MHP Lideri Bahçeli’den ’31 Mart’ Çıkışı: Şımaranların Akıbetini Herkes Görecek

Seçim gündemine ilişkin değerlendirmeler yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 16,62’lik oy oranı ve kazandığı 220 belediye başkanlığıyla hamdolsun umutları diriltmiş, Cumhur İttifakı’nın gücüne güç eklemiştir. Partimiz milli özlem ve hedeflere her zaman tercüman olmuş, milletimiz ne diyorsa ona kulak vermiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Partimizin ve Türkiye’mizin önü açıktır. Seçimsiz geçecek yaklaşık 4 yıllık sürede ülkemiz her alana teşmil edilecek reformlarla yükselişini devam ettirecektir. Siyasette elde ettikleri geçici mevzi kazanımlarla şımarmaya ve tahriklerini göstermeye başlayanların günün sonunda nasıl bir demokratik akıbetle karşılaşacağını da herkes görecektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in 27’nci ölüm yıl dönümü nedeniyle mesaj yayımladı. Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Türk siyaset ve demokrasi hayatına derin izler bırakan müstesna isimlerin maşeri vicdanda muhkem bir mevkii olmakla birlikte takdir, tazim ve şükranla hatırlanması milletimize özgü alicenap ve vefakâr bir özelliktir. Vatan ve millet sevgisiyle mücehhez değerli şahsiyetlerin sadece yaşadıkları dönemleri değil, kendilerinden sonraki devirleri de fikir, görüş ve düşünceleriyle etkilediği apaçık bir gerçektir.

Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey işte böyle bir vasfa ve vakara ziyadesiyle sahiptir. Ülkemizin zor ve sıkıntılı yıllarında haklı mücadelesiyle adından en çok bahsettiren, milli birlik ve kardeşlik hissiyatını en fazla benimseyen liderlerden birisi Merhum Türkeş Bey’dir.

Ülke ve ülkü sevdasıyla tebarüz etmiş; dava, devlet ve siyaset insanı hüviyetiyle gündeme gelmiş, gönüllere girmişti. Kaldı ki inançlarından ve ilkelerinden hiç taviz vermemişti. Önce Türk tarih ve kültürünün özsuyuyla beslenip tomurcuklanan, arkasından serpilip köklerini derinlere salan, sonra da siyasallaşıp toplumsal harekete dönüşen Türk milliyetçiliği fikriyatının geçmiş ve geçirmiş olduğu safhalarda onun muteber rolü olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.

Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları bugünkü zaman diliminde, bir yanda milli ve manevi değerlerin muhafızı diğer yanda da milletimizin istikbal ve istiklal güvencesi mertebesine erişmiştir.

Kara propagandaların, karanlık projelerin, karamsar palavraların biteviye faal ve faaliyet halinde olduğu şu günlerde Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasetinin istikrar ve itibar aydınlığı olarak öne çıkmıştır. Bu gerçeğin ışığında, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde de Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 16,62’lik oy oranı ve kazandığı 220 belediye başkanlığıyla hamd olsun umutları diriltmiş, Cumhur İttifakı’nın gücüne güç eklemiştir.

Partimiz milli özlem ve hedeflere her zaman tercüman olmuş, milletimiz ne diyorsa ona kulak vermiştir. Nitekim hayata ve hadiselere bakışımızın fikri mihveri olan Türk milliyetçiliği, demokrasiyle ayrılmaz ve ayrıştırılması imkansız bütünlük içindedir.

Merhum Türkeş Bey hayattayken, sürekli tefrika ve tezvirat çıkaran, Türkeş’siz MHP’yi tesis etmek için çırpınan kim varsa, bugün onun adı ve anıları kapsamında istismar ve istila teşebbüsleriyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni zaafa uğratmak için yarış halindedir.

Makûs niyet sahiplerinin sahte ve samimiyetsiz duruşlarını elbette ciddiye alacak, aldırış edecek, ikna olacak sağduyulu hiçbir insanımız da yoktur. Unutulmamalıdır ki, Milliyetçi Hareket Partisi demek; Türklüğün alemdar yüreği, Türkiye’nin ahlak yüksekliği, Türk ve Türk milletinin akıl, gönül, güven ve iman yüzü demektir.

55 yıllık bir maziyi kucaklayıp geleceğin Türk asırlarında kutup yıldızı gibi parlayacak olan Milliyetçi Hareket Partisi çağın ruhunu kavrayıp, zamanın ters ve bozucu akıntılarına karşı müteyakkız bir iradeyle mukabele edecektir. Partimizin ve Türkiye’mizin önü açıktır.

Seçimsiz geçecek yaklaşık 4 yıllık sürede ülkemiz her alana teşmil edilecek reformlarla yükselişini devam ettirecektir. Siyasette elde ettikleri geçici mevzi kazanımlarla şımarmaya ve tahriklerini göstermeye başlayanların günün sonunda nasıl bir demokratik akıbetle karşılaşacağını da herkes görecektir. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine mutlaka ulaşılacaktır.

Türk birliğinin hasretini çekip hayallerini kuran Merhum Türkeş Bey’in inanıyorum ki ruhu şad olacaktır. Vefatının 27’inci yıl dönümünde Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyi, aziz şehitlerimizi, tarih boyunca, vatan ve millet sevdası ile can veren muhterem ecdadımızı; bu değerler uğruna hayatlarını kaybetmiş ülküdaşlarımızı rahmet, minnet ve şükran hislerimle anıyorum. Mekânları Cennet, Cenab-ı Allah hepsinden ayrı ayrı razı olsun.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ’31 Mart’ Yorumu: Kimse Sorumluluktan Kaçamaz

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kendisi dahil AK Parti yönetiminde yer alan kimsenin 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamayacağını söyledi.

“Ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı var” diyen Erdoğan, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz” dedi.

31 Mart yerel seçiminde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) yarışı ikinci sırada tamamladı ve yaklaşık 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından ilk kez AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplandı.

Gazete Duvar’da AK Parti kaynaklarına dayandırılarak yer alan habere göre; oy oranlarının düştüğüne dikkat çeken Erdoğan, bunun temel sebebinin 10 ay önce AK Parti’ye oy veren seçmenlerin bu sefer sandığa gitmemesi olduğunu savundu.

“Ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı var” diyen Erdoğan, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz” diye konuştu.

Toplantıda Erdoğan’ın, mevcut durumda hem genel merkez, hem teşkilat, hem de adayların payı bulunduğunu söylediği, aday belirleme sürecinden seçimin sonuçlanmasına kadar yaşananların uzun uzun değerlendirileceğini vurguladığı öğrenildi.

Erdoğan toplantıda “Acizler ve gafillerin yaptığı gibi bu tablonun suçu millete atılamaz. AK Parti’nin hatayı millette aramak gibi bir geleneği asla olmadı ve olmayacak” ifadelerini kullandı.

“Nerede ihanet varsa…”

Kaynaklara göre Erdoğan, “kendisi dahil AK Parti yönetiminde yer alan kimsenin 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamayacağını, oy kayıplarının tek bir soruna ve tek bir başlığa indirilemeyeceğini, bunun kolaycılık olacağını ve nerede eksik, hata, kasıt ya da ihanet varsa üzerine gitmenin boyunlarının borcu olduğunu” belirtti.

