HRW’den “6 Şubat Depremleri” Açıklaması: Yetkililerin Yargılanması Geciktiriliyor

11 ilde büyük yıkıma ve 53 binden fazla insanın ölmesine neden olan Kahramanmaraş merkezli “6 Şubat Depremleri”ne ilişkin açıklama yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ile Yurttaşlık Derneği, depremlerindeki ölümlerle ilgili yetkililer hakkında etkili adli işlem yapılmamasının çok endişe verici ve kabul edilemez olduğunu belirtti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Açıklamada, “53 binden fazla insanın ölümüne yol açan kusurlu binalara yetkililerin ruhsat ve onay verildiğini gösteren kanıtlar bulunmasına rağmen, atılan adımların çok yetersiz olduğu” kaydedildi.

Depremlerden en çok etkilenen bölgelerdeki cumhuriyet savcılıklarının talebiyle hazırlanan, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de gördüğü bilirkişi raporlarında, Kahramanmaraş’ta ve başka bölgelerde çöken binalardaki kusurlardan, müteahhitler ve inşaatçılarla birlikte belediye yetkililerinin de sorumlu tutulduğu belirtildi.

Açıklamada, Yurttaşlık Derneği’nin, Türkiye’de yürürlükte olan yasalar uyarınca haklarında adli soruşturma başlatılması için izin verilmiş kamu görevlilerinin sayısına ilişkin olarak ilgili devlet makamlarından bilgi talep ettiği ancak bir yanıt alınamadığı vurgulandı. Yurttaşlık Derneği’nin sadece üç kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verildiğine dair bilgi sahibi olduğu kaydedildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “kusurlu inşaat projelerine imza atan belediye yetkililerine karşı açılan soruşturmaların güçlükle ilerlediğini görmek, depremden etkilenen bölgelerdeki vatandaşlar için üzüntü verici” dedi.

Williamson, “depremlerin üzerinden bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen ilerleme kaydedilmemiş olması, mağdurlar için adaletin sağlanması konusunda, hükümetin kararlılığına duyulan güveni zedeliyor” şeklinde konuştu.

Açıklamada, soruşturma izni süreçlerine ilişkin ilgili makamlara yapılan başvurularda bilgi edinilemediği ya da sınırlı bilgi edinildiği belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ayrıca, depremlerden en çok etkilenen yerlerden Kahramanmaraş’ta , çökerek büyük can kayıplarına yol açan binalardan sorumlu müteahhitler ve teknik personel hakkında açılan soruşturma ve davaların seyrini inceleyen bir araştırma da yaptı.

“Yargılanmaya giden yolun açılmasına izin verilmeli”

HRW, Kahramanmaraş’ta çökerek içinde yaşayanların çoğunun ölümüne neden olan büyük apartmanlarla ilgili 14 bilirkişi raporu ile diğer illerdeki binalarla ilgili altı raporu daha inceledi. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üniversitelerin inşaat mühendisliği bölümlerine hazırlatılan 14 rapordan biri hariç hepsinde, inşaatçıların yürürlükteki teknik standartlara uyma konusunda ciddi kusurları olduğu görüldü.

Belediye imar müdürlüğü yetkililerinin ise kusurlu projeler için inşaat ruhsatı verdikleri, söz konusu inşaatlar tamamlandıktan sonra da bunlara ilgili mevzuat kapsamında gerekli izinleri vererek binaların kusurlu ve güvensiz olduğunu görmezden geldiklerinin anlaşıldığı belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Yurttaşlık Derneği’ne göre, kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmaması, bu davaların görülmesini ciddi şekilde aksatıyor. Açıklamada, sorumlular hakkında cezai işlem yapılmamasının endişe verici ve kabul edilemez bir durum olduğu belirtilerek, şöyle denildi:

“Kamu görevlilerinin binaların güvenli olmasını sağlama sorumluluğundan yıllarca kaçmış olması yetmezmiş gibi, bunlar hakkında soruşturma başlatılmaması özel sektör müteahhitlerine karşı açılan davaların görülmesini de ciddi ölçüde aksatıyor.

Türkiye makamları, depremlerdeki ölüm riskini azaltmada yetersiz kalan ve depremlerde meydana gelen ölümlerin sorumluluğunu taşıyan tüm yetkililer hakkında adli soruşturma başlatarak bu kişilerin yargılanmasına giden yolun açılmasına izin vermelidir.”

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: 31 Mart’ta Büyük Bir Ders Vereceğiz

Kars Cumhuriyet Meydanı’nda halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kars’ta doktor yok, uzman yok. Ama onlar varlığını milliyetçilik, savaş, çatışma üzerinden oluşturdukları için bizim kaynakları çarçur ediyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir belediye başkanının sadece bir kentte 600 tane dairesi olur mu? Bu sadece bir kentte. 600 dairesi olan bir belediye başkanı ve mensubu olduğu bir parti bizim halimizi anlar mı? Anlamaz. Yoksulluk bilmiyorlar. Saraydan başlarını uzatıp Kars halkının ne yaşadığını bilmiyorlar. Bizi tanımayan, yok sayan, yoksullaştıran; gençlerimizin işsiz ve aşsız kalmasını sağlayanlara 31 Mart’ta büyük bir ders vereceğiz. Kars’ın Azeresini, Terekemesini, emekçisini Türkiye’nin neresinde olursa olsun üçüncü yol ağacının altında birleşmeye, mücadele etmeye ve oyunu vermeye çağırıyorum.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kars  Cumhuriyet Meydanı’nda 31 Mart yerel seçimlerine dört gün kala miting düzenledi. Mitinge, Kars Eş Başkan adayları Arzu Savaş Derman, Kenan Karahancı, Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:

“Değerli hemşerilerim; Azeriler, Terekemeler, Türkmenler, Aleviler, Sünniler, Kürtler, Malakanlar, Ermeniler; Türkiye’nin en renkli ve en mozaik kentinin yurttaşları hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Kars denilince devrimci mücadele akla gelir. Kars denilince demokrasi akla gelir, kardeşlik gelir, barış gelir. Sistemin bütün ayrıştırıcı politikalarına rağmen birlikte kardeşçe yaşam akla gelir. Siz var olun, hûn her hebin Qers. Yıllardır halkları karşı karşıya getirmeye çalışan bu ceberut sistem karşısında “Kürt’üz, Türk’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz, kardeşiz bir arada yaşıyoruz ve yaşayacağız” dediniz.

Türkiye’nin birçok yerinde halklar arasında çelişkiler yaşanmasına rağmen Kars’ın Azerisi, Terekemesi, yerlisi, Kürt’ü birlikte kardeşçe yaşayarak, ülkeyi yöneten faşizan zihniyete birlikte nasıl yaşanacağını gösterdi. Kars’ın ismi ne zaman geçse gururlanıyorum, onur duyuyorum. Siz var olun, çok yaşayın.

Şimdi 31 Mart seçimlerinde de birileri Terekemecilik, birileri yerlicilik, birileri Azericilik yapıyor. Ama biz Kürtçülük yapmayacağız; çünkü biz halkların partisiyiz, bütün inançların partisiyiz. Bir Kürt’ün DEM Parti’de ne kadar yeri, karşılığı varsa Kars’ta yaşayan diğer halkların da inançların da o kadar karşılığı var. Kars, DEM Parti demektir. DEM Parti, fikriyatını Kars’tan aldı. DEM Parti Kars gibidir, renklidir. Türkiye’de hiçbir siyasi parti bizim kadar renkli, bizim kadar kapsayıcı, bizim kadar herkesi kucaklayan, bizim kadar birlikte mücadele eden bir durumda değil.

Onun için DEM Parti denildiğinde Kars’taki bu mozaik, bu kardeşlik, bu birliktelik aklıma geliyor. Ben de sizin kardeşinizim, arkadaşınızım; bu sokaklarda birlikte oynadık, bu okullarda hep beraber okuduk. Komşuyuz, beraber iş yaptık. Beraber bu kentte ömrümüzü tükettik. Kardeşliğin, birlikte yaşamın ne olduğunu kimse benim kadar bilmez. Çünkü benim dostlarım Azerilerdir, Terekemelerdir, yerlilerdir, Kürtlerdir. Buradaki bütün renklerdir.

31 Mart’ta inşallah sizlerin de desteği ve katkısıyla birlikte belediyeyi aldığımız zaman, Kars’ta yaşayan 86 bin insanın tamamına belediyemizin kapısı açık olacaktır. Bu kentte barışı birlikte öreceğiz. Bizler Türkiye’de barışı kurmaya çalışıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah en başta Kars’ı bir barış toplumu, bir barış kenti haline hep birlikte getireceğiz. Kars birlikteliğiyle Türkiye’de model olacak, örnek olacak. Türkiye’de herkesin gıptayla bakacağı, insanca ve kardeşçe bir arada yaşanacak bir kenti beraber kuracağız. Var mısınız Kars’ı barış kenti yapmaya?

2019 yılında Kars’ta yaşayan bütün haklar ve inançlar partimizi yönetime getirmişti. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İnşallah Kars’ın ve sizin partiniz olan DEM Parti’yi yeniden seçeceksiniz. Öyle mi? Bakın siz oy verdiniz, biz kazandık. Ne yaptılar, kayyım atadılar. Kayyım, belediyenin önünde namaz kıldı. Biz inançlı bir toplumuz. Biz namazı niyazı, Ramazan’ı, orucu AKP ile öğrenmedik. Peki, belediye önünde namaz kılan, belediye gasp edilirken namazla belediyeyi teslim alan bir kayyım hırsızlık yapar mı? Namaz kılacaksın ama Kars Belediyesinin bütçesini çarçur edeceksin. Belediyeyi çetelere, mafyaya, sermayeye peşkeş çekeceksin. Hizmet yok, altyapı yok, yol yok, su yok ama Kars bir konuda büyükşehir belediyeleriyle yarışıyor. Hangi konuda biliyor musunuz? Borcuyla yarışıyor.

Kayyım Efendi, Kars halkı çok iyi biliyor ki senin de mensubu olduğu parti gibi başın seccadede ellerin semada ama aklın hilede hurdada, hırsızlıkta. İnşallah Kars bu yalancılardan, bu tüyü bitmemiş çocukların hakkını çalanlardan 1 Nisan sabahı hesap soracaktır. Çaldım, peşkeş çektim, Kars’ın borcunu büyükşehir belediyeleriyle aynı seviyeye getirdim, hayatımı yaşarım demesinler. 1 Nisan’da Kars Belediyesini aldığımızda yapacağımız ilk iş, onların 3-4 yıldır yaptıkları yolsuzlukları ve hırsızlıkları kalem kalem siz halkımızla paylaşmak olacak.

“22 yıldır size hizmet getirmeyenler bu seçimde de getirmez”

Değerli halkımız, emin olun, bu kente sahip çıksalardı Kars Türkiye’nin parlayan yıldızı olurdu. Böylesine zengin tarihe ve kültüre sahip bir kentte bu yoksulluk, bu işsizlik neden diye sormak gerekir. 22 yıldır Türkiye’yi AKP yönetiyor. 22 yıldır Kars’ı görmeyenler, Karslının ne yaşayacağını umursamayanlar, şimdi çıkmış ırkçı ve faşistlerle birlikte Kars’a hizmet edeceklerini söylüyor. 22 yıldır hizmet üretmeyenler, size hizmet getirmeyenler, bu seçimde de hizmet getirmezler. Kars artık bu numaraları yemez. Kars’ın karnı bunlara tok. Kars kimin adaletli ve hakkaniyetli olduğunu çok iyi biliyor. 25 yıllık belediyecilik deneyimimiz var. Ben de Siirt’te belediye eş başkanlığı yaptım. Siirt halkının tek kuruşu çarçur edilmedi.

Borçla aldığımız belediyeyi borçsuz hale getirdik. Bize kayyım atadıklarında, Türkiye’de belki de kasasında milyon liralar olan tek belediye Siirt Belediyesiydi. Ne yaptık, nasıl yaptık? Siz devrimci demokratlardan, Kars’ın onurlu halkından öğrendiklerimi hayata geçirdim. Çalmadık, çırpmadık; Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü eşit gördük. Belediyenin kaynaklarını Siirtlilerin hizmetine sunduk. Onun için bizi sevdiler. Onun için Siirt’te Kars dendiği zaman herkes sevgiyle, saygıyla bakar. Bunun için ben de bunu sizlere borçluyum. Çünkü sizler bizlere hakikati öğrettiniz, dürüstlüğü ve eşitliği öğrettiniz. Onun için sizlerle ne kadar gurur duysam az. Her bijî Kars. Çok yaşa Kars.

AKP nedir? Kars’taki hakikattir. 22 yıldır devlete ait olan bütün işletmeler, bütün fabrikalar yandaşlara peşkeş çekildi. Kars’ta hayvancılık bitti, tarım bitti. Karslı genç üniversiteyi bitiriyor, diploması evde asılı ama iş bulamıyor. Beyefendi de “Türkiye’yi uçurduk” diyor. Nereye uçurdun? Karslı uçmadı, Karslı işsiz. Genç perişan, kadın arkadaşlarımız aile ekonomisine katkı sunamıyor, kültürel ve sosyal faaliyetlerden yararlanamıyor. Siz enflasyonu uçurdunuz, siz yolsuzluğu uçurdunuz. Siz Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdiniz. Siz Kars’ı unuttunuz. Ama Kars’ın bugünden sonra sahibi var.

Kars’ın sahibi kadınlardır, gençlerdir, hepimiziz. Kars’ı yeniden rekor bir oyla aldığımız zaman, bu belediye bizim olacak. Çocuğuna süt götüremeyen ailelerin gideceği adres belediye olacak. İşsiz kadın arkadaşlar için kurslar, kooperatifler için belediyemiz bütün olanaklarını seferber edecek. Karslı gençler doğduğu yerde doyacak, göç etmeyecek. Kars’ın ezileni, zorda kaldığı zaman gidip kapısını çalacağı bir eve sahip olacaktır. Sizlere söz veriyorum. Her kuruşunuzun takipçisi olacağım. Her kuruş, Kars’taki Terekemelere, yerlilere, Kürtlere, Azerilere, kadınlara, gençlere adil bir şekilde harcanacak.

Bakın 25 yıldır belediyeleri yönetiyoruz. Tek bir DEM Partili belediye yolsuzluktan yargılandı mı? Çünkü Biz Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların torunlarıyız. Biz hırsızlık yapmayız. Bizler hırsızlık yapan babamız da olsa, kardeşimiz de olsa belediye eş başkanımız da olsa önce biz kolundan tutar belediyeden kovarız. Bizim partimizde kötü insanlar, art niyetli insanlar barınamaz. Bu parti devrimcilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, ezilenlerin partisidir. Dolayısıyla bu partide hizmet üretmek için göreve gelen arkadaşlarımız da bu ilkelere harfiyen uymak zorundadır.

Kars’ta altyapı yok. Eve gittim dün, su akmıyor. Hemen yanı başında nehir geçiyor, her taraf kar, iki metre kazsan su çıkacak ama su yok. Olan su da içilmiyor. Doğru dürüst arıtılmıyor. Bayrampaşa, Karadağ, Atatürk ve Sukapı Mahallesinde çöpler toplanmıyor, kaldırım yok. Çocuklar çamurun içerisinde kış aylarında okula gitmeye çalışıyorlar. Yatırım yok. Kayyım Efendi peki bu borcu nereden yaptın? Çaldığın, usulsüzlük yaptığın paraları nereye harcadın? Bunu sormaz mı Kars halkı sana? 22 yıldır hizmet getirmeyenler, burada doğru düzgün sağlık hizmeti sunmayanlar seçime 3 gün kala bize hizmet edecekmiş. Buna inanacak mı Kars? Kars’ın sahipleri sizsiniz, biziz. Beraber olacağız. 80’lerden önce de beraberdik, yine beraber olacağız. Kars 80’lerdeki o duruşunu 2024’te de devam edecektir, örnek olacaktır.

Yaşanır, temiz, altyapısı olan, gençlerin ve kadınların aş ve iş buldukları bir Kars’ı birlikte yaratmaya var mısınız? Burayı turizmin başkenti yapacağız. Burada Doğu Ekspresi var. Bu yalancılar ne yaptı? Baktılar insanlar kaşar, bal satıyor, oteller dolup taşıyor, Kars’ın emekçileri Doğu Ekspresinden yararlanıyor; iki kişilik bir ailenin gidiş gelişini 25 bin liraya çıkardılar. Ne demek istiyorlar? Kars’a gelmeyin, burada tatil yapmayın. Kars’ın emekçisi, kaşar üreticisi, lokantacısı, otelcisi geçinmesin, işsiz kalsın istiyorlar. Kars’takiler göç etsin istiyorlar. İşte biz geldiğimizde turizmi ve tarih gezilerini tekrar canlandıracağımızın sözünü veriyoruz.

“600 dairesi olan bir belediye başkanı bizim halimizi anlar mı?”

Erdoğan diyor ki hakikati yüzümüze haykırın. Allah aşkına hangi hakikati söyleyelim? Emekliler AKP’nin hakikatidir. 10 bin lirayla geçinebiliyor musunuz? Peki, size 10 bin lirayı reva görenler, bir ay değil acaba bir gün 10 bin lirayla geçinmeye varlar mı? Yoklar. Kendilerine gelince yüksek maaşlar, ihaleler yetmiyor üstüne 3 maaş alıyorlar. Ama emekliye, asgari ücretliye gelince kaynak yok. Topa tüfeğe var, askere var. Kars’ta doktor yok, uzman yok, niye? Kaynak yok. Kaynağı savaşa, topa tanka değil emekçiye, emekliye, Kars’ın yoksullarına harcarsan kaynak yaratırsın.

Ama onlar varlığını milliyetçilik, savaş ve çatışma üzerinden oluşturdukları için kaynaklarımızı çarçur ediyorlar. Size soruyorum; bir belediye başkanının sadece bir kentte 600 tane dairesi olur mu? Bu sadece bir kentte. 600 dairesi olan bir belediye başkanı ve mensubu olduğu bir parti bizim halimizi anlar mı? Anlamaz. Yoksulluk bilmiyorlar. Saray’dan başlarını uzatıp Kars halkının ne yaşadığını bilmiyorlar. Biz onların derdi değiliz. Onların derdi iktidar, daha çok zenginleşmek. İşte bize de büyük bir sorumluluk düşüyor Kars. Bizi tanımayanlara, yok sayanlara, yoksullaştıranlara 31 Mart’ta kadınıyla, genciyle büyük bir ders verecek miyiz sandıkta?

Enflasyon almış başını gidiyor ama Beyefendi, “Türkiye’de ekonomiyi iki kat büyüteceğim” diyor. Allah aşkına yerinizde durun, bir zahmet iktidarı bırakın, ekonomiyi siz büyütmeyin. 22 yıl önce de ekonomiyi büyütüyorlardı. 22 yıl önce refah toplumu yaratacağız diyorlardı. Beyefendi 22 yıldır yapamadığını, şimdi yapma sözü veriyor. Kars, bu yalanlara inanacak mısın? Diyor ki Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düşüyor. Allah aşkına içinizde 13 bin dolar kazanan var mı? Sanırım etrafındaki yöneticilerine, AKP’nin yöneticilerine, il başkanlarına, yolsuz kayyımlara bakıyor. Bunun için Kars bunları tanı. Sanırsın ki dünyanın barışını Erdoğan getirecek. Kardeşim senin ülkende her gün Türk ve Kürt gençleri yaşamlarını yitiriyor, Türk ve Kürt gençlerinin cenazesi geliyor. Dünyada barış sever ama seçim kampanyasında Kürt’ün başına top mermi yağdıracağını söylüyor. Halkımız savaş çığırtkanlarına gerekli cevabı vererek kırmızı kartı gösterecektir.

DEM Parti, tekçiliğin ve zorbalığın panzehiridir. DEM Parti, demokratik Türkiye’den yana olan herkesin adresidir. DEM Parti’nin ağacının altına herkesi davet ediyoruz. Türkiye’de sizin yanınızda olacak, sizin için mücadele edecek olan bir parti varsa o da DEM Parti’dir. DEM Parti sadece bir seçim partisi değildir; mücadeledir, tarihtir. Onun için sizlere diyoruz ki emekçilerin ve yoksulların adresi DEM Parti’de buluşalım.

“Ağacı gördüğünüz yere mührü basabilirsiniz”

Kars’tan bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum: DEM Parti Türkiye’nin neresinde seçime gittiyse, sandığa gideceğiniz gün hiç tereddüt etmeden, nerede olursanız olun ağacı gördüğünüz yere mührünüzü rahatlıkla basabilirsiniz.

Çünkü biz 3. Yoluz; kadınların, emekçilerin, gençlerin, ezilenlerin partisiyiz. Hiç kimse ama hiç kimse bizi 3. Yoldan vazgeçiremez, bize ayar veremez. 3.Yol faşizmle, yolsuzlukla ve adaletsizlikle mücadele etmenin yoludur. Bunun adresi de DEM Parti’dir. Dolayısıyla Üçüncü Yol karşısında duran her anlayışın karşısında kararlılıkla duracağımızı belirtmek istiyorum. Bir yol varsa bizim yolumuzdur, 3. Yoldur. Kars’ın Azerisini, Terekemesini, emekçisini Türkiye’nin neresinde olursa olsun Üçüncü Yol ağacının altında birleşmeye, mücadele etmeye ve oyunu vermeye çağırıyorum.

Bunlar Kars’a kaçak seçmen getiriyorlar. Karslı olmayan, Kars’ta yaşamayan asker, polis, kolluk kuvvetlerini buraya getiriyorlar. Ne yapacaklar? Azeri’nin, Kürt’ün Terekeme’nin iradesini gasp etmeye çalışacaklar. Buna da seçim diyorlar, demokrasi diyorlar. Kars sen büyüksün, mücadele kentisin. Kürt, Türk, Azeri, Terekeme hep birlikte DEM Partiye oy vererek bu kaçak seçmen getirenlere sandıkta cevabını verecek misin? O zaman sizden rica ediyorum; telefonu elinize alın, oyu burada olan ama çeşitli sebeplerden dolayı il dışında olan kardeşlerimizi, yoldaşlarımızı Kars’ta oy kullanmaya çağırın. Var mısınız? Çünkü vereceğiniz oy demokrasiye, barışa, hizmete, adalete, barışa verilmiş olacak. Oy kullanmaya gelmek isteyen ama imkanı olmayanlar da DEM Parti il ve ilçe örgütlerine gitsinler ve biletlerini alıp oylarını kullanmaya gelsinler.

Sizlerden bir söz istiyorum. Kenan Karahancı ve Arzu Savaş Derman arkadaşlarımızı 31 Mart’ta rekor oyla belediye eş başkanları yapacak mısınız? Kenan Başkan Kars’ın öğretmeni. En zor günlerde çocuklarımıza ders vermiş, arkadaş olmuş, kardeş olmuş, babası Kürt, annesi Terekeme. Tam da DEM Parti gibi. Mozaik bir aileye sahip. Kenan Başkanın birikiminde, niteliğinde, kapasitesinde bir aday çıkarsınlar ben de oy vereceğim. Var mı onun kalitesinde başka bir aday?

Arzu Başkan yıllardır kadın mücadelesine emek veriyor. Onun gibi bir adayımızın olmasından gurur duyuyorum. Emin olun o belediye, kadınların belediyesi olacak. Kars Belediyesi kadınlar için ürettiği hizmetlerle Türkiye’de bütün belediyeler içerisinde örnek olacak. Arzu Başkan şair, yazar, sanatçı bir arkadaşımız. O da Kenan Hoca gibi hem Kars’a hem de Karslılara yakışır bir aday. Bütün arkadaşlarımız özel olarak seçildi hepsi çok kıymetli. Hepsine kefilim. Arkadaşlarımız Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların, Selahattinlerin, Gültanların, cezaevindeki binlerin, sürgündeki onbinlerin, Kars’taki devrimcilerin ve demokratların emanetidir. Emanetinize sahip çıkacak mısınız? 31 Mart’ta sadece Kars’ı almak yetmez, Sarıkamış’ı da alarak tarih yazacağız. Digor’u yine rekor bir oyla alacağız. Pazarcık’ı alacağız, Kağızman yine emin ellerde olacak. Dağpınar’da rekor oyla yine birinci parti olacağız. Hayırlı olsun.”

Paylaşın

DEM Parti’den Dikkat Çeken Selahattin Demirtaş Ve Leyla Zana Açıklaması

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Selahattin Demirtaş’ın yerel seçimlere birkaç gün kala açıklama yapacağı iddiaları ve Leyla Zana’nın Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Tülay Hatimoğulları, “Selahattin Başkan bir açıklama yapacak olsa bile partimizin almış olduğu kararların paralelinde olacağı kanaatindeyim” dedi.

“Selahattin Demirtaş’ın bir açıklama yapması bekleniyor, siz de bekliyor musunuz?” sorusuna Hatimoğullları şu yanıtı verdi: “Biz Selahattin Bey’in bir açıklaması olup olmayacağını bilmiyoruz. Selahattin Başkan bir açıklama yapacak olsa bile partimizin almış olduğu kararların paralelinde olacağı kanaatindeyim. Biz stratejimizi belirlerken, biliyorsunuz seçilmişlerimizin çoğu cezaevindedir.

Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ankara Büyükşehir Eş Başkan adaylarımızdan Gültan Kışanak, tutukluluk süresi bittiği halde cezaevinde tutuluyor. Biz elbette bu arkadaşlarımızın da görüş ve önerilerini aldık merkez yürütme kurulu ve parti meclisi olarak. Onların görüş ve önerileriyle süreci birlikte inşa ettik. O yüzden yapılacak bir açıklama olup olmadığını bilmiyorum, yapılacaksa da bu paralellikte olacağı kanaatindeyim.”

Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarıyla birlikte sekiz yılın ardından siyaset sahnesine dönen Leyla Zana hakkında Çakır’ın yönelttiği “Leyla Zana’nın durumu nedir? Parti çizgisinden farklı bir duruşu mu var, yoksa DEM Parti ile aynı şeyleri mi söylüyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Leyla Zana’nın 8 sene sonra siyasete neden döndüğü sorusu bize çok soruluyor. Sizin sorunuzda da böyle bir ima var. Leyla Zana elbette Kürt halkının yetiştirmiş olduğu çok önemli bir Kürt kadın siyasetçi, çok önemli bir aktör. Bizimle birlikte olması, çalışmalarımıza destek vermesi, kampanyamıza destek vermesi bizleri güçlendiren bir şey. Leyla Zana ile bizim seçimlere dair yaklaşımlarımızda çok önemli bir farklılık olmadığı kanaatindeyim.”

Ne olmuştu?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 31 Mart yerel seçimlerine birkaç gün kala açıklama yapacağı iddia edilmişti.

Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında konuşan Leyla Zana, “Ben umut ediyorum ki seçimlerin ardından barışın ve özgürlüğün yolunu açacağız” demişti.

Öte yandan 31 Mart yerel seçimi öncesi ‘ittifak’ tartışmaları devam ederken; DEM Parti bileşenlerinden Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nden (SYKP) CHP’nin yeniden aday gösterdiği İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek gelmişti.

SYKP, HDP’nin Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve DEM Parti’nin sert sözlerle yalanladığı Ahmet Saymadi’nin de kurucuları arasında yer aldığı bir parti.

İstanbul İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından “Faşizmin inşasına karşı 31 Mart’ta AKP-MHP blokuna kaybettirelim” başlıklı bir açıklama yapan SYKP, “İstanbul başta olmak üzere yerel yönetimleri geri almanın AKP-MHP iktidar blokunun faşizmi inşa etme sürecindeki önemi ortadadır” demişti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’ın Enflasyon Açıklamasına Yanıt: Trajikomik Bir Durum

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enflasyon açıklamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Trajikomik bir durum. Yakında sebep sonuç meselesi üzerinden suçluyu enflasyon ilan ederse şaşırmam. Bütün olanların sorumlusu enflasyon diyip enflasyonu kendisine bir rakip kabul edebilir, onunla kavga etmeye başlayıp bunu birilerine yutturmaya çalışabilir” dedi.

İktidarın başarısız ekonomi yönetimine vurgu yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bunun sebebi en az 8 yıldır çok kötü yönetilen ekonomi biçimi” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Cumhur İttifakı’nın İstanbul adayı Murat Kurum’un kendisi için kullandığı “Bakanlıkların kapısından içeri bile giremezsin öyle bir liyakat yok. Seni ancak bakanlıkların içinden köfteci olarak alırlar” sözleri sorulan İmamoğlu, “Belli ki esnafla, esnaf olmakla sorunu var. 31 Mart’tan sonra her yediği köftede İstanbul seçimini hatırlayacak” diye konuştu.

Bakanların sahada AKP adayları için seçim çalışması yürütmesine tepki gösteren İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti ilk kez böyle bir zafiyet içinde. Umarım kendilerine çeki düzen verip görevlerinin başına gelirler. Umuyorum bir an önce akılları başlarına gelir. Bunun için seçimlerde büyük bir fark lazım” diye konuştu.

Kabine’nin ilk defa işlerini bu kadar boşlamış bir duruma evrildiğini belirten İmamoğlu, Dışişleri Bakanı’na, İçişleri Bakanı’na bakıyorum… Bir kere her şeyden önce sandık güvenliği İçişleri Bakanı’na ait. Sen seçim propagandası yaparsan bu devlet sana nasıl güvenecek?” diye sordu.

Bakanları, milletin aklıyla dalga geçmekle eleştiren İmamoğlu, “Her makamın ağırlığı var. Bakan olmanın da ağırlı var. Bu ağırlığı taşıyabilmelerini diliyorum. Çok yanlış yapıyorlar” dedi. “Seçim yasağı var hala propaganda yapıyorlar” diyen İmamoğlu, “Gerçek bir ders verilmeli” ifadesini kullandı.

Murat Kurum’un “Muhalefet ülke gündemini yerel seçime taşıyor” sözleri de sorulan İmamoğlu, şunları söyledi: “Ülke gündemi ne? Yoksulluk, enflasyon, işsizlik… Bunları anlamayan bir akıl İstanbul’a belediye başkanlığı yapamaz.”

Seçim güvenliğine yönelik sorulara yanıt veren İmamoğlu, “İnsanlarımız uzun zamandır tedirgin, kaygılı. O bakımdan sandıkta görev alma meselesini en üst seviyeye taşımama sebebimiz bu zaten. Çünkü büyük bir sorun var. Buna fırsat veren iktidar ama biz 2019’da bunu İstanbul’da başardık. Görevlilerimiz son derece donanımlı” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, sandıkta görev almak isteyenlerin İstanbul Gönüllüleri’ne başvurabileceğini de yineledi.

Erdoğan’a enflasyon yanıtı

Erdoğan’ın enflasyon açıklamalarını da değerlendiren İmamoğlu, “Trajikomik bir durum. Yakında sebep sonuç meselesi üzerinden suçluyu enflasyon ilan ederse şaşırmam. Bütün olanların sorumlusu enflasyon diyip enflasyonu kendisine bir rakip kabul edebilir, onunla kavga etmeye başlayıp bunu birilerine yutturmaya çalışabilir” dedi.

İktidarın başarısız ekonomi yönetimine vurgu yapan İmamoğlu, “Bunun sebebi en az 8 yıldır çok kötü yönetilen ekonomi biçimi” ifadesini kullandı.

İmamoğlu, AKP adayı Murat Kurum’un “Sen o bakanlıkların kapısından geçemezsin. Seni bakanlığa alsalar alsalar bakanlığın kantinine köfteci olarak alırlar” sözlerine yanıt verdi. İmamoğlu, “Sayın Kurum’un köfteciyle ilgili sorunu var. Ben ona bakan olamazsın demedim, köfteci olamazsın dedim. Bu söylemlerine bakılırsa esnaf olamaz. Esnaflığın ne anlama geldiğini bilmeyen bir insan, yüzde 30’a yakını esnaf olan İstanbul’a nasıl hizmet edecek? Köfte ile köfteciyle, esnaflıkla sorunu var. Ama bu seçim, 31 Mart’ta esnafın, köftecilerin zaferi olacak. Çok kötü bir sınav verdi ama umarım ona hayat dersi verir bu seçimin sonucu” dedi.

Paylaşın

Erdoğan, Diyarbakır’da: Kürt Kardeşlerim…

Diyarbakır’da halka seslenen Erdoğan, “Diyarbakır’da hem milletvekilliğinde hem cumhurbaşkanlığında arzu ettiğimiz oy oranlarına ulaşamadık ancak seçim sonucunun sizin de içinize sinmediğine inanıyorum” dedi ve ekledi:

“İşte bu alan onu söylüyor. Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28.5, CHP adayına yüzde 71.5 oy çıkmışsa durup üzerinde düşünmemiz lazım. CHP’ adayına yüzde 71 oy çıkmışsa durup üzerinde düşünmek lazım. Diyarbakır’ın iradesini götürüp CHP adayına payanda yapanların neyin projesi açık olduğu belli değil mi?”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazar günü (31 Mart) yapılacak yerel seçimlere dört gün kala AKP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlediği seçim mitinginde konuştu. Sözlerine, “‘Ser seran ser çavan’ diyerek bizi bağrınıza bastınız” diye başlayan Erdoğan, daha sonra mitinge katılım oranını açıkladı.

Mitinge 70 bin kişinin katıldığını söyleyen Erdoğan, konuşmasında sık sık DEM Parti ve CHP’yi hedef aldı. Mayıs 2023 seçimlerini hatırlatan Erdoğan, “Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28.5, CHP adayına yüzde 71.5 oy çıkmışsa durup üzerinde düşünmemiz lazım” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “Bugün 70 bin kişi alanda. Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya, aynı medeniyete sahip olmaktan dolayı iftihar duyuyorum. Bu kavli bozmaya, kardeşliği yıkmaya kimsenin gücü yetmez.

Mayıs seçimlerinde Diyarbakır’da milletvekilliğinde ve Cumhurbaşkanlığında arzu ettiğimiz oy oranlarına ulaşamadık. Seçim sonuçlarının içinize sinmediğine inanıyorum. Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28,5 ve CHP adayına yüzde 71,5 oy çıkmışsa durup düşünmemiz lazım.

Bugün aynı oyunu İstanbul’da, Mersin’de yine oynuyorlar. Kirli bir ittifak kurdular. İki partideki bir avuç siyaset baronu ne olup bittiğini bilmiyor… Bavul bavul dolarlar, eurolar. Bu paralar nereden geliyor, nereye gidiyor. Hangi şirketler bunları paylaşıyor? İlkeli bir ittifaktan söz edilebilir mi?

DEM benim Kürt kardeşlerimin iradesini işporta pazarına çıkarmıştır. Siyasi kazanım, eser ve hizmet derdi yok. Seçmenin fikrini, zikrini merak eden de yok. Kirli pazarlıklar var. Bizim yaptığımız reformları beğenmeyip, ortalığı ayağa kaldıranlar CHP’li yöneticilerin faşizm kokan açıklamaları karşısında süt dökmüş kedi misali seslerini çıkarmıyorlar.

Türkiye geçmişte omurgasızlığın, istismarın, riyakarlığın sembolü zübük siyasetin zulmünü çok çekti. Sizlerin demokratik siyaset palavralarıyla iradenize ipotek koydular. Diyarbakır huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refahı da AK Parti döneminde görmedi mi?

Onlar çukur eylemleriyle bu şehrin sembolü olan Sur’u mahvederken, biz meseleyi bitirmenin ve bölgenin inşa etmenin mücadelesini vermedik mi? Onlar Diyarbakır Cezaevi’nin edebiyatını yaparken biz burayı müzeye ve kültür merkezine dönüştürmedik mi?

Onlar esnafımızı, işçimizi, emeklimizi haraca bağlayıp dağa çıkarmak için çocuklarına el koyarken, biz üniversitelerle onlara daha iyi bir gelecek hazırlamak için çalışmadık mı? Onlar yollara mayın döşerken biz yaptığımız yollarla, tesislerle yatırımı hayata geçirmedik mi? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa Diyarbakır’da propaganda peşinde koşarken, biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı?

“31 Mart seçimlerinde partiler yarışmıyor”

Bu söylediklerimiz doğruysa gelin yeni dönemin kapılarını birlikte arayalım. El ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim. Sadece bakmasını bilen göz, işitmesini bilen kulak, sevmesini bilen kalp yeterli.

Bugün de Diyarbakır’a demokrasi ve kalkınma atılımlarının yeni safhasında desteğinizi istemek için geldik. 31 Mart seçimlerinde partiler yarışmıyor. Eser ve hizmet siyasetiyle pazarlık ve istismar siyasetidir. Siyaset millete hizmet etmek, ülkenin sorunlarına çözüm bulmak için yapılır.

Emperyalistlere kuklalık etmeyen herkesle konuşuruz. Teröre mesafe koyan herkesle konuşuruz. Milletimizin birliğine, vatanımızın bütünlüğüne saygı duyan herkesle konuşuruz. Türkiye Yüzyılı’nda bizimle birlikte yol yürümek isteyen herkesle konuşuruz.

Bu ülkede 85 milyonun huzuru için bir şey yapılacaksa şimdi, hemen yapılmalıdır. Türkiye’ye terörle bedel ödetildi, buna tahammülümüz yok. Bu tehdidi bertaraf ettik. Artık ülkemizi bu yükten tamamen kurtarma vaktidir… Kapımız teröristlere de terör örgütleri gölgesinde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır. Listelerini terör örgütünün belirlediği parti, parti olamaz.

Son 21 yılda attığımız her demokratik adımı engellemek için karşımıza dikilen CHP’yi, Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar. CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar. Bunların hangi çıkarların temsilcisi olduğunu anlatamaya bavullar dolusu paralar yeterlidir. 31 Mart Kürt kardeşlerimizin özgür iradeleriyle kendilerinin ve şehirlerinin geleceğine karar vereceği bir dönüm noktası olacaktır.”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan Bakanlara Tepki: Sizin Başka İşiniz Yok Mu?

Üsküdar’da halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim çalışması yapan bakanlara tepki göstererek, “İşin gücün yok mu senin? Sizin başka işiniz yok mu?” dedi.

Ekrem İmamoğlu, konuşmasında rakibi Murat Kurum’a da gönderme yaparak, “Bu Kent Lokantasını küçümseyen dersini çalışmamış ithal aday var ya ah bunu bir anlayabilse” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Üsküdar’da düzenlenen mitingde açıklamalarda bulundu. Bakanların seçim çalışmasına tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi:

“Birkaç gün sonra mühür size gelecek. Mührü doğru yerde kullanacaksınız. Bu kullanacağınız mühür, sizlerin geleceği adanı en önemli kararın onayı olacak. İstanbul’da zaten işiniz kolay. İki tane aday var. O zaten 31 Mart’a kadar çalışsın, hayat dersi alsın, sonra Ankara’ya yollayacağız.

İstanbul’da dersine çalışmadığını başka kim düşünüyor? 17 tane bakan arkadaşı. Öyle düşünmesiler Ankara’dan buraya niye gelsinler? +1 Cumhurbaşkanı da geldi. Hepsi toplandı geldi. Hoş geldi sefa geldi. Bunlara misafirperverlik yapacak mıyız? 2019’daki gibi, 23 Haziran’daki gibi… 806 bin kez misafirperverliğe hazır mıyız?

Ankara’dan 17 bakan geldi ya, Cumhurbaşkanı geldi ya… Ciddi tarafı şu; devletin bakanı olmak şerefli bir görevdir. Atanmış kişilersiniz siz, bakan olarak görev yapacaksınız. İçinde Dışişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var, İçişleri Bakanı var, Ekonomi Bakanı var…”

Murat Kurum’un seçim çalışmasına katılan bakanlara seslenen İmamoğlu, “Dönsene Ankara’ya, işin gücün yok mu senin? Sizin başka işiniz yok mu?” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan, “Önceliğimiz Enflasyonu Düşürmek” Dedi Sabır İstedi

Aksaray’da halka seslenen Erdoğan, “Yüksek enflasyon ortamında ne verirsek verelim dipsiz kuyu misali kaybolup gidiyor. Önce enflasyonu kontrol altına almamız gerekiyor, Allah’ın izniyle bunu başaracak programa kararlılığa sahibiz” dedi ve ekledi:

“Hep birlikte biraz daha sabredeceğiz, ülkemizin gücünden ve potansiyelinden rahatsız olan çevreler, muhalefeti de kullanarak milletimizi karamsarlık bataklığına sürüklemek istiyor. Amaçları Türkiye’yi mevcut kazanımlarından edecekleri bir güvensizlik ve istikrarsızlık iklimine sokmaktır.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, Gelip geçici sıkıntıları asırlık hedeflerin önüne koyarak milletimizle aramızı açabileceklerini sanıyorlar. Biz bu senaryoyu defalarca gördük, vesayetin türlü tuzaklarıyla uğraşırken gördük, FETÖ’den PKK’ya, terör örgütlerinin saldırılarına karşı koyarken gördük. Emperyalistlerin ülkemize yönelik kuşatmalarını kırarken gördük. Bu oyunu hep beraber bozacağız” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Aksaray mitinginde halka hitap etti. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Geçtiğimiz yılki 14-28 Mayıs seçimlerinde coşkunuzu sandığa yansıttınız. Bu seçimde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 70’i, Cumhurbaşkanlığında yüzde 75’i aşkın oy oranıyla verdiğiniz destek için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Bugüne kadar girdiğimiz her mücadelede, her seçimde Hasandağı gibi heybetli bir şekilde yanımızda yer aldığınız için Aksaray’a teşekkür ediyorum. Rabbime bana sizler gibi yol arkadaşları verdiği için hamd ediyorum. Sizler, yanımızda olduğunuz müddetçe bize durmak, duraksamak yok.

Biz de milletimize sözümüzü hep yerine getirdik. Bundan sonra da aynı şekilde bu yolda devam edeceğiz. Aksaray’a mahcup olmamak için 21 yıldır gece gündüz çalışıyoruz. Pek çok alanda gayet olumlu neticeler alıyoruz. Büyümede, milli gelirde, ihracatta, savunma sanayiinde, diplomaside tarihimizin en iyi seviyelerini gördük. Her dönemde olduğu gibi bu süreçte de pek çok engelle, pek çok sıkıntıyla karşılaşıyoruz.

Bölgemizde yaşanan krizlerin, savaşların, gerilimlerin ülkemize olumsuz etkilerini hep göğüslüyoruz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de can yakan enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığıyla boğuşuyoruz. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin alım güçlerindeki düşüşü telafi etmek için sürekli yeni adımlar atıyoruz. Tüm emeklilerimize bir defaya mahsus 5 bin lira ödeme yaptık.

Yılbaşında emeklilerimizin ve çalışanlarımızın maaşlarını yüzde 50 oranında artırdık. Emeklilerimizin ikramiyelerinde de aynı şekilde yüzde 50 artışa gittik. Son olarak banka promosyon ödemelerini 8 bin ile 12 bin lira arasında yükselttik. İnşallah yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşmeye başlamasıyla elimiz biraz daha rahatlayacak. Çünkü yüksek enflasyon ortamında ne verirsek verelim dipsiz kuyu misali kaybolup gidiyor. Önce enflasyonu kontrol altına almamız gerekiyor, Allah’ın izniyle bunu başaracak programa kararlılığa sahibiz.

“Hep birlikte sabredeceğiz”

Hep birlikte biraz daha sabredeceğiz, ülkemizin gücünden ve potansiyelinden rahatsız olan çevreler, muhalefeti de kullanarak milletimizi karamsarlık bataklığına sürüklemek istiyor. Amaçları Türkiye’yi mevcut kazanımlarından edecekleri bir güvensizlik ve istikrarsızlık iklimine sokmaktır. Gelip geçici sıkıntıları asırlık hedeflerin önüne koyarak milletimizle aramızı açabileceklerini sanıyorlar.

Biz bu senaryoyu defalarca gördük, vesayetin türlü tuzaklarıyla uğraşırken gördük, FETÖ’den PKK’ya, terör örgütlerinin saldırılarına karşı koyarken gördük. Emperyalistlerin ülkemize yönelik kuşatmalarını kırarken gördük. Bu oyunu hep beraber bozacağız… Geçmişte Türkiye’yi asırlık altyapı ihmallerini telafi ederek nasıl 2023’e hazırladıysak, şimdi de çok daha fazlasını yaparak Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz. Ülkemizi bugüne kadar 3 kat büyüttük.

Önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyüteceğiz. Sadece kayıplarımızı telafi etmekle kalmayacak, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getireceğiz. Bunu da Aksaray’la birlikte, 81 vilayetimizle birlikte yapacağız. Önümüzdeki Pazar günü sadece merkezin, ilçelerin ve beldelerin belediye başkanlarını seçmekle kalmayacaksınız, aynı zamanda sandıkta bize vereceğiniz güçlü destekle diğer mücadelelerimizde de işimizi kolaylaştıracaksınız.”

Paylaşın

İstanbul Seçimleri: Kürt Seçmenin Çoğu İmamoğlu’nu Destekleyecek

Kamuoyu araştırma şirketi Rawest Direktörü Roj Girasun, DEM ile ana muhalefet partisi CHP’nin İstanbul’un bazı bölgeleri üzerinde anlaşmaya vardığını, bunun da DEM seçmeninin İmamoğlu’nu desteklemesini kolaylaştırdığını ve seçmenlerin yaklaşık yarısının bu yönde eğilim gösterdiğini söyledi.

İstanbul’da anketler, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) İmamoğlu ile AK Partili rakibinin başa baş gittiğini, DEM Parti adayının ise geride kaldığını gösteriyor.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansının anketlere dayandırdığı haberinde, Kürt seçmenin çoğunun pazar günü parti sadakatini bir kenara bırakıp Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki en büyük rakibini destekleyeceği belirtiliyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) seçmeni, AK Parti’nin İstanbul’daki 25 yıllık iktidarını sona erdiren 2019 yerel seçimlerinde Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasında önemli rol oynamıştı. Bu zafer aynı zamanda muhalefete son beş yılda kritik bir dayanak sağladı.

Reuters haberinde muhalefetin Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan karşısında aldığı yenilginin siyasi manzarayı değiştirdiği ve DEM seçmenini, Kürt hakları davasını en iyi nasıl ilerletecekleri konusunda ikiye böldüğü kaydediliyor.

İstanbul’da anketler, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) İmamoğlu ile AK Partili rakibinin başa baş gittiğini, DEM Parti adayının ise geride kaldığını gösteriyor. Reuters bu durumun DEM Parti destekçilerini bir ikilemle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor; kalpleriyle mi yoksa akıllarıyla mı oy vermeliler?

Kamuoyu araştırma şirketi SAMER’den Yüksel Genç’e göre DEM Parti seçmeninin kafası karışık ve kararsız. Genç “Partilerinin adayına oy vermeyi düşünüyorlar ama AK Parti’nin kazanmasını istemiyorlar” diyor. Ancak Kürt seçmenin yüzde 40’ının İmamoğlu’na oy vereceğini söylediğini belirtiyor.

İktidar, PKK’yla yürütülen barış sürecinin 2015’te çökmesinden bu yana Kürt partilerine baskı uyguluyor. Yaklaşık yüzde 10’luk sandalye oranıyla parlamentonun üçüncü büyük partisi konumundaki DEM, reddettiği PKK bağlantıları olduğu iddiasıyla açılan bir davada kapatılma ihtimaliyle karşı karşıya olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) halefi.

Diyarbakır’daki Nevruz festivali kutlamalarına katılan emekli Mehmet Fatih Sütçü, “Diyarbakır gibi bir ortamda DEM’e oy vermek gerektiğini düşünüyorum ama İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na oy verirdim” diyor.

Kamuoyu araştırma şirketi Rawest Direktörü Roj Girasun, DEM ile ana muhalefet partisi CHP’nin İstanbul’un bazı bölgeleri üzerinde anlaşmaya vardığını, bunun da DEM seçmeninin İmamoğlu’nu desteklemesini kolaylaştırdığını ve seçmenlerin yaklaşık yarısının bu yönde eğilim gösterdiğini söyledi.

DEM’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi adayı Meral Danış Beştaş, taktiksel oy kullanma fikrini reddetti. Bir röportajında “Bizim çağrımız insanların bize oy vermesidir” dedi, “Her partinin kendi siyasetini yürütmek gibi temel bir görevi olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Beştaş’ın duruşu, Güneydoğu’da seçilmiş Kürt belediye başkanlarının yerine devlet tarafından atanan kayyumların getirildiği baskıların ardından bir güç gösterisi yapmak isteyen DEM seçmenleri tarafından destekleniyor. Özel sektör çalışanı Büşra Yentürk, “10 yılı aşkın süredir kayyumlara karşı mücadele ediyoruz ve her seçimde Kürtler coşkuları, iradeleri ve onurlarıyla sandığa gidiyor ve destekledikleri partiye oy veriyor” dedi.

“Barış sürecine geri dönüleceğine dair bir işaret yok”

Geçtiğimiz haftalarda Kürt siyasetinin önde gelen isimleri, 85 milyonluk Türkiye nüfusunun yüzde 15-20’sini oluşturan Kürtler’in kültürel ve dilsel hak taleplerinin daha fazla karşılanması için yeni bir barış süreci başlatılması çağrısında bulunmuştu..

Ancak araştırmacı Girasun, bunun milliyetçi bir partiyle ittifak yapan AKP’nin planlarına işaret etmekten ziyade, Kürtler’in umutlarının bir ifadesi olduğunu söyledi. Hükümet bunun yerine bu yaz Irak’ta PKK’ya karşı operasyonları artırmayı planladığını açıkladı.

İstanbul adayı Beştaş, şu anda barış sürecine geri dönüleceğine dair bir işaret olmadığını ancak demokratikleşmenin Kürt meselesinin çözümünü gerektirdiğini söyledi. Beştaş, “Nüfusun dörtte birinin ötekileştirildiği, ayrımcılığa uğradığı ve taleplerinin karşılanmadığı bir Türkiye demokratik olamaz” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Merkezli Haber Ajansından Çarpıcı “Yerel Seçimler” Analizi

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, ABD merkezli haber ajanslarından Associated Press, seçimlere ilişkin kapsamlı bir analiz ve dosya haber hazırladı…

Sözcü’nün aktardığına göre; Haberde, bu pazar günü milyonlarca vatandaşın sandığa gideceği ve belediye başkanı ve yerel yönetim için oy vereceği belirtilirken, “Bu seçim yıllar önce kritik şehirleri kaybeden AKP’nin lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın popülaritesini ölçecek. Erdoğan’ın partisinin zafer kazanması Türkiye’nin liderinin mevcut görev süresinin sınırlarını artırmanın önünü açacak anayasal değişikliği gündeme getirebilir” denildi.

Muhalefet bloğunda ise kritik şehirlerdeki belediyelerin elde tutulmasının geçen yıl yapılan seçimlerden sonra morali bozulan muhalefeti canlandırabileceği de belirtildi.

Analizde, “Özellikle İstanbul’un kaybedilmesi, siyasi kariyerine 1994 yılında yaklaşık 16 milyonluk metropolün belediye başkanı olarak başlayan Erdoğan için büyük bir darbe oldu. Erdoğan, 47 yaşındaki eski şehircilik ve çevre bakanı Murat Kurum’u, merkez sol Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) popüler siyasetçilerinden Ekrem İmamoğlu’na karşı aday gösterdi. İmamoğlu, Erdoğan’a meydan okuyacak olası bir cumhurbaşkanı adayı olarak lanse ediliyor” denildi.

Fakat muhalefetin geçen seçimlerin aksine daha dağınık olduğu belirtilirken Yeniden Refah Partisi’nin ise AKP’den oy almasının beklendiği aktarıldı. Yapılan anketlerde adayların başabaş gittiğine vurgu yapılırken Ankara’da ise CHP’nin adayı Mansur Yavaş’a desteğin ise yüksek olduğu belirtildi.

Haberde, “Yirmi yılı aşkın bir süredir önce başbakan sonra da cumhurbaşkanı olarak iktidarda olan Erdoğan, hiçbir şeyi şansa bırakmayarak ülke çapında seçim mitingleri düzenliyor ve belediye başkanlığı için yarışan adaylar adına kampanya yürütüyor” denilirken, “Analistler, Erdoğan ve müttefiklerinin şu anda parlamentoda yeni bir anayasa yapmak için yeterli sandalyeye sahip olmadığını, ancak yeni bir seçim zaferinin bazı muhafazakar muhalefet milletvekillerini taraf değiştirmeye yöneltebileceğini söylüyor” yorumuna da yer verildi.

“Erdoğan, Yavaş ve İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hayallerini bitirebilir”

Erdoğan’ın yerel seçim yarışı sürecinde yaptığı “son seçimim” açıklamasının da bir strateji olduğuna dair yorumlara yer verilirken, “Ankara ve İstanbul’u Erdoğan’ın partisine kaybetmeleri, Yavaş ve İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hayallerini bitirebilir” denildi.

ABD merkezli ajansın haberinde, “Önceki seçimlerde olduğu gibi Erdoğan, cumhurbaşkanı olmanın avantajlarını kullanıyor ve kampanya yürütürken sık sık devlet kaynaklarından yararlanıyor. Kampanya süresince Erdoğan, seçmenlere devlet hizmetlerinden faydalanmak istiyorlarsa iktidar partisi destekli adayları desteklemeleri yönünde üstü kapalı uyarılarda bulundu. Hükümetinin yüksek enflasyonu kontrol altına alma çabalarına rağmen, hane halkını biraz olsun rahatlatmak için asgari ücreti %49 oranında artırdı” ifadesi de kullanıldı.

Öte yandan İstanbul’daki seçmenlerin yaklaşık yüzde 10’unu Kürt seçmenlerin oluşturduğu hatırlatılırken onların oylarının belediye başkanlığı yarışında belirleyici olabileceğine vurgu yapıldı.

DEM Parti’nin 2019 yılındaki yerel seçimlerde İmamoğlu’nu desteklediği belirtilirken bu seçimlerde ise kendi adaylarını çıkarmasına dikkat çekildi. Fakat DEM Parti’nin adaylarının öne çıkmadığına dikkat çekilirken bunun da İmamoğlu’na destek için kasıtlı olabileceği kaydedildi.

Paylaşın

“AKP’de Erdoğan’ın Yeniden Aday Olabilmesinin Hesapları Yapılıyor” İddiası

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı aday olabilmesinin hesaplarının yapıldığı öne sürüldü. Parti içerisinde tartışılan formüle göre AK Parti’nin erken seçim için TBMM’ye teklif verilmesinin konuşulduğu ifade edildi.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, Erdoğan’ın tekrar cumhurbaşkanı aday olabilmesi için 2028’te yapılması gereken seçimlerden bir yıl önce TBMM’nin (Türkiye Büyük Millet Meclisi) seçimlerin yenilenmesi kararı alabilmesi adına teklif verileceğini iddia etti.

“AKP’liler parmak hesabıyla Erdoğan’ın yeniden seçilmesine kapı açacak erken seçim kararında, ‘kim destekler, kim desteklemez?’ sohbetleri yapıyor” ifadelerini kullanan Babacan, yazısının ilgili bölümünde şunları kaydetti:

“Gelelim AKP’lilerin, Erdoğan’ın yeniden seçilmesine olanak sağlama hesaplarına ve yeni Anayasa için yapılan planlara… Erdoğan’ın yeniden adaylığının yolunun açılması için partide tartışılan formüle göre, 2028 Mayıs ayında yapılması gereken seçimlerden bir yıl önce TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı alınması için teklif verilecek.

Anayasa’ya göre TBMM’nin seçim kararı alabilmesi için 360 milletvekilinin desteği gerektiğinden ‘kimlerden destek alınabilir’ sohbetleri yapılıyor. Cumhur İttifakı’nın sandalye sayısı bu kararın alınmasına yetmiyor. Ancak, parti kurmayları, ‘Seçimlerin yenilenmesi gündeme gelirse muhalefetin de destek vereceğini düşünüyoruz. Seçimden kaçamazlar’ yorumunu yapıyorlar.

“Muhalefet, bugünden bu topa girmiyor”

Partililer, seçimlerin yenilenmesi kararının alınması için TBMM’ye MHP ile birlikte ortak bir teklif sunabileceklerini dile getiriyorlar. Muhalefet, bugünden bu topa girmiyor. Mevcut duruma göre, AKP ve MHP’nin toplam sandalye sayısı 313. İYİ Parti’nin destek vermesi durumunda bu sayı 351’e ulaşıyor.

HÜDA-PAR’ın 4, YRP’nin 4 sandalyesi bulunuyor. Bu partilerin de ortak hareket etmesi durumunda sayı 359 oluyor. Bazı bağımsız milletvekillerinin de desteği ile TBMM’nin erken seçim kararı almasının önü kıl payı açılabilir. Yapılan hesaplar şimdilik böyle…

Ara sıra gündeme bir girip, bir çıkan diğer konu ise yeni Anayasa. İktidarın ihtiyacına göre gündemin aralarına serpiştiriliyor. Bu konuda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başrol olmak istiyor. Genel olarak inisiyatif almaktan kaçan Kurtulmuş, tüm partilere ve STK’lara yeni anayasa konusunda çağrı yapacak ve varsa önerilerini isteyecek.

AKP’liler, diğer yandan partileri ziyaret ederek yeni anayasa çağrısı yapmayı planlıyorlar. Parti kurmayları, “Tüm bu öneriler toplandıktan sonra ortaya ortak bir metin çıkmasını hedefliyoruz. Ortak öneriler bir araya getirilecek ve anayasa değişikliği metni hazırlanacak” iddiasındalar.

Yeni anayasanın en fazla 100 maddeden oluşması, ikincil mevzuat konusu olabilecek düzenlemelerin anayasa dışına bırakılması planlanıyor. Gerçekleşmesi hayal gibi görünen yeni anayasa, biz gazetecilerin onlarca kez yazacağı bir konu olmaya devam edecek gibi…”

Paylaşın