TÜİK Hakkında Çarpıcı İddia: Verileri İnternetten Topluyor

İktisatçı Prof. Dr. Öner Günçavdı, TÜİK’in veri toplama yöntemine ilişkin, “Pandemi döneminde bizim haberimiz olmadan veri toplama yöntemi değişmiş. O dönem, bütün Avrupa’da ve Türkiye’de online toplanmaya başlandı “dedi ve ekledi:

“Eurostat, verinin bütünlüğünü sağlamak için bir metot önermiş ve bu uygulamaları biz dahil diğer ülkelere göndermiş. TÜİK, geçici olan online veri toplama meselesini yaygınlaştırmış. Bu online veriler dünyada daha nasıl kullanılacak belli değil. Prosedürlere uymayan, kafalarına göre bir yöntem geliştirmişler. Verilerin yüzde 40 küsuru barkoddan ve yüzde 5’i de web’ten geliyor. TÜİK başkanının 51 sayfalık sunuşunda bunu gördük.”

İktisatçı Prof. Dr. Öner Günçavdı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) veri toplama yönteminin izini sürdü. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ile temasa geçen Günçavdı, dikkat çeken sonuçlara ulaştı. tclira.com’a açıklamalarda bulunan Prof. Günçavdı, şu ifadeleri kullandı:

“Pandemi döneminde bizim haberimiz olmadan veri toplama yöntemi değişmiş. O dönem, bütün Avrupa’da ve Türkiye’de online toplanmaya başlandı. Eurostat, verinin bütünlüğünü sağlamak için bir metot önermiş ve bu uygulamaları biz dahil diğer ülkelere göndermiş. TÜİK, geçici olan online veri toplama meselesini yaygınlaştırmış. Bu online veriler dünyada daha nasıl kullanılacak belli değil. Prosedürlere uymayan, kafalarına göre bir yöntem geliştirmişler. Verilerin yüzde 40 küsuru barkoddan ve yüzde 5’i de web’ten geliyor. TÜİK başkanının 51 sayfalık sunuşunda bunu gördük. Bunun üzerine ben de Eurostat ile temasa da geçtim.”

TÜİK’in pandemide yayınlanan Eurostat ve IMF yönergelerini referans gösterdiğini ama onlara da uymadığını anlatan Günçavdı, “Böyle yaptığınız zaman bölgesel düzeyde verilere ulaşamıyorsunuz. İnternetteki fiyatlar şirkete özeldir. Zaman zaman bu fiyatlar ve ürünün nitelikleri değişir. Teknik manada açıklanması gereken sorular var. Toplanan verinin nasıl kullanıldığı da net değil. Bunlar bu şekilde olmaması lazım” dedi.

“Bunun adı ‘olsa olsa yöntemi’dir”

Markette satılan ürünün üzerindeki barkodun ürünün miktarı ve fiyatı hakkında bilgiler verdiğini belirten Prof. Günçavdı, internette satılan ürünün ise sadece fiyatı olduğunu kaydetti. Günçavdı, “Kaç adet ve gramajı belli değil. Fiili satış miktarı gitmiyor. Bu fiyatlar sürekli oynak, internette 6-7 farklı zeytinyağı fiyatı var. Bunları nasıl toplulaştırıyor bilmiyoruz. Bir metotları da yok. Hangi marketlerden alıyor, bunlar toplam satışın yüzde kaçıdır, hangi dönem aralıkları ile alıyor. Ayda 3 kere topluyor veri ama sürekli veri geliyor buraya. Sahadan aldığı veri ile nasıl harmanlıyor? Bunun adı ‘olsa olsa yöntemi’dir. Sitesinde metodolojisi de yok” diye konuştu.

Bu boyutta internetten veri kullanan hiçbir ülkenin olmadığını anlatan Günçavdı, şöyle konuştu: “Eurostat bunu önermiyor, Biz ise Türkiye’de kullanıyoruz. Eurostat madde bazında açıklamıyor deniyor, Danimarka’ya bakıyorsunuz orada var. Avrupa’da bu veri kullanılmıyor, sahada toplanıyor. Almanya sadece kontrol amaçlı olarak kullanıyor. Çok sınırlı kullanım var. Sahadan da veri toplanıyor. Bizimkiler hiç kimsenin haberi olmadan girmişler bu işe. İşte bu yüzden TÜİK ile İTO (İstanbul Ticaret Odası) ve Kıbrıs verileri arasındaki makas açılıyor. İTO sahadan eski usul gidiyor. İTO demode kaldı dedikleri de bu. Oysa İTO daha doğru bir yöntemle ölçüyor. Dolayısıyla bir makas oluşuyor. Bu veriye müdahale değil, hesaplama yönteminde kafalarına göre hareket etmektir. İnternetten veriyi manipüle etmek daha kolaydır. Ama sahadan toplayınca müdahalesi çok zordur.”

Paylaşın

Erdoğan: Türkiye, Yeni Dönemin Forveti Olacak

Yüksek Teknoloji Teşvik Programı Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Türk ekonomisi çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Daha doğru bir ifadeyle kabuk değiştiriyor” dedi ve ekledi:

“İş dünyamız şunu çok iyi bilsin; inşallah bu sürecin sonunda ekonomimiz farklı bir lige yükselecek. Gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyayı menfi etkileyen sis bulutları dağıldığında Türkiye, yeni dönemin forveti olacak.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Teknoloji Teşvik Programı Tanıtım Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“İmalatla, istihdamla, ticaretle Türkiye ekonomisine katkı veren tüm sanayici ve girişimcilerimizi tebrik ediyorum. Savunma sanayinden otomotive, havacılıktan insansız sistemlere, oldukça geniş bir yelpazede kendi sektörlerinin liderleri olan temsilcilerimize teşekkürlerimizi bizzat ifade ettik.

