Özgür Özel, Erken Seçim Çağrısını Yineledi

CHP Lideri Özgür Özel, “31 Mart’tan hemen sonra ‘Erken seçim çağrısı yapmayacağım’ dedim. Bu seçim AK Parti’yi uyarmaktır. Fırsatçılık yapmamak lazımdır. Vatandaşın ekonomik krizi büyük, sorunları çok fazla. Çözmezseniz geçim olmaz, geçim olmazsa da seçim olur dedim” dedi ve ekledi:

“Kurultayda söylediklerimin arkasındayım. Ben seçimi isterim, bugünden hazırım, dünden razıyım. Ben meydan meydan geziyorum. Ben seçimden bugüne 10’uncu mitingime gidiyorum. Biz erken seçim istiyoruz teknik şartlar elimizde yok. Erken seçimden kimse kaçamaz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Habertürk’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar bu şekilde:

“Tüzük Kurultayı: CHP Türkiye’ye demokrasi vaat ettiği için kendi içinde demokratik olmak zorunda. Hem yılların hem uygulamaların etkisiyle çağdaş sosyal demokrat partinin tüzüğü olması kadar demokratik ve özgürlükçü değil. Eksikleri var. Kemal Kılıçdaroğlu o dönemde ciddi değişiklik yapılacağını vaat etmişti. Zaman açısından çok uygun değildi. Tüzüğü tartışarak yapalım istedik. Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, 1 haftalık değişim kurultayına gidiyoruz. 4 Eylül’de başlayacak 9 Eylül’de bitecek.

Bir temsil heyeti ile Sivas’ta törenlere katılacağız ve kurultayın açılışını yapacağız. Sonra Ankara’ya geleceğiz. 5’inde tüzük komisyonumuz son çalışmasını tamamlayacak. Bu komisyon tüzükle ilgili çalışmaları yapacak ve 6’sında tüzüğümüzü değiştireceğiz. Aralıktan beri çalışmaları yapıyoruz. Görüşleri aldık, dünyadaki örnekleri aldık, akademisyenlerle çalıştık. Bu çalışmaların sonunda bir taslak var. 5 Eylül’de son şekli verilecek.

Pazartesi günü benden önceki üç genel başkan ile bir araya geleceğiz; Altan Bey, Hikmet Bey ve Murat Bey ile. Döndükten sonra Sayın Kılıçdaroğlu ile tüzüğümüz konusunda önerilerini alacağız. CHP Genel Başkan adayı olmak için yüzde 5 imza toplamak gerekiyor. Şimdi bir delege bir kişiye imza vermek zorunda değil. Ayrıca divan yüzde 10’dan fazla imza kabul etmeyecek.

CHP Genel Başkanı’nın konumunun güçlenmesi başka bir şey, yetkilerinin mutlaklaşması başka bir şey. Bizim kurultayımıza Sosyalist Enternasyonel’in temsilcileri geliyor katkılar alıyoruz. Bugünkü tüzük genel başkana her yetkiyi veriyor. Ön seçim yapmama maddesini kaldıracağız. Esnekliği barındıran madde yazıyoruz. Benim grubumda sendikacı yok. Türkiye’yi yönetmeye hazırlanıyoruz. Ben iktidar olduğumuz güne bakıyorum.

Erken seçim: 31 Mart’tan hemen sonra ‘Erken seçim çağrısı yapmayacağım’ dedim. Bu seçim AK Parti’yi uyarmaktır. Fırsatçılık yapmamak lazımdır. Vatandaşın ekonomik krizi büyük, sorunları çok fazla. Çözmezseniz geçim olmaz, geçim olmazsa da seçim olur dedim. Kurultayda söylediklerimin arkasındayım. Ben seçimi isterim, bugünden hazırım, dünden razıyım. Ben meydan meydan geziyorum. Ben seçimden bugüne 10’uncu mitingime gidiyorum. Biz erken seçim istiyoruz teknik şartlar elimizde yok. Erken seçimden kimse kaçamaz.

Parlamenter sistem: Dünyada en önemli konu ekonomi. 10 ekonominin 10’su da güçlü parlamento ile yönetiliyor, 1’i de başkanlık. Hepsi katı kuvvetler ayrılığı ve bağımsız yargı. Demokratik yönetim, kuvvetler ayrılığı çok önemli. Buraya yönelmeliyiz. Her soruya güçlendirilmiş parlamenter sisteme bağlamanın seçmende karşılığı olmadığını görüyorum. Bana sorarsanız dış politika, tarım, ekonomi, sağlık cevabım var. Yönetim sistemi cevabım parlamenter sistem.

Vatandaş canı yanarken, kendi sorunu dile getirilsin isterken parlamenter sistem duymak istemiyor. Güçlü bir parlamento, denge denetim sistemleri, güçlü kurum ve kurallar başarıyı getirecek.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı: Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Çok net. Ben Atatürk’ün partisini iktidar yaparak tarihe geçmek istiyorum. Bu hiç azımsanacak bir irade değil. Ben Erdoğan’ın 25 yıllık iktidarına son veren ve yeniden CHP’li bir cumhurbaşkanı seçtiren ekipte genel başkanlık görevini yapmış birisi olarak tarihe geçmeyi önemli görüyorum. Ben teknik direktörüm. Ben penaltıyı kimin atacağına bütün taraftarı vererek karar vereceğim.

Cumhurbaşkanı adayını erken açıklamanın doğru olmayacağını belirten CHP lideri, aday tartışmasını bir kenara bırakarak önceliğin ülkeyi yönetecek kadroları inşa etmek olduğunu söyledi. CHP genel başkanlığına kimse tesadüfen gelmez. Biriyle 2 saat konuşsan iki kitap okumuş gibi olursun. CHP genel başkanlarıyla hangi konuda konuşsam içim rahat eder. Aramızda hiçbir sorun yok.

Ben sosyal demokratım. Liderden çok ekibe inanırım. Liderin ‘eşitler arasında bir adım önde’ olan kişi olduğuna inanırım. Dünyada ülkesine katkı veren liderler de böyledir. Ben genel başkanın gücünün demokratlığından, çağdaş ve mütevazı bir lider olmasından kaynaklandığına inanan biriyim.

“Normalleşme” ve DEM Parti

Erdoğan ile görüşmeleri ve siyasette ‘normalleşme’ olarak tarif ettiği süreçten ne elde ettiğini de cevaplayan Özgür Özel, şöyle konuştu: “Normali budur. 2024 yılındayız. Cenazede birbiriyle el sıkışmayan liderler gördük. Ben bu fotoğrafın parçası olmak istemedim. Benim ayağım kırıldı ilk telefon Devlet Bey’den geldi. Merhabalaşmak çok önemli bir şeydir. Türkiye’nin birinci partisi olduysak bir adım atacaktık ve ben ilk adımı attım. Tayyip Bey’in ziyaretimize gelmesi, Devlet Bey’in randevu vermesi, DEM Parti ile karşılıklı görüşmemiz. Hepsiyle tekrar görüşürüm.”

DEM Parti ile CHP arasındaki ilişkiler hakkında da açıklamalarda bulunan Özel, şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz özgüveni yüksek bir siyaset yapacağımızı söyledik. Biz Türkiye ittifakıyız dedik. Türkiye’nin bayrağı ile, sınırları ile sorunu olmayan herkesle konuşuruz. DEM Parti ile AK Parti’yi birbirinden farklı tutmuyorum. İkisi de bu ülkenin kanunlarına göre kurulmuş partiler. DEM’i yok saymak, ona oy verenleri ve çoğunlukla Kürtleri yok saymaktır. DEM Parti’yi yok saymak o seçmeni hiçe saymaktır. AK Parti kadar günü gelince öyle günü gelince başka olan bir parti bile hemen kendini temize çekiyor. Vatanı böldürecekler bayrağı indirecekler söylemi çok basit bir siyaset.”

Özgür Özel, Can Atalay için toplanan TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li Alpay Özalan’ın TİP’li Ahmet Şık’a saldırmasıyla başlayan kavgaya ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı: “Meclis’teki kavga yakışmıyor. Ben 13 yıldır milletvekiliyim. 9 yıla yakını grup başkanvekili olarak geçti. Meclis’te hiç kan görmemiştim, kadına şiddet görmemiştim gördüm. Sayın Meclis Başkanı’nın bu konuda inisiyatif alması lazım.

Bekir Bozdağ neredeyse hukuku katlediyor. Ahmet Şık’ın konuşmasının da yanlış olduğunu söyledim. O’nu da aradım söyledim. Bunun ne bize ne Can Atalay’a katkısı olduğunu söyledim. O konuşmaya katılmıyorum ama onunla Alpay Özalan’ın yaptığı aynı kefeye konulmaz. Alpay’a bir şey demem çünkü mikroba neden hastalık bulaştırıyorsun denmez.

Can Atalay’ın içeride tutulması, Hatay’ın iradesine, Meclis’in iradesine saygısızlık. Biz 360’ımız bir araya gelirsek Türkiye’deki bütün mahkumları çıkaracak genel af yetkimiz var. 400 kişiyle anayasa değiştirecek gücümüz var.”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmek istediklerini tekrarlayan Özel, “Beşar Esad’dan gün bekliyoruz. Resmi yazımızı yolladık. İktidara defalarca Esad ile görüşülmesi gerektiğini söyledim. Gazze konusunda da eğer sayın Cumhurbaşkanı isterse ben kendisiyle Gazze’ye gitmeye varım” dedi.

Hamas ile ilgili açıklamalarını da detaylandıran Özel, “Hamas’a terör örgütü demedim. Terör eylemleri yapıyor dedim. Hamas’ın sivil alanlara yaptığı saldırılar var. Terör eylemi değil mi bu? Ama kasım ayından beri İsrail terör eylemi yapıyor. Ben FKÖ çizgisindeyim, Mahmut Abbas’ın ve Filistin halkının yanındayım” diye konuştu.

Paylaşın

İYİ Parti’de “Can Atalay” Çatlağı

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti’nin CHP’nin “Can Atalay” çağrısına katılım sağlanmayacağını ifade eden İYİ Partili Kürşad Zorlu’yu yalanlayarak, “ Zorlu, şahsi görüşünü beyan etmiş. Partimizde bu kararlar kurullarda alınıyor” dedi.

Müsavat Dervişoğlu açıklamasının devamında, “Bazı arkadaşlarımızın bağımsız milletvekili gibi davranmalarını, kendilerinin başka bir gerekçeleri yoksa tecrübesizliklerine bağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu’nun açıklamalarına yanıt veren Zorlu, “Şahsi görüşünü açıkladığını ancak parti kararına uyacağını belirterek, “Konuyu başka yerlere çekmenin de bir manası yoktur!” dedi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Can Atalay hakkındaki kararı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu’nu 10 Eylül’de tekrar olağanüstü toplantıya çağıracaklarını açıklamasına ilişkin, “Can Atalay için normal yasama dönemi beklenmeli. Oylama da yapıldı zaten” demişti.

Halk TV’den İsmail Saymaz, İYİ Parti Milletvekili Kürşad Zorlu’nun Can Atalay için TBMM’nin olağanüstü toplanmasına karşı olduklarına ilişkin açıklamasını İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na sordu.

İsmail Saymaz’ın aktardığına göre; Müsavat Dervişoğlu, partinin böyle bir kararının olmadığını belirterek, şöyle dedi: “Zorlu, şahsi görüşünü beyan etmiş. Partimizde bu kararlar yetkili kurullarda alınıyor. Bazı arkadaşlarımızın bağımsız milletvekili gibi davranmalarını, kendilerinin başka bir gerekçeleri yoksa tecrübesizliklerine bağlıyoruz.”

“Konuyu başka yerlere çekmenin…”

Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarına yanıt veren İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, şu ifadeleri kullandı: “Benim Can Atalay konusunda tavrım nettir. Yargıtay önüne arkadaşlarımızla birlikte giderek Anayasa kitapçığını ilk biz teslim ettik. İlk önergeyi de sanırım ben verdim. Ancak gelinen noktada onun da haklılığına zarar getirebilecek bazı görüntüler meydana gelmektedir.

İlk olağanüstü toplantıya katıldım. Bu kez ise yeni bir gerginliğin daha da olumsuz yansıyacağını düşünmekteyim. Bu benim şahsi görüşümdür ve ancak daha önce de ifade etiğim gibi partimin resmi görüşü esastır ve yetkili kurullarımızda bir karar alınır ise elbette buna saygı duyarak katılırım. Konuyu başka yerlere çekmenin de bir manası yoktur!”

Paylaşın

2023 Yılında 3,4 Milyon Kişi İller Arasında Göç Etti

Türkiye’de 2023 yılında 3 milyon 450 bin 953 kişi iller arasında göç etti. İller arası göç edenlerin 1 milyon 179 bin 171 kadın, 1 milyon 653 bin 782^si ise erkek.

Haber Merkezi / İstanbul 412 bin 707 kişi ile en çok göç alan il olurken, 232 bin 700 kişi ile Ankara, 147 bin 765 kişi ile İzmir, 118 bin 356 kişi ile Antalya ve 95 bin 935 kişi ile Bursa takip etti.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) İç Göç İstatistikleri 2024 araştırması sonuçlarını açıkladı. Buna göre; 2023 yılında 3 milyon 450 bin 953 kişi iller arasında göç etti. İstanbul, geçen yıl 412 bin 707 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul’u sırasıyla 232 bin 700 ile Ankara, 147 bin 765 ile İzmir, 118 bin 356 ile Antalya ve 95 bin 935 ile Bursa takip etti.

Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımı incelendiğinde, İstanbul en çok göç alan il oldu. İstanbul, 2022 yılının iller arası göç eden nüfusuna bakıldığında yüzde 7,1 artarak 412 bin 707 kişi göç aldı.

İstanbul son 10 yılda 4 milyon 512 bin 615 kişi göç aldı, 4 milyon 825 bin 914 kişi ise İstanbul’dan göç etti. İstanbul’un en çok göçü 2018 yılında verdiği görüldü. 2018 yılında İstanbul, 595 bin 803 kişi göç verdi. En çok göçünü ise 498 bin 676 ile 2019 yılında aldığı görüldü.

İstanbul’dan göç edilen ilk 5 şehir sıralamasına bakıldığında son on yılda Kocaeli’nin ilk sırada yer aldığı görüldü. İstanbul’un il sıralamasına göre Kocaeli’ne 284 bin 458, Tekirdağ’a 244 bin 122, Ankara’ya 211 bin 526, İzmir’e 190 bin 602 ve Tokat’a 183 bin 064 göç verdiği görüldü.

Son 10 yılda İstanbul’a göç eden ilk 5 şehir sıralamasına bakıldığında Ankara’nın ilk sırada yer aldığı görüldü. İstanbul il sıralamasına göre, Ankara’dan 207 bin 287, Tokat’tan 191 bin 010, Kocaeli’nden 177 bin 581, İzmir’den 160 bin 661 ve Ordu’dan 142 bin 890 göç aldığı görüldü.

Son 5 yılda Türkiye’de göç etme nedenine göre iller arası göç incelendiğinde, aile fertlerinden birine bağımlı göç yüzde 21,3 ile ilk sırada yer aldı. İkinci sırada yüzde 17,0 ile eğitim, üçüncü sırada yüzde 16,9 ile daha iyi konut ve yaşam koşulları yer aldı.

Türkiye’de 2023 yılında cinsiyete göre en önemli göç etme nedenleri incelendiğinde erkeklerde yüzde 15,6 ile daha iyi konut ve yaşam koşulları, kadınlarda ise yüzde 20,1 ile aile fertlerinden birine bağımlı göç olduğu görüldü. Göç etme nedeni eğitim olan göçlerde kadınların daha yüksek bir orana sahip olduğu görüldü.

Türkiye’de 2023 yılında, yaş gruplarına göre göç etme nedenleri incelendiğinde, 15-34 yaş grubunun en önemli göç nedeni eğitim oldu. Eğitimi sırasıyla iş bulmak, tayin, doğal afet ve daha iyi konut ve yaşam koşulları takip etti.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan İmza Engeline Sert Tepki

Metro projelerin bakanlık engeline takılmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu siyaset hasımlığı nedir Allah aşkına? Bundan kurtulun. Siyasi kibirden kurtulun. Hasımlıktan kurtulun. Ben her yerde hatırlatacağım. Koltuğu kendi koltuğu zanneden akıl, derhal aklını başına alsın. Benim oturduğum koltuk, millete aittir” dedi ve ekledi:

“Milletin onlara verdiği yetkinin, milletin onlara verdiği bir iradenin kullanıldığı bir alandır. Onun için yüksek adalet, yüksek şefkat, yüksek hoşgörü, yüksek demokrat ruhu; her şeyi taşımakla yükümlüdürler. Ama bunu ne yazık ki biz İstanbul’un birçok konusunda yaşayamıyoruz. O bir imzayı esirgeyenlerin, milyonlarca İstanbul’u metrosuz bırakanların siyaset anlayışı, bu şehre de zarar veriyor, bu ülkeye de zarar veriyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Mahmutbey – Bahçeşehir – Esenyurt Metro Hattı’nda çalışan emekçilerle bir araya geldi. Mahmutbey Bölge Parkı İstasyonu şantiyesinde gerçekleşen buluşmada İmamoğlu’na, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çankaya, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer eşlik etti.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Burada açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “20. Yüzyılın başında nasıl ki demir yolları bir milli meseleyse, bugün de metro ve raylı sistemlerde öyle. Bu konu, siyasi meselelere alet edilebilecek bir mesele değildir. Bu konunun dünü, bugünü, yarını iyi planlanarak hareket edilmelidir. Bugün biz varız. Dün başkaları vardı. Yarın da başkaları olabilir bu koltuklarda” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şunları söyledi: “Bu koltuklar, millete ait koltuklardır. Alınacak veya alınmayacak bütün kararların, milletimizin yaşamına olan pozitif ya da negatif etkisi hesap edilmelidir. Onun için günlük siyasi çıkarlara, menfaatlere alet edilmemesi şarttır. Vatandaşın bir bölümünü ödüllendirilip, diğer bölümünün cezalandırılması gibi akıl dışı konulara alet edilmiştir geçmişte metro meselesi bile. Bu yanlışları gördük, yaşadık. Örneğin; projesi bakanlıkça onaylanmış, kredisi hazırlanmış, sadece tek bir imzaya kalan Sefaköy-Küçükçekmece-Avcılar-Beylikdüzü-Büyükçekmece-TÜYAP Metrosu’na yönelik engelleme, bizi derinden üzüyor ve gerçekten sarsıyor. Bir vatandaş olarak sarsıyor.”

Sadece tek bir imzaya kalan Sefaköy-Küçükçekmece-Avcılar-Beylikdüzü-Büyükçekmece-TÜYAP Metrosu’nun 2 yıla yakındır yatırım planına alınmadığını belirten İmamoğlu, şunları söyledi: “Az önce bahsettiğim o 3,5 milyonluk nüfusu, bir başka koldan Esenyurt’u da içine katarak, bir başka koldan İstanbul’un merkezine bağlayacağını dört gözle bekleyen 2 belediye başkanımız burada hem Esenyurt hem Avcılar.

Sadece iki belediye başkanımızın resmi nüfusu 1,5 milyon. Ne yazık ki ülkemizde, şehrimizde artık bir ‘gayri resmi nüfus’ diye kayıt altına aldığımız utanç verici bir istatistik konuşuyoruz. İki ilçe, 2 milyonun üzerinde. Bu kadar basit. Yani Beylikdüzü’nü katmıyoruz, Büyükçekmece’yi katmıyoruz, Başakşehir’in büyük bölümünü katmıyoruz, Küçükçekmece’yi katmıyoruz. Bunları kattığınızdaki nüfusa bakar mısınız? Ve bu engelleniyor. 2 yıla yakındır yatırım planına alınmıyor. Üzüntü verici.

Paylaşın

Kulis: AK Parti’de Moraller Bozuk

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de tablo pek iç açıcı değil. Partide milletvekilleriyle il yönetimlerinin birbirlerinden şikayetçi olduğu iddia edildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 23. kuruluş yıldönümü, partinin kongre merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla kutlandı. Törenin ardından 2 milletvekili ve 13 belediye başkanı AK Parti’ye katıldı. Törende partiye katılanların rozetlerini Erdoğan taktı.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan, AK Parti’nin kuruluş yıldönümünün ardından partide neler yaşandığını kaleme aldı. Babacan “AK Parti’nin kuruluş yıldönümünde yaratılmak istenen hava geçtikten sonra ortaya çıkan tablo pek iç açıcı değil” dedi. AK Parti’de kavgalı isimlerin olduğunu aktaran Babacan, “İllerin milletvekilleri de birbiriyle kavgalı” diye yazdı.

Babacan’ın yazısından öne çıkanlar şöyle: “AK Parti’nin kuruluş yıldönümünde yaratılmak istenen hava geçtikten sonra, ortaya çıkan tablo pek iç açıcı değil. Tüm illerde yerel seçimlerde ortaya çıkan halen de devam eden acayip çekişmeler var. Şimdiki çekişmenin nedeni de kongre sürecinde görevden alınan il yönetimleri ve yerlerine vekaleten kimin atanacağı sorunu. İller birer birer tasfiye ediliyor. Önümüzdeki yıl yapılması planlanan kongre öncesinde ‘bir nevi kayyum’ atanıyor.

Kongre süreci bu geçici yönetimlerle tamamlanacak. Yerel seçim başarısızlığının ardından el çektirilen illerin sayısı 20’yi geçti. Partiyi kongreye götürecek yeni il yönetimlerine gelince. Milletvekillerinin konsensüsü söz konusu değil. Teşkilat Başkanı elinde birkaç isimle saraya gidiyor. Bu isimler içerisinden Erdoğan’ın uygun gördüğü isim atanıyor. Tepeden yapılan bu atamalar, ‘Bu kafayla gidersek kepenk kapatırız. İller bu atamalar yüzünden kaynıyor’ yorumlarına neden oluyor.

Bu arada her görevden alma anonsunda gözler, Ankara ve İstanbul yönetimlerine çevriliyor. Çünkü partide yerel seçim başarısızlığı nedeniyle görevden alınacaklar arasında bu iki yönetimden bahsediliyordu. Gecikme için ‘Cumhurbaşkanı bu yönetimler için uygun isim bulamadı, önerilen isimlere ikna olmadı’ yorumu yapılıyor. İktidar partisinin geçici il başkanı için isim bulmaması da manidar! Hemen ekleyelim. Milletvekilleriyle il yönetiminin açıktan kavga ettiği illerden biri de İstanbul. İl yönetimi ile milletvekilleri arasındaki kriz, parti içinde açık açık konuşuluyor.”

“Tam bir başıbozukluk var…”

Anlatılan o ki; illerde düzenli yapılan il danışma toplantıları artık yapılamaz olmuş. Birincisi toplantıya katılanlar birbiriyle sorunlu. İkincisi bu toplantılar vatandaşların sorunlarını dinlemek için yapılıyordu. Ortaya çıktı ki, toplantıya katılanlar sürekli hükümeti eleştiriyor. Ayrıca bazı illerde seçmenin buna bile tenezzül etmeyip, toplantılara da katılmadığı anlatılıyor.

Hala eski alışkanlıkla, TBMM tatile girince seçim bölgelerinde çalışmaya gitme planı yapan milletvekillerinin hayal kırıklığına uğradığı anlatılıyor. Bir milletvekili, ‘İl yönetimini aradım, ‘hafta sonu ilde olacağım, ne program yapacağız?’ diye sordum. ‘Bir program yok, burada kimse yok’ yanıtı aldım. ‘Düğün veya cenaze de mi yok?’ dedim. Tam bir başıboşluk var…’ diye sitem ediyor.

Anlaşılan metal yorgunluğu her yerde yaşanıyor. Yanlış ekonomik ve siyasi kararlar, yanlış aday belirleme gibi hataların faturası kendilerine kesilen il yönetimleri belli ki küskün. Görevden alınmayı bekleyen bu yönetimlerin program yapmaya hevesli olmasını beklemek de hata sanırım.”

Paylaşın

İYİ Parti’den CHP’nin “Can Atalay” Çağrısına Ret

İYİ Parti Milletvekili Kürşad Zorlu, Ekol TV’de yaptığı açıklamada, CHP’nin Can Atalay için TBMM’yi tekrar olağanüstü toplantıya çağırma girişimine katılmayacaklarını ifade etti.

Kürşat Zorlu, geçmişte yaşanan olağanüstü toplantılarda hoş olmayan görüntülerin ortaya çıktığını hatırlatarak, “Parlamento, bu tür durumlarla anılmamalı. Bu durum beni hem üzüyor hem de mahcup ediyor. Can Atalay için normal yasama dönemini beklemeliyiz; zaten gerekli oylama da yapıldı” diye konuştu.

Ayrıca, partinin alacağı karara saygı duyacağını belirten Zorlu, “Parlamenter demokrasiye dönüş çağrıları yapılırken, böyle bir ortam yaratılması milletimizin kafasını karıştırıyor. Milletimiz haklı olarak, ‘Böyle mi parlamenter sisteme döneceksiniz?’ diye soruyor. Ben, bu toplantıya katılarak gergin ve kavgacı bir ortamda bulunmak istemiyorum” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Meclis’i 10 Eylül’de bu gündemde yeniden olağanüstü gündemle toplantıya çağıracaklarını söylemişti. Emir, çağrıyı Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin “yok hükmünde” olduğuna karar veren AYM kararının TBMM Genel Kurulu’nda okutulması istemine dayandıracaklarını açıklamıştı.

TİP’ten Hatay milletvekili seçildiği halde cezaevinden tahliye edilmeyen Can Atalay hakkındaki AYM kararlarının uygulanmamasıyla ilgili TBMM’de genel görüşme yapılması önerisi oy çokluğuyla reddedilmişti. Önergelerin kabul edilmemesinin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, birleşimi 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapatmıştı.

Can Atalay için düzenlenen oturumda, TİP Milletvekili Ahmet Şık’a AK Partili milletvekillerin saldırmasıyla başlayan ve ardından çıkan büyük arbedede Şık’ın yanı sıra CHP Milletvekili Okan Konuralp ile DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yaralanmasına neden olan kavga kamuoyunda büyük tepki çekmişti.

Meclis’te kavga nasıl başlamıştı?

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından toplantıyı yönetmekle görevlendirilen TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ ilk sözü Türkiye İşçi Partisi adına İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a vermişti.

Şık, sözlerine, “Bir tespitle başlayacağım. Sizde hiç utanma yok. Zerre miskal, utanmanız yok, haysiyetiniz yok. O yüzden burada usulü konuşmaya da gerek yok” demişti. O sırada bazı AK Parti milletvekillerinin parmak sallaması ve “şerefsiz” demesi üzerine TİP milletvekili “Hakikat her zaman acıtır, o parmağını kırarız, sensin şerefsiz” yanıtı vermişti.

Bu sırada AK Partili milletvekilleri kürsünün etrafını kuşattı, küçük çaplı itiş kakış yaşanmıştı. Gerilimin artması üzerine TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ oturuma ara vermişti. 10 dakikalık aradan sonra yeniden kürsüye gelen Ahmet Şık, iktidar partisine yönelik eleştirilerini sürdürmüştü.

Şık, “Burada usülü konuşmaya hiç gerek yok. Çünkü anayasasızlığın hüküm sürdüğü, kanunsuzluğun teamül haline geldiği bu ülkede size mevzuat anlatacak falan değilim. Din şarlatanlığınıza, göstermelik milliyetçiliğinize kanan, hırsızlığınızı, hukuksuzluğunuzu görmezden gelenleri makbul vatandaş olarak gören sizlerden en çok duyduğumuz söz, vatan haini, bölücü, hain, FETÖ’cü, terörist. Sizden olmayan herkese terörist dediğiniz için Can Atalay’a da terörist demeniz hiç şaşırtıcı değil. Ama herkes bilsin bu ülkenin en büyük terör örgütü hanedanlık ile devlete çöken işte bu sıralarda oturanlardır” demesi üzerine Bozdağ bir kez daha oturuma ara verdiğini duyurmuştu.

Bu sırada kürsüye yürüyen Alpay Özalan, Ahmet Şık’ın boğazına sarılmıştı. Karşılıklı atılan yumruklardan sonra Şık dengesini yitirirken Özalan da kürsünün çevresinden uzaklaşmıştı. Ancak Özalan ile birlikte kürsüye yürüyenlerden AK Parti Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Eyyupoğlu ve İzmir Milletvekili Eyyup Kadir İnan ön saflarda yer almıştı. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da kavga anlarında öne çıkan isimlerdendi. Kürsü çevresindeki şiddet olayları yaklaşık beş dakika sürmüştü.

DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp yaralanmıştı. İktidar partisi milletvekillerinin saldırılarında DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit’in kaşı açılmış ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp de başından yaralanmıştı. Koçyiğit’e ilk müdahaleyi CHP Ankara Milletvekili Murat Emir yapmıştı. Bu sırada kürsüye çıkan basamaklarda kan izleri görülmüştü.

Paylaşın

CHP, Can Atalay İçin TBMM’yi Tekrar Olağanüstü Toplantıya Çağırıyor

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında “10 Eylül’de Meclis’in olağanüstü toplanmasını ve Can Atalay’ın milletvekili olduğunun bir kez de Genel Kurul’da tekraren bildirilmesini, okunmasını talep ediyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçilen ancak Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tahliye kararına rağmen vekilliği düşürülen Can Atalay’ın durumunu görüşmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni (TBMM) yeniden olağanüstü toplantıya çağırma kararı aldı.

Muhalefet, Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesini geçersiz sayılan AYM kararının okutularak, Atalay’ın özlük haklarının iade edilmesini talep ediyor.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Meclis’i 10 Eylül’de bu gündemde yeniden olağanüstü gündemle toplantıya çağıracaklarını söyledi. Emir, çağrıyı Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin “yok hükmünde” olduğuna karar veren AYM kararının TBMM Genel Kurulu’nda okutulması istemine dayandıracaklarını açıkladı.

TİP’ten Hatay milletvekili seçildiği halde cezaevinden tahliye edilmeyen Can Atalay hakkındaki AYM kararlarının uygulanmamasıyla ilgili TBMM’de genel görüşme yapılması önerisi oy çokluğuyla reddedilmişti. Önergelerin kabul edilmemesinin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, birleşimi 1 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapatmıştı.

Can Atalay için düzenlenen oturumda, TİP Milletvekili Ahmet Şık’a AK Partili milletvekillerin saldırmasıyla başlayan ve ardından çıkan büyük arbedede Şık’ın yanı sıra CHP Milletvekili Okan Konuralp ile DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yaralanmasına neden olan kavga kamuoyunda büyük tepki çekmişti.

Meclis’te kavga nasıl başlamıştı?

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından toplantıyı yönetmekle görevlendirilen TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ ilk sözü Türkiye İşçi Partisi adına İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a vermişti.

Şık, sözlerine, “Bir tespitle başlayacağım. Sizde hiç utanma yok. Zerre miskal, utanmanız yok, haysiyetiniz yok. O yüzden burada usulü konuşmaya da gerek yok” demişti. O sırada bazı AK Parti milletvekillerinin parmak sallaması ve “şerefsiz” demesi üzerine TİP milletvekili “Hakikat her zaman acıtır, o parmağını kırarız, sensin şerefsiz” yanıtı vermişti.

Bu sırada AK Partili milletvekilleri kürsünün etrafını kuşattı, küçük çaplı itiş kakış yaşanmıştı. Gerilimin artması üzerine TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ oturuma ara vermişti. 10 dakikalık aradan sonra yeniden kürsüye gelen Ahmet Şık, iktidar partisine yönelik eleştirilerini sürdürmüştü.

Şık, “Burada usülü konuşmaya hiç gerek yok. Çünkü anayasasızlığın hüküm sürdüğü, kanunsuzluğun teamül haline geldiği bu ülkede size mevzuat anlatacak falan değilim. Din şarlatanlığınıza, göstermelik milliyetçiliğinize kanan, hırsızlığınızı, hukuksuzluğunuzu görmezden gelenleri makbul vatandaş olarak gören sizlerden en çok duyduğumuz söz, vatan haini, bölücü, hain, FETÖ’cü, terörist. Sizden olmayan herkese terörist dediğiniz için Can Atalay’a da terörist demeniz hiç şaşırtıcı değil. Ama herkes bilsin bu ülkenin en büyük terör örgütü hanedanlık ile devlete çöken işte bu sıralarda oturanlardır” demesi üzerine Bozdağ bir kez daha oturuma ara verdiğini duyurmuştu.

Bu sırada kürsüye yürüyen Alpay Özalan, Ahmet Şık’ın boğazına sarılmıştı. Karşılıklı atılan yumruklardan sonra Şık dengesini yitirirken Özalan da kürsünün çevresinden uzaklaşmıştı. Ancak Özalan ile birlikte kürsüye yürüyenlerden AK Parti Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Eyyupoğlu ve İzmir Milletvekili Eyyup Kadir İnan ön saflarda yer almıştı. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da kavga anlarında öne çıkan isimlerdendi. Kürsü çevresindeki şiddet olayları yaklaşık beş dakika sürmüştü.

DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp yaralanmıştı. İktidar partisi milletvekillerinin saldırılarında DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit’in kaşı açılmış ve CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp de başından yaralanmıştı. Koçyiğit’e ilk müdahaleyi CHP Ankara Milletvekili Murat Emir yapmıştı. Bu sırada kürsüye çıkan basamaklarda kan izleri görülmüştü.

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Bilmecesi

AK Parti’de “değişim” için Erdoğan’ın 2025 yılında gerçekleştirilecek olağan kurultayı işaret etmesi, partide yeniden tartışmaları beraberinde getirdi. Sürekli “değişim” denilerek gerekli adımların bugüne kadar atılmaması sonrasında parti tabanında kopuşların yaşanmaya başlandığına dikkat çekiliyor.

Parti içinde büyük bir kesimin “değişim beklentisi içinde olduğu” kaydedilerek sürecin 2025 yılına bırakılması “yanlış bir tercih” olarak nitelendiriliyor. Değişimin bir türlü gerçekleşmemesinin 31 Mart yerel seçimlerinde diğer partileri “bir seçenek” olarak gören ve muhalefete yönelen seçmen kitlesinin “AK Parti’ye dönüşünü zorlaştırdığına” dikkat çekildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimlerindeki yenilginin ardından “değişim” mesajı vermiş ancak partide birkaç il başkanlığı dışında beklenen değişim gerçekleşmemişti. Erdoğan, partisinin 23. yılı nedeniyle gerçekleştirilen kutlamalar kapsamında bir kez daha “değişim” mesajı verdi.

Ancak “değişim” için Erdoğan’ın 2025 yılında gerçekleştirilecek olağan kurultayı işaret etmesi, partide yeniden tartışmaları beraberinde getirdi. Sürekli “değişim” denilerek gerekli adımların bugüne kadar atılmaması sonrasında parti tabanında kopuşların yaşanmaya başlandığına dikkat çekiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; Parti içinde büyük bir kesimin “değişim beklentisi içinde olduğu” kaydedilerek sürecin 2025 yılına bırakılması “yanlış bir tercih” olarak nitelendiriliyor. Değişimin bir türlü gerçekleşmemesinin 31 Mart yerel seçimlerinde diğer partileri “bir seçenek” olarak gören ve muhalefete yönelen seçmen kitlesinin “AK Parti’ye dönüşünü zorlaştırdığına” dikkat çekildi.

Başta ekonomi olmak üzere ülke yönetimindeki başlıca sorunlar karşısında seçmen davranışının artık “AK Parti’yi bir seçenek olarak görmemeye başladığı” dillendirilirken, “Değişim geciktikçe ‘AK Parti’ye sandıkta mesaj vermek isteyen’ seçmen yapısı, bir seçenek olarak gördükleri muhalefet partilerinde kemikleşiyor” değerlendirmeleri yapılıyor.

“Yeni bir yol haritası ve vizyon konulmalı”

AK Parti’nin, yeni bir hedef belirlemesi gerektiğine de dikkat çekilirken, “Parti icraatlarıyla gündeme gelen bir parti. Ancak son dönemde icraatlarıyla değil, sorunlarla gündeme geliyor. CHP ise genel başkanın değiştiği kurultayın ardından tüzük kurultayı yapmaya hazırlanıyor. Bu tür değişiklikler seçmeni de ‘diri tutuyor.’ Seçmeni karşısına yeni insanlar, yeni bir yol haritası ve vizyon konulmalı” yorumları yapılıyor.

Bitlis’in Ahlat ilçesinde 23-26 Ağustos’ta Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümü kutlanacak. Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısının da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında 25 Ağustos’ta, ilk kez Ahlat’ta yapılacağı öğrenildi.

Paylaşın

CHP’li Belediye, MHP’ye Boyun Eğdi “Suavi Konserini” İptal Etti

CHP’li Seydişehir Belediyesi, Seydişehir Ülkü Ocakları’nın isteği üzerine, Suavi konserini iptal etti. Suavi, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Seydişehir Belediyesi’nin düzenleyeceği konserde sahne alacaktı.

Suavi’nin, Beykoz Belediyesi’nin düzenlediği ’19 Ağustos Dünya Beykozlular Günü’ etkinliğinde Beykoz’da vermek istediği konser, bozkurt işareti yapan bir grubun engelleme girişimiyle karşılaştı. Sanatçıya “terörist” suçlaması yönelten grup sloganlarla konseri engellemeye çalıştı. Suavi ise türkülerini söylemeye devam etti.

Seydişehir’in Sesi’nin aktardığına göre, Seydişehir Ülkü Ocakları Başkanı Akın Bozkurt, konserin iptal edilmesiyle ilgili belediyeyle görüştüklerini belirtti.

Bozkurt, “İlçemizde 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında yapılması planlanan Suavi konserinin milli hassasiyetlerimize uymadığı gerekçesiyle Seydişehir Belediye Başkanlığı’yla birtakım görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler sonucunda Seydişehir Belediyesi tarafından konser iptal edilip, milli vicdandaki açılan yara büyümeden kapanmıştır” açıklamasında bulundu.

Avukat Bişar Abdi Alınak ise sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayarak, “MHP ve AKP ilçe yöneticilerinin açıklamalarıyla gündem edilmeye çalışılan yalan ve nefretin tesiri ile Suavi’nin konseri, CHP Seydişehir Belediyesi Başkanı tarafından tek taraflı olarak iptal edilmiştir” dedi.

Açıklamada yer alan ifadeler şöyle: “Müvekkilimiz Suavi’nin 19 Ağustos tarihinde Beykoz’da sahne aldığı etkinliğe, MHP ilçe teşkilatı ve ülkü ocaklarının örgütlediği hedef gösterme ve linç kampanyasını takiben bir saldırı teşebbüsünde bulunulmuştu.

Aynı yöntemlerle, müvekkil sanatçının Seydişehir Belediyesi’nce davet edildiği konserin de hedef alındığını günlerdir takip ediyoruz. MHP ve AKP ilçe yöneticilerinin açıklamalarıyla gündem edilmeye çalışılan yalan ve nefretin tesiri ile Suavi’nin konseri, CHP Seydişehir Belediyesi Başkanı tarafından tek taraflı olarak iptal edilmiştir.

Takdir edilecektir ki, Suavi’nin ülkenin ve dünyanın herhangi bir köşesinde şarkılarını söylemek için, dinleyicilerinin teveccühü dışında bir davet veya teşvike ihtiyacı yoktur. Bu karar ile, her istediğini linç kampanyalarıyla yaptırabileceğine inanan bu zihniyete cesaret ve cüret veren muhalefet belediyesi başkanı maalesef aynı bağnaz yapı ile hizalanmıştır.

Müvekkilimize yönelen bu sistemli saldırıların asıl hedefi, bu topraklarda barışa ve kardeşliğe duyulan inanç ve Suavi’nin şarkılarının bu inancı hatırlatan sesidir. Bu karar ile bulunacak cüret, mutlaka kararı verenleri de benzeri saldırıların hedefi yapacaktır. Bu saldırganlığa boyun eğmenin sonuçlarına dair, kararı veren iradeyi ve CHP genel merkezini içtenlikle uyarıyor ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Sonuç ne olursa olsun, Suavi’nin şarkılarının, dayanışma ruhuna inanan her kulağa, dünyanın neresinde olursa olsun ulaşacağını biliyoruz, Suavi şahsında; halk ozanlarımızın, şairlerimizin, yazarlarımızın seslerinin ve kalemlerinin kötülüğe galip geleceği inancı ile ayrıştıran, ötekileştiren bu zihniyeti ve ülkeyi değiştireceği şiarı ile söz yükseltip aynı suda yıkanan muhalefet partisinin belediye başkanını kamuoyunun takdirine sunuyoruz…”

Ne olmuştu?

Sanatçı Suavi’nin, Beykoz Belediyesi’nin düzenlediği ’19 Ağustos Dünya Beykozlular Günü’ etkinliğinde Beykoz’da vermek istediği konser, bozkurt işareti yapan bir grubun engelleme girişimiyle karşılaştı. Sanatçıya “terörist” suçlaması yönelten grup sloganlarla konseri engellemeye çalıştı.

Suavi ise türkülerini söylemeye devam etti. Konser öncesinde MHP Beykoz İlçe Başkanı Emre Çömlekçi, Suavi’nin konser vermesini “kabul edilemez” bulduğunu açıklarken, engelleme girişiminden sonra ilçe başkanlığı hesabından “Burası Beykoz, Gelme demiştik” diye paylaşım yapıldı.

Sanatçı Haluk Levent de Suavi konserinde yapılanları yeni bir linç girişimi olarak değerlendirerek, “Suavi’ye de vatanseverlik konusunda laf ettirirsem kendimi affetmem” dedi.

Paylaşın

“4 Kişiye ‘M Çiçeği’ Karantinası” İddiası: Bakanlıktan Açıklama

Ankara’da 4 kişinin Maymun çiçeği şüphesi üzerine karantinaya alındığı iddia edildi. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nden konuya ilişkin, “Bu tür iddialar, gereksiz bir panik ortamı yaratmaya yönelik asılsız bilgilerdir” açıklaması geldi.

Çiçek hastalığı ile aynı virüs ailesinden olan M çiçeği (mpox), çiçek hastalığından daha az bulaşıcı ve daha az tehlikeli rahatsızlıklara yol açan bir virüstür. Genellikle semptomlar ortaya ilk çıktıktan iki ila dört hafta içinde iyileşme belirtileri görülür.

Ankara’da Etlik Hastanesi’nde 1 kişi, Bilkent Hastanesi’nde ise 3 kişi Maymun çiçeği şüphesi üzerine karantinaya alındığı iddia edildi.

Sözcü‘de yer alan habere göre, Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne getirilen bir kişi, Maymun çiçeği hastalığı şüphesiyle karantinaya alındı. Hastalığın tespitine dair tetkikler devam ederken, üç Maymun çiçeği hastalığı şüphelisinin de 21 Ağustos’ta Bilkent Şehir Hastanesi’nde karantinaya alındığı öğrenildi.

Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nden konuya ilişkin bir yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada Ankara’da herhangi bir hastanede maymun çiçeği vakası görülmediği bildirildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ”Ankara’daki hiçbir sağlık tesisimizde maymun çiçeği (mpox) hastalığı şüphesi ile karantinaya alınan hastamız bulunmamaktadır. Bu tür iddialar, gereksiz bir panik ortamı yaratmaya yönelik asılsız bilgilerdir.”

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Maymun çiçeği hastalığına dair son açıklamasında, “M Çiçeği şu anda ülkemizde yok, görülmedi. Bu konuda hastanelere başvuran insanlarımız oluyor. Ama şu ana kadar tanı koyulmadı” ifadelerini kullanmıştı.

Sağlık Bakanlığının gerekli önlemleri alma noktasında alarm halinde olduğunu söyleyen Memişoğlu, “Korkuya ve paniğe gerek yok. M Çiçeği tek tük görülebilir; ama bu salgın olmaz” demişti.

Belirtileri neler?

Sağlık Bakanlığına göre M çiçeği kendini ateş, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı ve kızarıklık semptomları ile belli ediyor. Bunlara sırt ve kas ağrıları ile yoğun halsizlik de eşlik ediyor. Virüsün kuluçka süresi 21 güne kadar uzayabiliyor.

Ateşin ortaya çıkmasından sonraki üç gün içinde deri döküntüleri başlıyor. Döküntü, geçmiş yıllardaki vakaların çok büyük kısmında yüz, el ve ayaklarda yaygınken yeni mutasyonun daha çok genital bölgede döküntüye yol açtığı rapor ediliyor.

Tedavisi var mı?

M çiçeği ile çiçek hastalığına karşı kullanılan yöntemler ile mücadele ediliyor. Ayrıca çiçek aşısının hastalığa karşı yüzde 85 oranında koruma sağladığı biliniyor. Sağlık Bakanlığına göre Türkiye’de yıllardır uygulanmıyor olsa da geçmişte çiçek aşısı yaptırmış olanlar M çiçeği virüsüne karşı belli bir oranda korumaya sahip.

Paylaşın