Vergi Paketi Tasarısı: Umut Verici Düzenlemeler Çıkarıldı

İktisatçı Mahfi Eğilmez, daha sonra kayıt dışı ekonomiyi kayda almak, vergi dışı servet ve gelirleri vergilendirmek için bütün umut verici düzenlemelerin tasarıdan çıkarıldığını söyledi ve ekledi:

“Vergi paketi tasarısında vergi reformu ifadesini hak edecek tek düzenleme, servet bildirimi almayı kapsamadığı için eksik de olsa, gider bildiriminden yola çıkarak vergilendirilmemiş, kayıt dışı kalmış gelirleri yakalayıp vergilendirmeye yarayacak olan inceleme ve vergilendirme yetkisiydi.

Basına yansıdığı kadarıyla o da tasarıdan çıkarılmış. Böylece kayıt dışı ekonomiyi kayda alma olanağı da tamamen dışlanmış. Aslında bu, beklenen bir gelişmeydi. Türkiye, son yıllarda, bu tür servetlerin, gelirlerin inanılmaz boyutlara ulaştığı bir ülke konumuna geldi. Ve bu tür kayıt dışı servetlerin, kayıt dışı gelirlerin sahipleri siyaseti finanse edenler arasında yer alıyor.”

İktisatçı Mahfi Eğilmez, TBMM’ye sunulması beklenen vergi paketiyle ilgili kişisel bloğunda bir yazı kaleme aldı.

“Vergi paketine gerek kalmadı” başlığını taşıyan yazıda Eğilmez, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede önemli bir maddenin paketten çıkarıldığı iddiasına ilişkin “Gider bildirimiyle ilgili madde yer almayacağına göre vergi paketinin bir anlamı kalmıyor” dedi.

Eğilmez yazısına enflasyonla mücadelede kullanılan uygulamaları özetleyerek başladı. “Hepsi çok tartışmalı” diyen Eğilmez hükümetin enflasyonla mücadelede iki girişimi olduğunu kaydetti. Bunları ‘Kamu kesiminde tasarruf önlemleri’ ve ‘Vergi reformu paketi hazırlığı’ olarak sıraladı. Ardından da şöyle yazdı:

Kamu kesiminde çok büyük bir israf olduğu biliniyor, hatta gözle görülüyor. Ve bu israf en yukarıdan en aşağıya kadar derece derece iniyor. O nedenle hazırlanan tasarruf önlemlerinin en yukarıdan en aşağıya kadar sert bir biçimde uygulanmaması halinde hiçbir işe yaramayacağını, kimsenin de tasarruf yapıldığına inanmayacağını en başından beri söyledik. Her geçen gün söylediğimizin haklılığı görülüyor. Vergi reformu paketi konusunda ise henüz kamuoyuyla paylaşılmış bir metin ortada yok. Buna karşılık zaman zaman basına sızan bilgiler var. Son bilgiler pek çok maddenin tasarıdan çıkarıldığını ve geriye kalanların sadece vergilerin artmasına yol açacak düzenlemeler olduğunu ortaya koyuyor.

“Kayıt dışının vergisi en az 50 milyar dolar”

Eğilmez ardından birtakım veriler paylaştı. 2022’de Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYH) 906 milyar dolar, nüfusunun 85,3 milyon ve kişi başına gelirinin de 10 bin 622 dolar (aylık 885 dolar) olduğunu kaydetti.

GSYH’nin yarısının (451 milyar dolar) nüfusun en zengin yüzde 20’sinin (17,1 milyon kişi) paylaştığını ifade etti ve şunları söyledi: Bu 17,1 milyon kişinin ortalama yıllık geliri 26 bin 453 dolar. Nüfusun geri kalan yüzde 80’i (68,3 milyon kişi) GSYH’nin kalan 455 milyar dolarlık kısmını paylaşıyor. Bu kesimin kişi başına geliri ortalama 6 bin 666 dolar (aylık 556 dolar).

En düşük gelirlilerin oluşturduğu yüzde 20’lik nüfus grubunda (17,1 milyon kişi) kişi başına gelir 3 bin 134 dolar (aylık 262 dolar). Bu sağlıksız yapının 2023 ve 2024’de çok daha fazla bozulduğunu bu yıllara ait gelir dağılımı araştırmaları açıklanınca göreceğiz.

Eğilmez GSYH’nin yüzde 30’una yakın bir değerin kayıt dışı olduğunu, bunun da kabaca 300 milyar dolara denk geldiğini aktardı. “300 milyar dolarlık gelirin kaçırılan dolaysız vergileri en kaba hesapla bile 50 milyar dolardan (1,6 trilyon lira) aşağı etmiyor” dedi.

Eğilmez, daha sonra kayıt dışı ekonomiyi kayda almak, vergi dışı servet ve gelirleri vergilendirmek için bütün umut verici düzenlemelerin tasarıdan çıkarıldığını söyledi: Vergi paketi tasarısında vergi reformu ifadesini hak edecek tek düzenleme, servet bildirimi almayı kapsamadığı için eksik de olsa, gider bildiriminden yola çıkarak vergilendirilmemiş, kayıt dışı kalmış gelirleri yakalayıp vergilendirmeye yarayacak olan inceleme ve vergilendirme yetkisiydi.

Basına yansıdığı kadarıyla o da tasarıdan çıkarılmış. Böylece kayıt dışı ekonomiyi kayda alma olanağı da tamamen dışlanmış. Aslında bu, beklenen bir gelişmeydi. Türkiye, son yıllarda, bu tür servetlerin, gelirlerin inanılmaz boyutlara ulaştığı bir ülke konumuna geldi. Ve bu tür kayıt dışı servetlerin, kayıt dışı gelirlerin sahipleri siyaseti finanse edenler arasında yer alıyor.

Benim önerdiğim şekliyle servet bildirimi ve gider bildirimi yürürlüğe sokulsa ve geçmiş yılların sorumluluğunu kaldırmak üzere bir defaya mahsus olarak beyan alınıp, ortaya çıkacak farklardan vergi alınsa bu yılın bütçe açığı kapanır ve gelecek yıllar da kurtarılırdı. Ne yazık ki bu sağlıksız yapıyı düzeltebilmek, kayıt dışı ekonomiyi kayda almak, vergi dışı servet ve gelirleri vergilendirmek için eksik de olsa, küçücük bir umut ışığı olan gider incelemesi düzenlemesi bile tasarıdan çıkarılmış. Bence gider bildirimiyle ilgili madde yer almayacağına göre vergi paketinin bir anlamı kalmıyor zaten, tamamından vazgeçilse yeridir.

Paylaşın

CHP’den ‘Mehmet Şimşek’ Görüşmesi Sonrası Açıklama: Değişim İradesi Görmedik

Mehmet Şimşek ile görüşen CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, 4 ana talebi ilettiklerini söyledi: Asgari ücrete ve emekli aylıklarına zam, tarımsal desteklerin artırılması ve vergide adaletsizliğin giderilmesi.

Yalçın Karatepe, 4 saatlik görüşmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Acı reçeteyi yine vatandaşa çıkaran anlayışlarında bir değişim iradesi olmadığını maalesef gördük” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile 4 saat 15 dakika süren görüşmesinin ardından CHP Genel Merkezi’nde açıklama yaptı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e 4 ana talep ilettiklerini belirten Yalçın Karatepe, “Asgari ücrete ara zam, emekli aylıklarına ciddi şekilde artış yapılması, tarımsal desteklerin artırılarak yüzde 1 oranında çiftçilere ödenmesi ve ekonomide önemli sorunlardan birisi olarak gördüğümüz vergide adaletsizliğin giderilmesi. Ancak 4 saatin sonunda acı reçeteyi yine vatandaşa çıkaran anlayışlarında bir değişim iradesi olmadığını maalesef gördük” ifadelerini kullandı.

Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemde, asgari ücrete yılın ikinci yarısında zam yapılmamasını reddettiklerini söyleyen Karatepe, “Bu artışın yapılmasının bir zorunluluk olduğunu, sayın bakana ifade ettik” dedi. Emekli aylıklarında artışın zorunluluk olduğunu ifade eden Karatepe, “Yasadan gelen enflasyon kadar artışı yapmak zorunda olsalar da biz bunun yeterli olmadığını, bunun üzerinde bir artış yapılmasını, büyüme rakamı kadar ilave artış yapılması gerektiğini söyledik” diye konuştu.

Durumun memur emeklileri açısından çok daha olumsuz olduğunu ifade ettiklerini söyleyen Karatepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Memur emekli aylıklarındaki artış; enflasyon farkı artı sözleşmeden gelen diye bir ifade kullanılıyor biliyorsunuz. Yılın ilk yarısında sözleşmeden gelen kısım, ilk 6 ayda ortaya çıkacak enflasyon verisinden düşüldükten sonra, ikinci 6 aylık döneme gelen döneme gelen sözleşme farkı eklenecek. Böyle bir uygulamanın yapılması durumunda memur emeklilerinin alacağı ücret artışı yüzde 20 seviyesinde kalacaktır. Bunun yetersiz olduğunu ifade etmek isterim.

Vergide adaletin sağlanması, vatandaşların ekonomik güçlerine uygun olarak vergi ödemesi, ödenen vergilerin ekonomik güç ile ilişkili olmadığını özellikle düşük gelirli vatandaşların üzerindeki vergi yükünün daha ağır olduğunu ifade ettik. Konu üzerine önerilerde bulunduk.

Bugün politika faizi 50 oranında, ancak düşük gelirli vatandaşların kullandığı en fazla artış kredili mevduat ve kredi kartlarında oldu. Daha vahim olanı faizlerin yüzde 30 üzerinde vergi yüküyle geri ödeme yapması. Bu krediyi kullanmak zorunda kalan vatandaşların omuzlarına bu nebze bir yük bırakılmasının doğru olmadığını ortadan tamamen kaldırılmasını önerdik.

TÜİK’in açıkladığı verilerle ilgili şüphelerin olduğunu ve bu konuda çalışma yapılması gerektiğini Sayın Bakan’ın dikkatine sundum. Eleştirilerin ortadan kalkması için bağımsız bir danışma kurulu, heyet oluşturulması ve raporların incelenmesi ve tereddütlerin ortadan kalkması için çalışma yapılmasını önerdik.

Yurt dışı harcının alınmaması gerektiğini söyledik ama somut bir yanıt alamadık. Tasarıyla ilgili çalışmayı henüz tamamlamadıklarını sanıyorum… Gübre ve yemdeki KDV istisnasının kaldırılacağına dair iddiaları gündeme getirdim. Taslak Meclis’e gelince son durumu göreceğiz.”

Paylaşın

AK Parti’den ‘Vergi Paketi’ Açıklaması: Son Kararı Siyasi İrade Verir

‘Vergi paketi’ tartışmalarına ilişkin açıklamada bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Son kararı siyasi irade verir. Herhangi şekilde resmi olarak açıklanmamış bu tür spekülasyonlara itibar edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim” dedi.

Ömer Çelik, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Bakan Mehmet Şimşek ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin bakanlıktaki görüşmesine ilişkin şunları kaydetti: “Biz özgüvenli bir hükümete sahibiz. Dolayısıyla ekonomi konusunda uyguladığımız Orta Vadeli Programda bu çerçevede Türkiye’nin doğru kazanımlar ve dünyaya doğru mesajlar verilmesi için gereken sonuçları üretiyor. Bununla ilgili bilgi almak isteyenler olursa tabii ki bakanlarımız bilgiyi verirler.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu.

Çelik açıklamasında ‘vergi paketi’ tartışmalarına ilişkin “Bugün iki genel başkan yardımcılarımızı sunumu var. Biri ekonomi diğeri insan hakları konusunda. Orta vadeli program kapsamında vergi adaletinin sağlanması için çeşitli konular görüşülüyor. Sosyal medya ya da başka yerlere sızan ‘şuraya, buraya vergi gelecek’ açıklamalar spekülatiftir. Çalışmalar vergi adaletin sağlanması için yapılmaktadır. Son kararı siyasi irade verir. Herhangi şekilde resmi olarak açıklanmamış bu tür spekülasyonlara itibar edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim.

Vergide adalet hedeflenirken enflasyonist sonucun ortaya çıkmaması, üretim, istihdam, ihracat süreçlerinin etkilenmemesi büyük bir hassasiyetle değerlendirilecektir. Ekonomi yönetimimiz son derece net, şeffaf, Türkiye’deki sıkıntıları giderecek dünya tarafından kabul gören program uygulanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın desteği yüksek seviyededir” ifadelerini kullandı.

Ömer Çelik, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Bakan Mehmet Şimşek ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin bakanlıktaki görüşmesine ilişkin şunları kaydetti: “Biz özgüvenli bir hükümete sahibiz. Dolayısıyla ekonomi konusunda uyguladığımız Orta Vadeli Programda bu çerçevede Türkiye’nin doğru kazanımlar ve dünyaya doğru mesajlar verilmesi için gereken sonuçları üretiyor. Bununla ilgili bilgi almak isteyenler olursa tabii ki bakanlarımız bilgiyi verirler.

Bunlar hükümetin bildiği, bakanlığın zaten bildiği, üzerinde çalıştığı konular. Bir şey gündeme getiriliyor muhalefet tarafından. Gündemde olup yapılırsa ‘biz gündeme getirdik de yapıldı’ deniyor. Yapılmamışsa ‘biz söyledik yapılmadı’ deniyor. Bugünkü görüşmede değerli bakanımız Mehmet Şimşek, hükümet olarak hangi adımları attığımızı hangi sonuçlar ürettiğimizi, mukayeseli bir biçimde paylaşmış oldu. Onlar bir açıklama yapmışlar ‘Öneri getirdik kabul görmedi’ diye.”

Yurt dışı çıkış harcı

Ömer Çelik, yurt dışı çıkış harcının 3 bin TL’ye yükseltileceği iddialarına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi: “Konuşulan her şey taslak düzeyinde yazılır. Ama son karar verilinceye kadar bunların hiçbiri geçerli değil. Bazen şöyle de oluyor; bir sunum yapılır, taslak vardır. 10 tane alternatif vardır. Onlardan bir tanesi sızar, spekülasyon konusu olur. Burada esas amaç gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek düzenlemeler ve vergi adaleti. O toplantılar yapılıp, netice açıklanana kadar bunların hepsi spekülasyondan ibaret olduğunu ifade etmiş olayım.”

Paylaşın

AB, Türkiye’ye Kapıları Kapatıyor: Vize Ret Oranları Rekor Seviyede

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun resmi verilerine göre, Türkiye, vize başvurularının reddedilme oranında İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023 yılında yapılan 1 milyon 55 bin 885 vize başvurusundan yaklaşık yüzde 16’sı reddedildi.

2024 yılında bu oranın daha da artması beklenirken, Türkiye, AB ile olan ilişkilerini gözden geçirerek ve vize sorununu gündeme getirerek bu duruma çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak AB’nin vize politikasındaki sıkılaşma, Türk vatandaşlarının Avrupa’ya seyahat etmelerini zorlaştırmaya devam ediyor.

Avrupa Birliği (AB), Türk vatandaşlarının vize başvurularını reddetme oranını artırarak vize uygulamasını sertleştirmeye devam ediyor. 2023 yılında 200 bin Türk vatandaşının vize başvurusu reddedilirken, bu sayının 2024 yılında daha da artması bekleniyor.

Karar Gazetesi‘nin AB Komisyonu’nun resmi verilerinden aktardığına göre, Türkiye, vize başvurularının reddedilme oranında İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023’te yapılan 1 milyon 55 bin 885 vize başvurusundan yaklaşık yüzde 16’sı reddedildi. Bu durum, Türkiye’nin AB ile olan Ortaklık Anlaşmaları’na rağmen vize konusunda zorluklar yaşadığını gösteriyor.

Almanya gibi bazı AB ülkelerinde vize randevuları 7 aya kadar uzayabiliyor. Randevu sonrası işlemler de birkaç ay sürebildiğinden, vize başvurularının sonuçlanması bir yılı bulabiliyor. Bu durum, özellikle aile birleşimi ve iş dünyası ziyaretleri gibi durumlarda büyük mağduriyetlere yol açıyor.

Vize ret oranlarının artmasında birçok faktör etkili oluyor. Koronavirüs pandemisi sonrası yaşanan yoğunluk, ekonomik kriz, Avrupa’ya kaçak girişler ve vizelerin daha sıkı incelenmesi bu faktörler arasında sayılabilir.

Türkiye, AB ile olan ilişkilerini gözden geçirerek ve vize sorununu gündeme getirerek bu duruma çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak AB’nin vize politikasındaki sıkılaşma, Türkiye vatandaşlarının Avrupa’ya seyahat etmelerini zorlaştırmaya devam ediyor.

Paylaşın

Doğu Ve Güneydoğu’da Bin Kişiye Bir Hekim

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, ‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı” dedi ve ekledi:

Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli.’’

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurguladı.

Ülkede sağlık kurumlarına başvuran hasta sayısı artarken, hekim dağılımındaki bölgesel eşitsizlik dikkat çekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine de yansıyan rakamlarda Urfa, Bingöl, Bitlis, Muş, Siirt, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Iğdır, Mardin, Batman’da bin kişiye düşen hekim sayısının 1 olarak yer aldığı, hatta bazı illerde uzman hekimlerin 1 bile olmadığı görülüyor. Hastane sayıları ve yatak sayılarındaki eşitsizlik de yine bu bölgelerde fazla. Sağlık emekçileri ‘‘En önemli neden çalışma şartları. Bu tablo bize sağlıktaki eşitsizliği de belirgin şekilde gösteriyor’’ dedi.

Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı’nın ardından TÜİK verileri de hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il 4 hekim ile Ankara. Bu ili İstanbul, İzmir, Eskişehir, Isparta, Trabzon, Edirne izliyor. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye 2 hekim düşüyor.

Ancak bu oran Doğu ve Güneydoğu’da 1 olarak haritada yer alıyor. Benzer tablo hastane sayısında da kendini gösteriyor. İstanbul, çoğunluğu özel olmak üzere 234 hastane ile hastanenin en çok olduğu il olarak geliyor. Bunu 84 ile Ankara, 63 ile İzmir izliyor. Hastane sayısının en az olduğu iller ise Kilis, Ardahan, Iğdır.

Birgün’den Sibel Bahçetepe‘ye konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, bu durumun pek çok nedeni olduğunu söyledi.

Özellikle hekim göçüne dikkat çeken Ülgen ‘‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı. Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli’’ dedi.

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurgulayan Ülgen, şöyle devam etti: ‘‘Bin kişiye 1 hekim deniyor ama bunların büyük çoğunluğu yeni mezun ya da mecburu hizmet için gelen hekimler. Hastane ve yatak dağılımında da eşitsizlik var. Kamuda yatırımlar yetersiz. Özellikle Diyarbakır merkeze bakınca 7 özel ve 4 tane de kamu hastanesi var. Kamu hastanelerinde özellikle kardiyoloji, nöroloji gibi dallarda uzman hekim bulmak çok zor. Türkiye’nin diğer yerlerinden mecburi hizmete gelmiş o gidiyor ama buralı olan da gidiyor. Ülkeyi yönetenler önlem almak yerine ‘Giderlese gitsinler’ diyorlar. Bazı yerlerde bazı branşlarda uzman hekim bile yok.’’

Nevşehir, Niğde, Aksaray ve Bayburt’ta da bin kişiye bir hekim düşüyor. Dr. Ülgen’e göre bu durumun nedeni de hastane idarecilerin baskısı, ekonomik sorunlar ve sağlıkta şiddet.

“Eşitsizlik giderek derinleşti”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’ndan (SES) Kubilay Yalçınkaya da sağlıktaki bölgesel eşitsizliğin giderek derinleştiğini söyledi.

Yalçınkaya ‘‘Ülke, Sağlık Bakanlığı tarafından hizmetin dengeli dağılımı için 30 bölgeye ayrılmış. Temel amaç, her bölgenin kendi sağlık hizmet ihtiyacını kendi içinde yeterliliğini sağlamak. Ancak hekim eksikliği, ülke içinde ve ülke dışına hekim göçü bunu engelledi. Özellikle şehir hastaneleri yatak ve hekim dağılımını olumsuz etkiledi. Büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı eşitsizliği daha da derinleştirmiş durumda. Sağlık emek göçü arttıkça hastaların sağlık hizmeti almak için göçü de artıyor’’ dedi.

Yalçınkaya, özetle şu değerlendirmeleri yaptı: ‘‘2022’de Türkiye geneli kişi başına hekime başvuru 10. En yüksek hekime başvuru olan il 12,7 ile Isparta. En düşük olan il ise 6,8 ile Hakkari.  Hakkari’de bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 0,7. Isparta’da bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 1,4. Hakkari’de Isparta’nın yarısı kadar uzman hekim sayısı var dolayısı ile kişi başına başvuruda Ispartanın yarısı kadar.’’

TÜİK’e göre, 2023 yılında enfeksiyon ve parazit kaynaklı ölüm sayısı, son 5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2018’de 10 bin 854 kişi bu hastalıklardan yaşamını yitirirken, 2023’te ise bu sayı 19 bin 591’e yükseldi.

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, özetle ‘‘Bu artışın iki nedeni var; birinci neden; 3 yıl boyunca insanları izole ederek solunum yolu enfeksiyonlarının insanlar arasında yayılmasını engelledik. İkinci neden ise özellikle pandemi döneminde aşı karşıtı grupların yaydığı yanlış bilgilerin son derece rahat bir ortamda yayılması ve buna müdahale edilmemesi sonucunda insanlar daha az aşı yaptırmaya başlaması’’ dedi.

Paylaşın

“İkinci Kobani Davası”nın İlk Duruşması Yarın

HDP’li 5 siyasetçi hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası istenen “Kobani Davası”nın ilk duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Kobani’ye dönük saldırıları sonrası 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen eylemler gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan, Garo Paylan ve Pero Dündar hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın görülecek. Duruşma, yarın saat 10.00’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı davada, siyasetçiler hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası isteniyor.

İddianame, 22 Mayıs’ta Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. 298 sayfalık iddianame iki bölümden oluşmuş, 183 sayfalık ilk bölümde, “maktul ve mağdurların isimleri” ile iddialara yer verilmişti. İkinci bölümde ise, davaya gerekçe yapılan Kobanê eylemlerine dair detaylar yer almıştı.

Paylaşın

Ekonomi Yönetiminde ‘Huzur Hakkı’ Alan Alana

14 Mayıs 2023’te yapılan seçimler sonrası Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Mehmet Şimşek’in ekibinde yer alan bürokratlardan tek maaş alan yok denecek kadar az.

Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor. Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün dahi çift maaşlı olduğu gündeme taşınmıştı.

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre geçen sene ekonomi yönetiminin başına getirilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in neredeyse “tek koltuğu” olan bürokratı yok. Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor.

İktidar, kamuda tasarruf paketi kapsamında kamuoyunda ‘ballı’ veya birden çok yerden maaş olarak bilinen kamu işletme ve idarelerinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine üst sınır getirileceğini açıklamıştı.

Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamu çalışanlarına çift maaş verilmeye devam edileceğini belirterek, “Bu maaşları vermeyelim dersek kamuyu zarara sokuyoruz” demişti. Yandaş çift maaşları ile sefa sürerken halk ise ekonomik krizinin pençesinde ezilip geçim mücadelesi veriyor. Asgari ücrete zam yapılmadığı gibi vergiler de peş peşe artırılıyor.

Yurttaşın her geçen gün ezildiği bu ekonomik tablonun sorumlusu olan Bakan Şimşek’in bürokratlarının sahip olduğu koltuklar ise şöyle:

Abdullah Erdem Cantimur: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
İsmail İlhan Hatipoğlu: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı
Osman Çelik: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı
Zekeriya Kaya: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, TÜPRAŞ Yönetim Kurulu Üyesi

Selçuk Sevinç: Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Koç: Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı, Devlet Malzeme Ofisi Yönetim Kurulu Üyesi
Mert Özarar: Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Üyesi
Fatih Altınkayık: Hazine ve Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü, Türkşeker Yönetim Kurulu Üyesi

Didem Bahar Özgün Yılmaz: Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ekonomik Programlar ve Araştırmalar Genel Müdürü, Türk Eximbank Yönetim Kurul Üyesi
Serdar Ülker: Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdür Yardımcısı, Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Üyesi,
Kerem Dönmez: Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü, Katılım Finans Kefalet A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
Muhammet Faruk Aykut: Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürü, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyesi

Ömer Karademir: Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Nazmi Zarifi Gürkan: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı
Bekir Bayrakdar: Gelir İdaresi’nin Başkanı, Merkez Bankası Denetleme Kurulu Üyesi, ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi
Bekir Emre Haykır: Özelleştirme İdaresi’nin Başkanı, PETKİM Yönetim Kurulu Üyesi, Ereğli Demir Ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi

Basın danışmanı bile çift maaşlıydı

Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün çift maaşlı olduğunu da BirGün gazetesi gündeme taşımıştı. Tokgöz basın danışmanlığı görevinin yanında bir de “Borsa İstanbul, Takas İstanbul ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği” tarafından kurulan Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.’nin (MKK) Yönetim Kurulu Üyesi idi. 3 Ağustos’ta bu göreve atanan Gazetecilik Bölümü mezunu Tokgöz’ün ekonomi eğitimi de bulunmadığı da öğrenilmişti.

Tokgöz ise çift maaş aldığı kabul ederek, “Bu (çift maaş) sadece benim şahsıma özel değil” demişti. Haberin ardından MKK’nin resmi internet sitesindeki “Yönetim Kurulu” bölümünde Sibel Tokgöz’ün ismi çıkarılmıştı.

Paylaşın

AK Parti’de “Vergi Paketi” Kavgası: Mehmet Şimşek’i Zora Sokup…

Radikal düzenlemelerinin yer aldığı 104 sayfalık son vergi paketinin, AK Parti içindeki gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olabileceği ifade ediliyor.

Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor.

Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor

10haber yazarı ve ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mayıs ayında yapılan 104 sayfalık vergi paketini basına sızdıranların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten memnun olmayan ve yıpratmaya çalışan AKP’li isimler olduğunu yazdı.

Sağlam, bugünkü “Vergi paketinin tamamı sızdı, sebebi AKP içindeki kavga” başlıklı yazısında, “Radikal vergi düzenlemelerinin yer aldığı son vergi paketinin, AKP içinde gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor” ifadelerini kullandı.

Erdal Sağlam “Sızmanın doğrudan bu AKP’liler tarafından, ya da onların 104 sayfalık sunumu gönderdiği bazı iş insanlarının kanalıyla olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor” ifadelerine yer verdi.

“Bakan Şimşek’i zora sokup”

Erdal Sağlam, “Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor” diye yazdı.

Taslakta bazı maddelerin değiştirilmesine kesin gözüyle bakıldığını belirten Sağlam, “Öğrendiğimiz kadarıyla taslakta yurt dışına çıkış harcı olarak 3 bin TL alınmasının önerildiği, ancak tartışmalar sonucunda bunun 1500 liraya inmesinin kararlaştırıldığını biliyoruz. Bunun gibi başka tartışmalı maddeler de taslakta yer alıyor. Bunun içinde bahşişlerden vergi alınması, kuryelerin vergi kapsamına alınması gibi maddeler bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel’den “Normalleşme” Açıklaması: Yanlışa Doğru Diyecek Halimiz Yok

Yazıhan’da düzenlenen Halk Buluşması’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok, yanlışına doğru diyecek halimiz yok” dedi.

Özgür Özel, Mehmet Şimşek ile yapılacak görüşmeye ilişkin ise, “Pazartesi soracağız Mehmet Şimşek’e, önceliğin vatandaş mı, yandaş mı?” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya’nın Yazıhan ilçesinde düzenlenen Halk Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Kazanılan belediyeler kadar kazanılamayanlara da bakmak lazım. Bu şu demek; CHP artık üzerindeki cam tavanı aşmıştır. Malatya’da Veli Ağbaba ile yüzde 39 oy aldık. Artık Malatya iyi gün dostunu, kötü gün dostunu görmüştür. Kazanacağımızı gördük. Ulaş Karasu bana dedi ki; ‘Bir dahaki sefere de alacak bir büyükşehir kalsın, Malatya’yı da bir dahaki sefere alırız’ dedi.

Bu seçimlerde Yazıhan’ı kazanma ihtimaliniz yok dediler ama biz adayımızı Veli Ağbaba’dan dinledik. ‘Abdulvahap Göçer bu işi halleder’ dediler. Şahmurat Başkanı ve Abdulvahap Başkanı hepinizi birden birbirine emanet ediyorum.

Bu partide bundan sonra bir yol yürüyüşü var. Abdulvahap Göçer’in cebinde bir anahtar var. Bir dahaki seçimde iktidar olacak anahtar Başkanın cebindedir. El ele omuz omuza hep beraber çalışıp Atatürk’ün partisini ilk seçimlerde iktidar yapacağız.

Malatya’da sadece İsmet İnönü’yü anmak olmaz. Turgut Özal’ı da anmak lazım. 1980 darbesinden sonra askerler millete istikamet dayatırken devleti karşısında bulmasına rağmen 4 eğilimi birleştirerek girdiği mücadelede başarılar kazandı. Çok farklı düşündüğümüz noktalar vardı ama Malatya’nın evladı Turgut Özal’a da Allah’tan rahmet diliyoruz.

Dün Diyarbakır-Mardin arasında çıkan yangınlarda ölen 12 evladımız var. Türkiye’nin her yerinde orman yangınları sürüyor. Bu meseleye artık TBMM’nin el koyması gerekir. Bunun için çalışacağız.

Kayısının memleketi Malatya’da üreticiye bir dokunup bin ah işitiyorsun. Kuru kayısı üreticide 140 TL, pazarda 300, markette 370 lira. Geçen sene bahçede kuru kayısı 100 liraydı. 1 senede mazot, gübre, işçilik ikiye katladı fiyat sadece yüzde 40 artmış. Marketteki fiyat ikiye katlıyor ama buradaki fiyat yüzde 40. Üzümde de, fındıkta da, kayısıda da böyle. Kayısının hakkını aramak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.”

“Vatandaş mı yandaş mı?”

Özel, CHP’nin 30 Haziran’da Kocaeli’de ‘Geçinemiyoruz Mitingi’ düzenleyeceğini de duyurarak herkesi davet etti.

CHP’nin ekonomiden sorumlu gölge bakanı Prof. Dr. Yalçın Karatape’nin önümüzdeki pazartesi günü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yapacağı görüşme hakkında da konuşan Özel, “Şimşek’e parayı nereden bulabileceklerini gösterecek. Pazartesi soracağız Mehmet Şimşek’e, önceliğin vatandaş mı yandaş mı? Müteahhitten yana mısın, Yazıhanlı kayısı üreticisinden mi yana mısın?” diye konuştu.

Normalleşme tartışmalarına da yanıt veren Özel, “22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok, yanlışına doğru diyecek halimiz yok” dedi.

CHP üyesi Şerafettin Bahadır’ın dün Kayseri Pınarbaşı’nda silahlı saldırıya uğramasına ilişkin de konuşan Özel, “Seçim seçimde kaldı, başkanımız herkesi kucaklayacak. Hala daha birileri gerilim yaratmak derdinde. Savunmasız bir adama 5 kişi saldırmak ne güçtür ne cesarettir, ne kabadayılıktır olsa olsa acizliktir, zavallılıktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Partide Köklü Değişiklikler Kapıda

31 Mart’ta yapılan seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de yönetim kongreye kadar teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefliyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Yerel seçimlerde beklediği sonucu alamayan AK Parti’de teşkilatlardan başlayan değişim süreci önümüzdeki günlerde hız kazanacak. AK Parti yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile kongre takvimi ile ilgili alternatifli formüller hazırlamıştı.

Kongrenin 2025 yılı içinde yapılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmış, ancak bu süre içinde il ve ilçe başkanlarından başlayarak değişim sürecinin başlatılması kararlaştırılmıştı. Erdoğan, yerel seçimlerden sonra katıldığı parti toplantılarında ‘Bayrak değişimine’ gidileceğini açıklamasında rağmen, şu ana kadar parti üst yönetimine ilişkin herhangi bir adım atmadı.

Türkiye Gazetesi‘nde yer alan habere göre Erdoğan’ın, parti üst yönetimi yerine değişim sürecini teşkilatlardan başlatılması görüşünde olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda, bayramdan önce genel merkezin talimatı ile Rize, Adıyaman ve Batman il başkanları istifa etmişti.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Erdoğan’ın, ‘Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize de mazhar olamaz’ şeklindeki açıklamasını hatırlatan AK Parti kurmayları, özellikle seçim kaybedilen illerde kapsamlı bir değişimin kapıda olduğunu kaydetti.

Edinilen bilgilere göre kongreye kadar, teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefleyen AK Parti yönetimi, istifa ettirilecek il ve ilçe başkanlarının yerlerine atanacak isimler için de detaylı bir çalışma yapıyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında ‘güvendiği isimlerle ve fikrine önem verdiği yakın dostları’ ile bizzat değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Paylaşın