Bankacılık Sektörünün Karı Nisan Ayında Yüzde 707,8 Arttı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bankacılık sektörünün nisan ayına ilişkin kârlılık oranlarını açıkladı. Buna göre sektörün kârı nisanda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 707,8 artışla 34,9 milyar TL’ye yükseldi.

Bankacılık sektörünün geçen yılın ilk dört ayında 20,7 milyar lira olan toplam net kârı bu yılın ocak-nisan döneminde 98,2 milyar liraya ulaştı.

BDDK verilerine göre bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacakların toplam kredilere oranı nisan itibarıyla yüzde 2,75 oldu. Bu oran 2021’in aynı döneminde yüzde 3,74 seviyesindeydi. Çekirdek sermaye yeterlilik oranı Ocak-Nisan döneminde yüzde 16 oldu. Bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 14 olarak kaydedilmişti.

Sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 18’den yüzde 20’ye çıktı.

581 milyon liralık ihtiyaç kredisi

Bankacılık sektörünün kredi hacmi, geçen hafta 139 milyar 150 milyon lira artarak 6 trilyon 35 milyar 266 milyon liraya çıktı.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı da 27 Mayıs itibarıyla 13 milyar 696 milyon lira artışla 867 milyar 349 milyon liraya çıktı. Söz konusu kredilerin 330 milyar 182 milyon lirası konut, 20 milyar 587 milyon lirası taşıt ve 516 milyar 581 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 13 milyar 816 milyon lira artarak 817 milyar 380 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 4 artışla 258 milyar 985 milyon liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacaklarının 104 milyar 172 milyon lirası taksitli, 154 milyar 813 milyon lirası taksitsiz oldu.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

Ali Babacan: Hiperenflasyon Dönemine Koşuyoruz

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

Haber Merkezi / Açıklamasında ”Bu ülke bunların hiçbirini hak etmiyor” diyen Babacan, şu ifadeleri kullandı;

“Rakamları Ayarlama Enstitüsünün açıkladığı enflasyon %73. Artık kronik yüksek enflasyon dönemini yaşıyor, hiperenflasyon dönemine koşuyoruz. Bu ülke bunların hiçbirini hak etmiyor. Biz, kontrolden çıkan bu enflasyonu yeniden tek haneye düşüreceğiz.”

Enflasyon yüzde 73,50

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, enflasyon mayısta yüzde 2,98 arttı, yıllık bazda ise yüzde 73,50 oldu.

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre, Mayıs 2022’de enflasyon yüzde 5,46 olurken yıllık enflasyon yüzde 160,76’ya yükseldi. ENAG nisan ayı enflasyon rakamlarının yıllık yüzde 156,86 oranında olduğunu duyurdu.

İstanbul’da ise perakende fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 artış kaydedildi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Aylık bazda artış ise yüzde 5,84 olarak kaydedildi. İTO verilerine göre Mayıs’ta toptan fiyatlarda yıllık yüzde 79,12; aylık olarak ise 5,76 artış oldu.

 

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Yüzde 73,50

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, enflasyon mayısta yüzde 2,98 arttı, yıllık bazda ise yüzde 73,50 oldu.

Haber Merkezi / Ana harcama grupları itibarıyla 2022 yılı mayıs ayında en az artış gösteren ana gruplar yüzde 0,41 ile eğitim, yüzde 1,49 ile haberleşme ve yüzde 1,61 ile sağlık oldu. Buna karşılık, 2022 yılı mayıs ayında artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 6,53 ile alkollü içkiler ve tütün, yüzde 6,15 ile eğlence ve kültür, yüzde 5,47 ile lokanta ve oteller oldu.

Yıllık bazda 8 grup düştü, 4 grup yükseldi

Yıllık en düşük artış yüzde 19,81 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla yüzde 27,48 ile eğitim, yüzde 29,80 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde 37,74 ile sağlık oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 107,62 ile ulaştırma, yüzde 91,63 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 82,08 ile ev eşyası oldu.

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre, Mayıs 2022’de enflasyon yüzde 5,46 olurken yıllık enflasyon yüzde 160,76’ya yükseldi. ENAG nisan ayı enflasyon rakamlarının yıllık yüzde 156,86 oranında olduğunu duyurmuştu.

Türk-İş ve İTO enflasyon verilerinde artış sürmüştü

Enflasyon açısından öncü göstergeler olarak kabul edilen Türk-İş Ankara gıda enflasyonu ve İTO İstanbul perakende fiyatlar endeksi Mayıs ayında enflasyonda yükselişin sürdüğüne işaret etti. Türk-İş gıda enflasyonu yıllık bazda Mayıs’ta yüzde 107 olarak kaydedildi.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 13,04 oranında gerçekleşti. Beş aylık değişim oranı yüzde 46,85 oranında oldu.

İstanbul’da ise perakende fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 artış kaydetti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Aylık bazda artış ise yüzde 5,84 olarak kaydedildi. İTO verilerine göre Mayıs’ta toptan fiyatlarda yıllık yüzde 79,12; aylık olarak ise 5,76 artış oldu.

Beklentilerin altında geldi

Reuters’ın 14 katılımcıyla gerçekleştirdiği ankette, mayıs ayı için yıllık enflasyonun son 24 yılın zirvesi olan yüzde 76,55’e ulaşması bekleniyor.

Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin düzenlediği enflasyon anketine göre ise, ankete katılan 21 kurumun medyan beklentisi mayıs ayında enflasyonun aylık yüzde 4,6; yıllık yüzde 76,2 seviyesinde gerçekleşeceği yönünde oldu.

TL’de değer kaybı endişesi

Merkez Bankası’nın faiz kararları, hükümet ve TCMB’den TL’deki değer kaybını durduracak bir açıklama gelmemesi, buna ek olarak TCMB’nin döviz piyasasına müdahalede bulunmak için geçtiğimiz yıllara göre çok daha düşük döviz rezervinin bulunması TL’nin daha da değer kaybının sürebileceği endişesini yaratıyor.

Paylaşın

ABD Dini Özgürlükler Raporunda Türkiye’ye Eleştiri

ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkelerde dini özgürlüklerin durumunu mercek altına alan yıllık Dini Özgürlükler Raporu’nun sonuncusunu yayınladı. Raporun Türkiye bölümünde hükümetin dini özgürlükler konusundaki uygulamalarına eleştiriler yöneltildi.

2021 yılını kapsayan raporun Türkiye bölümünde, anayasanın ülkeyi laik bir devlet olarak tanımladığı, vicdan, dini inanç, ifade ve ibadet özgürlüğünü öngördüğü ve dini nedenlerle ayrımcılığı yasakladığı belirtildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlerine değinilen raporda, bu kurumun İslam’la alakalı dini konuları idare ve koordine ettiğine ve görevinin İslam’ın uygulanmasını sağlamak, dini eğitim sunmak ve dini kurumları idare etmek olduğuna değinildi.

Hükümetin Uygur politikası rapora girdi

Raporda, medyaya göre Müslüman Uygur toplumunun bazı üyelerinin, Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Uygur diasporası üyelerini Çin’e sınırdışı etmeme politikasını değiştirmesi için Türk hükümetine baskı yapma girişimlerinde bulunduğu yönünde kaygılar taşıdıkları belirtildi. Medyadaki haberler ve hükümetin kamuoyuna yaptığı açıklamalara göre, Ankara’nın genelde ülkedeki Uygurlar’ı korumada istekli davrandığı, yıl içerisinde herhangi bir Uygur’u Çin’e sınırdışı etmediği ve politikasını değiştirmeyi planladığı iddialarını sürekli olarak yalanladığına işaret edildi.

Raporda, Temmuz ayında 9 Kürt Sünni imamın tutuklandığı, imamlara terörle alakalı ve Kürtçe vaaz verdikleri gerekçesiyle suçlamalar yöneltildiği, bu kişilerin daha sonra serbest bırakıldığı yönündeki haberlere de atıfta bulunuldu. İmamları temsil eden avukatın medyaya, müvekkillerinin seçtikleri dilde vaaz verememeleri nedeniyle “din ve inanç özgürlüklerinin açıkça ihlal edildiğini” söylediği belirtildi.

RTÜK’ün Mart ayında “toplumun dini değerlerine hakaret ettikleri” gerekçesiyle Halk TV ve TELE1’i para cezasına çarptırdığının kaydedildiği raporda, bağımsız Türk medyasının, RTÜK’un bu adımlarını, hükümeti eleştiren medya kurumlarına karşı sıkça uygulanan bir misilleme aracı olarak nitelediği ifade edildi. Aynı ay Anayasa Mahkemesi’nin “dini değerlere hakaret eden” tweet’ler paylaştığı gerekçesiyle bir gazeteciye 7 ay hapis cezası veren bölge mahkemesinin kararını onayladığı ayrıntısına da raporda yer verildi.

“İnsan Hakları Eylem Planı yasalaşmadı”

Hükümetin Mart ayında iki yıl içinde uygulamaya sokulmak üzere İnsan Hakları Eylem Planı açıkladığı ve planda dini azınlık toplulukları için reformlar öngördüğü anımsatılan raporda, bununla birlikte planın yasalaşmadığı ve dini grupların temsilcilerinin de planın açıklanmasından sonra hükümetle olan etkileşimlerinde herhangi bir değişiklik rapor etmedikleri belirtildi.

“Antisemitik söylemler devam etti”

Hükümet yetkililerinin konuşmalarında antisemitik söylemler kullanmaya devam ettiğine değinilen raporda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mayıs ayında, İsrailliler için “bunlar 5 yaşında 6 yaşındaki yavruları öldürecek kadar katil. Bunlar kan emmekle ancak doyar” şeklinde ifadeler kullandığı hatırlatıldı.

Raporda, hükümetin Müslüman olmayan dini azınlıkların, özellikle de sadece Ermeni Ortodoks Hıristiyanlar, Yahudiler ve Rum Ortodoks Hıristiyanlar’ı kapsayan Lozan Anlaşması yorumu kapsamında tanınmayan grupların haklarını sınırlamaya devam ettiği de belirtildi. Medya ve sivil toplum örgütlerinin Protestan cemaatlerin Türk vatandaşı olmayan liderlerine karşı, ülkeye giriş yasağı ve sınırdışı etme gibi muameleler sergilendiğini bildirdiğine değinilen raporda, dini azınlık gruplarının üyelerini eğitme faaliyetlerinin de kısıtlanmaya devam ettiği, Heybeliada Ruhban Okulu’nun hala kapalı olduğu kaydedildi.

“Dini azınlık gruplarının eğitim faaliyetleri kısıtlanıyor”

Hükümetin Sünni Müslüman din adamlarına eğitim vermeye devam ederken, diğer grupların ülke içerisindeki kendi üyelerini eğitmesiniyse kısıtladığı ifade edildi.

Ocak ayında bir Ermeni Hıristiyan parlamenterin Kütahya’da yerel yasalarca korunan 17’inci yüzyıldan kalma bir Ermeni kilisesinin yıkılmasını kınadığı, bunun yanında Süryani Ortodoks Metropolitliği’ne göre İstanbul’da yeni bir Süryani Ortodoks kilisesinin inşasının sürdüğü belirtildi.

“İbadet mekanları ve mezarlıklara vandalizm”

Raporda yine medya haberlerine atfen, ibadet yerleri ve mezarlıklara karşı münferit vandalizm eylemlerinin görülmeye devam ettiği kaydedildi.

Bununla ilgili bazı olayların sıralandığı raporda, örneğin Şubat ayında, Manisa’nın Akhisar ilçesinde bir Yahudi mezarlığının kapısının kimliği bilinmeyen kişilerce tahrip edildiği, Mart ayında da polisin, İstanbul’un Ayvansaray bölgesindeki tarihi Kasturya Sinagogu’nun kapısının ateşe verilmesiyle ilgili soruşturma başlattığı ifade edildi. 11 Temmuz’da İstanbul’un Kadıköy semtinde Surp Tavakor adlı Ermeni kilisesinin kapılarında üç kişinin dans ederken kendilerini videoya çektikleri ve kapıdaki çarmıha zarar verdikleri olaya da yer verilen raporda, hükümet yetkililerinin bu kişilerin davranışını kınadığı, sözkonusu kişilerin daha sonra gözaltına alındığı ve ardından serbest bırakıldığı kaydedildi.

Aralık ayında üç şüphelinin “dini değerlere hakaret” suçlamasıyla yargılandığı, adli sürecin yıl sonu itibariyle hala devam ettiği belirtilen raporda, Eylül ayında da, Mersin’de kimliği bilinmeyen kişilerce Kürt Aleviler’e ait evlerin duvarlarına “Kürt Aleviler defolun” şeklinde yazıların yazıldığı haberlerine alıntı yapıldı.

Sosyal medya ve yazılı basında antisemitik ve nefret söylemlerinin devam ettiği tespitinin de yer aldığı raporda, Ağustos ayında sosyal medyadaki bazı şahıslar ve gazetecilerin, ülke genelinde etkili olan yıkıcı yangınlarla Türkiye’de yaşayan yabancı bir haham arasında bağlantı kurduğu belirtildi. 18 Haziran’da Yahudi toplumunun temsilcilerinin, Boğaziçi Üniversitesi’nde eylem yapan akademisyenler için “Hepiniz şerefsizsiniz. Hainsiniz. Yahudisiniz” diyen bir sağlık ve sosyal hizmetler sendikasının başkanına dava açtığı yönündeki haberlere de raporda atıf yapıldı.

Raporda, 25 Ekim’de Başkan Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Washington’da Fener Rum Patriği Bartholomeos’u ağırlamalarına da yer verilirken, görüşmelerin ardından Beyaz Saray’ın, “dini özgürlüklerin temel bir insan hakkı olarak önemini görüştüler” şeklindeki açıklama yaptığı, Blinken’ın da, “Dünya genelinde Ortodoks Hıristiyan toplumuyla ve Türkiye’de ve bölgedeki dini azınlıklarla ortaklığımıza değer veriyoruz” diye tweet attığı hatırlatıldı.

Dini gruplar üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması çağrısı

ABD Büyükelçisi, Türkiye’yi ziyaret eden üst düzey Amerikalı yetkililer ve diğer büyükelçilik ve konsolosluk yetkililerinin, hükümet yetkililerine, dini çeşitliliklere saygı ve yasalar altında eşit muamelenin önemini vurgulamaya devam ettiği de vurgulanan raporda, 18 Mayıs’ta ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın antisemitik söylemini kınayan bir açıklama yayınladığı anımsatıldı.

Raporda, Amerikalı yetkililerin hükümete dini gruplar üzerindeki kısıtlamaları kaldırma ve mülklerin iadesi konusunda ilerleme sağlanması çağrılarında bulunduğu belirtildi. Dışişleri Bakanı dahil üst düzey Amerikalı yetkililerin Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması ve ülkedeki tüm topluluklardan ruhlar üyelerinin eğitimine izin verilmesi çağrılarını dile getirmeyi sürdürdüğüne işaret edilen raporda, Mayıs ayında ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın İstanbul’da Patrik Bartholomeos’la görüştüğü, ayrıca Aya Yorgi Kilisesi’ni ziyaret ettiği, büyükelçilik ve konsolosluk yetkililerinin de geniş yelpazede İslami liderler ve dini azınlık toplumu liderleriyle toplantılar düzenlemeyi sürdürerek, dini özgürlükler ve dinlerarası hoşgörünün önemini vurguladıkları ve herhangi bir dini grubun üyelerine karşı ayrımcılığı kınadıkları kaydedildi.

Türkiye’nin dini demografisi

Raporda, Türk hükümetine göre nüfusun yüzde 99’unun Müslüman ve bu kesimin yüzde 78’inin de Hanefi Sünni mezhebinden olduğu, diğer dini grupların temsilcilerinin tahminlerine göre bu grupların da nüfusun yüzde 0,2’sini oluşturduğu belirtildi. KONDA’nın 2019 yılı Ocak ayında yayınladığı son ankete göre nüfusun yüzde 3’ünün kendilerini ateist, yüzde 2’sinin de herhangi bir dine inanmayan olarak tanımladığı kaydedildi.

Alevi gruplarının liderlerinin tahminlerine göre Alevi Müslümanlar’ın nüfusun yüzde 25 ila 31’ini oluşturduğu ifade edilirken, KONDA araştırma şirketininse Alevi nüfusunu 5 milyon civarı kişi, yani nüfusun yaklaşık yüzde 6’sı olarak tahmin ettiği belirtildi. Şii Caferi toplumununsa nüfusun yüzde 4’ünü oluşturdukları tahmininde bulunduğu kaydedildi.

Müslüman olmayan dini grupların çoğunlukla İstanbul’da ve diğer büyük kentlerde, ayrıca güneydoğuda toplandığı ifade edilirken, tam rakamlar mevcut olmasa da bu grupların kendi tahminlerine göre ülkede yaklaşık 90 bin Ermeni Ortodoks Hıristiyan, 25 bin Roma Katolik, 12 ila 16 bin Yahudi’nin olduğu bilgisi paylaşıldı. Bunun yanında, 25 bin Süryani Ortodoks Hıristiyan, 15 bin Rus Ortodoks Hıristiyan ve 10 bin Bahai’nin bulunduğunun tahmin edildiği belirtildi. Ayrıca 7 ila 10 bin Protestan ve evanjelik Hıristiyan mezhepler, 5 bin Yehova Şahitleri, 3 binin altında Keldani Hıristiyanları, 2 bin 500’den az Rum Ortodoks Hıristiyan ve 1000’in altında Ezidi’nin olduğu ifade edildi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan Türkiye’ye ‘Suriye Operasyonu’ Uyarısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’ye operasyon açıklaması sonrası açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin meşru hükümetinin rızası olmadan atılacak böylesi bir adım, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün doğrudan ihlali anlamına gelir ve bu, ülkede gerilimi daha da tırmandırır” dedi.

Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye askeri operasyon düzenleyeceğinin konuşulduğu günlerde bir açıklama da Rusya’dan geldi.

Konuyla ilgili dün (2 Haziran) yazılı bir açıklamada bulunan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, “Ankara’nın Suriye’de zaten sıkıntılı olan durumun tehlikeli bir şekilde kötüleşmesine yol açabilecek eylemlerden kaçınacağını umuyoruz” açıklamasında bulundu.

Beşar Esad yönetimine atıfta bulunan Zaharova, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin meşru hükümetinin rızası olmadan atılacak böylesi bir adım, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün doğrudan ihlali anlamına gelir ve bu, ülkede gerilimi daha da tırmandırır” dedi.

Bakanlığın internet sitesinde yayınlanan açıklamada ayrıca “Suriye’nin sınır bölgelerinden kaynaklanan Türkiye’nin ulusal güvenliğe yönelik tehditlerle bağlantılı olarak Ankara’nın endişelerini anlıyoruz” denildi.

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 23 Mayıs’ta yaptığı açıklama “Suriye’ye yeni bir askeri operasyon” sinyali olarak yorumlanmıştı.

Erdoğan son olarak 1 Haziran’daki kabine toplantısının ardından konuyla ilgili özetle şu açıklamayı yaptı:

“Buradan bir kez daha tekrar ediyorum; güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz.

Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız. Türkiye’nin bu meşru güvenlik adımlarına bakalım kimler destek verecek, kimler köstek olmaya çalışacak, göreceğiz.”

Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Türkiye’nin muhtemel operasyonunun bölgeyi istikrarsızlaştıracağını söylemişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da 24 Mayıs’taki günlük basın toplantısında özetle şöyle demişti:

“Suriye’nin kuzeyinde askeri faaliyetlerin artması olasılığına yönelik rapor ve tartışmalar karşısında, özellikle de sivil halk üzerindeki muhtemel etkileri konusunda derin bir endişe içindeyiz.

[Gerginlikteki] herhangi bir tırmanışı kınıyoruz. Mevcut ateşkes hatlarının devam ettirilmesini destekliyoruz. Tüm tarafların, Suriye’de istikrarı geliştirmeye hizmet eden ateşkes bölgelerini devam ettirmesinin, söz konusu bölgelere saygı duymasının ve bu çatışmaya siyasi bir çözüm bulmak için çalışmasının çok önemli olduğuna inanıyoruz.

Kuzeydoğu Suriye’de saldırı operasyonlarını durdurmak da dahil olmak üzere Türkiye’nin Ekim 2019’daki ortak açıklamaya uymasını bekliyor, Türkiye’nin güney sınırındaki meşru güvenlik kaygılarını biliyoruz.

Fakat herhangi yeni bir saldırı, bölgesel istikrarı daha da zayıflatacak ve koalisyonun IŞİD’e karşı kampanyasındaki ABD güçlerini riske atacaktır.”

Paylaşın

Erkekler, Mayıs Ayında 32 Kadını Katletti

Erkekler Mayıs ayında en az 32 kadını öldürdü. Erkeklerin 19 kadını öldürme ‘bahanesi’ basına yansımazken, 12 kadının ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdüğü basına yansıdı. Erkekler, bir kadını da ‘ücret’ tartışması sırasında öldürdü.

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Mayıs’ta en az 32 kadını öldürdü, en az dört kadına tecavüz etti.

Mayıs’ta en az 21 kadının ölümü (Adana (1), Aydın (5), Çorum (1), Elazığ (1), Hatay (1), İstanbul (4), İzmir (1), Kayseri (1), Kırklareli  (1), Manisa (2),Manisa (1), Ordu (1), Van (1)) basına şüpheli olarak yansıdı.

Aydın’da bir kadın kendisine sistematik şiddet uygulayan ve işkence eden kocasına karşı meşru müdafaa hakkını kullandı.

Erkekler, Sakarya’da bir kadını öldürmekle veya kadınlara zarar vermekle tehdit etti.

Cinayet

Erkekler, Mayıs’ta en az 32 kadını öldürdü; geçen yıl bu sayı 18 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanında bulunan en az dört erkeği de öldürdü.

Mayıs’ta öldürün kadınlardan biri trans kadındı. Kadınları öldüren erkeklerden biri, güvenlik görevlisiydi.

Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Suriyeli, bir kadın da Afganistan vatandaşıydı. Erkekler en az beş kadını “koruma” veya “uzaklaştırma” kararına rağmen öldürdü. İki kadın şiddete karşı korunma istemişti, talebi karşılanmadığı için öldürüldü.

Erkeklerin 19 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler 12 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Erkekler, bir kadını da “ücret” tartışması sırasında öldürdü.

21 kadını kocası, eski kocası veya sevgilisi öldürdü. İki kadını akrabası. Yedi kadını öldüren sekiz erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. Bir kadını hastası, bir kadını da komşusu öldürdü.

Erkekler, 20 kadını ev içinde, 12 kadını işyeri, ormanlık alan, sokak, hastane gibi ev dışı alanlarda öldürdü.

Erkekler kadınlardan yarısından fazlasını ateşli silahlarla öldürdü.

Erkekler, 20 kadını ateşli silahlarla, iki kadını boğarak, beş kadını da kesici aletle, iki kadını işkence ederek, bir kadını darp ederek, bir kadını balkondan atarak öldürdü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Çocuğa Şiddet-Çocuk Cinayeti

Erkekler, Mayıs’ta altı çocuğu öldürdü. Geçen yıl bu sayı bir idi. Altı çocuğu da babası öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü iki çocuk Ukraynalı, iki çocuk Afganistanlıydı.

Erkekler, 3 çocuğu bıçakla, bir çocuğu darp ederek, iki çocuğu da balkonda atarak öldürdü.

Cinsel Saldırı /Tecavüz

Basına yansıyan bilgilere göre erkekler, Mayıs’ta en az dört kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı dokuzdu.

Bir kadına yoga öğretmeni, iki kadına doktor tecavüz etti. Bir kadına tecavüz eden erkeğin kim olduğu bilgisi basına yansımadı.

Erkekler, bir kadına hastanede tecavüz ederken, erkeklerin üç kadına nerede tecavüz ettiği bilgisi basına yansımadı.

Taciz

Mayıs 2022’de erkekler en az 11 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay 13 idi.

Erkekler, altı kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Erkekler beş kadını da fotoğrafını veya videosunu çekerek taciz etti.

Erkekler 11 kadını ev dışı alanlarla taciz etti. Kadınları taciz eden 10 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımazken bir kadını da komşusu taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Mayıs’ta en az 22 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 16 idi.

En az dokuz çocuğu istismar eden dokuz erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. 10 çocuğu iki öğretmen, bir çocuğu akrabası, iki çocuğu babası istismar etti.

Erkekler, dört çocuğu ev içinde, 18 çocuğu okul, sokak gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Mayıs’ta en az 64 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 67 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı 10 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az on iki kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

Erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri Suriyeliydi.

En az 46 kadını kocası, eski sevgilisi öldürdü, bir kadını damadı, bir kadını babası, bir kadını da iş arkadaşı öldürdü. 15 kadını öldüren 16 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler sekiz kadını ayrılmak istediği için, üç kadını kıskandığı için bir kadını aidat ödemek istemediği için öldürdü. Erkekler bir kadını işe geç geldiği için öldürürken, erkeklerin 52 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

Erkekler, 51 kadını darp ederek yaralarken, dört kadını ateşli silahlarla, altı kadını da kesici aletle yaraladı. Erkekler iki kadını yakıcı madde ile yaralarken bir kadını da doğalgazla öldürmeye çalıştı.

Erkekler, 24 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda, 30 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin on kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Erkekler, Mayıs’ta en az 65 kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 584 idi. Seks işçiliğine zorlanan 27 kadın Türkiye vatandaşı değildi. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı.

Paylaşın

ENAG’a Göre Enflasyon Yüzde 160,76

Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) göre, Mayıs 2022’de 12 aylık tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yüzde 160 arttı. Yine ENAG’a göre TÜFE aylık bazda ise yüzde 5,46 arttı.

Haber Merkezi / Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), her ay kendi hesapladığı enflasyon oranıyla kamuoyunun karşısına çıkıyor. ENAG’ın açıkladığı enflasyon oranı ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı arasındaki büyük bir makas olması ise dikkat çekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre enflasyon yüzde 73,50 artarken, Mayıs ayında aylık enflasyon ise yüzde 2,98 arttı.

Veriler üretici fiyatlarındaki artış ivmesinin de devam ettiğini gösterdi. Buna göre Mayıs ayında üretici fiyat endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 132,16 arttı ve rekor düzeye yükseldi. Aylık bazda üretici fiyat endeksindeki artış ise yüzde 8,76 olarak kaydedildi.

Türk-İş ve İTO enflasyon verilerinde artış sürmüştü

Enflasyon açısından öncü göstergeler olarak kabul edilen Türk-İş Ankara gıda enflasyonu ve İTO İstanbul perakende fiyatlar endeksi Mayıs ayında enflasyonda yükselişin sürdüğüne işaret etti.

Türk-İş gıda enflasyonu yıllık bazda Mayıs’ta yüzde 107 olarak kaydedildi.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 13,04 oranında gerçekleşti. Beş aylık değişim oranı yüzde 46,85 oranında oldu.

İstanbul’da ise perakende fiyatlar Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 87,35 artış kaydetti.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre bu artış 1998’den bu yana görülen en yüksek artış oldu. Aylık bazda artış ise yüzde 5,84 olarak kaydedildi.

İTO verilerine göre Mayıs’ta toptan fiyatlarda yıllık yüzde 79,12; aylık olarak ise 5,76 artış oldu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a 5 Kuruşluk Tazminat Davası Açtı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün grup toplantısında kendisine yönelik sözleri nedeniyle 5 kuruşluk tazminat davası açtı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik tarafından Ankara’da mahkemeye sunulan dava dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Tamamıyla siyasileştiği, davalı Recep Tayyip Erdoğan’ın güdümüne girdiği, siyasi baskıların altında ezildiği eleştirisine muhatap olan Türk yargısının bile bu söz ve yakıştırmaları eleştiri kapsamında görebilme şansı bulunmamaktadır. Hakaret kapsamlı görülmemesi olasılığında bu söz ve yakıştırmaların başkaca siyasiler tarafından iktidar temsilcilerine yöneltilmesi sonucunu doğuracağı da gözden ırak tutulmamalıdır.”

Kılıçdaroğlu’nun Avukatı Celal Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada:

“Hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren, seviyesizce ve haddini aşarak; ‘Yalancı, omurgasız, sefil, terör sevici..’ hakaret sözlerini yöneltme cüretini gösteren Erdoğan hakkında bugün yine 5 Paralık dava açtık! Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı ve muhataba biçtiği değer gereğince!” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, tirajı en yüksek ulusal beş gazetenin mahkeme kararını yayımlamasına karar verilmesini de talep etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün TBMM’de; partisinin grup toplantısında, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak şunları söylemişti:

“Çünkü bu zat yalancı. Çünkü bu zat omurgasız, çünkü bu zat bir proje. Çünkü bu zat bir aparat. Bu zatın partisinin başına kaset komplosu ile geçirildiği günden beri Türkiye’nin milli çıkarlarına karşı sinsi bir savaş vermekten başka iş yaptığını gördünüz mü?

Yine bu zatın ülkede yapılan tüm eserleri ve hizmetleri engellemeye çalışmaktan başka bir gayretine şahit oldunuz mu? Bu zatın Demirtaş’ından Kavala’sına, FETÖ’cülerinden PKK’lılarına kadar ülke ve millet düşmanı teröristleri savunmaktan, hatta bunun için Ankara’dan İstanbul’a yürümekten başka bir çabası var mı?

Bay Kemal orada mıydı, oradaydı. Niye? Çünkü başı çeken oydu. Bunlardan millete, vatana hayır gelmez. Bunlar ancak terör sevicilerle beraber çünkü kendileri de terör sevici. Siz bakmayın birilerinin Gezi olaylarının arkasındaki karanlık tiplere, ‘demokrasi kahramanı’ muamelesi yaptığına, bunların hepsi de yaptıkları ihanetin bilincinde olan beşinci kol elemanıydı.”

Paylaşın

Otomobilde Zam Dalgası

Mayıs ayında yaşanan kur artışının da etkisiyle otomobil fiyatlarına zam geldi. Ocak ayında yenilenen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) matrahlarında da en alttaki dilimde model kalmadığı belirtildi.

Bloomberg HT’nin derlediği bilgilere göre, sıfır otomobillere yüzde 4 ile yüzde 10 arasında değişen oranlarda zam yapıldı. Bazı markalar zammı geçen hafta fiyatlarına yansıtırken, bazı markalar da 31 Mayıs -1 Haziran tarihlerinde fiyatlarında artış yaptı.

Ocak ayında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile binek otomobillerde motor silindir hacmi 1600 cc’yi geçmeyen binek otomobiller için uygulanmakta olan ÖTV tarifesi yeni matrah grupları açılmak ve yeni oranlar belirlenmek suretiyle yeniden oluşturulmuştu.

Böylece, yüzde 45 ÖTV oranı için esas alınan matrah eşiği 92 bin liradan 120 bin liraya çıkarılırken, yüzde 50 ile yüzde 80 ÖTV oranı arasına iki matrah grubu daha açılmıştı.

Matrahı 150 bin lirayı aşıp, 175 bin lirayı aşmayanların ÖTV oranı yüzde 80 yerine yüzde 60 oranında, matrahı 175 bin lirayı aşıp, 200 bin lirayı aşmayanların ÖTV oranı yüzde 80 yerine yüzde 70 oranında vergilendiriliyordu.

Otomobillerde yüzde 80 ÖTV oranı için esas alınan matrah eşiği de 150 bin liradan 200 bin liraya çıkarılmıştı.

Diğer taraftan, 1800 cc’yi geçmeyen hibrit motorlu araçlarda da yüzde 45 ÖTV oranı için esas alınan ÖTV matrah eşiği 114 bin liradan 130 bin liraya, 50 ÖTV oranı için esas alınan matrah eşiği 170 bin liradan 210 bin liraya yükseltilmişti.

İkinci el otomobilde yüzde 25 artış bekleniyor

Otomobil fiyatlarına ilişkin Milliyet’e değerlendirmelerde bulunan Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) Genel Başkanı Aydın Erkoç da “İkinci el araç almak isteyen vatandaşlarımıza, fiyat artışının devam edeceğini öngördüğümüz için bir an önce araç almalarını tavsiye ediyoruz. Fiyatlar yüzde 25 artacak” dedi.

Erkoç, “Şu an piyasada araç bulmakta zorlanıyoruz. Tedarik sıkıntısının baş göstermesi ve talebin ikinci ele kaymasıyla fiyatlarda suni bir artış meydana gelmişti. Çip krizi ve Rusya’dan tedarik edilen bazı gaz ve madenlerin savaş nedeniyle temin edilemeyişiyle fiyatlar tırmanırken, beklenen toparlanma ve normale dönüş de henüz olmadı” diye konuştu.

Paylaşın

Enflasyon Ve Kur Artışı Kart Harcamalarında Rekor Getirdi

Yüksek enflasyonun yarattığı alım gücü kaybı yurttaşların kredi kartı harcamalarını patlattı. Merkez Bankası verilerine göre 20 Mayıs haftası itibariyle kredi kartı harcamaları 64 milyar 59 milyon 742 bin lirayla yeni bir rekor kırarken geçen yıla göre değişim yüzde 119,2 oldu. Artış enflasyondan arındırıldığında ise bir yılda yüzde 29,25’lik yükseliş görüldü.

Reel olarak en fazla artış ise küresel emtia fiyatları ile vergi ayarlamalarına en çok maruz kalan harcama kalemlerinde yaşandı. Üst üste zam gören benzin, alkol ve bununla bağlantılı sektörlerde bir yılda reel olarak harcamalardaki artış iki katını aştı. Merkez Bankası da Finansal İstikrar Raporu’nda hanehalklarının yükümlülüklerdeki büyümede bireysel kredi kartı kullanımı öne çıktığını belirtirken 6 aylık yıllıklandırılmış kredi kartı yükümlülüklerinin yüzde 54,3 yükseldiğini ortaya koydu.

Nisan ayı itibariyle yüzde 70’e dayanan enflasyonda mayıs verisi yarın açıklanacak. Beklentiler mayısta aylık yüzde 4,8 yükseliş ile yıllık enflasyonun yüzde 76,55 seviyesine ulaşması yönünde şekilleniyor. Öte yandan İstanbul’da İTO tarafından açıklanan mayıs ayı perakende fiyat endeksi mayısta aylık yüzde 5,84 artarak yıllıkta yüzde 87,35’e yükseldi ki bu 1998 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye işaret ediyor. 24 yılın zirvesine çıkan enflasyonda eğlence, konut ve ev harcamalarında aylık çift haneli yükselişler dikkat çekti.

Benzin harcamalında yüksek artış

Dünya’dan Şebnem Turhan’ın haberine göre; bu yüksek enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki bozulma da kartlı harcamaların hızla artması sonucunu doğuruyor. Merkez Bankası’nın 20 Mayıs haftası itibariyle verilerine göre benzin ve akaryakıt istasyonlarında kartlı harcamalar 5 milyar 444 milyon liraya çıktı. Geçen yılın aynı haftasına göre değişim yüzde 229,23 seviyesinde. Enflasyondan arındırıldığında ise benzin ve yakıt istasyonları için yapılan harcamalarda bir yıllık artış yüzde 93,7 ile neredeyse ikiye katlamış durumda. Hem küresel olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş, Rusya-Ukrayna savaşının etkileri hem de artan vergiler benzin fiyatlarına sık sık zam gelmesine neden oluyor. Önümüzdeki dönemde de petrol fiyatlarındaki artışın ışığında vatandaşın bu kalemdeki kartlı harcamalarında yeni rekorlara imza atması bekleniyor.

İçkili yerlerde reel artış yüzde 950

Yine enflasyondan arındırıldığında bir yılda oldukça yüksek artış yaşanan bir diğer kalem ise içkili yerlerdeki harcamalar. 20 Mayıs itibariyle harcama tutarı 91 milyon 53 bin lira seviyesinde. Geçen yılın aynı haftasına göre değişim yüzde 1683 olurken enflasyondan arındırıldığında yüzde 948,95 harcamalarda reel bir artış olduğu görülüyor. Bu kalem hükümetin sık sık yaptığı vergi ayarlamaları neticesinde sürekli zamlarla karşı karşıya kalıyor. Mayıs ortasında yine vergisi artırılan alkollü içkilerde temmuzda ise ÖTV ayarlaması ile yeni bir zam da bekleniyor. Vatandaşın harcamalarındaki yeni rekorlar da yolda sayılır.

Havayollarına yapılan harcamalar da hem pandemi sonrası artan talep hem de maliyet artışlarının fiyatlara yansımasının etkisiyle oldukça yüksek seyrediyor. 20 Mayıs haftasında havayollarına 2 milyar 977 milyon 293 bin lira harcandı. Bunun geçen yılın aynı haftasına göre değişimi yüzde 361,8 oldu. Enflasyondan arındırıldığında havayolu harcamalarındaki reel artış yüzde 171,7 seviyesinde.

Yine yaz tatilleri ve petrol fiyatlarındaki artışın getirdiği yüksek maliyet havayolları kalemindeki harcamalarda da yükselişin süreceğini ortaya koyuyor.

Konaklama ve dışarda yemek

Konaklama harcamaları da pandemi dönemindeki kayıplar ve yüksek maliyetlerin fiyatlara yansımasıyla enflasyonun üzerinde artış yaşanan harcama kalemleri arasında yer aldı.

Merkez Bankası verilerine göre 20 Mayıs haftasında konaklama için 1 milyar 43 milyon 772 bin lira harcanırken geçen yıla göre değişim yüzde 339,4 oldu. Reel olarak harcamalardaki artış ise yüzde 158,51’e ulaşarak iki katını aştı.

Tatil sezonunun başlamasıyla da kartlı harcamalarda bu kalemde yükselişlerin devamını takip edeceğiz.

Gıda enflasyonu ve kur etkisi ile maliyetlerin yükseldiği yemek sektöründe de kartlı harcamalar geçen yıla göre yüzde 338,83 artarken enflasyondan arındırıldığında yüzde 158,2 yükseliş yaşandığı ortaya çıkıyor.

Gıda ve market alışverişinde reel artış enflasyonun altında

Vatandaşın kartlı harcamalarında çeşitli gıda ile market alışverişleri her ne kadar yeni rekorlara imza atsa enflasyondan arındırıldığında harcamalardaki yükseliş nisan ayı enflasyonunun altında kaldı. Merkez Bankası verilerine göre çeşitli gıdaya yapılan kartlı harcama yüzde 110,6 değişim gösterirken reel olarak yükseliş yüzde 23,93 oldu. Yine market alışverişlerindeki harcamalardaki değişim yüzde 106,37 oldu, reel olarak artış yüzde 21,41 olarak hesaplandı.

Elektronik eşya ve bilgisayara kartlı yapılan harcamalarda ise geçen yıla göre reel olarak azalma yaşandı. Elektronik eşya ve bilgisayara yapılan harcamalar geçen yıla göre yüzde 65,5 yükselirken reel olarak yüzde 2,65 azaldı. Giyim ve aksesuarda harcamalardaki reel artış yüzde 14,8, mobilya ve dekorasyonda yüzde 3,95, telekomünikasyon sektöründe ise yüzde 12,95 oldu.

Kredi kartı limit kullanımı 2021 sonunda yüzde 49’dan Martta yüzde 48,1’e geldi

Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu’nda da bireysek kredi kartı borcundaki artışın öne çıktığı belirtilirken tüketici mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışların bireysel kredi kartı borç gelişiminde etkili olduğu değerlendirildi. Raporda pandemi ile birlikte nakit kullanımı azaldığı kartlı alışverişlerin arttığı ve aktif kart kullanıcılarının yükseldiği dile getirilerek şöyle denildi:

“Aynı dönemde gelir artışına dayalı yapılan kart limiti güncellemelerine bağlı olarak müşteri başına limit tutarı yukarı yönlü bir gelişim göstermiştir. 2021 Haziran ayı sonrasında daha belirgin olmak üzere kişi başı kredi kartı borç bakiyesi artmaktadır. Aşılanmanın hız kazanması ve açılma sonrası hızla artan tüketici talebi, enflasyondaki artış ve bireylerin harcama alışkanlıklarındaki değişimlerin kredi kartı bakiye gelişiminde etkili olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan, limit kullanım oranı 2020 yılı ikinci çeyreğinde tam kapanma etkisiyle yüzde 40,8’e gerilerken, 2021 Eylül ayında yüzde 47,5’e yükselmiştir. 2022 yılında ücretlerde yapılan güncellemelere bağlı olarak kart limitlerinde yüksek artışlar gözlenmiştir. Buna bağlı olarak limit kullanım oranı 2021 yılsonunda yüzde 49 seviyesini gördükten sonra mart ayında yüzde 48,1’e gelmiştir.”

Paylaşın