Rusya-Ukrayna Savaşı Yeni Bir Aşamaya Giriyor!

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan Ukrayna-Rusya savaşına dair istihbarat raporunda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının yeni bir aşamaya girmek üzere olduğu ifade edildi.

Gazete Duvar’ın aktardığı raporda, “En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” denildi.

İstihbarat raporunda, Rus kuvvetlerinin, Ukrayna tarafından karşı saldırı beklentisiyle veya olası bir saldırıya hazırlık olarak güneyde toplandığı belirtilerek, “Rus askeri kamyonları, tankları, çekili topçu ve diğer silahlardan oluşan uzun konvoylar, Ukrayna’nın Donbas bölgesinden uzaklaşmaya devam ediyor ve güneybatıya yöneliyor” ifadelerine yer verildi.

Raporda, ayrıca, Teçhizatın da ayrıca Rus işgali altındaki Melitopol, Berdiansk ve Mariupol’dan ve Rusya anakarasından Kerç Köprüsü üzerinden Kırım’a taşındığı bildirildi.

800 ila bin askerden oluşan Tabur Taktik Grupları’nın (BTG) Kırım’a konuşlandırıldığı ve neredeyse kesin olarak Herson bölgesindeki Rus birliklerini desteklemek için kullanılacağı belirtilen raporda, “02 Ağustos 2022’de Kırım’a yeni bir BTG konuşlandırıldı ve aynı zamanda BTG’ler Doğu Kuvvetler Grubu’ndan yeniden konuşlandırılıyor. Bunlar büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde Herson bölgesine gönderilecek” denildi.

Raporda, Ukrayna kuvvetleri hedefini, Herson’u Rus işgali altındaki Kırım’a bağlayan stratejik olarak önemli demiryolu hattı da dahil olmak üzere Ukrayna’nın güney bölgelerinde artan sıklıkta köprüler, mühimmat depoları ve demiryolu bağlantılarına odakladığı ifade edildi.

Raporda, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı yeni bir aşamaya girmek üzere. En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

Business Insider’dan Dikkat Çeken Türkiye Analizi

ABD’nin önde gelen medya kuruluşlarından Business Insider, Türkiye-Yunanistan-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hattında yaşanan gelişmeleri mercek altına alarak kapsamlı bir analiz yayınladı.

“ABD yapımı savaş uçakları için teklif savaşı NATO’nun en az arkadaşça üyeleri arasındaki gerilimi tırmandırabilir” başlığının kullanıldığı analizde, “Atina ve Ankara’nın ABD ile farklı ilişkileri var ve iki ülke de farklı yanıt alabilir. İki ülke arasındaki gerilim halihazırda iki NATO müttefiki arasında kırılgan olan ilişkileri daha da bozabilir” denildi.

Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’nun en kıymetli fakat en düşmanca müttefikleri olduğunun belirtildiği analizde, her iki ülkenin de Washington’dan savaş uçağı satın almak istediği hatırlatıldı. Yunanistan’ın 20 adet F-35 satın almak istediği belirtilirken, Türkiye’nin de kısa bir süre önce F-16 ve F-16 modernizasyon kiti satın almak istediğine dikkat çekildi.

Makalede, “Yunanistan’ın savaş uçağı satın alma talebi, Atina’nın Washington’la güvenlik ilişkilerinin giderek büyüdüğü bir dönemde geldi. Türkiye’nin talebi için ise bu satışı desteklediğini söyleyen ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’yi bu satışın ABD’nin ulusal güvenliği için önemli olduğuna ikna etmek zorunda” denildi.

Türkiye ve Yunanistan’ın NATO için stratejik bir noktada olduğuna dikkat çekilirken, “İlişkileri NATO’nun geri kalanından farklı bir yönde gidiyor ve uzun yıllardır devam eden rekabetleri birinin yeni jet alıp diğerinin almaması durumunda daha da kötüleşebilir. Türkiye ve Yunanistan’ın zayıf bir ilişkisi var” denildi.

“Hesaplar değişebilir”

Makalede, her iki ülke arasında çözülmemiş sorunlar olduğuna dikkat çekilirken, “Türkiye’nin diğer NATO üyeleri ve özellikle ABD’yle de ilişkileri kötüleşti. Ankara, F-35 programının parçasıydı fakat Rusya’dan S-400 satın alınmasıyla ABD tarafından bu programdan çıkarıldı” yorumuna yer verildi. Ankara’nın ABD’den olumlu yanıt alamaması durumunda alternatiflere yöneleceği de belirtilirken analizde dikkat çekici bir yorum da yapıldı.

Makalede, “ABD, uzun süredir Yunanistan ve Türkiye’yi destekleyerek düşmanlığı kontrol altına almaya çalıştı çünkü bu iki ülke Avrupa’nın güneydoğusu için önemli bir konumda. ABD’nin tarafsız bir arabuluculuk yapması için çağrılar devam ederken Atina ile gelişen ilişkilerin ve Ankara’yla gerilimin artması Washington’da hesaplamaların değişebileceğine işaret ediyor” yorumu yer aldı.

(Kaynak: Sözcü)

Paylaşın

Altılı Masada Gerginlik Aşıldı: Gelecek Partisi Ve DEVA Partisi Barıştı

Yakız zamanda Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu, “altılı masa dağılıyor mu?” iddialarını gündeme getirmişti. Sorun, CHP’nin devreye girmesiyle çözüldü.

İktidarın Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masada yaşanan sorunlar aşılıyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu çözümlendi. CHP üst yönetiminin devreye girmesiyle sükunetin sağlandığı öğrenildi.

AKP ve MHP’nin Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masadaki bazı partiler “İttifak içinde ittifak” formülünü tartışmaya açtı. Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’ne ortak bir ittifakla seçime gitme önerisi götürdü. DEVA Partisi’nin bu öneriyi reddetmesinin ardından iki parti arasında gerginlik yaşandı.

Davutoğlu’nun demeçlerine de yansıyan gerginlik üzerine CHP üst yönetimi devreye girdi ve iki partinin üst yönetimiyle görüştü.

Görüşmelerin ardından iki partinin karşıt söylemleri dile getirmemesi konusunda uzlaşma sağlandı. Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’e bilgi veren CHP kurmayları, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İktidar iki parti arasındaki tartışmadan medet umuyor. Bu 6 partinin ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi noktasında bir sorun yok. Böyle bir sorun olmayacağını da biliyoruz. Onun dışında alt başlıklarda bazı farklı görüşler olabilir. Ama bunu 6’lı masa dağılıyor diye görmek bazılarının işine geliyor, birilerinin temennisi bu… Böyle bir şey yok.”

Paylaşın

“AK Parti İçin Seçimi Görmek Bile Başarı Olabilir”

Gazeteci Yaşar Aydın, tek adam rejiminin mimarları ve suç ortaklarının bir kısmı Erdoğan’ı terk etmeye hazırlandığını belirterek, çözülmenin bu hızla devam etmesi durumunda AK Parti için seçimi görmenin bile bir başarı olacağını söyledi.

Birgün gazetesi yazarı Yaşar Aydın, siyasetin gündeminde yer alan konularla ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.

Cemaat sonrası AKP ile yeni ittifakın aktörlerini buluşturan kilit isimlerin bugünlerde bir bir ortaya çıktığını dile getiren Aydın, Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının firari şüphelisi Levent Göktaş, organize suç örgütü lideri ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar gibi ‘kriminal’ olarak nitelediği isimleri saydı.

“Her dönem kriminal vakalarla anılanların yanı sıra Cübbeli Ahmet’in de içinde olduğu birçok Nakşi kolu, Perinçek gibi siyasetçiler ve olmazsa olmaz olan iş dünyasının figürleri peşi sıra tam anlaşılmayan açıklamalarla gündeme geliyorlar. Erdoğan eleştirilmese de uygulamaları ve etrafındaki isimleri hedefe konuyorlar” diyen Aydın, şöyle devam etti:

“Her mesele farklı kavgaları ve gerilimleri ortaya çıkarıyor. KPSS skandalını bile AKP ile MHP arasında kavga olarak da yorumlayanların sayısı az değil.

Bu açıklamalar ve gelişmeler bize şunu söylüyor, son 6-7 yıl içinde farklı tarihlerde farklı gerekçelerle bindikleri ve bir rejime dönüşen tren, uçuruma doğru giderken vagonları terk etmeye hazırlanıyorlar.

Tek adam rejiminin mimarları ve suç ortaklarının bir kısmı Erdoğan’ı terk etmeye hazırlanıyor. Perinçek de bunlardan biri. Küçük bir yapının ayrılmasının iktidara etkisinin çok olmayacağı düşünülebilir. Ama unutulmasın ki Perinçek, Cübbeli, Levent Göktaş, aynı zamanda AKP ile eski Türkiye ortaklığını sağlayan önemli zincirlerden bir kaçı.

“AKP için seçimi görmek bile başarı olabilir”

Kurulan bu bağ sayesinde rejim inşa edilebildi. Şimdi zincir kopuyor. Parti içi çatışmanın bu kadar yoğun olduğu, motivasyonun olmadığı aşağıya doğru giden bir parti için bu kopmalar çok hayati. Sırada MHP var. Çözülme bu hızla devam ederse AKP için seçimi görmek bile başarı olabilir.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

KPSS Sorularında “Şifreleme” İddiası

Kamu Personel Seçme Sınavı’ndaki (KPSS) soruların sızdırıldığı iddialarının ardından başlatılan soruşturma sürerken, sınavla ilgili bir iddia daha ortaya atıldı. Eğitim uzmanı Sadık Gültekin Türkçe sorularında ‘şifreleme’ yapılarak cevapların sorulara gizlendiğini öne sürdü.

31 Temmuz 2022 tarihinde düzenlenen KPSS’nin ardından bazı soruların Yediiklim Yayınevi’nin deneme sorularıyla aynı çıkmasının ardından gelen tepkiler üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ÖSYM Başkanı Halis Aygün’ü görevden alarak yerine Bayram Ali Ersoy’u atadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, Emniyet söz konusu yayınevine operasyon düzenledi. ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, 31 Temmuz’da yapılan KPSS oturumlarının iptal edildiğini, 6-7 Ağustos 2022 ve 14 Ağustos 2022’de yapılacak KPSS oturumlarının da ertelendiğini duyurdu.

NTV’de yer alan habere göre; soruşturma devam ederken Eğitim Uzmanı Sadık Gültekin Türkçe sorularında şifreleme yapıldığını öne sürdü.

‘İlk kelime ile son kelimede yapmışlar’

Gültekin, “Şifrelemeyi ilk kelime ile son kelimede yapmışlar. Soruda cumartesi kelimesi geçiyor. 4. soru da C seçeneği Cumartesi C ile başlıyor. Albert Camu da Camu’yu vurguladığımızda vurguda ilk C seçeneği gelir, Doğru cevap C. Vebayı vurguladığımızda da ilk seçenek hangisi ‘veBa’ B. Doğru yanıt B.” dedi.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

Metropoll Araştırma: Millet İttifakı İle Cumhur İttifakı Başa Baş

Metropoll Araştırma şirketinin yaptığı son ankette kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 33,8 en yakın parti CHP’nin oyu yüzde 24,9, İYİ Parti’nin oyu ise yüzde 14,5 oldu. Ankette HDP için yüzde 11,4, MHP için ise yüzde 6,0 oy oranı çıktı.

11-16 Temmuz tarihlerinde toplam 2 bin 91 kişi ile yapılan anket sonucuna göre Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı başa baş gidiyor. Buna göre Cumhur İttifakı yüzde 39,8 Millet İttifakı ise yüzde 39,4 oranında oy alıyor.

Katılımcılara “Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz” sorusu yöneltildi ve ‘kararsızım’, ‘protesto oy’ ile ‘cevap yok’ diyenlerin toplam oranı yüzde 16,7 oldu.

Anket sonuçlarında uzun zamandır Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı’nın oy oranı birbirine oldukça yakın çıkıyor. Bu da HDP oylarının kritik önemde olduğuna işaret ediyor.

MetroPoll Araştırma şirketinin adaylar bazında geçtiğimiz günlerde yaptığı bir diğer ankete göre ise Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanamıyor.

İkinci tura kaldığı takdirde beş potansiyel adayın da gerisinde kalan Erdoğan’ın oyları ilk turda birinci olsa bile yüzde 40’ın altında görünüyor.

Ankette Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş karşısında ikinci turda kaybettiği görülüyor.

Özellikle Mansur Yavaş’ın Erdoğan’ı 16 puan farkla geçmesi dikkat çekiyor. Erdoğan, diğer dört aday karşısında ise yüzde 42.7’yi aşamıyor.

İkinci turda Erdoğan karşısında beş ihtimalli senaryo

Recep Tayyip Erdoğan ile Mansur Yavaş yarışırsa Erdoğan yüzde 37.7, Yavaş yüzde 53.9 alıyor. Bu da 16 puanlık fark demek. Bu yarışta kararsızlar, protestocular ve “Cevabım yok” diyenlerin oranı yüzde 8.4’e iniyor.

Erdoğan ve İmamoğlu yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, İmamoğlu yüzde 48.6 alıyor. Bu sefer kararsızların ve diğerlerinin toplamı yüzde 9.1 oluyor.

Erdoğan ve Akşener yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, Akşener yüzde 46.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı ise yüzde 11.3’e çıkıyor.

En düşük fark Erdoğan-Kılıçdaroğlu yarışında ortaya çıkıyor. Erdoğan yüzde 42.7, Kılıçdaroğlu ise yüzde 45.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı en yüksek seviyesini görerek yüzde 11.9’a ulaşıyor.

Paylaşın

HDP’li Sancar: Kılıçdaroğlu’nun Roboski Ziyareti Değerli

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Roboski ziyareti için “Değerli ama temeldeki Kürt sorununu görmezsek adalet talebi bir süre sonra havada kalır” diye konuştu.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar,  TELE1’de katıldığı programda gündemi değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Roboski Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleriyle görüşmesine değinen Sancar, Kemal Bey’in oraya gitmesi olumlu bir harekettir. Doğrudan doğruya bu kadar ağır bir katliamın mağdurlarıyla bir araya gelmesi değerlidir. Adalet talebini ailelerden duyması ve bende adaletin gerçekleşmesi için uğraşacağım’ diye taahhüt de bulunması önemlidir. Ancak burada adalet nerede ve nasıl sağlanır? Roboski’de 33 kişi bombalar katledildi ve kimse cezalandırılmadı. Bunun temelindeki Kürt sorununu görmezsek adalet talebimiz bir süre sonra havada kalır” diye konuştu.

“Muhalefet daha somut konuşsun”

Muhalafetin yeni bir barış süreci için atılacak adımlar konusunda daha somut konuşması gerektiğini belirten Sancar şunları kaydetti:

Çözüm sürecini bir barış ve toplumsal dönüşüm süreci olarak düşünmek gerekiyor. Silahların susması meselesi doğrudan doğruya örgütle konuşulması gereken bir meseledir. O zaman bunun İmralı’da yürütülmesi herhangi bir yanlışlık içermiyor ama hem HDP’nin hem Öcalan ‘Dar kalmamalı’ diyordu. Yani büyük bir toplumsal bir mutabakatı hedeflemeden böyle ağır sorunları çözmek mümkün olmuyor. Tekrar iyi bir yöntem ve iyi bir mimarlık bir barış süreci inşa edebilirsek bu toplumdan destek alır.

AKP ile kapalı devre bir sürecin başarı şansı olmayacağını defalarca söyledik. Yeni bir barış sürecini tabandan nasıl kurabiliriz buna bakmalıyız. Muhalefet de bunu nasıl yapabileceği üzerinde daha somut konuşsun. Bu iş şuan ki iktidarla çözülecekmişiz darlığından çıkarılmalı. Toplumsal, siyasal geniş bir mutabakat hedeflenerek geleceğe dair bir vaatte bulunmalıyız.

Çözüm sürecinin güvencesini sağlamak için kanun çıkarılması neredeyse 1.5, 2 yıl sürdü. 2014’te esnek bir kanun çıkarıldı. Siz bu güvenceyi hemen çıkaracaktınız. Dolayısıyla o süreçte görev aldı diye yargılanan arkadaşlarımız var. Bu süreçler biraz böyledir pedal çevirmek zorundasınız. Pedalı bırakırsanız bisiklet devrilir. İlk krizde ‘Masadan kalkıyorum’ deme hakkınız yok.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Roboskili Ailelere: Adaleti Sağlayacağız

CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında Roboskili Ailelerle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında daha önce de 28 Şubat mağdurları ve Şenyaşar Ailesi’yle bir araya gelmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında, Roboskili Ailelerle bir araya gelmek için Şırnak’a gitti.

Kılıçdaroğlu’na eşi Selvi Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak ve Uludere Alt Komisyonu’nda çalışmalarına devam eden CHP Ankara Milletvekili Levent Gök eşlik etti.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan Şerafettin Elçi Havaalanı’nda karşılanan Kılıçdaroğlu, Roboski’ye geçti. Yol boyunca askeri zırhlı araçlar ve askerler yoğun güvenlik önlemi aldı.

“Anneler bizden adalet istiyorlar”

Buluşmada Roboskili Aileler adına konuşan Zeki Encü, “Buraya gelmeniz bizi mutlu etti. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmez. 11 yıldır adalet arıyoruz. İktidara geldiğinizde bu sorunu çözmenizi istiyoruz,” dedi.

Ailelerin konuşmalarından sonra açıklama yapan Kılıçdaroğlu “Eğer ülkeye adalet gelecekse bu acının dindirilmesi lazım, olayın aydınlatılması lazım,” dedi. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Ölenler geri gelmeyecek. Ben bunun farkındayım, hepimiz farkındayız. Ama bir şekilde annelerin acılarını dindirilmesi lazım. Anneler hâlâ evlat acısıyla yaşıyorlar ve bizden adalet istiyorlar. Biz bu adaleti sağlayacağız. Olay aydınlatıldıktan sonra ancak helalleşme olabilir. Eğer adaleti sağlarsanız o zaman toplumda kucaklaşmayı, huzuru, barışı sağlamış oluruz.”

“Söz vermekle kalmayın”

Buluşmada söz alan Roboskili Barış Encü ise katliamın hâlâ aydınlatılmadığına ve adaletin tesis edilmediğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Ben Vedat Encü’nün kardeşiyim. Ailelerin hepsi mağdur. Bize yaşama hakkı vermiyorlar. Ben 2018’de bu olay nedeniyle cezaevine girdim ve 3 yıl 8 ay ceza aldım. Dört ay önce cezaevinden çıktım. Çıktıktan sonra Uludere Kaymakamlığı’ndan yardım istedim. Ama bana dedikleri şey, ‘Git tazminatını al, memur ol, kurtul’ oldu. Adalet gelmeden ben nasıl tazminatı alırım?

“Sizden isteğim ve talebim sadece söz vermekle kalmayın. Herkes buraya geldi söz verdi; ama görüyorsunuz annelerin gözü hâlâ yaşlı. Her akşam annem gidiyor yatağa bakıyor, oğlu yok. Türkiye’nin adaleti Roboski’den geçer. Roboski çözülmeden Türkiye’de adalet, kardeşlik olmaz. Kimse bize boş hikâye anlatmasın. Hepimiz neyin gerçek, neyin yalan olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Sadece adalet istiyoruz.”

Açıklamadan sonra Kılıçdaroğlu, heyetle birlikte köyden ayrıldı.

 

Paylaşın

Süper Lig’de 19 Kulübün Değeri 948 Milyon Euro

Süper Lig’de 2022-23 sezonunun ilk maçı, 5 Ağustos’ta İstanbulspor’un Trabzonspor’u konuk edeceği müsabaka ile başlayacak. 1959 yılında başlayan organizasyonda şimdiye kadar 73 farklı takım mücadele ederken, 6 takım şampiyonluğa ulaştı. Geçen yılı Trabzonspor zirvede tamamlamıştı.

Süper Lig tarihinde Galatasaray 22, Fenerbahçe 19, Beşiktaş 16, Trabzonspor 7, Bursaspor ile Medipol Başakşehir 1’er kez şampiyonluk unvanı elde etti.

Bu sezon Süper Lig’de 11 farklı şehirden 19 takım mücadele edecek. İstanbul, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Başakşehir, Kasımpaşa, Fatih Karagümrük, İstanbulspor ve Ümraniyespor olmak üzere 8 takımla ligde temsil edilecek.

Antalya’dan 2 takım başarı için ter dökecek olup Hatay, Sivas, Gaziantep, Giresun, Konya, Ankara, Trabzon ve Kayseri’den de 1’er kulüp Süper Lig’de yer alacak.

Kulüplerin toplam değeri 950 milyon euro

Süper Lig’de 19 takımla oynanacak sezonda kulüplerin toplam değeri de dikkat çekiyor.

Independent Türkçe’den Mehmet Altunkılıç’ın Transfermarkt verilerinden derlediğine göre Süper Lig kulüplerinin bu yılki toplam değeri 948 milyon 350 bin euro.

Ligin en pahalı takımı Fenerbahçe, en mütevazi ekibi ise Ümraniyespor.

Sarı-lacivertliler, takımdaki 38 oyuncusu ve 186 milyon 730 bin euro kadro değeriyle ligin açık ara en pahalı ekibi.

Altay Bayındır 16, Diego Rossi 14,5 ve Joao Pedro ile Attila Szalai 12’şer milyon euro market değerleriyle takımdaki en değerli oyuncular.

Fenerbahçe’yi bu alanda 124 milyon 930 bin euro ile Galatasaray takip ediyor.

An itibariyle 40 oyuncusu bulunan sarı-kırmızılıların en pahalı oyuncusu 16,5 milyon euro ile Kerem Aktürkoğlu.

Genç yıldızı 12’şer milyon euro ile Sergio Oliveira ile Victor Nelsson izliyor.

Geçen sezonun şampiyonu Trabzonspor, 121 milyon 430 bin euro ile kürsünün üçüncü basamağında yer alıyor.

Bordo-mavili ekibin kalecisi Uğurcan Çakır, 18 milyon euro market değeriyle hem takımın hem de Süper Lig’in en değerli futbolcusu konumunda.

Trabzonspor’da ayrıca Abdülkadir Ömür 10,5, Trezeget 10, Anastasios Bakasetas 9,5 milyon euro değerinde.

Bu alanda ezeli rakiplerinden geride kalan Beşiktaş, 94 milyon 330 bin euro ile dördüncü en pahalı kadroya sahip.

Siyah-beyazlılarda yeni transfer Wout Weghorst, 14 milyon euro bedelle takımın en pahalı ismi.

Ersin Destanoğlu 10, Rachid Ghezzal 8,5, Romain Saiss ise 8 milyon euro değerle göze çarpıyor.

En mütevazi ekip Ümraniyespor

Süper Lig’in yeni temsilcisi Ümraniyespor, mütevazi kadrosuyla yakaladığı başarıyla akıllarda yer ediyor.

Geçen sezon TFF 1. Lig’in de en düşük bütçeli ekiplerinden olan İstanbul temsilcisi, Süper Lig’de de bu ünvanını koruyor.

Ümraniyespor, 19 takım arasında 10 milyon euro kadro değerinin altındaki tek takım.

Kulübün en değerli isimleri ise 1,2 milyon euro ile Isaac Sackey ve 1 milyon euro ile Valentin Gheorghe.

Ümraniyespor ile bu sezon Süper Lig’e yükselen İstanbulspor, bir alt ligdeki rakibi gibi mütevazi bir kadroya sahip.

12,5 milyon euro ile Süper Lig’in en düşük bütçeli ikinci takımı konumundaki İstanbulspor’un en değerli oyuncusu 1,5 milyon euro ile Valon Ethemi, 1,2 milyon euro ile İbrahim Yılmaz.

En yaşlısı Sivasspor, en genci Giresunspor

Süper Lig’de mücadele edecek 19 takımın yaş ortalamaları da dikkat çekiyor.

2 oyuncusu bulunan Sivasspor 27,9 yaş ortalamasıyla ligin en yaşlı ekibi konumunda. Sivasspor’u 27,4 ile Antalyaspor, 27 ile Ümraniyespor takip ediyor.

Dört Büyükler’den Fenerbahçe ile Trabzonspor 25,9, Beşiktaş 25,1, Galatasaray’ın yaş ortalaması ise 25 olarak kayda geçti.

Süper Lig’de bu sezonun en genç takımı ise Giresunspor. 23,5 yaş ortalamasına sahip Çotanaklar’ın ardından İstanbulspor (24) ve Alanyaspor (24,1) geliyor.

Paylaşın

JPMorgan’dan Türkiye Raporu: Riskler Yukarı Yönlü

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Türkiye’deki enflasyonun seyrine ilişkin bir bilgi notu yayınladı. TÜİK’in temmuz ayı enflasyon rakamlarının ardından yayınlanan notta, yıl sonu için yüzde 63,1 enflasyon beklentisi korunurken, tahmine yönelik risklerin yukarı yönlü olduğuna dikkat çekildi.

‘Aşırı gevşek’ para politikası, devam eden liranın zayıflaması ve politika güvenirliğinin zayıflaması göz önüne alındığında fiyat baskılarının güçlenmeye devam etmesinin şaşırtıcı olmadığını belirten JPMorgan, yılın kalan bölümünde enflasyonun yüksek kalmasının beklendiğini ifade etti. Söz konusu notta, enflasyona ilişkin şu değerlendirme yapıldı:

“Seçim öncesi politikaların yanı sıra yaklaşan seçimlerin zamanlaması ve sonuçları, enflasyon ve para politikası üzerindeki belirsizliğin ana kaynaklarını oluştururken, seçim sonrası hükümetin politikaları ve ortodoks politikalara dönüşün zamanlaması büyük olasılıkla orta vadede enflasyon sürecinin gidişatını belirleyecek.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verilere göre Temmuz’da enflasyon aylık bazda yüzde 2,37, yıllık olarak yüzde 79,60 arttı. TÜİK, bir önceki ayda Haziran enflasyonunun aylık yüzde 4,95, yıllık da yüzde 78,62 olduğunu duyurmuştu. Temmuz’da yıllık olarak artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 119,11 ile ulaştırma oldu.

En az artış gösteren ana grup yüzde 25,79 ile haberleşme olarak ölçüldü. Aylık bazda ise en az artış gösteren ana grup yüzde -0,85 ile ulaştırma oldu. Artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,98 ile sağlık oldu.

TÜİK, 4 Haziran’daki verilerle birlikte açıklamayı bıraktığı madde sepeti listesini bu ayda da yayımlamadı. Bunun yerine harcama grubu istatistikleri yayımlayan TÜİK’e göre endekste kapsanan 144 temel başlıktan 10 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşti. 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 128 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

“Enflasyon yıl sonu düşecek”

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dün yaptığı açıklamada, enflasyonun ağustosta bir miktar düşeceğini öne sürerek, “Yıl sonunda aralık ayında olağanüstü bir durumla karşı karşıya kalmazsak, petrol fiyatlarının gevşemesiyle, baz etkisiyle düşüş trendine girmiş olacağız” dedi.

Paylaşın