Güngör Tekçe Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Eylül 1937 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Güngör Tekçe, sırasıyla; Taksim İlkokulu (1949), Sanint Michel Fransız Koleji, Galatasaray Lisesi orta bölümü (1956) ve Galatasaray Lisesi (1962) gibi okullarda öğrenim gördü. 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / 1965-1973 yılları arasında TRT İstanbul Radyosunda metin yazarı ve program yapımcısı olarak çalıştı. 1965’ten itibaren TRT İstanbul Radyosunda “Türkiye’nin Sorunları”, “Anadolu Efsaneleri”, “İki Oyun Dört Konuk”, “Bozkır Rüzgarı” ve ” Mutluluğa Çağrı” adlı radyo programlarını hazırladı. 1973 yılında TRT İzmir Radyosuna Tiyatro Yayınları Müdürü olarak atandı.

1998’de idareciliği bırakıp program yapımcılığına ve TRT İstanbul Radyosuna ger döndü. Şiir ve radyofonik oyunla yakından ilgilendi. Güngör Tekçe, 1991’de İzmir Belediyesi tarafından düzenlenen kadın konulu şiir yarışmasında mansiyona, 2001’de Aydınlık dergisi tarafından düzenlenen Cemal Süreya Şiir Ödülleri’nde Seğiren adlı dosyasıyla yayımlanmış dosya dalında ödüle değer bulundu.

Edebiyat dünyasında dergilerde yayımladığı şiirlerle tanınan Güngör Tekçe’nin kalem ürünleri; Varlık, İnsancıl, Öküz, Papirüs, Edebiyat ve Eleştiri, E ve Cumhuriyet Kitap gibi süreli yayınlarda yer almıştır. 1950’li yıllarda yazı hayatına başlayan ve 1964’e kadar ağırlıklı olarak Varlık dergisinde şiirlerini yayımlayan Tekçe’nin şiirleri geç kitaplaşmıştır. Sabah Mısın (1994) gelenekle arasındaki bütün köprüleri atmamış, yeni sayılamayacak, ama yine de modern bir şiir görünümü hâkimdir.

Gürpınar, şair üzerine kaleme aldığı kapsamlı yazısında onu ve şiirini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “1994’te de, ilk şiir kitabı Sabah Mısın ile okurlarıyla buluşan Güngör Tekçe’yi bir şair olarak tanıtmaya çalışırsak, önce şiirin hiçbir nedenle gerçek şairin içinden sökülüp atılamayacağını kabul etmemiz gerekir… Çağın dayattığı koşulların, değişkenliği nedeniyle bir kural oluşturmadığı gerçeğini de G. Tekçe’nin şiir yazma özlemi ve tutkusunda, içindeki genel bir yazın sevgisi ve birikiminin de payı vardır, belki onun bir Galatasaraylı oluşunun da. (…) Ayrıntılara dağıtmaz şiirini, yaşanmış ve arka planını bildiği sözcüklerle, yani güvenli bir malzemeyle kurar biçemini. Dilin olanaklarını dikkatlice ölçüp biçer sanki. Sustuğu, şiiri ansızın bitiverdiği yerlerde bile bu dikkatli kullanım sürmektedir. Karşımıza çıkan bu boşluklar, anlamdan vazgeçen bir şairin özentili süslerini değil, tam tersine anlam olarak sıkışmış yoğunlaştırılmış bir karadeliğe çekmek istediğini barındırır belki. Silik ve unutulmuş geçmişten, sonu belirsiz geleceğe giderken, bir daha geri dönmemecesine, o şiirin içinde kaybolma duygusu verir okura.”

Seğiren (2001) şairin 1994-2001 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşmaktadır. Kitaptaki şiirlerin en belirgin özelliği şairin ince duyarlılığını göz önüne serebilmesidir. Tekçe kurduğu incelikli imgeleriyle günlük yaşamın uğultusunu dair birçok ayrıntıyı gözler önüne sermiştir.

Tekçe’nin şiirinde, görünüşte, ideolojik bir savunu, kavga, isyan, karşı koyma ve muhalefet gibi yaklaşımlar yoksa da, çağının getirip götürdüklerini kavramış bir aydın bilincinin izleri bulunmaktadır. Güngör Tekçe, Büyüklere Kuşlu Mektuplar (1996) ve Kuşlu Mektuplarım Döndü (1996) gibi çocuk şiir kitapları da yayımlamıştır. Güngör Tekçe Zâfir Konağında bir Tuhaf Zaman adlı kitabında, 1200’lerden gelen Zâfir ailesinin, yirminci yüzyıl uzantısına, zaman perspektifinden bakarak, yakın tarihimize ait anı karelerini sunmuştur. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Güngör Gençay Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Haziran 1934 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Güngör Gençay, 23 Nisan 2012 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Taci Bildik imzasını da kullanan Güngör Gençay, ilk ve orta eğitimini Kütahya, Tavşanlı’da tamamladı.

Haber Merkezi / 1955’te Uşak Lisesinden mezun olduktan sonra, 1956’da İstanbul Matbaacılık Okulunu bitirdi. Dizgicilik, işportacılık, muhabirlik, banka memurluğu (1960-1972), özel şirketlerde yöneticilik ve kırtasiyecilik yaptı. 1980’de kendi isteği ile emekli oldu. 1986’dan itibaren Gerçek Sanat dergisi ve Gürkal yayınevini yönetti.

Durum, Gelecek dergileri ve haftalık Kasımpaşa gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi. Sanat gazetesi Göz’ü çıkardı. Güngör Gençay, Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye Yazarlar Derneği, Dil Derneği, Turizm Yazarları Derneği üyesidir.

