HSBC, Yıl Sonu Dolar/TL Tahminini 19,5’e Yükseltti

HSBC, dolar/TL için yıl sonu tahminini 17,5’ten 19,5’e yükseltti. Kurumun notunda, “Mevsimsel turizm gelirlerinin daha az destekleyici olması ve Avrupa’da resesyon baskısı ile ihracatın zayıflamaya devam etmesiyle Türk lirasının sonbaharda daha belirgin şekilde değer kaybedeceğine inanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

HSBC, son çeyrekte turizm gelirlerinin desteğinin azalmasıyla cari açığın daha da genişleyebileceğine işaret ederek, Dolar/TL tahminini 2022 yıl sonu için 17,5’ten 19,5’e, 2023 ikinci çeyrek sonu için de 18,2’den 21’e yükseltti.

Orta ve Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Kur Stratejisti Murat Toprak imzalı notta, Türk lirasının son aylarda yükselen enflasyonun reel faizleri daha da baskılaması, liralaşma stratejisinin ilk çoşkusunun kalmaması ve cari açığın genişlemesiyle birlikte değer kaybettiğine işaret edildi.

Para politikası duruşunda önümüzdeki dönemde değişiklik olacağına dair bir işaret bulunmadığı belirtilen notta, kur korumalı mevduatın yurt içi yerleşiklerin büyük Döviz alımlarını önlemede rol oynamaya devam ettiği değerlendirmesi yapıldı.

Notta, “Tabii ki destekleyici para politikası ile dolarizasyon arasındaki etkileşim Türk lirası için risk faktörü olmayı sürdürecek ama en azından şimdilik bize göre ana endişe kaynağı değil. Bize göre, Türk lirası için temel makro risk, bozulmanın beklentilerin üzerinde gerçekleştiği ödemeler dengesi dinamikleri ile ilgili.

Rekor seviyelere yakın olan dış ticaret açığı, cari açığı, turizm sektörünün en güçlü olması gereken bir dönemde dahi genişletiyor. Mevsimsel turizm gelirlerinin daha az destekleyici olması ve Avrupa’da resesyon baskısı ile ihracatın zayıflamaya devam etmesiyle Türk lirasının sonbaharda daha belirgin şekilde değer kaybedeceğine inanıyoruz” denildi.

Paylaşın

Reuters: Erdoğan Diplomatik Kazanımlara Oynuyor

Londra merkezi haber ajansı Reuters’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son zamanlardaki diplomatik hareketliliği hakkında “Seçimleri göz önünde bulunduran Erdoğan diplomatik kazanımlara oynuyor” başlıklı dikkat çeken bir analiz yayımlandı.

Analize göre, Erdoğan’ın son zamanlarda elde ettiği tahıl anlaşması, Biden’dan F-16 sözü, bölgesel güçlerle yakınlaşma gibi “diplomatik zaferler,” yaklaşan seçimler için de bir strateji.

Reuters’da yayımlanan analizden öne çıkan satır başları şöyle:

“Tahıl anlaşmasıyla taçlanan bir dizi diplomatik zafer, Türkiye ekonomik krizle boğuşurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı biraz rahatlatıyor.

Erdoğan, yaklaşık 20 yıllık iktidarının en zor seçimlerine hazırlanırken, gözünü de küresel sahneye dikti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeden bir gün sonra miting sırasında “Türkiye siyasi, askeri ve diplomatik açıdan en güçlü dönemini yaşıyor” dedi.

Enflasyonun yüzde 79’a yükselmesi ve TL’nin aralık ayındaki döviz krizi sırasında gördüğü rekor düşüş gibi ekonomik sıkıntılar, ülkenin uluslararası alandaki kazanımlarıyla çelişiyor.

Muhalifler, yüksek enflasyona rağmen faiz indirilmesi ve 2019’dan bu yana üç Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması gibi, cari açığı artıran ve ekonomiyi dış finansmana bağımlı hale getiren Erdoğan’ın alışılmışın dışında ekonomi politikalarını suçluyor. Erdoğan ise, ihracata, üretime ve yatırıma öncelik veren ekonomi politikalarının meyvelerini 2023’ün ilk çeyreğinde vereceğini söylüyor.

Yaklaşan seçimler

Yaklaşık bir asır önce Mustafa Kemal Atatürk’ün modern Türkiye’yi kurmasından bu yana en uzun süre görevde bulunan lider olan Erdoğan, Haziran 2023’e kadar yapılması gereken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle karşı karşıya.

Geçen hafta Metropoll tarafından yapılan bir anket, AK Parti’ye verilen desteğin hafif bir artışla yüzde 33.8’e yükseldiğini tespit etti. Erdoğan, muhalefet partilerinin gevşek bir ittifakıyla karşı karşıya ama anketler onun muhalefet adaylarının arkasında olduğunu gösteriyor.

Seçmenin en önemli endişeleri, ekonominin durumu ve 3,6 milyon Suriyeli mültecilerin varlığı.

Ana muhalefet CHP’nin milletvekili ve Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı olan Erdoğan Toprak, “Hükümet, ülkeyi içine sürüklediği ekonomik felaketi örtbas etmek için dış politikayı araç olarak kullanıyor ve içeride ‘diplomatik zafer’ hikayeleri anlatıyor” dedi. Toprak, Erdoğan’ın diplomatik cephede bile “ülkemizin onurunu zedeleyen ve onu zayıflığa sürükleyen” tavizler verdiğini söyledi.

Bölgesel güçlerle yakınlaşma

Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin aracılık ettiği tahıl anlaşması, Erdoğan’ın Nordik ülkelerinin katılımı konusunda NATO’dan tavizler alması ve Orta Doğu’daki diğer güçlerle yakınlaşmasının ardından geldi.

Erdoğan, haziran ayında ABD Başkanı Joe Biden’dan Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını destekleyeceği sözünü de aldı.

2013’te hükümet karşıtı büyük protestolardan ve 2016’da bir darbe girişiminden sağ kurtulan Erdoğan, ihtiyaç duyulan yabancı fonları çekme umuduyla diğer Orta Doğulu güçlerle bağlarını onarmaya çalıştı.

Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Katar ve Günet Kore; Ankara ile toplam 28 milyar dolarlık swap anlaşması yaptı. Türkiye ayrıca Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail ile ilişkileri geliştirmek için hamleler de yaptı.

AK Partili bir yetkili, “Seçmenler diplomasinin faydalarının farkında. Zaman zaman ekonomiden ya da mültecilerden şikâyet ediyorlar ama etkili bir Türkiye’nin devamı için Erdoğan’a oy verecekler” dedi.

Türkiye, Rus işgalini eleştirerek ve Ukrayna’ya silah sağlayarak bir denge kurmaya çalışırken, Rusya’ya yaptırım uygulama konusunda Batı’ya katılmayı reddediyor ve bu duruşun arabuluculuk çabalarının sonuç almasına yardımcı olduğu belirtiliyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Edirne’den İktidar Mesajı Verdi

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin Edirne’de düzenlediği grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidara hazır olduklarını ifade ederek, “Tek kişinin iradesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bırakmayacağız. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Halkın Cumhurbaşkanı olacak. Birilerinin Cumhurbaşkanı olmaz. Yapacak çok işimiz var. Neyi nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin konuşmasının devamında, “Altı lider de çok iyi biliyor. Bütün mesele bunun zamanlaması. Bununla ilgili çalışmayı da yapıyoruz. Belli bir yere geldikten sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Altı parti farklıyız ama hepimiz bu ülkenin demokratikleşmesini savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, seçildiklerinde ülkeyi Çankaya’dan yöneteceklerini belirterek, “Bizim sarayımız yok. Beyefendiye tahsis edilen 10 tane saray var. Biz, ülkemizi mütevazi Çankaya’dan yönetmek isteriz. Bizim hedefimiz şu, Erdoğan’a da söyledim. Allah aşkına israf haramdır, israf yapma. Bari bir israf genelgesi çıkar. Yetmiyor mu bir uçak sana? Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmamış kadar sarayın var. Ne yapacaksın bu sarayları? Düzelteceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’in tatile girmesinin ardından başladığı grup toplantılarına bu hafta Edirne’de devam etti. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Edirne 8300 yıllık tarihiyle görkemli bir kent. Metrekare başına düşen tarihi eser itibariyle Floransa’dan sonra dünya ikincisi. O nedenle bu kenti bütün dünyaya tanıtmak zorundayız. Türkiye’ye gelen her üç turistten biri Edirne’ye geliyor.

Bugün bir ayçiçeği tarlasına gittik. Çiftçilerle buluştuk, dertlerini kısmen de olsa dinledik. Bir sorunu çözmek istiyorsan sorunu yaşayanı dinleyeceksin. Mazotta sıkıntımız var diyorlar. Gübre de sıkıntımız var diyorlar. İlaçta, tohumda sıkıntı var diyorlar. Ürünü satacağız ya zarar edersek diyorlar. Söyledim, tonunu 16 bin liradan almak zorundadır mevcut iktidar.

Pandemiden sonra tarımın bir stratejik sektör olduğunu bütün dünya öğrendi. Bizi yönetenler tarımı stratejik sektör olduğunu öğrenebildiler mi? Erdoğan iktidarları döneminde 34.5 milyar dolar ayçiçeği ve benzeri ürünlerin ithalatına para verildi.

Trakya topraklarının bölündüğünü de biliyorum. Bu konuda da kaygılar var. Bu bereketli toprakların sanayiye dönüşmemesi lazım. Bu topraklar bizi besleyen topraklar, tarım için korunması lazım.

Akaryakıta zam geldi. Şehirde yaşıyorsanız arabanızı kullanmazsınız. Otobüse, metroya binersiniz. Çiftçi ne yapacak? Tarlaya metroyla mı gidecek? Tarlaya belediye otobüsüyle mi gidecek? Traktörle gidecek. Ona mazotu indirimli vereceksin. KDV’siz ÖTV’siz. Bu konuda Bay Kemal’in sesi var. Açık ve net söylüyorum iktidarımızda çiftçiye mazotu KDV’siz ÖTV’siz kırmızı mazot vereceğiz.

Kadın kardeşlerim için şunu söyleyeyim. Aile Destekleri Sigortasını getireceğiz. Hiçbir evde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Özellikle yoksul ailelerde kadın kardeşlerime söylüyorum. Sizi yaşadığınız evde erkeğe muhtaç etmeyeceğim. Yoksulluğu yenmek için yoksulu afişe etmeyeceksiniz. Sağ elin gördüğünü sol el görmeyecek. İnsanın onurunu koruyacaksınız. Yoksulluk kader değildir. Yoksulluğu yaratan iktidarın politikalarıdır. Aile Destekleri Sigortası, 1971 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosu hayata geçireceğine dair söz vermiş. Niçin bugüne kadar hayata geçmedi? Çünkü yoksulluğu kullanıyorlar, istismar ediyorlar. Bu kardeşiniz diyor ki, ister oy verin ister oy vermeyin hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği Türkiye’yi kesinlikle yaratacağız.

“10 tane saray var”

Bizim sarayımız yok. Beyefendiye tahsis edilen 10 tane saray var. Biz, ülkemizi mütevazi Çankaya’dan yönetmek isteriz. Bizim hedefimiz şu, Erdoğan’a da söyledim. Allah aşkına israf haramdır, israf yapma. Bari bir israf genelgesi çıkar. Yetmiyor mu bir uçak sana? Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmamış kadar sarayın var. Ne yapacaksın bu sarayları? Düzelteceğiz.

Bir devletin erdemle, ahlakla yönetilmesi gerektiğini defalarca söyledim. Bir devlet hukukun üstünlüğü ile yönetilir. Baskı, şiddet ile yönetilmez. Her alanda demokrasi istiyoruz. Devleti ahlakla, bilgiyle, birikimle yöneteceksiniz. Şu anda çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyayız. TBMM’ye bakın. Milletvekillerinin büyük bir kısmı milletin değil, sarayın vekili. Saraydan talimat alıp el kaldırıp indiren insanlar milletin sesi olamazlar.

Sarayın talimatını dinleyen savcı hemen alınır süratle Yargıtay üyesi yapılır. Bir tek kararın altına imzası olmadan AYM’ye seçilir. Bay Kemal de bunu yiyecek… Yemezler. Bu kadar yargıç varken birisi paraşütle gelecek niçin? Sezgin Baran Korkmaz’ı talimatla serbest bıraktılar ya onların ödüllendirilmesi lazım. Nereye üye olursan ol sen yargıçlık yapamazsın. Yargıç vicdanıyla karar veren kişidir. KPSS bunun en basit örneğidir. Olay bu kadar büyümese derhal kapatacaklardı. Dünyanın yolsuzluğu var, beşli çeteler malı götürüyor. Görevlendirsene Devlet Denetleme Kurulu’nu. Görevlendiremez oraya, kendisi de bir parçası çünkü.

Tek kişinin iradesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bırakmayacağız. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Halkın Cumhurbaşkanı olacak. Birilerinin Cumhurbaşkanı olmaz. Yapacak çok işimiz var. Neyi nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Altı lider de çok iyi biliyor. Bütün mesele bunun zamanlaması. Bununla ilgili çalışmayı da yapıyoruz. Belli bir yere geldikten sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Altı parti farklıyız ama hepimiz bu ülkenin demokratikleşmesini savunuyoruz.

Kur korumalı mevduat… ‘Faize karşıyım’ diyor, değil mi? Erdoğan ‘faize karşıyım’ diyor. İlk altı ayda yani bu yılın ilk altı ayında felaket bir tablo var; bankaların kârı milyarları buluyor. Bu yılın ilk altı ayında bankaların kârı yüzde 400. Faiz geliyor, banka ne yapar? Para ticareti yapar, kredi verir, faiz uygular karşılığını alır. Eğer bankalar yüzde 400 ilk altı ayda kar elde ediyorsa… Çiftçi yüzde 400 kar elde ettin mi? Hayır. Esnaf, sanayici, ücretli? Hiçbir meslek grubu yüzde 400 kar elde etmedi. Bankacılık hariç. Yüzde 400 kar. Neymiş? Beyefendi faize karşıymış. Ne yapacaksın? Karşı olduğunu söyleyeceksin, birileri malı götürecek. Sadece bu mu? Hayır. Kur korumalı mevduat. ‘Ekonominin kalbine yerleştirilmiş bombadır’ diyorlar. Bomba değil, atom bombası, atom bombası. Dünyanın parası, beyler götürdüler. Bir; parayı yatırıyorsun, Türk lirası yatırıyorsun. İki; sana güvence veriyorlar. Üç; faiz artarsa, ‘hiç merak etme hiç zararın olmayacak dövizle ödeyeceğiz.’ O garantiyi de sana veriyorlar. Vergi? ‘Senden vergi de almayacağım’ diyor.

“Bizim iktidarımızda öyle döviz garantisi falan filan yok”

Buradan kur korumalı mevduat sahiplerine, yani bir avuç kişiye sesleniyorum. Bizim iktidarımızda; sadece ve sadece faizi alacaklar. Öyle döviz garantisi falan filan yok. Türkiye, sömürge bir ülke değil. Birilerinin sömürge alanı da değil. Bu ülkenin hakkını, hukukunu da sömürü etmeyeceğiz kimseye. Paran varsa bankaya yatırsın, kaç lira faiz götürür koyarsın faizini de alırsın.

Kardeşim sonra döneceksin, sanayiciye gideceksin ‘sen stokçuluk yapıyorsun’ diye suç atacaksın. Stokçuluk yapıyorsun dedikleri reel sektörün, 160 milyar dolarlık açığı var. Para ihtiyacı var. Bunların ekonomiden haberleri bile yok. Ekonomi nasıl yönetilir bunu dahi bilmiyorlar. Bir sanayiciye, ‘stokçu’ denir mi Allah aşkına? Adam üretiyor zaten belli bir stoku olmak zorunda. Üretimin ne olduğunu, stokun ne olduğunu bilmiyorlar. Ama stokçuluğu çok iyi biliyorlar. Ülkenin çözülecek çok sorunu var. Ama biz çözeceğiz. Bundan emin olmanızı isterim. Sanayiciler de özellikle katma değeri yüksek ürün ürettikleri sürece hep yanlarında olacağız.

İktidarımızda ilk bir hafta içinde esnafın bankalardan ve esnaf kefalet kooperatiflerinden aldıkları faizleri sileceğiz. Faiz olmayacak, bir sefere mahsus faizleri sileceğiz. Zaten esnaf battı. Yerine koyamıyor zaten esnaf. Bir de faiz var, sürekli takla attırıyor, sürekli borçlar büyüyor, ödeyemiyor.

Çiftçiye de sözüm var. Çiftçilerin de bankalardan ve tarım kredi kooperatiflerinden aldıkları kredilerin faizlerini sileceğiz. Onların da faizi olmayacak. Bir sefere mahsus olarak silinecek. Dolayısıyla kim üretiyorsa, kim emek harcıyorsa onlardan yana politika izlemeye devam edeceğiz.

Başka? Elbette ki kamunun kendi içinde de sorunları var. Örneğin; dünyada hastanesi olmayan tek ordu, bizim ordumuz. Askeri hastaneleri yeniden açacağız. GATA’yı tekrar şanlı ordumuza teslim edeceğiz.

Başka ne yapacağız? Allah nasip ederse sizlerin takdiriyle iktidar olduğumuzda göreceksiniz. Cumhuriyet döneminde kaybettiğimiz bir yer var. Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu yer. Bunlar kendilerini kahraman ilan ediyorlar. Ya türbeyi kaçırıp, o toprağını terk eden adamı kahraman ilan ettiler. Akıl tutulması var. O türbeyi yerine götüreceğiz. Şanlı bayrağımızı oraya dikeceğiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın.

Buraya bir parantez açalım. Bahçeli ne diyor bunun için Allah aşkına? Ne diyor Bahçeli? Bana kızıyor. Bizim milliyetçiliğimiz öğrenmek istiyorlarsa rahmetli Ecevit’e bakacaklar. Kıbrıs’a bakacaklar. Akdeniz’e bakacaklar, Akdeniz’in sularına bakacaklar. Sen kim; bizim milliyetçiliğimiz, tartmak, ölçmek kim? Süleyman Şah Türbesi kaçınırken, toprak terk edilirken sesin bile çıkmadı. Parantezi kapatalım.

EYT’liler… Biliyorum, sizin sorununuzu biliyorum. EYT sorununu çözecekse, bir kişi çözer. Onun adı da Bay Kemal. Hiç endişe etmeyin.

“Ceplerini dikeceğim”

O malı götürenlerin ceplerini tamamen dikeceğim. Arayacaklar, cep bile yok. Ceplerini dikeceğim, hiç merak etmeyin. Sakın umutsuzluğa kapılmayın. Ülkemiz en zor koşullarda bile başarıyı yakalamış bir ülke. Olağanüstü bir potansiyelimiz var. Gençlerimiz olağanüstü güzel şeylerin altına imza atıyorlar. Spordan tutun bilime kadar çok şey var, çok güzel şeyler yapılıyor. Üniversitelerimizi mahvettiler biliyorum ama üniversiteleri de ayağa kaldıracağız.

Barış akademisyenlerini derhal bir kararnameyle bir hafta içinde görevlerine iade edeceğiz. Bir üniversitede her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır. Bir örnek vereyim, Orta Çağ’da bir adam çıkmış demiş ki ‘beyler dünya yuvarlaktır.’ ‘Vay sen misin?’ Yakalayıp, doğru engizisyon mahkemesine çıkarmışlar. ‘Sen nasıl milyarlarca insan düz diyor, sen nasıl diyebilirsin, dünya yuvarlaktır.’ Milyonlarca kişi mi haklı, bu bir kişi mi haklı? Dolayısıyla bütün aykırı düşüncelere bizim ihtiyacımız var. Hiçbir aykırı düşünceden korkmamak lazım. Düşündükçe insanoğlu geleceği daha sağlıklı kurgular ve daha sağlıklı oluşturur.

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Devlet Planlama Teşkilatını kapattı. Akıl alacak şey değil. Bir kişi, her şeyi bilince; planlamayı da o biliyor. Dua edin ameliyathaneye girmedi, ya bypass yapmaya kalkarsa ne olacak, o da olabilir.”

Paylaşın

İkim Krizi, Virüslerde “Pandora’nın Kutusunun Açılmasına” Neden Olabilir

İklim krizinin oluşturduğu tehlikeler ile hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırmaya göre iklim krizi, dünyada patojenik hastalıkların yarısından fazlasını şiddetlendiriyor.

Toplam 10 iklimsel tehlikeyi konu alan araştırmada bu tehlikelerin incelenen 375 hastalıktan 218’ini, yani yüzde 58’ini şiddetlendirdiği tespit edildi.

Araştırmacılar, incelenen hastalıkların yüzde 16’sında ise bazı iklimsel durumların hafiflemeye yol açabileceğini düşünüyor.

Örneğin Covid-19 yayılımının havanın ısınmasıyla azaldığı söylense de yağış ve sel gibi iklim değişikliğinden kaynaklanabilen diğer tehlikelerle tekrar yoğunlaşabileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar, iklimsel tehlikelerin patojenik hastalıkları binden fazla farklı yolla etkilediğini söylüyor.

Nature Climate Change adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmanın raporunda iklim krizinden etkilenen patojenik hastalıklar arasında zika, sıtma, dang humması, kolera ve Covid-19 gibi hastalıklar bulunuyor.

ABD’ye bağlı Hawaii adalarının başkenti Honolulu’da bulunan Hawaii Üniversitesi ve Wisconsin eyaletindeki Wisconsin Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan çalışmada iklim krizinin oluşturduğu sıcak hava dalgaları, orman yangınları, aşırı yağışlar ve sellerin hastalıkların bulaşıcılığını artırdığı öne sürülüyor.

Raporda küresel ısınma ve yağış modellerindeki değişimlerin hastalık taşıyan sivri sinek, kene ve pire gibi canlıların sayısında artışa yol açtığı belirtiliyor.

Fırtına ve sellerden dolayı ise çok sayıda insanın yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldığı ve bu insanların mecburen patojenlerin yoğun olduğu bölgelere yerleştiği söyleniyor.

Uzmanlar diğer taraftan da iklim krizinin insanların hastalıklarla mücadelesini zorlaştırdığını ifade ediyor. Örneğin kuraklığın hijyen standartlarında düşüşe neden olduğu ve bu yüzden dizanteri, tifo ve ishal gibi çeşitli hastalıkların meydana geldiği belirtiliyor.

Hawaii Üniversitesi’nde coğrafya alanında araştırmacı olan Camilo Mora, insanlığın “hastalıklarda Pandora’nın kutusunu” açtığını ve henüz gün yüzüne çıkmamış hastalıkların iklim krizinin etkileriyle her an harekete geçebileceğini söylüyor.

Mora, birkaç yıl önce Kolombiya’da mevsim normallerinin dışında yağış yaşanmasının ardından kendisinin de chikungunya virüsüne yakalandığını ve kronik ağrı yaşadığını paylaşıyor.

Araştırmacılar, dün yayımlanan araştırmayı bundan 700 yıldan öncesine dayanan delillerin yer aldığı 70 binden fazla akademik çalışmayı tarayarak gerçekleştirdi.

Dünya Sağlık Örgütü de uyarıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2021 yılında yaptığı bir çalışmada iklim krizinin sağlık alanında ve yoksulluğun azaltılması için son 50 yıldır yapılan tüm çalışmaların hiçe sayılmasına neden olacağı konusunda uyardı.

WHO, 2030’dan 2050 yılına kadar sıtma ve ishalin yanı sıra yetersiz beslenme ve ısı stresi gibi hastalıklar nedeniyle normalin 250 bin üstünde kişinin her yıl hayatını kaybedeceğini öngördü.

İklim krizinin dünyada sağlık altyapılarının daha zayıf olduğu bölgeleri yoğun bir şekilde etkilemesi bekleniyor.

Gıda, ulaşım ve enerji alanlarında yapılacak çalışmaların önemini vurgulayan WHO, sera gazı salımlarının bir an önce azaltılması gerektiğini söylüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Mars’taki “Uzaylı Yosununun” Sırrı Çözüldü

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Mars’ta ilk kez 12 Temmuz’da ABD uzay ajansının Perseverance keşif aracı tarafından görülen tuhaf, spagetti benzeri bir madde yumağının ne olduğunu tespit etti.

Biyolojik ya da başka bir şekilde uzaylı kökenli olmayan madde, Şubat 2021’de keşif aracını Mars yüzeyine indiren giriş, alçalma ve iniş (EDL) donanımına ait Dacron ağının birbirine dolanmış bir parçası.

Dacron, genellikle yüksek performanslı yelken bezlerinde kullanılan, reçineye gömülü bir tür sentetik elyaftır fakat NASA’nın blog yazısına göre Perseverance keşif aracında muhtemelen termal koruma battaniyesinin bir parçasıydı.

Blogda, “Söz konusu ağ parçası önemli ölçüde çözülme/parçalanma geçirmiş gibi görünüyor, bu da güçlü kuvvetlere maruz kaldığına işaret ediyor” ifadesine yer verildi.

Ağ, Perseverance keşif aracının inişinden arta kalan ve daha sonra keşif aracının yoluna çıkan ilk enkaz parçası değil.

Haziranda Perseverance, bir kaya çıkıntısına takılmış, muhtemelen EDL’deki termal battaniyenin bir parçası olan parlak folyo benzeri bir madde parçası tespit etti. Ve nisanda Perseverance keşif aracıyla birlikte Mars’a inen Ingenuity helikopteri, kendisini ve Perseverance’ı Kızıl Gezegen’in yüzeyine güvenli bir şekilde getiren EDL’den arta kalan koruyucu kabuk ve paraşütün fotoğraflarını çekti.

Çeşitli iniş takımı kalıntıları Mars’a yumuşak bir iniş yapmanın kaçınılmaz bir sonucudur fakat Perseverance görev ekibi için bir zorluk teşkil edebilir.

Perseverance, Mars’ın daha önce ya da halen doğal yaşam formları içerip içermediğini kesin olarak cevaplayabilecek analizler için 2030’larda toplanıp Dünya’ya gönderilmek üzere Mars yüzeyinden kaya ve toprak örneklerini kazarak çıkarmakla görevli.

NASA, Mars’ın herhangi bir Dünya mikrobuyla kirlenmesini önlemek için fırlatmadan önce Perseverance’ı sterilize etmeye özen göstermiş olsa da keşif ekibinin, EDL’den hiçbir maddenin keşif aracı tarafından çıkarılan örneklerin hiçbirine girmediğinden emin olmak için aracın kameralarını kullanması gerekecek.

Blogda, “Örnek toplama ekipleri, geri dönen örnek kasasının bütünlüğünü sağlamak için olası kirlilik kaynaklarını takip etmeyi de sürdürecek” diye belirtildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

81 İlin Borç Haritası Ortaya Çıktı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) ikinci çeyrek Fintürk verileri banka borçlarının 81 ildeki hızlı artışını ortaya koyuyor. Verilere göre Haziran 2022 itibarıyla toplam kredi kartı harcamaları 284 milyar 801 milyon TL’ye ulaşırken, son bir yılda en hızlı artış gösteren il yüzde 107 ile Konya oldu.

Sözcü’de yer alan habere göre, hem pahalılık hem de alım gücünde azalma nedeniyle kullanımın artmasıyla 81 ilde kredi kartlarında ortalama artış hızı yüzde 85 oldu. Kartların hızlı artışı tüm illerde kendini gösterirken en düşük büyüme oranı yüzde 40.46 ile İstanbul’da gözlendi.

Faizi yüksek olmasına karşın kullanımı artan kredili mevduat hesapları ise toplamda 43 milyar 648 milyar TL’ye yükseldi, KMH’ta en fazla artış gösteren il ise yüzde 87.77 büyümeyle Kilis oldu. 81 ilin ortalama artış hızı yüzde 64’ü bulan KMH’da en düşük artış gösteren il yüzde 42.93 ile Nevşehir oldu. 81 ilin ihtiyaç kredisi toplamı da haziran sonu itibarıyla 499 milyar 284 milyon TL olurken, ihtiyaç kredisinde ise en yüksek artış yüzde 36.26 ile İstanbul’da görüldü.

9 kentte batık üç haneli büyüdü

Borçluluk hızla büyürken, ödenemediği için takibe düşen kredilerin tutarı da BDDK’nın takibe atma esnekliğine rağmen hızla arttı. Haziran 2021 – Haziran 2022 tarihlerini kapsayan bir yılda takipteki bireysel krediler yüzde 57.7 artış gösterdi ve 20 milyar 765 milyon liraya ulaştı. BDDK verilerine göre Hakkari’de takibe düşen alacak miktarı 2021 Haziran ayına göre yüzde 129.40 arttı, Şırnak’ta yüzde 122.49, Bingöl’de yüzde 113.57, Bayburt’ta yüzde 112.60, Van’da ise yüzde 110.45 artış yaşandı. Takipteki alacak artışında ise 7 ilde üç haneli büyüme yaşandı.

İhtiyaçta İstanbul öne çıktı, Hakkari geride kaldı

İhtiyaç kredilerinde 81 ilde görülen ortalama artış oranı yüzde 23 oldu. 500 milyar lirayı bulan ihtiyaç kredilerinin en çok arttığı il yüzde 36.27 ile İstanbul oldu. Onu yüzde 32.74 ile Kocaeli, yüzde 32.16 ile Ankara, yüzde 31.02 ile Tekirdağ, yüzde 30.86 ile Gaziantep izledi. En düşük artış yüzde 9.54 yükseliş ile Hakkari’de görüldü.

Paylaşın

CHP’den Seçim Sonrası Hazırlığı: Bürokrasi Çalışılmaya Başlandı

AKP’nin 20 yıllık iktidarında, siyasi düşünceleri iktidardan farklı olan hiçbir bürokrat görevde kalmadı. Örneğin vali, kaymakam, genel müdürlük, daire başkanlığı, il Emniyet müdürlüğü gibi görevlerde darbe girişimi öncesinde yoğun olarak FETÖ’cü kadrolar bulunuyordu. Darbe girişiminin ardından bir iki yıl farklı düşünceye sahip bürokratlara zorunlu olarak makam verilirken daha sonra bunların da tasfiye edildiği biliniyor. 

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre yapılan bir çalışmada, kamuda kritik görevde yer alan toplam 12 bin bürokratın bulunduğu belirlendi. 6’lı masada yer alan partiler, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi nedeniyle kısa sürede bu kadroların değiştirilmesi gerektiği konusunda fikirbirliği yapmış durumda. Bu amaçla bazı partilerin çalışmaları da bulunuyor.

Çok sayıda AKP’li bürokrat da iktidarın zayıflaması nedeniyle CHP ile bağlantı kurmaya, birtakım bilgileri paylaşmaya başladı. CHP’li kaynaklar, bürokratlardan kendi partilerine yönelmenin daha önce olandan farklı boyutlarda olduğunu kabul ediyor. Ancak seçim sonrasına hazırlıklı olmak için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun isimlerini gizli tuttuğu bazı danışmanları aracılığıyla bürokrasiye ilişkin çalışma yaptırdığı öğrenildi.

İstekler inceleniyor

Bürokratların taleplerinin incelenmesinin yanı sıra Kılıçdaroğlu’nun sürekli dile getirdiği “siyasi görüşe göre değil liyakate göre” ölçüsünün ön plana çıkarılacağı kaydediliyor. Ayrıca CHP’li belediyelerde çalışan güvenilir ve başarılı olmuş çok sayıda bürokratın da bu kapsamda değerlendirileceği, özellikle üç büyük kentin yerel yönetimlerinden bazı bürokratların adının öne çıktığı dile getiriliyor.

Yol haritası komisyonu

CHP, altı parti arasında kurulması planlanan “Yol Haritası Komisyonu”na hazırlık amacıyla kendi bünyesinde aynı isimle bir komisyon oluşturdu. Komisyonda, hukukçu isimler ağırlıklı olarak yer aldı. Muharrem Erkek, Hakkı Süha Okay, Bülent Tezcan, Oğuz Kaan Salıcı ve İbrahim Kaboğlu’nun yer alacağı komisyon, CHP’nin geçiş sürecindeki önceliklerini tespit edecek. Altı parti arasında oluşturulan bu komisyon henüz bir toplantı yapmadı. Öncesinde partilerin yapacağı çalışmaların bu komisyonda ele alınacağı ve geçiş sürecinde nasıl hareket edileceğine ilişkin ölçütlerin belirleneceği kaydediliyor.

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu 153 Milyar TL Arttı

Son 3 ayda vatandaşların bankalara olan borçlarında 153 milyar TL’lik artış yaşandı. Ödenen faiz de 6 ayda yüzde 47,4 oranında artarak 78,9 milyar TL’ye yükseldi. BDDK verilerine göre vatandaşların kredi kartı borcunda da son bir yılda 120 milyar 800 milyon TL’lik artış yaşandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grubu’nun ekonomi raporunda da bankacılık sektöründeki gelişmeler incelendi.

Rapora göre, sektörün toplam aktiflerinin yüzde 74, özkaynaklarının ise yüzde 62,7 oranında arttığı bir dönemde net kârlarındaki artış ise yüzde 400,5’i buldu. Geçen yıl kârı 33,7 milyar TL olan bankalar bu yılın ilk 6 aylık döneminde net olarak 169,1 milyar TL kâr elde etti.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, bankacılık sektörünün net kârını artırmasında iktidarın ekonomi politikalarının önemli rolü olduğuna işaret edilen raporda, şu bilgiler yer aldı:

“Devlet, Kur Korumalı Mevduat’la (KKM) bankaların topladığı 1,1 trilyon TL’lik mevduatın faiz maliyetinin büyük bir kısmını üstlenirken bankalar yüzde 14-17 faiz oranıyla topladıkları bu parayı Hazine’ye, şirketlere ve vatandaşlara çok daha yüksek bir faiz oranıyla borç ve kredi olarak sattı.

Bu yılın ilk 6 aylık döneminde bankaların toplam faiz ödemeleri geçen yıla göre yüzde 43,9 oranında artarken toplam faiz gelirlerindeki artış ise yüzde 99,1 olarak gerçekleşti. Net faiz geliri yüzde 203 oranında artarak 285 milyar TL’yi buldu.

Bankalar kazanırken KOBİ’lerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları haziranda 66,9 milyar lira daha artarak bir trilyon 573 milyar TL kadar yükseldi.

Tarım sektörünün borçları ise haziranda 16,8 milyar TL artarak 224,8 milyar TL’ye yükseldi.

Son 3 ayda yurttaşların bankalara olan borçlarında ise 153 milyar TL’lik artış yaşandı. Ödenen faiz de 6 ayda yüzde 47,4 oranında artarak 78,9 milyar TL’ye yükseldi.”

Kredi kartı borçları

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre yurttaşların kredi kartı borcunda da son bir yılda 120 milyar 800 milyon TL’lik artış yaşandı.

Paylaşın

Türkiye’de Her Üç Çocuktan Biri Aşırı Yoksulluk İçinde

Türkiye’nin “başkanlık sistemi”ne geçişinin ardından artan yoksulluk, çocukları da etkiledi. CHP’li İlgezdi’nin raporuna göre 7 milyon 436 bin derin bir yoksullukla karşı karşıya kaldı. İlgezdi, söz konusu dönemde suça sürüklenen çocukların sayısındaki artışa da dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, hazırladığı “Çocuk Yoksulluğu” raporunu paylaştı. Raporda, “başkanlık sistemi”ne geçişle birlikte ortaya çıkan yoksulluğa işaret edilirken; 2017 yılında 6 milyon 893 bin olan yoksul çocuk sayısının tek adam rejimine geçişle birlikte yüzde 8 artarak, 2021 yılında 7 milyon 436 bine ulaştığı belirtildi.

‘Türkiye’de her 3 çocuktan birinin aşırı yoksulluk içinde’

“2022 itibarıyla Türkiye nüfusunun yüzde 27’sini çocuklar oluşturuyor. Ne var ki iktidarın geleceksizleştirme politikalarının sonucu olarak 22 milyon 738 bin 300 çocuğun yüzde 33’ü yani 7 milyon 436 bini derin bir yoksullukla karşı karşıya kaldı. Bu veri Türkiye’de her 3 çocuktan birinin aşırı yoksulluk içinde hapsolduğu, sefalet ve sömürü çarkı arasında yaşama tutunmaya çalıştığı anlamına geliyor” ifadelerine yer verilen raporda, “Türkiye’nin kaynaklarını 5’li çetenin emrine sunan, para musluklarını sonuna kadar yandaş havuzuna akıtan, halkın alın terini naylon vakıflar aracılığıyla yurt dışına transfer eden Erdoğan rejimi 2017 yılından bugüne her hafta yoksullar ordusuna 2 bin yeni çocuk ekleyerek ülkenin geleceğini kararttı” denildi.

Evrensel’den Damla Kırmızıtaş’ın haberine göre, gelinen noktada tek adam rejiminin her aileye en az bir yoksul çocuk vaat ettiği ifade edilen raporda, “Haziran 2022 verilerine göre yoksulluk sınırının 20 bin lirayı geçtiği Türkiye’de, TÜİK’in makyajlı verilerine göre 2021 yılında geliri 19 bin liranın altında olan 23 milyon 789 bin yoksul bulunuyor. ‘Ben ekonomistim’ diyerek tüm yetkiyi elinde toplayan ve yılda bir milyon 200 bin lira maaş geliri olan Erdoğan, bugün mevcudu 390 bin 960 olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tam 19 kat daha büyük bir yoksullar ordusu yaratarak, sefalet düzeninin de başkomutanı oldu” ifadeleri kullanıldı.

Çocuklar suça sürüklendi

Erdoğan’ın, çocukların “yaşama-gelişme-büyüme” haklarını ortadan kaldıran politikalarda ısrar ettiği vurgulanan raporda, “Yoksulluğun pençeleri bir aileye uzandığında, çocuk haklarının da yaygın biçimde ihlal edilmesine yol açıyor. Suç verileri kara tabloyu gözler önüne seriyor. 2009-2020 yıları arasında 18 yaşından küçük 88 bin 741 çocuk ceza infaz kurumuna girdi. Bu çocukların yüzde 15’ini yani 13 bin 376’sını 15 yaşından küçükler oluşturdu. Siyasetin toplum üzerinde giderek artan baskısı suça sürüklenen çocuk istatistiklerine de doğrudan yansıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği 2014’ten sonra suç işleyerek ceza infaz kurumuna giren çocuk sayısında yüzde 35 artış yaşandı. Ayrıca 2009-2020 yılları arasında ceza infaz kurumuna giren toplam çocuk sayısının yüzde 85’i yani 75 bin 345’i Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği döneme denk geliyor” bilgileri yer aldı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye Ve Rusya Arasındaki Ruble Anlaşmasına İlk Tepki

Türkiye ve Rusya arasında ruble üzerinden yapılan anlaşmaya ABD’den ilk tepki geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin yasadışı Rus varlıkları için güvenli bir liman haline gelmemesi yönünde çağrıda bulunurken “Şu ana kadar Türkiye’de yasadışı Rus parası olduğuna dair bir kanıt yok gibi görünüyor” dedi.

Bloomberg HT’den Ciner Medya Grubu ABD Temsilcisi Ali Çınar’ın sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Soçi’deki görüşmesi sonrası varılan Ruble’li anlaşmaya ilişkin görüşlerini bildirdi.

Açıklamada, “Türkiye’nin Rusya’nın saldırganlığı karşısında Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne güçlü desteğini ifade ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’nın eylemini ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirdiğini hatırlatmak istiyoruz” dendi.

Türkiye’yi yasadışı Rus varlıkları veya işlemleri için güvenli bir liman haline gelmemeye çağırdıklarını da belirten ABD Dışişleri Bakanlığı, “Verileri dikkatle izliyoruz ve şu ana kadar Türkiye’de yasadışı Rus parası olduğuna dair bir kanıt yok gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

“Müttefikleri, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak için enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye yönelik adımlar atmaya teşvik etmeye devam ediyoruz” diyen ABD Dışişleri Bakanlığı, uzun vadede enerji güvenliğini artırma çabalarına yardımcı olmak için Türkiye ile birlikte çalıştıklarını belirtti.

Erdoğan ve Putin’in Soçi’deki görüşmesinin ardından açıklama yapan Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Türkiye’yle gaz tedarikinin konuşulduğunu, ilk aşamada Rus Rublesi üzerinden ödenmesine karar verildiğini açıklamıştı.

Erdoğan da Soçi dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada anlaşmayla ilgili, “Soçi ziyaretinin bir güzel tarafı da şu oldu; Sayın Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık. Ruble noktasında bu alışverişlerimizi yapacağımız için o da tabii Türkiye-Rusya arasında mali noktada ayrı bir güç kaynağı olarak Rusya’ya ve Türkiye’ye inşallah kazandıracak.” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın