Liyakat Hayal Oldu: Sınavda Birinci Oldular Mülakatta Elendiler

Erdoğan’ın genel seçimler öncesi verdiği söze rağmen kamuya işe alımlarda mülakat engeli halen kaldırılmazken, Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı’na giren adayların birinci olsa da dakikalar içinde başarısız sayılarak elenmesi mağduriyetlerin sürdüğünü bir kez daha gösterdi.

Adalet Bakanlığı’nın ‘İdari Hakimlik’ ve İçişleri Bakanlığı’nın ‘Kaymakamlık Adaylığı Sınavı’nda yaşanan mülakat mağduriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ‘Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Sınavı’nda da yaşandı. 32 ilde birinci olan adaylar mülakatta verilen düşük puanlarla elendi. 94 puanla İstanbul birincisi Rıdvan Ö., 93 puanla Eskişehir birincisi Ersen Ç, ve 90 puan ile il üçüncüsü Necati Fıstıkçıoğlu da mülakatta kaldı. Liste elenen birincilerle uzadı.

Karar Gazetesi’nden Merve Şişman‘ın aktardığına göre skandala ilişkin konuşan mağdurlar isyan etti. Ehliyet ve liyakatin Türkiye’de kıymeti olmadığını söyledi. Yazılı sınavda 75 puan alanların atanması için sözlüde 100’e yakın puan verildiğini belirtti. 89 puanla Iğdır birincisi olup sözlüde 70 ile elenen Ali Ç. “Ne yazık ki başarıyı cezalandıran sisteme karşı mücadele ediyoruz. Sonuncuyu ilk sırada atamışlar, adalet nerede?” dedi. Malatya’da 85 puan almasına rağmen elenen aday ise yaşadığı hukuksuzluğu “Benden düşük alan 8-9 kişi atandı. Listenin son sırasındaki asıl listeye alınıyor ama il birincisi eleniyor” sözleriyle anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genel seçimler öncesi verdiği söze rağmen kamuya işe alımlarda mülakat engeli halen kaldırılmadı. Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı’na giren adayların birinci olsa da dakikalar içinde başarısız sayılarak elenmesi mağduriyetlerin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Büyük hayal kırıklığı yaşayan gençler, uğradıkları haksızlığı anlattılar.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan genel seçimler öncesi ‘Kamu personel alımında mülakat sistemi’ için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘kaldıracağız’ vaadinde bulundu. Aradan bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen herhangi adım atılmadı. ‘Verilen sözleri tutun’ çağrılarına kulak tıkayan hükümet ‘liyakat için gerekli’ savunması yaptı. Hatta uygulama resmi hale getirilerek kameralı sisteme geçildi; yüzde 50 sınav, yüzde 50 mülakat notu şartı geldi. Daha önce defalarca konuyu manşete taşıyan gazeteniz KARAR, yeni bir skandalı daha ortaya çıkardı.

27 Nisan 2024’te Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı yapıldı. 3 Mayıs’ta yazılıdan 70 puan üstü alan adaylar, mülakata girme hakkı elde etti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sitesinde yayınladığı 18 sayfalık listede, 79 şehirde mülakata girecek toplam 1.057 kişi vardı. Mülakatlar, 16 Haziran-1 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirildi. Asıl ve yedek olarak başarı gösterenlerin listesi 27 Ağustos’ta duyuruldu. Büyük bir heyecanla sonuçları bekleyen adaylar, liyakat yerine yine eş dost seçiminin tercih edildiğine şahit olunca yıkıldı.

İşte il il sonuçlar:

Adana’da 89 puanla il birincisi olan Canberk K., mülakatta elendi.
Adıyaman’da 89 puanla il birincisi olan Burhan T., mülakatta elendi.
Afyonkarahisar’da 87 puanla il birincisi olan Emirhan B., 3. yedek listesine girdi.
Ağrı’da 89 puan ile il birincisi olan Meltem Ö., mülakatla elendi.

Amasya’da 89 puan ile il birincisi olan Feride A., mülakatla elendi.
Ankara’da 92 puanla il birincisi olan Berat K., asıl ve yedek listeye dahi giremedi, mülakatta elendi.
Antalya’da 92 puan ile il birincisi olan Mehmet Taha K., 3. yedek listesine girdi.
Artvin’de 87 puanla il birincisi olan Gözde A., mülakatla elendi.

Aydın’da 83 puanla il birincisi olan Hatice B., mülakatla elendi.
Balıkesir’de 89 puanla il birincisi olan Nermin D., 2. yedek listesine girdi.
Bayburt’ta 93 puanla il birincisi olan Zübeyde E., 2. yedek listesine girdi.
Bolu’da 91 puanla il birincisi olan Fatma Ç., mülakatla elendi.

Burdur’da 88 puanla il birincisi olan Recep A., mülakatla elendi.
Çanakkale’de 81 puanla il birincisi olan Ayşenur Y., mülakatla elendi.
Çankırı’da il birincisi, ikincisi ve üçüncüsü mülakatla elendi.
Diyarbakır’da 92 puanla il birincisi olan Ceylan T., mülakatla elendi.

Eskişehir’de 93 puanla il birincisi olan Ersen Ç., yedek listeye dahi giremeden mülakatta elendi.
Gaziantep’te 86 puanla il birincisi olan Müslüm K., mülakatla elendi.
Hatay’da 93 puanla il birincisi olan Birgül K., mülakatla elendi.
Iğdır’da 89 puanla il birincisi olan Ali Ç., mülakatla elendi.

İstanbul’da 94 puanla il birincisi olan Rıdvan Ö., mülakatla elendi.
İzmir’de 90 puan ile il birincisi olan Muhammet Esad Y., mülakatla elendi.
Kastamonu’da 94 puanla il birincisi olan Arife Ö., mülakatla elendi.
Kahramanmaraş’ta 85 puanla il birincisi olan Zeyit Ç., mülakatla elendi.

Konya’da 92 puanla il birincisi olan Sevil E., mülakatla elendi.
Malatya’da 93 puanla il birincisi olan Murathan K., mülakatla elendi.
Muğla’da il birincisi İmran A. 89 puanla, ikincisi Osman K. 89 puanla, üçüncüsü Esra Cansel G., 86 puan aldı ancak mülakatla elendi.
Ordu’da 94 puanla il birincisi olan Rabia G., yedek listeye dahi giremeden mülakatla elendi.

Samsun’da 94 puanla il birincisi olan Bayram S., mülakatla elendi.
Kayseri’de 92 puanla il birincisi olan Sedef D., yedek ve asıl listeye giremeden mülakatla elendi.
Trabzon’da 89 puanla il birincisi olan Yasin Ş., mülakatla elenerek asıl ve yedek listeye giremedi.
Kilis’te 90 puan alarak il birincisi olan Metin A., mülakatla elendi.

Adana: 4 kişilik alım açıldı. 10 kişi mülakata girdi. Yazılıdan 89 puan alarak birinci gelen Canberk K., mülakat ile elenerek asıl ve yedek listeye giremedi. Onun yerine sıralamada en altta olan 72 puanlı Halime U. asıl listede yer buldu.

Adıyaman: 6 kişilik alım açıldı. 89’la sınavda en yüksek puana ulaşan Burhan T. dışında geriye kalanlar asıl listeye alındı.

Afyonkarahisar: 31 kişi 70 puan ve üstü alarak mülakata girmeye hak kazandı. Afyonkarahisar için 8 kişilik yer açıldı. 31 kişilik sıralamada 27. olan İsa U., 72 puan ile asıl listeye girdi. 87 puan ile Afyonkarahisar’ın birincisi Emirhan B., 3. yedek sırasına girdi. Asıl listedekilerden 3 kişi görevini yapmayı reddederse Emirhan B., ancak o şekilde görevine başlayabilecek.

Ağrı: 7 kişilik alım açıldı. 16 kişi mülakata girme hakkı elde etti. 70 ve 89 puan aralığındaki 16 adaydan 72 puan alan listenin 14. sırasındaki Muhammet Serhat V. asıl listeye alındı. Yazılı sınavdan en yüksek puanı alan Meltem Ö. 89 puan ile İkram A. 86 puan ile elendi.

Ankara: 6 kişilik alım açıldı. 25 kişi, 92 ve 78 puan aralığında yazılıdan not aldı. 92 puanla Ankara’nın birincisi olan Berat K. yedek listeye dahi giremedi. İkinci Berna Y. ise yazılıdan aldığı 89 puan ile elendi.

Artvin: 7 kişilik alım açıldı. 27 kişi, 70 ve 87 puan aralığında yazılıdan not aldı. Listenin 24. sırasındaki Berkay G. 72 puanla çalışma hakkı elde etti. 87 puanla birinci olan Gözde A. elendi.

Aydın: 2 kişilik alım açıldı. 83-73 puan aralığında not alan 8 kişiden sonuncu olan Hüseyin K. asıl listeye alındı. Birinci olan Hatice B. elendi.

Bartın: 2 kişilik alım açıldı. 88 puan alarak yazılıyı ikincilikle bitiren Ozan Y. asıl listeye giremeden elendi. Mehmet Enes T. ise aldığı 70 puanla asıl listeye girdi.

Burdur: 3 kişilik alım açıldı. Birinci Recep K. elenirken 73 puan alan Mert M. asıl listeye girdi.

Bursa: 4 kişilik alım açıldı. 18 kişi, 71 ila 93 puan aralığında not aldı. Birinci İlyas A. elenirken 71 puan alan Rabia Ezgi A. asıl listeye girdi.

Çankırı: 8 kişilik alım vardı. Toplamda 30 kişi 70 puan ve üzerinde yazılıdan puan aldı. En yüksek puanı alan 6 kişi kazananlar listesinde yok. Onların yerine 73, 75, 76 ve 77 puanlı 4 kişi yerleşti. İl birincisi, ikincisi ve üçüncüsü mülakatla elendi. Asıl listede ise Sevgi Y. ve Tuğçe Y. isimli kardeşlerin olması dikkat çekti. Elenen adaylardan biri “Mülakat puanımıza kurum puanımızın altında not verilmiş. Ama 73 alan kişi, 90 küsur mülakat notuyla asil yapılmış” dedi.

Diyarbakır: 4 kişilik alım açıldı. İl birincisi olan Ceylan T. elendi. Sonuncu sıradaki Nazlı K. 71 puan ile asıl listeye girdi.

Edirne: 8 kişilik alım vardı. 91 ila 70 puan arasında puan alan adaylardan sonuncu sıradaki Deniz D. 70 puan ile asıl listeye girdi.

Eskişehir: 6 kişilik alım açıldı. 93 puanla il birincisi olan Ersen Ç. yedek listeye dahi giremedi. 90 puan ile il üçüncüsü olan Necati F. mülakattan 60 puan alarak elendi. KARAR’a konuşan Necati F. “Listenin son sıralarında bulunanlar asil listedeydi. İyi geçmesine rağmen 60 puan vermişler mülakat notuma. Ben dahil 93 ve 90 alan 3 kişi elendi. İlk 8’den sadece 1 kişi asil listede kendine yer bulabildi. Mülakatta zarf çektik ve sorularımızı gördük. Hepsine doğru cevap verdim. Kesin geçebileceğimi düşünürken elendim” diye konuştu.

Gaziantep: 9 kişilik alım açıldı. 70 ila 86 puan aralığında not alan adaylardan son sıradaki Türkan Y. asıl listeye girdi. İl birincisi Müslüm K. yedek listeye bile giremeden elendi.

Iğdır: 6 kişilik alım açıldı. İl birincisi Ali Ç. aldığı 89 puana rağmen elendi. Ali Ç. “Sözlü mülakattan 70 vermişler. 1 puan daha lazımdı. 71 puanla listenin son sırasında mülakata giren Ferdi K’yı tercih ettiler. Öyle bir matematik yapmışlar ki yedeğe bile giremedim. Vicdan sahibi bir insanın yapabileceği bir şey değil bu. Başarıyı cezalandıran bir sisteme karşı mücadele ediyoruz ne yazık ki. Adalet nerede?” diye sordu.

Kastamonu: 5 kişilik alım açıldı. 11 kişi 94 puan ila 70 puan arasında not alarak mülakata girme hakkı elde etti. İl birincisi aldığı 94 puanla elendi. 70 puan ile listenin son sırasındaki Gülay Ş. asıl listeye girdi.

Konya: 8 kişilik alım açıldı. 18 aday 92 ila 71 puan aralığında yazılıdan not aldı. İl birincisi Sevil E. 92 puana karşın mülakatta elenirken listenin son sıralarında bulunan Pembe Nur K, 74 puanla asıl listeye girdi. İl ikincisi Berkan Ş. ve üçüncüsü Meryem G. de yine elenenler arasındaydı.

Malatya: 14 kişilik alım açıldı. 56 aday 71 ila 93 puan arasında not aldı. Malatya’da da senaryo değişmedi. İl birincisi aldığı 93 puan ile elendi. 56 adaylık liste içerisinde 55. olan Ömer Faruk D. aldığı 71 puanla asıl listeye alındı. Listede 85 puan ve üzeri alan ismini vermek istemeyen bir aday gazetemize şunları söyledi:

“Benden düşük puan alan 8-9 kişi atandı. Listenin son sırasındakini asıl listeye alıyorsanız ama il birincisi eleniyor. Mülakatta tüm sorulara doğru yanıt vermiştim. 50’nin biraz üzerinde not vererek beni elediler. Canımı dişimi takmıştım. Yüksek puanımla ve bilgimle görevime başlayacağımı düşünüyordum. Tekrar sınavlara girmeyi düşünüyorum. Ama mimlenebilirim diye korkuyorum. Konuşan kişileri bu sefer de kara listeye bile alabilirler. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

Muğla: 4 kişilik alım açıldı. 17 aday 89 ila 71 puan aralığında not alarak mülakata girme hakkı elde etti. İl birincisi İmran A, ikincisi Osman K, üçüncüsü Esra Cansel G, mülakatla elenirken listede 71 puan ile sonuncu olan Emrullah D. asıl listeye girdi.

Ordu: 9 kişilik alım açıldı. 29 kişilik listede 70 puan ile sonuncu sırada olan Ali Batuhan Z. asıl listeye girerek atandı. 94 puanla il birincisi olan Rabia G yedek listeye dahi giremeden mülakatla elendi.

Samsun: 94 puanla il birincisi olan Bayram S., mülakatla elendi.

Kayseri: Kayseri’de 92 puanla il birincisi olan Sedef D., yedek ve asıl listeye giremeden mülakatla elendi.

Kilis: 90 puan alarak il birincisi olan Metin A., mülakatla elendi. Asıl ve yedek listeye dahi giremedi.

Paylaşın

İtibardan Tasarruf Olmaz: Kamudaki Taşıt Sayısı 106 Bini Aştı

İktidar, “itibardan tasarruf olmaz” anlayışından bir adım dahi geri atmıyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kamunun araç sayısının sırasıyla 103 bin 104, 104 bin 400 ve 106 bin 363 olduğu ortaya çıktı.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; Ocak – Temmuz arasında kamu, toplam 2 milyar 429 milyon 51 bin TL’lik taşıt kiraladı. Aynı dönemde alınan taşıtların maliyeti ise kayıtlara, 178 milyon 133 bin TL olarak geçti. Tasarruf Tedbirleri Genelgelerinin dahi engel olamadığı taşıt alımlarının ulaştığı boyut, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verileriyle de ortaya konuldu.

Buna göre, genel bütçe kapsamındaki idarelerin 2018 yılındaki taşıt sayısı, 98 bin 852 oldu. Toplam 45 kamu idaresinin kullanımı için alınan taşıt sayısı 2019 yılında ise 101 bin 107’ye çıktı. 2020 yılında yayımlanan ve kamu harcamalarında tasarruf öngören genelgenin etkisiyle taşıt sayısında azalma yaşandı. Bu kapsamda kamunun sahip olduğu taşıt sayısı 2020 yılında 98 bin 730’a geriledi.

Ancak 2021 yılından itibaren kamudaki araç saltanatı giderek daha da genişledi. 2021 yılında 45 kamu idaresinin envanterindeki toplam araç sayısının 100 bin 846 olduğu belirtildi. Araç sayısındaki artış 2022, 2023 ve 2024 yıllarında da sürdü. Buna göre, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kamunun araç sayısının sırasıyla 103 bin 104, 104 bin 400 ve 106 bin 363 olduğu bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı: 461
Milli Eğitim Bakanlığı: 3 bin 274
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Bin 27
Gelir İdaresi Başkanlığı: Bin 110
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Bin 33
Gençlik ve Spor Bakanlığı: 831

Paylaşın

HÜDA PAR’dan “Anayasa” Çıkışı: Kemalizm’den Arındırılmalı

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Halef Yılmaz, “12 Eylül darbecilerinin dayatmalarının hâşa vahiymiş, Allah kelâmıymış gibi kutsal ve dokunulmaz görülmesi akıl, inanç ve bilim zaviyesinden nereye oturtulacaktır? Aksi takdirde ne düzeltilmiş olacak? Neyi değişecek? Neresi yeni olacak? Neye çâre olacak? Niye değişecek?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Mesele; bu millete dayatma ile hile ile çökmüş olan batıl bir ideolojinin ve kişilerin ilahlaştırılması yanlışının sonlandırılarak, bir asırdır milleti batıya gönüllü kul köle yapmaya çalışan ve batının teknik ve ilerlemesini değil, sapıklık ve batıl kültürünü taklid eden Kemalizm zihniyetinden anayasanın arındırılmasıdır.”

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkan Vekili Halef Yılmaz, sosyal medya hesabından, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin, “İlk 4 madde tartışması yapmanın bir zaman kaybı olduğuna inanıyorum” şeklindeki açıklamasını değerlendirdi. Halef Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Mesele, ilk 4 maddeden çok daha önemli ve büyüktür. Yeni bir Anayasa’dan bahsedilecekse eskisinin omurgası üzerine yapılacak yamalar, bunu yeni bir anayasa yapmayacaktır. Sadece darbeciler tarafından hazırlanmış eski Anayasa üzerinde bazı değişiklikler yapılmış olacaktır.

Mesele; Şekilsel değişikliklerden ibaret bir düzenleme yapmak olmamalıdır. Mesele, toplumumuzun tüm kesiminlerine ve medeniyet değerlerimize, inancımıza, geçmişimizden gelen büyük müktesebatımıza ve adaleti ikame edecek birlik beraberlik ruhuna hizmet edecek ve büyük mefkûremizle geleceğimizi şekillendirip halkımızın ve bize sığınanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerinin tesis edildiği adil bir sistemi inşa ve ihya etmektir.

Mesele; Bu milletin birlikteliğine, huzuruna, selametine ve değerlerine hizmet edecek, halkımızın hissiyat ve inancını yansıtıp temsil edecek, geçmiş yüzyılın yanlışlarını tekrar ettirmeyecek, yaşananlardan ders ve ibret alarak darbecilerin dayatması dışlayıcı ideolojik unsurların arındırılarak sivil ve yepyeni bir sözleşmeyi yapmak olmalıdır.