Güngör Gençay’ın şiir ve öykü türünde pek çok çocuk kitabı da bulunmaktadır Gençay’ın ilk şiiri 20.06.1952’de Afyon’da Türkeli dergisinde ve ilk çocuk şiiri Küçük Galataraylı dergisinin Mart 1953 sayısında yayınlandı. Sosyalist gerçekçi sanat anlayışına bağlı kalarak kaleme aldığı şiir ve yazıları Yankı, Ürün, Türk Düşüncesi, Yeditepe, May, İnsancıl, Kıyı, Evrensel Kültür ve Çağdaş Türk Dili dergilerinde yayınlandı.

Kuyu Başının Kuşları (2009) kitabında bir yaz gecesi köyde kaybolan Gülten isimli çocuğu; Mızıkçı’da, çocukların günlük yaşamda karşılığını bulacakları dayanışma, direnç ve aydınlanmayı yansıtan hikâyeler yer almaktadır. Mizah kitabı Dikkat Köpek (2003); hayvan ilişkilerinden yola çıkarak güldürürken düşündürmek; insanımızın, ülkemizin üzerine biraz da kafa yorma düşüncesini işlemiştir. Üç Kapıdan (Söyleşiler.2003) kitabı; edebiyat, resim ve politik söyleşilerden oluşmaktadır.

Eserleri;

Genç Şairler Antolojisi – 1, (1954)
Genç Şairler Antolojisi – 2, (1955)
Genç Şairler Antolojisi – 3, (1960)
Cahit Sıtkı Tarancı, (1956
Sabah Rıhtımı, Şiirler, (1965)
Oğul, Şiirler, (1967)
Balıklar Ovası, Şiirler, (1967)
Dövülü Yürek, Şiirler, (1968)
Vurgunsuz Sabahlara Uyanmak, Şiirler, (1988)
Barut Yüklü Yıldızlar, Şiirler, (1988)
Annem Beni Yetiştirdi, Şiirler, (1989)
Kısacalar, Şiirler, (1990)
Sataşmalar, Şiirler, (1993)
Ağmalar, Şiirler, (1995)
Denize Akan Yangın, Şiirler, (1995)
Askercilik, Anı-öykü, (1994)
Düşüncenin Musluğundan, Özdeyişler, (1997)
Kuşatılmış Günler, Yazılar, (1998)
Yaşam Umuda Uyarlı, Şiirler, (2000)
Buruk Anmalar Defteri, Anma Yazıları, (2002)

Paylaşın

Günel Altıntaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

8 Ocak 1937 yılında Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’nde dünyaya gelen Günel Altıntaş, Dikili’de başladığı ilkokul hayatına ikinci sınıftan itibaren Ödemiş İlkokulu’nda devam etti ve buradan mezun oldu. Ardından Ödemiş Ortaokulu’nu bitirdi.

Haber Merkezi / Edirne’de başladığı lisenin ikinci sınıfını Denizli’de okudu ve lisenin son sınıfını ise Haydarpaşa Lisesi’nde okudu (1958). 1959’da askere gitti. 1961’de başladığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin üçüncü sınıfındayken Basın İlân Kurumu sınavını kazanıp müdür olarak Erzurum’a gönderildi (1963).

1965’te İstanbul’a geri döndü. 1960 Varlık Yıllığı’nda ilk şiiri çıkan sanatçının ilk kitabı ise Değinmeler (Aforizmalar) ismiyle 1973’te yayımlandı. 1975’te Suat Yağmuroğlu takma adıyla yayımladığı Garantili Kız Tavlama Yolları adlı kitabı toplatıldı ve 7,5 yıl hapsi istenen davadan beraat etti. Önce Soyut (1965-1973) sonra Seçme Kitaplar Yayınevini kuran Altıntaş, 2011’de yayıncılık hayatına son verdi.

Yayınlanmış kitapları yanında şarkı sözü derlemeleri, fıkra derlemeleri, çeşitli şiir ve öykü antolojileri de olan sanatçı 100 Temel Eser dizisinden Mâniler, Ninniler gibi çocuk kitapları da derledi. Bu derlemelerin içinde üç tanesini önemsediğini ifade eder. Bunlar hâlen Türk Şiiri Antolojisi ve Dünya Şiiri Antolojisi isimleriyle basılan Unutulmaz Şiirler (2000) adlı antoloji, Türkçe Namaz Böyle Kılınır (2002) ve Nasıl Yazılır Nasıl Yazılmaz (1991) adlı yazım kılavuzudur.

Şairliğinin ilk yıllarında ikinci yeni şiir akımından etkilendiyse de sonraki yıllarda Nazım Hikmet’in şiirlerinin yayımlanmasıyla şiirleri de bu çerçevede değişiklik göstermiştir. Şiirlerinde aşk, erotizm ve siyaset temaları ön plana çıkar. Türkiye’nin temel sorunlarından birinin cinsellik olduğuna inanan sanatçının, Cinsel Sözler ve Erotik Şiirler kitapları, bu konunun yoğun biçimde ele alındığı eserlerdir. Şiirler klasik biçimde yapılandırılmıştır.

Paylaşın

Gündoğdu Sanımer Kimdir? Hayatı, Eserleri

1935 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Gündoğdu Sanımer, 23 Haziran 2003 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Küçük yaşta babasını yitirdi. İlk ve ortaöğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini (1966) bitirdi.

Haber Merkezi / Otuz yıl jinekolog hekim olarak Trabzon’da görev yaptı. 1990’ların başında İstanbul’a yerleşti. 1960’larda, yayımlanmasına katkıda bulunduğu Kıyı dergisinin daha sonra sanat danışmanlığını ve yayın yönetmenliğini üstlendi.

Şiir ve yazıları Hakimiyet (Trabzon) adlı yerel gazete ile Kıyı, Yazko Edebiyat, Karşı Edebiyat, Varlık, Genç Öğretmen, İstanbul, Türk Sanatı, Güzel Yazılar ve Şiir Ülkesi dergilerinde yayımlandı. Son Haber, Yenigün, Karadeniz ve Kuzey Haber gibi yerel gazetelerde köşe yazıları yazdı. Resim ve ebru çalışmaları yaptı, sergiler açtı.

Attila Aşut, onun için, “Bildik bir gidişti onunkisi, ipuçları önceden verilmiş: ‘ben gündoğdu sanımer karşınızda/ sakladım şiirlerimi sizden bağışlayın/ utancın en uzun savaşı susmak/ daralsa da yüreği insanın’. Lirik bir dille yazdığı şiirlerinde, insanı ve doğayı tarihsel bütünlük içinde anlatma çabası sezilir. Kendi yaşamından ve çocukluğundan belirgin izler taşıyan ‘çocuk’ imgesi ise şiirinde ağırlıklı bir yer tutar. Az ve öz üreten bir ozandı.”  ifadelerini kullanmıştır.

Eserleri; Karayelin Sürüleri (1987), Suyun İnce Sesinde (1991).

“O ilk gün”

Sancılı bir gece uyandı benimle
Korkunun deli atına binmiş
Çatıyı uçuran sağır muştu
Beklediği bir yolcu var yaşamın

Taşıdım geceyi
Öpülmemiş dudağında üryan
Alacakaranlığın gülü

Çığlığa sığınıyor gizemi
Çarpıntısında göğsün
Çatıya çıktığında tasa

Karnını okşar bir kadın umudun
Irmak olur akıp gider içinde
Sevginin bilinen adıdır ana

Yüklenmişti duvarına karanlığın
Nereden bellemiş özgürlüğü
Neler geçiriyor aklından bebek
O ışığın akmadığı denizde

Tanışıyor acıyla soluğumuz
Karaya çıktığımız o ilk gün
Ağlamak geliyor içimden

Yorgundu yürüdüğüm yol
Doğarken gördüm ışığınızı
Başını sudan çıkaran nilüfer
Onurlu güzelleşen evrende

“Suyun ince sesi”

Donayazmış ağulu otlar gördüm
İlk kar düştüğünde yanmış dudakları
Kaygıyla soluklanan soluk bacalar

Uçsa kelebek çalılıklar üstünde
Bozkırın duyulsa kımıldanışı
Çıksa yuvasından yusufçuk

Kül yüzlü bir gül geçti yanımdan
Duymadı sessizliğin trompetini
Belirsiz bir denize aktı şiir

Başımın üstünde duran yazının
Saklanıyorum çok eski harflerine
Bakmadığım yerde suyun ince sesi

Korkuyorum yalnız kaldı şarkım
Yas tutmasın yağmur toprağımda
Çiçeğini geri istediğinde doğa

“Uzaktı çocukluğum”

-mustafa cansız’a-

Yoktun bu şehirde
Aldın başını gittin denizlerden öteye
Sezmiştin belki bir yaprağın kımıltısından
Yıllarca sessiz sevdiğimi seni
Uzaktı çocukluğum böğürtlen dikenliğinde

Guguk kuşlarının çağrısını gizledim sizden
Avare dolaştım aranızda gülerek
Sevgi bir yerlerde kilitlediğim sandık
Çocuk acılarımı paylaşmadım sizinle

Doğduk yaşıyoruz ne olsa
Yaşıyoruz anlamsız günlüğümüzü
Ağaçları görmeden duymadan rüzgarları
Uydurulmuş kavgaları var evrenin
Bitmez bir gün yaşam bitse de

Yoksun bu şehirde sen
Ak saçların kapatmıyor yorgun başını
O akıl/o bitmez bilgi gömütü
Adını çoktan unutan dostlarla bitti
Seni çok uzaklara götürmüşüz meğer

Hangi akasya okuyacak şiirlerini
Hangi çiçek renk verecek günlerine
Neden çıkıp gelmiyorsun yıllarca
Sokaklara acılı bir gölge gibi düşmüyor belki
İçimde külçe gibi yoğunlaşan yokluğun

Paylaşın

Gülten Akın Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Ocak 1933 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Gülten Akın, 4 Kasım 2015 yılında Ankara’da hayatını kaybetmiştir. Gülten Akın’ın kabri, Karşıyaka Mezarlığındadır. Liseyi, Ankara Kız Lisesi’nde bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Eşinin kaymakamlık görevi nedeniyle; Gevaş, Alucra, Gerze, Saray, Kahramanmaraş’ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı. 1972’de Ankara’ya yerleşti. Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu’nda dil uzmanı olarak çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliği görevinde bulundu. Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı.

Şair. İlk şiiri Son Haber gazetesinde yayımlandı. Hisar, Türk Dili, Mülkiye, Varlık, Yeditepe dergilerinde yayımlanan, daha çok doğa, aşk, ayrılık, özlem konularını işlediği şiirleriyle adını duyurdu. Sonradan toplumsal sorunları işlemeye yöneldi. Yaşamla doğa arasında tedirgin bir iç dünyanın duyarlığını dile getirdı. Gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı.

Şiirlerinde büyük ölçüdü folklor öğelerinden yararlandı ve halk şiirinin olanaklarını kullandı. Kadın duyarlılığı ile kaba güce ve baskıya direndi. Şiirleri İngilizce, Almanca, Flamanca, Danca, İtalyanca, Bulgarca, Arapça, Lehçe, İspanyolca, Fransızca, İbranice dillerine çevrildi, çeşitli akademik çalışmalara konu oldu. 40’ı aşkın şiiri de bestelendi. Ayrıca kısa oyunlar da yazdı.

Eserleri;

Rüzgâr Saati (1956)
Kestim Kara Saçlarımı (1960)
Sığda (1964)
Kırmızı Karanfil (1971)
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (1972)
Ağıtlar ve Türküler (1976)
Seyran Destanı (1979)
Seyran (ilk yedi şiir kitabı, 1979)
İlahiler (1983)
Sevda Kalıcıdır (1991)
Seyran (Toplu Şiirler, 1992)
Sonra İşte Yaşlandım (1995)
Toplu Şiirler 1956-1991 (1996)
Sessiz Arka Bahçeler (1998)
Gülten Akın Toplu Şiirler II (2000)
Uzak Bir Kıyıda (2003)
Sevdiğim Yaz Geldi Yine (2003)
Celaliler Destanı (2007)
Kuş Uçsa Gölge Kalır (2007)

Ödülleri:

1955 Varlık Şiir Ödülü
1965 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü
1977 Yeditepe Şiir Armağanı
1991 Halil Kocagöz Şiir Ödülü
1992 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü
1998 6.Truva Folklor Araştırmaları Derneği Şiir Ödülü
1999 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü
2003 Dünya Gazetesi Yılın Telif Kitabı Ödülü
2008 Erdal Öz Edebiyat Ödülü

Paylaşın

Gültekin Samanoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

2 Kasım 1927 yılında Konya’da dünyaya gelen Gültekin Samanoğlu, 11 Nisan 2003 günü İstanbul’da yaşama veda etti. Asıl adı Gültekin Samancı.. Havva Vesile Hanım ile Fehmi Samancı’nın oğludur.

Haber Merkezi / 1947 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni bitiren Gültekin Samanoğlu, 1949’da Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1959 yılına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde donatım subayı olarak görev yaptı. Daha sonra Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde görev yapmaya başladı.

1960’da İç Basın müdürü, 1961’de Basın İlan Kurumu yönetim kurulu üyesi 1967’de genel müdür yardımcısı, 1973 yılında ise genel müdür oldu. 1988-96 yılları arasında TRT yönetim kurulu üyeliğinde bulundu. Kurucuları arasında yer aldığı Hisar dergisinin bir süre yöneticilik görevini üstlendi.

Gültekin Samanoğlu’nun ilk şiiri ” O Kadın” 1946 yılında Çınaraltı dergisinde yayımlandı. Daha sonra ürünleri Çınaraltı, Hisar, Türk Yurdu, Çağrı, Türk Edebiyatı, Milli Kültür ve Türk Dili gibi pek çok dergide yer aldı. Samanolu’nun, “Gözaltındakiler” adlı şiiri 1995 yılında TRT’de gösterildi.

Mehmet Çınarlı, Gültekin Samanoğlu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Gültekin’in şiirleri de Hisar’la birlikte geli şip olgunlaştılar. Daha güzel, daha sağlam mısralar yazdı. Vezni, kayeyi bırakmadan yeni şe killer aradı. İlk sayıda, bir evvelki kıt’anın son kelimeleri bir sonraki kıt’anın başında tekrarlanan değişik şekilli bir şiiri çıkmıştı. (…) Fakat, iyi etti de bu tarzı sık sık denemeye kalkmadı. O zaman monotonluktan kurtulması imkânsız olurdu, şüphesiz Gültekin de bunu düşünmüştür. “Bütün gerçek sanatkârlar gibi, ince ruhlu, hassas yaratılışlı olan şairin eserlerinde şiirin ezelî ve ebedî mevzularını (gurbeti, aşkı, tabia tı) bir iç ürpermesi halinde hissetmekteyiz. (…)”

Türk Ocağı, Türk Dil Kurumu, Türk Edebiyatı Vakfı, Konya Kültür ve Turizm Vakfı, Aydınlar Ocağı, Basın Konseyi ve İLESAM üyesi olan Gültekin Samanoğlu, Basın Şeref Kartı sahibiydi. Samancıoğlu, “Uzun Varan Gölge” ile 1983’te Konya Kültür ve Turizm Vakfı “En İyi Kültür ve Sanat Eseri” ödülü, 1987’de Anadolu Basınına Hizmet Ödülü ile 1988’de Son Kırk Yılın En Başarılı Gazetecisi Ödülünün sahibi oldu.

Eserleri;

Şiir;

Alacakaranlık (1970)
Uzun Vuran Gölge (1983)

İnceleme;

Cahit Sıtkı Tarancı (1971)
Kemalettin Kâmi Kamu – Hayatı Sanatı ve Şiirleri (1986)

Paylaşın

Gültekin Emre Kimdir? Hayatı, Eserleri

31 Mayıs 1951 yılında Konya’nın Kongul Köyünde dünyaya gelen Gültekin Emre’nin asıl adı Gültekin Özkan’dır. İlk ve ortaöğrenimini Ankara Kubilay İlkokulunda (1963) ve lise öğrenimini Akşehir Lisesinde tamamladı.

Haber Merkezi / 1974’te Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1976’da Sol Yayınlarında ve Onur Yayınlarında düzeltmenlik ve çevirmenlik yaptı, 1977-80 arasında Millî Kütüphane’de memur olarak çalıştı.

1980’de Almanya’ya gitti, öğretmen olarak çalıştı. SFB radyosunun Türkçe yayınlar bölümünde dokuz yıl çocuk programları hazırladı. Almanya’da yaşayan Türkler üzerine incelemeler yaptı, sergiler düzenledi. Berlin’de 1986-87’de on yedi sayı çıkan Parantez, 1994-98’de elli beş sayı çıkan Şiir-lik ve sadece iki sayı çıkan Melez dergilerini yayımladı.

Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Alman Yazarlar Sendikası üyesidir. Düşkuyusu adlı şiir kitabı ile 1991 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü; Taşı Sula dosyasıyla 1996 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü, Çınlama’yla Arif Damar Şiir Özel Ödülü (2010) ve Opus’la Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü (2013) aldı.

1980’den beri Berlin’de, son yıllarda Berlin-Ayvalık arasında yaşayan ve bazı eserlerini Almanca yazan Gültekin Emre, evli ve iki çocuk babasıdır.

1973’te Köken dergisinde yayımlanan Gorki’nin “Kız ve Ölüm” şiiri, ilk şiir çevirisidir. “Sevinin Öyküsü” adlı ilk şiiriyse 1977’de Türkiye Yazıları’nda (Ankara) yayımlanmıştır. Şiirlerini, çevirilerini, yazılarını Yeni Ülke, Varlık, Gösteri, Yeni Düşün, Broy, Sombahar, Bahçe, Milliyet Sanat, Adam Sanat, Cumhuriyet Kitap, Akatalpa, Yaşasın Edebiyat dergilerinde yayımladı.

Gültekin Emre’nin şiirlerinde gurbet, sıla, keder, anne, baba imgeleri ve hatıralar önemli yer tutar. Şiirde yeni arayışlardan vazgeçmediğini “Biraz çetin cevizlik arıyorum şiirlerde. Görsellik de olsun istiyorum. Yeni söylemleri yeni şeyleri değişik formlarda ele almayı deniyrum zaman zaman” sözleriyle ifade etmektedir..

“Yazarak yaşayanlardanım ben” diyen Gültekin Emre şiirlerinin yanısıra pekçok antoloji hazırladı, birçok eser çevirdi. Son yıllarda çocuklar için de şiirler yazdı ve eserler çevirdi. Şiir üzerine düşünmekten ve şiir eleştirileri, şiir kitapları için tanıtım yazıları yazmaktan hiç vazgeçmedi. Berlin-İstanbul hattında Almanya’daki Türkler ve Türk edebiyatı hakkında araştırmaya devam etti, Almanca’dan Türkçeye çeviriler yaptı.

Gültekin Emre, Varlık dergisinde şiir günlükleri, çeşitli dergilerde ve internet sitelerinde şiir kitaplarına dair yazılar yazmayı sürdürmektedir.

Eserleri;

Şiir; Kurşunî Bir Siperde, Türkiye Yazıları Yayınları (1980); Bizsiz Gibi, Dayanışma Yayınları (1983); Gece Düşleri, Dağyeli Verlag/Frankfurt (1985), Aşk ve Minyatürler, Cem Yayınevi (1989), Düşkuyusu, Elyazıları Yayıncılık (1990) – Bu kitabıyla 1991 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı-; Siyaha Elveda, YKY (1993); Taşı Sula, Öteki Yayınevi (1998) – Taşı Sula başlıklı şiir dosyasıyla 1996 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü kazandı; Kanun HükmündeŞiir, Yön Yayınları (1999); Melez (seçme şiirler 2004-1997), Yom Yayınları (2005).

Yazarın öteki kitapları: Berlin’deki Türklerin izini sürdüğü 300 Jahre Türken an der Spree (Üç Yüz Yıldır Türkler Berlin’de) belgesel çalışmasının ilk cildini 1983’te Ararat Verlag (Berlin) yayımladı. Yarım Damla-Almanya’daki Türk Şiiri Antolojisi-, YKY (1993); Posta Şiirleri Antolojisi, Dünya Yayınları -Posta Kutusu dergisinin ilk sayısının eki olarak-  (2003), Türk Edebiyatında Berlin, YKY (2003), Yol, Yolcu,Yolculuk Şiirleri Antolojisi, Kâmil Koç Otobüslerinin 80. kuruluş yıldönümü için hazırlandı (1986), Kardeş Fırtınalar (inceleme-eleştiri), YKY Kasım 2007.

Anı: Yitik Kent Ankara, Heyamola Yayınları, 2008.

Paylaşın

Gülsüm Cengiz Akyüz Kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Temmuz 1949 yılında Isparta’nın Sütçüler İlçesinde dünyaya gelen Gülsüm Cengiz Akyüz, İstanbul İlk Öğretmen Okulu (1966) mezunu. Uzun süre Balıkesir ve İstanbul’da öğretmenlik yaptıktan (1966-80) sonra, İstanbul’da, yayıncılık sektöründe çalışmaya başladı. Çeşitli yayın evlerinde çocuk yayınları editörlüğü ve yönetmenliği yaptı.

Haber Merkezi / 1988’de arkadaşlarıyla birlikte Demet Yayınevi’ni kurdu. 1994’te TRT 1 İstanbul Radyosu’nda Gecenin İçinden Programı’nda Kitaplı Dakikalar’ı hazırlayıp sunarak başladığı radyo yayıncılığını, 1998’de Yaşam Radyo’da Yaşamanın Yedi Rengi Var, Radyo Cumhuriyet’te Umut İle, Özgür Radyo’da Yaşamanın Yedi Rengi Var başlıklı programları hazırlayıp sunarak sürdürdü. 1998’de TRT 2’de Ateşi Çalmak TV programında Yeraltında Sesler Var ve Dokuruz Ha Dokuruz başlıklı bölümleri hazırlayıp sundu. TRT 2’de yayınlanan Bir Yurttaşın Güncesi ve Düşünceden Neşeye başlıklı TV programlarında danışman ve metin yazarı olarak görev yaptı.

Çeşitli dergilere şiir, çocuk yazını ve kadın sorunları üzerine yazılar yazdı. Morpa Kültür Yayınları’nda Çocuk ve Gençlik Kitapları Editörlüğü yaptı. 2004-2015 yılları arasında Osmangazi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı; İTÜ’de okutmanlık yaptı. Türkiye Yazarlar Sendikası, Uluslararası PEN, Edebiyatçılar Derneği, Tiyatro Yazarları Derneği üyesidir. Mart 1999- Mayıs 2005 tarihleri arasında TYS Genel Sekreterlik görevini yürüttü. PEN Türkiye Merkezi’nde Barış İçin Yazarlar Komitesi üyesi ve Tiyatro Yazarları Derneği yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.

Şiirleri ilk kez 1983 yılında Varlık dergisinde yayımlandı. Ürünleri daha sonra Yazko Edebiyat, Kıyı, Gösteri, Varlık, Biçem, Evrensel Kültür vb. dergilerde yer aldı. Erikler Çiçek Açıyor ile 1979 Politika Gazetesi Özel Ödülünü aldı. 1986 yılında Yeni Türkü Şiirleri Yayınlarının düzenlediği bir yarışmada şiirleri ilgiye değer bulundu. Kuşlar Kralı Kim Olacak adlı çocuk kitabı ile 1990 Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı ödülünü, Bir Kedinin Günlüğü adlı çocuk öyküsüyle 1990 Türkiye Yayıncılar Birliği ödülünü, Makas Kesmez İğne Dikmez Olmasa Ellerimiz adlı oyunu ile 1991 TOBAV ve Çankaya Belediyesi Gençlik Ödülünü, şiirleriyle 1995 yılı Truva Şiir Ödülünü, Ayşe’nin Günleri ile 1997 Eselsohr dergisi Sıradışılık Ödülünü-Almanya, Yaşamın İzindeki Kadınlar adlı oyunu ile 2005 yılı Dil Derneği Kerim Afşar Ödülünü, şiirleriyle Azerbaycan’da şaire Mahsati Gencavi Ödülünü; Kadınlar İçin Söylenmiştir adlı araştırma-antoloji çalışmasıyla 2012 Oğuz Tansel Halk Bilim Ödülünü, şiirleriyle Manisa Şiir Günleri Niobe Ödülü’nü aldı.

Öykü, roman, oyun olmak üzere yayınlanmış yüzün üzerinde çocuk kitabı vardır. Çok sayıda çocuk roman ve öyküsü Almanca, Rusça, Arapça, Sırp-Hırvatça, Arnavutça, Farsça ve Azerice’ye çevrilerek yayınlandı. Silinsin Diye Yeryüzünden Savaş Sözcüğü- So as to Wipe the Word of War From All Over the World (İngilizce-Türkçe), Akdeniz’in Rengi- Die Farbe des Mittelmeeres (Almanca-Türkçe), Yasak Sevda Sözcükleri- Lessico Proibito D’amore (Italyanca) çevrilmiş şiir kitaplarıdır. Şiirleri pek çok dile çevrilerek seçki, antoloji ve dergilerde yayınlandı. Edebiyatın her alanında ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılara konuşmacı olarak katıldı.

Yapıtlarını ve yazar kimliğini konu alan birçok tez ve dosya çalışması yapıldı. Eskisehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri tarafından 28-30 Nisan 2010’da Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Gülsüm Cengiz Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum bildirileri ŞİİRİN RÜZGARINDA MASAL KUŞUNUN KANADINDA adıyla kitaplaştırıldı. Antakya TYS Temsilciliği ve AALEN Kültür Sanat Derneği’nde Ocak 2017’de, Milas Belediyesi tarafından Milas-Ören’de Eylül 2017’de olmak üzere adını taşıyan iki kütüphane açıldı.

Eserleri;

Şiir: Eylül Deyişleri (1987) Sevdamız Çiçeklenir Zulada (1990), Mayısta Üzgün Gönlüm (1993), Akdenizin Rengi Mavi (1997). Silinsin Diye Yeryüzünden Savaş Sözcüğü (2010), Yasak Sevda Sözcükleri (2013).

Anı; Boğaz’daki Mutlu Çocuk Kuzguncuk (2009); 4. baskı (2018)

Antoloji (Eray Canberk ile): Selam Yaratana / Emek Şiirleri -1 (2000), Ellerimiz Günışığı / Emek Şiirleri -2 (2001), Kadınlar İçin Söylenmiştir (2011).

Oyun; Makas Kesmez İğne Dikmez Olmasa Ellerimiz (1997), Hepimiz Çevreciyiz (1997), Yaşamın İzindeki Kadınlar (2007), Kırda Bir Yaz Sabahı (çocuk oyunu ve şarkıları, Bulunmaz Tiyatro, Maskara tiyatrosu ve Seyhan Belediyesi Şehir Tiyatrosunda sahnelendi).

Çocuk ve gençlik kitapları (Öykü, Roman, Oyun): 1988′ de ilk çocuk kitapları Kente Gelen Çam Ağacı-Bir Dilim Ekmek İçin-Arı ile Papatya-Damlacık yayınlandı. Onu öteki öykü, roman ve kitap dizileri izledi. Aslı Okula Başladı – 8 kitap (1990), Tırtıl Kitaplar- 10 kitap (2000), Bıcırık Kitaplar- 10 kitap (2004), Televizyon Çocukları- 10 kitap (2001), Sihirli Ellerin Öyküleri- 10 kitap (2003), Cimcime Kitaplar-(çeviri Derleme) 10 kitap (2004), Annemin Masalları-(derleme) 10 kitap (2005), Kelebek Kitaplar- 10 kitap (2008-2009), Çiçek Kitaplar 7 kitap (2017); Tomurcuk Kitaplar: Doğum Günü Armağanı (1989), Herkesin Bir İşi Var (1990), Kuşlar Kralı Kim Olacak (1990), Doğanın Öfkesi (1990), Başak’ın Çevre Günlüğü (1991), Taş Devrine Yolculuk (1991), Çiçek ile Kirlikara (1991), Hayvanlarla Konuşan Çocuk (1991), Evdeki Altınlar (1999), Bıcırık (1999), Bir Kedinin Günlüğü (1999), Kırda Bir Yaz Sabahı (1999), Sarmanın Serüvenleri (2004), Herkesin Bir İşi Var (2004), Nereye Gitti Bu Çocuklar? (2004), Kayıp Sözcükler (2004), Bilmece Bildirmece, Resim Yapar Gündüz Gece (2004), Suyun Rengi ve Rengarenk Çiçek Bahçesi (2016), Ağaç Gölgesi (2016), Uçan Sincap ile Uzaylı Topaç (2017), Kaplumbağa Karita Denizatı Derya ve Ötekiler (2017). Gülsüm Cengiz Kitaplığı: Kuşlar Okullu Oldu (2011), Prenses Pila (2011), Tuz Masalı (2011), Toprak Testi (2011), Halının Sihirli Renkleri (2011).

İlk gençlik romanları: Ayşe’nin Günleri, İpini Kopartan Uçurtma, Son Çiçek, Ahşap Evin Çocukları, Uçurtmanın Kuyruğundaki Düşler. Biyografik ilk gençlik kitapları: Güldürürken Düşündüren Adam, Nasrettin Hoca (2008), Masalcılar Masalcısı- Andersen (2008); Ben, Leonardo (2016), Yaşamla Bilimi Buluşturan Adam-Arşimet (2016); Çağdaş Tıbbın Babası- Hipokrat (2016); Renklerin İzindeki Adam- Isaac Newton (2016); Yıldız Habercisi- Galileo Galilei (2016); Dünyaya Dil Çıkaran Dahi-Albert Einstein (2016).

(Kaynak: biyografya.com)

Paylaşın

Gülseli İnal Kimdir? Hayatı, Eserleri

1947 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Gülseli İnal, babası Asım Zihnioğlu’nun işi nedeniyle sekiz yaşına kadar Rize’de yaşamış, ilkokula Rize İlkokulu’nda başlamıştır. İki yıl sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınıp Cihangir semtine yerleşmişlerdir.

Haber Merkezi / İstanbul Namık Kemal İlkokulu’ndan 1958’de mezun olduktan sonra orta ve lise eğitimine Atatürk Kız Lisesi’nde devam etmiştir. 1965’te Atatürk Kız Lisesi’nden mezun olmuş, 1966’dan 1968’e kadar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde okumuştur. 1969’da İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazanmış, 1974’te üniversitenin Felsefe Bölümü’nden mezun olmuştur.

İnal, 1977’de Aydınlık gazetesinin sanat sayfasında çalışmaya başlamıştır. Gazeteci kimliği şiirlerine toplumsal olaylara karşı duyarlı bir aydın kimliği olarak girecektir. 1981’den 1986’ya kadar Yazko Edebiyat’ ta hemen her sayı bir şiiri yayınlanmıştır.

1981’de Yazko Edebiyat yazarlar kurulu Yazko Kadın isimli kadın dergisini yönetmek için Gülseli İnal’ı davet etmiştir. Derginin yöneticileriyle birlikte kitaplar çevirmiş, toplantılar yapmış, sempozyumlar düzenlemiştir. Mor Çatı kadın sığınma evinin kurucuları arasında yer almıştır. Feminist tavrını günlük hayatın yanında edebi eserlerinde de sürdüren İnal, Türk siyasi ve edebi hayatında feminizmin yerleşmesinde rol oynamıştır.

1996’da şair Tarık Günersel’le Şiir Uzayı Labaratuvarı’nı kurmuş ve 21 Nisan’ı “Dünya Şiir Günü” ilan edip kutlamaları başlatmıştır. Kutlamalara dünyadan ve Türkiye’den pek çok şair katılmıştır. İnal ve Günersel’in teklifi Türkiye PEN Yazarlar BBirliği tarafından kabul edilmiş; ancak tarihi 21 Mart olarak değiştirilmiştir (1998). Unesco da bu tarihi ‘’Dünya Şiir Günü” olarak kabul etmiş ve tüm dünyaya duyurmuştur (1999).

İlk şiir kitabı Sulara Gömülü Çağrı 1985’te ressam Burhan Uygur’un kitap için özel olarak çizdiği desen ve resimlerle yayımlanmıştır. 1988’de yayımlanan Dolunay adlı lirik eseri Şahin Kaygun tarafından filme alınarak yurt dışında film festivallerinde gösterilmiş ve Cannes, Moskova ve Toronto Film Festivallerinde özel ödüller kazanmıştır.

Sanatçının ‘’Yapayalnızsınızdır’’ adlı şiiri 2003 yılında Selman Ada tarafından bestelenmiş ve eserin 2005’te İstanbul Senfoni Orkestrasınca Türkiye prömiyeri yapılmıştır. Aynı yıl Tel Aviv Senfoni Orkestrası tarafından üç dinin kardeşliği adına dünya prömiyeri yapılmıştır.

Resimle ilgili makale, inceleme ve monografiler yazan sanatçının, Artist dergisinde (1998-2004) aylık resim eleştirileri, Yeni Yüzyıl gazetesinde haftalık yazıları yayımlanmıştır (1996-1999).

1992’den itibaren Türkiye dışında birçok şiir toplantısına katılmıştır. İnal 2015’ten bu yana ArkeoPera Yayınları’nda şiir dizisi editörlüğü yapmaktadır.

Annesinin edebiyata çok düşkün olduğunu ve okuduğu ilk kitapların annesinin kitaplığındaki edebiyat eserleri olduğunu ifade eden Gülseli İnal, on yaşında okuduğu ilk eserin Piere Louis’in Afrodid’idi olduğunu söyler. On iki yaşında anneler gününde annesine yazdığı ‘’Beyaz Melek’’ isimli şiir, sanatçının ilk eseridir. Aynı yıl kısa hikâyeler de yazmaya başlamıştır.

Şiirlerini toplumsal ve bireysel şiddete karşı bir tavır olarak gören İnal, aşırı gerçeklik ve aşırı fantezinin şiirinin temel kaynakları olduğunu ifade eder. Geniş bir tema yelpazesine sahiptir. Bunlar içinde efsanelerin, dünyada eşitsizliği gördüğü için adaletin ayrı bir yeri vardır.

İmgelerinde zıtlıkların belirgin bir işlevi olduğu görülen sanatçı öznel bir dili tercih eder. Kelimeler açısından belli kurallara bağlı kalmayan sanatçı vezne ve kafiyeye göre şiir yazmaz. Şiirlerinde yer yer kırık mısralar görülür.

Gülseli İnal’ın şiirleri Fransızca, İngilizce, Almanca, Hollandaca, İtalyanca, Malayca, Farsça, Bulgarca, Arapça, Romenceye çevrilmiş ve başta Amerika olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde şiir antolojilerinde yer almıştır.

İnal, Dolunay (1988) ve Lady Lazarus (2014) başlıklı iki lirik anlatı kaleme almıştır. Lady Lazarus’ta toplumun erkeklerin dünyası olduğunu ve onların hiç kimseye söz hakkı tanımadıklarını ortaya koymaya çalışmıştır. Eser, erkek egemen bir toplumun içinde bunalan ve kaçış yolları arayan Abigal’in hikâyesidir.

Çevirileri de olan İnal Julıet Mitchell’den Kadınlık Durumu adlı kitabı çevirenler arasında yer almıştır. Nilgün Marmara’nın şiir kitabı Kırmızı Kahverengi Defter’i ise yayına hazırlamıştır (1993). (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Gökhan Arslan Kimdir? Hayatı, Eserleri

1979 yılında İzmir’de dünyaya gelen Gökhan Arslan, Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümünü bitirdi. 2004 yılında askerliğini Ankara’da yedek subaylık yaparak tamamladı.

Haber Merkezi / Yayın kurulunda görevli olduğu yeniyazı dergisinde etkin rol üstlendi. Derginin kapanmasından sonra çeşitli dergilerde yazı ve şiirlerini yayımlamaktadır.

Gökhan Arslan’ın iki şiir kitabı bulunmaktadır. İlki Yaraya Tutulan Ayna, ikincisi Babam Beni Niye Öldürdü olan bu kitaplarda kişisel tecrübelerin ve acıların anlatıldığı görülür. Özellikle ikinci kitabında babasının intiharından kaynaklanan yarım kalmışlık hissini anlatmayı kitabının ana konularından biri yapar.

Nesrin Aksu Bektaş’ın kendisiyle yaptığı röportajda şiir serüvenini şöyle anlatır: “Şiirle ilk karşılaştığımda ilkokul öğrencisiydim. Babamın 12 Eylül cehenneminden elinde kalan iki kitabı vardı sadece. Biri Nâzım Hikmet’in ‘Kuvâyi Milliye Destan’ı, diğeri de Cemal Süreya’nın ‘Beni Öp Sonra Doğur Beni’ kitabı. Babam bu kitapları karıştırdığımı görünce, her cuma günü beni ilçe pazarına götürüp kitaplar almaya başladı.

Bir de pazarcılık yaptığımız dönemlerde, köyden Eşref Paşa Pazarı’na gelirdik ve babam bir ara ortadan kaybolup birkaç saat sonra koltuğunun altında kitaplarla gelirdi. Küçük olduğum için beni fazla zorlayan şiirlerle karşılaşmadım başta. Cahit Külebi, Ceyhun Atuf Kansu, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin… Yani biraz da babamın yetiştiği gelenekten seslenen şiirler.

Doğal olarak böyle bir ortamda yetişince, şiirle bu kadar içli dışlı olunca ve yönlendirilince, ister istemez yazma isteği duyuyorsunuz.” Mehmet Taner, Hayati Baki, Ebubekir Eroğlu, Ahmet Günbaş gibi isimlerden etkilendiğinidiği belirten yazar genç kuşak şairlerini de yakından takip ettiğini ifade eder.

Paylaşın