Yeter ki siz Türkiye’nin üretim kapasitesine güç katın. Bizi sizlerden hiçbir zaman kimse ayıramayacak. Sermaye düşmanlığı, yatırım karşıtlığı yapanlara da asla fırsat vermeyiz. Bugünkü toplantımız, işte bu irademizin yeni bir sembolüdür.

Yüksek teknoloji yatırımlarına küresel bir merkez haline gelmemize öncülük edecek programımızı tanıtmaktan gurur duyuyorum… Özellikle dünyamızın içerisinden geçtiği bu dönüşüm sürecinde atılan bu adımlar, Türkiye’nin geleceği açısından büyük öneme sahiptir.

2. Dünya Savaşı’nın galiplerinin, ekonomik, askeri çıkarlarını korumak amacıyla kurulan mevcut sistem artık miadını doldurmaya başlamıştır… Sadece yakın geçmişteki krizler bile sistemin iflas bayrağını çekmeye başladığını göstermek için yeterlidir.

İşte herhalde ABD’nin kongresinde soykırımcı bir katilin nasıl alkışlandığını tüm dünya izledi… İnsanlığa hizmeti olan alkışlanır. 40 bine yakın insanları katledenleri, temsilciler meclisi alkışlıyor. Dışarıda da onlara karşı tam aksi bir hareket.

7 Ekim’den bu yana çocukların, kadınların katledilmesi izleniyor. Bunların katili olan Netanyahu, ABD’de alkışlanıyor. Hani insan hakları?

Bırakın katliamı durdurmayı, elinde 150 bin insanın kanı olan bir kasabı kongresinde ağırlayan ve ayakta alkışlayan akıl ve vicdan tutulması ile karşı karşıyayız. Lafa gelince tüm dünyaya insan hakları dersi verenler çağımızın Hitler’ini kahraman gibi ağırlarken yüzleri kızarmıyor.

Küresel sistemin kökten sarsıldığı bu kaostan kendi göbeğini kendi kesebilen ülkeler başarıyla çıkabilecek. Onun için tam bağımsız Türkiye hedefi ile Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için her alanda yoğun bir çaba içerisindeyiz.

Ne etrafımızda yaşanan çatışmalar ne de 6 Şubat depremlerinin 104 milyarı bulan faturası bizi yolumuzdan şaşırtmadı. Şartlar ne olursa olsun hedeflerimizden asla kopmadık, kopmuyoruz.

Ülkemizin teknoloji geliştirme kabiliyetinin nişanelerinden olan yerli ve milli elektrikli otomobilimiz Togg yollarda. Yapamazsınız, yapsanız dahi satamazsınız diyenlere rağmen hedefimize ulaştık.

Diğer sektörlere de ilham kaynağı oldu. Ayrıca küresel diğer otomotiv markalarını ve elektrikli araç üreticilerinin yatırımlarını Türkiye’ye kaydırmasını sağladık. BYD ülkemizde üretim tesisi ve Ar-Ge merkezi kuracak Manisa’da. Başka şirketlerle de görüşmelerimiz sürüyor.

Uluslararası doğrudan yatırım stratejisini yakında uygulamaya geçiriyoruz. 2024-2028 yıllarını kapsayan stratejimiz ile yüksek teknoloji odaklı yatırımları daha fazla ülkemize çekmek istiyoruz… Toplam yatırım büyüklüğü 1 trilyon 258 milyar TL’ye ulaşan 238 proje için başvuru yapıldı.

Önümüzdeki dönemde 4 yeni model fabrika daha ekleyerek sayıyı 14’e çıkartacağız… Toplam 750 milyon dolarlık finansmanı sanayicilerimize, kobilerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk.

Ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek kritik teknolojileri desteklemeye devam ediyoruz…. Bu yolda biraz daha sabırlı olmamız gerekiyor. Türk ekonomisi çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor, kabuk değiştiriyor.

Ekonomimiz bu sürecin sonunda farklı bir lige yükselecek. Sis bulutu dağıldığında Türkiye yeni dönemin forveti olacak. Başlıca 4 nitelik arayacağız: Yeni teknolojileri odağa alması, yatırımlar için yeterli ölçek, teknik yeterlilik, teknolojik kazanım.

Proje bazlı yatırım teşvikleri, cazip finansman imkanları sunacağız… 6 çağrıyı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Otomotiv sektörünün gelişimine liderlik etmemizi sağlayacak elektrikli araç çağrısı…. 1 milyon adet üretime çıkmayı hedefleyen teşvik paketini devreye alıyoruz.

Otomotiv sektörümüzün rekabet gücü için batarya çağrımız ile 2030 yılına kadar 80 gigavat saatlik bir üretim inşa ederek megavat saat başına 6 bin dolara kadar hibe desteğini de içeren bir paketi yatırımcıların istifadesine sunuyoruz.

Bir tanesi de çip teknolojileri, yapay zeka başta olmak üzere stratejik önemi giderek artıyor. Bizim de çip tasarlama ve üretme kapasitemizi geliştirmemiz önemli.

Endüstriyel boyutta çip üretme kapasitesi hedefiyle 5 milyar dolarlık bir teşvik paketini de devreye alıyoruz.

Elektrikli araç üretim kapasitemizi yıllık en az 1 milyon adede çıkarmayı öngören 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz.

Yüzde 40’a varan oranda sermaye katkısı ve hibe desteği vermeye hazırız… Güneş hücresi ve paneli, rüzgar türbinleri ve bileşen konusunda iyi bir konumdayız.

Yenilenebilir enerji yatırımları Pazar potansiyelini değerlendirmeyi amaçlıyoruz… Güneş’te 15 gigavatlık bir tesis kapasitesine yönelik toplam 2,5 milyar dolarlık paket.

Rüzgar enerjisinde de yerli bir rüzgar enerjisi markası inşa etmeyi hedefliyoruz. Toplamda 1,7 milyar dolarlık bir kaynak ayırıyoruz… Büyük teknoloji firmalarının Ar-Ge merkezlerini Türkiye’ye taşıyacak bir paketi devreye alıyoruz… Personel giderlerinin yarısını 5 yıl süreyle karşılayacağız.

Togg’un uzun vadede başarısı için kritik öneme sahip firma 10 milyar TL’nin üzerinde Ar-Ge yatırımı ile otonom teknolojilerini Türkiye’de geliştirecek… En az 20 milyar dolarlık özel sektör yatırımını ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz.

Açıkladığımız 6 çağrı öncelikli olarak belirlediğimiz alanlar. Bunlara ilaveten 4 başlıkta daha çağrılarımızı çok kısa süre içerisinde kamuoyu ile paylaşacağız. Hit 30 programımızın ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”

Paylaşın

MGK’dan Dokuz Maddelik Bildiri: Suriye Vurgusu

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Terörle mücadelede artan gayretlerimizin, bölge ülkelerinin samimi iş birliği ile müşterek güvenlik meselelerinin çözümüne sağlam bir zemin teşkil ederek komşularımız Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve refahına kalıcı katkıda bulunacağına işaret edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Meselelerin çözüme kavuşturulması sürecinde, Suriye’de tüm tarafları kapsayan gerçek bir toplumsal mutabakata ulaşılmasına yönelik desteğin sürdürüleceği ve nifak girişimleri ile iki halkın kadim dostluğunu hedef alan kışkırtmalara müsaade edilmeyeceği vurgulanmış; Suriye topraklarının bölücü terörden arındırılmasının, öncelikle Suriye’nin menfaatlerini ve bekasını teminat altına alacağının altı çizilmiştir” denildi.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. 2 saat 45 dakika süren toplantının ardından 9 maddelik bildiri yayınlandı. Bildiride şu ifadelere yer verildi:

“1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

2. 15 Temmuz ihanetinin faili FETÖ ile mücadelede gelinen aşama ve önümüzdeki süreçte atılacak adımlar değerlendirilmiş; Türkiye’ye hasım odakların güdümünde her türlü menfur eyleme tevessül eden ve mağduriyet kisvesiyle kendisini aklamaya çalışan terör örgütünün tamamen çökertilmesine yönelik sarsılmaz kararlılık vurgulanmıştır.

3. Terörle mücadelede artan gayretlerimizin, bölge ülkelerinin samimi iş birliği ile müşterek güvenlik meselelerinin çözümüne sağlam bir zemin teşkil ederek komşularımız Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve refahına kalıcı katkıda bulunacağına işaret edilmiştir.

4. Meselelerin çözüme kavuşturulması sürecinde, Suriye’de tüm tarafları kapsayan gerçek bir toplumsal mutabakata ulaşılmasına yönelik desteğin sürdürüleceği ve nifak girişimleri ile iki halkın kadim dostluğunu hedef alan kışkırtmalara müsaade edilmeyeceği vurgulanmış; Suriye topraklarının bölücü terörden arındırılmasının, öncelikle Suriye’nin menfaatlerini ve bekasını teminat altına alacağının altı çizilmiştir.

5. Uluslararası toplumun artan tepkisine rağmen gerçekleştirdiği katliamlarla hiçbir hukuk kuralı ve insani değerle ilişkisi kalmadığını açıkça ilan eden İsrail yönetiminin gecikmeksizin durdurulması gerektiği belirtilmiş; aksi hâlde, önce mücavir alanlara müteakiben tüm bölgeye yayılacak bir şiddet sarmalının tetiklenebileceği tekrar hatırlatılmıştır.

6. Türkiye’nin uluslararası antlaşmalar çerçevesinde ve garantör ülke sıfatıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı sayesinde, yarım asırdır Ada’nın tamamında hâkim kılınan barış, huzur ve güven ortamının; harekâtın meşruiyetini ve başarısını tarih önünde tartışmasız bir şekilde teyit ettiği kaydedilmiştir.

Millî davamız olan Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde iki devletli çözüm esasına göre neticelenmesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak tanınması istikametindeki kararlı tutumumuzun muhafaza edileceği vurgulanmıştır.

7. Ege ve Akdeniz’deki meselelerde diyaloğa öncelik veren ve yapıcı yaklaşımımızın istismarına fırsat verilmeyeceği belirtilmiş; hak, alaka ve menfaatlerimizin müdaafasına yönelik tavizsiz uygulamaların sürdürüleceği ifade edilmiştir.

8. Ukrayna’daki savaşa ilişkin gelişmeler ve son dönemdeki diplomatik çabalar ele alınmış; savaşın daha fazla tırmanmadan ve bölgeye yayılmadan adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çok taraflı samimi gayretlerin artırılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.

9. Somali, Libya, Sudan ve Nijer başta olmak üzere Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında uzun vadeli bir yaklaşımla geliştirilen ilişkiler değerlendirilmiş; Türkiye’nin, güven ve istikrarın tesisi hususunda üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirerek kardeş Afrika halklarının huzur ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceği kaydedilmiştir.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: İktidarı Alacağız

Özgür Özel, Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyelerin SGK’ya olan borçlarının tahsili için verdiği talimat üzerine, “Bakın Türkiye’de SGK’ya belediyelerin toplam borcu 14 milyar 699 lira. En borçlu belediyeler AKP’den yeni devraldığımız belediyeler” dedi ve ekledi:

“En borçlusu Bursa Büyükşehir, sonra Sakarya, sonra Ordu, sonra Balıkesir, sonra Denizli. Bakın en borçlu 5 belediye, 5’i de AKP’den aldığımız belediyeler. Şimdi kendi ödemediği parayı bizden kesmeye kalkıyorlar. Bu sayede çöpler toplanamasın istiyorlar. İstiyor ki toplu taşıma aksasın. Şunu söyleyelim, köpürsen de neye başvurursan başvur bir yolunu bulacağız bu hizmeti yapacağız, milletin gönlünü fethedeceğiz ve o iktidarı senin elinden alacağız!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’de halka seslendi. Konuşmasına siyanür şirketine direnen vatandaşlara değinerek başlayan Özel, “Anadolu’da 300 metreden, 400 metreden derin kuyu dalgıç pompalarıyla su çıkarılırken birçok yerden, maalesef bu suya birileri göz dikti. Oraya altın madeni ruhsatı verdiler. Türkmendağı’ndaki İvrindi ve Altıeylül ilçeleri sınırında kalan 16 köy tehdit altında. Maalesef bir kilometre uzunluğunda, 170 metre derinliğinde iki tane siyanür havuzu yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Özel, Erdoğan’ın “Belediyeleriniz Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan birikmiş borçlarını ödesin. Öyle 25 kuruşa simit yok” ifadelerine yanıt verdi. Erdoğan’ın, “SGK’ya çok borçlu, borçlarını ödesinler. Öyle 25 kuruşa simit yok” dediğini anımsatan Özel, “Tam buradan başlayayım. Sayın Erdoğan doğru söylüyor. Bugün 25 kuruşa simit yok, simit 10 lira… Ama sen iktidara geldiğinde simit 25 kuruştu, sen yaptın 10 lira!” diye konuştu.

Özel, şöyle devam etti: “Hazımsızlık şu; belediyeler hizmet etmek istiyor, işte Ahmet… Bu kadar borca rağmen içi içine sığmıyor. Para bulmaya, kaynak bulmaya çalışıyoruz. Dünyanın öbür ucundan kaynak buluyoruz, fon buluyoruz ama imza atmıyorlar. Niye? Hizmet ederiz de millet CHP’nin geldiğinde ne iyi işler yaptığını görmesin diye! Kentsel dönüşüme para buluyoruz, imza atmıyor. Deprem olacak, insanlar ölecek, orada bile siyaset yapıyorlar.

Erdoğan’a tepki gösteren Özel, şunları kaydetti: “Önünde dünya kadar dosya var. Kentsel dönüşüm için, toplu taşıma için, temiz su için, çevre için ama imzaları atmayarak Türkiye’ye dışarıdan bulduğumuz kaynağı belediyelerimize kullandırtmıyor. Şimdi de gelmiş, geçmişten bugüne AK Parti’den aldığımız belediyelerde bilhassa SGK ve Vergi Dairesi’ne inanılmaz borçlar var. Zamanında parayı yatırmamış, SGK’nın parasıyla burada belediyecilik yapmış ona rağmen kazanmışız…

Şimdi diyor ki, AK Parti döneminde ödenmeyen parayı, MHP döneminde ödenmeyen parayı bir seferde, faiziyle senin paralarından keseceğim. Bunun tek amacı var; belediye başkanlarımızın elini kolunu bağlamak, hizmeti aksatmak, bunun üzerinden ucuz siyaset yapmak… Öyle belediyeleri zora sokarak, halkın hizmetini aksatarak CHP’yi yıpratacağını düşünüyorsan aldanıyorsun. Millet arkamızda. Bunu millet görüyor, sana bunun hesabını ilk sandıkta soracak. Bakın Türkiye’de SGK’ya belediyelerin toplam borcu 14 milyar 699 lira.

En borçlu belediyeler AKP’den yeni devraldığımız belediyeler. En borçlusu Bursa Büyükşehir, sonra Sakarya, sonra Ordu, sonra Balıkesir, sonra Denizli. Bakın en borçlu 5 belediye, 5’i de AKP’den aldığımız belediyeler. Şimdi kendi ödemediği parayı bizden kesmeye kalkıyorlar. Bu sayede çöpler toplanamasın istiyorlar. İstiyor ki toplu taşıma aksasın. Şunu söyleyelim, köpürsen de neye başvurursan başvur bir yolunu bulacağız bu hizmeti yapacağız, milletin gönlünü fethedeceğiz ve o iktidarı senin elinden alacağız!”

Paylaşın

DEM Parti’den AK Parti’ye Net Uyarı

DEM Parti, Ali Bozan’a yönelik saldırı sonrası yaptığı açıklamada, Sayısal çoğunluğuna güvenerek, siyaseten başa çıkamadığı her eleştiriye karşı şiddete başvuran AKP iktidarını uyarıyoruz” ifadelerine yer verdi:

“Saldırganlığı bir siyaset biçimine dönüştürürseniz, altında kalırsınız. Sizin bu nobranlığınız ve saldırganlığınız asla partimize ve vekillerimize geri adım attırmayacaktır. Bu saldırganlıkla ne gerçekleri dile getirmemizi ne de halkın sorunlarını meclis kürsüsünde dillendirmemizi engelleyemezsiniz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor. İşçinin, emeklinin sesi maalesef duyulmuyor ama ben de buradan cebinden ücreti çalınan yurttaşların adına bağırmak istiyorum: Hırsız var, hırsız var, hırsız var! AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor!” dedi.

Ali Bozan, kendisine “terbiyesiz” diye bağıran AK Partililere, “Kendinizi ifade etmekten acizsiniz, ancak hakaret ediyorsunuz, ağzınız pislik kokuyor” diye karşılık verdi.

Tartışmanın büyümesiyle AK Parti milletvekilleri Bozan’ın üstüne yürürken, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, ceketinden tutarak Bozan’ı yere fırlattı. CHP’li milletvekillerinin engellemeye çalıştığı olaylar sırasında bazı AK Partililerin yere düşen Bozan’a tekme attığı görüldü. Eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da Bozan’a önce tokat, sonra da yumruk attı.

Bozan’a saldırı sonrası DEM Parti’den açıklama geldi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “AKP iktidarı kendisine karşı eleştirilere tahammül edemeyerek, gerçeklere karşı şiddete başvurmayı alışkanlık haline getirdi. Milletvekilimiz Ali Bozan’a yönelik kalabalık AKP vekilleri tarafından gerçekleştirilen saldırı korkaklığın göstergesidir.

Sayısal çoğunluğuna güvenerek, siyaseten başa çıkamadığı her eleştiriye karşı şiddete başvuran AKP iktidarını uyarıyoruz. Saldırganlığı bir siyaset biçimine dönüştürürseniz, altında kalırsınız. Sizin bu nobranlığınız ve saldırganlığınız asla partimize ve vekillerimize geri adım attırmayacaktır. Bu saldırganlıkla ne gerçekleri dile getirmemizi ne de halkın sorunlarını meclis kürsüsünde dillendirmemizi engelleyemezsiniz.”

Paylaşın

Meclis Genel Kurulu’nda Yumruklu Kavga

DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor” sözleri sonrası AK Parti Milletvekillerinin saldırısına uğradı.

Meclis polisinin müdahale ettiği kavgada DEM Partili ve CHP’li milletvekilleri de kavgayı önlemeye çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yere düştüğü görüldü.

Meclis Genel Kurulu’nda vergi kanunu görüşmelerinde yumruklu kavga yaşandı. Eski bakan Adil Karaismailoğlu’nun DEM Parti Milletvekili Ali Bozan’ı yumrukladığı görülürken “hırsız”, “ahlaksız”, “şerefsiz”, “terörist” sözleri havada uçuştu.

DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan vergi adaletsizliği üzerine yaptığı konuşmasında “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor. Ama bu cebinden maaşı çalınan işçinin, emekçinin, emeklinin sesi maalesef duyulmuyor. Ben de buradan o cebinden ücreti, maaşı çalınan yurttaşların adına bağırmak istiyorum: Hırsız var, hırsız var, hırsız var! AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine AK Parti sıralarından ‘Terbiyesizlik yapma’, ‘Ahlaksızlık yapma’, ‘Git ağzını yıka’ sesleri duyuldu. Bozan ise “Gelin, kendinizi ifade edin. Kendinizi ifade etmekten acizsiniz, kendinizi ifade etmekten aciz olduğunuz için ancak hakaret ediyorsunuz, ağzınız pislik kokuyor o yüzden” yanıtını verdi.

Tansiyonun giderek yükseldiği Genel Kurul’da AK Partili milletvekilleri, “İn oradan terbiyesiz” diye bağırdı. Ali Bozan’ın “Terbiyesiz de sensin, ahlaksız da sensin” demesi üzerine AK Parti milletvekilleri kürsüye yürüdü. AK Partililerin Bozan’ı kürsüden indirmeye çalışması sonrası karşılıklı hakaretler devam etti.

Bu sırada AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok’un “Şerefsizsiniz, hırsızsınız, teröristsiniz, alçaksınız!” dediği duyuldu.

Kısa süre içinde sözlü tartışma Ali Bozan’a saldırıya yönelik fiziki saldırıya döndü. AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Erdemir, Bozan’a yumruk attı. Eski Ulaştırma Bakanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu’nun da Ali Bozan’a yumruk attığı görüldü. Ali Bozan’ın yere düşmesi sonrası AK Partili milletvekilleri Bozan’ın etrafını sararak o yerdeyken saldırıya devam etti.

Meclis polisinin müdahale ettiği kavgada DEM Partili ve CHP’li milletvekilleri de kavgayı önlemeye çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yere düştüğü görüldü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Türkiye, Basın Özgürlüğünde Bu Yılda Sınıfta Kaldı

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters sans frontières – RSF) 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158. sırada yer aldı. Endeksin en üst sırada Norveç, en alt sırasında Eritre bulunuyor.

Türkiye, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2023 yılında 165. sırada yer alıyordu. Türkiye bu yılki endekse göre, Filistin, Yemen, Venezuela, Pakistan, Somali ve Libya gibi birçok ülkenin gerisinde kaldı.

Türkiye’de 24 Temmuz, 116 yıldır “Basın Bayramı” ya da “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak kutlanıyor.

116 yılın ardından Türkiye, basın özgürlüğünü savunan Fransa merkezli uluslararası sivil toplum kuruluşu olan Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters sans frontières – RSF) 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158. sırada yer alıyor.

Endekste en üst sırada Norveç bulunurken, 180. ve en sırada Doğu Afrika ülkesi Eritre, 179. sırada ise Suriye yer aldı.

Osmanlı Devleti zamanında basılan gazeteler ancak “saraya” bağlı sansür memurlarının onayından geçtikten sonra yayımlanabiliyordu.

24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edilmeden bir gece öncesinde gazeteler “devrim” niteliğinde bir karar alarak, sabah saatlerinde gelecek olan sansür memurlarına kapılarını açmayıp gazeteleri direkt olarak baskıya gönderdiler.

Sansüre karşı ilk mücadele olan bu olayın yıldönümü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 1948 yılında aldığı kararla “Basın Bayramı” olarak ilan edildi. 1971’de ise adı “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak değiştirildi.

Ancak “Basın özgürlüğü için mücadele” gününde Türkiye’nin basın özgürlüğü bilançosu iç açıcı gözükmüyor.

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (International Press Institute – IPI) Türkiye verilerine göre, şu anda 13 gazeteci cezaevinde bulunuyor. IPI’ın rakamlarına göre 2024 yılının başından bu yana ise 219 gazeteciye yönelik hak ihlali tespit edildi.

Bu ihlallerin 95’i “tehdit, hedef gösterme ve sözlü şiddet” kategorilerinde gerçekleşirken, toplam ihlallerin yüzde 43’ünü oluşturdu. Son 6 ayda gazetecilere yönelik uygulanan 85 hak ihlali ise “tutuklama, gözaltı ve davaları içeren yasal yollarla yapılan şiddet” kategorisinde yer alıyor. Hak ihlallerinden en az 25’i ise “fiziksel şiddet” olarak tespit edildi.

Görülen davaların yüzde 39’unda gazeteciler “terör örgütüne üye olmak” ya da “terör propagandası” yapmakla suçlanırken, yüzde 30’unda ise “hakaret ve iftira” suçlarından yargılandı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 24 Temmuz’a ilişkin basın açıklaması yayınladı. Açıklamada “Bugünün sansür memurlarını dayanışma ile yeneceğiz” ifadelerini yer verildi.

IPI’ın derlediği verilere göre sadece Temmuz 2024’te 141 gazete veya haber sitesi Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından kısıtlamaya maruz kaldı. Toplamda ise bu kurumlara 505 günlük erişim yasağı getirildi.

Nisan-Haziran Bağımsız İletişim Ağı Medya Gözlem Raporu’na göre ise, üç ayda yaklaşık Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) medya kuruluşlarına toplamda 29 milyon 205 bin 625 TL’lik para cezası kesti.

Türkiye, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2023 yılında 165. sırada bulunurken 2024’te 158. sırada yer aldı. Türkiye bu endekse göre, Filistin, Yemen, Venezuela, Pakistan, Somali ve Libya gibi birçok ülkenin gerisinde kaldı.

Euronews Türkçe’ye konuşan Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, RSF’nin yıllık olarak yayınladığı “Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi”nde Türkiye’nin 158. sırada yer almasının, medya bağımsızlığına saygı duyulmamasının bir yansıması olduğunu ifade etti.

Önderoğlu, RSF’nin endeksinin, Türkiye’deki kamuoyunun ve medyanın çoğulcu yapısının hiçe sayıldığını ortaya koyan bir gösterge olduğunu belirtti.

Medyaya hükmetmenin amaçlandığını savunan Önderoğlu, Türkiye’nin verilerine ilişkin “Bu, yargıya hakim olmayı önceleyen bir politikanın fotoğrafıdır. Demokratik kurumsallık görüntüde var ancak içi boşaltılmış” değerlendirmesinde bulundu.

Basın özgürlüğü anlamında Türkiye’nin gelişim göstermesi için yargı mekanizmasının düzelmesi gerektiğini savunan Önderoğlu sözlerini şöyle noktaladı:

“Üst sıraları kazanma, yargı mekanizmasının yapı ve işleyişi itibarıyla hakkaniyet temellerine oturtulması, otoriter yasama pratiğinden vazgeçilmesi ile gazetecilere yönelik keyfi tutuklama ve kovuşturmalara son verilmesine bağlıdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişikin davayla ilgili olarak “müdahil olma” talebindeki dilekçesinde, gazetecilerinde yer aldığı 154 kişilik bir isim listesini mahkemeye sundu.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Sinan Ateş davasına “suçtan zarar gören” olarak katılma talebinde bulunan MHP’nin, başvuru dilekçesinde 154 kişinin ismini vererek mahkemeye çağrılmasını istediğini yazdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır Meclis’te yaptığı konuşmada, Sinan Ateş davasına katılma talebinde bulunan MHP’nin dilekçesinde yer alan isim listesi için, “Bu fişlemedir ve birinin burnu kanarsa iktidar hesabını veremez” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Milletvekili Sayısı 33’e Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Nimet Özdemir istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Benim için önemli olan; değerlerimden, inançlarımdan vazgeçmeden bunları savunmak. Bundan sonraki Vekillik hayatımda bu ilkeler doğrultusunda tüm gücümle çalışmaya devam edeceğim. Bana oy verenleri utandırmayacağım” ifadelerini kullandı.

Nimet Özdemir’in istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 33’e düştü.

Suların durulmadığı İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu. Özdemir, istifa kararına ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi hayatımın başlangıç noktası ve inandığım değerler uğruna büyük mücadele verdiğim İYİ Parti’den, gönül bağımı kopardığım için ayrılmış bulunmaktayım. Bir Vekil olarak, sadece beni seçenlerin, seçim bölgemdeki vatandaşlarımızın değil, bütün Türkiye’nin Vekili olduğumun bilincindeyim.

Seçim kampanyamı; Yetiştirme Yurtlarından çıkan kız çocuklarımız, hem anne hem baba olmak zorunda olan kadınlarımız, engellilerimiz ve sahipsiz hayvanlarımıza çare olacak mücadele için girdiğimi, bu vesileyle de Vekilliği kazandığımı biliyorum.

Sözünü verdiğim dört başlık başta olmak üzere, vatandaşlarımızın yaşadıkları sorunlara çare olmak adına çalışmalarıma devam edeceğimden emin olun. Benim için önemli olan; değerlerimden, inançlarımdan vazgeçmeden bunları savunmak. Bundan sonraki Vekillik hayatımda bu ilkeler doğrultusunda tüm gücümle çalışmaya devam edeceğim. Bana oy verenleri utandırmayacağım.”

Nimet Özdemir kimdir?

1970 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde dünyaya gelen Nimet Özdemir, ilköğrenimini ve ortaöğrenimini Ankara’da; üniversiteyi Conley Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde tamamladı.

2008 yılında inşaat alanında faaliyet gösteren bir şirkette kurucu ortak olarak görev alan Özdemir, 2015 yılında ise kule vinç kiralama alanında, 2020 yılında ise inşaat malzemeleri temini alanında faaliyet gösteren bir şirket kurdu.

İYİ Parti’nin 2017’de kuruluşundan itibaren partiye üye olan Nimet Özdemir, İstanbul’da il ve ilçe delegeliği görevlerinde bulundu. Ümraniye’de ilçe yöneticiliği yapan Özdemir, il bazında da görevler üstlendi. Nimet Özdemir, İYİ Parti Hayvan hakları, STK ve derneklerden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

2023 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul 1. bölgeden 1. sıra milletvekili adayı olan Nimet Özdemir, 28. dönem TBMM İstanbul milletvekili olarak seçildi.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor” dedi ve ekledi:

“CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün vefatının 29. yıl dönümü olan Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Merhum Dr. Sadık Ahmet’i rahmetle yad ediyorum. Batı Trakya Türk azınlığının bugünkü kazanımlarında merhum Sadık Ahmet’in mücadelesinin çok büyük payı vardır. Yunan makamları ile görüşmelerimizde Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunları, gündemimizin ilk sırasında yer alıyor. Meseleler sürekli takibimizde. Aynı durum Kıbrıs Türk halkının gasp edilen hakları için de geçerli.

KKTC: Kıbrıs Türk halkı 3 çeyrektir ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasındaki katliamları bir çoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakılan köyleri, öldürülen çocukları, Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Gazze soykırımını seyrettikleri gibi uzaktan izlediler. 1983 yılında KKTC ilanıyla Barış Harekatı taçlandırılmıştır ancak bağımsızlık iradesini kırmaya yönelik politikalar devam etti. 2004’te Annan Planı’na evet diyen KKTC cezalandırılırken, hayır diyen Rum Kesimi, AB’ye tam üye yapılarak ödüllendirildi. Müzakerelerden de hiçbir sonuç çıkmadı.

Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını gördük. Federalizme bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. 20 Temmuz’u büyük bir coşku ile cumartesi günü kutladık. Kıbrıs davasına verdiğimiz önemi bir kez daha tüm dünyaya ilan ettik. Hedefimiz KKTC’nin tanınırlığını artırmaktır. Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Özellikle muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Sabık genel başkan döneminde CHP’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar, siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de CHP yönetimi üstlenmişti. Muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyorum. Lefkoşa’daki beraberliğin milli meselelerde istikrarlı şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde değiliz. Bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da samimiyiz, iyi niyetliyiz. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Son 1 yılda bu yönde önemli adımlar attık. Pek çok uluslararası kuruluşla işbirliğimizi ilerlettik.

Enflasyon: Ekonomide de sıkıntılarımızın üstesinden geliyoruz. OVP’nin olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonu bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama anlayışlarının piyasa gerçekleriyle uyumlu hale geldiğini görüyoruz. Sene sonu enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz. Moodys’in kredi notumuzu 2 kademe artırması, 10 yıl sonra gelen bu not artırımı Türkiye için çok geç kalmış bir adımdı. Bunlar elbette yeterli değil.

Kredi derecelendirme şirketleri adaletli davrandıkça bu notlar da hak ettiğimiz seviyelere çıkacaktır. Milletimiz gönlünü ferah tutsun. Türkiye doğru yoldadır. Hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir. Daha önce nasıl enflasyonu tek haneye indirdiysek inşallah aynısını yine başaracağız. Bunu AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan başka yapabilecek kimse de yoktur. Muhalefet havanda su dövmektedir. Bunlar aynı riyakarlığa seçim döneminde de başvurdular. 4-5 ay öncesini hatırlayın. Suyu ucuzlatmaktan bahsediyorlardı, şimdi yüzde 400-500 oranında zam yapıyorlar.

Emekliler: Emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, verilerin sözler rafa kalktı. CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor. CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.

Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır. Bilhassa ömrünün en güzel yıllarını ailesine, ülkesine hizmet için harcayan emeklilerimizin hakkını ödeyemeyiz. Emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları insani standartların altındaydı. Kasım 2002’de en düşük emekli aylığı 66 liraydı. Yani 43 dolardı. Bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyordu. Bu da 122 dolardı. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin 3’te 1’i aylık almaktaydı.

En düşük emekli aylığını 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda yüzde 257 oranında artırmış olduk. Bu yıl ocak ayında yüzde 49.3 oranında aylıkları artırmıştık, temmuzda da aylıklara yüzde 24.7, emekli sandığına ise yüzde 19.3 oranında zam yaptık. 2024’te emekli maaşlarında yüzde 78-86 oranında artışa gittik. Bu artış, enflasyon beklentisinin oldukça üzerindedir. Emeklilere bayram ikramiyesi ödemelerini biz başlattık. Bir diğer imkan ise banka promosyonudur.

Kamu bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyonların yükseltilmesini temin ettik. 8-12 bin lira promosyon alıyorlar. Tüm bunlarla birlikte Çalışma Bakanlığımız ‘Emekliler Yılı’ kapsamında farklı alanlarda pek çok imkan sağlıyor. Çok daha fazlasını yapacağız. Depremin faturası azaldıkça, ekonomide uyguladığımız politikalar sonuç verdikçe, ilave kaynağı başta emeklilerimiz olmak üzere halkımızın emrine sunacağız. Gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen yaşadığınız sıkıntıların tamamen farkındayım, serzenişlerinizi duyuyorum.

Tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Biz, meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz. Verdiği sözün her zaman arkasında dimdik duranlardan olduk. Bizden öncekilerin yaptığı yanlışları tekrarlamamakta kararlıyız. Bu ülke meydanlarda vaat yarıştıranlardan çok çekti. Böyle bir hataya yeniden düşme lüksümüz yok. Amacımız, ekonomimizi enflasyonu körükleyecek kısır döngüye sokmadan, insanlarımızın refahını kalıcı olarak artırmaktır.

Sokak hayvanları: Bugün bazı şeyleri açık açık konuşmamız gerekiyor. Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonuyla karşı karşıyayız. Bu sayı her yıl katlanarak artıyor. Bu köpekler üstelik çocuklara, yetişkinlere, yaşlılara, koyun sürülerine saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyorlar. Çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden koparıyorlar. Kuduz vakaları ile yabancı ülkelerin vatandaşlarına uyarılarını saymıyorum bile.

Milletimiz bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin hem sağlığımıza yönelik tehdidin sona ermesini arzuluyor. Bizim bu feryatlara tepkisiz kalmamız düşünülemez. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Hele hele bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, Gazze’de sayısı 16 bini bulan masum çocuğun katledilmesine ses çıkarmayanlar kalkıp da bize merhametten bahsetmesin.

Köpek yüzünden çocuğu hayatını kaybetmiş annenin üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Herhangi bir canlıya karşı yüreğinde zerre merhamet olan biri kalkıp da o densizliği yapamaz. İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler? Birileri geliyor, Meclis’e taşınıyor. Koridorları işgal edip Meclis altında milletvekillerine katil diye bağırabiliyor. Milletvekili, milletin temsilcisidir.

Biz bu densizliğe pabuç bırakacak bir grup değiliz. Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak bağırarak Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz. Burası milletin meclisidir. Kimse şanına gölge düşüremez. Gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Yasa teklifi kabul edildi. Sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan teklife ‘evet’ diyen tüm milletvekillerini tebrik ediyorum. Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce taşkınlıklara prim vermeden yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Asla taviz yok, bu işi bitireceğiz.

Son 1 haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler ve medya mensuplarından başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyorum.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İktidara “Küfe” Tepkisi: Bu Millet Sizin Marabanız Değil

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Yumurta küfesi iktidarın sırtındaysa, iktidar da vatandaşın sırtında. İnin beyler vatandaşın sırtından bu millet sizin köleniz değil, marabınız değil, uşağınız hiç değil” dedi ve ekledi.

“Gereken mücadeleyi Meclis’te sürdürmeye devam edeceğiz. Dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. İtibardan tasarruf etmeyenlerden biz tasarruf edeceğiz. Rant uğruna feda edilmeyen bir karış toprağımız kalmamıştır. Her afet sonrasında söz konusu alanların birilerinin cebine girecek rant olacağını biliyoruz. Saray rejimleri milletin kanını emerler. Saray rejimi bize ded ki çocuklar mı ölsün, köpekler mi ölsün dedi. Onlara göre illa birileri ölmeli. Yeni bir tuzak kurmaları gerekiyordu. Bu attıkları vicdan bombası ile uğraşıp duruyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Emekli maaşları: Erdoğan bir müjdeyi bir bakana veriyorsa bilin ki o müjdeyi Erdoğan bile beğenmemiştir. Meclis’e getirdikleri yasalara bakıyorsunuz. Kurumların yüzlerce sayfalık çalışmalarında yer alan düzenlemeler Meclis’e gelmiyor, gelemiyor. Çünkü güçleri tefeci bezirganlara, beton ağalarına, sanal vurgunculara yetmiyor. Kendi kendini yiyen yılan misali dönüp her şey Saray’da düğümleniyor. Olan da çiftçiye işçiye, gençlere, emekliye oluyor.

Yumurta küfesi iktidarın sırtındaysa, iktidar da vatandaşın sırtında. İnin beyler vatandaşın sırtından bu millet sizin köleniz değil, marabınız değil, uşağınız hiç değil. Gereken mücadeleyi Meclis’te sürdürmeye devam edeceğiz. Dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. İtibardan tasarruf etmeyenlerden biz tasarruf edeceğiz.

Rant uğruna feda edilmeyen bir karış toprağımız kalmamıştır. Her afet sonrasında söz konusu alanların birilerinin cebine girecek rant olacağını biliyoruz. Saray rejimleri milletin kanını emerler. Saray rejimi bize ded ki çocuklar mı ölsün, köpekler mi ölsün dedi. Onlara göre illa birileri ölmeli. Yeni bir tuzak kurmaları gerekiyordu. Bu attıkları vicdan bombası ile uğraşıp duruyoruz.

Sokak hayvanları: Bir parti genel başkan olarak değil, sade vatandaş olarak sesleniyorum. Ölümle, yok etmeyle başlayan hiçbir cümleden hayır gelmez. Bunu fazlasıyla yaşamış, kiminize göre abiniz, bir kardeşiniz oalrak söylüyorum. Sokak hayvanları meselesini ortak akılla çözmek hepimiz için önemli bir imtihandır.

MHP’nin listesi: İki cihanda yan yana gelemeyecek bazı insanları bölücü, liberal, Marksist yapıların elemanı diye yaftalamışlar. Bunu yapanlara sesleniyorum. Bu bize saygısızlıktır. Çok bir şey söylemek istiyorum. Ayrıntıya girip de kimseyi mahcup etmek istemiyorum. İçimde yetiştiğim camiayı kırmak istemem. Ancak sabrın da bir sınırı vardır. Sözlerimin muhatapları maziyi paylaştığım insanlar değil, eline dava arkadaşlarının kanı bulaşmış alçaklardır.

Hayatım boyunca bölücü, liberal, Marksist ve FETÖ’cü diye hiç anılmadım. Bütün ömrüm boyunca kullandığım tek bir sıfat var. Onu da öyle bir ayağa düşürdünüz ki, sizin yüzünüzden utancımdan kullanamıyorum. Allah sizi ıslah eylesin. Buradan onlara sesleniyorum. Beni sakın ha sakın hangi sebeple olursa olsun, başkalarının havuzuna dahil etmeyin. Beni kimseyle de karıştırmayın.”

Paylaşın