

İsviçre Devlet Başkanı Karin Keller-Sutter, gümrük vergileri açıklanmadan önce Trump’la bir son dakika görüşmesi yaptığını fakat bir anlaşmaya varamadıklarını söyledi.

Trump, Hindistan’a yüzde 25, Tayvan’a ise yüzde 20 ek gümrük vergisi getirdi. Tayvan Devlet Başkanı Lai Çing-te, ABD ile müzakerelerin sürdüğünü ve açıklanan oranın geçici olduğunu söyledi.

Çin’e yönelik yeni gümrük vergileri ise 12 Ağustos’a kadar ertelenmişti. İki ülke arasındaki görüşmeler devam ediyor. Yine Meksika’ya yönelik gümrük vergileri de müzakereler için 90 günlüğüne ertelendi.

Trump, 8 Ağustos’a kadar Ukrayna ile bir ateşkes imzalamaması durumunda Rusya’dan gaz ve petrol alan ülkelere de ek bir gümrük vergisi uygulamayı planlıyor.

Paylaşın

Gençler Üretimden Ve Sosyal Yaşamdan Dışlanıyor

CHP’li Milletvekili Ayça Taşkent, “Ev genci dediğimiz kesim, yalnızca işsiz değil; ekonomik bağımsızlıktan, sosyal yaşamdan ve üretimden de büyük ölçüde kopmuş durumda” dedi ve ekledi:

“Bu gençler, ailelerinin evine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalıyor ve psikolojik-sosyolojik olarak ciddi bir dışlanma yaşıyor. Eğitimli ama işsiz ve umutsuz bir nesil yetişiyor; bu da uzun vadede ülkemizin sosyal dokusunu ve üretim kapasitesini tehdit ediyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, son yıllarda artan genç işsizliği ve kamuoyunda “ev genci” olarak bilinen gençlerin yaşadığı sosyoekonomik sorunların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma önergesi sundu.

Taşkent, yaptığı açıklamada, genç işsizliğinin yalnızca bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda derin bir toplumsal eşitsizlik ve demokratik katılım krizi yarattığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin en dinamik ve üretken potansiyeli olan gençler, bugün işsizlik, güvencesizlik ve umutsuzlukla kuşatılmış durumda. Özellikle 20-35 yaş arası gençler arasında, üniversite mezunu olmalarına rağmen iş bulamayan, ekonomik nedenlerle ailelerinin evinden ayrılamayan ve sosyal yaşama aktif biçimde katılamayan geniş bir kesim var. Kamuoyunda ‘ev genci’ olarak bilinen bu tablo, yalnızca gençlere dair bir sorun değil; ekonomik modelin, sosyal politikaların ve barınma sisteminin iflasının göstergesidir.”

“Gençler üretimden ve sosyal yaşamdan dışlanıyor”

Taşkent, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı Mayıs verilerine dikkat çekerek, 15-24 yaş arası genç nüfusta dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 15,4 olduğunu, geniş tanımlı işsizlik verilerine bakıldığında ise her 4 gençten 1’inin ne istihdamda ne eğitimde ne de herhangi bir beceri geliştirme sürecinde yer almadığını (NEET) ifade etti ve şöyle devam etti:

“Ev genci dediğimiz kesim, yalnızca işsiz değil; ekonomik bağımsızlıktan, sosyal yaşamdan ve üretimden de büyük ölçüde kopmuş durumda. Bu gençler, ailelerinin evine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalıyor ve psikolojik-sosyolojik olarak ciddi bir dışlanma yaşıyor. Eğitimli ama işsiz ve umutsuz bir nesil yetişiyor; bu da uzun vadede ülkemizin sosyal dokusunu ve üretim kapasitesini tehdit ediyor.”

Taşkent, önergesinde ev genci olgusunun ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarının bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini belirtti:

“Gençlerimizin üretime ve sosyal hayata katılımını artıracak, onlara ekonomik bağımsızlık kazandıracak ve sosyal devleti yeniden yapılandıracak çözümler üretmek zorundayız. KYK borçlarının ağırlığı, işsizlik maaşındaki yetersizlik, kamuya alım süreçlerindeki liyakatsizlik ve barınma krizi gençlerimizin geleceğe dair umutlarını kırıyor. Ev genci olgusu, demokrasinin sürdürülebilirliği ve toplumsal barış açısından kritik bir mesele haline gelmiştir.”

CHP’li Taşkent, önergesiyle Meclis’ten, “ev genci” tanımına giren gençlerin kapsamlı bir şekilde araştırılmasını, sayılarının net biçimde tespit edilmesini, sosyolojik ve ekonomik profillerinin çıkarılmasını, toplumsal-psikolojik etkilerinin belirlenmesini ve çözüm odaklı sosyal politika önerilerinin geliştirilmesini talep etti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2024 Yılında Türkiye’de 200 Binden Fazla Çocuk Suça Sürüklendi

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; 2024 yılında, 200 binden fazla çocuk, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla, güvenlik birimlerine getirildi.

Haber Merkezi / Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu.

Bu olaylarda çocukların 279 bin 620’si mağdur olarak 202 bin 785’i suça sürüklenme sebebiyle  (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438’i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561’i kayıp (hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729’u kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 518’i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785’i suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşti. Bu çocukların yüzde 40,4’üne yaralama, yüzde 16,6’sına hırsızlık, yüzde 8,2’sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4,6’sına tehdit, yüzde 4,2’sine genel tehlike yaratan suçlar, yüzde 26,0’ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar isnat edildi.

Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun yüzde 86,1’ini suç mağduru, yüzde 13,8’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun yüzde 55,3’ü yaralama, yüzde 10,8’i cinsel suçlar, yüzde 9,5’i göçmen kaçakçılığı, yüzde 8,0’ı aile düzenine karşı suçlar, yüzde 16,5’ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.

Paylaşın