AB, Türkiye’ye Kapıları Kapatıyor: Vize Ret Oranları Rekor Seviyede

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun resmi verilerine göre, Türkiye, vize başvurularının reddedilme oranında İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023 yılında yapılan 1 milyon 55 bin 885 vize başvurusundan yaklaşık yüzde 16’sı reddedildi.

2024 yılında bu oranın daha da artması beklenirken, Türkiye, AB ile olan ilişkilerini gözden geçirerek ve vize sorununu gündeme getirerek bu duruma çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak AB’nin vize politikasındaki sıkılaşma, Türk vatandaşlarının Avrupa’ya seyahat etmelerini zorlaştırmaya devam ediyor.

Avrupa Birliği (AB), Türk vatandaşlarının vize başvurularını reddetme oranını artırarak vize uygulamasını sertleştirmeye devam ediyor. 2023 yılında 200 bin Türk vatandaşının vize başvurusu reddedilirken, bu sayının 2024 yılında daha da artması bekleniyor.

Karar Gazetesi‘nin AB Komisyonu’nun resmi verilerinden aktardığına göre, Türkiye, vize başvurularının reddedilme oranında İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023’te yapılan 1 milyon 55 bin 885 vize başvurusundan yaklaşık yüzde 16’sı reddedildi. Bu durum, Türkiye’nin AB ile olan Ortaklık Anlaşmaları’na rağmen vize konusunda zorluklar yaşadığını gösteriyor.

Almanya gibi bazı AB ülkelerinde vize randevuları 7 aya kadar uzayabiliyor. Randevu sonrası işlemler de birkaç ay sürebildiğinden, vize başvurularının sonuçlanması bir yılı bulabiliyor. Bu durum, özellikle aile birleşimi ve iş dünyası ziyaretleri gibi durumlarda büyük mağduriyetlere yol açıyor.

Vize ret oranlarının artmasında birçok faktör etkili oluyor. Koronavirüs pandemisi sonrası yaşanan yoğunluk, ekonomik kriz, Avrupa’ya kaçak girişler ve vizelerin daha sıkı incelenmesi bu faktörler arasında sayılabilir.

Türkiye, AB ile olan ilişkilerini gözden geçirerek ve vize sorununu gündeme getirerek bu duruma çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak AB’nin vize politikasındaki sıkılaşma, Türkiye vatandaşlarının Avrupa’ya seyahat etmelerini zorlaştırmaya devam ediyor.

Paylaşın

Doğu Ve Güneydoğu’da Bin Kişiye Bir Hekim

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, ‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı” dedi ve ekledi:

Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli.’’

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurguladı.

Ülkede sağlık kurumlarına başvuran hasta sayısı artarken, hekim dağılımındaki bölgesel eşitsizlik dikkat çekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine de yansıyan rakamlarda Urfa, Bingöl, Bitlis, Muş, Siirt, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Iğdır, Mardin, Batman’da bin kişiye düşen hekim sayısının 1 olarak yer aldığı, hatta bazı illerde uzman hekimlerin 1 bile olmadığı görülüyor. Hastane sayıları ve yatak sayılarındaki eşitsizlik de yine bu bölgelerde fazla. Sağlık emekçileri ‘‘En önemli neden çalışma şartları. Bu tablo bize sağlıktaki eşitsizliği de belirgin şekilde gösteriyor’’ dedi.

Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı’nın ardından TÜİK verileri de hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il 4 hekim ile Ankara. Bu ili İstanbul, İzmir, Eskişehir, Isparta, Trabzon, Edirne izliyor. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye 2 hekim düşüyor.

Ancak bu oran Doğu ve Güneydoğu’da 1 olarak haritada yer alıyor. Benzer tablo hastane sayısında da kendini gösteriyor. İstanbul, çoğunluğu özel olmak üzere 234 hastane ile hastanenin en çok olduğu il olarak geliyor. Bunu 84 ile Ankara, 63 ile İzmir izliyor. Hastane sayısının en az olduğu iller ise Kilis, Ardahan, Iğdır.

