Türkiye Savunma Harcamalarını Artırdı; ABD’den Memnuniyet Açıklaması Geldi

ABD, Türkiye’nin yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini ilk kez tutturmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi. NATO, üye ülkelerden gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırmalarını istiyor.

Türkiye’nin, NATO’da GSYH’nin en az yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefini ilk kez tutturduğu açıklandı Geçen 10 yılda ortalama yüzde 1,58’de seyreden ve yüzde 1,86’yla hedefe en fazla 2020’de yaklaşan Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da yüzde 2’nin üzerinde kalması bekleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), gelecek ay Washington’da yapılacak NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Zirvesi öncesi Türkiye’nin yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini ilk kez tutturmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Büyükelçi Jeff Flake’in şu sözlerine yer verdi: “Türkiye’nin, NATO savunma harcaması hedefini ilk defa gerçekleştirerek başarı kaydettiği bu tarihi ana tanıklık etmek harika. Bu muhteşem ortaklık için Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı’na teşekkürler.”

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Büyükelçilik, paylaşımda ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien’ın görüşlerine de yer verdi.

O’Brien sosyal medya hesabından, “Rekor sayıda müttefikin GSYH’nin yüzde 2’si oranında savunma harcaması taahhüdünü yerine getirmesi veya aşmasıyla NATO gerçekten her zamankinden daha güçlü. Bu yıl Fransa, Karadağ, Norveç ve Türkiye’nin de katılımıyla 23 müttefik bu önemli taahhüdü yerine getirmiş oldu” ifadelerini paylaştı.

NATO, üye ülkelerden gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırmalarını istiyor. Türkiye’nin geçen hafta, NATO’da GSYH’nin en az yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefini ilk kez tutturduğu açıklandı. 32 üyeli ittifakta hedef tutturan ülke sayısı 23’e çıktı.

Geçen 10 yılda ortalama yüzde 1,58’de seyreden ve yüzde 1,86’yla hedefe en fazla 2020’de yaklaşan Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da yüzde 2’nin üzerinde kalması bekleniyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçen hafta açıkladığı verilere göre, savunma harcamalarında Polonya (yüzde 4,12), Estonya (yüzde 3,43) ve ABD (yüzde 3,38) ilk üçü oluştururken son üç sırada Lüksemburg ve Slovenya (yüzde 1,29) ile İspanya (yüzde 1,28) yer aldı. Türkiye’nin yüzde 2,09 oranıyla Fransa ve Hollanda’nın hemen önünde yer aldığı tabloda NATO’nun iki yeni üyesi Finlandiya (yüzde 2,41) ve İsveç (yüzde 2,14) de hedefi tutturanlar arasında yer aldı.

NATO Zirvesi 9-11 Temmuz’da Washington’da yapılacak. Zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması bekleniyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Cumhur İttifakı Mesajı: Tuzağa Düşmeyeceğiz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “Yol arkadaşımız ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile omuz omuza yürüyoruz. Yapılan saldırılara eyvallah demeyiz. Bu saldırılara müsamaha göstermeyiz ve geçit vermeyiz” dedi ve ekledi:

“Bitleri kanlanan FETÖ’nün tetikçi kalemleriyle nereye varılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Gerek Sayın Bahçeli gerekse şahsım yapılan saldırıları açık şekilde görüyoruz. Bunların meselesi MHP’den ziyade Türkiye’nin güvencesi olan Cumhur İttifakı’dır, bu tuzağa düşmeyeceğiz. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı kurulan Cumhur İttifakı sapa sağlam ayaktadır. Biz CHP’nin eski kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“İsrail daha önceki bayramlarda olduğu gibi bu bayramda da kan dökmeye, çocukların ve sivillerin üzerine bomba yağdırmaya devam etti. Yüzlerce Filistinli kardeşimiz şehit oldu. Buradan bir kez daha 38 bini aşkım şehit kardeşimizi rahmetle anıyorum. Ecdadınız tarih boyunca Filistin’e nasıl sahip çıktıysa, kuruluşundan beri Türkiye Cumhuriyeti Filistin’e nasıl sahip çıktıysa biz de aynı ruhla sahip çıkmaya devam edeceğiz. Birileri icazet kapıları olan Avrupa’da farklı konuşabilir, ama biz içeride ve dışarıda hakkı konuşacağız. Zalimlerin karşısında duracağız. Kimse bizden zalimler karşısında düğme iliklememizi beklenemesin.

İtalya ve İspanya ziyaretlerinde Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü gündeme getirdik. İsrail’e karşı verilecek en etkili yanıtın Filistin devletinin tanınması olacağını duyurduk. Alınan ve açıklanan son kararlarla özellikle 149’e yükselen tanıma adımlarının çok önemli olduğunu ifade ediyorum. Şu ikazı da buradan duyurmalıyım. Gazze’yi yakıp yıkan İsrail’in gözünü Lübnan’a çevirdiğini görüyoruz. Netanyahu’nun savaşı bölgeye yayma planları büyük bir felakete yol açacaktır. Ortadoğu ve kardeş ülkelerin tepki göstermesi gerekiyor. Fakat İslam dünyası ülkelerinin ölü toprağı serpilmiş gibi olduklarını üzülerek görüyoruz.

Bayram tatilinde otoyollarımızı kullanan araç sayısı 21 milyonun üzerine çıktı. Uzakları yakınlaştırmak sevenleri buluşturmak ve konforlu seyahat amacıyla hizmete verdiğimiz ulaştırma yatırımlarının karşılığını kat ve kat alıyoruz. Diyarbakır ve Mardin’de çıkan yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. 15 insanımızı kaybettiğimiz bir felaket üzerinde tepinenleri Allah’a havale ediyoruz. Bir taraftan devletimiz yangını söndürmek için canını dişine takıyor. Bir taraftan bir avuç kefen hırsızı selden kütük kapma yarışına giriyor. Kimse kusura bakmasın bunun adı siyasi nebbaşlıktır. Milletin yürek yangınını istismar etmektir. Mardin Valiliği çok çirkin bir provokasyonun da önüne geçmiştir. Portekiz maçı sonrasında bu zihniyete mensup kansızların milletin sinir uçlarıyla oynama girişimi asla masum değildir.

Millilerimizin inşallah bu akşam tarihi bir zafere imza atacaklarına inanıyorum. İnşallah bu akşam 85 milyon tek yürek olarak dualarımızla A Milli Futbol Takımı’mızın yanında olacağız.

AK Parti kurulduğu günden itibaren bugüne kadar kutuplaşmanın kamplaşmanın tarafında olmadı, asla ve asla gerilim siyaseti gütmedi. Türkiye’yi 85 milyon vatandaşıyla bir bütün olarak kucakladık. Hiçbir zaman ayrımcılık yapmadık. Vatandaşımızın rengine, diline, dinine ve yaşam tarzına hiçbir zaman bakmadık. Bizim siyasetimiz insan odaklı siyasettir. Her seçimde milletimizin yoğun tercihine mazhar olmamızın nedeni budur.

“Uzlaşı ve yumuşama olur ama ittifak olmaz”

Bize yapılan saldırılarda ana muhalefet partisi bırakın bizim yanımızda olmayı, hukukun yanında da olmadı. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir. Hançerleri kınına koyacak olan muhalefettir. Dilini söylemini siyaset tarzını düzeltecek olan muhalefettir. Bizim çabamız aslında muhalefeti normalleştirmektir. Yani yumuşaması gereken normalleşmesi gereken muhalefettir. İktidar partisi ve ana muhalefet partisi arasında siyasi ittifak olmaz. Uzlaşı olur, yumuşama olur ama ittifak olmaz. Biz de zaten böyle bir çaba içerisinde değiliz.

Tüm çabamıza ve iyi niyetimize rağmen muhalefetin çabamıza nasıl karşılık verdiğini görüyorsunuz. Karşımızdakilerin ciddi bir hazım problemi yaşadıkları anlaşılıyor. 22 yıl boyunca CHP’den hoşgörü ve nezaket görmedik. Bundan dolayı da bir şey kaybetmedik. Siyasi bir kazanç peşinde de değiliz. Diyaloğa şans tanıma arzumuz partimize ve Cumhur İttifakı’na yönelik hadsizliklere göz yumacağız anlamına gelmez. Yumuşak başlıyız ama boynu çekilecek uysal koyun da değiliz. Şimdi çıkmış sabah akşam suç ortakları diyor. Suç ortağı arayanlar para kulelerine baksınlar, sözde kent uzlaşısında kimlerle yol yürüdüklerini sorgulasınlar. Muhalefetten eski alışkanlıklarını artık terk ederek normalleşmelerini bekliyoruz. Eleştiri sınırını aşan yakışıksız ifadelere izin vermeyiz. Kimseyi de başarı hikayemize ortak etmeyiz.

Yol arkadaşımız ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile omuz omuza yürüyoruz. Yapılan saldırılara eyvallah demeyiz. Bu saldırılara müsamaha göstermeyiz ve geçit vermeyiz. Bitleri kanlanan FETÖ’nün tetikçi kalemleriyle nereye varılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Gerek Sayın Bahçeli gerekse şahsım yapılan saldırıları açık şekilde görüyoruz. Bunların meselesi MHP’den ziyade Türkiye’nin güvencesi olan Cumhur İttifakı’dır, bu tuzağa düşmeyeceğiz. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı kurulan Cumhur İttifakı sapa sağlam ayaktadır. Biz CHP’nin eski kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyoruz.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Yanıt: Açıklamalarda Normalleşmeli

Erdoğan’ın “Muhalefetin normalleşmesi gerek” sözlerine yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Açıklama pek normal bir açıklama olmamış. Bu açıklamanın da normalleşmesi gerekir” dedi.

Haber Merkezi / Asgari ücrete ilişkinde konuşan Özgür Özel, “İktidar asgari ücrete zam yapmama konusunda ısrarcı. Asgari ücrete zam yapılmadığı takdirde müzakere değil mücadele edeceğiz. Zam yapmamak vicdansızlıktır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına yanıt veren Özel, şu ifadeleri kullandı: “Muhalefetin normalleşmesi gerek açıklaması pek normal bir açıklama olmamış. Bu açıklamanın da normalleşmesi gerekir.

Geçmişte yumruklar sıkılıydı. Biz birinci parti odluğumuzda ilk açıklamamızda kibre kapılmayacağımızı söyledik. Cenazelerde selamlaşmayan iktidar ve muhalefetin geldiği nokta budur. Muhalefetin normalleşmesi cümlesi ittifak ortağının gönlünü yapmak için kullanışmış bir cümledir. Bu konuda Erdoğan’a hak veriyorum.

Bu memleketin normalleşmeden anladığı konuşabilen ve anlaşabilen ittifak ve muhalefet olmasıdır. Muhalefet muhalefet yapmadığında normal olmaz. Normalleşelim deyip muhalefet yapamayalım diyorlarsa biz yokuz. Yumruk sıkalım derlerse orada da yokuz. ”

Özel, açıklamasının devamında ise özetle şu ifadeleri kullandı: “İktidar asgari ücrete zam yapmama konusunda ısrarcı. Asgari ücrete zam yapılmadığı takdirde müzakere değil mücadele edeceğiz. Zam yapmamak vicdansızlıktır. Geçen dönemlerde yılda 4 kez zam diyordunuz oy almak için. Oyu aldınız vatandaşla işiniz kalmadı. Asgari ücret şimdiden eridi.

Sayın Bahçeli’nin Sinan Ateş davasına gösterdiği tavrı da çok önemli buluyorum. tansiyonun yüksek olduğu bugünlerde bu davayla ilgili yaptıkları açıklama son derece önemli. ”

Ben dün gerçekleşen Mansur Yavaş ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun yemek yemesini son derece memnuniyetle karşılıyorum. Görüşmemeleri zaten kötü olur. Biz Ekrem İmamoğlu ile bir nikahtan sonra yemek yiyeceğiz. Bunlar kadar normal bir şey yok. İleride umarım 4 kişi birlikte oturur bir yemek yeriz.”

Erdoğan ne demişti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda şu ifadeleri kullanmıştı:

“AK Parti kurulduğu günden itibaren bugüne kadar kutuplaşmanın kamplaşmanın tarafında olmadı, asla ve asla gerilim siyaseti gütmedi. Türkiye’yi 85 milyon vatandaşıyla bir bütün olarak kucakladık. Hiçbir zaman ayrımcılık yapmadık. Vatandaşımızın rengine, diline, dinine ve yaşam tarzına hiçbir zaman bakmadık. Bizim siyasetimiz insan odaklı siyasettir. Her seçimde milletimizin yoğun tercihine mazhar olmamızın nedeni budur.

Bize yapılan saldırılarda ana muhalefet partisi bırakın bizim yanımızda olmayı, hukukun yanında da olmadı. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir. Hançerleri kınına koyacak olan muhalefettir. Dilini söylemini siyaset tarzını düzeltecek olan muhalefettir. Bizim çabamız aslında muhalefeti normalleştirmektir. Yani yumuşaması gereken normalleşmesi gereken muhalefettir. İktidar partisi ve ana muhalefet partisi arasında siyasi ittifak olmaz. Uzlaşı olur, yumuşama olur ama ittifak olmaz. Biz de zaten böyle bir çaba içerisinde değiliz.

Tüm çabamıza ve iyi niyetimize rağmen muhalefetin çabamıza nasıl karşılık verdiğini görüyorsunuz. Karşımızdakilerin ciddi bir hazım problemi yaşadıkları anlaşılıyor. 22 yıl boyunca CHP’den hoşgörü ve nezaket görmedik. Bundan dolayı da bir şey kaybetmedik. Siyasi bir kazanç peşinde de değiliz. Diyaloğa şans tanıma arzumuz partimize ve Cumhur İttifakı’na yönelik hadsizliklere göz yumacağız anlamına gelmez.

Yumuşak başlıyız ama boynu çekilecek uysal koyun da değiliz. Şimdi çıkmış sabah akşam suç ortakları diyor. Suç ortağı arayanlar para kulelerine baksınlar, sözde kent uzlaşısında kimlerle yol yürüdüklerini sorgulasınlar. Muhalefetten eski alışkanlıklarını artık terk ederek normalleşmelerini bekliyoruz. Eleştiri sınırını aşan yakışıksız ifadelere izin vermeyiz. Kimseyi de başarı hikayemize ortak etmeyiz.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Ekonomi Yönetimine Sert Sözler

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Mehmet Şimşek’e “vergimatik Mehmet” diye seslenerek ekonomi yönetimine sert eleştiriler yöneltti:

“Gelen o kadar kötü, milletimize karşı da o kadar acımasız ki, o ışıltılı gözlerin sahibi Nurettin Nebati’yi anacağımız, saray damadına üzüleceğimiz hayatta aklımıza gelmezdi.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Geçtiğimiz hafta; Mardin Mazıdağı ve Diyarbakır Çınar’da yaşanan yangın felaketinde hayatlarını kaybeden; Yücebağ köyümüzdeki 10, Köksalan köyümüzdeki 2 ve Yazçiçeği Köyümüzdeki 3 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize de başsağlığı diliyorum.

Ekonomiye güven yerine ışıltı veren Nebati’den daha kötü bir dönem olamaz diye kendimizi avuturken de, Cumhuriyet Türkiye’sinin bakanı değil, uluslararası para baronlarının mümessili gibi çalışan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek

Vergimatik Mehmet geldi. Çünkü gelen o kadar kötü, milletimize karşı da o kadar acımasız ki, o ışıltılı gözlerin sahibi, Nurettin Nebati’yi anacağımız, saray Damadına üzüleceğimiz hayatta aklımıza gelmezdi… Daha “tasarruf tedbirleri” genelgesinin mürekkebi bile kurumadan, Jet hızıyla, Vergi cebirleri genelgesine geçmeye karar verdi.

Mehmet Şimşek’e göre tasarruf edilecekse, hazineye gelir yaratılacaksa, kalın camlı gözlüklerinin arkasından gözlerini çevirdiği yer: Milletin kamburlaşmış sırtıdır! Milletimizin artık verebileceği herhangi bir varlığı, sırtlanabileceği fazladan bir yükü kaldırabilecek dermanı kalmamıştır. Bu ülkede öncelikle tasarruf etmesi gereken tek bir kişi vardır: O da Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Anayasanın 10. maddesine göre, herkes ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hükümet ve Cumhurbaşkanı, Temmuz 2023’te emeklilere yönelik aldığı kararla anayasayı çiğnemiştir. Bir yıldır emeklilerimizin yasal alacakları ertelenmiş ve kendileriyle alay edilmiştir. Hükümet her emekliye geçen 1 yıl için 96 bin 824 TL borçludur. Ayrıca temmuz ayından itibaren 8 bin 77 TL refah payı vermek zorundadır.”

Sözde yeni anayasa, normalleşme ve yumuşama turları, günahkar ve riyakar iktidarın bir kere daha meşrulaştırılması, onun gafletine ortak çıkılması değil, bu ülkenin ve devletin kimin olduğunun gösterilmesi gerekmektedir. Sığınmacı ve kaçak sorunu gerçek bir beka meselesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Milli benliğini unutmuş bir iktidar, başka milletlerin iktidarlarına ancak yem olur’. Bir zamanlar, demokrasi trenine indi-bindi yaparak ava gideceğini sanan Erdoğan ve saray rejimi 22 yıllık iktidarın sonunda dünya milletlerinin kendi stratejik çıkarlarını önemsedikleri satranç tahtasında zavallı bir av haline gelmiştir. Ey muktedirler, gaflet uykunuzdan uyanın artık. Av oldunuz.”

Paylaşın

AK Partili Vekillerden Erdoğan’a “Bürokratları Aşamıyoruz” Şikayeti

AK Parti milletvekillerinin, partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Erdoğan’a bürokratik engellerden şikayet ederek, “bürokratları aşamıyoruz” dediği öne sürüldü.

Toplantıda Erdoğan’ın partisinin sokak köpeklerine yönelik çalışmalara ilişkin, “Bu işi bir an önce neticelendirin. Çalışma metnini de bir an önce bitirip, bana sunun” dediği iddia edildi.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ana gündem maddesi ekonomi oldu. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a detaylı bir sunum yapan Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi sunumunda; ekonomi, adalet, bürokrasi, vergi mevzuatı, sanayi-teknoloji, kredi teşvikleri, Meclis işleyiş aksaklıkları, göç problemi, atıl iş gücü ile tarım ve hayvancılık alanında yaşanan meselelere yer verdi. Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri milletvekillerinin sahada karşılaştıkları problemler oldu.

Türkiye Gazetesi’nin edindiği bilgilere göre, toplantıda milletvekillerinin bürokratları aşamadığı, bu sebeple de vatandaşın sıkıntısının çözümü noktasında aksaklıklar yaşadıkları bilgisi paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MYK toplantısında siyasette yumuşama dönemi ile ilgili de konuştu. Erdoğan, muhalefet ile yapılan görüşmeleri işaret ederek, müzakere iradesinin, partiye yönelik hakaret ve sataşmaların kabullenileceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Partiye dönük hakaretvari açıklamaların tekrarlanması hâlinde karşılık vermede tereddüt edilmeyeceğinin altını çizen Erdoğan, siyasetteki normalleşme süreciyle varmak istedikleri hedefi “Kendimize yeni ortak aramıyoruz. Anayasa, terörle mücadele ve dış politika gibi millî meselelerde iç cepheyi tahkim etmeye çalışıyoruz” sözleriyle anlattı.

Sokak hayvanları

Toplantıda Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da, sokak hayvanları ile ilgili güncel verileri paylaştı. AK Parti Meclis Grup Başkanı Abdullah Güler de yapılan çalışmada gelinen son noktayı anlattı.

Erdoğan’ın “uyutma” konusuna temkinli yaklaşması üzerine Güler’in, 5199 sayılı kanunda bunun zaten olduğunu sadece kamu güvenliği açısından kapsamın genişletileceğini kaydettiği belirtildi. Bunun üzerine Erdoğan’ın “Bu işi bir an önce neticelendirin. Çalışma metnini de bir an önce bitirip, bana sunun” dediği öğrenildi.

Toplantıda yerel yönetimlerin buradaki rolü ile barınakların niteliğinin ve kalitesinin artırılması da gündeme geldi. Başıboş köpeklerin sadece barınaklara alınarak sorunun çözülemeyeceği, barınaklardaki imkân ve şartlarında iyileştirilmesinin önemli olduğuna değinildi. Öte yandan teklifin Meclis kapanmadan Meclis Başkanlığına sunulacağı belirtildi.

Paylaşın

Uyuşturucu Kullanımı 10 Yılda Yüzde 20 Arttı

2022 yılında dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 18 kişiden biri uyuşturucu kullanırken, son 10 yılda uyuşturucu kullanımındaki artış ise yüzde 20 oldu.

2022 yılında 228 milyon kişi esrar, yaklaşık 60 milyon kişi “opioid” adlı sentetik uyuşturucu çeşitlerini, 30 milyon kişi amfetamin türü maddeleri, 23,5 milyon kişi kokain ve 20 milyon kişi de ekstazi kullandı.

Uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında da gözle görülür artış yaşanırken, 2019 yılında uyuşturucu nedeniyle yaklaşık 500 bin kişinin yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü’nde “2024 Dünya Uyuşturucu Raporu”nu açıkladı.

Bianet’in rapordan aktardığı bilgilere göre, son 10 yılda uyuşturucu kullanımındaki artış yüzde 20 oldu, 2022’de dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 18 kişiden biri uyuşturucu kullandı.

Küresel olarak 2022’de 292 milyon kişinin uyuşturucu kullandığı aktarılan raporda, en çok kullanılan uyuşturucu maddenin esrar olduğu, 228 milyon kişinin bu maddeyi kullandığı kaydedildi.