Toplantıda Erdoğan’ın “22 yıllık zorlu mücadelenin heder edilmesine izin verilemeyeceğini” söylediği de belirtildi.

Toplantıda ayrıca, Cumhur İttifakı partilerinin rekabet ettiği ve bu nedenle CHP’nin kazandığı Amasya, Kütahya, Kırıkkale gibi illerin durumunun da ayrıca değerlendirileceği kaydedildi.

AK Parti oyları yüzde 44,33’ten yüzde 35,48’e düştü

31 Mart yerel seçiminde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) yarışı ikinci sırada tamamladı ve yaklaşık 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı. Türkiye genelinde CHP yüzde 37.8, AK Parti yüzde 35.5, Yeniden Refah Partisi yüzde 6.2, DEM Parti yüzde 5.7, MHP yüzde 5, İYİ Parti ise yüzde 3.8 oy aldı.

CHP bu sonuçla, 1989’da Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin (SHP) yerel seçimlerde kazandığı başarıyı da oy oranıyla aşmış oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir büyükşehir belediyelerini elinde tutmayı başaran CHP, AK Parti’nin elinden 3 büyükşehir ve 7 il merkez belediyesini daha aldı.

MHP, Yeniden Refah Partisi (YRP) ile DEM Parti de AK Parti’den 2’şer il alırken AK Parti’den İYİ Parti ile Büyük Birlik Partisi’ne de birer il geçti. 2019 yerel seçiminde Türkiye genelinde oyların yüzde 44,33’ünü alan AK Parti’nin 2024 mahalli idareler seçimindeki toplam oy oranı 35,48’e düştü.

Paylaşın

10 Soruda Abdullah Zeydan Krizinin Perde Arkası

Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Adalet ve Kalkınma Partili (AK Parti) Abdulahat Arvas’a verilmesi tartışma yarattı.

Resmi olmayan sonuçlara göre Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yüzde 55,48 oyla Abdullah Zeydan kazanmıştı. Abdulahat Arvas oyların yüzde 27,15’ini, Abdullah Sadıksoy da yüzde 5,37’sini almıştı. Van’ın tüm ilçelerinde de, yerel seçimleri DEM Parti kazanmıştı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ, Van’daki matbata krizi sürecinde yaşananları araştırdı.

Abdullah Zeydan’ın yargılandığı dava neydi?

Dönemin HDP Hakkari Milletvekili olan Abdullah Zeydan, dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklandı. Bir dönem Selahattin Demirtaş ile birlikte Edirne Cezaevi’nde yattı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bir eyleminden dolayı 2017 yılında “terör örgütüne yardım” suçundan 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak” suçundan ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi. Toplamda 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Zeydan’ın cezası önce istinaf tarafından usulden bozuldu. Yeniden yargılama sonucunda Zeydan 2018’de aynı cezaya çarptırıldı. Yargıtay, 22 Aralık 2022’de bu cezayı onadı. Ancak cezasının tümünü infaz eden Zeydan 6 Ocak 2023 tarihinde tahliye edildi.

Memnu hakların iadesini ne zaman aldı?

Abdullah Zeydan, cezaevinden çıktıktan sonra avukatları aracılığıyla Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine başvurdu. Mahkemeye görüş veren savcılık talebin reddedilmesini istedi. Mahkeme, 4 Nisan 2023 tarihinde Zeydan’ın “terör örgütü propagandası yapma” suçundan kaynaklanan memnu (yasaklanmış) haklarının geri verilmesine karar verdi. Karar, savcılığın itirazı olmayınca 25 Nisan 2023’te kesinleşti. Mahkeme, bu kararı da gereği için 20 Haziran 2023 tarihinde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstitastik Genel Müdürlüğüne gönderdi.

Bu arada Zeydan’ın avukatı Mahsuni Karaman, 29 Mayıs ve 29 Eylül 2023 tarihlerinde memnu hakların iadesi için iki kez daha mahkemeye başvurdu. Ancak her iki başvuruya ilişkin mahkeme, memnu hakların iadesi talebinin daha önce karşılandığı, sanık hakkında TCK’nın 53’üncü maddesinde düzenlenen dışında hak yoksunluğuna hükmedilmediği, bu nedenle yeni bir karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Cumhuriyet savcısı da karar öncesi verdiği mütaalada benzer bir görüşü savundu.

Zeydan’ın adaylık sürecinde itiraz geldi mi?

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Van Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayının Abdullah Zeydan olduğunu 9 Şubat’ta açıkladı. Seçim takvimine göre belediye başkan adaylarının YSK’ya bildirilmesine ilişkin son tarih 20 Şubat olarak belirlendi. 24 Şubat’ta ise geçici aday listelerine itirazın son günüydü. 28 Şubat ise buna ilişkin yapılacak itirazların kesin olarak karara bağlanacağı tarih oldu. Ancak bu süreçte Abdullah Zeydan’ın adaylığına ilişkin AKP’den herhangi bir itiraz gelmedi. 3 Mart’ta Abdullah Zeydan’ın adaylığı kesinleşti.

Bakanlık nasıl devreye girdi, mahkeme ne karar verdi?

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, 29 Mart 2024 Cuma günü Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazı göndererek Zeydan’ın memnu haklarının kaldırılması kararının yasaya aykırı olduğunu savundu. Bunun üzerine savcılık, mahkemeden Zeydan ile ilgili daha önce verilen ve kesinleşen kararının kaldırılmasını talep etti. Mahkeme de seçime iki gün kala, yani 29 Mart günü saat 15.30 sularında Zeydan’ın yasaklanmış haklarının geri verilmesine ilişkin ek kararını kaldırdı.

Mahkeme gerekçesinde, İnfaz Yasası’na göre Zeydan’ın cezasının onandığı 20 Aralık 2022’nin üzerinden üç yıl geçmedikçe memnu hakların iade edilemeyeceği savunuldu. Mahkeme ayrıca, yasaklanmış hakların iadesi kararının savcılığa tebliğ edilip “görüldü” işleminin yapılmaması nedeniyle kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceğini savundu. Karar, saat 16.55’te Adalet Bakanlığına gereği için gönderildi. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü de aynı gün Zeydan’ın sabıkası olduğuna ilişkin adli siciline kayıt girdi.

Abdullah Zeydan’ın avukatlarının görüşü ne?

Zeydan’ın avukatı Mahsuni Karaman, mahkemeye verdiği dilekçelerde müvekkilinin cezaevinde toplam 5 yıl 2 ay 3 gün kaldığını kaydetti. Zeydan’ın 3 yıl 1 ay 15 günlük cezasının tutuklu kaldığı süreden mahsup edilmesini istediğini anlatan Karaman, bu süreçte mahkemenin bunu kabul ettiğini ve bu cezanın infazının 20 Aralık 2013 tarihinde tamamlandığını kaydetti. Karaman, bu nedenle yasanın aradığı üç yıl bekleme süresinin 20 Aralık 2019’da dolduğunu savundu.

AKP nasıl bir hamle yaptı?

Seçimlerin yapıldığı gün olan 31 Mart’ta AKP’nin adayı Abdulahat Arvas’ın avukatı Erdinç İpek ise Van İl Seçim Kuruluna başvurarak mahkemenin Zeydan hakkındaki memnu haklarının iadesi kararını kaldırıldığını belirtti ve Zeydan’ın adaylığının kaldırılmasını istedi. Arvas’ın avukatı, seçim sonuçlarının açıklandığı 1 Nisan’da da ikinci bir dilekçe vererek mazbatanın kendisine verilmesini istedi. Van İl Seçim Kurulu, 2 Nisan’da talebi kabul ederek Zeydan’ın seçilme yeterliliği olmadığından seçilmemiş sayılmasına ve mazbatanın en çok oy alan ikinci sıradaki adaya verilmesine karar verdi. Ancak bu karar kesin nitelik taşımıyor.

YSK’ya yapılan itirazın gerekçeleri ne?

Abdullah Zeydan’ın avukatı Mahsuni Karaman ve DEM Parti’nin avukatı Cihat Durmaz, bu kararın kaldırılması talebiyle 3 Nisan’da Yüksek Seçim Kuruluna başvurdu. Mazbatanın Zeydan’a verilmesi istenen dilekçede usulsüz olduğu iddia edilen memnu hakların iadesi kararının “kesinleşmemesi” tartışmasında Zeydan’ın bir dahlinin ve kusurunun bulunmadığı kaydedildi. Bunun mahkemenin sorumluluğunda olmasına karşın Zeydan’ın avukatlarının 10 Nisan 2023’te kararın savcılığa da tebliğ edilmesinin istendiği anlatıldı.

Memnu hakların iadesi kararını Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderenin de mahkemenin kendisi olduğu belirtilen dilekçede, “Kararın kontrolünü yaptıktan sonra Adli Sicil Kaydına işleyen de Adalet Bakanlığı personelleridir. Keza bunu bir yıl boyunca muhafaza eden de bakanlıktır. Sabıka kaydı olmadığına ilişkin adli sicil belgesini veren de Adalet Bakanlığıdır” denildi. Zeydan’ın seçime girme hakkının mahkeme ve Van İl Seçim Kurulu tarafından verildiği de anlatılan dilekçede, “Asıl olanın seçmenin iradesinin tecellisidir” ifadeleri yer aldı. Ayrıca Zeydan’ın adaylığına AKP’nin süresi içinde herhangi bir itiraz yapılmadığına işaret edildi.

Hukukçular tartışmaya ne diyor?

Hukukçular, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin hem memnu haklarının iadesi kararının hem de kesinleşmiş bu kararını daha sonradan kaldırılmasını yasaya aykırı buluyor. Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer, mahkemenin yasak hakların geri verilmesi kararının hatalı olduğunu belirterek “Çünkü yasak hakların geri verilmesi için gereken üç yıllık süre geçmemiştir” diyor. Ancak Adem Sözüer’e göre mahkemenin ikinci kararı da hatalı.

Sözüer, sosyal paylaşım platformu X’te yaptığı değerlendirmede. “Kesinleşmiş ilk karardaki yanlışı gidermek için verilen ikinci karar da yanlıştır. Çünkü ilk kararı veren Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, kesinleşmiş bir önceki kararım hatalıymış deyip onu kaldırıp yeni bir karar veremez. Kesinleşmiş kararla ilgili tüm hatalar, kararı veren mahkemece değil, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararı sürecinde giderilebilir. Başvuru Adalet Bakanlığına yapılmalıdır” ifadesini kullandı.

Yani Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu kararın kaldırılmasını ilgili Yargıtay dairesinden isteyebilir. Sözüer, bu nedenle mahkemenin kararını, hiçbir hukuki sonuç doğurmayan yok hükmünde bir karar olarak nitelendiriyor. Adem Sözüer, “Yok hükmünde, geçerliliği olmayan bir karara dayanıp, mazbatayı seçilen aday yerine ikinci sıradaki adaya veren İl Seçim Kurulu kararı da hukuka aykırıdır” derken yapılması gerekenin kanun yararına bozma yoluna başvurulması ancak kazanan adayın mazbatasının verilmesi olduğunu kaydetti. Hukukçu Ece Güner ise tüm sürecin tüm taraflar açısından ağır hatalar içerdiği gerekçesiyle en makul çarenin seçimlerin yenilenmesi olduğunu söylüyor.

DEM Parti bundan sonra ne yapacak?

YSK’nın son kararını bekleyen DEM Parti, siyasi ve hukuki olarak mücadeleyi sürdürme kararı aldı. DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, yaşananları “Büyük bir hukuksuzlik. Kayyum atamasından bile daha beter bir durum” diyerek özetledi. Yarın benzer durumun İstanbul ve İzmir gibi kentler için de yaşanabileceğini kaydeden Oluç, iktidara da “Yarın genel seçimde de ikinci parti olduklarında aynısının kendisine yapılmasını isterler mi?” diye sordu. YSK’dan olumsuz karar çıkması halinde hem siyasi hem de hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Oluç, “Tek yol hukuku savunmaktır” dedi.

Diyarbakır’daki mahkemenin memnu hakların iadesi kararını “hatalı bile olsa” düzeltecek makamın Yargıtay olabileceğini anlatan Oluç, “Adalet Bakanlığı bize tuzak kurmuş, kumpas kurmuş” diye konuştu. AKP’li adayın başkanlığı kabul etmesi durumunda belediyeyi yönetemeyeceğini söyleyen Oluç, “Yüzde 55 oyla seçilen Bir Zeydan gerçeği var. 14 ilçenin tamamını alan bir DEM Parti var. Şimdi hırsızlık malı kolduğa oturup da Van’ı yönetemez. Sokağa çıkıp insanların yüzüne dahi bakamaz” dedi.

DEM seçimlerin yenilenmesini kabul eder mi?

Saruhan Oluç, YSK’nın yapması gerekenin mazbatayı Abdullah Zeydan’a vermesi gerektiği olduğunu söyledi. Oluç, Zeydan’ın adaylığında sorun görmeyip seçime girmesine izin verenin YSK olduğuna işaret ederek “YSK hukuku seçerse mesele çözülür” dedi. Oluç sözlerini “Seçimlerin yenilenmesi kararı verilirse biz kendimize güveniyoruz” diye sürdürdü.

Paylaşın

DEM Parti’den Abdullah Zeydan Kararının İptali İçin YSK’ya Başvuru

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Adalet ve Kalkınma Partili (AK Parti) Abdulahat Arvas’a verilmesi kararının iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurdu.

Haber Merkezi / Yüksek Seçim Kurulu’na yapılan başvuruda, Zeydan’ın memnu haklarının iadesi kararının 4 Nisan 2023’te verildiği belirtildi. Başvuruda şu ifadelere yer verildi:  “Memnu hakların iadesine ilişkin kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderen de mahkemenin kendisidir. Bu konuda da müvekkilin bir kusurundan bahsedilemez.

Memnu hakların iadesi kararını kontrolünü yaptıktan sonra Adli Sicil Kaydına işleyen ise Adalet Bakanlığı personelleri olup bu hususta da müvekkilin bir dahli bulunmamaktadır. Keza bu Adli sicil kaydını yaklaşık 1 yıl boyunca bu şekilde muhafaza eden de yine Adalet Bakanlığıdır. Müvekkile, Van İl Seçim Kuruluna sunulmak üzere, sabıkası olmadığını gösteren Adli Sicil Kaydı Belgesini veren de Adalet Bakanlığıdır.”

Neler yaşandı?

Pazar günü yapılan yerel seçimlere resmi olmayan sonuçlara göre Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yüzde 55,48 oyla DEM Parti adayı Abdullah Zeydan kazanmıştı. AK Parti adayı Abdulahat Arvas oyların yüzde 27,15’ini, Yeniden Refah Partisi adayı Abdullah Sadıksoy da yüzde 5,37’sini almıştı. Van’ın tüm ilçelerinde de, yerel seçimleri DEM Parti kazanmıştı.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, Pazar günü yapılan yerel seçimlerde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (yasaklı) haklarının geri alındığını açıklamıştı. Memnu haklarının elinden alınması, Zeydan’ın seçilme hakkını yitirmesi, itiraz başvurularından sonuç çıkmazsa mazbatasının verilmemesi anlamına geliyor.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, halkın ortaya koyduğu iradeye saygı duyulması gerektiğini söyledi. Doğan, “Bu hukukun gereğidir, bu bir lütuf değildir. Alınan bu yanlış karardan derhal geri dönülsün” dedi.

Parti MYK’sından yapılan yazılı açıklamada da, partinin Van’da büyükşehir dahil, 14 belediyenin tümünü kazandığı anımsatıldı. Açıklamada, “Van halkı iradesini net ve en güçlü şekilde sandığa yansıtmıştır. Bu güçlü irade, aynı zamanda kayyım rejimine verilen bir cevaptır” denildi.

Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının hiçe sayıldığı vurgulandı: “Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan, tüm hukuki prosedürlerini tamamlayarak Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş, adaylığı yapılan incelemeler sonucu YSK tarafından kabul edilmiştir. Zeydan, Van’da halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak seçilmiştir.

Ancak 29 Mart 2024 Cuma günü mesai bitimine 5 dakika, seçime 2 gün kala Adalet Bakanlığı idari bir karar ve yazıyla, 2022 yılında memnu haklarını alan ve tüm yasal denetimlerden geçen Zeydan’ın memnu haklarına itiraz etmiştir. Yetkili savcılık, talimat niteliğindeki bu idari itiraz yazısı üzerine kesinleşmiş memnu hak kararını veren mahkemeye yeniden başvurmuştur.

Mahkeme aynı gün kesinleşmiş memnu hak kararını geri almış ve memnu hak talebini reddetmiştir. Karar henüz kesinleşmeden, yani itiraz ve temyiz hakkı kullanılmadan hemen YSK’ye bildirimde bulunmuştur.”

Mahkemenin kararında temyiz beklenmedi

Zeydan 2021’de terör propagandası suçundan hüküm giydiği için seçilme hakkını kaybetmiş, ancak mahkeme 4 Nisan 2023 tarihinde bu suçtan kaynaklı memnu (yasaklanmış) haklarının geri verilmesine hükmetmişti. Mahkeme kararına yasal süre içinde itiraz gelmemiş ve Zeydan’ın adaylığı Yüksek Seçim Kurulunca da kabul edilmişti.

Adalet Bakanlığı’nın seçimlerden üç gün önce yaptığı itiraz üzerine mahkeme aynı gün, 29 Mart’ta Zeydan’a haklarının geri verilmesi yönünde kendi verdiği kararı geri almıştı. Bunun üzerine mazbata, seçimde ikinci gelen AKP’nin adayı Abdulahat Arvas’a verildi. Mahkemenin tutumunu eleştirenler, karara Yargıtay’da temyiz yolu açık olmasına rağmen bu sürecin beklenmemesini eleştiriyor.

Zeydan’ın seçilme hakkının elinden alınmasına karşı Van’ın yanı sıra Diyarbakır ve Şırnak gibi çeşitli illerde protesto gösterileri düzenlendi. Yer yer polisin müdahale ettiği gösterilerde gözaltına alınanlar oldu.

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’ndan tepki

Van’da yaşananlara Cumhuriyet Halk Partisi de tepki gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İkinci olana mazbata verme rezaleti Van halkının iradesine pusu kurmaktır. Van halkının iradesine saygılı olmak hepimizin boynunun borcudur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, yaptığı balkon konuşmasında sonuçlara saygılı davranacağı şeklindeki sözünü hatırlatan Özel, “Orada öyle konuşup da sonra rakibinin üç katı kadar oy alan bir büyükşehir belediye başkanı varken ona tuzak kurup ikinci olana mazbatayı verme rezaletine kalkışırlarsa söylediği bütün sözler hükümsüz hale gelmiş olur” dedi.

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu da hükümeti ve yargıyı halkın iradesine saygı duymaya çağırdı. İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hukukçuların bütünüyle hukuk dışı buldukları bir karar gerekçe gösterilerek Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Parti adayına mazbatasının verilmemesi Van halkının iradesini tanımamaktır.

Bu kabul edilemez. Seçimlerin siyasi maksatlı yargı kararlarıyla gölgelenmesine karşı hep birlikte tepki göstermek ve demokrasiden yana tavır almak zorundayız. Milli iradenin üstünlüğü Cumhuriyetimizin temel değerlerinden biridir. Hükümeti ve mahkeme heyetlerini, son yıllardaki tavırları artık terkedip, asıl ve en büyük irade olan halk iradesine saygı duymaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Van’da gösteri ve toplantılar yasaklandı

Van’da valilik her türlü toplantıyı ve gösterilere katılması muhtemel kişilerin kente girişini 15 gün yasakladı. Valilik, şu açıklamayı yaptı:

“Van ili coğrafi sınırları içerisinde 03/04/2024 tarihinden geçerli 17/04/2024 tarihi de dâhil olmak üzere (15) gün süre ile; Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç olmak üzere, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantılarının 2911 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine istinaden yasaklanması, yine Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç olmak üzere, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetlerin de 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. Maddesinin (a) ve (c) fıkra hükümleri gereğince belirtilen tarihler arasında yasaklanması,

yine yukarıda belirtilen tarihler arasında, ilçelerimizden veya çevre illerden bireysel veya toplu olarak veya ilimiz güzergâhını kullanarak, başta yukarıda belirtilen paylaşımlarda bahsedilen konu ve benzer konulara ilişkin her türlü kanuna aykırı eylem/etkinliklere katılım sağlanmasının önlenmesi amacıyla, kanuna aykırı eylem/etkinliklere katılması muhtemel şahıs/şahıslar/grup/grupların 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. Maddesinin (c) fıkra hükümleri gereğince, ilimiz ve ilçelerimize girişlerine, buralardan bireysel veya toplu olarak çıkışlarına izin verilmemesi hususunda Valilik makamınca karar alınmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, Derneklere ‘Kayyım Atama’ Yetkisini İptal Etti

Anayasa Mahkemesi (AYM), derneğin görevden uzaklaştırılan organlarının ve bu organlarının üyelerinin yerine mahkeme kararıyla atama yapılmasını düzenleyen kuralı iptal etti. AYM’nin kararı, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’un bazı kurallarının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. AYM’nin 18 Ocak 2024 tarihli kararı, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

İptal edilen kanunlarla ilgili AYM’nin açıklamasında, “Kişisel Verilerin Korunmasını İsteme Hakkına Sınırlama Getiren Kural”ın iptaline dair şu değerlendirme yer aldı:

“Dava konusu kuralda, Denetim ve İşbirliği Komisyonunun (Komisyon) 7262 sayılı Kanun’un uygulanmasıyla ilgili olarak bilgi ve belge talebinde bulunduğu kişi, kurum ve kuruluşların başka kanunlarda yer alan hükümlere dayanarak bilgi ve belge vermekten kaçınamayacakları öngörülmektedir.

7262 sayılı Kanun’da kural kapsamında elde edilen kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin kişisel veri niteliğindeki bilgi ve belgelerin Komisyona verilmesinin zorunlu tutulduğu görülmüştür.

Bu zorunluluğun kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirdiği ve bu sınırlamanın Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığı anlaşılmıştır.”

İptal kararında, “derneklerin organlarının görevden uzaklaştırılmalarına ve yerlerine yapılacak atamalara ilişkin kuralların” incelenmesi sonucu şu değerlendirme yer aldı:

“Dava konusu kuralla, derneğin genel kurul dışındaki bir organında görevli olan kişiler veya ilgili personel hakkında dernek faaliyetindeki eylemleri çerçevesinde 6415 sayılı Kanun (Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun) kapsamında yer alan suçlar ile 5237 sayılı Kanun’da yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından dolayı kovuşturma başlatılması durumunda bu kişilerin veya görev yaptıkları dernek organlarının geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabileceği öngörülmektedir.

Kuralda görevden uzaklaştırma tedbirinin ne zamana kadar devam edeceği konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ayrıca derneğin genel kurulu dışındaki organlarında görevli olanlar hakkında kovuşturma başlatılması hâlinde bu kişilerin görev yaptığı organların da görevden uzaklaştırılabileceğinin öngörülmesi suretiyle söz konusu organda görev yapan ancak hakkında kurala konu suçlardan dolayı herhangi bir kovuşturma bulunmayan kişiler de görevden uzaklaştırılmaktadır.

Diğer yandan kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında idarenin tespitinden farklı bir değerlendirme yapıldığı durumlarda kural, idarenin tedbir işlemini sebep unsuru yönünden yeniden gözden geçirmesine imkân tanımamaktadır.

Sonuç olarak kuralın dernek kurma özgürlüğü yönünden orantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlamaya neden olduğu kanaatine varılmıştır.”

“Kayyım” atanmasına iptal

AYM, derneğin görevden uzaklaştırılan organlarının ve bu organlarının üyelerinin yerine mahkeme kararıyla atama yapılmasını düzenleyen kuralı da iptal etti:

“Dava konusu kuralla 5523 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen fiillerden dolayı hakkında ceza yargılaması yapılan kişilerin görevden uzaklaştırılması hâlinde bunların yerine mahkeme kararıyla kayyım atanması öngörülmektedir.

Atamanın nasıl yapılacağının her bir derneğin kendi tüzüğünde bizzat kendisi tarafından belirlenmesi, görevden alınan organların ve üyelerinin yerine doğrudan derneğin kendisi tarafından atama yapılması dernek kurma özgürlüğüne daha hafif müdahale oluşturan bir araçtır.

Bu bağlamda kuralla dernek kurma özgürlüğüne getirilen sınırlamanın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemez.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş, Erdoğan’a Seslendi: Halkın İradesine Saygı Duymak Bu Şekilde Olmaz

Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Abdulahat Arvas’a verilmesine ilişkin açıklama yapan Demirtaş, Erdoğan’a seslenerek, “Seçim gecesi halkın iradesine saygı duyacağınızı ve mesajı aldığınızı belirtmiştiniz. Van’da yaşananlar sizin bu mesajlarınızla uyumlu değil maalesef. Halkın iradesine saygı duymak bu şekilde olmaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunu halk da Hak da kabul etmez. Bu gidişata daha en başından dur demenizi bekliyoruz. Tüm sorunların diyalog ve karşılıklı güven çerçevesinde çözümüne dönük iradeyi boşa çıkaran bu hukuksuz girişime, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak dur demenizi bekliyoruz.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınması ve mazbatasının Abdulahat Arvas’a verilmesine ilişkin açıklamada bulundu. Demirtaş’ın mesajı şöyle:

“Saygıdeğer halkımız, değerli kardeşlerim,

Hepinizi hasretle kucaklıyor, yürek dolusu selam, sevgilerimi gönderiyorum. Van başta olmak üzere, irademize en güçlü şekilde sahip çıkarak seçimlerde gösterdiğiniz başarı nedeniyle sizleri canı gönülden kutluyorum. Bizleri onurlandırdığınız, gururlandırdığınız için binlerce kez teşekkür ediyorum. Bu başarıda emeği olan tüm halkımıza, parti emekçilerimize ve Eş Başkanlarımız Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal’a şükranlarımı sunuyor, başarılar diliyorum.

Halkımız bu tutumuyla hücrelerimizi aydınlatmış, özgürlükteki ısrarıyla yakın geleceğin siyasi yol haritasını da çizmiştir. Ancak belli ki halkın kararlı iradesine halen saygı duymayanlar, geçen on yıldan ders almayanlar da var. Biz tüm hukuksuzluklara rağmen diyaloğun, barışın önünü açmaya çalışırken birileri ısrarla provokasyon peşinde koşmaktadır.

Buradan sizler aracılığıyla Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum. Seçim gecesi halkın iradesine saygı duyacağınızı ve mesajı aldığınızı belirtmiştiniz. Van’da yaşananlar sizin bu mesajlarınızla uyumlu değil maalesef. Halkın iradesine saygı duymak bu şekilde olmaz. Bunu halk da Hak da kabul etmez. Bu gidişata daha en başından dur demenizi bekliyoruz. Tüm sorunların diyalog ve karşılıklı güven çerçevesinde çözümüne dönük iradeyi boşa çıkaran bu hukuksuz girişime, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak dur demenizi bekliyoruz

Van halkı başta olmak üzere tüm halkımızı, demokrasi yanlısı tüm güçleri, siyasi partileri bu hukuksuzluğa karşı durmaya çağırıyoruz. Zaman gerilim, çatışma zamanı değil, barışı inşa etme zamanıdır. Tüm siyasetçiler ve ülkeyi yönetenler Kürt halkının bu sesini duymalıdır. Halkımız, baskılara karşı sonuna kadar iradesine sahip çıkacaktır.

Van halkımız başta olmak üzere tüm halkımıza dayanışma dileklerimizi, sıcak selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda görüşebilmeyi diliyoruz.

An serkeftin an serkeftin.”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik: Halkın Mesajını Bütün Boyutlarıyla Ele Alacağız

Seçimlere ilişkin açıklamada bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “31 Mart seçimleri önümüzdeki dönem izleyeceğimiz siyaset ve izleyeceğimizi yol açısından bir dönüm noktası olacaktır” dedi ve ekledi:

“Bu çerçevede 31 Mart seçimlerinin partimize dönük mesajlarını en net, en derinlemesine şekilde okuyacağımızı, ele alacağımızı ifade ediyoruz. Bu seçimde yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Tabii arzu etmediğimiz sonuçların olduğu, arzu ettiğimiz sonuçları ulaşamadığımız yerler var. Bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı bütün boyutlarıyla ele alacağız.”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrasında basın toplantısı düzenledi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; MYK toplantısında 31 Mart yerel seçim sonuçlarının ele alındığını aktaran Ömer Çelik, “Milli iradeye sahip çıkan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu süreçte Cumhur İttifakı teşkilatları son derece iyi bir iş birliği içerisinde yan yana çalıştılar, çok güçlü bir dayanışma sergilediler. İttifak içerisindeki tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

“Seçilen herkesi, hangi partiden olursa olsun, belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclisi üyelerini, muhtarları ve azaları tebrik ediyoruz” diyen Çelik, “Her seçim demokrasi şölenidir. Demokrasi bu seçimle daha da kökleşmiştir ve kazanan demokrasinin gerçek sahibi olan vatandaşlarımız olmuştur. Siyasetim sicil amiri vatandaşlarımızdır. Vatandaşlarımız siyaset kurumuna dönük takdir ve uyarılarını sandık yoluyla gerçekleştirirler” ifadelerini kullandı.

Halkın mesajını net şekilde ele alacakların söyleyen Çelik, “31 Mart seçimleri önümüzdeki dönem izleyeceğimiz siyaset ve izleyeceğimizi yol açısından bir dönüm noktası olacaktır. Bu çerçevede 31 Mart seçimlerinin partimize dönük mesajlarını en net, en derinlemesine şekilde okuyacağımızı, ele alacağımızı ifade ediyoruz. Bu seçimde yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Tabii arzu etmediğimiz sonuçların olduğu, arzu ettiğimiz sonuçları ulaşamadığımız yerler var. Bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı bütün boyutlarıyla ele alacağız” dedi.

Halkın iradesine itirazın söz konusu olamayacağını belirten Çelik, “Milletimiz arzu ettiğimizi sonuçları alamadığımız yerlerde uyarıları, eleştirileri vardır. Bunların hepsi başımızın gözümüzün üstündedir. Bu mesajı bütün boyutlarıyla değerlendirmek boynumuzun borcudur. İlk sonuçlar geldiği andan itibaren bunu değerlendirmeye başladık.

Vatandaşımız irade gösterdiği zaman buna teslim oluruz, büyük bir hürmetle karşılarız, buna dönük herhangi bir itirazımı ya da eleştirimiz olamaz. İtiraz hakkı millete aittir. En iyi şekilde, kapsamlı şekilde kılcal damarlarına kadar değerlendirilecektir. İller, ilçeler, mahalleler… Vatandaşlarımızın talepleri AK Parti siyasetine yön vermeye devam edecektir. Milletin desteğine de eleştirisine de müteşekkiriz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine bir mesaj verdiğini söyleyen Ömer Çelik, şöyle devam etti: “Bu MYK’da genel başkanımızın, cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj, milletin talebi doğrultusunda, millet eksenli siyaseti yeni dönemde daha da güçlendirmek için yapılması gerekenlerin hepsinin ele alınması, özeleştiriden başlayarak bütün bu mesajların doğru bir şekilde değerlendirilmesi şeklindedir.

Türkiye seçim sürecini tamamladı. 4.5 yıldan fazla önümüzde seçim yok. Bu süreyi değerlendirmek için gayret göstereceğiz. Demokratik reformalar her zaman gündemimizde olacak. Sistemde aksayan yerlerin düzeltilmesi için bu reformlar yapılacak. Yeni anayasa gelecek nesillere borcumuzdur. Bununla ilgili çalışmalar yapılacak.”

Van açıklaması: Yasal mevzuatla ilgili bir konu

Van Büyükşehir Belediyesi seçimini kazanan DEM Partili Abdullah Zeydan’ın başkanlığının düşürülmesine değinen Çelik, “Bu konu il seçim kurulunun takdirinde olan bir konu yani yasal mevzuatla ilgili bir konu. Memnu hakların iadesi konusunda gereken şartların yerine gelmemesi sebebiyle il seçim kurulu böyle bir karar almış. Bu hükümetin müdahale edebileceği bir alan değil. Onlar böyle bir şey ifade ediyorlar ama doğrudan memnu hakların iadesiyle ilgili şartların yerine gelmemesi konusu.

Burada il seçim kurulu daha sonra da Yüksek Seçim Kurulu yetkili. Konu, hukuki bir konu. İtiraz edeceklerse, itiraz mekanizmaları bellidir. Hukuken haklılarsa zaten sonuç onların istediği gibi olacaktır. ‘Demokratik tepkimizi gösteriyoruz’ deniyor ama sokaklar yakılıp yıkılıyor, polise saldırı oluyor. Demokratik tepkiyi göstermek herkesin hakkıdır. Ama bunu şiddet olaylarına dönüştürmenin demokrasiyle bir bağı yoktur. Herkes itirazını yapar son kararı da YSK verir” dedi.

Paylaşın

‘Kongre’ Kararı Alan İYİ Parti’de Neler Oluyor?

31 Mart Pazar günü yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil girme” kararı alan İYİ Parti, seçimlerde hedeflediği sonucu alamayınca, “olağanüstü seçimli kongre” toplama kararı aldı.

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, seçimler sonrası yaptığı açıklamada, kongrede aday olup olmayacağına dair net bir mesaj vermedi. Pazartesi günü gerçekleşecek Başkanlık Divanı toplantısında hem kongre süreci hem de Akşener’in adaylığı ele alınacak.

14 Mayıs 2023’te gerçekleşen milletvekilliği genel seçimlerinde yaklaşık 5 milyon 200 bin oy alan İYİ Parti, 31 Mart yerel seçimlerinde belediye meclisleri oyu dikkate alındığında 1 milyon 900 bin oya geriledi. İYİ Parti il olarak sadece Nevşehir’i kazanabildi. Ayrıca 23 ilçe ve 7 beldede İYİ Parti kazandı.

Ancak iddialı olduğu Ordu, Balıkesir gibi yerlerde başarı sağlayamadı. İstanbul ve Ankara’da yüzde 1’i dahi bulamayan İYİ Parti, İzmir’de yüzde 4’e yakın oy alabildi. İYİ Parti bu sonuçlarla beşinci parti konumuna geriledi.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in edindiği bilgiye göre, olağanüstü kongrenin Mayıs ayı içerisinde toplanması planlanıyor. Önümüzdeki hafta gerçekleşecek Başkanlık Divanı toplantısında kongreye dair tüm seçenekler ele alınacak. Seçim sonuçları da bu toplantıda analiz edilecek.

Kamuoyu araştırmacı şirketi Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert’e göre, yerel seçim değil genel seçime de gidilse İYİ Parti’nin alacağı sonuç değişmeyecekti.

Sert, “Daha önce ittifakla seçim kazanabilmişken elitlerin kararı ile seçim öncesine döndüler. İttifak ile sonuç alındıktan sonra ertesi gün, ‘ittifak bitti, unutuyoruz yaşananları’ denilemez. Burası siyasi bir parti, cemaat değil. Kişilerin bireysel beklentileri var” yorumu yapıyor.

Meral Akşener’in başkanlığı bırakıp bırakmayacağı kamuoyunun yanı sıra parti içinde de merak ediliyor. Osman Sert ise Akşener’in bırakma kararı almasının zor olduğunu söylüyor:

“İYİ Parti kimlik ve kadro partisi değil, Meral Akşener partisidir. Elbette iyi kadrolar var. Ancak taşıyıcı Akşener. Onu geri çekince geriye kalanın siyasal varlığını sürdürmesi zor olacak. Bırakırsa ayrı sorun, bırakmazsa ayrı sorun.”

Parti içerisinde de farklı görüşler var. Akşener’e yakın bir üst düzey parti kurmayı, Akşener’in bırakmasının henüz erken olduğunu savunuyor ve “2023 yılında Meral Akşener’in talepleri dikkate alınsa bugün Cumhurbaşkanlığı kazanılmış olacaktı. Sağlıklı değerlendirme yapmak lazım” yorumu yapıyor.

Başka bir üst düzey İYİ Partili ise Akşener’in görevi bırakması gerektiği görüşünde. Partili, “Genel başkan artık yıprandı. Partinin nereye gittiği konusunda netlik yok. Merkez partisi mi olacağız yoksa, Milliyetçi-Türkçü kimliği ağır olan bir parti olarak mı devam edeceğiz. Seçmen bu netliği görmeyince cezayı kesiyor. Biz merkezden uzaklaştık. Sert ve saldırgan bir dil kullandık” ifadelerini kullanıyor.

İYİ Parti’de saha çalışmaları yapan milletvekilleri ekonomideki sıkıntılardan sonra en fazla duydukları eleştirilerin “Masadan kalkarak yanlış yaptınız” olduğunu kaydediyor. İYİ Partili üst düzey kurmaya göre altılı masa aktörlerinden, CHP hariç, diğerleri 2023’te olmadı ancak yerel seçimlerde cezalandırıldı.

İYİ Parti içinde CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a karşı kullanılan dilin yanlış olduğunu düşünenler de var. İmamoğlu ve Yavaş’a karşı ağır bir söylem kullanılmasının yanı sıra “AK Parti gibi popülist davranılarak DEM Parti üzerinden milliyetçilik yapılmasının” hata olduğu ifade ediliyor.

Osman Sert’e göre de masadan kalkmayı seçmen unutmadı ve yerel seçimlerde bunun cezasını kesti.

İYİ Parti ve AK Parti anlaşır mı?

Kamuoyunda “İYİ Parti seçimsiz 4 yıllık süreçte AK Parti ile anlaşacak” yorumları da yapılıyor. Panorama TR’den Osman Sert’e göre bu öngörüye şu aşamada katılmıyor:

“Önümüzdeki 1,5 yıl ağır bir ekonomik kriz var. Sorumlusu olmadığı bu krizi, İYİ Partililer neden taşıyıcısı olacak, bedelini ödeyecek. Velev ki; Erdoğan ve AK Parti 360 vekili buldu. Erdoğan’ın istediği bir referandumun bu pazar görülen sonuçlarla geçme ihtimali yok.”

İYİ Parti kurmaylarına göre de AK Parti ile de CHP ile de anlaşmadan, ülkücülüğe sapmadan, partinin merkezde bir yol çizmesi, doğru bir muhalefet dili geliştirmesi gerekiyor.

Paylaşın

Van’da DEM Partili Zeydan’ın Mazbatası AK Partili Arvas’a Verildi

Van’da yüzde 55 oyla büyükşehir belediye başkanı seçilen DEM Partili Abdullah Zeydan’ın mazbatası AK Parti büyükşehir belediye başkan adayı Abdulahat Arvas’a verildi.

Haber Merkezi / Mazbatanın Abdulahat Arvas’a verilmesinin gerekçesi olarak Abdullah Zeydan’ın “memnu (yasaklı) haklarının geri alınması” gösterildi.

Van İl Seçim Kurulu, 31 Mart seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) adayı Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınması üzerine başlattığı inlemeyi tamamladı.

İl Seçim Kurulu, AK Parti adayı Abdulahat Arvas’ın şikayeti üzerine yaptığı inceleme üzerine Zeydan’ın seçilme yeterliliği olmadığına hükmetti. Kurul, mazbatanın en çok oy alan ikinci sıradaki AK Parti adayı  Abdulahat Arvas’a verilmesine karar verdi.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, yerel seçimlerde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (yasaklı) haklarının geri alındığını açıkladı. Açıklamada, partinin Van’da büyükşehir dahil, 14 belediyenin tümünü kazandığı anımsatıldı.

Açıklamada, “Van halkı iradesini net ve en güçlü şekilde sandığa yansıtmıştır. Bu güçlü irade, aynı zamanda kayyım rejimine verilen bir cevaptır” denildi. Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının hiçe sayıldığı vurgulandı:

“Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan, tüm hukuki prosedürlerini tamamlayarak Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş, adaylığı yapılan incelemeler sonucu YSK tarafından kabul edilmiştir. Zeydan, Van’da halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak seçilmiştir.

“Ancak 29 Mart 2024 Cuma günü mesai bitimine 5 dakika, seçime 2 gün kala Adalet Bakanlığı idari bir karar ve yazıyla, 2022 yılında memnu haklarını alan ve tüm yasal denetimlerden geçen Zeydan’ın memnu haklarına itiraz etmiştir. Yetkili savcılık, talimat niteliğindeki bu idari itiraz yazısı üzerine kesinleşmiş memnu hak kararını veren mahkemeye yeniden başvurmuştur. Mahkeme aynı gün kesinleşmiş memnu hak kararını geri almış ve memnu hak talebini reddetmiştir. Karar henüz kesinleşmeden, yani itiraz ve temyiz hakkı kullanılmadan hemen YSK’ye bildirimde bulunmuştur.”

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, halkın ortaya koyduğu iradeye saygı duyulması gerektiğini söyledi. Doğan, “Bu hukukun gereğidir, bu bir lütuf değildir. Alınan bu yanlış karardan derhal geri dönülsün” dedi.

“Van halkının 245 bin oyuyla Van Belediye Eşbaşkanı seçildim”

Abdullah Zeydan ise partisinin il örgütünde yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Biliyorsunuz bir seçim süreci başladı ve bu süreçte bizler adaylar olarak yüksek seçim kurulundan başvurduk. Bir yıl önce mahkemenin bana verdiği memnu hakların iadesi yani yasaklanmış hakların iadesi kararı kesinleştikten sonra biz bu evraklarla yüksek seçim kuruluna başvurduk. Bir yıl önce mahkeme bana yasaklanmış haklarımın iadesini verdi ve bu karar kesinleşti.

Zaten YSK’nin istediği evrak da bu kararın kesinleşme evrakıdır. Adli sicilime de mahkeme tarafından yazı yazılarak işlendi. Ve YSK seçilme yeterliliğim önünde hiçbir engelin olmadığını ve aday olabileceğimi ilan etti. YSK benim adaylığımı ilan etti. Ve ben Neslihan eşbaşkanımızla birlikte halkın özgür iradesiyle Van halkının 245 bin oyuyla Van Belediye Eşbaşkanı seçildim.

Yüksek iradesiyle partisini sahiplenmesi 14 belediyenin, 14’ünü alması bu AKP’ni hukuksuzlara harekete geçirmiş. Cuma gecesi hiçbir yetkisi olmamasına rağmen karunsuzluk yapıyorlar biliyoruz ama kesinleşmiş bir kararı hiçbir yetkisi olmamasına rağmen mahkeme iki gün önce gece bu kesinleşmiş kararı başsavcılığın talimatıyla ortadan kaldırmış ve bu bahaneyle AKP koşarak gitmiş Van il kuruluna itiraz dilekçesi vermiş.

Peki ben adaylık başvurusu yaptığım zaman siz neden itiraz etmediniz? Peki benim adaylığımı YSK kabul ettiğinde ilana çıkardığında seçilebilme şartlarının oluştuğunu dünyaya ilan ettiğinde neden itiraz etmediniz? Bu açık ve seçik Van halkına karşı, Kürt halkına karşı, bu ülkede yaşayan 85 milyonun iradesine karşı yapılan bir darbedir. Bunun benim şahsımla, ülkenin ismimle bir alakası yok. Biraz hukuka inanan, halkın iradesine inanan, vicdan sahibi herkes bu hükümsüzlüğün karşısında durmalı. Biz halkımızın özgür iradesiyle seçildik.

Van halkının 340 bin insanın, onların şerefini kurtarmak bizim namuslu şeref borcumuzdur. Bu halkın iradesini ezerek o koltuğa oturmayı düşünenlere söylüyorum, eğer benim canıma mal olsa da ben bunu kabul edersem ben şerefsizim. Vicdanı olan, haysiyeti olan herkesin bu tuzağa, bu kumpasa karşı çıkması gerekiyor.

Biz halkımızın iradesini her yerde savunacağız. Sokakta savunacağız, parklarda savunacağız ve halkımıza çağrı yapıyoruz. İradenize sahip çıkın. İradenizle oynayan bu insanlara fırsat vermeyin. Biz sokak sokak karşınıza çıkacağız. Biz sizin iradeniz hukuki olarak da tecelli edene kadar bu yanlış karar YSK’den dönene kadar biz hakkımızı arayacağız. Asla boyun eğmeyeceğiz.”

Memnu hak nedir?

Memnu, men edilmiş ya da yasaklanmış anlamına geliyor. Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesi kişinin belli haklardan yoksun bırakılmasını düzenliyor. İşlenen suçun kasıtlı olması, hapis cezasına hükmedilmesi, failin 18 yaşını doldurmuş olması durumunda kişi işlemiş olduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bazı haklardan yoksun bırakılabiliyor.

Kişi bu çerçevede “sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten”, “seçme ve seçilme ehliyetinden”, “velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan”, “vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan”, “bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten” yoksun bırakılabiliyor.

Öte yandan Van halkı, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınmasını ve mazbatanın Abdulahat Arvas’a verilmesini protesto ediyor. Halk, DEM Parti Van İl Örgütü önünde ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Van halkı uyuma iradene sahip çık’, ‘Baskılar bizi yıldıramaz’, ‘AKP halka hesap verecek’ sloganlarıyla toplandı.

Yürüyüşe başlayan kitleye polis, biber gazı, plastik mermi ve tazyikli suyla müdahale etti. Ayrıca kentin birçok noktasında esnaflar kepenk kapattı. Ana caddeler başta olmak üzere sokaklarda protesto eylemleri başladı.

Abdullah Zeydan kimdir?

Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan, 13 Mart 1972’de Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Yüksekova’da tamamladı. Uluslararası Amerikan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu Zeydan, farklı şirketlerde mimarlık yaptı.

7 Haziran ve 1 Kasım 2015’de yapılan genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Hakkari Milletvekili seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Anayasa’ya eklenen bir madde sonucu geriye dönük dosyalarla ilgili olarak dokunulmazlıkları kaldırılan HDP milletvekilleri ile beraber 4 Kasım 2016 da gözaltına alınıp aynı gün tutuklanarak Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Zeydan’a, “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözlerinden dolayı ve katıldığı bir eylemden ötürü “örgüte yardımdan” 5 yıl, “örgüt propagandası yapmaktan” ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi.

Zeydan, 6 Ocak 2022’ye dek Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuldu. Zeydan, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile aynı koğuştaydı.

Hakkında verilen hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Zeydan yeniden yargılanmış, cezası 3 yıla indirilmiş, yattığı süre göz önünde bulundurularak 6 Ocak 2023’te verilen kararla tahliye edilmişti.

Adalet Bakanlığı, 29 Mart Cuma günü idari bir karar ve yazıyla, mesai bitimine 5 dakika kala Zeydan’ın 2022 yılında aldığı memnu haklarına itiraz etmişti. Abdullah Zeydan’ın babası Mustafa Zeydan ve kardeşi Rüstem Zeydan da eski Hakkari milletvekilleri.

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Yenilgisi Nasıl Yorumlanıyor?

31 Mart günü yapılan yerel seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) oy oranı yüzde 35,49 oldu. AK Parti 12 büyükşehir belediyesi, 12 il belediyesi kazandı. İktidar partisi, toplamda 24 kenti alabildi.

AK Parti, 2019’daki yerel seçimlerde 15’i büyükşehir olmak üzere 39 kent, 535 ilçe, 202 belde belediyesini kazanmıştı. İktidar partisi, 2014 yerel seçimlerinde ise 18’i büyükşehir olmak üzere 48 yerde belediye başkanlığını almıştı.

Parti içinde seçimde alınan sonucu etkileyen faktörler de 31 Mart gecesinden itibaren tartışılmaya başlandı.

Millyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu‘nun haberine göre, AK Parti kulislerinde öncelikle emeklilerin maaş artışı beklentisinin seçim öncesinde karşılanamamış olmasının sonuçlara doğrudan etkisi olduğu düşünülse de, partili seçmeninin sandığa gitmekte isteksiz kalması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin iktidar gücünü koruduğu düşüncesiyle tabanın Yeniden Refah Partisi’ne oyunu kaydırmakta sakınca görmemesi de diğer nedenler olarak sayılıyor.

Yeniden Refah Partisi: Mayıs 2023 seçimlerine Cumhur İttifakı ortağı olarak giren YRP, 31 Mart seçimlerinde “müstakil aday” formülü ile oylarını yüzde 6’nın üzerine taşıdı. AK Parti’nin, henüz ilk yerel seçim deneyimini yaşayan YRP’ye iki önemli kalesi olan Şanlıurfa ve Yozgat’ı kaptırdığı, muhafazakâr seçmenin yoğun olarak yaşadığı Konya’da YRP’nin AKP’den yüzde 23, Elazığ’da 21, Kayseri’de yüzde 19 oranında oy kopardığı değerlendiriliyor.

Küskün seçmen: Enflasyon, kira ve gıda fiyatlarındaki artışlar ve hayat pahalılığı gibi başlıkların da seçmenin AKP’ye oy verme eğilimini olumsuz etkilediği yorumları yapılıyor.

Aday stratejisi: AK Parti’nin bazı illerde anketler, temayül ve saha yoklamalarına rağmen mevcut başkanlarda ısrar ettiği, bazı sevilen isimlerin ise Genel Merkez tarafından uygun bulunmadığı için aday gösterilmediği; bunun da seçim sonuçlarını etkilediği ifade ediliyor.

Bu stratejinin parti içinde bir küskünler grubu oluşturduğu ve bu grubun başka partilere geçerek oyların bölünmesine neden olduğu belirtiliyor.

Paylaşın