Birgün’den Sibel Bahçetepe‘ye konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, bu durumun pek çok nedeni olduğunu söyledi.

Özellikle hekim göçüne dikkat çeken Ülgen ‘‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı. Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli’’ dedi.

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurgulayan Ülgen, şöyle devam etti: ‘‘Bin kişiye 1 hekim deniyor ama bunların büyük çoğunluğu yeni mezun ya da mecburu hizmet için gelen hekimler. Hastane ve yatak dağılımında da eşitsizlik var. Kamuda yatırımlar yetersiz. Özellikle Diyarbakır merkeze bakınca 7 özel ve 4 tane de kamu hastanesi var. Kamu hastanelerinde özellikle kardiyoloji, nöroloji gibi dallarda uzman hekim bulmak çok zor. Türkiye’nin diğer yerlerinden mecburi hizmete gelmiş o gidiyor ama buralı olan da gidiyor. Ülkeyi yönetenler önlem almak yerine ‘Giderlese gitsinler’ diyorlar. Bazı yerlerde bazı branşlarda uzman hekim bile yok.’’

Nevşehir, Niğde, Aksaray ve Bayburt’ta da bin kişiye bir hekim düşüyor. Dr. Ülgen’e göre bu durumun nedeni de hastane idarecilerin baskısı, ekonomik sorunlar ve sağlıkta şiddet.

“Eşitsizlik giderek derinleşti”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’ndan (SES) Kubilay Yalçınkaya da sağlıktaki bölgesel eşitsizliğin giderek derinleştiğini söyledi.

Yalçınkaya ‘‘Ülke, Sağlık Bakanlığı tarafından hizmetin dengeli dağılımı için 30 bölgeye ayrılmış. Temel amaç, her bölgenin kendi sağlık hizmet ihtiyacını kendi içinde yeterliliğini sağlamak. Ancak hekim eksikliği, ülke içinde ve ülke dışına hekim göçü bunu engelledi. Özellikle şehir hastaneleri yatak ve hekim dağılımını olumsuz etkiledi. Büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı eşitsizliği daha da derinleştirmiş durumda. Sağlık emek göçü arttıkça hastaların sağlık hizmeti almak için göçü de artıyor’’ dedi.

Yalçınkaya, özetle şu değerlendirmeleri yaptı: ‘‘2022’de Türkiye geneli kişi başına hekime başvuru 10. En yüksek hekime başvuru olan il 12,7 ile Isparta. En düşük olan il ise 6,8 ile Hakkari.  Hakkari’de bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 0,7. Isparta’da bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 1,4. Hakkari’de Isparta’nın yarısı kadar uzman hekim sayısı var dolayısı ile kişi başına başvuruda Ispartanın yarısı kadar.’’

TÜİK’e göre, 2023 yılında enfeksiyon ve parazit kaynaklı ölüm sayısı, son 5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2018’de 10 bin 854 kişi bu hastalıklardan yaşamını yitirirken, 2023’te ise bu sayı 19 bin 591’e yükseldi.

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, özetle ‘‘Bu artışın iki nedeni var; birinci neden; 3 yıl boyunca insanları izole ederek solunum yolu enfeksiyonlarının insanlar arasında yayılmasını engelledik. İkinci neden ise özellikle pandemi döneminde aşı karşıtı grupların yaydığı yanlış bilgilerin son derece rahat bir ortamda yayılması ve buna müdahale edilmemesi sonucunda insanlar daha az aşı yaptırmaya başlaması’’ dedi.

Paylaşın

“İkinci Kobani Davası”nın İlk Duruşması Yarın

HDP’li 5 siyasetçi hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası istenen “Kobani Davası”nın ilk duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Kobani’ye dönük saldırıları sonrası 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen eylemler gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan, Garo Paylan ve Pero Dündar hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın görülecek. Duruşma, yarın saat 10.00’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı davada, siyasetçiler hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası isteniyor.

İddianame, 22 Mayıs’ta Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. 298 sayfalık iddianame iki bölümden oluşmuş, 183 sayfalık ilk bölümde, “maktul ve mağdurların isimleri” ile iddialara yer verilmişti. İkinci bölümde ise, davaya gerekçe yapılan Kobanê eylemlerine dair detaylar yer almıştı.

Paylaşın

Ekonomi Yönetiminde ‘Huzur Hakkı’ Alan Alana

14 Mayıs 2023’te yapılan seçimler sonrası Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Mehmet Şimşek’in ekibinde yer alan bürokratlardan tek maaş alan yok denecek kadar az.

Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor. Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün dahi çift maaşlı olduğu gündeme taşınmıştı.

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre geçen sene ekonomi yönetiminin başına getirilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in neredeyse “tek koltuğu” olan bürokratı yok. Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor.

İktidar, kamuda tasarruf paketi kapsamında kamuoyunda ‘ballı’ veya birden çok yerden maaş olarak bilinen kamu işletme ve idarelerinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine üst sınır getirileceğini açıklamıştı.

Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamu çalışanlarına çift maaş verilmeye devam edileceğini belirterek, “Bu maaşları vermeyelim dersek kamuyu zarara sokuyoruz” demişti. Yandaş çift maaşları ile sefa sürerken halk ise ekonomik krizinin pençesinde ezilip geçim mücadelesi veriyor. Asgari ücrete zam yapılmadığı gibi vergiler de peş peşe artırılıyor.

Yurttaşın her geçen gün ezildiği bu ekonomik tablonun sorumlusu olan Bakan Şimşek’in bürokratlarının sahip olduğu koltuklar ise şöyle:

Abdullah Erdem Cantimur: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
İsmail İlhan Hatipoğlu: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı
Osman Çelik: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı
Zekeriya Kaya: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, TÜPRAŞ Yönetim Kurulu Üyesi

Selçuk Sevinç: Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Koç: Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı, Devlet Malzeme Ofisi Yönetim Kurulu Üyesi
Mert Özarar: Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Üyesi
Fatih Altınkayık: Hazine ve Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü, Türkşeker Yönetim Kurulu Üyesi

Didem Bahar Özgün Yılmaz: Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ekonomik Programlar ve Araştırmalar Genel Müdürü, Türk Eximbank Yönetim Kurul Üyesi
Serdar Ülker: Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdür Yardımcısı, Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Üyesi,
Kerem Dönmez: Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü, Katılım Finans Kefalet A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
Muhammet Faruk Aykut: Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürü, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyesi

Ömer Karademir: Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Nazmi Zarifi Gürkan: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı
Bekir Bayrakdar: Gelir İdaresi’nin Başkanı, Merkez Bankası Denetleme Kurulu Üyesi, ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi
Bekir Emre Haykır: Özelleştirme İdaresi’nin Başkanı, PETKİM Yönetim Kurulu Üyesi, Ereğli Demir Ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi

Basın danışmanı bile çift maaşlıydı

Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün çift maaşlı olduğunu da BirGün gazetesi gündeme taşımıştı. Tokgöz basın danışmanlığı görevinin yanında bir de “Borsa İstanbul, Takas İstanbul ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği” tarafından kurulan Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.’nin (MKK) Yönetim Kurulu Üyesi idi. 3 Ağustos’ta bu göreve atanan Gazetecilik Bölümü mezunu Tokgöz’ün ekonomi eğitimi de bulunmadığı da öğrenilmişti.

Tokgöz ise çift maaş aldığı kabul ederek, “Bu (çift maaş) sadece benim şahsıma özel değil” demişti. Haberin ardından MKK’nin resmi internet sitesindeki “Yönetim Kurulu” bölümünde Sibel Tokgöz’ün ismi çıkarılmıştı.