Raporda, yaklaşık 60 milyon kişinin “opioid” adlı sentetik uyuşturucu çeşitlerini, 30 milyon kişinin amfetamin türü maddeleri, 23,5 milyon kişinin kokain ve 20 milyon kişinin ekstazi kullandığı belirtildi.

Uyuşturucu nedeniyle rahatsızlıklar yaşayan ve tedavi hizmeti bekleyenlerin sayısında ciddi artış gözlemlendiği vurgulanan raporda, 2022’de 64 milyon kişinin uyuşturucuya bağlı çeşitli sağlık sorunları yaşadığı ifade edildi.

Uyuşturucu kullanımı kaynaklı hastalığa yakalananların 11’de 1’inin tedavi imkanı bulabildiği, kadın hastalarda bu oranın 18’de 1 düştüğü, bu konuda kadınların çok daha dezavantajlı olduğu aktarıldı.

Raporda, sağlık hizmetlerine erişimin coğrafyadan coğrafyaya değiştiğine işaret edilerek, Güney Amerika’da hastaların yüzde 49’unun uyuşturucuya ilişkin tedavi alma imkanı bulurken bu oranın Orta Asya ve Transkafkasya bölgelerinde yüzde 4’e gerilediğinin altı çizildi.

Uyuşturucunun beraberinde getirdiği ölümcül sağlık sorunlarına da yer verilen raporda, 2022’de 13,9 milyon kişinin uyuşturucuyu vücutlarına enjekte ederek kullandığı, bu kişilerin 1,6 milyonunun HIV, 1,4 milyonunun HIV ve hepatit C, 6,8 milyonunun da hepatit C virüsü taşıdığı bilgisi paylaşıldı.

Enjekte ederek uyuşturucu kullanımının küresel hepatit C salgınının önemli bir etkeni olmaya devam ettiğine dikkatin çekildiği raporda, uyuşturucu enjekte edenlerin neredeyse yarısının hepatit C hastalığı taşıdığı belirtildi.

Ayrıca genel olarak hepatit C’nin neden olduğu karaciğer hastalıklarının, uyuşturucu kullanımına atfedilen ölümlerin yarısından fazlasını oluşturduğu ifade edildi.

Uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında da gözle görülür artış yaşandığı, 2019’da uyuşturucu nedeniyle yaklaşık 500 bin kişinin yaşamını yitirdiği ve hepatit C’nin yol açtığı karaciğer hastalıklarının uyuşturucuya bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olduğu vurgulandı.

Dünyada kokain arzı ve talebinde belirgin artışın yaşandığına işaret edilen raporda, kokainin elde edildiği koka ağacının 354 bin 900 hektarlık alanda ekildiği, 2022’de bir önceki yıla oranla yüzde 20 artışla 2 bin 757 ton gibi rekor seviyede kokain üretimi yapıldığı anlatıldı.

Küresel kokain pazarının ABD’nin yanı sıra Batı ve Orta Avrupa’da yoğunlaşmaya devam ettiği ancak Afrika, Asya ve Güneydoğu Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelerde de hızlı şekilde yayıldığı ifade edildi.

Raporda, küresel yasa dışı afyon üretiminin en çok yapıldığı Afganistan’da 2022’ye göre 2023’te ciddi düşüş yaşandığı, afyon üretiminin 2023’te yüzde 95 gerilediği, bu maddeyi üreten bir başka ülke Myanmar’da ise üretimin yüzde 36 arttığı belirtildi.

Afganistan’daki ciddi düşüşün küresel piyasaya da önemli ölçüde yansıdığı, 2022’ye oranla 2023’te üretimin dünya çapında yüzde 74 azaldığı, buna göre 2022’de dünya genelinde 7 bin 800 ton afyon üretilirken, bu rakamın 2023’te 1,9 tona gerilediği aktarıldı.

Bu keskin düşüşün Taliban yönetiminin 2022’de aldığı yasak kararıyla doğru orantılı olduğu, yasak kararı sonrasında ülkedeki çiftçilerin afyon yerine hububat ekmeye yöneldiği kaydedildi.

1,6 milyon kişiye hapis cezası

Raporda, emniyet güçlerinin ele geçirdiği uyuşturucu miktarına da değinildi. Buna göre 2022’de 2 bin 27 ton kokain, 1194 ton esrar reçinesi, 6 bin 168 ton esrar tohumu ele geçirildi.

Ayrıca 572 ton afyon,165 ton farmasötik opioid, 76 ton eroin, 22 ton morfin ve 536 ton sentetik uyuşturucu çeşitleri yakalandı.

Dünya çapında 2022’de uyuşturucu suçları nedeniyle yaklaşık 7 milyon kişi polisle muhatap olmak durumunda kalırken, 2,7 milyon kişi hakkında dava açıldı ve 1,6 milyon kişi de hapis cezasına çarptırıldı.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan: Hukuk Devletinden Asla Sapmayacağız

Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz” dedi.

Erdoğan, “Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri anayasa ve yasalarla sınırlıdır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz. Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesini değil, hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte devletimiz kendini hukukun üstünde görenlerden çok çekmiştir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Gölbaşı Polis Akademisi’nde “Polis Akademisi Mezuniyet Töreni”nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Sizlerin en donanımlı yetişmelerinizi sağlayan hocalarınıza, amirlerinize, kıymetli ailelerinize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Afrika’dan Türk cumhuriyetlerine, Balkanlardan Güney Asya’ya gönül coğrafyamızın dört bir ucunda görev yapacak siz kardeşlerime başarılar diliyorum. Yurtdışı ziyaretlerimizde Türkiye mezunlarının hayatın farklı alanlarında farklı konumlara geldiğini görüyoruz. Çok geniş bir yelpazede Türkiye’yi tanıyan, milletimizi seven kardeşlerimizin elde ettiği başarılardan biz de iftihar ediyoruz.

Her ne kadar son dönemde ülkemizde böyle bir ufuktan rahatsız olan kimi kendini bilmezler türemişse de biz onlara kulak asmıyoruz. Türkiye gibi devleti ırkçı lümpen faşizmin sığ sularına hapsetmeye kimsenin gücü yetmez. Ekonomi, turizm, ticaret ve kamu diplomasisine zarar verme girişimlerine eyvallah etmeyeceğiz. Ülkemizin gönül elçileri kadrosuna katılan bugünkü mezunlarımızın da gayretleriyle inşallah hedeflerimize ulaşacağız. Rabbim yolunuzu, bahtınızı, açık etsin diyorum.

Emniyet teşkilatımız saflarına eklenen 2766 yeni neferle milletimize karşı sorumluluklarını çok daha etkin şekilde yerine getirecektir. Bu çatı altında eğitim hayatınız boyunca edindiğiniz nitelik, disiplin ve prensipler sizlere rehberlik edecektir. Mesuliyeti yüksek bir mesleği icra ederken her birinizin hukuka ve kanunlara harfiyen uyacağınıza inanıyorum. Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri hangi konumda olursa olsun Anayasa ve yasalarla mukayyettir. Görev ve yetkileri mevzuatla sınırlandırmıştır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz.

Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesinin müessir gücünü değil aynı zamanda hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte ülkemiz kendini hukukun ve yasaların üstünde gören bürokratik vesayetten çok çekmiştir. Devletin güvenliği öne sürerek hukukun üstünlüğü çiğnenmiş, milli irade yok sayılmış, anayasa askıya alınmış, milletimizin özgürlük alanları daraltılmıştır.

Biz bu dönemi Türkiye’nin kayıp yılları olarak değerlendiriyoruz. 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz reformlarla güvenliği hukuk ve demokrasinin tam karşısında konumlandıran zihniyete son verdik. Devletimizin güvenliğini, milletimizin huzurunu temin etmeye çalıştık. Bugün de aynı ilkeyi titizlikle gözetiyoruz. Hem güvenliğimizi sağlıyor bunu hukuk devletin hudutları dahilinde, demokrasiden ödün vermeden hak ve hürriyete sahip çıkarak gerçekleştirmeye gayret ediyoruz.

Sizlerden de bu hassasiyetle hareket etmenizi istiyorum. Milletimizin de sizden beklentisi bu yöndedir. Vatandaşın canına, malına, namusuna, özgürlüklerine ve güvenliğine kast eden alçaklara karşı asla müsamahakar davranmayacaksınız. Suç işleyerek sınırı aşan her kim olursa olsun yargıya teslim ederek hak ettiği cezayı almasını temin edeceksiniz.

Hukukun dışına çıkanlara nasıl nefes aldırmıyorsanız, insanımıza karşı müşfik olacak, görevinizi yaparken ölçüyü kaçırmayacaksınız. Kolluk kuvvetlerinin halka yaklaşımını, devletin vatandaşıyla kurduğu bağın niteliğini ortaya koyan ayna gibidir. Polisimiz zehir tacirleri, suç örgütleri, çetelerin, şehir eşkıyaların, emperyalistlerin uşaklığını yapan teröristlerin kabusu haline gelirken halkımızın güven kaynağı olmak zorundadır.

Aksi durumda ne toplumda asayişi temin edebiliriz ne de ülkemizi asırlık hedefleriyle buluşturabiliriz. Türk polisine yakışır şekilde sorumluluklarınızı hakkaniyete ve adalete uygun olarak yerine getireceğimizden şüphe duymuyorum. Rabbim kazadan, beladan, saldırıdan muhafaza buyursun diliyorum. Bir kez daha 81 vilayetimizin tamamında asayişi, güvenliği, huzuru temin etmek için fedakârca görev yapan tüm polislerimize teşekkür, kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Türkiye stratejik, coğrafi konumu, iddiaları ve savunduğu değerler itibariyle asimetrik tehditlerle yüzleşen bir ülkedir. Teyakkuz halinde olmak, tedbir geliştirmek, proaktif anlayışla mücadele etmek gibi mecburiyetimiz bulunuyor. Terörle mücadelede artık 40 yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu mücadelede son yıllarda tarihi kazanımlar elde ettik. Asker, polis, jandarma, istihbaratçı ve güvenlik korucularımızın muazzam çabalarıyla terör örgütünü özellikle sınırlarımız içerisinde kıpırdayamaz hale getirdik. İHA, yerli ve milli imkanlarla ürettiğimiz silahlarla eli kanlı canilere nefes aldırmıyoruz.

Sadece son 1 yılda PKK/KCK’ya yönelik 4977 şehir olmak üzere 34 bin 765 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 7’si kırmızı, 1’i yeşil, 15’i turuncu, 34’ü gri kategoride toplam 1045 terörist etkisiz hale getirildi. Bölücü terör örgütüne katılımlar her geçen gün azalıyor. Bir dönem binlerle ifadelerle sayılar bugün 10’lu 20’li rakamı ancak buluyor. FETÖ, DEAŞ ve sol terör örgütlerinin tepesine biniyoruz.

FETÖ’ye geçen yıl 5827 operasyon yapıldı. 9350 şüpheli gözaltına alındı. Yurt dışına kaçan firarilerin ülkemize iadesiyle ilgili olarak Dışişleri ve Adalet Bakanlıklarımız çalışmaktadır. Devletimizin kurumlarının nefesi nereye kaçarsa kaçsınlar FETÖ’cü alçakların ensesinde olmaya devam edecektir. Organize suç örgütlerine karşı son 1 yılda elde edilen başarıları milletimiz zaten takdir etmektedir.

“Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı”

Emniyet ve MİT tarafından toplamda 603 çete çökertilmiştir. Zehir tacirleri hedefe koyduğumuz hedefe koyduğumuz bir diğer mülevves yapıdır. Son 1 yılda önemli mesafe kat ettik. Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmıyor. Kolluk kuvvetlerimiz asayişi, huzuru, güvenliği temin etmek için gerçekten büyük fedakârlıkla çalışıyor.

Askerlerimizin operasyonlarıyla hudutlarımızda 168 bin yasadışı geçiş engellenmiş, 13 bin 681 düzensiz göçmen yakalanmıştır. 1473’ü Suriye’de, 1052’si Irakta olmak üzere terörist etkisiz hale getirilmiştir. 3158 mağara, sığınak, barınak, depo imha edilmiştir. Yaz ayları boyunca çok daha kararlı, sonuç alıcı operasyonlar gerçekleştireceğiz. Son terörist de ülkemiz için tehdit unsur olmaktan çıkarılıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.

Tüm başarıların bize gösterdiği gerçek; güvenlik birimlerimiz FETÖ ve vesayet odaklarından temizlendikçe terör ve suç örgütlerine karşı başarılarımız katlanarak artıyor. Hangi görünüm, hangi kisve altında olursa olsun kendini devlet ve milletin menfaatlerinin üstünde gören hiçbir yapıya tahammülümüz yoktur. Emniyet teşkilatımıza ve dolayısıyla devletimize olan inancımızı zedeleyecek en küçük yanlışa göz yummayacağımızı vurgulamak isterim.

Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının güvenlik birimlerimiz dair hiçbir yapının devlette nüksetmesine izin vermeyeceğiz. Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz. Sizler bu milletin bağrından çıkmış, gerektiğinde vatan ve millet için can vermeye hazır birer nefersiniz.

Sizler güvenliğimizin olduğu kadar demokrasi ve ekonomideki kalkınma hamlelerimizin de teminatısınız. Kamu otoritesi adına hareket eden kanun adamlarının herkesten daha fazla dikkatli olması beklenir. Sizlerin de bu beklentilerin bilinciyle davranacağınıza inanıyorum. Misafir öğrencilerimizi bir kez daha kutluyor, ülkelerine bizlerden selam götürmesini diliyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Hüda Kaya Hakkında Tahliye Kararı: Barış İstemeye Devam Edeceğim

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye kararı verilen Hüda Kaya, savunmasında, “28 Şubat’ta idamlarla yargılanırken de şeriatçı olmakla yargılandık. İktidarlar değişti yargılama biçimi değişmedi” dedi ve ekledi:

“O zaman ‘şeriatçı’ olarak yargılanıyorduk bugün ise ‘terörist, bölücü olarak’ yargılanıyoruz. İyilik ve barış istemek iktidarlara göre değişmez. İyilikle, barışla teröristlik bir arada olamaz. Dün alanda, sokakta, kürsüde ne istediysem, bugün tüm tabiat, canlılar, toprak için, insanlar için aynen iyilik, barış ve mutluluk istemeye devam edeceğim.”

6-8 Ekim 2014 tarihindeki protestolar gerekçe gösterilerek eski HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan, Pero Dündar ve Garo Paylan hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı.

Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan duruşmayı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, milletvekilleri ve Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyeleri takip etti.

Tutsak siyasetçi Hüda Kaya, duruşmaya Silivri Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Duruşmada, mahkeme iddianamede geçen suçlamaları hatırlattı. Daha sonra söz alan tutsak siyasetçi Hüda Kaya, “Bu iddianame öncekilerin kötü bir kopyası olarak önüme geldi. Baştan sona konuşmalarımda tek bir hakaret içermeyen konuşmalarım nedeniyle yargılanıyorum. Her zaman barış ve eşitlikten yana olan konuşmalarım siyasi bir öç olarak karşıma konuldu. Tek başımıza da kalsak yalana, haksızlığa sarılmayız” dedi.

Yaptığı konuşmaların ve katıldığı tüm etkinliklerin suçlama konusu yapıldığını belirten Kaya, “Adalet mülkün temeli değil de mülk adaletin temeli olunca, egemenlik halkın değil egemenlerin olunca, hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku geçerli olunca elbette sanık sandalyesinde olan bizler oluyoruz. Biz mağdur değiliz çünkü çok şükür çalmadık, insanların özgürlüklerini çalmadık, yalan söylemedik, şiddetin her türlüsüne karşı olduk.

Bütün bunlara rağmen savcılığın talep ettiği suçlara karşı ifade vermem hukuksuzca engellendi ve 8 aydır haksız şekilde tutuklu bulunuyorum. Bir milletvekili temsil ettiği insanların açısında, taziyesinde, haksızlığa uğradığında onların sesi olmak için çalışır. Hala görevde olan milletvekilleri de bunun için çalışıyor. Bizleri özgürlüğümüzden alı koyanların verdiği kararların siyasi olduğunu söylüyorum” diyerek, tepki gösterdi.

Kaya, Cizre olaylarında yaralıların kurtarılması için yaptığı yardım çağrısının dosyaya alındığına şaşırdığını söyleyerek, şöyle devam etti: “Şiddet karşıtı ve barış yanlısı bir insanım, buna karşı size vereceğim cevabım zaten dosyanın içindedir. Dinler insanı ve toplumu vicdani ve öz anlamında geliştirmek içindir diyebiliriz.

Onca öğreti ve öncü ve elçilere rağmen toplumlar birçok şeyi yozlaştırıp egemenlik aracı kıldığı gibi egemenler dinleri de baskı, sömürü ve cinsiyetçilik aracı haline getirdi. Yine Meclis’te yaptığım bir konuşma dosyaya konulmuş, kürsü dokunulmazlığı ihlal edilerek anayasaya aykırılık yapılıyor. Asıl bu hukuksuzluğu yapanlar, bunu dosyaya koyanlar hakkında işlem yapılmalıydı. Yaptığım konuşmanın nasıl dosyaya alınıp suç olarak geri döndüğünü anlamak mümkün değil.”

Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “İHD’nin İstanbul Şubesi’nde Kobani olaylarına ilişkin bir konuşma yapmışım. Ne demişim,‘Kobani olaylarının ortaya çıkması ve aydınlatılması için önerge verdik ama bu olayların ortaya çıkartılmasını engelleyen AKP-MHP’dir. Derin devlet ve devletin karanlık yüzü olayların ortaya çıkmasını istemeyenlerin kim olduğunu tahmin etmek zor değil’ demişim. Yani ne konuşalım ne diyelim, barış konuşmayalım mı, iyilik konuşmayalım mı hep savaş hep çatışma mı konuşalım?

Ülkenin iyi geleceği olsun diye yaptığımız çırpınışların ödüllendirilmesi gerekirken bunlarla yargılanır hale gelmişiz. Yine 6 Eylül’de Mardin Belediyesine atanan kayyım belediyesi protestolarında zılgıtlar çekilmiş, şarkılar söylenmiş ve burada bir konuşma yapmışım. Bu da dosyada yer alıyor, ‘Hırsızlara boyun eğmeyeceğiz, itaat etmeyeceğiz’ demişim. Hakim bey bunu okurken gülsek mi bilemiyoruz iddianamede defalarca ‘hırsızlıklar’ kelimesi geçiyor. ‘Seçilmişlerin, halkın iradesi üzerine irade tanımıyoruz” diyerek konuşmama devam etmişim.

Süleyman Soylu’ya yine burada ‘sözde içişleri bakanı’ diyerek, ‘insanlar sizin yüzünüzden dinden uzaklaştı, hırsızlıkla yalanı her türlü kötülüğü inançla bütünleştirdiniz, sizin kötülüklerinize teslim olmayacağız. Kim olursa olsun çocukların, ezilenlerin, kadınların yanında olarak hakkın hakikatin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu ülke bu halk kötülüğe teslim olmayacak, işte bu kayyım politikaları da kötülüğün sesinin halkların sesini kesmeye çalışmasıdır. Bu kötülük sesine yenilmeyeceğiz. Bu halk size dersinizi verdi vermeye devam edecek’ demişim.

Gerçekten ibretlik alıntılardan bir tanesidir bu. Politik mi, sosyolojik mi hangi açıdan değerlendirilse eksik kalır. Nerede olursam olayım, şiddete karşı, haksızlığa karşı olup, canlıların, insanların özgürlüğünün yanında olduğumu her yerde anlatmışımdır. Tüm bunları yetkililere söylememek onları incitmemek mi gerekiyor? İktidarın gücüyle bizlerde bir yerde yerleşip yurtlanırdık ama çok şükür hiçbirimiz bunu istemedik, buradan yana olmadık. Yine bu seçimlerde halk Mardin’de Ahmet Türk demedi mi her şeye rağmen, halk işte böyle dersini egemenlere verir.

28 Şubat dönemindeki yargılamalara değinen Kaya, bugün aynı sistemin AKP eliyle işletildiğini söyledi. Kaya, “28 Şubat’ta idamlarla yargılanırken de şeriatçı olmakla yargılandık. İktidarlar değişti yargılama biçimi değişmedi. O zaman ‘şeriatçı’ olarak yargılanıyorduk bugün ise ‘terörist, bölücü olarak’ yargılanıyoruz. İyilik ve barış istemek iktidarlara göre değişmez. İyilikle, barışla teröristlik bir arada olamaz. Dün alanda, sokakta, kürsüde ne istediysem, bugün tüm tabiat, canlılar, toprak için, insanlar için aynen iyilik, barış ve mutluluk istemeye devam edeceğim.”

Hakkında beyanlarda bulunan tanık Gül Tanrıverdi’nin Kandil’e gittiğine ilişkin iddialarına yanıt veren Kaya, Kandil’e çözüm sürecinde açık bir biçimde gittiğini ve bu röportajların yayınlandığını belirtti. İkinci gidişinde ise bir heyet eşliğinde gittiğini söyleyen Kaya, tarihleri ve verileriyle birlikte olduğunu söyledi. Gizli tanığın iddia ettiği üzere Halklar ve İnançlar Komisyonu ile gittiğine ilişkin beyanların gerçeği yansıtmadığını dile getiren Kaya, 6 Ekim’de HDP MYK toplantısına ise katılmadığını ve o tarihlerde Muş’ta olduğunu anımsattı.

Kaya’nın beyanları ardından söz alan avukat Zilan Leventoğlu, 2013-15 arasında yaşanan sürece dikkat çekerek, bu süreç üzerinden 11 yıl geçtiğini hatırlattı. Leventoğlu, Bu sürecin içinde yer alan AKP’lilerin ise faaliyetlerinden yargılanmadığını ancak HDP’li siyasetçilerin ise yargılandığını söyledi. Leventoğlu, söz konusu faaliyet ve çalışmaların suç olmadığını ve devletin bilgisi ile yapıldığını paylaştı.

Leventoğlu, müvekkilinin yurt dışında bir konferansa katılmak için havalimanında bulunduğunu ancak havuz medyasının “kaçacaktı” şeklinde haberler servis ettiğini anımsatarak, tepki gösterdi. HTS kayıtlarına değinen Leventoğlu, “Müvekkilin oğlu ile konuşmalarına dahi değinilerek dosyaya konulması ne kadar hakkaniyetli tartışılır. Bir yıl önce başlatılan soruşturmada gizlilik kararı kaldırılmamış, müvekkilin savunma yapması engellenmiştir.

Dosyada ithaf edilen suçlara ilişkin tek bir delil yok. 8 aydır müvekkilimiz hukuksuz bir biçimde tutukludur. Kobani Davası’nda görülen karar duruşmasında müvekkilimize atılı aynı suçlardan siyasetçiler beraat etmiştir. Tutukluluk halinin hiçbir hukuki ve makul bir gerekçesi kalmamıştır. Soruşturmaya yine konu olan son derece demokratik bir çağrı olan 6-8 Ekim çağrısında milletvekilimizin ne imzası vardır, ne toplantıya katılmıştır ne de paylaşım yapmıştır. Buna ilişkin tek bir delil, tanık ve belge yoktur” diye konuştu.

Savunmaların ardından mütalaasını sunan iddia makamı, Kaya’nın tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Kaya’nın ayda bir kez imza atma yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağıyla birlikte tahliyesine karar verdi.

Birinci Kobani Davası

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın karar duruşması 16 Mayıs’ta görülmüştü. Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davada ceza yağdırmış, Mahkeme Selahattin Demirtaş’a 42 yıl, Figen Yüksekdağ’a 30 yıl 3 ay ceza vermişti. Mahkeme, 24 kişi hakkında toplam 407 yıl 7 ay hapis cezası vermişti.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Özel’den “Tasarruf Paketi” Tepkisi: Yoksullaşan Vatandaş Zenginleşen Yandaş

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Açıkladıkları tasarrufun tümünü yapsalar 100 milyar TL yani bu yılın bütçesinin yüzde 1’i bile değil. Ama emekçinin servisini kaldıralım, öğretmen atamayalım, emekliye, asgari ücrete zam vermeyelim diyorlar” dedi ve ekledi:

“Daha 1 ay geçti temsil ve ağırlama gideri 7 kat, 350 milyon TL artmış. Haberleşme gideri bir ayda 150 milyon TL artmış. İkisinin toplamı yarım milyar. Yani 100 milyar tasarruf edecek olanlar 2 kalemde yarım milyar israf etmiş.

Araç kiralama, kamu binası kiralama giderleri azalmamış artmış. Geçen sene Merkez Bankası 800 milyar TL zarar etti, KKM’ye 1.2 trilyon verdiler, Kamu özel işletmelerine 3 yılda 675 milyon ödeyecekler. Bütçeden faize 1.3 trilyon ödenecek. Yoksullaşan vatandaş zenginleşen yandaş.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Geçtiğimiz hafta Diyarbakır ve Mardin’de 15 bin hektar alan yandı ve 15 vatandaşımızı kaybettik. Heyetimiz acılı ailelerin yanındaydı, taziyede bulundular. En kısa zamanda ben de taziye için gitmeyi planlıyorum. İçişleri Bakanlığı’nın doğru söylemediği, meselenin bir anız yangınından kaynaklanmadığı ortaya çıktı.

Çok sayıda rapor DEDAŞ’ın inanılmaz ihmallerini anlatıyor. DEDAŞ bölgenin en çok şikayet edilen kurumudur. En çok Urfa’da şikayet ediliyor. Urfa’yı kavurucu sıcakta elektriksiz dolayısıyla susuz bırakıyor. Diyaliz, solunum cihazlarına bağlı insanların hayatı tehlike altında. Düşük yüksek voltaj nedeniyle aletler bozuluyor, tazminat talepleri kabul edilmiyor. Bu özelleştirmeler yapılırken karşı oylarımızı, raporlarımızı dinlemediler. Tam da bunu söyledik.

Elektrik yaşam hakkıdır, böyle stratejik bir alanı özelleştirmeyin, dedik. Şimdi orman yangınına bakın 15 can DEDAŞ’ın ihmalinden kaynaklanıyor. Bütün itirazlara rağmen iyileştirme yapılmadığı gibi dezenformasyon yapılıyor. Kaçak kullanılıyor da ondan oluyor diyorlar. Kaçak kullanan varsa ona yapılacak başkadır. Meclis açılır açılmaz ilk iş orman yangınları konusunda araştırma önergesi verdik. Yangınlar tüm yönleriyle araştırılmalı.

Açıkladı tasarrufun tümünü yapsalar 100 milyar TL yani bu yılın bütçesinin yüzde 1’i bile değil. Ama emekçinin servisini kaldıralım, öğretmen atamayalım, emekliye, asgari ücrete zam vermeyelim diyorlar. Daha 1 ay geçti temsil ve ağırlama gideri 7 kat, 350 milyon TL artmış. Haberleşme gideri bir ayda 150 milyon TL artmış. İkisinin toplamı yarım milyar.

Yani 100 milyar tasarruf edecek olanlar 2 kalemde yarım milyar israf etmiş. Araç kirama, kamu binası kiralama giderleri azalmamış artmış. Geçen sene Merkez Bankası 800 milyar TL zarar etti, KKM’ye 1.2 trilyon verdiler, Kamu özel işletmelerine 3 yılda 675 milyon ödeyecekler. Bütçeden faize 1.3 trilyon ödenecek. Yoksullaşan vatandaş zenginleşen yandaş.

6 Şubat depreminin üzerinden 16 ay geçti. Bir arpa boyu yol alınmadığını, hayatın konteyner, çadır ya da göç edilen yakınların yanında sürdüğünü ama kimsenin yüzünün gülmediğini söylemeliyim. 1 yılda 650 bin konut sözü verenler 1,5 yılda 79 bin konut yaptılar. Sözlerinin yüzde 12’sini tuttular, önemli bir kısmı köy evi. Malatya’daki ortalama yüzde 6,7. Bu sıcakta çadırda, konteynerda sağlık sorunlarıyla karşı karşıyalar.

3 ayda bütün şehirlerde sadece 2500 konut teslim ettiler. Bütün ilgili odalar, muhalefet partiler bu yöntemle bu konutlar olmaz demişti. Bu ay kira yardımı da bitiyor. Uzatmayı da düşünmüyorlar. Bu konuda hem sağduyulu, meseleyi bir siyasi çekişme haline getirmeden hızla bir çözüm bekliyoruz. Gerekli öneride bulunacağız. Ne halleri varsa görsün diyorlarsa bilsinler ki deprem bölgesindeki kimse sahipsiz değildir.

Deprem bölgesinde en önemli itiraz belirsizlik. Az hasarlı konutlara ‘yap geç’ diyorlar. Borç harç yapınca ‘rezerv alan ilan edildi’ diyorlar onu da alıyorlar. Orta hasarlı evlere yıkılacak dediler, gittim kapıyı pencereleri söktüm sattım harçlık yaptım, şimdi diyorlar ki oturun, evde bir şey kalmadı. Bu belirsizlik olacak iş değil. Bu iki mesele çözülmeli. Kiracılar hak sahibi sayılmadığı için yeni konutlardan yararlanamıyor.

Eurosat verilerine göre Türkiye kira artışlarında Avrupa birincisi oldu. İkinci Macaristan. Pandemi, kriz, enflasyon her yerde oldu. Herkes tedbir aldı, bizimkiler almadı. Geçen sene yüzde 125. Avrupa’da en yüksek 12 Türkiye’de 125. Kira artışına tavan koyan tek ülke biziz. AB ülkeleri yüzde 3’te tutmuş. Bir de birileri yönü batıdan çeviriyor.

Şimdi de ev kirasına yüzde 20 stopaj getiriyorlar. Her ev sahibi olan zengin değil artık. Nerde görülmüş stopajı ev sahibinin verdiği. Ev kiralarına yansımazsa gelin bana sorun. Kim nereye vergi getiriyorsa aslından garibanın sırtına yüklüyor.

Memleketi 22 yıldır yönetenler batırmaktan beter etmişler, hala yalan yanlış işlerde ısrar ediyorlar. Ana muhalefet partisi gel ben sana anlatayım deyince,’ ortak program mı çalışacaklar’ diyorlar. ün müstakbel ekonomi bakanımız Yalçın Karatepe, zengine rasyonel vatandaşa irrasyonel politikacıların uygulayıcısı Mehmet Şimşek’le görüştüler. Siyaset hem müzakere hem mücadele işi. Bu krizin müsebbibi toplumun kırılgan kesimleri değil. Bu krizi onlar yaratmadı.

Bu krizi bütün dünya yönetirken yönetmeyen anlayış, yoksuldan zengine kar aktaranlar, bilerek enflasyonist ortam yaratanlar, seçim ekonomisi uygulayanlar, Ecevit’ten yüzde 29 enflasyonla alıp yüzde 100’lere çıkaranlar yarattı. Emekliler, emekçiler, esnaf kemer sıkacak, senin yandaşlar bir düğme daha açacak, öyle yağma yok demeye gittik. Emekliye 10 bin TL maaş olmaz 25 bin TL olsun demeye gittik. Önce asgari ücret yapın biz gelince 1,5 asgari ücret yapacağız dedik. Geldiklerinde 2 koç alıyordu emekliler, şimdi 2 emekli 1 kurban kesemiyor.

Asgari ücret 10 bin 2 lira. Verildiğinden beri yüzde 25 eridi. Gerçek gıda enflasyonu, asgari ücret yüzde 41 eridi. Açlık sınırının altında. Karatepe’nin ‘bir değişiklik iradesi görmüyorum’ dediği asgari ücrete zam yapmayacaklarına niyetlenmeleridir. Bu insanları açlığa sürüklemenize izin vermeyeceğiz.

Tarım meselesinde taban fiyatlar mutlaka düzenlenmeli. Kredi kartlarının yüksek faiz oranları acilen düşürülmeli. Faizden alınan yüzde 30 vergi sıfırlanmalı. Çiftçi ve esnafın faizleri bir kereye mahsus silinmeli.

Bir de makro önerimiz var; vergide adalet istiyoruz. Çok kazananın çok, az kazananın az vergi vermesini istiyoruz. Dolaylı vergi yüzde 68. Yüzde 21 herkesin aldığı maaşlarından kesilen vergi. CHP iktidarında vergide adalet gelecek, Mehmet Şimşek istediği kadar dirensin. 226 milyar TL gelir elde etmeye çalışıyorlar. Geçen sene yandaş müteahhitlerin 660 milyar TL kesinleşmiş vergisini mücadele etti. 226 milyar için emeklinin, emekçinin, çiftçinin, esnafın boğazına çökecekler.

Peki ne yapacağız? Anlattık ama anlamadılar. O zaman hepinizi 30 Haziran günü emeğin başkenti Kocaeli’ne bekliyoruz. Asgari ücrete, emekli maaşına, çaya buğdaya zammı söke söke almak için bütün geçinemeyenleri Kocaeli’ne bekliyoruz.”

Bahçeli’ye geçmiş olsun mesajı

Grup toplantısı çıkışı gazetecilerin Bahçeli ile ilgili sorusunu yanıtlayan Özel, “Kendisine geçmiş olsun diliyorum. Konuşmada MHP ile ilgili kısmı da o yüzden atladık. Acil şifalar diliyorum” dedi.  Özel, Yılmaz Özdil ile ilgili soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Paylaşın

Şimşek’ten CHP İle Görüşme Açıklaması: Normalleşme Ruhunu Zedelemez

CHP’li Yalçın Karatepe ile görüşmeye ilişkin açıklamada bulunan Mehmet Şimşek, “Gündeme getirilen tüm konularla ilgili perspektifimizi şeffaf bir şekilde kendilerine anlattık. Önerilerini, demokratik nezaket ve ekonomik-mali gerçekler kapsamında not ettik” dedi ve ekledi:

“Ayrıca uyguladığımız ekonomi programımıza ilişkin detaylı bir de sunum yaptık. Ancak sonrasında görüşmeye ilişkin kamuoyuna yönelik mesajlarının tribün ve taraftar kaygısıyla verilmiş olduğunu izledik. Umarım bu tutum ve yaklaşım diyalog ve normalleşme ruhunu zedelemez.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile CHP’nin Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe arasında dün gerçekleşen görüşme gündemdeki yerini koruyor. Karatepe’nin görüşme sonrası yaptığı açıklamalarla ilgili sosyal medya hesabından paylaşım yapan Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı ile Karatepe’yi ağırladıklarını ve protokol kurallarını uygulamadan binanın girişinde karşıladığını söyledi.

Mehmet Şimşek, “Gündeme getirilen tüm konularla ilgili perspektifimizi şeffaf bir şekilde kendilerine anlattık. Önerilerini, demokratik nezaket ve ekonomik-mali gerçekler kapsamında not ettik. Ayrıca uyguladığımız ekonomi programımıza ilişkin detaylı bir de sunum yaptık. Ancak sonrasında görüşmeye ilişkin kamuoyuna yönelik mesajlarının tribün ve taraftar kaygısıyla verilmiş olduğunu izledik. Umarım bu tutum ve yaklaşım diyalog ve normalleşme ruhunu zedelemez” dedi.

Ne olmuştu?

Karatepe ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, “Görüşmede dört ana talep ilettik. Asgari ücrete ara zam, emekli aylıklarla ciddi şekilde artış yapılması, tarımsal desteklerin arttırılarak tarım kanununun öngördüğü şekilde yüzde bir oranında çiftçilere ödenmesi, bu kapsamda şimdiye kadar açıklanmış olan çay ve buğday gibi alım fiyatlarının güncellenmesi ve dördüncü olarak da ekonomide önemli sorunlardan birisi olarak gördüğümüz vergide adaletsizliğin giderilmesi. Biz bu önerilerimizi sunduk ve takipçisi olacağız. Görüşmeye dört taleple gittik. Ancak dört saatin sonunda acı reçeteyi yine vatandaşa çıkaran anlayışlarında bir değişim iradesi olmadığını maalesef gördük” demişti.

Paylaşın