Mesele; Bu millete dayatma ile hile ile  çökmüş olan batıl bir ideolojinin ve kişilerin ilahlaştırılması yanlışının sonlandırılarak bir asırdır milleti batıya gönüllü kul köle yapmaya çalışan ve batının teknik ve ilerlemesini değil sapıklık ve batıl kültürünü taklid eden kemalizm zihniyetinden Anayasa’nın arındırılmasıdır.

Mesele; Irkçı kafatasçı jakoben dayatmalara gerekçe yapılan nitelemelerden vazgeçip ülke sosyolojisine ve hakikate uygun şekilde toplumun bütün farklılık ve dillerinin kabul edilerek sadece fiziki değil gönülden inanç birliğinin yeniden sağlanmasıdır.

Mesele; Laiklik adı altında milletimizin dini olan İslam’a düşmanlığa sebep olan bütün yanlışların düzeltilmesidir. İlk 4 maddenin bundan istisna tutulması meseleyi çözecek midir? 12 Eylül darbecilerinin dayatmalarının hâşa vahiymiş, Allah Kelâmıymış gibi kutsal ve dokunulmaz görülmesi akıl, inanç ve bilim zaviyesinden nereye oturtulacaktır? Aksi takdirde ne düzeltilmiş olacak? Neyi değişecek? Neresi yeni olacak? Neye çâre olacak? Niye değişecek?”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Sancısı

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde CHP’nin ardından ikinci parti konumuna gerileyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) değişim sancısı yaşanmaya devam ediyor.

Partisinin 23. yıl kuruluş yıldönümünde konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yorulanların bırakmasını istemişti.

Bunun üstüne AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, Erdoğan başkanlığında 3 Eylül Salı günü bir araya gelecek. Bu toplantıda kongre takvimi başlatılacak. 8’inci Olağan Büyük Kongre’nin takvimine göre önce belde, sonra ilçe, il ve son olarak büyük kongre yapılacak.

A Haber’e göre sürecin ekim ayında başlatılması, Ramazan Bayramına kadar il kongrelerinin tamamlanması, mayısta ise büyük kongreye gidilmesi planlanıyor.

Mart 2021’i referans alarak, AK Parti olağan kongresini seçimler nedeniyle yasal sürenin 1 yıl üzerinde, 2025’te gerçekleştirecek. Bu kongre ile birlikte, ülke genelindeki parti kadroları da yeniden değerlendirilecek.

Erdoğan, parti yönetim organı olan ve yedekleriyle birlikte 110 üyeden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu için yetki sahibi olacak. Erdoğan’ın, parti vitrini ve A takımında da değişiklikler yapması bekleniyor. AK Parti yetkilileri, kongre sürecini 2028 seçimlerine yönelik yeni kadroların belirlenmesi olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

DEM Parti, Eylül Ayından İtibaren “Örgütlenme Seferberliği” Başlatıyor

DEM Parti, eylül ayından itibaren, AK Parti ve MHP iktidarının muhaliflere yönelik baskı politikalarına karşı yeni bir “örgütlenme seferberliği” başlatmayı planlıyor. “Örgütlenme seferberliği” ile parti yönetimlerinin daha aktif hale getirilmesi planlanıyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) 26 Haziran’da gerçekleştirdiği toplantıda açığa çıkan kararlar doğrultusunda, Eylül ayında iki önemli konferans yapılacak. 13 Eylül tarihinde Kadın Örgütlenme Konferansı, 14-15 Eylül tarihleri arasında ise Merkezi Örgütlenme Konferansı düzenlenecek.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası’nda (İMO) düzenlenecek konferanslar yaklaşırken, DEM Parti birçok ilde çalışmalarını sürdürüyor.

Tüm il eş başkanları, Parti Meclisi (PM) üyelerinin doğal delege olarak katılım sağlayacağı konferansın delegasyonu, çeşitli kurumlara ve bileşen partilere verilen kotalarla tamamlandı. Kadın Örgütlenme Konferansı’na 200, Merkezi Örgütlenme Konferansı’na ise 360 delege katılacak.

Özellikle yerel seçimler sonrası parti içi işleyişlere dair seçmen tarafından getirilen eleştirilerin de gündeme alınacağı konferanslarda, örgütlenme modeli üzerine tartışmalar gerçekleştirilecek. Öte yandan, AKP-MHP iktidarının Kürt siyasal hareketi ve muhaliflere dönük yoğunlaştırdığı baskı politikalarına karşı bir “örgütlenme seferberliği” başlatılacak.

Mezopotamya Ajansı’ndan Fırat Can Arslan‘ın edindiği bilgilere göre; özellikle yerel seçimlerde DEM Parti’nin yaşadığı “yereldeki örgütler ile genel merkez arasındaki iletişimsizlik ve halk ile doğru temelde diyalog kuramama ” gibi dikkat çeken sorunlara dair çözümler sağlanması beklenen konferansta, Halkın Emek Partisi’nden (HEP) bugüne 32 yıllık demokratik siyasi mücadele deneyimlerinin güncelleştirilmesi ve daha verimli hale getirilmesi esas alınacak.

Demokratik Kürt siyasetinde geçmişten bu yana görev almış yöneticiler ve delegelerin de katılımıyla gerçekleşen il ve ilçe yönetim toplantılarında hazırlanan raporlarla birlikte konferansa dönük hazırlıklar somutlaşırken, söz konusu raporlar DEM Parti Yerel Yönetimler Kurulu’nun 3 Ağustos’ta Wan’da düzenlediği “Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda” sonuçlanmıştı. Tüm belediye eşbaşkanlarının katılımıyla gerçekleşen çalıştayda, Kürt halkının kendini yönetme talebine sahip çıkacağı ifade edilmişti. Söz konusu çalıştayda, Eylül ayındaki konferansa bir model önerisi taşıma amacı güdüldü.

Konferansta, Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Yeşil ve Sol Gelecek Partisi’ne ve son olarak DEM Parti’ye geçiş sürecinde birçok il ve ilçede gerçekleşen olağan üstü kongreler sonrası şekillenen yönetimlerin “örgütlenme seferberliği” ile önümüzdeki dönemde başlayacak olağan kongre süreciyle birlikte daha aktif hale getirilmesi de hedefleniyor. Bu ihtiyaca cevap olabilmesi adına açılan “Parti Okulu”ndaki eğitimlerle ise süreç daha da kolaylaştırılmaya çalışılıyor. Konferansın odak noktalarından biri de Parti Okulu planlaması olacak.

DEM Parti, olası bir baskın seçime tam anlamıyla hazır olabilmek adına Eylül ayından itibaren çalışmalarını sürdürecek.

“İttifak” soruları yanıt bekliyor

Son olarak 21 Ağustos’ta toplanan DEM Parti MYK’sinin gündem maddelerinden biri olan “ittifak” tartışmalarına dair ise somut bir adım henüz atılmış değil. “Demokrasi İttifakı” vurgusunun yapıldığı MYK’de çalışmaların hızlandırılması için bizzat Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın temaslarda bulunmasına ve ilgili bir komisyonun kurulmasına karar verilmişti.

Bununla birlikte DEM Parti bünyesindeki bileşen zemininin ve son iki seçim sürecinde sol-sosyalist parti ve kurumlarla oluşturulan ittifak deneyimlerinin beklenen etkiyi yaratmaması da kamuoyunun yönelttiği dikkat çekici eleştirilerin başında geliyor.

Paylaşın

Meclis Başkanı’ndan Can Atalay Açıklaması: Mahkeme Kararını Değiştiremeyiz

Can Atalay’ın AYM kararına rağmen tahliye edilmemesine ilişkin konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bizim prosedürlerimiz içerisinde Anayasa Mahkemesi’nin bize yazdığı bir metin yok. Dolayısıyla biz Anayasa Mahkemesinin hangi kararını okutacağız?” dedi ve ekledi:

“Bana birisi ‘TBMM Başkanı yazı yazmış ve falanca mahkemenin verdiği yargı kararını ortadan kaldırmış’ diye bir yol söylesin. TBMM olarak her şeyi yapabiliriz. İsterse yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebilir, Anayasa değişikliği yapar, yasamanın böyle bir gücü var ama yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok.”

Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan ve Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen tahliye edilmemesine tepkiler gelmeye devam ederken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan yeni bir açıklama geldi.

Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Numan Kurtulmuş, “İlk 4 madde tartışması yapmanın ben zaman kaybı olduğuna, Türkiye’de lüzumsuz tartışmaların kapısını açacağına, bu anayasa tartışmalarını da başından zehirleyeceğine inanıyorum” dedi. Kurtulmuş, parlamentoda bulunan büyük bir çoğunluğun ilk 4 maddeyle ilgili değişiklik talebinin olmadığını vurguladı.

Meclis’te bulunan partilerin tamamının ya yeni anayasa ya çok köklü bir anayasa değişiklik teklifini ya seçim beyannamelerinde ya da parti programlarında ifade ettiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Şimdi birinci tur bitti. Bundan sonrasını inşallah güzel, açık bir şekilde yürüteceğiz. Sadece siyasi partiler değil, bütün toplum kesimlerine yayacağız. TBMM’nin öncülüğünde bu süreç yürütülecek.”

‘Mahkeme kararını değiştiremeyiz’

Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürülmesine yönelik tutumuna ilişkin eleştirilerle ilgili soru üzerine de Kurtulmuş, şunları kaydetti: “Bizim prosedürlerimiz içerisinde Anayasa Mahkemesi’nin bize yazdığı bir metin yok. Dolayısıyla biz Anayasa Mahkemesinin hangi kararını okutacağız?

Bana birisi ‘TBMM Başkanı yazı yazmış ve falanca mahkemenin verdiği yargı kararını ortadan kaldırmış’ diye bir yol söylesin. TBMM olarak her şeyi yapabiliriz. İsterse yüksek yargı kurumlarının fonksiyonlarını bile değiştirebilir, Anayasa değişikliği yapar, yasamanın böyle bir gücü var ama yasamanın bir mahkeme kararını değiştirme gücü yok.”

Paylaşın

Kerkük’te Türkiye’ye Ait SİHA Düşürüldü: Dışişleri Bakanlığı’ndan Açıklama

Irak’ın Kerkük kenti semalarında Türkiye’ye ait bir SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) düşürüldü. Dışişleri Bakanlığı ” Irak makamlarıyla koordinasyon sağlandı” açıklamasında bulundu.

Türkiye’ye ait bir Aksungur SİHA’nın Kerkük’ün Tısın semtinde düşürüldüğü ileri sürüldü. Irak Hava Savunma Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada Türkiye’ye ait bir SİHA’nın düşürüldüğü ifade edildi.

Rûdaw’ın haberine göre, bugün saat 10:39 sularında Türkiye’ye ait Aksungur SİHA’sı Kerkük semalarında Irak Hava Savunma Kuvvetleri tarafından düşürüldüğü aktarıldı. Irak medyasına göre Aksungur SİHA’sı, Irak hava savunma sisteminin ateşlediği 4 uçaksavar füzesiyle düşürüldü.

Irak ordusu Kerkük Operasyonlar Komutanlığı da, “izinsiz uçuş gerçekleştirdiği sebebiyle kimliği bilinmeyen bir İHA’nın düşürüldüğünü” bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, yaşanan hadiseye ilişkin açıklama yaptı: “Bugün Kerkük’te yaşanan hadiseyle ilgili açıklama Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılmıştı. Olayın tüm ayrıntılarıyla aydınlatılması için Irak makamlarıyla koordinasyon sağlanmıştır. Türkiye’nin terörle mücadelede kararlılığı tamdır.

Türkiye, Irak topraklarında yuvalanmış terör örgütüyle mücadelesini, BM Şartı’nın 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa ilkesi uyarınca sürdürmektedir. Türkiye ve Irak arasında terörle mücadele alanında giderek kuvvetlenen güçlü ve ortak bir irade bulunmaktadır.

Son dönemde PKK’nın Irak’ta ‘yasaklı örgüt’ ilan edilmesi ve 15 Ağustos tarihinde Ankara’da imzalanan’ askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye dair Mutabakat Zaptı’ bu yaklaşımın ürünleridir. Söz Konusu işbirliğinin sahada somut sonuçlar vermesi ve bu amaçla yetkili makamlar arasındaki eşgüdümün artırılması hususunda her iki ülke de kararlıdır”

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Türkiye’den Dört Şart

Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için iki ülke yetkilileri tarafından verilen mesajlara bir yenisi eklendi. Son olarak Dışişleri Bakanlığı kaynakları, ilişkilerin 2011 öncesine dönmesi için Türkiye’nin dört şartını açıkladı.

TRT Haber’de yer alan habere göre; Ankara, Suriye ile ilişkilerin normalleşmesi için şu dört şarta sahip: Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini muhafaza etmek üzere terör unsurlarından arındırılması,

Suriye’nin kendi halkıyla, kendi halkının meşru talep ve beklentileri temelinde 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı çerçevesinde gerçek bir ulusal uzlaşı sağlaması, bununla bağlantılı olarak güvenli ve onurlu geri dönüşler için gerekli koşulların oluşturulması, insani yardımların kesintisiz şekilde sürmesinden geçmektedir.

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Dikkat Çeken “Altı Ok” Açıklaması: Yeniden Yorumlanmalı

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Altı Ok’un gelişen dünya ile birlikte yorumunun yine parti programında yer alması lazım. O zaten bütün parti programlarında var. Yeni hazırlanacak parti programında da Altı Ok’la ilgili yeni yorumun, çağdaş yorumun konulması gerekiyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4 – 8 Eylül’de gerçekleştirilecek tüzük kurultayı öncesi, Genel Başkan Özgür Özel ‘tüzüğü demokratikleştirme’ mesajları verirken, partinin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da nelerin değişmesi gerektiğine dair açıklamalarda bulundu.

Sözcü’den Saygı Öztürk‘e konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, partinin arşivinde tüzük konusunda yapılmış çok sayıda çalışma olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Tüzükle ilgili yaptığımız çalışmayı da belli bir noktaya getirmiştik. Partimizin seçim ve hukuk işlerinin o dönem yürüttüğü çalışmaların yanı değişiklik önerileri de gelmişti. En çok da ‘Dönem kuralı’ öneriliyordu. Yine önseçim talepleri var. Parti üyeliğini ‘aktif” ve ‘pasif’ üyelik olarak ikiye ayrılmalı. Bunun da kuralları var. Ön seçime, üyelik gereklerini yerine getiren aktif üyeler katılmalı. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, il genel meclis üyeliği, belediye meclis üyeliği seçiminin aktif üyeler tarafından yapılmasıyla ilgili tüzük değişikliğini getirmiştik.

Ama kurultay reddetmişti. Şimdi anladığım kadarıyla kurultaya aynı konuda delegelerin önerileri var. Bu önerinin mutlaka kabul edilmesi yönünde görüş birliğinin çıkması beni sevindirdi. Ön seçimin olması, bir anlamda üye ile parti arasındaki aidiyeti sağlıyor. Düzenli aidat ödemeleri, parti çalışmalarına katılmaları partiye artı getirir. Adaylar, merkez yoklamasıyla değil, önseçimle aktif delegelerin oylarıyla belirlenecek.”

Milletvekilliği, belediye başkanlığı için ‘Dönem kuralı’ getirilmesiyle ilgili öneriler var. Milletvekilliğinin iki dönemle, üç dönemle sınırlandırılmasını isteyenler var. Bu öneriler yine partinin yetkili organlarında büyük bir ihtimalle tartışılır, bundan sonra da Tüzük Kurultayında ele alınır.”

Artık merkez yoklaması sadece genel başkanın, seçim yasasında öngörülen yüzde % 5’le sınırlı kalırsa dönem kuralına gerek kalmaz. Çünkü gerçekten halk istiyorsa bir milletvekilini seçer; istemiyorsa zaten seçmeyecektir.

“Parti programının yenilenmesi gerekiyor”

Parti programıyla ilgili de yapılmış çalışmalar var. Onlarda partinin arşivinde. Parti programını da yenilenmesi gerekiyor. Değişen, gelişen koşullara göre parti programının da yeniden ele alınması gerekiyor. CHP’nin programından önce ‘Demokratikleşme’ dediğimiz, yani ‘Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması’ dediğimiz ilkesinden hareket etmeliyiz. Bugün ‘Demokrasi’ dediğimiz şey tamamen sözde kaldı. Anayasa uygulanmıyor, yasalar uygulanmıyor. Dolayısıyla biz parti programında demokrasiye öncelik veren, demokrasinin ne olduğunu anlatan ve CHP’nin bu konuda neleri, hangi hamleleri atması gerektiğini belirleyen kurallar koymak gerekiyor.

Her halükarda zaten Altı Ok’un gelişen dünya ile birlikte yorumunun yine parti programında yer alması lazım. O zaten bütün parti programlarında var. Yeni hazırlanacak parti programında da Altı Ok’la ilgili yeni yorumun, çağdaş yorumun konulması gerekiyor.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: En Kısa Zamanda Seçimi, Sandığı Getireceğiz

Ayvalık’ta yurttaşlara seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Yoksulluk konuşulmasın diye kavga icat edenler, işsizlik konuşulmasın diye polemik üretenler, güvencesizliğin üstünü siyasi kavgayla örtenlere inat, bu milletin gerçek sorunları dışında hiçbir sorunu konuşmayacağız, hiçbir şekilde suni gündemlere teslim olmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ayvalık İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti.

Burada yurttaşlara seslenen Özgür Özel, “Biz yerel seçimin akşamı şunu söyledik; bu bir zafer değil, bu bir başarı ama çok önemli bir görevi sırtımıza yükleyen bir başarı. Biz bundan sonra kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi ayırmadan, adil, düzgün bir şekilde görev yapacak belediye başkanlarımızla beraber bize verilen krediyi en iyi şekilde kullanacağız ve esas büyük başarıyı hep beraber yapılacak ilk genel seçimlerde yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

“Kurultayda, kongrede verdiğim sözlerden ilkini tuttum” diyen Özel, şöyle devam etti: “Bu partinin genel merkezinin de ilçe binalarının da il binalarının da ışıkları erkenden sönmeyecek. Seçim gecesi o ışıklar sabaha kadar yanacak. Cumhuriyet Halk Partili kadınlar akşam saatinde tülbentini sirkeli suya basıp başına bağlayıp ışıkları kapatıp oturmayacak. O gece ışıklar sabaha kadar yanacak, o tülbentler sallanacak ve hep birlikte başaracağız. İlkini 31 Mart’ta yaptık.”

Gelecek genel seçimler için mesaj veren Özel, “Bundan sonra da CHP’den kaybetmiyoruz, kaybettik ama üzülmüyoruz mesajları değil, hep iyi haberler alacaksınız. Verdiğimiz sözü yerel seçimlerde tuttuk, genel seçimlerde de göreceksiniz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde hepimizin partisi iktidar olacak” ifadelerini kullandı.

İzmir’deki sokak röportajında kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan Dilruba Kayserilioğlu ve nya Diş Hekimliği Kongresi’nde görev almak için yaptığı başvuru başörtüsü nedeniyle reddedilen Dilara Çiçek için mesaj veren Özel, şunları söyledi:

“Dilruba ve Dilara… Dilruba bir sokak röportajında, söylediği sözlerin hepsine katılmayabilirsiniz ama genç bir kadın düşüncülerini ifade ediyor. Onu aldılar, tutukladılar ve Eylül ayının 3’ünde mahkemeye çıkaracaklar. Yarın sabah Dilruba’yı hepiniz adına ziyaret edeceğim ve partimizin 9 Eylül’deki partimizin kuruluş yıldönümü törenlerine davet edeceğim.

İkinci bir isim Dilara… Dilara, diş hekimliği fakültesi öğrencisi. Dünya Diş Hekimliği Kongresi, İstanbul’da yapılacak. Kongre için görev almak isteyen öğrenciler gelsin dediler, Dilara da gitti. Demişler ki ‘Seni istemiyorlar.’ Niye? Başörtüsü var! Bu sabah Dilara’yı aradım, kızım İpek’le yaşıt, daha sonra da kızımla görüştüler. Böyle bir uygulamayı tasvip etmediğimizi söyledim. Telefon görüşmemizde 9 Eylül’deki partimizin kuruluş yıldönümüne davet ettim. Bir zorluğu olmazsa kızım İpek’le birlikte İstanbul’dan Ankara’ya gelecekler ve babaevine misafir olacaklar.”

“Suni gündemlere teslim olmayacağız”

“Birileri istiyor diye kutuplaşmayacağız” diyen Özel, şunları kaydetti: “Yoksulluk konuşulmasın diye kavga icat edenler, işsizlik konuşulmasın diye polemik üretenler, güvencesizliğin üstünü siyasi kavgayla örtenlere inat, bu milletin gerçek sorunları dışında hiçbir sorunu konuşmayacağız, hiçbir şekilde suni gündemlere teslim olmayacağız.”

“En kısa zamanda seçimi, sandığı getireceğiz”

CHP Lideri Özgür Özel, Gömeç Belediye Başkanlığı’nı da ziyaret etti. Özel, ziyaretinin ardından Gömeç Belediye Başkanlığı binasının önünde kendisini karşılayanlara hitap etti. Özel, şunları söyledi:

“Onlar iyi yönetecekler, güzel yönetecekler. Örgütümüzle uyum halinde çalışacaklar. Vatandaşın beklentilerini karşılayacaklar. Şeffaflıktan, dürüstlükten asla taviz vermeyecekler. Sonunda CHP’nin geneldeki iktidarının da kapısını aralayan, nasıl geçen sefer bir söz vermiştim. Nasıl Ecevit 1970’lerde sorunu doğru görmüş, dünyada esen rüzgarları doğru okumuş, Türkiye’ye bu işi en doğru siyasi söylemle taşımış, yapılan ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de birinci parti olarak partisini çıkarmışsa, biz ilk yerel seçimlerde verdiğimiz sözü tuttuk.

Yerel seçim öncesi dediler ki Anadolu Ajansı sizi vermiyor. Atatürk’ün cepheden haber versin diye kurduğu ajans, bizim haberlerimizi çok kısıtlı ve fevkalade maksatlı kısaltarak çok içeriksiz veriyor. Canları sağ olsun dedik. Efendim TRT, AKP’nin kanalı olmuş. Onlara 31 Mart akşamı sürprizim var dedim.

Öbürü bize saldırdı, canın sağ olsun dedim. Bir diğeri hakaret etti, seninle kavga etmeye niyetim yok, milletin derdi ile dertleneceğim, seninle meşgul olmamam dedim. Sonunda 31 Mart akşamı oldu. 31 Mart akşamı büyük bir zafer kazanacağımız, doğru belirlediğimiz adaylarla, anketlerle, sahadaki takiplerimizle görünüyordu. Son 10 gün daha da büyük bir coşkuya dönüştü. Partiler, kriz anlarını yönetmek için önceden tedbir alırlar.”

Eskiden şöyle tedbirler alıyorduk. Çünkü Anadolu Ajansı farkı 25 puan gösteriyor. Öbürü şöyle oldu diyor. Moraller bozulacak. Seçimin sonucunun da birazcık sıkıntılı olacağı anketlerde de görülüyor. Partide şöyle SMS’ler hazırlanıyordu. Gelecek haberler ne olursa olsun, seçimi açık farkla kaybettiğimiz iddia edilse de bunlara inanmayın. Moralinizi bozmayın, sandıkların başından ayrılmayın. Bu sefer de bir hazırlık yapıyoruz akşama.

Nasıl bir SMS hazırlayalım, kaçta gitsin dediler. Dedim ki sandıklar batıda da kapanıp, üstünden bir yarım saat, bir saat geçtikten sonra sandık görevlilerine şu mesaj gitsin. Sandık görevlilerini göreyim, kimler var? Sandık görevlilerine bu sefer ne mesaj geldi? Birazdan çok iyi haberler alacaksınız. Sakın sandıkların başını bırakmayın. Son imzalı tutanağı teslim edene kadar görevinizin başında olun. Sizler bizim demokrasi kahramanlarımızsınız.

Artık, yeterince kaybetmeyi öğrendik. Her yenilgiden ders çıkardık. Ama yenilmekten bıktık. Artık kazanmayı öğrenmenin zamanıdır. 31 Mart bu özgüven ve kararlılığın, hep birlikte ortaya koyduğumuz büyük mücadelenin sonucudur. Bundan sonra yenilgilerden ders almak değil başarıyı, zaferi olgunlukla taşıma sınavıdır. Biz geçen 31 Mart’ta bunu hep birlikte yaptık. Bundan sonra da hep birlikte bunu sürdüreceğiz.

Gömeç Belediyesi’nin elbette sorunları var. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yıllarca AKP’deydi. BASKİ, suda, kanalizasyonda çok eksiği var. Enkaz devrettiler, borç devrettiler. Faiz devrettiler. Bir de onun üstüne üstümüze gelerek çalıştırmamaya çalışıyorlar. Ama bu Körfez’in arıtma sorunlarını da kentlerin kanalizasyon sorunlarını da su sorunlarını da çözeceğiz. Tayyip Bey orada burada diyordu ya CHP çöptür, çukurdur.

Vallahi AKP’den Balıkesir Belediyesini devraldık. Büyükşehrin yetkisinde olan Körfez’in arıtması yok. Hani diyor ya, şudur, budur. Şimdi ben de tutup AKP şudur, budur deyip o pislikleri sıralamayacağım. Ama hani deyim yerindeyse, ekonomik olarak da proje olarak da vizyon olarak da bir enkaz devraldık. Yönetemeyen, yönetme kabiliyeti olmayan, kamu varlıklarını bölüşülecek ganimet sayan, halka hizmet etmek yerine kendi yakın çevrelerine hizmet eden anlayıştan Balıkesir bıkmıştı. Bıçak kemiğe dayanmıştı, Balıkesir gereğini yaptı.

Şu anda komşu iliniz memleketim Manisa’da da burada da nüfusun yüzde 95’ine yakınını CHP’li belediyeler yönetiyor. Eksik olur, kusur olur ama çalışkan, dürüst, genç, dinamik ve aklı fikri kente hizmet olan belediye başkanlarımız var. Biz ve siz bu güzel kentleri onlara emanet ettiniz. Ben de bu güzel belediye başkanımı size emanet ediyorum. Sahip çıkacağız. Destek olacağız. Eksikleri kulağına söyleyeceğiz. Güzellikleri hep birlikte anlatacağız. Çünkü çok yakında biz bu ülkeyi yöneteceğiz. O günler geliyor.

CHP’de herhangi bir noktada bir uyuşmazlık, bir sorun, çekişme, tartışma, vallahi de yok billahi de yok. Ama kim istiyor bunu? İktidar medyası istiyor bunu. Her gece CHP konuşmak istiyorlar. Varsın konuşsunlar. Bazıları çok az sayıda, şimdi partili olduğunu öğrendiğimiz, sosyal medyadan bizlere hakaret eden, iftira eden, güya parti içinde bir hizbi temsil eden, kardeşim 47 yıl sonra parti birinci parti olmuş.

Parti 47 yıl sonra öyle bir zafer kazanmış ki Avrupa ve dünyanın yerel yönetimlerde en güçlü partisi ve Avrupa’nın en yüksek oy alan sosyal demokrat partisi olmuş, efendim kavga edecekmişiz. Biz bu şartlarda birbirimizle uğraşırsak, millet der ki bunlar iktidar bile olsa içerideki tartışma bitmeyecek. Ama şu kadar net ki partide 81 il başkanı tüzük çalışıyor. Tam bir mutabakat ve muhteşem bir uyum. Bütün delegelerimizle, bütün ilçelerimizle, bütün belediye başkanlarımızla etle tırnak gibiyiz. Biriz ve beraberiz. En çok gözettiğim şey, bu iki arkadaşın uyumu. Bütün Türkiye’de örgüt belediye başkanına sahip çıkacak, belediye başkanı örgütüne sahip çıkacak.

Bu noktada hepimizin üzerindeki vazife, iktidara yürürken kararlılıkla, güvenle, birlik ve beraberlik içinde davranmak. Çünkü insanlar bize bu ülkeyi bu arkadaşlar iyi yönetir mi gözüyle bakıyorlar. Bize bu krediyi verdiler. Bu krediyi belediye başkanlarımız en iyi şekilde kullanacaklar. Biz hep beraber ümit ediyorum Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğumuzu, Türkiye’deki bütün vatandaşlarımıza anlatıp, çok çok büyük bir zaferle Cumhuriyetin yüzüncü yılının ilk genel seçimlerinde yine partimizin ışıklarını sabaha kadar açacağız. Yine hep birlikte başarıyı yaşayacağız.

Son sözüm şudur. Burada ‘Karanlık gider, Gezi kalır’ diyor. Can Atalay’ın fotoğrafını gösteriyorlar. Gezi’deki herkes, Tayfun başta olmak üzere Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun, Sayın Kavala ve Can Atalay. Beşi de orada bizim yerimize yatıyorlar. Neden bizim yerimize yatıyorlar? O günlerde ağaçlar kesiliyordu. Ağaçlar kesilmesin dediler. Yerine 31 Mart vakasına rövanş, o döneme atıf. Topçu kışlası yapacak, yapılmasın dediler.

Atatürk Kültür Merkezi’ni yıkıp AVM yapacaklardı, bu olmasın dediler. Gaz fişeği ile kör ediyorlardı gençleri, bunu yapmayın dediler. Varıp da bu arkadaşlar, gelip de Cumhurbaşkanı istifa etsin. Başbakan yurda dönmesin. Bakanlar Kurulu görevi bize devretsin demediler. Bunu deseler darbe girişimi olurdu. Ama onlar ağaç dediler, kent dediler, çevre dediler. Şimdi birileri tarafından efendim Gezi de darbe girişimiydi filan içeride duruyorlar… Hangimiz olsak onu söylerdik. Her birimiz onu söyledik. Şunu bilin ki Gezi’de yatan herkes Özgür Özel’in yerine yatıyor.

Hepimizin yerine yatıyor. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya, mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Tayfun Kahraman partimizin üyesidir. Evladı Vera, hepimizin evladıdır. Bu sene ilkokula başlayacak. Babası onu hiç kreşe götüremedi. Babası benim yerime hapis yattığı için babasının yerine mezuniyetine gittim. Ama Vera’nın ilkokulu babasız okumasına izin vermeyeceğiz. Son sözüm şudur. Bu güzel yaz gününde, sıcak günde buraya geldiniz. Bizi dinlediniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Sizi bir arada tutan şey rant değil, çıkar değil. Sizi bir arada tutan şey. Şüphesiz bu ülkeyi var eden değerlere, bu ülkenin kurucu değerlerine, kurucu kadrolarına, kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığınız. Para için birlikte duranlar, rant için birlikte duranlar, çıkar ilişkileri ile birlikte duranlar o çıkar ortadan kalkınca tuzla buz olurlar. Yıllardır, 47 yıldır birinci parti olmamışız, şimdi olduk. Uzun yıllardır ağız tadıyla iktidar hiç olmadık.

Ama bir yere gitmediniz. Bir arada durdunuz. Bugünleri getirdiniz. Biz sizin bu bağlılığınız, Cumhuriyete bağlılığınız. Devrimlere bağlılığınız. Aydınlanmaya bağlılığınız. Bizi var eden ilkelerimize bağlılığınızdan aldığımız güçle, üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Size inanıyoruz, güveniyoruz, söz veriyorum bundan sonra seçim akşamlarında CHP’nin ve Türkiye ittifakının zaferine sevineceğiz. Kötü günler geride kaldı. Mutlaka geliyor. En kısa zamanda seçimi, sandığı getireceğiz. Bu iktidarı değiştireceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın