Ahmet Altan Kimdir? Hayatı, Eserleri

1950 yılında Ankara’da dünyaya gelen Ahmet Altan, ortaöğrenimini değişik okullarda devam etti. Bir süre Robert Kolej’e devam ettikten sonra TED Ankara Koleji’nde yatılı olarak okuyan Ahmet Altan, liseyi 1970 yılında İstanbul Kültür Koleji’nde tamamladı.

Ahmet Altan, 18 yaşında, henüz lise öğrencisiyken evlendi. 1972 yılında bir kızı, 1980 yılında bir oğlu oldu. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne devam eden Altan, 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu ve gazeteciliğe başladı.

Gazeteciliğe Hürriyet gazetesinde gece muhabiri olarak başladı. Aynı gazetede şef muhabir, haber şefi, dış haberler editörü, köşe yazarı olarak çalıştı. Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtler’in çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazetedeki işine son verildi.

2007 yılında Taraf gazetesinin kurucuları arasında yer alan Ahmet Altan, Alev Er ile birlikte gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Alev Er’in ayrılmasıyla bu görevi tek başına yürüttü. Kum Saati başlıklı köşesinde yazılar yazdı. Eylül 2008’de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesine istinâden Türklüğe hakaret etmekle suçlandı.

Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü’ne, 2011’de de Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere verilen Hrant Dink Barış Ödülü’ne layık görüldü. Altan, Aralık 2012’de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti.

Taraf’taki yazılarına son vermesinin ardından 2015’e dek roman yazdı. 7 Ekim 2015’te gazeteciliğe geri döndü ve Haberdar’da yazmaya başladı. Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV’de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu.

Dört Mevsim Sonbahar romanı gayr-ı meşru çarpık cinsel ilişkiler ve trajik ölümler romanıdır. Roman yazarı, onun babası ve Halit’in ortak sevgilisi Zeynep adında bir kadın var. Halit, Zeynep ve İnci ile aşk ilişkisi içindedir. İnci, hem Halit’le hem başkasıyla ilişki içinde. Yani dostluk, vefa, evlilik, nikâh gibi değerler yok ve herkes herkesle çok kirli, serbest bir cinsel ilişki yaşıyor. Roman kişilerinin hepsi trajik biçimde ölüyor.

Sudaki İz adlı romanında 12 Eylül 1980 öncesi solcularını merkeze alır. Fazıla, kocası Bülent’le çocukluk aşkı Ömer arasında karmaşık cinsel ilişkiler içindedir. Yalnızlığın Özel Tarihi’nde kadın merkezli duygusallık ön plana çıkarılmış. Tarih ve cinsellik iç içe olmuş. Mutsuz insanların arayışlarıyla dolu hayatını anlattı. Romanda hayatı cinsellik açısından algılayan tiplere yer vermiş. İttihatçı Hüsrev Bey adında bir dede, sevgisiz, mutsuz ve yalnızdır.

Torunu Nemin de yalnızdır. Hüsrev Beye tutkun deliliğin eşiğine gelmiş yaşlı kız Müberra da yalnız ve mutsuzdur. 40 yaşlarında zengin, konak kızı ve bir sürü sevgilisi olan bencil Nermin hayatı cinsellikle özdeşleştirmiş. Konağın esas sahibi Müberra hiç evlenmemiş, hayata hep cinsellik açısından bakıyor. Eğilimli olduğu dini bile bastırılmış cinselliği açısından yorumlar. Teşkilat-ı Mahsusacı Hüsrev Bey de katil, bencil olarak sunulmuş.

Tehlikeli Masallar’da, erkek merkezli duygusal yapı ön plandadır. Eski vazgeçilemez sevgiliyle, yeni sevgili arasında kalan yalnız bir kişinin hikâyesine yer verdi. Aşk ve kadın karşısında tedirgin ver kırılgan erkek tipine yer verdi. İsyan Günlerinde Aşk romanında 31 Mart Vakası sıralarında ortaya çıkan olayları, isyanları, kargaşa ortamını, aşkları anlatır. 31 Mart’ta dincilerin hepsinin ayaklanmadığını, sadece İstanbul’da birkaç tabur askerin ayaklandığını anlatır.

Ayrıca askerin kendi içinde de bir ayaklanma ve çözülme yaşadığını, subayların “alaylılar” ve “mektepliler” olarak ikiye bölündüğünü vurgular. 31 Mart ayaklanmasına karşı çıkan gerçek dindarlar da olduğunu belirtir. Bunun bir gerici ayaklanması değil, asker ayaklanması olduğunu dile getirir. 31 Martın dinî motiflerle süslü bir askerî ayaklanma olduğu görüşündedir.

Kılıç Yarası Gibi romanında aşk, kadınların esrarengiz dünyası ve kadın kişilikleri üzerinde durur. İkinci Abdülhamit Dönemi, paşaların kendi aralarındaki çatışmaları, çetecilik faaliyetleri, Balkan ayaklanması, İttihat ve Terakki Partisi gibi unsurlar yer alır. Aldatmak romanında aldatmanın herkesin hayatında bir tohum olarak var olduğu iddia adilir. Ölmek Kolaydır Sevmekten, 1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları ortamını, İstanbul’da yayılan karamsarlık, ümitsizlik, korku havasını, İttihat ve Terakki hükümetinin uygulamalarını bir aile hatırası üzerinden değişik yönleriyle anlatır.

Ahmet Altan’ın eserleri: Roman: Dört Mevsim Sonbahar, Sudaki İz, Yalnızlığın Özel Tarihi, Tehlikeli Masallar, Kılıç Yarası Gibi, İsyan Günlerinde Aşk, Aldatmak, En Uzun Gece, Son Oyun, Ölmek Kolaydır Sevmekten, Hayat Hanım.

Deneme: Gece Yarısı Şarkıları, Karanlıkta Sabah Kuşları, Kristal Denizaltı, Ve Kırar Göğsüne Bastırırken, İçimizde Bir Yer, Bir Hayat Bir Hayata Değer, Yabani Manolyalar, Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim.

Paylaşın

Ahmed Tayyar Çulha Kimdir? Hayatı, Eserleri

1887 yılında Bolu’da dünyaya gelen Ahmed Tayyar Çulha, 4 Nisan 1971 yılında Bolu’da hayatını kaybetti. İstanbul Darülfünun Ulum-ı Diniye-i Âliye Şubesinden mezun olmuş, Süleymaniye Medresesi’nden ihtisas beratı almıştır.

Bolu Yıldırım Beyazıd Medresesi’nde eğitimcilik, Bolu Sultanisi’nde Arapça öğretmenliği, Darü’l Hilafetü’l-Âliye’nin Bolu Şubesinde müdürlük yapmıştır. Bolu Müftüsü iken, 1919 seçimlerinde Bolu mebusu seçilmiştir. Bu meclisin 28 Ocak 1920 tarihli oturumunda kabul edilen Mîsâk-ı Millî bildirisinde imzası bulunan 121 mebustan biridir.

Meclis kapanınca Bolu’ya dönmüş ve Bolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı yapmıştır. 1921 yılında kurulan Bolu Gençler Birliği Riyaseti’nin idare heyetinde o esnada Bolu’da öğretmenlik yapmakta olan Nazım Hikmet’le beraber görev almıştır.

1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresi’ne Bolu’yu temsilen katılmıştır.[5] 1932 yılında açılan Bolu Halkevinde Sosyal Yardım şubesi başkanı olarak görev almıştır. 1937 yılında İstanbul’da yapılan İkinci Türk Tarih Kongresi’ne Bolu Halkevi delegesi olarak katılmıştır. 1969 yılında emekli olmuş, 4 Nisan 1971 tarihinde Bolu’da ölmüştür.

Ahmet Tayyar Çulha’nın çeşitli günlük gazete ve dergilerde yazı ve makaleleri yayınlanmıştır. Kur’an, ahlak, iman konularında yayınladığı dinî eserlerinin yanında bir de Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Fâtih (1953) adlı tiyatro oyunu bulunmaktadır.

Ahmed Tayyar Çulha’nın eserleri: Fikarât-ı Hikemiyye (1912 Araştırma), İmam Hatip Kitabı ve Din Bilgileri (1944 Araştırma), Tanrı Yolcusu (1948 Araştırma), Emr-i Hak (Hak Emri) (1949 Araştırma), Fatih, Özyürek (1953 Tiyatro).

Paylaşın

Ahmed Kemal Akünal Kimdir? Hayatı, Eserleri

30 Kasım 1873 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ahmed Kemal Akünal, 1942 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Darüşşafaka Lisesini birincilikle bitirdi. Bir süre Posta İdaresinde çalıştı. Daha sonra Darüşşafaka Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı.

II. Abdülhamid yönetimine başkaldırdığı gerekçesiyle birkaç kez tutuklandı. II. Abdulhamid’e Kurban Bayramı’nda yapılacak suikast gerçekleşmeyince kaçarak yurt dışına çıktı. Atina’da İcma-i Ümmet (1901), Kahire’de Ubeydullah Efendi ile birlikte Doğru Söz gazetelerini çıkardı (1906). Dört dilde yayımlanan Hakayık-ı Şark gazetesinin Türkçe bölümünü yönetti ve başyazarlığını yaptı.

Mısır’dan sonra, Bakü’ye yerleşti. Hüseyinzâde Ali Bey’in Füyuzat ve Oruç Oruçov’un Güneş gazetelerinde yazılar yazdı. Kafkasya’da Mekatib-i İslamiyye müdürlüğü görevinde bulundu. II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra İstanbul’a dönerek bir süre liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu kez hükûmet tarafından Bakü’ye gönderildi. Bakü’de öğretmenlik ve yazarlık yaparken Rus hükümetince casusluk iddiasıyla tutuklandı (1910).

Hariciye Nezareti’nin girişimleri sonucunda ülkeye döndü. Gelenbevi Sultanisinde edebiyat öğretmenliği ve Ankara Sultanisinde müdürlük yaptı. Çığır ve Hak gazetelerinde yazdı. Milli Mücadele döneminde İstanbul mitinglerinde yaptığı konuşmalarla dikkat çekti. Beykoz Belediyesinde başkâtip olarak çalıştı.

İlk yazı, şiir ve öyküleri Maarif, Mektep, Mirsat, Sabah, Servet-i Fünûn dergilerinde yayımlandı. Şiirlerinde Servet-i Fünûn şairlerinin duyarlılığı hissedilir. Şiirlerinden bir kısmı Füyûzât-ı Kırâat (1909) ve Vatan Çocuklarına Ninniler (1915) adıyla kitaplaştı.

Mehmet Behçet Yazar’a yazdığı bir mektupta eserleri ile ilgili şu bilgileri vermiştir: “Türk’ün tarihi gibi hiçbir sükûn devresi geçirmeyen hayatımda ne kendimi ne de eserlerimi toplamak nasip olmadı. Yalnız Umumî Harp’te şimdiki pek değerli ve muvaffakiyetli Hariciye Vekilimiz Tevfik Rüştü Aras’ın tenbih ve irşadiyle bir (Ninni) parçaları yazmıştım. Bunları Karagöz Kitabevi topladı ve (1331-1915) bastırdı, Kız mekteplerinde ezber ve inşat dersleri için kabul olundu. Zannederim ki, onun da bugün nüshası kalmamıştır.”

Paylaşın

Ahmed Günbay Yıldız Kimdir? Hayatı, Eserleri

1941 yılında Tokat’ın Reşadiye ilçesinin Kızılcaören köyünde dünyaya gelen Ahmed Günbay Yıldız’ın annesi Saniye Hanım, babası Haydar Bey’dir. Öğrenimine köyünde başladı ve on yaşına kadar orada sürdürdü.

Daha sonra babasının işi dolayısıyla Ankara’ya yerleşen bir ailenin ferdi olarak, eğitimine burada devam etti. Bu arada edebiyata ilgi duydu ve şiirler yazdı. Hikâyeleri ve makaleleri muhtelif dergi ve gazetelerde yayınlandı. Yazar asıl yükselişini romanla yaptı ve romanda karar kıldı.

“Çiçekler Susayınca”, “Yanık Buğdaylar” ve “Figan” romanları çeşitli gazetelerde seri halinde yazıldı ve daha sonra kitaplaştırıldı. Bunu diğer romanları takip etti. “Ekinler Yeşerdikçe” kitabının Afyon’da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bazı liselerde okutulması Eğitim Sen tarafından tepkiyle karşılandı.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin kurucularından olan yazar, kitaplarının basıldığı Timaş Yayınları’nın da kurucusudur.

Ahmed Günbay Yıldız’ın eserleri: Roman: Mavi Gözyaşı, Yanık Buğdaylar, Gurbeti Ben Yaşadım, Ülkemin Açmayan Çiçekleri, Benim Çiçeklerim Ateşte Açar, Aynada Batan Güneş, Dallar Meyveye Durdu, Bir Dünya Yıkıldı, Üç Deniz Ötesi, Sevdalar Sözde Kaldı, Sahibini Arayan Mektuplar, Afedersin Hayat, Yürekte Büyûmek, Sokağa Açılan Kapı, Boşluk,