Paylaşın

AK Parti’de “Vergi Paketi” Kavgası: Mehmet Şimşek’i Zora Sokup…

Radikal düzenlemelerinin yer aldığı 104 sayfalık son vergi paketinin, AK Parti içindeki gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olabileceği ifade ediliyor.

Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor.

Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor

10haber yazarı ve ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mayıs ayında yapılan 104 sayfalık vergi paketini basına sızdıranların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten memnun olmayan ve yıpratmaya çalışan AKP’li isimler olduğunu yazdı.

Sağlam, bugünkü “Vergi paketinin tamamı sızdı, sebebi AKP içindeki kavga” başlıklı yazısında, “Radikal vergi düzenlemelerinin yer aldığı son vergi paketinin, AKP içinde gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor” ifadelerini kullandı.

Erdal Sağlam “Sızmanın doğrudan bu AKP’liler tarafından, ya da onların 104 sayfalık sunumu gönderdiği bazı iş insanlarının kanalıyla olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor” ifadelerine yer verdi.

“Bakan Şimşek’i zora sokup”

Erdal Sağlam, “Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor” diye yazdı.

Taslakta bazı maddelerin değiştirilmesine kesin gözüyle bakıldığını belirten Sağlam, “Öğrendiğimiz kadarıyla taslakta yurt dışına çıkış harcı olarak 3 bin TL alınmasının önerildiği, ancak tartışmalar sonucunda bunun 1500 liraya inmesinin kararlaştırıldığını biliyoruz. Bunun gibi başka tartışmalı maddeler de taslakta yer alıyor. Bunun içinde bahşişlerden vergi alınması, kuryelerin vergi kapsamına alınması gibi maddeler bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel’den “Normalleşme” Açıklaması: Yanlışa Doğru Diyecek Halimiz Yok

Yazıhan’da düzenlenen Halk Buluşması’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok, yanlışına doğru diyecek halimiz yok” dedi.

Özgür Özel, Mehmet Şimşek ile yapılacak görüşmeye ilişkin ise, “Pazartesi soracağız Mehmet Şimşek’e, önceliğin vatandaş mı, yandaş mı?” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya’nın Yazıhan ilçesinde düzenlenen Halk Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Kazanılan belediyeler kadar kazanılamayanlara da bakmak lazım. Bu şu demek; CHP artık üzerindeki cam tavanı aşmıştır. Malatya’da Veli Ağbaba ile yüzde 39 oy aldık. Artık Malatya iyi gün dostunu, kötü gün dostunu görmüştür. Kazanacağımızı gördük. Ulaş Karasu bana dedi ki; ‘Bir dahaki sefere de alacak bir büyükşehir kalsın, Malatya’yı da bir dahaki sefere alırız’ dedi.

Bu seçimlerde Yazıhan’ı kazanma ihtimaliniz yok dediler ama biz adayımızı Veli Ağbaba’dan dinledik. ‘Abdulvahap Göçer bu işi halleder’ dediler. Şahmurat Başkanı ve Abdulvahap Başkanı hepinizi birden birbirine emanet ediyorum.

Bu partide bundan sonra bir yol yürüyüşü var. Abdulvahap Göçer’in cebinde bir anahtar var. Bir dahaki seçimde iktidar olacak anahtar Başkanın cebindedir. El ele omuz omuza hep beraber çalışıp Atatürk’ün partisini ilk seçimlerde iktidar yapacağız.

Malatya’da sadece İsmet İnönü’yü anmak olmaz. Turgut Özal’ı da anmak lazım. 1980 darbesinden sonra askerler millete istikamet dayatırken devleti karşısında bulmasına rağmen 4 eğilimi birleştirerek girdiği mücadelede başarılar kazandı. Çok farklı düşündüğümüz noktalar vardı ama Malatya’nın evladı Turgut Özal’a da Allah’tan rahmet diliyoruz.

Dün Diyarbakır-Mardin arasında çıkan yangınlarda ölen 12 evladımız var. Türkiye’nin her yerinde orman yangınları sürüyor. Bu meseleye artık TBMM’nin el koyması gerekir. Bunun için çalışacağız.

Kayısının memleketi Malatya’da üreticiye bir dokunup bin ah işitiyorsun. Kuru kayısı üreticide 140 TL, pazarda 300, markette 370 lira. Geçen sene bahçede kuru kayısı 100 liraydı. 1 senede mazot, gübre, işçilik ikiye katladı fiyat sadece yüzde 40 artmış. Marketteki fiyat ikiye katlıyor ama buradaki fiyat yüzde 40. Üzümde de, fındıkta da, kayısıda da böyle. Kayısının hakkını aramak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.”

“Vatandaş mı yandaş mı?”

Özel, CHP’nin 30 Haziran’da Kocaeli’de ‘Geçinemiyoruz Mitingi’ düzenleyeceğini de duyurarak herkesi davet etti.

CHP’nin ekonomiden sorumlu gölge bakanı Prof. Dr. Yalçın Karatape’nin önümüzdeki pazartesi günü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yapacağı görüşme hakkında da konuşan Özel, “Şimşek’e parayı nereden bulabileceklerini gösterecek. Pazartesi soracağız Mehmet Şimşek’e, önceliğin vatandaş mı yandaş mı? Müteahhitten yana mısın, Yazıhanlı kayısı üreticisinden mi yana mısın?” diye konuştu.

Normalleşme tartışmalarına da yanıt veren Özel, “22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok, yanlışına doğru diyecek halimiz yok” dedi.

CHP üyesi Şerafettin Bahadır’ın dün Kayseri Pınarbaşı’nda silahlı saldırıya uğramasına ilişkin de konuşan Özel, “Seçim seçimde kaldı, başkanımız herkesi kucaklayacak. Hala daha birileri gerilim yaratmak derdinde. Savunmasız bir adama 5 kişi saldırmak ne güçtür ne cesarettir, ne kabadayılıktır olsa olsa acizliktir, zavallılıktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Partide Köklü Değişiklikler Kapıda

31 Mart’ta yapılan seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de yönetim kongreye kadar teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefliyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Yerel seçimlerde beklediği sonucu alamayan AK Parti’de teşkilatlardan başlayan değişim süreci önümüzdeki günlerde hız kazanacak. AK Parti yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile kongre takvimi ile ilgili alternatifli formüller hazırlamıştı.

Kongrenin 2025 yılı içinde yapılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmış, ancak bu süre içinde il ve ilçe başkanlarından başlayarak değişim sürecinin başlatılması kararlaştırılmıştı. Erdoğan, yerel seçimlerden sonra katıldığı parti toplantılarında ‘Bayrak değişimine’ gidileceğini açıklamasında rağmen, şu ana kadar parti üst yönetimine ilişkin herhangi bir adım atmadı.

Türkiye Gazetesi‘nde yer alan habere göre Erdoğan’ın, parti üst yönetimi yerine değişim sürecini teşkilatlardan başlatılması görüşünde olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda, bayramdan önce genel merkezin talimatı ile Rize, Adıyaman ve Batman il başkanları istifa etmişti.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Erdoğan’ın, ‘Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize de mazhar olamaz’ şeklindeki açıklamasını hatırlatan AK Parti kurmayları, özellikle seçim kaybedilen illerde kapsamlı bir değişimin kapıda olduğunu kaydetti.

Edinilen bilgilere göre kongreye kadar, teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefleyen AK Parti yönetimi, istifa ettirilecek il ve ilçe başkanlarının yerlerine atanacak isimler için de detaylı bir çalışma yapıyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında ‘güvendiği isimlerle ve fikrine önem verdiği yakın dostları’ ile bizzat değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de Yeni Seçmen Kitlesine “Ulaşılamadığı” Eleştirileri

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri yapılıyor.

Partide “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli” görüşleri dile getiriliyor.

31 Mart yerel seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinde seçim yenilgisinin nedenleriyle ilgili detaylı çalışmaların yapılması talimatını vermişti. Erdoğan’ın talimatları sonrası seçim yenilgisini masaya yatıran AK Parti’de, partiye yönelik özeleştiriler de ön plana çıkmaya başladı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de, seçim yenilgisinin en başlı nedenlerinden birinin Türkiye’deki artan enflasyon ve ekonomi yönetimi olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak AK Parti’de, en önemli nedenlerden birinin ekonomi olmasına karşın en az ekonomi kadar önemli nedenlerden bir diğerinin ise “sorunların görülememesi” olduğuna da dikkat çekiliyor.

Bu nedenle sorunları yerinde tespit edebilmek ve çözüm önerileri belirleyebilmek için TBMM’nin yaz tatiline girmesinin ardından gerek parti yöneticilerinin gerekse milletvekillerinin “oy kayıplarının en yüksek olduğu il ve ilçelerde bire bir iletişime geçerek, yurttaşların söylemlerine ve isteklerine kulak verecekleri” kaydedilirken, AK Parti’nin 2028 yılına giden süreçte de “icraatın içinden” stratejisini yürüteceğine işaret ediliyor.

Sorunların yerinde tespit edilmesinin ardından AK Parti’nin o sorunların çözümüne yönelik icraatlara yöneleceği, bu süreçte partinin bugüne değin yaptıkları ve bundan sonra atacakları adımlar konusunda bizzat parti yöneticileri, milletvekillerinin kamuoyunu bilgilendireceği de ifade ediliyor.

“Gençlere yönelik yeni atılımlar…”

AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri de yapılıyor. “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “31 Mart yerel seçimleri gösterdi ki yeni seçmen kitlesine ulaşmakta zorluk yaşıyoruz.

Burada bir yanlış var ve bu yanlış, gazetecilerin ekranlarda partimizi anlatmasıyla düzelmiyor aksine yurttaşlarda partiye güveni azaltıyor. Bu güvenin yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli.

Ancak tüm bunları yapabilmek için de genç ve yeni seçmenle de parti üyelerinin bire bir buluşması, oturup onların geleceğe ve ülke yönetimine dair fikirlerinin dinlenmesi elzem. Bu nedenle sahayı boş bırakmayacağız. Gerekirse kapıları tek tek çalacağız. Bu süreç devamlılık arz edecek” görüşleri dile getiriliyor.

Paylaşın

İktidar, Kamu Mallarını Yok Pahasına Satmaya Devam Ediyor

Kamu varlıkları yok pahasına elden çıkarılıyor. AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin liralık kamu taşınmazı satıldı.

AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin liralık geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; AK Parti iktidarında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük emeklerle elde edilenler de dahil olmak üzere çok sayıda kamu varlığı yok pahasına elden çıkarıldı. Çok sayıda kamu kurumu, özelleştirmeye kurban edilirken kamu kurumları kiracı durumuna düşürüldü.

Kamu taşınmazları satışından elde edilen gelirin yıllara göre dağılımı da iktidarın kamu varlıklarına yönelik hoyrat tutumunu gözler önüne serdi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından Haziran 2024’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 20 milyar TL’yi aştı.

AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin TL’lik kamu taşınmazı satıldı. AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin TL’lik geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

Kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, yıllara göre şöyle sıralandı:

2004: 41 milyon 122 bin TL
2008: 8 milyon 139 bin TL
2012: 564 milyon 645 bin TL
2016: 615 milyon 324 bin TL
2020: 144 milyon 592 bin TL

İktidar, kamu varlıklarını satmayı bu yıl da sürdürdü. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre, 2024 yılının ocak-mayıs döneminde gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından 596 milyon 175 bin TL para toplandı.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2024-2028 dönemine yönelik yol haritası, saldırgan özelleştirme politikasının hız kesmeden devam edeceğini ortaya koyuyor. 2024 yılı içinde 10 kamu kuruluşunu daha özelleştirme kapsamına almaya hazırlanan AK Parti, özelleştirmelerden 25 milyar TL’lik satış elde etmeyi planlıyor.

2025 yılında 205, 2026 yılında ise 210 özelleştirme ihalesi yapılması hedefleniyor. 2025 için özelleştirme gelir tutarı 30 milyar TL, 2026 yılı için ise 35 milyar TL olarak tahmin ediliyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Raporu: Türkiye, Majör Sorunlarla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) kalkınma raporunda, Türkiye’nin 17 kalkınma hedefinin hiçbirinde başarı sağlayamadığı, 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi.

Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdiği vurgulandı.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre; Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti.

BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma 2024 Raporu, ülkede eğitimden, cinsiyet eşitliğine, açlık ve yoksulluğa ilişkin çarpıcı sonuçlara ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye, ‘nitelikli eğitim, sağlıklı ve kaliteli yaşam, cinsiyet eşitliği, açlığa son, yoksulluğa son ve eşitliğin azalması hedeflerinde’ sınıfta kaldı. Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan (SKA) hiçbirinin 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğini ve hedeflerin yalnızca yüzde 16’sının ilerleme kaydettiği aktarıldı.

Geri kalan yüzde 84’lük kısımda ise ilerlemenin sınırlı olduğu veya tersine döndüğü ortaya konuldu. Türkiye ise SKA sıralamasında 167 ülkeden 72. sırada 70.5 puanla yer aldı. Söz konusu raporda Türkiye’yi sırasıyla 70.4 ile Hint Okyanusu’nda bulunan ada ülkesi Mauritius, 70.3 puanla Kolombiya, 70.1 puanla Ekvador, 70 puanla Surinam, 69.5 puanla ise Jamaika takip etti.

Raporda, Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) 17 SKA hedefinden hiçbirinde başarı sağlanamazken 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi. Rapora göre, SDSN’nin “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdi.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti. “İklim Krizi Eylemi” hedefinde herhangi bir gelişme yaşanmadığına dikkat çekilen raporda ülkenin iklim krizine yönelik eylem planlarında majör sorunların olduğu ve ivme de düşüş olduğu aktarıldı.

Rapora göre majör sorunların yaşandığı diğer hedefler ise “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” ile “Eşitsizliklerin Azalması” hedefleri oldu. “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” hedefinde ivmenin durgun olduğuna dikkat çekilen raporda, “Eşitsizliklerin Azalması” hedefinde ise ivme orta düzeyde artış gösterdi.

Ciddi sorunların yaşandığı bir diğer hedefin ise “Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam” olduğu aktarılan raporda, Türkiye’nin bu hedefte de ivmesinin orta düzeyde artış gösterdiği belirtildi.

Öte yandan SDSN Başkanı ve raporun başyazarlarından Prof. Dr. Jeffrey D. Sachs ise raporda şunları aktardı: “1945 yılındaki BM’nin kuruluşu ile 2100 yılı arasındaki yolun ortasında, işlerin olağan akışında seyretmesine güvenemeyiz. Dünya, korkunç ekolojik krizler, artan eşitsizlikler, yıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli teknolojiler ve ölümcül çatışmalar dahil olmak üzere büyük küresel zorluklarla karşı karşıya; bir dönüm noktasındayız.”

Basın özgürlüğündeki düşüşe dikkat çekildi

Dünya genelinde basın özgürlüğünün düşüşte olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye ise 100 üzerinden 31.6 aldı. Basın özgürlüğünde de majör sorunların olduğuna dikkat çekilen ivmede ciddi oranda düşüş yaşandığı ifade edildi.

Öte yandan benzer bir durum ise aynı zamanda Meclis’teki kadın milletvekili oranında yaşandı. TBMM’deki kadın milletvekili oranının yüzde 19,9 olduğu belirtilen raporda, majör sorunların sürdüğü ve ivmenin durağan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın