Özel’den, 17 Bakana ‘Murat Kurum’ Tepkisi

İstanbul Esenyurt’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, Murat Kurum için oy isteyen 17 bakana sert tepki göstererek, “İstanbul’da taraf tutuyorsun, Murat Kurum için oy istiyorsun. Yazıklar olsun böyle adalete, böyle devlet yönetimine” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin İstanbul Esenyurt’ta düzenlediği halk buluşmasında konuştu. Özel, şunları söyledi:

“Esenyurt, 5 yıl önce iki kararı birden verdi. 15 yıldır Esenyurt’u yöneten AKP iktidarını değiştirdi, 25 yıldır İstanbul’u yöneten İstanbul Büyükşehir Belediyesini değiştirdi. O kararından bu kararına Esenyurt’u hiç pişman etmedik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Esenyurt’a, Bahçekent Haramidere otobüs hattından açılmasından tutun, Esenyurt Teknoloji Atölyesine, Yaşar Kemal Meydanından, Kıraç Esenyurt arası kavşak çalışmalarına, Gülten Akın Kütüphanesinden yükseköğretim öğrenci yurduna kadar, Esenyurt’a inanılmaz hizmetler verdi. An itibariyle Esenyurt’ta 10 bin 414 üniversite öğrencisine burs veriyoruz.

29 bin haneye nakdi destekte bulunuyoruz. Ayrıca 9 bin 706 aile doğrudan sağlık hizmeti alıyor. 1196 aileye yeni doğan paketi verildi ve 30 bin 718 haneye İstanbul Kart ile sosyal destek sağlıyoruz. Ekrem Başkan 5 yılda İstanbul ve Esenyurt’a çok önemli hizmetler yaptı. Sadece 65 kilometre mi metro yaptı, daha az mı yaptı diye polemik yaratanlar, kendileri bıraktığında 7 metronun inşaatı durmuşken, 10 metronun 15 bin kişi ile toprak altında her gün arı gibi, karınca gibi çalışanlar var.

11 kent lokantasıyla, 4 çeşit yemeğin 40 liraya verildiği kent lokantalarıyla, bir tane kreş yokken, kadını sosyal hayata, çalışma hayatına dahil eden tam 100 kreş açtık. Bir tane öğrenci yurdu yoktu. Çünkü öğrenci yurdunu yapmamayı, öğrencileri barıma sorunları ile baş başa bırakmayı, onları kendi cemaatlerine, tarikatlarına itmek olarak görenlere karşı İstanbul Büyükşehir Belediyesi 80 ilden gelen evlatlarımıza, özellikle doğudan, güneydoğundan gelen, Karadeniz’den gelen yoksul ailenin çocuklarına yapmış olduğu 14 yurt ile sahip çıktı.

Esenyurt’ta geçen seçim kampanyasının en önemli iddiası şuydu, CHP gelirse sosyal yardımları kesecek. Bunun yalan olduğunu söylemiştik, sizler de bize inanmıştınız. CHP geldi, sosyal yardımlar kesilmedi aksine 2 katına, 3 katına değil tam 6 katına çıktı. Bugün İstanbul’da Ekrem Başkana karşı artık adaylarının mücadeleyi tek başına yürütemediğini kabul edenler, 17 bakan ile İstanbul’a çıkartma, kuşatma yapıyorlar. Ancak bu tavır sizin gibi AKP’ye oy veren seçmeni de çıldırtıyor. Maliye Bakanı, Murat Kurum yerine oy peşine koşacağına emeklinin sorununa çare bulsun. Emeklinin sıkıntısını çözsün diyorlar. Çalışma Bakanı, Murat Kurum için oy toplayacağına, işsizlik sorununu çözsün diyorlar. Yargıya güven yüzde 30’un altına düşmüşken Adalet Bakanının İstanbul’da ne işi var diyorlar.

Bizim işimiz gücümüz Esenyurt, Ekrem Başkanın işi gücü İstanbul. Peki işi gücü yoksulluğu ortadan kaldırmak, işsizliğe çare bulmak, adalet getirmek, kadınları korumak, gençlerin umutlarını artırmak olan iktidarın bakanları güya tarafsız kalacaklardı. Güya bürokrat, teknokrat olacaklardı. İşlerine bakacaklardı. Siyaseti siyasetçiler yapacaktı. İçişleri Bakanı seçim güvenliğinden sorumlu olan sensin, polis, jandarma sana bağlı, seçim güvenliği senin için, sen gelmişsin İstanbul’da taraf tutuyorsun, Murat Kurum için oy istiyorsun. Yazıklar olsun böyle adalete. Yazıklar olsun böyle devlet yönetimine.

Geçen seçimi kumpas videolarla kazananlar, bir büyük yalanın arkasına sığınanlar. Efendim, açsın, yoksulsun, işsizsin ama tehlike büyük oyu bana vermelisin, yoksa ezanı susturacaklar, yoksa bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler yalanı ile insanları korkutan, korku ittifakına cevabımızı bir kez daha veriyoruz. Esenyurt, birlik, beraberlik, kardeşlik demektir. Barış demektir. Esenyurt ittifakı ve Türkiye ittifakı hepinizi mahcup edecektir. Buna inanıyor ve güveniyoruz.

“Hep beraber başaracağız”

Bizim birlikteliğimiz birilerini rahatsız etmiş. Bir sürü yalan atıyorlar. Adaylarımızı büyükşehir belediye meclis üyelerimizi karalıyorlar. Ahmet Özer bizim yol arkadaşımız, kardeşimiz. 10 yıldır birlikte siyaset yaptığımız, birlikte iddia koyduğumuz. Birlikte milletvekili adayı olduğumuz Ahmet Özer’i sanki partiden değilmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Hapırsanız da köpürseniz de çıldırsanız da Ahmet Özer Esenyurt’un, CHP’nin evladıdır. Hepimizin başkanıdır. Hep beraber başaracağız. Biz insan ayırmıyoruz. Biz Esenyurt’ta, evet sosyal demokratlardan oy istiyoruz. Oy alıyoruz. Milliyetçi, muhafazakar demokratlardan. Kürt demokratlardan. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkes’i ile Esenyurt’taki herkesten, benim Esenyurt’taki göçmen akrabalarımdan, Selaniklilerden, Bulgaristan Türklerinden hepsinden oy istiyor ve oy alıyoruz.

Biz hep birlikte Esenyurt’uz, hep birlikte İstanbul’uz, hep birlikte Türkiye’yiz. Şimdi Esenyurt’ta bir büyük vazifeyi yapmaya devam edelim. Bayraklar değil sadece eller kalksın. Meydandaki emekliler bir ellerini kaldırsın. Sallayın şöyle. Bundan 1,5 ay önce ben emeklilerle aramda bir diyalog kurdum. Dedim ki emekliler, evde oturarak, susarak, üzülerek bu süreci götüremezsiniz. Size büyük bir haksızlık yapılıyor. Gelin meydanlara çıkalım. Benim sesime kulak verin. Sesime ses olun. Benimle birlikte olun. Söz veriyorum sizin sesinizi Türkiye’ye duyuracağız dedim. Sağ olun sizler de o günden beri adım adım bütün Türkiye’de bizimle birlikte oldunuz.

Şu gerçeği artık bütün Türkiye öğrendi. AKP, ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani hiç ellemese, size hiç dokunmasa, hiç ilişmese bugün 1,5 asgari ücret 26 bin lira maaş alacaktınız. Ama dedi ki ben emekli zammını TÜİK’e göre yapacağım, enflasyona onları ezdirmeyeceğim. TÜİK ne demek, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Tayyip Erdoğan’ı üzmedi ama sizi üzdü. Emeklileri üzdü. Emeklileri perişan etti. O gün 1,5 asgari ücret olan emekli maaşı bugün 0,59. Yani asgari ücretin yüzde 60’ının da altında. O gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Yani her emekli 5,5 çeyrek altın kaybetti, emekli maaşından.

Bir emekli, bir çeyrek altını düşürse, bütün gün onu arar. Öyle değil mi? Şimdi her emekli, bir kez değil. Her ay. Bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybetti. Nerede kaybettiniz, bir seçim sandığında. Nerede arayıp bulacağız, yine bir seçim sandığında. 4 gün sonra önümüze gelen seçim sandığında bunun hesabını soracağız. Ayrıca Ramazan mübarek gündeyiz. Allah oruçlarınızı kabul etsin. Bakın, bundan sadece 6 yıl önce, 2018 yılında emekli olan birisi bin lira bayram ikramiyesi alıyordu. Bunu 2015’te Sayın Genel Başkanımız, buradan bir selam yollayalım. Kim söyledi, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu söyledi. Dedi ki ben 2 bayramda birer ikramiye vereceğim. Önce veremezsin dediler, sonra biz de vereceğiz dediler, sonra 3 Ramazan, 3 Kurban, 6 bayram sözleri olduğu halde hakkınızı yediler.

2018’de bir maaş değil bin lira verdiler. O beğenmediğimiz bin lira tam 24 kilo dana kıyma alıyordu. 24 kilo. Bugün Nisan’ın 2’sinde yatacak olan 3 bin liralık emekli ikramiyesi, emekli bayram ikramiyesi 6 kilo dana kıyma zor alıyor. 24 kilo nerede, 6 kilo nerede? Bayram sofranızdan, dolabınızdan, mutfağınızdan, evladınızın, torununuzun kursağından 18 kilo dana kıymayı çalmış durumdalar. Emekliler bunun hesabını sormaya hazır mıyız? Bunun hesabını hep beraber sandıkta soracağız. Esenyurt genç nüfusun yüksek olduğu ve genç işsizliğin çok yüksek olduğu bir kent.

Şimdi Esenyurt’un gençlerine sesleniyorum. Biliyorum, üzgünsünüz, küskünsünüz, 14 ve 28 Mayıs’ta bu yasakçı, baskıcı hükümeti değiştirmek istiyordunuz. Hep birlikte çok istedik ancak başaramadık. Şimdi gençler sakın enseyi karartmayın. Sakın başınızı öne eğmeyin. Sakın umudunuzu kaybetmeyin. Bütün hesapları bu. Gençler umudunu kaybederse, gençler küserse, gençler sandığa gelmezse, gücümüzü koruruz diye hesap yapıyorlar. Sizin umudunuzu bunun için kırmak istiyorlar.

Konserleri yasaklayanlara, festivalleri yasaklayanlara, gençleri barınma sorununu çözmeyenlere, özgürlük yerine gençlere baskı vaat edenlere karşı hep beraber bu ülkeyi savunacağız ve gençlerin umutlarını yeniden yükselteceğiz. Bunun için Esenyurt’taki tüm genç kardeşlerimi 31 Mart günü kendi geleceklerine, Esenyurt’a, İstanbul’a ve Türkiye’ye sahip çıkmaya çağırıyorum. Sandık başına davet ediyorum. Şu kadarını söyleyeyim. Biz Esenyurt’ta, bütün gençler baba evine davet ediyoruz. Biz CHP’yi baba evi olarak görüyoruz. Herkes doğduğunda baba evine doğar. Günü gelir kimi uzakta bir eve taşınır, ırakta oturur, kimi yakında oturur. Kimi büyüğünü arar, kimi küçüğünde razı olur. Günü gelince herkes bilir ki baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir.

Başım sıkışırsa, ihtiyaç duyarsam, orada yerim hazırdır. Partinin Genel Başkanı, bir abiniz, kardeşiniz olarak diyorum ki bu baba evinin kapıları sonuna kadar açıktır, bu baba evi size aittir. Hepimize aittir. Tapusu ne bendedir, ne Kemal Beydedir. Ne Bülent Ecevit’te vardı, ne rahmetli İsmet Paşa’da. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Peki, bu baba evini kurarken, Gazi Paşa’nın yanında kim vardı. Vallahi herkes vardı. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i oradaydı. Alevi’si, Sünni’si oradaydı. Yan yanaydı. Omuz omuzaydı.”

“Tayyip Erdoğan merak etmesin”

Şimdi bir beka sorunundan bahsediyorlar. Bu memleket bir beka sorunu yaşadı. Yabancılar bilim ve fenle uğraşırken, hurafe ile uğraşanlar, yükselme dönemindeki Fatih Sultan Mehmet’in, 6 dil yabancı dil bilen, mühendisliğe önem veren, İstanbul fetih edilsin diye en iyi top ustalarını dünyanın öbür ucundan getiren, gemileri karadan yürüten anlayış bir yana, son dönemde 200 yıl matbaayı geri bıraktılar. Biz hurafe ile uğraşırken, yabancılar bilim ve fenle uğraştılar.

Gün oldu, en kuvvetli gemilerle geldiler, oysa biz korkudan donanmayı 33 yıl Haliç’te çürütmüştük. O gün bir beka sorunu ortaya çıktı. O beka sorunu ortaya çıktığında birileri işgal donanmasına kırmızı halı sererken, birisi yanındaki yaverine baktı. ‘Korkma çocuk, geldikleri gibi gidecekler.’ Birileri İngiliz zırhlısına binip kaçarken, bizimkisi Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıktı. Oradan Kurtuluş Savaşını başlattı. O Kurtuluş Savaşında Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si ile bu ülkeyi tek yumruk yaptı. Biz o gün Çanakkale’de, biz o gün Dumlupınar’da, Sakarya’da hep beraberdik. Tayyip Erdoğan merak etmesin.

Bir gün yeniden beka sorunu olursa, o çağırdı diye havaalanına ciplerle giden, cipten inen, altındaki pahalı ayakkabı, lüks kot pantolon, markalı sweatshirtlerle durup da Tayyip Bey gelince perdelik kumaştan yalandan kefen giyen 7 zibidi beka sorununu çözmez. O gün bir beka sorunu ortaya çıkarsa kot üstüne perdelik kumaştan kefen çekenler değil, dedesi Çanakkale’de koyun koyuna kefensiz yatanlar, Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si ile bu memleketi yine birlikte kurtarırlar.

İşte Esenyurt o birlikteliğin kentidir, işte CHP birlikteliğin adayını, Ahmet Özer’i aday gösterdi. Gel Ahmet Başkanım, dosta güven dost olmayana endişe verelim. Esenyurt’un 1 Nisan belediye başkanı, hepimizin belediye başkanı, kardeşliğimizin, birlikteliğimizin simgesi, çalışkan bilim insanı. Ahmet Özer’i sizlere emanet ediyorum. Onu seviyor musunuz, ona güveniyor musunuz, 1 Nisan günü Ahmet Özer’i Esenyurt Belediye Başkanı yapıyor musunuz? Ben de hem ona hem de size güveniyorum.

Diyorum ki Esenyurt’ta Esenyurt ittifakı, İstanbul’da İstanbul ittifakı, bütün Türkiye’de Türkiye ittifakı. Ahmet Özer kazanacak Esenyurt kazanacak. Ekrem İmamoğlu kazanacak İstanbul kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak Türkiye kazanacak. Türkiye ittifakı gücünü milletimizden, halkımızdan, renklerini bayrağımızdan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Kimseyi ayırmadan, herkesi birlikte kucaklayarak, Esenyurt’u saygı ile selamlıyoruz. Ahmet Özer, Ekrem İmamoğlu için en kuvvetli alkışlarınızı duyayım. Hepinizi seviyorum. Ahmet Özer’i Esenyurt’a, Ekrem İmamoğlu’nu Esenyurt’a, Esenyurt’u da Allah’a emanet ediyorum.”

Paylaşın

1 Milyonu Aşkın Çocuk Eğitim Alamıyor!

MEB’in verilerine göre ilkokulda çağ nüfusu 5 milyon 247 bin 982 olmasına rağmen okullaşan çocuk sayısı 4 milyon 925 bin 73. Okulda olmayan çocuk sayısı ise 322 bin 909. Çağ nüfusu ortaokulda 5 milyon 33 bin 669, lisede 5 milyon 91 bin 669 oldu.

Buna karşın eğitimde olan sayısı ortaokulda 4 milyon 591 bin 366, lisede 4 milyon 668 bin 499 oldu. Lisede 442 bin 702, ortaokulda 442 bin 303 çocuk okula kayıtlı olması gerekirken eğitimin dışında. Üç kademenin toplamında ise 1 milyon 187 bin 914 çocuk zorunlu eğitimde olması gerekirken okullara kayıtlı değil.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) “Geçmişten günümüze sayılarla eğitim” başlığıyla ülkedeki okullaşma oranlarını övgüyle paylaştı. Bakanlığın övgüyle paylaştığı verilerde okulda olmayan öğrencilerin sayısı ise dikkat çekti. Buna göre 1 milyonu aşkın çocuk okul çağında olması gerekirken eğitim alamıyor.

Birgün’den Mustafa Kömüş‘ün aktardığı verilere göre, okullaşma oranları ilkokulda 93,8, ortaokulda 91,2, lisede ise 91,7 oldu. Kademe yükseldikçe okullaşma oranındaki düşüş dikkat çekerken diğer taraftan okulda olmayan çocuk sayısı da öne çıktı. MEB’in verilerine göre ilkokulda çağ nüfusu 5 milyon 247 bin 982 olmasına rağmen okullaşan çocuk sayısı 4 milyon 925 bin 73. Okulda olmayan çocuk sayısı ise 322 bin 909.

Çağ nüfusu ortaokulda 5 milyon 33 bin 669, lisede 5 milyon 91 bin 669 oldu. Buna karşın eğitimde olan sayısı ortaokulda 4 milyon 591 bin 366, lisede 4 milyon 668 bin 499 oldu. Lisede 442 bin 702, ortaokulda 442 bin 303 çocuk okula kayıtlı olması gerekirken eğitimin dışında. Üç kademenin toplamında ise 1 milyon 187 bin 914 çocuk zorunlu eğitimde olması gerekirken okullara kayıtlı değil. Diğer bir deyişle MEB bu kadar çocuğun ne yaptığını bilmiyor.

Tabloyu “Her yaş ve tüm kademelerde okullaşma oranlarımızı artan bir ivmeyle yükselterek evlatlarımızın müreffeh yarınlarının inşası için gayretle çalışmaya devam edeceğiz” diyerek açıklayan MEB çocukların durumuna ilişkin ise herhangi bir ifade kullanmadı.

Üstelik bu veriye mesleki eğitim merkezlerinde ve açıköğretimde okuyan öğrenciler dahil değil. Bu ikisinde ‘eğitim gören’ çocuklar da eklenince sayı içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bütün bunlara karşın devlet ise tarikatların önünü açıyor, çocuk işçiliği ile mücadelenin bütçesinden kısıyor. Sokakta çalıştırılan çocuklara ilişkin herhangi bir önlem alınmıyor.

“İstanbul’da kaçak kurslarda okuyan çocuk sayısı 10 bine yakın”

Örneğin sadece İstanbul’da başta İsmailağa Cemaati olmak üzere birçok tarikat ya da cemaatin medrese adı altında kaçak Kuran kursu bulunuyor. Bu kursların bazılarının internet sitelerinde çocukların okula gönderilmediği yazıyor. Yine Urfa adeta bir kaçak kurs cennetine dönüşmüş durumda. Sadece İstanbul’daki kaçak kurslarda okuyan çocuk sayısının 10 bine yakın olduğu tahmin ediliyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise çocuk işçiliği sorunu her geçen gün büyürken bu alana yönelik ayırdığı bütçede kesintiye gitti. Tüm kalemlerde bütçesini artıran bakanlık 2023’te 41 milyon TL olan “Çocuk İşçiliği ile Mücadele” bütçesini bu yıl 28 milyon 678 bin TL’ye düşürdü.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı mobil ekiplerin, tarama çalışmasına göre ise 46 bin 754 çocuk sokakta çalıştırılıyor. Yine resmi verilere göre, 15-17 yaş arasında çalışan çocuk sayısı 2011’e göre tam 110 bin arttı. 620 bine ulaşan çocuk işçi sayısındaki artış oranı yüzde 20 oldu.

Paylaşın

Yerel Seçimler: İttifaklar Dağılsa Da “Kötü Ekonomi” CHP’ye Yarıyor

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan Avrasya Araştırma Genel Müdürü Kemal Özkiraz, “CHP ve İYİ Parti ittifakının bittiği, DEM’in aday çıkardığı halde CHP elindeki şehirleri koruyabiliyor durumda görünüyor” dedi ve ekledi:

“Hemen hemen tüm firmaların anketlerine de yansıyor. Medyada konuşulan da bu. Sahada da gerçekten görünen bir şey var, dar gelirli milliyetçi muhafazakar seçmenin sandığa gitmeme eğilimi mevcut. Seçmen aslında muhalefetten de şikayetçi. Ancak ekonomi o kadar kötü noktada ki seçim sonuçları yine CHP’nin daha fazla büyükşehir kazanma ihtimalini güçlendiriyor.”

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere kalırken, seçimlere ilişkin değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Avrasya Araştırma Genel Müdürü Kemal Özkiraz ve Siyaset Bilimci Pınar Uyan Semerci Gazete Duvar’dan Osman Çaklı‘ya seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Siyasetten bir kopuş var”

Kamuoyu araştırmacısı Kemal Özkiraz, bu seçimde ekonominin ‘belirleyici’ olacağını gözlediklerini söyledi. Özellikle bordrolu ve emeklilerin iktidar partisine tepkili olduğunu anlatan Özkiraz, tepkinin seçmeni nereye sevk ettiğine ilişkin şöyle konuştu:

“CHP ve İYİ Parti ittifakının bittiği, DEM’in aday çıkardığı halde CHP elindeki şehirleri koruyabiliyor durumda görünüyor. Hemen hemen tüm firmaların anketlerine de yansıyor. Medyada konuşulan da bu. Sahada da gerçekten görünen bir şey var, dar gelirli milliyetçi muhafazakar seçmenin sandığa gitmeme eğilimi mevcut. Seçmen aslında muhalefetten de şikayetçi. Ancak ekonomi o kadar kötü noktada ki seçim sonuçları yine CHP’nin daha fazla büyükşehir kazanma ihtimalini güçlendiriyor.”

Adayların kendi görev ve yetkisinde olmamasına rağmen ekonomiyle ilgili vaatlerinin olduğuna değinen Özkiraz, seçmenin ekonomik vaatlerle ilgilendiğini belirtti: “Emekliler birçok yerde belediyenin eline bakar hale geldi. Bunun dışında Mehmet Şimşek politikası denilen şey var; sıkılaştırma. Krediye erişimde zorluk, faizin artması vs. gibi nedenlerden dolayı iş dünyası ve esnaf da zor durumda. Bir kısım seçmen sandığa gitmeyecek, bir kısım seçmen iktidara tepki olarak oyunu değiştirecek ya da iktidara yakın partilere oy verecek. Siyasetten bir kopuş var. CHP’ye İYİ Parti’ye oy verecek olanlar da onun daha iyi olduğuna inanarak oy vermiyor. Bu seçim herkes için kerhen seçimi. Muhalefet için de geçerli iktidar için de.”

Özkiraz, son olarak sonucu en çok merak edilen İstanbul için kendi yaptıkları anketlerde görünen tabloyu şu ifadelerle anlattı: “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun rahat kazanacağı görülüyor. Bizim anketimize göre İmamoğlu 47,5 civarında. AKP seçmeninin bir kısmı sandığa gitmek istemiyor. MHP seçmeni pusulada partisinin olmaması nedeniyle diğer partilere gidebilir. Bir de Yeniden Refah gerçeği var, onlar da ciddi oranda sandığı etkiliyor. CHP’de mevcut yönetimi beğenmeyenler bile Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı beğeniyor. Oy vermeme eğilimi olanlar da AKP kazanmasın diye oy vermeye gidecek.”

“Sosyal politikalar geliştirmek zorunluluk”

Siyaset Bilimci Pınar Uyan Semerci de ekonominin günlük hayata olan etkilerinin seçmeni etkileyen en temel başlıklardan biri olduğunu ifade etti. Semerci, “Oy verme davranışlarına dair çalışmalara baktığımızda da bu noktanın en başta gelen açıklamalardan biri olduğunu görüyoruz” diyerek, ekonominin kötüleştiği durumlarda iktidar partisinin oy kaybettiğini, iyi olduğu durumlarda da arttığını söyledi.

Sunulan hizmetlerin doğrudan ya da dolaylı da olsa ekonomiye etki ettiğini ve bunun da belirleyici olabileceğini sözlerine ekleyen Semerci, şöyle devam etti: “Yerelde sunulan kütüphane, kreş gibi birçok imkan tercihleri belirleyebilir. Bu noktada Türkiye’nin içinde bulunduğu kutuplaşmış siyasetin tüm bu belirttiğimiz noktaları aşan ve seçmen davranışı açısından da çoğu seçmenin aslında bir seçim yapmadan, kendi kimliği haline gelmiş parti aidiyetleri ile seçim yapacağını söylemek mümkün.

Son seçimde de olduğu gibi seçmenlerin büyük bir kısmı adaylar ve adayların politikaları, programlarından daha ziyade içinde bulunulan medya ekosisteminin de etkisi ile oy vereceği adaydan çok, oy vermeyeceği adayın, partinin net olması sebebi ile tercihinin en çok istediği adaydan çok, en fazla istemediği üzerinden belirlenmesi. Yine belirtmek gerekir ki ekonomik olarak da içinde yaşanan koşulların zorluğu herkes tarafından kabul edilse de bu ekonomik duruma kimin yol açtığı, müsebbibinin kimin olduğu yine partizan gözlüklerle bakılarak, içinde bulunulan fanuslarla çok farklı yanıtlanabilir.”

Semerci, seçim sonucunu belirleyebilecek kitlenin kararsızlar olduğuna işaret ederek, seçmen davranışının ‘kemikleştiğine’ dikkati çekti: “Bu sebeple de asıl sonucu belirleyen nokta kararsız olan seçmenlerin sandıktaki tercihi. Yine bu bağlamda sandıkta kime oy verileceği kadar, sandığa gidip gitmemek de belirleyici olacak. Özellikle bu partizan aidiyetleri çok güçlü hissetmeyenler için adayların inandırıcılıkları, seçmenlere sundukları projeler ve geleceğe dair yarattıkları umut onları sandığa götürmeye yetecek mi göreceğiz.”

Ekonomik zorlukların oluşma sebepleri, sorumlularının kim olduğu ve buna bağlı olarak da çözüm yolları düşünüldüğünde; çok sayıda seçmen için parti aidiyetlerinin önemli olduğuna değinen Semerci, yanıtların çoğunlukla partizanlıkla üretildiğini söyledi:

“Günlük yaşamımızı derinden etkileyen sosyal politika alanları ülkedeki diğer siyasi gündemlerle kıyaslandığında arka planda kalabiliyor. Ayrıca yine belirtmek gerekir ki bu bir yerel seçim, bu yerel seçimin sonucunda yoksullukla mücadele de makro politikalar açısından hareket alanı daha kısıtlı. Ancak bir açıdan da yoksullukla mücadele, yereldeki uygulamalar, günlük yaşamamızla, haklara ve hizmetlere erişimimiz açısından da çok hayati. Oysa şu an tüm dünyada içinde olduğumuz döneme ‘çoklu krizler’ dönemi, çağı deniyor. Bu çoklu, üst üste binen krizler döneminde sahada gördüğümüz birçok acil ihtiyacı sürdürülebilir biçimde çözebilmek için sosyal politikalar geliştirmek zorunluluk.”

Böylesi bir dönemde kapsayıcı belediyeciliğin önemli olduğuna vurgu yapan Siyaset Bilimci Semerci, “Kapsayıcılık çok hayati, kadınlar başta olmak üzere katılımı arttıracak, farklı ihtiyaçları görünür kılacak ‘kapsayıcı bir belediyecilik’. Bu seçim döneminde yoksullukla mücadeleye dair politikalar belli ölçüde ifade buldu ama açıkçası seçmenlere verilen vaatlerin yarışmasından çok daha temel, kapsayıcı bir bakış açısı ile ele alınması seçmenlerin davranışları da farklılaştırabilir” diye konuştu.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Duyurdu: 2027 Avrupa Oyunları İstanbul’da

Saraçhane’de basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bugün buradan İstanbul’a ve ülkemize 2027 Avrupa Oyunlarını getirmenin gururunu tüm milletimizle ve şehrimizle paylaşmak istiyoruz” dedi ve ekledi:

“İnanıyorum ki bu büyük başarı sadece kentimizin değil, spor camiamızın, ülkemizin, milletimizin ve devletimizin ortak bir zaferi olarak tarihteki yerini alacaktır. İBB ekipleri olarak 2027 Avrupa Oyunları’nı çok titiz bir süreci geride bırakarak ülkemize kazandırdık.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Saraçhane’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Değerli İstanbullular, bugün sporumuz, İstanbulumuz ve ülkemiz adına tarihi bir günün sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Bugün dünyanın en güzel kentine adına yaraşır bir spor organizasyonunu kazandırmanın müjdesini vermek için burada, 16 milyonun evi olan tarihi Saraçhane binasında bir aradayız.

İnanıyorum ki bugün itibarıyla duyuracak olduğumuz etkinlik İstanbulumuza çok özel bir sportif değer katacaktır. Bugün buradan İstanbul’a ve ülkemize 2027 Avrupa Oyunlarını getirmenin gururunu tüm milletimizle ve şehrimizle paylaşmak istiyoruz. İnanıyorum ki bu büyük başarı sadece kentimizin değil, spor camiamızın, ülkemizin, milletimizin ve devletimizin ortak bir zaferi olarak tarihteki yerini alacaktır. İBB ekipleri olarak 2027 Avrupa Oyunları’nı çok titiz bir süreci geride bırakarak ülkemize kazandırdık.

Aslında 2023’ün ortalarında Avrupa Olimpiyat Komiteleri nezdinde başladığımız temaslar kısa sürede sonuç vermiş ve 2027’de oyunları düzenleyici şehir olması yolunda ön onayları birer birer almıştık. Buradan ilk olarak gösterdikleri sıcak ilgi ve yapıcı yaklaşım için değerli EOC Avrupa Olimpiyat Komiteleri Başkanı Spyros Capralos nezdinde tüm olimpiyat yetkililerine 16 milyon İstanbullu adına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. EOC ile görüşmelerimiz sürerken bir yandan da ülkemizdeki çeşitli otoriteleri ikna çabalarımız devam etti.

Türkiye’nin büyük organizasyon düzenleme konusundaki kaslarını yeniden harekete geçirmek üzere çalışmalarımız sürdü. Tüm büyüklüğüne rağmen, bugüne kadar 5 kere olimpiyat oyunlarına aday olmasına rağmen, bugüne kadar çok branşlı bir spor etkinliğine ev sahipliği yapmamış İstanbul için çok önemli bir gelişme için çalıştık. Kısa sürece önce toplanan EOC yönetim kurulu İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları’nın ev sahibi olduğunu bize bildirdi. Bu dakikalarda aynı duyuruyu tüm dünyayla paylaşıyorlar.

Bu hafta sonu yapılacak olan yerel seçimler nedeniyle resmi imza törenini önümüzdeki haftaya erteledik. Hiç kuşkusuz bu kadar büyük bir organizasyonu gerçekleştirmek büyük bir koordinasyon ve dayanışma gerektiriyor, biz bunu biliyoruz. Bunu da yoğun uğraşlar sonucunda sağlamaktan dolayı da çok memnunuz.”

Paylaşın

HRW’den “6 Şubat Depremleri” Açıklaması: Yetkililerin Yargılanması Geciktiriliyor

11 ilde büyük yıkıma ve 53 binden fazla insanın ölmesine neden olan Kahramanmaraş merkezli “6 Şubat Depremleri”ne ilişkin açıklama yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ile Yurttaşlık Derneği, depremlerindeki ölümlerle ilgili yetkililer hakkında etkili adli işlem yapılmamasının çok endişe verici ve kabul edilemez olduğunu belirtti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Açıklamada, “53 binden fazla insanın ölümüne yol açan kusurlu binalara yetkililerin ruhsat ve onay verildiğini gösteren kanıtlar bulunmasına rağmen, atılan adımların çok yetersiz olduğu” kaydedildi.

Depremlerden en çok etkilenen bölgelerdeki cumhuriyet savcılıklarının talebiyle hazırlanan, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de gördüğü bilirkişi raporlarında, Kahramanmaraş’ta ve başka bölgelerde çöken binalardaki kusurlardan, müteahhitler ve inşaatçılarla birlikte belediye yetkililerinin de sorumlu tutulduğu belirtildi.

Açıklamada, Yurttaşlık Derneği’nin, Türkiye’de yürürlükte olan yasalar uyarınca haklarında adli soruşturma başlatılması için izin verilmiş kamu görevlilerinin sayısına ilişkin olarak ilgili devlet makamlarından bilgi talep ettiği ancak bir yanıt alınamadığı vurgulandı. Yurttaşlık Derneği’nin sadece üç kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verildiğine dair bilgi sahibi olduğu kaydedildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “kusurlu inşaat projelerine imza atan belediye yetkililerine karşı açılan soruşturmaların güçlükle ilerlediğini görmek, depremden etkilenen bölgelerdeki vatandaşlar için üzüntü verici” dedi.

Williamson, “depremlerin üzerinden bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen ilerleme kaydedilmemiş olması, mağdurlar için adaletin sağlanması konusunda, hükümetin kararlılığına duyulan güveni zedeliyor” şeklinde konuştu.

Açıklamada, soruşturma izni süreçlerine ilişkin ilgili makamlara yapılan başvurularda bilgi edinilemediği ya da sınırlı bilgi edinildiği belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ayrıca, depremlerden en çok etkilenen yerlerden Kahramanmaraş’ta , çökerek büyük can kayıplarına yol açan binalardan sorumlu müteahhitler ve teknik personel hakkında açılan soruşturma ve davaların seyrini inceleyen bir araştırma da yaptı.

“Yargılanmaya giden yolun açılmasına izin verilmeli”

HRW, Kahramanmaraş’ta çökerek içinde yaşayanların çoğunun ölümüne neden olan büyük apartmanlarla ilgili 14 bilirkişi raporu ile diğer illerdeki binalarla ilgili altı raporu daha inceledi. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üniversitelerin inşaat mühendisliği bölümlerine hazırlatılan 14 rapordan biri hariç hepsinde, inşaatçıların yürürlükteki teknik standartlara uyma konusunda ciddi kusurları olduğu görüldü.

Belediye imar müdürlüğü yetkililerinin ise kusurlu projeler için inşaat ruhsatı verdikleri, söz konusu inşaatlar tamamlandıktan sonra da bunlara ilgili mevzuat kapsamında gerekli izinleri vererek binaların kusurlu ve güvensiz olduğunu görmezden geldiklerinin anlaşıldığı belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Yurttaşlık Derneği’ne göre, kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmaması, bu davaların görülmesini ciddi şekilde aksatıyor. Açıklamada, sorumlular hakkında cezai işlem yapılmamasının endişe verici ve kabul edilemez bir durum olduğu belirtilerek, şöyle denildi:

“Kamu görevlilerinin binaların güvenli olmasını sağlama sorumluluğundan yıllarca kaçmış olması yetmezmiş gibi, bunlar hakkında soruşturma başlatılmaması özel sektör müteahhitlerine karşı açılan davaların görülmesini de ciddi ölçüde aksatıyor.

Türkiye makamları, depremlerdeki ölüm riskini azaltmada yetersiz kalan ve depremlerde meydana gelen ölümlerin sorumluluğunu taşıyan tüm yetkililer hakkında adli soruşturma başlatarak bu kişilerin yargılanmasına giden yolun açılmasına izin vermelidir.”

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: 31 Mart’ta Büyük Bir Ders Vereceğiz

Kars Cumhuriyet Meydanı’nda halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kars’ta doktor yok, uzman yok. Ama onlar varlığını milliyetçilik, savaş, çatışma üzerinden oluşturdukları için bizim kaynakları çarçur ediyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir belediye başkanının sadece bir kentte 600 tane dairesi olur mu? Bu sadece bir kentte. 600 dairesi olan bir belediye başkanı ve mensubu olduğu bir parti bizim halimizi anlar mı? Anlamaz. Yoksulluk bilmiyorlar. Saraydan başlarını uzatıp Kars halkının ne yaşadığını bilmiyorlar. Bizi tanımayan, yok sayan, yoksullaştıran; gençlerimizin işsiz ve aşsız kalmasını sağlayanlara 31 Mart’ta büyük bir ders vereceğiz. Kars’ın Azeresini, Terekemesini, emekçisini Türkiye’nin neresinde olursa olsun üçüncü yol ağacının altında birleşmeye, mücadele etmeye ve oyunu vermeye çağırıyorum.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kars  Cumhuriyet Meydanı’nda 31 Mart yerel seçimlerine dört gün kala miting düzenledi. Mitinge, Kars Eş Başkan adayları Arzu Savaş Derman, Kenan Karahancı, Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:

“Değerli hemşerilerim; Azeriler, Terekemeler, Türkmenler, Aleviler, Sünniler, Kürtler, Malakanlar, Ermeniler; Türkiye’nin en renkli ve en mozaik kentinin yurttaşları hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Kars denilince devrimci mücadele akla gelir. Kars denilince demokrasi akla gelir, kardeşlik gelir, barış gelir. Sistemin bütün ayrıştırıcı politikalarına rağmen birlikte kardeşçe yaşam akla gelir. Siz var olun, hûn her hebin Qers. Yıllardır halkları karşı karşıya getirmeye çalışan bu ceberut sistem karşısında “Kürt’üz, Türk’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz, kardeşiz bir arada yaşıyoruz ve yaşayacağız” dediniz.

Türkiye’nin birçok yerinde halklar arasında çelişkiler yaşanmasına rağmen Kars’ın Azerisi, Terekemesi, yerlisi, Kürt’ü birlikte kardeşçe yaşayarak, ülkeyi yöneten faşizan zihniyete birlikte nasıl yaşanacağını gösterdi. Kars’ın ismi ne zaman geçse gururlanıyorum, onur duyuyorum. Siz var olun, çok yaşayın.

Şimdi 31 Mart seçimlerinde de birileri Terekemecilik, birileri yerlicilik, birileri Azericilik yapıyor. Ama biz Kürtçülük yapmayacağız; çünkü biz halkların partisiyiz, bütün inançların partisiyiz. Bir Kürt’ün DEM Parti’de ne kadar yeri, karşılığı varsa Kars’ta yaşayan diğer halkların da inançların da o kadar karşılığı var. Kars, DEM Parti demektir. DEM Parti, fikriyatını Kars’tan aldı. DEM Parti Kars gibidir, renklidir. Türkiye’de hiçbir siyasi parti bizim kadar renkli, bizim kadar kapsayıcı, bizim kadar herkesi kucaklayan, bizim kadar birlikte mücadele eden bir durumda değil.

Onun için DEM Parti denildiğinde Kars’taki bu mozaik, bu kardeşlik, bu birliktelik aklıma geliyor. Ben de sizin kardeşinizim, arkadaşınızım; bu sokaklarda birlikte oynadık, bu okullarda hep beraber okuduk. Komşuyuz, beraber iş yaptık. Beraber bu kentte ömrümüzü tükettik. Kardeşliğin, birlikte yaşamın ne olduğunu kimse benim kadar bilmez. Çünkü benim dostlarım Azerilerdir, Terekemelerdir, yerlilerdir, Kürtlerdir. Buradaki bütün renklerdir.

31 Mart’ta inşallah sizlerin de desteği ve katkısıyla birlikte belediyeyi aldığımız zaman, Kars’ta yaşayan 86 bin insanın tamamına belediyemizin kapısı açık olacaktır. Bu kentte barışı birlikte öreceğiz. Bizler Türkiye’de barışı kurmaya çalışıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah en başta Kars’ı bir barış toplumu, bir barış kenti haline hep birlikte getireceğiz. Kars birlikteliğiyle Türkiye’de model olacak, örnek olacak. Türkiye’de herkesin gıptayla bakacağı, insanca ve kardeşçe bir arada yaşanacak bir kenti beraber kuracağız. Var mısınız Kars’ı barış kenti yapmaya?

2019 yılında Kars’ta yaşayan bütün haklar ve inançlar partimizi yönetime getirmişti. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İnşallah Kars’ın ve sizin partiniz olan DEM Parti’yi yeniden seçeceksiniz. Öyle mi? Bakın siz oy verdiniz, biz kazandık. Ne yaptılar, kayyım atadılar. Kayyım, belediyenin önünde namaz kıldı. Biz inançlı bir toplumuz. Biz namazı niyazı, Ramazan’ı, orucu AKP ile öğrenmedik. Peki, belediye önünde namaz kılan, belediye gasp edilirken namazla belediyeyi teslim alan bir kayyım hırsızlık yapar mı? Namaz kılacaksın ama Kars Belediyesinin bütçesini çarçur edeceksin. Belediyeyi çetelere, mafyaya, sermayeye peşkeş çekeceksin. Hizmet yok, altyapı yok, yol yok, su yok ama Kars bir konuda büyükşehir belediyeleriyle yarışıyor. Hangi konuda biliyor musunuz? Borcuyla yarışıyor.

Kayyım Efendi, Kars halkı çok iyi biliyor ki senin de mensubu olduğu parti gibi başın seccadede ellerin semada ama aklın hilede hurdada, hırsızlıkta. İnşallah Kars bu yalancılardan, bu tüyü bitmemiş çocukların hakkını çalanlardan 1 Nisan sabahı hesap soracaktır. Çaldım, peşkeş çektim, Kars’ın borcunu büyükşehir belediyeleriyle aynı seviyeye getirdim, hayatımı yaşarım demesinler. 1 Nisan’da Kars Belediyesini aldığımızda yapacağımız ilk iş, onların 3-4 yıldır yaptıkları yolsuzlukları ve hırsızlıkları kalem kalem siz halkımızla paylaşmak olacak.

“22 yıldır size hizmet getirmeyenler bu seçimde de getirmez”

Değerli halkımız, emin olun, bu kente sahip çıksalardı Kars Türkiye’nin parlayan yıldızı olurdu. Böylesine zengin tarihe ve kültüre sahip bir kentte bu yoksulluk, bu işsizlik neden diye sormak gerekir. 22 yıldır Türkiye’yi AKP yönetiyor. 22 yıldır Kars’ı görmeyenler, Karslının ne yaşayacağını umursamayanlar, şimdi çıkmış ırkçı ve faşistlerle birlikte Kars’a hizmet edeceklerini söylüyor. 22 yıldır hizmet üretmeyenler, size hizmet getirmeyenler, bu seçimde de hizmet getirmezler. Kars artık bu numaraları yemez. Kars’ın karnı bunlara tok. Kars kimin adaletli ve hakkaniyetli olduğunu çok iyi biliyor. 25 yıllık belediyecilik deneyimimiz var. Ben de Siirt’te belediye eş başkanlığı yaptım. Siirt halkının tek kuruşu çarçur edilmedi.

Borçla aldığımız belediyeyi borçsuz hale getirdik. Bize kayyım atadıklarında, Türkiye’de belki de kasasında milyon liralar olan tek belediye Siirt Belediyesiydi. Ne yaptık, nasıl yaptık? Siz devrimci demokratlardan, Kars’ın onurlu halkından öğrendiklerimi hayata geçirdim. Çalmadık, çırpmadık; Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü eşit gördük. Belediyenin kaynaklarını Siirtlilerin hizmetine sunduk. Onun için bizi sevdiler. Onun için Siirt’te Kars dendiği zaman herkes sevgiyle, saygıyla bakar. Bunun için ben de bunu sizlere borçluyum. Çünkü sizler bizlere hakikati öğrettiniz, dürüstlüğü ve eşitliği öğrettiniz. Onun için sizlerle ne kadar gurur duysam az. Her bijî Kars. Çok yaşa Kars.

AKP nedir? Kars’taki hakikattir. 22 yıldır devlete ait olan bütün işletmeler, bütün fabrikalar yandaşlara peşkeş çekildi. Kars’ta hayvancılık bitti, tarım bitti. Karslı genç üniversiteyi bitiriyor, diploması evde asılı ama iş bulamıyor. Beyefendi de “Türkiye’yi uçurduk” diyor. Nereye uçurdun? Karslı uçmadı, Karslı işsiz. Genç perişan, kadın arkadaşlarımız aile ekonomisine katkı sunamıyor, kültürel ve sosyal faaliyetlerden yararlanamıyor. Siz enflasyonu uçurdunuz, siz yolsuzluğu uçurdunuz. Siz Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdiniz. Siz Kars’ı unuttunuz. Ama Kars’ın bugünden sonra sahibi var.

Kars’ın sahibi kadınlardır, gençlerdir, hepimiziz. Kars’ı yeniden rekor bir oyla aldığımız zaman, bu belediye bizim olacak. Çocuğuna süt götüremeyen ailelerin gideceği adres belediye olacak. İşsiz kadın arkadaşlar için kurslar, kooperatifler için belediyemiz bütün olanaklarını seferber edecek. Karslı gençler doğduğu yerde doyacak, göç etmeyecek. Kars’ın ezileni, zorda kaldığı zaman gidip kapısını çalacağı bir eve sahip olacaktır. Sizlere söz veriyorum. Her kuruşunuzun takipçisi olacağım. Her kuruş, Kars’taki Terekemelere, yerlilere, Kürtlere, Azerilere, kadınlara, gençlere adil bir şekilde harcanacak.

Bakın 25 yıldır belediyeleri yönetiyoruz. Tek bir DEM Partili belediye yolsuzluktan yargılandı mı? Çünkü Biz Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların torunlarıyız. Biz hırsızlık yapmayız. Bizler hırsızlık yapan babamız da olsa, kardeşimiz de olsa belediye eş başkanımız da olsa önce biz kolundan tutar belediyeden kovarız. Bizim partimizde kötü insanlar, art niyetli insanlar barınamaz. Bu parti devrimcilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, ezilenlerin partisidir. Dolayısıyla bu partide hizmet üretmek için göreve gelen arkadaşlarımız da bu ilkelere harfiyen uymak zorundadır.

Kars’ta altyapı yok. Eve gittim dün, su akmıyor. Hemen yanı başında nehir geçiyor, her taraf kar, iki metre kazsan su çıkacak ama su yok. Olan su da içilmiyor. Doğru dürüst arıtılmıyor. Bayrampaşa, Karadağ, Atatürk ve Sukapı Mahallesinde çöpler toplanmıyor, kaldırım yok. Çocuklar çamurun içerisinde kış aylarında okula gitmeye çalışıyorlar. Yatırım yok. Kayyım Efendi peki bu borcu nereden yaptın? Çaldığın, usulsüzlük yaptığın paraları nereye harcadın? Bunu sormaz mı Kars halkı sana? 22 yıldır hizmet getirmeyenler, burada doğru düzgün sağlık hizmeti sunmayanlar seçime 3 gün kala bize hizmet edecekmiş. Buna inanacak mı Kars? Kars’ın sahipleri sizsiniz, biziz. Beraber olacağız. 80’lerden önce de beraberdik, yine beraber olacağız. Kars 80’lerdeki o duruşunu 2024’te de devam edecektir, örnek olacaktır.

Yaşanır, temiz, altyapısı olan, gençlerin ve kadınların aş ve iş buldukları bir Kars’ı birlikte yaratmaya var mısınız? Burayı turizmin başkenti yapacağız. Burada Doğu Ekspresi var. Bu yalancılar ne yaptı? Baktılar insanlar kaşar, bal satıyor, oteller dolup taşıyor, Kars’ın emekçileri Doğu Ekspresinden yararlanıyor; iki kişilik bir ailenin gidiş gelişini 25 bin liraya çıkardılar. Ne demek istiyorlar? Kars’a gelmeyin, burada tatil yapmayın. Kars’ın emekçisi, kaşar üreticisi, lokantacısı, otelcisi geçinmesin, işsiz kalsın istiyorlar. Kars’takiler göç etsin istiyorlar. İşte biz geldiğimizde turizmi ve tarih gezilerini tekrar canlandıracağımızın sözünü veriyoruz.

“600 dairesi olan bir belediye başkanı bizim halimizi anlar mı?”

Erdoğan diyor ki hakikati yüzümüze haykırın. Allah aşkına hangi hakikati söyleyelim? Emekliler AKP’nin hakikatidir. 10 bin lirayla geçinebiliyor musunuz? Peki, size 10 bin lirayı reva görenler, bir ay değil acaba bir gün 10 bin lirayla geçinmeye varlar mı? Yoklar. Kendilerine gelince yüksek maaşlar, ihaleler yetmiyor üstüne 3 maaş alıyorlar. Ama emekliye, asgari ücretliye gelince kaynak yok. Topa tüfeğe var, askere var. Kars’ta doktor yok, uzman yok, niye? Kaynak yok. Kaynağı savaşa, topa tanka değil emekçiye, emekliye, Kars’ın yoksullarına harcarsan kaynak yaratırsın.

Ama onlar varlığını milliyetçilik, savaş ve çatışma üzerinden oluşturdukları için kaynaklarımızı çarçur ediyorlar. Size soruyorum; bir belediye başkanının sadece bir kentte 600 tane dairesi olur mu? Bu sadece bir kentte. 600 dairesi olan bir belediye başkanı ve mensubu olduğu bir parti bizim halimizi anlar mı? Anlamaz. Yoksulluk bilmiyorlar. Saray’dan başlarını uzatıp Kars halkının ne yaşadığını bilmiyorlar. Biz onların derdi değiliz. Onların derdi iktidar, daha çok zenginleşmek. İşte bize de büyük bir sorumluluk düşüyor Kars. Bizi tanımayanlara, yok sayanlara, yoksullaştıranlara 31 Mart’ta kadınıyla, genciyle büyük bir ders verecek miyiz sandıkta?

Enflasyon almış başını gidiyor ama Beyefendi, “Türkiye’de ekonomiyi iki kat büyüteceğim” diyor. Allah aşkına yerinizde durun, bir zahmet iktidarı bırakın, ekonomiyi siz büyütmeyin. 22 yıl önce de ekonomiyi büyütüyorlardı. 22 yıl önce refah toplumu yaratacağız diyorlardı. Beyefendi 22 yıldır yapamadığını, şimdi yapma sözü veriyor. Kars, bu yalanlara inanacak mısın? Diyor ki Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düşüyor. Allah aşkına içinizde 13 bin dolar kazanan var mı? Sanırım etrafındaki yöneticilerine, AKP’nin yöneticilerine, il başkanlarına, yolsuz kayyımlara bakıyor. Bunun için Kars bunları tanı. Sanırsın ki dünyanın barışını Erdoğan getirecek. Kardeşim senin ülkende her gün Türk ve Kürt gençleri yaşamlarını yitiriyor, Türk ve Kürt gençlerinin cenazesi geliyor. Dünyada barış sever ama seçim kampanyasında Kürt’ün başına top mermi yağdıracağını söylüyor. Halkımız savaş çığırtkanlarına gerekli cevabı vererek kırmızı kartı gösterecektir.

DEM Parti, tekçiliğin ve zorbalığın panzehiridir. DEM Parti, demokratik Türkiye’den yana olan herkesin adresidir. DEM Parti’nin ağacının altına herkesi davet ediyoruz. Türkiye’de sizin yanınızda olacak, sizin için mücadele edecek olan bir parti varsa o da DEM Parti’dir. DEM Parti sadece bir seçim partisi değildir; mücadeledir, tarihtir. Onun için sizlere diyoruz ki emekçilerin ve yoksulların adresi DEM Parti’de buluşalım.

“Ağacı gördüğünüz yere mührü basabilirsiniz”

Kars’tan bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum: DEM Parti Türkiye’nin neresinde seçime gittiyse, sandığa gideceğiniz gün hiç tereddüt etmeden, nerede olursanız olun ağacı gördüğünüz yere mührünüzü rahatlıkla basabilirsiniz.

Çünkü biz 3. Yoluz; kadınların, emekçilerin, gençlerin, ezilenlerin partisiyiz. Hiç kimse ama hiç kimse bizi 3. Yoldan vazgeçiremez, bize ayar veremez. 3.Yol faşizmle, yolsuzlukla ve adaletsizlikle mücadele etmenin yoludur. Bunun adresi de DEM Parti’dir. Dolayısıyla Üçüncü Yol karşısında duran her anlayışın karşısında kararlılıkla duracağımızı belirtmek istiyorum. Bir yol varsa bizim yolumuzdur, 3. Yoldur. Kars’ın Azerisini, Terekemesini, emekçisini Türkiye’nin neresinde olursa olsun Üçüncü Yol ağacının altında birleşmeye, mücadele etmeye ve oyunu vermeye çağırıyorum.

Bunlar Kars’a kaçak seçmen getiriyorlar. Karslı olmayan, Kars’ta yaşamayan asker, polis, kolluk kuvvetlerini buraya getiriyorlar. Ne yapacaklar? Azeri’nin, Kürt’ün Terekeme’nin iradesini gasp etmeye çalışacaklar. Buna da seçim diyorlar, demokrasi diyorlar. Kars sen büyüksün, mücadele kentisin. Kürt, Türk, Azeri, Terekeme hep birlikte DEM Partiye oy vererek bu kaçak seçmen getirenlere sandıkta cevabını verecek misin? O zaman sizden rica ediyorum; telefonu elinize alın, oyu burada olan ama çeşitli sebeplerden dolayı il dışında olan kardeşlerimizi, yoldaşlarımızı Kars’ta oy kullanmaya çağırın. Var mısınız? Çünkü vereceğiniz oy demokrasiye, barışa, hizmete, adalete, barışa verilmiş olacak. Oy kullanmaya gelmek isteyen ama imkanı olmayanlar da DEM Parti il ve ilçe örgütlerine gitsinler ve biletlerini alıp oylarını kullanmaya gelsinler.

Sizlerden bir söz istiyorum. Kenan Karahancı ve Arzu Savaş Derman arkadaşlarımızı 31 Mart’ta rekor oyla belediye eş başkanları yapacak mısınız? Kenan Başkan Kars’ın öğretmeni. En zor günlerde çocuklarımıza ders vermiş, arkadaş olmuş, kardeş olmuş, babası Kürt, annesi Terekeme. Tam da DEM Parti gibi. Mozaik bir aileye sahip. Kenan Başkanın birikiminde, niteliğinde, kapasitesinde bir aday çıkarsınlar ben de oy vereceğim. Var mı onun kalitesinde başka bir aday?

Arzu Başkan yıllardır kadın mücadelesine emek veriyor. Onun gibi bir adayımızın olmasından gurur duyuyorum. Emin olun o belediye, kadınların belediyesi olacak. Kars Belediyesi kadınlar için ürettiği hizmetlerle Türkiye’de bütün belediyeler içerisinde örnek olacak. Arzu Başkan şair, yazar, sanatçı bir arkadaşımız. O da Kenan Hoca gibi hem Kars’a hem de Karslılara yakışır bir aday. Bütün arkadaşlarımız özel olarak seçildi hepsi çok kıymetli. Hepsine kefilim. Arkadaşlarımız Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların, Selahattinlerin, Gültanların, cezaevindeki binlerin, sürgündeki onbinlerin, Kars’taki devrimcilerin ve demokratların emanetidir. Emanetinize sahip çıkacak mısınız? 31 Mart’ta sadece Kars’ı almak yetmez, Sarıkamış’ı da alarak tarih yazacağız. Digor’u yine rekor bir oyla alacağız. Pazarcık’ı alacağız, Kağızman yine emin ellerde olacak. Dağpınar’da rekor oyla yine birinci parti olacağız. Hayırlı olsun.”

Paylaşın

DEM Parti’den Dikkat Çeken Selahattin Demirtaş Ve Leyla Zana Açıklaması

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Selahattin Demirtaş’ın yerel seçimlere birkaç gün kala açıklama yapacağı iddiaları ve Leyla Zana’nın Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Tülay Hatimoğulları, “Selahattin Başkan bir açıklama yapacak olsa bile partimizin almış olduğu kararların paralelinde olacağı kanaatindeyim” dedi.

“Selahattin Demirtaş’ın bir açıklama yapması bekleniyor, siz de bekliyor musunuz?” sorusuna Hatimoğullları şu yanıtı verdi: “Biz Selahattin Bey’in bir açıklaması olup olmayacağını bilmiyoruz. Selahattin Başkan bir açıklama yapacak olsa bile partimizin almış olduğu kararların paralelinde olacağı kanaatindeyim. Biz stratejimizi belirlerken, biliyorsunuz seçilmişlerimizin çoğu cezaevindedir.

Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ankara Büyükşehir Eş Başkan adaylarımızdan Gültan Kışanak, tutukluluk süresi bittiği halde cezaevinde tutuluyor. Biz elbette bu arkadaşlarımızın da görüş ve önerilerini aldık merkez yürütme kurulu ve parti meclisi olarak. Onların görüş ve önerileriyle süreci birlikte inşa ettik. O yüzden yapılacak bir açıklama olup olmadığını bilmiyorum, yapılacaksa da bu paralellikte olacağı kanaatindeyim.”

Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarıyla birlikte sekiz yılın ardından siyaset sahnesine dönen Leyla Zana hakkında Çakır’ın yönelttiği “Leyla Zana’nın durumu nedir? Parti çizgisinden farklı bir duruşu mu var, yoksa DEM Parti ile aynı şeyleri mi söylüyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Leyla Zana’nın 8 sene sonra siyasete neden döndüğü sorusu bize çok soruluyor. Sizin sorunuzda da böyle bir ima var. Leyla Zana elbette Kürt halkının yetiştirmiş olduğu çok önemli bir Kürt kadın siyasetçi, çok önemli bir aktör. Bizimle birlikte olması, çalışmalarımıza destek vermesi, kampanyamıza destek vermesi bizleri güçlendiren bir şey. Leyla Zana ile bizim seçimlere dair yaklaşımlarımızda çok önemli bir farklılık olmadığı kanaatindeyim.”

Ne olmuştu?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 31 Mart yerel seçimlerine birkaç gün kala açıklama yapacağı iddia edilmişti.

Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında konuşan Leyla Zana, “Ben umut ediyorum ki seçimlerin ardından barışın ve özgürlüğün yolunu açacağız” demişti.

Öte yandan 31 Mart yerel seçimi öncesi ‘ittifak’ tartışmaları devam ederken; DEM Parti bileşenlerinden Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nden (SYKP) CHP’nin yeniden aday gösterdiği İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek gelmişti.

SYKP, HDP’nin Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve DEM Parti’nin sert sözlerle yalanladığı Ahmet Saymadi’nin de kurucuları arasında yer aldığı bir parti.

İstanbul İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından “Faşizmin inşasına karşı 31 Mart’ta AKP-MHP blokuna kaybettirelim” başlıklı bir açıklama yapan SYKP, “İstanbul başta olmak üzere yerel yönetimleri geri almanın AKP-MHP iktidar blokunun faşizmi inşa etme sürecindeki önemi ortadadır” demişti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’ın Enflasyon Açıklamasına Yanıt: Trajikomik Bir Durum

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enflasyon açıklamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Trajikomik bir durum. Yakında sebep sonuç meselesi üzerinden suçluyu enflasyon ilan ederse şaşırmam. Bütün olanların sorumlusu enflasyon diyip enflasyonu kendisine bir rakip kabul edebilir, onunla kavga etmeye başlayıp bunu birilerine yutturmaya çalışabilir” dedi.

İktidarın başarısız ekonomi yönetimine vurgu yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bunun sebebi en az 8 yıldır çok kötü yönetilen ekonomi biçimi” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Cumhur İttifakı’nın İstanbul adayı Murat Kurum’un kendisi için kullandığı “Bakanlıkların kapısından içeri bile giremezsin öyle bir liyakat yok. Seni ancak bakanlıkların içinden köfteci olarak alırlar” sözleri sorulan İmamoğlu, “Belli ki esnafla, esnaf olmakla sorunu var. 31 Mart’tan sonra her yediği köftede İstanbul seçimini hatırlayacak” diye konuştu.

Bakanların sahada AKP adayları için seçim çalışması yürütmesine tepki gösteren İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti ilk kez böyle bir zafiyet içinde. Umarım kendilerine çeki düzen verip görevlerinin başına gelirler. Umuyorum bir an önce akılları başlarına gelir. Bunun için seçimlerde büyük bir fark lazım” diye konuştu.

Kabine’nin ilk defa işlerini bu kadar boşlamış bir duruma evrildiğini belirten İmamoğlu, Dışişleri Bakanı’na, İçişleri Bakanı’na bakıyorum… Bir kere her şeyden önce sandık güvenliği İçişleri Bakanı’na ait. Sen seçim propagandası yaparsan bu devlet sana nasıl güvenecek?” diye sordu.

Bakanları, milletin aklıyla dalga geçmekle eleştiren İmamoğlu, “Her makamın ağırlığı var. Bakan olmanın da ağırlı var. Bu ağırlığı taşıyabilmelerini diliyorum. Çok yanlış yapıyorlar” dedi. “Seçim yasağı var hala propaganda yapıyorlar” diyen İmamoğlu, “Gerçek bir ders verilmeli” ifadesini kullandı.

Murat Kurum’un “Muhalefet ülke gündemini yerel seçime taşıyor” sözleri de sorulan İmamoğlu, şunları söyledi: “Ülke gündemi ne? Yoksulluk, enflasyon, işsizlik… Bunları anlamayan bir akıl İstanbul’a belediye başkanlığı yapamaz.”

Seçim güvenliğine yönelik sorulara yanıt veren İmamoğlu, “İnsanlarımız uzun zamandır tedirgin, kaygılı. O bakımdan sandıkta görev alma meselesini en üst seviyeye taşımama sebebimiz bu zaten. Çünkü büyük bir sorun var. Buna fırsat veren iktidar ama biz 2019’da bunu İstanbul’da başardık. Görevlilerimiz son derece donanımlı” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, sandıkta görev almak isteyenlerin İstanbul Gönüllüleri’ne başvurabileceğini de yineledi.

Erdoğan’a enflasyon yanıtı

Erdoğan’ın enflasyon açıklamalarını da değerlendiren İmamoğlu, “Trajikomik bir durum. Yakında sebep sonuç meselesi üzerinden suçluyu enflasyon ilan ederse şaşırmam. Bütün olanların sorumlusu enflasyon diyip enflasyonu kendisine bir rakip kabul edebilir, onunla kavga etmeye başlayıp bunu birilerine yutturmaya çalışabilir” dedi.

İktidarın başarısız ekonomi yönetimine vurgu yapan İmamoğlu, “Bunun sebebi en az 8 yıldır çok kötü yönetilen ekonomi biçimi” ifadesini kullandı.

İmamoğlu, AKP adayı Murat Kurum’un “Sen o bakanlıkların kapısından geçemezsin. Seni bakanlığa alsalar alsalar bakanlığın kantinine köfteci olarak alırlar” sözlerine yanıt verdi. İmamoğlu, “Sayın Kurum’un köfteciyle ilgili sorunu var. Ben ona bakan olamazsın demedim, köfteci olamazsın dedim. Bu söylemlerine bakılırsa esnaf olamaz. Esnaflığın ne anlama geldiğini bilmeyen bir insan, yüzde 30’a yakını esnaf olan İstanbul’a nasıl hizmet edecek? Köfte ile köfteciyle, esnaflıkla sorunu var. Ama bu seçim, 31 Mart’ta esnafın, köftecilerin zaferi olacak. Çok kötü bir sınav verdi ama umarım ona hayat dersi verir bu seçimin sonucu” dedi.

Paylaşın

Erdoğan, Diyarbakır’da: Kürt Kardeşlerim…

Diyarbakır’da halka seslenen Erdoğan, “Diyarbakır’da hem milletvekilliğinde hem cumhurbaşkanlığında arzu ettiğimiz oy oranlarına ulaşamadık ancak seçim sonucunun sizin de içinize sinmediğine inanıyorum” dedi ve ekledi:

“İşte bu alan onu söylüyor. Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28.5, CHP adayına yüzde 71.5 oy çıkmışsa durup üzerinde düşünmemiz lazım. CHP’ adayına yüzde 71 oy çıkmışsa durup üzerinde düşünmek lazım. Diyarbakır’ın iradesini götürüp CHP adayına payanda yapanların neyin projesi açık olduğu belli değil mi?”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazar günü (31 Mart) yapılacak yerel seçimlere dört gün kala AKP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlediği seçim mitinginde konuştu. Sözlerine, “‘Ser seran ser çavan’ diyerek bizi bağrınıza bastınız” diye başlayan Erdoğan, daha sonra mitinge katılım oranını açıkladı.

Mitinge 70 bin kişinin katıldığını söyleyen Erdoğan, konuşmasında sık sık DEM Parti ve CHP’yi hedef aldı. Mayıs 2023 seçimlerini hatırlatan Erdoğan, “Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28.5, CHP adayına yüzde 71.5 oy çıkmışsa durup üzerinde düşünmemiz lazım” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “Bugün 70 bin kişi alanda. Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya, aynı medeniyete sahip olmaktan dolayı iftihar duyuyorum. Bu kavli bozmaya, kardeşliği yıkmaya kimsenin gücü yetmez.

Mayıs seçimlerinde Diyarbakır’da milletvekilliğinde ve Cumhurbaşkanlığında arzu ettiğimiz oy oranlarına ulaşamadık. Seçim sonuçlarının içinize sinmediğine inanıyorum. Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28,5 ve CHP adayına yüzde 71,5 oy çıkmışsa durup düşünmemiz lazım.

Bugün aynı oyunu İstanbul’da, Mersin’de yine oynuyorlar. Kirli bir ittifak kurdular. İki partideki bir avuç siyaset baronu ne olup bittiğini bilmiyor… Bavul bavul dolarlar, eurolar. Bu paralar nereden geliyor, nereye gidiyor. Hangi şirketler bunları paylaşıyor? İlkeli bir ittifaktan söz edilebilir mi?

DEM benim Kürt kardeşlerimin iradesini işporta pazarına çıkarmıştır. Siyasi kazanım, eser ve hizmet derdi yok. Seçmenin fikrini, zikrini merak eden de yok. Kirli pazarlıklar var. Bizim yaptığımız reformları beğenmeyip, ortalığı ayağa kaldıranlar CHP’li yöneticilerin faşizm kokan açıklamaları karşısında süt dökmüş kedi misali seslerini çıkarmıyorlar.

Türkiye geçmişte omurgasızlığın, istismarın, riyakarlığın sembolü zübük siyasetin zulmünü çok çekti. Sizlerin demokratik siyaset palavralarıyla iradenize ipotek koydular. Diyarbakır huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refahı da AK Parti döneminde görmedi mi?

Onlar çukur eylemleriyle bu şehrin sembolü olan Sur’u mahvederken, biz meseleyi bitirmenin ve bölgenin inşa etmenin mücadelesini vermedik mi? Onlar Diyarbakır Cezaevi’nin edebiyatını yaparken biz burayı müzeye ve kültür merkezine dönüştürmedik mi?

Onlar esnafımızı, işçimizi, emeklimizi haraca bağlayıp dağa çıkarmak için çocuklarına el koyarken, biz üniversitelerle onlara daha iyi bir gelecek hazırlamak için çalışmadık mı? Onlar yollara mayın döşerken biz yaptığımız yollarla, tesislerle yatırımı hayata geçirmedik mi? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa Diyarbakır’da propaganda peşinde koşarken, biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı?

“31 Mart seçimlerinde partiler yarışmıyor”

Bu söylediklerimiz doğruysa gelin yeni dönemin kapılarını birlikte arayalım. El ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim. Sadece bakmasını bilen göz, işitmesini bilen kulak, sevmesini bilen kalp yeterli.

Bugün de Diyarbakır’a demokrasi ve kalkınma atılımlarının yeni safhasında desteğinizi istemek için geldik. 31 Mart seçimlerinde partiler yarışmıyor. Eser ve hizmet siyasetiyle pazarlık ve istismar siyasetidir. Siyaset millete hizmet etmek, ülkenin sorunlarına çözüm bulmak için yapılır.

Emperyalistlere kuklalık etmeyen herkesle konuşuruz. Teröre mesafe koyan herkesle konuşuruz. Milletimizin birliğine, vatanımızın bütünlüğüne saygı duyan herkesle konuşuruz. Türkiye Yüzyılı’nda bizimle birlikte yol yürümek isteyen herkesle konuşuruz.

Bu ülkede 85 milyonun huzuru için bir şey yapılacaksa şimdi, hemen yapılmalıdır. Türkiye’ye terörle bedel ödetildi, buna tahammülümüz yok. Bu tehdidi bertaraf ettik. Artık ülkemizi bu yükten tamamen kurtarma vaktidir… Kapımız teröristlere de terör örgütleri gölgesinde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır. Listelerini terör örgütünün belirlediği parti, parti olamaz.

Son 21 yılda attığımız her demokratik adımı engellemek için karşımıza dikilen CHP’yi, Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar. CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar. Bunların hangi çıkarların temsilcisi olduğunu anlatamaya bavullar dolusu paralar yeterlidir. 31 Mart Kürt kardeşlerimizin özgür iradeleriyle kendilerinin ve şehirlerinin geleceğine karar vereceği bir dönüm noktası olacaktır.”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan Bakanlara Tepki: Sizin Başka İşiniz Yok Mu?

Üsküdar’da halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim çalışması yapan bakanlara tepki göstererek, “İşin gücün yok mu senin? Sizin başka işiniz yok mu?” dedi.

Ekrem İmamoğlu, konuşmasında rakibi Murat Kurum’a da gönderme yaparak, “Bu Kent Lokantasını küçümseyen dersini çalışmamış ithal aday var ya ah bunu bir anlayabilse” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar’da düzenlenen mitingde açıklamalarda bulundu. Bakanların seçim çalışmasına tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi:

“Birkaç gün sonra mühür size gelecek. Mührü doğru yerde kullanacaksınız. Bu kullanacağınız mühür, sizlerin geleceği adanı en önemli kararın onayı olacak. İstanbul’da zaten işiniz kolay. İki tane aday var. O zaten 31 Mart’a kadar çalışsın, hayat dersi alsın, sonra Ankara’ya yollayacağız.

İstanbul’da dersine çalışmadığını başka kim düşünüyor? 17 tane bakan arkadaşı. Öyle düşünmesiler Ankara’dan buraya niye gelsinler? +1 Cumhurbaşkanı da geldi. Hepsi toplandı geldi. Hoş geldi sefa geldi. Bunlara misafirperverlik yapacak mıyız? 2019’daki gibi, 23 Haziran’daki gibi… 806 bin kez misafirperverliğe hazır mıyız?

Ankara’dan 17 bakan geldi ya, Cumhurbaşkanı geldi ya… Ciddi tarafı şu; devletin bakanı olmak şerefli bir görevdir. Atanmış kişilersiniz siz, bakan olarak görev yapacaksınız. İçinde Dışişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var, İçişleri Bakanı var, Ekonomi Bakanı var…”

Murat Kurum’un seçim çalışmasına katılan bakanlara seslenen İmamoğlu, “Dönsene Ankara’ya, işin gücün yok mu senin? Sizin başka işiniz yok mu?” ifadelerini kullandı.

Paylaşın