Sular Durulursa, Ekinler Yeşerdikçe, Çiçekler Susayınca, Azat Kuşları, Gönül Yarası, Güneşe Matem Düştü, Aşka Uyanmak, Figan, Sitem, Siyah Güller, Hülyalar Hüzün Açtı, Gül ve Hüzün, Leyl Işıkları, Günahın Rengi, Yıllar Geriye Dönse, Seni Unutmaya Gücüm Yetmedi, Kiralık Hayaller, Orada Da Yıldızlar Kayar Mı?,

Kayıp Sabahlar, O´na Secde Yakışıyor, İstanbul Yüzlü Kadın, Sevmekten Korkuyorum, Kendimi Unutup Sana, Ağladım, Kelebekler Gamsız Uçar, Babamdan Sonra, Beyaz Atlı, Anılarda Yakılır, Kaderin Çağırdığı Yerdeyim,

Şiir: Al Yüreğim Senin Olsun, Gün Solar Akşamın Mateminden, Gelirim, Bahçemde Hazan, Gül ve Hüzün, Efkar Vakti, Sarı Mendil Mavi Oya,

Deneme: Hayata Dair Notlar

Paylaşın

Afif Yesari Kimdir? Hayatı, Eserleri

16 Nisan 1922 yılında İstanbul’un Kadıköy İlçesi’nde dünyaya gelen Afif Yesari, 23 Ağustos 1989 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Afif Yesari, eserlerinde, İzzet Günkaya ve Muzaffer Ulukaya (eşinin adı) imzalarını da kullandı.

İlkokuldan sonra özel öğrenim gördü, kendi kendini yetiştirdi. Tiyatro çalışmalarına 1945 yılında Atila Revü Opereti’nde dansör olarak başladı. Bir süre gezici tiyatro topluluklarında aktör olarak yer aldı. 1961 yılında Ses Tiyatrosunda Sel adlı oyunda başrol oynadı.

Tanin, Son Havadis, Hürvatan, Dünya gazeteleri ve Hayat dergisinde gazeteci-yazar olarak çalıştı. Dergi ve gazetelerde magazin ve sinema eleştiri yazıları yazdı, düzeltmenlik yaptı. Gazeteciliğinin yanı sıra aktörlük yaptı; İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda, özel tiyatrolarda ve filmlerde aktör olarak rol aldı.

Sinemaya Efe Aşkı (1948) filmi ile giren Yesari; Gençlik Hülyaları (1962), Bütün Suçumuz Sevmek (1963), Sürtük (1965), Cici Kızlar (1965), Kaldırım Çiçeği (1969) gibi pek çok filmde aktör olarak yer aldı. Dilberler Yuvası (1962), Derdimden Anlayan Yok (1962) gibi filmlere de senaryo yazarlığı yaptı. Radyo oyunları ve skeçler kaleme aldı.

24 Aralık 1954’te İstanbul Teknik Üniversitesi televizyonunda yayımlanan Mektup adlı ilk yerli televizyon oyununun senaryosunu yazdı.12-26 Şubat 1973 tarihleri arasında ülkemizde ilk kez dört farklı dilde düzenlenen bir şiir sergisi açtı.

Afif Yesari’nin eserleri: Tren Yolu (1949 Hikaye), İşte Beyoğlu Rafet (1950 Röportaj), Hafta Tatili Sulhi (1954 Hikaye), Dudakları Barut Kokuyordu (1963 Roman), Artist Olmak (1965 İnceleme), Ölüm Şatosu (1967 Çeviri),
Tiyatro ve İnsan (1967 İnceleme),

Soytarının Biri (1967 Tiyatro), Olduğu Gibi (1968 Tiyatro), Düşünce Tiyatrosu (1968 İnceleme), Boşluk (1970 Şiir), Ruhlar Konuşuyor (1971 İnceleme), Boşluk 73 (1973 Şiir), Uzak (1974 Tiyatro), Hengâme (1979 Roman), Çağlar Boyunca Büyü ve Büyücülük (1980 İnceleme),

İnsanlar ve Öyküler (1985 Hikaye), Şalter (1984 Roman), İstanbul Hatırası Türkiye Turing ve Otomobil (1987 Röportaj).

Paylaşın

Adnan Veli Kanık Kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Aralık 1916 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Adnan Veli Kanık, 6 Aralık 1972 tarihinde emekliliğe hak kazandığının ikinci ayında geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Ortaöğrenimini Boğaziçi ve Galatasaray liselerinde tamamladı. 1938 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini yarıda bırakıp Etibank’ta çalışmaya başladı.

Çeşitli memurluklardan sonra gazeteciliği seçen yazar Ankara Cezaevi’ndeki mahkûmiyeti sıralarında “Bir Hukukçu” imzalı yazılarla başladığı yazarlığa 1949 yılında Vatan gazetesinde devam etti. Yirmi yılı aşkın gazete yazarlığının yanı sıra Akbaba mizah dergisine yazdığı hikâyelerle, radyo oyunları ve basın dışı çalışmalarla yaşamını sürdürdü.

Yazar, tutukluluğu sırasındaki eserlerinde Bir Hukukçu ve Mehmet Yanık imzalarını kullanmıştır. Hapishane günlerini anlattığı, cezaevi dünyasını canlı, esprili ve renkli bir dille ele aldığı Mapusane Çeşmesi ile adını duyurmuştur.

Öykülerinde yaşadığı dönemin olaylarını ve büyük şehir yaşamını mizahi yönleriyle ele alan Kanık; Ahmet Rasim, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Ercüment Ekrem Talu, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Osman Cemal Kaygılı çizgisinde eserlerini vermiştir.

Mizahi hikaye ve yazılarıyla tanınan yazar, eserlerinde İstanbul’un kenar mahallelerini, ezilen insanların dramını mizahi bir şekilde ele almıştır.

Adnan Veli Kanık’ın eserleri: Mahpushane Çeşmesi (1952 Hatıra), Orhan Veli İçin (1953 Biyografi), Sosyete (1956 Hikaye), Uçan Daireler (1957 Hikaye), Seçim Konuşmaları (1957 Hikaye), Kaynana (1957 Hikaye), İstanbul Batakhaneleri.

Paylaşın

Adnan Tönel Kimdir? Hayatı, Eserleri

31 Mayıs 1965 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Adnan Tönel, Kocamustafapaşa Mehmet Akif İlköğretim Okulu’nda okuduğu yıllarda (8 yaşında) Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre oyunundaki rolüyle sahneye ilk adımını attı. Lise yıllarında Moliere’in Cimri adlı oyunundaki “Jacques Usta” rolünü oynadı.

Diğer zamanlarında ise amatör fotoğrafçılığı hobi edindi. TRT İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü’nde on yıl süreyle seslendirme yaptı. 1998-1999 yıllarında TRT 2 televizyonunun tanıtım sesi oldu.

Tiyatro bölümünün ilk mezunu olarak, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı 1989 yılında bitirdi. 1992’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sahne Sanatları Ana Sanat Dalında “20. yüzyıl Avant-Garde Tiyatronun Oyunculuk Tekniği” başlıklı yüksek lisans tezini tamamladı. Doktorasını BMA Müzikoloji Bölümünde (2007) “Türkiye ve Azerbaycan’da Layla ve Ninnilerin Musiki ve Edebi Özellikleri” alanında yaptı.

Adnan Tönel, 1999 ve 2000 yıllarında, Kanal E televizyonunda kültür koordinatörlüğü görevinde bulundu. Hazırlayıp sunduğu; “Mozaik”, sinema programı “Kısa Sınır Tanımaz” ve “Artvizyon” adlı kültür-sanat programlarıyla iki yıl yayında kaldı.

Haliç Üniversitesi ve Yeni Yüzyıl Üniversitesi tiyatro bölümlerini kurdu. İTÜ ve bazı vakıf üniversitelerinde; oyunculuk, ses eğitimi, diksiyon, etkili iletişim, drama, sahne tekniği ve bireysel ses eğitimi dersleri verdi. W. Shakespeare’in Hamlet adlı oyununu Can Yücel çevirisinden uyarladı ve Türkiye’de ilk kez tek başına sahneye koydu

Patrick Süskind’in Kontrabas, Peter Handke’nin Kaspar ve Günter Grass’ın On dakka sonra Buffalo adlı oyunlarını ise İstanbul Goethe Institut’un katkılarıyla sahneye koydu. 7 sinema filminde ve 2 TV dizisinde rol aldı. Devlet Tiyatrolarında 4 oyunda rol aldı (Jül Sezar, Canlı Yayın, Köprüdeki Adam, Kral Üşümesi); reji asistanlığı (S. K. Aksal: Kral Üşümesi) yaptı.

Ufo Bebek adlı bir çocuk oyunu da yazan Tönel’in, Hayy Kitap’tan Uzaktan Kumandalı Çocuklar adında, çocukların televizyondan ve İnternet’ten korunmasına dönük bir araştırma kitabı yayımlandı.[3] Tönel’in, Tek Başına Tiyatro adlı araştırma kitabı 2012 yılında yayımlandı. Çeşitli ulusal sempozyumlarda konuyla ilgili bildiriler sundu. Yanı sıra amatör olarak fotoğrafçılığı sürdürüyor.

Son sergisi olan Dünya Rögarları’nı, TBMM Beylerbeyi Sarayı’nda açtı. Ardından İFSAK ve Bursa Fotoğraf Günleri’nde de sergiyi yineledi.[6] Sonraki iki yılda çeşitli kültür merkezlerinde tiyatro ağırlıklı atölyeler verdi. Tönel’in, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği, Kültür ve Spor Direktörlüğü “Okumayı Teşvik Performans Ödülü” bulunmaktadır.

Son olarak Türk ve Azeri Ninnilerinde Ortak Motifler adlı kitabı Lambert Academic Publishing’den çıkmıştır. Hâlen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğretim üyesidir.

Paylaşın

Adnan Özyalçıner Kimdir? Hayatı, Eserleri

18 Şubat 1934 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Adnan Özyalçıner, ilkokulu bitirmeden bir yıl evvel babasını kaybetti. Özyalçıner’in savaş yıllarına denk gelen çocukluk ve ilk gençlik yılları maddi sıkıntılar içinde geçti. İlk ve ortaöğrenimini Kâğıthane 3. Pansiyonlu İlkokulu (1947) ile Eyüp Ortaokulunda (1950) tamamlayan yazar, daha sonra İstanbul Erkek Lisesinden mezun oldu (1955).

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı (1960). İstanbul’un çeşitli semtlerinde eczacı çıraklığı (1948), manavlık (1951-54), dokuma atölyesinde kâtiplik (1955), dergi ve kitap dağıtıcılığı gibi işlerde çalıştı. 1964’te Sivas ve Bitlis’te yedek subay öğretmen olarak askerlik görevini yaptı. 1967’de şair ve yazar arkadaşı Sennur Sezer’le evlendi, Ayşe Bengi ve Ahmet Emre adlı iki çocukları dünyaya geldi.

Kim dergisi ve Varlık Yayınları’nda başladığı düzeltmenlik işini Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü (1959-81). “Sabah Ajansı” başlıklı yazısının yayımlandığı Yeni a dergisi toplatıldı (27. sayı, Haziran 1974), kendisi de komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla ağır ceza mahkemesinde yargılandı ve aklandı. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kuruluşuna katıldı (1974); 15 yıl sendikanın genel sekreterliğinde bulundu. 1980’deki askeri darbeden sonra TYS sorumlusu olarak sendikayı illegal örgüte dönüştürmek suçlamasıyla yargılandı ve aklandı (1983).

Kemal Özer ve Edip Özyörük’le birlikte aylık edebiyat dergisi a’yı (29 sayı, 15 Ocak 1956-Haziran 1960) çıkardı, bu dergide Onat Kutlar, Erdal Öz, Kemal Özer, Demir Özlü gibi isimlerle birlikte yazılarını yayımladı. 1970’li yıllarda kaleme aldığı Buruk Acı ve Buğulu Gözler adlı romanları ile Dönüş adlı öyküsü Türkân Şoray imzasıyla yayımlandı, daha sonra sinemaya uyarlandı. Adnan Özyalçıner, daha sonra Ferit Öngören ve Refik Durbaş’ın çıkardığı ve a dergisinin devamı niteliğindeki Yeni a (27 sayı, Nisan 1972-Haziran 1974) dergisinin son beş sayısını yönetti.

Yazarlar ve Çevirmenler Yayın ve Üretim Kooperatifi’nin (YAZKO) yöneticiliğini ve ikinci başkanlığını yaptı. Yazko Edebiyat (1980-84) ve Yazko Çeviri (1981-83) ve Hürriyet Gösteri (1984-86) dergilerinin yazı işleri sorumluluğunu üstlendi. Daha sonra Hürriyet Vakfı Yayınları basın sorumlusu oldu (1986-88), Simavi Yayınları’nda çalıştı. Radyo ve televizyon programları da hazırladı; 1995’te Radyo Umut’ta “Öykü Defteri” adlı programı hazırlayıp sundu; 1998’de TRT-2’deki “Ateşi Çalmak” programının “Emeğin Haritası” bölümünü hazırladı. Sennur Sezer ile birlikte “Kızlar Sınıfı” ve “Seyyar Kamil” adlı televizyon yapımlarının senaryolarını yazdı.

Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği, Nazım Hikmet Vakfı Danışma Kurulu ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. Öyküleri Almanca, Fransızca ve Bulgarca yayımlanan antolojilerde yer aldı.

Sur adlı kitabı ile 1964 Sait Faik Hikâye Armağanı; Yağma ile 1972 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü; Gözleri Bağlı Adam ile 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı (Selçuk Baran ile paylaştı); “Çamlıca” röportaj-öyküsüyle 1980 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Başarılı Gazetecisi Ödülü; Keloğlan ile Köse ile 1990 Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Ödülü (birincilik); Cambazlar Savaşı Yitirdi ile 1991 Haldun Taner Öykü Ödülü (N. Ay ile paylaştı); “Babıali Ölüyor mu?” ile 1993 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülü gibi ödüllerin sahibidir.

Adnan Özyalçıner’in eserleri: Öykü: Panayır (1960), Sur (1963), Yağma (1971), Gözleri Bağlı Adam (1977), Cambazlar Savaşı Yitirdi (1991), Alaycı Öyküler (1991), Sağanak (1993), Yazdan Kalma Bir Gün (1999), Ayak İzleri (2000 Röportaj Öyküler), Aradakiler (2001), İç (2008 Aslı Solakoğlu ile birlikte),

Çocuk kitapları: Kırmızı Çini Kase (1976), Garip Nasıl Okuyacak (1977), Ölümsüzleşen Bahçe (1980), Sabırtaşı Çatladı (1980), Anıtların Öyküleri (1981), Devlet Kuşu (1988), Anadolu’dan Öyküler (Sennur Sezer ile 1995), Keloğlan ile Köse (Sennur Sezer ile 1989), Tarihten Öyküler (2003), Masal Evi (Sennur Sezer ile 2005), Keloğlan Bir Gün (2008), Masal Okuyorum (Derleme, Sennur Sezer ile 2012),

Roman: IV. Murad ve Mirgün Bahçeleri (1997) (sonraki baskılarında adı Güç ve Güzellik olarak değiştirilmiştir),

İnceleme: Tarihin Işıldağı (1989) ,İstanbul’un Taşı Toprağı Altın, İstanbul Yaşamı ve Folkloru (Sennur Sezer’le birlikte, 1995), Üç Dinin Başkenti İstanbul (2003), Edebiyatın Ağır İşçisi Cevdet Kudret (Der., 2007), Edebiyatın Kırk Ayaklı Karıncası: Asım Bezirci (Haz., 2009), Gidelim Kağıthaneye (Sennur Sezer’le birlikte, 2010), Benim Taşlıtarlam, İstanbulum 2 (Adnan Özer’le birlikte, 2010), Karagümrüklü Yıllar, İstanbulum 3 (2010), Öyküleriyle İstanbul Anıtları (Sennur Sezer’le birlikte, 2010),

Halk hikayesi: Âşık Garip ile Şahsenem (2007),

Derleme: Emek Öyküleri (Sennur Sezer’le birlikte, 1999), Halk Şiirinden Seçmeler (Sennur Sezer’le birlikte, 2007).

Paylaşın

Cristiano Ronaldo, 99 Kırbaç Cezasıyla Karşı Karşıya

Futbol kariyeri boyunca birçok başarıya imza atan ve dünya futbolunun en önemli isimlerinden Cristiano Ronaldo, İranlı ressam Fatemeh Hamami’ye dokunduğu gerekçesiyle 99 kırbaç cezasıyla karşı karşıya.

Ronaldo, pişman olduğunu dile getirir ve bir daha yapmayacağını söyleyerek yemin ederse 99 kırbaç cezası affedilecek.

Cristiano Ronaldo, portresini çizen İranlı ressam Fatemeh Hamami’ye dokunduğu ve sarıldığı için İran’da 99 kırbaç cezası istemiyle yargılanmaya başlandı.

Ronaldo’nun takımı Al Nassr, Asya Şampiyonlar Ligi’nde Persepolis ile karşılaşmak için Tahran’a gitti. Ronaldo’nun takımı bu maçı 2-0 kazandı. Maçtan sonra İranlı ressam Hamami, çizdiği portreleri Ronaldo’ya hediye etti. Ronaldo da buna karşılık olarak Hamami’ye imzalı formasını hediye etti ve sarıldı.

NTV’nin haberine göre, ‘Sarılma’ üzerine çok sayıda İranlı avukat, Ronaldo’yu şikayet etti. Çünkü, İran yasalarında bekar bir kadına dokunmanın cezasının zina ile eşdeğer olduğu ve 99 kırbaç gerektirdiği belirtildi.

Cristiano Ronaldo kimdir?

5 Şubat 1985’te Portekiz’in Madeira şehrinde dünyaya gelen Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro, futbola olan ilgisini 8 yaşında keşfetti ve Andorinha’da amatör olarak futbol oynamaya başladı. Ardından 1995’te Nacional takımına transfer oldu.

Sporting Lizbon altyapısında gösterdiği başarılı performans sonucunda bu kulüpte profesyonel kariyerine başladı. Ancak genç yaşta kalp sorunlarıyla karşılaşsa da doktorların olumlu yaklaşımıyla futbola devam etti.

Manchester United Kariyeri: Ronaldo, 2003’te Manchester United’a 12,24 milyon sterlin karşılığında transfer oldu. 2008’de Manchester United ile UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu yaşadıktan sonra, 2009’da 94 milyon euro karşılığında Real Madrid’e transfer oldu.

Real Madrid Kariyeri: Real Madrid’de toplam 197 La Liga maçına çıkan Ronaldo, 219 gol atarak muazzam bir gol ortalaması yakaladı. Ayrıca UEFA Şampiyonlar Ligi’nde tüm zamanların en golcü oyuncularından biri oldu.

Milli Takım Kariyeri: Portekiz milli takımıyla 52 gol atan Ronaldo, Portekiz futbol tarihinde önemli bir yer edindi. 2016’da Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şampiyonluk yaşadı.

Cristiano Ronaldo’nun başarıları:

Portekiz Milli Takımı:
Avrupa Futbol Şampiyonası: 2016
FIFA Dünya Kupası Dördüncülüğü: 2006
Manchester United:
FIFA Dünya Kulüpler Kupası: 2008

UEFA Şampiyonlar Ligi: 2008
Premier League: 2007, 2008, 2009 ve daha fazlası.
Real Madrid:
FIFA Dünya Kulüpler Kupası: 2014, 2016
UEFA Şampiyonlar Ligi: 2014, 2016, 2017
La Liga: 2012, 2017 ve daha fazlası.

Paylaşın

Adnan Giz Kimdir? Hayatı, Eserleri

1914 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Adnan Giz, 13 Haziran 1989 yılında İstanbul’un Kadıköy İlçesi’nde hayatını kaybetti. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul Kadıköy’de tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi (1950).

Uzun yıllar İstanbul Sanayi Odası’nda çalıştı. Oyunları, İstanbul Devlet Tiyatroları’nda sahnelendi. Tarihe olan merakı küçük yaşlarda başlayan Adnan Giz, ilk yazısını 1935’te Sedat Simavi’nin Yedigün dergisinde yayımladı. Popüler nitelikteki tarih yazıları Çınaraltı, Varlık, Hayat Tarih, Belgelerle Türk Tarihi ve Yıllarboyu Tarih; sanayi tarihiyle ilgili yazıları İstanbul Sanayi Odası dergilerinde çıktı.

Özellikle tarih ile ilgili yazıları, gazetelerde tefrika hâlinde kalan tarihî romanları ve Ömür Satan Hüsam Çelebi (1974) adlı oyunu ile tanındı. Bu oyun, Uluslararası Il. İstanbul Festivali (1974) programına alındı. Küçük Esma Sultan, Sokullu Ne Yapmalıydı? ve Babamın Gorilleri adlı oyunları devlet ve şehir tiyatrolarında sahnelendi.

Ali Kemal Sunal, yazarın Babamın Gorilleri adlı eseri ile ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Adnan Giz’in Babamın Gorilleri adını taşıyan güldürüsü, alışılagelmiş biçimde yazılmış, içerik olarak da önceki dönemlerin güldürülerinden daha değişik değildir. Burada karısı tarafından ezilen bir erkeğin durumu sergilenmiştir.”

Adnan Giz’in konularını yine tarihten alan “Zorba ve Zengin”, “Binbirdirek” ve “Demirciler Loncası” adlı kitap hâlinde yayımlanmamış üç oyunu daha vardır. Araştırmalarını “Osmanlı Hanedanının Kadın Üyeleri” ve “Belgelerle Sanayi Tarihi” üzerinde yoğunlaştırdı. Tarih ve Toplum dergisinin yanı sıra İletişim Yayınları’nın tarihle ilgili ansiklopedilerine çeşitli madde ve çerçeve yazılar yazdı.

Adnan Giz’in eserleri: Babamın Gorilleri (1980 Tiyatro), Sokullu Ne Yapmalıydı? (1980 Tiyatro), Türk Basınında Mustafa Kemal Atatürk (1981 İnceleme), Bir Zamanlar Kadıköy (Güzel Kadıköy- Köşklerinin Dramı-Kadıköy’ün İnsanları) (1988 Hatıra).

Paylaşın